PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Parti Üyeliğim Hakkında:)


unbe
24-06-2013, 14:32
değerli arkadaşlar,

yıllar önce bu forumda chp üyeliğine geçtiğimi ilan etmiştim.aynı başlığı bulamadığımdan yeni başlık açıyorum.şimdi de an itibarı ile chpye istifa dilekçemi verdiğimi ve TKPye üye olduğumu ilan etmek istiyorum.hepinize sevgiler:)

Audaz
24-06-2013, 14:43
Buyur ,

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=9359

Bu arada hayırlı olsun.

Ahlaksız
24-06-2013, 16:19
Akp'den kurtulmak adına yurttaşların yapabileceği en iyi şey;laikliğe yakın,dine uzak,Atatürk'e(medeniyet)yakın,gericiliğe uzak olan Chp'yi desteklemek galiba..

Bu ülkede oy kullananların gerizekalı olduğunu düşünen ben bile,Gezi eylemleri sonrası Chp'ye oy vermeyi ciddi ciddi düşünüyorum artık..Sanırım başka çaremiz yok..

Dark_Prince
24-06-2013, 17:10
Bence herkes Chp'ye oy vermeli, Chp'yi sevdiğimden değil ama başka çare yok. Bölünmeler olursa yine Akp kazanacaktır. Şuan en çok tabanı Chp barındırıyor muhalif partiler arasında. Dolayısıyla bölünmeye gitmeden Chp'ye oy vermek daha garanti olacaktır. Zaten halkın uyanık olduğu bu son olaylarda anlaşıldı, korku duvarı da yıkıldı bu son olaylarla. Akp'den sonra kim gelirse gelsin rahat hareket edemeyecektir, en ufak bir hata da sokaklara dökülüp bunu diri tuttuğumuz zaman herşey olur. En elzem amaç şuan Akp'nin düşmesidir.

irsArtvin
24-06-2013, 18:03
değerli arkadaşlar,

yıllar önce bu forumda chp üyeliğine geçtiğimi ilan etmiştim.aynı başlığı bulamadığımdan yeni başlık açıyorum.şimdi de an itibarı ile chpye istifa dilekçemi verdiğimi ve TKPye üye olduğumu ilan etmek istiyorum.hepinize sevgiler:)

Sevgili unbe; öncelikle devrim cephesinde yerinizi aldığınız için sizi tebrik ediyorum. :clap2: :yo:

Bu saatten sonra size yoldaş diyebilirim herhalde. :peace:

Eğer sizin için de bir mahsuru yoksa, hangi ilin parti örgütündesiniz öğrenebilir miyim acaba? Bir de aday üye eğitimini tamamladınız mı, ya da partiden herhangi bir eğitim aldınız mı?

ALKA
24-06-2013, 18:29
Yeni üyeliğin kutlu ve mutlu olsun sevgili Unbe. AKP'ye mi, yoksa CHP'ye mi oy vermeli derken aklıma hep şu karikatür geliyor nedense.

https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/983581_1392666347611675_2147106988_n.jpg

unbe
24-06-2013, 19:48
teşekkürler arkadaşlar.

CHPye oy vermek bu saatten sonra mantıklı değil,çünkü CHPnin iktidar olmak gibi bir kaygısı yok ve olmayacak bana göre.bugüne kadar resmen CHP üyesi olsam da,son seçimlerin hiçbirinde oyumu chpden yana kullanmadım.insanalrın örgütlenmesi gerekiyor,bunun için de doğru adres TKPdir.

irsartvin,tşkler yoldaş:) evet artık yoldaş diyebilirsiniz.zaten uzun zamandır gönüllü üyeydim.herhangi bir eğitim almadım henüz,istanbulda gazi mahallesindeyim.sanırım bu konuyla alakalı bilgilendirileceğim en kısa zamanda.

Ahlaksız
24-06-2013, 22:08
CHPye oy vermek bu saatten sonra mantıklı değil,çünkü CHPnin iktidar olmak gibi bir kaygısı yok ve olmayacak bana göre.
Tkp'nin iktidar olma şansını ne görüyorsunuz acaba?
Sizce bu ülkenin başındaki örümcek kafalıları Tkp'nin bertaraf edebilecek kapasitesi varmıdır?
Tkp'nin son seçimlerde aldığı oy nedir?
Siyasi birikimleri nedir?
Mecliste hiç bulunmuşlar mı?

Yapmayın,yahu..

Ben bile Chp diyorsam,boşu boşuna sağa sola dağılmayın..Ben Chp'yi yerden yere vuran biriyim ama Akp'den başka türlü kurtulamayacağımız çok bariz..Ya Chp'ye oy vereceğiz,ya da daha çooook Ethem'ler/Abdullah'lar ölecek..

İşçi partisine veya Hepar'a da oy verebilirim ama Chp en mantıklı tercih..
Siz tkp'ye verin,ben işçi partisine veriyim,öbürü dsp'ye versin,öbürü bdp'ye versin,öbürü hepar'a versin,öbürü hkp'ye versin,...
Sonuçta böyle yaptığımız zaman kazanacak yine Akp'dir..Eğer direneceksek elimizi taşın altına koymalıyız..Ben direnişe katılmadım ama Chp'ye kayarak direnmek istiyorum..Başka türlü de bir direniş olmaz..

''Polise emri ben verdim'' diye böbürlenen bir başbakan var karşımızda..Bu başbakanın nefret ettiği partiye oy vermeliyiz..İşte asıl direniş budur..

Dark_Prince
24-06-2013, 22:27
Nolana katılıyorum. Ben siyasetten pek anlamam ama, bu konuda duygusal değil de stratejik düşünmek gerekmez mi? Direnişçilerin %90ı kemalistlerden oluşuyor, bu bile bir fikir verebilir.. Ben hiçbir ideolojiye hiçbir partiye bağlı değilim, kendimi de bu tür kalıplara sokmam ama Akpyi göndermek istiyorsak oyumuzu en büyük laik parti hangisi ise ona vermemiz gerek. Keşke sosyalist ya da komünist bir parti en büyük olsaydı böylece kürtlerle de orada birleştirebilirdik oylarımızı ama şuan için en iyi seçeneğimiz chp. Bari laiklikler olarak orada birleşelim. Böyle ayrılıklar olursa Nolanın da dediği gibi hep sağ kazanır.

Psiko
24-06-2013, 22:49
Tkp üyeliğini kutlarım değerli unbe.
Üyeliğinin,
hem sana,hem partine hem de ülkeye faydalı olmasını temenni ederim.

Siyasetten hiç haz etmesem de bu dağınık görüntü ve oy tablosunun akp ye yaradığı göz ardı edilemeyecek bir gerçek.
Partiler,artık hangisinin çatısı altında olur bilemem ama "BİR"likte hareket edip öncelikle bu padişah özentisi ve bozuntusu ile şürekasını acilen sandıkta devirip,peşinden hesap ta sorabilsinler ki,
toplumun onlar adına kaybolmuş güvenini de kazanabilsinler.
Bunu beceremezler ise kendileri kaybederler.
Toplum ise ayağa kalkmasına karşı zorbaların biraz daha zorlaması ile karşılaşsa da sonuçta istediği özgürlük ve demokrasiyi elde edecektir.
Ama bu zor yol yerine belli kriterleri gözeterek birleşilse akp zorbalığı demokratik olarak sandıkta gömülür.
Ülkenin geleceğinin inşaa süreci Gezi direnişi ile başlamıştır.
Sürece uyum gösteren ve gereğini yapan partiler kazanacaktır.
Aksini yapanlar ise tarihin tozlu raflarında yerlerini alacaklardır.

evrensel-insan
24-06-2013, 22:50
Bence onemli olan ilk elden bu teokratik otokratik ve idseolojik/politik sunni diktatorlukten kurtulmak lazim.

En azindan bu kurtulum halk direnisini belirli bir katilimci demokrasi rayina oturtacaktir.

xcan
24-06-2013, 22:57
Tkp türkiyenin en eski ve deneyimli partisidir.
Tkp halkın güçlerini birleştirmesine engel olmayacağı gibi .
Bu bütünleşmeyi halkın en yararına kullanmayı bilecek bir partidir.
Hiç kimsenin tereddütü olmasın.İşçi sınıfının. Kavgalarla pişmiş özüdür Tkp.
Gezi direnişinin en ön saflarında Diğer kardeş Sosyalistlerle en ön safta yer almıştır.
Chp gezi direnişinin,Halk meclislerinin sözlerine kulak kabartırsa tabikide desteklenebilir.
Halk meclislerinin gösterdiği adaylara kucak açarsa tabikide desteklenir.
Halka kıçını dönen bir CHP asla desteklenmez.
YaniSorosçu kafalara halk destek vermeyecektir.
Halk direnişi CHP nin çok ilerisindedir.
Kup kuru içi boş destek dönemi geçmiştir Artık güç birliği ,iş birliği,
Kollektif mücadele gündemdedir.
Refah ile dahi işbirliği güç birliği.
Akp içindeki Diktatöre tavır almak onurunu gösteren kardeşlerimizle bile dayanışma.
Birleşe birleşe kazanmak budur işte
Saygılarımla.
Faşizme karşı güç birliği her yörede değişiklik arzedebilir Güçbirliği sınırlandırılamaz.Sadece CHP ile değil.
Demokratik talepler ve Anti emperyalizm temelinde Tüm alanlarda tüm güçler omuz omuza verebilir.
Diktatörlük karşıtı işverenlerle bile dayanışmaya gidilir..
Umarım anlaşılır birşeyler yazdım.

Dark_Prince
24-06-2013, 23:20
Benim tkpye bir lafım yok, acilimindan başka hakkında hiçbirşey bilmedigimden de olamaz zaten. Türkiyenin en eski en deneyimli partilerinden olabilir lakin herkes o partide birleşmeyi destekleyecek midir? Önemli olan bu. Konuya stratejik yaklaşmak gerek. Oy oranı düşük olduğu için o partiye oy vermek oyu sağa karşı boşuna kullanmak demektir, sağın işine yarar. Son anketler chp lehine artış olduğunu gösteriyor oy konusunda. Bu ülkede "hem komünist hem ateist olunmaz" diyen ateistler var. Ama bunlar kemalizm taraftarları. Yani laik-demokrat kesimin çoğu kemalist. Bence başa gelmesi şuan için neredeyse imkansız olan partilere oy vermektense mantıklı olanı en büyük laik partiye oy vermektir. Asıl amaç tayyip diktasıni yıkmak olmalıdır ondan sonrası zaten gelir. Tabi ki chp bu sosyalist, komünist partilerle birleşirse çok daha güçlü oluruz, keşke öyle birşey yapılabilse ama sanmıyorum, zira herkes kendi koltuğunu düşünüyor, kibir insanı yok eder.

murted
24-06-2013, 23:37
Chp ile sol partiler seçim işbirliği yapabilirler, öteki türlü mevcut seçim sistemiyle Tkp'ye atılan oylar Akp'ye yarayacaktır.

Hepsinden önemlisi herkes mutlaka oy kullanmalı. Hiçbir partiyi kendini temsile layık bulmayanlar bile gidip meclise girebilecekler arasında en az gıcık olduğuna oy atmalı.

spartacus
24-06-2013, 23:48
Yeni üyeliğin kutlu ve mutlu olsun sevgili Unbe. AKP'ye mi, yoksa CHP'ye mi oy vermeli derken aklıma hep şu karikatür geliyor nedense.

https://fbcdn-sphotos-f-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn2/983581_1392666347611675_2147106988_n.jpg
:yo:
:roll:

xcan
24-06-2013, 23:51
Dark prens Tkpli olmak çok önemli bir davraanıştır.
Lakin Tkp tek başına alternatif değildir.
Kardeş sosyalist partilerde vardır.
partili mücadele doğrudur.
Örnek vereceğim.
İstanbulda Chpye Halk meclisleri .
''gel hele sana sözümüz var'' demeli.
Şu Sorosçu gübreleri aday gösteremezsin''
''Halk meclislerinden bizim adaylarımızıda listene alıyormusun;;diyeceklerdir.
Bu içi boş kof bir destek olmaz.
''Dur bakalım.
Barajı indireceksin'' diyebilmeli.
Tam bağımsızlıktan yana olacaksın diyebilmeli
Bu devrimci destek ve işbirliğidir sevgili dostum.
Yani faşizme karşı Tüm güçlerin birliği gözü kapalı sonu belirsiz bir destek değil,Devrimci destek olur.
Bopçu Akpye karşı Abd ile işbirliği yapmayan ,Umudunu Abd ye bağlayanlar hariç tüm halk tüm ülkede ilkeli güç birlikleri ve dayanışması oluşturulmalıdır.
Konyada güç birliği farklı ,İzmirde farklı destekler olur.
Somutun analizi o yörelerde güç birliği modelleri ortaya çıkaracaktır.
İyi niyetinizden asla şüphem olmaz ,hiç endişeniz olmasın.
Türkiya deneyimli bir ülkedir Faşizmi yıkacağız.
Chp den isteklerimiz olmalı .
Telekom tekel VB halka verilecek buna uyacakmısınız?diye sormadan destek olmaz.
Yağmacılar yargılanacakmı?
Bunların yanıtı alınmadan destek olmaz.
Fethullahçı çeteler dağıtılacakmı?sorulmalı.

Firestorm
24-06-2013, 23:57
Kötünün iyisi diye bahsedilen kavram hiç iyi değildir. Kötü her zaman için kötüdür boşverin partileri en iyisi :)

Psiko
25-06-2013, 00:09
2011 Türkiye genel seçimleri'nin resmi sonuçları:[89][90]
Gümrük Kapıları Hariç Türkiye Geneli Seçmen Sayısı: 50.237.343
Kullanılan Oy: 43.785.665
Geçerli Oy: 42.813.896
Geçersiz Oy: 971.769
Katılım Oranı: % 87,16
Gümrük Kapıları Seçmen Sayısı: 2.568.979
Kullanılan Oy: 129.283
Geçerli Oy: 127.867
Geçersiz Oy: 1.416
Katılım Oranı: % 5,03
Toplam Seçmen Sayısı: 52.806.322
Kullanılan Oy: 43.914.948
Geçerli Oy: 42.941.763
Geçersiz Oy: 973.185
Katılım Oranı: % 83,16
http://tr.wikipedia.org/wiki/2011_T%C3%BCrkiye_genel_se%C3%A7imleri

akp nin ev ev dolaşarak sineğin kanadından yağ çıkarırmış gibi seçmen çıkarma işlemlerine dikkat edersek,
seçime katılmayıp oy vermeyen yaklaşık % 17 cıvarındaki seçmenin "Belirleyici" olacağı ve bu katılmayanların akp sine oy vermeyecek olanlar olduğunu düşünmeme sebep oluyor.
Bir parti çatısı altında toplanılamasa dahi bu büyük orandaki seçmenin sandık başına gitmesi için çaba harcamak da bir alternatif olabilir.
En azından kendi ailemde oy kullanmayan 2 kişiyi tetiklersem veya kimin yakınında bu tür kişiler varsa onları tetiklersek bu duruma büyük katkı yaparız diye düşünüyorum.

unbe
25-06-2013, 18:27
zaman örgütlenme zamanıdır ve bugüne kadar chp içi boş söylemelrle kafamda yer almıştır.baştan chpye üye olma sebebim tıpkı sizler gibi oyum boşa gitmesin mantığı idi.ancak zaman içerisinde chpnin sadece kendisini düşünen bir parti olduğunu anladım-bana göre-. neden derseniz,meclise baktığımızda,mileltvekilelri yararına herhangi bir "iyilik" söz konusu olduğunda,tüm vekilelrin oyuyla o yasa jet hızıyla meclisten geçmekte.halkı düşünen bir parti,öncelikli olarak halk için çalışmalıdır,kendi menfaati için değil.kamer gençi ayrı bir kefeye koyacağım burda çünkü kendisi yıllardır çevresindeki herkese yardımalrıyla ve fakir çocukları okutmasıyla tanınır ve bu yardımlarını ilan etmez zaten.bugüne kadar chpye oy verdik ne oldu? chp iktidar olmak istese,olamaz mıydı sizce? bunları düşünelim önce.TKP herzaman için işçi sınıfı ve emekçinin yanında olan bir partidir.ve kişiler üzerine değil,kollektif çalışma üzerine kuruludur.üye alımı yapılırken dahi,uzun süre önce gönüllü üye oluyorsunuz,daha sonra parti üyeliğiniz gerçekleşiyor.türkiyenin her yerinde şu an örgütlenme çağrısı yapan tek partidir TKP aynı zamanda,an itibarı ile.cuma gecesi çağlayanda,bu gece kadıköyde halk toplantıları gerçekleştiriliyor.herkese açık ve katılmak isteyenlerin tek yapacağı şey,TKPnin facebook sayfasından tarih,saat ve yer almak.beklenmektesiniz. #örgütlenin.

https://www.facebook.com/TurkiyeKomunistPartisi?fref=ts

Ahlaksız
25-06-2013, 18:42
Yeni üyeliğin kutlu ve mutlu olsun sevgili Unbe. AKP'ye mi, yoksa CHP'ye mi oy vermeli derken aklıma hep şu karikatür geliyor nedense
Sn.ALKA;Chp'ye oy vermek dışında sizin bir çözüm öneriniz var mı acaba?
Sizce bu ülke,baştaki faşistlerden en kısa süre içerisinde nasıl kurtulur?

2002'den beri hiç kimseye oy vermeyen ve siyaseti yakından takip eden biri olarak,ben Chp'ye oy vermenin bu faşistlerden kurtulmak adına tek çözüm olacağını düşünüyorum..Buyrun,benim bu görüşümü çürütün..

errata
25-06-2013, 19:08
Sn.ALKA;Chp'ye oy vermek dışında sizin bir çözüm öneriniz var mı acaba?
Sizce bu ülke,baştaki faşistlerden en kısa süre içerisinde nasıl kurtulur?

2002'den beri hiç kimseye oy vermeyen ve siyaseti yakından takip eden biri olarak,ben Chp'ye oy vermenin bu faşistlerden kurtulmak adına tek çözüm olacağını düşünüyorum..Buyrun,benim bu görüşümü çürütün..

Senin görüşün zaten çürük. Hatta "yok bile". :)
CHP zihniyetinin, Cumhuriyet mitinglerinin neden bir Gezi Parkı etkisi yaratamadığını düşünsen bunu göreceksin zaten.

CHP, hem zihniyet hem de eylemsel olarak tükenmiş bir parti.
Ruhunda Ulusalcılık, Kemalizm, ölü sevicilik, sembol tapıcılığı gibi hastalıklar barındıran tüm oluşumlar artık tükenmeye mahkumdur. Yıl oldu 2013, bilmem farkında mısınız?

Aksini düşünenler, yalnızca "aksi yönde düşünmek" yerine biraz da geniş açıyla düşünmeyi denemeli.

Atatürk'süz, Kürt ve Ermeni ile eşit haklarla, ademi merkeziyetçi bir yönetim, demokrasi düşünemiyorsanız AKP zihniyeti , CHP zihniyeti, AKP zihniyeti , CHP zihniyeti, AKP zihniyeti , CHP zihniyeti paradoksuyla hayatınızı tamamlarsınız, işi çocuklarınız yapar. Ama size de bol bol küfür ederler.

evrensel-insan
25-06-2013, 19:23
zaman örgütlenme zamanıdır ve bugüne kadar chp içi boş söylemelrle kafamda yer almıştır.baştan chpye üye olma sebebim tıpkı sizler gibi oyum boşa gitmesin mantığı idi.ancak zaman içerisinde chpnin sadece kendisini düşünen bir parti olduğunu anladım-bana göre-. neden derseniz,meclise baktığımızda,mileltvekilelri yararına herhangi bir "iyilik" söz konusu olduğunda,tüm vekilelrin oyuyla o yasa jet hızıyla meclisten geçmekte.halkı düşünen bir parti,öncelikli olarak halk için çalışmalıdır,kendi menfaati için değil.kamer gençi ayrı bir kefeye koyacağım burda çünkü kendisi yıllardır çevresindeki herkese yardımalrıyla ve fakir çocukları okutmasıyla tanınır ve bu yardımlarını ilan etmez zaten.bugüne kadar chpye oy verdik ne oldu? chp iktidar olmak istese,olamaz mıydı sizce? bunları düşünelim önce.TKP herzaman için işçi sınıfı ve emekçinin yanında olan bir partidir.ve kişiler üzerine değil,kollektif çalışma üzerine kuruludur.üye alımı yapılırken dahi,uzun süre önce gönüllü üye oluyorsunuz,daha sonra parti üyeliğiniz gerçekleşiyor.türkiyenin her yerinde şu an örgütlenme çağrısı yapan tek partidir TKP aynı zamanda,an itibarı ile.cuma gecesi çağlayanda,bu gece kadıköyde halk toplantıları gerçekleştiriliyor.herkese açık ve katılmak isteyenlerin tek yapacağı şey,TKPnin facebook sayfasından tarih,saat ve yer almak.beklenmektesiniz. #örgütlenin.

https://www.facebook.com/TurkiyeKomunistPartisi?fref=ts

Ben 1990'lara kadar TKP IS uyesiydim.

http://www.t-k-p.net/yayinlar/kitaplar/kitaplar.html

http://www.t-k-p.net/yayinlar/iscinin_sesi/iscinin_sesi.html

http://www.t-k-p.net/index.html

upuaut
25-06-2013, 23:05
zaman örgütlenme zamanıdır ve bugüne kadar chp içi boş söylemelrle kafamda yer almıştır.baştan chpye üye olma sebebim tıpkı sizler gibi oyum boşa gitmesin mantığı idi.ancak zaman içerisinde chpnin sadece kendisini düşünen bir parti olduğunu anladım-bana göre-. neden derseniz,meclise baktığımızda,mileltvekilelri yararına herhangi bir "iyilik" söz konusu olduğunda,tüm vekilelrin oyuyla o yasa jet hızıyla meclisten geçmekte.halkı düşünen bir parti,öncelikli olarak halk için çalışmalıdır,kendi menfaati için değil.kamer gençi ayrı bir kefeye koyacağım burda çünkü kendisi yıllardır çevresindeki herkese yardımalrıyla ve fakir çocukları okutmasıyla tanınır ve bu yardımlarını ilan etmez zaten.bugüne kadar chpye oy verdik ne oldu? chp iktidar olmak istese,olamaz mıydı sizce? bunları düşünelim önce.TKP herzaman için işçi sınıfı ve emekçinin yanında olan bir partidir.ve kişiler üzerine değil,kollektif çalışma üzerine kuruludur.üye alımı yapılırken dahi,uzun süre önce gönüllü üye oluyorsunuz,daha sonra parti üyeliğiniz gerçekleşiyor.türkiyenin her yerinde şu an örgütlenme çağrısı yapan tek partidir TKP aynı zamanda,an itibarı ile.cuma gecesi çağlayanda,bu gece kadıköyde halk toplantıları gerçekleştiriliyor.herkese açık ve katılmak isteyenlerin tek yapacağı şey,TKPnin facebook sayfasından tarih,saat ve yer almak.beklenmektesiniz. #örgütlenin.

https://www.facebook.com/TurkiyeKomunistPartisi?fref=ts

Kardeşim, bu iş ne CHP ile olur, TKP ile. O karikatürdeki gibi millet bir koyun gibi ortak kanaat hangi partide oluşuyorsa, gider ona oyunu verir. Bu seçimlerin değişmez formülüdür.

Türkiye bu formülle 80 yıldır yönetiliyor. Ama Batı ülkelerinde bu formül geçmez.

Şimdiki ortak kanaati #3 (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=487618&postcount=3). mesajımdaki 2. anektodta vermeye çalıştım. İleride nasıl bir oluşum olur bilinmez ama, bu, milletin ağırlığını teşkil edecek Milli ve Muhazakar değerlerimizi koruyacak bir sağ parti olacaktır. Bakmayın, siz sağ-sol meselesi bitti denilerek kafaların karıştırılmasına; ileride Türkiye'yi yönetecek parti böyle bir parti olacaktır.

Haa, gelelim CHP ile TKP böyle bir ortamda ne yapabilir? sorusuna... Yanıtı çok açık. Bunlar bir Milli Merkez Hükümeti adayı etrafında AKP'yi yıpratan, dolayısıyla kuyusunu kazan partiler olurlar.

Şimdi (22:50) HALK TV'de Kamer Genç konuşuyor. Muhalefet yokluğunda tek başına bir parti gibi hareket ediyor ki, başka bir çaresi de yok görünüyor.

Kendisini fakir çocuklara yardım yapması ve okutması nedeniyle takdir ederim.

mücerred
25-06-2013, 23:34
değerli arkadaşlar,

yıllar önce bu forumda chp üyeliğine geçtiğimi ilan etmiştim.aynı başlığı bulamadığımdan yeni başlık açıyorum.şimdi de an itibarı ile chpye istifa dilekçemi verdiğimi ve TKPye üye olduğumu ilan etmek istiyorum.hepinize sevgiler:)
1 mayıs yürüyüşünde franfurt daydım.TKP kortejini gördüm yahu siz ne zaman bu kadar kalabalık oldunuz dedim. yürüyüşü onlarla tamamladım.
Halka umut olacak bir parti görüntüsü veriyorlar .Hakikaten iyi çalışıyorlar

Anti
26-06-2013, 01:48
Anti-demokratik seçim barajı uygulamasının vuku bulduğu ülkemizde oyları alternatif partilere atmak ne yazık ki pek de âkilane görünmüyor.
Yüzde 3'lük bir seçim barajından yana tavır alınması gerektiğini düşünüyorum.
Baraj hasebiyle oyumu bittabi CHP'den yana kullanacağım ancak olur da yarın öbür gün baraj ortadan kalkar ya da istemde bulunduğum seviyeye düşerse, işte o zaman hareketli bir siyaset sahasından bahsedebiliriz.
Yoksa benim de ilgimi çeken siyasi partiler var.
Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) bunların başında geliyor.

xcan
26-06-2013, 01:55
Anti-demokratik seçim barajı uygulamasının vuku bulduğu ülkemizde oyları alternatif partilere atmak ne yazık ki pek de âkilane görünmüyor.
Yüzde 3'lük bir seçim barajından yana tavır alınması gerektiğini düşünüyorum.
Baraj hasebiyle oyumu bittabi CHP'den yana kullanacağım ancak olur da yarın öbür gün baraj ortadan kalkar ya da istemde bulunduğum seviyeye düşerse, işte o zaman hareketli bir siyaset sahasından bahsedebiliriz.
Yoksa benim de ilgimi çeken siyasi partiler var.
Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) bunların başında geliyor.
Gerçek bir demokraside yüzde bir bile baraj olmaz.
Alternatif partiler olmalı ve güçlendirmeliyiz.
Lakin o alternatif parti güç birliği yaparak halkın çıkarını gözetecek şekilde destekler ve ittifaklar yapacaktır zaten.
Aksi destek anlayışı azınlıkta olan demokrat insanları oy deposu yapar ve sonuç alınmaz.

Anti
27-06-2013, 00:09
Gerçek bir demokraside yüzde bir bile baraj olmaz.
Alternatif partiler olmalı ve güçlendirmeliyiz.
Lakin o alternatif parti güç birliği yaparak halkın çıkarını gözetecek şekilde destekler ve ittifaklar yapacaktır zaten.
Aksi destek anlayışı azınlıkta olan demokrat insanları oy deposu yapar ve sonuç alınmaz.Seçim barajının parlamenter meclis yapılarına olumlu yönde ivme kazandırdığı aşikârdır.
Barajın olmadığı bir meclis tabir yerindeyse kârhaneye döner.
O yüzden %3'lük seçim barajına sıcak bakıyorum.
Meclise on beş farklı siyasi parti girerse ne olur, siz düşünün.
Bizimkinde dört tane var şu an, ortalık cümbüş yeri...
Üstelik seçim barajı birçok Avrupa ülkesinde de uygulanmaktadır ve genel ağırlık %3 oranındadır.

xcan
27-06-2013, 00:33
Seçim barajının parlamenter meclis yapılarına olumlu yönde ivme kazandırdığı aşikârdır.
Barajın olmadığı bir meclis tabir yerindeyse kârhaneye döner.
O yüzden %3'lük seçim barajına sıcak bakıyorum.
Meclise on beş farklı siyasi parti girerse ne olur, siz düşünün.
Bizimkinde dört tane var şu an, ortalık cümbüş yeri...
Üstelik seçim barajı birçok Avrupa ülkesinde de uygulanmaktadır ve genel ağırlık %3 oranındadır.
PKKyüzde 3 baraj istiyor ,yada 5 ilde seçim kazanma şartı.
Pkk kendisi için demokrasi istiyor.
Yüzde 1 barajın demokrasi ile bir ilgisini kurun. Anlınızdan öpeyim.
Baraj istemek halk iradesine ipotek koymaktır.
Aşiret solculuğundan sıyrılamayanlar Burjuva barajında takılıp kalıyorlar malesef.
Hep söylüyorum.
Abd kuyruğunda ne demokrat olunur nede solcu.
Abd ile bağını koparamamak demokrasi adına Emperyal çözümlerin ortağı oluyor.
Demokraside baraj olmaz.
Hiç bir partinin üyesi değilim.
Tepkim özgür bir birey tepkisidir.
Lütfen şunu düşünün.
Büyük fikirler önce bireyler ,sonra küçük topluluklar ve sonra yığınlara mal olur.
Baraj varsa büyük fikirler yaşam hakkı bulamaz.

ÖRGÜTLÜ MÜCADELE EN DOĞRU MÜCADELEDİR AMA ÖNCE BİREY OLABİLMEK

Anti
27-06-2013, 00:41
PKKyüzde 3 baraj istiyor ,yada 5 ilde seçim kazanma şartı.
Pkk kendisi için demokrasi istiyor.
Yüzde 1 barajın demokrasi ile bir ilgisini kurun. Anlınızdan öpeyim.
Baraj istemek halk iradesine ipotek koymaktır.
Aşiret solculuğundan sıyrılamayanlar Burjuva barajında takılıp kalıyorlar malesef.
Hep söylüyorum.
Abd kuyruğunda ne demokrat olunur nede solcu.
Abd ile bağını koparamamak demokrasi adına Emperyal çözümlerin ortağı oluyor.
Demokraside baraj olmaz.
Hiç bir partinin üyesi değilim.
Tepkim özgür bir birey tepkisidir.
Lütfen şunu düşünün.
Büyük fikirler önce bireyler ,sonra küçük topluluklar ve sonra yığınlara mal olur.
Baraj varsa büyük fikirler yaşam hakkı bulamaz.

ÖRGÜTLÜ MÜCADELE EN DOĞRU MÜCADELEDİR AMA ÖNCE BİREY OLABİLMEKO zaman demokrasi tanımının kendisi ile çelişeceğiz.
Şöyle ki, demokrasi zaten çoğunluğun sistemidir.
Ve tabiki azınlıklara belirli oranlarda tahammülü ve tahakkümü beraberinde getirir.
PKK, Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi yaşamının ayağına takılmış bir prangadır ve AKP hükümetinin atmış olduğu adımlar bunu çözülmez bir noktaya getirmiştir.
Bana PKK'nın istemlerini örnek göstererek seçim barajı konusunda fikir beyan etmeniz biraz da bizi açmaza sokar.
Barajın Kürtlerin özgür iradelerine karşı konduğu aşikârdır, ancak bunun üzerindeki gerekli düzenlemeyi de PKK'nın talepleri doğrultusunda yapamayız.
E n'olacak şimdi, o olmuyor, bu olmuyor...
Bu mantalite ile gidişat eyalet sistemini ortaya çıkaracaktır.
Ve tabiki iki partili siyasal sistemi...
İstediğimizin bu olduğu sanmıyorum.

spartacus
27-06-2013, 00:50
Şöyle ki, demokrasi zaten çoğunluğun sistemidir.

Demokrasiden bahsederken hangi tür, hangi biçim olduğuna da bakmamız gerekir diye düşünüyorum.

Bir demokrasi vardır, çoğunluğun sistemidir.

Bir demokrasi vardır, çoğunluğun değil, tümün sistemidir ve çoğunluk, azınlık ayrımından ziyade, sesini duyuramayanlarında sesi olmak yükümlülüğü vardır. Gerçi bazı ülkelerde biçimsel olarak kullanılıyor, yani refrandumlarla vs ama doğrusu yine o değildir. Doğrudan demokrasilerde, toplum yerelliklerde örgütlüdür, dolayısıyla kimin, kime oy verip, vermediğine bakılmaz, yerelden gelen talepler esas alınır...

Peki bu sistemi uygulayan var mı, bir biçimde Küba bunu bir önceki seçimlerinde(kongre) denedi, lakin bunun seçimden seçime değil, doğal olarak örgütlülük esasıyla yapılması gerekir.

Çoğunluğun demokrasisi olmaz, demokraside ayrıcalık olmaz, zaten demokrasi bunun için olmalı, yani ayrıcalıksız olmak için. Ayrıcalıklı çevre-topluluk olmamalı, onun adı demokrasi değil de, diktatörlük olur diye düşünüyorum.

Anti
27-06-2013, 00:58
spartacus'e binaen,

Yerelciliğin demokrasiye katkısını siz de örneklemişsiniz ve elimize uygulama sathında başarı kazanmış herhangi bir döküman ne yazık ki gelebilmiş değil.
Misalen AKP iktidarı yüzde 50 oranı ile iktidara gelirken bunun aynı şekilde yerel yönetimlere yansıyacağı da alenen ortadadır.
Valilikler, kaymakamlıklar vs. bizatihi devlet kademelerinde yer alıyorlar ve siyasi iktidarın borazanı hâline geliyorlar.
Belediyelerde ise siyasi iktidar ile doğru orantılı olarak oy oranlarında paralellik var.
AKP 2007'de yüzde 46 oy aldı ise 2009 yerel seçimlerinde yüzde 20 almadı.
Demek ki temsili demokrasinin niteliğinde bir sakatlık var.
CHP'li belediyelerin, diyelim İzmir, devletten alacakları kaynak aktarımlarında yaşadıkları sıkıntıları da göz önünde bulundurursak biraz oturup demokrasi üzerine düşünmemiz gerektiğini söyleyebilirim.

spartacus
27-06-2013, 01:12
Aslında ben de bunu dile getirmek istedim, yani hangi demokrasi, nasıl demokrasi çerçevesinde.

valilik, kaymakamlık aslında devlet örgütleri, haliyle yerelden, merkeziye ulaşacak olan toplumsal örgütlerle pek ilgisi yok. Belediyeler de bu işi temsil etmiyorlar, zöde belediyelerin işi hizmet...

Örnek getiremiyoruz, evet, bu bir yerde hali hazır dünya ile de ilgili, zira bir yerde hakim olan sistemin karakteri belli.

Anti
27-06-2013, 01:26
Örnek getiremiyoruz, evet, bu bir yerde hali hazır dünya ile de ilgili, zira bir yerde hakim olan sistemin karakteri belli.Gezi Parkı hasebiyle oluşan şu açık hava/park forumları benim çok hoşuma gidiyor.
Doğrudan demokrasiye dair ışık saçıyor bu forumlar.
Belki buradan bir sonuç elde edebiliriz.

Brian
28-06-2013, 15:15
Demokrasi diye bir şey idealize edildiği gibi hiç olmadı. (Yani tüm insanların, azınlıkların vb. hakkını koruyan bir demokrasi diye pek çok kitapta idealize edildiği gibi hiç yaşanmadı.) Bu arada kitaplarda yazılan demokrasi düşüncesini iyi ve güzel buluyorum. Ama bu sadece idealize edilmiş kitaplarda yazıyor. Bunu söylerken sadece burjuva demokrasisinden söz etmiyorum.

Evet doğrudur tarihte yakın zamanda demokrasi anlayışlarının çoğu, belki de hepsi şu veya bu biçimde çoğunluk, kolektif vb. baskıya ve zorbalığa dayandı. Ama bu şu anlama gelmez tabii, madem demokrasi yok, o halde uğraşmaya değmez. Veya madem böyle bir şey yok, bir takım bahanelere saklanarak durumu idare edelim. Hayır kesinlikle bunu da demek istemiyorum. Belki bazı dayatmaları şimdilik yok edemeyebiliriz ama amacımız bunu en aza indirmek olmalıdır, belki tüm zorbalıkların hepsini yok edemeyebiliriz ama amacımız yine bunları en aza indirmek olmalıdır. Evet bir arada yaşıyoruz, belki çok uzun bir süre daha bir arada yaşayacağız. O halde sistemimizi nasıl bir hale getirirsek sorunlarımıza iyi, etkili ve rasyonel bir çözüm bulabiliriz? Sormamız gereken soru budur. Ve bu sorunun cevabı önemlidir.

Şimdi denilecek ki: Ama herkesin anlaştığı ilkeler var. Bu da asında doğru değildir. Herkesin sürekli olarak anlaştığı evrensel ilkeler filan yoktur. Çünkü birine göre evrensel ilkeler İslama dayanır, birine göre sosyalizme, başka birine göre kapitalizme, başka birine göre başka bir değer sistemine vb. dayanabilir. Sosyalistler diyecek ki ama biz bilimsel konuşuyoruz o yüzden bilimsel temelde anlaşabiliriz. Bir başkası da çıkacak belki bambaşka bir şey söyleyecek, kim bilir? Yani kısaca herkesin sürekli olarak anlaştığı evrensel ilke filan diye bir şey yoktur varsa bile bunlar belli bir süre için olabilir. Buradan da anlaşılıyor ki demokrasi mücadelesi hiçbir zaman bitmeyecek bir mücadeledir. Çünkü insanın özgür olma ve var olma mücadelesi sürekli olarak devam edecek bir mücadeledir. Sorunlar bitmediği için bu mücadeleler de bitmiyor.

Özgürlükler için sonuna kadar mücadele edilmelidir ama özgürlük mücadelesi her zaman demokrasi anlamına gelmez. Hatta bazen demokratik olduğu sanılan ilkeler, uygulamalar, kararlar insanın özgürlüğünü yok edebilir. Yani buradaki ana ilke, asıl önemli unsur özgürlüktür. Özgürlük ama kimin özgürlüğü? Bireyin ve toplumun özgürlüğü. (Sadece birey ya da sadece toplumun özgürlüğün söz etmek çok anlamlı değildir. İnsan bireysel olduğu kadar toplumsal varlık, toplumsal olduğu gibi bireysel varlık, biri diğeri adına görmezden gelinemez. İki unsur da dikkate alınmalıdır. Ama zaman zaman bu iki unsur farklı değer yargıları, çıkar çatışmaları, farklı bakış açıları vb. nedenlerden dolayı birbiriyle çelişir. Çelişki bazen o kadar büyük olur ki demokrasi de buna çare bulamaz. Çünkü demokrasi nihayetinde uzlaşmaya dayanır. Uzlaşma olmadığında demokratik çözüm de olmaz. Demek ki her zaman için demokratik çözüm ve uzlaşma denen şeyin de olmayabileceğini hesaba katmak gerekir.)

Demokrasi birey ve toplumun özgürlüğünü geliştirdiği, insanların sorunlarına çözüm bulduğu sürece anlam taşır. Bu bakımdan demokrasi bir süreçtir, bu süreçte amaç insanın özgürlüğünü geliştirmek ve sorunlarına çözüm yolu bulmaktır. Bu olduğu sürece demokrasi idealize edilmiş bile olsa, o noktaya tam varmasak bile sürekli kendini geliştirme aşamasında olduğu sürece bir umut taşıyabiliriz. Öte yandan insanların sorunlarına çözüm bulmayan, çoğunluk veya şirketlerin ya da bürokratik devlet aygıtının isteklerini zorla dayatan ve bunu tartışma konusu bile yapmayan, bu konuda sürekli bahanelerin arkasına saklanan, bu bahanelerle sürekli kendini haklı çıkarma derdinde olan, sorunları çözmekten ziyade belli bir sınıfın ve bürokratik iktidar aygıtının çıkarlarını savunmayı öncelik edinen bir demokrasi de sanırım aradığımız bir şey değil. Kısaca savunulması gereken şey özgürlüktür, çevredir, ekolojidir. (insan ekolojiden bağımsız bir şekilde var olamayacağı için bunu özellikle vurguladım.) Demokrasi bunun için vardır; demokrasi bunları savunmuyorsa bunları korumuyorsa o zaman oradaki demokrasi de aslında aldatma, sömürü, öncelikli olarak belli bir sınıfın çıkarını korumaya ve yalan üzerine kuruludur. Ben dayatıyorum, seni dinlemiyorum, anlamak istemiyorum; çünkü güçlüyüm, güçlü olduğum için istediğim gibi dayatırım ve senin çıkarına aykırı da olsa, senin yaşamını da tehdit de etse, seni köleleştirse de bunu dayatarak yapabilirim, çünkü ben çoğunluğum, çünkü benim demokrasi anlayışım budur, işine gelirse, işine gelmezse defol git, bu yüzden sana istediğimi yaparım vb. mantık da bu durumu kurtarmaz Ve bu şekildeki demokrasi anlayışı da aslında en tehlikeli olanıdır. Çünkü uzlaşma, özgür alanlarını genişletme, anlama, dinleme, çözüm yolları bulma konusunda çaba gösterme, geliştirmeden çok baskı, dayatma, aldatma, yalan, sömürme, köleleştirme ve geriletme üzerine odaklıdır. Ve bundan dolayı da kabul edilemez. (Burjuva ve birçok demokrasi anlayışının bu temelde olduğunu söylemek yanlış olmaz, çünkü onlar sömürüyü, baskıyı zaten şu veya bu şekilde baştan doğru bir davranış biçimi, bir bakıma bunu evrensel bir ilke olarak kabul ediyorlar. Bu şekildeki bir demokrasi anlayışının varacağı yeri görmek zor olmasa gerekir.)

Elbette özgürlük derken gerçeklikten kopuk bir özgürlük anlayışından söz etmiyorum. Bilimsel olmak göz ardı edilemez bir ilke. Ama kimin için bilimsel? Belli bir sınıf için mi, yoksa tüm sınıflar için mi? Nasıl bir bilimsellik anlayışı? (Koşulların arkasına saklanarak yapılan her türlü mantıksızlığı, saçmalığı, akıl dışılığı kabul etmeyi uygun gören bir bilimsel anlayış nihayetinde pek bir şey dile getirmiş de olmaz. Bu şekildeki demokrasi anlayışı da öyledir, boşa kürek çekmek gibidir. Koşullar böyle, realite bu yapacak bir şey yok deniyorsa siz neyin felsefesini yapıyorsunuz derler. Aslında koşullara mutlak teslimiyet ve koşulların arkasına saklanarak yapılan saçmalıkları, yalanları ört bas etme girişimleri de kabul edilecek bir tutum değildir, böylelikle ancak kendimizi kandırmış oluruz.) Tüm sınıflar için demokrasi anlayışı rasyoneldir diye düşünülebilir. Bunu da daha çok sosyalizm dile getirmektedir. Ama otoriter sosyalizmin bu konuda başarısız olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Burada çok defa demokrasi iktidar ve bürokrasinin dediklerine harfiyen uymak olarak algılandı. "Bürokrasi ve parti başkanları ne derse doğru, bunun dışındakiler yanlıştır" ilkesi şu veya bu biçimde kabul edildi. Dolayısıyla laftan çok uygulama önemlidir. Demokrasi konusunda binlerce cilt kitap yazabilirsiniz, ahkâm kesebilirsiniz ama uyguluma uygulama ve uygulamadır belirleyici olan. Yoksa yapmadığınız şeyleri yapmış gibi gösteren insanlar ancak kendisini kandırır. Otoriter sosyalizm çok defa toplumu ön plana çıkarır. Böylelikle bireyler kolaylıkla göz ardı edilir. Çünkü asıl olan toplumdur denir. Elbette toplum önemlidir, ama insanın bireysel varlığı göz ardı edilemez. O halde hem toplumu hem bireyi düşünen bir sistem baskıdan uzaklaştığını iddia edebilir.

Burjuva demokrasisi insanların sermaye tarafından manipule edilmesine, insanları sınıflara ayrılmasına ve bu sınıfların birbirine kışkırtılmasına dayanır. Çok iyi biçimde bakarsak bu birbirine düşman olan sınıfları ve bunun nelere yol açtığını görebiliriz. Akla ilk gelen şeylerden biri de çoğunluğun tiranlığıdır Bazıları böyle bir şey kabul etmiyor, ama böyle bir şey var:

http://en.wikipedia.org/wiki/Tyranny_of_the_majority

Örneğin Adolf Hitler, Ion Antonescu,Frances Duvalier, Benito Mussolini bu çoğunluk oylarıyla seçilmiş insanlardı.

Yakın zamanda ise Ruanda’da da yaşanan olay sınıflar arası bölünmüşlüğün, çoğunluk veya azınlık baskının nelere yol açabileceği konusunda bize fikir verebilir. Ülkeyi sınıflara ayırarak daha kolay biçimde sömürge politikalarını uygulayacağını düşünen emperyalist güçler bu politikaları uygulamaya koydu.

İlk başlarda Batılılar azınlıkta olan Tutsileri destekledi. Onlara geniş haklar verildi:

“Ülkede o zaman yaşayanların %90'ı Hutu, %9'u Tutsi, %1'i ise Pigmeydi. Pigmeler yaşam alanı ve kültür olarak diğerlerinden farklı olsa da, o güne kadar bir arada yaşayan Tutsi ve Hutular birbirlerinden çok farklı görülmüyordu. Afrika siyasetinde yönetici ve yöneten unsurların birbirinden ayrılması prensibini uygulayan Belçikalılar bu politikayı Ruanda için kontrolün elde tutulmasının garantisi olarak gördüler ve bölgede bulunan azınlıktaki Tutsileri, Hutulara karşı desteklemek amacıyla ırka dayalı bazı ayrıcalıklar verdiler. Koloni güçlerine kolaylık olması amacıyla, herkese ırkını gösteren kimlikler dağıtıldı. Tutsi ve Hutuların aslında ortak olan dil-gelenek-etik geçmişleri ve kültürleri yok sayılarak, bir tür yapay ırksal ayrımcılığa başlandı. Belçikalı yöneticiler ayrımcılığı körüklemek amacıyla, işe alımlardan hastane kabullerine kadar bütün kararları ırksal farklılıklara göre almaya başladılar. Bu dönemde Tutsiler, Hutulara göre çok daha iyi yaşam şartlarına ve daha iyi işlere kavuştu. İnsanların hangi ırktan olduğuna karar verilirken bazı objektiflikten uzak ve akıl dışı kriterler kullanılmıştır. Etiyopya kökenli olduğuna inanılan Nuh'un soyuna dayandırılan Tutsilerin daha ince yapılı ve narin bir görünüşe sahip olduğu iddia edilmiş ve uzun boy, güzel görünüm gibi fiziki özellikleri olanlar Tutsi sayılmıştır. Bunun yanında zengin olanlar, örneğin, 10 inekten daha fazlasına sahip olanlar da Tutsi olarak kaydedilmiştir.”

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruanda_Soykırımı



II. Dünya savaşından sonra Batılılar fikirlerini değiştirdi, ve bu defa çoğunluğun yönetmesi ilkesini uygun buldu ve bu defa da gücü Hutular geçirdi.

Sömürgeyi kolaylaştırmak, sömürge politikalarını meşru bir hale getirmek için kapitalizm sınıf ayrımını körükler ve toplumu parçalar, insanları rekabet şu bu diyerek birbirine kışkırtır. Böylece toplum bölündüğü gibi kapitalizmden ziyade kendisine biçilen rolü kabul edecek yani bir bakıma bu politikalara teslim olacaktır. Sonunda bu bölünmüşlük doruklara ulaşır.

“Ruanda Soykırımı, Ruanda'da 1994 yılında yaklaşık yüz gün içinde 800.000 Tutsi ve ılımlı Hutu'nun, aşırı uç Hutular (Interahamwe) tarafından öldürülmesi olayıdır. Katliam, Tutsi destekli isyancı Ruanda Vatansever Cephesi lideri Paul Kegame'ye bağlı güçlerce, Hutu ağırlıklı hükümetin düşürülmesi ile son buldu. Ardından yönetimden güç alan Tutsilerin öç bahanesiyle saldırması sonucu yüzbinlerce Hutu, komşu Zaire'ye (Kongo Cumhuriyetine) sığındı. Fransa, soykırımı gerçekleştiren Hutu hükümetinin o dönem içerisinde en yakın dostu ve destekçisi olması sebebiyle Ruanda Soykırımı'ndan en fazla sorumlu tutulan ülkedir.”

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruanda_Soykırımı


Sonuçlar

Bütün politik ve ekonomik yardımlara rağmen Ruanda, yaşanan soykırımın şokunu atlatamamıştır. Ülkenin yakınında meydana gelen Kongo savaşları sebebiyle ülkede ekonomik ve sosyal açıdan istenen ilerleme sağlanamamıştır. 1999'da katliamın ardından yapılan ilk seçim de politik istikrarı sağlayamamıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Ruanda_Soykırımı


Ders almasını bilenler için Dünya tarihinde buna benzer birçok olay var. Ders almasını bilmeyen toplumlar, bireyler bunları yaşayarak öğrenecekler, gerekenleri yapacaklar, daha iyi bir demokrasi ve özgürlük anlayışına sahip olacaklar; ders almasını bilmeyenler ise aynı hataya tekrar tekrar düşecekler, kim bilir?

Brian
28-06-2013, 15:48
Demokrasi birey ve toplumun özgürlüğünü geliştirdiği, insanların sorunlarına çözüm bulduğu sürece anlam taşır.

Tabii özgürlük derken pozitif özgürlükleri kastediyorum. Bazıları kapitalizmi negatif özgürlükleri de benimsediği için çok olumlu buluyor.


Negatif özgürlükler: başkasını sömürme özgürlüğü, istediğimiz gibi doğaya çevreye zarar verme özgürlüğü, başkalarını köle haline getirebilme özgürlüğü vb.

Aslında kapitalizm de tüm negatif özgürlüklerin hepsini olumlu bulamaz. O yüzden kapitalizm insan doğasına uygundur çünkü negatif özgürlükleri olumlu bulur sözü birçok açıdan içi boş bir yalan. 12 saat fabrikada köle gibi patron için çalışmak insan doğasına mı uygun, neyse...

Örneğin biri çıkıp adam öldürme özgürlüğünü savunsun ve insan öldürmek özgürlük olarak kabul edilsin, böyle bir durumda toplumun ve dünyanın ne hale geleceğini düşünün?

Bu tür şeyler kapitalizmde de kabul edilmez, aksi halde kapitalizm denen bir şey olmaz. (Bunun yanında çok büyük güce sahip olanların bu tür özgürlüğe de kağıt üzerinde olmasa bile başka biçimlerde sahip olduğu söylenebilir. Ama bu da durumu değiştirmez, bu sadece kapitalizmin iki yüzlü ve yalancı bir sistem olduğunu, özgürlüğü sadece belli bir sınıf için ön gördüğü anlamına gelir.) Gerçi kapitalizmin bu kadar olumladığı bir yığın negatif özgürlükler yüzünden ne kadar uzun sürece gideceği de ayrı tartışma konusu.

Atayiz
27-07-2013, 02:36
Tkp üyeliğini kutlarım.Chp bugün oy kaygısından partiye hiç olmayacak insanlar almıştır ve de partide parlayabilecek insanların önünü kesiyor.(bknz:Emine Ülker Tarhan) Chp'nin tabanı da farklı değil(Bursa için konuşuyorum.)Özellikle de il yöneticilerinden çok cahil alakasız insanlar getiriliyor.Bence Hepar pek de yakın görünmese de İşçi Partisi iyi bir seçenek...

ereninthenature
27-07-2013, 05:21
Ben gecen seçimlerde de chp'ye verdim oyumu bu seçimlerde de o sekilde devam etmeyi planlıyorum. Chp'yi destekleyip, eksikliklerini ve yanlışlıklarını düzeltmek çok daha kolay ve mümkün. Baraj dururken tkp'yi desteklemek akp'nin işine yarayacağını düşünüyorum.

Bu arada Tkp birkaç arkadaşımı partiye çekmeyi başardı gezi olayları sırasında. Çok iyi çalışıyorlar tebrik ediyorum. :D