Ahlaksız
26-06-2013, 12:55
Zannedildiğinin aksine çevresinde Tayyip Erdoğan'ı yanlış veya doğru yönlendirecek bir "danışmanı" filan yoktur.
Tayyip Erdoğan, danışmanlarına kendisine "akıl verme yetkisi" bahşetmez çünkü. Böyle bir girişimi direkt "haddini bilmezlik" ve "saygısızlık" addeder.
Aklının ve bilgisinin Başbakan'a çok şey katacağına inanarak göreve başlamış, kısa sürede çanta taşıyıcılığına düşmüş, uzun vadede de uzaklaştırılmış veya kendisi çekip gitmiş nice danışmanlar gördük.
Bu anlamda bir 'danışman çöplüğü' gibidir Erdoğan'ın çevresi.
Tayyip Erdoğan'ın siyasi imajının yirmi bir günde büyük bir değişime uğradığını, sadece "on yılda yapılanlar, on günde yıkıldı" diyen Abdullah Gül kavramış olmasa gerek...
Herkesin kendi meşrebince "son çırpınış", "tabanını diri ve uyanık tutmak", "kökü dışarıda komployu bozmak" veya "balatayı yakmak" şeklinde okuduğu siyasi ve psikolojik gidişatın etkilerini 'yerinde' görmek için, Kayseri mitingini AKP'nin oy deposu semtlerden birinde, bir pastanede izledim.
On yılda gecekondudan bir AVM'ler ve toplu konutlar cennetine dönüşen İstanbul'un bu büyük ilçesinde sessizlik hakim. "Tayyip Erdoğan'ı yedirmeyeceğiz" propagandasından gaz alan bir tavırdan çok, gelişmeleri sessizce izlemek ve beklemek isteyen bir tavır egemen.
Sahibinin ve müşterisinin koyu AKP'li olduğunu bildiğim bu pastanede, Tayyip Erdoğan'ın ajitatif konuşması sükût altında izlendi. Kimse coşkuya kapılmadı, herkes önündeki çayı içti ve derin düşüncelere daldı. Belli ki bu üslûp, her şeyin eskisi gibi olacağı konusunda kimseye güven vermiyordu...
Tayyip Erdoğan'ın kişiliğini ve siyasi reflekslerini irdelemeye hakkı olanlardan biri olarak görürüm kendimi; çünkü yükselişe geçtiği yılları, gazeteci olarak çok yakınında izledim.
Pek çok yurtdışı seyahatinde heyetinde bulundum, Anadolu'nun neredeyse bütün illerini birlikte dolaştım.
Zaman insanı daha öfkesiz ve daha serinkanlı yapıyor. Geçip giden yılların etkisiyle, geçmişe ve geleceğe daha objektif bakmaya başlıyorsunuz. Beklentileriniz azaldığı için denge hesapları yapmaktan vazgeçiyorsunuz.
O bakımdan, Tayyip Erdoğan'ın geldiği noktayı, yıllarca zulme ve haksızlığa uğramış bir muhalif değil, "tarafsız bir gazeteci" olarak irdelemeye çalışacağım.
Kendisini izlediğim yıllarda bir özelliği dikkatimi çekmişti: Tayyip Erdoğan, hiç ama hiç okumuyordu.
DEVAMI... (http://www.acikistihbarat.com/haberdetay.aspx?id=10369)
Tayyip Erdoğan, danışmanlarına kendisine "akıl verme yetkisi" bahşetmez çünkü. Böyle bir girişimi direkt "haddini bilmezlik" ve "saygısızlık" addeder.
Aklının ve bilgisinin Başbakan'a çok şey katacağına inanarak göreve başlamış, kısa sürede çanta taşıyıcılığına düşmüş, uzun vadede de uzaklaştırılmış veya kendisi çekip gitmiş nice danışmanlar gördük.
Bu anlamda bir 'danışman çöplüğü' gibidir Erdoğan'ın çevresi.
Tayyip Erdoğan'ın siyasi imajının yirmi bir günde büyük bir değişime uğradığını, sadece "on yılda yapılanlar, on günde yıkıldı" diyen Abdullah Gül kavramış olmasa gerek...
Herkesin kendi meşrebince "son çırpınış", "tabanını diri ve uyanık tutmak", "kökü dışarıda komployu bozmak" veya "balatayı yakmak" şeklinde okuduğu siyasi ve psikolojik gidişatın etkilerini 'yerinde' görmek için, Kayseri mitingini AKP'nin oy deposu semtlerden birinde, bir pastanede izledim.
On yılda gecekondudan bir AVM'ler ve toplu konutlar cennetine dönüşen İstanbul'un bu büyük ilçesinde sessizlik hakim. "Tayyip Erdoğan'ı yedirmeyeceğiz" propagandasından gaz alan bir tavırdan çok, gelişmeleri sessizce izlemek ve beklemek isteyen bir tavır egemen.
Sahibinin ve müşterisinin koyu AKP'li olduğunu bildiğim bu pastanede, Tayyip Erdoğan'ın ajitatif konuşması sükût altında izlendi. Kimse coşkuya kapılmadı, herkes önündeki çayı içti ve derin düşüncelere daldı. Belli ki bu üslûp, her şeyin eskisi gibi olacağı konusunda kimseye güven vermiyordu...
Tayyip Erdoğan'ın kişiliğini ve siyasi reflekslerini irdelemeye hakkı olanlardan biri olarak görürüm kendimi; çünkü yükselişe geçtiği yılları, gazeteci olarak çok yakınında izledim.
Pek çok yurtdışı seyahatinde heyetinde bulundum, Anadolu'nun neredeyse bütün illerini birlikte dolaştım.
Zaman insanı daha öfkesiz ve daha serinkanlı yapıyor. Geçip giden yılların etkisiyle, geçmişe ve geleceğe daha objektif bakmaya başlıyorsunuz. Beklentileriniz azaldığı için denge hesapları yapmaktan vazgeçiyorsunuz.
O bakımdan, Tayyip Erdoğan'ın geldiği noktayı, yıllarca zulme ve haksızlığa uğramış bir muhalif değil, "tarafsız bir gazeteci" olarak irdelemeye çalışacağım.
Kendisini izlediğim yıllarda bir özelliği dikkatimi çekmişti: Tayyip Erdoğan, hiç ama hiç okumuyordu.
DEVAMI... (http://www.acikistihbarat.com/haberdetay.aspx?id=10369)