PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. Tutuklu askerler açlık grevine başladı.


Neva
11-06-2013, 00:41
Deniz AYHAN / Sözcü.com.tr İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmekte olan Askeri Casusluk Davası’nın 5 Haziran 2013′te yapılan duruşmasında, davada tutuklu yargılanan muvazzaf subayların tutukluluk hallerinin devamına, oy çokluğuyla-mahkeme başkanının muhalefetine rağmen, karar verildi


Avukatlarının, hukukun üstünlüğüne ve adaletin mutlaka tecelli edeceğine olan inançlarında herhangi bir sarsılma olmaması gerektiğine dair telkinlerine rağmen bir kısım muvazzaf subay, dün açlık grevine başladı.
Askerlerin açlık grevine başlaması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez yaşanmakta olan bir durum olarak değerlendirilirken, Avukat Murat Ergün, sanıklar için tedbir olması gereken tutuklamanın, infaza dönüştüğünü yargısının güçlendiğini bildirdi.


Mahkemede hukuka aykırı olduğu değerlendirilmesi yapılan delillerle yaklaşık bir senedir tutuklu bulunan sanıklar, Türk Milleti’ne seslerini duyurabilmek için bir basın açıklaması yaptı.




Açıklama şöyle:
“Yargının Hukuksuzluğu ve Keyfiliği…
Nasıl bir sürecin içindeyiz?
Davada her şeyin bu kadar açık bir şekilde komplo olduğu belli iken,
Ortada hiçbir somut delil yok iken,
Yargılamada ifade veren biz sanıklara iddia makamı ve mahkeme üyeleri tarafından bir tek soru dahi sorulmazken,
Tamamen itibarsızlaştırmaya ve tasfiyeye yönelik,
Baştan sona hukuksuzluk ile dolu bir utanç sürecinin içindeyiz.
Mücadelemiz neden?
Hak etmedik, masumuz ve hedefiz.
Her şeyden önce insanız, sonra ise ülkesini seven askerler.
Bireysel ve aile olarak hayatımız çalınıyor, özgürlüğümüz gasp ediliyor.
Bugün bizim hayatımız ama ya yarın?
Neden bu hukuksuzluk?
Mesele ben meselesi değildir, mesele insanların yaşam biçimlerine müdahale sonra da vatan meselesidir.
Neden yalnızız?
Herkes sinmiş, daha doğrusu korkutulmuş.
Peki, yarınlar, yani geleceğimiz olan çocuklarımız. Korktukça onlara daha iyi bir ülke mi bırakacağız?
Kader birliği, silah arkadaşlığı!
Biz savunma verirken, ailelerimiz dışında sizce başka kimler vardı?
Soruşturma sonucu kurulan iddianamede 300’den fazla sivil bürokratın da ismi geçiyor.
Onların suçsuz olduğundan kendimiz kadar eminiz. Fakat ileri demokraside neden sadece askerler yargılanıyor?
357 sanık; 316 asker, diğerleri siviller.
Bir kurumdan yıllardır evrak sızıyor, sadık mensupları bu evraklar nedeniyle tutuklanarak tasfiye ediliyor. Bir kurumdan bu kadar evrak sızıyorsa suç kimdedir? Biz suçsuz olduğumuzu biliyoruz, ya siz?
Hukuka saygı…
“Türkiye Cumhuriyeti (T.C.) bir hukuk devletidir. Hukuka inanıyoruz, arkadaşlarımızın en kısa sürede aklanacaklarından hiçbir şüphemiz yoktur.” İfadesini gerçekte hukuka saygının mı, yoksa çaresizliğin ve kolaycılığın bir ifadesi olarak mı görüyorsunuz?
Ortada delil yok, kuvvetli suçlu şüphelisi olarak günümüzün modası askerler var. Önce peşinen tutuklama, sonra sekiz ay boyunca soruşturma… Ancak yine delil yok. Yargılama sürecinde ise; sunulan delillerin, ifadelerin ve savunmaların da bir anlamı yok. Değerlendirmelerde olmayan delillerin, olmayan şüphesiyle ithan edilen suçların üst sınırları dikkate alınıyor. Yani asker için tutuklama tedbir değil, tasfiye için bir araç.
Bundan sonra sıra kimde?
Gelinen aşamada tasfiye edilenlerin sayısı binleri aşıyor, terör örgütü bile şimdiye kadar TSK’ya bu kadar büyük darbe vurup, mensuplarını sindiremedi.
Biz her şeyden önce bir insan olarak hukuk adı altında zulüm görüyoruz. 2013 yılında duruşmalarına başlanan ve bugüne dek tutuklu sanığı olduğumuz 2010/640 numaralı soruşturmada; hukuka ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile güvence altına alınmış olan temel hak ve özgürlüklerimize karşı gösterilen, özensiz fiil ve tutumlar 05 Haziran 2013 tarihinde İzmir 12’nci Ağır Ceza Mahkemesinin (TMK. 10’uncu Madde ile Yetkili) oy çokluğu ile verdiği tutukluluğumuzun devamı kararı ile doruğa çıkmıştır. Şimdiye kadar yaşadığımız hukuksuzlukları çeşitli şekillerde dile getirdik fakat anlaşılamadık. Maruz kalmış olduğumuz bu haksızlığa dikkat çekmek maksadıyla 9 Haziran 2013’den itibaren 5(beş) gün süreyle yemek yemeyeceğiz.
Vazifesini tam yerine getirememiş olanın vicdan yarasına ne mazeretin, ne ilacın şifası deva getirir.
Yüce Türk Milletine…”




Org. Özel'in katıldığı tatbikatta, ekmeklerle mesaj yazıldı!

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ve komutanlar, 06 Haziran 2013 tarihinde 2’nci Zırhlı Tugay Komutanlığı/Maltepe’de icra edilen 1’inci Ordu Komutanlığı Lojistik Tatbikatı’na katıldı.




Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, kurulan çadırda pişirilen yemekleri tek tek denedi. Sahra Çadır’ında pişirilen ekmekten “Mehmetçik Daima Hazır” yazılması başta Org. Özel olmak üzere bütün komutanları duygulandırdı.


http://cdn.sozcu.com.tr/wp-content/uploads/2013/06/ekmek-haber.jpg


http://sozcu.com.tr/2013/gundem/askerler-aclik-grevinde.html


Basbakan bir tatile filan cikip kafasini dinlese biraz, hic fena olmayacak.

Ahlaksız
11-06-2013, 00:59
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel vicdanın yok mu senin?
Ne duruyorsun darbe yapsana..
Millet sokaklarda yatıyor,komutanlar hapiste yatıyor ama sen rahat yatağında nasıl yatıyorsun?!
VİCDANSIZLAR..!

evrensel-insan
11-06-2013, 01:01
Evet bu bilincli kararli azimli bilgili v.s. halk hareketi tum topluma her kesimine her ideoloji ve inancina v.s. yeni bir sorgulama olanagi tanimis ve yeni bir aktivite ve kendince de mucadele ivmesi kazandirmistir.

Cunku kimse bu cagdas harekete istese de kulagini gozunu agzini ve beynini kapatamaz.

Burada onemli olan herkesinhem hareketi hem de kendi beyninde yer etmis tum sorgulanmaz aklin siniri olan degerlerini sorgulamasidir. Yoksa hareketin tarafinda ya da karsitinda olmak en kolayidir ve beyni isletmez sadece yonlendirir.