PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Madde-Algı ve Gerçeklik Üzerine


Sayfa : [1] 2

Khaos
08-07-2013, 00:29
sayın evrensel;

kapitalizm ve marksizm nedir..

evrensel-insan
08-07-2013, 00:33
sayın evrensel;

kapitalizm ve marksizm nedir..

Birisi bir sistem digeri bir ideolojidir.

Khaos
08-07-2013, 02:20
1- peki sence neden kapitalizm sadece bir sistemdir.ideolojik yönü yokmudur.2- marksizme hiç kapitalizm çözümlemesi gözüyle baktın mı?
şayet baktıysan, marksizm ideolojidir sözün havada kalmaz mı.
yoksa marksizmi markstan, ya da onun kaynaklarından değil de 3. el kaynaklardan mı öğrendin.


sorularım samimidir, manipulasyon ya da sorgulama amacında değildir.art niyetli yada suçlamaya dönük olarak algılama.

evrensel-insan
08-07-2013, 02:35
1- peki sence neden kapitalizm sadece bir sistemdir.ideolojik yönü yokmudur.2- marksizme hiç kapitalizm çözümlemesi gözüyle baktın mı?
şayet baktıysan, marksizm ideolojidir sözün havada kalmaz mı.
yoksa marksizmi markstan, ya da onun kaynaklarından değil de 3. el kaynaklardan mı öğrendin.


sorularım samimidir, manipulasyon ya da sorgulama amacında değildir.art niyetli yada suçlamaya dönük olarak algılama.

Kapitalizmin ideolojisi onun ekonomik sisteminin paralelidir. Yani ekonomik sorunu unutturmak icin toplumlari izmlerle inanclarla v.s. ayirmak.

Henuz ve maalesef insanoglunda bilincli olarak ekonomi ile nasil apolitik bir mucadele etme bilinci yok.

Yani kapitalizme ancak ideolojik inanc ile karsi cikmaya calisiyor. Bu da kapitalizmin yani emperyalist zihniyetin istedigi.

Insanoglu kendi varliginin farkina ve bilincine varamadikca, kendini madde meta kul kole olarak algiladikca, nicelik kazanma savaslari verdikce bireyci akilcilik ile sadece kendini sinifini v.s. yani tum insanligi dusunmedikce evrensel olamadikca kavramlara kendini teslim ettikce, birey ve sosyal bilince eremedikce kapitalizm devam eder.

Ben zamaninda marxisttim. O yuzden marxizmi iyi bilirim.

Bunun cevabi ABD'nin SSCB'ni nasil parcalayabildiginde ve bugun o gunku ideolojiyi kullanmasinda yatar.

Marxizm ekonomik celiski ve sorunu ortaya koysa bile, bundan nasilkurtulacagini ortaya koyamamistir.

O yuzden de mao da lenin de gerilla hareketleri de kendi algiladiklari marxizmi hayata gecirmek istemislerdir.

Kapitalizmin yontemi ile kapitalizm cozulmez. Toplumun halkin bilinclenmesi gerekir. Nicelik ile devrim yapilmaz, niteligi algilanmayan devrim geri teper.

Ustelik kapitalizmin yerine kitleleri inandiracak daha iyi bir hayat sunulamamistir.

Khaos
08-07-2013, 02:51
yani insanın ve dünyanın dibine kadar sömürülüp yokoluşun eşiğine getiren bir sistemin alternatifi ortaya konulamadı diyorsun.bir anlamda tarihin sonunu ilan etmenin başka bir biçimi bu.


bir kere marksizmi tartışırken, ben geçmişte marksisttim iyi bilirim diyen birisi,
söze lenin ve mao ile devam ediyorsa , benim önerdiğim bağlamı ya algılamamıştır,
ya da marksizmin ideoloji olduğu önkabulu nedeniyle , marksizmin işe kapitalizm çözümlemesi ile başladığı gerçeğine yabancıdır.


asıl ütopya, piyasa ekonomisi denen zırvadır.
tarihin hiç bir döneminde tam rekabet piyasası yaşanmamıştır.
keynesgil büyük bunalım çözümünden tut da, antitröst yasalara kadar daha pek çok örnek
sözde bir ekonomik sistem olarak kapitalizmin sorunsuz ve mükemmel olduğunu yalanını deşifre etmeye yeter.


bunun ötesinde bir üretim biçimi olarak , bizzat nasıl çalıştığı, hangi mekanizmalar eliyle sömürüyü gerçekleştirdiği de yine marks tarafından ortaya konmuş, hem bunalımları ve hem bunalımların sebepleri, kapitalizmin emperyalistleşmek zorunda olduğu, paylaşım savaşları ve buhranlar üreteceği ise marks tarafından ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.


marksizm budur.


marks burada bir öngörüde daha bulunmuş, tarihsel süreçte hiç bir sistemin diyalektiğin yaslarından kaçamayacağını ürettiği çelişkiler uygun maddi koşulları oluşturduğunda çökeceğini de söylemiştir.


buraya kadar bir itirazın var mı.
varsa nereye.

antilop
08-07-2013, 02:55
Kapitalizmin ideolojisi onun ekonomik sisteminin paralelidir. Yani ekonomik sorunu unutturmak icin toplumlari izmlerle inanclarla v.s. ayirmak.

Henuz ve maalesef insanoglunda bilincli olarak ekonomi ile nasil apolitik bir mucadele etme bilinci yok.

Yani kapitalizme ancak ideolojik inanc ile karsi cikmaya calisiyor. Bu da kapitalizmin yani emperyalist zihniyetin istedigi.

Insanoglu kendi varliginin farkina ve bilincine varamadikca, kendini madde meta kul kole olarak algiladikca, nicelik kazanma savaslari verdikce bireyci akilcilik ile sadece kendini sinifini v.s. yani tum insanligi dusunmedikce evrensel olamadikca kavramlara kendini teslim ettikce, birey ve sosyal bilince eremedikce kapitalizm devam eder.

Ben zamaninda marxisttim. O yuzden marxizmi iyi bilirim.

Bunun cevabi ABD'nin SSCB'ni nasil parcalayabildiginde ve bugun o gunku ideolojiyi kullanmasinda yatar.

Marxizm ekonomik celiski ve sorunu ortaya koysa bile, bundan nasilkurtulacagini ortaya koyamamistir.

O yuzden de mao da lenin de gerilla hareketleri de kendi algiladiklari marxizmi hayata gecirmek istemislerdir.

Kapitalizmin yontemi ile kapitalizm cozulmez. Toplumun halkin bilinclenmesi gerekir. Nicelik ile devrim yapilmaz, niteligi algilanmayan devrim geri teper.

Ustelik kapitalizmin yerine kitleleri inandiracak daha iyi bir hayat sunulamamistir.

Insanoglu kendi varliginin farkina ve bilincine varamadikca,

insanoğlunun kendi varlığının farkına ve bilincine varması , kimlerin işine gelmez
bu kimselerin bundan kazanımları nereldir ?
ve bu farkındalığa varılmaması için kimler ne gibi mücadele verirler?

kendini madde meta kul kole olarak algiladikca,
nicelik kazanma savaslari verdikce
bireyci akilcilik ile sadece kendini sinifini v.s. yani tum insanligi dusunmedikce
evrensel olamadikca kavramlara kendini teslim ettikce,
birey ve sosyal bilince eremedikce kapitalizm devam eder.

ve bunun için izlenecek yol ne olmalıdır. artı önerecek olduğunuz yolun tutmaması
için kapitalizm de kendinin devamı için neler yapabilir yada yapamaz.

kısaca kapitalizm bireysel olarak kişik sahibi olmaya
ve farkındalğınızı kazanmanıza engel olmayacakmı?

engel olursa siz bu engelleri hangi yöntemlerle aşmayı düşünüyorsunuz?


Toplumun halkin bilinclenmesi gerekir. Nicelik ile devrim yapilmaz,
niteligi algilanmayan devrim geri teper.

halkın bilinçlenmesi örgütlenme dışında hangi yöntemlerle olur.
örgütlenmelerin ideolojik temelli olmayanı varmı.
ideolojik politik temelli olmayan bir örgütlenme biçimi
eğemenlerin eğemenliğini nasıl al aşağı eder?

evrensel-insan
08-07-2013, 02:55
yani insanın ve dünyanın dibine kadar sömürülüp yokoluşun eşiğine getiren bir sistemin alternatifi ortaya konulamadı diyorsun.bir anlamda tarihin sonunu ilan etmenin başka bir biçimi bu.


bir kere marksizmi tartışırken, ben geçmişte marksisttim iyi bilirim diyen birisi,
söze lenin ve mao ile devam ediyorsa , benim önerdiğim bağlamı ya algılamamıştır,
ya da marksizmin ideoloji olduğu önkabulu nedeniyle , marksizmin işe kapitalizm çözümlemesi ile başladığı gerçeğine yabancıdır.


asıl ütopya, piyasa ekonomisi denen zırvadır.
tarihin hiç bir döneminde tam rekabet piyasası yaşanmamıştır.
keynesgil büyük bunalım çözümünden tut da, antitröst yasalara kadar daha pek çok örnek
sözde bir ekonomik sistem olarak kapitalizmin sorunsuz ve mükemmel olduğunu yalanını deşifre etmeye yeter.


bunun ötesinde bir üretim biçimi olarak , bizzat nasıl çalıştığı, hangi mekanizmalar eliyle sömürüyü gerçekleştirdiği de yine marks tarafından ortaya konmuş, hem bunalımları ve hem bunalımların sebepleri, kapitalizmin emperyalistleşmek zorunda olduğu, paylaşım savaşları ve buhranlar üreteceği ise marks tarafından ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.


marksizm budur.


marks burada bir öngörüde daha bulunmuş, tarihsel süreçte hiç bir sistemin diyalektiğin yaslarından kaçamayacağını ürettiği çelişkiler uygun maddi koşulları oluşturduğunda çökeceğini de söylemiştir.


buraya kadar bir itirazın var mı.
varsa nereye.

Aksine ben bilinc ve bilissellik devrimi ile cikisi oneriyorum. Yani bireyin zihinsel devrimi.

Evet bu ezber alisilagelmis bilincaltina yerlesmis her turlu etikm ideolojik inancsal farktan yola cikak, kimseyi kapitalizmden kurtaramaz. Bu ister sinif, ister zumre ister neolursa olsun; bilincolmadiktan sonra bir anlami yok.

Devam et.

Khaos
08-07-2013, 03:12
Aksine ben bilinc ve bilissellik devrimi ile cikisi oneriyorum. Yani bireyin zihinsel devrimi.

Evet bu ezber alisilagelmis bilincaltina yerlesmis her turlu etikm ideolojik inancsal farktan yola cikak, kimseyi kapitalizmden kurtaramaz. Bu ister sinif, ister zumre ister neolursa olsun; bilincolmadiktan sonra bir anlami yok.

Devam et.

sözkonusu devrim; yani bireyin bilişsellik devrimi;


kapitalizmin NE OLDUĞU, hangi aşamalara gebe olduğu, hangi aşamanın sonunda ULUSLARÜSTÜ EMPERYALİZME dönüşeceği,
bu süreçte bize alternatifi yok diye sunulan, oysa tamamen bilindik kaba kuvvet yoluyla ve zor ile yaşatılan bu sistemi çözümlemeyi,
içerdiği çelişkilerin neler olduğunu bilmeyi ,
bir sınıfın (ister kapitalist-ister emekçi) yararına değil de, toplumun, tüm diğer canlıların ve hatta doğanın yararına olarak bu dayatmayı nasıl kıracağımızı içerecek mi.


şayet içerecek ise, bana marksın tespit ve çözümlerinden başka ne söyleyebilirsin ki.
hala daha marks kadar kapitalizmi anlamadığın gibi,
adamın bir asır öncesinden öngördüğü gerçekler birer birer gerçekleşirken
ona hakettiği entellektüel değeri vermek yerine
içeriği boş bir bilişsellik devriminden dem vuruyor olman
maksizmi; leninizmin ya da maoizmin gölgesinde çözümlemeye kalktığını göstermiyor mu.


sana göre,
kapitalizm nedir, nasıl bir ekonomik sistemdir, sömürü nedir, neden kapitalizm doğası gereği emperyal aşamaya geçer, neden dünyanın anasını s...r diye sorsam,
marksın söylediklerinin üzerine koyabileceğimiz bir tek cümle söyleyebilirmisin.


hayır.
bireyin zihinsel devrimi idealizmdir.
çıkış,
varolan sistemin kendi ürettiği çelişkilerin altında kalmasındadır.
bireyler zihinsel devrim yaptıktan sonra kapitalizm yıkılmaz.
kapitalizmi yıkacak koşullar ortaya çıkınca bireylerde zihinsel devrimler olmaya başlar.


işte senin baş aşağı duran idealizmini ayakları üstüne ters çevirelim de doğru dursun.


bak mısırda bireyin bilişsel devrimine karşı darbe yapıldı.
aynı darbe burda da yapılıyor.
üstelik sadece hükümet eliyle değil.
bizzat direnişçiler eliyle.ancak bu kapitalizmin ömrünü uzatsa bile malum sonunu engelleyebilir mi...

evrensel-insan
08-07-2013, 04:46
sözkonusu devrim; yani bireyin bilişsellik devrimi;


kapitalizmin NE OLDUĞU, hangi aşamalara gebe olduğu, hangi aşamanın sonunda ULUSLARÜSTÜ EMPERYALİZME dönüşeceği,
bu süreçte bize alternatifi yok diye sunulan, oysa tamamen bilindik kaba kuvvet yoluyla ve zor ile yaşatılan bu sistemi çözümlemeyi,
içerdiği çelişkilerin neler olduğunu bilmeyi ,
bir sınıfın (ister kapitalist-ister emekçi) yararına değil de, toplumun, tüm diğer canlıların ve hatta doğanın yararına olarak bu dayatmayı nasıl kıracağımızı içerecek mi.


şayet içerecek ise, bana marksın tespit ve çözümlerinden başka ne söyleyebilirsin ki.
hala daha marks kadar kapitalizmi anlamadığın gibi,
adamın bir asır öncesinden öngördüğü gerçekler birer birer gerçekleşirken
ona hakettiği entellektüel değeri vermek yerine
içeriği boş bir bilişsellik devriminden dem vuruyor olman
maksizmi; leninizmin ya da maoizmin gölgesinde çözümlemeye kalktığını göstermiyor mu.


sana göre,
kapitalizm nedir, nasıl bir ekonomik sistemdir, sömürü nedir, neden kapitalizm doğası gereği emperyal aşamaya geçer, neden dünyanın anasını s...r diye sorsam,
marksın söylediklerinin üzerine koyabileceğimiz bir tek cümle söyleyebilirmisin.


hayır.
bireyin zihinsel devrimi idealizmdir.
çıkış,
varolan sistemin kendi ürettiği çelişkilerin altında kalmasındadır.
bireyler zihinsel devrim yaptıktan sonra kapitalizm yıkılmaz.
kapitalizmi yıkacak koşullar ortaya çıkınca bireylerde zihinsel devrimler olmaya başlar.


işte senin baş aşağı duran idealizmini ayakları üstüne ters çevirelim de doğru dursun.


bak mısırda bireyin bilişsel devrimine karşı darbe yapıldı.
aynı darbe burda da yapılıyor.
üstelik sadece hükümet eliyle değil.
bizzat direnişçiler eliyle.ancak bu kapitalizmin ömrünü uzatsa bile malum sonunu engelleyebilir mi...

Annasilmistir. Sana iyi madde ve mal ve de meta olarak kalmalar dilerim.

Sen ne yapacaksin bilinci, maddenin bilince ihtiyaci mi var.

Takilir gidersin bir ideolojik inancsal dogrunun pesine kendini teslim edersin.

Sen devam et kapitalist zihniyet ile hayaller kurmaya. Nasil olsa seni yonlendirecek kendini teslim ettigin sorgulanmaz ideolojik inancsal takintin var.

Ama maalesef birey olanlar ve sosyal olanlar bilinc tasiyor. Senin gibi kendisini de bir mal ve meta olarak algilamiyor. Insanoglu oldugunun beyni oldugunun beyninin zihinsel yetisi oldugunun bilincinde ve farkinda.

Dogrudur, marx bilincten bahsedemezdi. Cunku o zamanlar henuz bilissel bilim yoktu ve insanoglu beynini baska bir seye teslim etmisti.

Yoksa Marx'ta yasasa once nihilist olurdu. Cunku herseyin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu algilardi.

Ne yazikki erken gelmis ve erken goc etmis dunyasdan.

Ama sen hala o yuzyildan kalmasin.

Sen ancak metafizik ezberlerinle yasarsin, kendince materyslist olmayani idealist ilan edersin.

Cunku materyalizmin bile aklin bir urunu oldugunun bilincinde bile degilsin.

Sen madde mal ve meta olarak takilmaya devam et.

Ne zaman insanoglunun bir beyni oldugunu beyninin yetileri oldugunu ve tum izmleri bu yetileri ile ortaya koyup izmleri yarattigini v.s. algiladiginda, belki cagi yakalarsin.

Evet ezber bozmak cagi yakalamak birey olmak sosyal bilinc edinmek v.s. bunlar ancak ezber bozma ile oluyor.

Bir de s1k1lmadan Ataturk'e karsi cikiyorsun, senin marxizmin ondan tarih olarak daha once ve cag disi.

21. yuzyilda yasadigimizi ancak madde meta mal olmaktan kendini kurtardiktan sonra algilayabilirsin.

Neyse senle bir denememiz daha caga takildi, insanoglu varligi ve birey bilincine takildi ve sosyal bilince takildi. Sen ezberini bozup cagi yakalayana kadar da takilmaya devam edecek.

Khaos
08-07-2013, 05:48
Annasilmistir. Sana iyi madde ve mal ve de meta olarak kalmalar dilerim.

Sen ne yapacaksin bilinci, maddenin bilince ihtiyaci mi var.

Takilir gidersin bir ideolojik inancsal dogrunun pesine kendini teslim edersin.

Sen devam et kapitalist zihniyet ile hayaller kurmaya. Nasil olsa seni yonlendirecek kendini teslim ettigin sorgulanmaz ideolojik inancsal takintin var.

Ama maalesef birey olanlar ve sosyal olanlar bilinc tasiyor. Senin gibi kendisini de bir mal ve meta olarak algilamiyor. Insanoglu oldugunun beyni oldugunun beyninin zihinsel yetisi oldugunun bilincinde ve farkinda.

Dogrudur, marx bilincten bahsedemezdi. Cunku o zamanlar henuz bilissel bilim yoktu ve insanoglu beynini baska bir seye teslim etmisti.

Yoksa Marx'ta yasasa once nihilist olurdu. Cunku herseyin bir insanoglu yapilandirilmisligi oldugunu algilardi.

Ne yazikki erken gelmis ve erken goc etmis dunyasdan.

Ama sen hala o yuzyildan kalmasin.

Sen ancak metafizik ezberlerinle yasarsin, kendince materyslist olmayani idealist ilan edersin.

Cunku materyalizmin bile aklin bir urunu oldugunun bilincinde bile degilsin.

Sen madde mal ve meta olarak takilmaya devam et.

Ne zaman insanoglunun bir beyni oldugunu beyninin yetileri oldugunu ve tum izmleri bu yetileri ile ortaya koyup izmleri yarattigini v.s. algiladiginda, belki cagi yakalarsin.

Evet ezber bozmak cagi yakalamak birey olmak sosyal bilinc edinmek v.s. bunlar ancak ezber bozma ile oluyor.

Bir de s1k1lmadan Ataturk'e karsi cikiyorsun, senin marxizmin ondan tarih olarak daha once ve cag disi.

21. yuzyilda yasadigimizi ancak madde meta mal olmaktan kendini kurtardiktan sonra algilayabilirsin.

Neyse senle bir denememiz daha caga takildi, insanoglu varligi ve birey bilincine takildi ve sosyal bilince takildi. Sen ezberini bozup cagi yakalayana kadar da takilmaya devam edecek.

senden bu derece zavallı bir yazı doğrusu beklemiyordum.
neyse dizi seyrediyorum ve şu an sana ayıracak vaktim yok.
yarın klişelerini deşifre etmeye devam ederim.
bu arada seni bu derece çaresiz gördüğümü pek hatırlamıyorum.
sanırım,
tespitler yerine cuk oturmuş ve canını oldukça sıkmış.


üzülme,
ben sana da felsefe öğretecek yetenekteyim.
aşacağız bu sorunu beraber.

evrensel-insan
08-07-2013, 06:25
senden bu derece zavallı bir yazı doğrusu beklemiyordum.
neyse dizi seyrediyorum ve şu an sana ayıracak vaktim yok.
yarın klişelerini deşifre etmeye devam ederim.
bu arada seni bu derece çaresiz gördüğümü pek hatırlamıyorum.
sanırım,
tespitler yerine cuk oturmuş ve canını oldukça sıkmış.


üzülme,
ben sana da felsefe öğretecek yetenekteyim.
aşacağız bu sorunu beraber.

Kimin zavalli oldugu ortada. Sen ancak kendini desifre edersin.

Sen once birey bilincini kazan da ondan sonra bakariz.

Cunku bu noncognitivizmin tek caresi bu.

Tespit mi, ne tespiti?

Canimi s1kan bir sey yok. Sana senin gibi yanitlar veriyorum.

Cunku senin ile dusunce ve bilgi paylasimi imkansiz, ancak polermik yapilabiliyor. Dedim ya cagdisi kalmissin diye.

Senin savundugun sey emperyalizmin elinde cikar araci olmus ta senin haberin yok.

Neyse dusunce ve bilgi ile yanit verirsen, yanitlarim.

Aksi benden polemik bekleme.

Cunku senin o dar ufkunun metafizigi tat vermiyor, artik.

evrensel-insan
08-07-2013, 06:42
Metaphysics

Theories


*Action theory ·
*Anti-realism ·
*Determinism ·
*Cartesian dualism ·
*Enactivism ·
*Essentialism ·
*Existentialism ·
*Free will ·
*Hindu idealism ·
*Idealism ·
*Libertarianism ·
*Liberty ·
*Materialism ·
*Meaning of life ·
*Monism ·
*Naturalism ·
*Nihilism ·
*Phenomenalism ·
*Realism ·
*Physicalism ·
*Pirsig's metaphysics of Quality ·
*Platonic idealism ·
*Relativism ·
*Samkhya ·
*Scientific realism ·
*Solipsism ·
*Subjectivism ·
*Substance theory ·
*Type theory


Fazla soze gerek yok.

Bak fark burda

Metaphysics

*Atomism ·
*Dualism ·
*Monism ·
*Naturalism

Epistemology

*Constructivism ·

evrensel-insan
08-07-2013, 07:00
Popper has further argued that historical materialism is a pseudoscience because it is not falsifiable. Popper believed that Marxism had been initially scientific, in that Marx had postulated a theory which was genuinely predictive. When Marx's predictions were not in fact borne out, Popper argues that the theory was saved from falsification by the addition of ad hoc hypotheses which attempted to make it compatible with the facts. By this means a theory which was initially genuinely scientific degenerated into pseudo-scientific dogma

Thomas Kuhn rejected Popper's theory of falsifiability and instead proposed that a gradual emergence of contrary data eventually leads to a paradigm shift in which scientists re-evaluate their underlying theoretical beliefs and even metaphysics, thus inadvertently describing Marxism as pseudoscientific himself.

Anlamazsan soyle tercume edeyim.

Kisaca marxizm, pseudoscientific bir dogmadir.

Yani sozde bilimsel bir dogmadir.

http://en.wikipedia.org/wiki/Criticisms_of_Marxism

antilop
08-07-2013, 07:07
Kimin zavalli oldugu ortada. Sen ancak kendini desifre edersin.

Sen once birey bilincini kazan da ondan sonra bakariz.

Cunku bu noncognitivizmin tek caresi bu.

Tespit mi, ne tespiti?

Canimi s1kan bir sey yok. Sana senin gibi yanitlar veriyorum.

Cunku senin ile dusunce ve bilgi paylasimi imkansiz, ancak polermik yapilabiliyor. Dedim ya cagdisi kalmissin diye.

Senin savundugun sey emperyalizmin elinde cikar araci olmus ta senin haberin yok.

Neyse dusunce ve bilgi ile yanit verirsen, yanitlarim.

Aksi benden polemik bekleme.

Cunku senin o dar ufkunun metafizigi tat vermiyor, artik.
Canimi s1kan bir sey yok
belli...
:yield:

evrensel-insan
08-07-2013, 07:12
Canimi s1kan bir sey yok
belli...
:yield:

Biz bu arkadasla bir kac yildir yazisiriz, o kadar olacak.

antilop
08-07-2013, 07:19
Biz bu arkadasla bir kac yildir yazisiriz, o kadar olacak.
o değilde asıl garibime giden TKP IS den gelme olduğunu söyleyen birinin eskiden marksist olduğunu söylemesi, ve bu derece marksizme doğma diyebilmek içinde popper ı referans alması fazlasıyla garip geldi.

TKP IS TKP den hangi sebep ile kopmuştu biliyormusunuz?

spartacus
08-07-2013, 11:28
:)

Popper?

Popper ne felsefeden ne de siyasetten anlamadığını zaten uçuk, kaçık soyut yöntemleri ile göstermiştir. Popper felsefeden, siyasetten anlıyorsa, uzaya test için gönderilen maymunlarda gök bilimcidir, zira uzaya çıkmışlardır, gök bilimci olmak için bu yeterli ise en iyi gök bilimciler maymunlardır. Yani demek istediğim soyut ve salt öznel-zihni bir biçimde eleştiri-masturbasyon yapmak, bir ölçüt ise ve bu ölçütü de Popper kullanıyorsa başka ne diyebilirim ki?

Daha önce konuları oldu, ben hiç bu ayakları havada, laf ebeliğini aşmayan yönteme burada girmek istemiyorum..

Sahi Popper hangi savı için yanlışlanabilir demiştir ki?

Yanlış anlaşılmasın, bir çok yazar okudum, ciddi, ciddi bir çok burjuva yazar da okudum, saygın ve tutarlı yazan, çizenlerde vardı, ama hiç birisinde Popper kadar sığ, soyut, 20. yüzyılın Berkeleyiymiş gibi yöntem gurabaları ile karşılaşmadım.

evrensel-insan
08-07-2013, 20:06
o değilde asıl garibime giden TKP IS den gelme olduğunu söyleyen birinin eskiden marksist olduğunu söylemesi, ve bu derece marksizme doğma diyebilmek içinde popper ı referans alması fazlasıyla garip geldi.

TKP IS TKP den hangi sebep ile kopmuştu biliyormusunuz?

Kimdir popper bir bilgin var mi?

Yoksa herzamanki "camur at izi kalsin " taktigimi.

Cunku dusunce ve bilgisi olmayanlasr bu taktigi her zaman izler.

evrensel-insan
08-07-2013, 20:11
:)

Popper?

Popper ne felsefeden ne de siyasetten anlamadığını zaten uçuk, kaçık soyut yöntemleri ile göstermiştir. Popper felsefeden, siyasetten anlıyorsa, uzaya test için gönderilen maymunlarda gök bilimcidir, zira uzaya çıkmışlardır, gök bilimci olmak için bu yeterli ise en iyi gök bilimciler maymunlardır. Yani demek istediğim soyut ve salt öznel-zihni bir biçimde eleştiri-masturbasyon yapmak, bir ölçüt ise ve bu ölçütü de Popper kullanıyorsa başka ne diyebilirim ki?

Daha önce konuları oldu, ben hiç bu ayakları havada, laf ebeliğini aşmayan yönteme burada girmek istemiyorum..

Sahi Popper hangi savı için yanlışlanabilir demiştir ki?

Yanlış anlaşılmasın, bir çok yazar okudum, ciddi, ciddi bir çok burjuva yazar da okudum, saygın ve tutarlı yazan, çizenlerde vardı, ama hiç birisinde Popper kadar sığ, soyut, 20. yüzyılın Berkeleyiymiş gibi yöntem gurabaları ile karşılaşmadım.

Popper bilim felsefesinde insanoglu adsina cigir acmis bir bilim adamidir.

Zaten popper'i algilasan bilime metafizigi bulastirmaktan vaz gecersin.

Sizler klasik metafizik temeliyle bilimi degerlendirdikce, bilim bilimsel olarak sizin inancinizi ve ideolojilerinizi her zaman yuzunuze vuracak.

Bak mesela "madde ilk tek ve mutlaktir" cumlesinde gostersene bana tekligi ilkligi mutlakligi?

Siz metafizikcilerin tek yaptigi bilime nokta koymaktir. Iyi ki popper gibiler var da bilim bilimsel olarak ilerliyor. Yoksa sizlerin sayesinde din gibi inanc gibi ideoloji gibi sabit mutlak bir dogma olarak kalacakti.

Su "falsification" dan ne algiliyorsan bir zahme aciklasana.

Bir de bunu o metafizik mutlak ideolojin materyalizm ile izah et istersen.

antilop
08-07-2013, 20:47
o değilde asıl garibime giden TKP IS den gelme olduğunu söyleyen birinin eskiden marksist olduğunu söylemesi, ve bu derece marksizme doğma diyebilmek içinde popper ı referans alması fazlasıyla garip geldi.

TKP IS TKP den hangi sebep ile kopmuştu biliyormusunuz?
yukardaki soruma cevabın
aşağıda

Kimdir popper bir bilgin var mi?

Yoksa herzamanki "camur at izi kalsin " taktigimi.

Cunku dusunce ve bilgisi olmayanlasr bu taktigi her zaman izler.

idealizmin ve idealizm savunucularının genel karakteri sanırım soruya soru ile cevap vermek

popper i bilirmiyiz hiç sizden öğreniyoruz ya !!
yazmışsınız ya ingilizce bir parağraf!!
Ted Grant. Aklın İsyanı, ile yeterince anlatmış ben yorumlamasam da olur

evrensel-insan
08-07-2013, 20:56
yukardaki soruma cevabın
aşağıda



idealizmin ve idealizm savunucularının genel karakteri sanırım soruya soru ile cevap vermek

popper i bilirmiyiz hiç sizden öğreniyoruz ya !!
yazmışsınız ya ingilizce bir parağraf!!
Ted Grant. Aklın İsyanı, ile yeterince anlatmış ben yorumlamasam da olur

Anlasiliyor. Metafizik ufkununun materyaliste uymayani idealist ilan etme ezberinden kurtulursan belki de popper'i algilarsin. Cunku popper'i algilamak icin metafizigin sinirlari disina akli cikarmask gerekir.

spartacus
08-07-2013, 21:12
Popper bilim felsefesinde insanoglu adsina cigir acmis bir bilim adamidir.

Zaten popper'i algilasan bilime metafizigi bulastirmaktan vaz gecersin.

Sizler klasik metafizik temeliyle bilimi degerlendirdikce, bilim bilimsel olarak sizin inancinizi ve ideolojilerinizi her zaman yuzunuze vuracak.

Bak mesela "madde ilk tek ve mutlaktir" cumlesinde gostersene bana tekligi ilkligi mutlakligi?

Siz metafizikcilerin tek yaptigi bilime nokta koymaktir. Iyi ki popper gibiler var da bilim bilimsel olarak ilerliyor. Yoksa sizlerin sayesinde din gibi inanc gibi ideoloji gibi sabit mutlak bir dogma olarak kalacakti.

Su "falsification" dan ne algiliyorsan bir zahme aciklasana.

Bir de bunu o metafizik mutlak ideolojin materyalizm ile izah et istersen.

Sende bana Circumstantial Ad Hominem nedir hadi onu açıkla... Evrensel en sevmediğim şeyi yapıyorsun, hadi sende bana şönt dinamoyu açıkla.. Açıklarsan sana ne kazandıracak, ya da bana ki, böyle rakibi ekarta edersem HAKLI ÇIKARIM tarzlı sağlıksız sorulara muhatap oluyorum? Yani diyelim ki ben bir kaç kelimeyi bilmezsem, bitmiş mi olacak? Popper'i bu yüzden eleştiriyorum, sen bana aynı biçimde laf öbeğiyle cevap veriyorsun :)

Popper bilim adamı? Diyelim ki öyle bilim adamı olması Popper'in safsata felsefesini kabullenmemize mi yol açmalı? ya da bir çok bilim adamı var, bizleri kişilerin ne olduğu değil düşünceleri, görüşleri ilgilendirmeli diye düşünüyorum

Daha önceden girdim bir daha girmek istemiyorum diyorum. Linklerden değil Evrensel, linklerden değil, kaç kez Popper okudun, neyi eleştiriyorsa eleştirdiklerinden hangisini okudun? Senin yazıalrını ben en ala wiki'de görüyorum, 1 dirhem ileri geçmiyor. Wiki sana okutuyorsa bana da okutuyor, 10 yaşında çocukta o kadar okur, yazar, ama bu tek başına bir işe yaramıyor, özümlemek önemli, çorba yapmak değil diye düşünüyorum...

Bak sana Popper yöntemi ile Newton ve Arşimet'in savlarını dogma yapayım...

Arşimet neye dayanarak ortaya bir fikir attı?
Suyun kaldırma kuvveti?

Yani ortada gözlem ve nesnel bir dayanak mevcut!!!!!

Popper yöntemi ile gidelim, Popper'in yöntemi, fikr ya da görüşleri çürütmek için, o fikirlere temel olan dayanakları esas almayan, kavrayamayan sığ bir yöntemdir.

Arşimet suyun kaldırma kuvvetini gözlemleyip bir kanıta varmadan önce Ben suyun kaldırma kuvveti olduğunu gördüm ama bu yanlışlanabilir! dememiştir. Sonuç suyun kaldırma kuvveti dogmadır...

Safsata mı? safsata ama Popper'de yöntem bu ve dili, üslubu, görüşleri eleştirme biçimi nesnel dayanaktan yoksundur, ben dieyim edebiyat siz deyin laf ebeliği... Kişinin dayanklarına değil de, dayanak ötesi laflamayı esas alan bir yöntem...

hadi aynı yöntemi yer çekimine uygulayın..

Sonuç yerçekimi de dogmadır

Hz. Popper öyle buyurmuştur.

Bilimin amacı yanlışlamak değildir, çünkü yanlışlamak evveliyatı değil, sonrasıdır, gözlemlerin amacı yanlışlamak değildir, deneyin amacı yanlışlamak değildir, kanıları sınamak ve doğrulamak içindir.. Bilimin motor gücü doğrulamaktır ve cevap bulmaktır...

Yanlışlamak nedir peki?

İşte o bilimin mutfağı değil sunumunda söz konusu olabilir ve mesele bilim olunca pekte gerekli değildir, zira bilimin dilinde zaten dogmaya yer yoktur. Hal böyle olunca paragraf başlarına efendim bu söylemlerimiz yanlışlanabilir demek zorunda değillerdir, demediler diye hiç bir şey dogma olmaz. Bilim gözlemden bahseder, yeri gelir deneyden, yeri gelir gözlemlerinde yeterli derinliğe inemedikelrinden bu yüzden şu ya da bu verilerin sağlıklı alınmadığından vs bahseder, efendim illa böyle değilde Popper hazretleri gibi her paragrafın başına biz böyle gözlemledik ama yanlışlanabilir demeleri mi gerekir?

Popper'e göre öyle ya da Popper dogma ile bilimi ayırma konusunda yanlışlama ilkesine kendisini fazla kaptırmış, ufuklarını şaşırmış olabilir, ama o yöntemin çapı da, ufkuda ancak dogma ile bilimi ayırmak adına bir işe yarar, ne bilimde, ne felsefede yöntem bile olmaz, en fazla bir kıstas maddesi olabilir!!!! Kıstas ile yöntem ne zamandan beri karıştırılır oldu?.

evrensel-insan
08-07-2013, 21:35
Sende bana Circumstantial Ad Hominem nedir hadi onu açıkla... Evrensel en sevmediğim şeyi yapıyorsun, hadi sende bana şönt dinamoyu açıkla.. Açıklarsan sana ne kazandıracak, ya da bana ki, böyle rakibi ekarta edersem HAKLI ÇIKARIM tarzlı sağlıksız sorulara muhatap oluyorum? Yani diyelim ki ben bir kaç kelimeyi bilmezsem, bitmiş mi olacak? Popper'i bu yüzden eleştiriyorum, sen bana aynı biçimde laf öbeğiyle cevap veriyorsun :)

Popper bilim adamı? Diyelim ki öyle bilim adamı olması Popper'in safsata felsefesini kabullenmemize mi yol açmalı? ya da bir çok bilim adamı var, bizleri kişilerin ne olduğu değil düşünceleri, görüşleri ilgilendirmeli diye düşünüyorum

Daha önceden girdim bir daha girmek istemiyorum diyorum. Linklerden değil Evrensel, linklerden değil, kaç kez Popper okudun, neyi eleştiriyorsa eleştirdiklerinden hangisini okudun? Senin yazıalrını ben en ala wiki'de görüyorum, 1 dirhem ileri geçmiyor. Wiki sana okutuyorsa bana da okutuyor, 10 yaşında çocukta o kadar okur, yazar, ama bu tek başına bir işe yaramıyor, özümlemek önemli, çorba yapmak değil diye düşünüyorum...

Bak sana Popper yöntemi ile Newton ve Arşimet'in savlarını dogma yapayım...

Arşimet neye dayanarak ortaya bir fikir attı?
Suyun kaldırma kuvveti?

Yani ortada gözlem ve nesnel bir dayanak mevcut!!!!!

Popper yöntemi ile gidelim, Popper'in yöntemi, fikr ya da görüşleri çürütmek için, o fikirlere temel olan dayanakları esas almayan, kavrayamayan sığ bir yöntemdir.

Arşimet suyun kaldırma kuvvetini gözlemleyip bir kanıta varmadan önce Ben suyun kaldırma kuvveti olduğunu gördüm ama bu yanlışlanabilir! dememiştir. Sonuç suyun kaldırma kuvveti dogmadır...

Safsata mı? safsata ama Popper'de yöntem bu ve dili, üslubu, görüşleri eleştirme biçimi nesnel dayanaktan yoksundur, ben dieyim edebiyat siz deyin laf ebeliği... Kişinin dayanklarına değil de, dayanak ötesi laflamayı esas alan bir yöntem...

hadi aynı yöntemi yer çekimine uygulayın..

Sonuç yerçekimi de dogmadır

Hz. Popper öyle buyurmuştur.

Bilimin amacı yanlışlamak değildir, çünkü yanlışlamak evveliyatı değil, sonrasıdır, gözlemlerin amacı yanlışlamak değildir, deneyin amacı yanlışlamak değildir, kanıları sınamak ve doğrulamak içindir.. Bilimin motor gücü doğrulamaktır ve cevap bulmaktır...

Yanlışlamak nedir peki?

İşte o bilimin mutfağı değil sunumunda söz konusu olabilir ve mesele bilim olunca pekte gerekli değildir, zira bilimin dilinde zaten dogmaya yer yoktur. Hal böyle olunca paragraf başlarına efendim bu söylemlerimiz yanlışlanabilir demek zorunda değillerdir, demediler diye hiç bir şey dogma olmaz. Bilim gözlemden bahseder, yeri gelir deneyden, yeri gelir gözlemlerinde yeterli derinliğe inemedikelrinden bu yüzden şu ya da bu verilerin sağlıklı alınmadığından vs bahseder, efendim illa böyle değilde Popper hazretleri gibi her paragrafın başına biz böyle gözlemledik ama yanlışlanabilir demeleri mi gerekir?

Popper'e göre öyle ya da Popper dogma ile bilimi ayırma konusunda yanlışlama ilkesine kendisini fazla kaptırmış, ufuklarını şaşırmış olabilir, ama o yöntemin çapı da, ufkuda ancak dogma ile bilimi ayırmak adına bir işe yarar, ne bilimde, ne felsefede yöntem bile olmaz, en fazla bir kıstas maddesi olabilir!!!! Kıstas ile yöntem ne zamandan beri karıştırılır oldu?.

Birincisi yanlislanabilirlik bu degildir.
Ikincisi ben popper'i bilimde actigi cigir olarak acikladim. Diger konulardaki mesela acik toplum gibi dediklerini savunmam gibi bir mantik disi degerlendirmen yoktur umarim.

Yanlislanabilirlik sudur.

Birincisi ortada bir OLGU vardir.

"Butun kugular beyazdir"

Ikincisi bu olgu YANLISLANABILIR

Ucuncusu bu olgu sadece yanlislanabilene kadar gecerlidir.

Bir kisi bir yerde beyaz olmayan bir kugu, diyelim siyah gozlemledi.

Iste burda;

Birincisi olgu yanlislanmistir.

Yani, artik "butun kugular beyazdir" olgusu gecerli degildir, cunku siyah kugu gozlemlenmistir. Yani olgu yanlislanmistir. Artik gecerli degildir.

Bir ornek te atom, bir zamanlar "atom bolunemeyen en kucuk parca" idi, taki parcalanana kadar.

Simdi birak popper'i gelelim materyalizme.

Bilimsel olmasi icin OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK gerekir.

"Madde nesnel ilk, tek ve mutlak varliktir"

Nerden basliyalim.

Birincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur. Yani herkesin kabul edebilecegi bir tanimi yoktur.

Ikincisi kim nasil tanimlarsa tanimlasin bu bir insanogludur ve beyninin yetisini ve oznelligini kullanir. Dolayisiyle tanim da sadece nesnellik olmaz, tanimlayanin oznelligi girer.

ilklik, teklik ve mutlaklik inanci, gozlem vermez. Ayrica her ilkin bir oncelik kisir dongusu vardir, Teklikte sadece indirgemeciliktir. Basta butun bunlari ortaya koyan insanoglu teke indirgenemez. Cunku hem madde hem dusunce hem de kavram ihtiva eder.

Mutlaklik ise zaten bilime terstir. Cunku bilimde bilimsel olarak mutylakta suphe de yoktur. SADECE YANLISLANABILENE KADAR GECERLILIK VARDIR VE BU GECERLILIK OLGU OLARAK HERKESI BAGLAR.

Varlik ayni sekilde ortak bir tanimi yoktur ve herkesin kabul edecegi bir varlik tanimi yoktur.

Dolayisi ile olgu olmayan gozlem vermeyen hic bir soylem yanlislanamaz ve sadece bilimsel olmayan ideolojik inancsal bir dogru olarak ve sadece dogrulayani kapsar.

Simdi birak popper'i eger bu yazdiklarima dusunce ve bilgi belirtir bir paylasim sunarsan ne ala yazismaya devam ederiz. Yok eger suclama atisma satasma ve polemik yaparsan; kendi yazdigin ile kalirsin.

Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.

spartacus
08-07-2013, 21:59
Evrensel

Circumstantial Ad Hominem örnek vereyim mi?

Popper bilim felsefesinde insanoglu adsina cigir acmis bir bilim adamidir.



Başka vereyim mi?


Siz metafizikcilerin tek yaptigi bilime nokta koymaktir. Iyi ki popper gibiler var da bilim bilimsel olarak ilerliyor. Yoksa sizlerin sayesinde din gibi inanc gibi ideoloji gibi sabit mutlak bir dogma olarak kalacakti.

Su "falsification" dan ne algiliyorsan bir zahme aciklasana.

Bir de bunu o metafizik mutlak ideolojin materyalizm ile izah et istersen.

Başka vereyim mi?


Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.

Yeterli mi?

Sevgili Ei, karşında ringe çıkmış boksör yok...

Popper için verdiğin örnek dahi başlı, başına yanlış, zira Popper'in gündemi olmamış bir şeydir. ha dersen ki Popper'den önce midir evet öncedir, bütün kuğular beyazdır, o halde kuğular beyazdırın eleştirisi 200 yıldır yapılır!

Popper'in hatası Kıyas ile ilkeyi karıştırmasıdır. Popper yanlışlanabilirlik ilkesini, başlı başına bir yöntem haline getirmiştir, bunu yapması başlı başına bir hatadır zira Popper kendi eliyle, kendisini körlemiştir...

http://www.radikalgenc.com/toplum/popper-ve-bilim-felsefesi

Bak kuğumuz orada da var. Bir daha tekrar ediyorum, Popper ilkesini, yönteme dönüştürmüştür.

Bana Popper'in eleştirdiği ya da eleştiri yaptığı herhangi bir görüşü, gözleme ve dayanağa, nesnel olgulara dayalı, ne bileyim istatistiğe, analize dayalı, nesnel dayanıklı bir şeyler getirin!
Önceki yazımda açıkladım ya, Popper eleştirel yaklaşımı dayanaklardan yoksundur, sınamaktan bile....
Bir düşüncenin bilimsel olup olmamasını yanlışlanabilir olması belirler der kendileri. kabul de kim çıkıpda gözlemleri sonrası bunlar kati surette yanlışlanamaz demiştir ki?

Doğrulama da yanlışlamada bir bütündür, bir şeyi yanlışlayabilmek için bir başka şeyi doğrulamanız gerekebilir ve bu süreç sarmal gibidir, kimse bir yerde oturup nokta koymaz, koymadığı içinde çıkıp efendim mutlaktır yanlışlanamaz demez... demedi diye de kimse dogma görüşler sunmuş olmaz.

Brian
08-07-2013, 22:09
Popper'ın yanlışlanabilirlik vb. kıstaslarına etkili yanıtlar verilmiştir.

Herşeyden önce bilim tarihi bilimin Popper'in sözünü ettiğini gibi işlemediğini bize göstermektedir.

Örneğin Einstein'i alalım. Einstein'in ilk evrensel modeli statik bir evren modeli idi. Ve bu modelde bazı sorunlar vardı. Yılzdızların çekim kuvveti vb. evreni statikliğini bozuyordu. Einstein bunu engellemek için kozmolojik bir sabit önerdi. Fakat evrenin statik olmadığı, genişlediği keşfedildiğinde Einstein bu kozmolojik sabit için "hayatımın büyük hatalarından biri idi" dedi. Fakat bu kozmolojik sabit daha sonra işe yaradı: evrenin olması gerektiğinden daha hızlı biçimde genişliyor görünmesini açıklamak için kullanılıyor. Ve bugünlerde astronomlar bunu yanlışlamak için değil doğrulamak için uğraşıyor.

https://en.wikipedia.org/wiki/Cosmological_constant

Yukarıda olduğu gibi bir teori eksik bilgi, bir takım hatalar ve daha başka nedenlerden dolayı bir takım hatalar içerebilir. O zaman bu hatalar düzeltilebilir. Teori yanlışlandı diye hemen vazgeçilmez ve kenera kolay kolay kenera atılmaz. Şimdi Challanger uzay mekiği kazasını düşünelim. Hatırlanacağı gibi Challlanger uzay mekiği fırlatıldıktan bir süre sonra düştü. Challanger uzay mekiği uçması düşünülen bir mekikti, fizik ve bilimin teorilerine uygun şekilde yapılmıştı. Ama çeşitli nedenlerden dolayı bir kaza oldu ve mekik uçamadı, havada infilak etti. Fakat bilmediğimiz,ön göremediğimiz bir takım şeyler oluşmuştu.

http://www.cnfantr.net/f180/bir-facia-24-yil-once-patlayan-uzay-gemisi-challenger-11892.html

Bu kaza oldu diye fizik bilgilerimiz yanlışlanmadı onları çöpe atmadık. Sadece hataları anladık ve onları düzeltme yoluna gittik.

Marx'ın ileri kapitalist ülkelerde devrim olacağına dair görüşüne gelince. Aslında Paris Komünü, Marx'ın bu görüşünü bir ölçüde doğruladı. Ama bu devrim bastırıldı. Yukarıda da görüldüğü gibi çeşitli nedenlerden dolayı her şeyi hesap etmek o kadar kolay değil.

Şimdi Popper'in tavsiyine uysak Einstein'in ön görüsü de yanlışlanmıştı ve bir takım adhoc larla Einstein bu durumu kurtamaya çalıştı, buradan Einstein'in bilimsel davranmadığını ve önerilerinin, teorilerinin Pseudo-science mi olduğunu söylemek gerekir, hayır elbette değil...

Daha başka birçok örnek verilebilir...

Aslında Kuhn, Lakatos, Feyerabend gibi birçok felsefeci bu tür sorunlar üzerinde durmuşlardı.

http://www.guardian.co.uk/commentisfree/belief/2012/oct/01/karl-popper-lakatos-kuhn-feyerabend

Yine Alan Sokal, yazmış olduğu "Beyond the Hoax, Science, Philosophy and Culture" kitapta Popper hakkında etkili bir eleştiri yapmıştı.

Alan Sokal, Beyond the Hoax, Science, Philosophy and Culture, 2010 (http://books.google.com.tr/books?id=SjBdUTpf184C&pg=PT249&lpg=PT249&dq=When+a+theory+successfully+withstands+an+attemp t+at+falsification,+a+scientist+will,+quite+natura lly,+consider+the+theory+to+be+partially+confirmed +and+will+accord&source=bl&ots=yDZp5h-KzV&sig=RQSzhIAEy0Mjm26LsghX8Kc7C7k&hl=en&sa=X&ei=TwXbUaqBEsWsPKv4gYgD&ved=0CDwQ6AEwAg)

Öte yandan Popper, Marksizme yönelik eleştirelerinde çifte standart uygulamış, yani bir bir bakıma taraflı davranmıştır. Aşağıda bu konu açıklanıyor:

http://clogic.eserver.org/2007/verikukis.pdf

evrensel-insan
08-07-2013, 22:46
Evrensel

Circumstantial Ad Hominem örnek vereyim mi?



Başka vereyim mi?



Başka vereyim mi?



Yeterli mi?

Sevgili Ei, karşında ringe çıkmış boksör yok...

Popper için verdiğin örnek dahi başlı, başına yanlış, zira Popper'in gündemi olmamış bir şeydir. ha dersen ki Popper'den önce midir evet öncedir, bütün kuğular beyazdır, o halde kuğular beyazdırın eleştirisi 200 yıldır yapılır!

Popper'in hatası Kıyas ile ilkeyi karıştırmasıdır. Popper yanlışlanabilirlik ilkesini, başlı başına bir yöntem haline getirmiştir, bunu yapması başlı başına bir hatadır zira Popper kendi eliyle, kendisini körlemiştir...

http://www.radikalgenc.com/toplum/popper-ve-bilim-felsefesi

Bak kuğumuz orada da var. Bir daha tekrar ediyorum, Popper ilkesini, yönteme dönüştürmüştür.

Bana Popper'in eleştirdiği ya da eleştiri yaptığı herhangi bir görüşü, gözleme ve dayanağa, nesnel olgulara dayalı, ne bileyim istatistiğe, analize dayalı, nesnel dayanıklı bir şeyler getirin!
Önceki yazımda açıkladım ya, Popper eleştirel yaklaşımı dayanaklardan yoksundur, sınamaktan bile....
Bir düşüncenin bilimsel olup olmamasını yanlışlanabilir olması belirler der kendileri. kabul de kim çıkıpda gözlemleri sonrası bunlar kati surette yanlışlanamaz demiştir ki?

Doğrulama da yanlışlamada bir bütündür, bir şeyi yanlışlayabilmek için bir başka şeyi doğrulamanız gerekebilir ve bu süreç sarmal gibidir, kimse bir yerde oturup nokta koymaz, koymadığı içinde çıkıp efendim mutlaktır yanlışlanamaz demez... demedi diye de kimse dogma görüşler sunmuş olmaz.

Ne guzel kaciyorsun degil mi?

Yukaridaki mesajimda verdigim ve BILIMSEL OLMADIGINI ISPATLADIGIM materyalizm ile ilgili bir dusunce ve bilgi vermezsen , yanit yazmayacagim ve senin materyalizmin bilimsel olmadigini kabul ettigini algilayacagim.

evrensel-insan
08-07-2013, 22:47
Popper'ın yanlışlanabilirlik vb. kıstaslarına etkili yanıtlar verilmiştir.

Herşeyden önce bilim tarihi bilimin Popper'in sözünü ettiğini gibi işlemediğini bize göstermektedir.

Örneğin Einstein'i alalım. Einstein'in ilk evrensel modeli statik bir evren modeli idi. Ve bu modelde bazı sorunlar vardı. Yılzdızların çekim kuvveti vb. evreni statikliğini bozuyordu. Einstein bunu engellemek için kozmolojik bir sabit önerdi. Fakat evrenin statik olmadığı, genişlediği keşfedildiğinde Einstein bu kozmolojik sabit için "hayatımın büyük hatalarından biri idi" dedi. Fakat bu kozmolojik sabit daha sonra işe yaradı: evrenin olması gerektiğinden daha hızlı biçimde genişliyor görünmesini açıklamak için kullanılıyor. Ve bugünlerde astronomlar bunu yanlışlamak için değil doğrulamak için uğraşıyor.

https://en.wikipedia.org/wiki/Cosmological_constant

Yukarıda olduğu gibi bir teori eksik bilgi, bir takım hatalar ve daha başka nedenlerden dolayı bir takım hatalar içerebilir. O zaman bu hatalar düzeltilebilir. Teori yanlışlandı diye hemen vazgeçilmez ve kenera kolay kolay kenera atılmaz. Şimdi Challanger uzay mekiği kazasını düşünelim. Hatırlanacağı gibi Challlanger uzay mekiği fırlatıldıktan bir süre sonra düştü. Challanger uzay mekiği uçması düşünülen bir mekikti, fizik ve bilimin teorilerine uygun şekilde yapılmıştı. Ama çeşitli nedenlerden dolayı bir kaza oldu ve mekik uçamadı, havada infilak etti. Fakat bilmediğimiz,ön göremediğimiz bir takım şeyler oluşmuştu.

http://www.cnfantr.net/f180/bir-facia-24-yil-once-patlayan-uzay-gemisi-challenger-11892.html

Bu kaza oldu diye fizik bilgilerimiz yanlışlanmadı onları çöpe atmadık. Sadece hataları anladık ve onları düzeltme yoluna gittik.

Marx'ın ileri kapitalist ülkelerde devrim olacağına dair görüşüne gelince. Aslında Paris Komünü, Marx'ın bu görüşünü bir ölçüde doğruladı. Ama bu devrim bastırıldı. Yukarıda da görüldüğü gibi çeşitli nedenlerden dolayı her şeyi hesap etmek o kadar kolay değil.

Şimdi Popper'in tavsiyine uysak Einstein'in ön görüsü de yanlışlanmıştı ve bir takım adhoc larla Einstein bu durumu kurtamaya çalıştı, buradan Einstein'in bilimsel davranmadığını ve önerilerinin, teorilerinin Pseudo-science mi olduğunu söylemek gerekir, hayır elbette değil...

Daha başka birçok örnek verilebilir...

Aslında Kuhn, Lakatos, Feyerabend gibi birçok felsefeci bu tür sorunlar üzerinde durmuşlardı.

http://www.guardian.co.uk/commentisfree/belief/2012/oct/01/karl-popper-lakatos-kuhn-feyerabend

Yine Alan Sokal, yazmış olduğu "Beyond the Hoax, Science, Philosophy and Culture" kitapta Popper hakkında etkili bir eleştiri yapmıştı.

Alan Sokal, Beyond the Hoax, Science, Philosophy and Culture, 2010 (http://books.google.com.tr/books?id=SjBdUTpf184C&pg=PT249&lpg=PT249&dq=When+a+theory+successfully+withstands+an+attemp t+at+falsification,+a+scientist+will,+quite+natura lly,+consider+the+theory+to+be+partially+confirmed +and+will+accord&source=bl&ots=yDZp5h-KzV&sig=RQSzhIAEy0Mjm26LsghX8Kc7C7k&hl=en&sa=X&ei=TwXbUaqBEsWsPKv4gYgD&ved=0CDwQ6AEwAg)

Öte yandan Popper, Marksizme yönelik eleştirelerinde çifte standart uygulamış, yani bir bir bakıma taraflı davranmıştır. Aşağıda bu konu açıklanıyor:

http://clogic.eserver.org/2007/verikukis.pdf

Konumuz bu degil. Asagidaki aciklamaya yanit veremezsen seni de materyalizmin bilimsel bir tabani olmadigini kabul etmis olarak algilayacagim.

Birincisi yanlislanabilirlik bu degildir.
Ikincisi ben popper'i bilimde actigi cigir olarak acikladim. Diger konulardaki mesela acik toplum gibi dediklerini savunmam gibi bir mantik disi degerlendirmen yoktur umarim.

Yanlislanabilirlik sudur.

Birincisi ortada bir OLGU vardir.

"Butun kugular beyazdir"

Ikincisi bu olgu YANLISLANABILIR

Ucuncusu bu olgu sadece yanlislanabilene kadar gecerlidir.

Bir kisi bir yerde beyaz olmayan bir kugu, diyelim siyah gozlemledi.

Iste burda;

Birincisi olgu yanlislanmistir.

Yani, artik "butun kugular beyazdir" olgusu gecerli degildir, cunku siyah kugu gozlemlenmistir. Yani olgu yanlislanmistir. Artik gecerli degildir.

Bir ornek te atom, bir zamanlar "atom bolunemeyen en kucuk parca" idi, taki parcalanana kadar.

Simdi birak popper'i gelelim materyalizme.

Bilimsel olmasi icin OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK gerekir.

"Madde nesnel ilk, tek ve mutlak varliktir"

Nerden basliyalim.

Birincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur. Yani herkesin kabul edebilecegi bir tanimi yoktur.

Ikincisi kim nasil tanimlarsa tanimlasin bu bir insanogludur ve beyninin yetisini ve oznelligini kullanir. Dolayisiyle tanim da sadece nesnellik olmaz, tanimlayanin oznelligi girer.

ilklik, teklik ve mutlaklik inanci, gozlem vermez. Ayrica her ilkin bir oncelik kisir dongusu vardir, Teklikte sadece indirgemeciliktir. Basta butun bunlari ortaya koyan insanoglu teke indirgenemez. Cunku hem madde hem dusunce hem de kavram ihtiva eder.

Mutlaklik ise zaten bilime terstir. Cunku bilimde bilimsel olarak mutylakta suphe de yoktur. SADECE YANLISLANABILENE KADAR GECERLILIK VARDIR VE BU GECERLILIK OLGU OLARAK HERKESI BAGLAR.

Varlik ayni sekilde ortak bir tanimi yoktur ve herkesin kabul edecegi bir varlik tanimi yoktur.

Dolayisi ile olgu olmayan gozlem vermeyen hic bir soylem yanlislanamaz ve sadece bilimsel olmayan ideolojik inancsal bir dogru olarak ve sadece dogrulayani kapsar.

Simdi birak popper'i eger bu yazdiklarima dusunce ve bilgi belirtir bir paylasim sunarsan ne ala yazismaya devam ederiz. Yok eger suclama atisma satasma ve polemik yaparsan; kendi yazdigin ile kalirsin.

Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.

Brian
08-07-2013, 22:58
Konumuz bu degil. Asagidaki aciklamaya yanit veremezsen seni de materyalizmin bilimsel bir tabani olmadigini kabul etmis olarak algilayacagim.

Birincisi yanlislanabilirlik bu degildir.
Ikincisi ben popper'i bilimde actigi cigir olarak acikladim. Diger konulardaki mesela acik toplum gibi dediklerini savunmam gibi bir mantik disi degerlendirmen yoktur umarim.

Yanlislanabilirlik sudur.

Birincisi ortada bir OLGU vardir.

"Butun kugular beyazdir"

Ikincisi bu olgu YANLISLANABILIR

Ucuncusu bu olgu sadece yanlislanabilene kadar gecerlidir.

Bir kisi bir yerde beyaz olmayan bir kugu, diyelim siyah gozlemledi.

Iste burda;

Birincisi olgu yanlislanmistir.

Yani, artik "butun kugular beyazdir" olgusu gecerli degildir, cunku siyah kugu gozlemlenmistir. Yani olgu yanlislanmistir. Artik gecerli degildir.

Bir ornek te atom, bir zamanlar "atom bolunemeyen en kucuk parca" idi, taki parcalanana kadar.

Simdi birak popper'i gelelim materyalizme.

Bilimsel olmasi icin OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK gerekir.

"Madde nesnel ilk, tek ve mutlak varliktir"

Nerden basliyalim.

Birincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur. Yani herkesin kabul edebilecegi bir tanimi yoktur.

Ikincisi kim nasil tanimlarsa tanimlasin bu bir insanogludur ve beyninin yetisini ve oznelligini kullanir. Dolayisiyle tanim da sadece nesnellik olmaz, tanimlayanin oznelligi girer.

ilklik, teklik ve mutlaklik inanci, gozlem vermez. Ayrica her ilkin bir oncelik kisir dongusu vardir, Teklikte sadece indirgemeciliktir. Basta butun bunlari ortaya koyan insanoglu teke indirgenemez. Cunku hem madde hem dusunce hem de kavram ihtiva eder.

Mutlaklik ise zaten bilime terstir. Cunku bilimde bilimsel olarak mutylakta suphe de yoktur. SADECE YANLISLANABILENE KADAR GECERLILIK VARDIR VE BU GECERLILIK OLGU OLARAK HERKESI BAGLAR.

Varlik ayni sekilde ortak bir tanimi yoktur ve herkesin kabul edecegi bir varlik tanimi yoktur.

Dolayisi ile olgu olmayan gozlem vermeyen hic bir soylem yanlislanamaz ve sadece bilimsel olmayan ideolojik inancsal bir dogru olarak ve sadece dogrulayani kapsar.

Simdi birak popper'i eger bu yazdiklarima dusunce ve bilgi belirtir bir paylasim sunarsan ne ala yazismaya devam ederiz. Yok eger suclama atisma satasma ve polemik yaparsan; kendi yazdigin ile kalirsin.

Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.

Evrensel, verdiğim linkleri okudun mu, okuyup da anladın mı?

Yazdığın yanıta bakınca okumadığın veya okuyup da anlamadığın sonucunu çıkartıyorum.

Yanlışlanabilirlik bu değil diyorsun...

O verdiğim eleştiriler Popper'i yeterince anlamış kişiler. Yapılan eleştiri de öyle ayak üstü filan değil. Sağlam eleştiri.

Senin eleştirin ise kusura bakma ayak üstü olmuş...

Senin buna yazdığın yanıta da cevabı var içinde. (LAf olsun diye yazılmış yazılar değil bunlar. )

Diğer iddiana gelince...Konu burada materyalizm değil. Ben materyalizmden ziyade naturalismi savunurum ama bu materyalizmi önemsiz bulduğum anlamına gelmez.

Evrende madde ve enerjiye dayanmayan, onlardan bağımsız bir şey var mi ki maddi olanı küçümseyelim...Böyle bir şey mümkün değil...

Şu denilebilir kafamda kurduğum hayallerim var vb. Onlar da sizin beyninize dayanıyor. Beynin maddi temeli olduğu açık. Çok temel gözlemlere dayalı bunlar.

spartacus
08-07-2013, 23:09
Ne guzel kaciyorsun degil mi?

Yukaridaki mesajimda verdigim ve BILIMSEL OLMADIGINI ISPATLADIGIM materyalizm ile ilgili bir dusunce ve bilgi vermezsen , yanit yazmayacagim ve senin materyalizmin bilimsel olmadigini kabul ettigini algilayacagim.

Neyi ispatladınız ?

Circumstantial Ad Hominem, Ad Hominem Tu Quoque yapıyorsun.

Popper'in bilim adamı olup olmamasını güya cevap sayan sen değil misin? Kişilerin vasfı ya da ne bileyim başka yerleri, kaşı, gözüyle ne alakası var o kişinin safsatalarının? Yani Popper çığır(?) açmış bilim adamı ise, uzaya gönderilen maymunlarda gök bilimcisidir diyorum, hangi konuda felsefe ve bilhassa da ekonomi-politik konusunda. Bu biçimde hol yok, yumurta yok ispatladım diyorsun. O halde demek ki sizin yönteminiz böyle, o halde haklısın. hani siz politikadan pek anlamazdınız?

Soruya soru ile cevap vermek, konuların gidişatıyla tamamen alakasız sorular sormak, ne bileyim, o kadar sağlıksız bir fikir alışveriş yönteminiz var ki, sanki karşınızdaki yanınızda olsa bir kaşık suda boğacaksınız. sanki bir ispat sorunu var gibi, komplekse bağlıyorsunuz.

evrensel-insan
08-07-2013, 23:18
Neyi ispatladınız ?

Circumstantial Ad Hominem, Ad Hominem Tu Quoque yapıyorsun.

Popper'in bilim adamı olup olmamasını güya cevap sayan sen değil misin? Kişilerin vasfı ya da ne bileyim başka yerleri, kaşı, gözüyle ne alakası var o kişinin safsatalarının? Yani Popper çığır(?) açmış bilim adamı ise, uzaya gönderilen maymunlarda gök bilimcisidir diyorum, hangi konuda felsefe ve bilhassa da ekonomi-politik konusunda. Bu biçimde hol yok, yumurta yok ispatladım diyorsun. O halde demek ki sizin yönteminiz böyle, o halde haklısın. hani siz politikadan pek anlamazdınız?

Soruya soru ile cevap vermek, konuların gidişatıyla tamamen alakasız sorular sormak, ne bileyim, o kadar sağlıksız bir fikir alışveriş yönteminiz var ki, sanki karşınızdaki yanınızda olsa bir kaşık suda boğacaksınız. sanki bir ispat sorunu var gibi, komplekse bağlıyorsunuz.

Aynen ayni inanirlar gibi kaciyorsunuz. Aslinda farkiniz da yok. Cunku metafizigin varliksal temelleri idealizm de materyalizm de akilciligi dayanir.

Tek farki baslangic noktalaridir. Biri maddeden yola cikar digeri dusunceden. Ikisi de kavrami algilayamaz, bilinci algilayamaz, serbest iradeyi insanoglunun varligini birey ve sosyal bilinci algilayamaz.

Insanoglunu biri madde mal meta digeri se kul kole olarak gorur.

Ikisi de toplumu kendi ideolojik inancsal dogrularina zorlarlar.

Ikiside sadece tek dogruyu kendilerinin bildigini zannederler.

Metafizik temeli akilcilik olarak ortaktir.

O yuzden karsi ciktiklari idealizm ile ayni dogma akilcilik temelini paylasirlar.

Neyse dedigim gibi materyalizmin bilimsel oldugunu gosterene kadar, bu inanci tasimaya devam ettiginizi bilecegim.

spartacus
08-07-2013, 23:32
Evrensel sanki ağzında bakla var. ne anlatmak istediğini anlamak zor.
Kim kimi ne görüyor, kim kimi madde, metal öbürü köle görüyor vs bu söylemlerin konu ile alakası ne?

Politikayı artık bıraksanız? Demagojinin de bir şanı, şerefi var diye düşünüyorum...

Popper'den 200 yıl öncedir yadsıma kuramları. Popper çığır açtı diye düşünenler ne yazık ki günübirlik okumalardan öteye geçemeyenlerdir, ilk defa bir şeyi keşfettiklerini sanırlar ya da öyle pazarlanır.


Tümevarım ve tümdengelim yöntemlerinin sentezi
Bu açıdan ele aldığımızda Büyük Patlama, bilimsel açıdan, bilimsel yöntem açısından, doğa felsefesi açısından, başkalarına neler söylettiği, vb. açılardan ayrı ayrı incelenebilir. Bu incelemeler sonucunda ortaya çıkan yeni düşünceler, kuşkusuz, insanlığın düşünsel etkinlik alanında dokuyageldiği deseni zenginleştirecektir. Hubble, "Bilim, insanın düşünsel etkinliklerinden biridir ve gerçek anlamda ilericidir. Pozitif bilgiler kümesi, nesilden nesile aktarılır ve her bir nesil bu kümenin büyüyen yapısına katkıda bulunur. Newton, 'Daha uzağı görebildiysem, bu, benden önceki bilim devlerinin omuzları üzerinde yükseldiğim içindir' demişti" diyor.
Bu saptama, "İlerlemenin kaynağı, zıtların birliği ve savaşımıdır" diyen diyalektik materyalist ilkeyi doğrular görünüyor. Bu saptamada ayrıca, aynı felsefenin bir başka ilkesinin -"yadsımanın yadsıması"- izlerini de görebiliyoruz. Bilimin kullandığı iki yönteme, tümevarım ve tümdengelime, iki zıt gözüyle bakabiliriz. Birincisi, Kepler, Leonardo da Vinci ve Galileo gibi bilim adamlarının kullandığı, özekten (merkezden) dışarıya, çembere doğru; ikincisiyse, Einstein ve çoğu kuramsal fizikçi ve evrenbilimcinin kullandığı çemberden özeğe doğru olan ilerleme yöntemidir. Bu iki yöntem, kozmik sarkacın salınımları sırasında eriştiği değişik iki evreyi oluşturmaktadır. Bir evre, gözlem ve deneylere dayalı, usa vurmayı da gerekli bir adım olarak gören yöntemi; diğeriyse yalnızca usa vurmayı yeğleyen, gözlem ve deney sonuçlarını usun yarattığı fiyakalı matematiksel modellerle karşılaştırma kaygısı gütmeyen yöntemi temsil etmektedir. Yaşam çoğu kez, ereksel olan sentezi, bu iki yöntemin birlikteliğini üretiyor.
Yadsımanın yadsımasına gelince: Kopernik evreni Batlamyus evrenini; Newton evreni Kopernik evrenini ve Einstein evreni de Newton evrenini yadsımıştı. Newton'un deyimiyle, "devlerin omuzlarında yükselip uzağı görme" sürüp gidecektir.
Tümevarım ile tümdengelim zıtlarının birlikteliği ve savaşımının ortaya çıkardığı sentez, bilimsel yöntemdir. Bilimsel yöntemin nasıl olması gerektiğine ilişkin görüş, Astronomi Magazin Yardımcı Yayınlar Dizisi No: 4 Büyük Patlama'da şöyle özetlenmişti: "Ancak tümdengelimsel yönteme yapılan tüm karşı çıkışlar onun bilimsel çalışmalarda yeri olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, çok önemli bir yeri var. Ancak bu, doğanın gözlenmesiyle başlayan ve yine gözlemlerle biten bir çevrimsel çabada atılacak yalnızca tek bir adım olmalıdır. Yeni bir olgunun gözlemlerinden yola çıkan bilim insanı yeni hipotezlere, bu olayı kabaca betimleyebilen yeni kavramlara ulaşabilir. Bu, çevrimsel çabanın tümevarım aşamasıdır. Daha sonra ulaşılan kavrama matematiksel bir biçim verilir ve kavramdan, tümdengelim yöntemiyle sonuçlar çıkarılabilir. Bu da çevrimsel çabanın tümdengelim aşamasıdır. Daha sonra, kuramın sonuçları yeni gözlemler karşısında sınanır. Başarı sağlanmışsa, 'Kuram doğrudur' denmez! 'Kuram gözlemlerle tutarlıdır' denir. Ancak çevrim burada sona ermez. Kuram tutarlılığını kanıtladıktan sonra devreye teknoloji girer. Yeni kuram teknolojide kullanılır: Ya bilimsel araştırmalar için yeni teknolojilerin geliştirilmesi ya da ekonomik amaçlar için yararlılığını göstermelidir. Bu yeni teknolojiler yeni ve beklenmedik olayların gözlenmesine ve çevrimin sürüp gitmesine yardımcı olur." (Rennan Pekünlü Bilim ve Gelecek Sayı: 32) daha detaylı alıntılarda sunulabilir, ama kendine mutlak görüşlerin olduğu yerde alıntıların bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Zira ne okurlar ne de anlamak isterler.

Bakınız mekanik materyalizm, 300 yıl eskilerde kaldı. Nasıl ki Berkeley üzerinden Popper eleştirisi yapmayacaksak ve nasıl ki aslı 19. yüzyılın öznelci idealistleri olan, adsız felsefeniz bizim için itişip kakışma konusu değilse, ben öyle düşünüyorum ki, bu başlıkta böyle mızmız çocuklar gibi tartışacağımız bir alan değil....

Biraz daha sürdürsek, çelik, çomak nasıl oynanır sorusuna muhatap olacam, siz haklısınız, doğrusunuz, mutlaksınız efendim, sözlerimi, geri aldım, geçmiş cevaplarımı da görmezden gelin.

evrensel-insan
08-07-2013, 23:50
Sen bana ne anlatiyorsun, ya da neyi tartisiyoruz.

Birincisi ben o yaniti khaos'a verdim ve sen Popper ile ilgili mesaj yazdin.

Herseyden once popper'in marxizmi sozde bilimsel dogma gormesini aciklamasina yanit veremedin ve bana oturmus mesajlar yaziyorsun.

Neyi anlatmaya calisiyorsun?

Ben sana materyalizmin bilimsel olmadigini ve sadece ideolojik inanc oldugunu soyluyorum; itirazin var mi?

Mesaj yazmadan once neden o mesaji yazdigini ya da ne ile ilgili yazdigini acikla.

Ben senin ile popper'i tartismiyorum.

spartacus
09-07-2013, 00:04
Popper tartışmıyorsak o halde ne demeye hayıflanır bir mesaj asılır. geçilip gidilebilir, cevap yazılmaya bilir ya da yazılırsa öyle yazılmaz... Banane Popper bilimde çığır açmışmış? Popper büyyük bilim adamıymış... Safsata felsefesini kurtardı mı bunlar?

Bilim materyalisttir, gerisi medyumların işi.

ben bu ikisinin
Circumstantial Ad Hominem, Ad Hominem Tu Quoque

Türkçesini yazmadım ki, google arama motorundan daha kolay araştırasınız.

evrensel-insan
09-07-2013, 00:08
Popper tartışmıyorsak o halde ne demeye hayıflanır bir mesaj asılır. geçilip gidilebilir, cevap yazılmaya bilir ya da yazılırsa öyle yazılmaz... Banane Popper bilimde çığır açmışmış? Popper büyyük bilim adamıymış... Safsata felsefesini kurtardı mı bunlar?

Bilim materyalisttir, gerisi medyumların işi.

ben bu ikisinin
Circumstantial Ad Hominem, Ad Hominem Tu Quoque

Türkçesini yazmadım ki, google arama motorundan daha kolay araştırasınız.

Hayir efendim bilim materyalist degildir. Bu klasik bakis acisi. Bilim epistemoloji yani bilginin konusudur. Ayrica gozlem tabani da fenomendir.

Iste sizin sorununuz bu.

Ben materyalizmin sozde bilimsel bir dogma oldugun u alinti ile veriyorum. Aksini ispat edemiyorsun, bir de algilayamadigin popper'e laf soyluyorsun.

Evet MATERYALIZM BIR SOZDE BILIMSEL DOGMADIR.

Nedeni de burda;

Popper has further argued that historical materialism is a pseudoscience because it is not falsifiable. Popper believed that Marxism had been initially scientific, in that Marx had postulated a theory which was genuinely predictive. When Marx's predictions were not in fact borne out, Popper argues that the theory was saved from falsification by the addition of ad hoc hypotheses which attempted to make it compatible with the facts. By this means a theory which was initially genuinely scientific degenerated into pseudo-scientific dogma

Thomas Kuhn rejected Popper's theory of falsifiability and instead proposed that a gradual emergence of contrary data eventually leads to a paradigm shift in which scientists re-evaluate their underlying theoretical beliefs and even metaphysics, thus inadvertently describing Marxism as pseudoscientific himself.

Kisaca marxizm, pseudoscientific bir dogmadir.

Yani sozde bilimsel bir dogmadir.


Olmadigini ispat et.

Baak K.Popper da burda;

Karl Popper is generally regarded as one of the greatest philosophers of science of the 20th century. He was also a social and political philosopher of considerable stature, a self-professed critical-rationalist, a dedicated opponent of all forms of scepticism, conventionalism, and relativism in science and in human affairs generally and a committed advocate and staunch defender of the ‘Open Society’. One of the many remarkable features of Popper's thought is the scope of his intellectual influence: he was lauded by Bertrand Russell, taught Imre Lakatos, Paul Feyerabend and the future billionaire investor and philanthropist George Soros at the London School of Economics, numbered David Miller, Joseph Agassi and Jeremy Shearmur amongst his research assistants there and had reciprocally beneficial friendships with the economist Friedrich Hayek and the art historian Ernst Gombrich. Additionally, Peter Medawar, John Eccles and Hermann Bondi are amongst the distinguished scientists who have acknowledged their intellectual indebtedness to his work, the latter declaring that 'There is no more to science than its method, and there is no more to its method than Popper has said.'

http://plato.stanford.edu/entries/popper/

Brian
09-07-2013, 00:16
Karl Popper önemli düşünür olsa ne olur olmasa ne olur...

Yanılmayacağı anlamına mı gelir?

Hayır gelmez...

Popper birçok konuda çuvallamıştır. Marksizme eleştirilerinde de çuvalladığı birçok nokta vardır.

Çuvaladığını söyleyenler de boş adamlar filan değil...Ona yapılan eleştiriler epey ciddi. Ve Popper'in birçok tezini yıkıyor, yanıldığı noktaları gösteriyor; Marksizme ön yargılı baktığını ortaya koyuyorlar.

Popper yanılmaz demek asıl dogmanın kendisidir.

187. iletimde nasıl çuvalladığını yazdım...

spartacus
09-07-2013, 00:19
Bilim materyalistir, materyalizminde temeli bilgidir. Beyin cidarları içerisinde hapsolmuş bir laf deryasında(metafizik) yüzmek değildir. heleki birileri anasının karnında bilinçlendiğini iddia etmiyorsa, yaşadığı her koşul, nesnelinden, özneline kadar nesneldir ve algılanır, etkileşim belirleyici olur. Algılar dahi nesnel verilerle çalışır, algılar dahi bir etkileşimi alırlar. Her şey etkileşimle fark edilir, algılanır ve tüm bu süreçler nesneldir, bilgi nesneldir, sınanabilir bile...

Materyalizm için metafiziklikten dem vurmak, yani fizik dışında bir felsefe olduğunu iddia etmek, bana göre ya kafa karışıklığıdır, ya kavram kargaşasıdır ya da arama motorlarının bir hediyesidir.

tavuklar neresiyle yumurtlar? heeee tamam o halde her tavuk.....

geçiniz bunları...

Duyularla algılanan her şey materyalizmin konusudur, algı nesneldir, bilgi de, gerisi medyumların işi...

evrensel-insan
09-07-2013, 00:22
Bilim materyalistir, materyalizminde temeli bilgidir. Beyin cidarları içerisinde hapsolmuş bir laf deryasında(metafizik) yüzmek değildir. heleki birileri anasının karnında bilinçlendiğini iddia etmiyorsa, yaşadığı her koşul, nesnelinden, özneline kadar nesneldir ve algılanır, etkileşim belirleyici olur. Algılar dahi nesnel verilerle çalışır, algılar dahi bir etkileşimi alırlar. Her şey etkileşimle fark edilir, algılanır ve tüm bu süreçler nesneldir, bilgi nesneldir, sınanabilir bile...

Materyalizm için metafiziklikten dem vurmak, yani fizik dışında bir felsefe olduğunu iddia etmek, bana göre ya kafa karışıklığıdır, ya kavram kargaşasıdır ya da arama motorlarının bir hediyesidir.

tavuklar neresiyle yumurtlar? heeee tamam o halde her tavuk.....

geçiniz bunları...

Duyularla algılanan her şey materyalizmin konusudur, algı nesneldir, bilgi de, gerisi medyumların işi...

Dedigim gibi ezber bozmak sorgulanmaszlari sorgulamak cagi yakalamak v.s. hep bilinc isi.

Neyse sen kendi aklini tatmin etme adina yazmaya devam et.

Materyalizm sadece sozde bilimsel bir dogmadir.

Materyalizmin temeli bilgi ha. Bu da yeni metafizigin varligindan cark edis anlasilan.

Metaphysics

Theories


*Action theory ·
*Anti-realism ·
*Determinism ·
*Cartesian dualism ·
*Enactivism ·
*Essentialism ·
*Existentialism ·
*Free will ·
*Hindu idealism ·
*Idealism ·
*Libertarianism ·
*Liberty ·
*Materialism ·
*Meaning of life ·

spartacus
09-07-2013, 00:33
Bilgi nesnel mi, değil mi? Bu soruya cevap verecek modern bir idealist bulmak pek mümkün değilse, çocuk gibi laf kavgası yapmakta bana göre değil, bilginin bilimi mi? Bilimin bilgisi mi? Birde oturup böyle ayrım koymak bile aslında pek anlamlı değil, ama birileri ısrarla düşüncemin bilimi der durur... Bilim materyalisttir o yüzden fiziğe yönelir, materyala yönelir, inceler, gözlemler, araştırır. Develerin tellal, pirelerin de berber bile yapılabildiği, 2 karış zihin dünyasına dayanmaz.

Anlaşılan modern idealizmi hala Berkeley kutsuyor...

evrensel-insan
09-07-2013, 00:34
Karl Popper önemli düşünür olsa ne olur olmasa ne olur...

Yanılmayacağı anlamına mı gelir?

Hayır gelmez...

Popper birçok konuda çuvallamıştır. Marksizme eleştirilerinde de çuvalladığı birçok nokta vardır.

Çuvaladığını söyleyenler de boş adamlar filan değil...Ona yapılan eleştiriler epey ciddi. Ve Popper'in birçok tezini yıkıyor, yanıldığı noktaları gösteriyor; Marksizme ön yargılı baktığını ortaya koyuyorlar.

Popper yanılmaz demek asıl dogmanın kendisidir.

187. iletimde nasıl çuvalladığını yazdım...

Alintisi yukarida goster yanildigini.

Materyalizmin sozde bilimsel bir dogma olmadigini bilimsel olarak goster.

Lafla peynir gemisi yurumuyor.

evrensel-insan
09-07-2013, 00:39
Bilgi nesnel mi, değil mi? Bu soruya cevap verecek modern bir idealist bulmak pek mümkün değilse, çocuk gibi laf kavgası yapmakta bana göre değil, bilginin bilimi mi? Bilimin bilgisi mi? Birde oturup böyle ayrım koymak bile aslında pek anlamlı değil, ama birileri ısrarla düşüncemin bilimi der durur... Bilim materyalisttir o yüzden fiziğe yönelir, materyala yönelir, inceler, gözlemler, araştırır. Develerin tellal, pirelerin de berber bile yapılabildiği, 2 karış zihin dünyasına dayanmaz.

Anlaşılan modern idealizmi hala Berkeley kutsuyor...

Bir seyin neslel oldugunu soyleyen kimdir/nedir insanoglu degil mi?

O zaman NESNEL BILGI YOKTUR.

Bilgiu uc cesittir.

Fiziksel sosyal ve matamatiksel/mantiksal bilgi.

Bilgi epistemoloji olarak felsefenin bilgiyi isleyen dalidir. Bilgi felsefesi baska, bilim felsefesi baskadir. Her bilgi hem bilimsel degildir, hem de felsefi olmayabilir.

Evet sizin metafizik ufkunuz epistemolojiyi algilayamadigindan bir sey sizin materyalizmine uymuyormu, tamam idealisttir duz mantigi isler.

Cunu felsefe sizin icin sadece varliktan yani metafizikten ibarettir. Diger herseyi bu ideolojik inancsal dogruya oturtmak icin tum akilciliginizi kullanirsiniz.

antilop
09-07-2013, 00:44
Cevdet ÜNLÜ

Dünden başlayarak bugüne doğru insan ve toplum yaşamını ele aldığımızda sahip olunan birikimin bizleri oldukça hızlı değişimlerle karşı karşıya bıraktığı görülebilir. Feodal toplumun dinginliği kapitalist toplumda yerini üretim biçiminde görülen hızlı değişimlere bırakmıştır. Değişim kendini burjuvanın yükselişinde engelsiz olarak bulabilirken bugün emperyalizmin önüne çektiği setlerle yavaşlatılmaya çalışılmaktadır. Böylesi süreçlerin içerisinde bulunan kimi insanların "değişmezlik" üzerine düşüncelerinin artıyor olması bahsettiğimiz değişimin önünü kesme ihtiyaçlarını yansıtır. Hatırlanacak olursa daha kısa süre önce "Tarihin Sonu", "Özgürlük Çağı" ... gibi başlıklar altında düşünceler önümüze çıkmıştı. Hep bir ağızdan mutluluk çağı üzerine vaazlar verilmiş ve herkes düşünceleri ile katkı sunmaya davet edilmişti. Özellikle ‘91 sonrası kırılma ile ‘yeni arayışlar'a girmiş olan ‘Marksist'ler davete olumlu cevap verenlerin en gözdeleri olarak görülüyordu. Öyle ki hemen mutlu günlerin provasını dahi yapmaya başlamışlardı. Ancak işler, onların söylediklerinden oldukça farklı gelişti. Öncelikle Fukuyama "tarihin sonu" düşüncesinde yanıldığını açıkladı, ardından gelişen benzer olaylarla eski ‘Marksist'ler de henüz savunmaya başladıkları düşüncelerini terk ederek kendilerine sığınacak yeni bir yer aramaya koyuldular.

Fazla uzağa gitmeden Jean Baudrillard, Jean-François Lyotard, Michel Foucault... gibi isimlerle tanışarak Marksizmi ‘aştığını' söyleyen kitleye katılım sağlamışlardır. Bilindiği gibi saydığımız düşünürlerin en büyük iddiaları Marksizmi çürüttükleri yada aştıkları yönündedir. Bu filozoflar aslında fazlaca yabancısı olmadığımız bir akımın günümüz temsilcileri olarak görülmelidirler. Friedrich Nietzsche ile başlayan akımın günümüzde postmodernizm olarak tanımlanması, üzerinde durduğumuz düşüncelere işaret etmektedir. Nietzsche'nin ardından gelen dize Edmund Husserl, Martin Heidegger, Albert Camus, ... gibi birçok önemli kişiyi kapsar. Akımın sahip olduğu isimlerin oluşturduğu birikim düşünüldüğünde, birkaç satırın gölgesinde ele alınması mümkün olmayan genişliği görülecektir. Burada sadece postmodernizm denildiğinde, felsefe tarihindeki yerini tanımlamak amacı ile akımın bileşenlerini saymaktayız.

Özellikle Neopozitivizmin Karl Popper özelinde "irrasyonel" düşüncelere bağlar ve alanlar sunması, Pozitivizme olan tepkinin burjuva felsefesi içerisinde çözümlenme istemi akımın güç kazanmasında tetikleyici roller üstlenmiştir. Ardından ‘91 sonrası yaşanan süreçle beraber geçmiş günlerde Marksizmden etkilenmiş insanların akımın savunusuna kazanımı önemli oranda güç kazandırmış, ve bugün burjuva felsefesinde hakim olan akım olarak ortaya çıkmıştır. Postmodernizm eleştirilmek üzere karşımıza konduğunda idealist ve metafizik temelleri üzerinden varlık felsefesi, bilgi felsefesi, toplum felsefesi, tarih felsefesi, insan felsefesi... gibi alanlarda ele alınabilir. Bizim girişeceğimiz çaba ise daha çok insan-toplum ve sorun-çözüm ilişkileri üzerinden gerçekleşecektir. Karşımıza postmodern bilinci alarak yalın bir dille önümüze koyduğumuz kavramları açımlamaya ve felsefe süreçlerinde sahip oldukları yerleri belirlemeye çalışacağız. Uğraşımızda ışığımız kuşkusuz Marksizm olacaktır...

Postmodern düşüncenin niteliklerini anlayabilmek için konuya yabancı olan arkadaşlarımıza, kabaca giriş sağlayacak birkaç düşünce sunabiliriz:

Postmodernizm; Bütünlüğü ve evrenselliği reddediyor, karşısına bütünden ve evrenselden yalıtılmış ‘hayali' parçalılığı ve bireyselliği çıkarıyor
Postmodernizm; Öznenin yıkıma uğradığını, yok olduğunu düşünüyor.
Postmodernizm; Nesnel gerçekliğin olmadığını iddia ediyor.
Postmodernizm; Nedenselliği ve bu bağlamda neden-sonuç ilişkisini reddediyor.
Postmodernizm; Bilinç yerine dili öne sürüyor.
Postmodernizm; Dilin nesnel gerçekliği yansıtamayacağını ileri sürüyor.
Postmodernizm; Göreceliği mutlaklıktan ayırarak, metafizik temelde ele alıyor.

Sorun ve Çözüm
devamı http://www.sosyalistforum.net/felsefi-akimlar/31285-2.htm

Brian
09-07-2013, 00:46
Alintisi yukarida goster yanildigini.

Materyalizmin sozde bilimsel bir dogma olmadigini bilimsel olarak goster.

Lafla peynir gemisi yurumuyor.

Bir kere Popper'in kullandığı yöntem doğru bir yöntem değil.

Bilim tarihi bunun sayısız örneği ile dolu.

Evrensel konuyu açıkladım...

Ben orada eleştrileri ve kimlerin hangi noktada onu eleştirdiğini kısaca anlattım.

Sen hala Marks dogma şu bu diyorsun, yahu ne dogması, dogma ne demek?

Marks ben hatasızım, yanılmam filan mı demiş...

Böyle bir şey de dememiş, Marksizm de bunu demiyor...

Orada ad-hoc vb. söz ediliyor, diyoruz ya Einstein'n teorisinde, birçok yerde ad-hoc var, teoriler yanlışlanınca hemen çöpe atılmıyor, bir takım yanlışlar düzeltiliyor ve işler devam ediyor.

Olay bu...

Yani güle güle Popper:)

evrensel-insan
09-07-2013, 00:49
Bir kere Popper'in kullandığı yöntem doğru bir yöntem değil.

Bilim tarihi bunun sayısız örneği ile dolu.

Evrensel konuyu açıkladım...

Kusura bakma ben bir şeyi elli defa açıklamam, yazdıklarımı okur anlarsın veya anlamazsın...

Ben orada eleştrileri ve kimlerin hangi noktada onu eleştirdiğini kısaca anlattım.

Sen hala Marks dogma şu bu diyorsun, yahu ne dogması, dogma ne demek?

Marks ben hatasızım, yanılmam filan mı demiş...

Böyle bir şey de dememiş, Marksizm de bunu demiyor...

Orada ad-hoc vb. söz ediliyor, diyoruz ya Einstein'n teorisinde, birçok yerde ad-hoc var, teoriler yanlışlanınca hemen çöpe atılmıyor, bir takım yanlışlar düzeltiliyor ve işler devam ediyor.

Olay bu...

Yani güle güle Popper:)

Vaay be olmayan bilinc olmayan dusunce olmayan bilgi ile popper'e da gule gule dedin ya, diktatoru de gectin vallahi.

Yahu sizler ne kadar kendinizi kaf daginda gorfenlermissiniz de haberim yokmus. Aklinizla sorgulanmaz ezberlerinizle kendi kendinize gelin guvey oluyor ancak kendi aklinizi tatmin ediyorsunuz.

Ne diyeyim "oglum Ahmet, sen bu yolda devam et"

Brian
09-07-2013, 00:56
Vaay be olmayan bilinc olmayan dusunce olmayan bilgi ile popper'e da gule gule dedin ya, diktatoru de gectin vallahi.

Yahu sizler ne kadar kendinizi kaf daginda gorfenlermissiniz de haberim yokmus. Aklinizla sorgulanmaz ezberlerinizle kendi kendinize gelin guvey oluyor ancak kendi aklinizi tatmin ediyorsunuz.

Ne diyeyim "oglum Ahmet, sen bu yolda devam et"

Ne yapayım, iman mı edeceğiz Popper'a?

Çok abartma Evrensel...

Yanıtını verdim...Vermişler...

Sen hala Marksizme dogma diyorsun, adam bilimi merkeze almış, bana iman edin dememiş vb. Ne dogması?

O temelde analiz yapmaya çalışıyor, Popper dogma dedi diye neyi kabul edeceğiz...

Popper'ın yanlışını gösteriyoruz işte daha ne?

Bunu sadece ben söylesem neyse, bir sürü düşünür, felsefesi söylüyor...Tekrar sorma: 187. ileti.

Söylemekle kalmıyor argümanlarıyla gösteriyorlar....

spartacus
09-07-2013, 00:58
Bir seyin neslel oldugunu soyleyen kimdir/nedir insanoglu degil mi?

O zaman NESNEL BILGI YOKTUR.


Çünkü insan da algılanan şeylerde, soyutlanan şeylerde nesnel değildir denmekte. İnsan tanrının üfürdüğü ruh olabilir mi? Kimilerine göre nesnel olan hiç bir şey yoktur şu hayatta, tek gerçek vardır kendi zihni ve kavramlar. zaten sorun da, materyalizme bu kadar kin ve öfkede buradan kaynaklı değil mi?

halbuki bilginin nesnelliği insan söylemiş çerçevesinde değildi, o şekilde insan nesnel o halde bilgi nesnel demek çerçevesinde de değildi, algı çerçevesinde idi. Kaldı ki bilgi yalnız insana özgü değildir, canlılarda bilgiye dayalı hareket ederler. Ayağı yanan bir kedi, oradan uzaklaşır, alınan bir bilgi vardır ve tespit nesneldir, algıda nesneldir, kedi ile insan arasında en önemli fark insanın ifade edebilmesi, yorumlayıp, soyutlayabilmesi iken, kedi de ifade edemese dahi tepki vermektedir, zira bilgi alınmış ve iletilmiştir. Bilgi nesneldir gerisi medyumların işi...

mesela maymunlarda yapılan testlerde onlara verilen uyuşturucudan hiç etkilenmedikleri görülmüştür, çünkü onlar insanoğlu değil maymunoğludur ve sarhoşluğu söylememişlerdir denebilir mi?... ne garip şeyler yazmak zorunda kalıyoruz, sanki 12 yaşındayız :)
hatta kolu tamamen uyuşturulan bir insana uzatılan bir nesnenin sıcak mı, soğuk mu olduğunu sormak saçmadır çünkü uzatılan şeyi insan tanımlamıştır, sıcağı, soğuğuda insan tanımladığına göre, sıcak derse sıcaktır, soğuk derse soğuktur. sebep insan söylüyor! iyi de neyi söylüyor neyi algıladı da söylüyor, algılayamadı ki, nesnel bir etkileşim olmadı ki, duyu etkiye tepki veremedi ki, orasını karıştırma iman et geç :)

evrensel-insan
09-07-2013, 01:06
Çünkü insan da algılanan şeylerde, soyutlanan şeylerde nesnel değildir denmekte. İnsan tanrının üfürdüğü ruh olabilir mi? Kimilerine göre nesnel olan hiç bir şey yoktur şu hayatta, tek gerçek vardır kendi zihni ve kavramlar. zaten sorun da, materyalizme bu kadar kin ve öfkede buradan kaynaklı değil mi?

halbuki bilginin nesnelliği insan söylemiş çerçevesinde değildi, o şekilde insan nesnel o halde bilgi nesnel demek çerçevesinde de değildi, algı çerçevesinde idi. Kaldı ki bilgi yalnız insana özgü değildir, canlılarda bilgiye dayalı hareket ederler. Ayağı yanan bir kedi, oradan uzaklaşır, alınan bir bilgi vardır ve tespit nesneldir, algıda nesneldir, kedi ile insan arasında en önemli fark insanın ifade edebilmesi, yorumlayıp, soyutlayabilmesi iken, kedi de ifade edemese dahi tepki vermektedir, zira bilgi alınmış ve iletilmiştir. Bilgi nesneldir gerisi medyumların işi...

mesela maymunlarda yapılan testlerde onlara verilen uyuşturucudan hiç etkilenmedikleri görülmüştür, çünkü onlar insanoğlu değil maymunoğludur ve sarhoşluğu söylememişlerdir denebilir mi?... ne garip şeyler yazmak zorunda kalıyoruz, sanki 12 yaşındayız :)
hatta kolu tamamen uyuşturulan bir insana uzatılan bir nesnenin sıcak mı, soğuk mu olduğunu sormak saçmadır çünkü uzatılan şeyi insan tanımlamıştır, sıcağı, soğuğuda insan tanımladığına göre, sıcak derse sıcaktır, soğuk derse soğuktur. sebep insan söylüyor! iyi de neyi söylüyor neyi algıladı da söylüyor, algılayamadı ki, nesnel bir etkileşim olmadı ki, duyu etkiye tepki veremedi ki, orasını karıştırma iman et geç :)

Spartacus&Brian ve tum materyalistler;

Aslinda kabahat bende, bir insanoglu olarak her zaman sizlerin bir madde meta mal oldugunuzu unutup, sizlerle insanoglunca bir dialog kurmaya calisiyorum.

O yuzden sizler birer insanoglu adina yazmaya baslamadikca, benim dilim madde meta ve mal tarafindan algilanmiyor.

Ortada bir noncognitivizm var.

O yuzden ben dialogu ancak kendisinin bir insanoglu oldugunun bilincine varanlar ve tum izmlerin aslinda insanoglunun bir urunu oldugunu algilayanlar ve bilginin insanoglunun bir yapilandirdigi oldugunu algilayanlar ile yazisabilirim.

Cunku kusura bakmayin, ben madde mal meta dili bilmiyorum. Ihtiyacimda yok. Cunku ben bir insanoglu turu oldugumun fenomenonumeno kavramsal, fizikososyo psikolojik ve neurokimyasal bir yapiya sahip oldugumun da bilincindeyim.

Yani bir nitelik tasiyorum.

O yuzden dialog kuramadigim madde meta ve mallara yanit yazmamin da bir anlami yok.

evrensel-insan
09-07-2013, 01:52
Ne yapayım, iman mı edeceğiz Popper'a?

Çok abartma Evrensel...

Yanıtını verdim...Vermişler...

Sen hala Marksizme dogma diyorsun, adam bilimi merkeze almış, bana iman edin dememiş vb. Ne dogması?

O temelde analiz yapmaya çalışıyor, Popper dogma dedi diye neyi kabul edeceğiz...

Popper'ın yanlışını gösteriyoruz işte daha ne?

Bunu sadece ben söylesem neyse, bir sürü düşünür, felsefesi söylüyor...Tekrar sorma: 187. ileti.

Söylemekle kalmıyor argümanlarıyla gösteriyorlar....

Sadece popper degil, bilimi ve bilimselligin temelinin epistemoloji oldugunu bilen algilayan herkes soyluyor. Cunku materyalizm, bunyesinde olgu olmayan ve gozlem vermeyen dolayisi ile yanlislanabilme olanagi tasimayan akilcilik tasir.

antilop
09-07-2013, 02:06
Spartacus&Brian ve tum materyalistler;

Aslinda kabahat bende, bir insanoglu olarak her zaman sizlerin bir madde meta mal oldugunuzu unutup, sizlerle insanoglunca bir dialog kurmaya calisiyorum.

O yuzden sizler birer insanoglu adina yazmaya baslamadikca, benim dilim madde meta ve mal tarafindan algilanmiyor.

Ortada bir noncognitivizm var.

O yuzden ben dialogu ancak kendisinin bir insanoglu oldugunun bilincine varanlar ve tum izmlerin aslinda insanoglunun bir urunu oldugunu algilayanlar ve bilginin insanoglunun bir yapilandirdigi oldugunu algilayanlar ile yazisabilirim.

Cunku kusura bakmayin, ben madde mal meta dili bilmiyorum. Ihtiyacimda yok. Cunku ben bir insanoglu turu oldugumun fenomenonumeno kavramsal, fizikososyo psikolojik ve neurokimyasal bir yapiya sahip oldugumun da bilincindeyim.

Yani bir nitelik tasiyorum.

O yuzden dialog kuramadigim madde meta ve mallara yanit yazmamin da bir anlami yok.
Gerçeklik

Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır. Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.

taş ile heykel aynı şeylerdir.her ikisi de temelde taştır.

senin bilgi bilimin de o taşa, o taş olmadan "heykel" diye nitelik katamaz
onu heykel yapan da esinlendiğin diğer metalara onu benzetmiş olmandır.
çünkü onu olmayan bir şeye (metafizik şey .. nasıl olacaksa) benzetmen mümkün değildir.
onu bir başka maddeye benzetmiş olman bile onun öz niteliğinde , insanın onu
tanımlada kullandığı ilk kelime ile nitelenmiş olduğu niteliğinin dışına taşımaz.
ve senin ona heykel demen onun aslında taş olmadığını göstermez. hatta insanoğlunun
onun keşfetmiş olmaması onu taş diye nitelendirerek ona nitelik kazandırmamış olması
olasılığı bile onun keşfedilmişliğinden dolayı var olduğunu göstermez.
onun keşfedilmemiş olması sadece senin ondan bir haber olduğunu gösterir.
kısaca, taş da bir niteliktir çünkü maddenin bir başka şeklini özelliğini
yani senin onun keşfetmiş ve onu bir isim ile nitelemiş olduğunu belirtir.
ve onun o halinin de insanoğlu tarafından, yine insan oğlu için taş olarak
nitelemiş olduğunu gösterir.

insan oğlunun nitelemeleri sadece madde ile olan ilişki dillendirmelerini
sosyal yanı ile belirler.

ama bu betimleme ve niteleme daha önceki gözlemleri iledir. sonuçta insan denilen
maddenin bile gözlemlediği şey insan gözlemlediği için var olmaz.
yani insan var olanı gözlemler.

bilisselik dediğin şey maddenin gözlemlesi ile elde edilen bilgilerin
nitelendirilmesi yapılandırılması ile var olur.

Bilgi, öznenin nesne ile kurduğu bağdan çıkan üründür. Bu bağa ise bilgi aktı denir. Bilinç sahibi bir varlık olan insanın nesneye yönelmesi ile bilgi oluşur. Bilginin, bilginin alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur. Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki uygunluktur. Fakat doğru bilginin imkânlılığı felsefe tarihinin en büyük sorularından biridir....Burada bir örnekle konuyu izah etmek gerekirse "altın sarıdır" ve "altın madendir" diye iki önermemiz var burda ilk önermede altının sarı olması doğru veya yanlış olabilir ama altın madendir önermesi doğrudur zira nesnenin uygunluğu söz konusudur. Bir de bir nesnenin doğru olabilmesi için aranan iki şart vardır. anlamlılık ve tutarlılık/geçerlilik. Anlamlılık: Önermenin anlamlı olması bir nesneye işaret etmesidir. Mesela "koyun moyun" ikilemesinde "koyun" anlamlı bir kelimedir ama "moyun" anlamsızdır zira bir nesneye işaret etmez ondan doğruluğundan veya yanlışlığından söz edilemez. Tutarlılık: bir önermenin bir defada doğrulanabilir olması yani yargıya bir defa uygunluğudur. geçerlilik ise; tutarlı olan önermenin her durumda doğrulanabilir olmasıdır. Mesela "madenler metaldir" önermesi tutarlıdır zira metal olan madenler vardır ancak tüm madenler için geçerli değildir bu önerme. "madenler yer kaplar" önermesi ise hem tutarlı hem de geçerlidir.

evrensel-insan
09-07-2013, 02:24
Gerçeklik

Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır.

Gerceklik bir insanoglu yapilandirilmisligidir, ontolojik degil; yapilandirilmis gerceklik vardir. Yani insanoglundan bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin anlami icerigi adi tanimi tarifi ve ona ait her turlu kavramsal bilgisi insanoglu yapilandirilmisligidir.

Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir. Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.

Nesnenin kendisi kendisini ortaya koyamaz, onu nesnenin gozlemini algilayan insanoglu ortaya koyar.

"Nesnel dunyada var olan ama bir insan tarafindan algilanmamis bir sey" ornek verir misin?

Bilgi sadece insanoglunda vardir. Insanoglu ona gozlem veren her turlu fenomeni algilayatrak bilgi turetir.

Insanoglu disinda baska hic bir fenomende bilgi yoktur.


Gercek, Hakikat, Gerceklik, Gercekcilik. Neyin Gercek Oldugu

Gercek ve ondan turetilen her turlu kavram, insanoglu soyutlamasinin felsefi dil ve bilimsel temelde uzerinde asirlardir tartistigi yasam ve iliskide de duzen ve sistemde de her turlu kurum ve kurumlasma da her turlu yonlendirim ve yaptirimda da her turlu veri, deger tabunun temelini vermede de insanoglunun vazgecemedigi ve her seyi onun ile noktaliyarak kendini rahat ettirdigi bir kavramdir.

Cesitleri hem konusal hem de konunun kendi bunyesinde cesitlidir.

Metafizik gerceklik, varliksal gerceklik, ontolojik gerceklik, fizik otesi gerceklik, teolojik gerceklik, teleolojik gerceklik, her turlu etik gerceklik, mantiksal gerceklik, estetik gerceklik, bilimsel gerceklik, epistemolojik gerceklik v.s. diyelim cunku mutlaka aklimiza gelmeyen bir gerceklik cesidi vardir.

Gercek kavrami ve ondan turetilenlerin dogruluk, inanc, varlik ile iliskilendirilmesi de kisinin kendi beynini rahatlatma tatmin olma ikna olma v.s. adina gercegin uzantilaridir.

Ilginc olan post modernizmin geldigi nokta; GERCEGIN ve HER TURLU TUREVININ HER HANGIBIR KONU VE KAVRAMDA HER BIR BEYNIN ORTAK KABULLENECEGI VE ALGILAYACAGI ORTAK BIR NOKTASININ OLMADIGI "BU GERCEKTIR/DEGILDIR" SOYLEMININ HIC BIR SEY ICIN KESIN TEK ILK MUTLAK v.s. KULLANILAMAYACAGI dir.

Iste bu temelde ben, bu kavram ve uzantisinin qua felsefesi ile mevcut olan tum resmini vermeye calisacagim.

Hepimizin dilinden dusmeyen, gercek kavrami, bilincli ve farkinda olarak kullanilan bir kavram degildir.

Herseyden once bu kavramin, neler icerdigi ve farkli algilari ortaya koymak gerekir.

Neyin gercek oldugu (truth) ile, gercekte var olan (reality) farkli seylerdir.
Neyin gercek oldugu (truth) neyin gercek olmadigina (falsity) baglidir. Buradaki gercek olmayan (false) ile, gercekte var olmayan (unreal) ayni seyler degildir. Ayni,

gercek olan (true) ile gercekte var olan (real) in ayni seyler olmadigi gibi.

Gerceklik (reality), sadece gercekte var olan konusudur. Yani gercek olan (true) ve gercek olmayan ( false), gercegin ne oldugu (truth) konusunu icermez.

Gerceklik (reality) konusu, metafizigin ontolojisinin (varlik) konusu iken, neyin gercek oldugu (truth) epistemolojinin (bilgi) konusudur.

Bu temelde, olgu (fact) ile, kurgu (fiction) da bilimselligin konusudur.

Bu temelde de gerceklik, varliksal (ontological) ve bilgisel/bilimsel/epistemolojik (epistemological) gerceklik olarak farklilasir.

Bilindigi gibi, varliksal gercekligin, ontolojik ideolojileri olarak uc tane ideolojisi vardir.

Bunlar gercekte var olan gercekligin nesnel oldugunu ve gercek olan varligin madde oldugunu soyleyen-materyalizm

Gercekte var olan gercekligin oznel oldugunu ve gercek olan varligin dusunce oldugunu soyleyen-idealizm

Gercekte var olan gercekligin isim oldugunu ve gercek olan varligin olmadigini soyleyen-pozitivizm

Realizm ise gercekcilik demektir. Yani, realist olan bir kisi, konuya gercekte var olan uzerinden bakan kisidir. Realizmin ve realistin, yani gercekcinin neyin gercek oldugu (truth) konusundaki yanasimi, ontolojik ve/veya epistemolojik olabilir. Ontolojik ise, materyalist, idealist veya pozitivist olabilir.

Ben, gercege ontolojik ve metafizik olarak bakmadigim icin, bu konuyu burada noktaliyorum. Benim, gerceklige ve gercekcilige bakis acim, epistemolojiktir ve bilindigi gibi, constructivist, yani yapilandirmaci epistemolojidir.

Herseyden once epistemoloji gercegin ne oldugu(truth), dogrulamasi (justification) ve inanc (belief) uzerinedir.

Iste bu temelde, bilimsellik ve inancsallik farklilasir. Bilimsellik olgu (fact) uzerine kurulurken, inancsallik kurgu (fiction) uzerine kurulur.

Herseyden once, bir yapilandirmaci; gercekligin ontolojik degil, yapilandirilmislik (constructed) uzerine kuruldugunu dile getirir. Bu farklilik, constructivizmi, ontolojiden (varlik) epistemolojiye (bilgi) tasir.

Yapilandirmacilik temelinde, bilimsel ve bilissel bilginin tabiatini dile getirir. Buna gore, bilimsel bilginin, bilim kisilerince yapilandirildigi ve dunyadan kesfedilmedigi gorusune sahiptir.

Duyusal deneyimi aciklamak icin,bilimin kavramlarinin onerilmis birer zihinsel yapilandirilmislik oldugunu soyler.

Bilebilecegimiz tek gercekligin, insanoglu dusuncesinin sundugu/temsil ettigi gerceklik oldugunu soyler.

Gercekligin insan dusuncesinden bagimsiz oldugunu, fakat anlaminin, iceriginin ve bilgisinin herzaman bir insanoglu yapilandirmisligi oldugunu soyler.

Irkin, cinsiyetin ve cinselligin ayni masanin, sandalyenin ve atomun da oldugu gibi, fiziksel ve biyolojik gercekligin sunumunun/temsil edilmesinin bir insanoglu yapilandirmasi oldugunu soyler.

Mesela, sosyal bir yapilandirmacilik olan, iyi ve kotu terimlerinin neyi icerip, neyi icermedigi, toplum olarak ne ifade ettigi, ne anlam ve icerikte oldugu disarida dunyada yoktur, fakat, sadece sosyal yapilandirilmisligin kulturu icinde verdigi anlamin icinde ve yoluyla belirlenir. Temeli bu yapilandirilmis sosyal bilgi ve onun ogrenimine dayanir.

Bu temelde, neyin gercek oldugu (truth) yapilandirilmis gercekliktir.

Ontolojik (varliksal) gerceklik, hem bilimin konusu degildir, hem de bilimsel degildir. Cunku bilim ve bilimsellik metod olarak, gozlemi, gozlemin teorisini, bu teorinin test edilip, olgulasmasini ve gozlem ile yanlislanabilirliginin baki kaldigi metodunu kullanir.

Ontolojik ve teolojik gerceklik, felsefenin metafiziginin insanoglunca yuzyillardir neyin gercek olduguna dair tartistigi materyalist ve idealist ideolojileridir. Bu temelde ontolojik(varliksal) ve teolojik(tanrisal) gercegin ne oldugu (truth) tartismasi, surer gider. Bu da hic bir zaman sonuclanamayan ontolojik gerceklik tartismasidir.

Kisaca, insanogluna kendi dahil yansi ve gozlem veren onun iradesinden bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin anlami, ifadesi, kavramsal bilgisi ve her turlu ortaya koyumu v.s. insanoglu yapilandirmaciligidir.



taş ile heykel aynı şeylerdir.her ikisi de temelde taştır.

senin bilgi bilimin de o taşa, o taş olmadan "heykel" diye nitelik katamaz
onu heykel yapan da esinlendiğin diğer metalara onu benzetmiş olmandır.
çünkü onu olmayan bir şeye (metafizik şey .. nasıl olacaksa) benzetmen mümkün değildir.
onu bir başka maddeye benzetmiş olman bile onun öz niteliğinde , insanın onu
tanımlada kullandığı ilk kelime ile nitelenmiş olduğu niteliğinin dışına taşımaz.
ve senin ona heykel demen onun aslında taş olmadığını göstermez. hatta insanoğlunun
onun keşfetmiş olmaması onu taş diye nitelendirerek ona nitelik kazandırmamış olması
olasılığı bile onun keşfedilmişliğinden dolayı var olduğunu göstermez.
onun keşfedilmemiş olması sadece senin ondan bir haber olduğunu gösterir.
kısaca, taş da bir niteliktir çünkü maddenin bir başka şeklini özelliğini
yani senin onun keşfetmiş ve onu bir isim ile nitelemiş olduğunu belirtir.
ve onun o halinin de insanoğlu tarafından, yine insan oğlu için taş olarak
nitelemiş olduğunu gösterir.

insan oğlunun nitelemeleri sadece madde ile olan ilişki dillendirmelerini
sosyal yanı ile belirler.

ama bu betimleme ve niteleme daha önceki gözlemleri iledir. sonuçta insan denilen
maddenin bile gözlemlediği şey insan gözlemlediği için var olmaz.
yani insan var olanı gözlemler.

bilisselik dediğin şey maddenin gözlemlesi ile elde edilen bilgilerin
nitelendirilmesi yapılandırılması ile var olur.

Tas insanogluna gozlem veren bir fenomeni insanoglunun algisinca kavramlasstirarak algiladigi o fenomen ile isim olarak ozdeslestirmesidir. Tas insdanoglunun ona gozlem veren ve algilanan fenomene insanoglunun verdigi addir.


Dogru, Dogruluk, Dogrulama

Ayni gercek gibi dogru ve ondan turetilen her turlu kavram anlam ve icerikte dogada yoktur ve insanoglu yapilandirilmisligidir.

Dogru genelde ya bir inanc ya bir varlik ya da bir gercek ile desteklenerek ortaya konur.

Metafizik dogrulama varlik ile inanc/ideoloji arasinda bir kopru iken; Epistemolojik dogrulama, inanc ile gercegin ne oldugu arasindaki bir koprudur.

Iste bu temelde dogru ve her turlu turevi, SADECE DOGRULAYANI BAGLAR, BASKASI TARAFINDAN YANLISLANAMAZ. BIR DOGRUYU ANCAK ONU DOGRULAYANIN KENDISI YANLISLAYABILIR.

Ne herkesin kabul ettigi ortak bir dogru vardir, ne de tek, ilk mutlak bir dogru vardir. Dogru ve dogrulama kisinin kendi ideolojik inancinikendine kabul ettirme ikna olma ve tatmin olma temelindedir.

"Bu dogrudur/degildir" soylemi sadece bir soylemdir ve sadece soyleyeni baglar.

YANLISLANMA OLANAGI MANTIKSAL OLABILIRLIK OLASILIGI BULUNMAYAN HIC BIR DOGRU BILIMSEL VE BILISSEL DEGILDIR.

Evrenseller epistemolojik gerceklik, yani kavramlar; yalanlanamaz, ama dogrular, yanlislanabilir. Yanlislanabilen dogrular da; hatalarindan, noksanlarindan ve yanlislarindan da; arindirilarak, duzeltilebilir, duzenlenebilir.

Bu yuzden; bilimsel dogrular ile; etiksel/metafizik (hem varlik hem de kelime anlami olan fizik otesi) ideolojik/inancsal dogrular farklidir. Dogrular, yanlislanabildigi ve yanlislari duzeltilebildigi olcude ve mumkunlukte bilimseldir. Bu bilimsellik; epistemolojiktir. Yani; bugun yanlislanamayanlar, dogru olarak kabul edilir. Yarin, yanlislanabilme olanagi olmasi gerekir. Yalnislanabildigi gunde; yeni bir dogru ile hatalarindan arinmis olarak duzeltilir.

Peki, etiksel/metafizik dogrular; bilimsel dogrular (olgu) gibi, yanlislanabilir mi? Neye gore yanlislanabilir?, yanlislari neye gore, saptanabilir, duzeltilebilir ve duzenlenebilir?, hatalar, noksanlar neye gore ve nasil saptanir?

Demekki; etiksel/metafizik dogrulara, dogrulama ve yanlislarini duzeltme temelinde yanasabilmek icin, bir "...e gore' de karar kilmak gerekir.

Iste insanoglu bu ...e gore'de karar kilamadigi icin; bugun icinde bulundugu sorunu yasamaktadir. Cunku, bu ...e gorenin; evrensel bir ortak temeli bulunamamistir.

...e goreler:Tanriya, dine, inanislara, maddeye, ahlaka, topluma, ulkeye, cografya ya, sosyal-siyasal-toplumsal-ekonomik yapiya, felsefeye, ideolojiye, goruse, cevreye, aileye, kisiye, mantiga, duyguya, duyuma, algiya, milli-dini kokene, bakis acisina, dunyevi, mistik, spekulatif, dunya otesi, dogal, dogaustu, yaratilissal, dusunsel v.s. yani kisaca; belirli bir ayrilmislik temeline gore degisir.

Bu kadar degisime ugratilmis bir ...e gorenin, evrensel ortak noktasini bulmak ve tek bir ...e gore saptamak ve bu saptanacak ...e gorenin; evrensel gecerliligini saglamak mumkunmudur? Iste, tum yasam ve iliskinin temel ve kokenini olusturan bu sorunun cevabini verebilen, hem sorunu tam resmi ile algilamaya, hem de cozume gidebilecek, ...e goreyi saptamaya muktedir olur.

Brian
09-07-2013, 10:09
Sadece popper degil, bilimi ve bilimselligin temelinin epistemoloji oldugunu bilen algilayan herkes soyluyor. Cunku materyalizm, bunyesinde olgu olmayan ve gozlem vermeyen dolayisi ile yanlislanabilme olanagi tasimayan akilcilik tasir.

Herkes dediğin kim?

Bak ben sana 187. iletide Popper'in çuvalladığı yerleri yazdım, sen bunlara yanıt ver.

Popper, Taha Akyol, Atilla Yayla vb. liberaller çok ciddiye alıyor hala...Neden işlerine geliyor veya kendilerini böyle kandırıyorlar. Onu da gösterelim:

http://www.milliyet.com.tr/-/taha-akyol/kitap/yazardetay/30.08.2008/984538/default.htm

http://kitap.radikal.com.tr/Kitap/bilim-ve-yanilgi-310210


Bunlar sık sık diyor ki: "Popper Marksizmin dogma olduğunu, bilimsel olmadığını gösterdi, Popper bilimselliğin kriterlerini ortaya koydu."

Aslında bu konular Popper'in boyunu aşıyor.

Materyalizm yanlışlanamaz diyorsun neden yanlışlanamaz olsun ki birisi maddeye dayalı, ondan bağımsız varlık biçimlerinin olduğunu gösterirse yanlışlanabilir materyalizm...Birçok kişi de onu yanlışlamaya çalışıyor. Ama başaramadılar. Evrim teorisinde olduğu gibi ne yazık ki bugüne dek materyalizm yanlışlanamadı.

Popper bir ara evrim teorisinin de bilimsel olmadığını yanlışlanabilir olmadığını filan söylemişti. Gerçi sonra çark etti. Taha Akyol vb. bu eski söylemleri unutmamış:

http://bilimbilimdedikleri.blogspot.com/2009/04/darwin-tartsmas-taha-akyol.html

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/evrim-teorisi-neden-bilimsel-degil.html

http://www.mustafaakyol.org/bilim-din-ve-ateizm/turk-laikcileri-darwinden-ne-anlar/

spartacus
09-07-2013, 11:02
Gerceklik bir insanoglu yapilandirilmisligidir, ontolojik degil; yapilandirilmis gerceklik vardir. Yani insanoglundan bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin anlami icerigi adi tanimi tarifi ve ona ait her turlu kavramsal bilgisi insanoglu yapilandirilmisligidir.


İşte kavranmayan da burası, gerçeklik anlam taşımak zorunda değil, anlamlandırma bir soyutlama işidir, somutlama ya da ortaya koyma işi değil, ortada olanı ifade etme işidir ve hiç bir şey ifade edilmekle ortaya konmuş olmaz. Bilgi ifade edilmek zorunda değildir. Defalardır diyorum, 19. yüzyıl öznelciliğini bilim 150 yıldır süpürmüştür. İnsan ifade etme çerçevesinde bir öznedir, tüm ifade etmeleri de yine insan içindir, yani çerçevesi özneldir. Öznel bir çerçevede insan, insana ifade ediyor diye, insanı nesnel dünyadan bağımsız, ve her şeyi ortaya koyan olarak görmek doğru değildir, subjektiftir, zihnidir...

Süreç şöyle işler.
1.) Agılanan -algı- etki
2.) Algılayan -tepki-
3.) Etkiyi yorumlayan
Tüm bu süreçler nesneldir.. Bilgide böyle elde edilir. Farzedelim ki bir insan bir diğerine bilgi aktaracak yine aynı süreç işler. Ses dalgaları, kulak, titreşim, alınan etki, frekans, iletişim, etkileşim(kısaca etki-tepki) vs bir çok nesnel süreç işler o anda.
Bilgi edinilen-aktarılan bir şeydir, doğuştan gelmez.

Öncelikle ortadalık ile ortaya koymak ile kastınız tamamen zihinseldir, oysa bizim ortadalık ile orta da olmak ile kastımız nesneldir, sizin zihninizden bağımsızdır... En nihayetinde insan İradeden bağımsızlığı da, nesnelliği de kavramıştır. Bunu reddetmek sanırım insanla dalga geçmek olmalı.

Nesnenin kendisi kendisini ortaya koyamaz, onu nesnenin gozlemini algilayan insanoglu ortaya koyar.

Nesnelerin ortadalığı iradelerden bağımsızdır ve iradeden bağımsız hiç bir nesne böyle bir dert taşımaz, taşıyamaz. İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır. Öznel alanda somutlama işi tanımlama ile yapılır, buradaki somutlama ÖZNELDİR, zihnidir, nesnel somut-soyut ile karıştırılmamalıdır.
Mesele bir şeyleri ortaya koymak değil, ortada olanı çözümleyebilmektir, bilim de bunun için var. Gerisi medyumların işi.

Insanoglu disinda baska hic bir fenomende bilgi yoktur.

İşte bilginin ne olup olmadığı konusunda kargaşa yaşıyorsunuz. Düşünce-ifade edebilme ile bilgiyi karıştırmanız, sizi böyle pekte iddialı safsatalara sürüklüyor...

Canlılar bilgi ile hareket ederler, bilgi demek illa insan gibi konuşmak, düşünmek, ifade etmek değildir. Bilgi çok çeşitli biçimde yorumlanır ve bilginin temel ölçütü yorumlamaktır. Canlılarda bilgi ile hareket ederler, nedir bu bilgi etki-tepki, etkileşim, iletişim ve içinde bulunduğu an, koşul, mekan ve zaman çerçevesinde geliştirdiği tepki ve reflekslerdir.. Bunları sağlayan algıdır, etki ve tepkidir ve bu bütünsellik içinde yoğrulan, yorumlanan ve açığa çıkan-çıkartılan-harmanlanan ve oluşan şey de bilgidir.

Yanan bir ormandan hızla kaçan canlılar, böcekler dahi, bilgi ile hareket ederler, o anda bilinçsiz değillerdir, bir şeyler algılanmış ve refleksler harekete geçmiştir. İşte bilgi budur, bilginin farkını ortaya koyan temel ölçüt YORUMLAMADIR, yorumlayandır, insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik yorumlama ve ifade etme yetisinde ortaya çıkar, o kadar. Hatta insan ile insna arasında farkı dahi yorumlama ortaya koyar. Yağmuru Zeus yağdırıyor diyenle, doğa olayıdır diyen arasında ki farkı, algılananın, gözlemlenenin yorumlanma farkıdır değil mi? Şimdi kim neyi ortaya koydu ki?
Gerisi medyumların işi.

Brian
09-07-2013, 11:14
Insanoglu disinda baska hic bir fenomende bilgi yoktur.

Bakteride bile bilgi vardır.

Bu bilgiler DNA yoluyla taşınır. Temel biyoloji dersi.

http://en.wikipedia.org/wiki/DNA

antilop
09-07-2013, 11:31
fazla laf ebeliğine gerek yok

yazan ei = YANLISLANMA OLANAGI MANTIKSAL OLABILIRLIK OLASILIGI BULUNMAYAN HIC BIR DOGRU BILIMSEL VE BILISSEL DEGILDIR

bu önerme kendi kendi ile çelişen bir önermedir.

hem kesinlik koyuyorsun hem kesinlik koyulamaz diyorsun.

nerde ise kuran gibisiniz.

evrensel-insan
09-07-2013, 19:53
Herkes dediğin kim?

Herkes dedigim gozlemi algisi ile alabilen ve kavramsal bilgi dile getirebilen insanoglu turu ve onun biri.

Bak ben sana 187. iletide Popper'in çuvalladığı yerleri yazdım, sen bunlara yanıt ver.

Popper, Taha Akyol, Atilla Yayla vb. liberaller çok ciddiye alıyor hala...Neden işlerine geliyor veya kendilerini böyle kandırıyorlar. Onu da gösterelim:

http://www.milliyet.com.tr/-/taha-akyol/kitap/yazardetay/30.08.2008/984538/default.htm

http://kitap.radikal.com.tr/Kitap/bilim-ve-yanilgi-310210


Bunlar sık sık diyor ki: "Popper Marksizmin dogma olduğunu, bilimsel olmadığını gösterdi, Popper bilimselliğin kriterlerini ortaya koydu."

Aslında bu konular Popper'in boyunu aşıyor.

Materyalizm yanlışlanamaz diyorsun neden yanlışlanamaz olsun ki birisi maddeye dayalı, ondan bağımsız varlık biçimlerinin olduğunu gösterirse yanlışlanabilir materyalizm...Birçok kişi de onu yanlışlamaya çalışıyor. Ama başaramadılar. Evrim teorisinde olduğu gibi ne yazık ki bugüne dek materyalizm yanlışlanamadı.

"Madde nesnel ilk, tek ve mutlak varliktir"

Nerden basliyalim.

Birincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur. Yani herkesin kabul edebilecegi bir tanimi yoktur.

Ikincisi kim nasil tanimlarsa tanimlasin bu bir insanogludur ve beyninin yetisini ve oznelligini kullanir. Dolayisiyle tanim da sadece nesnellik olmaz, tanimlayanin oznelligi girer.

ilklik, teklik ve mutlaklik inanci, gozlem vermez. Ayrica her ilkin bir oncelik kisir dongusu vardir, Teklikte sadece indirgemeciliktir. Basta butun bunlari ortaya koyan insanoglu teke indirgenemez. Cunku hem madde hem dusunce hem de kavram ihtiva eder.

Mutlaklik ise zaten bilime terstir. Cunku bilimde bilimsel olarak mutylakta suphe de yoktur. SADECE YANLISLANABILENE KADAR GECERLILIK VARDIR VE BU GECERLILIK OLGU OLARAK HERKESI BAGLAR.

Varlik ayni sekilde ortak bir tanimi yoktur ve herkesin kabul edecegi bir varlik tanimi yoktur.

Dolayisi ile olgu olmayan gozlem vermeyen hic bir soylem yanlislanamaz ve sadece bilimsel olmayan ideolojik inancsal bir dogru olarak ve sadece dogrulayani kapsar.

Simdi birak popper'i eger bu yazdiklarima dusunce ve bilgi belirtir bir paylasim sunarsan ne ala yazismaya devam ederiz. Yok eger suclama atisma satasma ve polemik yaparsan; kendi yazdigin ile kalirsin.

Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.


Materyalizmin neden yanlislanamayacagini burda izah ettim.

Popper bir ara evrim teorisinin de bilimsel olmadığını yanlışlanabilir olmadığını filan söylemişti. Gerçi sonra çark etti. Taha Akyol vb. bu eski söylemleri unutmamış:

http://bilimbilimdedikleri.blogspot.com/2009/04/darwin-tartsmas-taha-akyol.html

http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/evrim-teorisi-neden-bilimsel-degil.html

http://www.mustafaakyol.org/bilim-din-ve-ateizm/turk-laikcileri-darwinden-ne-anlar/

evrensel-insan
09-07-2013, 20:06
İşte kavranmayan da burası, gerçeklik anlam taşımak zorunda değil, anlamlandırma bir soyutlama işidir, somutlama ya da ortaya koyma işi değil, ortada olanı ifade etme işidir ve hiç bir şey ifade edilmekle ortaya konmuş olmaz. Bilgi ifade edilmek zorunda değildir. Defalardır diyorum, 19. yüzyıl öznelciliğini bilim 150 yıldır süpürmüştür. İnsan ifade etme çerçevesinde bir öznedir, tüm ifade etmeleri de yine insan içindir, yani çerçevesi özneldir. Öznel bir çerçevede insan, insana ifade ediyor diye, insanı nesnel dünyadan bağımsız, ve her şeyi ortaya koyan olarak görmek doğru değildir, subjektiftir, zihnidir...

Süreç şöyle işler.
1.) Agılanan -algı- etki
2.) Algılayan -tepki-
3.) Etkiyi yorumlayan
Tüm bu süreçler nesneldir.. Bilgide böyle elde edilir. Farzedelim ki bir insan bir diğerine bilgi aktaracak yine aynı süreç işler. Ses dalgaları, kulak, titreşim, alınan etki, frekans, iletişim, etkileşim(kısaca etki-tepki) vs bir çok nesnel süreç işler o anda.
Bilgi edinilen-aktarılan bir şeydir, doğuştan gelmez.

Sen celiskini goruyor musun? Hem insanoglu subjektiftir, zihnidir diyorsun, ve bunu nesnel olarak algiliyorsun. Sen burada insanoglunu madde olarak algiladigin icin, onun beyin yetisini ve kendi oznel ozel ve soyutlamasini hesaba katmiyorsun.

Öncelikle ortadalık ile ortaya koymak ile kastınız tamamen zihinseldir, oysa bizim ortadalık ile orta da olmak ile kastımız nesneldir, sizin zihninizden bağımsızdır... En nihayetinde insan İradeden bağımsızlığı da, nesnelliği de kavramıştır. Bunu reddetmek sanırım insanla dalga geçmek olmalı.

Insanoglu bir seyi ortaya koyuyorsa nasil nesnel oluyor? Sen insani once salt madde olarak algilamaktan bahset. Insanoglunun tum ortaya koyumu soyutlamasidir. Bu soyutlama bir somut ya da bir soyut ile ozdeslesebilir.

Nesnelerin ortadalığı iradelerden bağımsızdır ve iradeden bağımsız hiç bir nesne böyle bir dert taşımaz, taşıyamaz. İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır. Öznel alanda somutlama işi tanımlama ile yapılır, buradaki somutlama ÖZNELDİR, zihnidir, nesnel somut-soyut ile karıştırılmamalıdır.
Mesele bir şeyleri ortaya koymak değil, ortada olanı çözümleyebilmektir, bilim de bunun için var. Gerisi medyumların işi.

Ayni hata. Insanoglui olmadan sen bir nesnenin kendi kendini ortaya koyabilecegini mi soyluyorsun? peki bunu soyleyen sen nesin? Bulsana insanoglu disinda insanoglu hic bir sekilde devreye girmeden bir ortaya koyum ve tercume et, eger diaslog kurabiliyorsan. Algi olmadan, o algi kavram ile ortaya konmadan verilen gozlemin hic bir anlami yoktur,

İşte bilginin ne olup olmadığı konusunda kargaşa yaşıyorsunuz. Düşünce-ifade edebilme ile bilgiyi karıştırmanız, sizi böyle pekte iddialı safsatalara sürüklüyor...

Bu kargasa siz metafizik varlik temellilerde, cunku bilgi temelini algilayamiyor ve bilgi olmadan varliktan yola cikiyorsunuz. Varlik insanoglunun ortaya koydugu kavramdir.

Canlılar bilgi ile hareket ederler, bilgi demek illa insan gibi konuşmak, düşünmek, ifade etmek değildir. Bilgi çok çeşitli biçimde yorumlanır ve bilginin temel ölçütü yorumlamaktır. Canlılarda bilgi ile hareket ederler, nedir bu bilgi etki-tepki, etkileşim, iletişim ve içinde bulunduğu an, koşul, mekan ve zaman çerçevesinde geliştirdiği tepki ve reflekslerdir.. Bunları sağlayan algıdır, etki ve tepkidir ve bu bütünsellik içinde yoğrulan, yorumlanan ve açığa çıkan-çıkartılan-harmanlanan ve oluşan şey de bilgidir.

Burada onemli olan bilgi degil gozlemdir. Hic bir fenomende bilgi yoktur. Bilgi kendsi algisina gozlem veren fenomeni kendi algisi temelinde kavramsallastiran ve bilgiye donusturen insanogludur. Ayrica bu bilgi gozlem vereni de irgalamaz. Cunku ortada dialog yoktur, sadece insanoglu tarafli monolog vardir.

Yanan bir ormandan hızla kaçan canlılar, böcekler dahi, bilgi ile hareket ederler, o anda bilinçsiz değillerdir, bir şeyler algılanmış ve refleksler harekete geçmiştir. İşte bilgi budur, bilginin farkını ortaya koyan temel ölçüt YORUMLAMADIR, yorumlayandır, insanları diğer canlılardan ayıran en önemli özellik yorumlama ve ifade etme yetisinde ortaya çıkar, o kadar. Hatta insan ile insna arasında farkı dahi yorumlama ortaya koyar. Yağmuru Zeus yağdırıyor diyenle, doğa olayıdır diyen arasında ki farkı, algılananın, gözlemlenenin yorumlanma farkıdır değil mi? Şimdi kim neyi ortaya koydu ki?
Gerisi medyumların işi.

Bu paragraf tamamen bir insanoglu yorumudur ve sadece insanoglunu baglar. Yani insanoglu gozlemi ile algilayarak bu bilgileri kendi ortaya atmistir. Ne kacan canlilar, ne bocekler. Cunku insanoglu ile baska bir tur arasinda ortak dialog yoktur. Diger canlilar ve bocekler v.s. kendi algilarina gore hareket ederler ve bunu insanogluna aciklayacak ortak bir dialoglari da yoktur. Insanoglu kendi yetisi iler gozlemini kavramsal bilgiye dokrer ve bunu da kendi icin yapar. Bu da ne bocegi ne de diger canlilari baglamaz.

evrensel-insan
09-07-2013, 20:09
Bakteride bile bilgi vardır.

Bu bilgiler DNA yoluyla taşınır. Temel biyoloji dersi.

http://en.wikipedia.org/wiki/DNA

Bu bakterinin degil; insanoglu gozleminin bir algisi ve kavramsal bilgisidir. Yani INSANOGLU KENDISINER GOZLEM VERENI KENDSI ALGI VE KAVRAMSAL BILGISI ILE KENDISINE ANLATIR. Bakterileri baglamaz.

Kisaca "bakteride bile bilgi vardir" ifadesi insanogluna aittir, bakteriye degil. Cunku bakteri ile insanoglu arasinda ortak dialog yoktur.

Brian
09-07-2013, 20:14
Herkes dedigim gozlemi algisi ile alabilen ve kavramsal bilgi dile getirebilen insanoglu turu ve onun biri.



"Madde nesnel ilk, tek ve mutlak varliktir"

Nerden basliyalim.

Birincisi maddenin olgusal bir tanimi yoktur. Yani herkesin kabul edebilecegi bir tanimi yoktur.

Ikincisi kim nasil tanimlarsa tanimlasin bu bir insanogludur ve beyninin yetisini ve oznelligini kullanir. Dolayisiyle tanim da sadece nesnellik olmaz, tanimlayanin oznelligi girer.

ilklik, teklik ve mutlaklik inanci, gozlem vermez. Ayrica her ilkin bir oncelik kisir dongusu vardir, Teklikte sadece indirgemeciliktir. Basta butun bunlari ortaya koyan insanoglu teke indirgenemez. Cunku hem madde hem dusunce hem de kavram ihtiva eder.

Mutlaklik ise zaten bilime terstir. Cunku bilimde bilimsel olarak mutylakta suphe de yoktur. SADECE YANLISLANABILENE KADAR GECERLILIK VARDIR VE BU GECERLILIK OLGU OLARAK HERKESI BAGLAR.

Varlik ayni sekilde ortak bir tanimi yoktur ve herkesin kabul edecegi bir varlik tanimi yoktur.

Dolayisi ile olgu olmayan gozlem vermeyen hic bir soylem yanlislanamaz ve sadece bilimsel olmayan ideolojik inancsal bir dogru olarak ve sadece dogrulayani kapsar.

Simdi birak popper'i eger bu yazdiklarima dusunce ve bilgi belirtir bir paylasim sunarsan ne ala yazismaya devam ederiz. Yok eger suclama atisma satasma ve polemik yaparsan; kendi yazdigin ile kalirsin.

Evet yazdiklarima acikladiklarima bir materyalist olarak senden bilgi ve dusunce belirten yanit bekliyorum. Yani MATERYALIZMIN BILIMSEL OLDUGUNU GOSTERMENI.


Materyalizmin neden yanlislanamayacagini burda izah ettim.

Evrensel;

Senin bu bakışınla zaten hiçbir şey gösterilemez.

Her durumda kolayca:

1. Tanımlar kişiden kişiye göre değişir. O böyle tanımlıyor, böyle anlıyor, başkası başka türlü anlıyor, ben başka türlü anlıyorum.


Türünden yanıtlar veriyorsun.Yani bir tür solipsizm yapıyorsun. Olaylarına kafana göre takılıp ben böyle anlıyorum, o böyle anlıyor, algılıyor, tanımlıyor, başkası başka bir şey anlıyor tanımlıyor, algılıyor, düşünüyor vb. türünden yanıtlarla haklı çıkmaya çalışıyorsun. Bunu sürekli yaptığın için söylüyorum. O yüzden seninle tartışmaya meraklı değilim. Sen bu mantıkla da bize bir şey anlatamazsın, ancak kendine bir şey anlatırsın o kadar. Ben de sana şöyle yanıt vereyim o zaman:

1. Yanlışlama olayı kişiden kişiye ve bakış açısına göre değişir. Birine göre yanlışlama olan diğerine göre olmaz. Buradan bir şey çıkmaz.

2. Senin dediğini neden kabul etmek zorundayım. Popper söyledi, o söyledi diye ne olacak, neden kabul edeyim? Popper'in ben farklı anlıyorum, sen farklı anlıyorsun, Spartacüs başka türlü anlıyor.

3. Maddenin tanımı bizim için belli, sen anlamasan da olur zaten anlaman da gerekmiyor. Örneğin birisi kalkıp cin, peri vb. şeylerin maddi varlıklar olduğunu iddia edemez. Bunlar açık. Sen bunu kabul etmeyebilirsin. O da senin sorunun. Aslında hiçbir şeyi kabul etmek zorunda değilsin.


Bu şekilde tartışmak ne kadar kolay değil mi?

Kafaya göre takıl olayı bitir. Ne kadar süper tartışma biçimi...

Hadi bakalım sana da güle güle...Popper'ı da diğer liberaler ile istediğin gibi anla, kendini kandırma da sonsuza kadar özgürsün, istediğini istediğin gibi anlayabilirsin, tanımlayabilirsin vb.

Bunu istediğini gibi yaparken başkalarının da bunu sana karşı yapabileceğini unutma ama.

evrensel-insan
09-07-2013, 20:17
fazla laf ebeliğine gerek yok

yazan ei = YANLISLANMA OLANAGI MANTIKSAL OLABILIRLIK OLASILIGI BULUNMAYAN HIC BIR DOGRU BILIMSEL VE BILISSEL DEGILDIR

bu önerme kendi kendi ile çelişen bir önermedir.

hem kesinlik koyuyorsun hem kesinlik koyulamaz diyorsun.

nerde ise kuran gibisiniz.

Hayir ortada kesinlik te yok, suphe de yok. SADECE YANLISLANABILENE KADAR OLAN VE TARTISMA DISI BILIMSEL GECERLILIK VAR.

Buradaki gecerlilik olgusal, yanlislanabilirlik, gozlemseldir.

Suphecilik de, kesinlik te bilimsel olmayan aklin ideolojik/metafizik/etik/inancsal kendine dogruladigi bakis acilaridir.

Bilimin bilimselligi, varliksal/ideolojik/inancsal olarak konuya yanasmadigindan ve fenomenin sadece gozlemini dile getirdiginden, hem suphecilik, hem de kesinlikten arinmis durumdadir.

Bilimsel bakis acisinin ve metodunun supheci olmamasi olgusuna dayanir. Cunku bir olgu (fact) teorisi test edilmis ve evrensel onay almis bir bilgidir.

Bilimsel bakis acisinin ve metodunun kesinlikci olmamasi da yanlislanabilirlige dayanir. Yani herhangi bir olgulasmis bilgi, baska bir gozlem, deney, olcum v.s. ile yanlislanabilir ve yeni olgu ortaya konabilir.

Iste bilimin bu bilimselligi, bilimsel bakisacisini; her turlu, metafizigin, ontolojik ve teolojik tartiusmasindan, inanc ve/veya inancsizlik sabitliginden ve kesinliginden bunlarin tartismasindan ayni sekilde insanoglu yapilandirilmisligi olan her turlu etik yonlendirim vce yaptirimlarin inancsal/ideolojik kesinlik tartismasindan ayri ve farkli kilar.

Cunku bilim once gozlemler, sonra numenal yetisini kullanir. Aksine tum akilcilik yanasimlari, once numenal yetisinin kavramini, degerini, verisini v.s. ortaya atar; ondan sonra onu gozlemin somutluguna, sistemine, duzenine ve kurum ve kurumlasmasina tasir.

Buradaki sorun da tasinanin, yine aklin ideoloijik/inancsal dogrusal degerlendirmesiyle, o olup olmadigi tartismasidir.

Mesela demokrasinin bir ortamda var olup olmadigi tartismasi iste aklin bu islerligi sonucu olumlu ya da olumsuz bir tesbit kazanir.

Bilim, bilimsel olarak gozlem yerine numenal yetiden yola ciksa bile, yani bir hipotez, sentez, teori v.s. bunu gozlemletmek ve ortaya atilan teorisini de test edilebilir bir sekilde ortaya koymak ve olgulastirmak durumundadir. Ayni sekilde yanlislanabilirligi baki kalmak sartiyla.

Iste genelde bilimin bilimselligi gozlem ile yola cikar ve bu gozlem, onceki olgulasmis verilere, bulgulara ve kuramlara dayanir. Burada bilimin, yeni bir kuram, teori, hipotez v.s. ile yola cikmasi, ancak o "bilimsel" soyut yanasimin, gozleme ve olguya gecebilmesi ile mumkundur.

Iste bu temelde, bilimin bilimselligi ister soyuttan, ister somuttan baslasin; bilimselligi belirliyen olgu ve yanlislanabilirligin, bilimsel bilginin her turlu ufkunu ozgurlestirmesidir.

Iste bu ozgurluk, bilimsel tum olgu ve cesitli disiplin axiom, maxim, postulat ve belgitlerinin de bir gozlem ile yanlislanabilecegi olanagini her zaman acik birakir. Iste bu nedenden bilimsel bakis acisinda, akilciligin supheciligine ve kesinligine yer yoktur.

evrensel-insan
09-07-2013, 20:19
Evrensel;

Senin bu bakışınla zaten hiçbir şey gösterilemez.

Her durumda kolayca:

1. Tanımlar kişiden kişiye göre değişir.

2. Senin dediğini neden kabul etmek zorundayım.

Türünden yanıtlar veriyorsun.Yani bir tür solipsizm yapıyorsun. Olaylarına kafana göre takılıp ben böyle anlıyorum, o böyle anlıyor, algılıyor, tanımlıyor, başkası başka bir şey anlıyor tanımlıyor, algılıyor, düşünüyor vb. diye haklı çıkmaya çalışıyorsun. Bunu sürekli yaptığın için söylüyorum. O yüzden seninle tartışmaya meraklı değilim. Sen bu mantıkla da bize bir şey anlatamazsın, ancak kendine bir şey anlatırsın o kadar. Ben de sana şöyle yanıt vereyim o zaman:

1. Yanlışlama olayı kişiden kişiye ve bakış açısına göre değişir. Birine göre yanlışlama olan diğerine göre olmaz. Buradan bir şey çıkmaz.

Hayir burada gozlemsel yanlislamadan bahsediliyor. Yani gecerli bir olgunun yanlislanmasindan, bu da herkesi baglar; kisisel goruse bagli degildir.

2. Senin dediğini neden kabul etmek zorundayım. Popper söyledi, o söyledi diye ne olacak, neden kabul edeyim?

3. Maddenin tanımı bizim için belli, sen anlamasan da olur zaten anlaman da gerekmiyor. Örneğin birisi kalkıp cin, peri vb. şeylerin maddi varlıklar olduğunu iddia edemez. Bunlar açık. Sen bunu kabul etmeyebilirsin. O da senin sorunun. Aslında hiçbir şeyi kabul etmek zorunda değilsin.

Maddeyi insanoglu yetisi kullanmadan ve katmadan kendi adina yani madde adina tanimla. Maalesef yapamayacaksin cunku sen kendini madde olarakalgilasan da bir insanoglu turu birisin. Yapman gereken maddeyi konusturmak ve Muhammed gibi kendin bir insanoglu olarak madde dilini algilayip, bunu insan diline tercume etmek. Benim boyle bir yetim yok. Hani biliyorsun, Muhammed Allah ile dialog kuruyordu ya. Sen de madde ile dialog kurabiliyorsan, buyur maddeyi maddenin kendisi olarak tanimla.

Ayrica senin icin belli olmasi onun bir olgu olarak bilimsel oldugu anlaminas da gelmez.


Bu şekilde tartışmak ne kadar kolay değil mi?

Kafaya göre takıl olayı bitir. Ne kadar süper tartışma biçimi...

Hadi bakalım sana da güle güle...Popper'ı da diğer liberaler ile istediğin gibi anla, kendini kandırma da sonsuza kadar özgürsün, istediğini istediğin gibi anlayabilirsin tabii. Popper'in ben farklı anlıyorum, sen farklı anlıyorsun, Spartacüs başka türlü anlıyor.

Tamam buyur sen acikla

"Madde nesnel ilk tek ve mutlak varliktir" cumlesinin bir sozde bilimsel dogmaolmadigini.

Ya da kendi dusunce ve bilgin ile materyalizmin bilimsel oldugunu aciklamaya calis.

Brian
09-07-2013, 20:30
Tamam buyur sen acikla

"Madde nesnel ilk tek ve mutlak varliktir" cumlesinin bir sozde bilimsel dogmaolmadigini.

Ya da kendi dusunce ve bilgin ile materyalizmin bilimsel oldugunu aciklamaya calis.

Tamam işte gözlemlerle uyuşuyor.

Etrafına bak: var olan her şey madde,madenin hareketi ve enerji ile ilgili. Onunla bağlantılı.

İspatı gözlem...

Şimdi biri çıkıp hayır her şey madde vb. değildir. Örneğin varlıkları maddi olmayan cinler, melekler vb. de vardır dese. Bunu göstermesi gerekir.

Brian
09-07-2013, 20:35
Hayir burada gozlemsel yanlislamadan bahsediliyor. Yani gecerli bir olgunun yanlislanmasindan, bu da herkesi baglar; kisisel goruse bagli degildir.

Bak işine gelince nasıl kavramları istediğin gibi anlamaya başladın.

İşine gelince solipsist işine gelince başka türlü. Bu da iyi.

Maddeyi insanoglu yetisi kullanmadan ve katmadan kendi adina yani madde adina tanimla. Maalesef yapamayacaksin cunku sen kendini madde olarakalgilasan da bir insanoglu turu birisin. Yapman gereken maddeyi konusturmak ve Muhammed gibi kendin bir insanoglu olarak madde dilini algilayip, bunu insan diline tercume etmek. Benim boyle bir yetim yok. Hani biliyorsun, Muhammed Allah ile dialog kuruyordu ya. Sen de madde ile dialog kurabiliyorsan, buyur maddeyi maddenin kendisi olarak tanimla

Benim tanılamış olmam neyi değitirecek? Maddenin olmadığını mı? Ben tanımlayınca ne olacak?

İnsan olmadığında madde yok mu diyeceğiz, yerçekimi olmayacak mı?

Olayı başka yöne saptırıyorsun...Bak aynısını ben sana karşı Popper için yaptım.

Bana burada solipsizm ayağı yapıyorsun Popper'ı ben senden farklı da anlayabilirim, daha iyi de anlayabilirim, nereden biliyorsun bunu şimdi muhhabeti çekelim istersen.

Bak Evrensel işine gelince solipsist işine gelince bu böyledir bunu herkes böyle anlar deme.

Ayrica senin icin belli olmasi onun bir olgu olarak bilimsel oldugu anlaminas da gelmez.

Ben senin yaptığını sana karşı yapıyorum işte...:)

İşine gelince solipsist işine gelince Popper, işine gelince idealizm vb. İşine gelince bilim de bir de. Çok iyi gerçekten...

evrensel-insan
09-07-2013, 20:39
Tamam işte gözlemlerle uyuşuyor.

Etrafına bak: var olan her şey madde,madenin hareketi ve enerji ile ilgili. Onunla bağlantılı.

İspatı gözlem...

Şimdi biri çıkıp hayır her şey madde vb. değildir. Örneğin varlıkları maddi olmayan cinler, melekler vb. de vardır dese. Bunu göstermesi gerekir.

Peki bana "ilkin tekin ve mutlakin gozlemini"tum insanoglu gorebilecek sekilde goster.

Ayrica unutma ilkin oncelik kisir dongusu vardir.

Madde mustakil var olan bir varlik ise, sinirlarini mutlak olarak ciz.

Yok gercek varlik ise, gercegin tanimini yap. Kimin/neyin gercegi ve kime neye gore.

Bak istersen naturalizminin temeline girelim.

Doganin kendine has kanunlari mi vardir, yoksa insanoglu kendine gozlem veren dogayi algilayarak ve kavramsal bilgiye donusturerek bu kanunlari dogaya insanoglu mu verir?

Iste sana naturalizmin epistemolojik ve metafizik farki.

Brian
09-07-2013, 20:44
Peki bana "ilkin tekin ve mutlakin gozlemini"tum insanoglu gorebilecek sekilde goster.

Ayrica unutma ilkin oncelik kisir dongusu vardir.

Madde mustakil var olan bir varlik ise, sinirlarini mutlak olarak ciz.

Yok gercek varlik ise, gercegin tanimini yap. Kimin/neyin gercegi ve kime neye gore.

Bak istersen naturalizminin temeline girelim.

Doganin kendine has kanunlari mi vardir, yoksa insanoglu kendine gozlem veren dogayi algilayarak ve kavramsal bilgiye donusturerek bu kanunlari dogaya insanoglu mu verir?

Iste sana naturalizmin epistemolojik ve metafizik farki.

Evrensel yanıtım net, buna bir itirazın var mı?

Sanırım yok...

Bak tekrar yazıyorum:

Tamam işte gözlemlerle uyuşuyor.

Etrafına bak: var olan her şey madde,madenin hareketi ve enerji ile ilgili. Onunla bağlantılı.

İspatı gözlem...

Şimdi biri çıkıp hayır her şey madde vb. değildir. Örneğin varlıkları maddi olmayan cinler, melekler vb. de vardır dese. Bunu göstermesi gerekir.

Tekrar tekrar aynı şeyleri yazman sana fayda sağlamaz.

Buna itirazın varsa yaz, yoksa boşa yazma...

evrensel-insan
09-07-2013, 20:46
Bak işine gelince nasıl kavramları istediğin gibi anlamaya başladın.

İşine gelince solipsist işine gelince başka türlü. Bu da iyi...

.

Benim tanılamış olmam neyi değitirecek? Maddenin olmadığını mı? Ben tanımlayınca ne olacak?

Onemli olan sen ben degil; bilimsel olup olmadigi.

İnsan olmadığında madde yok mu diyeceğiz, yerçekimi olmayacak mı?

Kime/neye gore olmayacak mi?

Olayı başka yöne saptırıyorsun...Bak aynısını ben sana karşı Popper için yaptım.

Bana burada solipsizm ayağı yapıyorsun Popper'ı ben senden farklı da anlayabilirim, daha iyi de anlayabilirim, nereden biliyorsun bunu şimdi muhhabeti çekelim istersen.

Bak Evrensel işine gelince solipsist işine gelince bu böyledir bunu herkes böyle anlar deme.

Konu isine gelmek degil; herseyi bilime ve bilimsellige gore ve tum insanoglunun tartisamayacagi sekilde yapmak.

Zaten senin dedigin gecerli olsa idi, idealizm ile materyalizm arasindaki tartisma biterdi. Ikisi de bilimsel olmadigindan ve sadece ideolojik inancsal oldugundan tum insanoglunu baglayacak bilimsel bir icerik tasimiyor.



Ben senin yaptığını sana karşı yapıyorum işte...:)

İşine gelince solipsit işine gelince Popper, işine gelince idealizm vb. İşine gelince bilim de bir de. Çok iyi gerçekten...

Ne yapiyorsun? Ben herseyi insanogluna ve onun bilimsel bilissel algisina ve gozlemine gore tum dusunce ve bilgimi dile getiriyorum.

Ya sen neye gore yazdiklarini yaziyorsun?

evrensel-insan
09-07-2013, 20:47
Evrensel yanıtım net, buna bir itirazın var mı?

Sanırım yok...

Bak tekrar yazıyorum:



Tekrar tekrar aynı şeyleri yazman sana fayda sağlamaz.

Buna itirazın varsa yaz, yoksa boşa yazma...

Ne guzel degil mi ayni kaniti inanrlar da veriyorlasr. Cunku onlara gore de tanri gercek. Farkin nerde?

Brian
09-07-2013, 20:51
Onemli olan sen ben degil; bilimsel olup olmadigi.



Güzel demek ki bunu sonunda anlamayı başardın.

Ama işine geldiği için öyle yaptığını düşünüyorum. Belki farkında değilsin.

Soruyorum bak

İnsan olmadığında madde yok mu diyeceğiz, yerçekimi olmayacak mı diye

Ne diyorsun?

Kime/neye gore olmayacak mi?

Bak daha önce önemli olan sen değil; bilimsel olup olmadığı diyorsun, şimdi tekrar sıkıştın bana ve insana döndün...

Bu mantıkla solipsizm iyi savunulur demek istiyorum, bunu yapıyorsun sonra çıkıp başka bir şey söylüyorsun.

Konu isine gelmek degil; herseyi bilime ve bilimsellige gore ve tum insanoglunun tartisamayacagi sekilde yapmak.

Zaten senin dedigin gecerli olsa idi, idealizm ile materyalizm arasindaki tartisma biterdi. Ikisi de bilimsel olmadigindan ve sadece ideolojik inancsal oldugundan tum insanoglunu baglayacak bilimsel bir icerik tasimiyor.


Ondan önce de şunu yaz:

Onemli olan sen ben degil

Kime/neye gore olmayacak mi

Yani solipsizm yaptığının farkında değilsin. Sorun bu...

Brian
09-07-2013, 20:59
Ne guzel degil mi ayni kaniti inanrlar da veriyorlasr. Cunku onlara gore de tanri gercek. Farkin nerde?

Evrensel yine desteksiz konuşuyorsun.

Ben Tanrı'yı gözlemleyen insanlar filan duymadım...

evrensel-insan
09-07-2013, 21:05
Güzel demek ki bunu sonunda anlamayı başardın.

Ama işine geldiği için öyle yaptığını düşünüyorum. Belki farkında değilsin.

Soruyorum bak

İnsan olmadığında madde yok mu diyeceğiz, yerçekimi olmayacak mı diye

Ne diyorsun?

Benim cevabim insanoglu cevabi olmayacak mi? Ben baska bir tur adina yanitlayamam. Mesela dinazorlar devrinde dinazorlara sormak lazim. Yalniz bu da bir seyi degistirmez cunku dinazorlar ile ortak dialogum yok. O yuzden ben insan oldugum icin "insan olmadigi ZAMANDA" konusamam.

Yalniz sunu yaparim, Insanoglu varken ZAMANSAL olarak olcer ve olcumunu kendi olmadigi bir ZAMANA goturerek, mesela dunyasnin yasi 4.7 milyar yil der. Ama bunu ancak kendi varliginda soyler. Dinazorlar varken ve kendi yokken degil. Yani INSANOGLUNUN ALGISINA GOZLEM VEREN HERHANGIBIR FENOMENI INSANOGLU ZAMANSAL OLARAK OLCER VE KENDI OLMADIGI BIR ZAMANDA OLDUGUNU ORTAYA KOYAR.


Bak daha önce önemli olan sen değil; bilimsel olup olmadığı diyorsun, şimdi tekrar sıkıştın bana ve insana döndün...

Bu mantıkla solipsizm iyi savunulur demek istiyorum, bunu yapıyorsun sonra çıkıp başka bir şey söylüyorsun.

Cunku her sey gibi bilime insanoglunun ortaya koydugudur. Buradaki fark ideolojik inancsal olarak tartismas disidir, olgudur ve gozlem verir ve herkesi baglar.



Ondan önce de şunu yaz:





Yani solipsizm yaptığının farkında değilsin. Sorun bu...

Sen de akilcilik yapiyorsun.

Bak ikiside ayni akilcilik;

Materyalist-Madde nesnel tek ilk mutlak varliktir.
Idealist-Dusunce (Tanri/yaratici v.s.) oznel olarak ilk tek mutlak varliktir

Materyalist-madde nesnel gercektir.
Idealist-dusunce oznel gercektir.

Ortak akilciligin inancini ve ideolojisini koyulastirdim.

evrensel-insan
09-07-2013, 21:08
Evrensel yine desteksiz konuşuyorsun.

Ben Tanrı'yı gözlemleyen insanlar filan duymadım...

Olurmu aklin tanrilastirmasi inandiklari tanriyi bir fenomen ile ozdeslestirmeleridir.

Kuran=Allah-islam
Madde=Tanri-Hyloteizm
Evren=Tanri-Panteizm

Ne diyorlar "etrafina bak her sey ne kadar duzenli, Allah olmasa bu duzen olur mu?

Brian
09-07-2013, 21:23
Olurmu aklin tanrilastirmasi inandiklari tanriyi bir fenomen ile ozdeslestirmeleridir.

Kuran=Allah-islam
Madde=Tanri-Hyloteizm
Evren=Tanri-Panteizm

Ne diyorlar "etrafina bak her sey ne kadar duzenli, Allah olmasa bu duzen olur mu?



Ben düzenden söz etmiyorum...

Gözlemden söz ediyorum...

Maddeyi gözlemliyoruz, algılıyoruz...

Bak şimdi birisi çıkıp şurada Tanrı var görüyor musun dese neyse...Böyle bir şey yok. Gözlem yok. Sadece mantıksal çıkarım. Tabii gözlemlerle uyuşmuyor bu.

Burada öyle bir şey yok...Direk gözlem, algılama. En büyük kanıt da budur zaten...

evrensel-insan
09-07-2013, 21:33
Ben düzenden söz etmiyorum...

Gözlemden söz ediyorum...

Maddeyi gözlemliyoruz, algılıyoruz...

Bak şimdi birisi çıkıp şurada Tanrı var görüyor musun dese neyse...Böyle bir şey yok. Gözlem yok. Sadece mantıksal çıkarım. Tabii gözlemlerle uyuşmuyor bu.

Burada öyle bir şey yok...Direk gözlem, algılama. En büyük kanıt da budur zaten...

Iste o da onlarin gozlemi. Yani Allah'a yaraticiya v.s. olan inanclarini her turlu fenomenle ozdestestirip inanclarini kendi akillarinca gerceklestiriyorlar.

Cunku neyin gercek oldugu ancak inanc ile dogrulanir.

Eger gozlemledigini "ilk tek mutlak, hersey" olarak inanca tasimazsan sorun yok.

Iste o yuzden bilim kendine gozlem veren tabana fenomen diyor ve fenomenin ne oldugu tartismasini kisir dongu olarak varliksal/ontolojik temelde metafizigin ideolojik inanclari olan materyalizm, idealizm ve pozitivizme birakiyor.

Bilim ise FENOMENI DEGIL; ONUN GOZLEMINI ORTAYA KOYUYOR.

Brian
09-07-2013, 21:33
Benim cevabim insanoglu cevabi olmayacak mi? Ben baska bir tur adina yanitlayamam. Mesela dinazorlar devrinde dinazorlara sormak lazim. Yalniz bu da bir seyi degistirmez cunku dinazorlar ile ortak dialogum yok. O yuzden ben insan oldugum icin "insan olmadigi ZAMANDA" konusamam.

Yalniz sunu yaparim, Insanoglu varken ZAMANSAL olarak olcer ve olcumunu kendi olmadigi bir ZAMANA goturerek, mesela dunyasnin yasi 4.7 milyar yil der. Ama bunu ancak kendi varliginda soyler. Dinazorlar varken ve kendi yokken degil. Yani INSANOGLUNUN ALGISINA GOZLEM VEREN HERHANGIBIR FENOMENI INSANOGLU ZAMANSAL OLARAK OLCER VE KENDI OLMADIGI BIR ZAMANDA OLDUGUNU ORTAYA KOYAR.




Cunku her sey gibi bilime insanoglunun ortaya koydugudur. Buradaki fark ideolojik inancsal olarak tartismas disidir, olgudur ve gozlem verir ve herkesi baglar.





Sen de akilcilik yapiyorsun.

Bak ikiside ayni akilcilik;

Materyalist-Madde nesnel tek ilk mutlak varliktir.
Idealist-Dusunce (Tanri/yaratici v.s.) oznel olarak ilk tek mutlak varliktir

Materyalist-madde nesnel gercektir.
Idealist-dusunce oznel gercektir.

Ortak akilciligin inancini ve ideolojisini koyulastirdim.


Demek istediğim şuydu:

Bilimsel kanunlar insandan önce de vardır. Yerçekimi kanunu, fizik kanunları, evrim vb. biz olmadan önce de vardı.

Yani kime göre, neye göre sorusunun cevabından bağımsız olarak var bunlar.

evrensel-insan
09-07-2013, 21:37
Demek istediğim şuydu:

Bilimsel kanunlar insandan önce de vardır. Yerçekimi kanunu, fizik kanunları, evrim vb. biz olmadan önce de vardı.

Yani kime göre, neye göre sorusunun cevabından bağımsız olarak var bunlar.

Bagimsiz olamaz insanoglu kendinden once olan herseyi ANCAK KENDI VARLIGINDA ORTAYA KOYAR. Dolayisi ile butun bu kanunlar insanoglu kavramsal bilgisidir. Yani fizik kanunu yoktur, fizige o kanunu insanoglu verir.

Daha once sordugum naturalizmi metafizik ve epistemolojik olarak farklilastiran soru gozunden kacmis, bir daha soruyorum.

Doganin kanunlari mi vardir, yoksa okanunlari kendi algisina gozlem veren dogaya insanoglu kavramsal bilgisi olarak mi verir?

Brian
09-07-2013, 21:38
Iste o da onlarin gozlemi. Yani Allah'a yaraticiya v.s. olan inanclarini her turlu fenomenle ozdestestirip inanclarini kendi akillarinca gerceklestiriyorlar.

Cunku neyin gercek oldugu ancak inanc ile dogrulanir.

Eger gozlemledigini "ilk tek mutlak, hersey" olarak inanca tasimazsan sorun yok.

Iste o yuzden bilim kendine gozlem veren tabana fenomen diyor ve fenomenin ne oldugu tartismasini kisir dongu olarak varliksal/ontolojik temelde metafizigin ideolojik inanclari olan materyalizm, idealizm ve pozitivizme birakiyor.

Bilim ise FENOMENI DEGIL; ONUN GOZLEMINI ORTAYA KOYUYOR.

Evrensel tekrar yazıyorum bu onların gözlemi değil.

Çünkü bu gözlem değil...

Bu onların gözleme dayanmadan ulaştıkları bir şey...

Dolayısıyla ikisinin arasında bir alaka yok.

Biri gözleme dayanıyor, somut şeylere dayanıyor, diğeri somuta ve gözleme dayanmıyor.

Brian
09-07-2013, 21:39
Daha once sordugum naturalizmi metafizik ve epistemolojik olarak farklilastiran soru gozunden kacmis, bir daha soruyorum.

Doganin kanunlari mi vardir, yoksa okanunlari kendi algisina gozlem veren dogaya insanoglu kavramsal bilgisi olarak mi verir?

Yerçeki gibi vb. kanunlar insan varlığından bağımsız olarak varlar.

Dünya insan olmadan da yerçekimi kanunlarına tabii idi..

Dinozorlar da bunu hissetti, başka canlılar da...

İnsanoğlu bunu fark etti ve ona isim koydu...

Yoksa bu kanunlar insanoğlu olduğu için birden ortaya çıkmadı.

Evrim teorisi de öyle...

İnsanoğlu olduğu için bu kanunlar ortaya çıkmış değil. Vardı zaten. Biz fark ettik. Onu tanımlamaya ve anlamaya çalıştık.

Evrim insanoğlu var olmadan da vardı,zaten modern bilim de bu görüşü destekler.

spartacus
09-07-2013, 21:43
Sen celiskini goruyor musun? Hem insanoglu subjektiftir, zihnidir diyorsun, ve bunu nesnel olarak algiliyorsun. Sen burada insanoglunu madde olarak algiladigin icin, onun beyin yetisini ve kendi oznel ozel ve soyutlamasini hesaba katmiyorsun.


Eİ sen iyi misin??? Gerçekten soruyorum bak, ciddi, ciddi...
git biraz nefes al, oksijen gitsin beynine! "ben diyorum tokat sen diyorsun arkam sakat.. ben diyorum mersine sen gidersin tersine"....

Okuma sorunlu musun? masus mu yapıyorsun, yoksa amacın başlıklara tükürmek mi, yoksa hadi ben üzerim diye demiyorum, ama bu kadar mı cehalet aşığısın, bu kadar mı cahilsin, cin olmadan çarpmaya kalkıyorsun???!!!

Bir daha benim yazılarıma dansözlük yaptırma, dansözlük yapma, en rezil davranış biçimidir bu tarz tartışma ahlaksızlığı, asla taviz vermem, kimseye vermedim sana hiç vermem! o seviyenden ağzının payını veririm senin. Ciddiye almayacaksan bana yazma, başlıkların içine resmen ediyorsun.... Git köşende edebiyat yap, saçmala...
Nerede insanoğlu subjektiftir dedim, nerenle idrak ediyorsun? bana bir zahmet hem nerede insanoğlu subjektiftir demişim, bunu göster hem de nerenle idrak ettiğini anlat bende anlayayım.... sana yazmak, zaman israfı....

Insanoglu bir seyi ortaya koyuyorsa nasil nesnel oluyor? Sen insani once salt madde olarak algilamaktan bahset. Insanoglunun tum ortaya koyumu soyutlamasidir. Bu soyutlama bir somut ya da bir soyut ile ozdeslesebilir.

Nesneli, iradeden bağımsız şeyi insan ortaya koyar demedim, bunu berkeleyci ideolojinle savunan sensin. İnsan ortada olanı gözlemler, tanımlar, soyutlar ve soyutlamalarda ÖZNEL ALANDA TANIMLA SOMUTLANIR. ÖZNEL İLE NESNEL SOYUT-SOMUT FARKLIDIRLAR, YAZIMDA DA AYRICA BELİRTTİM, NEDEN BELİRTTİM MUHATABIMI BİLİYORUM, 10 YAŞINDA ÇOCUKLAR DA BU KADAR EDEBİYAT YAPABİLİYOR. Öznel nedir, nesnel nedir git öğren, bunları bilmezsen anlayamazsın, böyle saçmalarsın yine...

İnsan, evet maddedir de. Burada madde ile kasıt senin idrak seviyenin kaya parçası olmaktan ileri geçmemesiyle ilgili, ilintili değildir, ve kimse de salt maddedir demez. Nerede hangi çerçevede söylendiği önemlidir. Sen böyle çarpık cehaletinle her haltta bu savı ortaya atamazsın. Diyenlerde öyle demiyor zaten, senin gibi çarpık kullanmıyor bu argümanları.

Canlı organize olmuş maddedir, bu kadar basit, nerede bu argüman kullanılabilir, işte o çerçeve önemlidir, her haltta kullanılmaz bu argümanlar. Bunu deyince sen neyi ispatlıyorsun, tapındığın ruhu mu?

Ayni hata. Insanoglui olmadan sen bir nesnenin kendi kendini ortaya koyabilecegini mi soyluyorsun? peki bunu soyleyen sen nesin? Bulsana insanoglu disinda insanoglu hic bir sekilde devreye girmeden bir ortaya koyum ve tercume et, eger diaslog kurabiliyorsan. Algi olmadan, o algi kavram ile ortaya konmadan verilen gozlemin hic bir anlami yoktur,

Bir nesnenin kendi, kendini ortaya koyma gibi bir iddiası olması gerekmediğini söylüyorum. Ortadalığı belirleyen birilerinin O'nu tanımlamasından bağımsızdır, okuma sorunlu, ortadalık ayrı bir şeydir, ortada olanı ifade etmek ayrı. Sen hiç bir haltı ortaya koymuyorsun, kendini tanrı mı sanıyorsun, felsefe düşmanı, sen sadece içine ediyorsun her şeyin.. Ortaya koymak değil, doğrusu İFADE ETMEKTİR.... NEYİ, ORTA DA OLANI... O yüzden algılıyorsun, ortaya koyduğun için değil, ortada olduğu için algılıyor ve YORUMLUYORSUN!

Zamanı mı daha fazla israf etmek istemiyorum, zira değmiyor, ölülerle değil dirilerle tartışmak istiyorum...

evrensel-insan
09-07-2013, 21:48
Yerçeki gibi vb. kanunlar insan varlığından bağımsız olarak varlar.

Ne o yercekimi ile dialogun mu var?

Dünya insan olmadan da yerçekimi kanunlarına tabii idi..

Insanogluna gore.

Dinozorlar da bunu hissetti, başka canlılar da...

Bilemem onlar ile ortak bir dialogum yok.

İnsanoğlu bunu fark etti ve ona isim koydu...

Yoksa bu kanunlar insanoğlu olduğu için birden ortaya çıkmadı.[/QUOTE]

Bak bu koyulastirdigim son iki cumlen arasinda algi carpitmasi var.

Insanoglu matematiksel/mantiksal olarak gozlemledigi fiziksel bilgisini gozlem veren bir olguya tasidi ve buna yer cekimi kanunu dedi. Bu kanunu yer cekimine veren insanogluydu, yer cekimi olgusunu gozlemleyen ve algilayan ve de olgulastiran da insanogluydu.

Bir sey "insanoglu oldugu icin ortaya cikmiyor" ortada olan bir seyi insanoglu kendi algisi ile kavramsal bilgiye donusturuyor.

Natüralizm iki farklı felsefî görüşte incelenir:
Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır.

Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[2] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil).

Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."[3] metafiziki pozisyonuna sahiptir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nat%C3%BCralizm_(felsefe)

antilop
09-07-2013, 21:52
cevdet ünlü

Postmodern düşüncelerle ilk karşılaşıldığında sahip olduğu ‘eleştirellik' öncelikle insanı kendisine çekebilir ve etkileyebilir. Hatta yapılan eleştiriler belirli oranlarda tutarlı veya derli-toplu olarak da hissedilebilir. Ancak düşünceler üzerindeki dikkatli bakışlar ortaya konan eleştirilerin sığ, biçimsel ve öznel temellere dayandığını keşfedebilecektir.Yaşanılan güncel sorunların, her insanın bilincinde yer etmesi ve henüz çözümünün yakalanamaması, sorunu ortaya koyan ‘renkli' düşüncelerle yan yana olabilmeyi getirir. Çözümün kendini gösterememesi ve son derece sisli ortamın belirsizliğinde soruna ilişkin her türlü düşüncenin bir araya gelmesi anlaşılır bir durum olarak görülmelidir. Çünkü sadece ‘renkli' düşünceler değil soruna ilişkin her düşünce bir araya gelmektedir.Bunun nedeni, sorunların sahip olduğu toplumsal içeriktir. Önümüze çıkan olumsuzluk ise çözüm için bir araya gelen niceliklerin karşısına çıkan düzen içi yönlendirmedir. Çeşitli manipülasyon araçlarının yarattığı sisli ortam insanların çözümün kendilerinde ve oluşturdukları bütünlükte olduğunu görmesini zorlaştırmakta ya da manipülasyona ciddi bir karşıtlık oluşturarak düzen dışı yönlendirme sağlayan benzerleri ile ilişkisinin kopmasını getirmektedir. Bu ortam kendini özellikle ‘91 sonrası Marksistlerin yaşadıkları şaşkınlık ve yenilgi hallerinin getirdiği boşluğun düzen tarafından doldurulması ve emekçi sınıfların bilinçlerini çelmelemede düzenin etkili olması ile geliştirmiştir. Boşluğun sorunlara duyulan tepkilere aldatıcı biçimlerle cevap verilmesi şeklinde doldurulması,Marksistlerin çözüm olarak ortada duruşlarının insanların bilinçlerinde sarsılmasını getirmiştir. Postmodernistlerin Hegel ve Marx'a yönelik kara çalmalarının yoğunluğu tam bu noktada aranmalıdır. Sarsılmanın yoğunlaştırılması/derinleştirilmesi postmodernizmin başlıca amaçlarından biridir. Postmodern düşünceler, insanların düşüncelerindekiler ile biçimsel benzerlikler üzerinden kurdukları ilişkiler aracılığıyla sorunun içeriğine ilişkin düşünceleri aşındırmakta ya da kendi içeriğini dayatmaktadır. Aldatıcı olan biçimin insanlarda ‘aynı' olandan bahsedildiğini düşündürmesi, yönlendirici olan güç karşısında adeta gidecekleri yerin aksi yönüne doğru çekilmelerini gerçekleştirir.Böylece, başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi sınıflar düzen dışı kanallardan uzaklaştırılmakta, düzen içi kanallara yönlendirilmektedirler. Olumsuzluğun son derece ciddi yaşanmasında Marksistlerin insanları düzen dışı kanallara çekecek koşulları bulamamaları ya da oluşturamamaları da en önemli etken olarak düşünülmelidir.

Postmodernizm sorunları ortaya koyarken yaşamdan kopuk, kendi öznelliği içerisinde oluşturduğu ‘renkli' biçimlerde koyar. Düşüncelerinin doğumu gerçek bir sorundan yola çıkarken baş aşağı koyulmuş halde ortada durur. İnsanların yaşadıkları "yanılgı" da işaret edilen noktanın gerçek olmasına karşın baş aşağı olarak koyulduğunu görüp yerli yerine oturtamamalarından kaynaklanır. Bunun da nedeni çeşitli araçlarla manipülasyonun oluşturduğu puslu ortamın getirdiği baş aşağı bilinçlerdir. İlginç olanı,ortaya konan sorunun kendi içerisinde dahi çözüme ulaştırılmaktan uzak oluşudur. Pozitivist akım,I. Ve II. Bunalım Dönemleri'nde hakim düşünce olarak görülürken idealist ve metafizik temelleri ile baş aşağı edilmiş sorunlara aynı nitelikte çözümler oluşturmaktan uzak durmamaktaydı. Bertrand Russell'ın toplumların geleceğinin ABD ve SSCB arasındaki kapsamlı bir silahlı savaşın sonunda belirleneceği düşüncesi örnek olarak verilebilir. Postmodernizm ise sorun-çözüm ilişkisinde çözümü metafizik anlamda dıştalayarak sadece sorunu ortaya koymayı tercih eder. Onun için önemli ve vazgeçilmez olan sorunun ortaya koyularak çözümsüzlüğünün vurgulanmasıdır. Ancak çözümsüzlüğün doğurduğu baskı ve tepki düşük düzeydeki eylemlerle hafifletilerek çözümsüzlüğün ‘protestosu'nu göstermektedir. Postmodern düşüncenin soruna karşılık çözümsüzlük protestosu oldukça abartılır ve zaman zaman insan yaşamının en önemli öğesi olarak görülür. Çözümsüzlük ‘kutsal' hale getirilirken karşısındaki protesto da ‘kutsanır.' Bu durumda yönlendirilen kitleler düzen içi kanallarda umutsuzluğa ve umursamazlığa sürüklenirler.

Satırlarımız sırasında sorunlar olarak belirlemelerimiz, kapitalist toplumun başta ekonomik olmak üzere siyasal, kültürel, hukuksal... alanları ve çözüm olarak sunduğumuz, ‘aynı' isimle alanların yeni bir toplum ile içeriklendirilmesi durumlarıdır. Görüleceği gibi postmodernizm çelişki içerisinde varolan sorunların çözümü olmak şöyle dursun sorunun bilinç alanındaki parçalarından biridir. Çözümsüzlüğün dayatılması ve postmodern düşüncelerin bilinçte yer edinmesi kişinin kendi içerisinde saklanmasına ve adeta yaşadıkları sorunların ağırlığında boğulmasına, hapsolmasına neden olur.

İnsan - Toplum ve Örgütlülük

Burjuva felsefesinin birbirinden koparmak istediği insan ve toplum ilişkisi yaşamda oldukça önemli süreçlere işaret eder. Aynı düşünceler sınıflı toplum biçimlerinin hepsi için geçerlidir, kökeni ise üretim ilişkileri bağlamında özel mülkiyet ve sınıflar arası ilişkilerde bulunmaktadır. Bugün çoğu insanın alıntı yapmaktan çekinmediği İnsan Hakları Bildirgesi dahi bireysel özgürlüklerin önündeki ihlalleri kaldırmaktan bahsederken toplumu gözardı etmekte ve sanki insan toplumun bir parçası değilmiş gibi düşünmektedir. Durumun anlaşılması ortaya konan özgürlüklerin burjuvanın özgürlükleri olduğu anlaşıldığında berraklaşır. Bildirge'deki özgürlük tıpkı Fransız Devrimi'nde bahsedilen özgürlük gibi işçinin değil burjuvanın özgürlüğüdür. Buna rağmen burjuva bulanık bilinci ile insanın özgürlüğünden bahsetmekten geri kalmaz. Burjuva felsefesinin bir parçası olarak postmodernizm de,içerik olarak benzer nitelikte düşünceleri paylaşır. Bunun yanında farklı biçimi ile özellikle birey konusunda insanları etkiler. Toplum yine uzak durulması, kayıtsız kalınması gereken sıradan bir bütünlük olarak görülür. Birey ise kendine has özellikleri ile öne çıkan ve toplumun diğer kesiminden ayrılan, ilişkisiz olan insan olarak duruşunu sergiler. Yazımıza başlarken karşımızda duran akımın birikimden bahsetmiştik. Bu bağlamda postmodernizmin Varoluşçuluk ve Yapısalcılık akımlarının birey anlayışlarını bir arada taşıdığını da ek olarak söyleyebiliriz.

Postmodernizmin en çok çekindiği durumlardan biri insanın toplum ile olan ilişkisinin toplumun ağırlığı ile oluşturulmasıdır. Zaten "evrensellik", "bütünlük", ... gibi kavramları reddeden düşüncelerin farklı davranması çoğunlukla beklenemez. Kavramların ve buna bağlı olarak düşüncelerin yok sayılması, yaşamın kendisinde de olmadığı anlamına gelmez. Ancak postmodernizmin bilgi felsefesine yönelik düşünceleri ele alındığında bize aksini söyleyeceği görülecektir. Bizse burada materyalist temellerimizin sağlamlığı ile postmodernizmin olumsuzlamasına aldırmayacağız. Postmodernizm insan-toplum ilişkisine karşı durduğunda aslında birbirinden kopuk ve bütünlüğü oluşturmaktan uzak bir toplumun kendisini sunmaktadır. Düşüncelerinde görmeye çalıştığı ilişkisizlik eylemde toplumun ağırlığını bireye devrettiği ve toplumun değil bireyin baskın olduğu bir toplumun oluşmasını getirmektedir. Herkesin birbirinden yalıtıldığı ve kendini hapsettiği bir toplum ortaya çıkmaktadır. Aslında bugün çok da yabancısı olmadığımız ve hızla oluşturulan toplumun kendisini anlatmaktayız. Sokakta olan herhangi bir duruma karşı kayıtsızlık ve diğer insanı umursamamazlık burjuva düşüncesinin genelinde görülmekteyken, kişilerin kendi içerisine hapsedilmeleri veya kendi içlerine saklanmaları bir anlamda burjuva düşüncesinin yeni kazanımlarından biri olarak karşımızda yer alır.

Toplumdan ‘ayrı'olarak ele alınan insanın gerçek değil ‘hayali' olabileceği aktarmakta olduğumuz düşüncelerimizden çıkarılabilir. Yaşamda karşılığı bulunmayan bu düşüncenin ‘sakat' olarak eyleme dönüşümüne dikkat ettiğimizde az önce bahsettiğimiz kendi içine hapsolmuş ya da saklanmış bireyler ortaya çıkmaktadır. Yaşadığı sorunların çözümsüzlüğü ile sürekli olarak hoşnutsuzluk haline sahip olan, farkında olmadan tepkisini çevreye, topluma ve kendine yönlendiren insan tipi oluşmaktadır. Böylesi bilinçlerin bir araya gelmeleri ancak topluma ilişkin düşüncelerinde olduğu gibi bireyin ağırlığındaki,nereye çekilirse oraya gitmeye mahkum örgütlenmeleri doğurabilir. Çeşitli miting ve gösterilerde örneklerine rastladığımız, çoğumuzun da yaptıklarına fazla anlam veremediğimiz eylemlerde bulunan kişilerin bütünü oluşmaktadır. Postmodern düşünce öne çıkarılan örgütlülüğün karşısındaki alternatife oldukça olumsuz tavırlarla şöyle bir cevap verir: "Özgürlüğün Kısıtlanması!". Daha önce özgürlükten ne anlaşıldığını anlatmaya çalıştık o yüzden burada kendi örgütlülük anlayışımız üzerine birkaç cümle kurmak istiyoruz. Bir önceki bölümde de bahsettiğimiz gibi üretim güçleri - üretim ilişkileri arasındaki çelişkinin üretim ilişkilerinde yeni toplumu oluşturacak olan filizi doğurduğu kaçınılamayacak bir gerçeğe işaret eder. Öyle ki postmodernizm düşüncelerinde yok saydığı ve her gün ‘öldüğünü' söylediği Marksist düşüncelere her gün daha fazla saldırmaktadır. En sığ bilinç dahi ölen bir vücuda vurulan tekmenin anlamsız olduğunu bilir, peki postmodernizm ‘ölü' olduğunu söylediği düşüncelere neden her fırsatta tekme atmaya yeltenmektedir? Çünkü ‘ölü' olarak bildiği öğeler bütün ‘canlılığı' ile kapitalist toplum biçimini tehdit etmeye devam etmektedir. Altyapı sürecinde kendini gösteren kökler, dallarını üstyapıda açarken ortaya konan manipülasyona karşı önemli bir karşı duruş oluştururlar. Bu bağlamda emekçi sınıfların oluşturdukları birlik, manipülasyona karşı kendilerine ait olan özgün düşünceleri elde etmelerinin ve toplumsal sorunlara birlikte çözüm oluşturmanın adı olarak durmaktadır.

Sonuç

Düşüncelerimiz içerisinde süreç ağırlıklı olarak üstyapı sürecinin iç hareketi doğrultusunda ortaya konmuştur.Bunun yanında aktardığımız düşüncelerin altyapı sürecinde nasıl köklendiği ve iki sürecin karşılıklı olarak birbirini nasıl etkilediği daha geniş kapsamla ele alınan bir çalışmanın ürünü olabilir. Burada ortaya konan düşünceler geniş içerikli bir postmodern eleştiri amacını taşımamaktadır. Yapılan sadece sisli ortamın içerisinde YOLunu beraberce bulmaya çalışan YOLdaşların ışığı, rehberi olan Marksizm bağlamında,eleştiriye giriş niteliği taşımaktadır. Oldukça yalın olarak yazılmaya çalışılan metinde yapılan göndermelerin okuyucuda merak uyandırması amaçlanmaktadır. Bunun yanında giriş olarak nitelediğimiz yazının yanında bilinç alanındaki güncel düşmanımızı tanımak ve onunla savaşmak için yararlanılan kaynaklar bölümündeki birçok ustanın özenli emeğini taşıyan eserler de önerilmektedir.

"Marksizm Öldü" (!) sözcüklerini boğmak için bugün dünden daha fazla nedenimiz var...

‘91 sonrası fiziksel anlamda gücünün azalması onun düşüncelerinin olumsuzlanması değil aksine olumlanmasıdır. Yengilerden aldıklarının yanında yenilgilerden de aldığı birikimle dünden bugüne ve geleceğe daha emin adımlarla ilerleyebilme potansiyeline sahiptir. Potansiyelin açığa çıkması uygun koşulların tekrar yakalanması ve uygun koşulların yaratılması çelişkisi içerisinde gerçekleştirilebilecektir. Her geçen gün çürümekte olan toplumsal ve bireysel ilişkiler kendini bilinç alanında da gösterirken nereden çıktığı belli olmayan "değerler", batakhanelerde çalan devrimci marşlar, yamalı bohça gibi oluşturulan düşünceler... kendini daha da olumsuz halleri ile gösterecek ve yazının hemen başında Marx ve Lenin'in sözleri kendini gerçeklikte daha da derin duyuracaktır...

Marksistler gerektiğinde kendilerini eleştirebilme kapasitesine sahiptirler;çünkü ellerinde bulunan temel,eleştiriyi sağlamanın en büyük silahı olan diyalektik materyalizmdir. Gerektiğinde kendimizi eleştirerek, halk ile devrimciler arasındaki ilişkiyi tekrar kurmanın yollarını oluşturmalı ve karşıtımızla olan savaşımı her alanda yükseltmeliyiz.

YOL'umuz açık olsun...

Yararlanılanlan Kaynaklar;
Karl Marx - Friedrich Engels, Felsefe Metinleri, Sol Yayınları
Maurice Cornforth, A Reply to Dr. Karl Popper, International Publishers
Christopher Caudwell, Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler, Metis Yayınları
Yener Orkunoğlu, Nietzsche ve Postmodernizmin Gerçek Yüzü, Ceylan Yayınları
Asım Bezirci, Bilimden Yana, Evrensel Basım-Yayın
Ellen Meiksins Wood, Sınıftan Kaçış, Yordam Yayınları
Temel Demirer, Postmodern Müdahale ve Başkaldırı, Öteki Yayınevi

popper ve yanlışlanabilirlik ilkesi
diğer bir değişle çözümsüzlük ilkesi demektir.

sorunlara çözüm üretmek bir yana sorunun bizzat kendisini oluşturan uyduruk bir
savunma mekanizmasıdır.

evrensel-insan
09-07-2013, 21:54
Yerçeki gibi vb. kanunlar insan varlığından bağımsız olarak varlar.

Bagimsiz olan kanunlar degil cunku kanunlar insanoglunun bir bilgisidir. Yer cekiminin degil.

Dünya insan olmadan da yerçekimi kanunlarına tabii idi..

Sadece insanogluna gore.

Dinozorlar da bunu hissetti, başka canlılar da...

Sadece insanogluna gore bu bilgi dinazoru baglamaz baska canlilari da baglamaz.

İnsanoğlu bunu fark etti ve ona isim koydu...

Yoksa bu kanunlar insanoğlu olduğu için birden ortaya çıkmadı.

Evrim teorisi de öyle...
İnsanoğlu olduğu için bu kanunlar ortaya çıkmış değil. Vardı zaten. Biz fark ettik. Onu tanımlamaya ve anlamaya çalıştık.

Evrim insanoğlu var olmadan da vardı,zaten modern bilim de bu görüşü destekler.

Insanoglu ortaya koydu demek, "to put forward by human being" demektir.

Yani ortaya koyan tek canli turu epistemolojik olarak yani bugune kadar sadece insanogludur.

Brian
09-07-2013, 21:59
Ne o yercekimi ile dialogun mu var?



Eldeki bilimsel kanıtlara göre...

Zaten aksini söyleyen bilim adamı duymadım.

Dinozorlar da bunu hissetti, başka canlılar da...

Yine modern bilim aksini iddia etmez. Varsa getir. Kim aksini söylüyor, neden öyle olmuş tartışalım...

İnsanoğlu bunu fark etti ve ona isim koydu...
Yoksa bu kanunlar insanoğlu olduğu için birden ortaya çıkmadı

Modern bilim bu görüşe aykırı bir şey söylemez zaten..

Felsefi olarak tartışabilirsin...

Felsefesi olarak ben gerçekten var mıyım, yok muyum diye de tartışmak mümkün...

Insanoglu ortaya koydu demek, "to put forward by human being" demektir.

Yani ortaya koyan tek canli turu epistemolojik olarak yani bugune kadar sadece insanogludur.

Diyorum zaten insan fark etti diye...

Ama fark etmesi insandan önce olmadığı anlamına gelmez.

İnsanoğluna göre olması bunun yanlış olduğu anlamına gelmez. Şimdi diyeceksen yine bu da insanoğluna göre. Ben diyorum ki bu bakış açını çok zorluyorsun sonunda solipsizme kadar gidiyorsun.

evrensel-insan
09-07-2013, 22:08
Eİ sen iyi misin??? Gerçekten soruyorum bak, ciddi, ciddi...
git biraz nefes al, oksijen gitsin beynine! "ben diyorum tokat sen diyorsun arkam sakat.. ben diyorum mersine sen gidersin tersine"....

Okuma sorunlu musun? masus mu yapıyorsun, yoksa amacın başlıklara tükürmek mi, yoksa hadi ben üzerim diye demiyorum, ama bu kadar mı cehalet aşığısın, bu kadar mı cahilsin, cin olmadan çarpmaya kalkıyorsun???!!!

Sana bu son bu sekilde yazina usturuplu yanit verisim olacak, sen kendini ne saniyorsun "dogrucu davut mu" yoksa senin tanrin senin dogrunmu? Adam gibi yazacaksan yaz. Bilgin ve dusuncen yoksa da yazma.

Bir daha benim yazılarıma dansözlük yaptırma, dansözlük yapma, en rezil davranış biçimidir bu tarz tartışma ahlaksızlığı, asla taviz vermem, kimseye vermedim sana hiç vermem! o seviyenden ağzının payını veririm senin. Ciddiye almayacaksan bana yazma, başlıkların içine resmen ediyorsun.... Git köşende edebiyat yap, saçmala...
Nerede insanoğlu subjektiftir dedim, nerenle idrak ediyorsun? bana bir zahmet hem nerede insanoğlu subjektiftir demişim, bunu göster hem de nerenle idrak ettiğini anlat bende anlayayım.... sana yazmak, zaman israfı...

Senden iyi dansoz olmaz. Benim yazdiklarimi algilayamadiginda belli. Cunku metafizigin bataginda aklini batirmissin. Daha bilgi ile varlik farkini algilamaktan acizsin. TEK BIR BILGI KAYNAGI VE ORTAYA KOYANI VARDIR O DA INSANOGLUIDUR, INSANOGLU YOKSA ALGI DA GOZLEM DE BILGI DE YOKTUR. Senin insanoglu disindaki bir fenomene bilgi yuklemen ile, inanirin yaraticisina akil yuklemesi arasinda ne fark var? Ayrica kimse seni zorlamiyor, ne o yazina kira mi istiyorsun, yoksa yazilarin "bulunmaz hint kumasi mi?"


Nesneli, iradeden bağımsız şeyi insan ortaya koyar demedim, bunu berkeleyci ideolojinle savunan sensin. İnsan ortada olanı gözlemler, tanımlar, soyutlar ve soyutlamalarda ÖZNEL ALANDA TANIMLA SOMUTLANIR. ÖZNEL İLE NESNEL SOYUT-SOMUT FARKLIDIRLAR, YAZIMDA DA AYRICA BELİRTTİM, NEDEN BELİRTTİM MUHATABIMI BİLİYORUM, 10 YAŞINDA ÇOCUKLAR DA BU KADAR EDEBİYAT YAPABİLİYOR. Öznel nedir, nesnel nedir git öğren, bunları bilmezsen anlayamazsın, böyle saçmalarsın yine...

Ben de oyle demedim. Bak son kez yaziyorum, insanoglu iradesinden bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin adi tanimi tarifi anlami icerigi v.s. insanoglu yapilandirilmisligidir. Gerceklik ontolojik degil; yapilandirilmistir. Iste bu yuzden de nesnelbilgi olmaz. Cunku bilgiyi ortaya koyan insanoglu oznelidir. Ben sana ancak neyin ne oldugunu ogretirim. Cunku sen herseye sabit bir dogma penceresinden baktigin icin aciklamalarin bilimsel zaten degildir. Burada sacmalayan biri varsa o da sensin. Seni sorgulanmaz aklini materyalizm ile sabitlemis seni. Inanirdan ne farkin var, o tanriya sen materyalizme biast ediyorsun. 21. yuzyildayiz ezber bozmazsan bir yere varamaz ve cagi yakalayamazsin.

İnsan, evet maddedir de. Burada madde ile kasıt senin idrak seviyenin kaya parçası olmaktan ileri geçmemesiyle ilgili, ilintili değildir, ve kimse de salt maddedir demez. Nerede hangi çerçevede söylendiği önemlidir. Sen böyle çarpık cehaletinle her haltta bu savı ortaya atamazsın. Diyenlerde öyle demiyor zaten, senin gibi çarpık kullanmıyor bu argümanları.

Canlı organize olmuş maddedir, bu kadar basit, nerede bu argüman kullanılabilir, işte o çerçeve önemlidir, her haltta kullanılmaz bu argümanlar. Bunu deyince sen neyi ispatlıyorsun, tapındığın ruhu mu?

Ya sen daha butun bu soylediklerinin sadece insanoglunu ilgilendirdigini ve baska turleri ilgilendirmedigini hala kavrayamadin.

Bir nesnenin kendi, kendini ortaya koyma gibi bir iddiası olması gerekmediğini söylüyorum. Ortadalığı belirleyen birilerinin O'nu tanımlamasından bağımsızdır, okuma sorunlu, ortadalık ayrı bir şeydir, ortada olanı ifade etmek ayrı. Sen hiç bir haltı ortaya koymuyorsun, kendini tanrı mı sanıyorsun, felsefe düşmanı, sen sadece içine ediyorsun her şeyin.. Ortaya koymak değil, doğrusu İFADE ETMEKTİR.... NEYİ, ORTA DA OLANI... O yüzden algılıyorsun, ortaya koyduğun için değil, ortada olduğu için algılıyor ve YORUMLUYORSUN!

Zamanı mı daha fazla israf etmek istemiyorum, zira değmiyor, ölülerle değil dirilerle tartışmak istiyorum...[/QUOTE]

Neyse hadi sana gule gule. Okuma yazdiklarimi ya da yazacaksan bilgi ve dusuncen ile yaz. Dogrucu Davut sende.

Yahu cik disari insanoglku olarak kim neyi ispatliyor?

Yeter artik bilgisiz ve dusuncesiz sabit fikirli metafizik sabitli inancli akilci seni.

Umarim bir daha boyle mesaj yazmazsin. Ya da duyguna hakim olamiyorsan ve yazilanlar akil sinirini asiyorsa okumazsin olur biter.

spartacus
09-07-2013, 22:10
Hem bilmiyor hem de bilmediğini bilmiyor....

O zaman çocukluğu bırak, ciddi yazış. Böyle zaman israfısın, sağol. Gittiğim yerden bir isteğin olursa çekinme söyle, güle güle gidiyorum zira zamanım değerli...

evrensel-insan
09-07-2013, 22:13
Eldeki bilimsel kanıtlara göre...

Zaten aksini söyleyen bilim adamı duymadım.

Dinozorlar da bunu hissetti, başka canlılar da...

Yine modern bilim aksini iddia etmez. Varsa getir. Kim aksini söylüyor, neden öyle olmuş tartışalım...

İnsanoğlu bunu fark etti ve ona isim koydu...
Yoksa bu kanunlar insanoğlu olduğu için birden ortaya çıkmadı

Modern bilim bu görüşe aykırı bir şey söylemez zaten..

Felsefi olarak tartışabilirsin...

Felsefesi olarak ben gerçekten var mıyım, yok muyum diye de tartışmak mümkün...



Diyorum zaten insan fark etti diye...

Ama fark etmesi insandan önce olmadığı anlamına gelmez.

İnsanoğluna göre olması bunun yanlış olduğu anlamına gelmez. Şimdi diyeceksen yine bu da insanoğluna göre. Ben diyorum ki bu bakış açını çok zorluyorsun sonunda solipsizme kadar gidiyorsun.

Sorum cok basit bir insanoglu olarak insanoglu disindaki hersey hakkinda kavramsal bilgi ortaya koymayi insanoglu neden ve kimin adina yapiyor?

Bak cok kisa.

Diyelim bir A fenomeni var ve insanoglunun algisina gozlem verdi, insanoglu bunu kavram ile ozdeslestirdi ve diyelim dunya dedi. DUNYA ARTIK A DEGIL, B DIR. A dan artik soz edilemez, cunku INSANOGLU A'YI B'YE DONUSTURMUSTUR.

DOLAYISI ILE A YOKTUR EGER ONUN BIR KAVRAMI VARSA O B DIR.

Iste ortaya koyum A'NIN INSANOGLU ELIYLE B'YE DONUSMESIDIR.

Madde de tanri da dunya da ve aklina insanoglu su anki kavramsal bilgi siniri ile ne ortaya koymussa hepsi B dir.

Iste A nin B ye donusumu sadece ve sadece insanoglu varliginda mumkundur.

evrensel-insan
09-07-2013, 22:16
Hem bilmiyor hem de bilmediğini bilmiyor....

O zaman çocukluğu bırak, ciddi yazış. Böyle zaman israfısın, sağol. Gittiğim yerden bir isteğin olursa çekinme söyle, güle güle gidiyorum zira zamanım değerli...

Hadi benim dogrucu davutlarla sabit fikirlilerle duygusalliga bilgisi ve dusuncesi bitince sapanlarla yazismam mumkun degil.

Bilgin ve dusuncen varsa yaz, yoksa da yazma. Hatta yazimi da okuma, seni zorlayan mi var?

19. y.yilda demir atmis aklinla 21. y.yili algilayabilecvegini mi zannediyorsun?

Inanirlarda 1400 sene oncesini bugune tasimaya calisiyorlar.

Ya cagdas olursun ya da cagdisi kalirsin. Bu da sabit fikirlilik ezbercilik ve aklin sorgulanmazlaridir.

Dene bakalim materyalizmi sorgulamayi becerebilecek misin?

spartacus
09-07-2013, 22:48
Doğrucu Davut kim yahu? Bu safasatayı savuran değil mi?

Insanoglu disinda baska hic bir fenomende bilgi yoktur.


Şu başlıkta senden başka doğrucu, ben doğruyum benden gayrısı kaka diyen bir kimse yok nedense. narsistlik mi var hali ruhiyenizde? Banane zamanım değerli, israf ediyorsun...

İşte kavranmayan da burası, gerçeklik anlam taşımak zorunda değil, anlamlandırma bir soyutlama işidir, somutlama ya da ortaya koyma işi değil, ortada olanı ifade etme işidir ve hiç bir şey ifade edilmekle ortaya konmuş olmaz. Öznel bir çerçevede insan, insana ifade ediyor diye, insanı nesnel dünyadan bağımsız, ve her şeyi ortaya koyan olarak görmek doğru değildir, subjektiftir, zihnidir...


Sen celiskini goruyor musun? Hem insanoglu subjektiftir, zihnidir diyorsun, ve bunu nesnel olarak algiliyorsun. Sen burada insanoglunu madde olarak algiladigin icin, onun beyin yetisini ve kendi oznel ozel ve soyutlamasini hesaba katmiyorsun.


Buyrun, hadi böyle kendine tapınmaktan okuduğunu anlamayan birisi ile yazışmayı başarın. ne demişim? Dam üstünde saksağan...

Diğerleri de tamamen aynı kafa, psikolojinin ürünü, zaman israfı...

Nesnelerin ortadalığı iradelerden bağımsızdır ve iradeden bağımsız hiç bir nesne böyle bir dert taşımaz, taşıyamaz. İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır. Öznel alanda somutlama işi tanımlama ile yapılır, buradaki somutlama ÖZNELDİR, zihnidir, nesnel somut-soyut ile karıştırılmamalıdır.
Mesele bir şeyleri ortaya koymak değil, ortada olanı çözümleyebilmektir, bilim de bunun için var. Gerisi medyumların işi.


Insanoglu bir seyi ortaya koyuyorsa nasil nesnel oluyor? Sen insani once salt madde olarak algilamaktan bahset. Insanoglunun tum ortaya koyumu soyutlamasidir. Bu soyutlama bir somut ya da bir soyut ile ozdeslesebilir.


Tekrar edelim mi azcık alt alta

İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır.

Demişim örneğin bakın ne sorulmuş!!!

Insanoglu bir seyi ortaya koyuyorsa nasil nesnel oluyor? Sen insani once salt madde olarak algilamaktan bahset.

Nereden anlaşılmış, nereye zıplanmış, soruya bakın! Bir önceki dediğim şeye bakın!!!
Ve nereye zıplanmış, salt maddeden bahset vs, alaka ne, kim bu salt maddeden bahseden, hem konuda işlediğim şeyler namına, alakası ne? Yerin darsa oynamayacak, kıvırmayacaksın, zaman israfısın...

tam da anlayacan dil işte, o yüzden ciddi ol, ciddiyetini bozma, başlıkların içine de zamanımıza da tükürme. Biraz soluklan....

evrensel-insan
09-07-2013, 23:22
Doğrucu Davut kim yahu? Bu safasatayı savuran değil mi?

Varsa ispat et diyemiyecegim cunku bir insanoglu olarak senin ispatin gecerli degil. Insanoglu turu disindan ispat edecegini dusundugun bir canli var sa, ona ispat ettir.


Şu başlıkta senden başka doğrucu, ben doğruyum benden gayrısı kaka diyen bir kimse yok nedense. narsistlik mi var hali ruhiyenizde? Banane zamanım değerli, israf ediyorsun...

Bu senin algin ben dogrunun goreceli ve degisken oldugunun bilincindeyim.





Buyrun, hadi böyle kendine tapınmaktan okuduğunu anlamayan birisi ile yazışmayı başarın. ne demişim? Dam üstünde saksağan...

Diğerleri de tamamen aynı kafa, psikolojinin ürünü, zaman israfı...

Neden zaman harciyorsun o zaman, sen daha ne dediginin bilincinde degilsin. Seni yazmaya zorluyan mi var. Yaziyi yazip ta bunu sikayet eden tek cins sensin herhalde.




Tekrar edelim mi azcık alt alta

İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır.

Demişim örneğin bakın ne sorulmuş!!!

Insanoglu bir seyi ortaya koyuyorsa nasil nesnel oluyor? Sen insani once salt madde olarak algilamaktan bahset.

Nereden anlaşılmış, nereye zıplanmış, soruya bakın! Bir önceki dediğim şeye bakın!!!
Ve nereye zıplanmış, salt maddeden bahset vs, alaka ne, kim bu salt maddeden bahseden, hem konuda işlediğim şeyler namına, alakası ne? Yerin darsa oynamayacak, kıvırmayacaksın, zaman israfısın...

tam da anlayacan dil işte, o yüzden ciddi ol, ciddiyetini bozma, başlıkların içine de zamanımıza da tükürme. Biraz soluklan....

Hadi kasrdesim anca gidersin. Sen once kendi celiskini coz. Ziplayan sensin. Hem materya,listim diyorsun, daha maddeyi ortaya koyamiyorsun.

Neyse, dise dokunur bilgi ya da dusunce paylasirsan, yanitlarim.

evrensel-insan
09-07-2013, 23:29
cevdet ünlü

Postmodern düşüncelerle ilk karşılaşıldığında sahip olduğu ‘eleştirellik' öncelikle insanı kendisine çekebilir ve etkileyebilir. Hatta yapılan eleştiriler belirli oranlarda tutarlı veya derli-toplu olarak da hissedilebilir. Ancak düşünceler üzerindeki dikkatli bakışlar ortaya konan eleştirilerin sığ, biçimsel ve öznel temellere dayandığını keşfedebilecektir.Yaşanılan güncel sorunların, her insanın bilincinde yer etmesi ve henüz çözümünün yakalanamaması, sorunu ortaya koyan ‘renkli' düşüncelerle yan yana olabilmeyi getirir. Çözümün kendini gösterememesi ve son derece sisli ortamın belirsizliğinde soruna ilişkin her türlü düşüncenin bir araya gelmesi anlaşılır bir durum olarak görülmelidir. Çünkü sadece ‘renkli' düşünceler değil soruna ilişkin her düşünce bir araya gelmektedir.Bunun nedeni, sorunların sahip olduğu toplumsal içeriktir. Önümüze çıkan olumsuzluk ise çözüm için bir araya gelen niceliklerin karşısına çıkan düzen içi yönlendirmedir. Çeşitli manipülasyon araçlarının yarattığı sisli ortam insanların çözümün kendilerinde ve oluşturdukları bütünlükte olduğunu görmesini zorlaştırmakta ya da manipülasyona ciddi bir karşıtlık oluşturarak düzen dışı yönlendirme sağlayan benzerleri ile ilişkisinin kopmasını getirmektedir. Bu ortam kendini özellikle ‘91 sonrası Marksistlerin yaşadıkları şaşkınlık ve yenilgi hallerinin getirdiği boşluğun düzen tarafından doldurulması ve emekçi sınıfların bilinçlerini çelmelemede düzenin etkili olması ile geliştirmiştir. Boşluğun sorunlara duyulan tepkilere aldatıcı biçimlerle cevap verilmesi şeklinde doldurulması,Marksistlerin çözüm olarak ortada duruşlarının insanların bilinçlerinde sarsılmasını getirmiştir. Postmodernistlerin Hegel ve Marx'a yönelik kara çalmalarının yoğunluğu tam bu noktada aranmalıdır. Sarsılmanın yoğunlaştırılması/derinleştirilmesi postmodernizmin başlıca amaçlarından biridir. Postmodern düşünceler, insanların düşüncelerindekiler ile biçimsel benzerlikler üzerinden kurdukları ilişkiler aracılığıyla sorunun içeriğine ilişkin düşünceleri aşındırmakta ya da kendi içeriğini dayatmaktadır. Aldatıcı olan biçimin insanlarda ‘aynı' olandan bahsedildiğini düşündürmesi, yönlendirici olan güç karşısında adeta gidecekleri yerin aksi yönüne doğru çekilmelerini gerçekleştirir.Böylece, başta işçi sınıfı olmak üzere emekçi sınıflar düzen dışı kanallardan uzaklaştırılmakta, düzen içi kanallara yönlendirilmektedirler. Olumsuzluğun son derece ciddi yaşanmasında Marksistlerin insanları düzen dışı kanallara çekecek koşulları bulamamaları ya da oluşturamamaları da en önemli etken olarak düşünülmelidir.

Postmodernizm sorunları ortaya koyarken yaşamdan kopuk, kendi öznelliği içerisinde oluşturduğu ‘renkli' biçimlerde koyar. Düşüncelerinin doğumu gerçek bir sorundan yola çıkarken baş aşağı koyulmuş halde ortada durur. İnsanların yaşadıkları "yanılgı" da işaret edilen noktanın gerçek olmasına karşın baş aşağı olarak koyulduğunu görüp yerli yerine oturtamamalarından kaynaklanır. Bunun da nedeni çeşitli araçlarla manipülasyonun oluşturduğu puslu ortamın getirdiği baş aşağı bilinçlerdir. İlginç olanı,ortaya konan sorunun kendi içerisinde dahi çözüme ulaştırılmaktan uzak oluşudur. Pozitivist akım,I. Ve II. Bunalım Dönemleri'nde hakim düşünce olarak görülürken idealist ve metafizik temelleri ile baş aşağı edilmiş sorunlara aynı nitelikte çözümler oluşturmaktan uzak durmamaktaydı. Bertrand Russell'ın toplumların geleceğinin ABD ve SSCB arasındaki kapsamlı bir silahlı savaşın sonunda belirleneceği düşüncesi örnek olarak verilebilir. Postmodernizm ise sorun-çözüm ilişkisinde çözümü metafizik anlamda dıştalayarak sadece sorunu ortaya koymayı tercih eder. Onun için önemli ve vazgeçilmez olan sorunun ortaya koyularak çözümsüzlüğünün vurgulanmasıdır. Ancak çözümsüzlüğün doğurduğu baskı ve tepki düşük düzeydeki eylemlerle hafifletilerek çözümsüzlüğün ‘protestosu'nu göstermektedir. Postmodern düşüncenin soruna karşılık çözümsüzlük protestosu oldukça abartılır ve zaman zaman insan yaşamının en önemli öğesi olarak görülür. Çözümsüzlük ‘kutsal' hale getirilirken karşısındaki protesto da ‘kutsanır.' Bu durumda yönlendirilen kitleler düzen içi kanallarda umutsuzluğa ve umursamazlığa sürüklenirler.

Satırlarımız sırasında sorunlar olarak belirlemelerimiz, kapitalist toplumun başta ekonomik olmak üzere siyasal, kültürel, hukuksal... alanları ve çözüm olarak sunduğumuz, ‘aynı' isimle alanların yeni bir toplum ile içeriklendirilmesi durumlarıdır. Görüleceği gibi postmodernizm çelişki içerisinde varolan sorunların çözümü olmak şöyle dursun sorunun bilinç alanındaki parçalarından biridir. Çözümsüzlüğün dayatılması ve postmodern düşüncelerin bilinçte yer edinmesi kişinin kendi içerisinde saklanmasına ve adeta yaşadıkları sorunların ağırlığında boğulmasına, hapsolmasına neden olur.

İnsan - Toplum ve Örgütlülük

Burjuva felsefesinin birbirinden koparmak istediği insan ve toplum ilişkisi yaşamda oldukça önemli süreçlere işaret eder. Aynı düşünceler sınıflı toplum biçimlerinin hepsi için geçerlidir, kökeni ise üretim ilişkileri bağlamında özel mülkiyet ve sınıflar arası ilişkilerde bulunmaktadır. Bugün çoğu insanın alıntı yapmaktan çekinmediği İnsan Hakları Bildirgesi dahi bireysel özgürlüklerin önündeki ihlalleri kaldırmaktan bahsederken toplumu gözardı etmekte ve sanki insan toplumun bir parçası değilmiş gibi düşünmektedir. Durumun anlaşılması ortaya konan özgürlüklerin burjuvanın özgürlükleri olduğu anlaşıldığında berraklaşır. Bildirge'deki özgürlük tıpkı Fransız Devrimi'nde bahsedilen özgürlük gibi işçinin değil burjuvanın özgürlüğüdür. Buna rağmen burjuva bulanık bilinci ile insanın özgürlüğünden bahsetmekten geri kalmaz. Burjuva felsefesinin bir parçası olarak postmodernizm de,içerik olarak benzer nitelikte düşünceleri paylaşır. Bunun yanında farklı biçimi ile özellikle birey konusunda insanları etkiler. Toplum yine uzak durulması, kayıtsız kalınması gereken sıradan bir bütünlük olarak görülür. Birey ise kendine has özellikleri ile öne çıkan ve toplumun diğer kesiminden ayrılan, ilişkisiz olan insan olarak duruşunu sergiler. Yazımıza başlarken karşımızda duran akımın birikimden bahsetmiştik. Bu bağlamda postmodernizmin Varoluşçuluk ve Yapısalcılık akımlarının birey anlayışlarını bir arada taşıdığını da ek olarak söyleyebiliriz.

Postmodernizmin en çok çekindiği durumlardan biri insanın toplum ile olan ilişkisinin toplumun ağırlığı ile oluşturulmasıdır. Zaten "evrensellik", "bütünlük", ... gibi kavramları reddeden düşüncelerin farklı davranması çoğunlukla beklenemez. Kavramların ve buna bağlı olarak düşüncelerin yok sayılması, yaşamın kendisinde de olmadığı anlamına gelmez. Ancak postmodernizmin bilgi felsefesine yönelik düşünceleri ele alındığında bize aksini söyleyeceği görülecektir. Bizse burada materyalist temellerimizin sağlamlığı ile postmodernizmin olumsuzlamasına aldırmayacağız. Postmodernizm insan-toplum ilişkisine karşı durduğunda aslında birbirinden kopuk ve bütünlüğü oluşturmaktan uzak bir toplumun kendisini sunmaktadır. Düşüncelerinde görmeye çalıştığı ilişkisizlik eylemde toplumun ağırlığını bireye devrettiği ve toplumun değil bireyin baskın olduğu bir toplumun oluşmasını getirmektedir. Herkesin birbirinden yalıtıldığı ve kendini hapsettiği bir toplum ortaya çıkmaktadır. Aslında bugün çok da yabancısı olmadığımız ve hızla oluşturulan toplumun kendisini anlatmaktayız. Sokakta olan herhangi bir duruma karşı kayıtsızlık ve diğer insanı umursamamazlık burjuva düşüncesinin genelinde görülmekteyken, kişilerin kendi içerisine hapsedilmeleri veya kendi içlerine saklanmaları bir anlamda burjuva düşüncesinin yeni kazanımlarından biri olarak karşımızda yer alır.

Toplumdan ‘ayrı'olarak ele alınan insanın gerçek değil ‘hayali' olabileceği aktarmakta olduğumuz düşüncelerimizden çıkarılabilir. Yaşamda karşılığı bulunmayan bu düşüncenin ‘sakat' olarak eyleme dönüşümüne dikkat ettiğimizde az önce bahsettiğimiz kendi içine hapsolmuş ya da saklanmış bireyler ortaya çıkmaktadır. Yaşadığı sorunların çözümsüzlüğü ile sürekli olarak hoşnutsuzluk haline sahip olan, farkında olmadan tepkisini çevreye, topluma ve kendine yönlendiren insan tipi oluşmaktadır. Böylesi bilinçlerin bir araya gelmeleri ancak topluma ilişkin düşüncelerinde olduğu gibi bireyin ağırlığındaki,nereye çekilirse oraya gitmeye mahkum örgütlenmeleri doğurabilir. Çeşitli miting ve gösterilerde örneklerine rastladığımız, çoğumuzun da yaptıklarına fazla anlam veremediğimiz eylemlerde bulunan kişilerin bütünü oluşmaktadır. Postmodern düşünce öne çıkarılan örgütlülüğün karşısındaki alternatife oldukça olumsuz tavırlarla şöyle bir cevap verir: "Özgürlüğün Kısıtlanması!". Daha önce özgürlükten ne anlaşıldığını anlatmaya çalıştık o yüzden burada kendi örgütlülük anlayışımız üzerine birkaç cümle kurmak istiyoruz. Bir önceki bölümde de bahsettiğimiz gibi üretim güçleri - üretim ilişkileri arasındaki çelişkinin üretim ilişkilerinde yeni toplumu oluşturacak olan filizi doğurduğu kaçınılamayacak bir gerçeğe işaret eder. Öyle ki postmodernizm düşüncelerinde yok saydığı ve her gün ‘öldüğünü' söylediği Marksist düşüncelere her gün daha fazla saldırmaktadır. En sığ bilinç dahi ölen bir vücuda vurulan tekmenin anlamsız olduğunu bilir, peki postmodernizm ‘ölü' olduğunu söylediği düşüncelere neden her fırsatta tekme atmaya yeltenmektedir? Çünkü ‘ölü' olarak bildiği öğeler bütün ‘canlılığı' ile kapitalist toplum biçimini tehdit etmeye devam etmektedir. Altyapı sürecinde kendini gösteren kökler, dallarını üstyapıda açarken ortaya konan manipülasyona karşı önemli bir karşı duruş oluştururlar. Bu bağlamda emekçi sınıfların oluşturdukları birlik, manipülasyona karşı kendilerine ait olan özgün düşünceleri elde etmelerinin ve toplumsal sorunlara birlikte çözüm oluşturmanın adı olarak durmaktadır.

Sonuç

Düşüncelerimiz içerisinde süreç ağırlıklı olarak üstyapı sürecinin iç hareketi doğrultusunda ortaya konmuştur.Bunun yanında aktardığımız düşüncelerin altyapı sürecinde nasıl köklendiği ve iki sürecin karşılıklı olarak birbirini nasıl etkilediği daha geniş kapsamla ele alınan bir çalışmanın ürünü olabilir. Burada ortaya konan düşünceler geniş içerikli bir postmodern eleştiri amacını taşımamaktadır. Yapılan sadece sisli ortamın içerisinde YOLunu beraberce bulmaya çalışan YOLdaşların ışığı, rehberi olan Marksizm bağlamında,eleştiriye giriş niteliği taşımaktadır. Oldukça yalın olarak yazılmaya çalışılan metinde yapılan göndermelerin okuyucuda merak uyandırması amaçlanmaktadır. Bunun yanında giriş olarak nitelediğimiz yazının yanında bilinç alanındaki güncel düşmanımızı tanımak ve onunla savaşmak için yararlanılan kaynaklar bölümündeki birçok ustanın özenli emeğini taşıyan eserler de önerilmektedir.

"Marksizm Öldü" (!) sözcüklerini boğmak için bugün dünden daha fazla nedenimiz var...

‘91 sonrası fiziksel anlamda gücünün azalması onun düşüncelerinin olumsuzlanması değil aksine olumlanmasıdır. Yengilerden aldıklarının yanında yenilgilerden de aldığı birikimle dünden bugüne ve geleceğe daha emin adımlarla ilerleyebilme potansiyeline sahiptir. Potansiyelin açığa çıkması uygun koşulların tekrar yakalanması ve uygun koşulların yaratılması çelişkisi içerisinde gerçekleştirilebilecektir. Her geçen gün çürümekte olan toplumsal ve bireysel ilişkiler kendini bilinç alanında da gösterirken nereden çıktığı belli olmayan "değerler", batakhanelerde çalan devrimci marşlar, yamalı bohça gibi oluşturulan düşünceler... kendini daha da olumsuz halleri ile gösterecek ve yazının hemen başında Marx ve Lenin'in sözleri kendini gerçeklikte daha da derin duyuracaktır...

Marksistler gerektiğinde kendilerini eleştirebilme kapasitesine sahiptirler;çünkü ellerinde bulunan temel,eleştiriyi sağlamanın en büyük silahı olan diyalektik materyalizmdir. Gerektiğinde kendimizi eleştirerek, halk ile devrimciler arasındaki ilişkiyi tekrar kurmanın yollarını oluşturmalı ve karşıtımızla olan savaşımı her alanda yükseltmeliyiz.

YOL'umuz açık olsun...

Yararlanılanlan Kaynaklar;
Karl Marx - Friedrich Engels, Felsefe Metinleri, Sol Yayınları
Maurice Cornforth, A Reply to Dr. Karl Popper, International Publishers
Christopher Caudwell, Ölen Bir Kültür Üzerine İncelemeler, Metis Yayınları
Yener Orkunoğlu, Nietzsche ve Postmodernizmin Gerçek Yüzü, Ceylan Yayınları
Asım Bezirci, Bilimden Yana, Evrensel Basım-Yayın
Ellen Meiksins Wood, Sınıftan Kaçış, Yordam Yayınları
Temel Demirer, Postmodern Müdahale ve Başkaldırı, Öteki Yayınevi

popper ve yanlışlanabilirlik ilkesi
diğer bir değişle çözümsüzlük ilkesi demektir.

sorunlara çözüm üretmek bir yana sorunun bizzat kendisini oluşturan uyduruk bir
savunma mekanizmasıdır.

Bilimdeki Postmodernizm Goreci/Supheci-Relativist/Skeptik

Bilindigi gibi postmodernizm, serbest dusunceye kapi acan ve her konu ve kavramdaki, her daldaki her turlu dogmayi, otoriteyi, biasi, alisilagelmisligi, oturmuslugu, yerlesmisligi, monotonlugu v.s. her turlu sorgulama ile alt ust eden ve bozan bir akimdir.

Insanoglu bilgisinin hic bir bransinin kacip kurtulamadigi bu kokenci ve curutucu akimdan, bilim ve mantikta herseyin bir yapilandirilmislik ve bunun da sadece ve sadece insanoglu yapilandirmisligi olmak ve bilim ve mantigin kisaca tecrubenin tercumesi oldugu "suclamasiyla" nasibini almistir.

Zamansiz ve evrensel gerceklik yoktur ve bu olmayan gercekligin ne oldugunun ve neyin gercek oldugunun da kesin bir bilgisi yoktur.

Iste postmodernizmin bu "cikisi" bilim kisilerini gercegin ne oldugu konusunda bir sorgulamaya itmistir. Cunku bilim kisileri, bilimsel bilginin her zaman gecici oldugunun farkindadirlar.

Cogu, artik objektif insanoglu bilim kisilerinin buldugu ve degismez olarak ortaya konan doganin degismez, mutlak ve sabit kanunlarina inanmadiklarini soylemektedir.

Einstein'in izafiyet teorisi, Bohr'un Quantum mekanigi, Heisenberg'in Kesinsizlik prensipleri, Popper'in yanlislanabilirlik ilkesi, Feyerabend'in metod karsitligi ve bunlarin hepsi bilimsel bilginin gozleminin merkezinde rol oynamaktadir.

Eger Kuhn (Bilimin paradigmalari) "dogru" ise bilim kisileri notr ve disaridan bakis acisi (Qua felsefesi) olan arastirmacilar ve gozlemciler yerine; bir cesit dini(burada kastedilen her turlu akilciligin ideolojisi, inancsallari, dogrulari, sabitleri, degismezleri, savunulanlari,on kabulleri, degerleri,verileri, teorileri, kanunlari v.s.) inanirlardir.

Bilim kisilerinin bilimi, kendi toplumlari tarafindan cok nadirce sorgulanan merkezi paradigmalariyla (axiom, maxim, postulat, belgit v.s. temelli on kabuller ve onlarin sorgulanmaz rehberligi) yoneltilmektedir.

Bu postmodern goreci bakis acisidir. Bu postmodernist supheciliktir. Sosyal yapilandirilmisliktir ve her turlu akilci realizm karsitidir.

Asabilmenin tek yolu, bilimsel ve bilissel bilgiyi algiyi kavrayabilmek idrak edebilmek ve vasfina bilinc ve farkindalik ile varabilmektir.

Aksi ya bosluk ya da inanc ile ideoloji ile bezenmis bilim.

Ayrica bilimi bilimsellikten ve bilissellikten uzak tutmak ta, emperyalist zihniyetin hedefidir.

spartacus
10-07-2013, 00:15
Neyse, dise dokunur bilgi ya da dusunce paylasirsan, yanitlarim.

Dişin olsa da kavrayabilsen, en azından yanıtlayabilmek için.

ben diyorum
Öznel bir çerçevede insan, insana ifade ediyor diye, insanı nesnel dünyadan bağımsız, ve her şeyi ortaya koyan olarak görmek doğru değildir, subjektiftir, zihnidir...

Sen saçmalıyorsun, ne diyorsun bana, insanoğlu subjektiftir dedin! diyorsun.

Bir kerede doğru olmadığını, kendi dediklerinin de yanlış olabileceğini, yanlış yapabileceğini, yanlış anlayabileceğini kabul et, dünya yerinden oynayacak, ama ne gam, sen 1 okuyup işine nasıl geliyorsa(!) 10 yanlış anlam türetebiliyorsun, haline bakmıyor politik davranmaya kalkıyorsun, yerin dar olunca, zeytinyağı olacaksın ya... kabul etmektense karşındakine salt madde de hadi, hadi sende çelik çomak nasıl oynanır bunu açıkla, aynı dindarların hadi ateyisler bunu da açıklayın saçmalığı gibi...

Şu sitede onca yazın var bir kez de yanlış anlamışım demezsin, sürekli sana fikir belirtene saldırıya geçersin, ithamlarda bulunur, huysuz çocuklar gibi, oyuncağı alınmış mızmız çocuklar gibi tükürmeye başlarsın, ne dersen doğrudur, bir sen bilirsin başka kimse bilmez, yazılarından narsizm fışkırır, bir sen göremezsin... Doğrucu davutsun ya, yaralı parmağa işemiyorsun...

Neyse zaman israfısın, üfürmeye devam edebilirsin, yolun açık...

evrensel-insan
10-07-2013, 00:25
Dişin olsa da kavrayabilsen, en azından yanıtlayabilmek için.

ben diyorum
Öznel bir çerçevede insan, insana ifade ediyor diye, insanı nesnel dünyadan bağımsız, ve her şeyi ortaya koyan olarak görmek doğru değildir, subjektiftir, zihnidir...

Insanoglunun "nesnel dunyadan bagimsizligini" ne temelde ele aliyorsun. Birincisi insanoglu hem nesnel dunyanin bir parcasidir hem de bu nesnel dunya ile kendi gozlemi algisi ve kavramsal bilgisince iletisim icindedir. Evet herseyi ortaya koyandir. Bunu da kendi adina soylemektedir. Baska insanoglu disi bir fenomen icin de konusamaz.

Peki sen neye dayanarak, insanoglu disinda baskabir fenomenin bir seyi ortaya koydugunu soyluyorsun?

Vahiy mi aliyorsun?

Sen saçmalıyorsun, ne diyorsun bana, insanoğlu subjektiftir dedin! diyorsun.

Bir kerede doğru olmadığını, kendi dediklerinin de yanlış olabileceğini, yanlış yapabileceğini, yanlış anlayabileceğini kabul et, dünya yerinden oynayacak, ama ne gam, sen 1 okuyup işine nasıl geliyorsa(!) 10 yanlış anlam türetebiliyorsun, haline bakmıyor politik davranmaya kalkıyorsun, yerin dar olunca, zeytinyağı olacaksın ya... kabul etmektense karşındakine salt madde de hadi, hadi sende çelik çomak nasıl oynanır bunu açıkla, aynı dindarların hadi ateyisler bunu da açıklayın saçmalığı gibi...

Şu sitede onca yazın var bir kez de yanlış anlamışım demezsin, sürekli sana fikir belirtene saldırıya geçersin, ithamlarda bulunur, huysuz çocuklar gibi, oyuncağı alınmış mızmız çocuklar gibi tükürmeye başlarsın, ne dersen doğrudur, bir sen bilirsin başka kimse bilmez, yazılarından narsizm fışkırır, bir sen göremezsin... Doğrucu davutsun ya, yaralı parmağa işemiyorsun...

Neyse zaman israfısın, üfürmeye devam edebilirsin, yolun açık...

Kendini tanimlamissin desem, hic te haksizlik etmis olmam.

antilop
10-07-2013, 00:50
- Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hoca'ya sormuşlar, O'da:
- Hangi kıyamet? demiş.
- Kıyamet kaç tanedir? demişler.
- Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet, dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan karım ölürse küçük kıyamet. Ben ölürsem büyük kıyamet!' diye karşılık vermiş.

evrensel insan öldüğünde, sadece madde ve gerçeklikler değil, evrende yok oluyor.

herşey insan fenomeninde toplanmış , tasarlanmış

grand design; dedimya bunların teorilerinin özü büyük tasarımcı varoluşçuluk
pozitivizm de sadece bilimsel olduğu görüntüsü veren felsefi kelime oyunları

çünkü insan fenomenini alğılayan sadece insan
o halde insan yoksa madde var yada yok fark etmez
gözlemci yok sa hiçbir şey yok

yada büyük akıl var mı ?

quantum mekaniği ile sadece akıl olarak var olabilir.

keşifler de aslında keşif değil insan tasarımı bir yaratım dır.
yoktan var eden insandır.
tanrıyı bile insan yaratmıştır.(gerçi tanrıyı insan yaratmış ama hala yok belkide doğumu uzun sürdüğündendir.) ateistler sayesinde tanrı iddasıda yanlışlanabilirliği ile tanrıyı mümkün kılar
dolayısı ile tanrı bilimsel bir gerçekliktir.

:peace::music:

evrensel-insan
10-07-2013, 01:04
cevdet ünlü

popper ve yanlışlanabilirlik ilkesi
diğer bir değişle çözümsüzlük ilkesi demektir.

sorunlara çözüm üretmek bir yana sorunun bizzat kendisini oluşturan uyduruk bir
savunma mekanizmasıdır.

Ne gam kendi fikri bile olmayan baskalarindan alinti ile yanit veren, dunyanin kabullendigi Popper'i "cozumsuzluk ilkesi" yaftasi ile elestiriyor.

Evet dogrudur, materyalist ufuk olarak oyle aslgilanir. Cozum o materyalist ufkun disina cikabilecek beyinde yer etmis sorgulkanmaszi sorgulamak ve ezber bozabilmektir.

Bir de atasozu verelim. "Kedi erisemedigi ete 'pist' dermis."

Nasil inanirlar algilayamadiklari Darwin'e sirf inanclari sarsilmasin diye, karsi cikma careleri ariyorlarsa, iste boyle cozumsuzluge dusenler de Popper' e inanclari sarsilmasin diye karsi cikiyorlar. Ne o "uyduruk bir savunma mekanizmasi" y mis, sevsinler!

Karl Popper is generally regarded as one of the greatest philosophers of science of the 20th century.

http://plato.stanford.edu/entries/popper/

spartacus
10-07-2013, 01:11
Insanoglunun "nesnel dunyadan bagimsizligini" ne temelde ele aliyorsun. Birincisi insanoglu hem nesnel dunyanin bir parcasidir hem de bu nesnel dunya ile kendi gozlemi algisi ve kavramsal bilgisince iletisim icindedir. Evet herseyi ortaya koyandir. Bunu da kendi adina soylemektedir. Baska insanoglu disi bir fenomen icin de konusamaz.

Peki sen neye dayanarak, insanoglu disinda baskabir fenomenin bir seyi ortaya koydugunu soyluyorsun?

Vahiy mi aliyorsun?


Bak Evrensel okumuyor veya anlayamıyorsun, zira kendi önyargılarına saplanmış olabilirsin. Benim adıma da konuşuyor ve karar veriyorsun. Mecbur muyuz senin gibi düşünmeye? Senin katı yargılarına uymaya? Kul muyuz sana, her yanından narsizm akan görüşlerinle düşünmeye mahkum muyuz?! Baktın olmuyor kendi görüşünle muhatabını, demediği halde O'nun adına demiş gibi konuşturmaya kalkıyorsun, o kadar saplantılısın kendi yüceliğine, imanına, inancına, putuna, amentüne.. Ortaya koymak demiyorum, ORTADALIK DİYORUM, BUNLAR FARKLI ŞEYLER BİRİSİNDE EYLEM-İRADE, bir koyan vardır DİĞERİNDE yoktur. Yani iradeyle bir yerlere konmamıştır, ORTADADIR. Bunu insan gözlemleyebiliyorsa izin verde ortada olmaktan da bahsedebilsin! Sen idrak edemiyor olabilirsin, ben edebiliyorum....

Öncelikle ortadalık ile ortaya koymak ile kastınız tamamen zihinseldir, oysa bizim ortadalık ile orta da olmak ile kastımız nesneldir, sizin zihninizden bağımsızdır... En nihayetinde insan İradeden bağımsızlığı da, nesnelliği de kavramıştır. Bunu reddetmek sanırım insanla dalga geçmek olmalı.
Nesnelerin ortadalığı iradelerden bağımsızdır ve iradeden bağımsız hiç bir nesne böyle bir dert taşımaz, taşıyamaz. İnsan ancak zihin dünyasında yani subjektif, öznel dünyasında ortaya koyabilir, bu soyutlamadır, soyut dünyadır. Öznel alanda somutlama işi tanımlama ile yapılır, buradaki somutlama ÖZNELDİR, zihnidir, nesnel somut-soyut ile karıştırılmamalıdır.
Mesele bir şeyleri ortaya koymak değil, ortada olanı çözümleyebilmektir, bilim de bunun için var.

Ne anladın desem dünkü mesaj bu! Hala anlamsız sorular soruyor ve benim adıma da konuşup duruyorsun, demediklerimi dedin diye göstermeye kalkıyor, tartışma ortamının da içine ediyorsun, saygısızlık yapıyorsun...

Şimdi sırayla gidelim.

İnsan nensel alanın iradesinden bağımsız olduğunu da ifade edebiliyor! yani insan bana rağmen, ben yokken de nesneler orada ya da şurada idi diyebiliyor ve hatta bir çok yol ve yöntemle tespit de edebiliyor.. Burada anlayamadığın ne var! İnsanın mars'ı tanımlaması nesnel anlamda, fizik alanında O'nu ortaya-oraya koyması değildir. Bir şeyleri ortaya koyacaksa bu algıladığı şeyi ifade etmek olarak hayat bulacaktır ki, burada ölçüt her şeyden önce kendisine ifade etmesi-yorumlamasıdır, o halde bu özneldir ! halbuki ben, nesnel ortadalıktan bahsediyorum, yani gözlemlenebilir olandan, algılanabilir olandan ve insan bunu da hem gözlemliyor hemde ifade edebiliyor. Bir sen anlamıyorsun sebebi her ne ise! Marsı oraya ben koydum diyorsun, hangi açıdan efendim fizik(nesnel) açısından da ben koydum diyorsun, üzerinde yaşanabilir bir mesafeye koysaydın bari, 40 yılda bir de olsa elinden bir şeyler geldiğini görür, mahcup olurduk. neden mars'ı oraya koydun, yoksa sen koymadın mı, sen koymadıysan kim koydu o mars'ı oraya, hani her şeyi nesnel-fizik alanında da insan ortaya koymuştur diyorsun ya, demiyorsan kaç başlıktır ne demeye alakasız, anlamsız şeyler söylüyorsun. Sen koymadıysan kim, hangi insanoğlu koydu, aptal mıydı ki, öyle çorak bıraktı, kötü birisimiydi, çiçekler, kuşlar, böcekler, yeşilliklerle hayatla donatsaydı olmaz mıydı!?? Yoksa Mars insanın iradesinden bağımsız orada mıydı, sen onu gözlemlerken, ortada-orada olmadığını iddia ettiğin şeyi, nasıl gözlemledin, algıladın??? Bir şeyi algılaman sana mı bağlı, sen algılamazsan o şey yok mudur, bir yerlerde değil midir? halbu ki sen algılamazsan da bu senin sorunundur sadece, o şeyler mevcut olabilir ve sana da iradene de bağlı değildir. İşte ortadalık budur, bir biçimde bir yerlerde bulunmaktır.

Diyorum ya, senin felsefen medyumların işi..

Zaman israfısın ve hala israf ediyorsun... Bu seviyede(ilkokul 3) anlatımdan da hala bir demagoji üretebileceksen, artık yuh diyorum...

antilop
10-07-2013, 01:21
inançları sarsılacağından korkan materyalistlermi yoksa senin gibi önüne gelene cevap veremediklerine yada kelime oyunları ile sözde geniş anlamları kısaltarak felsefi bir dille konuştuğu iddası ile laf ebeliği yapanlarmı

materyalizmi savunanlara mal diyebilecek kadar kabalaşan bir zatı muhterem bir de nama alıntılarla konuşan diyor şuna bakın hele
sen neyce yazıyorsun allah aşkına ingilizce mi çorbaca mı

yoksa kullandığın dil felfenin terminolojisimi

kendi kendinize tanımlamalar yapıp bunları felsefeye kabullendirenlerin kullandığı ingilizce isimleri doğrudan alıp kurduğun cümlelerin abuk sabuk görünmesini felsemi yaptım sanıyorsun

evet kısa ve öz olarak

sorunlara çözüm üretmek bir yana sorunun bizzat kendisini oluşturan uyduruk birsavunma mekanizmasıdır. çözümsüzlüğün zırvalamasıdır ,yanlışlanabilirlik ilkesi

en azından senin tarifinde öyle

herşeyi ,insana indirgeyen bir mantıkla
ancak müslüman olursun onlarda tüm kainatın yaratılmasının sebebinin insan hatta ve hatta muhammet fenomeni olduğunu söylüyorlar

bak nitelikde kazandırmış oldular

evrensel-insan
10-07-2013, 01:32
inançları sarsılacağından korkan materyalistlermi yoksa senin gibi önüne gelene cevap veremediklerine yada kelime oyunları ile sözde geniş anlamları kısaltarak felsefi bir dille konuştuğu iddası ile laf ebeliği yapanlarmı

Dogrudur aklin sinirini asan soylemler "kelime oyunlari/sozde genis anlamlari kisaltarak felsefi bir dille konustugu iddiasi" gelebilir ki, burada iddia bir niyet okumadir. Cunku benim boyle bir soylemim yok.

materyalizmi savunanlara mal diyebilecek kadar kabalaşan bir zatı muhterem bir de nama alıntılarla konuşan diyor şuna bakın hele
sen neyce yazıyorsun allah aşkına ingilizce mi çorbaca mı

Herkes istedigini savunabilir. Bir seyi savunmak baska onun bilimsel oldugunu iddia etmek ve bunu gosterememek baskadir. Ayni inanirlar gibi bilimden anlamazlar ama her soylediklerini ilimsel sanirlar.

O da dogaldir, aklin sinirini asan soylemler algilanamaz, baska bir dil gibi gelir. Buna noncognitivizm diyorlar. Caresi cagi yakalayacak sekilde ve birakmayacak sekilde bilgilenmek ve bilinclenmek.

yoksa kullandığın dil felfenin terminolojisimi

kendi kendinize tanımlamalar yapıp bunları felsefeye kabullendirenlerin kullandığı ingilizce isimleri doğrudan alıp kurduğun cümlelerin abuk sabuk görünmesini felsemi yaptım sanıyorsun

evet kısa ve öz olarak

sorunlara çözüm üretmek bir yana sorunun bizzat kendisini oluşturan uyduruk birsavunma mekanizmasıdır. çözümsüzlüğün zırvalamasıdır ,yanlışlanabilirlik ilkesi

Dedimya inanirlardan farkin yok. Cunku onlar da boyle cagin gerisine dustuklerinde cozumsuzluge dustuklerinde tek yaptiklari inanclarina inatlas imanla sarilmak. Cunku ezber bozmak akildayer etmisi sorgulamak bilinc ister.

en azından senin tarifinde öyle

Benim degil, bilimsel felsefenin tarifinde bilimsellik olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirliktir. Yani her turlu bilimsel gecerlilik gozlem ile yanlislanabilene kadar, yanlislandiginda da gecerliligini kaybeder, bilimsel bilgi olmaktan cikar. Bilim de zaten boyle ilerler. Yoksa sadece ispatta kalir ve dogmalasir. Tum inanclar ve ideolojiler ve buna bagli dogrular yanlislanamadiklari icin birer dogmadirlar. Cag degisir bilgi degisir, onlar hala bildiklerini okurlar. Ayni Islamin 1400 senedir yaptigi gibi.

herşeyi ,insana indirgeyen bir mantıkla
ancak müslüman olursun onlarda tüm kainatın yaratılmasının sebebinin insan hatta ve hatta muhammet fenomeni olduğunu söylüyorlar

bak nitelikde kazandırmış oldular

Sen baska bir varlik misin? Kimin adina konusuyorsun?

evrensel-insan
10-07-2013, 01:39
- Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hoca'ya sormuşlar, O'da:
- Hangi kıyamet? demiş.
- Kıyamet kaç tanedir? demişler.
- Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet, dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan karım ölürse küçük kıyamet. Ben ölürsem büyük kıyamet!' diye karşılık vermiş.

evrensel insan öldüğünde, sadece madde ve gerçeklikler değil, evrende yok oluyor.

Evet insanoglu turunun biri oldugunde onun icin olan yapisini koruyan yasam biter. Ne o yoksa sen oldukten sonra ayni yapini koruyarak yasayacagini mi dusunuyorsun?

herşey insan fenomeninde toplanmış , tasarlanmış

grand design; dedimya bunların teorilerinin özü büyük tasarımcı varoluşçuluk
pozitivizm de sadece bilimsel olduğu görüntüsü veren felsefi kelime oyunları

çünkü insan fenomenini alğılayan sadece insan
o halde insan yoksa madde var yada yok fark etmez
gözlemci yok sa hiçbir şey yok

yada büyük akıl var mı ?

quantum mekaniği ile sadece akıl olarak var olabilir.

keşifler de aslında keşif değil insan tasarımı bir yaratım dır.
yoktan var eden insandır.
tanrıyı bile insan yaratmıştır.(gerçi tanrıyı insan yaratmış ama hala yok belkide doğumu uzun sürdüğündendir.) ateistler sayesinde tanrı iddasıda yanlışlanabilirliği ile tanrıyı mümkün kılar
dolayısı ile tanrı bilimsel bir gerçekliktir.

:peace::music:

Oyle bir ucmussun ki, ucak kullandigini bilmiyordum. Insanoglunun kendisi zaten fenomendir. Benim ne bir grand design aradigim var ne de sizler gibi fenomene akil yuklemem. Biraz daha zorlasaniz maddeye tapip onu tanri yapacaksiniz-hyloteizm.

Ben gozlemlerim ve kavramsal bilgi ile de ortaya koyarim. Hepsi bu.

Tanri konusu bilimsel degildir. Cunku gozlemi yoktur. Tek bilimselligi insanoglu yasam ve iliskisinde yarattigi sosyo-psikolojik sorundur.

Ben serbest dusunurum.

Ne oldugunu ogrenmek istersen, e.i.'nin kosesinden bulabilirsin.

antilop
10-07-2013, 01:43
Sen baska bir varlik misin? Kimin adina konusuyorsun?

konuşabiliyor olduğum iddası senin beni alğılayacak türde canlı olmandan kaynaklanıyor
maymunlarda kendi aralarında konuşur
hatta kendi formlarına göre her canlı ve hatta hatta cansız varlıklar bile konuşurlar
konuşma anlamlı ses çıkarmaya deniliyorsa insan içinde
diğer formlarında kendi araların analaştıkları yollar yöntemler vardır
ve sen bunu gözlemlemesende vardır. gözlemlesende


ben mutlakiyeti insana değil maddeye indirgiyorum
insan maddenin varlığından muhtaçtır var olabilmek adına
ancak madde insan varlığına muhtaç değildir.

şayet ben maddeye tapınıyorsam sende insana tapınıyorsun
herşeyin merkezine insanı koyuyorsun bu bağlamda benden ne farkın kalıyor.

yanlışlanabilirlik ilkesi kendisi için geçerli değilmi
bu geçerliliğini ne ile kaybediyor.
geçerliliğini kaybettiğinde
diğer iddalar teoriler
yanlışlanabilir ilkesinden kurtuluyor mu?

evrensel-insan
10-07-2013, 01:44
Bak Evrensel okumuyor veya anlayamıyorsun, zira kendi önyargılarına saplanmış olabilirsin. Benim adıma da konuşuyor ve karar veriyorsun. Mecbur muyuz senin gibi düşünmeye? Senin katı yargılarına uymaya? Kul muyuz sana, her yanından narsizm akan görüşlerinle düşünmeye mahkum muyuz?! Baktın olmuyor kendi görüşünle muhatabını, demediği halde O'nun adına demiş gibi konuşturmaya kalkıyorsun, o kadar saplantılısın kendi yüceliğine, imanına, inancına, putuna, amentüne.. Ortaya koymak demiyorum, ORTADALIK DİYORUM, BUNLAR FARKLI ŞEYLER BİRİSİNDE EYLEM-İRADE, bir koyan vardır DİĞERİNDE yoktur. Yani iradeyle bir yerlere konmamıştır, ORTADADIR. Bunu insan gözlemleyebiliyorsa izin verde ortada olmaktan da bahsedebilsin! Sen idrak edemiyor olabilirsin, ben edebiliyorum....


Ne anladın desem dünkü mesaj bu! Hala anlamsız sorular soruyor ve benim adıma da konuşup duruyorsun, demediklerimi dedin diye göstermeye kalkıyor, tartışma ortamının da içine ediyorsun, saygısızlık yapıyorsun...

Şimdi sırayla gidelim.

İnsan nensel alanın iradesinden bağımsız olduğunu da ifade edebiliyor! yani insan bana rağmen, ben yokken de nesneler orada ya da şurada idi diyebiliyor ve hatta bir çok yol ve yöntemle tespit de edebiliyor.. Burada anlayamadığın ne var! İnsanın mars'ı tanımlaması nesnel anlamda, fizik alanında O'nu ortaya-oraya koyması değildir. Bir şeyleri ortaya koyacaksa bu algıladığı şeyi ifade etmek olarak hayat bulacaktır ki, burada ölçüt her şeyden önce kendisine ifade etmesi-yorumlamasıdır, o halde bu özneldir ! halbuki ben, nesnel ortadalıktan bahsediyorum, yani gözlemlenebilir olandan, algılanabilir olandan ve insan bunu da hem gözlemliyor hemde ifade edebiliyor. Bir sen anlamıyorsun sebebi her ne ise! Marsı oraya ben koydum diyorsun, hangi açıdan efendim fizik(nesnel) açısından da ben koydum diyorsun, üzerinde yaşanabilir bir mesafeye koysaydın bari, 40 yılda bir de olsa elinden bir şeyler geldiğini görür, mahcup olurduk. neden mars'ı oraya koydun, yoksa sen koymadın mı, sen koymadıysan kim koydu o mars'ı oraya, hani her şeyi nesnel-fizik alanında da insan ortaya koymuştur diyorsun ya, demiyorsan kaç başlıktır ne demeye alakasız, anlamsız şeyler söylüyorsun. Sen koymadıysan kim, hangi insanoğlu koydu, aptal mıydı ki, öyle çorak bıraktı, kötü birisimiydi, çiçekler, kuşlar, böcekler, yeşilliklerle hayatla donatsaydı olmaz mıydı!?? Yoksa Mars insanın iradesinden bağımsız orada mıydı, sen onu gözlemlerken, ortada-orada olmadığını iddia ettiğin şeyi, nasıl gözlemledin, algıladın??? Bir şeyi algılaman sana mı bağlı, sen algılamazsan o şey yok mudur, bir yerlerde değil midir? halbu ki sen algılamazsan da bu senin sorunundur sadece, o şeyler mevcut olabilir ve sana da iradene de bağlı değildir. İşte ortadalık budur, bir biçimde bir yerlerde bulunmaktır.

Diyorum ya, senin felsefen medyumların işi..

Zaman israfısın ve hala israf ediyorsun... Bu seviyede(ilkokul 3) anlatımdan da hala bir demagoji üretebileceksen, artık yuh diyorum...

Yanit verecek bir dusunce ve bilgi icermediginden, yanit verme ve polemik yaratma geregi duymuyorum. Cunku benim polemige ihtiyacim yok. Senin gibi dusunce yerine sahsa yonelmeye de. Dedim ya her konuda cagi yakalamak tartismanin da bilincine varabilmek bilinc isidir.

Oyuzden tartisilabilecek bir sey ortaya koyarsan bakariz. Yoksa ben "kedi kopek gibi didismekten" hoslanan biri degilim.

evrensel-insan
10-07-2013, 01:52
Sen baska bir varlik misin? Kimin adina konusuyorsun?

konuşabiliyor olduğum iddası senin beni alğılayacak türde canlı olmandan kaynaklanıyor
maymunlarda kendi aralarında konuşur
hatta kendi formlarına göre her canlı ve hatta hatta cansız varlıklar bile konuşurlar
konuşma anlamlı ses çıkarmaya deniliyorsa insan içinde
diğer formlarında kendi araların analaştıkları yollar yöntemler vardır
ve sen bunu gözlemlemesende vardır. gözlemlesende

Insanoglu maymun ile ortak dialog kuramaz. Sadece gozlemini kendi yetisi ile algisi kavramsal bilgisi ile ortaya koyar. Bunu da kendi sinirlari cercevesinde yapar.


ben mutlakiyeti insana değil maddeye indirgiyorum
insan maddenin varlığından muhtaçtır var olabilmek adına
ancak madde insan varlığına muhtaç değildir.

Maddenin mutlakligini bilimsel olarak nasil acikliyorsun?

Ayrica bilime mutlaklik eklemek onun gelismesini onlemektir. Bilimde mutlak yoktur.

şayet ben maddeye tapınıyorsam sende insana tapınıyorsun
herşeyin merkezine insanı koyuyorsun bu bağlamda benden ne farkın kalıyor.

yanlışlanabilirlik ilkesi kendisi için geçerli değilmi
bu geçerliliğini ne ile kaybediyor.
geçerliliğini kaybettiğinde
diğer iddalar teoriler
yanlışlanabilir ilkesinden kurtuluyor mu?

Tapinmak baska gozlemi dile getirmek baskadir. Bir daha soruyorum sen insan olarak kimi/neyi koyuyorsun?

Dedigim gibi. Bilim teorisi ile bir seyi ortaya koyar, bu teorisini test eder, ondan sonra bunu gozleme tasir ve olgu olur. Bu olgu bilimsel olarak ve tartismadisi olarak gecerlidir, taki yeni bir gozlem bu olguyu yanlislayana kadar.

Boylece bilim kesinlikten ve supheden muaftir. Bilimsel gelisim de daimidir, gozlem de algi da fenomen de daimidir. Bu daimilikte de insanoglu algisi kavramsal bilgisi sinirsizdir. Yeni bilgi yeni algiyi getirir eskisi yasamini yitirir.

Bu da surekli suregelen bir surectir.

spartacus
10-07-2013, 02:29
Insanoglu maymun ile ortak dialog kuramaz. Sadece gozlemini kendi yetisi ile algisi kavramsal bilgisi ile ortaya koyar. Bunu da kendi sinirlari cercevesinde yapar.

Söylediklerimle ilgisi-alakası yok. Yine de, belki ısrarla anlamamakta direttiğin nesnel-öznel kavramları için, kendine faydalı olursun. İşte ÖZNEL derken bunu kastediyordum. Anladıysan ne ala :)

Yalnız bu kesin konuşmaları bir kenara bırak, canlılar birbirleriyle diyalog kurabilirler ve kurmaktadırlar, illa konuşmalarını bekleme, defalardır yazıyorum algı etki-tepki prensibine göre çalışır. haliyle etkiye organize biçimde cevap veren canlılar bir biçimde diyalog kurabilirler. İnsan maymun ile diyalog kurabilir, bu yüzden insan maymuna bir şeyler öğretebiliyor.
Tabularını yıkmalısın.

Maddenin mutlakligini bilimsel olarak nasil acikliyorsun?
Ayrica bilime mutlaklik eklemek onun gelismesini onlemektir. Bilimde mutlak yoktur.


bak şu ana kadar çerçeve sorunu vardı, hala var, çerçeve önemli. Neye görelik önemli.. Ben mutlaktır dediğimi hatırlamıyorum, benim için gerçek nesnel gerçektir ve bu gerçeğin teşkili maddedir.(enerji madde, madde enerjidir).
Mutlak olan tanrıdır argümanına karşı, mutlak olan maddedir denmiş olabilir, lakin, artık bunlar değil beni gerçek ve üst paragrafım ilgilendiriyor.

Tapinmak baska gozlemi dile getirmek baskadir. Bir daha soruyorum sen insan olarak kimi/neyi koyuyorsun?

Yok sana kızılamaz bile, zira algılayamadığın açık. Bu koymak saçmalığı sana ait ben bir şey koymuyorum, yahu senin saplantılarınla düşünmeye mecbur muyuz? Git kendine tap bu bakış açısından başka bir şey olmaz.
Ortaya süperman koyuyorum, sonra da Alice koyup birlikte parka gidip sallanıyorlar, koş Alice seni çağırıyor... Ortaya koymak lafa bak, hangi temelde ortaya koymak, fizik mi, nesnel mi, öznel mi, hangi alan da?! Al Alice ve Superman'i koydum, seni çağırıyorlar parka.

Dedigim gibi. Bilim teorisi ile bir seyi ortaya koyar, bu teorisini test eder, ondan sonra bunu gozleme tasir ve olgu olur. Bu olgu bilimsel olarak ve tartismadisi olarak gecerlidir, taki yeni bir gozlem bu olguyu yanlislayana kadar.

dincilerin, temizlik iyi bir şeydir, o halde Kur'an temiz olun der, bu doğruysa gerisi de doğrusudur yöntemiyle böyle genel geçer sözler. Zira üzerinde durduğumuz nokta ile alakası, ilgisi yok... Popper ezberinden bu laf demetini sundun ya, şimdi ne anlattın? Bilim bir yerinden uydurmaz, ortada olanı gözlemler, çözümler ve ifade eder. Senin ortaya koymak dediğin yanlış terimi seçmektir. Sanki ortada hiç bir şey yoktur, gaipten bilim gelir, şaaaaaaak! diye ortaya bir şey üfürür gibi yazıp çiziyorsun, bilim ortada olanı çözümler, AÇIĞA ÇIKARTIR, gayesi budur.. Hangi çerçevede açığa çıkQrtır, kim için, kime açığa çıkartır insan için, işte bu nedenledir ki sunum öznel, gözlem, algı, deney, ortada olan nesneldir....

Bilim de mutlaklıklara da yer vardır, örneğin mutlak sıfır, mutlak sıcaklık gibi... Buradaki ifadeleri, neremizden anladığımız önemli. Burada kullanılan mutlak tabiri, efendim geçilemez, yooook, yok asla kati anlamıyla değildir...

Popper ilkesi bilimin yöntemi değildir, 50 kez tekrar ettirmeyin, o bir kıstastır, sadece kıstas, yöntem değildir... Bilimin gayesi yanlışlamak değildir, Popper bu hatasıyla zaten hayli bir batağa batırdı kendini. Kıstasını yönteme dönüştürdü, halt etti.

Her şeyden önce bir bilginin bilimsel olup olmamasının temel ölçütlerinden birisi değişkenlik ve değişebilirliğe yer tanımayan, ardışık olarak birbirini takip eden süreçler içermiyor, ön görmüyor olmasıdır. Bilimin amacı yanlışlamak değildir, zira koşullar değiştikçe her şey değişir, hiç bir şey durağan değildir...Örneğin deneyler, gözlemler sınamak, anlamak, ifade edebilmek için yapılır, yanlışlamak için değil. Bunlar yöntemdir ama yanlışlamak bir kıstasdır, bir şeyi yanlışlayabilmek için çoğunlukla ve genelde bir başka şeyi doğrulayabilir olmanız gerekir. örneğin bütün kuğular beyazdır dendiğinde, siyah kuğuyu bulursanız, bütün kuğular beyazdır yanlışlanırken, beyaz olmadıklarını da doğrulamış olursunuz ve yanlışlayabilmeniz de buna bağlıdır. Yanlışlayabilmek tek başına bir anlam ifade etmez ve bunları sanki arasında uçurum varmış gibi ayırmak körlük olur. yanlış-doğru bir bütündür, birisi ile ancak diğeri anlam kazanır ve benim için doğrularda, yanlışlarda en fazla kıstas olabilirler, gerisi hikaye.

evrensel-insan
10-07-2013, 02:59
Söylediklerimle ilgisi-alakası yok. Yine de, belki ısrarla anlamamakta direttiğin nesnel-öznel kavramları için, kendine faydalı olursun. İşte ÖZNEL derken bunu kastediyordum. Anladıysan ne ala :)

Yalnız bu kesin konuşmaları bir kenara bırak, canlılar birbirleriyle diyalog kurabilirler ve kurmaktadırlar, illa konuşmalarını bekleme, defalardır yazıyorum algı etki-tepki prensibine göre çalışır. haliyle etkiye organize biçimde cevap veren canlılar bir biçimde diyalog kurabilirler. İnsan maymun ile diyalog kurabilir, bu yüzden insan maymuna bir şeyler öğretebiliyor.
Tabularını yıkmalısın.

Hala ayni nakarattasin. Ben "maymun algilayamaz" demiyorum, "insan maymun gibi algilayamaz" diyorum. Ayrica en beyni gelismis tur insanoglu oldugundan, tabiki baska canlilara bir sey ogretebilir. Papagan konusuyor ama ne dediginin bilincinde degil. Yani canli insanoglundan ogrenebilir, ama bilincine varamaz. Birak canliyi insanoglu henuz kendi varliginin bilincinde degil.


bak şu ana kadar çerçeve sorunu vardı, hala var, çerçeve önemli. Neye görelik önemli.. Ben mutlaktır dediğimi hatırlamıyorum, benim için gerçek nesnel gerçektir ve bu gerçeğin teşkili maddedir.(enerji madde, madde enerjidir).
Mutlak olan tanrıdır argümanına karşı, mutlak olan maddedir denmiş olabilir, lakin, artık bunlar değil beni gerçek ve üst paragrafım ilgilendiriyor.

Yok sana kızılamaz bile, zira algılayamadığın açık. Bu koymak saçmalığı sana ait ben bir şey koymuyorum, yahu senin saplantılarınla düşünmeye mecbur muyuz?

Kimse kimseye mecbur degil, bak sen de kendine gore yaziyorsun, ben sana neden ayni soruyu sormuyorum, cunku senin gibi kontrolumu kaybetmiyorum. Sen birak kaybetmeyi bunu da kendinde aramak yerine baskasina yukluyorsun. Cunku bilincinde degilsin.

Git kendine tap bu bakış açısından başka bir şey olmaz.
Ortaya süperman koyuyorum, sonra da Alice koyup birlikte parka gidip sallanıyorlar, koş Alice seni çağırıyor... Ortaya koymak lafa bak, hangi temelde ortaya koymak, fizik mi, nesnel mi, öznel mi, hangi alan da?! Al Alice ve Superman'i koydum, seni çağırıyorlar parka.

Iste bir noncognitivizm daha. Gozlem ortaya koymak.

dincilerin, temizlik iyi bir şeydir, o halde Kur'an temiz olun der, bu doğruysa gerisi de doğrusudur yöntemiyle böyle genel geçer sözler. Zira üzerinde durduğumuz nokta ile alakası, ilgisi yok... Popper ezberinden bu laf demetini sundun ya, şimdi ne anlattın? Bilim bir yerinden uydurmaz, ortada olanı gözlemler, çözümler ve ifade eder. Senin ortaya koymak dediğin yanlış terimi seçmektir. Sanki ortada hiç bir şey yoktur, gaipten bilim gelir, şaaaaaaak! diye ortaya bir şey üfürür gibi yazıp çiziyorsun, bilim ortada olanı çözümler, AÇIĞA ÇIKARTIR, gayesi budur.. Hangi çerçevede açığa çıkQrtır, kim için, kime açığa çıkartır insan için, işte bu nedenledir ki sunum öznel, gözlem, algı, deney, ortada olan nesneldir....

Ortaya koymanin da ne oldugunu algilayamadigin belli "to put forward" O yuzden yukarida gene sacmalamissin. Yanlislanabilirlik ilkesi bilimseldir.

Bilim de mutlaklıklara da yer vardır, örneğin mutlak sıfır, mutlak sıcaklık gibi... Buradaki ifadeleri, neremizden anladığımız önemli. Burada kullanılan mutlak tabiri, efendim geçilemez, yooook, yok asla kati anlamıyla değildir...

Mutlak baska bir seyi mutlaklastirmak baskadir, materyalizmin madde icin yaptigi gibi.

Popper ilkesi bilimin yöntemi değildir, 50 kez tekrar ettirmeyin, o bir kıstastır, sadece kıstas, yöntem değildir... Bilimin gayesi yanlışlamak değildir, Popper bu hatasıyla zaten hayli bir batağa batırdı kendini. Kıstasını yönteme dönüştürdü, halt etti.

Evet senin metafizik tabanli klasik biliminin olmayabilir, ama epistemoloji tabanli modern bilimin ilkesidir.

Her şeyden önce bir bilginin bilimsel olup olmamasının temel ölçütlerinden birisi değişkenlik ve değişebilirliğe yer tanımayan, ardışık olarak birbirini takip eden süreçler içermiyor, ön görmüyor olmasıdır. Bilimin amacı yanlışlamak değildir, zira koşullar değiştikçe her şey değişir, hiç bir şey durağan değildir.

Eee mutlaklastirma ve gozlem vermeyen teklestirme ilklestirme ne mene bir sey?
..Örneğin deneyler, gözlemler sınamak, anlamak, ifade edebilmek için yapılır, yanlışlamak için değil. Bunlar yöntemdir ama yanlışlamak bir kıstasdır, bir şeyi yanlışlayabilmek için çoğunlukla ve genelde bir başka şeyi doğrulayabilir olmanız gerekir. örneğin bütün kuğular beyazdır dendiğinde, siyah kuğuyu bulursanız, bütün kuğular beyazdır yanlışlanırken, beyaz olmadıklarını da doğrulamış olursunuz ve yanlışlayabilmeniz de buna bağlıdır. Yanlışlayabilmek tek başına bir anlam ifade etmez ve bunları sanki arasında uçurum varmış gibi ayırmak körlük olur. yanlış-doğru bir bütündür, birisi ile ancak diğeri anlam kazanır ve benim için doğrularda, yanlışlarda en fazla kıstas olabilirler, gerisi hikaye.

Bilimsellik olarak anlami onemlidir. Cunku YANLISLANAMAYAN HIC BIR SEY BILIMSEL DEGILDIR. Yani sadece aklin inancsal ideolojik urunudur.

Zaten bunu algilasan, bilimin de neden ilerledigini algilarsin. Ya da bilimsel olma ile inancsal ideolojik olma farkini.

spartacus
10-07-2013, 03:13
Insanoglu maymun ile ortak dialog kuramaz.

Bunu diyen Evrensel...

Ben "maymun algilayamaz" demiyorum, "insan maymun gibi algilayamaz" diyorum

Bunu diyen de.

halbuki ben algılayamaz dediğini iddia etmedim, canlılar algılayabilirler o yüzden de diyalog kurulabilir dedim :)


Ortaya koymanin da ne oldugunu algilayamadigin belli "to put forward" O yuzden yukarida gene sacmalamissin. Yanlislanabilirlik ilkesi bilimseldir.

Bunu diyen Evrensel.

Halbuki ben bunu demiştim
Popper ilkesi bilimin yöntemi değildir, 50 kez tekrar ettirmeyin, o bir kıstastır, sadece kıstas, yöntem değildir...

İlke ayrı bir şeydir yöntem ayrı değil mi?

Ortaya koymanın ne olduğunu anlamadığım değil, senin bir türlü idrak edemediğin konualrda süslü laflar etmendir sorun. Ortaya koymakmış, sana soruyorum hangi çerçeve de ortaya koymak, cevabın yoksa üfürüyorsun demektir, mesnetsiz döşeniyor, zamanımızın da başlıkalrın da içine ediyorsun.. Azcık mesnetli at... Sana bir daha sorayım hangi anlam da ortaya koymak, Nesnel mi? Öznel mi? Örneğin mars'ı oraya sen mi koydun? tercüman mı tutalım senle anlaşmak için?

Bakınız ben ne demişim hazreti yüceler yücesi baş feylozof, asla ve kati surette yanılmaz, yanılamaz efendimiz nasıl yargıya varmış. İnsan bu kadar mı kendisiyle çelişir, yahu her sözün yargı içeriyor, sonrada yok bilimden yok yanlışklamaktan yok dorpuculuğun ne menem olduğundan dem vuruyorsun. Deve ve boyun meselesi seninkiside...

Eee mutlaklastirma ve gozlem vermeyen teklestirme ilklestirme ne mene bir sey?
Bunu diyen Evrensel...

Bu sözüme karşı mutlaklaştırma üfürebilmiş.
Her şeyden önce bir bilginin bilimsel olup olmamasının temel ölçütlerinden birisi değişkenlik ve değişebilirliğe yer tanımayan, ardışık olarak birbirini takip eden süreçler içermiyor, ön görmüyor olmasıdır. Bilimin amacı yanlışlamak değildir, zira koşullar değiştikçe her şey değişir, hiç bir şey durağan değildir.

Ben değişimden bahsediyorum, mutlaklık anlayabiliyorsun. Diyorum ya "ben diyorum tokat o diyor arkam sakat".

Kısaca zaman israfısın. bana soru sorma, git google amcanla ne yaparsan yap...

evrensel-insan
10-07-2013, 03:52
Sen de bana yazi yazma ve ideolojik inancsal dogrularin ile bilimi carpitma.

Kendin yanit yaziyorsun kendin degerlendiriyorsun, ondan sonra da ne nedediginin ne de ne yazdiginin farkindasin.

Aslinda yazdiklarin zaman kaybi degil, cunku okuyanlar bilime nasil ideolojik inanclarini soktugunu goruyorlar.

Neyse metafizikciler olarak siz materyalistler bir yandan inanirlar bir yandan, bilime metafizigi bulastirmaya devam edin. Boylece emperyalizmnin eline de koz vermeye devam edin.

Marksizm sozde bilimsel bir dogmadir. Cunku bunyesinde yanlislanamayan ideolojik inancsal dogrular barindirir.

Baak burdan ciktik nerelere geldik.

Isin ozu bu.

antilop
10-07-2013, 04:05
Insanoglu maymun ile ortak dialog kuramaz. Sadece gozlemini kendi yetisi ile algisi kavramsal bilgisi ile ortaya koyar. Bunu da kendi sinirlari cercevesinde yapar
bak bakalım kurabiliyormuymuş

http://www.youtube.com/watch?v=b6aKHaCZ-gs


Maddenin mutlakligini bilimsel olarak nasil acikliyorsun?

evren dışında varlığın olmayışına evreninde bir madde olduğu na
en azından evrenin dışına ulaşılamayacağı evren dışında var olunulamayacağına


Ayrica bilime mutlaklik eklemek onun gelismesini onlemektir. Bilimde mutlak yoktur.

evren harici olmadığına göre evrenle sınırlı evrensel yasalar mutlaktır.
bilimsel olması bunun yanlışlanamazlığı ile sana göre ölçülür

Tapinmak baska gozlemi dile getirmek baskadir. Bir daha soruyorum sen insan olarak kimi/neyi koyuyorsun?

sen söylersen gözlem materyalistler söylerse tapınmak


Dedigim gibi. Bilim teorisi ile bir seyi ortaya koyar, bu teorisini test eder, ondan sonra bunu gozleme tasir ve olgu olur. Bu olgu bilimsel olarak ve tartisma disi olarak gecerlidir, taki yeni bir gozlem bu olguyu yanlislayana kadar.

henüz yanlışlayamadığına göre henüz yanlışlanamadığı için geçerli dir.
ama sen henüz yanlışlanamayana yanlışlanamadığı için bilimsel değildir doğmadır diyorsun
kıvırtmanın diğer adı yanlışlanabilirlik ilkesi oluyor bu durumda



Boylece bilim kesinlikten ve supheden muaftir. Bilimsel gelisim de daimidir, gozlem de algi da fenomen de daimidir. Bu daimilikte de insanoglu algisi kavramsal bilgisi sinirsizdir. Yeni bilgi yeni algiyi getirir eskisi yasamini yitirir.

Bu da surekli suregelen bir surectir.

Boylece bilim kesinlikten ve supheden muaftir? buda ne oluyor şimdi
şüpheden muaf olmak kesinlik değilmi
bilim şüphecidir olacaktı sanırım


artı yerine yenisini koyamadığın şeyler için konuşacaksın o zaman
mateyalizm 19 yüzyılın kafası ya
senin idealizmin hangi yüzyılın kafası hiç düşündünmü

evrensel-insan
10-07-2013, 04:21
bak bakalım kurabiliyormuymuş

http://www.youtube.com/watch?v=b6aKHaCZ-gs

Bunu ben yukarda acikladim. Arasira da yazilani okuyupo, oyle cevap yazsaniz. Boylece yazilani tekrarlamamis olurum. Bak burda;

Hala ayni nakarattasin. Ben "maymun algilayamaz" demiyorum, "insan maymun gibi algilayamaz" diyorum. Ayrica en beyni gelismis tur insanoglu oldugundan, tabiki baska canlilara bir sey ogretebilir. Papagan konusuyor ama ne dediginin bilincinde degil. Yani canli insanoglundan ogrenebilir, ama bilincine varamaz. Birak canliyi insanoglu henuz kendi varliginin bilincinde degil. -e,i.-

evren dışında varlığın olmayışına evreninde bir madde olduğu na
en azından evrenin dışına ulaşılamayacağı evren dışında var olunulamayacağına

Evren disi!? evrenin mekansal boyutlari belli mi ki de evrendisindan bahsediyorsun. Evren bilinen en genis mekandir.


Ayrica bilime mutlaklik eklemek onun gelismesini onlemektir. Bilimde mutlak yoktur.

evren harici olmadığına göre evrenle sınırlı evrensel yasalar mutlaktır.
bilimsel olması bunun yanlışlanamazlığı ile sana göre ölçülür

Evrensel yasalar, kim vermis bu yasalari?



sen söylersen gözlem materyalistler söylerse tapınmak

Neyi?




henüz yanlışlayamadığına göre henüz yanlışlanamadığı için geçerli dir.
ama sen henüz yanlışlanamayana yanlışlanamadığı için bilimsel değildir doğmadır diyorsun
kıvırtmanın diğer adı yanlışlanabilirlik ilkesi oluyor bu durumda

Algi carpik olunca, oyle oluyor. Yanlislanabilme olanagi ile henuz yanlislanamamis olmak farkli seylerdir. Olgular yanlislanabilme olanagi icerir. ilklik teklik mutlaklik ise icermez, cunku gozlem vermez.

Bak bir daha acikliyorum.

Insanoglu ortaya gozlemi ile bir olgu koyar.

Bu olgunun gozlemsel yanlislanabilme olanagi vardir.

Bu olgu yanlislanabilenekadar da gecerlidir.

Sen once gozlem ile ilkligi tekligi mutlakligi ortaya koy. Ayrica bilim bitti mi ki neye gore mutlaklastiriyorsun.

Ideolojiler ve inanclar yanlislanamaz o yuzden de bilimsel degildir.





Boylece bilim kesinlikten ve supheden muaftir? buda ne oluyor şimdi
şüpheden muaf olmak kesinlik değilmi
bilim şüphecidir olacaktı sanırım

Bilim gecerlilik ve yanlislanabilirliktir. Senin algilayacagin sekli ile gecerli oldugu surece kesindir, yanlislanabilme olanagi tasidigi surece de suphecidir. Yani her ikisinden de muaftir.


artı yerine yenisini koyamadığın şeyler için konuşacaksın o zaman
mateyalizm 19 yüzyılın kafası ya
senin idealizmin hangi yüzyılın kafası hiç düşündünmü

Dedim ya yazilanlari okumuytorsun diye. Ben butun metafizik ideolojik inanclarin bilimsel olmadigini soyluyorum.

Buna hem mustakil varlik ideolojileri-materyalizm/idealizm ve pozitivizm
Hem de gercek varlik ideolojileri-nesnel oznel ve isimsel dahildir.

Benim dalim bilgi ve epistemolojidir; varlik ve metafizik degil.

spartacus
10-07-2013, 10:33
Bunu diyende Evrensel
Insanoglu maymun ile ortak dialog kuramaz. Sadece gozlemini kendi yetisi ile algisi kavramsal bilgisi ile ortaya koyar. Bunu da kendi sinirlari cercevesinde yapar.


Tapinmak baska gozlemi dile getirmek baskadir. Bir daha soruyorum sen insan olarak kimi/neyi koyuyorsun?

Bunu diyende
Bunu ben yukarda acikladim. Arasira da yazilani okuyupo, oyle cevap yazsaniz.

Bakın sorun insanoğlu maymun ile ortak diyalog kurabilir mi? O na göre kuramaz çünkü kendisi öznel idealist, insan zihninden başka bir evren, dünya, hayat kabul etmiyor...

Bunu diyen de evrensel
Insanoglunun "nesnel dunyadan bagimsizligini" ne temelde ele aliyorsun. Birincisi insanoglu hem nesnel dunyanin bir parcasidir hem de bu nesnel dunya ile kendi gozlemi algisi ve kavramsal bilgisince iletisim icindedir.

Bunu diyende

Yani ortaya koyan tek canli turu epistemolojik olarak yani bugune kadar sadece insanogludur.

Kısaca dünyası zihin dünyası, ortaya koymaktan anladığı da zihinde ortaya koymak, neyi? Neyi ortaya koymak, ortada olmayan bir şeyi mi, olmayan bir şeyi mi, hokus pokus mu?

Israrla nesnel dünyanın insan iradesinden bağımsız var olabileceğini hem kabullenemiyor, ama hem de insanın kendi iradesinden bağımsız nesnel dünyanın varlığını kavrayabildiği ve hatta ifade edebildiğini kabullenemeyip insan aklına da ziyan veriyor hem de ölçütleri de kıstaslarıda subjektif, kendi felsefesiyle bile çelişiyor..

Bakın bunu diyen evrensel
Insanoglunun "nesnel dunyadan bagimsizligini" ne temelde ele aliyorsun. Birincisi insanoglu hem nesnel dunyanin bir parcasidir hem de bu nesnel dunya ile kendi gozlemi algisi ve kavramsal bilgisince iletisim icindedir.

Bunu diyende

Yani ortaya koyan tek canli turu epistemolojik olarak yani bugune kadar sadece insanogludur.

Şimdi insan neyi gözlemledi? Evrensele göre insan kendi ortaya koyduğu şeyi gözlemledi? Yani ortalıklarda o gözlemledikleri şeyler yoktu, insan onları ortaya koydu, ortalarda bir yerlerde hiç bir şey yoktu, insan aldı koydu, sonra da insan kendi ortaya koyduğu nesneleri gözlemledi?

Hala diyorum nesnel nedir, öznel nedir, zihni alan nedir, zihni alan da somut nedir, soyut nedir, nesnel alan da nedir. Nesnel dünya ortadadır koymaya gerek yoktur, bir koyanı da yoktur, sen ancak tespit edersin ve kendi öznel dünyan da ifade eder, yorumlarsın, buradaki ortaya koymuşluk ortada olanı, kendi zihnin çerçevesinde ortaya koymuşluktur..

Bu dediklerimi anladıysa arap olayım, anlayamaz.

En fazla çıkar mızmız çocuk gibi alaksız biçimde Marksizm bilimsel değildir der vs sonrada doğruculuğun yanlışlığından dem vurur, tek doğru kendisi ya. Alakası ne yazdıklarınla, yazdıklarımla :)

Bu tarzınla zaman israfısın, şimdide nasıl zamanımızı ve her şeyden önce kendi zamanını israf ettiğini, boşu boşuna subjektif, mesnetsiz bir dünya da kendini huzursuz ettiğini anlatıyorum...

Mars'ı oraya sen mi koydun, yoksa mars sana rağmen mi orada? İlla birilerince konmak zorunda mı?

İdealizm ile materyalizm arasındaki temel fark
İdealizm KİM sorusunu sorar
Materyalizm ise, ne-neden-nasıl sorusunu...

Kim sorusunu soran da, insanoğlu diye cevaplayan da kim?

evrensel-insan
10-07-2013, 22:10
Bunu diyende Evrensel

Bunu diyende


Bakın sorun insanoğlu maymun ile ortak diyalog kurabilir mi? O na göre kuramaz çünkü kendisi öznel idealist, insan zihninden başka bir evren, dünya, hayat kabul etmiyor...

Senin asamadigin metafizik akil ufkun boyle bir niyet okuyabilir, cunku metafizigin niyet okumasidir. Orada soylenen ise bilimsel gozlemdir. Yani iki tur arasinda ortak bir dialog yoktur.

[qute]Bunu diyen de evrensel


Bunu diyende


Kısaca dünyası zihin dünyası, ortaya koymaktan anladığı da zihinde ortaya koymak, neyi? Neyi ortaya koymak, ortada olmayan bir şeyi mi, olmayan bir şeyi mi, hokus pokus mu?[/quote]

Dedim ya metafizik akil ufku almaz diye. Neyi olacak olani ortaya koymak. Yani insanoglunun kendi turu disinda baska bir tur ile kuracagi ortak bir dialogui olmadigini ve insanoglunun kendi disinda kalan herseyi kendisinin kendi adina ve sadece kendi gozlemi algisi ve kavramsal bilgisi ile ortaya koyabilecegi ve de bunun gozlemi ortaya koyanca bir anlam ifade etmedigi.

Israrla nesnel dünyanın insan iradesinden bağımsız var olabileceğini hem kabullenemiyor, ama hem de insanın kendi iradesinden bağımsız nesnel dünyanın varlığını kavrayabildiği ve hatta ifade edebildiğini kabullenemeyip insan aklına da ziyan veriyor hem de ölçütleri de kıstaslarıda subjektif, kendi felsefesiyle bile çelişiyor..

Bir akil siniri tikanikligi daha.

Dunyanin nesnelligi ve de insan iradesinden bagimsizligi farkli seylerdir. Evet insanoglu iradesinden bagimsiz bir dunya, doga, evren, her turlu gozlem veren fenomen vardir; Yalniz butun bu gozlem veren tabanin algisi kavramsal bilgisi anlami icerigi v.s. insanoglu yapilandirilmisligidir. Buradaki konu nesnel bilgidir. Bilginin nesnelligi olamaz. Cunku bilgiyi ortaya koyan sadece insanogludur ve bilgiyi ortaya koyarken kendi beyin soyutlama yetisini kullanir.

Bakın bunu diyen evrensel


Bunu diyende


Şimdi insan neyi gözlemledi? Evrensele göre insan kendi ortaya koyduğu şeyi gözlemledi? Yani ortalıklarda o gözlemledikleri şeyler yoktu, insan onları ortaya koydu, ortalarda bir yerlerde hiç bir şey yoktu, insan aldı koydu, sonra da insan kendi ortaya koyduğu nesneleri gözlemledi?

Iste bir metafizik akil tutulmasi daha. Buradaki gozlem iki turludur. Bir insanoglunun kendine gozlem veren A'yi kendi algisi kavramsal bilgisi ile B'ye donusturmesi ve Bu B'nin insanoglu yapilandirilmisligi oldugu gozlemi.

Cunku insanoglu devreye girip A'yi B'ye kendi algisi ve kavramsal bilgisi ile donusturdukten sonra; artik ortada A kalmaz ve tartisilan A'NIN DONUSMUSU B'dir.

Hala diyorum nesnel nedir, öznel nedir, zihni alan nedir, zihni alan da somut nedir, soyut nedir, nesnel alan da nedir. Nesnel dünya ortadadır koymaya gerek yoktur, bir koyanı da yoktur, sen ancak tespit edersin ve kendi öznel dünyan da ifade eder, yorumlarsın, buradaki ortaya koymuşluk ortada olanı, kendi zihnin çerçevesinde ortaya koymuşluktur..

Yukarida aciklandi, ama ne gam; gene algilaman aklin metafizik disinacikamayan ufkuna takilacak.

Bu dediklerimi anladıysa arap olayım, anlayamaz.

En fazla çıkar mızmız çocuk gibi alaksız biçimde Marksizm bilimsel değildir der vs sonrada doğruculuğun yanlışlığından dem vurur, tek doğru kendisi ya. Alakası ne yazdıklarınla, yazdıklarımla :)

Bu tarzınla zaman israfısın, şimdide nasıl zamanımızı ve her şeyden önce kendi zamanını israf ettiğini, boşu boşuna subjektif, mesnetsiz bir dünya da kendini huzursuz ettiğini anlatıyorum...

Mars'ı oraya sen mi koydun, yoksa mars sana rağmen mi orada? İlla birilerince konmak zorunda mı?

Iste dedimya metafizik/varlik ile aklini sinirlamis olanin algisi bu kadardir. Neden ben koyayim ki. Ben orada bir fenomenden aldigim gozlemi algiladim ve Mars kavrami ile ozdeslestirdim. Sonrada bu mars kavramini gozlemleyerek ve bunu algi ile birlestirerek bilgi turetiyorum.

İdealizm ile materyalizm arasındaki temel fark
İdealizm KİM sorusunu sorar
Materyalizm ise, ne-neden-nasıl sorusunu...

Kim sorusunu soran da, insanoğlu diye cevaplayan da kim?

Metafizigin tikanik kisir dongulu varkilsal inancsal ve ideolojik materyalizmi idealizmi ve pozitivizmi ile epistemolojinin bilgisel builimsel ve bilisselligi arasindaki fark; gozlem ve akilcilik farkidir. Metafizik aklini gozleme tasimak icin kendini inandirir ideolojisini guc otorite ile duzen sistem haline getirmek ister. Epistemoloji gozlemini akla tasiyarak; onu bilimsel bilissel olarak alir ve bilgisel olarak ta gelistirir.

Brian
10-07-2013, 23:19
Evrensel;

İkide bir bilinç diyorsun, peki o zaman şu sorulara yanıt verir misin?

1. Maddeden, maddi koşullardan ve şartlardan bağımsız bilinç olabilir mi? Olursa nasıl olur açıklayabilir misin?

2. Bilincin kökeni nedir, bilinci oluşturan unsurlar nelerdir? Detaylı biçimde açıklayabilir misin?

Bu soruları anlaşılır bir şekilde yanıtlarsan insanlar ne demek istediğini daha iyi anlayabilir.

antilop
10-07-2013, 23:37
Epistemoloji gozlemini akla tasiyarak;
onu bilimsel bilissel olarak alir ve bilgisel olarak ta gelistirir.

şu yukarıdaki bilgini platonik bakış açınla, örneklermisin?

Bilgi, öznenin nesne ile kurduğu bağdan çıkan üründür. Bu bağa ise bilgi aktı
denir. Bilinç sahibi bir varlık olan insanın nesneye yönelmesi ile bilgi oluşur.
Bilginin, bilginin alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur.
Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki
uygunluktur. Fakat doğru bilginin imkânlılığı felsefe tarihinin en büyük
sorularından biridir....Burada bir örnekle konuyu izah etmek gerekirse "altın sarıdır"
ve "altın madendir" diye iki önermemiz var burda ilk önermede altının sarı olması
doğru veya yanlış olabilir ama altın madendir önermesi doğrudur zira nesnenin
uygunluğu söz konusudur. Bir de bir nesnenin doğru olabilmesi için aranan
iki şart vardır. anlamlılık ve tutarlılık/geçerlilik. Anlamlılık:
Önermenin anlamlı olması bir nesneye işaret etmesidir. Mesela "koyun moyun"
ikilemesinde "koyun" anlamlı bir kelimedir ama "moyun" anlamsızdır zira
bir nesneye işaret etmez ondan doğruluğundan veya yanlışlığından söz edilemez.
Tutarlılık: bir önermenin bir defada doğrulanabilir olması yani yargıya bir defa
uygunluğudur. geçerlilik ise; tutarlı olan önermenin her durumda doğrulanabilir
olmasıdır. Mesela "madenler metaldir" önermesi tutarlıdır zira metal olan madenler
vardır ancak tüm madenler için geçerli değildir bu önerme. "madenler yer kaplar"
önermesi ise hem tutarlı hem de geçerlidir.

Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır.
Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda
kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk
bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak
nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var
olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir.
Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.

e-i aşagıdaki tanımlama sana daha uygun

Sofistler herşeyin merkezine insanı aldıklarından dolayı görecelilikten bahsederler.
Bu nedenle İnsanların hepsinin üzerinde birleşeceği bir bilginin olamayacağını
savunurlar. Sofistlerin en ünlülerinden biri Protagoras’tır. O’na göre 'İnsan
her şeyin ölçüsüdür'. Diğer bir sofist de Gorgias’tır. O düşüncesini şu sözleriyle
özetler "Gerçek yoktur, olsaydı bilinemezdi, bilinseydi bile başkasına bildirilemezdi."

evrensel-insan
10-07-2013, 23:39
Evrensel;

İkide bir bilinç diyorsun, peki o zaman şu sorulara yanıt verir misin?

1. Maddeden, maddi koşullardan ve şartlardan bağımsız bilinç olabilir mi? Olursa nasıl olur açıklayabilir misin?

Bilinc insanoglu fenomeninin beyninin bir yetisidir. Burada onemli olan bu yetinin kisinin kendi serbest iradesi ile kontrol edilebilecegi degistirilebilecegi ve yonlendiilebilecegidir.

2. Bilincin kökeni nedir, bilinci oluşturan unsurlar nelerdir? Detaylı biçimde açıklayabilir misin?

Bilincin kokeni insanoglu beyninin ve vucutsal dusunce ve davranisinin beyninin duzeyi ile ne yaptigini sorgulamasi irdelemesi bilmesi aciklayabilmesidir.

Bunlari ben "evrensel'in kosesi'nde" acikladim.

Bu soruları anlaşılır bir şekilde yanıtlarsan insanlar ne demek istediğini daha iyi anlayabilir.

Daha once cesitli temel ve icerikte konu ve kavram olarak yanitlandi.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=488467&postcount=1083

Yukaridaki linkteki listeden konu ve kavram ile ilgili basliklari bulabilirsin.

Mesela sayfa 34 ve mesaj 347

evrensel-insan
11-07-2013, 00:00
şu yukarıdaki bilgini platonik bakış açınla, örneklermisin?

Benim bakis acim platonik degildir. Bilginin yapilandirildiginin temeli sokrates oncesidir. Yani gozlemin herseyin temeli oldugu donem. Akilcilik ve truth yani gercegin ne oldugu metafizik olarak daha sonradir ve Sokrates akilciligi gozlemin onune alan ilk filozof olarak bir peygamberdir. Iste o gun bugundur insanoglu akli kendi turunu kana bulamis bolmus ayirmis ve birbirine kirdirmistir. Bunun da ilk baslangici Hypetia vahsi katliami ile girilen karanlik cag donemidir. Aristoi masntigi 2000 yil rakip bulamamis ve insanoglu ilk defa ronesans ile tekrar bilime yonelmistir. Insanoglunun kendine yonelimi ve beyninin yetisinin kendine ait oldugunu fark edisi ise 20. yuzyildir, yani modern bilimin baslamasi ile. Iste yapilandirmacilik 20. y.yilin ikinci yarisindan sonra bilincli bir sekilde bilimsel felsefede yerini almistir. Tabiki eski caglarda yapilandirilmisligi ortaya atan bilim ve felsefi kisileri olmustur.

Yukarida bahsedilen gayet aciktir. Eger akil gozlemden once devreye girerse, yaratir; gozlem ise akli yonlendirir. Yaratan akil yarattigini gozleme tasir. Ya bunu bilimsel olarak basarir, ya da inancsal ideolojik ve izm temelinde topluma dayatan bir iktidar guc ve otoriteye donusturur ve iktidara gelirsde de bunu duzen ve sistem olarak kurumlastirir.

Tabi buirada kimin neyi kurumlastirdigi ya da yaratilan kurumlastirilanin ne olup olmadigi aklin tartisma konusu olur. Mesela demokrasi mesela namus mesela gurur mesela onur mesela dogru/iyi guzel v.s. Kisaca tum etik metafizik ve estetik degerler veriler ve tabular.

Bilgi, öznenin nesne ile kurduğu bağdan çıkan üründür. Bu bağa ise bilgi aktı
denir. Bilinç sahibi bir varlık olan insanın nesneye yönelmesi ile bilgi oluşur.
Bilginin, bilginin alındığı nesne ile çakışması ve uyumu doğruluktur.

Degildir. Bilgi inanc ile gercegin ne oldugunun dogrulanmasidir. Iste burdan bilginin nasil bir sifatla nitelendigi farki vardir. Cesitleri bellidir. Fiziksel/sosyal ve mastematiksel/mantiksal. Sifatlari ise tum soyutlamalardir. Ideolojik metafizik fizik otesi varliksal ontolojik teolojik teleolojik dilsel inancsal varliksal etik v.s.

Doğruluk; algılar, kavramlar, bilimsel kuramlarla nesnel gerçek arasındaki
uygunluktur. Fakat doğru bilginin imkânlılığı felsefe tarihinin en büyük
sorularından biridir....Burada bir örnekle konuyu izah etmek gerekirse "altın sarıdır"
ve "altın madendir" diye iki önermemiz var burda ilk önermede altının sarı olması
doğru veya yanlış olabilir ama altın madendir önermesi doğrudur zira nesnenin
uygunluğu söz konusudur.

Dogrunun ne oldugunu sana bir kac mesaj once aciklamistim.


Bir de bir nesnenin doğru olabilmesi için aranan
iki şart vardır. anlamlılık ve tutarlılık/geçerlilik. Anlamlılık:
Önermenin anlamlı olması bir nesneye işaret etmesidir. Mesela "koyun moyun"

Bu nesnenin dogrulugu degil; fenomene verilen dilin uygunlugu temelindedir. Cunku hem fiziksel hem de sosyal bir dil icerebilir.

ikilemesinde "koyun" anlamlı bir kelimedir ama "moyun" anlamsızdır zira
bir nesneye işaret etmez ondan doğruluğundan veya yanlışlığından söz edilemez.
Tutarlılık: bir önermenin bir defada doğrulanabilir olması yani yargıya bir defa
uygunluğudur. geçerlilik ise; tutarlı olan önermenin her durumda doğrulanabilir
olmasıdır. Mesela "madenler metaldir" önermesi tutarlıdır zira metal olan madenler
vardır ancak tüm madenler için geçerli değildir bu önerme. "madenler yer kaplar"
önermesi ise hem tutarlı hem de geçerlidir.

Gerçeklik bilinçten bağımsız olarak nesnel dünyada bulunan varlıklardır.
Yani nesnenin kendisidir.Genellikle doğruluk kavramı ile aynı anlamda
kullanılmaktadır fakat felsefede bu iki kavram farklıdır. Doğruluk
bilgiye ait bir özelliktir ve özneye bağımlıdır ama gerçeklik ancak
nesnel dünyaya ait bir varlığın özelliği olabilir. Nesnel dünyada var
olan ama bir insan tarafından algılanmamış bir şey yine de gerçektir.
Bilgi ile gerçeğin uyumu bilginin doğruluğunu sağlar.

Gercek gercegin ne oldugu neyin gercek oldugu gercekte var olmak ve gerceklik butun bunlari ben ayni dogru ile ilgili mesajimda acikladim.

e-i aşagıdaki tanımlama sana daha uygun

Sofistler herşeyin merkezine insanı aldıklarından dolayı görecelilikten bahsederler.
Bu nedenle İnsanların hepsinin üzerinde birleşeceği bir bilginin olamayacağını
savunurlar. Sofistlerin en ünlülerinden biri Protagoras’tır. O’na göre 'İnsan
her şeyin ölçüsüdür'. Diğer bir sofist de Gorgias’tır. O düşüncesini şu sözleriyle
özetler "Gerçek yoktur, olsaydı bilinemezdi, bilinseydi bile başkasına bildirilemezdi."[/quote]

Sen istedigin akilcilik ve sinirinla bana illa bir etiket vermeye ugrasabilirsin. Zaten bunu yapasin ki aklinda o etiket ile ilgili yer etmis ne varsa onun ile suclayasin.

Onemli deguil; ama sizler materyalistler olarak metafizik akilci oldugunuz ve bu ideolojik inancsal sabite biat ettiginiz ve sorgulamadiginiz ise ortadadir.

Benim ne oldugum hakkinda akil yurutmene gerek yok. Imzamda aciklaniyor.

Iste birey bilinci bir terde de budur. Ne oldugunun bilincinde ve farkinda olmak onu bilmek ve aciklayabilmek.

Brian
11-07-2013, 00:02
Bilinc insanoglu fenomeninin beyninin bir yetisidir. Burada onemli olan bu yetinin kisinin kendi serbest iradesi ile kontrol edilebilecegi degistirilebilecegi ve yonlendiilebilecegidir.



Bilincin kokeni insanoglu beyninin ve vucutsal dusunce ve davranisinin beyninin duzeyi ile ne yaptigini sorgulamasi irdelemesi bilmesi aciklayabilmesidir.

Bunlari ben "evrensel'in kosesi'nde" acikladim.



Daha once cesitli temel ve icerikte konu ve kavram olarak yanitlandi.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=488467&postcount=1083

Yukaridaki linkteki listeden konu ve kavram ile ilgili basliklari bulabilirsin.

Mesela sayfa 34 ve mesaj 347

İyi de soruma bunlar yanıt değil...

Tekrar soruyorum:

1. Maddeden, maddi koşullardan ve şartlardan bağımsız bilinç olabilir mi?

2. Bilincin kökeni ne? Made mi, ruh mu, nedir?

evrensel-insan
11-07-2013, 00:09
İyi de soruma bunlar yanıt değil...

Tekrar soruyorum:

1. Maddeden, maddi koşullardan ve şartlardan bağımsız bilinç olabilir mi?

2. Bilincin kökeni ne? Made mi, ruh mu, nedir?

Madde nedir bilimsel olarak acikla ve bu aciklamani olgusal olarak gozlem verecek ve tum insanoglunu tartisma disi birakacak sekilde acikla.

Maddenin sinirlarini ortaya bilimsel olarak koy.

Bu tip klasik tikanik anlamsiz yonlendirici bilgi ve dusunce icermeyen ve sadece "o/bu" evet/hayir" iceren klasik sorulardan vazgec ve analitik diagnostik beyni sorgulatan sorular sor ki bir ise yarasin.

Mesela ruh nedir?

Bir daha acikliyorum. Bilinc, insanoglu fenomeninin beyninin zihinsel ve numenal yetilerinden biridir. Konu ve kavrami da cognitive yani bilissel bilim de islenir.

O yuzden monist indirgemeci tikanik otekilestiren bilgi ve dusunceyi onleyen klasik sorulardan vazgec. Kritik dusun. Critical thinking.

evrensel-insan
11-07-2013, 00:19
Bak soyle aciklayayim.

Madde-fiziksel bilgidir. Yani gozlem veren bir fenomendir.
Ruh-sosyal bir bilgidir, aklin yarattigi numenal bir degerdir.

Yukaridaki aciklamalar qua felsefesi iledir. Yani benim varliksal/inancsal/ideolojik v.s. bir subjektivizmi icermez.

Brian
11-07-2013, 00:24
Madde nedir bilimsel olarak acikla ve bu aciklamani olgusal olarak gozlem verecek ve tum insanoglunu tartisma disi birakacak sekilde acikla.

Maddenin sinirlarini ortaya bilimsel olarak koy.

Bu tip klasik tikanik anlamsiz yonlendirici bilgi ve dusunce icermeyen ve sadece "o/bu" evet/hayir" iceren klasik sorulardan vazgec ve analitik diagnostik beyni sorgulatan sorular sor ki bir ise yarasin.

Mesela ruh nedir?

Bir daha acikliyorum. Bilinc, insanoglu fenomeninin beyninin zihinsel ve numenal yetilerinden biridir. Konu ve kavrami da cognitive yani bilissel bilim de islenir.

O yuzden monist indirgemeci tikanik otekilestiren bilgi ve dusunceyi onleyen klasik sorulardan vazgec. Kritik dusun. Critical thinking.

Evrensel;

Ben sana soru soruyorum, bana soruyla yanıt veriyorsun...

Aslında bu soru önemliydi, ille de evet hayır diye yanıt vermek zorunda da değildin. Sana böyle bir zorunluluk da söylemedim. Bu zorunluluk aslında senin kafana koyduğun ön yargılara dayalı bir bakıştan ve kouya hakim olmamandan kaynaklanıyor.

Ben senin bilinci ne düzeyde bildiğini merak etmiştim aslında.

Demek ki neyi savunduğunu da bilmiyorsun...:

Bize maddeyi bilmediğimizi söylüyorsun ama sen kendin bilinç nedir onu bile yeterince açıklayamadın...:

Beyin dedin, beyin ne elle tutulan madde değil mi? Maddi bir varlık...

Demek ki senin bilinç dediğin şey maddeden bağımsız değil.

(Şimdi maddi diye bir şey yok filan deme. Beyin maddi bir şeydir veya maddi şeylere dayanır, bu çok açık, bunun varlığını inkar etmen ben var mıyım yok muyum gibi boşuna bir tartışmadır.)

Gelelim maddi koşullara: o çocuğun bilincinin gelişmesi için iyi şekilde beslenmesi, eğitim görmesi, vb. gerekir. Bunlar da maddi koşullardır, şartlardır.

Bunlar olmadan da o senin dediğin bilinç filan olmaz.

Bunları anlatmaya çalışıyoruz, bunları görmüyorsun. Sonra kritik düşünmeden söz ediyorsun.

evrensel-insan
11-07-2013, 00:33
Evrensel;

Ben sana soru soruyorum, bana soruyla yanıt veriyorsun...

Aslında bu soru önemliydi, ille de evet hayır diye yanıt vermek zorunda da değildin. Sana böyle bir zorunluluk da söylemedim. Bu zorunluluk aslında senin kafana koyduğun ön yargılara dayalı bir bakıştan ve kouya hakim olmamandan kaynaklanıyor.

Sorunu ustte quafelsefesi ile acikladim.

Ben senin bilinci ne düzeyde bildiğini merak etmiştim aslında.

Demek ki neyi savunduğunu da bilmiyorsun...:)

Dogrudur saenin aklinin sinirlarini asan yanitlar algilanamaz. Bilinc meselesi.

Bize maddeyi bilmediğimizi söylüyorsun ama sen kendin bilinç nedir onu bile tanımlayamadın...:)

Ayni tikaniklik. Ben bilinci tanimladim da, seniun aklinin sinirinin disina cikti.

Beyin dedin, beyin ne elle tutulan madde değil mi? Maddi bir varlık...

Bak illa beyini bile akil sinirlarinin icine sokmaya calisiyorsun. Cunku senin alginda canli cansiz fizik kimya v.s. farki algilanamiyor. Hayir beyin bir madde degildir. Nerokimyasal bir fenomendir.

Demek ki senin bilinç dediğin şey maddeden bağımsız değil.

Maddeden degil; beyinden ve onu tasiyan insanoglu fenomeninden ve de algidan her turlu gozlem veren fenomenden bilgiden ve kavramdan bagimsiz degil.

(Şimdi maddi diye bir şey yok filan deme. Beyin maddi bir şeydir veya maddi şeylere dayanır, bu çok açık, bunun varlığını inkar etmen ben var mıyım yok muyum gibi boşuna bir tartışmadır.)

Benim varliksal var/yoklarla bir ilgim yok. Cunku bakis acim epistemolojik metafizik degil.

Gelelim maddi koşullara: o çocuğun bilincinin gelişmesi için iyi şekilde beslenmesi, eğitim görmesi, vb. gerekir. Bunlar da maddi koşullardır, şartlardır.

Hayir bunlar biyo kosullar yani yasam kosullaridir. Ayrica bilinc gerektirir. Bu arada suur ile bilinc farkini algiladigini umuyorum.

Bunlar olmadan da o senin dediğin bilinç filan olmaz.

Bunları anlatmaya çalışıyoruz, bunları görmüyorsun. Sonra kritik düşünmeden söz ediyorsun.

Senin akil sinirlarini ben coktan astigim icin artik bu tip anlatimlar benim bilinc bilgi ve beyin duzeyim degil.

Brian
11-07-2013, 00:47
Hayir beyin bir madde degildir. Nerokimyasal bir fenomendir.

İyice zırvaladın ya...

Beyin maddi bir varlıktır, beyin hücreleri vb. maddi bir şeydir.

Kalkıp burada 3'ü 5, 5'i 3 olarak size anlatırım, böyle yaparım türünden muhabbet çekiyorsun kaç zamandır...Neyse diyoruz...

Senin sorunun ne biliyor musun, sen ya hiçbir şeyi doğru düzgün bilmiyorsun, ya da kendini çok üstün zekalı filan sanıyorsun veya buradaki insanları aptal yerine koymaya çalışıyorsun hangisi bilmiyorum. Hepsi de olabilir.

Neyse yine aşmış bir bilince sahip olduğunu filan söyleyeceksin belki, ama bunlar boş laf. Ancak kendini kandırırsın...

Ve böyle yaptıkça forumda çok fazla göze batıyorsun. Çünkü buradaki insanlar salak değil bunu bil, sen üstün aşmış bir varlık filan değilsin...

evrensel-insan
11-07-2013, 00:59
İyice zırvaladın ya...

Beyin maddi bir varlıktır, beyin hücreleri vb. maddi bir şeydir.

Diyorum ya aklin metafizik siniri illa beyini madde yapacak. Madde abiyodur, beyin ise biyodur. Eski deyim ile madde cansizdir, beyin ise canli.

Kalkıp burada 3'ü 5, 5'i 3 olarak size anlatırım, böyle yaparım türünden muhabbet çekiyorsun kaç zamandır...Neyse diyoruz...

Senin sorunun ne biliyor musun, sen ya hiçbir şeyi doğru düzgün bilmiyorsun, ya da kendini çok üstün zekalı filan sanıyorsun veya buradaki insanları aptal yerine koymaya çalışıyorsun hangisi bilmiyorum. Hepsi de olabilir.

Neyse yine aşmış bir bilince sahip olduğunu filan söyleyeceksin belki, ama bunlar boş laf. Ancak kendini kandırırsın...

Ve böyle yaptıkça forumda çok fazla göze batıyorsun. Çünkü buradaki insanlar salak değil bunu bil, sen üstün aşmış bir varlık filan değilsin...

Evet aklin sinirinin yazilanlari algilayamamasinin hezeyanlari, ne diyelim. Aklin sinirini asan bilgi ve dusunceye akil ancak tepki gosterir. Cunku yanit verecek bilgi ve dusuncesi sinirinin disindadir.

Kimin kimi kandirdigi ortada. dusunce ve bilgi yok sadece tepki varsa; bu aklin sinirinin yanit verememesindendir.

Bu arada benim bir sey sandigim yok. Sadece beyin duzeyimin bilgi ve dusuncesini gozlem temelinde paylasiyorum.

Ne o illa sizin gibi aklimi sinirlamam mi gerekiyor?

Iste su anki diktator mantigi "ya benim gibi dusun, ya da sana tepki gosteririm" eee ne olacak. Senin gibi dusunmuyorum ve bu tip dusuncenin bilimsel bilgisel ve bilissel olmadiginin da farkinda ve bilincindeyim.

Brian
11-07-2013, 01:04
Diyorum ya aklin metafizik siniri illa beyini madde yapacak. Madde abiyodur, beyin ise biyodur. Eski deyim ile madde cansizdir, beyin ise canli.



Evet aklin sinirinin yazilanlari algilayamamasinin hezeyanlari, ne diyelim. Aklin sinirini asan bilgi ve dusunceye akil ancak tepki gosterir. Cunku yanit verecek bilgi ve dusuncesi sinirinin disindadir.

Kimin kimi kandirdigi ortada. dusunce ve bilgi yok sadece tepki varsa; bu aklin sinirinin yanit verememesindendir.

Bu arada benim bir sey sandigim yok. Sadece beyin duzeyimin bilgi ve dusuncesini gozlem temelinde paylasiyorum.


Evrensel;

Biz madde derken atomdan, kuark, enerji vb. şeylerden oluşan şeylerin hepsini kastediyoruz.

Yani o dediklerinin hepsini kapsıyor madde.

Durum bu...

Yani çuvalladın, önce ne demek istediğimizi anla da sonra konuş...

Önce anla...

Ha bire yazıyorsun, binlerce ileti yazmışsın...

Yazdıklarını da okuyorum...

Hep benzer şeyler...

Önce anla...

Sonra yaz...Hep yazıyorsun, işin gücün anlamadan yazmak...

evrensel-insan
11-07-2013, 01:06
Evrensel;

Biz madde derken atomdan, kuark, enerji vb. şeylerden oluşan şeylerin hepsini kastediyoruz.

Yani o dediklerinin hepsini kapsıyor madde.

Durum bu...

Yani çuvalladın, önce ne demek istediğimizi anla da sonra konuş...

Olabilir o senin indirgemeci yanasimin. Bilim bilimsel olarak gozlem veren tabana fenomen der ve bunu da madde ile sinirlamaz ve maddeye indirgemez.

Brian
11-07-2013, 01:17
Olabilir o senin indirgemeci yanasimin. Bilim bilimsel olarak gozlem veren tabana fenomen der ve bunu da madde ile sinirlamaz ve maddeye indirgemez.

Ne dersen de...

Beyin atomlardan oluşur. Bu atomlar birleşerek molekülleri, proteinleri, hücreleri vb. birçok şeyi oluştururlar.

Yani kökeni maddedir.

Yeterince yüksek sıcaklıkta bunları proteinlerine, moleküllerine, hatta çok yüksek sıcaklıkta atomlarına bile ayırabilirsin.

Bana madde ile bağlantısı ve ilişkisi olmayan bir fenomen söyle...

evrensel-insan
11-07-2013, 01:23
Ne dersen de...

Beyin atomlardan oluşur. Bu atomlar birleşerek molekülleri, proteinleri, hücreleri vb. birçok şeyi oluştururlar.

Yani kökeni maddedir.

Yeterince yüksek sıcaklıkta bunları proteinlerine, moleküllerine, hatta çok yüksek sıcaklıkta atomlarına bile ayırabilirsin.

Bana madde ile bağlantısı ve ilişkisi olmayan bir fenomen söyle...

Maddenin kokeni nedir?

Madde nedir?

Maddenin siniri nedir?

Sen bu sorulara bilimsel bir yanit ver, yanitlarina gore de ne algiladigini goreyim ve ona gore yanit vereyim.

Brian
11-07-2013, 01:35
Maddenin kokeni nedir?

Madde nedir?

Maddenin siniri nedir?

Sen bu sorulara bilimsel bir yanit ver, yanitlarina gore de ne algiladigini goreyim ve ona gore yanit vereyim.

Örneğin şimdilik atomları, kuarkları, enerji, antimadde vb. şeyleri maddesel olarak düşünebilirsin. Bunun üzerinden yanıt verebilirsin. (Bilim geliştikçe maddeyi ve sınırlarını daha iyi tanıyacağız, belki de bu tanıma işi hep devam edecek, çünkü madde durağan ve değişmeyen bir şey değil.)


Maddenin kökeni tam olarak anlaşılmış değil...(Köken yine madde olabilir, sürekli olarak değişim geçiren madde vb.)

Maddenin sınırlarını tam bilmiyoruz, çünkü madde sürekli değişim içinde olan bir şey...

evrensel-insan
11-07-2013, 01:46
Örneğin şimdilik atomları, kuarkları, enerji vb. şeyleri maddesel olarak düşünebilirsin. Bunun üzerinden yanıt verebilirsin. (Bilim geliştikçe maddeyi ve sınırlarını daha iyi tanıyacağız, belki de bu tanıma işi hep devam edecek, çünkü madde durağan ve değişmeyen bir şey değil.)


Maddenin kökeni tam olarak anlaşılmış değil...(Köken yine madde olabilir, sürekli olarak değişim geçiren madde vb.)

Maddenin sınırlarını tam bilmiyoruz, çünkü madde sürekli değişim içinde olan bir şey...

Yahu su uc soruyu neden yanitlayamiyorsun?

Ya da yanitini veremedigin bir konu ve de kavramda neyi anlatiyorsun?

Iste toplumumuzun bilincsizligi sadece ifade eder o da ezberi ile, once ifade ettiginin bir aciklamasini tanimini yap.

Ben de ona gore sana yanit vereyim.

Uc soru hala gecerli.

Bak fenomenin tanimi; insanoglu algisina gozlem veren taban. Buna insanoglunun kendisi de dahil.

Brian
11-07-2013, 01:53
Yahu su uc soruyu neden yanitlayamiyorsun?

Ya da yanitini veremedigin bir konu ve de kavramda neyi anlatiyorsun?

Iste toplumumuzun bilincsizligi sadece ifade eder o da ezberi ile, once ifade ettiginin bir aciklamasini tanimini yap.

Ben de ona gore sana yanit vereyim.

Uc soru hala gecerli.

Bak fenomenin tanimi; insanoglu algisina gozlem veren taban. Buna insanoglunun kendisi de dahil.


Yanıt verdim Evrensel...

Senin anlayamamanın nedeni uzay, zaman ve maddeyi değişmez düşünmen.

Değişimi göremediğin için Platonik bir dünyada olayları sabit ve değişmez algılıyorsun. Olayları buna göre yorumluyorsun.

Ama bilimde olaylar değişmez değildir ki.

Bilim bile bildiği kadar yanıt verir, her şeyi sonuna kadar bildiğini de iddia etmez.

Şimdi bir fizikçiye sorsan madde nedir diye o da bilebildiği kadar yanıt verecektir. Onun bu yanıtına bakarak "sen ne diye fizik ile uğraşıyorsun daha maddenin, evrenin, zamanın tam olarak ne olduğunu bile bilmiyorsun" denmez. Bilebildiği kadar yanıt verir.

Ben de sana onu söyledim. Tekrar yazıyorum:

Örneğin şimdilik atomları, kuarkları, enerji, antimadde vb. şeyleri maddesel olarak düşünebilirsin. Bunun üzerinden yanıt verebilirsin.

Ama sen soruma yanıt vermedin Evrensel, neyse bunu hep yapıyorsun, ben sana tanım sormadım tekrar soruyorum:

Bana madde ile bağlantısı ve ilişkisi olmayan bir fenomen söyle...

evrensel-insan
11-07-2013, 02:09
Yanıt verdim Evrensel...

Senin anlayamamanın nedeni uzay, zaman ve maddeyi değişmez düşünmen.

Ilgisi yok. Ayrica sen bana bir tanim vermedin ki, anlamayayim. En azindan materyalizmdeki madde tanimini yap.

Değişimi göremediğin için Platonik bir dünyada olayları sabit ve değişmez algılıyorsun. Olayları buna göre yorumluyorsun.

Degisimi gorebilmek icin degisimdeki tum ogeleri gormek gerekir. Bu da metafizigin varliksal indirgemeci monizmi ile olmaz.

Ama bilimde olaylar değişmez değildir ki.

Peki o zaman nasil ve neyte gore madde ilk tek ve mutlak oluyor?

Bilim bile bildiği kadar yanıt verir, her şeyi sonuna kadar bildiğini de iddia etmez.

Tabiki epistemolojik demek; bilimin geldigi anlikkavramsal bilgi siniridir. O yuzdem bilimde mutlak olmaz ve gozlem vermeyen akil urunu ilk tek te bilimsel olmaz.

Şimdi bir fizikçiye sorsan madde nedir diye o da bilebildiği kadar yanıt verecektir. Onun bu yanıtına bakarak "sen ne diye fizik ile uğraşıyorsun daha maddenin, evrenin, zamanın tam olarak ne olduğunu bile bilmiyorsun" denmez. Bilebildiği kadar yanıt verir.

Bilimin boyle bir sorunu yok. Cunku bilim fenomenin ne oldugunu degil; gozlermini ortaya koyar.

Ben de sana onu söyledim. Tekrar yazıyorum:

Örneğin şimdilik atomları, kuarkları, enerji, antimadde vb. şeyleri maddesel olarak düşünebilirsin. Bunun üzerinden yanıt verebilirsin.

Ama sen soruma yanıt vermedin Evrensel, neyse bunu hep yapıyorsun, ben sana tanım sormadım tekrar soruyorum:

Bana madde ile bağlantısı ve ilişkisi olmayan bir fenomen söyle...

Bunu yapabilmem icin senin maddeyi bilimsel olarak ortaya koyabilmen lazim.

Cunku ben maddeyi bilimsel olarak ve herkesi baglayacak sekilde tanimlayamiyorum.

Yine bilimsel olarak ta fenomeni degil; gozlemini ortaya koyuyorum.

Iste metasfizik ile epistemoloji farki da burda.

Ilki fenomeni varliksal olarak tartisiyor, ikincisi fenomenin gozlemini dile getiriyor.

Brian
11-07-2013, 02:27
Ilgisi yok. Ayrica sen bana bir tanim vermedin ki, anlamayayim. En azindan materyalizmdeki madde tanimini yap.



Degisimi gorebilmek icin degisimdeki tum ogeleri gormek gerekir. Bu da metafizigin varliksal indirgemeci monizmi ile olmaz.



Peki o zaman nasil ve neyte gore madde ilk tek ve mutlak oluyor?



Tabiki epistemolojik demek; bilimin geldigi anlikkavramsal bilgi siniridir. O yuzdem bilimde mutlak olmaz ve gozlem vermeyen akil urunu ilk tek te bilimsel olmaz.



Bilimin boyle bir sorunu yok. Cunku bilim fenomenin ne oldugunu degil; gozlermini ortaya koyar.



Bunu yapabilmem icin senin maddeyi bilimsel olarak ortaya koyabilmen lazim.

Cunku ben maddeyi bilimsel olarak ve herkesi baglayacak sekilde tanimlayamiyorum.

Yine bilimsel olarak ta fenomeni degil; gozlemini ortaya koyuyorum.

Iste metasfizik ile epistemoloji farki da burda.

Ilki fenomeni varliksal olarak tartisiyor, ikincisi fenomenin gozlemini dile getiriyor.


Evrensel;

Sana tanım verdim, şimdilik bu tanımı kabul et dedim. Ona göre yanıt ver dedim.

Hala aynı soruyu soruyorsun....

Yanıtta vermiyorsun...

Peki o zaman nasil ve neyte gore madde ilk tek ve mutlak oluyor?

Ben madde tek ve mutlak demedim. Öte yandan tek bir materyalizm görüşü de yok. Bir sürü çeşit materyalist görüş var.

Ayrıca ben materyalist olmadığımı baştan söyledim; ama materyalizm yabana atılacak bir görüş değildir. Seninle bu konuyu tartıştım. Neden çünkü sen materyalizmi, maddeyi vb. çok hafife alıyorsun...Hatta zihni ön plana çıkarak maddeyi yok sayıyorsun, aşırı küçümsüyorsun. Bu tutumun yanlış...

Sanki sen her şeyin evrenin, şunun bunun, varlığın tüm sorularını çok iyi biliyorsun, bunları çok iyi açıklıyorsun da materyalizm, materyalist düşünenler bu konuda hiçbir şey bilmiyormuş gibi bir de bu konularda fikir yürütüyorsun, akıl veriyorsun, halbuki yanıt verdiğin bir şey de yok.

Bu yüzden burada sana karşı yazdım...

Şunu da fark ettim tartışma ilerledikçe görüşlerini daha da fanatik bir şekilde savunuyorsun. Yani idealizm ve solipsizmde sır tanımıyorsun.

Daha öncede söyledim solipsizm tartışmada kendini haklı bulmak için sana her zaman bir neden verir. Bu bilim filan diye kendini kandırma artık.

Sana iyi geceler...

evrensel-insan
11-07-2013, 02:53
Evrensel;

[quote]Sana tanım verdim, şimdilik bu tanımı kabul et dedim. Ona göre yanıt ver dedim.

Pardon, gozumden kacmis. Bir daha verir misin?

Hala aynı soruyu soruyorsun....

Yanıtta vermiyorsun...

Dedigim gibi bilim fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koyar. O yuzden fenomen olarak onun ne oldugu bilimsel olarak onemli degildir. Kavram olarak insanoglu adini da vermistir zaten.



Ben madde tek ve mutlak demedim. Öte yandan tek bir materyalizm görüşü de yok. Bir sürü çeşit materyalist görüş var.

Ayrıca ben materyalist olmadığımı baştan söyledim; ama materyalizm yabana atılacak bir görüş değildir. Seninle bu konuyu tartıştım. Neden çünkü sen materyalizmi, maddeyi vb. çok hafife alıyorsun...Hatta zihni ön plana çıkarak maddeyi yok sayıyorsun, aşırı küçümsüyorsun. Bu tutumun yanlış...

Iste yanilinan nokta burasi. Insanoglunun kendisi zaten fenomen. Yalniz bu fenomenin her turlu yasam iliski duzen sistem v.s. sini onun numenal olarak ortaya koydugu etik metafizik ve estetik degerler tabular ve veriler belirliyor. Yani insanoglunun her turlu vucutsal hareketini yonlendiren onun numenal degerleri. Iste onemli olan bunlasrin sorgulanmasi ve zihinsel insanlik adina elimine edilmesi.

Sanki sen her şeyin evrenin, şunun bunun, varlığın tüm sorularını çok iyi biliyorsun, bunları çok iyi açıklıyorsun da materyalizm, materyalist düşünenler bu konuda hiçbir şey bilmiyormuş gibi bir de bu konularda fikir yürütüyorsun, akıl veriyorsun, halbuki yanıt verdiğin bir şey de yok.

Benim boyle bir iddiam olmadi, ayrica benim verdigim mucadele zihinsel dusunussel davranissal olarak zihinsel insanlik mucadelesi. Bu da basta bilinc gerektiriyor. Cunku bilinc olmadan yapilan hic bir sey elde edilen hic bir kazanim kalici degil. Ben akil da vermiyorum. Sadece kendi beyin duzeyimin dusunce ve bilgisini paylasiyorum.

Materyalist dusunenler insanoglu varliginin ve birey varliginin bilincinde degiller. O yuzden insanoglunu mal meta olarak ve kendi ideolojik inancsal dogrularini takip etmesi gereken nicelik olarak algiliyorlar.

Bu yüzden burada sana karşı yazdım...

Şunu da fark ettim tartışma ilerledikçe görüşlerini daha da fanatik bir şekilde savunuyorsun. Yani idealizm ve solipsizmde sır tanımıyorsun.

Daha öncede söyledim solipsizm tartışmada kendini haklı bulmak için sana her zaman bir neden verir. Bu bilim filan diye kendini kandırma artık.

Sana iyi geceler...

Neyse sen kendi aklinca istedigin gibi bir etiket verebilirsin. Yalniz hatirlatayim benim bir etiketim olmadigindan yazdiklarim senin verdigin etiketlerin disina da cikabilir, hatirlatayim dedim. Cunku o zaman yeni etiketler aramak durumunda kalirsin.

Sana da iyi geceler.

Khaos
11-07-2013, 04:53
Sen bana ne anlatiyorsun, ya da neyi tartisiyoruz.

Birincisi ben o yaniti khaos'a verdim ve sen Popper ile ilgili mesaj yazdin.

Herseyden once popper'in marxizmi sozde bilimsel dogma gormesini aciklamasina yanit veremedin ve bana oturmus mesajlar yaziyorsun.

Neyi anlatmaya calisiyorsun?

Ben sana materyalizmin bilimsel olmadigini ve sadece ideolojik inanc oldugunu soyluyorum; itirazin var mi?

Mesaj yazmadan once neden o mesaji yazdigini ya da ne ile ilgili yazdigini acikla.

Ben senin ile popper'i tartismiyorum.

sen bana hiç bir konuda yanıt falan veremezsin.
çünkü beyni kireçlenmiş edit birisin.


sana bin kere ben ''madde'' dediğimde evreni kastederim dedim mi. evet dedim.


felsefe maddenin yani evrenin niteliklerine dair düşünmedir dedim mi. evet dedim.


hala daha skolastik, indirgemeci, felsefeyi hiç bir haklı gerekçesi olmadan epistomoloji ve ontoloji altalanlarına analitik biçimde ayırıyorsun, ancak bu benim tarafımdan aşılmıştır dedim mi. evet dedim.


kavramdan dem vuruyorsun; kavram benim ''madde'' kavramımın içeriğinde var.çünkü kavram da bu evrene ve evrendeki maddi süreçlere ait dedim mi.evet dedim.


ne popperi edit .o da kim.kim edit lan popperi.


senin için bir ay dört hafta.
benim içinse üç.
çünkü ayda bir hafta delilerle akıl hastanesinde yatıyorum.
fazla tuz kaybından.
çünkü ben felsefenin edebiyatını değil, kendisini yapıyorum yani düşünüyorum.


sen öyle bir edit ki, benim marksist olmadığımın dahi farkında değilsin.


ama ben birşeyin farkındayım.
sen kalkmış şundan bundan tayyipi nasıl düşüreceğiz diye somut öneri isteyebilecek kadar zavallısın.
hep ölçek düşürerek düşünmeye alışmışsın.
türkiyeyi, ancak dünyadan izole ederek indirgeyerek düşünebilirsin.
onu uluslarası sistemin yani bir bütünün parçası olarak bütünle ilişkisini gözeterek düşünemezsin.buna akıl gücün yetmez.
o yüzden tayyibi nasıl indireceğiz dersin.


ve bir şeyin daha farkındayım.
iktisat dolayısıyla ekonomik bir sistem olarak kapitalizmin ne olduğuna dair tek fikrin yok.
kapitalizm çözümlemen yok.
kapiatalizmin doğası nedir, evrimi, mümkün gelişme seyri ve olası geleceği nedir hiç fikrin yok.


ekopolitik hakkında bir fikrin de yok.o nedenle üretim biçimiyle siyaset arasındaki diyalektiği çözemezsin.


sana diyorum ki; edit git.
ne sen ne de toplumsal kurtuluş denen şey edit bile değil.


olmalı mı.


neden olmalı ki.
senin gibi beyin damarları kieçlenmiş bir bunakla yeterince vakit kaybettim.
git ne edit yersen ye.
istersen şikayet et.
istersen siteden attır yasakllattır.


ama bilmediğin ve asla öğrenemeyeceğin alanı söyleyeyim mi.
işte o felsefedir.


sen de zerrece felsefe kabiliyeti yok anladın mı edit.
al eline olta edit git edit balıklarını falan tut.

evrensel-insan
11-07-2013, 05:25
Seviye oyle bir yerlerdeki kahve agzi bile yaninda yunmus yikanmis kalir.

Iste dusunce ve bilginin bittigi yerin en guzel ornegi.

evrensel-insan
13-07-2013, 01:04
Mustakil var olan (substantial) herhangibir fenomenin, madde temeli; epistemolojide bir fiziksel bilgidir. Bu mustakil var olanin dil olarak zaten adi belirtilmistir. Doga, dunya ve her turlu somut kavram.

Burada onemli olan bu fiziksel bilginin, bilimsel bilgi farkidir.

Birincisi bu bilimsel bilgi ilk basta MUSTAKIL VAR OLANI DEGIL; ONUN GOZLEMINDEN ALGILANANIN BILGISIDIR.

Ikincisi bu bilginin soyut olarak bir teorik varsayimsal, tezsel ve hipotezsel v.s. bir ortaya konmusu varsa; bunun somut bilimselligi ancak gozlem ile saglanir.

Bu gozlem tekrar elde olasn teori ile test edilebildiginde de olgu olur.

Iste bu bilimsel bilgi, olgu olarak tartismadisidir ve gecerlidir.

Bu gecerliligi inancsal ideolojik olarak mutlak kilmak ispat ile sinirlamak ise, bu olguyu KALICILASTIRIR KI, bu zaten bilimin bilimsel olarak onune cekilmis bir set olur ve bilimi sabit kilar.

Halbuki bilim devamli caga gore algiya gozleme ve teorilerin gelisimine gore devamli yenilenen guncellenen ve genisen bir konumdadir.

Iste bu konumu saglayacak tek oge OLGU OLAN GECERLI KIILINAN BILIMSEL BILGININ, GOZLEM ILE YANLISLANABILIRLIGIDIR.

Iste bu gecerlilik ve yanlislanabilirligin ortak bagi, bilimi dogmadan inanctan ideolojiden mutlaktan sabitten ve CAGDISI OLMAKTAN kurtarir.

Iste buradaki ideolojik inancsal temelli gozlemi olmayan her turlu akilciligin ortaya koydugu, GOZLEMI OLMADIGINDAN VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIGI MUMKUN OLMADIGINDAN bilimsel degildir.

evrensel-insan
13-07-2013, 01:07
Bilginin bilimsel ve bilissel olani olgu. Iste bilimsellik ve bilissellik, diger bilgilerden ve sinirlama ve sonlamalardan GECERLILIK, YANLISLANABILIRLIK, YENILENEBILIRLIK VE DEGISIM olarak farklilasiyor.

Buradaki GECERLILIK OLGUSAL, YANLISLANABILIRLIK GOZLEMSEL YENILENEBILIRLIK HEM OLGUSAL HEM GOZLEMSEL DEGISIM ISE; DONUSUMSEL, BASKALASIMSAL VE OLUSUMSALDIR. BU DURUM DAIMI YANI SUREKLI SUREGELEN BIR SURECTIR.

Iste bu farklilasma, fenomeni sinirsiz, sonsuz ve daimi kildigi gibi; gozlemi, bilgiyi ve algiyi da sinirsiz ve sonsuz ve de daimi kiliyor.

Tek fark fenomenin bu sinirsizligi, sonsuzlugu ve daimiligi KESINTISIZ, gozlemin, alginin ve bilginin sinirsizligi, sonsuzlugu ve daimiligi KESINTILI. Iste bu kesintiyi veren de bilimsel ve bilissel olarak olgu ve gecerlilik; kesintiyi kaldiran da bunun gozlem ile yanlislanabilirligi.

Iste bilgideki bilimsel ve bilissel fark bu KESINTININ GECERLILIGI dir. Diger her turlu bilgi de, bu KESINTI KALICIDIR. Yani mutlaktir, sonludur, kesindir, degismezdir, tektir, ilktir baslangici ve sonu vardir v.s. kisaca zamansaldir.

Metafizik temelli, yani varliksal, ontolojik materyalistler/nesnel gercekciler ile, metafizik temelli, varliksal, ontolojik idealistler/oznel gercekciler ve pozitivistler/isimciler; ayni sekilde metafizik temelli yaraticilar, fizik oteciler, teolojik ideoloji ve inanc sahipleri ve hatta etik formel ve diyalektik mantik savunuculari ve de klasik bilimciler, yani bilimin temelini varlikta ontolojide arayanlar mesela materyalist diyalektik "bilimciler" kesintinin gecerliligini algilayamazlar. Cunku kesintiyi kalici kilarlar. Iste epistemolojinin (bilgi ve her turlu ve de bilimsel/bilissel bilim ve felsefesinin) bil kokeni ve insanoglu yapilandirilmisligi ile, metafizigin var, ol ve inan kokenli yapilandirilmisligi farki,tam da budur.

Brian
20-07-2013, 23:41
Bilginin bilimsel ve bilissel olani olgu. Iste bilimsellik ve bilissellik, diger bilgilerden ve sinirlama ve sonlamalardan GECERLILIK, YANLISLANABILIRLIK, YENILENEBILIRLIK VE DEGISIM olarak farklilasiyor.

Buradaki GECERLILIK OLGUSAL, YANLISLANABILIRLIK GOZLEMSEL YENILENEBILIRLIK HEM OLGUSAL HEM GOZLEMSEL DEGISIM ISE; DONUSUMSEL, BASKALASIMSAL VE OLUSUMSALDIR. BU DURUM DAIMI YANI SUREKLI SUREGELEN BIR SURECTIR.


Iste bilgideki bilimsel ve bilissel fark bu KESINTININ GECERLILIGI dir. Diger her turlu bilgi de, bu KESINTI KALICIDIR. Yani mutlaktir, sonludur, kesindir, degismezdir, tektir, ilktir baslangici ve sonu vardir v.s. kisaca zamansaldir.

Metafizik temelli, yani varliksal, ontolojik materyalistler/nesnel gercekciler ile, metafizik temelli, varliksal, ontolojik idealistler/oznel gercekciler ve pozitivistler/isimciler; ayni sekilde metafizik temelli yaraticilar, fizik oteciler, teolojik ideoloji ve inanc sahipleri ve hatta etik formel ve diyalektik mantik savunuculari ve de klasik bilimciler, yani bilimin temelini varlikta ontolojide arayanlar mesela materyalist diyalektik "bilimciler" kesintinin gecerliligini algilayamazlar. Cunku kesintiyi kalici kilarlar. Iste epistemolojinin (bilgi ve her turlu ve de bilimsel/bilissel bilim ve felsefesinin) bil kokeni ve insanoglu yapilandirilmisligi ile, metafizigin var, ol ve inan kokenli yapilandirilmisligi farki,tam da budur.

Materyalizm değişimi kabul etmez mi? Kim söylüyor bunu?

Bence siz mateyalizmi çarpıtarak tartışıyorsunuz...

Yani bu böyledir, çünkü ben böyle anlıyorum, siz yanlış algılıyorsunuz, ben biliyorum, ben algılıyorum, ben üst düzey bilince sahip vb. şeklinde yine tartışmaya devam ediyorsun...

Bu durumda söyleyeceğim şey şu: hayır doğru anlamıyorsun, yanlış anlıyorsun, üstelik çarpıtıyorsun, buradaki herkes ne demek istediğini bin kez söyledi.Adam diyor ki çok net olarak ben bunu demek istiyorum, şunu demek istiyorum...Sen diyorsun ki bambaşka bir şey...Bunu da ısrarla ve ısrarla yapıyorsunuz...

Siz burada sanırım bizimle ve bizim anladıklarımızla değil kendi kafanızda tasarladığınız materyalizm ile tartışıyorsunuz.

O zaman buradaki insanlara yanıt vermenizin anlamı kalmıyor.

Kendi kendinizle tartışmaya devam edebilirsiniz....

evrensel-insan
20-07-2013, 23:55
Materyalizm değişimi kabul etmez mi? Kim söylüyor bunu?

Bence siz mateyalizmi çarpıtarak tartışıyorsunuz...

Madde, materyalizme gore "ilk, tek ve mutlak" degil midir?

Indirgemeciligi ve determinizmi materyalizme gore aciklar misin?

"Her seyin madde oldugu vemaddenin tek gercek oldugu" materalizmin tezi degil midir?

Maddeci kuram, monist varlıkbilim sınıfına aittir. Böylelikle, düalizm veya plüralizmden ayrılır. Görüngübilim üzerine kurulmuş idealizm ve tinselcilik düşüce sistemlerin karşıtıdır.



Yani bu böyledir, çünkü ben böyle anlıyorum, siz yanlış algılıyorsunuz, ben biliyorum, ben algılıyorum, ben üst düzey bilince sahip vb. şeklinde yine tartışmaya devam ediyorsun...

Bu durumda söyleyeceğim şey şu: hayır doğru anlamıyorsun, yanlış anlıyorsun, üstelik çarpıtıyorsun, buradaki herkes ne demek istediğini bin kez söyledi.Adam diyor ki çok net olarak ben bunu demek istiyorum, şunu demek istiyorum...Sen diyorsun ki bambaşka bir şey...Bunu da ısrarla ve ısrarla yapıyorsunuz...

Siz burada sanırım bizimle ve bizim anladıklarımızla değil kendi kafanızda tasarladığınız materyalizm ile tartışıyorsunuz.

O zaman buradaki insanlara yanıt vermenizin anlamı kalmıyor.

Kendi kendinizle tatışmaya devam edebilirsiniz....

Evet buyrun yanitlayin. Eger sizce materyalizmin tanimi algisi ve icerigi anlami v.s. farkli ise onu da ortaya koyun.

Ben materyalizmden bunu algiliyorum.

Aksi sizce ne ise buyrun, aciklayin.

Brian
21-07-2013, 00:19
Madde, materyalizme gore "ilk, tek ve mutlak" degil midir?

Indirgemeciligi ve determinizmi materyalizme gore aciklar misin?

"Her seyin madde oldugu vemaddenin tek gercek oldugu" materalizmin tezi degil midir?

Maddeci kuram, monist varlıkbilim sınıfına aittir. Böylelikle, düalizm veya plüralizmden ayrılır. Görüngübilim üzerine kurulmuş idealizm ve tinselcilik düşüce sistemlerin karşıtıdır.





Evet buyrun yanitlayin. Eger sizce materyalizmin tanimi algisi ve icerigi anlami v.s. farkli ise onu da ortaya koyun.

Ben materyalizmden bunu algiliyorum.

Aksi sizce ne ise buyrun, aciklayin.


Birçok materyalizm tanımı olabilir.

Şimdi arkadaş materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum vb. diyor. Evrenin öncesi, sonrası vb. ile ilgili bir şey söylemedi.

Bu durumda senin söylediklerin buna yanıt değil.

Şu var tabii evrenin dışında olan bizi etkileyen veya her türlü yasadan, maddi varlıktan bağımsız hareket edebilen bir takım varlıklar olduğu iddia edilebilir: (ruh, cinler, melekler, şeytanlar vb.) İddian buysa kanıtlarını bekliyoruz.

evrensel-insan
21-07-2013, 00:27
Birçok materyalizm tanımı olabilir.

Şimdi arkadaş materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum vb. diyor. Evrenin öncesi, sonrası vb. ile ilgili bir şey söylemedi.

Bu durumda senin söylediklerin buna yanıt değil.

Şu var tabii evrenin dışında olan bizi etkileyen veya her türlü yasadan, maddi varlıktan bağımsız hareket edebilen bir takım varlıklar olabilir: cinler, melekler, şeytanlar vb. İddian buysa kanıtlarını bekliyoruz.

Tamam senin algiladigin ve sence ne olan materyalizmi ve bilimselligini yazisalim.

Ben bir iki cumle ile basliyorum.

Materyalizm, akilciligin inancini iceren bir varliksal ideolojidir.
Madde bir bilgidir.
Varlik sadece madde degildir.
Maddenin ne oldugunu ortaya koyan insanoglunun kavramsal bilgisidir.
Nesnel bilgi yoktur.
Gerceklik insanoglu yapilandirilmisligidir.

Bilim varliksal olarak tartismadigi fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koyar.

Iste bu yazilanlar uzerine istersen senin varsa;

"materyalizm bilimseldir" soylemin uzerine yazisabiliriz.

Ya da sen ne diyorsan;

Benim dedigim sudur. "materyalizm bilimsel degiuldir, varliksal ideolojilerden mustakil var olan varligin madde oldugunu indirgemeci ve determinist olarak iddia eder.

Gercek varlik olarak ise sadece nesnel varligi algilar ve kabullenir.

Evren insanoglu algisina gozlem veren ve bilinen en genis mekan olan bir fenomendir.

Brian
21-07-2013, 00:42
Tamam senin algiladigin ve sence ne olan materyalizmi ve bilimselligini yazisalim.

Ben bir iki cumle ile basliyorum.

Materyalizm, akilciligin inancini iceren bir varliksal ideolojidir.
Madde bir bilgidir.
Varlik sadece madde degildir.
Maddenin ne oldugunu ortaya koyan insanoglunun kavramsal bilgisidir.
Nesnel bilgi yoktur.
Gerceklik insanoglu yapilandirilmisligidir.

Bilim varliksal olarak tartismadigi fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koyar.

Iste bu yazilanlar uzerine istersen senin varsa;

"materyalizm bilimseldir" soylemin uzerine yazisabiliriz.

Ya da sen ne diyorsan;

Benim dedigim sudur. "materyalizm bilimsel degiuldir, varliksal ideolojilerden mustakil var olan varligin madde oldugunu indirgemeci ve determinist olarak iddia eder.

Gercek varlik olarak ise sadece nesnel varligi algilar ve kabullenir.

Evren insanoglu algisina gozlem veren ve bilinen en genis mekan olan bir fenomendir.

Senin tanımından gidersem solipsizmin bile doğru olduğunu düşünmem gerekir.

O zaman gerçek sadece benim kafamda olup bitenlerden ibarettir, hatta evren bile öyledir vb. diye sonuca varmam gerekir.

Diğer insanların da benim beynimin ürünleri, yansıması, hayallari vb. olduğunu da düşünebilirim. Bu durumda gerçeği belirleyen tek ben olurum.

Yani ben nasıl algılıyorsam öyledir, gerçeği yaratan benim, bu evren bile ben olduğum için var bile diyebilirim.

Yanlışlamadan söz ediyorsun ya, bu düşünce asla yanlışlanamaz, aksi gösterilemez...

Aşağıda verdiğim tanım oldukça kapsamlı ve yerinde:

Şimdi arkadaş materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum vb. diyor. Evrenin öncesi, sonrası vb. ile ilgili bir şey söylemedi.

Ben de bunu mantıklı buldum...

Bununla ilgili bir yanıtın varsa yanıtlayabilirsin, yani: evrenin dışında olan bizi etkileyen veya her türlü yasadan, maddi varlıktan bağımsız hareket edebilen bir takım varlıklar olduğu iddia edilebilir: (ruh, cinler, melekler, şeytanlar vb.) İddian buysa kanıtlarını bekliyoruz.

evrensel-insan
21-07-2013, 01:15
Senin tanımından gidersem solipsizmin bile doğru olduğunu düşünmem gerekir.

O zaman gerçek sadece benim kafamda olup bitenlerden ibarettir, hatta evren bile öyledir vb. diye sonuca varmam gerekir.

Diğer insanların da benim beynimin ürünleri, yansıması, hayallari vb. olduğunu da düşünebilirim. Bu durumda gerçeği belirleyen tek ben olurum.

Yani ben nasıl algılıyorsam öyledir, gerçeği yaratan benim, bu evren bile ben olduğum için var bile diyebilirim.

Yanlışlamadan söz ediyorsun ya, bu düşünce asla yanlışlanamaz, aksi gösterilemez...

Aşağıda verdiğim tanım oldukça kapsamlı ve yerinde:



Ben de bunu mantıklı buldum...

Bununla ilgili bir yanıtın varsa yanıtlayabilirsin, yani: evrenin dışında olan bizi etkileyen veya her türlü yasadan, maddi varlıktan bağımsız hareket edebilen bir takım varlıklar olduğu iddia edilebilir: (ruh, cinler, melekler, şeytanlar vb.) İddian buysa kanıtlarını bekliyoruz.

Ben o cumleyi soyle yanitlamistim.

Evren insanoglu algisina gozlem veren ve bilinen en genis mekan olan bir fenomendir.

Benim her turlu tanimim insanoglu algisi ve kavrasmsal bilgisine goredir.

Basta insanoglu tek maddeye indirgenemez.

Ikincisi her seyi ortaya koyan sadece insanogludur.

Insanoglu disinda baska bir fenomende kavramsal bilgi yoktur.

Evrenin henuz tum mekaNsal boyutlari insanoglu tarafindan ortaya konamamistir. O yuzden evrenin disi bilimsel olarak mantiksizdir.

Senin saydigin fizik otesi varliklar, insanoglu aklinin bir urunudur.

Farkindaysan hala metafizik/varliksal bakiyorsun.

Benim bakis acim ise epistemolojik/bilgiseldir.

Solipsizmden ne algiladigini aciklar misin?

Fenomenin gozlemi. Burada sorun nedir? Yani bilimsel sorun.

Brian
21-07-2013, 01:28
Ben o cumleyi soyle yanitlamistim.

Evren insanoglu algisina gozlem veren ve bilinen en genis mekan olan bir fenomendir.

Benim her turlu tanimim insanoglu algisi ve kavrasmsal bilgisine goredir.

Basta insanoglu tek maddeye indirgenemez.

Ikincisi her seyi ortaya koyan sadece insanogludur.

Insanoglu disinda baska bir fenomende kavramsal bilgi yoktur.

Evrenin henuz tum mekaNsal boyutlari insanoglu tarafindan ortaya konamamistir. O yuzden evrenin disi bilimsel olarak mantiksizdir.

Senin saydigin fizik otesi varliklar, insanoglu aklinin bir urunudur.

Farkindaysan hala metafizik/varliksal bakiyorsun.

Benim bakis acim ise epistemolojik/bilgiseldir.

Solipsizmden ne algiladigini aciklar misin?

Fenomenin gozlemi. Burada sorun nedir? Yani bilimsel sorun.

Yahu ben sana soru soruyorum; materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum diyorum bunun nesi metafizik bakmak...

Neyse geçelim bunları...

İnsanı, bilinci vb. merkeze koyuyorsun...

Aslında kendini merkeze koyuyorsun...

Yukarıda çok açık yazdım...

Bu durumda her şeyi aslında senin bilincin, beynin belirliyor, çünkü sen bilincin, beynin vb. algılıyorsun, düşünüyorsun, bu durumda her şey sana göre, algılayabildiğin kadar, gördüğün kadar vb; diğer insanlarda öyle, bu durumda merkezde olan asıl şey senin bilincin,

Bak insanoğlu demiyorum, sen diyorum, çünkü gören, algılayan, yorumlayan senin bilincin...

Yani senin yaptığın mantıkla solipsizme kadar kolayca gidersin...

evrensel-insan
21-07-2013, 01:47
[quoteYahu ben sana soru soruyorum; materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum diyorum bunun nesi metafizik bakmak...

Buradaki metafizik "fizik otesi" anlaminda degil; felsefenin varlik ile ilgili dali olarak kullanilmistir. Yani felsefe de konu varlik ise onun dali metafiziktir. Konu bilgi ise epistemoloji, guzellik v.s. ise estetik, ya da sosyal bilgi ise etik v.s.

Neyse geçelim bunları...

İnsanı, bilinci vb. merkeze koyuyorsun...

Aslında kendini merkeze koyuyorsun...

Yukarıda çok açık yazdım...

Neyin merkezine?

Bu durumda her şeyi aslında senin bilincin, beynin belirliyor, çünkü sen bilincin, beynin vb. algılıyorsun, düşünüyorsun, bu durumda her şey sana göre, algılayabildiğin kadar, gördüğün kadar vb; diğer insanlarda öyle, bu durumda merkezde olan asıl şey senin bilincin,

Ayni indirgemeci ve determinist mantik. Bilinc insanoglu fenomeninin bir fenomeni olan beyninin fonksiyonu ve yetisidir. Neden indirgiyorsun?

Bak insanoğlu demiyorum, sen diyorum, çünkü gören, algılayan, yorumlayan senin bilincin...

Yani senin yaptığın mantıkla solipsizme kadar kolayca gidersin...

Zaten sorun dememende. Ayrica indirgemende.

Insanoglu fenomenonumeno kavramsal, fizikososyo psikolojik neuro kimyasal bir fenomendir. Neden indirgiyorsun ki?

Zaten indirgedigin icin insanoglunun fizigi ile beyninin fonksiyonu numenal yetisini yani bilinci ustelik kavrami disarida birakarak degerlendiriyorsun.

Halbuki bunlardan biri olmazsa, zaten insanoglu fenomeni olmaz.

Bak kisaca;

Insanoglu algisi yoksa, madde de gozlemi de yoktur.

Bilgi kavramsal olarak sadece insanoglu fenomeni varliginda mumkundur.

Insanoglu mesela bir dinazoru ancak kendi varliginda ortaya koyar, zamansalk olarak ise ortaya konan dinazor; insanoglu varligi oncesine gidebilir.

Mesela evrenin zamansal yasini insanoglu kendi varliginda ortaya koymustur. Zamansal olarak yani 13.7 milyar yilise, yine insanoglunun bir olcumudur.

Brian
21-07-2013, 02:02
.

Buradaki metafizik "fizik otesi" anlaminda degil; felsefenin varlik ile ilgili dali olarak kullanilmistir. Yani felsefe de konu varlik ise onun dali metafiziktir. Konu bilgi ise epistemoloji, guzellik v.s. ise estetik, ya da sosyal bilgi ise etik v.s.



Neyin merkezine?



Ayni indirgemeci ve determinist mantik. Bilinc insanoglu fenomeninin bir fenomeni olan beyninin fonksiyonu ve yetisidir. Neden indirgiyorsun?



Zaten sorun dememende. Ayrica indirgemende.

Insanoglu fenomenonumeno kavramsal, fizikososyo psikolojik neuro kimyasal bir fenomendir. Neden indirgiyorsun ki?

Zaten indirgedigin icin insanoglunun fizigi ile beyninin fonksiyonu numenal yetisini yani bilinci ustelik kavrami disarida birakarak degerlendiriyorsun.

Halbuki bunlardan biri olmazsa, zaten insanoglu fenomeni olmaz.

Bak kisaca;

Insanoglu algisi yoksa, madde de gozlemi de yoktur.

Bilgi kavramsal olarak sadece insanoglu fenomeni varliginda mumkundur.

Insanoglu mesela bir dinazoru ancak kendi varliginda ortaya koyar, zamansalk olarak ise ortaya konan dinazor; insanoglu varligi oncesine gidebilir.

Mesela evrenin zamansal yasini insanoglu kendi varliginda ortaya koymustur. Zamansal olarak yani 13.7 milyar yilise, yine insanoglunun bir olcumudur.

Aslında ben burada bir ayna tuttum sana kendini görmen için, bir ölçüde görmeyi başardın aslında

Neydi gördüğün:

İndirgemeci mantık...

Bunu yapan aslında hep sen oldun...

Ben sadece senin bize yaptığını sana açıklamak için kullandım...

Şimdi de bilinçte bilinç, insanoğlu da insanoğlu filan tekrar demeye başladın...

İnsanoğlu deyince neyi kastediyorsun? İnsanoğlu dediğin nedir?

Daha önce ben toplum filan deyince toplum vb. şeyin gerici olduğundan söz edip durdun, gece gündüz; şimdi de insanoğlu diyorsun?

İnsanoğlu nedir, toplumdan bağımsız mıdır nedir, toplum gerici olunca insanoğlu nasıl ilerici oluyor?

Şimdi daha önce birey de birey, birey bireyin bilinci dediğin için yazıyorum.

Şimdi bireyi bıraktık, gerici toplum vb. toplumsalı da bıraktık onlar gerici ya, ama insanoğlu olunca ilerici oluyor, çok ilginç gerçekten...

Daha önce sen benimle tartışırken haklı çıkmak için bireyi merkeze aldın, toplumu yok saydın vb., sonra nasılsa sosyalliği çıkardın. Halbuki toplum denince anlaşılan aşağı yukarı belli, toplumsallık, sosyalliği de kapsiyor, çok daha kapsamlı...

Buradaki materyalim kavramı ise evren demek istediğimiz için hepsini kapsıyor daha da geniş kapsamlı..

Yani aslında bilinci, bireyi vb. merkeze alıp maddi ilişkileri, maddi koşulları, toplumsal ilişkileri, koşulları, kültürü yok sayan, görmezden gelen hep sen oldun...

Ama şimdi uyanır gibi oldun birden neden?

Çünkü savunduğun şey aslında solipsizmdir ve indirgemeci mantığın doruklarıdır.

İşte senin de bize karşı baştan beri yaptığın şey aslında budur.

evrensel-insan
21-07-2013, 02:16
Aslında ben burada bir ayna tuttum sana kendini görmen için, bir ölçüde görmeyi başardın aslında

Neydi gördüğün:

İndirgemeci mantık...

Bunu yapan aslında hep sen oldun...

Ben sadece senin bize yaptığını sana açıklamak için kullandım...

Şimdi de bilinçte bilinç, insanoğlu da insanoğlu filan tekrar demeye başladın...

İnsanoğlu deyince neyi kastediyorsun? İnsanoğlu dediğin nedir?

Yukarida acikladim. Numenokavramsal, neurokimyasal ve sosyo-psikolojik bir fenomendir.

Daha önce ben toplum filan deyince toplum vb. şeyin gerici olduğundan söz edip durdun, gece gündüz; şimdi de insanoğlu diyorsun?

Ben her zaman insanoglu dedim, yalniz sen indirgemeci ve determinist ideoloji ile illa kendince "madde mi/bilinc mi?" cikmazina kendini soktun.

İnsanoğlu nedir, toplumdan bağımsız mıdır nedir, toplum gerici olunca insanoğlu nasıl ilerici oluyor?

Insanoglu ile ilgili her turlu zihinsel deger, yine insanoglunun urunudur. Birden fazla insanoglunun bir arada fenomen olarak yasamasi, onlarin toplumsalligidir.

Şimdi sürekli daha önce birey de birey, birey bireyin bilinci dediğin için yazıyorum.

Tabiki insanoglu varligi bilinci birey bilinci sosyal bilinc fiziksel degil; zihinsel farklardir.

Şimdi bireyi bıraktık, gerici toplum vb. toplumsalı da bıraktık onlar gerici ya, ama insanoğlu olunca ilerici oluyor, çok ilginç gerçekten...

Ben hic bir seyi birakmadim, benim e gorem her zaman insanogludur; hedefim de onun zihinsel davranissal duzen sistem ve kurumsal insanligi. Bu da basta birey bilinci ile saglanir.

Daha önce sen benimle tartılırken haklı çıkmak için bireyi merkeze aldın, toplumu yok saydın vb., sonra nasılsa sosyalliği çıkardın. Halbuki toplum denince anlaşılan aşağı yukarı belli, toplumsallık, sosyalliği de kapsiyor, çok daha kapsamlı...

Dedim ya ayni indirgemeci bakis acisi. Insanoglu bir turdur, birey ise onun biridir.

Buradaki materyalim kavramı ise evren demek istediğimiz için hepsini kapsıyor daha da geniş kapsamlı..

Kapsamaz. Benim icin madde ne insanoglunu ne dunyayi ne de evreni kapsamaz.

Yani aslında bilinci, bireyi vb. merkeze alıp maddi ilişkileri, maddi koşulları, toplumsal ilişkileri, koşulları, kültürü yok sayan, görmezden gelen hep sen oldun...

Ama şimdi uyanır gibi oldun birden neden?

Benim "uyanmamdan" ziyade belki de sen benim monist ve indirgemeci olmadigimi algilamaya basladin.

Çünkü savunduğun şey aslında solipsizmdir ve indirgemeci mantığın doruklarıdır.

İşte senin de bize karşı baştan beri yaptığın şey aslında budur.

Dedim ya illa kendi aklinca bir etiket vermek zorundasin. Cunku indirgemecisin.

Ben serbest dusunurum.

Senin indirgemeci sorunun bir fenomen olan insanoglunun maddeden farkini ve ustelik maddeyi ortaya kavramsal bilgi olarak koyani oldugunu algilayamamak.

Once insanoglunu algilaki, birey daha sonra. Yani once insanoglunu maddenin niceliginden kurtarip niteligini ver ki; toplumsal ile sosyal farkini da algilayasin.

Erdem Alaca
21-07-2013, 02:24
Bir üye: "Erdem, evrensel-insan'la Brian'ın tartışması hakkında ne düşünüyorsun?"

Erdem: "Abi beni bozar, almayayım mümkünse"

Bir Üye: "Neden?"

Erdem: "10 gömlek büyük geliyor abi bana, moralim bozuldu"

-------------------

Sn. Yöneticilere Not: Neşem yerindeyken bunu yazmak istedim, ama uygun değilse elbette ki siliniz.

Brian
21-07-2013, 02:25
Yukarida acikladim. Numenokavramsal, neurokimyasal ve sosyo-psikolojik bir fenomendir.



Ben her zaman insanoglu dedim, yalniz sen indirgemeci ve determinist ideoloji ile illa kendince "madde mi/bilinc mi?" cikmazina kendini soktun.



Insanoglu ile ilgili her turlu zihinsel deger, yine insanoglunun urunudur. Birden fazla insanoglunun bir arada fenomen olarak yasamasi, onlarin toplumsalligidir.



Tabiki insanoglu varligi bilinci birey bilinci sosyal bilinc fiziksel degil; zihinsel farklardir.



Ben hic bir seyi birakmadim, benim e gorem her zaman insanogludur; hedefim de onun zihinsel davranissal duzen sistem ve kurumsal insanligi. Bu da basta birey bilinci ile saglanir.



Dedim ya ayni indirgemeci bakis acisi. Insanoglu bir turdur, birey ise onun biridir.



Kapsamaz. Benim icin madde ne insanoglunu ne dunyayi ne de evreni kapsamaz.



Benim "uyanmamdan" ziyade belki de sen benim monist ve indirgemeci olmadigimi algilamaya basladin.



Dedim ya illa kendi aklinca bir etiket vermek zorundasin. Cunku indirgemecisin.

Ben serbest dusunurum.

Senin indirgemeci sorunun bir fenomen olan insanoglunun maddeden farkini ve ustelik maddeyi ortaya kavramsal bilgi olarak koyani oldugunu algilayamamak.

Once insanoglunu algilaki, birey daha sonra. Yani once insanoglunu maddenin niceliginden kurtarip niteligini ver ki; toplumsal ile sosyal farkini da algilayasin.

İnsanoğlu da diyorsun ama birey de diyorsun.

Sorun şu aslında sen çorba yapıyorsun...Neyi savunduğun da belli değil.

Kafana göre yazıyorsun.

Insanoglu ile ilgili her turlu zihinsel deger, yine insanoglunun urunudur.


Tanımın bu yani....

İnsanoğlu dediğin bu mu? İnsanoğlu birçok zırva şeyi, saçmalığı vb. savunmuş biliyorsun,bunlar da var. Burada her türlü zırvalık, çorba, vb. de var. Sen neyi savunuyorsun şimdi o da belli değil...Çünkü insanoğlu diyorsun ya...Bu kadar değeri neye göre topluyorsun, o da belli değil, laf ola beri gele, soyutlamanın dorukları...

Aslında Evrensel sen kafaya göre takılıyorsun...

Takılmaya devam et bakalım...

Benim "uyanmamdan" ziyade belki de sen benim monist ve indirgemeci olmadigimi algilamaya basladin.

Bunlar boş zırvalamalar ve doğru değil. Sadece senin hayal dünyan için geçerli olabilir.

Sen hayal dünyasında yaşayan birisin.Sana iyi rüyalar.

evrensel-insan
21-07-2013, 02:28
Bir üye: "Erdem, evrensel-insan'la Brian'ın tartışması hakkında ne düşünüyorsun?"

Erdem: "Abi beni bozar, almayayım mümkünse"

Bir Üye: "Neden?"

Erdem: "10 gömlek büyük geliyor abi bana, moralim bozuldu"

-------------------

Sn. Yöneticilere Not: Neşem yerindeyken bunu yazmak istedim, ama uygun değilse elbette ki siliniz.

Ne yapalim. Yazismayalim mi?

Ya da "onu bozmayanlar" varsa, ne yapacagiz?

Neden moralin bozuldu. Sonucta beyin bilgi ve dusunceye aciksa, sorgulamaya ezber bozmaya ve beyinde yer etmisleri rahatsiz etmeye ve sinirlarini zorlamaya ve de yeni seyler ogrenmeye aciktir.

Erdem Alaca
21-07-2013, 02:33
Yok estağfurullah sn. evrensel-insan, tamamen yanlış anlamışsınız.

Yani bu tartışmaya bakınca bir insanın bu kadar çok şeyi nasıl bilebildiğini aklım almadı, esprili bir şekilde siz ikinize hayranlığımı dile getirmek istedim sadece, olay sadece bu.

Umarım şimdi doğru anlaşılabilmişimdir;
Saygılarımla,
Erdem

evrensel-insan
21-07-2013, 02:35
İnsanoğlu da diyorsun ama birey de diyorsun.

Neden demiyeyim. Nihilizm ile birlikte karsitlik insanoglu turu ile birine tasinmistir. Ya insanoglu bencillesecek, bananecilesecek, bireysellesecek ve gunumuzdeki gibi dunyayi turunu bir birine katarak kana boyayacaktir; ya da birey bilincinin tursel duzeyine erisecek insanlasacakevrensellesecek ve niteligi ile birlikte farklarinin farkinda olarak yasayacaktir. Yani hic bir niteligin toplumsal baskisi altinda kalmadan. Ne ideolojik ne inancsal ne de etik.

Sorun şu aslında sen çorba yapıyorsun...Neyi savunduğun da belli değil.

Kafana göre yazıyorsun.

Dedimya indirgemeci mantik, sadece indirger ve o yuzden insanoglu birey ve onlarin her turlu ortaya koyumu temelindeki duzen sistem yasam ve iliski bagini kuramaz. Cunku insanoglunu maddeye ve nicelige indirger. Bir nitelige guc otorite iktidar temelinde de diger nitelikler ustunde hakimiyet kurmasini saglar. Iste ideolojik inancsal savaslar budur. Kendi niteligini tum toplumatek nitelik olarak dayatmak ve toplumun sosyo-etik nitelik farkini algilayamamak ve hak ve ozgurluk tanimamak



Tanımın bu yani....

İnsanoğlu dediğin bu mu? İnsanoğlu birçok zırva şeyi, saçmalığı vb. savunmuş biliyorsun,bunlar da var. Burada her türlü zırvalık, çorba, vb. de var. Sen neyi savunuyorsun şimdi o da belli değil...Çünkü insanoğlu diyorsun ya...Bu kadar değeri neye göre topluyorsun, o da belli değil, laf ola beri gele, soyutlamanın dorukları...

Aslında Evrensel sen kafaya göre takılıyorsun...

Takılmaya devam et bakalım...

Olur, sen de insanoglunu sadece maddeye indirgemeye ve bir ideolojik inancsal nitelige tum toplumu feda etmeye devam et bakalim. devam et bakalim.

evrensel-insan
21-07-2013, 02:38
Yok estağfurullah sn. evrensel-insan, tamamen yanlış anlamışsınız.

Yani bu tartışmaya bakınca bir insanın bu kadar çok şeyi nasıl bilebildiğini aklım almadı, esprili bir şekilde siz ikinize hayranlığımı dile getirmek istedim sadece, olay sadece bu.

Umarım şimdi doğru anlaşılabilmişimdir;
Saygılarımla,
Erdem

Rica ederim. Aslinda cok basit. Butun mesele beyinde yer etmisleri sorgulamak ve zihinsel insanlik temelinde yeniden bilgilenmek bilimsellesmek ve bilissellesmek.

Herkesin yapabilecegi bir sey. Yeterki kendisinin madde meta mulk ya da kul kole degil de; bir insanoglu turu biri oldugunu ve beyninin fonksiyonu oldugunu ve beyin yetilerine sahip oldugunu ve her seyi sadece kendi turunun ortaya koydugunu algilasin.

Brian
21-07-2013, 02:38
Neden demiyeyim. Nihilizm ile birlikte karsitlik insanoglu turu ile birine tasinmistir. Ya insanoglu bencillesecek, bananecilesecek, bireysellesecek ve gunumuzdeki gibi dunyayi turunu bir birine katarak kana boyayacaktir; ya da birey bilincinin tursel duzeyine erisecek insanlasacakevrensellesecek ve niteligi ile birlikte farklarinin farkinda olarak yasayacaktir. Yani hic bir niteligin toplumsal baskisi altinda kalmadan. Ne ideolojik ne inancsal ne de etik.



Dedimya indirgemeci mantik, sadece indirger ve o yuzden insanoglu birey ve onlarin her turlu ortaya koyumu temelindeki duzen sistem yasam ve iliski bagini kuramaz. Cunku insanoglunu maddeye ve nicelige indirger. Bir nitelige guc otorite iktidar temelinde de diger nitelikler ustunde hakimiyet kurmasini saglar. Iste ideolojik inancsal savaslar budur. Kendi niteligini tum toplumatek nitelik olarak dayatmak ve toplumun sosyo-etik nitelik farkini algilayamamak ve hak ve ozgurluk tanimamak





Olur, sen de insanoglunu sadece maddeye indirgemeye ve bir ideolojik inancsal nitelige tum toplumu feda etmeye devam et bakalim. devam et bakalim.


İndirgeyen sendin burada Evrensel, olayı bilince, idealizme indirgedin, ben neyi indirgemişim, sallıyorsun, alakasız alakasız saçmalıyorsun, ya biraz yazılanı anla da yaz.

Bin kere bunu yazarsam doğru olur diye sallama.

Şimdi yine indirgemeci mantık yazacaksın.Ya da yüksek birey bilinci mi yoksa Popper mi? Yoksa algıladım gerçek olan bu mu? Yoksa bilincim ile yapıyorum oluyor mu diyorsun.

Çorba mı yapalım tekrar?

Senin mantığın bu kadar işte.

Yani mantık bile değil.

evrensel-insan
21-07-2013, 02:47
İndirgeyen sendin burada Evrensel, olayı bilince, idealizme indirgedin, ben neyi indirgemişim, sallıyorsun, alakasız alakasız saçmalıyorsun, ya biraz yazılanı anla da yaz.

Neyse hala metafizik/varliksal ezberini bozamadigin ve konuya insanoglu kavramsal bilgisi temelinde bakamadigin ve tek bildigin kendi materyalist algina oturtamayinca karsi tarafi idealist diye yaftaladigindan anlasiliyor. Cunku varliksal ufkun o kadar "materyalist degil mi, oyle ise idealist" bir kisinin zihniyet olarak her ikisini de tasiyabilecegini bile algilayamiyorsun.



Bin kere bunu yazarsam doğru olur diye sallama.

Şimdi yine indirgemeci mantık yazacaksın.Ya da yüksek birey bilinci mi yoksa Popper mi? Yoksa algıladım gerçek olan bu mu? Yoksa bilincim ile yapıyorum oluyor mu diyorsun.

Çorba mı yapalım tekrar?

Senin mantığın bu kadar işte.

Yani mantık bile değil.

Yok artik bir sey yazmayacagim, cunku sende hem dusunce bilgi tukendi, hemde aklinin sinirlarina geldik.

Bundan sonrasi tekrar "sen susun/busun" temelli satasma atisma ve polemik.

Ee buraya gelindiginde ben kontrolu alir ve tekrar dusunce bilgi ortaya konana kadar da kendi adima bu "se susun/busun" a karsilik "hayir ben su/bu degilim; asil sen susun/busun" bilgi ve dusunce icermeyen yazismayi birakirim.

Brian
21-07-2013, 02:50
Neyse hala metafizik/varliksal ezberini bozamadigin ve konuya insanoglu kavramsal bilgisi temelinde bakamadigin ve tek bildigin kendi materyalist algina oturtamayinca karsi tarafi idealist diye yaftaladigindan anlasiliyor. Cunku varliksal ufkun o kadar "materyalist degil mi, oyle ise idealist" bir kisinin zihniyet olarak her ikisini de tasiyabilecegini bile algilayamiyorsun.





Yok artik bir sey yazmayacagim, cunku sende hem dusunce bilgi tukendi, hemde aklinin sinirlarina geldik.

Bundan sonrasi tekrar "sen susun/busun" temelli satasma atisma ve polemik.

Ee buraya gelindiginde ben kontrolu alir ve tekrar dusunce bilgi ortaya konana kadar da kendi adima bu "se susun/busun" a karsilik "hayir ben su/bu degilim; asil sen susun/busun" bilgi ve dusunce icermeyen yazismayi birakirim.



Neyse sen üstün birey zekasına sahiptin, unutmuşum...Üstün ermiş birey bilinci mi desek?

Sonsuz enerjiye sahip olduğunu da unuttum, bizler o kadar eremedik. O yüzden tükeniyoruz bak....Determinist ilişki, fizik kanunları bize işliyor, sen bunlara tabii değilsin ne de olsa!

ha haha ha...:)

Brian
21-07-2013, 14:01
Neyse hala metafizik/varliksal ezberini bozamadigin ve konuya insanoglu kavramsal bilgisi temelinde bakamadigin ve tek bildigin kendi materyalist algina oturtamayinca karsi tarafi idealist diye yaftaladigindan anlasiliyor. Cunku varliksal ufkun o kadar "materyalist degil mi, oyle ise idealist" bir kisinin zihniyet olarak her ikisini de tasiyabilecegini bile algilayamiyorsun.





Yok artik bir sey yazmayacagim, cunku sende hem dusunce bilgi tukendi, hemde aklinin sinirlarina geldik.

Bundan sonrasi tekrar "sen susun/busun" temelli satasma atisma ve polemik.

Ee buraya gelindiginde ben kontrolu alir ve tekrar dusunce bilgi ortaya konana kadar da kendi adima bu "se susun/busun" a karsilik "hayir ben su/bu degilim; asil sen susun/busun" bilgi ve dusunce icermeyen yazismayi birakirim.

Senin bu yazdıklarını dışarıdan bakan gerçek sanabilir...Onlar yanlış anlamasın diye bir kaç noktayı tekrar belirtme gereği duydum.

Aslında burada tartışmasını bilmeyen, konuyu son noktasına kadar kişisel noktaya başından beri taşıyan, insanların söylediklerini çarpıtan sensin...

Çünkü zaten tartışacak bir şeyin yok...

Başından beri kafanda oluşturduğun hayallari, kavramları, tanımları bin defa söylerek insanlara zorla monte etmeye çalışıyorsun...Burada da buna karşı sert bir tepki gördün. Yani biz bunu gördük ve kabul etmedik...


İşte sen ancak böyle tartışabilirsin yani tartışamazsın...

Diyorsun sen şusun, busun, indirgemecisin...Aslında indirmeciliğin alasını yapan da sendin gerçekte, bunu da ortaya koyduk...

Yani tüm bunları ve senin bu yaptıklarını ortaya koydum, gücüne gitti tabii.

Halbuki başından beri ben materyalist bile olmadığımı söylüyorum, ama senin bu tavrın yüzünden tartışıyorum. Aslında tartışmak da istemedim, niyetim yaptıklarını ortaya koymaktı. Ve bunu yaptım...

Bak tartışmasını bilmiyorsan tartışma bir daha...

Neyse seninle zaten tartışmak isteyen yok, hadi git hayalinde oluşturduklarınla tartış sen...

Brian
21-07-2013, 14:58
Bakın burada da yapılan tartışmaları, aslında tartışma da sayılmaz, ben bunu böyle anlıyorum, onu da öyle anlıyorum vb.lafları, görmek mümkün:

http://www.ateistforum.org/index.php?showtopic=50983

evrensel-insan
21-07-2013, 20:03
Uc mesajdir, bilgi ve dusunce icermeyen anlamsiz gereksiz ve luzumsuz mesajlarina devam ediyorsun.

Anlasilan aklini henuz tatmin edemedin.

Hizini alamadiysan devam et.

Sonucta okura kendini bilgi ve dusuncesizligini desifre eden sensin.

Cunku ekrana oynaman pek bir seyi degistirmez.

Herkes kimin ne oldugunu biliyor.

Bilmiyenlerde boylece ogreniyorlar.

Brian
21-07-2013, 21:53
Uc mesajdir, bilgi ve dusunce icermeyen anlamsiz gereksiz ve luzumsuz mesajlarina devam ediyorsun.

Anlasilan aklini henuz tatmin edemedin.

Hizini alamadiysan devam et.

Sonucta okura kendini bilgi ve dusuncesizligini desifre eden sensin.

Cunku ekrana oynaman pek bir seyi degistirmez.

Herkes kimin ne oldugunu biliyor.

Bilmiyenlerde boylece ogreniyorlar.

Evrensel;

Bak arada yine hakaret etmişsin...

Sana aynı düzlemde inan çok daha fazlasıyla yanıt verebilirim. Beni buna zorlama...

Natan
21-07-2013, 23:36
Sayın arkadaşlar;

Kişiselliğe dönük içerik taşıyan mesajlar forum amacı dışında olması sebebiyle silinir. Lütfen kişiselliğe yönelik yazmayalım. Hızımızı kontrol etmek umuduyla.

amin

evrensel-insan
22-07-2013, 00:00
Sayın arkadaşlar;

Kişiselliğe dönük içerik taşıyan mesajlar forum amacı dışında olması sebebiyle silinir. Lütfen kişiselliğe yönelik yazmayalım. Hızımızı kontrol etmek umuduyla.

amin

Amine onay tamin.

Natan
22-07-2013, 00:08
Ne demek istedin anlamadım da.
Bırak şimdi bunu

Bireyin "insan türü ve bir'inden" ziyade sosyal çevreden etkilerini konuşalım. Üretilenler de gerçeklikten bağımsız olmayacaktır bu anlamda. Estetik olgusu breyseldir desek, bu gerçekten bireysel midir?

Yoksa toplumsal genelleme ve kanıksanmışlığın verdiği bir tür etki midir?

Güzeldir dediğimizde örneğin. Bu hangi ölçeğe göredir?

Beynindeki maddeye göre mi?
Ruhun algılayışına göre mi?
Toplumsal algılayışa ve dürtülerin bireyselleşmiş yansımasına göre mmidir?

Güzeli beğenme iyiliğe yönelik midir?
O halde insan iyidir diyebiliriz.
Neden? Nasıl?

evrensel-insan
22-07-2013, 00:23
Ne demek istedin anlamadım da.
Bırak şimdi bunu

Senin aminini benim taminim ile onayladim.

Bireyin "insan türü ve bir'inden" ziyade sosyal çevreden etkilerini konuşalım. Üretilenler de gerçeklikten bağımsız olmayacaktır bu anlamda. Estetik olgusu breyseldir desek, bu gerçekten bireysel midir?

Hayir degildir. Cunku estetik o bireyi gozlemleyenlerin algisidir "yakisikli guzel cirkin v.s." Ayrica kisi kendi estetigine de kavram verebilir. De, estetigin sosyal cevre ile ilgisinden ziyade, etigin ilgisini kursaydin. Cunku konu sosyo-etik; estetik degil ki.

Yoksa toplumsal genelleme ve kanıksanmışlığın verdiği bir tür etki midir?

Her turlu etkidir, toplumsal cevresel, ailesel, hani lakaplar vardir, biri takar ve herkes te benimser ve kullanir.

Güzeldir dediğimizde örneğin. Bu hangi ölçeğe göredir?

Guzel algisi ile gozlem verenin ozdeslesmesine gore. Mesela kisi cicek kitap v.s.

Beynindeki maddeye göre mi?

"Beynindeki madde!?"

Ruhun algılayışına göre mi?

"Ruh!?"

Toplumsal algılayışa ve dürtülerin bireyselleşmiş yansımasına göre mmidir?

Olabilir.

Güzeli beğenme iyiliğe yönelik midir?
O halde insan iyidir diyebiliriz.
Neden? Nasıl?

Guzel iki turlu sifatlanir, fenomenal bir ozdeslestirme; numenal bir ozdeslestirme, mesela "fikri guzel"

Iyilik ise farkli bir sifattir. Kiminin iyisi kiminin kotusudur. Ayni kiminin guzeli kiminin cirkini gibi. Yalniz "kargaya yavrusu anka gorunur" u de unutmamak lazim.

Insan "sudur" demek sadece diyeni baglar. Ne baskasini ne de uzerine deneni.

Natan
22-07-2013, 01:09
Beynindeki madde derken yanlış kurdum cümleyi.
Özür dileyerek düzeltiyorum.
Beyin dediğim madde olacaktı.
Beyin zaten maddedir özünde.
Fakat maddeyle de sınırlı değildir.
Felsefi bir anlamda kurmuyorum bu cümleyi.

Etik konusuna girmedim bilerek.
Estetik konusunda konuşmak istedim özellikle.

Cunku estetik o bireyi gozlemleyenlerin algisidir


Bu algı nasıl ve neye göre tanımlanıyor ?
Bireye göre cevabının ötesinde bir şey bu.
Bireyin algısı vardır.
Gözleme göre ortaya birey tarafından koyulur.
Ancak neye göre şekilleniyor bu?
Bunu soruyorum ben.

"Guzel algisi ile gozlem verenin ozdeslesmesine gore" diyorsun. Bu cümle yeterli değildir benim için.. Biraz açabilirsin belki. Yada ben daha net ifade edebiilirim. Bir çiçek örneğin. Gördüğümüzde ve biraz eilip kokladığımızda bu hoşumuza gidiyor.

Neden? diye soruyorum ben.

Ruh deyip vurguda yapmışsın. Ben genel anlamda bir görüş ifade etmek amacıyla teist mantığını da ateist yada materyalist algılayış biçimini de birlkte yazmak istedim. Bu iki kavramı birleştirenler de vardır. Bu bizim konumuz dışında.

evrensel-insan
22-07-2013, 01:20
Beynindeki madde derken yanlış kurdum cümleyi.
Özür dileyerek düzeltiyorum.
Beyin dediğim madde olacaktı.
Beyin zaten maddedir özünde.
Fakat maddeyle de sınırlı değildir.
Felsefi bir anlamda kurmuyorum bu cümleyi.

Anladim beynin konektom ve nurokimyasal yapisindan bahsediyorsun. Neden fenomen demiyorsun? Bilimselkullanim bu.

Etik konusuna girmedim bilerek.
Estetik konusunda konuşmak istedim özellikle.



Bu algı nasıl ve neye göre tanımlanıyor ?
Bireye göre cevabının ötesinde bir şey bu.
Bireyin algısı vardır.
Gözleme göre ortaya birey tarafından koyulur.
Ancak neye göre şekilleniyor bu?
Bunu soruyorum ben.

Davranis biyolojiden ziyade sosyoloji ve psikolojinin konusudur. Cunku gorunurde davranan biyolojik yapi olabilir, ama asil onu davrandiran numenal yeti degerleridir.

Eger davranisi sadece biyoloji ve fenomenal yapi ile kisitlarsak; bu fenomenal teslimiyet, kalitim, dogallik ya da kader algisi olur.

Zaten iki kisinin ayni durum karsisinda farkli davranisi da zaten bunu kanitlar.

Bir kisinin tore cinayeti, namus ya da kan davasi cinayeti islemesi; onun fenomenal yapisini kullanimidir, ama arka polaninda numenal yeti degerlerinin bilincaltisartlanmisligi ve onun direktifleri vardir.

Iki turlu davranisekli vardir;

Bilincli davranis

Bilincaltisartlanmisliginin getirdigi alisilagelmis/otomatiklesmis/yerlesmis-sorgulanmaz ve bilince cikmamis davranis.

Davranis, bilissellik yani cognitivity ile paraleldir. O yuzden ikincisine noncognitive davranis da denebilir.

Yani algilamadan, kavramadan, idrak etmeden ve bilince cikmadan davranis.

Yalniz burada bilerek bilmeyerek ve farkinda olarak olmayarak farklari da onemlidir.

Her turlu etik (milli, dini, sosyal, toplumsal, toresel, ananevi, geleneksel, kulturel, ahlaki v.s.) davranislar genelde bilincaltisartlanmisligin alisilagelmis, kisiye dogumdan itibaren verilen sekli ile uygulanan ve sorgulanmayan ya da rahatsizlik verdiginde de karsi cikilan davranislardir.

Human behavior refers to the range of behaviors exhibited by humans and which are influenced by culture, attitudes, emotions, values, ethics, authority, rapport, hypnosis, persuasion, coercion and/or genetics.

The behavior of humans is studied by the academic disciplines of psychiatry, psychology, social work, sociology, economics, and anthropology.

Factors affecting human behavior and actions
Genetics (see also evolutionary psychology) – affects and governs the individual's tendencies toward certain directions.
Attitude – the degree to which the person has a favorable or unfavorable evaluation of the behavior in question.
Social norms – the influence of social pressure that is perceived by the individual (normative beliefs) to perform or not perform a certain behavior.
Perceived behavioral control – the individual's belief concerning how easy or difficult performing the behavior will be.
Core faith – The person's set of beliefs, like religion, philosophy, etc. Provided, sometimes subconsciously, by their family, peers, social media, and the society where they live.
Survivor instinct - engaging in certain behaviors may abate fear and become habitual, as in addiction.


"Guzel algisi ile gozlem verenin ozdeslesmesine gore" diyorsun. Bu cümle yeterli değildir benim için.. Biraz açabilirsin belki. Yada ben daha net ifade edebiilirim. Bir çiçek örneğin. Gördüğümüzde ve biraz eilip kokladığımızda bu hoşumuza gidiyor.

Neden? diye soruyorum ben.

Insanoglunun ogrendigi davranis ve dusunce sekli.

Ruh deyip vurguda yapmışsın. Ben genel anlamda bir görüş ifade etmek amacıyla teist mantığını da ateist yada materyalist algılayış biçimini de birlkte yazmak istedim. Bu iki kavramı birleştirenler de vardır. Bu bizim konumuz dışında.

O vurgu degil, ruh derken neyi kastettigini nasil bir anlam ve icerik verdigini sormak icindi.

Eger ruhtan neyi kastettigini aciklarsan, ona gore yanitlarim.

antilop
22-07-2013, 03:15
Ne gam kendi fikri bile olmayan baskalarindan alinti ile yanit veren, dunyanin kabullendigi Popper'i "cozumsuzluk ilkesi" yaftasi ile elestiriyor.

Evet dogrudur, materyalist ufuk olarak oyle aslgilanir. Cozum o materyalist ufkun disina cikabilecek beyinde yer etmis sorgulkanmaszi sorgulamak ve ezber bozabilmektir.

Bir de atasozu verelim. "Kedi erisemedigi ete 'pist' dermis."

Nasil inanirlar algilayamadiklari Darwin'e sirf inanclari sarsilmasin diye, karsi cikma careleri ariyorlarsa, iste boyle cozumsuzluge dusenler de Popper' e inanclari sarsilmasin diye karsi cikiyorlar. Ne o "uyduruk bir savunma mekanizmasi" y mis, sevsinler!



Anladim beynin konektom ve nurokimyasal yapisindan bahsediyorsun. Neden fenomen demiyorsun? Bilimselkullanim bu.


https://www.google.com.tr/search?client=firefox-a&hs=cBP&rls=org.mozilla%3Atr%3Aofficial&channel=rcs&q=nurokimyasal&oq=nurokimyasal&gs_l=serp.3..0i13j0i13i30l2.1812935.1812935.0.1815 258.1.1.0.0.0.0.299.299.2-1.1.0....0...1c.1.21.serp.KW443z6fLwA

arama sonuçları


Bunu mu demek istediniz? nörokimyasal
Arama Sonuçları

Beyin ve Beynin tasiyicisi (Kisi) Farki. - Felsefe
www.felsefe.net/f19/beyin-ve-beynin-tasiyicisi-kisi-farki-73598/‎
12 Oca 2012 - Insanoglu beyninin nuro kimyasal/fiziksel fenomenal olusumu eliyle, beyin algisal (duyusal/duyumsal) numenal yetiye sahiptir. Iste bu numenal ...
Evrensel'in Köşesi - Sayfa 108 - Turan Dursun Sitesi Forumları
www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=484736‎
21 Nis 2013 - 10 gönderi - 1 yazar
Insanoglu beyninin nuro kimyasal/fiziksel fenomenal olusumu eliyle, beyin algisal (duyusal/duyumsal) numenal yetiye sahiptir. Iste bu numenal ...
www.turandursun.com alanından daha fazla sonuç
Büyük Bir Aldatmaca - Felsefe - Düşünce Dünyası
forum.dusuncedunyasi.net › FORUMLAR › Felsefe‎
19 Eyl 2012 - 20 gönderi - 2 yazar
Beynin nurokimyasal isleyisinin olusturdugu numenal yeti insanoglu kontrolunde olabilir. Iste bu kontroldur zaten numenal degerleri degistiren.
Bir madde tamamen yok edilebilir mi? - Sayfa 2 - BİLİM FORUMU ...
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › BİLİM FORUMU‎
9 Eyl 2011 - 9 gönderi - 9 yazar
Bilinc insanoglu beyninin numenal yetisinin hem her turlu, fenomenal, yani vucutsal (biyolojik, nurokimyasal ve fizyokimyasal) ve numenal, yani ...
Ateistler neden hırsızlık yapmaz? - Sayfa 8 - ATEİSTFORUM ...
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › ATEİSTFORUM‎
8 Eyl 2011 - 20 gönderi - 3 yazar
Beynimin her turlu numenal yeti kullanimi, bana bagli beynimin nurokimyasal dogalligina degil. Zannedersem aramizdaki mahkumiyet ve ...
NEDEN HÜMANİST DEĞİLİM ! - Sayfa 2 - ATEİSTCAFE - Ateistforum
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › ATEİSTCAFE‎
16 Ağu 2011 - 20 gönderi - 7 yazar
Bak, sorum insanoglunun fenomenal,fiziksel, biyolojik, nurokimyasal v.s. goruntu veren ve yansiyan yani degil; numenal yetisi. Yani, cognitive ...
Vicdan - TAVANARASI - Ateistforum
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › TAVANARASI‎
29 Kas 2009 - 20 gönderi - 12 yazar
Insanoglu biyolojik ve fiziksel ve nurokimyasal olarak fenomenal ozellikler ile dogar. Vicdan numenal bir konudur ve beynin fenomenal degil, ...
evrensel-insan: Soru Kosesi2
evrensel-birey.blogspot.com/2011/04/soru-kosesi2.html‎
10 Nis 2011 - Bunu bana soyut yani, dusunce ve bilinc, v.s. olarak degilde, varolus, nurokimyasal ve biyolojik yapi olarak aciklamanizi bekliyorum. Bu soruma ...

Size en alakalı sonuçların gösterilmesi için yukarıda görüntülenen 8 sonuca benzer bazı girişler çıkarıldı.
İsterseniz, aramayı çıkarılan sonuçlarla birlikte tekrarlayabilirsiniz.


Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti nurokimyasal bilgi karmaşası (bilgi kirliliği diye de nitelenebilir.)

kelimelerin anlaşılmaz dansı
yakamoz

evrensel-insan
22-07-2013, 03:31
https://www.google.com.tr/search?client=firefox-a&hs=cBP&rls=org.mozilla%3Atr%3Aofficial&channel=rcs&q=nurokimyasal&oq=nurokimyasal&gs_l=serp.3..0i13j0i13i30l2.1812935.1812935.0.1815 258.1.1.0.0.0.0.299.299.2-1.1.0....0...1c.1.21.serp.KW443z6fLwA

arama sonuçları


Bunu mu demek istediniz? nörokimyasal
Arama Sonuçları

Beyin ve Beynin tasiyicisi (Kisi) Farki. - Felsefe
www.felsefe.net/f19/beyin-ve-beynin-tasiyicisi-kisi-farki-73598/‎
12 Oca 2012 - Insanoglu beyninin nuro kimyasal/fiziksel fenomenal olusumu eliyle, beyin algisal (duyusal/duyumsal) numenal yetiye sahiptir. Iste bu numenal ...
Evrensel'in Köşesi - Sayfa 108 - Turan Dursun Sitesi Forumları
www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=484736‎
21 Nis 2013 - 10 gönderi - 1 yazar
Insanoglu beyninin nuro kimyasal/fiziksel fenomenal olusumu eliyle, beyin algisal (duyusal/duyumsal) numenal yetiye sahiptir. Iste bu numenal ...
www.turandursun.com alanından daha fazla sonuç
Büyük Bir Aldatmaca - Felsefe - Düşünce Dünyası
forum.dusuncedunyasi.net › FORUMLAR › Felsefe‎
19 Eyl 2012 - 20 gönderi - 2 yazar
Beynin nurokimyasal isleyisinin olusturdugu numenal yeti insanoglu kontrolunde olabilir. Iste bu kontroldur zaten numenal degerleri degistiren.
Bir madde tamamen yok edilebilir mi? - Sayfa 2 - BİLİM FORUMU ...
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › BİLİM FORUMU‎
9 Eyl 2011 - 9 gönderi - 9 yazar
Bilinc insanoglu beyninin numenal yetisinin hem her turlu, fenomenal, yani vucutsal (biyolojik, nurokimyasal ve fizyokimyasal) ve numenal, yani ...
Ateistler neden hırsızlık yapmaz? - Sayfa 8 - ATEİSTFORUM ...
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › ATEİSTFORUM‎
8 Eyl 2011 - 20 gönderi - 3 yazar
Beynimin her turlu numenal yeti kullanimi, bana bagli beynimin nurokimyasal dogalligina degil. Zannedersem aramizdaki mahkumiyet ve ...
NEDEN HÜMANİST DEĞİLİM ! - Sayfa 2 - ATEİSTCAFE - Ateistforum
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › ATEİSTCAFE‎
16 Ağu 2011 - 20 gönderi - 7 yazar
Bak, sorum insanoglunun fenomenal,fiziksel, biyolojik, nurokimyasal v.s. goruntu veren ve yansiyan yani degil; numenal yetisi. Yani, cognitive ...
Vicdan - TAVANARASI - Ateistforum
www.ateistforum.org › Ateistforum › FORUMLAR › TAVANARASI‎
29 Kas 2009 - 20 gönderi - 12 yazar
Insanoglu biyolojik ve fiziksel ve nurokimyasal olarak fenomenal ozellikler ile dogar. Vicdan numenal bir konudur ve beynin fenomenal degil, ...
evrensel-insan: Soru Kosesi2
evrensel-birey.blogspot.com/2011/04/soru-kosesi2.html‎
10 Nis 2011 - Bunu bana soyut yani, dusunce ve bilinc, v.s. olarak degilde, varolus, nurokimyasal ve biyolojik yapi olarak aciklamanizi bekliyorum. Bu soruma ...

Size en alakalı sonuçların gösterilmesi için yukarıda görüntülenen 8 sonuca benzer bazı girişler çıkarıldı.
İsterseniz, aramayı çıkarılan sonuçlarla birlikte tekrarlayabilirsiniz.


Yapilandirmaci Epistemoloji/Qua Felsefesi/Serbest Dusunurluk/Devrimci Sorgulama/Numenal Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti nurokimyasal bilgi karmaşası (bilgi kirliliği diye de nitelenebilir.)

kelimelerin anlaşılmaz dansı
yakamoz

Eee neyi aciklamis oldun?

Kelimelerin anlasilmaz olmasi, algi meselesidir.
Sor kendine bakalim "neden anlasilmaz" diye?

Ya da anlasilmasi icin kelimeler ile ilgili soru sordun da yanit mi alamadin?

antilop
22-07-2013, 04:27
Eee neyi aciklamis oldun?

Kelimelerin anlasilmaz olmasi, algi meselesidir.
Sor kendine bakalim "neden anlasilmaz" diye?

Ya da anlasilmasi icin kelimeler ile ilgili soru sordun da yanit mi alamadin?
kelimelerin anlaşılmaz olması algı meselesidir evet
ancak bu dediğiniz sadece okuyucuya yada karşınızdakine has değil
ifade edenide bağlayan bir durumdur kiii

sizin örneğiniz ise sadece sizi bağlıyor

1- pek çok ingilizce kelimenin türkçe karşılığını biliyor olmak ingilizce konuşabileceğiniz yada ingilizce konuşmaları veya yazımları anlayabileceğiniz manasına gelmez. çünkü bilinen bir söylem vardır bu konuda şöyle ki
kelime olarak türkçe deki karşılığı "gökten kedi köpek yağıyor" olan çümlenin ingilizce de ki anlamı "gökten bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor" demektir.
2- felsefe terminolojisini kullandığını sanan birinin yazdığı şeyleri anlamak için
yukarıda örneklemelerin tamamını bütün versiyonlarını olasılıklarını bilmek ve aynı kafa yapısına sahip olmak gerekir.
3- uydurukça ile felsefe yapılmaz
4- karşındaki insanlar ilk okul mezunu insanlar değil, az çok kitap okumuş kendi çaplarında da olsa felsefe yapmış insanlar. ve siz eğer onlar anlamıyorlar beni çünkü cahiller mantığı ile gökten edi köpek yağıyor derseniz
onlar vayyy demek hortum çıkmış yakınlarda bir yerde ki
yerden kediler köpeklere hortuma kapılmış , hortum bitincede yere düşmeye başlamışar demek ki derler..
bu durumda anlamayan bizler değil
anlatamayan siz oluyorsunuz.

o halde daha anlaşılabilir bir dil kullanın kasmayın kendinizi felsefenin terminolojisini kullanacağım diye

zaten buradakiler de filozof değil
yani asıl işleri felsefe değil.

Khaos
22-07-2013, 13:44
Maddenin kokeni nedir?

Madde nedir?

Maddenin siniri nedir?

Sen bu sorulara bilimsel bir yanit ver, yanitlarina gore de ne algiladigini goreyim ve ona gore yanit vereyim.

evrensel bunağı


sana madde evrendir diye kırk kere söylemedik mi.
sen bize madde/maddi olmayan bir şey söyle diye sorduğumda ise bana aşk,sevgi zart zurt gibi kelimeler kurmuştun hatırlıyormusun.


olum, artık bırak felsefenin edebiyatını yapmayı.
düşünsene biraz.
habire yazıyosun.
hep aynı zırvalar.


felsefe düşünme işidir.
felsefe yap.
yani düşün.
edebiyat yapma.
yani aynı zırvaları yazıp durma.


maddeden/evrenden başka ne var?????????
sonuna daha kaç tane soru işareti koyayım.
var mı cevabın.
o gece verdiğin cevabı hatırlıyorsan ya yorgunsun ya da kafan güzel diye seni g.. etmek için kullanmadım.
yoksa o cevap senle t...k geçmek gülüp eğlenmek için birebirdi.


bana salağın birini hatırlattın.
maddeden başka ne var diye sorduğumda manyetik alanlar var demişti.


ulan biz madde deyince hemen elinize ya metre alıp ölçmeye ya tartı alıp tartmaya kalkıyorsunuz.
maddeyi taştan topraktan ibaret zannediyorsunuz.
evrenin ortaya koyduğu her niteliğin - ki buna insan, insanın düşüncesi, soyutlaması- da dahildir.
bir materyalist için madde evrendir.


evrenin varoluşu ile bilgisi ayrıştırılabilir değildir.
ayrıştırıp soyutlamanı yaparsın.
ama orda kaldığın sürece berkeleyin kucağından iner kantın kucağına oturursun.
ne popperi be.
sen popperden bile 200 yıl geridesin.


öbür arkadaşların sabrına hayranım.
ancak sen bunadın bilader.
artık yeni bişey öğrenemezsin.
bizim kavramlarımızı hangi içerikle ele alacağını da bize soracaksın.
çünkü onlar bizim kavramlarmımızsa bizim içeriğimizle ele alınır.
sen materyalist değil idealist olduğuna göre;
sana mı kaldı materyalizmin ne olduğuna karar vermek.
ona biz karar veririz.

evrensel-insan
22-07-2013, 22:45
kelimelerin anlaşılmaz olması algı meselesidir evet
ancak bu dediğiniz sadece okuyucuya yada karşınızdakine has değil
ifade edenide bağlayan bir durumdur kiii

sizin örneğiniz ise sadece sizi bağlıyor

1- pek çok ingilizce kelimenin türkçe karşılığını biliyor olmak ingilizce konuşabileceğiniz yada ingilizce konuşmaları veya yazımları anlayabileceğiniz manasına gelmez. çünkü bilinen bir söylem vardır bu konuda şöyle ki
kelime olarak türkçe deki karşılığı "gökten kedi köpek yağıyor" olan çümlenin ingilizce de ki anlamı "gökten bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor" demektir.
2- felsefe terminolojisini kullandığını sanan birinin yazdığı şeyleri anlamak için
yukarıda örneklemelerin tamamını bütün versiyonlarını olasılıklarını bilmek ve aynı kafa yapısına sahip olmak gerekir.
3- uydurukça ile felsefe yapılmaz
4- karşındaki insanlar ilk okul mezunu insanlar değil, az çok kitap okumuş kendi çaplarında da olsa felsefe yapmış insanlar. ve siz eğer onlar anlamıyorlar beni çünkü cahiller mantığı ile gökten edi köpek yağıyor derseniz
onlar vayyy demek hortum çıkmış yakınlarda bir yerde ki
yerden kediler köpeklere hortuma kapılmış , hortum bitincede yere düşmeye başlamışar demek ki derler..
bu durumda anlamayan bizler değil
anlatamayan siz oluyorsunuz.

o halde daha anlaşılabilir bir dil kullanın kasmayın kendinizi felsefenin terminolojisini kullanacağım diye

zaten buradakiler de filozof değil
yani asıl işleri felsefe değil.

Peki, asagidaki cumleyi anlam ve icerigini degistirmeden; sence daha bir algilanir sekilde, sen yaz. Bakalim nasil yazacaksin.

Cunle su:

"Anladim beynin konektom ve nurokimyasal yapisindan bahsediyorsun. Neden fenomen demiyorsun? Bilimselkullanim bu."

Eger buradaki kullanilan kelimelerin turkceleri varsa ve sen de biliyorsan; cumleyi ona gore yaz.

Ben hic bir sekilde senin gibi dusunmem. Cunku bir kisi bir sey yazdiginda onun vermek istedigi bir anlam ve icerik ve bilgi ve dusuncesi vardir. Benim burada yaptigim, buna kendi yorumumu v.s. eklemek degil; once o kisinin verdigini verildigi gibi algilamaktir.

Bu da yaziyi yazanin degil, ben olarak okuyanin sorunudur.

Bu acidan eger ben yazidan verilmek isteneni yeteri kadar kendimce algilanir bulmaz isem, ya da yanlis bir algilama olanagi oldugunu dusunursem; yaazara yazdigi ile ilgili kendimce daha iyi algilayabilecegimi dusundugum sorular sorarim.

Mesela senin mesajindan once, Natan'a sordugum gibi. Cunku amacim yazarin verdigini verdigi gibi algilamak ve paralelinde de kendi vermek istedigimi yazmaktir.

Oyuzden ANLATAMAYAN YOKTUR, ANLANAMAYAN VARDIR.

Ben bunca yildir yasamda ve forumlarda kimin ile iletisim kurarsam kurayim, hic senin yasadigin sorunu yasamam. Cunku yazani/konusani degil; anlama temelinde kendimi sorgularim.

Zannedersem aramizdaki ana fark bu.

O yuzden de ben; algilama adina iki turlu cabayi da kendimden harcarim. Hem algilanabilirlik adina hem de algilayabilme adina.

antilop
22-07-2013, 23:33
Peki, asagidaki cumleyi anlam ve icerigini degistirmeden; sence daha bir algilanir sekilde, sen yaz. Bakalim nasil yazacaksin.

Cunle su:

"Anladim beynin konektom ve nurokimyasal yapisindan bahsediyorsun. Neden fenomen demiyorsun? Bilimselkullanim bu."

Eger buradaki kullanilan kelimelerin turkceleri varsa ve sen de biliyorsan; cumleyi ona gore yaz.

Ben hic bir sekilde senin gibi dusunmem. Cunku bir kisi bir sey yazdiginda onun vermek istedigi bir anlam ve icerik ve bilgi ve dusuncesi vardir. Benim burada yaptigim, buna kendi yorumumu v.s. eklemek degil; once o kisinin verdigini verildigi gibi algilamaktir.

Bu da yaziyi yazanin degil, ben olarak okuyanin sorunudur.

Bu acidan eger ben yazidan verilmek isteneni yeteri kadar kendimce algilanir bulmaz isem, ya da yanlis bir algilama olanagi oldugunu dusunursem; yaazara yazdigi ile ilgili kendimce daha iyi algilayabilecegimi dusundugum sorular sorarim.

Mesela senin mesajindan once, Natan'a sordugum gibi. Cunku amacim yazarin verdigini verdigi gibi algilamak ve paralelinde de kendi vermek istedigimi yazmaktir.

Oyuzden ANLATAMAYAN YOKTUR, ANLANAMAYAN VARDIR.

Ben bunca yildir yasamda ve forumlarda kimin ile iletisim kurarsam kurayim, hic senin yasadigin sorunu yasamam. Cunku yazani/konusani degil; anlama temelinde kendimi sorgularim.

Zannedersem aramizdaki ana fark bu.

O yuzden de ben; algilama adina iki turlu cabayi da kendimden harcarim. Hem algilanabilirlik adina hem de algilayabilme adina.

google bana dediki
anladım Bunu mu demek istediniz? nörokimyasal
arada bende kelimeleri tam yazamam kızdığımda
bunların kelime bazındaki örneklemeside tek olur
tesadüfen yanlış yazılan binlerce kez aynı biçimde
tutarlı bir biçimde yanlış yazılamaz


ama sen bilmeden yazıyorsun, neyi bilmeden nörokimyasal nedir onu bilmeden
nuro kimyasal diye yazıyorsun
okuyan baksa bile bulamaz ki bu kelimenin anlamını
yok böyle bir kelime

absurt demekten farksız
yarı türkçe yarı ingilizce üstelik tıbbi bir terim
eğer tıbbi bir terimle bir konuya hakim olmak istersen bu tıbbi terimin açıklamasınıda yazmak zorundasın

kaldıki sen bunu tıbbi değilde epistemolojinin bir terminolojisi yazıyorsun
mana alemine yüklemliyorsun halbuki fiziksel alemin kimyasal tepkimesinden başka bir şey değil anlattığın hikayeler.

nuro kimyasal diye bir şey yok
beyinde bilgi aktarımı yapan sinirlere nöron deniyormuş
nuro değil
bu nöronların yani bu sinir sisteminin salgısına da nörokimyasal deniyor
konektom daha da karmaşık felsefi değil tıbbi bir terim
anlatmasını bilmiyorsan tıbbi terimleri felsefi terimmiş gibi kullanmazsan herkez anlar
tabi sen hariç
dahasına da gerek yok

o yüzden anlamayan değil
ANLATAMAYAN VARDIR.

evrensel-insan
23-07-2013, 01:35
google bana dediki
anladım Bunu mu demek istediniz? nörokimyasal
arada bende kelimeleri tam yazamam kızdığımda
bunların kelime bazındaki örneklemeside tek olur
tesadüfen yanlış yazılan binlerce kez aynı biçimde
tutarlı bir biçimde yanlış yazılamaz


ama sen bilmeden yazıyorsun, neyi bilmeden nörokimyasal nedir onu bilmeden
nuro kimyasal diye yazıyorsun
okuyan baksa bile bulamaz ki bu kelimenin anlamını
yok böyle bir kelime

absurt demekten farksız
yarı türkçe yarı ingilizce üstelik tıbbi bir terim
eğer tıbbi bir terimle bir konuya hakim olmak istersen bu tıbbi terimin açıklamasınıda yazmak zorundasın

kaldıki sen bunu tıbbi değilde epistemolojinin bir terminolojisi yazıyorsun
mana alemine yüklemliyorsun halbuki fiziksel alemin kimyasal tepkimesinden başka bir şey değil anlattığın hikayeler.

nuro kimyasal diye bir şey yok
beyinde bilgi aktarımı yapan sinirlere nöron deniyormuş
nuro değil
bu nöronların yani bu sinir sisteminin salgısına da nörokimyasal deniyor
konektom daha da karmaşık felsefi değil tıbbi bir terim
anlatmasını bilmiyorsan tıbbi terimleri felsefi terimmiş gibi kullanmazsan herkez anlar
tabi sen hariç
dahasına da gerek yok

o yüzden anlamayan değil
ANLATAMAYAN VARDIR.

Birincisi "neuro" turkce kokenli degildir. Turkcesi sinirsel demektir.

Ikincisi ben turkce klavye kullanmiyorum.

Ucuncusu "neuro" okunurken "nuro" diye okunur.

O yuzden de turkceye "eu" birlikteligi "o" olarak aktarilmistir. Aslinda o "o" (uzeri iki noktali) degil, u(uzeri iki noktali) olacaktir.

Neyse, umarim bu aciklama yeter.

Brian
28-07-2013, 19:33
Önce şunu söylemek gerekir tek bir materyalizm anlayışı yok...

Bir sürü materyalizm çeşidi var…

Örneğin bilimsel materyalizm (Physicalism)

http://en.wikipedia.org/wiki/Physicalism

Physicalism de kendi içinde bir sürü çeşidi var.

Örneğin indirmemeci physicalism olduğu gibi indirgemeci olmayan physicalism de var.

Reductive and non-reductive physicalism

Bunun dışında Eliminative materialism var örneğin.

http://en.wikipedia.org/wiki/Eliminativist_materialism

Revisionary materialism diye bir şey de var.

http://en.wikipedia.org/wiki/Revisionary_materialism
Yani tek bir materyalizm yok...

Şimdi materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum diyen görüş varsa, onu da o şekilde anlamaya çalışmak gerekir önce. Anlamak ve katılmıyorsak, katılmadığımız yerleri belirtmek.

Bu arada Richard Dawkins Daniel Dennett, , John Rogers Searle, Donald Davidson, Willard Van Orman Quine, Jerry Fodor önde gelen materyalistler arasında.

Dawkins ‘in bu konuda görüşleri için bak:

www.ecclesbourne.derbyshire.sch.uk/.../RICHARD_DAWKINS.ppt‎

Beynin çalışması ile ilgili materyalistlerin görüşleri de var.

http://www.infidels.org/library/modern/steven_conifer/mbd.html

http://www.infidels.org/library/modern/richard_vitzthum/materialism.html

Bu arada materyalizmi eleştirenler genelde Darwin’i de eleştiriyor. Ve nedense çoğunlukla aynı temelde eleştiriler yapılmakta. Nihayetinde Darwin’in evrim teorisi de türlerin evrimleşmesinde maddi, çevre koşullarının önemi üzerinde durur. Materyalizmi eleştirenlerin bir çoğu da bunları nedense görmezden gelme eğiliminde.

http://www.thenation.com/article/170334/do-you-only-have-brain-thomas-nagel#

Neyi eleştiriyorsun, hangisini hangi temelde eleştiriyorsun, bunları nedenleri ve argümanları ile detaylı ve iyi biçimde ortaya koymak gerekir...

Yoksa ben bunu öyle anlıyorum, o böyledir, söylemediklerimi anlamayan kafasızdır, kafası basmaz, ben üst düzey bilinç sahibiyim, ben biliyorum, ben algılıyorum, ben tanımlıyorum, onu öyle görüyorum, sen beni anlamadın senin bilgin yok, ben iyi bilirim, ben aşmışım, ermişim; ben üst düzeyim, ben çok zekiyim, üst bilince sahibim, ben çok iyi bilirim, sen geri kalmışsın, bilincin geri kalmış yazdıklarımı anlamıyorsun, onu öyle tanımlıyorum, bilincimle yapıyorum, aşıyorum, sınır tanımıyorum, madde nedir, ben üst düzey bilince sahibim. Vb. tarzda boş lafları bin kere yazmak bunlara yanıt değil tabii. Bunlar sadece boş laf başka bir şey değil. Üstelik bu tür tartışma şekli olayı kişisel boyuta çekmenin bizzat ta kendisidir.

evrensel-insan
28-07-2013, 20:46
Önce şunu söylemek gerekir tek bir materyalizm anlayışı yok...

Bir sürü materyalizm çeşidi var…

Örneğin bilimsel materyalizm (Physicalism)

http://en.wikipedia.org/wiki/Physicalism

Physicalism de kendi içinde bir sürü çeşidi var.

Örneğin indirmemeci physicalism olduğu gibi indirgemeci olmayan physicalism de var.

Reductive and non-reductive physicalism[quote]

Physicalism is a philosophical theory holding that everything that exists is physical, that is, that there are no things other than physical things.

Goruldugu gibi felsefi bir teoridir, bilim ya da bilimsellik ile bir ilgisi yoktur.

[quote]Bunun dışında Eliminative materialism var örneğin.

http://en.wikipedia.org/wiki/Eliminativist_materialism

Eliminative materialism (also called eliminativism) is a materialist position in the philosophy of mind.

Goruldugu gibi o da zihin felsefesindeki materyalist durustur ve bilim ve bilimsellik ile ilgisik yoktur.

Revisionary materialism diye bir şey de var.

http://en.wikipedia.org/wiki/Revisionary_materialism

Revisionary materialism is the view that falls between Eliminative materialism and Reductive materialism when it comes to a particular psychological phenomenon.[1]

Take, for example, debates over the reality of a psychological concepts like "demonology" - the posit that evil spirits influence human behaviour.

Goruldugu gibi burada da metafizik fizik otesinin insanoglu davranisini etkileyecegi gorusu var. Bilimsel degil.

[quote]Yani tek bir materyalizm yok...

Şimdi materyalizm deyince evrenin kendisini anlıyorum diyen görüş varsa, onu da o şekilde anlamaya çalışmak gerekir önce. Anlamak ve katılmıyorsak, katılmadığımız yerleri belirtmek.

Evrenin kendisini anlamak zaten anlayan acisindan bir subjektivizm icerir.


Bu arada Richard Dawkins Daniel Dennett, , John Rogers Searle, Donald Davidson, Willard Van Orman Quine, Jerry Fodor önde gelen materyalistler arasında.

Dawkins ‘in bu konuda görüşleri için bak:

www.ecclesbourne.derbyshire.sch.uk/.../RICHARD_DAWKINS.ppt‎

Beynin çalışması ile ilgili materyalistlerin görüşleri de var.

http://www.infidels.org/library/modern/steven_conifer/mbd.html

http://www.infidels.org/library/modern/richard_vitzthum/materialism.html

Bu arada materyalizmi eleştirenler genelde Darwin’i de eleştiriyor. Ve nedense çoğunlukla aynı temelde eleştiriler yapılmakta. Nihayetinde Darwin’in evrim teorisi de türlerin evrimleşmesinde maddi, çevre koşullarının önemi üzerinde durur. Materyalizmi eleştirenlerin bir çoğu da bunları nedense görmezden gelme eğiliminde.

http://www.thenation.com/article/170334/do-you-only-have-brain-thomas-nagel#

Neyi eleştiriyorsun, hangisini hangi temelde eleştiriyorsun, bunları nedenleri ve argümanları ile detaylı ve iyi biçimde ortaya koymak gerekir...

Ben materyalizmin bilimin konusu olmadigini ve bilimsel olmadigini soyluyorum. Varliktan yola ciktigini somut varliga nesnellige dayandigini indirgemeci olarak insanoglunu maddeye indirgedigini, insanoglunun ortaya koyucu rolunu algilayamadigini soyluyorum.

Ayrica bilimin gozlem veren tabani madde degil, fenomendir. Fenomeni salt olarak maddeye indirgemek ise, bilimin onunu kesmektir.

Ayrica bilim bilimselolarak varliktan degiul; onun gozleminden yola cikar. Bu temelde yukarida butun saydigin kisilerin yaptigi maddeyi yani fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koymaktir.

Brian
28-07-2013, 21:18
Goruldugu gibi felsefi bir teoridir, bilim ya da bilimsellik ile bir ilgisi yoktur.

O sana göre öyle. Bana pek öyle gelmiyor.

Dawkins gibi ünlü bilim adamlarına göre de gelmiyor.


Goruldugu gibi o da zihin felsefesindeki materyalist durustur ve bilim ve bilimsellik ile ilgisik yoktur.


Yine sana göre öyle. Burada insanlar materyalizm deyince onu anlamıyor.


Goruldugu gibi burada da metafizik fizik otesinin insanoglu davranisini etkileyecegi gorusu var. Bilimsel degil.


Hiç alaka kuramadım. Kim burada fizik ötesi güçten söz ediyor? Burada fizik ötesi güçten söz eden yok. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermeye çalışıyorsun. Fizik ötesi ne demek? Üstelik materyalistler fizik ötesi bir şeyin olmadığını söyler.

Physicalism is a philosophical theory holding that everything that exists is physical, that is, that there are no things other than physical things. Physicalism is often called "materialism

http://en.wikipedia.org/wiki/Physicalism

Senin görüşünü savunan hangi bilim adamı var, ne söylüyor, açıkla o zaman?


Evrenin kendisini anlamak zaten anlayan acisindan bir subjektivizm icerir.

Ona bakarsan her şeyde subjektivizm olduğu iddia edilebilir. Çünkü bilimsel teorilerde bile, çünkü herkesin anladığı ve yorumladığı, zihin dünyasında düşündüğü kadar denilebilir.

Yani bu cevabın da olmamış.

Yine çok iyi yanıt verdiğini ama benim anlayamadığımı söyleyebilirsin. Buna da katılmadığımı senin burada söylenmek istenileni anlamadığını düşünüyorum.


Ben materyalizmin bilimin konusu olmadigini ve bilimsel olmadigini soyluyorum. Varliktan yola ciktigini somut varliga nesnellige dayandigini indirgemeci olarak insanoglunu maddeye indirgedigini, insanoglunun ortaya koyucu rolunu algilayamadigini soyluyorum.



Ayrica bilimin gozlem veren tabani madde degil, fenomendir. Fenomeni salt olarak maddeye indirgemek ise, bilimin onunu kesmektir.

İyi de bunlar senin görüşün. Seni bağlıyor. Sen neyi savunuyorsun, senin savunduğunu söyleyen bir kaç bilim adamı söyleyese bana?

Mesela sen diyorsun ki fenomen bu, adam diyor ki benim madde tanımım onu kapsıyor. Senin cevabın ise o subjektif düşünüyor. Bunu söyleyen kim sensin. Senin düşüncelerin de subjektijlik içeriyor. O halde hem subjektif olmaktan söz edip, başkalarının düşüncelerini kolayca subjektif olmakla suçlayacaksın öte yandan istediğin şekilde subjektij olacaksın.

Doğru bunu kabul etmek mümkün değil.

Yani sen diyorsun ki kısaca bilim benim anladığım gibidir, bunun dışında olan bilimsel değildir, subjektiftir, bunu kabul edin.

Bunun kabul edilecek bir tarafı yok. Bu tanım sadece seni bağlar bizi değil.

Ayrica bilim bilimselolarak varliktan degiul; onun gozleminden yola cikar. Bu temelde yukarida butun saydigin kisilerin yaptigi maddeyi yani fenomeni degil; onun gozlemini ortaya koymaktir.



Bu da burada anlatılan materyalizmi iyi anlamadığını ve eksik anladığını gösteriyor. Sadece madde var demiyor burada kimse, olayı o şekilde de anlatan yok burada. Ama sen ısrarla kendi anladığın materyalizmi tanımayıp bu böyledir başka türlü olamaz modunda yazmaya devam ediyorsun.

Öyle olmadığını sana yazıyoruz sen hala siz öyle yazsanız bile bu böyledir diye yazıyorsun.

evrensel-insan
28-07-2013, 21:40
O sana göre öyle. Bana pek öyle gelmiyor.

Dawkins gibi ünlü bilim adamlarına göre de gelmiyor.




Yine sana göre öyle.Burada insanlar materyalizm deyince onu anlamıyor.

O zaman bilimin ve bilimselligin ne oldugunu ortaya koymak gerekiyor. Varsa bir link ver ve onun uzerine yazisalim.




Hiç alaka kuramadım. Kim burada fizik ötesi güçten söz ediyor? Burada fizik ötesi güçten söz eden yok. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermeye çalışıyorsun. Fizik ötesi ne demek? Üstelik materyalistler fizik ötesi bir şeyin olmadığını söyler.

Revisionary materialism is the view that falls between Eliminative materialism and Reductive materialism when it comes to a particular psychological phenomenon.[1]

Take, for example, debates over the reality of a psychological concepts like "demonology" - the posit that evil spirits influence human behaviour.

Goruldugu gibi ornek seytan ile ilgilidir ve seytan fizik otesi aklin yarattigi bir kavramsal varliktir.



http://en.wikipedia.org/wiki/Physicalism

Senin görüşünü savunan hangi bilim adamı var, ne söylüyor, açıkla o zaman?

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology




Ona bakarsan her şeyde subjetivizm olduğu iddia edilebilir. Çünkü bilimsel teorilerde bile, çünkü herkesin anladığı ve yorumladığı, zihin dünyasında düşündüğü kadar denilebilir.

Var zaten, o yuzden bilimin temeli bilgidir; varlik degil. Varlik insanogluna gozlem veren fenomenal tabandir. Bilim de bu tabanin gozlemini ortaya koyar.

Bilimsel yöntem, en basit haliyle aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
1.Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi
2.Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi
3.Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması
4.Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması
5.(3) ve (4) numaralı adımların hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması

Goruldugu gibi, bilim fenomenden degil; onun gozleminden basliyor. Bu da zaten insanoglu temellidir.





Onemli olan katilip/katilmamak degil; bilimsel olup olmamaktir.

[quote]İyi de bunlar senin görüşün. Seni bağlıyor. Sen neyi savunuyorsun, senin savunduğunu söyleyen bir kaç bilim adamı söyleyese bana?

Bilimsel soylemler kisiyi degil; bilimi baglar.

Mesela sen diyorsun ki fenomen bu, adam diyor ki benim madde tanımım onu kapsıyor. Senin cevabın ise o subjektif düşünüyor. Bunu söyleyen kim sensin. Sen de subjektij bir varlıksın. O halde hem subjektif olmaktan söz edip, başkalarının düşüncelerini kolayca subjektif olmakla suçlayacaksın öte yandan istediğin şekilde subjektij olacaksın.

Doğru bunu kabul etmek mümkün değil.

Yani sen diyorsun ki kısaca bilim benim anladığım gibidir, bunun dışında olan bilimsel değildir, subjektiftir, bunu kabul edin.

Hayir bilimin bilimselligi budur. Yontemi de yukarida. Bilimsellik olgu ve teori uzerinedir. Olgu da baglayicidir cunku gozlem verir.

Bunun kabul edilecek bir tarafı yok. Bu tanım sadece seni bağlar bizi değil.




Bu da materyalizmi iyi anlamadığını ve eksik anladığını gösteriyor. Sadece maade var demiyor burada kimse, olayı o şekilde de anlatan yok burada. Ama sen ısrarla kendi anladığın materyalizmi tanımayıp bu böyledir başka türlü olamaz modunda yazmaya devam ediyorsun.

Öyle olmadığını sana yazıyoruz sen hala sen öyle yazsan bile bu böyledir diye yazıyorsun.

Bak o zaman bana bilimin ve bilimselligin kisaca bu yujzyulda herklesi bagliyan tanimini yap ve alinti ver.

Iste o temelde materyalizmin bilim ile ilgisini ve bilimselligini degerlendirelim.

Brian
28-07-2013, 21:42
Sadece madde var demiyor burada kimse, olayı o şekilde de anlatan yok burada

Yani denilmek istenen gayet açık: maddelerin birbirleri ile ilişkileri, fiziksel yasalar vb. şeyleri bunları materyalizm reddetmiyor ki.

Nihayetinde materyalizm denince evreni anlamak oldukça geniş kapsamlı bir tanım.

Burada evren denince elbette gözlenebilen vb. şeylerden söz ediliyor. Dolayısıyla burada bilime karşı bir şey yok.

Brian
28-07-2013, 21:47
Bunlar senin görüşün evrensel.

Bak sen meseleyi çarpıtarak anlatıyorsun...

Fizik ötesi şu demek diyorum sen orada şunu demek istemiş diyorsun hayır onu demek istemiyor sadece o senin görüşün.

Hadi diyelim onu demek istemiş olsun, burada savunanlar o şekilde bir materyalizmi ile de kendilerini sınırlamış değil. Öyle iken çok zorlama yorumlar yapıyorsun. Yani adam bunu söylemek istiyorum diyor sen ise çarpıtarak anlatıyorsun.

İkincisi bilim nerede materyalizm bilimsel değil demiş, söyle o zaman...Soruya soruyla yanıt verme.

Sorum net:bilim nerede materyalizm bilimsel değil demiş.

Bilimsel soylemler kisiyi degil; bilimi baglar.

Dawkins ve Darwin, Einstein vb. söylemleri sadece onları bağlıyor bilimi değil demek ki...

Bak bilimde her konuda kesin bir konsensus yok ki, öyle olsaydı işler ne kadar basit olurdu, açıp bakardık ve hemen öğrenirdik; bu konuda zaten Dawkins ne demeye materyalizmde ısrar etsin?

evrensel-insan
28-07-2013, 21:58
Bunlar senin görüşün evrensel.

Bak sen meseleyi çarpıtarak anlatıyorsun...

Fizik ötesi şu demek diyorum sen orada şunu demek istemiş diyorsun hayır onu demek istemiyor sadece o senin görüşün.

Hadi diyelim onu demek istemiş olsun, burada savunanlar o şekilde bir materyalizmi ile de kendilerini sınırlamış değil. Öyle iken çok zorlama yorumlar yapıyorsun. Yani adam bunu söylemek istiyorum diyor sen ise çarpıtarak anlatıyorsun.

İkincisi bilim nerede materyalizm bilimsel değil demiş, söyle o zaman...



Dawkins ve Darwin, Einstein vb. söylemleri sadece onları bağlıyor bilimi değil demek ki...

Bak bilimde her konuda kesin bir konsensus yok ki, öyle olsaydı işler ne kadar basit olurdu, açıp bakardık ve hemen öğrenirdik; bu konuda zaten Dawkins ne demeye materyalizmde ısrar etsin?

Sen neyi yazismak istiyorsun?

Benim bu baslikta tartistigim

MATERYALIZMIN BILIMSEL OLMADIGI VE BILIMIN KONUSU OLMADIGI

Aksini soyluyorsan, bunu acikla.

Yani cagdas olarak bugunku bilimsellik yontem ve bilgi temelli bilim temelinde materyalizmin bilimsel oldugunu goster.

Yoksa ben materyalizmi tartismiyorum. Ben bilimsel olmadigini tartisiyorum.

Umarim anlasilmistir.

Aksi dincilerin nasil kendi dediklerini bilimsel gosterdikleri gibi burada da materyalizmi bilimsel gostermek yanlisi vardir.

Cunku bilimbasta varligin degil; bilginin konusudur. Ikincisi de bilimsellik varliktan degil; gozlemden yola cikar.

Brian
28-07-2013, 22:06
Sen neyi yazismak istiyorsun?

Benim bu baslikta tartistigim

MATERYALIZMIN BILIMSEL OLMADIGI VE BILIMIN KONUSU OLMADIGI

Aksini soyluyorsan, bunu acikla.

Yani cagdas olarak bugunku bilimsellik yontem ve bilgi temelli bilim temelinde materyalizmin bilimsel oldugunu goster.

Yoksa ben materyalizmi tartismiyorum. Ben bilimsel olmadigini tartisiyorum.

Umarim anlasilmistir.

Aksi dincilerin nasil kendi dediklerini bilimsel gosterdikleri gibi burada da materyalizmi bilimsel gostermek yanlisi vardir.

Cunku bilimbasta varligin degil; bilginin konusudur. Ikincisi de bilimsellik varliktan degil; gozlemden yola cikar.

Aksi söylendi ya sana.

Tekrar söylüyorum o zaman.

Evet gözlüyorum maddi varlığı, evreni, bunların etkilerini de gözlemliyorum.

Madde var işte gözlemliyorum.

Gözlemden maddenin var olduğunu çıkartıyorum....

Buna paralel linkler ve bilim adamlarını verdim, Dawkins vb.

Senin yanıt ne? Onlar bilimsel değil. O zaman bana bilimin görüşü ne onu söyle. Onu da söylemiyorsun. Meseleyi çarpıtıp çarpıtıp anlatıyorsun.

Şimdi dincilerle alaka kurdun. Kimse burada gözlemlenmeyen bir şeyin varlığından söz etmedi. Ama sen alaka kurdun nasılsa. Yahu biz burada insanlar söyledi ne demek istediğini sen onunla bilim arasında alaka kuramadın çünkü senin bilim anlayışın sorunlu. Sorun burada.

Şimdi bilim dışı ne var burada...

Sen ise olayı çarpıtarak yok materyalistler fizik ötesi olandan söz ediyormuş, bilim bunu söylemiyormuş filan dedin.

Bilim materyalizm ile ilgili ne söylüyor dedim...

Cevap da veremedin...

Neyi savunuyorsun o da belli değil.

Bilim diyorsun senin şurada bilimsel bir kanıt getirdiğini duymadım.

Sonuç: sana bir şey anlatmak mümkün değil.

spartacus
28-07-2013, 22:21
Üçüncüsü varlığı-var olanı gözlemler inceler ve aslında bu birincisidir, materyalizm de orada zaten :)

Felsefe ile bilim arasında çin seddi yoktur, ne zaman ki 20. yüzyılda bilimi idealizmin sığ sularına hapsetmek isteyen idealistler, bilgi felsefecileri türedi, o gün bu gündür kafa karışıklığı yaratmaya devam ediyorlar. Gerçi hoş, bu idealist bilgi felsefecileri bilimi de salt bilgiye-özneye indirgeseler de 20. yüzyılın taa başında hüsrana uğradılar, sonuç tek dayanağı kendi düşünceleri, öznesi olan modern berkeleyler çıktı piyasaya. bilimi sürekli öznel-idealist bir alana hapsederek tüketmeye çalıştılar. kavram kargaşası içerisinde boğuldular, boğulmaya da devam ediyorlar. :) Onları bir anlayan(ki kafa yapıları anlaşılabilir, fikirleri pek bir anlam içermez), bir de anlamayan pişman -ki kendileri kendilerini anlamış değiller, ifade de edemiyorlar, zira sözde oluşturdukları mesnetsiz kavramlar dünyasında debelenmekten öteye gitme şansları olmuyor.

Materyalizmi kendi sığ, idealist tanım ve çıkmazları, darlığı ile kavrayanlar zaten hem anlayamıyor hemde çarpıtıyorlar demektir. En küçük bir çıkmazda bu benim görüşüm, bu benim doğrum gibi söylemlerinde bilimsel olamayacağı zaten açık. Örneğin materyalizme göre metafizik ayrı iken idealizme göre ayrı tanımlanır, mesela materyalizme göre metafizik fizik ötesi iken idealizm fizik ötesini kabul eder ve zihne-düşünce alanına metafizik der(ruh vs de içinde). Hal böyle olunca idealist tanımlarla materyalizm okumaları sürekli aynı bölümlerin oynadığı, dramatik bir komediye dönüşüyor.

Halbuki felsefe evvela soru sormaktır, algıladığımız, edindiğimiz etki-tepki vb, gözleme düşen ne varsa, felsefe orada bilmek isteğiyle başlar, yani acaba nedir, neden, nasıl gibi soruları felsefe üretir bilim ise çözümlemeye koyulur. Felsefe ile bilimi ayrıştırmak insan doğası ile örtüşmediği gibi bilimide ortadan kaldırma çabasıdır, zira üreten felsefe, çalışan ise bilimdir, ayrışmazlar.. 100 yıldır sözüm ona lafla peynir gemisi yürüttüğünü iddia eden bilgi felsefecileri(modern idealizm) bunu başaramadı.

İnsan mı insanoğlu mu? 21. yüzyılda daha ataerkilliği aşamamış bakış-kavramlarla felsefe alanında fikir yürütmek pekte anlamlı durmuyor, zira insanoğlu değil, biz insanız ve bu anlamda insan'ın cinsiyeti yoktur, insan dendiğinde canlı türü ifade edilir, kadın-erkek ayrımı yoktur :)

Bilimsel olmak ayrı, bilimin dalı ayrı konulardır, bu kadar kavram kargaşasına ne denebilir ki.

evrensel-insan
28-07-2013, 22:49
Materyalizm, felsefenin varlik ile ilgili dali olan varliksal (fizik otesi degil) bir teorisidir.

"Philosophy of science" ve "philosophy of knowledge, yani epistemoloji"nin teorileri arasinda yer almaz.

The philosophy of science is concerned with all the assumptions, foundations, methods, implications of science, and with the use and merit of science. This discipline sometimes overlaps metaphysics, ontology and epistemology, viz., when it explores whether scientific results comprise a study of truth. In addition to these central problems of science as a whole, many philosophers of science consider problems that apply to particular sciences (e.g. philosophy of biology or philosophy of physics). Some philosophers of science also use contemporary results in science to reach conclusions about philosophy.

Iste bu temelde, eger materyalizmi varliksal bir felsefe olarak, truth yani gercegin ne oldugu konusunda savunuyorsaniz, ben gercegin ONTOLOJIK DEGIL; YAPILANDIRILMIS OLDUGUNU SAVUNUYORUM.

Aksi materyalizm ne bilimin felsefesine ne de bilginin felsefesine girmez. Varliksal bir felsefe olarak metafiziktir.

O yuzden sizlerin once tikanmis materyalizm idealizm sinirindan disari cikmaniz gerekir. Cunku bunlar varliksal ideolojilerdir.

Bir seyi ayristirmak baskadir, farkini ortaya koymak baskadir. Felsefeler de farklidir. Varlik felsefeleri baskadir, bilgi felsefeleri baskadir. Bilimin felsefesi baskadir.

Zaten sizlerbu farklari algilayamadiginiz icin indirgemeci olarak hepsini bir temelde topluyorsunuz.

Cunku fark ile ayrimin ayirmak filli farkini da bilmiyorsunuz.

Turk ile kurdun biribirinden etnisite farklarini ortaya koymak baskadir, turk ile kurdu ayirmak baskadir.

spartacus
28-07-2013, 22:55
Iste bu temelde, eger materyalizmi varliksal bir felsefe olarak, truth yani gercegin ne oldugu konusunda savunuyorsaniz, ben gercegin ONTOLOJIK DEGIL; YAPILANDIRILMIS OLDUGUNU SAVUNUYORUM.

............................

Materyalizmi kendi sığ, idealist tanım ve çıkmazları, darlığı ile kavrayanlar zaten hem anlayamıyor hemde çarpıtıyorlar demektir. En küçük bir çıkmazda bu benim görüşüm, bu benim doğrum gibi söylemlerinde bilimsel olamayacağı zaten açık. Örneğin materyalizme göre metafizik ayrı iken idealizme göre ayrı tanımlanır, mesela materyalizme göre metafizik fizik ötesi iken idealizm fizik ötesini kabul eder ve zihne-düşünce alanına metafizik der(ruh vs de içinde). Hal böyle olunca idealist tanımlarla materyalizm okumaları sürekli aynı bölümlerin oynadığı, dramatik bir komediye dönüşüyor.

evrensel-insan
28-07-2013, 23:03
............................

Sizler hala metafizigin felsefenin varliksal bir dali oldugunun da farkinda degilsiniz. O yuzden metafizigi sadece "fizik otesi" olarak algiliyorsunuz.

Branches of philosophy

*Metaphysics ·
*Epistemology ·
*Logic ·
*Ethics ·
*Aesthetics

"O yuzden sizlerin once tikanmis materyalizm idealizm sinirindan disari cikmaniz gerekir. Cunku bunlar varliksal ideolojilerdir."

Bir seyi ayristirmak baskadir, farkini ortaya koymak baskadir. Felsefeler de farklidir. Varlik felsefeleri baskadir, bilgi felsefeleri baskadir. Bilimin felsefesi baskadir.

Zaten sizlerbu farklari algilayamadiginiz icin indirgemeci olarak hepsini bir temelde topluyorsunuz.

Cunku fark ile ayrimin ayirmak filli farkini da bilmiyorsunuz.

Turk ile kurdun biribirinden etnisite farklarini ortaya koymak baskadir, turk ile kurdu ayirmak baskadir." -Alinti-e.i.-

evrensel-insan
28-07-2013, 23:23
Mesela Marxizmi ele alalim.

Branches of philosophy

*Metaphysics ·
*Epistemology ·
*Logic ·
*Ethics ·
*Aesthetics

Metafizige girer, epistemolojiye girer, etige girer, mantiga girer. Aesthetics ile ilgili bir soylemi varsa, oraya da girer.

Metafizige- Ontolojik/varliksal felsefe temelinde-Materyalizm olarak girer
Epistemolojiye-Sosyal, fiziksel ve matematiksel/mantiksal bilgi olarak girer.
Logic-Diyalektik materyalizm olarak girer
Etik-sosyaslizm, komunizm, tarihsel materyalizm olarak girer.

Iste bu ayrim degil; bir seyin farklarini ortaya koymaktir.

spartacus
28-07-2013, 23:27
Bilimin felsefesi bilgi felsefesi değildir, zira o dolambaçlı yoldan düze çıkmış idealizmidr, onların tanımları da onları bağlar.

Bilim ile felsefe ayrışmaz ikilidir ve felsefesi de materyalizmdir. Soruları üreten materyalizmdir kısaca aslında felsefedir, eyeleme geçen ise bilimdir. Kargaşaya gerek yok. Bunlar ayrık değillerdir, bilim eylemi içerisinde zaten yeni sorular üretir yani felsefe ile bilim birliktedirler, aralarında bir sed yok, madalyonun 2 yüzü gibidirler.

Yağmur nasıl-neden yağar?
Bu soruyu materyalizm sorar.
Bilimde araştırır, bu kadar basit bir örnek bile, ifade etme, anlama açısından yeterli diye düşünüyorum.

Materyalizmi egemen-idealist ideolojilerin tanımları ile kavrayamaz, öğrenemezsiniz, materyalizmin kavram-tanımları ile idealizmin tanımları aynı içeriğe sahip değildir.

Şahsen madde deyince maddiyat(mal, mülk) anlayan insanlarda gördüm. Bu insanların birde felsefe yaptığını, mangallarda kül bırakmadıklarını da gördüm, halbuki materyal, adı üzerinde, (menşei)... Örneğin kullandığınız klavyenin menşei nedir, hangi bileşenler vardır, hangi ortamlardan geçmişlerdir, nesnel koşulları nedir? materyalizmi salt bir maddeciliğe(mekanik) indirgemek bile özünde felsefe de sınıfta kalmaktır. Örneğin yıldırımın oluşumu bir olay iken, buna etken olan faktörler ancak çok çeşitli ilişkiler yumağını çözmekle-materyal- ile ifade edilebilir çünkü burada mesele görmüş olmak değil, NEDENİ bulmak üzerinde açığa çıkar. İşte neden, nasıl sorusunu sorduğumuzda felsefe alanındayız demektir. Neyi inceleyeceğiz o halde?. Peki felsefeler nerede ayrışır, tam da bu NEDEN, NASIL sorularına aradıkları yanıtta, idealizm doğa üstü nedenler ararken, materyalizm doğaya yönelir ve bu yönelimde bilimden başka yolu yoktur!

Yıldırım da maddedir denmez, ortamı, koşulu vb alanı da kapsayan geniş bir alana neden, nasıl sorusuyla materyal-menşei alanına yönelinir. Haliyle materyalizm efendim yıldırım maddedir demek için kafa patlatmaz, neden, nasıl sorularını sorar ve arayışa yönelir ve işte bilim burada anlam kazanır... Bazı idealistler çıkar tutturur madde diye bir şey yoktur, bu söylemlere verilen cevapları siz giderde felsefenin kendisi yaparsanız olmaz, tabi ki öyle yargılara materyalistler o halde evrende maddeden başka ne var diye soracaktır! Madem öyle bu sorunun cevabını muhataplar vermeli, bunun yerine materyalizm maddiyattır deyip kıvırıp, çamur atarak acil çıkış-kaçış kapısına yönelirler, ardından da felsefe diye bir sürü laf kalabalığı, laf edebiyatı yaparlar...

Bilimin gözlemlediği her şey, topladığı her bir veri dahi materyaldir, laboratuvarlar materyallerle iş yapar, birleştirir, ayrıştırır deneyler yapar, gözlemler ve veri haline getirir vs!!!

Felsefe öyle kafaların içinde üretilen laflar değildir, en azından materyalizm değildir, geriye idealizm kalır ki o da bölük pörçüktür. Örneğin bilgi felsefecileri idealisttir, utangaçlığa gerek yok, modern idealistlerdir, utangaç idealistler de denebilir...

evrensel-insan
28-07-2013, 23:42
Bilimin felsefesi bilgi felsefesi değildir, zira o dolambaçlı yoldan düze çıkmış idealizmidr, onların tanımları da onları bağlar.

Ben oyle bir sey demedim zaten. Ne o sende ayirmaya basladin, yoksa farkinin farkina mi vardin? :)

Bilim ile felsefe ayrışmaz ikilidir ve felsefesi de materyalizmdir. Soruları üreten materyalizmdir kısaca aslında felsefedir, eyeleme geçen ise bilimdir. Kargaşaya gerek yok. Bunlar ayrık değillerdir, bilim eylemi içerisinde zaten yeni sorular üretir yani felsefe ile bilim birliktedirler, aralarında bir sed yok, madalyonun 2 yüzü gibidirler.

Ayroilmaz ikili oldugu dogru, felsefesinin materyalizm oldugu yanlis. Bilimin temeli fenomenin gozleminin bilgisine dayanir. Materyalizmin temeli ise varliga yani fenomene dayanir.

Yağmur nasıl-neden yağar?
Bu soruyu materyalizm sorar.
Bilimde araştırır, bu kadar basit bir örnek bile, ifade etme, anlama açısından yeterli diye düşünüyorum.

Yagmurun ne oldugu gercekligi gercekte var olup olmadigi, Kisaca YAgmuru maddelestiren materyalizmdir, yagmurun her turlu kavramsal bilgisini ortaya koyan epistemolojidir ve yagmuru gozlemleyen ve bu gozlem temelinde olgusal ve teorisi test edilebilen bilgi veren de bilimdir. Bu farki algilarsan, zaten farklari algilarsin.

Materyalizmi egemen-idealist ideolojilerin tanımları ile kavrayamaz, öğrenemezsiniz, materyalizmin kavram-tanımları ile idealizmin tanımları aynı içeriğe sahip değildir.

Sonucta materyalizm de idealizm de gozlem disi kesinlik ve ideolojik inanc akilciligi tasir.

Şahsen madde deyince maddiyat(mal, mülk) anlayan insanlarda gördüm. Bu insanların birde felsefe yaptığını, mangallarda kül bırakmadıklarını da gördüm, halbuki materyal, adı üzerinde, (menşei)... Örneğin kullandığınız klavyenin menşei nedir, hangi bileşenler vardır, hangi ortamlardan geçmişlerdir? materyalizmi salt bir maddeciliğe(mekanik) indirgemek bile özünde felsefe de sınıfta kalmaktır. Madde yapıtaşıdır, aralarında çeşitli ilişkiler, etki, tepkiler vardır ve çeşitli oluşumlar meydana gelir, işte tüm bunların temelinde veri analizi yapabilmek için yönelmemiz gereken de, toplamamız gereken de materyaldir. Örneğin yıldırımın oluşumu bir olay iken, buna etken olan faktörler ancak materyal ile ifade edilebilir çünkü burada mesele görmüş olmak değil, NEDENİ bulmak üzerinde açığa çıkar. İşte neden, nasıl sorusunu sorduğumuzda felsefe alanındayız demektir. Neyi inceleyeceğiz o halde?. Peki felsefeler nerede ayrışır, tam da bu NEDEN, NASIL sorularına aradıkları yanıtta, idealizm doğa üstü nedenler ararken, materyalizm doğaya yönelir ve bu yönelimde bilimden başka yolu yoktur!

Buradaki konu saltlik ve indirgemeciligin getirdigi determinizmin bilimin ve numenal yetinin disina cikmasi ve insanoglunu sadece nicelige indirgemesi ve beyninin numenal yetisini hesaba katmamasidir. Bu da bilincsizlikten kaynaklanir. Benim materyalizme bu temelde karsi ciktigim nokta, INSANOGLUNU MADDEYE INDIRGEMESI VE NICELIK OLARAK IDEOLOJILERIN INANCLARIN PESINDEN KOSAN BIR NICELIK OLARAK DEGERLENDIRMESIDIR. Yani insanoglu bilinci bilhassa mantik ve etikte devrede yoktur.

Su sorunun yaniti nedir.

Doganin kanunlari mi vardir, yoksa o kanunlari dogayi gozlemleyen insanoglu dogadan kendi algisi ve kavramsal bilgisi ile mi turetir?

Yıldırım da maddedir denmez, ortamı, koşulu vb alanı da kapsayan geniş bir alana neden, nasıl sorusuyla materyal-menşei alanına yönelinir. Haliyle materyalizm efendim yıldırım maddedir demek için kafa patlatmaz, neden, nasıl sorularını sorar ve arayışa yönelir ve işte bilim burada anlam kazanır... Bazı idealistler çıkar tutturur madde diye bir şey yoktur, bu söylemlere verilen cevapları siz giderde felsefenin kendisi yaparsanız olmaz, tabi ki öyle yargılara materyalistler o halde evrende maddeden başka ne var diye soracaktır! Madem öyle bu sorunun cevabını muhataplar vermeli, bunun yerine materyalizm maddiyattır deyip kıvırıp, çamur atarak acil çıkış-kaçış kapısına yönelirler, ardından da felsefe diye bir sürü laf kalabalığı, laf edebiyatı yaparlar...

Bilimin gözlemlediği her şey, topladığı her bir veri dahi materyaldir, laboratuvarlar materyallerle iş yapar, birleştirir, ayrıştırır deneyler yapar, gözlemler ve veri haline getirir vs!!!

Felsefe öyle kafaların içinde üretilen laflar değildir, en azından materyalizm değildir, geriye idealizm kalır ki o da bölük pörçüktür. Örneğin bilgi felsefecileri idealisttir, utangaçlığa gerek yok, modern idealistlerdir, utangaç idealistler de denebilir...

Basta varliksal sinirlarin disina cikip su idealizm cikmazindan kurtul. Kac tane epistemolojik teori biliyorsun, bunlardan hangisini neye gore idealist yapiyorsun. Idealizm sadece ve sadece varliksal felsefe de gecer. Bilgi olarak ta sosyal bilgidir. Matematiksel/mantiksal bilgidir. IDEALIZM FIZIKSEL BILGIYI ICERMEZ. Halbuki bilimin temeli fiziksel bilgi uzerine kurulur. Zaten fenomen yoksa, gozlem de algi da kavramsal bilgi de olmaz. Yalniz butun bunlari ortaya koyan insanoglu fenomeninin gozlemi algisi ve kavramsal bilgisidir.

spartacus
29-07-2013, 00:12
Ayroilmaz ikili oldugu dogru, felsefesinin materyalizm oldugu yanlis. Bilimin temeli fenomenin gozleminin bilgisine dayanir. Materyalizmin temeli ise varliga yani fenomene dayanir.


Yazıda zaten ifade ettim hala neyi anlayamadın. Materyalizm varlığa dayalı soruları sorar tabi ne yapacaktı? Yağmur konusunda dikkat edersen bir daha söylüyorum materyalistler aaaa bu yağmur madde mi değil mi diye kafa patlatmaz, yağmur neden-nasıl yağıyor oluşuyor sorusunu sorarlar. Anlamamaktaki ısrarın hayret verici, neden bu kadar kendi doğrularına mahkumsun, fikri sabitsin hiç düşündün mü?

Yagmurun ne oldugu gercekligi gercekte var olup olmadigi, Kisaca YAgmuru maddelestiren materyalizmdir, yagmurun her turlu kavramsal bilgisini ortaya koyan epistemolojidir ve yagmuru gozlemleyen ve bu gozlem temelinde olgusal ve teorisi test edilebilen bilgi veren de bilimdir. Bu farki algilarsan, zaten farklari algilarsin.


İşte yine diyorum materyalistler yağmur acaba gerçekte, var mı yokmu diye düşünmez, yahu kaç kere daha söylenecek, o idealistlerin sorunu!! Çıkar bir idealist yağmur aslında gerçekte yoktur der, matrix kurgulamaya başlar, izin verde bu durumda materyalistlere de yağmurun gerçekliğini ifade etme hakkı düşsün. Bir şeyin kendi özgülünde, öznesinde ele alınması başka bir şeydir, buna dayanarak koca bir felsefeyi abuk subuk salt madde terimine indirgemek, iddia etmek olmaz, zira bu resmen hamlıktır, bilinçsiz yaklaşımdır. Her şeyi yerli yerinde irdelemek gerekir. Mümkünse boca etmeden.

Yağmurun her türlü kavramsal bilgisini ortaya koyan epistemolojiymiş, NEDEN, NASIL sorularını soran felsefedir, o da materyalizmdir, haliyle kavrandıktan sonra zaten ifade edilmiş olur, bu saatden sonra çıkıp edebiyat yapmak o kavramı ortaya koymak değildir, o köprü çoktan aşıldı ve önemli olan ortaya koymak değil İFADE EDEBİLMEKTİR. İşte materyalizm ile idealizm burada da ayrışır, önemli olan ifade etmektir ve ifadeler MUTLAK olamazlar, zira koşullar değişkendir ve ortaya koymak diye bir durum söz konusu değildir.

Senin felsefen idealizm, o yüzden NEDEN-NASIL sorularını değil KİM sorusunu soruyorsun. İdealizm neden-nasıl değil KİM sorusu üzerine inşa edilmiş bir felsefedir, oturur cevap verir, ya tanrı der, ya metafizik(fizikötesi) varlık, ya da düşüncelerin bir oyunu der, ya da birileri de çıkar İNSANOĞLU der:)

Materyalizm felsefedir, sonuçta her konuda sorular ve yanıtlar arayabilir.
Materyalizmde ölçüt nesnel dayanaklardır, işte bu nedenle zaten bilimin felsefesidir. Bilimin işini, bilgiyi gözlemlemeye(!?) indirgemekte neyin nesi!! Bilgi nasıl bilgi haline geliyor işte materyalizmde, bilimde orada, gerisi fasa, fiso...

Bilgi felsefesi, onun disiplini idealizmdir. sadece laf ebeliğidir. Biraz bilimsel yayın da okumak gerekir diye de düşünüyorum.

Brian
29-07-2013, 00:13
Evrensel sana şöyle bir soru sormuştum:

Senin görüşünü savunan hangi bilim adamı var, ne söylüyor, açıkla o zaman?

Sen de şu linki gösterdin:

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

Verdiğin linki okudum. Fakat bu link senin daha önce sürekli sözünü ettiğin Popper, bilimsel düşünce, determizme suçlamaları, aşırı bireysellik vurgusu vb. ile örtüşmüyor.

O link Popper'i epey eleştirmiş olan Thomas Kuhn vb. örtüşüyor. Ayrıca linkte bireyden ziyade toplumsallığa vurgu yapıyor. Bireyselliğe senin yaptığın gibi bir vurgu da göremedim.(Gerçi sen canın istediğin zaman bireysel istediğin zaman social, istediğin zaman da bilimsel dediğin için işler iyice karışıyor.) Bu arada sen benim toplumsal dediğim şeyi social olarak alacaksın ama durum değişmiyor.

Dikkatimi çekenler şunlar:

Knowledge is socially constructed: World and information co-construct one another

Consciousness is a social construction

The centrality of the perspectives of oppressed peoples—the value of the insights of those who have suffered as the result of existing social arrangements

Criticism of constructivism is that it holds that the concepts of two different social formations be entirely different and incommensurate. This being the case, it is impossible to make comparative judgements about statements made according to each worldview. This is because the criteria of judgement will themselves have to be based on some worldview or other. If this is the case, then it brings into question how communication between them about the truth or falsity of any given statement could be established.

Social Constructivists[who?] often argue that constructivism is liberating because it either (1) enables oppressed groups to reconstruct "the World" in accordance with their own interests rather than according to the interests of dominant groups in society, or (2) compels people to respect the alternative worldviews of oppressed groups because there is no way of judging them to be inferior to dominant worldviews. As the Wittgensteinian philosopher Gavin Kitching[3] argues, however, constructivists usually implicitly presuppose a deterministic view of language which severely constrains the minds and use of words by members of societies: they are not just "constructed" by language on this view, but are literally "determined" by it.

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

evrensel-insan
29-07-2013, 00:35
Evrensel sana şöyle bir soru sormuştum:



Sen de şu linki gösterdin:

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

Verdiğin linki okudum. Fakat bu link senin daha önce sürekli sözünü ettiğin Popper, bilimsel düşünce, determizme suçlamaları, aşırı bireysellik vurgusu vb. ile örtüşmüyor.

O link Popper'i epey eleştirmiş olan Thomas Kuhn vb. örtüşüyor.

Olabilir. Ben poper'i yanlislanabilirlik ilkesi olarak bilimsel temelde degerlendiriyorum. Diger konularda farkli dusunuyoruz.


Ayrıca linkte bireyden ziyade toplumsallığa vurgu yapıyor. Bireyselliğe senin yaptığın gibi bir vurgu da göremedim.(Gerçi sen canın istediğin zaman bireysel istediğin zaman social, istediğin zaman da bilimsel dediğin için işler iyice karışıyor.) Bu arada sen benim toplumsal dediğim şeyi social olarak alacaksın ama durum değişmiyor.

Dikkatimi çekenler şunlar:

http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology

Olink sadece bilgi felsefesi temelinde bilgiye yapilandirilmis olarak bakmaktir. Mesela J.Pigett genetik epistemolojisttir. Ayrica constructivizmin her bir kolu vardir. Bu bir egitim ogretim/ogrenim seklidir. Bilgi felsefesi yaninda, bilimsel felsefi tabani vardir.

Sosyasl baska toplumsal baskadir. Sosyal toplumsal nicelik butunlugunun bunyesindeki bireyler arasi iliskidir ve etik icerir. Toplumsallik ise bireyi gale almaz ve sadece toplumu yonlendirir. Sosyallik birey ile bagintilidir.

Yapilandirmaci epistemoloji konunun bilgisel bilimsel yonudur. Bilinc bilissel yonudur. Quafelsefesi ise sosyo-etik yonudur.

Dedigim gibi imzamda ana hatlar var.

evrensel-insan
29-07-2013, 00:44
Yazıda zaten ifade ettim hala neyi anlayamadın. Materyalizm varlığa dayalı soruları sorar tabi ne yapacaktı? Yağmur konusunda dikkat edersen bir daha söylüyorum materyalistler aaaa bu yağmur madde mi değil mi diye kafa patlatmaz, yağmur neden-nasıl yağıyor oluşuyor sorusunu sorarlar. Anlamamaktaki ısrarın hayret verici, neden bu kadar kendi doğrularına mahkumsun, fikri sabitsin hiç düşündün mü?

Sen yagmur ile ilgili soru ileyagmurun gozleminin getirdigi sorgulama farkini algiladin mi? Bilim gozlem yapar. Senin algilayamamaktaki israrin soz konusu. Bak hala epistemoloji ile ilgili sordugum soruya yanit veremedin, CUNKU BILMIYORSUN. Bilgi ile varlik farkini da bilmiyorsun. Bu farki bilmededigin ve ogrenmedigin surece de tek yapacagin, karsi tarafa idealizm yaftasi vurmak. Bu da seni inanc olarak tatmin ediyor herhalde.


İşte yine diyorum materyalistler yağmur acaba gerçekte, var mı yokmu diye düşünmez, yahu kaç kere daha söylenecek, o idealistlerin sorunu!! Çıkar bir idealist yağmur aslında gerçekte yoktur der, matrix kurgulamaya başlar, izin verde bu durumda materyalistlere de yağmurun gerçekliğini ifade etme hakkı düşsün. Bir şeyin kendi özgülünde, öznesinde ele alınması başka bir şeydir, buna dayanarak koca bir felsefeyi abuk subuk salt madde terimine indirgemek, iddia etmek olmaz, zira bu resmen hamlıktır, bilinçsiz yaklaşımdır. Her şeyi yerli yerinde irdelemek gerekir. Mümkünse boca etmeden.

Ben dusunur demedim ki! Bak hala idealizmden ornek veriyorsun. Cunku epistemolojiyi bilmiyorsun.

Yağmurun her türlü kavramsal bilgisini ortaya koyan epistemolojiymiş, NEDEN, NASIL sorularını soran felsefedir, o da materyalizmdir, haliyle kavrandıktan sonra zaten ifade edilmiş olur, bu saatden sonra çıkıp edebiyat yapmak o kavramı ortaya koymak değildir, o köprü çoktan aşıldı ve önemli olan ortaya koymak değil İFADE EDEBİLMEKTİR. İşte materyalizm ile idealizm burada da ayrışır, önemli olan ifade etmektir ve ifadeler MUTLAK olamazlar, zira koşullar değişkendir ve ortaya koymak diye bir durum söz konusu değildir.

Neden nasil sorularini her felsefe dali sorar. Bilim de sorar. Sen bilim ile felsefe farkini da bilmiyorsun.

Senin felsefen idealizm, o yüzden NEDEN-NASIL sorularını değil KİM sorusunu soruyorsun. İdealizm neden-nasıl değil KİM sorusu üzerine inşa edilmiş bir felsefedir, oturur cevap verir, ya tanrı der, ya metafizik(fizikötesi) varlık, ya da düşüncelerin bir oyunu der, ya da birileri de çıkar İNSANOĞLU der:)

Burada da benim dedigim ile ilgili zerre kadar bir sey yok, sadece senin ezberin ve idealizm takintin var. Cunku baska bir bahanen de yok olamaz, cunku BILGIN BUKADAR.

Materyalizm felsefedir, sonuçta her konuda sorular ve yanıtlar arayabilir.
Materyalizmde ölçüt nesnel dayanaklardır, işte bu nedenle zaten bilimin felsefesidir. Bilimin işini, bilgiyi gözlemlemeye(!?) indirgemekte neyin nesi!! Bilgi nasıl bilgi haline geliyor işte materyalizmde, bilimde orada, gerisi fasa, fiso...

Bilgi felsefesi, onun disiplini idealizmdir. sadece laf ebeliğidir. Biraz bilimsel yayın da okumak gerekir diye de düşünüyorum.

Hala materyalizm felsefedir, diyorsun. Aksini diyen mi var. Herseyin bir felsefesi vardir. Bu temelde felsefe iler dallari materyalizmin ne felsefesi oldugu epistemoloji bilgi bilim bu farklari bilmiyorsun. Ogrenmedigin surece de 19. yuzyilda demir atarsin.

Brian
29-07-2013, 00:58
Olabilir. Ben poper'i yanlislanabilirlik ilkesi olarak bilimsel temelde degerlendiriyorum. Diger konularda farkli dusunuyoruz.



İyi de Popper'in yanlışlanabillirlik ilkesi bu durumda bir ölçüde güme gidiyor, (gerçi zaten birçok yerde güme gitmişti nasıl olduğunu açıklamıştım), burada da bir ölçüde güme gidiyor.

Yoksa yazmazdım zaten...

Neyse bunu da kabul etmeyebilirsin.

Toplumsal Türkçe kelime, İngilizcesi social demek. Social kelimesi kullandıldığı zaman tek birey değil, bir bireyden fazla kişi söz ediliyor demektir.Yoksa özel olarak social demeye gerek yok. Individual vb. kullanılır.

Gerçi individual, bireysel, sözü geçmiş şimdi gördüm.

Radical constructivism
Ernst von Glasersfeld was a prominent proponent of radical constructivism. This claims that knowledge is not a commodity which is transported from one mind into another. Rather, it is up to the individual to "link up" specific interpretations of experiences and ideas with their own reference of what is possible and viable. That is, the process of constructing knowledge, of understanding, is dependent on the individual's subjective interpretation of their active experience, not what "actually" occurs. Understanding and acting are seen by radical constructivists not as dualistic processes, but 'circularly conjoined'


http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology



J.Piagett evet dediğin gibi...

evrensel-insan
29-07-2013, 01:11
İyi de Popper'in yanlışlanabillirlik ilkesi bu durumda bir ölçüde güme gidiyor, (gerçi zaten güme gitmişti nasıl olduğunu açıklamıştım), burada da bir ölçüde güme gidiyor.

Yoksa yazmazdım zaten...

Neyse bunu da kabul etmeyebilirsin.

Yanlislanabilirlik ilkesi cagdas olarak bilimin bilimsel temellerinden biridir. Cunku olgusalgecerlilik ancak gozlem ile yanlislanabilir. Heryanlislama da bilimin ilerlemesi bilginin alginin kavramin v.s. yenilenmesi cagdaslasmasi demektir. Yanlislanabilirlik olmasa, bilim mutlaklasir. Sabitlesir. Halbuki bilimin bilimselligi surekli degiskenlik yenilenim ve eskinin yasamini yitirmesidir. Ayni atomun en kucuk parca olmasi gibi.

Toplumsal Türkçe kelime, İngilizcesi social demek. Social kelimesi kullandıldığı zaman tek birey değil, bir bireyden fazla kişi söz ediliyor demektir.Yoksa özel olarak social demeye gerek yok. Individual vb. kullanılır.

Sorun zaten turkce dilinin kisililiginda ve cag disiliginda. Dil son iki yuz yilda her bir temelin yenilenen anlamlanan ve iceriklenen dali olarak basi cekmistir ve turkce bu konuda sinifta kalmistir.

Toplumsal ingilizce collective demektir. Sosyalin temeli de societyden gelir. Society de collective icinde societies olarak farklilasir. People halk demektir. Collectual da herkesin ortak kullanimi paylasimi anlamindadir. Individual bireysel demektir, person kisi pupil people'in tekilidir.

Ideolojiler ve inanclar aslinda sosyaldir, ama ve maalesef bizim gibi ulkelerde, society'e degil; collective olasrak tum topluma dayatilir.

Baati bunu asmistir cunku bireysel bilinc vardir. Birey collective in social olarak bir society sinin birimidir. Her collective society de farkli etik degerler vardir. Iste birey de bu etik degerler olarak diger bireylerden farklilasir. Demokrasi de hak ve ozgurlukler de butun bu bilincin urunudur. Collective hak ve ozgurluk olmaz. Cunku society icindeki bireylerin societies olarak farkli degerde farkli hak ve ozgurlukleri vardir.

Brian
29-07-2013, 01:12
Ama bu Radical constructivism...

Evrensel sen bu düşünceyi yani Radical constructivism mi savunuyorsun?

evrensel-insan
29-07-2013, 01:17
Gerçi individual, bireysel, sözü geçmiş şimdi gördüm.




http://en.wikipedia.org/wiki/Constructivist_epistemology



J.Piagett evet dediğin gibi...[/QUOTE]

Ben genel olarak bilginin yapilandirilmis oldugunu soyluyorum. Bu na her turlu bilgi girer. Ayrica bilgiyi turetenin sadece insanoglu oldugunu soyluyorum. Insanoglu disindaki baska bir fenomen de de bilgi olmadigini savunuyorum. Yani insanoglu disindaki herhangibir fenomeni gozlemleyen ve kavramsal bilgi ortaya koyan insanogludur. Bu fenomene kendi fenomeni de dahil.

Ayrica constructivizmin hic bir dali biribirinden ayrilmaz. Cunku hepsi de bilginin yapilandirilmisligi uzerinedir.

Brian
29-07-2013, 01:23
Yanlislanabilirlik ilkesi cagdas olarak bilimin bilimsel temellerinden biridir. Cunku olgusalgecerlilik ancak gozlem ile yanlislanabilir. Heryanlislama da bilimin ilerlemesi bilginin alginin kavramin v.s. yenilenmesi cagdaslasmasi demektir. Yanlislanabilirlik olmasa, bilim mutlaklasir. Sabitlesir. Halbuki bilimin bilimselligi surekli degiskenlik yenilenim ve eskinin yasamini yitirmesidir. Ayni atomun en kucuk parca olmasi gibi.


Ben yanlışlanabilirlik ilkesi tümüyle işe yaramaz demedim. Bu konuda Popper'in yanıldığı ve bu ilkenin yetersiz kaldığı yerleri açıkladım.

Tekrar bunu yapmayacağım. Merak edenler önceki sayfalara bakabilir.

Toplumsal ingilizce collective demektir

Evrensel, sözlük orada bunu kafaya göre çevirmiyorum. Sen istediğini istediğin şekilde anlarsan zaten işin içinden çıkılmaz. Collective, toplu demek, toplumsal demek değil. Sözlükten bakabilirsin.

Toplumsal kelimesi social kelimesinin karşılığı olarak çevriliyor. Bunu o şekilde çevirenler var. Onların yaptığı yanlış benim dediğim doğrudur diyebilirsin. Ben sana burada ne demek istediğimi yazıyorum.

Diğer nokta gördüğüm kadarıyla sen Radical constructivism savunuyorsun daha çok. Değilse doğrusu ne?

Senin savunduğunu savunan bilim adamı kim?

evrensel-insan
29-07-2013, 01:23
Ama bu Radical constructivism...

Evrensel sen bu düşünceyi yani Radical constructivism mi savunuyorsun?

Yapılandırmacılık (constructivism), Bruner (1990), Kelly (1950), Piaget
(1969), Von Glassersfeld (1993) ve Vygotsky (1978) gibi arastırmacılar tarafından etraflıca ele alınan (aktaran Young ve Collin, 2004), anlama ve bilgi konularına odaklanan epistemolojik (bilgi kuramsal) bir yaklasımdır (Savery ve Duffy, 1995).

Bilgi felsefesi olarak da adlandırılan epistemoloji, bilginin olanaklı olmasına,
dogruluguna, geçerligine, kaynagına, dogasına iliskin arastırmayı kendisine konu
edinen bir felsefe disiplinidir (Çüçen, 2001). Dolayısıyla yapılandırmacılık, tek bir
gerçeklik oldugunu ve bu gerçeklige ulasılabilecegini savunan indirgemeci
(reductionist) ve belirlenimci (deterministic) nesnelci (objectivist) paradigmadan farklı bir biçimde (Stead, 2004), mutlak gerçekligin, varsa bile, bilgisine ulasılamayacagını ve her bireyin yasantısal dünyasını bilissel süreçleri aracılıgıyla olusturdugunu öne süren bir epistemoloji olarak tanımlanabilir (Young ve Collin, 2004).

Yapılandırmacı görüsün ilk temellerinin, Socrates öncesi (Pre-Socratic)
filozofların “bilginin bilen tarafından olusturuldugu” fikriyle ve Socrates’in “Bilgi
Algılamadır” ifadesiyle, Demokritos, Anaksimenes, Anaksimandros ve Thales gibi
erken dönem Yunan filozoflarından dıs dünyanın bilgisinin mutlak oldugu,devinimle açıklanabilecegi (Thomson, 1997) ve bu bilgiye ancak deney yoluyla ulasılabilecegini savunan maddeci görüslerden belirgin biçimde ayrılmasıyla atıldıgı söylenebilir.
Bununla birlikte, bir bilgi felsefesi olarak yapılandırmacılık 18. yüzyılda yasamıs olan Napoliten felsefeci Giambattista Vico (1688-1744)’nun çalısmalarında belirginlesmektedir. Vico, Eski Italyan Bilgeligi (De Antiquissima
Italorum Sapienta, 1710, aktaran Copleston, 1996:162) baslıklı çalısmasında,
Descartes’in felsefesini elestirerek, “gerçekligin kuralı ve ölçütü onu yapmıs
olmaktır” ifadesine yer vermis ve bilmeyle yapmayı özdeslestirerek bilginin
dogasındaki öznellige isaret etmistir.

Diger taraftan, söz konusu temel önermeler, literatürde sosyal (social constructivism), bireysel (individual constructivism) ve radikal (radical constructivism) yapılandırmacılık gibi farklı bakıs açılarıyla ele alınan yaklasımların da temelinde yer alan önermelerdir (Brooks ve Brooks, 1999; Yurdakul, 2005).
Esasen, bu bakıs açıları yapılandırmacılık ekseninde yer almakla birlikte, farklı noktalara vurgu yapmaktadırlar. Örnegin, Piaget (1999)’nin ismiyle özdeslesen bilissel yapılandırmacılıkta (cognitive constructivism) bireylerin bilgiyi, deneyimlerini, bir bilissel analiz ve açıklama isleminden geçirdikten sonra yapılandırdıgı vurgulanarak, bilissel süreçler ön plana alınırken, Vygotsky’nin görüsleri etrafında biçimlenen sosyal yapılandırmacılıkta (social constructivism) bilginin sosyal uygulamaların ya da sosyal gruplar arasındaki etkilesimlerin bir ürünü oldugunu kabul edilmektedir.(Young ve Collin, 2004).
Ancak ne bireysel yapılandırmacılık ne de sosyal yapılandırmacılık birbirlerini dıslamamakta, aksine tamamlamaktadırlar (Nuthall, 1999; Kitchener, 2004). Nitekim ne Vygotsky bilginin yapılandırılması sürecinde bilissel süreçlerin önemini yadsımıstır (Nuthall, 1999); ne de Piaget bilginin yapılandırılmasında sosyal etkilesimi dısarıda tutmustur (Kitchener, 2004).

Brian
29-07-2013, 01:26
Yapılandırmacılık (constructivism), Bruner (1990), Kelly (1950), Piaget
(1969), Von Glassersfeld (1993) ve Vygotsky (1978) gibi arastırmacılar tarafından etraflıca ele alınan (aktaran Young ve Collin, 2004), anlama ve bilgi konularına odaklanan epistemolojik (bilgi kuramsal) bir yaklasımdır (Savery ve Duffy, 1995).

Bilgi felsefesi olarak da adlandırılan epistemoloji, bilginin olanaklı olmasına,
dogruluguna, geçerligine, kaynagına, dogasına iliskin arastırmayı kendisine konu
edinen bir felsefe disiplinidir (Çüçen, 2001). Dolayısıyla yapılandırmacılık, tek bir
gerçeklik oldugunu ve bu gerçeklige ulasılabilecegini savunan indirgemeci
(reductionist) ve belirlenimci (deterministic) nesnelci (objectivist) paradigmadan farklı bir biçimde (Stead, 2004), mutlak gerçekligin, varsa bile, bilgisine ulasılamayacagını ve her bireyin yasantısal dünyasını bilissel süreçleri aracılıgıyla olusturdugunu öne süren bir epistemoloji olarak tanımlanabilir (Young ve Collin, 2004).

Yapılandırmacı görüsün ilk temellerinin, Socrates öncesi (Pre-Socratic)
filozofların “bilginin bilen tarafından olusturuldugu” fikriyle ve Socrates’in “Bilgi
Algılamadır” ifadesiyle, Demokritos, Anaksimenes, Anaksimandros ve Thales gibi
erken dönem Yunan filozoflarından dıs dünyanın bilgisinin mutlak oldugu,devinimle açıklanabilecegi (Thomson, 1997) ve bu bilgiye ancak deney yoluyla ulasılabilecegini savunan maddeci görüslerden belirgin biçimde ayrılmasıyla atıldıgı söylenebilir.
Bununla birlikte, bir bilgi felsefesi olarak yapılandırmacılık 18. yüzyılda yasamıs olan Napoliten felsefeci Giambattista Vico (1688-1744)’nun çalısmalarında belirginlesmektedir. Vico, Eski Italyan Bilgeligi (De Antiquissima
Italorum Sapienta, 1710, aktaran Copleston, 1996:162) baslıklı çalısmasında,
Descartes’in felsefesini elestirerek, “gerçekligin kuralı ve ölçütü onu yapmıs
olmaktır” ifadesine yer vermis ve bilmeyle yapmayı özdeslestirerek bilginin
dogasındaki öznellige isaret etmistir.

Diger taraftan, söz konusu temel önermeler, literatürde sosyal (social constructivism), bireysel (individual constructivism) ve radikal (radical constructivism) yapılandırmacılık gibi farklı bakıs açılarıyla ele alınan yaklasımların da temelinde yer alan önermelerdir (Brooks ve Brooks, 1999; Yurdakul, 2005).
Esasen, bu bakıs açıları yapılandırmacılık ekseninde yer almakla birlikte, farklı noktalara vurgu yapmaktadırlar. Örnegin, Piaget (1999)’nin ismiyle özdeslesen bilissel yapılandırmacılıkta (cognitive constructivism) bireylerin bilgiyi, deneyimlerini, bir bilissel analiz ve açıklama isleminden geçirdikten sonra yapılandırdıgı vurgulanarak, bilissel süreçler ön plana alınırken, Vygotsky’nin görüsleri etrafında biçimlenen sosyal yapılandırmacılıkta (social constructivism) bilginin sosyal uygulamaların ya da sosyal gruplar arasındaki etkilesimlerin bir ürünü oldugunu kabul edilmektedir.(Young ve Collin, 2004).
Ancak ne bireysel yapılandırmacılık ne de sosyal yapılandırmacılık birbirlerini dıslamamakta, aksine tamamlamaktadırlar (Nuthall, 1999; Kitchener, 2004). Nitekim ne Vygotsky bilginin yapılandırılması sürecinde bilissel süreçlerin önemini yadsımıstır (Nuthall, 1999); ne de Piaget bilginin yapılandırılmasında sosyal etkilesimi dısarıda tutmustur (Kitchener, 2004).

İyi de evrensel senin savunduğun ne?

Bunlar hangisi materyalizme ne şekilde karşı çıkıyor, hangi çeşit materyalizmi eleştiriyor?

Ne demişler bu konuda? Neden karşı çıkıyorlar, argümanları ne?

evrensel-insan
29-07-2013, 01:30
Ben yanlışlanabilirlik ilkesi işe yaramaz demedim. Bu konuda Popper'in yanıldığı ve bu ilkenin yetersiz kaldığı yerleri açıkladım.

Tekrar bunu yapmayacağım. Merak edenler önceki sayfalara bakabilir.

Neye gore yanilmis. Atomun bolunmez bir parca oldugu yanlislanmadi mi? Popper'in ana katkisi; SABT BILIMIN ISPATINI BILIMIN ILERLEMESINE TASIMASIDIR. Cunku bilim ne mutlak ne sabit ne de suphecidir. OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK OLARAK DEGISEN ILERLEYEN YENILENEN BIR BILGI SURECIDIR.



Evrensel, sözlük orada bunu kafaya göre çevirmiyorum. Sen istediğini istediğin şekilde anlarsan zaten işin içinden çıkılmaz. Collective, toplu demek, toplumsal demek değil. Sözlükten bakabilirsin.

Toplumsal kelimesi social kelimesinin karşılığı olarak çevriliyor. Bunu o şekilde çevirenler var. Onların yaptığı yanlış benim dediğim doğrudur diyebilirsin. Ben sana burada ne demek istediğimi yazıyorum.

Diğer nokta gördüğüm kadarıyla sen Radical constructivism savunuyorsun daha çok. Değilse doğrusu ne?

Senin savunduğunu savunan bilim adamı kim?

Ben de sana turkcenin kisirligini kavramdaki anlam ve sabitliginin eskiligini ve cagdisiligini ve de tercumedeki anlam kisirligini izah ediyorum.

Yapilandirmaci epistemolojiyi her bir farkli icerigiyle bir suru bilim adanmi savunuyor. Bir onceki mesajda farklari ve biribirini tamamlamalarini acikladim.

Buradaki anlamini aslinda common/communal olarak ele almak daha dogru. Collective o temelde toplumsal anlamini vermiyor, haklisin.

Community-toplum demektir.

evrensel-insan
29-07-2013, 01:37
İyi de evrensel senin savunduğun ne?

Bunlar hangisi materyalizme ne şekilde karşı çıkıyor, hangi çeşit materyalizmi eleştiriyor?

Ne demişler bu konuda? Neden karşı çıkıyorlar, argümanları ne?

Dolayısıyla yapılandırmacılık, tek bir
gerçeklik oldugunu ve bu gerçeklige ulasılabilecegini savunan indirgemeci
(reductionist) ve belirlenimci (deterministic) nesnelci (objectivist) paradigmadan farklı bir biçimde (Stead, 2004), mutlak gerçekligin, varsa bile, bilgisine ulasılamayacagını ve her bireyin yasantısal dünyasını bilissel süreçleri aracılıgıyla olusturdugunu öne süren bir epistemoloji olarak tanımlanabilir (Young ve Collin, 2004).

Brian
29-07-2013, 01:38
Neye gore yanilmis. Atomun bolunmez bir parca oldugu yanlislanmadi mi? Popper'in ana katkisi; SABT BILIMIN ISPATINI BILIMIN ILERLEMESINE TASIMASIDIR. Cunku bilim ne mutlak ne sabit ne de suphecidir. OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIK OLARAK DEGISEN ILERLEYEN YENILENEN BIR BILGI SURECIDIR..

Popper'ın mantığı ile değerlendirirsek, atomcu teori ilk konulduğu zaman yanlışlanamaz bir teori idi.

Bu durumda atomcu teoriyi ilk ortaya koyan Demokritos vb. insanlara , insanların gülüp geçmesi, bu teori yanlışlanamaz deyip çöpe atmaları gerekirdi.

Ama öyle olmadı bu teori bazı konularda işe yaradı, birçok olayı açıkladı. Daha sonra yanlışlandı, çünkü teknoloji filan gelişti.

Yani kısaca bir teori ilk ortaya konulduğunda kafadan bu yanlışlanabilir, yanlışlanamaz filan denilemez. Meseleyi bilimin gelişmesi, teknoloji vb. belirler. O yüzden teoriler hemen çöpe filan atılmaz.

Popper aynı hatayı evrim teorisinde de yaptı, bu hatası Taha Akyol vb. tarafından hala kullanılıyor.

Brian
29-07-2013, 01:39
Dolayısıyla yapılandırmacılık, tek bir
gerçeklik oldugunu ve bu gerçeklige ulasılabilecegini savunan indirgemeci
(reductionist) ve belirlenimci (deterministic) nesnelci (objectivist) paradigmadan farklı bir biçimde (Stead, 2004), mutlak gerçekligin, varsa bile, bilgisine ulasılamayacagını ve her bireyin yasantısal dünyasını bilissel süreçleri aracılıgıyla olusturdugunu öne süren bir epistemoloji olarak tanımlanabilir (Young ve Collin, 2004).

Radical constructivism epey uyuyor. (Daha önce yazdığın birçok şeyi de hesaba katıyorum.)

Eğer Radical constructivism katılmıyorsan katılmadığın yerleri yazabilirsin...

Sorduğum asıl soru şuydu ama:

Bunlar hangisi materyalizme ne şekilde karşı çıkıyor, hangi çeşit materyalizmi eleştiriyorlar?

Ne demişler bu konuda? Neden karşı çıkıyorlar, argümanları ne?

evrensel-insan
29-07-2013, 01:52
Radical constructivism epey uyuyor.

Oradan da solipsizme geçmek zor değil. Baştan beri onu söylüyoruz zaten.

Ilgisi yok. Solipsizim truth yani gercegin ne oldugunun tartisma temeli Sokratestir. Yapilandirmacilik ise sokrates oncesi gozleme dayanan bir bilgi felsefesidir.

Zaten sokrates insanlik tarihini gozlemden akilatasiyan ve dunyayi kana bulayan metafizigin etik uzantisi izm temellerini atandir.

Sonra da karanlik cag gelmistir.

Ronesans ilk bilimsel/bilgisel ve gozlemsel uyanistir. taa 20. y.yilin ikinci yarisuinda yapilandirmacilik ve yanlislanabilirlik bilime girmistir.

Ayrica bilissel bilim ile de tanriya kant'in verdigi numenal yeti tekrar insanogluna geri verilmis ve boylece fizik otesi bilimden tamamen arinmis ve yapilandirmacilik ile yanlislanabilirlik te bilimin o eski klasik metafizik tabanini varlik/ontolojiden bilgiye tasimistir.

evrensel-insan
29-07-2013, 01:54
Radical constructivism epey uyuyor. (Daha önce yazdığın birçok şeyi de hesaba katıyorum.)

Eğer Radical constructivism katılmıyorsan katılmadığın yerleri yazabilirsin...

Sorduğum asıl soru şuydu ama:

Bunlar hangisi materyalizme ne şekilde karşı çıkıyor, hangi çeşit materyalizmi eleştiriyorlar?

Ne demişler bu konuda? Neden karşı çıkıyorlar, argümanları ne?

Radikal constructivizm den ne algiliyorsun, aciklar misin?

Indirgemeci, belirlenimci ve nesnelci senin hangi materyalizmin bunun disinda kaliyor?

Arguman kisaca su;

Insanoglundan bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin her turlu bilgisi, anlami icerigi tanimi tarifi v.s. insanoglu yapilandirilmisligidir.

Dolayisiyle fenomen salt maddeye indirgenemez. Fenomende determinizm yoktur, belirlenimci olan da yapilandirilmis bilgidir. Bu temelde GERCEKLIK ONTOLOJIK DEGIL; YAPILANDIRILMISTIR.

Gercek Kavrami

Gercek ve ondan turetilen her turlu kavram, insanoglu soyutlamasinin felsefi dil ve bilimsel temelde uzerinde asirlardir tartistigi yasam ve iliskide de duzen ve sistemde de her turlu kurum ve kurumlasma da her turlu yonlendirim ve yaptirimda da her turlu veri, deger tabunun temelini vermede de insanoglunun vazgecemedigi ve her seyi onun ile noktaliyarak kendini rahat ettirdigi bir kavramdir.

Cesitleri hem konusal hem de konunun kendi bunyesinde cesitlidir.

Metafizik gerceklik, varliksal gerceklik, ontolojik gerceklik, fizik otesi gerceklik, teolojik gerceklik, teleolojik gerceklik, her turlu etik gerceklik, mantiksal gerceklik, estetik gerceklik, bilimsel gerceklik, epistemolojik gerceklik v.s. diyelim cunku mutlaka aklimiza gelmeyen bir gerceklik cesidi vardir.

Gercek kavrami ve ondan turetilenlerin dogruluk, inanc, varlik ile iliskilendirilmesi de kisinin kendi beynini rahatlatma tatmin olma ikna olma v.s. adina gercegin uzantilaridir.

Ilginc olan post modernizmin geldigi nokta; GERCEGIN ve HER TURLU TUREVININ HER HANGIBIR KONU VE KAVRAMDA HER BIR BEYNIN ORTAK KABULLENECEGI VE ALGILAYACAGI ORTAK BIR NOKTASININ OLMADIGI "BU GERCEKTIR/DEGILDIR" SOYLEMININ HIC BIR SEY ICIN KESIN TEK ILK MUTLAK v.s. KULLANILAMAYACAGI dir.

Iste bu temelde ben, bu kavram ve uzantisinin qua felsefesi ile mevcut olan tum resmini vermeye calisacagim.

Hepimizin dilinden dusmeyen, gercek kavrami, bilincli ve farkinda olarak kullanilan bir kavram degildir.

Herseyden once bu kavramin, neler icerdigi ve farkli algilari ortaya koymak gerekir.

Neyin gercek oldugu (truth) ile, gercekte var olan (reality) farkli seylerdir.
Neyin gercek oldugu (truth) neyin gercek olmadigina (falsity) baglidir. Buradaki gercek olmayan (false) ile, gercekte var olmayan (unreal) ayni seyler degildir. Ayni,

gercek olan (true) ile gercekte var olan (real) in ayni seyler olmadigi gibi.

Gerceklik (reality), sadece gercekte var olan konusudur. Yani gercek olan (true) ve gercek olmayan ( false), gercegin ne oldugu (truth) konusunu icermez.

Gerceklik (reality) konusu, metafizigin ontolojisinin (varlik) konusu iken, neyin gercek oldugu (truth) epistemolojinin (bilgi) konusudur.

Bu temelde, olgu (fact) ile, kurgu (fiction) da bilimselligin konusudur.

Bu temelde de gerceklik, varliksal (ontological) ve bilgisel/bilimsel/epistemolojik (epistemological) gerceklik olarak farklilasir.

Bilindigi gibi, varliksal gercekligin, ontolojik ideolojileri olarak uc tane ideolojisi vardir.

Bunlar gercekte var olan gercekligin nesnel oldugunu ve gercek olan varligin madde oldugunu soyleyen-materyalizm

Gercekte var olan gercekligin oznel oldugunu ve gercek olan varligin dusunce oldugunu soyleyen-idealizm

Gercekte var olan gercekligin isim oldugunu ve gercek olan varligin olmadigini soyleyen-pozitivizm

Realizm ise gercekcilik demektir. Yani, realist olan bir kisi, konuya gercekte var olan uzerinden bakan kisidir. Realizmin ve realistin, yani gercekcinin neyin gercek oldugu (truth) konusundaki yanasimi, ontolojik ve/veya epistemolojik olabilir. Ontolojik ise, materyalist, idealist veya pozitivist olabilir.

Ben, gercege ontolojik ve metafizik olarak bakmadigim icin, bu konuyu burada noktaliyorum. Benim, gerceklige ve gercekcilige bakis acim, epistemolojiktir ve bilindigi gibi, constructivist, yani yapilandirmaci epistemolojidir.

Herseyden once epistemoloji gercegin ne oldugu(truth), dogrulamasi (justification) ve inanc (belief) uzerinedir.

Iste bu temelde, bilimsellik ve inancsallik farklilasir. Bilimsellik olgu (fact) uzerine kurulurken, inancsallik kurgu (fiction) uzerine kurulur.

Herseyden once, bir yapilandirmaci; gercekligin ontolojik degil, yapilandirilmislik (constructed) uzerine kuruldugunu dile getirir. Bu farklilik, constructivizmi, ontolojiden (varlik) epistemolojiye (bilgi) tasir.

Yapilandirmacilik temelinde, bilimsel ve bilissel bilginin tabiatini dile getirir. Buna gore, bilimsel bilginin, bilim kisilerince yapilandirildigi ve dunyadan kesfedilmedigi gorusune sahiptir.

Duyusal deneyimi aciklamak icin,bilimin kavramlarinin onerilmis birer zihinsel yapilandirilmislik oldugunu soyler.

Bilebilecegimiz tek gercekligin, insanoglu dusuncesinin sundugu/temsil ettigi gerceklik oldugunu soyler.

Gercekligin insan dusuncesinden bagimsiz oldugunu, fakat anlaminin, iceriginin ve bilgisinin herzaman bir insanoglu yapilandirmisligi oldugunu soyler.

Irkin, cinsiyetin ve cinselligin ayni masanin, sandalyenin ve atomun da oldugu gibi, fiziksel ve biyolojik gercekligin sunumunun/temsil edilmesinin bir insanoglu yapilandirmasi oldugunu soyler.

Mesela, sosyal bir yapilandirmacilik olan, iyi ve kotu terimlerinin neyi icerip, neyi icermedigi, toplum olarak ne ifade ettigi, ne anlam ve icerikte oldugu disarida dunyada yoktur, fakat, sadece sosyal yapilandirilmisligin kulturu icinde verdigi anlamin icinde ve yoluyla belirlenir. Temeli bu yapilandirilmis sosyal bilgi ve onun ogrenimine dayanir.

Bu temelde, neyin gercek oldugu (truth) yapilandirilmis gercekliktir.

Ontolojik (varliksal) gerceklik, hem bilimin konusu degildir, hem de bilimsel degildir. Cunku bilim ve bilimsellik metod olarak, gozlemi, gozlemin teorisini, bu teorinin test edilip, olgulasmasini ve gozlem ile yanlislanabilirliginin baki kaldigi metodunu kullanir.

Ontolojik ve teolojik gerceklik, felsefenin metafiziginin insanoglunca yuzyillardir neyin gercek olduguna dair tartistigi materyalist ve idealist ideolojileridir. Bu temelde ontolojik(varliksal) ve teolojik(tanrisal) gercegin ne oldugu (truth) tartismasi, surer gider. Bu da hic bir zaman sonuclanamayan ontolojik gerceklik tartismasidir.

Kisaca, insanogluna kendi dahil yansi ve gozlem veren onun iradesinden bagimsiz bir gerceklik vardir, yalniz bu gercekligin anlami, ifadesi, kavramsal bilgisi ve her turlu ortaya koyumu v.s. insanoglu yapilandirmaciligidir.

Brian
29-07-2013, 02:06
Dolayisiyle fenomen salt maddeye indirgenemez.

Fenomen dediğin ne peki? Burada tanımlanan maddeden, uzaydan, evrenden tümüyle bağımsız birşey mi? Nasıl bir şey?

Radikal Yapılandırmacılık

http://bote.hacettepe.edu.tr/wiki/index.php/Radikal_Yapılandırmacılık

evrensel-insan
29-07-2013, 02:13
Fenomen dediğin ne peki? Burada tanımlanan maddeden, uzaydan, evrenden tümüyle bağımsız birşey mi? Nasıl bir şey?

Radikal Yapılandırmacılık

http://bote.hacettepe.edu.tr/wiki/index.php/Radikal_Yapılandırmacılık

Fenomen insanoglunun kendisi de dahil olarak insanoglu algisina gozlem veren tabandir-Gorungu.

phe•nom•e•non (fɪˈnɒm əˌnɒn, -nən)

n., pl. -na (-nə) or, esp. for 3, -nons.
1. a fact, occurrence, or circumstance observed or observable: the phenomena of nature.

Yalniz bilimin gozlem tabani fenomen ile, varlik felsefesindeki fenomonolojinin fenomenini karistirma.

Yani sunu karistirma;

2. something that is remarkable or extraordinary.

3. a remarkable or exceptional person; prodigy.

4. Philos.
a. an appearance or immediate object of awareness in experience.

b. (in Kantian philosophy) a thing as it appears to and is constructed by the mind, as distinguished from a noumenon, or thing-in-itself.

Ben verdigin linki buraya alintiliyorum.

Radikal Yapılandırmacılık

Radikal yapılandırmacılığın öncüsü Von Glasersfeld olarak kabul edilmektedir, Von Glasersfeld, kavrama olayının kişinin deneyimleri sonucu dünyasını organize etme yeteneği olduğunu belirtmiştir. Von Glasersfeld bilginin pasif bir şekilde değil, bireyin kendisi tarafından aktive edilerek oluşturulduğunu, bu oluşturulma sürecinde bireyin çevresiyle olan sosyal etkileşiminin öğrenmede önemli rol oynadığını, bu bağlamda kavranacak bilginin bireyin zihinsel süreçleri île ilişkili olduğunu ifadelendirmiştir. Von Glasersfeld bilginin oluşturulma sürecinde bilginin evrim teorisiyle ilişkisini kurarak bilginin de aynı şekilde uyum ve yaşamda kalma kabiliyetinin olduğunu, bireyin bilişsel yapılarına uyum sağlayan bilginin öğrenildiğini, uyum sağlayamayanların ise yok olduğunu vurgulamıştır.Radikal yapılandırmacılık ile sosyal yapılandırmacılık arasındaki tek farkın çalışma alanlarıdır. radikal yapılandırmacılık öğrenmede, bireyin algılaması üzerine odaklanırken, sosyal yapılandırmacılık dil ve toplumun etkisi üzerine odaklanmaktadır.

Yapılandırmacılığa temel oluşturan bilginin kişi tarafından yapılandırıldığı, çevreden pasif olarak sağlanmadığı (trivial constructivism) (von Glasersfeld, 1990)görüşüne ek olarak radikal yapılandırmacılık; bilmenin yaşanılabileceklere karşılık deneyimlerle sağlanabilen dinamik adaptasyon süreci olduğu ve bireyin dünya gerçekliğini yapılandırmadığını, her bireyin kendi gerçekliğini oluşturduğunu savunur. Radikal yapılandırmacılığa göre tek başına öğrenen birey yapılandırıcı, bilgi ise bireye ait öz-düzenlenmiş (self-organised) bilişsel süreçlerin sonucudur. Bireylerin zihinsel dünyalarını tek gerçeklik olarak niteleyen ve bu fikirden yola çıkarak her bireyin de kendi gerçekliğini yarattığı görüşü, bireyler arası iletişim söz konusu olduğunda bireyler arasında paylaşılması gereken anlamlar olması gerekmediğini, iletişimin gerçekleşmesi için kişilerin kendi zihinlerinde oluşturdukları anlamların bağdaşmasının yeterli olduğunu ileri sürer. Radikal yapılandırmacılık gerçeklik (truth) kavramını irdelemenin ötesinde yaşanabilirlik (viability)kavramıyla ilgilenir. Bilmenin asıl işlevinin yaşanabilineceklere yönelik bireyin deneyimleriyle adapte olabilmesini sağlayan süreç olduğunu vurgular.

Neresini yazismak istiyorsun?

Brian
29-07-2013, 02:28
Fenomen dediğin şeyi zaten buradaki arakadaşlar madde tanımı içinde kullanıyorlar.

Yukarıdaki alıntıda dikkatimi çeken yer şurası:


her bireyin kendi gerçekliğini oluşturduğunu savunur.

Öyle mi sence? Öyle ise ne oranda öyle? Örneğin maddi dünyadan bağımsız bir şekilde bir bir birey kendi gerçekliğini belirleyebilir mi?

evrensel-insan
29-07-2013, 02:36
Fenomen dediğin şeyi zaten buradaki arakadaşlar madde tanımı içinde kullanıyorlar.

Yukarıdaki alıntıda dikkatimi çeken yer şurası:




Öyle mi sence? Öyle ise ne oranda öyle?

Gercek bir insanoglu yapilasndirilmisligi olduguna gore ve gercegin ne oldugunun dogrulanmasi inancile saglandigina gore, burada kisi kendi beyninin duzeyinin algisi bilgisi bilinci ile gercegi kendince tanimlar. Tabi ki belirler, fizik otesine inananlarin gercegi inandiklari fizik otesi aklin yarattigi varliklar degil mi? Ruh, Tanri, seytan, melek v.s.

Eger bilincli ise gercegi hangi tabana oturdugunu izah eder. Yok core faith olarak bilincalti bir sorgulanmaz gercegi varsa da; tutucu gerici cagdisi v.s. olarak inat eder. Gercek kavrami ile ilgili ve cesitleri ile ilgili bir kac mesaj onceki yaziyi okudun mu?

Madde tanimi ;

Birincisi belirsizdir. Yani ust ve alt siniri belli degildir.
Ikincisi tanim oldugu icininsanoglu oznelligi icerir ve nesnel degildir.
Ucuncusu bilim henuz bitmemistir ve tek ilk ve mutlaklastirilamaz.
Dorduncusu indirgemeci ve determinist olarak insanoglu numenal yetisini hesaba katmaz
Besincisi tanimi bilimsel degildir.
Altincisi maddenin kendi kendini ortaya koyma olanagi yoktur ve insanoglu disindaki hic bir madde de bilgi yoktur.

Brian
29-07-2013, 02:46
Gercek bir insanoglu yapilasndirilmisligi olduguna gore ve gercegin ne oldugunun dogrulanmasi inancile saglandigina gore, burada kisi kendi beyninin duzeyinin algisi bilgisi bilinci ile gercegi kendince tanimlar. Tabi ki belirler, fizik otesine inananlarin gercegi inandiklari fizik otesi aklin yarattigi varliklar degil mi? Ruh, Tanri, seytan, melek v.s.

Eger bilincli ise gercegi hangi tabana oturdugunu izah eder. Yok core faith olarak bilincalti bir sorgulanmaz gercegi varsa da; tutucu gerici cagdisi v.s. olarak inat eder. Gercek kavrami ile ilgili ve cesitleri ile ilgili bir kac mesaj onceki yaziyi okudun mu?

Madde tanimi ;

Birincisi belirsizdir. Yani ust ve alt siniri belli degildir.
Ikincisi tanim oldugu icininsanoglu oznelligi icerir ve nesnel degildir.
Ucuncusu bilim henuz bitmemistir ve tek ilk ve mutlaklastirilamaz.
Dorduncusu indirgemeci ve determinist olarak insanoglu numenal yetisini hesaba katmaz
Besincisi tanimi bilimsel degildir.
Altincisi maddenin kendi kendini ortaya koyma olanagi yoktur ve insanoglu disindaki hic bir madde de bilgi yoktur.

Madde deyince ne demek istediklerini buradaki arkadaşlar belki yüzlerce defa söyledi. Sen ise hala büyük bir ısrarla kendi anladığın materyalizmi eleştiriyorsun. İlginç bir durum bu gerçekten. Bunu büyük bir ısrarla devam ettirmen de çok ilginç. Halbuki bu sözlerin buradakilerin hiçbirine yanıt değil.

Sen diyorsun ki asıl belirleyici olan bilinçtir.

Peki bilim bilincin ne olduğunu tam olarak açıklayabiliyor mu?

Bilincin sınırları belli midir?

Bilinç insandan insana hep aynı olan değişmeyen bir şey midir?

evrensel-insan
29-07-2013, 02:56
Madde deyince ne demek istediklerini buradaki arkadaşlar belki yüzlerce defa söyledi.

Sen diyorsun ki asıl belirleyici olan bilinçtir.

Peki bilim bilincin ne olduğunu tam olarak açıklayabiliyor mu?

Bilincin sınırları belli midir?

Bilinç insandan insana hep aynı olan değişmeyen bir şey midir?

Bak soyle yapalim.

Belirleyicilik;

Belirlenen ne?
Belirleyen ne?
Belirleme yolu/yontemi ne?

Bilinc bilissel bilimde, insanoglu beyninin numenal yetilerinden biridir ve insanoglu yasam ve iliskisindeki dusunce ve davranisi ile gozlem verir. Bu da sosyoloji/psikoloji v.s. temelli sosyal bilimin ortaya koydugu verilerdir.

Olur mu; insanoglunu evrimsel degil de; numenal yeti olarak farklilastiran zaten beyninin fonksiyonlaridir. Akil, zeka, dusunce, farkindalik, hafiza, bilinc v.s.

Insanoglu her turlu davranisini vucudu ile yaparken, bu davranisi yonlendiren onun numenal yetileridir. Iste burada bireysel bilinc onemi ortayacikar. Cunku bu bilinc yoksa; kisi kendi yasamaz, ona verilen degerlerle yasatilir ve sadece bir niteligin pesinden gider. Bu da genelde onun bilincaltina yerlesmis dogumdan itibaren aldigi bir corefaith ve ona teslimiyetidir.

Belirleyen insanogluna gozlem veren kendi ya da baska bir fenomenin algisi kavramsal builgisi ve yansitmasinin toplamidir.

evrensel-insan
29-07-2013, 03:02
[QUOTE=Brian;491691]Madde deyince ne demek istediklerini buradaki arkadaşlar belki yüzlerce defa söyledi. Sen ise hala büyük bir ısrarla kendi anladığın materyalizmi eleştiriyorsun. İlginç bir durum bu gerçekten. Bunu büyük bir ısrarla devam ettirmen de çok ilginç. Halbuki bu sözlerin buradakilerin hiçbirine yanıt değil.

Peki bunlarin hangisi materyalizmin algisinda yok?

Madde tanimi ;

Birincisi belirsizdir. Yani ust ve alt siniri belli degildir.
Ikincisi tanim oldugu icininsanoglu oznelligi icerir ve nesnel degildir.
Ucuncusu bilim henuz bitmemistir ve tek ilk ve mutlaklastirilamaz.
Dorduncusu indirgemeci ve determinist olarak insanoglu numenal yetisini hesaba katmaz
Besincisi tanimi bilimsel degildir.
Altincisi maddenin kendi kendini ortaya koyma olanagi yoktur ve insanoglu disindaki hic bir madde de bilgi yoktur.

Ya da materyalizm bunlara ne yanit veriyor?

Alt ve ust sinir nedir?
Bir seyin nesnelligini kim/ne ortaya koyar?
ilk tek mutlak gozlem verir mi?
Hersey maddedir demiyor mu?
Madde tanimini yap ve bilimselligini goster.
Tanimi yapan kim/ne?

Brian
29-07-2013, 03:12
Bak soyle yapalim.

Belirleyicilik;

Belirlenen ne?
Belirleyen ne?
Belirleme yolu/yontemi ne?

Bilinc bilissel bilimde, insanoglu beyninin numenal yetilerinden biridir ve insanoglu yasam ve iliskisindeki dusunce ve davranisi ile gozlem verir. Bu da sosyoloji/psikoloji v.s. temelli sosyal bilimin ortaya koydugu verilerdir.

Olur mu; insanoglunu evrimsel degil de; numenal yeti olarak farklilastiran zaten beyninin fonksiyonlaridir. Akil, zeka, dusunce, farkindalik, hafiza, bilinc v.s.

Insanoglu her turlu davranisini vucudu ile yaparken, bu davranisi yonlendiren onun numenal yetileridir. Iste burada bireysel bilinc onemi ortayacikar. Cunku bu bilinc yoksa; kisi kendi yasamaz, ona verilen degerlerle yasatilir ve sadece bir niteligin pesinden gider. Bu da genelde onun bilincaltina yerlesmis dogumdan itibaren aldigi bir corefaith ve ona teslimiyetidir.

Belirleyen insanogluna gozlem veren kendi ya da baska bir fenomenin algisi kavramsal builgisi ve yansitmasinin toplamidir.


Bak burada insanoğlu demen çok da mantıklı değil...

Çünkü insanoğlu dediğin nedir?

Neden ille de insanoğlu diyorsun...

Senin mantığınla hareket edersek asıl belirleyici olan benim. Ben belirliyorum. Ben düşünüyorum, ben görüyorum, ben algılıyorum.

Örneğin bir başkası benim gözümle görmüyor, benim beynimle düşünmüyor, benim algıladıklarımı algılamıyor.

Algılayan benim kısaca...

Sen insanoğlu dersen birisi sana bunu söyler. Ama sadece sen yoksun senin dışında başkaları da var onlar da belirliyor dersen. Bir başkası da çıkar hayvanların, canlıların da olduğunu, diğer maddelerin olduğunu vb. onların da belirleyici olduğunu söyler. Sen bunu kabul etmesen de. Yani sen madde, ekoloji, diğer canlılar vb. tanımı yok demen maddeyi, ekolojiyi, diğer canlıları ve evreni yok etmez. Yani kısaca bu durumda materyalistlerin söylediği yere gelirsin.

Hayvanlarla iletişime geçilmez ya da hayvanlar, eko sistem, maddi dünya bir şey belirlemez vb. deme şimdi.

Sen bilinci bir taraftan merkeze alıyorsun. Ama herkesin bilinci senin mantığınla kendisine ait.

evrensel-insan
29-07-2013, 03:22
Bak burada insanooğlu demen çok da mantıklı değil...

Çünkü insanoğlu dediğin nedir?

Neden ille de insanoğlu diyorsun...

Cunku insanoglu yani bizler, evrimsel temelde numenal yetisi bize gore en gelismis bir fenomen turuyuz. Kisaca, man kind. Ne diyeyim bizleri ve kendimi ortaya koyma adina? Aslinda bu zaten madde ve kul olmadigimin bir bilincidir. Yani diger algiladigim ve bana gozlem veren fenomenlerden, farkimdir.

Senin mantığınla hareket edersen asıl belirleyici olan benim. Ben belirliyorum. Ben düşünüyorum, ben görüyorum.

Aynen.

Örneğin bir başkası benim gözümle görmüyor, benim beynimle düşünmüyor, benim algıladıklarımı algılamıyor.

Aynen.

[/quote] Algılayan benim kısaca...[/quote]

Sen ayni zamanda baskalari tarafindan da gozlemlenen ve algilanansin. O yuzden de ayni beyin duzeyi yetisine sahip olmadigin icinde konu ve kavramlarin dile geliminde tartisiyorsun.

Burada onemli olan SENIN KENDINI OLUSTURMAN MI/YOKSA SENI BASKASININ OLUSTURMASI MI?

Iste senin kendini olusturman bireysel bilinctir ve beyninde ne soyutlama varsa, sana aittir ve sen bunun farkinda ve bilincindesindir. Ya da henuz bu bilincte degil; sadece beynindeki her soyutlama sana dogumdan itibaren verilen ve senin sorgulamadigin verilerdir.

Iste iki kisi mesela islami alir ama biri sorgular dinsiz olur, digeri sorgulamaz inanir kalir.

Sen insanoğlu dersen birisi sana bunu söyler. Ama sadece sen yoksun senin dışında başkaları da var onlar da belirliyor dersen. Bir başkası da çıkar hayvanların olduğunu, diğer maddelerin olduğunu vb. söyler durur.Yani materyalistlerin söylediği yere gelirsin.

Gelmezsin. Cunku materyalizm insanoglunun belirleyen faktor oldugu algisinda degildir.

Sen bilinci bir taraftan merkeze alıyorsun. Ama herkesin bilinci senin mantığınla kendisine ait.[/QUOTE]

Ben bilinci degil; bir butun olarak insanoglunu aliyorum cunku sen de bende o turun birleriyiz. Evet herkesin bilinci kendisine ait. Tabi bireysel bilincte ise.

evrensel-insan
29-07-2013, 03:24
ma·te·ri·al·ism (m-tîr--lzm)
n.
1. Philosophy The theory that physical matter is the only reality and that everything, including thought, feeling, mind, and will, can be explained in terms of matter and physical phenomena.

2. The theory or attitude that physical well-being and worldly possessions constitute the greatest good and highest value in life.

3. A great or excessive regard for worldly concerns.

--------------------------------------------------------------------------------

ma·teri·al·ist n.

ma·teri·al·istic adj.

ma·teri·al·isti·cal·ly adv.


The American Heritage® Dictionary of the English Language, Fourth Edition copyright ©2000 by Houghton Mifflin Company. Updated in 2009. Published by Houghton Mifflin Company. All rights reserved.



--------------------------------------------------------------------------------
materialism [məˈtɪərɪəˌlɪzəm]
n
1. interest in and desire for money, possessions, etc., rather than spiritual or ethical values

2. (Philosophy) Philosophy the monist doctrine that matter is the only reality and that the mind, the emotions, etc., are merely functions of it Compare idealism [3] dualism [2] See also identity theory

3. (Philosophy) Ethics the rejection of any religious or supernatural account of things
materialist n & adj

ma•te•ri•al•ism (məˈtɪər i əˌlɪz əm)

n.
1. preoccupation with or emphasis on material objects, comforts, and considerations, as opposed to spiritual or intellectual values.

2. the philosophical theory that regards matter as constituting the universe, and all phenomena, including those of mind, as due to material agencies.

materialism
1. the philosophical theory that regards matter and its phenomena as the only reality and explains all occurrences, including the mental, as due to material agencies.
2. attention to or emphasis on material objects, needs, and considerations, with a disinterest in or rejection of intellectual and spiritual values. — materialist, n. — materialistic, adj.
See also: Matter
--------------------------------------------------------------------------------

the theory that regards matter and its various guises as constituting the universe, and all phenomena, including those of the mind, as caused by material agencies. — materialist, n., adj.— materialistic, adj.

Bu tanimlara bir itirazin var mi?

Varsa neye ve neden var?

Brian
29-07-2013, 03:30
Hayvanlarda da bilinç var ona bakarsan...

İnsanoğlu merkeze alman doğru bir görüş değil bu açıdan.

Hayvanlardaki bilinç biraz daha ilkel mi diyeceksin? Peki çocukların, ufak yaşta insanların veya daha başka bir sürü bilinci gelişmemiş insan ne olacak, onlar insan sayılmayacak mı veya üst düzey bilince sahip olduklarını söyleyenler ne olacak?

Kısaca ayrımcılık taşıyan bir bakış açısı. Bu aşağıda düzeyde bilince sahip denirse o yüzden böyle yapıyorum deniyorsa bu mantıkla neler yapılmaz.

Ayrıca bilincin ne olduğu tam olarak anlaşılmış değil. Belki maddenin bile çok ilkel düzeyde bir bilinci var. Bunlar hala bilinmeyen şeyler.

evrensel-insan
29-07-2013, 03:36
Hayvanlarda da bilinç var ona bakarsan...

Ben yok demedim ki, yalniz hayvanlarin verdigi gozlemi de algilayarak kavramsal bilgi olarak ortaya koyan faktor, insanogludur.

Kedi kediye gore miyavlamaz, insanogluna gore miyavlar.

İnsanoğlu merkeze alman doğru bir görüş değil bu açıdan.

Birincisi bizler insanogluyuz. Ikincisi ben merkeze almiyorum, belirleyici ve belirtici faktor oldugunu soyluyorum. O da sadece kendine. Yani bu belirleyicilik/belirticilik baska fenomenleri de baglamiyor.

Hayvanlardaki bilinç biraz daha ilkel mi diyeceksin? Peki çocukların, ufak yaşta insanların veya daha başka bir sürü bilinci gelişmemiş insan ne olacak, onlar insan sayılmayacak mı veya üst düzey bilince sahip olduklarını söyleyenler ne olacak?

Kısaca ayrımcılık taşıyan bir bakış açısı.

Ayrıca bilincin ne olduğu tam olarak anlaşılmış değil. Belki maddenin bile çok ilkel düzeyde bir bilinci var. Bunlar hala bilinmeyen şeyler.

Insanoglu sayilmamak ile bilincin ne ilgisi var. Ne diyeceksem hayvanlar adina degil; kendi turum adina soyleyecvegim ve hayvanlari baglamayacak. Bilinc kazanilir, gelisme sadece fizikseldir. Kazanmak ise zihinsel. Bilincin alti ustu yoktur. Ya bir seyi kisi bilincli ve farkinda olarak yapar, ya da otomatik ve alisilagelmis sekilde yapar.

Maddenin bilinci oldugunu soylemek, akilli tasarimciliktir.

Ayrimcilik derken?

Brian
29-07-2013, 03:51
Ben yok demedim ki, yalniz hayvanlarin verdigi gozlemi de algilayarak kavramsal bilgi olarak ortaya koyan faktor, insanogludur.

Kedi kediye gore miyavlamaz, insanogluna gore miyavlar.



Birincisi bizler insanogluyuz. Ikincisi ben merkeze almiyorum, belirleyici ve belirtici faktor oldugunu soyluyorum. O da sadece kendine. Yani bu belirleyicilik/belirticilik baska fenomenleri de baglamiyor.



Insanoglu sayilmamak ile bilincin ne ilgisi var. Ne diyeceksem hayvanlar adina degil; kendi turum adina soyleyecvegim ve hayvanlari baglamayacak. Bilinc kazanilir, gelisme sadece fizikseldir. Kazanmak ise zihinsel. Bilincin alti ustu yoktur. Ya bir seyi kisi bilincli ve farkinda olarak yapar, ya da otomatik ve alisilagelmis sekilde yapar.

Maddenin bilinci oldugunu soylemek, akilli tasarimciliktir.

Ayrimcilik derken?


İyi de yine sorun ortadan kalkmıyor:

İnsanoğlunun net bir algısı yok ki, çelişkili, dağınık, bir sürü algı var.

Örneğin kimi insanlar şeytan, cin, melek var diyor bunlara inanıyor kimine göre böyle bir şey yok.

Yani insanoğlu demekle bu sorunları çözmüş olmuyorsun.

Ben böyle algılıyorum vb. dersen daha mantıklı olabilir. Oradan da solipsizme geçmek zor değil.

Şimdiki durum bir çorba...

evrensel-insan
29-07-2013, 04:07
İyi de yine sorun ortadan kalkmıyor:

İnsanoğlunun net bir algısı yok ki, çelişkili, dağınık, bir sürü algı var.

Tabiki cunku insanoglunun her bir biri hem farkli cografya ve toplumlarda doguyor ve buyuyor hem de her birinin beyininin numenal yetisini kendinin mi kullandigi yoksa kullanildigimi farki var. Algi genelde iki turlu; duyusal ve duyumsal. Duyusal algi genelde ortak. Duyumsal algi ise beyin duzey farki ve birey olup olmadigi ile bagli.

Örneğin kimi insanlar şeytan, cin, melek var diyor bunlara inanıyor kimine göre böyle bir şey yok.

Aynen.

Yani insanoğlu demekle bu sorunları çözmüş olmuyorsun.

Ben böyle algılıyorum vb. dersen daha mantıklı olabilir. Oradan da solipsizme geçmek zor değil.

Şimdiki durum bir çorba...

Benim sorunu once gostermem yani insanoglu cozum ise, insanoglunun zihinsel ve davranissal olarak insanlasmasi bilimsellesmesi ve bilissellesmesi bu da bilgilenme ile oluyor. Birey olmussa da beyninde yer etmis olanlari ve onu insanlastirmayanlari bilimsellestirmeyenleri ve bilissellestirmeyenleri sorgulayarak algilayarak ve onlardan bilincli olarak kurtularak.

Corba olmasinin sebebi zaten bu.

Cunku insanoglu fenomene "sen tassin, masasin, agacsin, hayvansin" v.s. dediginde bir karsitlik almiyor, ama; ne zaman kendi turune bunlari dese "hayir ben degilim" yanitini aliyor.

Bunun sorun temeli detek tarafli monolog. Yani herkes herkese kendi duzeyini iletiyor ve karsisindakini verdigi gibi degil; kendi algilamak istedigi gibi algiliyor ve hatta yorumu ile onu etiketliyor v.s.

Iste tartisma da zaten bu.

Yalniz bilimsel temelde tartisma yok. Cunku olgu herkesi bagliyor, taki gozlem ile yanlislanana kadar. Kisi ya bu degisimi algiliyor, ya da ideolojik inancsal dogrusuna ters geldiginden bilimin ve cagin gerisinde kaliyor.

Yani aklinin ideolojik inancsal sabit dogrusunu, bilimin degisen bilgisine yegliyor ve boylece ideolojik inancsal dogrular sabit ve cagdisi kalirken, bilim ve bilimsellik ilerliyor.

spartacus
29-07-2013, 16:11
Tabiki cunku insanoglunun her bir biri hem farkli cografya ve toplumlarda doguyor ve buyuyor hem de her birinin beyininin numenal yetisini kendinin mi kullandigi yoksa kullanildigimi farki var. Algi genelde iki turlu; duyusal ve duyumsal. Duyusal algi genelde ortak. Duyumsal algi ise beyin duzey farki ve birey olup olmadigi ile bagli.

Bu insanoğullarının her biri oğul mudur, kız da var mıdır içinde :)

Yoksa "insanoğullarının her biri" sadece erkek midir?

O halde kadınlar nedir?

Yüksek bilinç açıklığıyla içinden çıkamadığım bu sorun için, beni aydınlatırsanız minnettar kalırım. Şimdiden, yüksek bilincinizle beni bu sorundan kurtaracağınız ümidiyle, teşekkür ederim.

Khaos
29-07-2013, 19:16
ulan güleyim mi ağlayayım mı....!kendisini materyalist ya da naturalist olarak niteleyen arkadaşlaradır lafım.


muhatabınız evrensel-insan; ''madde=cansız'' diye bir cümle kurmadı mı.
cevap=kurdu


daha neyi tartışıyorsunuz bu herifle.


canlılığın maddeye ait bir nitelik olduğunu algılamaktan aciz bir zavallı ancak bu eşitlemeyi kurar.
madde denince taş toprak bok püsür zanneden bir felsefe nasipsizi.


milyon kere dedikki; madde=evrendir.
tüm süreçleri ve ortaya koyduğu tüm nitelikleriyle.


bu idealist bozuntusu berkeley kucağından inip kant kucağına oturmuş, felsefeyi analitik olarak birbirinden sözde bağımsızlaştırılmış alt alanlara indirgeyerek postmodern idealist yavşaklığı kendine düstur edinmiş bunağın zırvalarından sıkılmadınız mı.


canlılık evrenin/maddenin bir niteliği değil mi, değilse ne o zaman...


düşünce ve insan bu evrene ait değilmidir.
maddenin evrilerek belli formlara ulaşması ve bunun sonucu ortaya koyduğu nitelikler değilmidir.


insan; bu evrene ait değilmidir hem de herşeyiyle.
felsefede metafizik diye bir altalan yoktur.
sadece metafizik yöntem vardır.
o da güzel söz sevicilerinin ve sözde yarı-filozofların işidir.


bırakın kendi haline.
yoksa zırvalarının değeri var zannediyor.


hala daha madde denince 1500 yıllık augustinustan kalma zırvalarla felsefenin edebiyatını yapan adama bir sorun bakalım:


hangi HAKLA ontoloji ve epistomolojiyi ayırıp soyutlayabiliyor.


hangi hakla fizik ve metafizik olarak ayırıp soyutlayabiliyor.


cevap: YOK.

evrensel-insan
29-07-2013, 19:56
Bu insanoğullarının her biri oğul mudur, kız da var mıdır içinde :)

Yoksa "insanoğullarının her biri" sadece erkek midir?

O halde kadınlar nedir?

Yüksek bilinç açıklığıyla içinden çıkamadığım bu sorun için, beni aydınlatırsanız minnettar kalırım. Şimdiden, yüksek bilincinizle beni bu sorundan kurtaracağınız ümidiyle, teşekkür ederim.

Sen konuyu istedigin kadar tiye alabilirsin. Zaten bilgi ve dusuncenin bittigi yerde iki davranis gorunur, ya satasma ya da alayaalma.

Ben sana sorayim, neden insanoglu yani man kind?

Bakalim bu konuda bilgin ve dusuncen ne kadar.

Belki insanoglunun neden man ve oglu temelli bir kavram kullandigini algilarsan; dil dahil, felsefe ve hatta bilimin karakterinin erkeksel oldugunu da algilarsin.

Cunku disilik insanoglu yapilandirilmis bilgisinde, sadece fiziktedir. Zihniyette yer almaz. O yuzden de "aklin yolu bir" gibi teslimiyetci bir soylem vardir.

Her turlu etigin temelinde neden erksellik erkeksellik ve erk eksellik yattigini algilamak icin tarihe bakacaksin.

Kadinin , ingilizcesi womandir. Yani wo, kisaca womb ana rahmi demektir. Iste kadin erkegin ciktigi yerdir.

Kisaca KADIN DISI VE HER TURLU ERKEK FIZIKI TASIMAYAN KAVRAMLAR, ERKEKSEL KASREKTER GOSTERIR.

Bunlari ben cok onceleri aciklamistim. Demekki ya unutulmus ya da okunmamis.

Kadinin ne oldugunu, ...e gore belirler. Mesela islamagore "erkegin namusu/elinin kiri/oyuncagi" v.s. dir.

Biyolojik olarak ta insanoglu turunun disisidir.

Bu sorundan kurtulmak icin once yapilandirilmisligin algilanmasi ve insanoglunun neyi nasil ve neden o sekilde yapilandirilmisliginin bilgisi lazim.

Iste belki o zaman insanoglu fenomeni ile, zihinsel insanlasma farkini; man kind ile human being farkini algilarsin.

spartacus
29-07-2013, 22:24
Gayet yüce bilinçle açıkladınız teşekkür ederim. Gereksiz bir dolu kalabalık, sonuç soruya yanıt yok! :)

Soru basit insanoğlu mu? İnsan mı? Konuyu dağıttığım yok yazdığın mesajların %70 inde geçer bu kelime, her cevapta insanoğplu der durursun ve her konuda da aynı şeyleri söylersin. Hikmeti, kerametini öğrenmek istiyorum nedir, aydınlanmak istiyorum.

Tabiki cunku insanoglunun her bir biri hem farkli cografya ve toplumlarda doguyor ve buyuyor hem de her birinin beyininin numenal yetisini kendinin mi kullandigi yoksa kullanildigimi farki var.


Şimdi resimdekiler insanoğlu mudur? Değilse nedirler? insan değiller mi? Onlar da birey midirler? Siz insanoğlunun her bireyi derken kimlerden bahsediyorsunuz?
Soru basit, resimdekiler insan oğlu mudur, insan mıdır?
http://www.superoda.net/wp-content/uploads/2013/06/sar%C4%B1%C5%9F%C4%B1n-k%C4%B1z-resimleri-2.jpeghttp://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTOA2Emqi063t5QjCR9OX89RoqNuGFJ0 D-rqp-qUohiw9eJN9_Shttp://cdn.memuruz.net/wp-content/uploads/2013/06/8BN95ALen-guzel-kadin-390x245.jpg

evrensel-insan
29-07-2013, 22:57
Gayet yüce bilinçle açıkladınız teşekkür ederim. Gereksiz bir dolu kalabalık, sonuç soruya yanıt yok! :)

Soru basit insanoğlu mu? İnsan mı? Konuyu dağıttığım yok yazdığın mesajların %70 inde geçer bu kelime, her cevapta insanoğplu der durursun ve her konuda da aynı şeyleri söylersin. Hikmeti, kerametini öğrenmek istiyorum nedir, aydınlanmak istiyorum.



Şimdi resimdekiler insanoğlu mudur? Değilse nedirler? insan değiller mi? Onlar da birey midirler? Siz insanoğlunun her bireyi derken kimlerden bahsediyorsunuz?
Soru basit, resimdekiler insan oğlu mudur, insan mıdır?
http://www.superoda.net/wp-content/uploads/2013/06/sar%C4%B1%C5%9F%C4%B1n-k%C4%B1z-resimleri-2.jpeghttp://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTOA2Emqi063t5QjCR9OX89RoqNuGFJ0 D-rqp-qUohiw9eJN9_Shttp://cdn.memuruz.net/wp-content/uploads/2013/06/8BN95ALen-guzel-kadin-390x245.jpg

Gorunusleri insanoglu turunun disisidir. Ne kadar insan olduklari ise ancak dusunce ve davranislarinin gozlemi ile algilanabilir. Cunku insan olmak fiili ve insanlasmak eylemi; fiziksel degil; zihinseldir.

spartacus
29-07-2013, 23:35
: )
O resimdekiler oğul mudur?
İnsanlaşmak vs bunların pek bir ilgisi yok, zira tüm bu kavramlar gibi insan kavramının kendisi de eril-dişil bir ibare taşımaz tür ifadesidir, türdeşlik ifadesidir en fazla.

İnsan kelimesi zaten tür ifadesidir, insanoğlu ibaresi ise tür değil eril bir ayrımdır, insan türü içinde ayrımdır.

Bu kadar evirmeye gerek yok
O resimdekiler oğul mudur, kız mıdır soru basit :)

evrensel-insan
29-07-2013, 23:50
: )
O resimdekiler oğul mudur?
İnsanlaşmak vs bunların pek bir ilgisi yok, zira tüm bu kavramlar gibi insan kavramının kendisi de eril-dişil bir ibare taşımaz tür ifadesidir, türdeşlik ifadesidir en fazla.

İnsan kelimesi zaten tür ifadesidir, insanoğlu ibaresi ise tür değil eril bir ayrımdır, insan türü içinde ayrımdır.

Bu kadar evirmeye gerek yok
O resimdekiler oğul mudur, kız mıdır soru basit :)

Soruyu bana degil "insanoglu" nu man kind'i yapilandirana soracaksin?

Cunku sorun bu yapilandirilmislikta, senin insanoglunun aslinda bir tur ifadesi olarak neden kullanildiginin farkinda olamaman.

O yuzden de bu eril ayrimin ne oldugunun bilinc ve farkindaligi gerekir ki, insanogluy diye adlandirilan fenomen; zihinsel olarak insanlassin.

"Erkek egemen toplum" ne demek ve nerden kaynaklaniyor?

Resimdeki fiziksel olarak insanoglunun disisidir. Ama beyin olarak erkekseldir. Cunku disiselligin zihniyeti yoktur.

Lezbiyanlik ve feminizm bile ozunde erkeksel karekter gosterir.

antilop
30-07-2013, 00:18
Soruyu bana degil "insanoglu" nu man kind'i yapilandirana soracaksin?

Cunku sorun bu yapilandirilmislikta, senin insanoglunun aslinda bir tur ifadesi olarak neden kullanildiginin farkinda olamaman.

O yuzden de bu eril ayrimin ne oldugunun bilinc ve farkindaligi gerekir ki, insanogluy diye adlandirilan fenomen; zihinsel olarak insanlassin.

"Erkek egemen toplum" ne demek ve nerden kaynaklaniyor?

Resimdeki fiziksel olarak insanoglunun disisidir. Ama beyin olarak erkekseldir. Cunku disiselligin zihniyeti yoktur.

Lezbiyanlik ve feminizm bile ozunde erkeksel karekter gosterir.
evren daha güzel yanıt veriyor.
yaşamın her alanı ana erkildir.
sözde ta erkilliğin yaşandığı dönemde bile

ata erkillik sadece ve sadece eğemen sınıfların kapitalistlerin, ve hatta emperyalizme karşı olduğunu idda edip kapitalizmi savunurken, emperyalizmin ne olduğunu bilmeyen, ve hatta idealist can çekişmelerinin, ve hatta materyalizmi bilimden ayırmaya kalkanların . post modern adnan hocaccıların
topum mühendisliğine rağmen.

sınıfların yok olup gitmediği bir dünyada sınıfsal bakış açısına sahip olamayan birey burjuvazinin, kapitalizmin ,empryalizmin yardakçılığını yapar.

başkada bir şey yapamaz.

materyalizm sadece materyalist bakış açışı kısıt lı bir olgu değildir.
materyalizm diyalektiği ve tarishselliği kapsamadığı sürece saldırılan materyalizm değildir.

kafaların da kurguladıkları ve toplumlara empoze etmeye çalıştıkları bir zırvadır.
epistemoloji de materyalizmin içindedir.
ustünde altınta yada dışında değildir.


tabiki aydınlar tanımlama gereği
burjuva aydını emperyalist aydınlarda vardır ancak gerçek aydınlar (yol gösterebilecek bilimsel verilere ve yorıumlama yeteneğine sahip olanlar)
materyalist aydınlardır

bunun gibi kendini concustivizm midir
yok sa nuro kimyasalamıdır

yada yarı ingilizce yarı türkçe midir
yazım dili türkçe konuşma dili ingilizce mi belli olmayan abukluklar la anca kafa karışır başka da bir şey olmaz.

önce genel geçer kurallar ve literürle derdini anlatmayı öğren
kelime oyunlarını bırak
yok okunuşu böle, yok yazılışı şöyle
bunlar sadece basit statükocu (malumlar) zihniyetin zırvalarıdır.

evrensel-insan
30-07-2013, 00:40
evren daha güzel yanıt veriyor.
yaşamın her alanı ana erkildir.
sözde ta erkilliğin yaşandığı dönemde bile

Iste bunu algilamak bile, insanoglu tarafindan neden ataerkil olarak yapilandirildigini sorgulamaktir.. Cunku ataerkilligi"oyledir" olarak kabullenmek ve demek, teslimiyettir. Yapilandirilmisligi algilamak ise, bu yapilandirilmisliginin koksel ve temelden vasfina varmak ve sorununu ortaya koyarak, analitik bir cozume yonelmektir. Bu cozum de zaten insanoglu fenomeninin zihinsel insanlassmasi bilimsellesmesi ve bilissellesmesidir. Bunun icin de bireysel bilinc temelinde beyninde yer etmis her turlu bilgiyi sorgulamasi ve insanlik adina onu kontrol etmesi ve hatta ondan arinmasi gerekir. Yani tum core faithlerden arinmak gerekir ve bunun icin de bunlarin bilinc ve farkindaligi verdigi zararin ve rahatsizligin algisi gerekir. Cunku bu algi yoksa, zaten sorgulama da yoktur ve sahte bir mutluluk vardir.

Evrensel-insan zihniyeti zaten yapilandirilmisligin sorununu ters oranti ve algida disisellik olarak ortaya koyar. Yani yapilandirilmisligin olan degil; olmasi gerekmeyen ve asil olan olmadigini ortaya koyar. Bilinc disiseldir ve o yuzden uretkendir. Erkeksellik uretmez noktalar sabitler kalicilastirir v.s.

ata erkillik sadece ve sadece eğemen sınıfların kapitalistlerin, ve hatta emperyalizme karşı olduğunu idda edip kapitalizmi savunurken, emperyalizmin ne olduğunu bilmeyen, ve hatta idealist can çekişmelerinin, ve hatta materyalizmi bilimden ayırmaya kalkanların . post modern adnan hocaccıların
topum mühendisliğine rağmen.

sınıfların yok olup gitmediği bir dünyada sınıfsal bakış açısına sahip olamayan birey burjuvazinin, kapitalizmin ,empryalizmin yardakçılığını yapar.

başkada bir şey yapamaz.

Iste sorun da buradadir. Sinifsal bakis acisi sadece nicelik ve parcasal bakis acisidir. Halbuki birey bakis acisini turu ile birlestirerek tursel bakmak durumundadir. Cunku her turlu parcasal bakis, parcalar arasi savasim kutuplasma otekilestirme iktidar guc ve otorite savasimi demektir.

materyalizm sadece materyalist bakış açışı kısıt lı bir olgu değildir.
materyalizm diyalektiği ve tarishselliği kapsamadığı sürece saldırılan materyalizm değildir.

kafaların da kurguladıkları ve toplumlara empoze etmeye çalıştıkları bir zırvadır.
epistemoloji de materyalizmin içindedir.
ustünde altınta yada dışında değildir.

Burada onemli olan materyalizm degil; onun bilimsel olmadigidir. Ayrica insanoglu farkindaligi yoktur. Insanoglunu madde ile ozdes tutar ve boylece insanoglu alinan/satilan kullasnilan harcanan v.s. bir mal meta ve mulk haline gelir.

"Adalet mulkun temelidir" bu sozu iyi incele, buradaki "mulk" nedir?


tabiki aydınlar tanımlama gereği
burjuva aydını emperyalist aydınlarda vardır ancak gerçek aydınlar (yol gösterebilecek bilimsel verilere ve yorıumlama yeteneğine sahip olanlar)
materyalist aydınlardır

bunun gibi kendini concustivizm midir
yok sa nuro kimyasalamıdır

yada yarı ingilizce yarı türkçe midir
yazım dili türkçe konuşma dili ingilizce mi belli olmayan abukluklar la anca kafa karışır başka da bir şey olmaz.

önce genel geçer kurallar ve literürle derdini anlatmayı öğren
kelime oyunlarını bırak
yok okunuşu böle, yok yazılışı şöyle
bunlar sadece basit statükocu (malumlar) zihniyetin zırvalarıdır.

Konu derdini anlatmak degil; konu bilgi ve dusunce pasylasimidir. Eger bir kisi buna niyetli ise, zaten bu paylasimi gerceklestirme adina, algilayamadigini sorar ve ogrenir.

spartacus
30-07-2013, 00:51
Soruyu bana degil "insanoglu" nu man kind'i yapilandirana soracaksin?

O yapılandırma yanlış demek ki, neden sorayım? Canlı türü insandır, insanoğlu değil.

Dindarların mucizelerine kanıt araması gibi, sende açıkca sırıtan tür tanımının çarpıklığına yanıt arıyorsun...

Ne demek dişisellik, erkeksellik? Yeni bir insan mı ortaya koyuyor tanrısal zihniniz? Yeni bir insan mı yarattınız?

TÜR nedir? Türden ne anlıyorsunuz? Neyse bu tür bağıntısız noktalara girmektense basit soruyu yanıtlayın.

O resimdekiler kız mıdır erkek midir? Soru gayet basit değil mi?
http://www.superoda.net/wp-content/uploads/2013/06/sar%C4%B1%C5%9F%C4%B1n-k%C4%B1z-resimleri-2.jpeghttp://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTOA2Emqi063t5QjCR9OX89RoqNuGFJ0 D-rqp-qUohiw9eJN9_Shttp://cdn.memuruz.net/wp-content/uploads/2013/06/8BN95ALen-guzel-kadin-390x245.jpg

evrensel-insan
30-07-2013, 01:28
O yapılandırma yanlış demek ki, neden sorayım? Canlı türü insandır, insanoğlu değil.

Ozaman senin alginda insanlasmak gerekmiyor. Peki neden o zaman tartisiyorsun da, kendi dogrunu ortaya koyuyorsun? Herkesi oldugu gibi kabullensene!

Ya da madem herkes insan sen neyin mucadelesini veriyorsun, neden dinsizsin? Dinli olmak seni neden rahatsiz etti?
Dindarların mucizelerine kanıt araması gibi, sende açıkca sırıtan tür tanımının çarpıklığına yanıt arıyorsun...

Ne demek dişisellik, erkeksellik? Yeni bir insan mı ortaya koyuyor tanrısal zihniniz? Yeni bir insan mı yarattınız?

TÜR nedir? Türden ne anlıyorsunuz? Neyse bu tür bağıntısız noktalara girmektense basit soruyu yanıtlayın.

Zaten bunlari algilasan neyin mucadelesini verdigini de algilardin?

Insan yaratilmaz. Insanoglunun zihinsel ve davranislar faaliyetleri degisir ve degistirilir. Bu da bir ...e gore temelindedir. Ustelik bu once kisinin kendisinden baslar.

Fear
30-07-2013, 01:41
Soruyu bana degil "insanoglu" nu man kind'i yapilandirana soracaksin?

Cunku sorun bu yapilandirilmislikta, senin insanoglunun aslinda bir tur ifadesi olarak neden kullanildiginin farkinda olamaman.

O yuzden de bu eril ayrimin ne oldugunun bilinc ve farkindaligi gerekir ki, insanogluy diye adlandirilan fenomen; zihinsel olarak insanlassin.

"Erkek egemen toplum" ne demek ve nerden kaynaklaniyor?

Resimdeki fiziksel olarak insanoglunun disisidir. Ama beyin olarak erkekseldir. Cunku disiselligin zihniyeti yoktur.

Lezbiyanlik ve feminizm bile ozunde erkeksel karekter gosterir.

O halde "Ey insanoğlu, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun"(Nisa Süresi :1) :)

evrensel-insan
30-07-2013, 01:47
O halde "Ey insanoğlu, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun"(Nisa Süresi :1) :)

Korkmak isteyen, korkar da; korkunun ecele faydasi yok ve kustan korkan dari ekmez.

Ben ise durmadan dari ekiyorum, kuslar gelsinde, gozlemleyeyim; diye. :)

Fear
30-07-2013, 01:50
Bu ayettin anlatmak istediği korku değil aslında, ama sen anlamak istediğin gibi anla.

evrensel-insan
30-07-2013, 01:58
Bu ayettin anlatmak istediği korku değil aslında, ama sen anlamak istediğin gibi anla.

Olabilir. Peki bakalim ayete;

"Ey insanoğlu, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun"(Nisa Süresi :1)

Yani ne diyor, ortada bir tek var, ordan ana tek olan insanOGLU'nun fiziksel ERKEGINI yaratiyor ustelik insanoglunun fiziksel disiusini ayri olarak yaratmiyor da, ERKEKTEN TURETIYOR. Sonra da bu ikiliyi ciftlestirerek, yeni INSANOGLULLARININ UREMESINI SAGLIYOR. Ustelik bunu yaptigi icinde "bak ben herseyi yaparim, o yuzden benden kork" diyerek te goz dagi veriyor.

Iste tam bir erkeksel bakis acisi, insanoglunun fiziksel disisinin varligi erkege bagli. Ustelik ikisinin ve ureteceklerinin varligi da kendisinden korkulmasini istenene bagli.

Iste tam bir teslimiyet caresizlik ve biat algisi.

Burada onemli olan bunu yazanin neden yazdigi?

Sonucta yazdigina kul olmasini isteyen yazar olarak ta kendisine kole olmasini ister.

antilop
30-07-2013, 02:00
Iste bunu algilamak bile, insanoglu tarafindan neden ataerkil olarak yapilandirildigini sorgulamaktir.. Cunku ataerkilligi"oyledir" olarak kabullenmek ve demek, teslimiyettir. Yapilandirilmisligi algilamak ise, bu yapilandirilmisliginin koksel ve temelden vasfina varmak ve sorununu ortaya koyarak, analitik bir cozume yonelmektir. Bu cozum de zaten insanoglu fenomeninin zihinsel insanlassmasi bilimsellesmesi ve bilissellesmesidir. Bunun icin de bireysel bilinc temelinde beyninde yer etmis her turlu bilgiyi sorgulamasi ve insanlik adina onu kontrol etmesi ve hatta ondan arinmasi gerekir. Yani tum core faithlerden arinmak gerekir ve bunun icin de bunlarin bilinc ve farkindaligi verdigi zararin ve rahatsizligin algisi gerekir. Cunku bu algi yoksa, zaten sorgulama da yoktur ve sahte bir mutluluk vardir.

Evrensel-insan zihniyeti zaten yapilandirilmisligin sorununu ters oranti ve algida disisellik olarak ortaya koyar. Yani yapilandirilmisligin olan degil; olmasi gerekmeyen ve asil olan olmadigini ortaya koyar. Bilinc disiseldir ve o yuzden uretkendir. Erkeksellik uretmez noktalar sabitler kalicilastirir v.s.

ee yani farklı ne söylemiş oldun şimdi




Iste sorun da buradadir. Sinifsal bakis acisi sadece nicelik ve parcasal bakis acisidir. Halbuki birey bakis acisini turu ile birlestirerek tursel bakmak durumundadir. Cunku her turlu parcasal bakis, parcalar arasi savasim kutuplasma otekilestirme iktidar guc ve otorite savasimi demektir.
farkında isen sınıflar , yani sınıflarştıran zihniyetin temelleri kısaca sınıflar ortadan kalkmadan demişiz değilmi?

çocukken bana bir mhp linin sorusuydu bu
sen sınıflarını istiyorsun yoksa tüm ülkeyi kapsayan milliyeti mi?
bu da sorumu şimdi
ben sınıfların ortadan kalkmasını istiyorum.
ancak kendimin nerede olduğunun da bilincindeyim

sınıfların oluşumu işçi sınıfının seçimi değil kapitalistlerin yapılandırmasıdır.
dansa gerek yok

beni sınıflandıran sömüren dir. etken
ben etken değilim
ben etken olduğumda ara dönemi yaşarız
yani sınıfların ortadan akldırılması savaşımını
ben o zaman etken olrum ki
bunun adı da proleteya dikatörlüğüdür.
diğer adıda halk demokrasisi olur.


HATIRLATAYIM TKP İS TKP DEN PROLETERYA DİKATÖRLÜĞÜ İNKARI SEBEBİ İLE KOPMUŞTUTR.



Burada onemli olan materyalizm degil; onun bilimsel olmadigidir. Ayrica insanoglu farkindaligi yoktur. Insanoglunu madde ile ozdes tutar ve boylece insanoglu alinan/satilan kullasnilan harcanan v.s. bir mal meta ve mulk haline gelir.

Burada önemli olan materyalist bakış açısına sahip olabilmektir. ve bilimseldir.
materyalizm bilimin yanındadır içindedir.bilim ile bir bütündür. insanoğlu düşünebilen bir canlı olmasından dolayı temelde madde olmaktan ayrı değil.
maddenin bütün özellikleri ile yaşamı başlar ve son bulur.
ruhani yada sen,in kıvrak şekillendirmen deki bilgi yada bilişselliği ile hasta olmaz öksürmez vakti gelincede gebermez.
insanoğlunu mal yada meta yapan alınır satılır yapan kapitalizm dir.
bunuda marks artı değer teorisi ile detaylıca anlatmıştır.
ancak analayana anlamak isteyene.
insanı mal veya meta yapan materyalizm değil kapitalizm dir.



"Adalet mulkun temelidir" bu sozu iyi incele, buradaki "mulk" nedir?


sen söyle bakalım bilişsel enginliğin ile mülk nedir.
adalet deiğin şey nedir. ve nasıl bu mülkün temeli oluyor.




Konu derdini anlatmak degil; konu bilgi ve dusunce pasylasimidir. Eger bir kisi buna niyetli ise, zaten bu paylasimi gerceklestirme adina, algilayamadigini sorar ve ogrenir.

evet burası bilim labaratuarı değil
toplum mühendisliğinin oynandığı bir kulvar bir forum
ve önemli olan anlatabilmektir.
zırvalamak değil.

evrensel-insan
30-07-2013, 02:14
ee yani farklı ne söylemiş oldun şimdi

Bilmem, sence?

farkında isen sınıflar , yani sınıflarştıran zihniyetin temelleri kısaca sınıflar ortadan kalkmadan demişiz değilmi?

Insanoglu neden siniflasmis ve insanoglunu siniflandiran ekonomi midir, yoksa zihniyetin pratige tasinmasi midir?

çocukken bana bir mhp linin sorusuydu bu
sen sınıflarını istiyorsun yoksa tüm ülkeyi kapsayan milliyeti mi?
bu da sorumu şimdi
ben sınıfların ortadan kalkmasını istiyorum.
ancak kendimin nerede olduğunun da bilincindeyim

Ben tum toplumdan da bahsetmedim, o da parcasaldir. Ben tum insanoglu turunden bahsettim.

sınıfların oluşumu işçi sınıfının seçimi değil kapitalistlerin yapılandırmasıdır.
dansa gerek yok

Koleci toplumdaki kapitalizmi izah eder misin?

beni sınıflandıran sömüren dir. etken
ben etken değilim
ben etken olduğumda ara dönemi yaşarız
yani sınıfların ortadan akldırılması savaşımını
ben o zaman etken olrum ki
bunun adı da proleteya dikatörlüğüdür.
diğer adıda halk demokrasisi olur.

Insanoglu sinifsiz iken, neyin mucadelesini veriyordu? ve neden siniflasti?


HATIRLATAYIM TKP İS TKP DEN PROLETERYA DİKATÖRLÜĞÜ İNKARI SEBEBİ İLE KOPMUŞTUTR.

Hic te oyle degil; TKP oportunistlestigi icin IS ayrilmistir.

Burada önemli olan materyalist bakış açısına sahip olabilmektir. ve bilimseldir.

Materyalizm bilimsel degildir.

materyalizm bilimin yanındadır içindedir.bilim ile bir bütündür. insanoğlu düşünebilen bir canlı olmasından dolayı temelde madde olmaktan ayrı değil.
maddenin bütün özellikleri ile yaşamı başlar ve son bulur.

Iste insanoglunu maddeye indirgemenin ve kendisinin ne oldugunun farkindasizligi.

ruhani yada sen,in kıvrak şekillendirmen deki bilgi yada bilişselliği ile hasta olmaz öksürmez vakti gelincede gebermez.
insanoğlunu mal yada meta yapan alınır satılır yapan kapitalizm dir.

Materyalizm ne yapiyor, insanoglunu? Bak yukarida koyulastirdim, ifadeni.

bunuda marks artı değer teorisi ile detaylıca anlatmıştır.
ancak analayana anlamak isteyene.
insanı mal veya meta yapan materyalizm değil kapitalizm dir.

Neyse sen once kendi celiskini coz de sonra bakariz. Sahi materyualizmin temeli madde degil mi? Yoksa kapitalizm insanoglunu madde yapmayi materyalizmden almis olmasin?

sen söyle bakalım bilişsel enginliğin ile mülk nedir.
adalet deiğin şey nedir. ve nasıl bu mülkün temeli oluyor.

Adaletin olabilmesi icin; once bir adalet hukmunun bu hukmun hak ve hukukunun bu hukmu veren hakimin ve onun hakimiyetinin varligi gerekir. Mulk mu ne olacak insanoglu.

Burada sorunun adaletin hukmunu hak ve hukukunu hakimini ve onun hakimiyetini kimin verdigi. Inanirlar icin bu tanri? ya materyalistler icin nedir? madde mi?

evet burası bilim labaratuarı değil
toplum mühendisliğinin oynandığı bir kulvar bir forum
ve önemli olan anlatabilmektir.
zırvalamak değil.

Zirvalamak ancak bunu buraya yazanin yaptigi olabilir.

antilop
30-07-2013, 02:38
Bilmem, sence?
bildiğin ne varki Sana sorulan hangi soruya doğru dürüst cevap verdin.çarpıtmadan kıvırtmadan.



Insanoglu neden siniflasmis ve insanoglunu siniflandiran ekonomi midir, yoksa zihniyetin pratige tasinmasi midir?
ekonomi dediğin şey zihniyetin bir parçası değilmi hala neden kıvırtıyorsun.


Ben tum toplumdan da bahsetmedim, o da parcasaldir. Ben tum insanoglu turunden bahsettim.
sen hiç bir şeyden net bahsetmiyorsun ki. hep oynak zemin oynak kelimeler kullanıyorsun ve sana sorulan soruları hep atlıyorsun neden acaba?



Koleci toplumdaki kapitalizmi izah eder misin? kölecşi toplum danmı bahsedeyim anlayabilecekmisin? ben sanmıyorum da ....


Insanoglu sinifsiz iken, neyin mucadelesini veriyordu? ve neden siniflasti?
mülk edinme ile yerleşik yaşama ve tarımsal yaşama geçiş ile . nedenleri senin iç dümyanda gizli




Hic te oyle degil; TKP oportunistlestigi icin IS ayrilmistir. tkp ye oportünis diyenlerle benim yazdığımın ayırdına varamayana ne desen boş. sen tkp li bile olmamışsın bana göre. sadece kemalist sin TKP İS ise hak getire.



Materyalizm bilimsel degildir.
tam bilimse ve kademik bir açıklama olmuş teşekkürler. tek çümle ile özetlemişsiniz:photo:



Iste insanoglunu maddeye indirgemenin ve kendisinin ne oldugunun farkindasizligi.

insan oğlunun özünü belirlemek indirgemecilik değil tespit dir.
kendimin ne olduğunun çok iyi farkındayım da sen daha ne olduğunu nereden geldiğini ve nereye gideceğinin farkında değilsin


Materyalizm ne yapiyor, insanoglunu? Bak yukarida koyulastirdim, ifadeni.

tabi tabi ben söyledim oldu. materyalizm tespit yapar şekillendirmez kapitalizm ve emperyalizm şekillendirir. sadace ve sadece kendi çıkarı için yapar bunu.
insanı kamil olmak da insan türünün bir evrimsel sürecidir.
sen kabul etsende inkar etsende bu böyle.

Neyse sen once kendi celiskini coz de sonra bakariz. Sahi materyualizmin temeli madde degil mi? Yoksa kapitalizm insanoglunu madde yapmayi materyalizmden almis olmasin?
ben çelişki içinde değilim sen aklın sıra bunalmıl kafanla materyalizmi yererek kendini aklıyacağını ve var olan düzeni devam ettirebileceğini düşünen zavallılardansın. ancal evrim yoplumsal evrimde dahil buna ;
kendi süreçlerinin dışında kimseyi takmaz



Adaletin olabilmesi icin; once bir adalet hukmunun bu hukmun hak ve hukukunun bu hukmu veren hakimin ve onun hakimiyetinin varligi gerekir. Mulk mu ne olacak insanoglu.
ohhh,,, aaa,,,, o halde atatürk insanı mal yapmış desene
atatürk de materyalist anlaşılan

Burada sorunun adaletin hukmunu hak ve hukukunu hakimini ve onun hakimiyetini kimin verdigi. Inanirlar icin bu tanri? ya materyalistler icin nedir? madde mi?
hani bir laf vardır , yalancı daha sonra kendi yalanına kanar diye.
kendi uydurduğun felsefi anlayışına kendinde inanmıyorsun ya.

ama yinede allah vardır diyorsun.



zirvalamak ancak bunu buraya yazanin yaptigi olabilir.:yo:

evrensel-insan
30-07-2013, 02:47
bildiğin ne varki Sana sorulan hangi soruya doğru dürüst cevap verdin.çarpıtmadan kıvırtmadan.




ekonomi dediğin şey zihniyetin bir parçası değilmi hala neden kıvırtıyorsun.



sen hiç bir şeyden net bahsetmiyorsun ki. hep oynak zemin oynak kelimeler kullanıyorsun ve sana sorulan soruları hep atlıyorsun neden acaba?



kölecşi toplum danmı bahsedeyim anlayabilecekmisin? ben sanmıyorum da ....



mülk edinme ile yerleşik yaşama ve tarımsal yaşama geçiş ile . nedenleri senin iç dümyanda gizli




tkp ye oportünis diyenlerle benim yazdığımın ayırdına varamayana ne desen boş. sen tkp li bile olmamışsın bana göre. sadece kemalist sin TKP İS ise hak getire.




tam bilimse ve kademik bir açıklama olmuş teşekkürler. tek çümle ile özetlemişsiniz:photo:





insan oğlunun özünü belirlemek indirgemecilik değil tespit dir.
kendimin ne olduğunun çok iyi farkındayım da sen daha ne olduğunu nereden geldiğini ve nereye gideceğinin farkında değilsin


tabi tabi ben söyledim oldu. materyalizm tespit yapar şekillendirmez kapitalizm ve emperyalizm şekillendirir. sadace ve sadece kendi çıkarı için yapar bunu.
insanı kamil olmak da insan türünün bir evrimsel sürecidir.
sen kabul etsende inkar etsende bu böyle.


ben çelişki içinde değilim sen aklın sıra bunalmıl kafanla materyalizmi yererek kendini aklıyacağını ve var olan düzeni devam ettirebileceğini düşünen zavallılardansın. ancal evrim yoplumsal evrimde dahil buna ;
kendi süreçlerinin dışında kimseyi takmaz




ohhh,,, aaa,,,, o halde atatürk insanı mal yapmış desene
atatürk de materyalist anlaşılan


hani bir laf vardır , yalancı daha sonra kendi yalanına kanar diye.
kendi uydurduğun felsefi anlayışına kendinde inanmıyorsun ya.

ama yinede allah vardır diyorsun.



:yo:

Sana tek bir yanit, ityi sapka cikarmalar. Diger yaszdiklarina yanit vermeye gerek yok.

Hele hele ekonomiyi zihniyete baglayan bir kisinin materyalist olmasi gayet ilginc.

Herhalde Lenin senin gibi dusunseydi, once zihniyetleri degistirir di, sonra devrim yapardi.

Neyse bu yazismalar gayet yararli oluyor ve tum celiskiler gozlem veriyor.

Eeee agiz torba degil ki buzesin.

antilop
30-07-2013, 02:56
Sana tek bir yanit, ityi sapka cikarmalar. Diger yaszdiklarina yanit vermeye gerek yok.

Hele hele ekonomiyi zihniyete baglayan bir kisinin materyalist olmasi gayet ilginc.

Herhalde Lenin senin gibi dusunseydi, once zihniyetleri degistirir di, sonra devrim yapardi.

Neyse bu yazismalar gayet yararli oluyor ve tum celiskiler gozlem veriyor.

Eeee agiz torba degil ki buzesin.

ZİHNİYETLERİ TOPLUMSAL YAPILAR OLUŞTURUR.

dolayısı ile .......!!!!! ??????

ÖNCE DEVRİM YAPILIR. SONRA O DEVRİMSEL SÜREÇLE ZİHNİYETLER DEĞİŞTİRİLİR.


:bounce:

evrensel-insan
30-07-2013, 03:02
ZİHNİYETLERİ TOPLUMSAL YAPILAR OLUŞTURUR.

dolayısı ile

ÖNCE DEVRİM YAPILIR. SONRA O DEVRİMSEL SÜREÇLE ZİHNİYETLER DEĞİŞTİRİLİR.


:bounce:

Iste gene kendi kendin ile celiski?

Zihniyetleri kisinin kendine verilenler ve kendi aldiklari olusturur. O yuzden de toplumlarda farkli zihniyetler vardir. Yoksa toplum TEK DUZE BIR ZIHNIYETE SAHIP OLURDU.

Aslinda zihniyet bu oldugundan her ideolojik inancsal guc ve otorite ile iktidar olup tum toplumu kendi ideolojik inancsallari ile yonlendirmek istiyor.

Neyse bu mesaj ile tekrar kendini buldun, yoksa bir ara kendinden cikmistin.

Ayrica bu mesajinla bireysel bir zihniyetin olmadigini da kanitladin. Zaten tam da kapitalizmin istedigi bu, suru psikolojisi. Toplum nereye herkes oraya, kisinin kendi mi yokki!

Ama eger devrimi kendi zihninde yaparsan, bak iste o zaman kendi zihniyetin degisir.

Khaos
30-07-2013, 15:51
gözlerime inanamıyorum.ya karşımdaki sözde flozof, ya da muhatabı olanlar belli ki hiç bir akademik eğitim almamışlar.
tıp üzerine konuşmak nasıl ki herkesin hakkı ve harcı değilse felsefe üzerine de önüne gelen konuşamaz.
ama ne hikmetse, hiç bir şey üzerine konuşma yetisi olmayanlar sözkonusu felsefe olunca kendilerinde nerden geldiği meçhul bir hak buluverirler.


gelelim sadede.
adam diyor ki!


''insanı maddeye indirgemek''


tümel olan bir niteliğine indirgenebilir.
diğerleri gözardı edilmek suretiyle.


madde zaten insanı ve niteliklerini de kapsadığına göre,
nasıl olur da insan maddeye indirgenebilir.
madde evrendir.


insan; ait olduğu kümeye nasıl indirgenebilir.


bu cümleyi kuran; ya indirgemenin ne olduğunu, ya da kümenin ne olduğunu ya da her ikisini de bilmiyor.


insanı maddeye indirgeyebilebilmemiz için;
maddenin insana ait niteliklerden biri olması ve diğer niteliklerinin gözardı edilerek, salt bu niteliğin öne çıkarılıyor ve insan buna eşitleniyor olması gerekir.eğer öyleyse, neymiş o maddedışı nitelikler.


oysa olay tam tersidir.


insan; maddenin ortaya koyduğu niteliklerden birisidir.
ve madde/evren insanı kapsar.


insanı maddeye/evrene indirgemek mümkün değildir.
mümkün olduğu safsatasını dile getiren filozof bozuntusu;
insanın maddi/evrene ait olmayan ve fakat önemsenmeyip yoksayılan diğer niteliklerini ortya koymak zorundadır.


şu ana kadar bolca hakaret ettiğim bu şahıs, sözde hakaretlerim nedeniyle beni kaale almmamak gibi bir duruş sergilemey tercih etti.
tercihine saygılıyım.


ancak bu mesaj bir hakaret değil, filozof bozuntusunun cahiliyetini söz sevicisi olmaktan öte felsefe edebiyatçısı olduğunu, kurduğu cümlelerin boş muhabbbet olduğunu deşifre etmektedir.


ayrıca, sözde karşısına dikilen solcu/materyalist falan filan adamların (ki çoğu dostumdur hem de ölümüne ), muhatapları olan bu herife, insanın maddeye indirgenebilmesi için;


maddenin evreni işaret etmeyen, adeta dört element (hava,su,toprak,ateş,tahta)
ilkelliğiyle algılandığını/içeriklendirildiğini,
insanda elementar yapı dışında bu evrene ait olmayan ve yoksayılan/görmezden gelinen başka hangi niteliklerin olduğunu sorgulamaları gerekirdi.


adına evrensel denilen adamın zırvalarının artık deşifre zamanı gelmiştir.
ya bu işi yapın ya da yapamıyorsanız ben yaparım.


evrensel,
diğer mesajları görmezden gelsen de okuduğunu biliyorum.
bunu da okuyacaksın, ama görmezden gelmen felsefede bir zavallı olduğunu kabullenmendir.


insan nasıl maddeye indirgenir.


insanda maddi/evrene ait hangi nitelik varda görmezden gelinip yoksayılıyor.


insanmı maddeye/evrene ait bir elementdir,
yoksa madde mi insana ait bir elementtir.
madde=cansızlık derken uykusuzmuydun yoksa sarhoş mu!

not: son cümlemi hakaret olarak algılama.olabilir.ben bir çok kez uykusuz ve hatta senin asla olmayacağın kadar sarhoşken buraya ileti yazdım.ama yine de senin kadar vahim ve çocukça felsefi hatalar yapmadım.araya bir kaç galiz kelime karıştırdım o kadar.demek ki sen bi de benim gibi küfelikken yazmaya kalksan tam zırvalayacaksın.

spartacus
30-07-2013, 19:02
O resimdekiler kız mıdır erkek midir? Soru gayet basit değil mi?
http://www.superoda.net/wp-content/uploads/2013/06/sar%C4%B1%C5%9F%C4%B1n-k%C4%B1z-resimleri-2.jpeghttp://t3.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTOA2Emqi063t5QjCR9OX89RoqNuGFJ0 D-rqp-qUohiw9eJN9_Shttp://cdn.memuruz.net/wp-content/uploads/2013/06/8BN95ALen-guzel-kadin-390x245.jpg


Ozaman senin alginda insanlasmak gerekmiyor. Peki neden o zaman tartisiyorsun da, kendi dogrunu ortaya koyuyorsun? Herkesi oldugu gibi kabullensene!

Ya da madem herkes insan sen neyin mucadelesini veriyorsun, neden dinsizsin? Dinli olmak seni neden rahatsiz etti?


Zaten bunlari algilasan neyin mucadelesini verdigini de algilardin?

Insan yaratilmaz. Insanoglunun zihinsel ve davranislar faaliyetleri degisir ve degistirilir. Bu da bir ...e gore temelindedir. Ustelik bu once kisinin kendisinden baslar.

Soruya verdiğin cevabın ne ilgisi alakası var, beni boşver, resimlere bak ve cevap ver, onlar insan oğlumu, yoksa insan kızı mı?

Tür nedir insan mı, oğul mu? nedir?

4. kez soruyorum, resimdekiler iddia ettiğin gibi insan oğlu mu? Yoksa öncelikle insan, sonra da insan kızı mı? Resimdekiler diyorum yüce insan oğul mudur, kız mıdırlar? Ne algılıyorsunuz?

Khaos
30-07-2013, 19:15
ah be spartakusben işimden istifa ettim...
tam zamanlı poker oynayarak ailemi geçindermeye çalışıyorum...


amacım asla ve asla bu siteye bir daha yazmamaktı.


bu mudur evrensel denen hokkabazı deşifre etme yöntemin.
vur artık kafasına, gebersin gitsin.
ama böyle değil...
felsefeyle vur bilimle vur.


bu siteyi sana bırakıp gittim.
beni buralara geri dönmek zorunda bırakma.

evrensel-insan
30-07-2013, 19:50
Soruya verdiğin cevabın ne ilgisi alakası var, beni boşver, resimlere bak ve cevap ver, onlar insan oğlumu, yoksa insan kızı mı?


Ben "insankizi" diye bir kullanim duymadim, ne demek aciklar misin?

Insanoglu mankind, erkek cesidi, demektir. Erkek cesidi de fiziksel olarak iki cesittir; bir erkegin kendisi bir de erkegin karsiti olan disi.

Bunlar benim kabul ettigim degil; yapilandirilmisligin sorunudur.

Tür nedir insan mı, oğul mu? nedir?

Turr man kinddir ve turun her biri de human beingdir. Man kind'in human beingi ya kendi cesidi olan man yani erkektir ya da karsiti olan disidir. Erkek male, disi fe male dir. Gordugun gibi disi bile male kokenlidir.

4. kez soruyorum, resimdekiler iddia ettiğin gibi insan oğlu mu? Yoksa öncelikle insan, sonra da insan kızı mı? Resimdekiler diyorum yüce insan oğul mudur, kız mıdırlar? Ne algılıyorsunuz?[/QUOTE]

Resimdekiler, insanoglu turunun fiziksel disisidir. Kizlik ve kadinlik disinin farkli anlam ve icerik verilenleridir.

Yanitlarimi sadece yapilandirilmisligin contexti bunyesinde veriyorum.

Kendi yanitlarimi vermiyorum.

Cunku benim yanitlarim, benim subjektivizmimi icerir.

evrensel-insan
30-07-2013, 19:55
ah be spartakusben işimden istifa ettim...
tam zamanlı poker oynayarak ailemi geçindermeye çalışıyorum...


amacım asla ve asla bu siteye bir daha yazmamaktı.


bu mudur evrensel denen hokkabazı deşifre etme yöntemin.
vur artık kafasına, gebersin gitsin.
ama böyle değil...
felsefeyle vur bilimle vur.


bu siteyi sana bırakıp gittim.
beni buralara geri dönmek zorunda bırakma.

Site kitlesininin ookurluguna yakisir, kisisellige girmeden terbiye sinirlarini asmadan bilgi ve dusunce iletemediginde cileden cikmadan iki medeni kisi gibi yazisamadigin surece sana yanit yok.

Ya kitle onunde yazmayi ogrenirsin, ya da ancak kendi kendine cileden cikarsin.

Secim senin.

Yazdiklarini kitle okuruna yakisir olarak bulmak ve yanit yazmak geregini uygulayip/uygulamamak ta benim.

evrensel-insan
30-07-2013, 20:31
Materyalizmin insanogluna verdigi deger nedir?

Bu degeri insan haklari, evrensel hukuk, hak ve ozgurlukler, sosyo-etik, sosyo-psikolojik bir yasam ve iliski olarak nasil aciklar siniz?

Bu aciklamaya eger materyalizm yetmez ise, ekleyeceginiz humanizm, sosyalizm, marxizm, komunizm, ateizm ve bilimum nesnel olmayan degerleri nasil ve neye gore eklersiniz.

Bir materyalist bu temelde;

Neden ve neye gore
Humanist
Ateist
Marxist
sosyalist
Komunist ya da baska bir inancsal ideolojik bir dogru tasir?

Ayrica bu dogrularin nesnel ve maddi temeli nedir ve neye dayanir?

Bir materyalist, neye gore;

Faasist, irkci, milliyetci, anarsist v.s. olur? Bunun nesnel ve maddi temeli nedir?

Bir materyalist;

Ozneyi ozneli ve ozeli hangi temelde ve neden nesnel temele ekleme ihtiyaci duyar?

Bir materyalist icin, insanoglunun dusuncesinin ve zihni temelinin beyninin yetisinin bir onemi var midir, varsa nedir?

Bir materyaliste gore, insanoglu

Maddemidir, canli midir, hayvan midir, insanoglu mudur?

Bir materyaliste gore;

Maddi mi yoksa nesnel mi gerceklik soz konusudur.

Nesnel gercekligi belirleyen/belirten nedir?

Maddi ve nesnel gerceklik; ozne, oznel gerceklik olmadan mumkun mudur? Nasil?

spartacus
30-07-2013, 21:41
Resimdekiler, insanoglu turunun fiziksel disisidir. Kizlik ve kadinlik disinin farkli anlam ve icerik verilenleridir.


Kısaca kadın diyemiyorsun öyle mi? Onlar insanoğlunun dişisi öyle mi?

Yani onlar dişi oğullar öyle mi?

spartacus
30-07-2013, 22:16
ah be spartakusben işimden istifa ettim...
tam zamanlı poker oynayarak ailemi geçindermeye çalışıyorum...


amacım asla ve asla bu siteye bir daha yazmamaktı.


bu mudur evrensel denen hokkabazı deşifre etme yöntemin.
vur artık kafasına, gebersin gitsin.
ama böyle değil...
felsefeyle vur bilimle vur.


bu siteyi sana bırakıp gittim.
beni buralara geri dönmek zorunda bırakma.

Sevgili Khaos

öznel idealizm ile, muhataplı ise kimse tartışamaz, yani kişiyle uğraşamazsın, zamanına yazık o çeçrevede. felsefe de yapılmaz zira mesnetsiz, dayanaksız, gelişi güzel su yüzeyinde gezercesine zihinde gezmekle felsefe mi olur yahu? Kişinin keyfiyetine kalmış bir ortamda neyi, nasıl tartışabilirsin?

En fazla kelimeleri tartışabiliriz, o da işte böyle olur.

Şahsen bir canlı türü olan insana ısrarla insanoğlu demesi gelinen aşama da beni daha fazla ilgilendiriyor. Zira 200 yıl eskide kalmış kavramlar onlar, o da yetmedi hala Berkeley düşüncesini yaşayanlar var. Ha dersen ki bu işin sonu nereye varır, Matrix :)

Felsefe mi? değil, KURGU.

evrensel-insan
30-07-2013, 22:20
Kısaca kadın diyemiyorsun öyle mi? Onlar insanoğlunun dişisi öyle mi?

Yani onlar dişi oğullar öyle mi?

Ben demiyorum. Insanoglunun yapilandirilmisligin yapi ve isleyisi soyluyor. Ben ise bu sorunu tum resmi ile ortaya koymaya calisiyorum.

O yuzden insanoglunun zihinsel insanlasmasi icin hem kendim bilincleniyor, hem de bilinclendirmek icin dusunce ve bilgi paylasiyorum.

Tabi bu da insanlasmak iseyenler icin gecerli oluyor.

spartacus
30-07-2013, 22:34
Yahu insan onun adı, insanlaşmak ne ya? Bu tür kullanımlar yani insanlaşmak vs çeşitli görü, ahlak ve kültürel-coğrafik, siyasi vb davranışlar temelindedir.

Yapılandırılmış diye bir şey yok bu çerçevede, insan-oğlu, insan-kızı = insan.

Hala Ademoğlu ve kaburga kemiği tarzlı tabirler kullanmakta neyin nesi!

Baskın Eril, baskılanmış dişil ayrımlar evvel ataerkil dönemlerden kalmadır, hala da öyledir, siz insanlaşmak için o halde önce bunu kırmakla başlayın, insana insan demeyi öğrenin..

Sana 3 resim yolladım ısrarla insan-kızı diyemediğin gibi, kadın bile diyemedin, ne dedin insan oğlunun dişisi!? Onlar oğul mu diye sordum en son? Ya evet de ya da hayır!

evrensel-insan
30-07-2013, 22:43
Yahu insan onun adı, insanlaşmak ne ya? Bu tür kullanımlar yani insanlaşmak vs çeşitli görü, ahlak ve kültürel-coğrafik, siyasi vb davranışlar temelindedir.

Materyalistler zaten madde mal mulk meta olduklarindan, insanlasmak diye bir amaclari yoktur.

[/quote]Yapılandırılmış diye bir şey yok bu çerçevede, insan-oğlu, insan-kızı = insan.[/quote]

Senin yukaridaki cunlen bile bir yapilandirilmislik.

Hala Ademoğlu ve kaburga kemiği tarzlı tabirler kullanmakta neyin nesi!

Cunku insanoglu zihniyeti dusuncesi davranisi sistemi duzeni ve her turlu soyutlamasi insansalbir temelde degildir. Nesnel/oznel ideolojik inancsal ve her turlu ayristirmaci bir temeldedir.

Baskın Eril, baskılanmış dişil ayrımlar evvel ataerkil dönemlerden kalmadır, hala da öyledir, siz insanlaşmak için o halde önce bunu kırmakla başlayın, insana insan demeyi öğrenin..

Insanogluna insan diyebilmem icin, once insanoglu bilinci kendilik bilinci gerekir. Bu da bireysel builincten sonra saglanir.

Sana 3 resim yolladım ısrarla insan-kızı diyemediğin gibi, kadın bile diyemedin, ne dedin insan oğlunun dişisi!? Onlar oğul mu diye sordum en son? Ya evet de ya da hayır!

Daha once soyledim. Ben burada bireysel goruslerimi degil; yapilandirilmisligin sorunlarini dile getiriyorum.

Ayrica insanoglunu insan olarak algilamak, zaten insanlastirma zihniyetine ihtiyac duymaz.

Cunku insanin hic bir ayrimciligi yoktur.

Khaos
30-07-2013, 22:43
Site kitlesininin ookurluguna yakisir, kisisellige girmeden terbiye sinirlarini asmadan bilgi ve dusunce iletemediginde cileden cikmadan iki medeni kisi gibi yazisamadigin surece sana yanit yok.

Ya kitle onunde yazmayi ogrenirsin, ya da ancak kendi kendine cileden cikarsin.

Secim senin.

Yazdiklarini kitle okuruna yakisir olarak bulmak ve yanit yazmak geregini uygulayip/uygulamamak ta benim.

HAHAHA
bırak müslüman ağızlarını
sen 235 nolu iletimde imha edildin....
orda sana sorulanlar var, o sorulara cevap vermemek adına üreteceğin her türlü kelime oyunu ancak seni deşifre eden bir bumerangdan başka nedir ki.!

evrensel-insan
30-07-2013, 22:49
Sen kendi kendine gelin guvey olmaya devam et. Ben senin gibi ideolojik inancli degilim ki, inancim olsun. Senin gibi materyalist degilim ki, sabitim cag disiligim olsun.

Kimin ne oldugu yazilariyla ifadeleri ile bilgileri ve dusunceleri ile ortada.

Bak yanit vereceksen; bu baslikta bir onceki sayfadaki su mesaja yanit ver.

Yalniz bilgin ve dusuncen varsa yanit ver. Vermezsen de kendi kendini okur onunde desifre edersin ve bilgisiz dusuncesiz gercek yuzunu yazilarin ile ortaya koyarsin.

Senin bilecegim is.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=491899&postcount=240

Neva
30-07-2013, 22:52
Aksine ben bilinc ve bilissellik devrimi ile cikisi oneriyorum. Yani bireyin zihinsel devrimi.



Evrensel, bireyin bilinc ve bilissellik devrimi, mevcut bulundugu ortam kosullarindaki butun izm'lerden vb. bagimsiz olarak mi evrilir veya devrilir?

Khaos
30-07-2013, 22:56
Sen kendi kendine gelin guvey olmaya devam et. Ben senin gibi ideolojik inancli degilim ki, inancim olsun. Senin gibi materyalist degilim ki, sabitim cag disiligim olsun.

Kimin ne oldugu yazilariyla ifadeleri ile bilgileri ve dusunceleri ile ortada.

Bak yanit vereceksen; bu baslikta bir onceki sayfadaki su mesaja yanit ver.

Yalniz bilgin ve dusuncen varsa yanit ver. Vermezsen de kendi kendini okur onunde desifre edersin ve bilgisiz dusuncesiz gercek yuzunu yazilarin ile ortaya koyarsin.

Senin bilecegim is.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=491899&postcount=240

yazdıklarının gülünçlüğüne rağmen gülmüyorsam, gülmeyi bilmediğimden değil senle olan geçmişime olan bağım nedeniyledir.
benim ideolojik inançlı olduğum senin basit bir kuruntundur.
kendi felsefemi yaparım ben.


ve sana sadece şunu sordum.
insanı maddeye indirgemek nedir.
insanı indirgeyebilmemiz için niteliklerinden birni alıp diğerlerini önemsememek ya da yoksaymak gerekir.


o halde;


insanın madde/evren haricinde hangi niteliği vardır da biz onu redettik/görmezden geldik/yoksaydık...
var mı cevabın.
YOK

Khaos
30-07-2013, 22:59
okur önünde olmak benim için önemli olmadı.dostla/düşmanla muhabbet/savaş halindeyken nerde olduğuma bakmam.


kameraları boşver.
sen sana yöneltilen soruya bak.
okura değil,
soruyu yöneltene karşı varoluşunu ortaya koy.