dilaver
17-06-2013, 00:17
Önce Kur’an’da içki konusunda nasıl bir seyir takip edilmiş, buna bakalım, ondan sonra detaylara geçelim.
- “Hurma ve üzümden hem içki hem de güzel gıdalar temin ediyorsunuz. İşte bunda aklını kullanan kimseler için büyük ibret vardır” deniliyor Kur’an’da. Dikkat edilirse bu ayette içki aleyhinde herhangi bir işaret yok. (1)
- “Senden şarap ve kumar hakkında sorarlar/bilgi edinmek isterler. De ki; her ikisinde hem büyük günah, hem de insanlar için yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür.”(2) Bu ayette de içkinin kâr ve zararından söz edilir; ikisi arasında bir karşılaştırma söz konusudur. Ancak günah daha çoktur deniliyor.
- “Ey iman edenler, sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız.”(3) Bu ayette de özel bir durumdan söz edilir. Sarhoşluğun namaz için sorun olduğu belirtilir. Bu ayete göre namaz dışındaki zamanla ilgili içki içmekte sorun yok demektir. Ayet gayet açıktır.
- “Ey iman edenler! İçki-şarap, kumar, tapınmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun; ola ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki-şarap ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçer misiniz? İnanıp erdemli işler yapanlara… tattıklarından ötürü bir günah yoktur. Allah iyi davrananları sever.” Dikkat edilirse burada yine haram terimi kullanılmamaktadır. (4)
- İslamiyet’e göre yaşayanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: “İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren hamrdan (içki-şaraptan) ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır” deniliyor Kur’an’da. (5)
İçkiyle ilgili Kur’an’da var olan ayetler bunlar.
İçki-şarap ayetlerinden çıkan sonuç
Yukarıda içki ile ilgili sunulan ayetlerden, bir kere Kur’an’da içki hakkında haram mefhumu söz konusu değildir; ancak bazı hadislerde haram ifadesi kullanılmıştır; yeri gelince onları anlatacağım. Hatta kimi İslam düşünürleri, sakınması gereken sadece üzümden imal edilenidir; bunun dışında neden yapılırsa yapılsın içilebilir; yalnız üzüm dışındaki maddelerden imal edileni içildiğinde kişide sarhoşluk başladığı an o da haram sayılır demişlerdir. Bu konuda, Hz. Nuh tufandan sonra gemiden çıkınca ve Hz. İsa da göklere çıktığı gece içki içmişlerdir denilmektedir. Nuh’un keyfi içtiği hem Tevrat’ta anlatılır, hem de Sünni kaynaklarda. Önceki meşhur peygamberlerden çoğu şarap içmiştir. (6)
İçki konusu Kur’an’da öyle işlenmiştir ki, bir Müslüman Kur’an içinde kalarak bir sonuca varmak isterse ve hele eğer içme taraftarıysa şunu rahatlıkla söyleyebilir: Madem ki Kur’an’a göre içkinin faydası değil de; çoğul olarak faydaları vardır deniliyor, o zaman ben faydalarını neden kaçırayım, içerim diyebilir. Yine mademki sarhoş olarak namaza yaklaşmayın deniliyor, o zaman ben uygun bir saatte içerim ki namaza da engel olmasın. Bir de içki Kur’an’da cennetin bir nimeti olarak takdim edilmiştir: “Cennette Hamr (içki-şarap) ırmağı vardır” diye ayet var ve hatta bir iki yerde cennet içkisinin rengi bile belirtilerek, “İçenlere lezzet verir, beyazdır-berraktır, onunla ne sersemleşirler, ne de sarhoş olurlar” denilmektedir. Durum bu iken, içme taraftarı olan Müslümanlar, biz içeriz demekte haklılar. (7) Yine Müslüman kişi içmek taraftarıysa şu ayeti kanıt olarak gösterebilir: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar” denilir. (8)
Bu ayete göre, içki haramdır diyenler iftiracı sayılır. Zira ortada kesin kanıt yoksa eşyada asıl olan temiz ve helal olmasıdır (İslam’a göre).
Hz. Yusuf’un hikâyesi Kur’an’da anlatılırken, iki cezaevi arkadaşının kendisine anlattıkları ve yorum istedikleri ayrı ayrı rüya hikâyeleri var. Malum İslam’a göre Hz. Yusuf rüya tabirlerinde uzman biriymiş. Onlardan biri, ben rüyamda hamr/içki-şarap sıktığımı gördüm; diğeri de, ben başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir ekmek taşıdığımı gördüm diyorlar. Hz. Yusuf şarap görene, sen daha önce nasıl efendine şarap yaptıysan hapisten çıkınca aynı işe devam edeceksin; diğer adama da, sen asılacaksın, senin beynin de kuşlara yem olacak diye tabir ediyor. İşte madem Kur’an’a göre rüyasında şarap gören kârlı çıkmış, o halde bir Müslüman da ben içerim diyebilir. (9)
Hele şu ayet daha ilginç: “De ki (ey Muhammed), bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka haram kılınmış bir şey (yiyecek ve içecek olarak) bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yemek zorunda kalırsa yiyebilir.”(10)
Durum böyle olunca kim diyebilir ki içki-şarap Kur’an’da haramdır! Kimse böyle bir iddiada bulunamaz. Çünkü tanrı haram olanları saydıktan sonra Hz. Muhammed’e, “Bu sayılanlar dışında yiyecek ve içecek konusunda Kur’an’da başka haram bulamıyorum” diyerek net bir şekilde talimat veriyor. İçki haram olsaydı onu da yukarıdaki listeye eklerdi.
Yine en başta Fahrettin Razi, İmam-ı A’zam’a atıfta bulunarak sarhoşluk içeren madde, sarhoş etmeyene kadar içilebilir/helaldir dediğini ve kanıt olarak da Nahl suresi 67. ayeti gösterdiğini belirtiyor. Madem ayette, hurma ve üzümden içki ve güzel rızık edinirsiniz demekle, Allah insanlara karşı iyiliğini dile getirmiş, o halde helal olmalı ki Allah bunu kullarına karşı bir lütuf olarak saymış olsun. Ayetten tam anlaşılabilmesi için ondan önce geçen ilk iki ayeti de bilmekte yarar var. Konu şöyle başlıyor: “Allah gökten su indirmek suretiyle ölü olan yeryüzünü canlandırdı. Bunda kulak verecekler için ayet/ibret vardır. Ayrıca sağmal hayvanlarda da ibret vardır. Sizin için onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından halis süt yarattık. Bir de hurma ve üzümden sarhoş eden madde (içki-şarap) temin ediyorsunuz, yanı sıra bu iki maddeden güzel rızık da (kuru üzüm, pekmez, kuru hurma ve başka yiyecekler) sağlıyorsunuz. Aklını kullananlar için şüphesiz bunda ayet/ibret vardır” deniliyor. (11)
Kısacası; içmek isteyenler, madem içkiyle ilgili Kur’an’da var olan bilgiler insanları iştahlandırıyor o zaman biz de içeriz, Kur’an’da buna bir engel yoktur diyebilirler.
Bilindiği gibi Müslüman bir kişi cennet ve nimetlerini kazanmak için malıyla, canıyla ve her şeyiyle çaba içindedir; hatta bunun için savaşır, şehit olur, gazi olur. Hele bir de cennetin bir nimetini bu dünyada ele geçirme fırsatına sahipse (içkiyi kastediyorum) ve onu içmiyorsa, o zaman onun aklından şüphe etmek lazım! En önemlisi de mademki inanıp yararlı işler yapanlar, iyilik yaptıkları sürece tattıklarından/ yiyip içtiklerinden kendilerine bir günah da yoktur diye içki ayetinden hemen sonra gelen ayetle ifade ediliyor, o halde ben hem evrensel bazda iyilik yaparım, hem dini vecibelerimi yerine getiririm ve hem de içki içerim diyebilir.
Bir diğer önemli nokta, Kur’an’da cennet içkisiyle ilgili, insan içerken ne başı döner, ne de aklı karışır diye ayet vardır. Kur’an’da, cennete girmeyi hak edenlere hizmet eden, servis yapan ve içki dağıtanlarla ilgili bilgi verirken, “Cennetliklerin çevresinde gencecik uşaklar dolanır. Sürekli hizmete adanmışlardır. Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde. Ondan (cennet içkisinden) ne başları döner ne de akılları karışır” denilir. Bunu Yaşar Nuri’nin Kur’an mealinden sundum. (12)
Daha bitmedi; bunları takviye eden başka ayetler de var. Bu sefer de Diyanet Vakfı’nın Kur’an mealinden verelim. Cennette, “Bağlar, bahçeler, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve içki dolu kâseler vardır” deniliyor. (13)
En önemlisi de bir Müslüman, madem Kur’an’da net bir şekilde içki haramdır ifadesi yer almıyor, o zaman ben içerim diyebilir (Haram konusunda bazı hadisler var. Onlar da sağlam mı değil mi yeri gelince anlatacağım). Çünkü Kur’an’a göre hüküm sahibi/bir şeyi helal veya haram kılma yetkisine sahip ancak Allah’tır; Hz. Muhammed’e böylesine bir yetki verilmemiştir. Yine Kur’an’da, “Tevrat’ın indirilmesinden önce, İsrail’in (Yakup’un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrail oğullarına helâl idi” deniliyor ve Yakup’un bu tutumu eleştiriliyor: Bir peygamber haram kılma yetkisine sahip değildir demek isteniyor. (14)
Kaldı ki Hz. Muhammed’in bir şeye helal veya haram deme yetkisinin olmaması konusu Kur’an’da net bir şekilde geçiyor. Kur’an’a göre Hz. Muhammed ancak tebligatçıdır/postacıdır (din mantığına göre). Mesela Kur’an’da birkaç yerde, “Ey Muhammed senin görevin ancak duyurmaktır” şeklinde ayetler var. Yine “Gerçek şu ki, sen (ey Muhammed), sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğini hidayete erdirir” denilir. Başka bir yerde, “Hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder” denilir.
Ayetlerin durumu bu! Ancak ortalıkta bazı hadisler var. Kabul etsek ki o hadisler sağlamdır; o zaman da az önceki ayetlere göre Hz. Muhammed bir şey konusunda helaldir-haramdır deme yetkisine sahip olmadığı için, var olan hadislerin ayete karşı bir değeri kalmaz.
Bir de Maide suresinde içki ayetinin sonunda, emir kipiyle ondan sakınınız ifadesi söz konusu. Bu gibi emirler Kur’an’da çoktur ve eğer açık olarak haram terimi yoksa bunlar genelde tavsiye niteliğindedir; bunlara uymak zorunluluğu yoktur. Mesela Kur’an’da, emir şeklinde, istediğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder getirin deniliyor. Kelime emir şeklinde olduğu halde, burada kastedilen ruhsattır/cevazdır. Şayet emir kipi asıl anlamında kullanılsa, o zaman tüm Müslüman erkekler dört kadın almak zorunda olacaktı. Yine Kur’an’da, eşine karşı gelen bir kadın hakkında erkeklere hitaben, onları dövün deniliyor. Burada da kullanılan terim emir şeklindedir deyip de tüm erkeklerin, kendilerine karşı gelen eşlerini dövmek zorunda oldukları sonucunu çıkarmak mümkün mü? Benzer örnekler çoğaltılabilir.
Bir de içme taraftarı olmayan bir Müslüman, Kur’an’da kesin haramdır hükmü olmamakla beraber, o ki namaz için engeldir, zararı kârından daha fazladır ve şeytan işidir deniliyor, ben de içmeyeceğim diyebilir.
Ayetin sebep-sonuç ilişkisi arasında şu gerçek de var: O zamanlar halk aşırı derecede içiyordu. Maide suresindeki bu ayetler inince, bazı sahabeler alay edercesine, “Yazık! Kimi Müslümanlar Uhud savaşının sabahı bile içki içip öylesine savaşa katıldılar ve vurulurken (en başta Hz. Muhammed’in amcası Hamza’yı kastederek) midelerindeki o içkiyle gömüldüler” diyorlardı. Bu sözler Hz. Muhammed’in damarına dokunmuş olsa gerek ki, o sırada Maide suresi 93. ayetinin geldiğini duyurur. Ayetin özetini de verelim; inanan ve iyi işler yapanlara tattıklarından dolayı (sözde burada yasaktan önce içki içenler kastedilmiştir) günah yoktur deniliyor. Bu cümle, içki şeytan işidir, ondan uzak durun ayeti inmeden önce içenlere bir müjdedir şeklinde yorumlanmıştır. Yani yasak öncesi dönemde içilen içki suç sayılmaz; ancak sonraki dönemleri kapsar demek isteniyor. Bu, inandırıcılığı olmayan bir yorum! Çünkü namaz farz kılınmadan önce kimse namaz da kılmıyordu. Oruç, hac, zekât da aynı... Bu durumda da tanrı ayet göndermeliydi ki, sakın daha önce bu ibadetleri yapmayanlar endişelenmesinler, onlar eski hallerinden sorumlu değiller diye müjde vermeliydi. Neden sadece içki için özel durum uygulansın ki? Görüldüğü gibi benzer yorumların hiçbir inandırıcılığı yok. (15)
Bu ayetin içki yasaklanmadan önceki dönemde içenler için indiğine dair hadisler Buhari ve Müslim’de geçmektedir. (16)
Bir de Kur’an’da içki şeytan işi pisliktir denilirken, devamında bunun gerekçesi de açıklanıyor: Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister, bir de sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister deniliyor. Gerekçeler arasında “İçki sağlığınıza zararlıdır” açıklaması yok. Bir nedeni kin-düşmanlık, diğeri de Allah ve namazdan uzak durmak şeklinde belirtiliyor. Hatta en başta Müslim’de ve diğer birçok müsnedde geçen şu hadis de var: Hz. Muhammed Muaz ve Ebu Musa’yı Yemen’e gönderirken içki konusunda onlara, “Sizi sarhoş edip namaza engel olan her madde haramdır” açıklamasında bulunmuş ve burada haram için namazı ölçü olarak göstermiştir. (17)
Hatırlanacağı gibi, yine içkiyle ilgili bir ayette, içkiliyken namaza yaklaşmayınız cümlesi vardı; bu daha önce sunuldu. Demek ki namaz tanrı için o kadar önemli olmalı ki, her fırsatta içkiyle birlikte gündeme getirmiş. Hadislerde de kim içki içip tövbe etmezse, kırk güne kadar namazı kabul olunmaz. Yani sakın ha! İçki yüzünden namaza bir şey olmasın diye hep insanlar bu konuda uyarılmıştır: İçkinin bir numaralı zararı, namazın elden gitmesi. Bu gibi hadislerde şu da var: İnsan içip pişman olursa, bir daha içip pişman olursa ve pişmanlığını her defasında ihlal ediyorsa artık dördüncü seferden sonra tövbe etse de fayda vermez. Her kim tek bir sefer sarhoş olarak namaz kılarsa sanki tüm dünya onun malıymış da ondan alınmış gibi büyük kayıplara uğrar. Kim dört sefer sarhoş olarak namazını kılarsa artık Allah’ın onu cehennemin pisliğinden içirmesi gerekir gibi hadisler var. Bu gibi abartılı rivayetlere girmem. Gayem, ayet ve hadislerde içkinin zararından söz edilirken hep namazla birlikte dile getirilmiş olması. Bu dikkat edici bir nokta!(18)
Kur’an’da leş, domuz eti, kan, Allah dışında putlar adına kesilen hayvan et, faiz, zina-fuhuş, adam öldürmek (tabii ki Kur’an’a göre kısas var; bu ayrı bir şey), anne, baba gibi yakın akrabayla evlilik hakkında kesin haram ifadesi kullanılmıştır; içki bu sınıftan olsaydı onunla ilgili de haram terimi kullanılmalıydı. (19)
Kur’an’a göre haramdır diyenlerin kanıtı, Maide suresinde içkinin anlatıldığı ayetin sonunda, “Uzak durun/kaçının ki kurtuluşa eresiniz” şeklinde bir emir kipi söz konusu. Bu kelime kalıbı Kur’an’da başka şeyler için de kullanılmıştır. Mesela yalan sözden, zannın çoğundan (kişiler hakkında olumsuz düşünmekten) sakının denilmiştir. Dediğim gibi terimler aynı. Burada maksat nasihattir, öğüttür... Herkesin hayatında yalan konuşması, başkaları hakkında kötü niyetli olması illaki vardır. Kur’an’da içkiyle ilgili anlatılanların tümünden “Sigara sağlığa zararlıdır” mesajı kadar bir sonuç ortaya çıkabilir. Yani ayete göre kişi özgürdür, takdir onundur. Şayet içerse onun için ne herhangi bir ceza ne de haram söz konusu değildir. Ayetlere göre içkinin helal veya haram olma durum böyle. (20)
DİPNOTLAR
1) Nahl suresi 67.
2) Bakara suresi 219. ayet.
3) Nisa suresi 43.
4) Maide 90-93.
5) Muhammed suresi 15. ayet.
6) İbni Abdirabbih, Ikdü-l Ferid, cilt 8/72. Tevrat, Tekvin bölümü, bab 9/20-25 ve bab 19/30-38.
7) Muhammed suresi 15 ve Saffat 45-47.
8) Nahl suresi 116.
9) Yusuf suresi, 36-41.
10) En’am suresi ayet 145.
11) Nahl suresi, 65-67.
12) Vakia 17-19.
13) Nebe suresi, 32-34.
14) Maide suresi, 93.
15) Maide, 93.
16) Buhari, Mezalim bab 21, no: 2464 ve Müslim Eşribe bölümü no: 1980.
17) Müslim, Eşribe bölümü, no: 1733.
18) a) İbni Mace, Eşribe, bab 4, no: 3377.
b) İbni Ebi Şeybe, Musannaf, Eşribe 8/138, no: 24511-24550.
c) Tirmizi, Eşribe, bab 1, no: 1862.
d) Heysemi Beğiyyet-ü Raid, cilt 5/107, no: 8181.
19) Bakara 173 ve 275, Nisa, 23, Maide 3, A’raf 33, Nahl 115,. Bütün bunlarda net olarak haramdır denilir.
20) Hac suresi 30 ve Hucurat 12. ayetler.
- “Hurma ve üzümden hem içki hem de güzel gıdalar temin ediyorsunuz. İşte bunda aklını kullanan kimseler için büyük ibret vardır” deniliyor Kur’an’da. Dikkat edilirse bu ayette içki aleyhinde herhangi bir işaret yok. (1)
- “Senden şarap ve kumar hakkında sorarlar/bilgi edinmek isterler. De ki; her ikisinde hem büyük günah, hem de insanlar için yararlar vardır. Ancak günahları yararlarından daha büyüktür.”(2) Bu ayette de içkinin kâr ve zararından söz edilir; ikisi arasında bir karşılaştırma söz konusudur. Ancak günah daha çoktur deniliyor.
- “Ey iman edenler, sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayınız.”(3) Bu ayette de özel bir durumdan söz edilir. Sarhoşluğun namaz için sorun olduğu belirtilir. Bu ayete göre namaz dışındaki zamanla ilgili içki içmekte sorun yok demektir. Ayet gayet açıktır.
- “Ey iman edenler! İçki-şarap, kumar, tapınmak için dikilen taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir; bunlardan uzak durun; ola ki kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki-şarap ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi, Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçer misiniz? İnanıp erdemli işler yapanlara… tattıklarından ötürü bir günah yoktur. Allah iyi davrananları sever.” Dikkat edilirse burada yine haram terimi kullanılmamaktadır. (4)
- İslamiyet’e göre yaşayanlara vaat edilen cennetin durumu şöyledir: “İçinde bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren hamrdan (içki-şaraptan) ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır” deniliyor Kur’an’da. (5)
İçkiyle ilgili Kur’an’da var olan ayetler bunlar.
İçki-şarap ayetlerinden çıkan sonuç
Yukarıda içki ile ilgili sunulan ayetlerden, bir kere Kur’an’da içki hakkında haram mefhumu söz konusu değildir; ancak bazı hadislerde haram ifadesi kullanılmıştır; yeri gelince onları anlatacağım. Hatta kimi İslam düşünürleri, sakınması gereken sadece üzümden imal edilenidir; bunun dışında neden yapılırsa yapılsın içilebilir; yalnız üzüm dışındaki maddelerden imal edileni içildiğinde kişide sarhoşluk başladığı an o da haram sayılır demişlerdir. Bu konuda, Hz. Nuh tufandan sonra gemiden çıkınca ve Hz. İsa da göklere çıktığı gece içki içmişlerdir denilmektedir. Nuh’un keyfi içtiği hem Tevrat’ta anlatılır, hem de Sünni kaynaklarda. Önceki meşhur peygamberlerden çoğu şarap içmiştir. (6)
İçki konusu Kur’an’da öyle işlenmiştir ki, bir Müslüman Kur’an içinde kalarak bir sonuca varmak isterse ve hele eğer içme taraftarıysa şunu rahatlıkla söyleyebilir: Madem ki Kur’an’a göre içkinin faydası değil de; çoğul olarak faydaları vardır deniliyor, o zaman ben faydalarını neden kaçırayım, içerim diyebilir. Yine mademki sarhoş olarak namaza yaklaşmayın deniliyor, o zaman ben uygun bir saatte içerim ki namaza da engel olmasın. Bir de içki Kur’an’da cennetin bir nimeti olarak takdim edilmiştir: “Cennette Hamr (içki-şarap) ırmağı vardır” diye ayet var ve hatta bir iki yerde cennet içkisinin rengi bile belirtilerek, “İçenlere lezzet verir, beyazdır-berraktır, onunla ne sersemleşirler, ne de sarhoş olurlar” denilmektedir. Durum bu iken, içme taraftarı olan Müslümanlar, biz içeriz demekte haklılar. (7) Yine Müslüman kişi içmek taraftarıysa şu ayeti kanıt olarak gösterebilir: “Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden ötürü ‘Şu helaldir, şu haramdır’ demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah’a karşı yalan uyduranlar ise iflah olmazlar” denilir. (8)
Bu ayete göre, içki haramdır diyenler iftiracı sayılır. Zira ortada kesin kanıt yoksa eşyada asıl olan temiz ve helal olmasıdır (İslam’a göre).
Hz. Yusuf’un hikâyesi Kur’an’da anlatılırken, iki cezaevi arkadaşının kendisine anlattıkları ve yorum istedikleri ayrı ayrı rüya hikâyeleri var. Malum İslam’a göre Hz. Yusuf rüya tabirlerinde uzman biriymiş. Onlardan biri, ben rüyamda hamr/içki-şarap sıktığımı gördüm; diğeri de, ben başımın üstünde kuşların yemekte olduğu bir ekmek taşıdığımı gördüm diyorlar. Hz. Yusuf şarap görene, sen daha önce nasıl efendine şarap yaptıysan hapisten çıkınca aynı işe devam edeceksin; diğer adama da, sen asılacaksın, senin beynin de kuşlara yem olacak diye tabir ediyor. İşte madem Kur’an’a göre rüyasında şarap gören kârlı çıkmış, o halde bir Müslüman da ben içerim diyebilir. (9)
Hele şu ayet daha ilginç: “De ki (ey Muhammed), bana vahyolunan Kur’an’da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesilmiş bir hayvandan başka haram kılınmış bir şey (yiyecek ve içecek olarak) bulamıyorum. Fakat istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın kim bunlardan yemek zorunda kalırsa yiyebilir.”(10)
Durum böyle olunca kim diyebilir ki içki-şarap Kur’an’da haramdır! Kimse böyle bir iddiada bulunamaz. Çünkü tanrı haram olanları saydıktan sonra Hz. Muhammed’e, “Bu sayılanlar dışında yiyecek ve içecek konusunda Kur’an’da başka haram bulamıyorum” diyerek net bir şekilde talimat veriyor. İçki haram olsaydı onu da yukarıdaki listeye eklerdi.
Yine en başta Fahrettin Razi, İmam-ı A’zam’a atıfta bulunarak sarhoşluk içeren madde, sarhoş etmeyene kadar içilebilir/helaldir dediğini ve kanıt olarak da Nahl suresi 67. ayeti gösterdiğini belirtiyor. Madem ayette, hurma ve üzümden içki ve güzel rızık edinirsiniz demekle, Allah insanlara karşı iyiliğini dile getirmiş, o halde helal olmalı ki Allah bunu kullarına karşı bir lütuf olarak saymış olsun. Ayetten tam anlaşılabilmesi için ondan önce geçen ilk iki ayeti de bilmekte yarar var. Konu şöyle başlıyor: “Allah gökten su indirmek suretiyle ölü olan yeryüzünü canlandırdı. Bunda kulak verecekler için ayet/ibret vardır. Ayrıca sağmal hayvanlarda da ibret vardır. Sizin için onların karınlarındaki fışkı ile kan arasından halis süt yarattık. Bir de hurma ve üzümden sarhoş eden madde (içki-şarap) temin ediyorsunuz, yanı sıra bu iki maddeden güzel rızık da (kuru üzüm, pekmez, kuru hurma ve başka yiyecekler) sağlıyorsunuz. Aklını kullananlar için şüphesiz bunda ayet/ibret vardır” deniliyor. (11)
Kısacası; içmek isteyenler, madem içkiyle ilgili Kur’an’da var olan bilgiler insanları iştahlandırıyor o zaman biz de içeriz, Kur’an’da buna bir engel yoktur diyebilirler.
Bilindiği gibi Müslüman bir kişi cennet ve nimetlerini kazanmak için malıyla, canıyla ve her şeyiyle çaba içindedir; hatta bunun için savaşır, şehit olur, gazi olur. Hele bir de cennetin bir nimetini bu dünyada ele geçirme fırsatına sahipse (içkiyi kastediyorum) ve onu içmiyorsa, o zaman onun aklından şüphe etmek lazım! En önemlisi de mademki inanıp yararlı işler yapanlar, iyilik yaptıkları sürece tattıklarından/ yiyip içtiklerinden kendilerine bir günah da yoktur diye içki ayetinden hemen sonra gelen ayetle ifade ediliyor, o halde ben hem evrensel bazda iyilik yaparım, hem dini vecibelerimi yerine getiririm ve hem de içki içerim diyebilir.
Bir diğer önemli nokta, Kur’an’da cennet içkisiyle ilgili, insan içerken ne başı döner, ne de aklı karışır diye ayet vardır. Kur’an’da, cennete girmeyi hak edenlere hizmet eden, servis yapan ve içki dağıtanlarla ilgili bilgi verirken, “Cennetliklerin çevresinde gencecik uşaklar dolanır. Sürekli hizmete adanmışlardır. Sürahiler, ibrikler ve öz kaynağından içkilerle doldurulmuş kadehler eşliğinde. Ondan (cennet içkisinden) ne başları döner ne de akılları karışır” denilir. Bunu Yaşar Nuri’nin Kur’an mealinden sundum. (12)
Daha bitmedi; bunları takviye eden başka ayetler de var. Bu sefer de Diyanet Vakfı’nın Kur’an mealinden verelim. Cennette, “Bağlar, bahçeler, göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar ve içki dolu kâseler vardır” deniliyor. (13)
En önemlisi de bir Müslüman, madem Kur’an’da net bir şekilde içki haramdır ifadesi yer almıyor, o zaman ben içerim diyebilir (Haram konusunda bazı hadisler var. Onlar da sağlam mı değil mi yeri gelince anlatacağım). Çünkü Kur’an’a göre hüküm sahibi/bir şeyi helal veya haram kılma yetkisine sahip ancak Allah’tır; Hz. Muhammed’e böylesine bir yetki verilmemiştir. Yine Kur’an’da, “Tevrat’ın indirilmesinden önce, İsrail’in (Yakup’un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrail oğullarına helâl idi” deniliyor ve Yakup’un bu tutumu eleştiriliyor: Bir peygamber haram kılma yetkisine sahip değildir demek isteniyor. (14)
Kaldı ki Hz. Muhammed’in bir şeye helal veya haram deme yetkisinin olmaması konusu Kur’an’da net bir şekilde geçiyor. Kur’an’a göre Hz. Muhammed ancak tebligatçıdır/postacıdır (din mantığına göre). Mesela Kur’an’da birkaç yerde, “Ey Muhammed senin görevin ancak duyurmaktır” şeklinde ayetler var. Yine “Gerçek şu ki, sen (ey Muhammed), sevdiğini hidayete erdiremezsin, ancak Allah dilediğini hidayete erdirir” denilir. Başka bir yerde, “Hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder” denilir.
Ayetlerin durumu bu! Ancak ortalıkta bazı hadisler var. Kabul etsek ki o hadisler sağlamdır; o zaman da az önceki ayetlere göre Hz. Muhammed bir şey konusunda helaldir-haramdır deme yetkisine sahip olmadığı için, var olan hadislerin ayete karşı bir değeri kalmaz.
Bir de Maide suresinde içki ayetinin sonunda, emir kipiyle ondan sakınınız ifadesi söz konusu. Bu gibi emirler Kur’an’da çoktur ve eğer açık olarak haram terimi yoksa bunlar genelde tavsiye niteliğindedir; bunlara uymak zorunluluğu yoktur. Mesela Kur’an’da, emir şeklinde, istediğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder getirin deniliyor. Kelime emir şeklinde olduğu halde, burada kastedilen ruhsattır/cevazdır. Şayet emir kipi asıl anlamında kullanılsa, o zaman tüm Müslüman erkekler dört kadın almak zorunda olacaktı. Yine Kur’an’da, eşine karşı gelen bir kadın hakkında erkeklere hitaben, onları dövün deniliyor. Burada da kullanılan terim emir şeklindedir deyip de tüm erkeklerin, kendilerine karşı gelen eşlerini dövmek zorunda oldukları sonucunu çıkarmak mümkün mü? Benzer örnekler çoğaltılabilir.
Bir de içme taraftarı olmayan bir Müslüman, Kur’an’da kesin haramdır hükmü olmamakla beraber, o ki namaz için engeldir, zararı kârından daha fazladır ve şeytan işidir deniliyor, ben de içmeyeceğim diyebilir.
Ayetin sebep-sonuç ilişkisi arasında şu gerçek de var: O zamanlar halk aşırı derecede içiyordu. Maide suresindeki bu ayetler inince, bazı sahabeler alay edercesine, “Yazık! Kimi Müslümanlar Uhud savaşının sabahı bile içki içip öylesine savaşa katıldılar ve vurulurken (en başta Hz. Muhammed’in amcası Hamza’yı kastederek) midelerindeki o içkiyle gömüldüler” diyorlardı. Bu sözler Hz. Muhammed’in damarına dokunmuş olsa gerek ki, o sırada Maide suresi 93. ayetinin geldiğini duyurur. Ayetin özetini de verelim; inanan ve iyi işler yapanlara tattıklarından dolayı (sözde burada yasaktan önce içki içenler kastedilmiştir) günah yoktur deniliyor. Bu cümle, içki şeytan işidir, ondan uzak durun ayeti inmeden önce içenlere bir müjdedir şeklinde yorumlanmıştır. Yani yasak öncesi dönemde içilen içki suç sayılmaz; ancak sonraki dönemleri kapsar demek isteniyor. Bu, inandırıcılığı olmayan bir yorum! Çünkü namaz farz kılınmadan önce kimse namaz da kılmıyordu. Oruç, hac, zekât da aynı... Bu durumda da tanrı ayet göndermeliydi ki, sakın daha önce bu ibadetleri yapmayanlar endişelenmesinler, onlar eski hallerinden sorumlu değiller diye müjde vermeliydi. Neden sadece içki için özel durum uygulansın ki? Görüldüğü gibi benzer yorumların hiçbir inandırıcılığı yok. (15)
Bu ayetin içki yasaklanmadan önceki dönemde içenler için indiğine dair hadisler Buhari ve Müslim’de geçmektedir. (16)
Bir de Kur’an’da içki şeytan işi pisliktir denilirken, devamında bunun gerekçesi de açıklanıyor: Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister, bir de sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister deniliyor. Gerekçeler arasında “İçki sağlığınıza zararlıdır” açıklaması yok. Bir nedeni kin-düşmanlık, diğeri de Allah ve namazdan uzak durmak şeklinde belirtiliyor. Hatta en başta Müslim’de ve diğer birçok müsnedde geçen şu hadis de var: Hz. Muhammed Muaz ve Ebu Musa’yı Yemen’e gönderirken içki konusunda onlara, “Sizi sarhoş edip namaza engel olan her madde haramdır” açıklamasında bulunmuş ve burada haram için namazı ölçü olarak göstermiştir. (17)
Hatırlanacağı gibi, yine içkiyle ilgili bir ayette, içkiliyken namaza yaklaşmayınız cümlesi vardı; bu daha önce sunuldu. Demek ki namaz tanrı için o kadar önemli olmalı ki, her fırsatta içkiyle birlikte gündeme getirmiş. Hadislerde de kim içki içip tövbe etmezse, kırk güne kadar namazı kabul olunmaz. Yani sakın ha! İçki yüzünden namaza bir şey olmasın diye hep insanlar bu konuda uyarılmıştır: İçkinin bir numaralı zararı, namazın elden gitmesi. Bu gibi hadislerde şu da var: İnsan içip pişman olursa, bir daha içip pişman olursa ve pişmanlığını her defasında ihlal ediyorsa artık dördüncü seferden sonra tövbe etse de fayda vermez. Her kim tek bir sefer sarhoş olarak namaz kılarsa sanki tüm dünya onun malıymış da ondan alınmış gibi büyük kayıplara uğrar. Kim dört sefer sarhoş olarak namazını kılarsa artık Allah’ın onu cehennemin pisliğinden içirmesi gerekir gibi hadisler var. Bu gibi abartılı rivayetlere girmem. Gayem, ayet ve hadislerde içkinin zararından söz edilirken hep namazla birlikte dile getirilmiş olması. Bu dikkat edici bir nokta!(18)
Kur’an’da leş, domuz eti, kan, Allah dışında putlar adına kesilen hayvan et, faiz, zina-fuhuş, adam öldürmek (tabii ki Kur’an’a göre kısas var; bu ayrı bir şey), anne, baba gibi yakın akrabayla evlilik hakkında kesin haram ifadesi kullanılmıştır; içki bu sınıftan olsaydı onunla ilgili de haram terimi kullanılmalıydı. (19)
Kur’an’a göre haramdır diyenlerin kanıtı, Maide suresinde içkinin anlatıldığı ayetin sonunda, “Uzak durun/kaçının ki kurtuluşa eresiniz” şeklinde bir emir kipi söz konusu. Bu kelime kalıbı Kur’an’da başka şeyler için de kullanılmıştır. Mesela yalan sözden, zannın çoğundan (kişiler hakkında olumsuz düşünmekten) sakının denilmiştir. Dediğim gibi terimler aynı. Burada maksat nasihattir, öğüttür... Herkesin hayatında yalan konuşması, başkaları hakkında kötü niyetli olması illaki vardır. Kur’an’da içkiyle ilgili anlatılanların tümünden “Sigara sağlığa zararlıdır” mesajı kadar bir sonuç ortaya çıkabilir. Yani ayete göre kişi özgürdür, takdir onundur. Şayet içerse onun için ne herhangi bir ceza ne de haram söz konusu değildir. Ayetlere göre içkinin helal veya haram olma durum böyle. (20)
DİPNOTLAR
1) Nahl suresi 67.
2) Bakara suresi 219. ayet.
3) Nisa suresi 43.
4) Maide 90-93.
5) Muhammed suresi 15. ayet.
6) İbni Abdirabbih, Ikdü-l Ferid, cilt 8/72. Tevrat, Tekvin bölümü, bab 9/20-25 ve bab 19/30-38.
7) Muhammed suresi 15 ve Saffat 45-47.
8) Nahl suresi 116.
9) Yusuf suresi, 36-41.
10) En’am suresi ayet 145.
11) Nahl suresi, 65-67.
12) Vakia 17-19.
13) Nebe suresi, 32-34.
14) Maide suresi, 93.
15) Maide, 93.
16) Buhari, Mezalim bab 21, no: 2464 ve Müslim Eşribe bölümü no: 1980.
17) Müslim, Eşribe bölümü, no: 1733.
18) a) İbni Mace, Eşribe, bab 4, no: 3377.
b) İbni Ebi Şeybe, Musannaf, Eşribe 8/138, no: 24511-24550.
c) Tirmizi, Eşribe, bab 1, no: 1862.
d) Heysemi Beğiyyet-ü Raid, cilt 5/107, no: 8181.
19) Bakara 173 ve 275, Nisa, 23, Maide 3, A’raf 33, Nahl 115,. Bütün bunlarda net olarak haramdır denilir.
20) Hac suresi 30 ve Hucurat 12. ayetler.