PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gezi Parki basin aciklamalari


Neva
16-06-2013, 02:22
16 Haziran 2013, Gece 01:20
Mahkeme sonuçlanıncaya kadar Gezi Parkının park olarak kalacağı sözünü veren yöneticiler, Gezi Parkını, İstanbul’u ve ülkemizi savaş alanına çevirdi!
15 Haziran akşam saatlerinde emniyet güçlerinin Gezi Parkı’na yapmış olduğu baskını kınıyor, kadın, çocuk ve yaşlıların parkta olduğu sırada, plastik mermiler, yoğun gaz ve ses bombaları ile yaptıkları saldırının bir insanlık suçu olduğunu bildiriyoruz.
Saldırı an itibariyle başta Taksim Meydanı ve çevresi olmak üzere tüm yurtta devam etmektedir.
Savaş koşullarında dahi görülmeyecek bir şiddetle yapılan saldırı esnasında Gezi Parkı ve Divan Otel’indeki revirler dahi saldırıya uğramıştır. Şu an ülkemizin dört bir yanında ve İstanbul’un her köşesinde halkımız hükümetin bu saldırısını protesto etmekte ve Taksim’e doğru yürümektedir.


Şu an itibarıyla yapılan saldırının bilançosunu tespit etmeye çalışıyoruz. Şimdiye kadar defalarca güvenilirliğini yitirmiş valisinden, emniyetine kadar yapılan açıklamalar inandırıcı değildir. Sayısını henüz tespit edemediğimiz gözaltılar ve yüzlerce yaralı ilk elden tespit ettiklerimizdir. Plastik mermi ile vurulanlar, hastaneye gidemeyen onlarca yaralı vardır.
Dayanışma temsilcilerimizin Başbakan ile yaptığı görüşme akabinde; Taksim Dayanışması bileşenleri bundan sonraki sürecin nasıl şekilleneceğini demokratik ve açık bir biçimde tartıştıkları anlarda bu saldırı gerçekleşmiştir. Parkın içinde nasıl bir planlama yapılacağını kararlaştırmaya çalıştığımız ve Taksim meydanında hiçbir gösterinin olmadığı bir anda yapılan bu saldırı gösteriyor ki; Başbakan’ın niyeti bu ülkede toplumsal kutuplaşmayı arttırmak ve halkını ezerek otorite hırsını tatmin etmektir.


Çünkü Taksim Dayanışması olarak herkese açık olan karar alma süreçlerimizde hepsi de ülkemizin meşru ve yasal emek/meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve bütün gönüllü katılımcılarımız olarak haklı ve insani taleplerimizin takipçisi olacağımızı ilan etmiştik. Aynı zamanda Gezi Parkı’nda çadırlarımızı ve kalış biçimimizi düzenleme faaliyetleri ile meşguldük. Bu tablo gerek sanatçı ve gerekse milletvekilleri tarafından kamu görevlilerine iletilmişken yapılan saldırı, bu ülkede kamu düzeninin bizzat siyasi iktidar tarafından bozulduğunu göstermektedir.


Taksim Dayanışması olarak aşağıdaki çağrıları acil olarak yapıyoruz;
1- Emniyet güçlerinin bu vahşi saldırısı durdurulmalıdır. Bu gece ve yarın olacak olaylardan bütünüyle siyasi iktidar sorumludur.
2- Basın kuruluşları açıklamalarımızın halkımıza duyurulması konusunda yardımcı olmalı, halkına savaş açan bir siyasi iktidarın dezenformasyonundan halkımızı korumalıdır.
3- Bu sert polis müdahalesi sonucunda yaralanan yurttaşlarımızın sağlığından endişeliyiz. Gönüllü hekimlerin engellemesi durdurulmalı, 112 ambulans başta olmak üzere mevcut kamu sağlık kurumları acilen güçlendirilmelidir.
4- İstanbul’un her yerinden on binlerce kişi Taksim’e yürümektedir. Halkımızın bu yürüyüşünün engellenmesi mümkün değildir.
TAKSİM DAYANIŞMASI






http://taksimdayanisma.org/basina-ve-kamuoyuna

xcan
03-07-2013, 18:01
Taksim Dayanışması: 19.00'da Taksim'de basın açıklaması yapacak

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/taskar36_0_0.jpg

Taksim Yayalaştırma Projesinin iptal edilmesinin ardından bu akşam konuya ilişkin Taksim'de bir basın açıklaması yapılacak.
Taksim Yayalastirma Projesi'nin ipral edilmesinin ardından bu akşam saat 19.00'da Taksim'de bir basın açıklaması yapılacak.
Kültür Bakanlığı'nın Gezi Parkı itirazına mahkemeden ret geldi (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/kultur-bakanliginin-gezi-parki-itirazina-mahkemeden-ret-geldi-haberi-75679)
Konuya ilişkin Taksim Dayanışması'nın Twitter'dan yaptığı duyuruda: "Taksim Yayalastirma Projesi yargi tarafindan iptal edilmistir. Bugün saat 19:00'da Taksim Meydaninda basin aciklamasi yapilacaktir" dedi.
İstanbul Mimarlar Odası’nın İstanbul 1. İdare Mahkemesi’nde açtığı, Taksim Yayalaştırma Projesi ve ona dahil edilen Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılmasının önünü açan plan değişikliklerinin iptaline yönelik davada bilirkişi 13 Mayıs’ta raporunu sundu.
Bilirkişi raporunda, ‘‘Dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı değişikliklerinin çevre, kültürel ve doğal miras, kültürel ve ekonomik yapı, teknik altyapı, sosyal donatı, yapı ve sokak dokusu, mülkiyet yapısı, ulaşım, dolaşım sistemi, şehircilik, planlama ve koruma ilkelerine uygun olmadığı, söz konusu planın sadece Taksim Alanı yayalaştırma projesi gibi görünmekle birlikte, plan notlarında Taksim Gezi Parkı’nı da içerdiği ve plan onama sınırı içindeki bir alanın planlamasının sonradan düzenlemek üzere ayrılarak belirsiz bırakıldığı’’ kaydedildi. Raporu 3 hafta inceleyen mahkemenin, kararını 6 Haziran’da verdiği ortaya çıktı.
(soL - Haber Merkezi)http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/taksim-dayanismasi-1900da-taksimde-basin-aciklamasi-yapacak-haberi-75734

evrensel-insan
04-07-2013, 23:51
4 Temmuz 2013

Gezi Parkı'na girme kararı

Taksim Dayanışması, girişi keyfi şekilde yasaklanan Gezi Parkı'na girecek.

GERÇEK GÜNDEM - HABER MERKEZİ / Taksim Dayanışması, girişi keyfi bir biçimde engellenen Gezi Parkı'na girme kararı aldı. Dayanışmayı oluşturan bileşenler, bu akşam yaptığı toplantıda "Keyfi bir tutumla parka girmemiz yasaklanıyor'' dedi.

Taksim Dayanışması'nı oluşturan meslek örgütü ve sendikaların, cumartesi günü saat 19.00'da Gezi parkı önünde buluşacakları öğrenildi.

BELEDİYE İFTAR DÜZENLEYECEK

Öte yandan, mahkemenin kararına rağmen keyfi bir şekilde halka kapatılan Taksim Gezi Parkı Ramazan ayıyla birlikte açılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gezi Parkı'nda iftar hazırlıklarına başladı.

Gerçek Gündem'in edindiği bilgiye göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi parka büyük bir iftar çadırı kuracak ve iftar yemeği verecek. Böylece Ramazan ayının başlangıcı olan 9 Temmuz Salı günü Gezi Parkı halka açılmış olacak. .

evrensel-insan
05-07-2013, 00:01
Taksim Dayanışması: Gezi’ye, parkımızı yeniden herkese açmaya gidiyoruz

4 Temmuz 2013

Taksim Dayanışması herkesi 6 Temmuz Cumartesi saat 19.00′da Taksim’e çağırıyor. Dayanışma bu defa “Parkı yeniden gerçek sahiplerine yani herkese açmaya gidiyoruz” diyorDireniş parklarda forumlarla, sokaklarda, eylemlerde sürüyor. Direnişin simgesi Gezi Parkı ise 15 Haziran’dan beri polis işgali altında. AKP iktidarı ölümlerin, yaralıların hesabını daha vermedi. Günler süren direnişin ardından iktidar ancak Topçu Kışlası’nda “hukuka uyacağız” demişti. 3 Temmuz’da Taksim’deki projelerin tamamının mahkeme tarafından iptal edildiği açıklandı. Polisler ise hala Parkın içinde.

Her cumartesi direnişin 4 temel talebi için Taksim Meydanı’na çağrı yapan Taksim Dayanışması 6 Temmuz buluşmasında “planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ edeceğiz” diyor.

Taksim Dayanışması’nın tam metni şöyle


Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmeye, parkı yeniden gerçek sahiplerine yani herkese açmaya gidiyoruz.

Bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda hala bir aradayız.

Taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz.

Kayıplarımızı anmak, taleplerimizi tekrar hatırlatmak ve hala tüm Türkiye’de yaşanan şiddeti kınamak üzere 6 Temmuz Cumartesi günü saat 19.00’da mahkemenin gerekçeli kararıyla Taksim’de buluşuyoruz.

Yaşasın dayanışmamız…

Her yer Taksim her yer direniş…

Corpse Bride
06-07-2013, 20:41
her defasında aynı şiddetle topluluk dağıtılıyor, recep değişmeyi aklından geçirmediğine göre malum hayali yüzünden, daha büyük katılım için örgütlenilmeli başka türlü sonuç alınacak gibi değil. değerlendirmelerde "tayyip kaybetti" deniyor, umarım başka kimsenin canı yanmaz bu surecte. halkı birbirine kırdırmak isteyen bir başbakan.

evrensel-insan
06-07-2013, 22:01
6 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması bugün 19.00′da yapılması planlanan ama polis terörü nedeniyle yapılamayan basın açıklamasını internet sitesinden yayınladı.




Taksim Meydanında okumamız polis zoru ile engellenen basın açıklamamız kamuoyuna duyurulur.

Buradayız, burada olmaya devam edeceğiz.

Taksim Dayanışması bileşenleri ve Gezi Parkı sürecinde Taksim Dayanışması’na destek veren tüm yurttaşlarımızca sürdürülen mücadelenin haklılığını kanıtlamıştır. Ülkemiz tarihinde görülen en geniş katılımlı demokrasi, kent ve insan hakları mücadelesinin haklılığı yargı kararıyla bir kez daha ispatlanmış, Tarihi Taksim Meydanı ve Gezi Parkının korunması yargı kararıyla da güvence altına alınmıştır.

Buradayız, Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmek için, parkı yeniden gerçek sahiplerine yani herkese açmak için buradayız. Taksimi kimliksizleştiren ve Gezi Parkımıza Topçu Kışlasını dayatan plan değişikliği hakkında Yargı’nın verdiği iptal kararını tebliğ etmek için buradayız. 27 Mayıs 2013 tarihinden beri parkımıza yapılan müdahalenin hukuksuz olduğunu, halka açık bir alanın günlerdir polis tarafından kapalı tutulduğunu tekrarlamak için buradayız.

Yaşam alanlarımıza dair söz söyleme hakkımız olduğu için buradayız.

Afet zamanlarında toplanma yerimiz de olan kamuya ait parkımız günlerdir polis tarafından işgal altındadır. Demokratik hak taleplerimizi dile getirme yerimiz olan meydanımıza ulaşımımız günlerdir engellenmektedir. Hükümet, uygulamalarıyla yaşam alanlarımızı, parklarımızı, meydanlarımızı bize ulaşılmaz kıldı.

Bütün bu baskılara ve şiddete rağmen bizi biz yapan bütün değer ve renklerimizle, sarsılmaz bir sağduyu, direnme gücü, kararlılık ve inanılmaz bir yaratıcılıkla, yaşamın olduğu her alanda hala bir aradayız.

Kayıplarımızı anmak için, hala tüm Türkiye’de yaşanan şiddeti kınamak için ve taleplerimizi tekrar hatırlatmak için buradayız. Ethem için, Mehmet için, Abdullah için buradayız. Gözaltına alınan, tek niyeti parkta buluşmak olduğu halde tutuklanan arkadaşlarımızın serbest bırakılması için buradayız. Ethem’in ölümüne yol açan polis memurunu serbest bırakan adaletsizliği haykırmak için buradayız.

Günlerdir gördük ki, polis şiddetinin olmadığı her an sokaklarımızda, meydanlarımızda, parklarımızda barışçıl yeni bir hayatın tohumlarını serpiyoruz.

Ne medya karartmaları, ne hükümetin keyfi ve hukuk tanımaz uygulamaları ne de bizi birbirimizden koparmayı amaçlayan tutuklamalar, gözaltılar, asılsız karalama kampanyaları içerisinde bulunduğumuz dayanışmayı sonlandıramayacaktır.

Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve vazgeçmeyeceğiz. Bir kez daha hatırlatıyoruz.

Taksim Meydanı’nın ve Gezi Parkının insansızlaştırılmasına yönelik yargı kararı ile de iptal edilen plan ve projelerden, AKM’nin yıkımından vazgeçildiği ivedi olarak açıklanmalıdır.
Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda, toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını,
Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak, halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan; binlerce, insanın yaralanmasına, beş yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumluların görevden alınmasını; gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,
Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılması, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,
Afet zamanlarında da toplanma ve korunma yerlerimiz olan Gezi Park’ı başta olmak üzere halkın kullanımına kapalı bütün parklarımızın bir an önce açılmasını, önemle ve acilen talep ediyoruz.
Yaşasın dayanışmamız.

Her yer taksim her yer direniş.

TAKSİM DAYANIŞMASI

evrensel-insan
07-07-2013, 18:03
Taksim Dayanışması: Ne hükümetin tutumu ne de tutuklamalar dayanışmamızı sonlandıramayacak

7 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması 6 Temmuz’da Taksim Meydanı’nda buluşmaya çalışan halka yönelik polis şiddetini, iktidarın saldırgan tutumunu kınayan yazılı bir açıklama yayınladı.

Taksim Dayanışması açıklamasının tam metni şöyle


Artık Yeter! Aralıksız ve Israrla Sürdürülen Polis Şiddetini Kınıyoruz!

6 Haziran 2013 Cumartesi günü; Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmek; parkımızın açılmasını sağlamak için güle oynaya Taksim’de buluşmaya çalışan yurttaşlarımız yine iktidarın hukuksuz, acımasız şiddet ve saldırısına maruz kalmıştır.
Polisin ortada herhangi bir gerekçe olmadan, tek niyetikamusal alanlarımız olan meydanda parkta buluşmak olan yurttaşlarımıza karşı uyguladığı şiddet 28 Mayıs’tan beri sürdürülen şiddet politikalarının değişmediğini, şiddetin ısrarla sürdürülmek istendiğini göstermektedir.
Gezi Parkı’nın bir gün sonra açılacağını duyurarak tek niyeti parka gitmek olan yurttaşlarımızı engellemek için Polis Şiddetini bir kez daha güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu halka karşı kullananlar dün yaşananların tek sorumlusudur.
Taksim’de polis tarafından, barış içinde Taksim Gezi Parkı’na gitme talebindeki insanlara yapılan acımasız ve insanlık dışı müdahaleyi ve gün boyu devam eden gözaltı şiddetini kınıyoruz.
Ne medya karartmaları, ne hükümetin keyfi ve hukuk tanımaz uygulamaları ne de bizi birbirimizden koparmayı amaçlayan tutuklamalar, gözaltılar, asılsız karalama kampanyaları içerisinde bulunduğumuz dayanışmayı sonlandıramayacaktır.
Bütün dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz.
Taksim Dayanışması
07.07.2013

evrensel-insan
07-07-2013, 20:13
Taksim Dayanışması Basın Açıklaması-7 Temmuz 2013

"Anayasa Madde 34. - Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir."

6 Haziran 2013 Cumartesi günü; Gezi Parkı’nı halka kapatanlara, Taksim Meydanı ve Gezi Parkını kimliksizleştirme, insansızlaştırma ve betonlaştırma planlarının iptaline yönelik mahkeme kararını elden tebliğ etmek; parkımızın açılmasını sağlamak için güle oynaya Taksim’de buluşmaya çalışan yurttaşlarımız yine iktidarın hukuksuz, acımasız şiddet ve saldırısına maruz kalmıştır.

Aylardır bu acımasız şiddet ortamında, bazen işe yaramayacağını bile bile asli görevlerini yapmaya çalışan basın emekçileri de yine bizlerle birlikte bu olağanüstü şiddete maruz kaldılar.

Bütün bunların ötesinde yolda gaz ve TOMA saldırısından kaçmaya çalışan, kendilerini koruyacak malzemeleri bile bulunmayan insanlara, polisin gözünün önünde palalarla saldırıldı. Palalarıyla saldıranlara, polis ses çıkarmazken, önce gözaltına alındıkları açıklandı, bugün ise serbest bırakıldıklarını öğrendik. Bunun yanında tanığız ki; sadece en doğal yaşamsal ve anayasal haklarını kullanmak ve meydanında toplanmak isteyen yurttaşlarımıza değil; kendini korumak için apartmanlara, işyerlerine sığınanlara da binalardan içeriye gaz atılarak şiddet ve apar topar gözaltılar gerçekleştirildi.

Soruyoruz; hangi sebeple ve ne uğruna bu şiddet gerçekleştirildi?

Oysa ki ilk günden bu yana taleplerimiz son derece haklı, yasal ve açıktır. Bu taleplerimizden Gezi Parkı'ndaki Topçu Kışlası'nın inşasını da içeren planlar hakkında, parkımıza ve yaşam alanımıza daha fazla zarar vermeden iptal kararının alınması; Tüm Ülkede yaşanan barış, kardeşlik ve dayanışma ruhu, meydanlarda, parklarda, sokaklarda, evlerimizde bilgisayarlarımızın başında verdiğimiz haklı mücadelenin kazanımlarıdır.

Ancak verdikleri mücadele sırasında beş yurttaşımızın ölümü, binlerce insanın yaralanması, kör olması, gözaltına alınması, tutuklanması ve hergün bunlara yenilerinin eklenmesi nedeniyle yüreklerimiz dağlanmaktadır.

Yaşamsal diğer taleplerimizin hiçbirisi yerine getirilmemiştir. Her geçen gün yaşadıklarımızla bu taleplerimizin haklılığı ve önemi yeniden kanıtlanmaktadır. Biliyoruz ki bütün bu şiddetin sorumluları, haklılığımız karşısında büyük bir acz ve telaş içindedir. Bu nedenle de esasen halka kapatılması suç olan parkın açılış seremonileriyle toplumun gözünü boyamaya çalışmaktadırlar. Parkımız bize kapatılmışken, kentin yöneticileri yerine ironik bir şekilde valinin bu açılışı duyurması, yapılan ve yapılacak tüm temsili gösteriler, bu acizliğin hukuksuzluğunu da derinleştirmektedir.

Bizler 08.07.2013 Pazartesi günü saat 19.00’da kendiliğinden yeşererek yalnızca İstanbul'a değil tüm Türkiye'ye bir demokrasi örneği olarak yayılan forumlarımızın ışığını Gezi Parkı’na da taşımaya kararlıyız. Bütün dünyaya örnek olan Dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Çünkü haklıyız, çünkü kararlıyız.

Her yer Taksim, her yer direniş!

TAKSİM DAYANIŞMASI

evrensel-insan
07-07-2013, 20:29
Taksim Dayanışması Bileşenleri (118)

İstanbul Dişhekimleri Odası
İstanbul Eczacı Odası
İstanbul Tabip Odası
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası
TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
TMMOB Mimarlar Odası
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği
DİSK
KESK İstanbul Şubeler Platformu
Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi
Kültür Sanat Sendikası
Sendikal Güçbirliği Platformu
Beyoğlu Semt Dernekleri Platformu
Boğaziçi Dernekleri Platformu
Emekliler Yaşlılar Hareketi
Filmmor Kadın Kooperatifi (Filmmor)
İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği
İstanbul Halkevi
İstanbul Kültür Forumu
İstanbul SOS Girişimi
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
Kamusal Sanat Laboratuvarı
Karadeniz İsyandadır Platformu
Kent ve Çevre için Haydarpaşa Dayanışması
Lambda İstanbul
Müştereklerimiz
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Özerk Sanat Konseyi
Sanatçılar Girişimi
Sulukule Platformu
Taksim Platformu
Toplumcu Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Meclisi
Üçüncü Köprü Yerine Yaşam Platformu
Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği
Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi
Asmalımescit Derneği
Ataköy Sakinleri Dayanışma ve Çevre Koruma Derneği
Ayaspaşa Derneği
Bedrettin Derneği
Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği
Cihangir Güzelleştirme Derneği
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği
Denge Ekolojik Yaşam Derneği
Galata Derneği
Gazhane Çevre Gönüllüleri
Gülsuyu Gülensu Yaşam ve Dayanışma Merkezi Derneği
İstanbul ODTÜ Mezunları Derneği
Kadının İnsan Hakları – Yeni Çözümler Derneği
Karadeniz Çevre ve Kültür Derneği
Kızıldere Derneği
LGBTT Dayanışma Derneği
Mülkiyeliler Birliği İstanbul Şubesi
Sokak Bizim Derneği
Sosyal Haklar Derneği
Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği
Tarlabaşı Mülk Sahipleri ve Kiracıları Kalkındırma ve Sosyal Yardımlaşma Derneği
Tiyatro Oyuncuları Derneği
Tokatlılar Derneği
Tozkoparan Derneği
Tüketici Bilincini Geliştirme Derneği
Tüketiciyi Koruma Derneği Beşiktaş Şubesi
TÜKODER İstanbul Şubesi
Tüm Restoratörler ve Konservatörler Derneği
Tüm Öğretim Elemanları Derneği İstanbul Şubesi
Türkiye Sakatlar Derneği
Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği
Validebağ Gönüllüleri Derneği
Barış ve Demokrasi Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi
Emek Partisi
Halkın Sesi Partisi
İşçi Partisi
Özgürlük ve Dayanışma Partisi
Türkiye Komünist Partisi
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi
ALINTERİ
BDSP (Bağımsız Devrimci Sınıf Platformu)
DAF (Devrimci Anarşist Faaliyet)
DİP (Devrimci İşçi Partisi)
DSİP (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi)
EHP (Emekçi Hareket Partisi)
EMEK VE ÖZGÜRLÜK CEPHESİ
ESP (Ezilenlerin Sosyalist Partisi)
Greenpeace
HALKEVLERİ
HDK (Halkların Demokratik Kongresi)
I. BÖLGE BİRLEŞİK MÜCADELE PLATFORMU
İFK (İstanbul Fenminist Kollektif)
İŞÇİ CEPHESİ
İŞÇİ KARDEŞLİĞİ PARTİSİ
İŞÇİ MÜCADELE DERNEĞİ
İşçilerin Sesi
Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Der.
KALDIRAÇ
KENT HAREKETLERİ
MÜCADELE BİRLİĞİ
MÜŞTEREKLERİMİZ
NOR ZARTONK
ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi)
ÖSP (Özgürlük ve Sosyalizm Partisi)
PANGEA EKOLOJİ
PARTİZAN
PROLETER DEVRİMCİ DURUŞ
SDP (Sosyalist Demokrasi Partisi)
SOSYALİST FEMİNİST KOLLEKTİF
SYKP (Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi)
TÖPG (Toplumsal Özgürlük Parti Girişimi)
TÜRKİYE GERÇEĞİ
YSGP (Yeşiller ve Sol Gelecek)
KÖZ
AKA-DER – (Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği)
Halk Cephesi
TKP 1920

evrensel-insan
09-07-2013, 21:25
Taksim Dayanışması: “Artık aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz”

9 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması, dün (8 Temmuz) yaşanan polis saldırısı ve aralarında üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili olarak Taksim Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına katılanlar daha sonra Gezi Parkı’na geçti


Taksim Dayanışması bileşenlerinin temsilcileri, basın açıklamasının ardından Gezi Parkı’na geçti.

Taksim Dayanışması, Gezi Parkı’nın iki buçuk saat açık kalmasının ardından halka yönelik polis saldırısı ve aralarında Taksim Dayanışması üyelerinin de bulunduğu çok sayıda kişinin gözaltına alınmasıyla ilgili olarak Hill Otel’de basın toplantısı düzenledi.

Taksim Dayanışması adına basın açıklamasını TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı yaptı. Soğancı polis saldırısını şiddetle kınadıklarını ve gözaltına alınan direnişçilerin serbest bırakılmasını istediklerini söyledi.

TTB Genel Başkanı Özdemir Aktan, Vali’nin ne yapacağını bilemediğini ve bu haliyle mevcut manzaranın sorumlusu vurguladı.

DİSK adına konuşan Genel Sekreter Arzu Çerkezoğlu da, “Bu iş bitmiştir” diyerek hükümetin bastırılamayan bu halk direnişi karşısında yenildiğini kabul etmesi gerektiğini söyledi. Çerkezoğlu, iktidarın mevcut saldırgan çizgisini “akıl dışı” olarak nitelerken, “Böylesi siyasi iktidarların sonu bellidir” dedi.

Mahkeme kararını gizleyenler, Taksim Dayanışması’nı suçluyor

Hill Otel’deki basın açıklamasının ardından Gezi Parkı’na geçildi ve Avukat Can Atalay burada kısa bir açıklama yaptı ve hukuksuzluğun sürdüğünü söyledi. Topçu Kışlası da dahil olmak üzere Taksim projelerinin iptal hükmeden 6 Haziran tarihli mahkeme kararını kamuoyundan gizlediklerine ilişkin iddialara da yanıt verdi. Atalay, mahkeme kararını daha önceden bildiklerine ilişkin iddiaların bütünüyle gerçek dışı olduğunu, kararın 3 Temmuz’da açıklandığını belirtti. Atalay, “Sormak istiyorum. Bu kararı Kadir Topbaş, Tayyip Erdoğan bilmiyordu da, biz mi biliyorduk?” diyerek kararı gizleyen gerçek adrese işaret etti.

Hill Otel’de Taksim Dayanışması adına okunan basın açıklamasının tam metni:


Artık aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz.

Yaklaşık bir buçuk aydır, tüm polis şiddetine, gözaltılara, her türlü baskıya, karalamaya, yalan ve dolana karşı sürdürülen haklı, meşru ve kararlı mücadelemiz sonucunda Gezi Parkı’nın Park olarak kalmasını sağlayanlar, Vali tarafından seremoniyle açılan parka gitmek isterlerken tamamen hukuksuz bir şekilde engellenmiştir. 8 Temmuz Pazartesi akşamı hiçbir uyarı olmadan, İstiklal Caddesi girişinde emniyet güçleri tarafından halkımıza, yine gaz, su, plastik mermi ile saldırılmış ve Taksim Dayanışmasını oluşturan emek/meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilci ve yöneticileri de olmak üzere birçok arkadaşımız, yine valinin talimatıyla ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Hukuk ve yargı kararları, yok sayılmak suretiyle suç işlenmiştir.

Taksim Dayanışması olarak polisin saldırısını ve gözaltıları şiddetle kınıyor; Acilen dün ve daha önceki günlerde keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan vatandaşlarımızın, haklarında hiçbir hukuki işlem yapılmadan serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Günlerdir acizlik içerisinde bu kenti polis şiddeti marifetiyle idare etmeye çalışanlar artık halka yalan söylemeyi bıraksınlar. Yarattıkları her türlü bilgi kirliliğine, karalamaya, iftiraya karşı gerçekler apaçık ortadadır. Buradan tekrar iktidara, bu kentin idarecilerine sesleniyor ve hatırlatıyoruz;

“Gezi Parkı” sizlerin doğa, bilim ve demokrasi karşıtı, rantçı projelerinize karşı halkın, kullandığınız her türlü insafsız şiddetinize rağmen, kararlı ve onurlu mücadelesi ile Park olarak kalmıştır. Orayı var eden de, güzelleştiren de sizler değil, halkın ta kendisidir.

Bu mücadelede maalesef yaralılarımız ve can kayıplarımız vardır ve bu durum sizlerin kolluk kuvvetlerinizin akıl almaz, vicdana sığmaz şiddeti sonucu olmuştur. Dün eli palalılar bugün sokaklarda rahat rahat gezerken, hayatında hiç kimseyi incitmemiş arkadaşlarımız gözaltına alınmaktadır. Sorumluların hiçbiri bugüne kadar hesap vermemiştir. Aksine bu şiddetin gerçek sorumlularını “aklama” yarışına girilmiştir. Tüm Türkiye ve Dünya şunu görmüştür ki, 28 Mayıs’tan bu yana yaşanan bu süreçte, polisin olmadığı günlerde Gezi Parkı ve Taksim’de halkımız dayanışmanın, kardeşliğin, yaratıcılığın, barışın ve demokrasinin en güzel örneklerini sergilemiş, insanların geleceğe dair umutlarını yeşertmiştir. Yurdumuzun dört bir yanında parklarımız ve meydanlarımızda kendiliğinden yeşeren ve ortak irademizi oluşturmak için gerçekleştirilen forumlar; kendi hayatlarımızın kaderini hep birlikte kendimizin belirleyeceği, Türkiye’de gerçek bir demokrasinin inşasına dair hepimize ışık olmuştur. Eğer halen daha Valinin kendisi ile birlikte, tüm bu şiddet ve karanlığın sorumluları Taksim Dayanışmasının bu ısrarlı ve meşru duruşunu anlayamıyor ise söylenebilecek çok fazla şey kalmamıştır.

Taksim Dayanışması bileşenleri ve Gezi Parkı sürecinde Taksim Dayanışması’na destek veren tüm yurttaşlarımızca sürdürülen mücadelenin haklılığı kamuoyunda, yargıda ve diğer tüm alanlarda defalarca kanıtlanmıştır. Her türlü baskı, engelleme, karalama ve zorbalık bizleri, mücadelemizden bir adım bile olsa geriye düşürmeyecek, dayanışmamızı yıldıramayacaktır. Taleplerimizin yani polisin ve idarecilerin ısrarla çiğnedikleri Anayasal haklarımızın takipçisiyiz. Emek, alınteri ve acı ile elde ettiğimiz kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bugün ve bundan sonra, yaşam alanlarımıza dair söz söyleme hakkımız için burada ve her yerde olmaya devam edeceğiz.

TAKSİM DAYANIŞMASI

Sendika.Org

evrensel-insan
09-07-2013, 21:28
Taksim Dayanışması: ‘Gözaltılar serbest bırakılsın’

9 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması, polis saldırıları ve gözaltılarla ilgili bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yapılan gözaltıların hukuksuz olduğu ifade edilirken, gözaltıların bir an önce serbest bırakılması gerektiği belirtildi.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:


Artık aklın, vicdanın, hukukun ve demokrasinin bittiği yerdeyiz.

Yaklaşık bir buçuk aydır, tüm polis şiddetine, gözaltılara, her türlü baskıya, karalamaya, yalan ve dolana karşı sürdürülen haklı, meşru ve kararlı mücadelemiz sonucunda Gezi Parkı’nın Park olarak kalmasını sağlayanlar, Vali tarafından seremoniyle açılan parka gitmek isterlerken tamamen hukuksuz bir şekilde engellenmiştir. 8 Temmuz Pazartesi akşamı hiçbir uyarı olmadan, İstiklal Caddesi girişinde emniyet güçleri tarafından halkımıza, yine gaz, su, plastik mermi ile saldırılmış ve Taksim Dayanışmasını oluşturan emek/meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilci ve yöneticileri de olmak üzere birçok arkadaşımız, yine valinin talimatıyla ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Hukuk ve yargı kararları, yok sayılmak suretiyle suç işlenmiştir.

Taksim Dayanışması olarak polisin saldırısını ve gözaltıları şiddetle kınıyor; Acilen dün ve daha önceki günlerde keyfi ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan vatandaşlarımızın, haklarında hiçbir hukuki işlem yapılmadan serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Günlerdir acizlik içerisinde bu kenti polis şiddeti marifetiyle idare etmeye çalışanlar artık halka yalan söylemeyi bıraksınlar. Yarattıkları her türlü bilgi kirliliğine, karalamaya, iftiraya karşı gerçekler apaçık ortadadır. Buradan tekrar iktidara, bu kentin idarecilerine sesleniyor ve hatırlatıyoruz;

“Gezi Parkı” sizlerin doğa, bilim ve demokrasi karşıtı, rantçı projelerinize karşı halkın, kullandığınız her türlü insafsız şiddetinize rağmen, kararlı ve onurlu mücadelesi ile Park olarak kalmıştır. Orayı var eden de, güzelleştiren de sizler değil, halkın ta kendisidir.

Bu mücadelede maalesef yaralılarımız ve can kayıplarımız vardır ve bu durum sizlerin kolluk kuvvetlerinizin akıl almaz, vicdana sığmaz şiddeti sonucu olmuştur. Dün eli palalılar bugün sokaklarda rahat rahat gezerken, hayatında hiç kimseyi incitmemiş arkadaşlarımız gözaltına alınmaktadır. Sorumluların hiçbiri bugüne kadar hesap vermemiştir. Aksine bu şiddetin gerçek sorumlularını “aklama” yarışına girilmiştir. Tüm Türkiye ve Dünya şunu görmüştür ki, 28 Mayıs’tan bu yana yaşanan bu süreçte, polisin olmadığı günlerde Gezi Parkı ve Taksim’de halkımız dayanışmanın, kardeşliğin, yaratıcılığın, barışın ve demokrasinin en güzel örneklerini sergilemiş, insanların geleceğe dair umutlarını yeşertmiştir. Yurdumuzun dört bir yanında parklarımız ve meydanlarımızda kendiliğinden yeşeren ve ortak irademizi oluşturmak için gerçekleştirilen forumlar; kendi hayatlarımızın kaderini hep birlikte kendimizin belirleyeceği, Türkiye’de gerçek bir demokrasinin inşasına dair hepimize ışık olmuştur. Eğer halen daha Valinin kendisi ile birlikte, tüm bu şiddet ve karanlığın sorumluları Taksim Dayanışmasının bu ısrarlı ve meşru duruşunu anlayamıyor ise söylenebilecek çok fazla şey kalmamıştır.

Taksim Dayanışması bileşenleri ve Gezi Parkı sürecinde Taksim Dayanışması’na destek veren tüm yurttaşlarımızca sürdürülen mücadelenin haklılığı kamuoyunda, yargıda ve diğer tüm alanlarda defalarca kanıtlanmıştır. Her türlü baskı, engelleme, karalama ve zorbalık bizleri, mücadelemizden bir adım bile olsa geriye düşürmeyecek, dayanışmamızı yıldıramayacaktır. Taleplerimizin yani polisin ve idarecilerin ısrarla çiğnedikleri Anayasal haklarımızın takipçisiyiz. Emek, alınteri ve acı ile elde ettiğimiz kazanımlarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bugün ve bundan sonra, yaşam alanlarımıza dair söz söyleme hakkımız için burada ve her yerde olmaya devam edeceğiz.”

Sendika.Org

evrensel-insan
09-07-2013, 23:48
Taksim Dayanışması Çağlayan’a çağırıyor

9 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması tüm halkı gözaltına alınan temsilciler ile dayanışmak için Çağlayan Adliyesi’ne çağırıyor


Basına ve Kamuoyuna çağrımızdır,

08 Temmuz Pazartesi günü; İstanbul Valisi’nin Gezi Parkı’nın halka açıldığı beyanı üzerine Dayanışmamız, halkımızla birlikte aylardır sürdürdüğü meşru ve haklı mücadelesi sonucu kazandığı Parkı’na gitmek istemiş ancak yine polisin olağanlaşan şiddeti ile karşı karşıya kalınmıştır.

Gelişmeleri ve gözaltlılara dair açıklamalarımızı dün gece bu sabah kamuoyuna duyurduk. Şunu baştan belirtmek isteriz ki; Taksim Dayanışması taleplerinden ve kararlılığından vazgeçmeyecektir.

Dayanışmamızın 09 Temmuz Salı günü yaptığı toplantı notlarını basın ve kamuoyu ile paylaşıyor ve dayanışmaya yapılan saldırı, gözaltılar ve sonrasında yaşanan hukuksuzluğa karşı mücadelemizi halkımızla birlikte sonuna kadar sürdüreceğimizi duyuruyoruz.

1- Bu mücadele sürecinde gözaltına alınan ve tutuklu bulunan tüm yurttaşlarımızın serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.

2- Gözaltında olan Dayanışma temsilcilerimizden ve TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesinden Mimar Mücella Yapıcı’nın ev araması; savcı olmadan, atılı suçlama ve ne arandığına dair hiçbir bilgi olmadan yapılmaktadır. Hukuksuzluğa itiraz eden avukatlar ise çevik kuvvet çağrılacağı tehditlerine maruz kalmışlardır. Dayanışma bileşenlerimizden İstanbul Tabipler Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Beyza Metin, HDK Yürütme Kurulu Üyesi Ender İmrek ve Haluk Ağabeyoğlu’nun evlerinde de bu hukuksuz aramaların devam ettiği bilgilerini almaktayız. Basın emekçilerini bu hukuksuzluğu teşhir etmeye ve halkımızı bilgilendirmeye davet ediyoruz.

3- Taksim Dayanışması yalnız değildir. 09 Temmuz 2013 Salı akşamı yurdun ve İstanbul’un dört bir yanında gerçekleşecek forum ve etkinliklerde Dayanışmaya yapılan hukuksuz müdahale halkımızdan hak ettiği cevabı bulacaktır.

4- Saat ve günü daha sonra belirtilmek üzere, Dayanışma temsilcilerimiz adliyeye sevk edildiklerinde halkımızı birlikte durmaya ve tüm gözaltına alınan ve tutuklananlara sahip çıkmaya çağırıyoruz.

5- Dayanışmamızın hem bileşenleri hem de etkinlikleri bütünüyle yasal, meşru, Anayasa dâhilinde ve barışçı niteliktedir. Bu süre içinde haklarımızı kullanmamızı hukuksuz ve zorla engelleyen, kamuoyunu yanıltan, halka şiddet uygulayan bütün kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız.

6- Bu süreç içinde yaptığımız bütün etkinlikleri halkımızla birlikte milyonlar olarak sahipleniyoruz. Eğer parkların, meydanların, kamusal alanların halka açılmasını istemek suç ise kendimizi ihbar ediyoruz. Halka uygulanan şiddetin durdurulmasını istemek suç ise kendimizi ihbar ediyoruz. Başta toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı olmak üzere, Anayasal haklarımızı kullanmak suç ise kendimizi ihbar ediyoruz.

7- Öte yandan, önce masa/sandalye terörü, arkasından inşaat ve kepçelerle ve arkasından polis saldırıları sonucu oluşan Taksim Esnafı’nın mağduriyetinden doğrudan ve açık olarak siyasi iktidar ve onun kamu görevlilerinin suçlu ve sorumlu olduklarını ilan ediyoruz.

8- Beş yurttaşımızın hayatını kaybetmesinden, binlerce insanın yaralanmasından, onlarcasının kalıcı sakatlıklarla karşı karşıya kalmasından doğrudan ve açık olarak siyasi iktidar ve onun kamu görevlilerinin suçlu ve sorumlu olduklarını ilan ediyoruz.

Biz haklı, demokratik ve meşru taleplerimizi savunmaya devam edeceğiz. Gözaltına alıp yargılamaya çalıştığınız Dayanışma Temsilcileri değil, Anayasanın ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin tanıdığı haklar ve özgürlüklerdir. Haklarımız, özgürlüklerimiz ve dayanışmamızdan vazgeçmeyeceğiz. Dayanışma Temsilcilerimizin yanında halkımızla birlikte Çağlayan’da olacağız.

Taksim Dayanışması

http://www.sendika.org/2013/07/taksim-dayanismasi-caglayana-cagiriyor/

evrensel-insan
13-07-2013, 22:35
10 Temmuz 2013
Türkiye tarihinin en önemli yaşam ve demokrasi mücadelelerinden biri olan Gezi Direnişi; her türlü polis şiddetine, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara, sorumluluklarını üzerinden atmaya çalışan idarecilerin mesnetsiz, yalan beyanlarına karşın dayanışmamızın gücüyle büyümeye devam ediyor.

Maalesef bugün yüreğimizi dağlayan bir kara haber daha aldık. Daha onurlu ve güzel bir dünya için mücadele ederken, Eskişehir’de 2 Haziran’da kimlikleri hala tespit edilmemiş eli sopalılar tarafından yaralanan, 8 gündür yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’ı bugün (10 Temmuz) kaybettik. Yaşamsal taleplerimizi dillendirdiğimiz bu süreçte altıncı yurttaşımızı yitirdik. Acımız ve öfkemiz çok büyük. Onları asla unutmayacak ve uğrunda hayatlarını kaybettikleri mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz.

Bilindiği üzere 08 Temmuz Pazartesi akşamı, sürdürdüğümüz mücadelenin bir kazanımı olarak, ironik bir biçimde İstanbul Valisi tarafından açıldığı bildirilen Gezi Parkı’na giderken hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan Taksim Dayanışması temsilcilerimiz, 48 saatlik yasal gözaltı süresi bitmesine karşın halen savcılığa sevk edilmemişlerdir. Buradan bir kez daha belirtiyoruz; bu mücadele sürecinde gözaltına alınan ve tutuklu bulunan tüm yurttaşlarımız serbest bırakılmalıdır.

Dayanışmamızın bugüne kadar yürüttüğü bütünüyle yasal, meşru, demokratik ve barışçıl mücadeleyi, sokaklar ve meydanlarda polis şiddetiyle bastıramayan iktidar, bileşenlerimizin temsilcilerini gözaltına alarak sürdürdüğü saldırılarına gece yarısı operasyonlarıyla, yani Meclisten geçirdiği torba yasayla bir yenisini daha eklemiştir. Tüm yaşam alanlarımıza ve kamuya dönük yağma politikalarına karşı TMMOB ve odalarının yıllardır yürüttüğü mücadeleyi etkisizleştirme yönünde bir adım daha atmıştır. Taksim Dayanışması bileşenlerimize yönelik bu çok yönlü saldırıları tasarlayanlar ve uygulayanlar şunu bilmelidirler ki dayanışmamız, mücadelesinden geri adım atmayacaktır.

Buradan polis şiddeti, gözaltılar, tutuklamalar ve torba yasalarla mücadelemizi sekteye uğratmaya çalışanlara bir kez daha sesleniyoruz; Bütün dünyaya örnek olan dayanışmamızdan, taleplerimizden ve kazanımlarımızdan vazgeçmedik ve asla vazgeçmeyeceğiz.

Geçtiğimiz Pazartesi günü gözaltına alınan dayanışma temsilcilerimize adliyeye sevk edildiklerinde destek olmak, tüm gözaltına alınanlar ve tutuklananlara sahip çıkmak için 11 Temmuz Perşembe saat 11.00’den itibaren Çağlayan Adliyesi’nde buluşuyor ve sürecin sonuna kadar bekleyişimizi sürdürüyoruz.

Çünkü haklıyız, çünkü kararlıyız.

TAKSİM DAYANIŞMASI


evrensel-insan
20-07-2013, 02:10
TAKSİM DAYANIŞMASI BİZİZ, BİZ BURADAYIZ!

19 Temmuz 2013

TAKSİM DAYANIŞMASI BİZİZ, BİZ BURADAYIZ!

TALEPLERİMİZİN TAKİPÇİSİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ

TAKSİM DAYANIŞMASI “SUÇ ÖRGÜTÜ” DEĞİL, BU ÜLKENİN ONURUDUR

Taksim Dayanışması; farklılıkları kucaklayan barışçıl demokratik yöntemlerle taleplerini dile getiren; içinde çevreci, sanatçı, gazeteci ve aydın bireylerin de yer aldığı 124 meslek odası, sendika, siyasi parti, mahalle derneği, taraftar grubu ve inisiyatiften oluşmaktadır. Varlık sebebi daha yeşil, daha yaşanabilir, daha insani, daha demokratik bir kent ve ülke özlemidir. Bu özlemini yerine getirmek için emek harcamaktan, ses çıkarmaktan, mücadele etmekten bir an için bile imtina etmemiştir, bundan sonra da etmeyecektir. Başta Gezi Parkı ve Taksim Meydanının korunması olmak üzere, polis şiddetini uygulayan ve uygulatanların hukuk önünde hesap vermesi ve taleplerinin takibini sürdürecek, karşılanmasında ısrarcı olacaktır.

Taksim Dayanışmasının “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; GEZİ PARKI ile simgeleşen bir toplumsal duyarlılık ortaya çıkmıştır. “Gezi Parkı”; gençlerin yaratıcı zekasıyla, annelerin kucaklayan şefkatiyle, işçilerin emekten gelen gücüyle, kadınların gür sesiyle, LGBT bireylerin biz de varız çığlığıyla, yaşlıların yeniden canlanan hayat enerjisiyle bu ülke demokrasi tarihinde ortadan kaldırılamayacak bir iz bıraktı.

Tüm bu talepler, tüm bu renklilik demokratik ülkelerde bekleneceği gibi karşılanmak yerine ne yazık ki bir “suç örgütü kalıbına” sığdırılmaya, gençler evlerinden alınarak tutuklanmaya, taraftar gruplarından çete çıkarılmaya, Meslek Odası yöneticileri “suç örgütü yöneticisi” suçlamasıyla yargılanmaya çalışılıyor. Diktatöryal rejimlere özgü, darbe dönemlerini anımsatan “polis fezlekesi” esaslı cadı avı, ülkemizin demokrasi tarihi açısından unutulmaz karanlık bir dönem olarak kayda geçmiştir. Gezi Parkı süreci için “darbeye zemin hazırlama metaforunu” kullananların, hepimizin hafızalarında yer alan ev baskınları, keyfi gözaltı, çıplak arama, zorla parmak izi, kötü muamele, polis fezlekesinden iddianame; taraftar grubundan, ünüversite öğrencisinden ve meslek odasından “terör örgütü çıkarma” gibi darbe dönemi yöntemlerine başvurmaları son derece düşündürücüdür…

Birkez daha hatırlatmak isteriz ki, Taksim Dayanışması İstanbul Valisinden Büyükşehir Belediye Başkanına, Başbakan yardımcısından, doğrudan Başbakanına ve Cumhurbaşkanına kadar tüm yetkililerle yurttaşların talep ve beklentilerini iletmek üzere diyalog kurmaya çabalamış, burada bir temsil heyetinden çok talep ve beklentileri yansıtma misyonunu üstlenmiştir. Kurulmuş temaslar ve gerçekleşen davetler sonucunda; Taksim Dayanışması adına 5 Haziran 2013 günü Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’la ve 13 Haziran 2013 gecesi Başbakan R.Tayyip Erdoğan ile görüşmelere katılan meslek odası yöneticilerinin bir ay sonra evlerinin hukuksuzca polis tarafından basılması, üç güne uzatılmış gözaltı süreci yaşatılması ve “suç örgütü yöneticisi” suçlamasıyla tutuklanmaya sevk edilmesi nasıl devlet yönetimi ile karşı karşıya olduğumuzun kaygı verici yansımalarıdır.

Taksim Dayanışması herşeye rağmen hukuki ve meşru talepleri iletmek, diyalog kanallarını geliştirerek demokrasi geleneğine güç katmak için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Tüm süreçlerde yetkililere talepleri iletirken demokratik kamuoyu yaratmak amacıyla kararlı, ısrarlı ama her zaman barışçıl etkinliklere çağrı yapılmış, yurttaşlar meşru demokratik zeminlerde kalmaya davet edilmiştir.

Artık herkesin çok iyi bildiği gibi, Taksim Meydanının insansızlaştırılması ve Gezi Parkının betonlaştırılması şeklindeki düzenleme baştan beri hukuka, mimarlık ve şehircilik ilkelerine aykırı bir plan kararı olarak önümüze çıktı. Buna ilişkin Taksim Dayanışması bileşeni meslek odalarımız tarafından açılan davalarla bu keyfi yaklaşımın hukuksuzluğu ispat edilmiştir. Bu süreçte Yayalaştırma Projesi” adı altındaki girişimin kente yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri olduğunu tüm İstanbullulara anlatabilmek için yüzbinlerce imza toplandı. Taksim Dayanışması tarafından inatla her cumartesi Taksimde ve birçok meydanda imza stantları açıldı. Kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı.

Bütün bu çabalar, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 27 Mayıs günü, keyfi, hukuksuz ve “ben yaparım olur” anlayışı ile Gezi Parkının ağaçlarını kesmeye başlamasıyla bambaşka bir biçime büründü. Parkı ve yaşam alanını koruyan Taksim Dayanışması üyelerine ve duyarlı yurttaşlara şafak vakti operasyonları ile şiddet uygulandı. Kısa sürede bütün yurtta milyonlarca insan bu şiddet karşısında demokratik tepkilerini göstermek üzere alanlara çıktı ve “özel hayatına karışılmaması, düşüncesine saygı gösterilmesi, daha fazla özgürlük ve demokrasi” isteminin somut bir ifadesi olarak Gezi Parkı ile ilgili taleplerin karşılanmasını bekledi.

Tüm Türkiye’de kendiliğinden ve bir yurttaş inisiyatifi olarak gelişen bu tepkiler ne yazık ki karşılığını her yerde gaz bombaları, tazyikli su ve plastik mermi kullanılması şeklinde polis şiddeti ile buldu. Dört gencecik insanımız polisin ateşi ve himayesindeki eli sopalı milislerin sopa darbeleri ile hayatını kaybetti. Polis devleti uygulaması Adana’da genç bir komiserin düşerek hayatını kaybetmesine yol açtı. Onlarca insan kafa travması ve beyin kanaması geçirdi veya sakat kaldı. Öncelikle kaybettiğimiz tüm canların ailelerine başsağlığı, yaralananlara da acil şifa dileklerimizi bir kez daha iletmek istiyoruz. Gencecik insanlarının yakınlarına iktidar sahiplerinin ısrarla başsağlığı dilenmemesini anlaşılmaz ve gayri insani bulduğumuzu hatırlatıyoruz.

Hiç kuşkusuz “demokratik talepler yine demokratik yöntemlerle” karşılanabilir. Toplum olarak öncelikle sorunları, talepleri ve beklentileri algılayan ve çözüm üretmeye dönük adım atan bir kamu yönetimi tutumuna ihtiyacımız var.

Bizler demokratik tepkileri krimalize etme, herkesi suçlu, terörist haline getirerek sorunun yine polisiye güvenlikçi yöntemlerle çözümsüzlüğe doğru evrilmesi çabalarından endişe duymaktayız.

Taksim Dayanışmasından yasadışı örgüt çıkarmaya çalışanlara açıklıkla sesleniyoruz. Taksim Dayanışması, çağrıcıları, bileşenleri, talepleri, basın açıklamaları, etkinlikleri belli, bilinen, aleni, meşru, yasal ve demokratik bir yurttaş ve kurum dayanışmasıdır. Kentine sahip çıkan meslek odalarını, onlarla dayanışma gösteren sendikaları, siyasi partileri, mahalle ve çevre derneklerini, taraftar gruplarını, “suçlu” göstermek ve “suç örgütü” haline getirmeye çalışmak hukuken suçtur ve bu ilkel, çağdışı uygulamalarla Ülke demokrasisi yüzyıl geriye götürülmektedir..

Bu bağlamda bütün kesimleri “hukuka, demokrasiye ve insan haklarına” saygı göstermeye davet ediyoruz…

TAKSİM DAYANIŞMASI

evrensel-insan
21-07-2013, 01:07
Taksim Dayanışması: Beyoğlu halkı, esnafı, çalışanları için buluşuyoruz
20 Temmuz 2013


Taksim Dayanışması, BEYDER’in eylemine destek vereceğini açıkladı

Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği (BEYDER) Beyoğlu’nda sokaklarda masa sandalye yasaklarının ikinci yıldönümü vesilesiyle Pazar günü (21 Temmuz) eylemde.

BEYDER üyeleri esnaf, çalışanlar ve Beyoğlu halkı için 17.00′da Mis Sokak girişinde buluşacak.

BEYDER’in eylemine Taksim Dayanışması da destek veriyor.

Sendika.Org

evrensel-insan
16-08-2013, 20:33
Taksim Dayanışması parklara çağırıyor: 17 Ağustos’u unutmadık, unutturmayacağız!

16 Ağustos 2013


Taksim Dayanışması, büyük depremin 14. yıldönümü nedeniyle 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece “unutmadık, unutturmayacağız” demek ve kaybettiğimiz canları anmak için parklara çağırıyor

“Bu gece her yer Gölcük, her yer Düzce, her yer Van… Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyen Taksim Dayanışması büyük depremin 14. yıldönümü nedeniyle 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece “unutmadık, unutturmayacağız” demek ve kaybettiğimiz canları anmak için parklara çağırıyor

Taksim Dayanışması’nın ilgili açıklamasının tam metni:


Merhaba.

Unutmadık, unutturmayacağız.

Taksim Dayanışması; farklılıkları kucaklayan barışçıl demokratik yöntemlerle taleplerini dile getiren 124′ü aşkın meslek odası, sendika, siyasi parti, mahalle derneği, taraftar grubu ve inisiyatiften oluşmaktadır.

Varlık sebebi daha yeşil, daha yaşanabilir, daha insani, daha demokratik bir kent, ülke ve dünya özlemidir. Ve bu dayanışmanın bileşeni olmak için sadece bir “merhaba” yeterlidir.

Yalansız, dolansız, çıkarsız bir merhaba…

Sahici, umut dolu sıcacık bir “merhaba”…

Bir merhaba ile başlayan bu dayanışma, gençlerin yaratıcı zekasıyla, annelerin kucaklayan şefkatiyle, işçilerin emekten gelen gücüyle, kadınların gür sesiyle, LGBT bireylerin biz de varız çığlığıyla, yaşlıların yeniden canlanan hayat enerjisiyle dünya demokrasi tarihinde onurla anılacak yeni bir sayfa açmıştır.

Ve artık; hak arama ve demokrasi taleplerini dillendiren dünya halklarının üzerine kadın erkek genç yaşlı çoluk çocuk demeden gazla copla panzerle, tomayla plastik mermi ve gerçek mermiyle saldıran, öldüren, tutuklayan ve gölgesinden dahi korkar hale gelen dünyanın her yerindeki üniformalı ve ya üniformasız tüm iktidar sahiplerine her dilde ve hep beraber haykırıyoruz.

Ne kadar güçlü olursanız olun, insanlığın onurlu yüzü dünyamızı aydınlatacaktır. Bunu biliyoruz. buna inanıyoruz ve sadece kendimize ve dünya halklarının dayanışmasına güveniyoruz.

Bu güven ve inançla bıkmadan usanmadan bizleri bir araya getiren taleplerimizi bir kez daha hatırlatıyoruz:

- Taksim ve Kızılay başta olmak üzere Türkiye’deki tüm meydanlarımızda, kamusal alanlarımızda, toplantı, gösteri, eylem yasaklarına ve fiili engellemelere son verilmesini; ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını,

- Taksim Gezi Parkı’ndaki yıkıma karşı direnişten başlayarak, halkın en temel demokratik hak kullanımını engelleyen, şiddetle bastırma emrini veren, bu emri uygulatan ve uygulayan; binlerce, insanın yaralanmasına, altı yurttaşımızın ölmesine neden olan sorumluların görevden alınmasını; gaz bombası ve benzeri materyallerin kullanılmasının yasaklanmasını,

- Ülkenin dört bir yanında direnişe katıldığı için tutuklanan ve gözaltına alınan yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılması, haklarında hiçbir soruşturma açılmayacağına ilişkin açıklama yapılmasını,

- Afet zamanlarında da toplanma ve korunma yerlerimiz olan Gezi Park’ı başta olmak üzere halkın kullanımına kapalı bütün parklarımızın bir an önce ve gerçekten açılmasını, önemle ve acilen talep ediyoruz.

Üstelik, özellikle bugün taleplerimizin yerine getirilmesi her günden daha fazla yaşamsal önem ve haklılık arz etmektedir.

Çünkü bugün 16 Ağustos…

Bu gece 17 Ağustos 1999 büyük Marmara Depreminin 14. yıldönümü…

Ancak aradan koskoca 14 yıl geçmesine karşın henüz etkilerini silemediğimiz 17 Ağustos 1999 depreminin hemen ardından yaşadığımız 12 Kasım 1999 Düzce depremini tekrar yaşatırcasına; Van bölgemiz 9 Kasım 2011 de 5,6 büyüklüğünde bir depremle tekrar sarsılmış ve bu depremde 32 insanımız daha yaşamını kaybetmiştir..

Felaket kapitalizminin kuşatması altında, yağmurların bile felakete dönüşebildiği yurdumuzda yapılan bütün bilimsel ve mesleki uyarılara rağmen, Yerel ve merkezi iktidarlar, kendi siyasal ve ekonomik çıkarlarını korumak ve egemenliklerini sürdürmek adına, yüz binlerce insanı tehlikeye atmaktan hala çekinmiyorlar.

Nükleer tehdidin çok acı sonuçları yaşanan bir dünyada hala nükleer santraller kurmak için inat ediyorlar.

Parklarımız, bostanlarımız, tarım alanlarımız, ormanlarımız, derelerimiz, tepelerimiz yağmaya açılıyor, otopark çatı katlarına ve AVM alanlarına dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu da yetmezmiş gibi fırsat bu fırsattır denilerek deprem olgusu ile insanlar korkutularak dönüşüm projeleriyle yerlerinden ediliyor

Okullarımız, hastanelerimiz, mezarlarımız özelleştiriliyor, rant alanı ilan ediliyor.

1999′daki Değirmendere denizin dibinde dururken, kıyı alanlarımız milyonlarca kare dolgu alanı ilan edilerek, halkımıza kamusal alan, toplumsal alan olarak gösterilmeye çalışılıyor.

Tarihi stadyumlar, sinemalar yıkılıp yerine avm’ler, oteller, rezidanslar, kışla ve saray bozuntuları inşa edilmeye çalışıyor.

Üstelikle yaşam hakkı kadar kutsal bir hakkı savunan insanların üzerine polisler salınıyor, insanlar öldürülüyor, sakat bırakılıyor, tutuklanıyor, gözaltına alınıyor.

Beyoğlu bölgesinin yegane toplanma ve çadır alanı olan Taksim Gezi Parkı vali emri ile keyfi bir şekilde bir açılıyor bir kapatılıyor.

Bu durum hiç bir demokratik ve uygar ülkede kabul edilemez ve etmiyoruz.

%98′i deprem bölgesinde bulunan ve yakın geçmişte on binlerce canını kısa süreli ekonomik ve siyasal çıkarları esas alan kent politikaları nedeniyle kaybetmiş olmanın acısını hâlâ taşıyan bir coğrafyanın insanları olarak bugün özellikle deprem gibi doğal afet ve insan kaynaklı olarak yaratılan afetler sırasında sığınabileceğimiz tek alanlardır parklar ve meydanlarımız.

Ayrıca parklarımız Haziran’dan beri hep beraber yeni bir yaşamı kurmak için filizlenen demokrasi çiçeği forum alanlarımızdır da artık.

Bu akşam 16 Ağustos’u 17 Ağustos’a bağlayan gece unutmadık, unutturmayacağız demek ve kaybettiğimiz canları anmak için bütün gece parklarımızdayız.

Bu gece her yer Gölcük, her yer Düzce, her yer Van…

Unutmadık, Unutturmayacağız,

Taksim Dayanışması

http://www.sendika.org/2013/08/taksim-dayanismasi-parklara-cagiriyor-17-agustosu-unutmadik-unutturmayacagiz/

Erdem Alaca
23-08-2013, 14:44
AKP'li Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan:
Gezi Parkı eylemleri geride kaldı:

Beyoğlu her zaman gündemde olan, her türlü etkinliğin gerçekleştiği bir mekan. Dolayısıyla bu tip protestolar hep Taksim Meydanı'nda oldu ve oluyor. Tabi bundan sonra da yine kendi sesini duyurmak isteyenler olacaktır. Beyoğlu zaten böyle bir yer.

Bugüne bir etkisi var mı peki? Hayır, bugün hayatımıza devam ediyoruz. Belki bir dönem iş maksadını aştığı için Beyoğlu bundan üzüntü yaşadı. Zarar gördü ama bunların hepsi geride kaldı. Yine geleceğine ve güzel günlerine bakıyor.

Haberin tamamını buradan okuyunuz. (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/24577170.asp)

Derler ya aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş, biraz ona benziyor.
Herşey tozpembe, sütlimansa, daha şimdiden stadlardaki "Tayyip İstifa" sloganları niye?

Biraz gerçekçi olun sn. başkan, sizin söylediğiniz kadar basit değil o Gezi Parkı halk ayanlanması.
Önümüzdeki günler çok çok şeylere gebe, kahin olmaya gerek yok bunu görmek için.

Erdem Alaca
23-08-2013, 23:27
72994643
Levent Kırca'dan Gezi Parkı, Duran Adam Eylemleri, Büyük Usta'nın sanata bakışı, memleketin diğer sanatçıları, vb. konularla ilgili yaptığı değerlendirmelerden kesitler.

evrensel-insan
07-09-2013, 21:08
Direnişçiler buluşuyor: Adalet ve özgürlük için Eylül’de gel!

7 Eylül 2013


Anadolu yakası park forumlarının öncülüğünde 15 Eylül’de saat 15.00′da Kadıköy’de “ Adalet ve Özgürlük için Eylül’de Gel” başlığıyla düzenlenecek Forumfest için hazırlıklar sürüyor. Forumfest’i örgütleyen direnişçiler İstanbul’daki tüm diğer forumları, Haziran İsyanı’nda AKP iktidarına karşı sokağa çıkan herkesi konsere katılmaya çağırıyor.

ODTÜ direnişi ile tetiklenen AKP’nin “Eylül sendromu”na cevabı direnişçiler veriyor, adalet ve özgürlük için mücadeleye devam!

Forumlardan katılımcıların örgütlediği festivalde Marsis, Cenk Taner, Ceylan Ertem, Yeni Türkü, Bulutsuzluk özlemi, Grup Yorum, Kardeş Türküler ve Hayko Cepkin sahne alacak.

Direnişçiler herkesi #eylüldegel etiketi ile sosyal medyada çağrı yapmaya, neden “Eylül’de gel” dediklerini yazarak çektirdikleri/çektikleri fotoğrafları cagriniyolla@gmail.com adresine göndermeye çağırıyor.

Birçok aydın ve sanatçı da çektikleri fotoğraflarla #eylüldegel çağrısını büyütüyor. Festival çalışmaları Forumfest facebook sayfasından takip edilebilir

Forumfest’i örgütleyenlerin çağrısı şöyle


“ADALET ve ÖZGÜRLÜK için EYLÜL’DE GEL!”

Ülkemiz tarihinin en önemli yaşam ve özgürlük mücadelelerinden Gezi Direnişi; her türlü polis şiddetine, hukuksuz gözaltı ve tutuklamalara, medyanın yalanlarına ve iktidarın itibarsızlaştırma saldırılarına karşın dayanışmanın gücüyle sürmektedir.

Gezi Direnişi ile açığa çıkan toplumsal duyarlılık, direniş ve dayanışma pratiği, Park Forumlarıyla birlikte yeni bir boyut kazanmış, ülkenin dört bir yanında parklar; toplumsal-siyasal sorunları tartıştığımız, çözümler üretmeye dönük kolektif aklı ve enerjiyi devreye soktuğumuz, dayanışma eylem ve faaliyetlerini yükselttiğimiz alanlar haline gelmiştir.

Anadolu Yakası Park Forumları olarak Eylül ayını “Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam!” sloganı ile karşılıyoruz. Çok harfli bir alfabenin farklı sesleri olarak Eylül’ü sokakta karşılayacağız. Gençler yaratıcılıklarıyla, anneler kucaklayan şefkatiyle, işçiler üretimden gelen gücüyle, kadınlar gür sesiyle, halklar tüm renkleriyle, taraftar grupları cüretiyle, LGBT bireyler biz de varız çığlığıyla, yaşlılar yeniden canlanan hayat enerjisiyle… Direniş ve dayanışma ruhuyla, özgürlüğe duyduğumuz özlemle sokaklarda olacağız.

Parklarımızın, meydanlarımızın ve yaşam alanlarımızın yağmalanmasına geçit vermemek,

Polis şiddeti sonucu öldürülen, gözünü kaybeden, yaralanan arkadaşlarımızı unutturmamak, şiddetin sorumlularından hesap sormak,

Gezi Direnişi tutsaklarına özgürlük talebimizi haykırmak,

Ülkenin tüm meydanlarında toplantı, gösteri ve eylem yasaklarına son demek için,

15 Eylül Pazar günü Kadıköy’de “ADALET ve ÖZGÜRLÜK için EYLÜL’DE GEL!” ismiyle kitlesel bir festival gerçekleştireceğiz. Sen de katıl.

http://www.sendika.org/2013/09/direnisciler-bulusuyor-adalet-ve-ozgurluk-icin-eylulde-gel/

evrensel-insan
13-09-2013, 23:28
AKP’den hesap sormaya #Eylüldegel

13 Eylül 2013


Anadolu yakası park forumlarının çağrısı ile birlikte İstanbul’daki tüm park forumların da”Adalet, özgürlük ve barış için #Eylüldegel” sloganıyla örgütlemeye başladığı ForumFest, Antakya’da direnişçi Ahmet Atakan’ın öldürülmesi ve tüm illerde polis şiddetinin yoğunlaşması üzerine içeriğini yeniden yapılandırdı. Direnişçiler ve direnişe destek veren sanatçılar 15 Eylül saat 15.00′da Kadıköy ruhtım’da öldürülen direnişçileri anmak ve AKP’den hesap sormak için buluşuyor. Ayrıntılar için www.facebook.com/Forumfest

İstanbul’un dört bir yanında Haziran İsyanı’nda sokağa çıkanlar 15 Eylül Pazar günü saat 15.00′da Kadıköy Rıhtım’da buluşuyor yaşamını kaybeden direnişçileri anıyor, AKP’den hesap soruyor. Bu büyük etkinliğe Marsis, Cenk Taner, Ceylan Ertem, Yeni Türkü, Bulutsuzluk Özlemi, Grup Yorum, kardeş Türküler, Hayko Cepkin, Ozbi, Praksis, Özge Kutucularoğlu, Boğaziçi Jaz Korosu’da katılıyor. Şarkılarıyla direnişe destek veriyor.

ForumFest’i örgütleyenlerin yayınladığı çağrı şöyle;


Eylül’ü Adalet, Özgürlük ve Barış talebimizle sokakta karşılıyoruz. Ethem’in, Mehmet’in, Abdullah’ın, Medeni’nin, Ali İsmail’in, Ahmet’in katillerinden hesap sormak, halka yönelik uygulan polis şiddetine son vermek ve sorumlularını yargı önüne çıkartmak için, doğanın, parklarımızın, meydanlarımızın yağmalanmasına izin vermemek için, direnişi büyüterek halk düşmanı AKP’yi alaşağı etmek için 15 Eylül Pazar saat 15.00′de Kadıköy İskele Meydanı’nda gerçekleştireceğimiz mitinge herkesi ellerinde karanfilleriyle kaybettiğimiz yoldaşlarımızın hesabını sormaya çağırıyoruz.
“Adalet, Özgürlük ve Barış İçin Eylül’de Gel!”

http://www.sendika.org/2013/09/akpden-hesap-sormaya-eyluldegel/

evrensel-insan
21-09-2013, 23:43
Taksim Dayanışması: ‘İddialar asılsız, soruşturmalar hukuksuzdur’
21 Eylül 2013

Taksim Dayanışması, Gezi Parkı eylemleri sırasında Tayyip Erdoğan’la görüşme yapan temsilcilerinden 6’sı hakkında verilen ‘zorla ifadeye getirilme’ kararına yönelik bir açıklama yayımladı

Taksim Dayanışması’nın açıklamasında, gerçek suçluların ödüllendirilirken demokratik tepkilerin ortaya konması için çaba gösteren dayanışma temsilcilerinin; asılsız suç isnatları, düzmece soruşturma dosyaları, ‘zorla ifade’ talimatlarıyla sindirilmek istendiğini belirtildi. Açıklamanın tam metni şöyle:

BASINA ve KAMUOYUNA,

Taksim Gezi Parkı’nda 27 Mayıs 2013 tarihinde başlatılan kaçak inşaat nedeniyle tarihi ve doğal değerimiz olan parkı ve ağaçları tahrip eden hukuksuz ve vandalca uygulamayı durdurabilmek için çabalayanlara uygulanan şiddetin ardından; Taksim Dayanışması’nın “sağlıklı kentleşme ve yaşanılır kent” talebi, ülkenin milyonlarca yurttaşının daha fazla özgürlük ve daha fazla demokrasi talebiyle birleşmiş; GEZİ PARKI ile simgeleşen toplumsal bir duyarlılık ortaya çıkmıştır.

Bu haklı ve barışçıl tepkiler sonucunda Taksim Dayanışması temsilcileri hakkında hukuksuz gözaltı süreçleri ile başlatılan soruşturma devam ederken; Savcılık, TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu, TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Şubesi çalışanı mimar Derya Karadağ, Beyoğlu Semt Dernekleri Sözcüsü Cem Tüzün ve KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan’ın ifadesinin alınması için talimat vermiştir.

27 Mayıs tarihinden bugüne yaşanan polis şiddetinin ve bu şiddet sonucunda hayatını kaybeden ve yaralanan arkadaşlarımızın failleri, gerçek suçlular hakkında hukuk kurallarına uygun herhangi bir soruşturma ve yargılama yapılmazken; Taksim Dayanışması temsilcileri gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmayan imalara, suçlamalara, ve soruşturmaya tabi tutulmak istenmektedir.

Gerçek suçlular ödüllendirilirken, yaşamı ve yaşam değerlerini savunmak için barışçıl yöntemlerle, demokratik tepkilerin meydanlarda ve kamusal alanlarda ortaya konulmasında yetkililer tarafından yaratılan şiddet ortamının sona ermesi için hassasiyet ve çaba gösteren Taksim Dayanışması temsilcileri; asılsız suç isnatları ile, düzenlenen düzmece soruşturma dosyalarında hiçbir suç isnadı bulunmadığı halde, ifadeleri alınmak üzere talimatlar düzenlenerek sindirilmek istenmektedir.

Taksim Dayanışması her şeye rağmen hukuki ve meşru talepleri iletmek, diyalog kanallarını geliştirerek demokrasi geleneğine güç katmak için elinden geleni yapmaya devam edecektir.

Taksim Dayanışması’ndan suç örgütü çıkarmaya çalışarak kendi hukuksuzluklarının üzerini örtmeye çalışanlara açıklıkla ve bir kez daha sesleniyoruz:

Taksim Dayanışması, çağrıcıları, bileşenleri, talepleri, basın açıklamaları, etkinlikleri belli, bilinen, aleni, meşru, yasal ve demokratik bir yurttaş ve kurum dayanışmasıdır. Kentine sahip çıkan meslek odalarını, onlarla dayanışma gösteren sendikaları, siyasi partileri, mahalle ve çevre derneklerini, taraftar gruplarını, “suçlu” göstermek ve “suç örgütü” haline getirmeye çalışmak hukuken suçtur.

Dayanışmamızın bileşenleri anayasal hak ve ödevlerini yerine getirmekte olup etkinliklerimiz ve çağrılarımız bütünüyle yasal, meşru ve barışçıdır. Bu süre içinde haklarımızı kullanmamızı hukuksuz ve zorla engelleyen, kamuoyunu yanıltan, halka şiddet uygulayan bütün kamu görevlileri suç işlemektedir. Buradan ilgili ve yetkililere bir kez daha sesleniyoruz: Asıl suçluları ortaya çıkarmak ve yargılamak üzere görevinizi yapın!

Bizler, haklı, demokratik ve meşru taleplerimizi barış içinde ve bir arada savunmaya devam edeceğiz. Anayasanın ve uluslararası insan hakları sözleşmelerinin tanıdığı haklar ve özgürlükler adına mücadele verirken gözaltına ve soruşturmaya alınarak yargılanmaya çalışılan Taksim Dayanışması temsilci, bileşen ve destekçilerine yapılan hayali suç isnatlarını ve suçlu gibi davranılmasını asla kabul etmiyoruz.

Yaşasın Dayanışmamız!

TAKSİM DAYANIŞMASI”

http://www.sendika.org/2013/09/taksim-dayanismasi-iddialar-asilsiz-sorusturmalar-hukuksuzdur/

evrensel-insan
24-09-2013, 20:53
Taksim Dayanışması: ‘Suçluları biliyoruz, hesap soruyoruz’

24 Eylül 2013


Taksim Dayanışması, Ethem Sarısülük’ün duruşmasındaki şiddete ve dava sürecinin işlemez hale getirilmesine yönelik bir açıklama yayımladı. Açıklamanın tam metnini yayımlıyoruz:


Daha onurlu, daha adil, daha kardeşçe ve daha güzel bir yaşam için mücadele ederken polis kurşunuyla öldürülen arkadaşımız Ethem Sarısülük’ün davası dün (23 Eylül 2013, Pazartesi) başladı.

Ethem’in ölümüne yol açan polis memurunun inanılmaz bir biçimde “meşru müdafaa sınırları içinde kaldığı” gerekçe gösterilerek tutuksuz yargılanması yetmezmiş gibi, sorumluların son derece açık olduğu bir dava süreci dahi işlemez hale getirilmeye çalışılmıştır.

Hukuka, yasaya ve uluslararası bütün sözleşmelere aykırı olarak duruşmaların kapalı yapılabilmesi için kamuoyunun gözü önünde bir oyun oynanarak mahkeme salonu polisle doldurulmuş; avukatlara ve acılı ailelere şiddet uygulanmıştır. Bu duruma karşın duruşma salonunda her hangi bir tepki ve müdahale olmamasına rağmen duruşma iptal edilerek duruşmaların kapalı yürütülmesine karar verilmiştir.

Tekrar ve tekrar belirtiyoruz; demokratik ve meşru taleplerini ortaya koyar iken akıl almaz, vicdana sığmaz polis şiddeti ile canlarını yitiren tüm arkadaşlarımızın, yaralanan, kalıcı sakatlık yaşayan tüm yurttaşlarımızın vebalini taşıyanlar, onlara arka çıkanlar hesap verene kadar dayanışmamızdan ve haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Bütün sorumlu ve yetkilileri acilen evrensel hukukun kurallarını yerine getirmeye ve adalete davet ediyoruz.

Zira hepimiz gördük, hepimiz şahidiz! Polisin şiddetine, kurşununa ve sonrasında söylenen tüm yalanlara karşı Ethem’in ne kaskı, ne kurşun geçirmez yeleği, ne de silahı vardı.”

Sendika.Org

http://www.sendika.org/2013/09/taksim-dayanismasi-suclulari-biliyoruz-hesap-soruyoruz/

evrensel-insan
03-10-2013, 21:04
Taksim Dayanışması: ‘Gençlerin ölümüne alışmamız mı bekleniyor’

3 Ekim 2013


Taksim Dayanışması Hasan Ferit Gedik’i katleden çetelere karşı bir açıklama yayımlayarak katillerinin bulunmasını istedi

Taksim Dayanışması, çeteler tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik için bir açıklama yayımladı. Açıklamada, yaşam hakkına sahip çıkan gençleri yaralayan ve öldüren çetelerin İstanbul ortasındaki bu pervasızlığının kabul edilemeyeceğinin belirtildi. Açıklamada çetelerin korunmasına karşı şu ifadelere yer verildi:


Barış ve hoşgörünün Gezi Parkından ülkenin bütününe taşınmasını beklerken kentlerine ve yaşam alanlarına sahip çıkan gençlerin ölümüne alışmamız mı bekleniyor? Aylardır mahallesine sahip çıkan gençlere kurşun yağdıran, şimdiye kadar onlarcasının yaralanmasına neden olan çetelerin “derin odaklarca” korunmadan bu pervasızlığı sürdürebileceklerine inanılır mı?“

Taksim Dayanışmasının Hasan Ferit’in katillerinin açığa çıkarılmasının talep ettiği ve defnedilmesi için engellerin kaldırılmasının istendiği açıklamanın tam metnini yayımlıyoruz:


BARIŞ VE HOŞGÖRÜNÜN GEZİ PARKINDAN ÜLKENİN BÜTÜNÜNE TAŞINMASINI BEKLERKEN, KENTLERİNE VE YAŞAM ALANLARINA SAHİP ÇIKAN GENÇLERİN ÖLÜMÜNE ALIŞMAMIZ MI BEKLENİYOR?

Ülkesine, parkına, doğasına, deresine, sağlıklı çevreye, evine, okuluna, hastanesine, sinemasına, kültür merkezine, meydanına; yani yaşamına sahip çıkan gençlerin İstanbul’da, Eskişehir’de Ankara’da, Antakya’da polis şiddeti ile ölümünü bütün ülke gördü…

Milyonların, bu şiddetin ve ölümlerin sorumlusu “emniyet müdürleri ve valiler” görevlerinden alınsın çığlığı hala ülkenin meydanlarında yankılanmaya devam ediyor. Ne yazık ki bu haklı, bu meşru, bu insani, bu toplumsal talep ülkeyi yönetenlerce görmezden gelinmeye, failler korunmaya devam ediyor.

29 Eylül 2013 günü Gülsuyu mahallesinde uyuşturucu çetelerini yürüyüşle protesto eden gençlere ateş eden ve 21 yaşındaki Hasan Ferit Gedik’in ölümüne biri ağır 5 kişinin yaralanmasına neden olan çetelerin İstanbul’un ortasındaki bu pervasızlığını kabullenemiyoruz.

Barış ve hoşgörünün Gezi Parkından ülkenin bütününe taşınmasını beklerken kentlerine ve yaşam alanlarına sahip çıkan gençlerin ölümüne alışmamız mı bekleniyor? Aylardır mahallesine sahip çıkan gençlere kurşun yağdıran, şimdiye kadar onlarcasının yaralanmasına neden olan çetelerin “derin odaklarca” korunmadan bu pervasızlığı sürdürebileceklerine inanılır mı?

Kentsel dönüşümün, kent yağmasının gündem olduğu her mahallede benzer “çetelerin” ortaya çıkması ve kentine, mahallesine, barınma hakkına sahip çıkanlara karşı silah kullanmasını tesadüf olarak değerlendirmek mümkün değil.

Bilinmelidir ki, toplumsal barışın ve hoşgörünün temelini yurttaşların demokratik talep ve tepkilerinin algılanması oluşturur. Gezi Parkına, yani yaşamına sahip çıkanların ülkenin her yanında olduğu gibi Gülsuyu’nda da kentsel dönüşüm adı altındaki kent yağmasına, uyuşturucu bataklığı yaratmaya çalışan çetelere, onları koruyan ve kollayanlara karşı durması kaçınılmazdır. Bu nedenle Başta Gülsuyu Mahallesi olmak üzere kentsel dönüşüm adı altındaki kent yağmasının durdurulmasını, Hasan Ferit Gedik’in katillerinin bulunmasını, destekçilerinin açığa çıkarılmasını istiyoruz. Şu ana kadarki mücadelesine, taleplerine, yaşam hakkına saygı göstermeyenlerin, Hasan Ferit Gedik’in cenazesine ve ailesine saygı göstermesini, cenaze törenini istediği yerde yapma ve istediği yerde defnetmeleri konusunda çıkarılan engellerin bir an önce ortadan kaldırılmasını istiyoruz.

TAKSİM DAYANIŞMASI“

Sendika.Org

evrensel-insan
05-10-2013, 22:34
Tayyip’in kahramanlıkları AİHM’ye taşınıyor

5 Ekim 2013


Taksim Dayanışması, Gezi direnişi sürecinde AKP iktidarının yargı ve polis gücünü de kullanarak işlediği insan hakları ihlallerini dünya kamuoyunun gündemine taşıyor

Taksim Dayanışması temsilcileri, polis tarafından katledilen Ethem Sarısülük’ün abisi Mustafa Sarısülük’ün de yer aldığı bir heyetle Avrupa Konseyi’nde temaslarda bulundu.

Taksim Dayanışması Sekreteri Mücella Yapıcı, Dayanışma’yı ve mücadele sürecini anlatırken öldürülenlerin aileleri adına heyete katılan Mustafa Sarısülük de ölümlerin aileler üzerinde yol açtığı etkileri, yaşadıkları olayları, yargıya ve iç hukuk yollarına olan güvensizliklerini anlattı.

Av. Kazım Bayraktar, iç hukuk yollarının etkisizleşmesi nedeniyle doğrudan AİHM’ye başvurular hazırladıklarını; Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz ve Abdullah Cömert’in öldürülmeleri ile ilgili başvurularını 10.10.2013 günü AİHM’ye vereceklerini ifade etti.

Erdoğan çok sayıda can kaybı ve yaralanmaya yol açan polis şiddeti için “kahramanlık destanı” diyerek mağdurları suçlamış, yargı da Erdoğan’ın tutumu doğrultusunda hareket etmişti.

Taksim Dayanışması’nın konu ile ilgili açıklaması:


Basına ve kamuoyuna,

Siyasal iktidarın Mayıs ayından bu yana katlanarak artan baskı ve tehditlerini, polis şiddetinin yol açtığı insan hakları ihlallerini dünyaya, uluslararası kurumlara, ilgili ve duyarlı örgütlere raporlar sunarak anlatmak, bilgilendirmek üzere başlatılan çalışmalar devam ediyor. 03.10.2013 günü Avrupa Konseyi’nde görüşmeler yapıldı.

Türk Tabipler Birliği adına Prof. Dr. Feride Tanık, Taksim Dayanışması adına Mücella Yapıcı, ÇHD ve bu süreçte öldürülenlerin avukatları adına Ethem Sarısülük’ün avukatı Kazım Bayraktar, İnsan Hakları Derneği adına Cengiz Mendillioğlu, öldürülenlerin aileleri adına Ethem Sarısülük’ün ağabeyi Mustafa Sarısülük’ün yer aldığı heyet, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks, Parlamenterler Assamblesi Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Christopher Chope, Parlamenterler Assamblesi Liberal ve Demokratlar Grup Başkanı Anne Brausser, Parlamenterler Assamblesi Türkiye İzleme Komitesi Sekreteri Sylvie Affholoer ile görüşmeler yaparak raporlarını sundu.

Prof. Dr. Feride Tanık, Haziran ayı boyunca uygulanan polis şiddeti sırasında Türkiye ölçeğinde bir günden fazla olmak üzere günde sekiz saatten fazla süreyle biber gazına maruz kalan 11 bini aşkın kişiden edinilen bulguları, ölümler, yaralanmalar konusundaki bilimsel verileri açıkladı. Ayrıca bu acımasız şiddet sırasında tıp mensuplarının mesleki etik ve görevleri nedeniyle şiddete uğrayan yurttaşlara verdikleri hizmetler nedeniyle uğradıkları baskıları ileterek Türk Tabipler Birliği tarafından hazırlanan raporu sundu.

Taksim Dayanışması Sekreteri Mücella Yapıcı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından seçimlerden sonra açıklanan Taksim Meydanı ve Gezi parkını yok edecek proje ilanı üzerine 124 meslek odası siyasi parti mahalle derneği taraftar grubu ve inisiyatiften oluşan Taksim Dayanışması’nın kuruluş amacını, barışçıl ve demokratik haklarını kullanırken uğranılan şiddeti, halen devam eden hukuksuz gözaltılar, tutuklamalar konusundaki endişeleri aktardı. Dünyadaki herkesi ve ilgili kurumları bu temel insanlık ve hak arayışı mücadelesini politik ve ekonomik çıkar çatışmaları alanından çıkarmaya hukuka demokrasiye ve insan haklarına saygı göstermeye çağırarak; Taksim Dayanışması’nın hazırlamış olduğu raporu ve Uluslararası Af Örgütü’nün Gezi olayları nedeniyle hazırlamış olduğu raporu sundu.

Av. Kazım Bayraktar, Mayıs ayından bu yana artan polis şiddetinin yol açtığı yaşam hakkı, toplantı ve gösteri hakkı ihlallerine, işkence ve kötü muameleye karşın iç hukuk yollarının giderek etkisizleştiğini ve işlemez hale geldiğini; yaygın bir biçimde suç işleyen polislerin ve amirlerinin hukuka ve yargıya karşı kollandığını, fiili bir dokunulmazlık sağlandığını; siyasal iktidar, yargı ve polisin ittifak halinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini ihlal ettiklerini ve bu ihlallerin ülke çapında yayılarak yoğunlaştığını; iç hukuk yollarının etkisizleşmesi nedeniyle doğrudan AİHM’ne başvurular hazırladıklarını; Ethem Sarısülük, Ali İsmail Korkmaz ve Abdullah Cömert’in öldürülmeleri ile ilgili başvurularını 10.10.2013 günü AİHM’ne vereceklerini ifade etti ve hazırladıkları raporları Ethem Sarısülük ile ilgili başvurunun bir örneği ile dayanakları olan belgeler listesini, çok sayıda polis saldırısından derlenmiş video ve fotoğraflardan oluşan dijital kayıtları sundu.

İnsan Hakları Derneği Temsilcisi Cengiz Mendillioğlu, Türkiye’de yaşanan ve Mayıs ayından itibaren hızla artan insan hakları ihlalleri hakkında bilgi vererek İHD’nin hazırlamış olduğu raporu sundu.

Öldürülenlerin aileleri adına heyete katılan Mustafa Sarısülük ölümlerin aileler üzerinde yol açtığı etkileri, yaşadıkları olayları, yargıya ve iç hukuk yollarına olan güvensizliklerini anlattı.

Ayrıca heyet tarafından aynı gün, saat 13.00′te Avrupa Konseyi basın salonunda heyeti konseye davet eden Avrupa Konseyi Sol Parlamenterler Grubu adına Ertuğrul Kürkçü’nün takdimi eşliğinde basın toplantısı yapılarak raporlar basına sunuldu.

Avrupa Konseyi’nde görüşmelerini tamamlayan heyet, Avrupa Parlamentosunda yapacağı görüşmelerden sonra 10.10.2013 günü AİHM önünde basın açıklaması yaparak hazırlanan başvuru dosyalarını Mahkemeye teslim edecek.

Türk Tabipler Birliği Temsilcisi Prof. Dr. Feride Tanık
Taksim Dayanışması temsilcisi Mücella Yapıcı
ÇHD temsilcisi ve Sarısülük ailesi vekili Av. Kazım Bayraktar
İHD temsilcisi Cengiz Mendillioğlu
Aileler adına Mustafa Sarısülük

Sendika.Org

evrensel-insan
23-10-2013, 23:24
Ethem İçin, İnsanlık İçin Çağrımızdır!

23 Ekim 2013



28 Ekim’de Ankara’ya…

Gezi Parkı’ndan tüm Türkiye’ye yayılarak büyüyen demokratik ve barışçıl gösterilerde daha onurlu, daha adil, daha kardeşçe ve daha güzel bir yaşam için mücadele ederken polis kurşunuyla öldürülen arkadaşımız Ethem Sarısülük’ün davasının ikinci duruşması 28 Ekim 2013, Pazartesi günü Ankara’da görülecek.

İlk duruşmada hepimiz gördük ki, iç hukuka ve uluslararası bütün sözleşmelere aykırı olarak duruşmaların kapalı yapılabilmesi için kamuoyunun gözü önünde bir oyun oynanarak mahkeme salonu polisle doldurulmuş; avukatlara ve acılı ailelere şiddet uygulanmıştır. Sanık Ahmet Şahbaz duruşmaya peruk, takma kaş, bıyık ve gözlük ile getirilerek, kimliği hukuksuz bir biçimde kamuoyundan ve mahkemeden gizlenmeye çalışılmıştır. Tüm bunlarla birlikte mahkeme salonunda her hangi bir tepki ve müdahale olmamasına rağmen duruşma iptal edilerek duruşmaların kapalı yürütülmesine karar verilmiştir. Uzun bir bekleyişten sonra ise ikinci duruşmanın tarihi 28 Ekim, Pazartesi olarak belirlenmiştir.

Bizler, hukuku işlevsiz hale getirerek, tüm bu mahkeme sürecini bir ortaoyunu haline getirmeye çalışanlara karşı insanlıktan, adaletten ve vicdandan yana olan herkesi Ankara’da Adliye önünde buluşmaya çağırıyoruz. Siyasi iktidarın polis şiddetini özendirici tavrı ile yargı üzerindeki, şiddetten sorumlu idari yetkilileri ve polisi koruma ve cezasız bırakma yolundaki otoriter baskısına karşı dayanışmayı büyütmeye davet ediyoruz.

Tekrar ve tekrar belirtiyoruz; demokratik ve meşru taleplerini ortaya koyar iken akıl almaz, vicdana sığmaz polis şiddeti ile canlarını yitiren tüm arkadaşlarımızın, yaralanan, kalıcı sakatlık yaşayan tüm yurttaşlarımızın vebalini taşıyanlar, onlara arka çıkanlar hesap verene kadar dayanışmamızdan ve haklı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.

TAKSİM DAYANIŞMASI

http://taksimdayanisma.org/377

evrensel-insan
01-11-2013, 23:26
Halkevleri: ‘Sokakta kazandık! AKP’yi sandıkta geriletebiliriz’

1 Kasım 2013


Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy, yerel seçimlerle ilgili bir açıklama yayımladı. Ersoy, Haziran İsyanı’nın sandığa sıkıştırılamayacağını, direniş eğilimlerinin sandık sonuçlarıyla sınanamayacağını vurguladıktan sonra AKP’nin sandıkta geriletilmesi doğrultusunda ortak çaba gösterilmesi gerektiğini belirtti

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy yaklaşan yerel seçimlerle ilgili yazılı bir açıklama yayımladı.

“AKP iktidarının sokakta geriletileceğini gösteren Haziran İsyanı sandığa sıkışmayacak, direniş eğilimleri sandık sonuçlarıyla sınanamayacaktır. Ancak yerel seçimlere gidilen bu süreçte tüm siyasal aktörler aynı zamanda sandığı Haziran İsyanı’nın dinamiklerini, toplumsal bileşenlerini, taleplerini ve özlemlerini gözeten bir tutumla değerlendirmek durumundadır” diyen Ersoy, AKP’nin sandıkta da geriletilmesi doğrultusunda ortaklaşmak üzere çaba gösterilmesinin gerekli olduğuna inandıklarını belirtti.

.................................................. .......

http://www.sendika.org/2013/11/halkevleri-sokakta-kazandik-akpyi-sandikta-geriletebiliriz/