PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tersinim denen saçmalık


hzcahil
25-07-2013, 14:08
AL SANA TERSİNİM

Okuduğu harun yahya eserlerine dayanarak (onları da bir takım evangelist hristiyanlar hazırlamıştır) bir yaşam teorisi ürettiğini zanneden Hüdai Çakmak bunun hiç üşenmeyerek kitabını bastırmıştır. Kitabını kimse almayınca internet sitelerinde reklamını yapmış o da işe yaramayınca bedava olarak dağıtmaya başlamıştır.

Sözüm ona tersinim teorisine göre bütün ırkların bir arı, saf, mükemmel başlangıcı var ve git gide bozularak şimdiki hallerini almışlar. Bu uyduruk teori için hiç bir doğru dürüst gözlem yoktur. Bu teoriye göre bundan 200 000 yıl önce yaşayan mağara adamları şimdiki insanlardan daha insan, şimdiki insanlar ise bu adamlara göre daha maymunsudur. Hüdai beyin bu iddiasını neye dayanarak yaptığını bilemiyoruz, belki aynaya bakmıştır ve kendini mağarada yaşayan ilk insanlardan daha tersinmiş bir halde görmüştür.

Kendisine sorulan bilimsel sorulara cevap veremediği için ve ezberlediği şeyleri tekrarladığı için daha önce sorduğum soruları ve diğer üyelerimizin sorularını bu başlık altında toplamaya karar verdim.

Sözüm ona tersinim teorisini dayandırdığı şey termodinamiğin ikinci kanunudur (Bir ısı kaynağından ısı çekip buna eşit miktarda iş yapan ve başka hiçbir sonucu olmayan bir döngü elde etmek imkânsızdır. ) Konu ile ne kadar alakalı olduğuna karar vermeniz elbette zor ama üzülmeyin hüdai de bilmiyor zaten. Her şey bozulmaya doğru gider der. Buna örnek olarak da yaşlanıp ölen insanı bile göstermişliği vardır. Uyduruk tersinim teorisine göre demek ki insanın en mükemmel olduğu an, sperm ile yumurtanın ateşli bir sevişme arkasından bulunduğu zigot halidir. Bu zigot tersinerek en mükemmel halden bozunarak başka başka hallere dönüşecektir. Bir de utanmadan kendisine düşünür ve yazar ünvanları veren Hüdai Çakmak'ın asıl hedefi nedir?

Hüdai Çakmak'ın asıl hedefi

Harun Yahya'nın (Adnan Oktar) yediği pastaya göz diken hüdai bey kolları sıvamış ve pastanın yarısı olmasa bile üç beş dilim bize de düşer belki diyerek bir teori uydurmuştur. Kendisine pastadan dilim düşmeyince hiç olmazsa bi kedi canını da ben götürürüm belki diyerek kendine verdiği ünvanlarla site site dolaşıp elindeki çürük teoriyi pazarlamaya koyulmuştur. Dini sitelerin çoğunda ciddiye alınmayan hüdai ateist sitelerde madara olmaya karar vermiş en azından "ateistlerle savaşıyorum birazcık pastadan pay alayım" sevdasına düşmüştür.

Bir müddet sonra hırs yapan ve elinde kaldıkça patlayan malına (teorisine) yönelik hiç bir soruyu cevaplayamadığı gibi kişisel sataşmalara ve hakaretlere vardırmıştır. Aslında kendimizi onun yerine koyduğumuzda durumumuz gayet acıdır.

Empati yapalım

Elimizde harun yahyalardan kalma bilgilerle yola çıkıp bir teori uydurduk. Tek derdimiz belki cebimize üç beş kuruş bağış girer hiç olmadı bi kedi canını götürürdük dedik. Ama olmayınca olmuyor, teoriler tersiniyor. Yıllarca da okuduk, bire bir geçirdik kopyaladık ondan sonra gelen vurdu giden vurdu. Yiğitliğe de yediremedik, ısrarla devam ettik. Ama ne para veren var ne de şan şöhret. Pop dünyasının ajdarı neyse, internetin şamar oğlanı olduk. Bu durum çok üzücü. Ben kendisi adına üzüldüğümü bildiriyorum.

Dip not:
Tersinimle ve Hüdai Çakmak'la ilgili düşüncelerinizi ve sorularınızı siz de bu başlık altında toplarsanız google da arandığında derli toplu bulabiliriz.

http://www.sonsuz.us/node/tersinim_teorisi_hudai_cakmak


GELELİM KONUYA YAPILAN YORUMLARA (siteden bakarsanız bazılarına cevap veremediğini bazılarına saçma sapan cevaplar verildiğini görürsünüz.)

A- bilimle bu kadar ilgili görünen bi teorinin (tersinim-miş sanırım) kurgulayıcısı olan Hüdai Çakmak, acaba yeryüzündeki canlılığın ve hayatın kökenlerine uzanmak istediğinde ne tür kanıtlarla karşılaşmaktadır ve tüm bu olup biteni nasıl açıklamaktadır, onu da paylaşabilir mi bizimle? (Lütfen bilimsel olsun dememe gerek yok sanırım)

B- 1) DNA düzeyinde olan her bozulum diğer nesillere aktarılmaz. Kalıtsal rahatsızlıklarla genetik rahatsızlıklar aynı şey değildir.
2) Önce tavuğun yaratılıp sonra DNA yumurtladığını öngörmek bilimsel bir argüman değildir, ama yine de ifade edilebilir. Lakin böyle bir kabulün (yaratılış) üzerine bir de mutasyon ve DNA hasarından filan bahsedilirse, biz de aynı şablonu kullanarak şunu iddaa ederiz; o zaman hiç de mükemmel değildir bu yaratım. (İkinci bir iddia da şöyle olabilir elbette, bu metnin sahibi de tıpkı o tavuk gibi önce olmuş ve daha sonra yumurtlamıştır tüm bunları, nasıl olsa yumurtlamak bedava.)
3) Yazarın mutasyon'un pratik kullanımı üzerine yaptığı tespit doğrudur. Yani bu kelimenin (mutasyon) anlamının tam olarak bilinmemesi ve olur olmaz kullanılması gerçekten de bazı yanlış anlamalara neden olmaktadır. Yukardaki yazı da bunun tipik bir örneğidir.
Son: Kaynak belirtilmesi gerekirdi, unutulmuş. Ama ben söyleyeyim, baba oğul kutsal ruh adına çalışan bilimum Amerikan Evangelist merkez ve yayınları.

C- Harun Yahya ve şürakasının bilimi çarpıtarak bahsettiklerinden başka bir şey yok bu yazılanlarda...coğu temel bilgi yalan yalnış aktarılmış...neresinden tutsam elimde kalıyor..

D- Haklısın marmaramus. Yalnız böyle söyleyince şöyle bir yanılsama da oluyor, gören duyan da Harun Yahya ve saz arkadaşlarının koca koca labaratuvarları, rasathaneleri vs. var da, gece gündüz çalışıp ürettiklerini filan zannediyorlar tüm bu dalyangoz tespitleri.
Lakin işin gerçeği şudur ki, bunların tamamı Muhammed'i peygamber olarak kabul etmeyen, hatta islamı semavi bir din olarak bile tanımayan ve sadece baba-oğul-kutsal ruh ve tanrının krallığı adına çalışan Amerikan Evangelist merkezli araklama yazılar ve metinlerdir. Hani okuyanlar bunu da bilsinler di mi?

E- Hızlıca bir göz attıktan sonra yazılara, şu iki maddenin etrafında dönülüp durulduğunu anladım.
"2)-Tersinim teorisine göre Varoluş, tüm evreni varsa diğerlerini kapsayan kompleks bir bütündür. Canlılık ve cansızlık olarak ayrılmaz.
5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Canlılardaki tersinim, kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması, kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir."
Evet bu teoriyi (tersinim teorisini) doğru kabul edersek, en tersinmiş, en berbat, en kötü durumda olan teori bilin bakalım hangisi? Tabi kiii en son uydurulan Tersinim Teorisi...
Şimdi bu teorinize göre, 50 bin yıl önce yaşayan insan bugünkü yaşayan insandan daha zeki, daha akıllı, daha bilgili, daha hızlı, daha güçlü, daha dayanıklı ve daha insan mıydı?

F- Kaç tane sitede yayınladığınızı bilmiyorum fakat yakında google aramalarında en başta sonsuz.us çıkacağından burada yazdıklarınız hayli önemli kariyeriniz bakımından.
Mesela her şeyin eskidiğini, yıprandığını söylemişsiniz. Bu katı nesneler için belki geçerli gibi görünebilir, zamanla bir taş, bir dağ, bir kaya parçalanıp yok olabilir. Peki biraz daha mikrolaştırırsak, mesela bir Hidrojen atomu eskir mi? Ömrü ne kadardır?
Veya su? Eskir mi, zamanla daha ilkel veya daha su olmayan bir hale gelir mi?
En basit örneklerinden, geçen yıl X ilacı ile ölen sivrisinekler bu yıl X ilacından ölmüyorlar, bağışıklık geliştirmişler. Bunlar "tersinmiş" mi oldular? Bu durumda sivrisinekler "ölme özelliklerini" mi kaybetmiş oldular?

G -EVRİM TEORİSİ VE TERSİNİM TEORİSİ
Doğruluğu defalarca kez kanıtlanmış bir teoriyi inkar etmeyi insan aklının bir zaferi gibi takdim etmek en hafif tabiriyle bilimsel tarafsızlığa görmezlikten gelmek, taraf tutmaktır. Evrim teorisinin temelinin "bir canlı hücresinin rastlantılarla oluştuğu" gibi bir saçmalık olduğunu iddia etmek ise, daha ötesinde alanen densizliktir. Bilimin, evrim teorisinin kapsamı dışında olan bu konuya verdiği cevaplar bilimin gerektirdiği deney ve gözlemlerle sınanarak ortaya konmuş olup tamamen güvenilir cevaplardır. Gerçektende evrim teorisinin kurgulanma yöntemi tamamen bilmseldir. Doğruluğu somut gözlemlere, canlıların açıkca gözlenen özelliklerine dayanır. Bir canlı hücresinin rastlantılarla meydana geldiği gibi bir fikri evrim teorisine yamamaya çalışmak ise embesilliktir.
Tersinim diye önümüze konan zırvalık ise, henüz doğruluğuna dair hiç bir emare görülmemiş olan, görülmesi ise imkansız olan bir hayali tanrı kavramında dayanır. Buı saçmalığa bir teoriymiş gibi sunmak, bilimselmiş gibi yutturmaya çıkmak en hafif tabiriyle şarlatanlık ve ahmaklıktır. Tersinim zrıvalığı bir canlı hücresinin yaratıcı denen masal kahramanı tarafından nasıl oluştuğu sorusuna bile hiç bir cevap verememektedir. Bu konudaki verdiği cevaplar bilimin gerektirdiği deney ve gözlemlerle sınanarak ortaya koyma yerine derin bir hayal gücüne dayanır.
Gerçektende tersinim denen zırvalığı kurgulanma yöntemi de hatalıdır. Doğruluğuna dair hiç bir emare olmayan; bir canlı hücresinin birinin yaratmasyıla meydana geldiği temel hayali iddiasına dayanır.
Temel varsayım dediğimiz bu hayali kavram en baştan doğru kabul edildiğinden ayrıntılar buna uygun yorumlanır. Gerektiğinde en bilinen ve tartışılmayan doğal kanun ve ilkeler bile görmezlikten, bilmezlikten gelinir. Hiç bir zaman temel varsayımın yanlış olabileceği düşünülmez. Bunun nedeni ise temel varsayımın doğru olduğunu kabul etme mecburiyetidir.
Bilimsel bulgular, düzen sahibi denen bir sistem olmadığını göstermektedir. Enerji girişleri ve zamanın düzen sahibi denen sistemlerde bozuma (tersinime) neden olması gibi bir olgu söz konusu değildir. Enerji girişi bozulmaya değil, onarmaaya vs. değil, değişime yol açar. Burada bahsedilen bozulma denen şeyin, entropi kanunları ve bozmanın kolay yapmanın zor olduğu ilkesiyle de zerre kadar ilgisi yoktur. Sadece entropinin ne olduğunu bilmeyen birinin sayıklaması vardır.
Mutasyonlar gen bilgilerini etkilesin veya etkilemesin diğer nesillere aktarılır. Mutasyonlar daima değişim yönündedir. Bu nedenle canlılarda sürekli bir tersinim, gelişim filan değil değişim söz konusu olur. Bu değişimlerden ortama daha iyi uyabilenler daha çok üreme şansına sahip olur ve diğerleri popülasyonda seyrekleşir. Buna da doğal seleksiyon denir.
Buna göre maymunlar insanların tersinimi sonucu hiç bir şekilde oluşamazlar. Çünkü elimizdeki fosiller maymunların insanlardan çok daha önce varolduğunu göstermektedir. Ama en önemlisi şudur:
Şempanzenin ayrık olan 2A ve 2B kromozomlarının birleşip insan kromozomu olmasının önünde bir engel yoktur. Bu bilinen kromozom kaynaması olayıdır. Ki buna uygun şekilde, insan 2. kromozomunun ortasında, normalde kromozomların uçlarında olan telomerler bulunur.
Fakat insan 2. kromozomunun ayrılıp iki parça olarak iki ayrı kromozoma dönmesi mümkün değildir. Bunu sağlayacak hiç bir mekanizma yoktur.
Görüldüğü gibi, eğer tersinim denen saçmalık geçerli olsaydı bile, arı ırkın şempanze, bozulmuş ırkında insan olması gerekirdi.
hayal aleminde yaşayan hüdai efendi, çıkıp bunun somut kanıtları olduğunu iddia ediyor ki, evlere şenliktir. Sabırsızlıklar bu soytarılığı bekliyoruz kendilerinden, neymiş bu somut kanıtlar?

H- Sayın misafir, elinize sağlık ama bence bu düzeyde bir değer vermeyin Hüdai hazretleri ve benzerlerine.
Çünkü bu zat-ı muhterem henüz "bilimsel" kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmemektedir.Onun gözünde birşeyi bilimsel yapan şey "kesin doğruluk" , "kesin kanıtlar" veya "mutlak bilgidir". Sahip olduğu AYETÇİ zihniyetle birebir örtüşen, bu bakımdan soru işaretlerinden çok ünlem işareti kullanmayı seven, ve herşeyin hazırını tek bir cümle ve önerme içinde duymak ateşiyle yanıp tutuşan (örn; ol dedi ve oldu) bir bağımlılık modeli de zaten böyle bir duyarlılık gerektirir.
Oysa bilimsel olan şeyin "mutlaklık", bilimsel bir önermenin ise "mutlak doğru" olduğunu zannetmek zaten kendi başına devasa bir tersinmişliktir ve ne zaman ki herhangi bir bilimsel teorinin geçersizliği ortaya çıksa daha o an büyük bir iştahla düzenlenen pek çok enteresan şenliğin (bakın bilim yanıldı, hani diyordunuz ya bilim bilim diye, aha işte yanıldı, vallahi de yanıldı billahi de yanıldı, hem siz daha aldanın, tee, tee, teeevv ) bilinç arkasında yatan dürtü de aslında böyle bir ayet-el kürsi (yani "yanılmazlık") beklentisidir. Hatta bazıları daha da ileri gidip, "bilimin çaresizliği karşısında midelerinin bulandığını" dahi dile getirebilirler, sitemizde de örnekleri vardır, ben buna kendimce "ayet tipi bağımlılık zemininde gelişen yoksunluk sendromu diyorum. (Örn kişiye ayet verince klinik bir anda düzelir ve bulantı geçer, deney ve gözleme açıktır, çift kör plasebo çalışması bile yapılabilir. )
E ne yapalım yani, ellibin farklı atraksiyonla sahne alıp yıldızlardan tavuk yumurtasındaki DNA'ya kadar parmak atan bir şarlatana "bilimsel" kelimesinin aslen ne anlama geldiğini mi anlatalım? Peki değer mi? Ya da gerekli mi? Deney nedir, gözlem nedir, deney ve gözleme doğru veya dolaylı olarak açık olmak nedir, hipotez nedir, kurabilmek için nasıl parametreler ve olgu dizileri gerektirir, amca kime denir, babanın kız kardeşine ne denir, görümceyle kastedilen kimdir, falan, filan, fişman, pişman...
[[ Ne demiştik Circulus Vitiosus için; ispat edilmesi gereken şeyi bir kanıt olarak kabul etmek suretiyle muhakeme yürütülmesinden doğan mantık hataları.
Tanrı'nın varlığını ispat edeceğim derken, ispat edilmesi gereken şeyi (yani tanrıyı) bir kanıt olarak kabul ederek muhakeme yürütüldüğünde olan şey budur işte. Kısır döngü denilmesi boşuna değildir. ]]

I - Sen Darwin'in söylediklerini de bi ayet gibi anlayıp yorumlamaya devam et Hüdai aleyhissalam.

İ- Bilimsel yöntemin ruhunu, sürekli kendini yadsıyıp yenileyen dinamiklerini ve tarih içinde yükselttiği her basmağı bir "ayet" gibi görme ve değerlendirme noktasında sahip olduğunuz bu çarpık anlayış çok keyifli olmalı sizler için. "Bakın bakın, o da yanlış söylemiş, bakın gördünüz mü şu da yanlışmış, heüheüe, yaratıldık işte yaratıldık" hüsnü şenliğiyle özetlenebilecek olan bu sirk yeni Thomas'çılığın bir gereğidir şüphesiz. (Sen bilmezsin ama bi google yap istersen)

J- Doğa bilimlerinin ve pek çok bilimsel tespitin (bilimsel demek "doğru" demek değildir bu arada, sen daha bundan bile habersizsin) idealist zeminde tahrifi ile yol almaya çalışmanın sadece sana özgü olduğunu mu düşünüyorsun Hüdai? Ya da bişeyler yazıp içinde foton, siklon, uzay zaman, ışık hızı, ara form ya da Drake denklemi gibi terimler kullanmakla bilimsel olunabileceğini mi sanıyorsun yoksa?

K - Hem nedir bu acelen, hırsın ve sabırsızlığın? Yok tersinim bir anda önce yayılmalıymış da herkes öğrenmeliymiş saplantısı filan? Einstein genel göreliliği, Gamow'un arkadaşları ise büyük patlamayı yayınladıklarında bile böyle bi görgüsüzlük sergilemediydiler yahu, nedir sendeki bu heyecan ve "aman ha herkes bilmeli, duymayan kalmamalı, beş olmadı on, on olmadı onbeşerli desteler halinde ve bilmem kaç yüz gazete aracılığıyla hemen duyurulmalı" diyerekten kutsadığın binbir çeşit yarmalığın sebebi?

L- Almışsın hedef tahtasının ortasına evrim diye birşeyi, işin gücün orası yanlış burası çirkin, efenim şurası da osuruktan teyyare zaten, e berisi aptal alim, kıçı açık başı kırık.. Nedir bu kardeşim, bu nası bir densizlik ve serbestidir böyle, ne bilimi ulan Hüdo, senin asıl derdin cihat etmek, Muhammet aşkına şeytanla savaşmak, hiç anlaşılmıyor mu sanıyorsun? Bilim insanları böyle mi eleştirip kurcalıyorlar zannediyorsun farklı teorem ve fikirleri, nesin ulan sen, bu ne estetiksizliktir? Bilim bilim diye çiçek açacak oranda buranda, eee, sonra? Bilmem kaç yüz milyon yıl önceydi ve ilk dinazor kafilesi gökten zembille yeryüzüne indirildi, bu mu yani?? Terbiyesiz adam, haddini bil önce, köy kahvesi mi burası?

M - Ben uzun makalaler içinde soruma cevap aramak istemiyorum. Basit sorular soruyorum basit cevaplar arıyorum. Evren oluştuğunda sadece H2 (Hidrojen) atomları vardı. Sonra yıldızlar sayesinde bunlar daha büyük atomlara dönüştüler. Gezegenlerde bu atomlar kimyasal reaksiyonlarla molekülleri oluşturdular. Bu moleküller zamanla daha büyük molekülleri hatta DNA gibi devasa organik molekülleri oluşturdular. Bunlar hiç te tersinir değil, basitten karmaşığa doğru ilerledi. Oysa sizin teoriniz, tam tersini iddia etme çabası içinde. Önce her şey karmaşık ve kompleks yaratıldı, git gide basite (sadeye) doğru gidiyor diyorsunuz.

N - Bu yorumları okuyup okumadığınızı bilmiyorum, sadece yazı ekleyip reklam derdinde olmadığınızı umarak bir kaç soru sormak istiyorum.

1- Atomlar eskir mi?
2- Tersinim teorisinin tıp alanında uygulamaları neler olabilir?
3- İnsan ve Maymun'un bir birine üstünlüklerini kıyaslarken baz aldıklarınız sadece akıl mı? (Mesela sizin teorinize göre insan, ağaçlarda zıplama özelliğini kaybetmiş veya onu soğuğa karşı koruyan kıllarını kaybetmiş maymun olabilir mi? (yani tersinmiş))
4- Teorinizi destekleyen deney yaptınız mı? Bunlar nelerdir?
5- Doğayı gözlemleyerek (evrim teorisi hakkında yazıları değil) elde ettiğiniz kanıtları yazabilir misiniz?
6- Sizce araform ne demektir?
7- Bakterilerin, virüslerin, böceklerin, memelilerin bağışıklık geliştirmesi hakkında tersinim teorisi ne der?

O - Araştırmacı gazetecelik yaparak fizik veya biyoloji uzmanı olunabilir mi? Ezberlenmiş metinleri tefrika tefrika yayınlamak dışında birşey yapılabilir mi? Şimdi soruyorum ben; mesela bu arkadaşın tıp fakültesi birinci sınıf dersi olan tıbbi biyoloji ve genetik finalinden, ya da ikinci sınıf mikrobiloji vizelerinden geçer not alabileceğini düşünen var mı? (Biyoloji fakültelerini ve moleküler biyoloji gibi branşları hiç saymıyorum bile)
Eee? Yani konu bağlamında en temel düzeyde bir yeterliliği dahi bulunmayan ve muhtemelen hiçbir labaratuvar deneyimi olmayan birisinin "bilimsel makale" şartlatanlığı karşısında ne beklenebilir ki, sen bi de cevap bekliyorsun?
Evrim üzerine konuşmak veya eleştirel bakış sahip olmak için akademik kariyer şart değildir elbette. (Örn. biz de burda fizik, kuantum, sosyal bilimler vs. gibi konularda uzman olmadığımız halde fikir beyan ediyoruz arasıra, ama böyle mi, yani böyle bir densizlik ve kesinlikte mi?.) Oysa Hüdai Çakmak hazretleri ne yapıyor? "Yazar" kimliği altında sakladığı şey her ne ise bunu sınır tanımaz bir buyurganlık ve son derece ideolojik/dogmatik bir bakış açısıyla birleştirip bi de üstüne uzman/bilirkişi/bilimadamı rolüne soyunuyor. Ve bunu da tıpkı Prof. Dr. İzzet Duyar'ın açıkca belirttiği gibi kendisi bilim yaparak değil, bilakis bilimin "kırıntıları" üzerinden yapıyor.
Tüm bu sirki ve içler acısı durumu açıklayacak şey sadece büyüklük kompleksi veya bir takım politik nedenler olabilir. Bence Hüdai çakmak daha fazla havuç yemeli.

P- Şimdi bu Hüdai Çakmak, evrim teorisinin neredeyse birebir aynısının tersini ortaya koyup evrim yoktur demesindeki salaklığı anında kenara atalım.

Düşünmeye bile gerek yok.

Beni meraklandıran böyle bir soytarının bunca salağı nasıl bir araya getirebildiği...

Biraz dolandım da bu konuda...bulduğum bir alay üfürüğün içinde şu dikkatimi çekti:

Darwin’e göre canlılar hayatları boyunca müthiş bir yaşam mücadelesi içindedirler. Güçlü olanlar yaşar, güçsüz olanlar ise elemine edilir, hayat sahnesinden silinirler.

Örneğin aslanlar tarafından tehdit edilen bir geyik sürüsünde zayıf ya da hastalıklı olanlar (hızlı kaçamayanlar) yakalanacak, daha hızlı koşabilen sağlıklı ve güçlü geyikler kurtulacak, dolaysıyla hayatta kalacaklardır. Böylece zayıflar elenecek, hızlı ve güçlü olanlar yaşamlarını devam edecek, geyik sürüsü hızlı, güçlü ve sağlıklı bireylerden oluşacak; bu bireyler hızlarını, güçlerini ve sağlıklarını diğer nesillere aktarma fırsatı bulduklarından daha gelişkin (evrimleşmiş) geyik sürüsü ortaya çıkacaktır.
Burada yakalama işi avcının geyik sürüsü içindeki zayıfları, güçsüzleri, sağlıklarını kaybedenleri diğerlerinden ayırabildiği şeklindedir. Diğer ifade ile avcılar zayıf ve hastalıklı olanları diğerlerinden ayırabilmekte, bunları avlayarak sürünün sağlıklı ve güçlü bireylerden oluşmasını sağlamakta, bu yolla doğal seleksiyonu gerçekleştirmektedirler.

Bir avcı av sürüsünün içindeki zayıf ya da hastalıklı olanları sağlıklı ve güçlü olanlardan ayırabilir mi? Bu soruya vereceğimiz cevap evettir ve doğal bir melekenin sonucudur. Bu meleke hızlı koşma, keskin dişler, sivri pençeler ve bunlara uygun vücut yapısı gibi avcılara verilmiş avını daha kolay yakalamasına sağlayan özelliklerden sadece birisidir.

Böyle bir özelliğin veriliş amacının nedeni de basittir. Böyle bir özellik sayesinde avcılar yaralı, hasta ya da zayıf bireyleri seçip üzerlerine odaklanarak daha kolay avlanmaktadırlar. Şüphesiz ki hızlı kaçamayanları hızlı kaçanlara göre avlamak daha kolaydır. Bu derece basit bir gerçeği allayıp pullayarak evrimin en güçlü mekanizmalarından biri olarak göstermek son derece ilginçtir.

Yukarıda verilen örneği göz önüne aldığımızda avcı tarafından avın seçilerek yani doğal seleksiyon sonucu yakalanmasından çok; hızlı kaçamayan hastalıklı ve zayıfların yakalanıyor olması daha mantıklı ve doğal değil midir?

Şimdi bu dediğine bakılırsa, olması gereken, büyük kedigiller geyikleri yakalayamaması lazım. Yakaladıkları ya hasta ya da sorunlu olanlar.

Kilometrelerce öteden koku alma, bir kaçının bunları çevirerek pusu kurması, sessizce yaklaşma kabiliyetleri ve sıfırdan belirli bir hıza varma konusunda üstünlüklerini saymaz isek bu adamın osuruktan teyyare zırvalarına inanmaktan başka çareniz olmayacaktır.

Doğal seleksiyon ile doğada varlık sürdürmeyi bu şekilde açıklayan birisi olsa olsa bir soytarıdır.

Yazık!

R - Hüdai amcanın protein ve aminoasitler hakkında yorumundan. (Ekşi sözlükten)
-----------------------

"gerçekten çok ilginç. bu yazıyı yazan aminoasitler, proteinler daha da önemli bakterileri bilmiyor anlaşılan [once yazilan bir yaziya elestiri girisi, kendisinin proteinler hakkinda ne bildigine bir bakalim].
izin verirse protein konusunda biraz bilgi verip ufkunu açalım [lutfen]
proteinlerin temel taşı aminoasitlerdir [heh en azindan bu dogru]. proteinlerde aminoasit sayıları farklıdır [cok iyi gidiyor]. normal bir proteinde beş yüze yakın aminoasit bulunur [ehh iste].
bir proteinin yapısı [burada bir proteinin kristal yapisinin resmi var orijinal yazida]

doğada bulunan üç yüz çeşit, her çeşidin sol ve sağ elli olmak üzere iki farklı yapılısı vardır [ohaa. dogada 300 cesit amino asit mi varmis, naptin hudai amca, nasil uydurdun 300 amino asiti, cok iyi gidiyordun halbuki]. aminoasitlerden yalnız yirmi beş çeşidinin sol ellileri proteinlerin oluşumunda kullanılır [sol elli diye ifade ettigi l-amino asitlerin 25 tane oldugunu iddia etmekte ama aslinda proteojenik olarak bilinen 22 tane l-amino asit vardir[1]]

bir proteinde yirmi beş çeşit aminoasitten (sol elli olma kaydıyla) yalnız biri kullanılır [cok fena batirdin ama simdi. proteinde 25 amino asitten yalniz biri mi kullanilir? bu ne anlamsiz bir ifade]. dizime yanlış bir aminoasit girmesi proteini bozar [bu da dunyanin gunesin yorungesinden bir milimetre kaymasi iklimleri acaip degistirir geyiginin uzantisi olsa gerek. olmuyor efendim merak etmeyin, tek bir aminoasitin degisikligi illa da yapiyi bozacak diye birsey yok. aktif bolge disinda kalan aminoasitleri degistirmeniz durumunda yapiyi bozmama olasiliginiz oldukca yuksek. yani oyle bir yanlis aminoasit proteini bozar diye birsey yok]
dizime giren aminoasitler peptid bağı denen özel bir bağla bağlanmak zorundadırlar aksi halde protein oluşmaz [ooo peptit bagini biliyormus].
bir protein oluşması için bütün bu seçim ve oluşumlar rastlantılarla meydana gelecektir.
içinizde logaritma bilen varsa rastlantılarla oluşum yüzdesini hesaplayıversin [logaritma ne alaka???? olasilik olmasin o sakin].
devam edeceğiz [lutfen devam ediniz, oldukca ufuk acici(!) ve eglendirici].

-----------

Koyu kısımlar Hüdai'nin değil elbette.

hzcahil
25-07-2013, 14:09
S- "xenix sayın hocamızı internet dünyasının Ajdarı yapmaya kara vermiş. Onun bu hayırlı işine bir parça katkımız olsun"

Bana gerek yok o kendi kendini rezil ediyor zaten. Evren, uzay, astronomi cahili yorumlarıyla.

"Yine örneğin evren uzay dediğimiz Büyük Bütünde parıldayan minik bir bilye gibidir."

Daaat. 1. yanlış. Evren ve uzay tanımlarından bihaber hüdai efendi ilk pırtlatmasını yapmış. Evren ya da Kâinat, uzayda bulunan tüm madde ve enerji biçimlerini içeren bütünün adıdır. Pozitif bilimler açısından evren, gök cisimlerini barındıran uzay ve tamamen boş olan karanlık uzayın toplamıdır. Dolayısıyla modern fizik açısından evren, varolduğunu bildiğimiz bütün atomik alemlerdir. Uzay ise sadece evrenden bir kesittir. Ama hüdai sanıyor ki evren, uzayın içindedir.

"Materyalistlerce sonsuz bir hiçlik olduğu zannedilen uzayda (tersinim teorisi bu görüşte değildir) evrenimize benzeyen ya da benzemeyen başka evrenler var mıdır sorusuna; bu konuda gözlem ve deneyler yapamadığımızdan vardır ya da yoktur şeklinde bir cevap veremiyoruz."

Zaart 2. yanlış. Materyalistler uzayı sonsuz bir hiçlik sanmaz. Aksine yukarıda tanımını verdim. Uzay, evrenden belirli bir kesiti ifade eder.

"Bu durumda uzayda evrenimizden başka evren var mıdır sorusu gözlem ve deneylerle sınanma imkânı olmadığından bilimsel olmayacak mıdır?

Yukarıda verilenler nihayet örneklerdir, binlerle çoğaltılabilir."

Çoğalt çoğalt eğlenceli oluyor. Hala aynı bilgisizlik devam ediyor ama cümlelerinde. Hani birincisini yanlışlıkla yazdı desen, ardından gelen cümlelerde de devam ettirdiğine göre arkadaş astronomiden hiç anlamıyor. Başka nelerden anlamadığını da zamanla çoğalttıkça göreceğiz.

T- Tokat 1: Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan tersinim sanısı (teori bir şeyleri açıklayan bilimsel bir modeldir, oysa hüdai'nin uydurduğu tersinim sadece bir sanıdır.) tamamen bazı kitapları okuyup oradan kendince anladığını aktararak yapılmıştır. Bu yüzden her hangi bir bilimsel yanı yoktur.

Tokat 2: Canlıların tarihini ve fosil kayıtlarını incelediğimizde basit sistemlerden karmaşık sistemleri doğru gittiğini görürüz. Örneğin memelilere ait 500 milyon yıl öncesinden fosil bulunamazken başka canlı türlerine ait fosiller bulunabilir. Oysa tersinim sanısına göre bu böyle değildir. Memeliler 3 milyar yıl öncesinde bile mükemmel bir şekilde olmalıdır.

Tokat 3: Tersinim sanısı hiç bir işe yaramaz. Canlı türlerini kategorilendirme de sınıflandırma da bir yöntemi yoktur. Yöntemi bırakın böyle bir amacı bile yoktur. Bu yüzden bilimsel bir değeri yoktur. Sadece bir kaç kişinin sanısıdır.

Tokat 4: Tersinim sanısı, tersinmeden önceki mükemmel arı ırklara hiç bir örnek veremez. İlk insanın nasıl olduğunu sorsanız hiç bir açıklama yapamaz. Fosillerden yararlanıp veya yararlanmadan bile olsa bugüne kadar hiç bir ırkın arı ırk olduğu dönemdeki özelliklerinden bahsetmemiştir. Açıklama bile yapamayan bir sanıdır. (Merak eden sorsun ilk insanın nasıl olduğunu bakalım ne bilimsel cevap verecek? )

Tokat 5: Tersinim sanısı bilimsel diye yutturulmak istendiğinden, içinde bir çok bilimsel terim kullanılmış fakat bir çoğu yanlış kullanılmıştır. (Uzay, evren, logaritma, vs )

Tokat 6: Tersinim sanısına göre canlı cansız tüm maddeler eskir ve tersinir. Buna göre atomlar eskir mi? Bir hidrojen atomu ne zaman tersinir?

Tokat 7: Tersinim sanısının biyolojide, tıpta kullanım alanı ne olabilir. Bu sözde teori olan sanı ne işimize yarar?

Tokat 8: Tersinim sanısına göre araform canlılar nelerdir? (Örneğin insandan maymuna giden yolda (tersinime göre) araform nedir? )

Tokat 9: Tersinim sanısına göre, ihtiyarlamak tersinmekmiş. Bu durumda canlının zigot hali en genç, en mükemmel, en tersinmemiş hali oluyor.

Tokat 10: Tersinim sanısına göre 20 yaş dişleri, apendiks, erkek meme uçları, vitamin c sentezi, kuyruk sokumu gibi organların tek açıklaması, ilk insanın (yani arı ırk insanın) uzun çeneli, otçul ve kuyruklu bir canlı olduğu...

U- Benim anlayamadığım asıl şey; evrimin tanrıyla ne alakası var? Tanrı önermesi evrimi geçersiz kılmaz ki.. Tanrı başlangıç şartlarını oluşturur ve süreci kendi haline bırakır, evrim yine oluşur. (Tıpkı bizim güneş sistemimiz ve dünyamızın oluşumu için big-bang'ın ardından 8-9 milyar yıl geçmesi gerektiği gibi. E demek ki herşey de ol deyince olmuyormuş di mi? Ama ne diyor ordan eleman: siz şeytanın köpeğisiniz Niye? Sahi niye?

Benim bir başka başlık altında verdiğim hemoglobin beta geni, c vitamini ve glutamik asit kodonu örnekleri, evrim teorisinin öngörülerinin test edildiği detaylardır. Evrim teorisince bize yakın olarak tanımlanan bazı akrabalarımızla birlikte sahip olmamız gereken muhtemel bir takım genetik ve spesifik "ortak paydalar" öngörü haline getirilmiş, sınanmış ve doğru çıkmıştır. Ama tersinim denen dallama bu bilgileri bile ******** anlama noktasında tam bir fırlamadır. C vitamini geninin kendi -güya- teorisine örnek teşkil ettiğini bile söylemekten çekinmeyen bu adama göre maymunlar insandan tersinmiştir. Hayır ama bi dakka, tersinmemiştir, çünkü aynı zamanda der ki kendileri: türler arası geçiş mümkün değildir... E ne neye tersindi o zaman anlamak mümkün değil.

Sadece bunlar da değil, konuyu teknik terimlerle boğmayayım ama, insan DNA'sına eklenmiş ve onunla kaynaşmış çeşitli virüs Dna'ları vardır. Bir düşünün ki, bir kromozomun belirli bir kolu ve lokalizasyonunda izlenen spesifik bir değişiklik, başka bir takım türlerde de aynı kromozomun aynı kolu ve lokalizasyonunda da aynen izleniyor... Yahu birazcık aklı olan insan ne anlamalıdır bundan?

Aslında tam da bu noktada sorulması gereken şey, tersinim denilen manyaklığın nasıl öngörüleri olduğudur?

Evet, öngörüleri görelim... Diyor ki eleman, Adem'in c vitamini geni sağlam olabilirdi... (öngörüye bak Eee, bu mu yani, başka? Mesela diskromotopsi (renk körlüğü) X'e bağlı resesif geçiş gösteren kalıtsal bir hastalıktır, geçiş paterni nedeniyle kadınlarda çok nadiren izlenir buna karşın çoğu taşıyıcıdır, ama erkekler zaten tek X kromozomuna sahip oldukları için ya sağlam olurlar ya hasta... Ya seydi, gel o zaman sadede, nedir bu husustaki öngörün: Adem aleyhisselam X kromozomu üzerinde şu minik r harfiyle gösterilen geni taşımıyor olabilir miydi yani?

Ha bi de mükemmellik meselesi var... Ama neye göre mükemmel, orası biraz muallak? Plazmodium türü (sıtma paraziti) niye benim alyuvarlarımı enfekte ediyor da cezayir koyunlarını etmiyor? (bu anlamda niye bi koyun kadar mükemmel değilim misal?) Optik sinire retinayı deldiren bir mühendislik nasıl mükemmel olabilir, yani sen bunu android yapımında önersen işten atılırsın yahu Ahaaa... bi dakka, bakın yeni bi önerme geldi aklıma: belki de Adem'in optik siniri retinadan geçmiyordu filan Renal arterdeki kısmı bir daralmaya karşı sistemik hipertansif yanıt geliştirerek böbreğin daha da ağzına sıçan bir feed back sistemi... kıkırdak antijenlerine karşı oluşan kimi antikorların gidip kalp kapakçıklarına saldırması, bilimum oto-immün hadise...

Tamam tamam, en süper önerme Adem'de bunların hiçbiri yoktu, hatta onun yarasalr gibi sonar sistemiyle yılanlar gibi termal kameralı koni hücreleri filan vardı.

V - "Tersinime göre ara form yoktur. Türlerden türlere geçilmesi mümkün değildir. Sadece mevcut özelliklerini zayıflatan, azaltan ya da kaybeden canlılar vardır. Bu tür canlılar genelde doğal elenme yoluyla yaşam sahnesinden silinirler."

Hah, gel böyle

Hemen M. Behe'yi hatırlatalım,

Ne demiştik: hemoglobin... İnsan DNA'sında hemoglobin beta genlerinden birisi bozuktur. Yapı olarak beta genine benzese de dizilimi farklıdır ve protein kodlaması yapamaz. İşte bu bozuk gen ne tesadüf ki şempanzede de vardır. Bakın Prof. Michael Behe ne diyor; " İnsandaki bu genin başlarında, genin deaktive olmasına neden olan iki tane belirli nükleotid değişikliği vardır. Şempanze geninde de tam olarak aynı değişiklik vardır. İnsan geninin biraz ilerilerinde bir yerde belirli bir harf eksiktir, burada eksilme mutasyonu olmuştur. Tam da aynı harf şempanze geninde de bulunmamaktadır. İnsan geninin sonlarına doğru bir harf daha kayıptır. Bu harf şempanze geninde de kayıptır." Ve devamı: "İnsan ve şempanze DNA’larındaki aynı genlerdeki aynı pozisyonlarda aynı hatalar...Eğer bir ortak ata ilk olarak bu mutasyonel hatalara sahip olup sonrasında bu iki modern türün doğuşuna neden olduysa, bu durum bu iki türün neden bu hatalara sahip olduğunu açıklayacaktır. Şempanzeler ile insanların ortak ataya sahip olduğu görüşüne daha kuvvetli nasıl bir delil olabileceğini hayal etmesi zor... Geriye kalan birkaç bilmeceye rağmen Darwin’in, Dünya üzerindeki tüm canlıların biyolojik akrabalar olduğuna yönelik tespitinin doğruluğundan şüphe etmek için hiçbir sebep yok. " (Michael Behe, The Edge of Evolution, syf. 71)

Şimdi ne diyor bu tersinim; efenim türden türe geçiş yoktur. Heee, peki yine ne demişti yaptığımız alıntıyla ilgili olarak: hemoglobin beta geni tersinim teorisinine bir delil teşkil eder.

Ulan sayın beyefendi, sen okuduğunu nerenden anlıyon diye sormak lazım tabi...

Evet, Hüdai Çakma'ya göre insan ve şempanze ayrı ayrı ve mükemmel olarak yaratılmış iki farklı tür ve birbirlerine dönüşümleri mümkün değil. (eyvallah Ve tersinim teorisine göre bunlar piyasaya çıktıktan sonra eskimeye başlıyolar haliyle (işte c-vit. geni bozuluyo zamanla, hemoglobin beta geni arıza yapıyo filan, e tamam tıkıma banayım hadi ona da eyvallah

Lakiiiiin, TESADÜFE bakın ki, şempanze ve insan gibi birbirinden farklı iki türün tam da aynı genlerinin aynı lokalizasyonu ve aynı noktalarında aynı spesifik hatalar ve harf eksikleri oluşuyor... Yani diyor ki bizim Hüdo, şempanzeyle insan sayısal oynadı, ikisi de aynı hafta kazandı, tesadüfe bakar mısın? Ama biz de diyoruz ki hayır efenim sayısalı onların babası oynayıp kazanmıştı, kazandığı da çocuklara miras kaldı

Hani hep söylerler ya, len nası tesadüf olur beeaaa, filan diye...Aman efenim aldanmayın, dikkatli bakın "tesadüf"ün allahı burda

Y - Tersinim bir gün otobanda giderken radyoda bir anons duymuş.

- Dikkat dikkat. Adamın biri otobanda ters yönde gitmektedir. Lütfen hızınızı düşünürüz.

- Tersinim bakmış yola.

- Ula hangi biri, bunların hepsi ters yönde gidiyor.

Z - Ben bu tayfayı, ve yaptıklarını kısaca tarif etmeye çalışayım.

Tersinim'in yazılarında da görürsünüz aynı şeyi.

Aslında şablon çok basit.

Önce ilgili konunun temel tıbbi bilimler bünyesinde (örn. anatomi- fizyoloji- histoloji- embriyoloji-biyokimya gibi) basit* ve nispeten anlaşılır bir açıklaması yapılır.

Lakin bu basitlik* ve nispeten anlaşılırlığı biraz açmam lazım.

Şöyle ki;

Elbette her konunun değişik düzeylerde anlatımları vardır/ mümkündür. Örneğin ürogenital sistem fizyolojisi, gerek ilk-orta öğretim, gerek lise, gerek üniversite, gerekse akademik ihtisas ve üst ihtisas düzeylerinde farklı farklı anlatılabilir.

Lakin bu tipitoşların anlatımı, tam olarak bunların hiçbirine uymaz. Daha doğrusu, ilk bakışta ortaokul-lise düzeyinde bir izlenim bıraksa da, tam olarak böyle de değildir aslında.

Söz konusu orta-lise düzeyi izlenim, kullanılan terimlerden kaynaklanır daha çok. Hani deyim yerindeyse, bir ders kitabını açılmış gibidir önünüzde.. Terimler geliir, terimler gider.. Sanki çocuğunuz yanınızda ders çalışıyordur.. Asetil- colin.. anti-tripsin.. gamma-globulin.. sitrik asit siklusu.. hekzos monofosfat yolu.. hidroliz.. glikoliz.. dehidrogenaz.. DNA polimeraz.. vesaire.

Lakin!..

Hiç alışık olunmadık biçimde.. ve hiç alışık olunmadığı kadar yan cümle peydahlanır birdenbire.. Bi süre sonra onlar da çarpaz kulağınıza.

Tuhaftır çünkü, hani nası desem..

Asetil-colin'e seranat yapılmaktadır sanki..

Glikoliz tebrik edilir..

Anti-tripsin ödüllendirilir..

Sitrik asit harikadır..

Dehidrogenaz muhteşem..

Ostium tuba uterina: çetin..

Sperm ondan da inatçı!

Yumurta mucizevi..

Kabuğu daha bi mucizeli..

..gibi

Haa...

Araya resimler serpiştimeden olmaz ayrıca.

Renkli, şirin..

Yani böyle bi sirk işte..

Neyse

Özet:

1) Konu bol tıbbi/ biyolojik terim eşliğinde ve basitçe anlatılır.

2) Bu arada her türlü kompliman, sevgi gösterisi, alkış, tebrik yapılır/ yapılmalıdır.

Ara not: Aslında buraya kadar yapılan şey, bir kareyi sevgi ve hasretle tarif etmekten farksızdır.Hemen bi benzetme yapayım misal: ...ve şimdi de çok ilginç bir şekilde bir başka doğru parçası geliyoorr.. ve o da aynı diğer köşede olduğu gibi diğeriyle birleşiyoor.. bakıyoruz açıya: doksan!.. Dikkatinizi çekerim, ne bi derece eksik, ne bi derece fazla.. tam doksan!.. Eğer bu açı yalnızca bir derece büyük olsa, kare asla oluşamayacak.. veyahut bir derece eksik olsa, kare diye bişey olmayacak.. Sadece açı mı, aynı zamanda doğruların boyu.. Mucizevi bir şekilde onlar da milimetrik olarak aynı... vesiare

3) Ve bomba patlatılır:

Açıkça görüldüğü gibi; Böbrek ve mesanenin birlikteliğini evrimle açıklamak ASLAA! mümkün değildir!

)

Mantık bu yane..

Sevgiyle tarif et ve sonra açıkça görüldüğü gibi asla..

Hasta bunnar hastaaaeeaa)


Daha çoooook var komedi ama. Harfler BİTTİ bi de çok da uzun oldu. yeter gari..

Hadi Tersinim = hüdai bey.. buyrun

maddeler halinde alalım açıklamalarınızı

errata
25-07-2013, 23:41
Geçmişte Hüdai Çakmak sitemizin bir üyesiydi.
Sonra sonra fikirlerini değiştirmiş olmalı ki uzun süredir uğramıyor.
Umarım fikirlerinin gudikliğini kavramıştır da zamanla değişmiştir.
Zira onca zaman bu fikirlerle orda burada gezinmek hayra alamet olmasa gerek.

istatistik
26-07-2013, 00:25
Geçmişte Hüdai Çakmak sitemizin bir üyesiydi.
Sonra sonra fikirlerini değiştirmiş olmalı ki uzun süredir uğramıyor.
Umarım fikirlerinin gudikliğini kavramıştır da zamanla değişmiştir.
Zira onca zaman bu fikirlerle orda burada gezinmek hayra alamet olmasa gerek.

Geçen yıl başka bir forumda insan içine çıkamayacak kadar çamura batırmıştım kendisini. Bizlerin uğramadığı bir başka foruma yelken açmıştı oradan. :D Nerede şimdi kim bilir :D

hzcahil
26-07-2013, 00:48
merak ediyorsanız eğer...

aha bu forumda şimdilerde... ama fırsat vermemeye çalışıyorum kendisine :) tek başımayım .. yardıma gelin :D

http://www.frmtr.com/felsefe/5410499-evrim-38.html

humuetb
07-08-2014, 21:20
TERSİNİM GERÇEĞİ

Ateizmin yan ürünü olan Materyalizm her şeyin maddesel bir karşılığının olduğu maddeye indirgenebileceği mantığını temel almış nice bin yıllardan beri bilimi etkileyen felsefelerin başında gelir.

Materyalizmin Tanrı tanımazlar tarafından sahiplenilerek bilimin Tanrının olmadığı doğrultusunda yorumlanmaya çalışması bu felsefeye dinselliğe benzer tek yönlülük, tutuculuk, bağnazlık getirmiştir.

Hâlbuki bilim tam bir düşünsel özgürlük ve tarafsızlık ister.

Bunun nedeni ise doğamız gereği çok sık yanılmamız aldanmamızdır. Bir bakıma algılayabildiklerimiz bir doğrular yanlışlar yığınıdır.

Gözlem vedeneylerle; ulaştığımız gerçeklere dayanan mantıksal çıkarımlarla bu yığından doğruları arayıp bulmaya çalışırız ki buna bilim yapma diyoruz.

Gözlem vedeneylerin mantıksal çıkarımların sonuçlarına dayanmadığı halde peşinen ret ve inkâr edilemez gerçekler kabul edilmiş dinlere inançlara ya dafelsefelere dayalı hiç bir varsayım bilime temel alınamaz, bilim bu tür varsayımların üzerine kurgulanamaz.

Kurgulanırsa ortaya çıkan pek çok vahim hatalar, yanlışlar içeren güdümlü bilim olur.

Temel alınan mantık yanlış ise ulaşılan sonuçların da yanlış olacağı açıktır.

Her şeyden önce bilim terazisinin doğru kurgulanmış olması gerekir.

Eğer terazi yanlış tartıyorsa doğru tartmak için yapılan çabalar sonuç vermeyecektir.

= = =

Tersinim nice uzun zamandır uygulanan bir büyük yanlışı ortaya koymakta bilime yeni bir anlam ve boyut kazandırmaktadır.

Bu nedenle tersinim tüm bilimsel bulguları yeniden sorgulayıp yorumlayacak tüm yaşantımızı yeniden yön ve şekil verecek kadar önemlidir.

Fakat her şeyden önce bir mantık düzeltmesi gereklidir.

İyiler kötülerle, güzeller çirkinlerle, doğrular yanlışlarla tartılıp kıyaslanırsa gerçek gerçeklere; her türlü yanlışlardan hatalardan arındırılmış gerçek bilime çok daha kolay ulaşabiliriz.

Bu nedenle bilim kesinlikle tarafsız ve özgür düşüncelerin, araştırmaların, yorumların ürünü olmalıdır.

Tersinim buna önce kanıt sonra sonuç ilkesi olarak tanımlar ve bilime temel alır.

Tersinim hangi dine inanca felsefeye temel olursa olsun doğruluğu bilimsel yöntemlerle gösterilmemiş hiçbir varsayımı inkâr edilemez gerçek ya da gerçekler olarak kabullenmez.

Bilimin bu tür sahte gerçekler ya da şüpheli varsayımlar üzerine kurgulanmasına izin vermez.

Bilimin ortaya koyduğu gerçekler hiçbir zaman birbirleriyle çelişmez. Uydurmak için eğip bükmeler, zorlamalar gerektirmez

= = =

Tersinim şu esaslar üzerine kurulmuştur.

1)-Varoluştaki tüm düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde tersinime uğrar. Sonuç kaçınılmaz olarak düzensizlik, sistemsizlik, bozum ya da karmaşadır.

Tersinim tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda zaman içinde ve doğal şartlarda oluşan eskime, yıpranma, azalma, çoğalma, çeşitlenme, değişme, sakatlanma, hastalanma, yaralanma, ihtiyarlama vb. Şekillerindeki OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir.

Olumlu değişimler yoktur.

Mutasyonların tümü az ya da çok zararlıdır.

2)-Tersininim başta maddenin korunumu, termodinamik olmak üzere tüm doğal kanun, kural ve ilkeleri kendine temel alır hiç biriyle çelişmez.

3)-Tersinim yaşamın her safhasında rahatlıkla gözlenip sınanabilir; daha da önemlisi yaşanır.

4)-Düzen ve sistemlerinbir başlangıcı ömrü ve sonu vardır. Bu nedenle ezelden gelip ebede gitmezler.

5)-Düzen ve sistemsahibi yapılar irade-bilgi-yeterli güç-yeterli madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu oluşur aniden ve rastlantılarla ortaya çıkmazlar.

6)-Tüm düzen ve sistem sahibi yapılar tersinime açıktır.

Tersinimin fiziksel ve kimyasal pek çok nedenleri vardır ama en önemlisi kontrolsüz enerji giriş, çıkışları gibi etkenlerdir.

Tersinim etkisi bu yapıların korunma - savunma - bağışıklık - çevreye uyum sistem düzen ve mekanizmalara sahip olup olmadıklarına; bu mekanizmaların işlerliğine hassaslığına, genişliğine, derinliğine; zamanın uzunluğuna ya da kısalığına, tersinim etkenlerinin gücüne ve çeşidine bağlı olarak değişebilir.

7)-Düzen ve sistemler oluşturmak zor karmaşa ise kolaydır. Karmaşalar için kaba güç ve kısa süreçler yeterli olabilir.

Düzen ve sistemler ne kadar kompleks ve hassas ise bozum o kadar kolay olur.

8)-Düzen vesistemler amaçlarına uygun kanunlar, kurallar, ilkelerle şekillenip yapılanırlar; işlerlik kazanırlar varlıklarını korumaya çalışırlar.

9)-Karmaşalarda (düzensizliklerde sistemsizliklerde) kanunlar, kurallar, ilkeler bulunmaz.

Kanun kural ve ilkelerin bulunması o yapının düzen ve sistem sahibi olduğunun kanıtlarıdır.

10)-Nice milyar yıllardan beri değişmeyen kanun, kural ve ilkelerle şekillenip işlerlik kazanan evrenimiz (ve tabii ki dünyamız) düzen ve sistem sahibi muazzam bir yapıdır.

İrade, nitelikli bilgi, nitelikli güç, nitelikli madde ve yeterli zaman beşlemesinin ürünüdür.

11)-Maddenin korunumu kanunu evrenimizin bir başlangıcının ve sınırının olması bir Büyük Bütünün var olduğunun kanıtlarıdır.

12)-Büyük Bütün kütlesiz bir NURDUR. Kütlesiz olduğundan sonsuzdur.

Evrenimiz ve diğerleri bu kütlesiz Nurun içindedir. Onunla kuşatılmış; sarılıp sarmalanmıştır.

13)-Big Bang güdümlü bilimin varoluş sorusuna tabi olduğu felsefe temellerine uygun cevap bulma amaçlı sipariş bir teoridir.

Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkileri içerdiğinden tamamen yanlıştır.

14)-Varoluş Büyük Bütünün bir zerresinin kütle ve hacim kazanması, maddeleşmesi, genişimi ile başlar. İlk madde, olabilecek en büyük atom ve moleküllere sahiptir.

15)- Elementleri oluşturan atom ve moleküller atom içi parçacıkların eksi ve artı elektrik yüklü yapıları gereği zaman içinde kademeli oluşmazlar.

Başlangıçtan itibaren bir düzen içinde varolmak zorundadırlar.

Elementlerin oluşumu kademeli fisyon (bölünme) şeklindedir.

Sonunda en basit element olan hidrojen ortaya çıkar.

16)-Elementlerin füzyon (birleşme) sonucu oluştuğu varsayımı gözlem, deney ve mantıksal çıkarımlara dayanmadan çok, güdümlü bilimin temellerine uygun olduğu içinortaya atılmıştır.

Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkiler içerir.

17)-Bir yapının canlı olarak nitelenebilmesi için en azından korunma - savunma - bağışıklık veçevreye uyum – beslenme – üreme özelliklerini eksiksiz sahip olması gerekir.

Bu nedenle en basit canlı bile düzen ve sistemlerin bütünselliğindedir. Rastlantılarla oluşamaz.

18)-Her canlı türünün uygun yer ve zamanlarda yeterli sayılarda var edilmiş bir arı ırkı vardır.

19)-Canlılarda zaman içinde gözlenen değişmeler gen havuzu dâhilinde oluşur. Bu yolla çeşitlenirler. Irklar dar alanda çeşitlenmeler sonucu oluşurlar..

20)-Gen havuzundaki değişimler kesinlikle tersinim yönündedir.

21)-Türlerden türlere geçiş mümkün değildir. Bu tür oluşumun önünde aşılması mümkün olmayan doğal engeller vardır.

22)-Tüm canlılar ekolojik sistemin bir parçasıdır. Her canlının bu sistemde bir yeri ve görevi vardır. İnsanlarda buna dahildir.

23)-Tüm canlılar yapılarını ve yaşam avantajlarını korumaya çalışırlar. Koruyamayanlar elenir. Buna doğal elenme denir. Doğal elenme doğal seleksiyonun tam karşıtıdır.

24)-Canlıların korunma -savunma - bağışıklık ve çevreye uyum düzen sistem ve mekanizmaları ZARARLILARDAN korunma mantığıyla kurgulanmıştır.

Canlılar faydalıları seçmezler.

Bu nedenle faydalıları seçip üstünlük sağlayanlar diğerlerini eler mantığındaki doğal seleksiyon yanlıştır.

25)-Canlılarda üreme doğal YENİLENME şeklidir. Canlılar bu yolla varlıklarını (yapılarını) uzun süreçlerde koruyup- nesillerini sürdürebilirler.

26)-Irklar daralan (allopatrik) çeşitlenme ve seksüel seçilim sonucu meydana gelmiştir.

27)-Doğal olan en güzeldir. Doğallığı korumak zorundayız. Bilim, tersinim sonucu bozulan doğallığı düzeltme yönünde çabalamayı, geri kazanmayı ana gaye edinmelidir. İnsanoğlu bu konuda birinci derecede sorumlu ve görevlidir.

28)-İnsanlar doğanın efendisi olma kadar bir parçası ve baş sorumlusudur.

29)-İnsanlık dünyanın kaynaklarını har vurup harman savuran, doğallığı zehirleyip bozan, modern kölelik düzeni oluşturan tüketim ekonomisinden süratle kurtulmalı; zaman, akıl ve enerjisini doğal görevine yönlendirmelidir.

30)-Dünyanın askere ve silaha ihtiyacı yoktur. Bu ve tüketim ekonomisi yöünnde harcanan güç, para ve zamanı dünyamızıdaha doğal, daha verimli, daha güzel bir hale getirmek için kullanmalıyız.

31)-Tersinimde doğal aile birinci plandadır. Doğal aileler anaerkildir. Anne ailenin tartışılmaz reisidir. Baba dahil diğer aile bireylerianneye yardımla görevlidirler.

32)-Anne ve çocuklar kesin olarak toplumun dolaysıyla devlet himayesinde, desteğinde, her türlü koruması altında olmalıdır. Anneleri çocuklarından ayırmama dikkat edilmeli; kadınlarımız, kızlarımız bu doğal görevlerine uygun eğitilmeli, annelik birinci görevleri olmalıdır.

33-Bu günkü adalet mekanizması güdümlü bilim ve mantığın etkisi altında olup tam bir keşmekeş içindedir. Sosyal düzen ateizm felsefesinin temellerine endekslenmiştir.

Süratle tarafsız bilime dönülmelidir.
Ciltler dolusu kanunlarımız olmasınarağmen suçluluk önlenememektedir.

Kanunlar herkesin anlayıp uygulayabileceği şekilde basitleştirilmelidir.

34)-Suç=ceza- iyilik=mükafat sistemi uygulanmalı ve taviz verilmemelidir.

35)-Suçlular hapislere atılma yerine teşhir ve sürgün cezası uygulanmalıdır.

Bu konuda pek çok öneri yapılabilir.

Konuyu sosyal tersinimde ayrıntılı ele alacağız.

Görüleceği gibi tersinim bilimsel bir devrimi müjdeler.

Tersinim ve Hüdai Çakmak imzalı tüm yazılarımız alınteri ve göz nuru mahsulleri olup kaynak gösterme kaydıyla alıntı yapmaya açıktır.

Tersinim yazılarını yabancı dillere çevirip yayarak bu büyük kültürel değişime katkıda bulununuz.

Alıntıdır.

Dialectics
07-08-2014, 23:15
Humuetb adlı sayın arkadaş,

Foruma öncelikle hoşgeldin ancak keşke en azından tanışma başlığı altında bu alıntıları yaptığın eser ya da esrelere refere edip, kendin bütün bu tersinim olayı ile ilgili bir özet geçseydin daha iyi olurdu. Yani bütün forum alanını bir takım kitaplardan copy-paste ile doldurmanın çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum şahsen, neticede hepsi de uzun uzun ve yabancısına ilk etapta anlaşılması zor yazılar.

Ancak bu eser/eserleri her kim yazdı ise çok basit bir üslup hatasında kanımca: varolan, insanlığın ya da bilimin yıllardır değer verdiği en azından kayda aldığı bir takım teorileri "akıl dışıdır, mantık dışıdır, saçmadır" vs tarzında reddetmesi bence bir zayıflıktır, şüphe uyandırıcıdır. Bir şeyin mantıksızlığını o şeyi çürüterek yaparsın baştan o şeye mantıksızdır, akıl dışıdır dendiğinde ister istemez eserleri yazanların "önyargılı" olduğu kanaati oluşuyor. Ve de neticede günümüzde hiçbir teori kendisini "kesin doğru" olarak ilan edecek kadar kibirli olmamalıdır diye düşünüyorum.

Kaldı ki bu "tersinim" denilen şey de neticede bir "teoridir". Paylaştığınız yazının bir maddesinde ifade edildiği gibi "tersinim" teorisi kendisini bilimsel olarak ispatlamış mıdır? Var mıdır reddedilemez kanıtları, tersinimi doğrulayan bulgular vs.

Neticede kâinatta hem pozitif hem de negatif diyalektik vardır. Düşüncesel anlamda örneğin, ya da devletlerin yönetim sistemleri anlamında misal insanlık genel olarak pozitif gelişim göstermiştir. Kölelik sisteminden eşitliğin hakim olduğu demokrasiye doğru gelişmiştir...

Ya da şayet insanlık gelişen zekası ve bilgisiyle kök hücre olayını çözerse, kendi organlarını yenileyecek belki ihtiyarlığa ve ölüme meydan okuyan canlılar haline gelecektir...

evrensel-insan
07-08-2014, 23:15
TERSİNİM GERÇEĞİ

Ateizmin yan ürünü olan Materyalizm her şeyin maddesel bir karşılığının olduğu maddeye indirgenebileceği mantığını temel almış nice bin yıllardan beri bilimi etkileyen felsefelerin başında gelir.

Materyalizmin Tanrı tanımazlar tarafından sahiplenilerek bilimin Tanrının olmadığı doğrultusunda yorumlanmaya çalışması bu felsefeye dinselliğe benzer tek yönlülük, tutuculuk, bağnazlık getirmiştir.

Tanri tanimazlarin hepsi ne ateisttir ne de materyalisttir. Mesela ben serbest dusunurum. Tanri konu ve kavrami ise bilimsel degildir. Cunku olgusal bir gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlik icermez. Ayrica dogmatik inancsal varliksal akilci ve teolojiktir.

Teoloji bilimin dali degildir.

Tanrinin olup olmadigindan once ne olup olmadigi ortaya konmalidir, tanri nedir/kimdir?

Hâlbuki bilim tam bir düşünsel özgürlük ve tarafsızlık ister.

Dusunsel degil zihinsel, ozgurluk degil; serbestlik ister. Bilimin tarafi bilgi olgu ve gozlemdir.

Bunun nedeni ise doğamız gereği çok sık yanılmamız aldanmamızdır. Bir bakıma algılayabildiklerimiz bir doğrular yanlışlar yığınıdır.

"Dogamiz geregi" nedir ve kim/ne bunu ortaya koyar?

Gözlem vedeneylerle; ulaştığımız gerçeklere dayanan mantıksal çıkarımlarla bu yığından doğruları arayıp bulmaya çalışırız ki buna bilim yapma diyoruz.

Gozlem ve deneylerle gercege degil, olguya ulasilir.

Gözlem vedeneylerin mantıksal çıkarımların sonuçlarına dayanmadığı halde peşinen ret ve inkâr edilemez gerçekler kabul edilmiş dinlere inançlara ya dafelsefelere dayalı hiç bir varsayım bilime temel alınamaz, bilim bu tür varsayımların üzerine kurgulanamaz.

Gercek varlik inanc ve ideolojik yapilandirilmislik temelinde, bilimin degil; felsefenin kavrami ve konusudur.

Kurgulanırsa ortaya çıkan pek çok vahim hatalar, yanlışlar içeren güdümlü bilim olur.

Temel alınan mantık yanlış ise ulaşılan sonuçların da yanlış olacağı açıktır.

Her şeyden önce bilim terazisinin doğru kurgulanmış olması gerekir.

Eğer terazi yanlış tartıyorsa doğru tartmak için yapılan çabalar sonuç vermeyecektir.

Bilimsel mantik konusu, herhangibir seyin olabilirlik olasiliginin olmuslugunun gozlemi olgusu ve bilgisidir. Ustelik bu veriler gozlemsel olarak ta yanlislanabilir ve bilgi degisir, olgu yenilenir.

Bilimselk olarak teori duzeyindeki mantik ise; gozlem verme olasiliginin olabilme olanagidir.Gozleme acilmayan hic bir teori olgu vermez.

= = =

Tersinim nice uzun zamandır uygulanan bir büyük yanlışı ortaya koymakta bilime yeni bir anlam ve boyut kazandırmaktadır.

Bu nedenle tersinim tüm bilimsel bulguları yeniden sorgulayıp yorumlayacak tüm yaşantımızı yeniden yön ve şekil verecek kadar önemlidir.

Fakat her şeyden önce bir mantık düzeltmesi gereklidir.

İyiler kötülerle, güzeller çirkinlerle, doğrular yanlışlarla tartılıp kıyaslanırsa gerçek gerçeklere; her türlü yanlışlardan hatalardan arındırılmış gerçek bilime çok daha kolay ulaşabiliriz.

Son cumlenin ne bilim ne de bilimsellik ile bir ilgisi yoktur. Verilen degerler felsefi varliksal etik estetik degerlerdir ve bunlarla bilim olmaz.

Bilimin metodu tamamen gozlemsel yanlislanabilirlik olgusal gecerlilik uzerinedir. Burada olan bir teorinin test edilebilmesi onaylanmasi ve deneysel ayni sonucu vermesidir.

Bu nedenle bilim kesinlikle tarafsız ve özgür düşüncelerin, araştırmaların, yorumların ürünü olmalıdır.

Bilim de kesinlikte suphe de yoktur. Bunlar felsefenin degerleridir. Bilim ise degisken yenilenen ilerleyen temelde gecerli ve yanlislanabilir temeldedir.

Tersinim buna önce kanıt sonra sonuç ilkesi olarak tanımlar ve bilime temel alır.

Tersinim hangi dine inanca felsefeye temel olursa olsun doğruluğu bilimsel yöntemlerle gösterilmemiş hiçbir varsayımı inkâr edilemez gerçek ya da gerçekler olarak kabullenmez.

Bilimin bu tür sahte gerçekler ya da şüpheli varsayımlar üzerine kurgulanmasına izin vermez.

Bilimin ortaya koyduğu gerçekler hiçbir zaman birbirleriyle çelişmez. Uydurmak için eğip bükmeler, zorlamalar gerektirmez

= = =

Tersinim şu esaslar üzerine kurulmuştur.

1)-Varoluştaki tüm düzen ve sistem sahibi yapılar zaman içinde tersinime uğrar. Sonuç kaçınılmaz olarak düzensizlik, sistemsizlik, bozum ya da karmaşadır.

Varolus bilimsel degil, ontolojik bir aciklamadir.

Tersinim tüm düzen ve sistem sahibi yapılarda zaman içinde ve doğal şartlarda oluşan eskime, yıpranma, azalma, çoğalma, çeşitlenme, değişme, sakatlanma, hastalanma, yaralanma, ihtiyarlama vb. Şekillerindeki OLUMSUZLUKLARIN genel ifadesidir.

Bunlar birer algidir ve sadece olan bir sey ile mukayeseli olarak ortaya konur. burada onemli olan gozlemsel algi ile akilsal algi farkidir.

Bir seyin olumlu ya da olumsuzlugunun olum kistasi nedir?

Olumlu değişimler yoktur.

Mutasyonların tümü az ya da çok zararlıdır.

2)-Tersininim başta maddenin korunumu, termodinamik olmak üzere tüm doğal kanun, kural ve ilkeleri kendine temel alır hiç biriyle çelişmez.

3)-Tersinim yaşamın her safhasında rahatlıkla gözlenip sınanabilir; daha da önemlisi yaşanır.

4)-Düzen ve sistemlerinbir başlangıcı ömrü ve sonu vardır. Bu nedenle ezelden gelip ebede gitmezler.

5)-Düzen ve sistemsahibi yapılar irade-bilgi-yeterli güç-yeterli madde ve yeterli zaman beşlemesinin sonucu oluşur aniden ve rastlantılarla ortaya çıkmazlar.

6)-Tüm düzen ve sistem sahibi yapılar tersinime açıktır.

Tersinimin fiziksel ve kimyasal pek çok nedenleri vardır ama en önemlisi kontrolsüz enerji giriş, çıkışları gibi etkenlerdir.

Tersinim etkisi bu yapıların korunma - savunma - bağışıklık - çevreye uyum sistem düzen ve mekanizmalara sahip olup olmadıklarına; bu mekanizmaların işlerliğine hassaslığına, genişliğine, derinliğine; zamanın uzunluğuna ya da kısalığına, tersinim etkenlerinin gücüne ve çeşidine bağlı olarak değişebilir.

7)-Düzen ve sistemler oluşturmak zor karmaşa ise kolaydır. Karmaşalar için kaba güç ve kısa süreçler yeterli olabilir.

Düzen ve sistemler ne kadar kompleks ve hassas ise bozum o kadar kolay olur.

8)-Düzen vesistemler amaçlarına uygun kanunlar, kurallar, ilkelerle şekillenip yapılanırlar; işlerlik kazanırlar varlıklarını korumaya çalışırlar.

9)-Karmaşalarda (düzensizliklerde sistemsizliklerde) kanunlar, kurallar, ilkeler bulunmaz.

Kanun kural ve ilkelerin bulunması o yapının düzen ve sistem sahibi olduğunun kanıtlarıdır.

10)-Nice milyar yıllardan beri değişmeyen kanun, kural ve ilkelerle şekillenip işlerlik kazanan evrenimiz (ve tabii ki dünyamız) düzen ve sistem sahibi muazzam bir yapıdır.

İrade, nitelikli bilgi, nitelikli güç, nitelikli madde ve yeterli zaman beşlemesinin ürünüdür.

11)-Maddenin korunumu kanunu evrenimizin bir başlangıcının ve sınırının olması bir Büyük Bütünün var olduğunun kanıtlarıdır.

12)-Büyük Bütün kütlesiz bir NURDUR. Kütlesiz olduğundan sonsuzdur.

Evrenimiz ve diğerleri bu kütlesiz Nurun içindedir. Onunla kuşatılmış; sarılıp sarmalanmıştır.

13)-Big Bang güdümlü bilimin varoluş sorusuna tabi olduğu felsefe temellerine uygun cevap bulma amaçlı sipariş bir teoridir.

Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkileri içerdiğinden tamamen yanlıştır.

14)-Varoluş Büyük Bütünün bir zerresinin kütle ve hacim kazanması, maddeleşmesi, genişimi ile başlar. İlk madde, olabilecek en büyük atom ve moleküllere sahiptir.

15)- Elementleri oluşturan atom ve moleküller atom içi parçacıkların eksi ve artı elektrik yüklü yapıları gereği zaman içinde kademeli oluşmazlar.

Başlangıçtan itibaren bir düzen içinde varolmak zorundadırlar.

Elementlerin oluşumu kademeli fisyon (bölünme) şeklindedir.

Sonunda en basit element olan hidrojen ortaya çıkar.

16)-Elementlerin füzyon (birleşme) sonucu oluştuğu varsayımı gözlem, deney ve mantıksal çıkarımlara dayanmadan çok, güdümlü bilimin temellerine uygun olduğu içinortaya atılmıştır.

Akıl mantık ve bilim dışı pek çok çelişkiler içerir.

17)-Bir yapının canlı olarak nitelenebilmesi için en azından korunma - savunma - bağışıklık veçevreye uyum – beslenme – üreme özelliklerini eksiksiz sahip olması gerekir.

Bu nedenle en basit canlı bile düzen ve sistemlerin bütünselliğindedir. Rastlantılarla oluşamaz.

18)-Her canlı türünün uygun yer ve zamanlarda yeterli sayılarda var edilmiş bir arı ırkı vardır.

19)-Canlılarda zaman içinde gözlenen değişmeler gen havuzu dâhilinde oluşur. Bu yolla çeşitlenirler. Irklar dar alanda çeşitlenmeler sonucu oluşurlar..

20)-Gen havuzundaki değişimler kesinlikle tersinim yönündedir.

21)-Türlerden türlere geçiş mümkün değildir. Bu tür oluşumun önünde aşılması mümkün olmayan doğal engeller vardır.

22)-Tüm canlılar ekolojik sistemin bir parçasıdır. Her canlının bu sistemde bir yeri ve görevi vardır. İnsanlarda buna dahildir.

23)-Tüm canlılar yapılarını ve yaşam avantajlarını korumaya çalışırlar. Koruyamayanlar elenir. Buna doğal elenme denir. Doğal elenme doğal seleksiyonun tam karşıtıdır.

24)-Canlıların korunma -savunma - bağışıklık ve çevreye uyum düzen sistem ve mekanizmaları ZARARLILARDAN korunma mantığıyla kurgulanmıştır.

Canlılar faydalıları seçmezler.

Bu nedenle faydalıları seçip üstünlük sağlayanlar diğerlerini eler mantığındaki doğal seleksiyon yanlıştır.

25)-Canlılarda üreme doğal YENİLENME şeklidir. Canlılar bu yolla varlıklarını (yapılarını) uzun süreçlerde koruyup- nesillerini sürdürebilirler.

26)-Irklar daralan (allopatrik) çeşitlenme ve seksüel seçilim sonucu meydana gelmiştir.

27)-Doğal olan en güzeldir. Doğallığı korumak zorundayız. Bilim, tersinim sonucu bozulan doğallığı düzeltme yönünde çabalamayı, geri kazanmayı ana gaye edinmelidir. İnsanoğlu bu konuda birinci derecede sorumlu ve görevlidir.

28)-İnsanlar doğanın efendisi olma kadar bir parçası ve baş sorumlusudur.

29)-İnsanlık dünyanın kaynaklarını har vurup harman savuran, doğallığı zehirleyip bozan, modern kölelik düzeni oluşturan tüketim ekonomisinden süratle kurtulmalı; zaman, akıl ve enerjisini doğal görevine yönlendirmelidir.

30)-Dünyanın askere ve silaha ihtiyacı yoktur. Bu ve tüketim ekonomisi yöünnde harcanan güç, para ve zamanı dünyamızıdaha doğal, daha verimli, daha güzel bir hale getirmek için kullanmalıyız.

31)-Tersinimde doğal aile birinci plandadır. Doğal aileler anaerkildir. Anne ailenin tartışılmaz reisidir. Baba dahil diğer aile bireylerianneye yardımla görevlidirler.

32)-Anne ve çocuklar kesin olarak toplumun dolaysıyla devlet himayesinde, desteğinde, her türlü koruması altında olmalıdır. Anneleri çocuklarından ayırmama dikkat edilmeli; kadınlarımız, kızlarımız bu doğal görevlerine uygun eğitilmeli, annelik birinci görevleri olmalıdır.

33-Bu günkü adalet mekanizması güdümlü bilim ve mantığın etkisi altında olup tam bir keşmekeş içindedir. Sosyal düzen ateizm felsefesinin temellerine endekslenmiştir.

Süratle tarafsız bilime dönülmelidir.
Ciltler dolusu kanunlarımız olmasınarağmen suçluluk önlenememektedir.

Kanunlar herkesin anlayıp uygulayabileceği şekilde basitleştirilmelidir.

34)-Suç=ceza- iyilik=mükafat sistemi uygulanmalı ve taviz verilmemelidir.

35)-Suçlular hapislere atılma yerine teşhir ve sürgün cezası uygulanmalıdır.

Bu konuda pek çok öneri yapılabilir.

Konuyu sosyal tersinimde ayrıntılı ele alacağız.

Görüleceği gibi tersinim bilimsel bir devrimi müjdeler.

Tersinim ve Hüdai Çakmak imzalı tüm yazılarımız alınteri ve göz nuru mahsulleri olup kaynak gösterme kaydıyla alıntı yapmaya açıktır.

Tersinim yazılarını yabancı dillere çevirip yayarak bu büyük kültürel değişime katkıda bulununuz.

Alıntıdır.

Birincisi bu alintinin linki nerededir?

Ikincisi bilimsel degil de, felsefi olan her bir maddedeki belirtilene yanit yazmak zaten bilimsel olmayacaktir.

humuetb
08-08-2014, 18:36
Humuetb adlı sayın arkadaş,

Foruma öncelikle hoşgeldin ancak keşke en azından tanışma başlığı altında bu alıntıları yaptığın eser ya da esrelere refere edip, kendin bütün bu tersinim olayı ile ilgili bir özet geçseydin daha iyi olurdu. Yani bütün forum alanını bir takım kitaplardan copy-paste ile doldurmanın çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum şahsen, neticede hepsi de uzun uzun ve yabancısına ilk etapta anlaşılması zor yazılar.

Ancak bu eser/eserleri her kim yazdı ise çok basit bir üslup hatasında kanımca: varolan, insanlığın ya da bilimin yıllardır değer verdiği en azından kayda aldığı bir takım teorileri "akıl dışıdır, mantık dışıdır, saçmadır" vs tarzında reddetmesi bence bir zayıflıktır, şüphe uyandırıcıdır. Bir şeyin mantıksızlığını o şeyi çürüterek yaparsın baştan o şeye mantıksızdır, akıl dışıdır dendiğinde ister istemez eserleri yazanların "önyargılı" olduğu kanaati oluşuyor. Ve de neticede günümüzde hiçbir teori kendisini "kesin doğru" olarak ilan edecek kadar kibirli olmamalıdır diye düşünüyorum.

Kaldı ki bu "tersinim" denilen şey de neticede bir "teoridir". Paylaştığınız yazının bir maddesinde ifade edildiği gibi "tersinim" teorisi kendisini bilimsel olarak ispatlamış mıdır? Var mıdır reddedilemez kanıtları, tersinimi doğrulayan bulgular vs.

Neticede kâinatta hem pozitif hem de negatif diyalektik vardır. Düşüncesel anlamda örneğin, ya da devletlerin yönetim sistemleri anlamında misal insanlık genel olarak pozitif gelişim göstermiştir. Kölelik sisteminden eşitliğin hakim olduğu demokrasiye doğru gelişmiştir...

Ya da şayet insanlık gelişen zekası ve bilgisiyle kök hücre olayını çözerse, kendi organlarını yenileyecek belki ihtiyarlığa ve ölüme meydan okuyan canlılar haline gelecektir...


Yazınız için teşekkür ederim.Büyük bölümünü onaylıyor ve katılıyorum.

Keşke evrimde yanıtlayamadığı binlerce soru olduğu halde inkar edilemez gerçek, bilimin anası babası ilan edilmeseydi de tartışıp araştırılıp kanıtları bulunduktan sonra gerçek ilan edilseydi.

Fakat bilimin temeli olan önce kanıt sonra sonuç ilkesi gözardı edilerek evrim peşin peşin gerçek kabul edilmiş daha sonra öngörülerine kılıf aranmaya çalışılmış pek çok akıl mantık bilim dışı saçmalıklar kanıt diye yutturulmaya çalışılmıştır.

Defalarca yazdık ama bir kez daha yazalım.

1)-Tersimin temeli başta maddenin sakımı ve termodinamik kanunları olmak üzere tüm doğal kanun kural ve ilkelerdir. Tersinim hiç biriyle çelişmez.

2)-Tersinim evrimin tersine pozitif bilime uygun olarak kolaylıkla gözlem ve deneylerle sınanabilir.Daha da önemlisi yaşanır.

3)-Tersinime göre evrimleşen (gelişen artan yükselen) tek şey bilimdir.

Tersinimi öğrenmeye daha da önemlisi anlamaya çalışırsanız tutsak olduğunuz ilkel bir inanca dönüşmüş peşinfikirlilikten kurtulabilirsiniz.

Hürmetler.

evrensel-insan
08-08-2014, 19:34
Yazınız için teşekkür ederim.Büyük bölümünü onaylıyor ve katılıyorum.

Keşke evrimde yanıtlayamadığı binlerce soru olduğu halde inkar edilemez gerçek, bilimin anası babası ilan edilmeseydi de tartışıp araştırılıp kanıtları bulunduktan sonra gerçek ilan edilseydi.

Fakat bilimin temeli olan önce kanıt sonra sonuç ilkesi gözardı edilerek evrim peşin peşin gerçek kabul edilmiş daha sonra öngörülerine kılıf aranmaya çalışılmış pek çok akıl mantık bilim dışı saçmalıklar kanıt diye yutturulmaya çalışılmıştır.

Defalarca yazdık ama bir kez daha yazalım.

1)-Tersimin temeli başta maddenin sakımı ve termodinamik kanunları olmak üzere tüm doğal kanun kural ve ilkelerdir. Tersinim hiç biriyle çelişmez.

2)-Tersinim evrimin tersine pozitif bilime uygun olarak kolaylıkla gözlem ve deneylerle sınanabilir.Daha da önemlisi yaşanır.

3)-Tersinime göre evrimleşen (gelişen artan yükselen) tek şey bilimdir.

Tersinimi öğrenmeye daha da önemlisi anlamaya çalışırsanız tutsak olduğunuz ilkel bir inanca dönüşmüş peşinfikirlilikten kurtulabilirsiniz.

Hürmetler.

Evrim bugun bilimin bir dalidir ve daimi olarak gozlem bulgu olgu teoriler altindadir.

Burada onemli olan evrim uzerine ortaya atilanin teori ya da olgu yonunu algilamaktir.

Bulunan kanitlar epistemolojik olarak anliktir. Bu temelde yeni buluslar yeni kanitlar yeni bilgiler getirir.

Yani evrilim temelindeki herhangibir zamansal belirtim, yeni bir bulgu ile zamansal olarak one ya da geriye alinabilir.

Kuslarda boyle olmustur.

Yalniz evrimsel siralamadaki evrilimin kabataslak dizilisi bellidir. Yani hangi canlinin hangi canliya evrildigi ve evrilim aciklamasi.

Bu konuda aslinda dinazorlar bir mihenk tasidir. Kendilerinden once ve sonra evrilen canlilar olarak.

Cunku hem surungen hem tetrapod, hem tuy hem kanat ozelliklerini tasirlar.

Bir cesit araformdurlar.

Gercege dayali hic bir soylem bilimsel degildir, dolayisiyle tersinim denilen soylem de bilimsel degil; felsefi inancsal ideolojik ve gozlemsel degil, akilsal algi icerir.

inferno
08-08-2014, 23:25
Evrim bugun bilimin bir dalidir ve daimi olarak gozlem bulgu olgu teoriler altindadir.

Burada onemli olan evrim uzerine ortaya atilanin teori ya da olgu yonunu algilamaktir.

Bulunan kanitlar epistemolojik olarak anliktir. Bu temelde yeni buluslar yeni kanitlar yeni bilgiler getirir.

Yani evrilim temelindeki herhangibir zamansal belirtim, yeni bir bulgu ile zamansal olarak one ya da geriye alinabilir.

Kuslarda boyle olmustur.

Yalniz evrimsel siralamadaki evrilimin kabataslak dizilisi bellidir. Yani hangi canlinin hangi canliya evrildigi ve evrilim aciklamasi.

Bu konuda aslinda dinazorlar bir mihenk tasidir. Kendilerinden once ve sonra evrilen canlilar olarak.

Cunku hem surungen hem tetrapod, hem tuy hem kanat ozelliklerini tasirlar.

Bir cesit araformdurlar.

Gercege dayali hic bir soylem bilimsel degildir, dolayisiyle tersinim denilen soylem de bilimsel degil; felsefi inancsal ideolojik ve gozlemsel degil, akilsal algi icerir.

Genelde Evrimi benimsemiş Evrimin savunucuları da tanımsal hataya düşmektedir.

Düzeltmem gerekirse, Evrim Bir olgudur. Evrim deneyler ve gözlemler sonucu varlığı her gün aralıksız olarak Tıp alanında, biyolojide, ve tüm deneylerde varlığı üzerinde neredeyse milyonları bulan kanıtları mevcuttur.
Evrim Bir olgudur, fakat Evrimin bir de teorisi vardır.
Evrim Teorisi Evrim olgusunun hangi yönden gelip nereye doğru gittiğini anlamaya çalışan bilim dalıdır.
Evrim farklı, Evrim Teorisi farklı bir birimdir.

evrensel-insan
08-08-2014, 23:31
Genelde Evrimi benimsemiş Evrimin savunucuları da tanımsal hataya düşmektedir.

Düzeltmem gerekirse, Evrim Bir olgudur. Evrim deneyler ve gözlemler sonucu varlığı her gün aralıksız olarak Tıp alanında, biyolojide, ve tüm deneylerde varlığı üzerinde neredeyse milyonları bulan kanıtları mevcuttur.
Evrim Bir olgudur, fakat Evrimin bir de teorisi vardır.
Evrim Teorisi Evrim olgusunun hangi yönden gelip nereye doğru gittiğini anlamaya çalışan bilim dalıdır.
Evrim farklı, Evrim Teorisi farklı bir birimdir.

Burada yazilan temelinde neyi nasil "duzelttigini" aciklar misin?

Evrim hem bir olgu hem de bir teoridir.

Burada olgu da teori de evrimin surekliligindeki bilimsel taraflaridir.

Yani evrimin hem olgulari hem de teorileri vardir. Zaten bu teoriler test edilir ve gozlem verirse olgu olur, olgu olanlar da gozlem ile yanlislanirsa; olgu olmaktan cikar.

inferno
08-08-2014, 23:38
"Evrim" kavramsal olarak genel olarak varlığı ispatlanmış bir olgudur.
"Evrim Teorisi" evrim olgusunu anlamaya çalışan bilimdir.

Yerin bizi çektiği bir olgudur.
Yerin bizi nasıl çektiğini anlamak ise bir Teoridir.

evrensel-insan
08-08-2014, 23:41
"Evrim" kavramsal olarak genel olarak varlığı ispatlanmış bir olgudur.
"Evrim Teorisi" evrim olgusunu anlamaya çalışan bilimdir.

Yerin bizi çektiği bir olgudur.
Yerin bizi nasıl çektiğini anlamak ise bir Teoridir.

Tamam iste, bir olgu teori ve gozleme dayanir.

Ortada olgu yoksa, gozlemi yoktur ve teorisi vardir.

Yerin bizi cektiginin gozlemi de yer cekimi olgusunu tamamlar.

Cunku gozlem olmadan olgu olmaz.

Ustelik bu gozlem ve olgu tartisma disidir, yani herkesi baglar.

O yuzden de olgu ve gozlem inanc gerektirmez.

Inanc sadece aklin gozlem vermeyen dogrulamasidir.

inferno
08-08-2014, 23:47
Aslında yukarıda Tersimin hipotezini savunan arkadaşa verdiğiniz. cevap çok güzel sizinle hemfikirim.
Fakat "Evrim" ve "Evrim teorisi" kelimelerini kullanacağınız zaman bu gibi tanımlara dikkat etmenizin fayda sağlayacağını düşündüğüm için söylemiştim.

Sizinle farklı bir fikre sahip değilim, aksine sizinle %100 aynı fikirdeyim.
Evrim bir teoridir dediğinizde bunu çok rahat bir şekilde anlayabiliyorum, lakin evrim olgusuna karşı çıkanlar bizlerin bu yanlış tanımlamamızı kendilerine bir silah olarak kullanıp tartışmayı gereksiz bir şekilde uzattıklarını gözlemlediğim için.
Tanımlarımıza dikkat etmemizin fayda sağlayacağını düşünüyorum.

evrensel-insan
08-08-2014, 23:49
Aslında yukarıda Tersimin hipotezini savunan arkadaşa verdiğiniz. cevap çok güzel sizinle hemfikirim.
Fakat "Evrim" ve "Evrim teorisi" kelimelerini kullanacağınız zaman bu gibi tanımlara dikkat etmenizin fayda sağlayacağını düşündüğüm için söylemiştim.

Sizinle farklı bir fikre sahip değilim, aksine sizinle %100 aynı fikirdeyim.
Evrim bir teoridir dediğinizde bunu çok rahat bir şekilde anlayabiliyorum, lakin evrim olgusuna karşı çıkanlar bizlerin bu yanlış tanımlamamızı kendilerine bir silah olarak kullanıp tartışmayı gereksiz bir şekilde uzattıklarını gözlemlediğim için.
Tanımlarımıza dikkat etmemizin fayda sağlayacağını düşünüyorum.

Evet olabilir. Onemli olan verileni verildigi gibi algilayabilmektir.

Sonucta her turlu ifade edis, algi ile degerlendirilir.

Zaten bir tartismayi uzatmak "olmayan bir acigi algi ile almak" temelindedir.

Uzatanlar da bunu yapiyorlar.

Yani kendi inandiklari dogrularina uydurma adina tartisiyorlar.

Uyduramayinca da, yaziyi birakip; yazara yoneliyorlar.

humuetb
11-08-2014, 16:31
Evrim bugun bilimin bir dalidir ve daimi olarak gozlem bulgu olgu teoriler altindadir.

Burada onemli olan evrim uzerine ortaya atilanin teori ya da olgu yonunu algilamaktir.

Bulunan kanitlar epistemolojik olarak anliktir. Bu temelde yeni buluslar yeni kanitlar yeni bilgiler getirir.

Yani evrilim temelindeki herhangibir zamansal belirtim, yeni bir bulgu ile zamansal olarak one ya da geriye alinabilir.

Kuslarda boyle olmustur.

Yalniz evrimsel siralamadaki evrilimin kabataslak dizilisi bellidir. Yani hangi canlinin hangi canliya evrildigi ve evrilim aciklamasi.

Bu konuda aslinda dinazorlar bir mihenk tasidir. Kendilerinden once ve sonra evrilen canlilar olarak.

Cunku hem surungen hem tetrapod, hem tuy hem kanat ozelliklerini tasirlar.

Bir cesit araformdurlar.

Gercege dayali hic bir soylem bilimsel degildir, dolayisiyle tersinim denilen soylem de bilimsel degil; felsefi inancsal ideolojik ve gozlemsel degil, akilsal algi icerir.

Evrimin bilimin en büyük gerçeği anası babası olduğu söyleniyor.

Bu konuda aynı fikirde misiniz?

Yoksa evrim kanıtlanmaya çalışılan sadece bir teorimidir?

Tüm bilimsel bulguların bu sahte gerçeğe uygun değerlendirilmeye çalışılmasını uygun buluyor musunuz?

Evrimin yanlış olabileceği hiç aklınıza geldi mi?

RainFall
11-08-2014, 16:51
Islamin yanlis olabilecegi hic aklina geldimi?

evrensel-insan
11-08-2014, 16:53
Evrimin bilimin en büyük gerçeği anası babası olduğu söyleniyor.

Bu konuda aynı fikirde misiniz?

Yoksa evrim kanıtlanmaya çalışılan sadece bir teorimidir?

Tüm bilimsel bulguların bu sahte gerçeğe uygun değerlendirilmeye çalışılmasını uygun buluyor musunuz?

Evrimin yanlış olabileceği hiç aklınıza geldi mi?

Birincisi bilimde gercek degil, olgu vardir. Bilimsel yontem ile ortaya konabilen her olgu bilim acisindan aynidir. Sadece bilim temelinde dallari ve alanlari farklilasir.

Bilim de her zaman kanitlanmayi bekleyen teoriler ve kanitlanmis olgular vardir.

Her ikisi de gozleme ve mantiksal olabilirlik olasiligina dayanir.

Evrim bir daldir ve olgudur. Evrim bunyesindeki herhangi bir olgu ya da teori gozlemsel olarak yanlislanabilir.

Mesela kuslar ile ilgili verilen zamansal yas, yeni bulgu ile yanlislanarak, zamansal olarak daha onceye alindi.

Cunku bilimin bilimselligi sabitligi de supheyi de goturmez. Olgu olarak gecerlidir, gozlem ile yanlislanabilir.

Bu da bilimi her yonuyle degisken yenilenen gelisen kisaca cag degistiren yapar.

Bilimsel bulgular bilimselligin yeteri kadar algilanamamasindan dolayi, genelde klasik bilimin metafizik/varliksal felsefe hisminas ugratiliyor.

Yani felsefe uzerinden bilim yapilmaya calisiliyor.

Halbuki felsefe bilim uzerinden yapilmalidir, yani bilimsel felsefe.

humuetb
11-08-2014, 17:25
İNKBirincisi bilimde gercek degil, olgu vardir. Bilimsel yontem ile ortaya konabilen her olgu bilim acisindan aynidir. Sadece bilim temelinde dallari ve alanlari farklilasir.

Bilim de her zaman kanitlanmayi bekleyen teoriler ve kanitlanmis olgular vardir.

Her ikisi de gozleme ve mantiksal olabilirlik olasiligina dayanir.

Evrim bir daldir ve olgudur. Evrim bunyesindeki herhangi bir olgu ya da teori gozlemsel olarak yanlislanabilir.

Mesela kuslar ile ilgili verilen zamansal yas, yeni bulgu ile yanlislanarak, zamansal olarak daha onceye alindi.

Cunku bilimin bilimselligi sabitligi de supheyi de goturmez. Olgu olarak gecerlidir, gozlem ile yanlislanabilir.

Bu da bilimi her yonuyle degisken yenilenen gelisen kisaca cag degistiren yapar.

Bilimsel bulgular bilimselligin yeteri kadar algilanamamasindan dolayi, genelde klasik bilimin metafizik/varliksal felsefe hisminas ugratiliyor.

Yani felsefe uzerinden bilim yapilmaya calisiliyor.

Halbuki felsefe bilim uzerinden yapilmalidir, yani bilimsel felsefe.

Evrimi yani;

a)-Canlılığın rastlantılarla oluştuğunu,

b)-Tek hücreli canlılıktan çok hücreli canlılığa geçildiğini,bu ara bitkilere hayvanlara ayrıldığını,

c)-Eşeysiz üremeden eşeyli üremeye geçildiğini

d)-Kambriyen dönemi birbirine BENZEMEZ canlıların bir solucandan sıçramalı evrimle oluştuğunu

e)-Omurgasız canlıların omurga kazandıklarını

f)-Balıkların karaya çıktıklarını, solungaçların ya da hava keselerinin akciğerlere yüzgeçlerin ayaklara dönüştüğünü,

g)-Soğukkanlı matabolizmalı canlıların sıcakkanlı metabolizmaya terfi ettiklerini

h)-Dinozorların tüylenip kanatlanarak uçmaya başladıklarını

ı)-Yumurtlayan canlıların doğuran canlılara dönüştüğünü

i)-Yarasaların önce farelere sonra tetrapodlara evrimleştiğini

k)-Primatlardan insanların evrimleştiğini inkar edilemez GERÇEK kabul ile şek ve şüphe duymadan İMAN edecek sonra bütün bunların nasıl oluştuğunu TEORİLERLE arayıp bulacağız öyle mi?

Pes doğrusu.

evrensel-insan
11-08-2014, 17:47
İNK

Evrimi yani;

a)-Canlılığın rastlantılarla oluştuğunu,

Bilimde rastlanti yoktur. Gozlemin verdigi bilimsel aciklama vardir.

b)-Tek hücreli canlılıktan çok hücreli canlılığa geçildiğini,bu ara bitkilere hayvanlara ayrıldığını,

Evet mantiksal olabilirlik olasiligi ve kabataslak canlilarin zamansal siralanisi. (tree of life)

c)-Eşeysiz üremeden eşeyli üremeye geçildiğini

d)-Kambriyen dönemi birbirine BENZEMEZ canlıların bir solucandan sıçramalı evrimle oluştuğunu

e)-Omurgasız canlıların omurga kazandıklarını

f)-Balıkların karaya çıktıklarını, solungaçların ya da hava keselerinin akciğerlere yüzgeçlerin ayaklara dönüştüğünü,

g)-Soğukkanlı matabolizmalı canlıların sıcakkanlı metabolizmaya terfi ettiklerini

h)-Dinozorların tüylenip kanatlanarak uçmaya başladıklarını

ı)-Yumurtlayan canlıların doğuran canlılara dönüştüğünü

i)-Yarasaların önce farelere sonra tetrapodlara evrimleştiğini

k)-Primatlardan insanların evrimleştiğini inkar edilemez GERÇEK kabul ile şek ve şüphe duymadan İMAN edecek sonra bütün bunların nasıl oluştuğunu TEORİLERLE arayıp bulacağız öyle mi?

Pes doğrusu.

Ben bu kadar detayli bilgi sahibi degilim. Yalniz her turlu canli basitten karmasiga dogru evrilir. Hem evrildiginin ozelliklerini tasiyabilir, hem de kendi ozelliklerini.

Teoriler olur mu, teori ya bir bulkguya ya da olan bir olguya dayanir. Burada teoriye kurgu dersek; bilimin bulgu olgu ve kurgu uzerine kuruldugu anlasilir.

Kurgular da havadan degil; bulgu ve olgulardan ortaya cikar.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=323910&postcount=900

Yasam agacini ve canlilarin tarihi siralanisini asagidaki linkten bulabilirsin.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=11818&highlight=Tree+life

Ayrica sitenin evrim kismi var, ordan evrim ile ilgili her turlu bilgiyi bulabilirsin.

http://www.evrimteorisi.org/