Orijinalini görmek için tıklayınız : Erdem Alaca köşesi
Erdem Alaca
25-07-2013, 23:20
Çiçekçi Teyze
Genç bir adam caddede yürürken köşede çiçek satan bir teyzeyle göz göze geliyor, gülümsüyorlar. Teyze çabucak sepetten bir çiçek çıkarıyor, "Al bunu be, verirsin yavukluna" diyor.
Genç adam önceleri "Yok teyze, işim başka" gibisinden reddetse de; çiçekçi teyze hem biraz ısrarlı hem de çok sempatik; razı oluyor sonunda genç adam, veriyor parayı, alıyor çiçeği.
Genç adam "Hayırlı işler teyze" deyip hızlı bir şekilde yana dönerek ilk adımını atıyor ki: Tos... Acele acele yürüyen iki kişiden birine istemeden tostluyor.
O iki kişiden biri tersliyor: "Yavaş be kardeşim, önüne bakmıyor musun?"
Sonrasında "Pardon görmedim", karşılıklı gözgöze sinirli keskin bakışmalar, "Ne bakıyorsun lan?" lar, "Hasta mısınız hemşerim siz?" ler, kaş devinimleri, göz kısılmaları, "Tipe de bak, yüzünde nur yok ki bunun zaten" ler falan, filan.
Sonunda iki kişi giriyor bizim gencin koluna, "Gel bakalım, derdini bizim orda bir anlat hele."; beraberinde bir telsiz anonsu duyuluyor.
Üç kişi uzaklaşırken, bizim çiçekçi teyze figan ediyor: "Yapmayın be kızancıklar, pale (çocuk) n'aptı size, çarpmıştır bilmeyerekten, ne uzattınız be; ne uzattınız be! Bırakın be, bırakın gitsin be..."
--------------
Bitti.
Çok mu uçtuk?
Cevap: Umarım / İnşallah / Can-ı gönülden öyle olmasını arzu ederim, vb.
-------------
(Bir "Erdem Alaca" uydurması, 25.Temmuz.2013)
Firestorm
25-07-2013, 23:28
Sert yorum :Sıradan, sıradan ve sıradan :) Gerçi bana sıradan gelmesinin sebebi konunun başı ve sonu ne derken başladı ve bitti :)
Sürekli yaşanan olaylar. Ters yönden araçla gelen sivil polise yol vermedi diye dakikalarca dövülenleri, yetmeyip bir de yunus polis ekibi çağırtıp onlarla birlikte tekrar dövülenleri gördüm.
Erdem Alaca
26-07-2013, 15:39
...
Metro treni ilerliyor. 20 yaşlarda bir genç, karşısında 45 yaşlarda bir teyze. Ramazan ayı, genç niyetli değil; sakız çiğniyor.
Teyze şık, yaşına göre hayli alımlı; makyaj, saç, kıyafet konuşuyor. Teyze bir de niyetli, bir ara saatine bakıyor, sonra sesli sesli:
"Kurban olduğum Allah'ım, nasıl da kolayını veriyor bak. Ne kalmış şunun şurasında iftar'a?" diyor.
Genç anlıyor vaziyeti, teyzenin suratına bakıyor, göz göze geliyorlar. Bir şeyler demek istiyor, ama diyemiyor, onun yerine manzara hayalinde canlanıveriyor...
...
Genç: "Teyze sen namaz da kılar mısın?"
Teyzenin az önceki hafif sırıtır haldeki suratı birden ciddileşiyor; hafiften bozulsa da belli etmemeye çalışıyor, yanıt biraz gecikmeli geliyor: "Nerden biliyorsun evladım kılmadığımı, gelip evimde beni mi gözetliyorsun?"
Genç: "Yo teyze, hani senin gibi giyinip de 5 vakit namazını kılanı pek görmedim, ondan merak ettim."
Teyze: "Evladım sana ne? Bilmez misin dinimizde zorlama yoktur? Günahı varsa da banadır, Allah'la benim aramdadır. Elbet Cenab-ı Allah o günleri de gösterecek, öyle inanıyorum."
Hmm, işte kulplar geldi hemen, hakikaten ne güzel şeydir bu kulplar... Ne zaman o günleri de gösterecek teyze, bak yaş kaça gelmiş? Sonra yapman gerekenler belli teyze, niye topu Allah'a atıyorsun? Beni mi, kendini mi, Allah'ı mı kandırıyorsun?
...
Tren zaten gencin varacağı istasyona gelmek üzere, genç "İyi ki de demedim." diyerek ayağa kalkıyor, çıkışa yöneliyor...
-----------
Bundan bir önceki yazımda Çiçekçi Teyze vardı, bu da Kulpçu Teyze.
Çiçekçi Teyze daha bir samimi, daha bir "içi-dışı bir" teyzeydi bana göre...
(Bir Erdem Alaca uydurması - 26.Temmuz.2013)
Firestorm
26-07-2013, 16:48
Yine aşırı sıradan ve ballandırılmış.
Anima Libera
27-07-2013, 17:29
Sirada hangi teyze var? Siradaki gelsin...
Anima Libera
27-07-2013, 17:29
"Bunu da size neden anlattigimi bilmiyorum aslinda ama neyse".
ozgur_beyin
27-07-2013, 19:09
sev gili erdem alaca.eski bir deyim var. marifet iltifata tabidir. senin bu yazmaya çalıştığın short story tarzındaki nesir yazılar henüz eksik. senin şevkini kırmak istemiyorum ama
gayen neyse edebi yönün eksik çok okuyup çok uğraşman gerekir.
fikrimi sorarsan. bu yazılar edebi değil ancak takvim yaprağı arkasına yazılacak kıvamda
umarım ilerde gelişir geliştirirsin. sana bir tavsiyem .evrensel insan gibi kendine bir başlık aç hepsini bir araya topla meraklısı okusun.
böyle her on cümlene bir başlık açma
Erdem Alaca
27-07-2013, 19:51
böyle her on cümlene bir başlık açma
Olay budur işte sn. ozgur_beyin. Şu uyarı bana en baştan yapılsaydı, ben de açmazdım böyle başlıkları.
Ne şevki kırması, ne edebiyatı, ne okuyup uğraşması, ne kıvamı sn. ozgur_beyin?
Ben edebiyat bölümündeki "makaleleriniz" kısmına konular açıp da edebiyatçılık mı yapmaya çalışıyorum gibi geldi size, hep cafe kısmında açıyorum bunları.
Ne haddimize edebi olmaya çalışmak bu yaştan sonra, bunca sıkıntının içinde, içmeden sarhoş gezdiğim bu günlerde? Böyle bir foruma üye olmuşum, cafe bölümü de var, geyik yapabilirsiniz deniyor, bir uyarı almıyorum, kendimce içimi döküyorum sadece - olay budur.
Dediğim gibi en baştan bu tür yazıların forum işleyişi açısından uygun olmadığı bildirilseydi, ben de uyarınıza uyardım elbet - bu kadar basitti...
ozgur_beyin benim gibi düz bir üye.
Size karşı bir yaptırım gücü yok, en fazla tavsiyede bulunabilir.
Bundan alınmanıza bile gerek yok.
Ben sizin yerinizde olsam kendi sosyal grubumu oluşturur (http://www.turandursun.com/forumlar/group.php?do=create), orada konuyla ilgilenenlerle yazar, tartışırdım vs.
Ortak paylaşım alanlarında yaptığınız işlerde birileri "höt, zöt" yapıyor diye alınmak, gücenmek de neyin nesi?
Erdem Alaca
27-07-2013, 21:21
Sn. AbuzittinDeliSazan, siz de haklısınız, bilemedim. Yani Sn. Neva'da "Kıdemli Üye-Dinlerden Özgürlük Grubu" üyesi ancak moderasyon yetkisi var, ben sn. ozgur_beyin'i de moderatör zannetmiştim, ondan alınganlık oldu.
Yani bende artık kayış kopmak üzere :) , kendime hayrım yok ki başkasına olsun, vallahi böyle. O yüzden sn. yöneticilerden istirhamım, üyeliğimin silinmesi en doğrusu olacak an itibarıyle. Belki ileride kendime gelebilirsem, başka bir adla üyelik açmak isterim, ben eski E.Alaca diye.
Yani şu halimle pek uygun değil benim forumlarda yazışmam, kafa yerinde değil çünkü; gereğinin yapılmasını arz ederim. Sizlerle tanışmaktan memnun oldum, sizlerden pek çok bilgiler öğrendim, okumaya da devam edeceğim...
Saygılarımla,
Erdem Alaca.
Güncelleme: Sn. Baskoylu ağabey, inan seninle yaptığımız o iki satır yazışmanın bende apayrı bir yeri olacak ömrüm boyunca, hayal bile edemezdim böylesini. Sen de kendine çok iyi bak, Erdem kardeşin...
Sn. AbuzittinDeliSazan, siz de haklısınız, bilemedim. Yani Sn. Neva'da "Kıdemli Üye-Dinlerden Özgürlük Grubu" üyesi ancak moderasyon yetkisi var, ben sn. ozgur_beyin'i de moderatör zannetmiştim, ondan alınganlık oldu.
Yani bende artık kayış kopmak üzere :) , kendime hayrım yok ki başkasına olsun, vallahi böyle. O yüzden sn. yöneticilerden istirhamım, üyeliğimin silinmesi en doğrusu olacak an itibarıyle. Belki ileride kendime gelebilirsem, başka bir adla üyelik açmak isterim, ben eski E.Alaca diye.
Yani şu halimle pek uygun değil benim forumlarda yazışmam, kafa yerinde değil çünkü; gereğinin yapılmasını arz ederim. Sizlerle tanışmaktan memnun oldum, sizlerden pek çok bilgiler öğrendim, okumaya da devam edeceğim...
Saygılarımla,
Erdem Alaca.
Güncelleme: Sn. Baskoylu ağabey, inan seninle yaptığımız o iki satır yazışmanın bende apayrı bir yeri olacak ömrüm boyunca, hayal bile edemezdim böylesini. Sen de kendine çok iyi bak, Erdem kardeşin...
Sayin Erdem Alaca;
Zaman zaman uyelerimiz bu tur tavsiyelerde bulunurlar, buna alinganlik gostermenize gerek yok.
Uyeliginizde kalsin silmeyelim, kafanizi topladiginiz zaman tekrar yazarsiniz veya dilerseniz nickinizi degistirirsiniz. Kaldi ki paylasimlariniz kayis koparmis cinsten degil, bu konuda rahat olunuz.
Erdem Alaca
27-07-2013, 21:54
Sn. Neva, işte hep bu depresyondan oluyor bu alınganlıklar - insanın toleransı da düşüyor. Antidepresanlar da muamma, yetecek kadar alsan bu sefer uyuşturucu etki yapıyor, her şey lay lay lom gözüküyor belki ama, elindeki herşeyi alsalar "Eyvallah" diyecek hale geliyorsun.
Tamam, sizin dediğiniz gibi olsun, zira benim de içim burkulacaktı, yanlız tek istirhamım; forum işleyişine ters düşen bir hareketimin mutlaka bana bildirilmesi, böylelikle tekrar etmeyeceğime inanıyorum hatalarımı. Bu forum değerli çünkü, bizi emperyalizmin kuklası haline getiren "din" konusunda herkes bilgilenmeli, neler olduğunu anlamalı, anlatmalı.
Sağolun,
Sn. Neva, işte hep bu depresyondan oluyor bu alınganlıklar - insanın toleransı da düşüyor. Antidepresanlar da muamma, yetecek kadar alsan bu sefer uyuşturucu etki yapıyor, her şey lay lay lom gözüküyor belki ama, elindeki herşeyi alsalar "Eyvallah" diyecek hale geliyorsun.
Tamam, sizin dediğiniz gibi olsun, zira benim de içim burkulacaktı, yanlız tek istirhamım; forum işleyişine ters düşen bir hareketimin mutlaka bana bildirilmesi, böylelikle tekrar etmeyeceğime inanıyorum hatalarımı. Bu forum değerli çünkü, bizi emperyalizmin kuklası haline getiren "din" konusunda herkes bilgilenmeli, neler olduğunu anlamalı, anlatmalı.
Sağolun,
Sayin Erdem Alaca;
Depresyon bircok kisinin yuzyuze geldigi bir durum, onun icin garip bir durum degil, siz de ilk degilsiniz bu baglamda..
Oyle bir durumda(forum isleyisine ters dusen) sizi ozel mesajla uyaririz merak etmeyiniz, duyarliliginiz icin tesekkurler. Bunun yaninda zaten deneyimli uyelerimiz size tavsiyede bulunurlar.
Erdem Alaca
27-07-2013, 22:02
Sağolun Sn. Neva...
Ahlaksız
27-07-2013, 22:17
Sn.Erdem;beni sanal ortamda ölümle tehdit ettiler..Sırf İslam aleyhine yazı yazıyorum diye..!
7 sülaleme küfrettiler aynı sebepten..
Daha geçenlerde bu forumda bir müslüman gelip hepiniz bilmem ne çocuğusunuz dedi..
Yetişkin insanlarız ve insanları anlamaya çalışmalıyız..Bırakın eleştireni,küfredeni bile..
Sonuçta biz dinsiz insanlarız ve dinsiz insanların dindarlar gibi korkuları/endişeleri yoktur..Dindarlar ''din elden gidiyor'' korkusuyla veya başka sebeplerle insanlara saldırabilir ama bizim böyle bir nedenimiz yok..
Diyeceğim,size karşı her mesaj yazanı fazla ciddiye almayın..Yazılarını beğendiğiniz kişilerle yazışırsınız,olur biter..Herkesle muhatap olmak zorunda değilsiniz..Herkese laf yetiştirmek zorunda değilsiniz..Sanal ortamda deneyim çok önemlidir..Sizde zamanla öğrenirsiniz bu ortamları..Canınız sıkıldı ise,biraz uzaklaşın..Dönünce farklı insanların mesaj yazdığını göreceksiniz..Gerçi benim gibiler hep karşınıza çıkacaktır:)
Erdem Alaca
27-07-2013, 22:22
İşte evet, deneyim her şeyde olduğu gibi sanal ortamda da önemli. Sn.Firestorm'dan ve Sn. ozgur_beyin'den (yönetici olduğunu zannetmiştim) üst üste bu mesajlar gelince, böyle bir kanıya vardım. Siz sakın vazgeçmeyin Sn.NOLAN, enerjinize, insanları aydınlatmadaki azminize, kararlılığınıza hayran kaldığımı belirtmek istiyorum, memleketin sizin gibi insanlara ihtiyacı var...
Sonunda iki kişi giriyor bizim gencin koluna, "Gel bakalım, derdini bizim orda bir anlat hele."; beraberinde bir telsiz anonsu duyuluyor.
Telsiz anonslarinin tarihimizde ozel bir yeri vardir.
Erdem Alaca
27-07-2013, 22:39
Bu başlıkta, bundan önceki mesajlarımla ilgili açıklamam:
Yazdıklarım ve yazacaklarımın kesinlikle sanat/edebiyat kapsamında değerlendirilmemesi gerekmektedir. Zira böyle bir iddiam yok ve "kapasitesinin ne olduğunu bilen bir insan" olarak da böyle bir iddiam olamaz.
Buradaki kapasitenin ne düzeye kadar yükselebileceğini görmek için "Felsefe" bölümündeki bazı tartışmalara bakılması yeterlidir zannediyorum, benim oradaki bazı tartışmalarda ne anlatıldığını anlayabilmem için her cümlede ortalama iki kez sözlük karıştırmam gerektiğini farkettim, ona rağmen anlayabileceğimin yüzeysellikten öteye gitmeyeceğini kat-i surette anladım.
Dolayısıyla, burada yazmış olduğum ve yazacak olduğum yazıların; vasat bir vatandaş olarak, kendine dert ettiği-ilginç bulduğu bazı konuları bir nevi karşılıklı sohbet gibi düşünülmesini rica ederim.
Yönetici arkadaşlara anlayışları için tekrar teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Erdem Alaca
Erdem Alaca
28-07-2013, 01:22
Yine çok eskilerden gazetede okuduğum bir haber bu, hatırlayabildiğim kadarıyla özetliyorum:
Köylü bir vatandaşımız tarlada çalışıyor, bir ara mola veriyor. Mola esnasında rehavet çöküyor, bir ağaç dibinde uyuyakalıyor. Bir müddet sonra aniden fırlıyor, zira ağzından içeri bir sinek (vb.) kaçmış - ve refleksle onu yutuvermiş.
"Midemde üreyip çoğalmasın diye bir çay kaşığı tarım ilacı yuttum."
Hastanede, gazetecilere verdiği beyanat böyle...
Şimdi yalan yok, bu haberi okuduğumda gülmekten karnıma kramp girmişti diyebilirim. Yani buradaki mantığa hayret etmiştim: "Bir çay kaşığı tarım ilacı - Haşerat için yeterli, eh bana da bir şey yapmaz o kadarı herhalde."; aşağı-yukarı böyle bir mantık yürütmüş olmalıydı köylü ağbimiz.
...
Geçelim, gelelim alakasız bir konuya. Ya ortaokul, ya lisedeyim. Bir ders öğretmenimiz boş bir derste bizlerle sohbet ediyor. Laf bir ara dönüyor, hoca şu gibi şeyler söylüyor:
"Çocuklar, hiç düşündünüz mü bizim kadar okulları tatil olan başka bir memleket var mı diye? Yağmur-çamur oldu tatil, kar yağdı tatil, yazın 3 ay tatil, vs. vs." sıralıyor ve bağlıyor:
"İşte memleketimizde gözü olan gizli güçler, yurt genelinde "1 ders" eksik yapılmasını "kar" bilirler, sinekten böyle yağ çıkarır bunlar."
Hoca biraz ters, bir hayli de sinirliydi; önyargıma bir de ilk gençliğin ukalalığı eklenince: "Ulan hoca, uçmuşsun sen ....... ......." dedim içimden.
...
Tabii yıllar geçti, şu yukarıdaki tarım ilacı mevzusuyla nedendir bilinmez bir bağ kurdum ve hocama hak verdim.
Kusura bakma diyeyim hocam, elbet anlayamazdım o gün için demek istediklerini...
(Erdem Alaca, 28.Temmuz.2013)
Corpse Bride
28-07-2013, 02:47
efendi, saygılı şeker gibi yaklaşımı olan adamı da isyan ettirmişler.
sayın erdem alaca burda hepimiz bazan bilmediğimiz yada uzmanı olmadığımız konularda seferberlik orosbusu gibi ahkam keseriz. bazan sırf bişey yazmış olmak için dahi yaparız bunu.
ama bazıları vardır söylediğiyle paylaşımıyla öğrenmemiz gereken daha çok şey olduğunu gösterir ve onlar sayesinde yolumuzdaki taşları ayıklarız.eksiklerimizi kapatırız. evet arkadaşlarında dediği gibi vazgeçmeyin kimse kimseden ustun yada fazla değil.
evrensel-insan
28-07-2013, 02:59
Kosen hayirli olsun.
Takibettigim kadariyla saygili icten ve dusuncesi ne ise onu dilegetiren bir yazar arkadassin.
Onemli olan senin yazmak istemendir. Kim okur/okumaz, kim ne der/demez, kim ne yanit yazar/yazmaz v.s. butun bunlar zaten kisilerin bilgisini ve dusuncesini ortaya koyar.
Bu konuda ne teksin, ne de yalniz.
O yuzden kusmeye de uzulmeye de degmez!
Erdem Alaca
29-07-2013, 20:23
Klasiktir: "Eskiye rağbet olsa, bit pazarına nur yağardı"
Bana göre her zaman geçerli değil. Ciddi müzik dinleyen (audiophile) arkadaşlar bilirler, bir CD'yle bir plağı mukayese etmenin imkanı var mıdır? CD, dijital ses, yetersiz dinamikler, teneke gibi sound, ama pratik. Öte tarafta eski gözağrımız 33'lükler, 45'likler; sımsıcak sound, dinlediğinden keyif alıyorsun; müzik dinledim diyorsun - ama zahmetli, bir de pahalı; bir plak iğnenin mekanik olarak yüzeye temas etmesi yüzünden, her dinlediğinde ilk günkü kalitesinden ufak ufak kayıplar yaşıyor. Ama seneler sonra, özellikle alanında klasikleşmiş albümlerin yeniden plağa basılıp piyasaya sürülmesini de, ben başka türlü yorumlayamıyorum.
Ya da eski filmlerdeki tat, samimiyet; var mı şimdiki filmlerde? Ben bulamıyorum. Arkadaş nasıl iştir ki, şu Tosun Paşa'yı misal 50. kere de seyredebiliyorum, ve gülebiliyorum, keyif alabiliyorum? Niye yeni çekilmiş bir film için bunu yapamıyorum? Eski şarkılar da aynı, bugün pop müzik diye üretilen fabrikasyon işlerden farklı, bir kişilikleri var o şarkıların...
3'ü 1 arada diye uyduruk bir şey çıktı, kahve kültürümüz unutuldu. E kolayına geliyor insanın tabii, ısıt suyu, dök, karıştır.
Plastik diye uyduruk bir şey çıktı, "cam" gibi sıhhatli bir malzemenin yerini aldı; hem kanserojen, hem de doğada bilmem kaç sene imha olmuyor.
Tavuklar daha çok yumurtlasın diye spot ışıklar açık, kasten gürültü yapılıyor, hayvanlar mümkün mertebe uyutulmuyor - yediğimiz yumurta ortada; saman tadında; bilmiyorum besin değeri olarak ne durumda.
Favorim karışık vali kebabını yiyeceğim (küçük lahmacun-urfa köfte-şiş-soğan-yoğurt-maydonoz-bulgur pilav, vb.); yiyecek yer bulamıyorum. Et et değil ki, kayış gibi bir tat.
Say say bitmez...
(Erdem Alaca, 29.Temmuz.2013)
vayy köşe yapmışız..:)
ulan kaç yıldır burdayım.
Bi köşe açtırmadılar bee!
ayıp be ayıp
Erdem Alaca
29-07-2013, 20:42
"Her işte bir hayır vardır" misali oldu bu köşe, 2-3 gün önce bir gerilim oldu, sonucunda köşem oldu :)
BEN DE GERİLİM ÇIKARCAM :)
Anca öyle olur heralde..
tamam kolay gelsin
Firestorm
29-07-2013, 20:46
BEN DE GERİLİM ÇIKARCAM :)
Anca öyle olur heralde..
tamam kolay gelsin
Çıplak ayakla toprağa bas gerilimini alır sıkma canını :heh:
fire;
bak geçen isaylan musaylan muhabbet ediyoduk.
İsayla kanka olduk.
Musa biraz garip bi adamdı anlaşamadık.
Ama sağolsun hz. bilibili bi yol göstertti.
Firesto gelsin diyolar..
haber veriyim de snra vebali kalmasın korkarım ellahtan .
https://fbcdn-sphotos-e-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/1013262_10151529563061500_940224897_n.jpg
Erdem Alaca
31-07-2013, 23:24
Yıllar önce televizyonda bir tartışma programı...
Konuklardan biri başbakan Sn. Tansu Çiller, diğeri gazeteci Sn. Emin Çölaşan (o sıralar Hürriyet'de yazıyor).
Emin Çölaşan ilk soruyu soruyor (hatırlayabildiğim kadarıyla):
".... tarihinde ülke genel olarak şu kadar fakirleşmişken, sizin şahsi servetiniz ileri mi gitmiştir, geri mi gitmiştir?"
Tansu Çiller biraz kızarıp-bozarıyor, kafa bir sağa bir sola dönüyor; şöyle bir şeyler söylüyor:
"Eee, yani şimdi... Nasıl, böyle soru? Ne alakası var böyle bir programda?" - soru geçiştiriliyor.
Dese ki, "Ya maalesef Emin bey, bende fakirleşmeden nasibimi aldım"; muhakkak ki Emin bey raporları ve belgeleri çıkaracak, "Peki bunlara ne dersiniz efendim?" diye soracak.
Akıllı kadın Tansu Çiller.
...
Olay geçmişte kaldı, geçelim; gelelim günümüze. Kaç kişi bu şekilde Sn. Başbakan'ı TV'de tartışmaya davet etti, hesabını tutmadım. Son olarak Sn. Levent Kırca pazar günkü köşe yazısında bunu tekrarladı, onu biliyorum.
Sn. Başbakan kaç tanesinin teklifini kabul etti? Ben hiç denk gelmedim.
Niye acaba? Onu da bilmiyorum, ileri demokrasi gereği olabilir diyeyim, aklım ermez o kadarına. :)
Akıllı adam R. Tayyip Erdoğan.
...
Bugün bir gazete forumunda bir yorumcu arkadaş; AKP'yi gördükçe bir zamanlar çok kızdığı Erbakan'ın bile artık kendisine sempatik görünmeye başladığını yazmış. İmzamı atıyorum bu yoruma, keşke Erbakan hoca hayatta olsaydı da gene programlara çıksaydı, anlattıklarıyla pek çok kişiyi gaflet uykusundan kaldırırdı bence.
Ne diyelim, toprağı bol olsun, yattığı yerde dinlensin.
...
İleride gün gelir, başka bir başbakanımıza karşı da Sn. Tayyip Erdoğan'ı sempatik bulabilir miyim?
Hayat sürprizlerle dolu, neden olmasın ki...
(Erdem Alaca, 31.Temmuz.2013)
Erdem Alaca
01-08-2013, 21:48
Merhaba. Hep diyorum ya "kulp", "kulp", "kulp". Bugün de ülkemizde Müslümanlığı bir gelenek-görenek şeklinde yaşayan insanlarımızın "kulp" larından bahsetmek istedim. Şahsım da, (Müslüman iken) bu sınıfa dahil edilebilir, çünkü bu gibi kulpları sıkça kullanmaktaydı.
...
Müslüman'ız değil mi?
Elhamdürillah.
Namaz kılar mıyız?
Yok. Ağbi zaten o devirlerde Arap'lar habire yiyip-içip yatıyorlardı, aşırı kiloluydular, Allah onlara spor olması açısından namazı emretti, onların iyiliği için. Günümüzde pek de gerekli görmüyorum; günahtır mutlaka namaz kılmamak, ama Allah affedecektir - yeter ki O'nu inkar etme.
(Bir hanıma) Başımızı örter miyiz?
Hayır, isteyen örtsün, isteyen açsın. Senin kalbin temizse, Allah saçını örtmedin diye seni cehennememi atacak? Olur mu hiç öyle şey?
Hovardalık yapar mıyız?
E, şey, bazen oluyor tabi; erkeğiz ağbi sonuçta - yapmazsan tuhaf olur. Ama ben Allah'ın beni affedeceğine inanıyorum, kalbim temiz sonuçta. Günahı neyse de çekerim.
Oruç tutuyor muyuz?
a) Elbette, asla aksatmam; Allah'ın emri o. (Kilo verme gayesiyle tutan bir abla)
b) Yok ağbi tutamıyorum, hem zaten Allah'ın benim açlığıma mı ihtiyacı var? (İşine gelmeyen bir ağbi)
Alkol alır mıyız?
Yani arasıra şeytana uyuyoruz, ama Allah'ı inkar etmiyoruz haşa; bir gün tövbe edeceğim buna da.
Zekat veriyor muyuz?
Şu durumumu biraz düzelteyim, o da olacak inşallah.
Dedikodu yapıyor muyuz başkaları hakkında?
Asla, dinen çok günahtır o. (Yersen)
Komşumuz açken biz tok yattık mı?
Ne bileyim ağbi, düzen böyle kurulmuş öyle gidiyor; ben mi kurtaracağım dünyayı?
Yani Allah'a tüm kalbinle inanıyorsun, ama dediklerinin çoğunu yapmıyorsun sen?
Kardeşim ne ters bir adamsın sen ya, önemli olan senin kalbinin temiz olması, insanlara kötülük yapmaman, bir de Allah'ı ve Hz. Peygamberimizi inkar etmemen - gerisini yapmasan da olur; Allah affedecektir bunları muhakkak. (Neye dayanarak söylüyorsun hemşerim?)
...
Uzar da gider böyle...
Hem kendimizi, hem Allah'ı kandırmaya devam; işimize nasıl geliyorsa öyle...
(Erdem Alaca - 01.Ağustos.2013)
Çıplak ayakla toprağa bas gerilimini alır sıkma canını :heh:
Ben de gerildim bir mtksever olarak, hepten aykiri giden yazilar , bak ne yazilmis hem de,ne yapsam ciplak ayakla topraga mi bassam acaba?
vali kebabını yiyeceğim (küçük lahmacun-urfa köfte-şiş-soğan-yoğurt-maydonoz-bulgur pilav, vb.); yiyecek yer bulamıyorum.
Firestorm
02-08-2013, 14:09
Ben de gerildim bir mtksever olarak, hepten aykiri giden yazilar , bak ne yazilmis hem de,ne yapsam ciplak ayakla topraga mi bassam acaba?
Senin gerilimin Türkiye'de ancak alınır :heh: Sen gel hepsinden ısmarlıyıcam sana güzel bi mekanda olur mu :yo:
Erdem Alaca
03-08-2013, 18:33
Aşağıdaki diyalog Erdem'le bir arkadaşının arasında geçiyor. Sene 2011 yada 2012 olması lazım...
...
"Ağbi, Zeki Müren'i toprak kabul etmedi diyorlar."
"Hadi ya, neden?"
"Gömüldüğü mezarda evvelden beri evliyalar varmış. Mezar bekçileri her gece köşe yerdeki maşrapaları su ile doldururlarmış, sabaha tüm maşrapaları boşalmış şekilde buluyorlarmış. Evliyalar aptest alıyormuş o suyla, ta ki Zeki Müren o mezara gömülmüş, sular boşalmamaya başlamış."
...
Şu an yazarken aklıma geliyor "Gecenin köründe ne aptesti?" diye de, önemi yok. Önemli olan 2-3 sene öncesinde, üniversite tahsili de yapmış bir arkadaşımın bu duyduğundan bahsetmesi, tahminimce %85 olur vererek.
Bir memleket manzarası, nedeni hakkında düşünülecek çok şey var, uzatmayı gereksiz gördüm.
Bu vesileyle Sn. Zeki Müren'i anıyor, billur gibi sesi, muazzam yorumu ve besteleri için kendisine çok teşekkür ediyorum.
Anima Libera
06-08-2013, 13:24
Sanal meyhaneye benzemis burasi.
Erdem Alaca
07-08-2013, 16:15
Bir kısmı unutulmuş, bir kısmı yok olmuş, bazıları belki hayatta olabilir. Nostaljik markalarımızdan bir derlemem:
http://www.turandursun.com/forumlar/picture.php?albumid=88&pictureid=272
Erdem Alaca
11-08-2013, 00:26
Bir deterjanı ele alalım, piyasaya çıktı, bir sene sonra:
...aktif maddesi yoğunlaştırıldı - temizlemede şimdi çok daha etkili.Bir altı-yedi ay sonra:
...içeriğine ilave edilen xyz sayesinde lekeleri çıkarmada şimdi çok daha başarılı.Bir altı ay daha sonra:
...yeni ultra-mega abcd molekülleri sayesinde en inatçı lekeler bile artık ondan kaçamıyor.Yahu ne bitmez palavralar bunlar? Alt tarafı kimyasal bir deterjan işte, ilk çıktığında da aynı yıkıyor, ileriki zamanlarda da aynı - kokusu, parfümü, rengi değişiyor bir de ambalajı.
Benzerini sıklıkla diş macunlarında görürüm. İlk çıktıklarında masumane sadece dişleri koruduğu söylenirken; ilerleyen zamanlarda bir bakmışsın ki diş hekiminin yapamayacağı hizmetleri veriyor sana: Tartar temizliği, çürümeleri önleme, mineleri güçlendirme, bakteri plakları, mikrop kasetleri, vs.
Bir de kek, çikolata, vb. abur cuburlarda: "Şimdi çok daha yoğun kakao kıvamıyla."
Ulan içi aynı-bir tek ambalaj farklı; hatta ve hatta her geçen gün fiyatlara zam yapmamak için daha da berbat oluyorlar, vıcık vıcık yağdan başka tat almaz oluyorum.
...
Vakti zamanında bir tanıdığımdan duymuştum, bilmiyorum ne derece doğru:
Japonya'da bu reklam üçkağıtlarından geçimini temin eden insanlar varmış. Yani diyelim bir deterjan yenilendiğini, eskisinden çok daha iyi temizlediğini iddia ediyor; ama uyanık bir vatandaş bunun böyle olmadığını mahkemede ispatlayabilirse çok güzel tazminat alıyormuş.
Adamların işi buymuş, devamlı ürünlerin önceki ve güncel versiyonunu test etmek, ya da ambalajda yazılanlar tamamen doğru bilgi mi (misal: normal şartlarda en az 500 saat yanan bir ampul, gibi); yoksa abartma-kandırma var mı gibisinden... Bunun sayesinde de, geçinmek için başka bir işe ihtiyaçları olmuyormuş.
Bizim ülkemizde var mıdır böyle bir meslek? Hiç zannetmiyorum, burası Türkiye abicim, herşeyde olduğu gibi, gazlayıver gitsin hesabı...
Erdem Alaca
13-08-2013, 03:28
Neyzen Tevfik (Tevfik Kolaylı) (http://tr.wikipedia.org/wiki/Neyzen_Tevfik) söylemiş:
Bu dünyada ne kazandıysanız yiyiniz..!
Yoksa;
Öleceğiz bir gün, gömecekler,
Bir kaç gün övecekler,
Sonra kalan malını bölecekler,
Hatta memnun kalmayıp sövecekler...Olay budur işte...
Bu kadar güzel anlatılabilir ancak.
Erdem Alaca
23-08-2013, 00:32
Adı: Ahmet Burak Erdoğan.
Büyük Usta'nın kıymetli yavrusu. Askerlik yapamadı, çürük raporu var çünkü. Burak'ın aldığı çürük raporunu almak için, bir kişinin bedenen %60 iş göremez şekilde olması gerekliymiş. (http://skyturkvngenc.wordpress.com/2007/06/20/burak-erdoganin-curuk-raporu/)
Enteresan, aynı Burak 10-12 sene önce otomobil kullanırken; Şişli’de ünlü şarkıcı Sevim Tanürek’e çarparak ölümüne sebep olmuş. "%60 iş göremez" olan kişi otomobil kullanıyor, bir de hovardaca kullanıyor?
İftiradır bunlar Büyük Usta'nın oğluna elbet, aksi olsa, Burak hapis yatmalıydı bir müddet - öyle bir şey yok. Sen gel başkasının çarpıp öldürdüğü Sevim hanımın katil zanlısını Usta'nın oğlu göster? Yok öyle yağma...
Hem de zehir gibi, akıl küpü, başarı abidesi bir genci böyle karala, ayıptır:
Yıl 2007 - Burak bir adet "gemicik"e ortak olarak yükselişine başlıyor.
30.Ekim.2012 - Burak, o "gemicik"in tek sahibi oluyor. (http://sozcu.com.tr/2012/gundem/basbakanin-oglu-gemicikin-tek-sahibi-oldu.html)
21.Aralık.2012 - Gemicik'ten sonra "gemi" geliyor. Burak Erdoğan, bu tarihte kuru yük gemisini filosuna katıyor. (http://sozcu.com.tr/2012/gundem/gemicikten-sonra-gemi.html)
28.Nisan.2013 - Ağabeyinin hızlı başarılarından ilham alan Usta'nın diğer oğlu Bilal de denizcilik işine giriyor, böylelikle ortağı olduğu şirket sayısını dörtlüyor. (http://sozcu.com.tr/2013/ekonomi/erdoganin-oglu-holdinglesiyor.html)
03.Ağustos.2013 - Her ne kadar denizcilik sektörü, tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşasa da, Ahmet Burak’ın 2 gemisi 4 kıtada sefer rekoru kırıyor. Denizcilikteki kriz, Burak'ı teğet geçiyor, gemicikler para basıyor (http://sozcu.com.tr/2013/gundem/gemicikler-para-basiyor.html).
20.Ağustos.2013 - Kurban olduğum Allah'ım verdikçe veriyor: Burak ve ortağının gemilerinin sayısı 5'e çıkıyor. (http://sozcu.com.tr/2013/gundem/burak-ve-ortaginin-gemi-sayisi-5-oldu.html)
---------------------
Allah daha çok versin Burak kardeşimize, verecek de. Bizler yeter ki nazar etmeyelim ne olur, çalışalım bizim de olur.
Nedir yani o kadar büyütecek, alt tarafı bir gemicik ortalama 10 milyon dolar (http://www.denizhaber.com.tr/sektorden/46024/ahmet-burak-erdogan-bir-gemi-daha-aldi-denizhaber-recep-canpolat.html) (eski para 20 trilyon) değerindeymiş.
N'olmuş yani 5 geminin ortağıysa? Çalış, kazan, sen de ol...
Han-ı Yağma
Bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor - şu milletin hayatıdır
Şu milletin ki mustarip, şu milletin ki muhtazır
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir
Şu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı zi-safa sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var
Bu sofra iltifatınızdan işte ab ü tab umar
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı can-feza sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malini
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı pür-neva sizin
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin.
Tevfik Fikret
Erdem Alaca
23-08-2013, 22:13
Sn. Evrensel-insan'ın isteği üzerine, önceleri yazmış olduğum bir yazının link'i:
İnkarcılar Aciz mi, Üstün mü? (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=32751)
evrensel-insan
23-08-2013, 22:34
Sn. Evrensel-insan'ın isteği üzerine, önceleri yazmış olduğum bir yazının link'i:
İnkarcılar Aciz mi, Üstün mü? (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=32751)
Tesekkurler. Daha once okumustum. :)
Ben "eski yazi" diyince, bu sitede yazdigin bir yazi olarak dusunmemistim.
Erdem Alaca
23-08-2013, 22:53
Rica ederim sn.evrensel-insan...
Erdem Alaca
25-08-2013, 16:27
Sn. Levent Kırca'nın bugünkü köşe yazısından bir bölüm.
http://imageshack.us/a/img809/1489/jrs4.jpg
Erdem Alaca
30-08-2013, 19:33
Az kaldı usta, ha gayret!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Yeni Çiftlik Bulvarı'nın açılışında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
...
Mustafa Kemal emir verdi işgal kuvvetlerini temizledi.
Düşman İzmir’e kadar sürüklendi.
30 Ağustos Zafer Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutluyoruz.
Bundan 5 gün önce Malazgirt Zaferini kutladık.
Gençlik ve Spor Bakanlığımız 15 bin Alparslan’ı bir araya getirdi.
O büyük atmosfer bir kez daha hissedildi.
Neden yaptık? Bugünün gençliği 900 yıl önce dedesi Alparslan’ı ruhunu anlasın diye.
Allah'a hamd olsun şehitlerine sahip çıkan bir gençlik var bugün.
Zaferlerine sahip çıkan bir gençlik var.
1071′deki zaferimizi bizim gençliğimiz bunu gitti kutladı. Kaynak (http://sozcu.com.tr/2013/gundem/basbakan-erdogan-konusuyor-4.html)Gerçi gene Atatürk diyemiyorsun henüz, ama olsun; "iki ayyaş" tan sonra bu da büyük bir başarıdır.
"30 Ağustos Zafer Bayramı’nı büyük bir coşkuyla kutluyoruz."
Evet doğru. Gözlerim yaşardı bugün hakikaten.(!)
"15 bin Alparslan’ı bir araya getirdik"
"1071′deki zaferimizi bizim gençliğimiz bunu gitti kutladı."
Of, of, of...
Bu kadarını da yapma ustam, kankan Apo fırçayı atacak bak, bir yerine gelmez umarım.
Bu iflah olmaz ulusalcılardan(!) kime hayır gelmiş ki bugüne kadar, sen onları kolluyorsun? Boşver ustam...
Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen arasında gerçekleşen bir savaştır. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son savaş" olarak bilinir. wikipedia (http://tr.wikipedia.org/wiki/Malazgirt_Meydan_Muharebesi)Başlıkta dediğim gibi, Büyük Usta'nın; "En büyük Atatürk'çü benim!" diye haykıracağı günleri görmemize az kaldı.
Hayaldi, gerçek oluyor. Ölsemde gam yemem artık.
Erdem Alaca
01-09-2013, 04:01
Levent Kırca ve Fatih Altaylı'dan kısa kesitler.
Sana da takıyım ağbicim? :)"Teke Tek" den ziyade "Olacak O Kadar" tadında.
73531732
Erdem Alaca
07-09-2013, 16:54
İLKELERDEN “ATATÜRK İLKE VE İNKILÂPLARINI BENİMSEMİŞ BİREYLER YETİŞTİRİLİR” HÜKMÜ ÇIKARILDI
Yeni yönetmelik ile ortaöğretim ilkelerinde değişiklik yapıldı. Buna göre ortaöğretim kurumları işlevlerini Türk millî eğitiminin genel ve özel amaç ile temel ilkeleri doğrultusunda, evrensel hukuka, demokrasi ve insan haklarına uygun; öğrenci merkezli, aktif öğrenme ve demokratik kurum kültürü anlayışıyla yerine getirecek.
Yapılan değişiklikle, daha önce ortaöğretim ilkeleri arasında yer alan “Öğrenciler, Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemiş, temel demokratik değerler ile donanmış, araştırma, sorgulama, eleştirel düşünme, problem çözme ve karar verme becerileri gelişmiş; hayat boyu öğrenen, insan haklarına saygılı, mutlu bireyler olarak yetiştirilir” hükmü de diğer 16 fıkra gibi yürürlükten kaldırıldı.
Kaynak (http://http://sozcu.com.tr/egitim/lise-ogrencilerine-evlilik-vizesi.html)
Vah Büyük Usta vah... Bu nasıl bir kinmiş, nasıl bir nefretmiş senin bugün o mevkide olmanı borçlu olduğun ulu öndere karşı?
Bir şiir yazdım bunun üzerine senin için,
Ortaya çıktın "Herkesi kucaklıyoruz" diye
Renkli bir görüntün vardı ilk günlerde
O millet ki sana her türlü imkanı sağladı
Sırf sen bu ülkeyi daha iyi yerlere getiresin diye
Perşembenin gelişi Çarşamba'dan belliydi oysa
Unufak ettin herşeyi, ileri demokrasi dediğin şey buysa,
Çoluk çocuk demeden tıktın içeri herkesi
Oysa suçları sadece senin diktatörlüğünü protesto etmekti
Cömert'ler, Sarısülük'ler senin yüzünden canından oldu
Umarım gece rahat uyuyamazsın, senin sayende kaç fidan soldu
Gerçi ne desek boş sana, sen akıllanmazsın
Uzatmaları oynuyorsun artık, dilerim hakettiğini bulur da bir daha kimseye kötülük yapamazsın...
Erdem Alaca
08-09-2013, 22:07
...
Dün gece geç saatte hanımla kendime yemek almaya dışarı çıktım, civarda bir Burger King var, oraya girdim.
Elemanlar her zamanki gibi telaşlı, "Stikhaus geliyor mu lütfeeennn" tarzı özenti konuşmalar (kurallar icabı).
Bana bakacak eleman fırladı geldi, "Hoşgeldiniz beyfendi, ne istersiniz?".
Elemanı şöyle bir süzdüm, tam kıçı-başı oynayan tiplerden, rahat duramıyor olduğu yerde.
Zaten ayar oluyorum bu özenti konuşmalara, başladım ben de ara sıra yaptığım bir sululuğa:
(Erdem) "Şimdi bu bıkkıng'la vuhopper arasında ne fark var kardeş?"
(Yazdığım gibi söylüyorum)
Eleman kıkırdamaya başladı, tutamıyor kendini. Demiştir kendi kendine "Ulan kıroya bak, konuşmaya bak!"
"Gülme :)" dedim elemana,
"Ben de biliyorum nasıl söylendiğini de, böyle habire müşteriler falan özenti özenti konuşuyorlar ya:
'Eeee, bir tane dabılVopır menu istiyoruum, yanına lütfen 12'li oniyonrings, eee içecek de liptın ays ti elmalı istiyorum.'
Ben de inat olsun diye böyle konuşuyorum buralara geldiğim zaman." dedim...
...
Topu müşterilere attım ama aslında hem o tarz müşterilere hem de o elemanların (zorunluluktan) o şekil konuşmalarına ayar oluyorum illaki.
Neyse, eleman Big King ile Whopper arasındaki farkı anlatıyor, ama ben inatla o "Big King şöyle" dedikçe "bıkkıng"; "Whopper böyle" dedikçe "vuhopper" diye düzeltiyorum, çocuğun bayağı asabı bozulmuştur.
...
Yani bu kraldan çok kralcılığa gerek var mı?
Yabancı ülkelerde elin oğlunun canı kebap mı çekti, tutup kendini zorlamıyor ki,"I want to eat Kar-ı-şık Voahli Kebbab, please serve more Dommatties and Köozlehnmish Patlicaan" diye, "Törkiş kabaap" diyor geçiyor...
Erdem böyle bir adam işte, takıntılı. :)
evrensel-insan
08-09-2013, 22:32
...
Dün gece geç saatte hanımla kendime yemek almaya dışarı çıktım, civarda bir Burger King var, oraya girdim.
Elemanlar her zamanki gibi telaşlı, "Stikhaus geliyor mu lütfeeennn" tarzı özenti konuşmalar (kurallar icabı).
Bana bakacak eleman fırladı geldi, "Hoşgeldiniz beyfendi, ne istersiniz?".
Elemanı şöyle bir süzdüm, tam kıçı-başı oynayan tiplerden, rahat duramıyor olduğu yerde.
Zaten ayar oluyorum bu özenti konuşmalara, başladım ben de ara sıra yaptığım bir sululuğa:
(Erdem) "Şimdi bu bıkkıng'la vuhopper arasında ne fark var kardeş?"
(Yazdığım gibi söylüyorum)
Eleman kıkırdamaya başladı, tutamıyor kendini. Demiştir kendi kendine "Ulan kıroya bak, konuşmaya bak!"
"Gülme :)" dedim elemana,
"Ben de biliyorum nasıl söylendiğini de, böyle habire müşteriler falan özenti özenti konuşuyorlar ya:
'Eeee, bir tane dabılVopır menu istiyoruum, yanına lütfen 12'li oniyonrings, eee içecek de liptın ays ti elmalı istiyorum.'
Ben de inat olsun diye böyle konuşuyorum buralara geldiğim zaman." dedim...
...
Topu müşterilere attım ama aslında hem o tarz müşterilere hem de o elemanların (zorunluluktan) o şekil konuşmalarına ayar oluyorum illaki.
Neyse, eleman Big King ile Whopper arasındaki farkı anlatıyor, ama ben inatla o "Big King şöyle" dedikçe "bıkkıng"; "Whopper böyle" dedikçe "vuhopper" diye düzeltiyorum, çocuğun bayağı asabı bozulmuştur.
...
Yani bu kraldan çok kralcılığa gerek var mı?
Yabancı ülkelerde elin oğlunun canı kebap mı çekti, tutup kendini zorlamıyor ki,"I want to eat Kar-ı-şık Voahli Kebbab, please serve more Dommatties and Köozlehnmish Patlicaan" diye, "Törkiş kabaap" diyor geçiyor...
Erdem böyle bir adam işte, takıntılı. :)
"bikking" nedir, be yaw! :)
Digerleri anlasiliyor da, o pek anlaslmiyor.
Dur bir tahmin yapayim "big mac" mi?
Zannedersem biri sade "big Mac" digeri yani "whopper" ise yaninda chips ve icecekli bir paket.
Erdem Alaca
08-09-2013, 22:36
"bikking" nedir, be yaw! :)
Digerleri anlasiliyor da, o pek anlaslmiyor.
Dur bir tahmin yapayim "big mac" mi?
Zannedersem biri sade "big Mac" digeri yani "whopper" ise yaninda chips ve icecekli bir paket. "Bıkkıng", bıkkınlık geldi özenti konuşmalarınızdan manasında :)
Şaka, "Big King" diye bir ürünü varya Burger King'in, köftesi Whopper'a göre biraz geniş, biraz da soğanı, yeşilliği bol, bir de mozarella peyniri var, o ürün.
"Big Mac" galiba McDonals'ın olması lazım sn.evrensel-insan...
evrensel-insan
08-09-2013, 22:48
"Bıkkıng", bıkkınlık geldi özenti konuşmalarınızdan manasında :)
Şaka, "Big King" diye bir ürünü varya Burger King'in, köftesi Whopper'a göre biraz geniş, biraz da soğanı, yeşilliği bol, bir de mozarella peyniri var, o ürün.
"Big Mac" galiba McDonals'ın olması lazım sn.evrensel-insan...
Tamam, anlasildi.
Neyse, daha fazla "bikkinlik" gelmesin! :)
Erdem Alaca
08-09-2013, 22:50
EstağfurMitra :)
Erdem Alaca
16-09-2013, 03:31
Başlıktaki gibi, harbiden gergin bir gün oldu benim için bugün, kaç türlü hemde... Bari dedim, sevdiğim bir yemek tarifini yazayım da biraz gerginlikten uzaklaşayım. Belki birinin işine de yarar. Başlayalım:
Melemen (E.Alaca Usulü)
Malzemelerimiz:
- 3 yumurta
- 1 orta boy domates
- 150g. taze kaşar
- 1 büyük boy patates
- Salça
- Tereyağ
- Tuz, biber
- Sıvıyağ
- Peçete
Önce patatesimizi soyup küçük küpler halinde dilimleyelim, ve sıvıyağda kızartalım. Kızarmış patateslerimizi peçetelerin üzerine serelim, yağını iyice çeksinler.
Kaşar peynirini de ince ince dilimleyelim, domatesimizi de aynı patates gibi mümkün olduğunca küçük küçük, küp küp dilimleyelim.
Sonra tereyağını tavaya güzelce yedirelim, ve kısık ateşte başlayalım pişirmeye.
Yumurtalarımız kıralım, bir çanakta güzelce çırpalım, iyice karışsın. Sonra kızmış olan tereyağına yumurtaları, kaşar peynirini, patatesleri, domatesleri atalım. Bir miktar (renk verecek kadar) salça ve göz kararı tuzumuzu da ilave ettikten sonra olay tamamdır. Tavanın üstünü kapatalım ve kısık ateşte yemeğimizi pişirelim (ara ara tahta bir kaşıkla karıştıralım).
Ne çok pişmiş, ne çok çiğ olmalı yumurtalar; bu hale gelince yemek hazırdır.
Afiyet olsun...
Erdem Alaca
19-09-2013, 02:46
Bir karikatür anlatımı
Seneler önce bir mizah dergisinde görmüştüm, çok istedim bulup da forumda paylaşayım diye ama bulamadım; anlatmak istedim ben de...
Karikatürde perspektiften bir otobüs görüyoruz, hac kafilesi taşıyor,
http://www.anamurbulten.com/images/haberler/ilk_hac_kafilesi_yola_cikti_h169.jpg
Yanlız düşünün ki ortalarda bir yerde insanlar değilde, iki adet eski tip duvar saatlerinden var;
http://www.bebekresimlerim.com/data/media/104/bebekresimlerim-com-saatler.jpg
Dışarıda da iki vatandaş var, otobüsü yandan görüyorlar, ".... Hac Turizm" yazılı otobüste.
Biri diğerine diyor ki:
"Abi, helal olsun şu Caponlara be! Baksana ezan okuyan saatlerden sonra şimdi de hacca giden saatler yapmışlar!"
----------
Seneler geçti, hala gülüyorum aklıma gelince.
Zeki adamlar şu karikatüristler...
Olimpiyat
19-09-2013, 11:36
O yanlışı ben de yapmıştım, sonra utandım kendimden.
Geçenlerde iki kız, bana (nt) yi sordu (Hani şu Fethullahçıların kitabevi). NİL kırtasiye ile TUNA kırtasiyenin birleşmesi ile oluşmuş ve başharflerini almışlar.
Yani okunuşu NeTe olmalı.
Kızlar da bana öyle söyledi.
-Buralarda NeTe mağazası varmıi, nerede dedi.
Ben de:
-NeTe mi bilmiyorum...Haaaa siz (Enti) yi soruyorsunuz dedim ve kızlara tarif ettim.
Hayır, zaten yabancı da değil ki, Türkçe iki kırtasiye isminin birleşmişi.
Erdem Alaca
23-09-2013, 21:23
Kedi Testi
Biri Türk, diğeri Fransız iki otomobil fabrikası sahibi bir yemekteymişler. Türk olan sormuş:
"Siz arabaların iç yalıtımın kalite-kontrol testini nasıl yapıyorsunuz?"
Fransız:
"Kedi testi yaparız. Geceden her arabaya birer kedi bırakırız. Sabaha eğer kedi ölmüşse, araç kalite kontrolden geçer, yok kedi yaşıyorsa geçmez. Siz nasıl yapıyorsunuz?"
Türk:
"Benzer bir şekilde aslında, biz de geceden her arabaya birer kedi bırakıyoruz. Eğer sabaha kedi oradaysa, araç testi geçmiştir; yok eğer kedi kaçmışsa, test başarısızdır."
Erdem Alaca
29-09-2013, 23:38
Musiki... Ruhumuzun biricik gıdası.
Aşağıda sevdiğim bazı parçalar var, ilki eski versiyonlar, ikincisi yeni versiyonlar. İki versiyon arasında yıllar var her parçada, teknoloji ilerlemiş, müzik kuramı-tekniği ilerlemiş, en önemlisi insanlar entellektüel açıdan ilerlemiş... Bu da haliyle üretilen müziğe yansıyor.... Mu?
Ya Seninle Ya Sensiz - Işıl Yücesoy
Yarıdan sonra pikabın motor devri düşüyor zannedersem, parça hafif ağlıyor, ancak bulabildiğim en temiz kayıt bu, idare edelim.. Pikap işi bizim CD'lere benzemiyor, 30 bin dolarlık sadece iğneler var piyasada :)
61tfvkydtTI
Ya Seninle Ya Sensiz - Kıraç
WCQvoDaiHLY
______________________
Resimdeki Gözyaşları - Cem Karaca
D5_zZJ3IBWE
Resimdeki Gözyaşları - Emre Altuğ
1kPoDcew-mU
____________________
Dere Boyu Kavaklar - Barış Manço
Konuyla alakasız olarak klipteki pianist/orgcunun çizmelere dikkat :)
__YpnL3427M
Dere Boyu Kavaklar - Murat Kekilli
oYqN4o9Xvxg
____________________
Arkadaşımın Aşkısın - Juanito
yVkuouJFKLU
Arkadaşımın Aşkısın - Teoman
pT8ZC7yfsyQ
_____________________
Sevenler Ağlarmış - 3 Hürel
8QL1JzeAjAs
Sevenler Ağlarmış - Haluk Levent
eBxi5l3R5BI
...
5 tane yeter şimdilik...
Erdem Alaca
30-09-2013, 00:05
İlave: Işıl Yücesoy'la Cem Karaca'ya oturup içesim geldi şimdi. Alkol kullanan bir adam değilim (zaten yasak->antidepresanlar); işte böyle şu anki gibi eserse, senede 8-10 kere iki bira içerim.
Aaa? Lakin gel gör ki saat 22:00'yi geçmiş, bu hevesimiz kursağımızda kalacak. Yazzzz bunları bir kenara ey Tayyiiiiip! Yaz!
---------------
Yönetici arkadaşlarıma not: Düzenleme sürem bittiğinden ilaveyi yapamadım, ayrı mesaj oldu. Mümkünse birleştirilmesini rica ederim...
Erdem Alaca
30-09-2013, 05:54
Kısadevre Durumları
Sen nesin bre hatun!
Gecenin bir yarısı düşüverdin yine aklıma. Sanki yanıma gelecekmişsin gibi, sanki verecekmişsin gibi elini bana.
Dinsiz adamın dini oldun nerdeyse; yapma, ayıptır! Elalem öküz möküz diyor senin yüzünden bana; yazıktır, günahtır.
Dedikleri doğru işte, kulakların büyük, burnun şekilsiz, ağzın yamuk, bir ton makyaj yapıyorsun.
O kadar boyayı ben bi tarafıma sürsem, o da güzel gözükür ne var yani?
En son seni bir fotoğrafta hamileyken, üstelik de mayolu olarak gördüm, balina kasa Mercedes gibiydin işte.
(Kedi uzanamadığı ciğere mundar dedi)
Yok, bu gerçekten psikolojik bir vaka, yakın zamanda zaten randevum var psikiyatristimle, de nasıl anlatacağım seni? Ya tutar o da sana çirkin, mirkin derse? Döver misin, sabaha mı bırakırsın?
Kızım, ola ki birgün benimle tanışıp arkadaş olma şerefine nail olursan seninle yatak olayımız asla olmamalı - en fazla elini tutmalıyım, kokunu içime çekmeliyim, daha fazlası "Tehlikeli ve Yasaktır" olmalı.
Yatak, yorgan başladı mı biter bu derin hissiyatlar sonra, her kadında olduğu gibi - istemiyorum seninle böyle olsun, sen özelsin.
Yanaklarından öpüyorum güzelim, gene yazacağım sana... Kocan olacak o adama söyle, yanlış yapmasın sana, üzmesin seni. Şimdilik hoşçakal...
http://newsencore.com/wp-content/uploads/2013/07/1363964447.jpg
Erdem Alaca
01-10-2013, 02:37
a) Bir Nostalji
Kırk kartal, kırkı kalkar, kırkı konar.
Şemsipaşa Pasajı'nda sesi büzüşesiceler.
Ne kadar hızlı söyleyebilirsin?
b) Bir Bilmece (Huysuz Virjin'den)
Başı büyük, beli ince, sevinir içeri girince?
Cevap: kaşık
c) Soğuk Bir Fıkra
Adamın biri yabancı kasabada bir bara gitmiş. Bar kalabalık, herkes güzel güzel muhabbet ediyor; ancak yarım saatte bir falan biri kalkıyor ve:
"Beyler 26 numara", "Arkadaşlar 19 numara", "4 numara!" gibi bağırıyormuş; akabinde de bütün bar gülmekten yıkılıyormuş.
Bizim adam bir şey anlamamış, barmene bunun ne olduğunu sormuş.
Barmen:
"Biz çok uzun zamandır hep birlikteyiz. Birbirimize anlattığımız fıkraları zaten hepimiz ezbere biliriz, onlara birer numara verdik; aklına fıkra gelen fıkranın tamamını anlatmaz da numarasını söyler.
Sonra dinleyenler o numaradan fıkrayı hatırlar ve güler..."
"İlginç" diye düşünmüş bizim adam. 10-15 dakika sonra bu sefer o kalkmış ayağa ve: "Beyler, 42 numara!" diye bağırmış.
Yalnız barda kısa süreli bir sessizlik olmuş, ve sonra herkes muhabbetine geri dönmüş.
Bizim adam biraz tuhaf olmuş, barmene sormuş:
"E ben anlatınca neden kimse gülmedi?"
Barmen: "Beyefendi fıkrayı hiç güzel anlatamadınız da ondan."
Finito.
Erdem Alaca
04-10-2013, 00:07
İğrenç Fırsatçılar
Bugün de şahit oldum, daha önce de pek çok kere şahit olmuştum.
Trafiğin aktığı caddeye bakıyorum vasıta beklerken; birden uzaklardan bir siren sesi geliyor, bir ambulans.
Hızlı da geliyor, belli ki içerideki hastanın durumu ağır - ya da belki ambulans boş, hastayı almak için hızlı gidiyor; bilemem.
Her halükarda ortada "acil müdahale bekleyen" bir hasta var mı, var.
...
Şimdi şöyle bir manzara var: Bu ambulansın arkasına illa ki 3-5 fırsatçı yapışmış durumda.
Yani, trafik sıkışık; siren sesini duyan sol şeritteki sürücüler ambulansa yol açıyorlar haliyle. Bu durumda sağ iki şerit daha da sıkışmış oluyor.
Dönelim arkadaki fırsatçılara...
Bunları nasıl değerlendirmeli bilmiyorum.
Can pazarı yaşanan bir durumda, sen tut sıkışık trafikten kurtulmak için ambulansın kıçına yapış???
Bir uyanık sizsiniz değil mi?
İlaveten şu da var: Ambulansın arkasındaki fırsatçı konvoy -araya başka fırsatçılar dalmasın diye- neredeyse birbirine yapışık gidiyorlar.
Eskaza ambulans ani bir fren yapmak zorunda kalsa, al sana zincirleme kaza.
Saniyelerin değerli olduğu bir can pazarında, bilmem ki ne kadar vakit heba oldu?
...
Ahlaken tamamen yozlaşmışız artık herhalde...
Böyle bir davranışı sergileyen sürücülerin kafa yapısını şöyle yorumlayabilirim:
"Başlarım senin hastana da, ölüne de, dirine de.
Ama iyi oldu hastanelik olduğun, sayende eve 15 dakika erken varacağım.
Keşke her trafiğe çıktığımda biri böyle nalları dikiyor olsa..."
Aşağı yukarı böyle bir kafa yapısı olması lazım.
Yazık.
Erdem Alaca
04-10-2013, 03:36
Ena gogaharare (*)
Hep böyle derdin sen bana. 20'ye yakın torunun vardı, ama içlerinde en çok beni severdin. Diğer torunlar şaka yollu takılırdı sana, "hep mi Erdem be annane/babane" diye. Sen böyle biraz mahcupça:
"E ama o zor doğdu, ölümden döndü" (**) der çıkardın işin içinden. :)
Nerden düştün gecenin bu vakti aklıma bilmem ki? Asıl mesele, belki 2 sene olmuştur aklıma gelmeyişin, ben nasıl bunu yapabildim?
Ben de seni çok seviyordum annane, ama gözden ırak-gönülden ırak mı oldu burada da?
Hayvanlık işte bendeki.
...
Sırf çok üzülmeyeyim diye, sen vefat ettiğinde bana haber bile vermediler, başka şehirdeydim biliyorsun; o bana çok koymuştu - cenazene bile gelememek, senin tabutunu taşıyamamak.
Ama yine aynı ben, aradan 23-24 sene geçmiş; daha bir kez olsun mezarına gelmedim. Bu da başka bir hayvanlık.
...
Halk ozanı gibi bir şeydin sen; sevenlerin o kadar çoktu ki - cenazene akın akın, olmayacak yerden seni sevenler gelmiş. Bunu başarabilmek önemli işte, ben yapabilir miyim acaba? Mümkün değil...
Neydi bunun sebebi? Dürüstlüğün başta, insanı sevmen, merhamet duygun ikinci-üçüncü sırada... Ne mutlu sana!
...
Çok sıkıntılar çekmiştin, erken yaşta dul kalmıştın. Savaş yıllarında fındık kabuğunu öğütüp ekmek yaptığınız günleri anlatırdın sık sık.
Korkar ve nefret ederdin savaşan, şimdi bak bakalım oralardan annane; ne düşünüyorsun bizim Büyük Usta hakkında?
...
Hep benim çocuklarımı görmek istediğini söylerdin; yaşarkensen mümkün olmadı bu. Şimdi iki taneler keratalar :) ; biri ilkokula başladı, diğeri yaşını dolduracak daha. Görseydin onları da "gogaşurare(***)" diye sevecektin mutlaka; ah seni seni... :)
...
Özledim seni be annane. Bu ölüm denilen illet kötü yahu; kişi toprağa gidiyor, ama silueti, anılarımız her daim beynimizde.
...
Şimdilik bu kadar yazabiliyorum meleğim annanem, zira gözkapaklarımı tutamıyorum, çok uykum geldi. Gene yazarım belki, bizim de biz ölünce bize birşeyler karalayacak torunlarımız olur umarım.
Rahat uyu melek,
Torunun Erdem.
________________________
(*) gogaharare: Laz'ca "çok kıymetli, çok sevdiğim" manasına geldiğini söylerdi rahmetli.
(**) O zamanlar sezaryan, ultrason, vs. yok. Kafam biraz büyükmüş, annemin vajinasından çıkamamış, "forsepst" midir nedir, öyle bir adı vardı; o aletle kafamdan tutup öyle çıkartmışlar beni, tabii belli bir müddet beyine oksijen gitmemiş. Yaşamam bir mucizedir.
(***) gogaşurare: Gogaharare'nin kızlar/dişiler için söylenen versiyonu. (Gogaharare sadece erkekler içinmiş)
Erdem Alaca
04-10-2013, 13:21
Parfümcüüüü...
Elinde orta boy bir heykelle dükkan dükkan dolaşıp, "-Heykel lazım mı abi?" diye soran seyyar satıcıya da şahit oldum; ama bu anlatacağım daha bir tuhaf...
Seneler önce, Hürriyet gazetesi okumaktayım; bir ara bir furya başladı, boy boy ilanlar; -biraz hatırlayabildiğim kadarı, birazını da sallıyorum- şunun gibiydi:
Hindistan'ın bilmem neresindeki bölgenin bilmem ne ağacının bilmem ne yaprağından damıtılan, tıbben afrodizyak etkisi kanıtlanmış özütüyle ....... parfümünü üzerinize sürdüğünüzde, artık yanınızdan geçen her 10 kadından 8'i sizi arzulamaktan kendini alıkoyamayacak.
Bu, tıbben kanıtlanmış bir gerçektir. (düzmece bir rapor da vardı belki)
Derken bir gün Emin abinin (Çölaşan) canına tak etti, tuttu bir yazı yazdı bununla ilgili. Yine hatırlayabildiğim kadarıyla; (arşivlerde bulamadım yazıyı)
"...utanmadan süsleyip-püsleyip sanki gerçekmiş gibi lanse ediyorlar bu beş para etmez ürünü.
Saf Anadolu delikanlısı bulup buluşturuyor parayı, veriyor siparişi, geliyor parfümü, bir hevesle sürünüyor bolca, sonra gidiyor bir çay bahçesine oturuyor...
Tabii ne gelen var ne yanaşan. Delikanlı kandırıldığını iş işten geçtikten sonra anlıyor, iade etmekten de utanıyor; üzerine bir bardak soğuk su içiyor.
Yok mudur bu sahtekarlığa dur diyecek bir devlet büyüğü???
Tabii bu yazıdan sonra ne o reklamlar kaldı, ne o parfümler - gereği yapılmıştı.
Yapılmıştı da, ya o ana kadar kandırılan gençler? Paraları?
Az buz da rakam değildi, misal; bugünün parası 200.TL bir şişesi - 3.TL etmeyecek bir ürünü böyle bir rakama pazarlıyorlardı.
Mahkeme aşaması, sonrası, vs. ne oldu bilmiyorum. Ama bence burda önemli olan, "bu ülkede bunu yapacak cesareti insanların nereden bulduğu" dur.
Cezası yok denecek kadar az muhtemelen, o yüzden böyle bir terbiyesizliğe kalkışmakta sakınca görmemiş o parfümü piyasaya sunanlar.
Yazıklar olsun.
Sizin hanım bu Penelope sevdasına bir şey demiyor mu? :)
Erdem Alaca
04-10-2013, 20:09
Sizin hanım bu Penelope sevdasına bir şey demiyor mu? :)Bilse oyar kabak gibi... :)
O da bu siteye üye falan değil inşallah ha sn.murted?
Yakarsınız beni, kovulunca bakarsınız bana sonra, söyliyeyim... :)
Erdem Alaca
05-10-2013, 01:34
Dünyanın çeşitli ülkelerinden feminist kadınlar bir vesileyle toplanmışlar, birbirleriyle sohbet ediyorlar.
Alman kadın: "Birgün dedim ki kocama, "Bana bak, artık ben çok yoruluyorum, bana en azından mutfak işlerinde yardım et.
Birinci gün birşey görmedim, ikinci gün baktım bulaşıkları yıkamaya başlamış."
İtalyan kadın: "Ben de dedim ki, hayat müşterek madem, bundan sonra evin temizliği sana ait, diğer işleri bana...
Birinci gün birşey görmedim, ikinci gün bir şey görmedim, üçüncü gün elektrik süpürgesini açmış, halıları süpürüyor."
...
Sıra Türk'e gelmiş:
"Bir gün canıma tak etti, bak bey, dedim; ben her işe yetişemez oldum; bari en azından bulaşıkları artık sen yıka.
Birinci gün birşey görmedim, ikinci gün birşey görmedim; üçüncü gün sağ gözüm biraz görür gibi oldu."
Erdem Alaca
14-10-2013, 11:14
23 sentlik askere dair
Mister dallas,
Sizden saklamak olmaz,
Hayat pahalı biraz bizim memlekette.
Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,
Koyun eti,
Ankara'da 23 sente,
Yahut bir kilodan biraz fazla mercimek,
Elli santim kefen bezi yahut,
Yahut da bir aylığına
Yirmi yaşlarında bir tane insan
Erkek,
Ağzı burnu, eli ayağı yerinde,
Üniforması, otomatiği üzerinde,
Yani öldürmeye, öldürülmeye hazır;
Belki tavşan gibi korkak,
Belki toprak gibi akıllı,
Belki gençlik gibi cesur,
Belki su gibi kurnaz,
(her kaba uymak meselesi)
Belki ömründe ilk defa denizi görecek,
Belki ava meraklı, belki sevdalıdır.
Yahut da aynı hesapla mister dallas,
(tanesi 23 sentten yani)
Satarlar size bu askerlerin otuzbeşini birden
İstanbul'da bir tek odanın aylık kirasına,
Seksen beş onda altısını yahut,
Bir çift ıskarpin parasına.
Yalnız bir mesele var mister dallas,
Herhalde bunu sizden gizlediler.
Size yirmi üç sente sattıkları asker,
Mevcuttu üniformanızı giymeden önce de,
Mevcuttu otomatiksiz filan,
Mevcuttu sadece insan olarak,
Mevcuttu,
Tuhafınıza gidicek,
Mevcuttu
Hem de çoktan mı çoktan
Daha sizin devletin adı bile konmadan.
Mevcuttu, işiyle gücüyle uğraşıyordu,
Mesela mister dallas,
Yeller eserken yerinde sizin new york'un,
Kurşun kubbeler kurdu o,
Gökkubbe gibi yüksek,
Haşmetli, derin.
Elinde Bursa bahçeleri gibi nakışlandı ipek.
halı dokur gibi yonttu mermeri
Ve nehirlerin bir kıyısından öbür kıyısına
Ebem kuşağı gibi attı kırk gözlü köprüleri.
Dahası var dallas,
Sizin dilde anlamı pek de belli değilken henüz
Zulüm gibi,
Hürriyet gibi,
Kardeşlik gibi sözlerin,
Dövüştü zulme karşı o,
Ve istiklal ve hürriyet uğruna
Ve milletleri kardeş sofrasına davet ederek
Ve yarin yanağından gayri her yerde,
Her şeyde,
Hep beraber
Diyebilmek için,
Yürüdü peşince bedrettin'in…
O, tornacı hasan, köylü memet, öğretmen ali'dir,
Kaya gibi yumruğunun son ustalığı,
922 yılı 9 eylülü'dür.
Dedim ya, mister dallas,
Herhalde bütün bunları sizden gizlediler.
Ucuzdur vardır illeti.
Hani şaşmayın,
Yarın çok pahalıya mal olursa size
Bu 23 sentlik asker,
Yani benim fakir, cesur, çalışkan milletim,
Her millet gibi büyük Türk milleti.
Nazım Hikmet Ran, 16.07.1953
Nazım Hikmet'in; "Kuzey Atlantik Paktı'na (NATO) en ucuz askeri Türkiye'den temin ediyoruz (1953)" diye beyanat veren Amerikan dışişleri bakanı Dallas'a cevaben, memleketinden uzaktayken (Moskova sürgününde) yazdığı şiir olduğu bilgisini okudum.
Bu anlamlı şiir, bu forumda daha önce şurada da (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4074&page=11) paylaşılmış.
Erdem Alaca
15-10-2013, 00:02
Sn. Bekir Coşkun'un 12.Ekim.2013 tarihli köşe yazısı:
Biz de İneğe Girdik...
Deveye giren var...
İneğe giren var...
*
Kaçan danayı kaç aile çoluk çocuk kovalıyorsa, demek ki o kadar hisse...
*
“Alo dana kaçtı” hattı kuruldu...
Camdan bakıyorsun, ipi duruyor, ipin ucunda dana yoksa... Çeviriyorsun “Alo dana kaçtı hattı”nı, zabıta yetişiyor...
Tam teçhizatlı; halat, zincir, bayıltma tüfeği, minibüs, vinç, dürbün...
“Dürbün niye?” derseniz, saklanan dana da var, öyle demeyin...
*
Bu bilgileri veriyorum, çünkü sizin aldığınız o yanaşma gazetede okuyamazsınız, imamın canı sıkılmasın diye kurbanda yaşanan vahşeti korkularından veremiyorlar artık...
*
Dana kaçtı...
Baktın ipin ucunda yok...
İlk iş durduğun yerde diklemesine koşuyor gibi yapıp “Dana kaçtı” diye bağırmak, ki “danaya giren” hisse sahipleri yetişsin...
Ve “Alo dana kaçtı hattı”nı arayacaksın...
*
Unutmayın, derisi cemaatedir...
Eskiden o derilerle Türk Hava Kurumu, genç pilotlar yetiştirip, uçak modelleri geliştirip, eğitim uçakları uçururdu...
Binlerce pilot yetiştirildi bugüne kadar...
Aynı tarihlerde tarikat şıhının uçağı yoktu, onu ise müritleri uçururdu:
“Dün gece Kudüs’e vardı geldi...”
“Hicaz’a da gider gelir...”
“Hüseyin görmüş, hiç havadan inmedi dedi...”
*
Ama zamanla Anadolu kentlerine charter seferleri koydular...
Müritler de uçmaya başladı...
Şıh yerde...
Herkes uçmaya başlayınca, canı sıkıldı bu işe...
Neyse ki imam yetişti...
*
Kurban derilerinin tarikat ve cemaatlere verilmesini sağladılar...
Ki şıh uçsun...
Trilyonlar akacak ceplerine...
Gerici yapıyı güçlendireceği için, bir bakıma faydası dönüp dolanıp iktidaradır...
Kötürüm olsa uçar insan...
*
Siz de bir canlıyı yatırıp kesmenin “ibadet” olduğuna inanıyorsanız...
Allah kabul etsin...
Çocuklar görmesin ama...
Yazının orjinal web sayfası. (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=446694&kn=885&ka=4&kb=5&kc=885)
Erdem Alaca
15-10-2013, 20:08
Onlar bizim güvende olmamız, vatanın bölünmezliği, bayrağımızın ilelebet dalgalanması için hayatlarını feda etmekten kaçmayan kahramanlardır.
Rahat uyuyunuz...
http://imageshack.us/a/img841/4496/pjko.jpg
http://imageshack.us/a/img18/6492/8irn.jpg
http://imageshack.us/a/img29/953/93t9.jpg
Taramalar: Bugünkü Sözcü gazetesi, 1. ve 8. sayfalar
Erdem Alaca
25-10-2013, 12:27
Sn. Bekir Coşkun'un bugünkü köşe yazısıdır (http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=448692&kn=885&ka=4&kb=5&kc=885):
Normalde Normal miyiz?
Akıl:
Giderken televizyonda dizi seyreden otobüs şoförü bir Türk’tü...
Devirdi tabii...
*
Fikir:
Normalde insanlar uçamaz...
Ama tarih kitaplarında “uçamadığı” yazılı olan tek kişi; bizim Hezarfen Ahmet Çelebi...
*
Algı:
Obama seçilince davul zurna halay çekip 44 kurban kesen tek yabancı ülke halkı bizdendi...
*
Bilgi:
Fransızlar o civara hiç gelmediği halde kırk sene “Şehrin Fransızlardan Kurtuluşu” kutlaması yapan il bizde... Vali “Kahraman Mardinliler, düşmanı kovaladığınız bu mübarek günde...” diye konuşma yaptı her sene...
Baktılar Fransızlar hiç gelmemiş...
Vazgeçtiler...
*
Zekâ:
Senden önce varıyor...
Evde yaptığın kakayla plajda karşılaşınca “Bunu kim yaptı?” de sen...
*
Hakkaniyet:
Kalemi, şemsiyeyi, kepçeyi, elbise asacağını, şapkayı, semaveri “suç aleti” sayan hukuku Türkler yaptılar...
*
Gayret:
Tatilde kapalıyken, açık olduğundan daha çok kanun (KHK) çıkartan yeryüzünün tek parlamentosudur TBMM...
*
Bilinç:
Bir kişiye oy verip, 327 kişiyi seçen ender demokrasi...
*
İnanç:
Devlette ilk üç sıra; imam, hacı, hoca...
*
Geldik...
*
İdrak:
İmamı seç...
‘Sonra öldük bittik, nedir, bu memleketin hali’ de...
*
Ama hiçbir işin normal değil ki canım kardeşim...
Daha pamuk tıkama var sırada...
25 Ekim 2013 - Cumhuriyet
Erdem Alaca
29-10-2013, 18:27
Sn. Bekir Coşkun'un bugünkü köşe yazısıdır: (http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/4646/Cumhuriyet_bir_nehirdir_-_Bekir_Coskun.html)
Cumhuriyet Bir Nehirdir...
“İki ayyaşın” dediğin Cumhuriyet
kutlanıyor bugün...
*
Bir bak...
Sokaklara, meydanlara, bulvarlara...
Pencerelere, balkonlara...
Yer gök Cumhuriyettir...
*
Sinsi baskınlar karşısında bir zaman
şaşkın donup kalsa da “ayyaşların”
çocukları...
Yüreklerdeki buzlar eridi...
Damlalara dönüştü yanaklarda...
Göz pınarları derelere...
Dereler ırmaklara...
Irmaklar artık bir nehir...
*
Onu durduramazsın...
Kendine benzetemezsin...
Yönünü değiştiremezsin...
Önüne geçemezsin...
Tersine çeviremezsin...
*
Çünkü o...
Aydınlıktır, ışıktır, barıştır, sevgidir,
saygıdır, çağdaşlıktır, demokrasidir,
özgürlüktür, bağımsızlıktır, uygarlıktır,
hukuktur, eşitliktir, kadındır, çocuktur,
erkektir, emektir, iştir, ekmektir,
gençtir, üniversitedir, eğitimdir,
kitaptır, kalemdir, sinemadır, tiyatrodur,
resimdir, heykeldir, müziktir, danstır,
baledir...
Yeryüzünün eşit, gelişmiş, modern
bireyi olmaktır...
Bir teki sende var mı?..
Yok...
*
Şevktir...
89 yıl önce uçağını, 50 yıl önce trenini
yapmaya başladı o Cumhuriyet...
Ama neredeyse bir asır sonra;
insanına yarım maaşa bir depo benzin
satıp... O parayla karşıya geçme işini
sen git Japona ver!..
*
Cumhuriyet azimdir...
*
Dön bir bak bugün...
Söylemiştim sana:
“Tersine akmaz nehir...”
*
Dinle...
Gümbür gümbür...
Bu işte o nehirdir...
http://www.cumhuriyet.com.tr/ext/images/yazarlar/yazar16.png
the man at the back
29-10-2013, 20:35
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=502115&postcount=67
Oğullarının yemin törenlerine almadıkları bu kadınları istismar etmeye utanmıyor mu bunlar? Sonra da kalkıp akp'yi din istismarcısı diye eleştirirler.
Erdem Alaca
01-11-2013, 17:34
Nefis bir yorum:
@ptaah (Sözcü) (http://sozcu.com.tr/2013/gunun-icinden/cok-seyi-tekrar-kazandik-399007/)
Namaz kıldığı, oruç tuttuğu, başını bağladığı için dövülen, saldırıya ve hakarete uğrayan birilerinin haberini hiç okudunuz mu?
Peki inançsız olan, oruç tutmayan ve bu yüzden dövülen veya öldürülenlerin haberini okudunuz mu?
PEKİ GERÇEK MAĞDUR KİM?
Erdem Alaca
02-11-2013, 20:54
odaTV, Mahmut Alınak'ın bugünkü köşe yazısından alıntıdır:
...
AÇIK ÇAĞRI
Hakkını aramadığın ve kölece sustuğun sürece evet, din kardeşisin, uslu çocuklar gibi başın okşanır. Ama… İnsani haklarını istediğinde düşmansın! İşte AKP' lilerin halkla olan kardeşlikleri böyle tek taraflı çıkarcı bir kardeşlik ilişkisidir.
Kendileri milyar dolarlık servetlere sahipken, din kardeşi diye uyuttukları ve milliyetçilikle zehirledikleri insanlar geçim derdinde yaşamayı bile unutmuşlar! Nerede görülmüş böyle dengesiz, böyle haksız bir kardeşlik?
Yoksullar alanlara çıkıp, "Madem kardeşiz ve dünya hayatı da geçici, öyleyse gelin hepimiz tüm mal varlığımızı halka ait vakıflara bağışlayalım,"deseler, acaba kaç AKP yöneticisi bu çağrıya kulak verir? Eminim başta Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm AKP yöneticileri saklanacak delik ararlar.
Ben kardeşliği dillerinden düşürmeyen bu beylere kamuoyu önünde açık çağrıda bulunuyorum: Kardeşlik öyle lafla olmaz, bırakın masal anlatmayı! O kardeşlik sözlerinde samimiyseniz ve bu dünyanın fani olduğuna inanan dindarlarsanız, gelin hep birlikte tüm malvarlığımızı halka ait vakıflara bağışlayalım. Bu vakıflar da çeşitli işletmeler kurup halk yararına ekonomik faaliyetlerde bulunsun! Var mısınız gerçek kardeşliğin gereğini yerine getirmeye? Size mikrofonlar uzatıldığında yılan görmüş gibi dehşete kapılıp kaçacağınızı biliyorum. Dünya malına öyle esir olmuşsunuz ki, bunu düşünmek bile uykularınızı zindana çevirir.
Bir kez daha tekrarlarsak din, türban, bayrak ve milliyetçilik sizin için halkı uyutan birer araçtırlar. Sınıf uçurumunu, bu sömürü düzenini ve zulmü perdelemek için halka karşı acımasızca kullandığınız silahlardır. Kulağınıza küpe olsun, tarih halkın sizin bu boş masallarınıza gülüp geçeceği günlere de tanıklık edecek.
Mahmut Alınak
Odatv.com (http://www.odatv.com/n.php?n=tum-malvarligimizi...-0211131200)
Erdem Alaca
03-11-2013, 16:07
http://imageshack.us/a/img853/910/b3m2.jpg
Tarama: Bugünkü Sözcü gazetesi, 1. sayfa
Rahmi Turan ağbimiz güzel ve net yazmış;
Yaptıkları ... oy peşindeki siyasal dinciliğin dışa vurumudur.
Canı gönülden katılıyorum bu ifadeye. Bakalım şimdi...
Kapanan vekillerden Nurcan Dalbudak 35 yaşında, Sevde Beyazıt Kaçar 41 yaşında, Gülay Samancı 37 yaşında, Gönül Bekin Şahkulubey 44 yaşında, Canan Candemir 40 yaşında.
Yani içlerinden en küçüğü, ancak 35 yaşında hidayete erebilmiş gözüküyor. Olsun diyelim, geç de olsa doğru yolu(!) bulmuşlar sonunda. :)
Bulmuşlar da; enteresan değil mi, koca koca yetişkin beş insanın beşinin de aynı 2-3 gün içinde hidayete ermesi?
Rastlantının böylesi olabilir mi?
Olabiliyormuş demek ki...
Neyse, kurcalayıp kurcalayıp altında başka anlamlar aramamak lazımdır - durmak yok, uyumaya devam...
Erdem Alaca
05-11-2013, 15:13
TRT Payı
Önümde eski bir döneme ait bir elektrik faturası...
Bir an gözüm takılıyor, detaylar kısmında TRT Payı adı altında 0.69 TL'lik bir kesinti var.
Sebep?
Bu kanal reklam almıyor mu?
Sonra benim gibi bir adamın ne işi olur TRT'yle, bu devirde?
İşi gücü iktidarın yalakalığını/borozanlığını yapmak olan bir kanalı seyretmeyeli kaç sene oldu ben de hatırlamıyorum.
Hani "Star TV" payı dese biraz anlayış gösteririm :) ne de olsa haftada bir gün Muhteşem Yüzyıl'ı seyretme alışkanlığım var, ama TRT? Hiç hazzetmem.
Arkadaş, bari şu payı başka bir kaleme yedirin de (Enerji Fonu, vb. gibi) benim gibi iflah olmaz vatan düşmanlarının(!) bir kozunu elinden alın...
Erdem Alaca
08-11-2013, 14:51
Sn. Bekir Coşkun'un bugünkü köşe yazısı (http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/7193/Pipi_Sendromu....html):
Pipi Sendromu
Bir şeriatçı canlı bomba...
Canlı yakalandı...
*
Gövdesine belki otuz kilo bomba sarmış, tam patlatması gerekirken, ya korkudan eli titremiş becerememiş ya da fitili ateş almamıştı...
Bombaları üzerinden aldılar...
Üstünü aradılar...
Pipisi bir demir kılıfın içinde...
Kalem kapağı gibi diyelim..
*
Görevliler şaşırdılar:
“Bu ne?..”
“Tedbir” dedi...
“Nasıl yani?”
“Ona bir şey olmasın diye...”
“Sen paramparça olduktan sonra, ona bir şey olmayınca ne oluyor?..”
“Şehadete erip cennete gittiğimde 72 huri verecekleri için, görevi hakkıyla yerine getirmesi bakımından...”
*
Kafa aynı kafadır...
Ne alakası var demeyin...
*
Masum insanlarla birlikte kendisi paramparça havaya uçunca, hurilere sağlam kalması için pipiye galvanizli çelik kılıf geçirmek...
Ya da hurilere ulaşmak için masum insanları kılıflamak...
Ne dedi Mehmet Barlas:
“Bu kadar zırvaya ben bile bahane bulamam...”
*
On yıldır söyledik, inanmadınız...
Eğer Türkiye tüm bu zırvalıklara tepkisiz kalıp boyun eğerse... Daha beteri Afganistan, Yemen, İran gibi ülkelerin arasında yerini alır...
Din faşizmidir bunun adı...
Ev basmak da, linç de vardır içinde...
Kırbaç da, recm de, bekâret kemeri de...
Kilitleyip, anahtarını teslim edersiniz artık...
*
Yok eğer çelik kılıf içinde bir pipi havada uçup önünüze düşerse...
Bakarsınız...
Pipi değildir...
Akıldır o...
Google'dan arattırdım, lakin bulamadım sn. Bekir Coşkun'un bahsettiği o canlı bombayı. Bilen bir arkadaş, link'ini verebilirse sevinirim...
Erdem Alaca
26-12-2013, 04:15
Depresyon Yazısı
Ulan nalet olsun bu hastalığa! :)
Vampire döndürüyor adamı... (illa zevzeklik yapacam ya!)
Gece ne kadar mutlusundur, istersin ki hiç bitmesin gece. Ama sonra mecburen uyursun, sabah bir kalkarsın ki: GÜM!
Bir vampire günışığı değmiş gibisindir, sen sen değilsindir, bir şey içini yakıyordur; ağzını açıp eşine ya da kızına bir laf söylemek sana işkence gibidir. Ve o içini yakan şey; hafifleye hafifleye, ancak gün batımında seni terkedecektir - bir sonraki güneş doğana kadar elbet.
Bunu biliyorsundur, ve hergün lanet ediyorsundur bu duruma. Seni sen olmaktan çıkartmaktadır, çocukluğundaki, gençliğindeki o mesut günlerini arzularsın hep (daha bu illetin kendisini belli etmediği zamanları)
Yıllar geçtikçe bu illetle ilgili bir şeyi daha farkedersin: İlaçlar artık etkisini yitiriyor gibidir, durum böyle olunca doktorun da daha fazla ilaç vermekte, dolayısıyla vücudun daha da uyuşmakta/hırpalanmaktadır: Tıpkı bir eroinmanın her seferinde daha fazla eroini alması gibi bir şey.
Ne yapacaksın? Hafızanın bir bölümünü resetleme riskini alıp elektroşok seansına mı gireceksin? Ya o da çare olmazsa? O zaman akıl hastanelerinden birine, naş...
Bıktım... Tek kelimeyle usandım... Aha, gene uyuyacağım birazdan, kalkınca gene günışığı yemiş vampire döneceğim...
Ben nasıl bir omurilik felçlisinin ne çektiğini tam olarak anlayamazsam, bu illeti yaşamayan biri de beni tam olarak anlayamaz: Kendine telkin ver, gönlünü ferah tut, herşeyi kafana takma, vb. gibi öğütler verir bana.
Keşke o kadar kolay olsa...
Hürmetler;