upuaut
29-06-2013, 11:25
Bir önceki mesajıma ek olarak Yahoo'da az önce gördüğüm "The Big Questions, Without a God (http://online.wsj.com/article/SB10001424127887324328204578569444163834514.html?r u=yahoo?mod=yahoo_itp)" başlıklı haberini verebilirim.
Orada "Varlığımızın anlamı nedir? (What is the meaning of my existence?)" ile "Hayatımı harcamanın benim için en kıymetli yolu nedir? (What is a worthy way for me to spend my life?)" şeklinde 2 büyük soru sorulmuştur.
Güzel, hemen yanıtlarımı veriyorum.
1. Varlığımızın bir anlamı var ama bu, bizden bir beklenti şeklinde değildir. Biz Evrenin tamamlayıcı bir parçası olarak Dünya'ya gelmişiz. Çünkü Evren sadece yıldızlardan ve gezegenlerden ibaret bir yer olarak boş sayılırdı ve bu yapıdan yararlanabilecek canlılar gerekliydi. Örneğin ben hep dinozorların yıldızlara, Ay'a, Güneş'e bakıp bakmadıklarını merak etmişimdir. Örneğin, Tam Güneş Tutulması sırasında ortalık karardığı zaman, dinozorlar ne yapıyorlardı? Acaba dinozorlar günümüzde gördüğümüz hayvanlar gibi uyumaya mı gidiyorlardı, yoksa kafalarını tutulmanın olduğunu yere çevirip bu doğa olayını seyrediyorlar mıydı?
Dinozor deyip geçmeyin; son derece akıllı hayvanlardır. Ben şahsen maymunlar kadar zeki olduğunu düşünüyorum. Belki de daha zeki idiler, bilemiyorum.
Özetle, Evren salt toprak parçasından ibaret olmamalıydı, birilerinin bunlarla ilgilenmesi (canlılar) gerekiyordu, diye düşünüyorum.
2. Hayatımızı nasıl harcarsak harcayalım, yani ister kötü bir şekilde harcayalım, isterse iyi bir şekilde harcayalım, bizim için çok büyük değişiklik olabilir ama bu, Evrenin kendisi için bir anlam ifade etmez. Nasıl olsa, nasıl yaşarsanız yaşayın, diğer canlılarda olduğu gibi hepimiz bir şekilde toprağın altına gideceğiz. Burada bir sorun yok.
Fakat biz insanları diğer canlılardan ayıran tek fark, arkamızda bıraktığımız eserlerdir. Kimin için? Tabii ki yine insanoğlu için. Buna da artık ne kadar fark denilirse, işte o kadar. Yani aslında diğer canlılarla aramızda pek bir fark yok demek istiyorum.
Prof. Kevin Ryan'ın diğer sorularına (ki bunlar Evren ve Evrim ile ilgilidir) topluca şu şekilde yanıt verebilirim:
Evren'deki her şey atomlardan oluşmuştur ve bunlardan bazıları çeşitli bileşikler, yani biraz karmaşık bir yapı oluştururlar. Örneğin, 2 Hidrojen atomu ile 1 Oksijen atomunun biraraya gelmesiyle suyun oluşması gibi. Olaya tersinden bakarsak; suyun oluşabilmesi için bu atomlara, belli miktarlarda ihtiyaç vardır. Yani bu atomların dışında diğer atomlar yanyana gelseler bile suyu oluşturamazlar. İkinci olarak, Evren'de serbest halde dolaşan bu atomlar bir şekilde mutlaka biraraya geleceklerdi ve geldikleri zaman su meydana geldi. Günümüzde uzay araştırmalarında elde edilen sonuçlara göre suyun Dünya'mızdan başka uydumuz Ay'da, Mars'ta ve diğer gezegenlerde de varolduğu ortaya çıktı. Mars'ta su ile birlikte diğer kimyasal bileşiklerin mevcut olduğu keşfedildi. Demek ki su orada bazı kimsayal tepkimelere neden olmuş ama Mars'ın atmosferi Dünya'daki gibi olmadığı için, oradaki hayat son derece ilkel olarak kalmış. Yani Dünya'daki koşullar Mars'ta olsaydı, orada da buradaki gibi bir hayat olacaktı. Bu Mars'taki imkanlarla ilgili bir şey.
Ne demek istediğim anlaşılıyor mu? Uygun koşullar mevcut olduğunda atomlardan (gidebildikleri yere kadar) devasa bir yapı ortaya çıkar. Dünya'da bu durumu yakında gözlemliyoruz, ama daha iyi imkanların olduğu bir yapıda atomlardan başka sonuçlar da ortaya çıkabilir. Örneği karadelikler. Çok farklı bir yapı ve orada ne olduğunu tam olduğunu bilemiyoruz.
İşte Ryan'ın "How did I get here?" sorusunun yanıtı budur ve diğerleri de bunun paralelinde değerlendirebilinir.
Orada "Varlığımızın anlamı nedir? (What is the meaning of my existence?)" ile "Hayatımı harcamanın benim için en kıymetli yolu nedir? (What is a worthy way for me to spend my life?)" şeklinde 2 büyük soru sorulmuştur.
Güzel, hemen yanıtlarımı veriyorum.
1. Varlığımızın bir anlamı var ama bu, bizden bir beklenti şeklinde değildir. Biz Evrenin tamamlayıcı bir parçası olarak Dünya'ya gelmişiz. Çünkü Evren sadece yıldızlardan ve gezegenlerden ibaret bir yer olarak boş sayılırdı ve bu yapıdan yararlanabilecek canlılar gerekliydi. Örneğin ben hep dinozorların yıldızlara, Ay'a, Güneş'e bakıp bakmadıklarını merak etmişimdir. Örneğin, Tam Güneş Tutulması sırasında ortalık karardığı zaman, dinozorlar ne yapıyorlardı? Acaba dinozorlar günümüzde gördüğümüz hayvanlar gibi uyumaya mı gidiyorlardı, yoksa kafalarını tutulmanın olduğunu yere çevirip bu doğa olayını seyrediyorlar mıydı?
Dinozor deyip geçmeyin; son derece akıllı hayvanlardır. Ben şahsen maymunlar kadar zeki olduğunu düşünüyorum. Belki de daha zeki idiler, bilemiyorum.
Özetle, Evren salt toprak parçasından ibaret olmamalıydı, birilerinin bunlarla ilgilenmesi (canlılar) gerekiyordu, diye düşünüyorum.
2. Hayatımızı nasıl harcarsak harcayalım, yani ister kötü bir şekilde harcayalım, isterse iyi bir şekilde harcayalım, bizim için çok büyük değişiklik olabilir ama bu, Evrenin kendisi için bir anlam ifade etmez. Nasıl olsa, nasıl yaşarsanız yaşayın, diğer canlılarda olduğu gibi hepimiz bir şekilde toprağın altına gideceğiz. Burada bir sorun yok.
Fakat biz insanları diğer canlılardan ayıran tek fark, arkamızda bıraktığımız eserlerdir. Kimin için? Tabii ki yine insanoğlu için. Buna da artık ne kadar fark denilirse, işte o kadar. Yani aslında diğer canlılarla aramızda pek bir fark yok demek istiyorum.
Prof. Kevin Ryan'ın diğer sorularına (ki bunlar Evren ve Evrim ile ilgilidir) topluca şu şekilde yanıt verebilirim:
Evren'deki her şey atomlardan oluşmuştur ve bunlardan bazıları çeşitli bileşikler, yani biraz karmaşık bir yapı oluştururlar. Örneğin, 2 Hidrojen atomu ile 1 Oksijen atomunun biraraya gelmesiyle suyun oluşması gibi. Olaya tersinden bakarsak; suyun oluşabilmesi için bu atomlara, belli miktarlarda ihtiyaç vardır. Yani bu atomların dışında diğer atomlar yanyana gelseler bile suyu oluşturamazlar. İkinci olarak, Evren'de serbest halde dolaşan bu atomlar bir şekilde mutlaka biraraya geleceklerdi ve geldikleri zaman su meydana geldi. Günümüzde uzay araştırmalarında elde edilen sonuçlara göre suyun Dünya'mızdan başka uydumuz Ay'da, Mars'ta ve diğer gezegenlerde de varolduğu ortaya çıktı. Mars'ta su ile birlikte diğer kimyasal bileşiklerin mevcut olduğu keşfedildi. Demek ki su orada bazı kimsayal tepkimelere neden olmuş ama Mars'ın atmosferi Dünya'daki gibi olmadığı için, oradaki hayat son derece ilkel olarak kalmış. Yani Dünya'daki koşullar Mars'ta olsaydı, orada da buradaki gibi bir hayat olacaktı. Bu Mars'taki imkanlarla ilgili bir şey.
Ne demek istediğim anlaşılıyor mu? Uygun koşullar mevcut olduğunda atomlardan (gidebildikleri yere kadar) devasa bir yapı ortaya çıkar. Dünya'da bu durumu yakında gözlemliyoruz, ama daha iyi imkanların olduğu bir yapıda atomlardan başka sonuçlar da ortaya çıkabilir. Örneği karadelikler. Çok farklı bir yapı ve orada ne olduğunu tam olduğunu bilemiyoruz.
İşte Ryan'ın "How did I get here?" sorusunun yanıtı budur ve diğerleri de bunun paralelinde değerlendirebilinir.