PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bisküi


Erdem Alaca
22-07-2013, 14:20
Erdem bir gün markette, rafın birinde ürün bakıyor. Yanında bir bayan var, o da öyle. Bayan türbanlı-pardesülü.

Kısa bir müddet sonra bayanın yanına daha genç bir başka bayan geliyor, o da türbanlı ve pardesülü; elinde bir bisküi var.

Genç bayan bisküiyi gösterip soruyor: "Abla, bunu alabiliyor muyuz?"

Abla bisküiye bakıyor, "Hayır onu almıyoruz, aynısının Ülker markası olanına bak."

Ablamız o bisküiye izin vermiyor, zira markası "Eti". Genç bayan "Tamam abla" deyip geri dönüyor...

...

Aradan zaman geçiyor, bir gün bu olay Erdem'in aklına geliyor. Erdem o ablaya ve o kardeşe sorular sormak istiyor, ama olay geçmişte kalmış. Erdem sanki o anmış gibi hayal kuruyor kendince, soru sormak istiyor çünkü, an itibarıyle bu istek onu dürtüyor...

...

Sevgili kızım veya kızkardeşim, senden başlayayım. Anlıyorum yaşın henüz çok genç, hayatının baharındasın. Erdem ağbin şimdi varsayımlarla konuşacak belki ama aynı Erdem ağbi'nde biraz araştırdı, gözlemledi bu işleri, biraz kendisine kulak vermeni ister...

Muhtemelen başka bir şehirden geldin buraya okumaya. Ailenin durumu pek iyi değildi belki; kalacak yer, yeme-içme, geçinecek harçlık gibi durumlar aileni zorlayacaktı. Şansın yaver gitti diyelim, o ablanla tanışmak vesile oldu bir şekilde.

O ablanın sayesinde kalacak bir yerin var artık, pırıl pırıl üstelik, yiyecek aşın var, alışveriş edecek paran var, seni koruyup kollayacak insanlar var. Bunca güzelliklere karşılık o ablan da senden, senin de makul gördüğün bazı şeyler istemiş: Başını örtmen, pardesü giymen, namaz kılman, Arap'ça Kuran okuman, kısaca Allah yolunda olman gibi.

"E ne var bunda ki Erdem ağbi?" dediğini duyar gibiyim. "Bunda ne olacağını" şu an anlatabilmesi mümkün değil diye düşünüyor Erdem Ağbi'n, buna inanıyor. Başkalarından ziyade bunu kendi gözlemlerinle anlayacağını düşünüyor.

Ama aynı Erdem ağbin, senin gibi tahsil görmüş ve halen görmekte olan genç bir insanın hiç olmazsa şu soruyu kendisine sorabilmesini istiyor:

"Ben bisküi alırken anneme danışıyor muydum bundan önce?"

Sor sevgili kızım, kendi kendine de olsa soru sormaktan korkma, faydasını görürsün emin ol...

...

Kıymetli ablamız, sana gelelim. "ETİ" markası da bu ülkenin bir evladı sayılmaz mı senin gözünde? Orada da insanlarımız çalışıyor, evine ekmek götürüyor, onların da ezici çoğunluğu Müslüman değil mi? O marka, devletimize vergi vermekten mi kaçıyor? O marka üretimde domuz yağı mı kullanıyor? Ülker markasına göre ürünleri mi kalitesiz?

Nedir ablacığım tek bir lafınla, sevgili kızımızı o ürünü almaktan vazgeçirerek, bunca insanın yediği ekmeğe bir seferde el uzattın ya da engel oldun?

Çok küçük gibi görünen, ama aslında dağlar kadar büyük olan bir ayrıntı, -bir haksızlık etme durumu- diye tanımlayalım; yeri var mıdır inandığın dinde?

Ablacığım kusura bakma; sana kızdı biraz Erdem ağbin, ama kızmakta kendince haklı - tek kelimeyle haksızlık ediyorsun çünkü... Bunu benim ahlakım da kabul etmiyor, senin inandığın din de.

Ablacığım tamam, sinirlenmemeye çalışacağım, önceki dediklerimi unut, konuya daha sakin yaklaşayım. Seni çok hassas bir insan olarak kabul edeyim. Öyle ki, şu davranışla, her türlü masrafı çıktıktan sonra Eti'nin kasasına girecek misal 10 kuruş, Ülker'in kasasına girdi; gün itibarıyle bir adet çiklet parası yani. İslam camiası için bir küçük de olsa bir kazanç elde ettin, Allah yolunda doğru bir adım attın bunu yapmakla.

İyi de ablacığım, bir müddet sonra telefonun çalıyor; Erdem ağbinin gözüne niçin dönemin son model, en pahalı telefonlarından biri takılıyor? Nasıl açıklarsın bunu bana, bu kadar hassas bir insan olduğunu kabul edersek?

Demem o ki, o elindeki telefonun değerinin 10'da biri değeri olan telefonla da haberleşme ihtiyacını giderebilirken, ya da çok daha ucuz bir modelle hemen hemen aynı işi görebilecekken o en pahalısının elinde işi ne?

Hassas bir insansın sen abla, muadili/ekonomiği ile idare edip, üstüne fazladan bayıldığın parayı aç insanlara, zordaki Müslüman'lara bağışlasan, bunu da o geceleri sohbetlerde topladığın kızlarımıza örnek olarak açıklasan; çok daha iyi ve güzel olmaz mıydı ablacığım? Allah için doğrusu bu olmaz mıydı?

"Size ne Erdem Bey? Siz kimsiniz de benim tercihimi yargılıyorsunuz? Bunu beğenmişim, tüm istediğim özellikler bir tek bu modelde var, bunu almışım. Ne rahatsız etti sizi?" dediğinizi de duyar gibiyim.

Pek diyecek bir söz bulamıyor Erdem ağbin elbette, zira içtiği su gibi emindir ki herşeye bir kulp vardır, yoksa da acilen bulunmalıdır mutlaka - bu şekilde işlemektedir bu işler çünkü.

Erdem ağbinin mantığına yatmıyor bu iş ablacığım, o kadarını diyebiliyorum ancak. Sen ki, 10 kuruşun dahi senden olmayan cepheye (ne demekse?) kaçmasına karşısın, ama yine senin cephene yardım edebilme imkanını elinin tersiyle itip atıyor, bunda da bir sakınca görmüyorsun şu telefon örneğiyle.

Napalım ablacığım, tartışalım mı? Gerek yok bence, birbirimize ispatlayamayız hiç bir şeyi çünkü, dostça ayrılalım en güzeli. Kim haklı kim haksız, bu yazıyı okuyanlar karar versin. Belki bir başka bahara diyelim...

Anima Libera
22-07-2013, 19:47
Maddi durumu iyi olmayan Anadolu cocuklarini enstrümentallestirme oyunu. Bu tarz cigeri bes para etmeyen ahlaksizlarin agina düsen saf ve temiz genclere yazik.