Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilinç Bir İllüzyon Mu, Değilse Nasıl Bir Şey?
Bu başlıkta bilinç konusunu tartışmak istiyorum.
Bilinç nedir, bir illüzyon mu; nasıl işler, kökeni nedir, bilinci bilimsel olarak ne kadar biliyoruz?
Bu konuda arkadaşların görüşlerini bekliyorum.
Sonra ben de bir görüş ortaya koyacağım.
evrensel-insan
03-08-2013, 01:15
Once bir katilim olsun, sonra ben de gelen yanitlara gore katilirim.
Konu cok yonlu ve cok algilidir.
Bilinci isleyen bilim dali, bilissel bilimdir.
Umarım bu sorulara yanıt verecek birileri çıkar.
Bilinç, bir kaç katmanlı bir yorum yeteneğidir.
Once bir katilim olsun, sonra ben de gelen yanitlara gore katilirim.
Konu cok yonlu ve cok algilidir.
Bilinci isleyen bilim dali, bilissel bilimdir.
Bilinci bilimsel olarak açıklayabilir misin?
Bir şeyin bilinçli olup olmadığının ölçüsü ne?
Mesela çok iyi satranç oynayan bir bilgisayar satranç konusunda bilinçli mi?
Bir robot bilinçli olabiir mi?
Şimdi kafama takılan şöyle bir soru var:
Diyorlar ki bilinç biriciktir.
Şimdi bir düşünce deneyi yapalım:
Şimdi X diye birisini alalım.
Bu X'in bilincini oluşturan özellikler A,B,C,D.....gibi unsurlar ve bunlar arasında karmaşık ilişkiler olsun.
Teknoloji o kadar gelişmiş olsun ki bu unsurların hepsini bilecek ve bunları yapacak durumda.
Bu durumda aynı X bilinci oluşturulabilir mi?
Oluşturulmazsa neden, sorun nerede?
Şurada bazı tanımlar var:
Yardımcı olabilir:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilinç
Bence bilincin en önemli özelliği dış dünyanın, kendi varlığımızın ve bilincimizin farkında olmaktır...
Tabii daha epey özellik var.
Erdem Alaca
03-08-2013, 01:52
Bu X'in bilincini oluşturan özellikler A,B,C,D.....gibi unsurlar ve bunlar arasında karmaşık ilişkiler olsun.
Sn. Brian, buradaki A,B,C,D öğelerinin genel olarak ne ifade ettiğini açabilir misiniz?
Sn. Brian, buradaki A,B,C,D öğelerinin genel olarak ne ifade ettiğini açabilir misiniz?
Beyindeki nöronlar, bu nöronların karşılıklı ilişkileri, bu nöronların taşıdığı ve sahip olduğu tüm bilgiler vb.
Eğer bunlar X'in bilincini bilmek ve anlamak için yeterli değilse, yeterli olması için diğer unsurları da bilecek durumda olduğumuzu varsay. (Çünkü teknolojinin çok gelişmiş olduğunu düşünüyoruz.)
evrensel-insan
03-08-2013, 01:56
Bilinci bilimsel olarak açıklayabilir misin?
Bu konuda turkce kaynak bilmiyorum.
https://www.mindscience.org/research
Burayi bir oku.
http://www.uriahkriegel.com/downloads/concept.pdf
evrensel-insan
03-08-2013, 01:58
Şimdi kafama takılan şöyle bir soru var:
Diyorlar ki bilinç biriciktir.
"Biriciktir" derken?
Şimdi bir düşünce deneyi yapalım:
Şimdi X diye birisini alalım.
Bu X'in bilincini oluşturan özellikler A,B,C,D.....gibi unsurlar ve bunlar arasında karmaşık ilişkiler olsun.
Teknoloji o kadar gelişmiş olsun ki bu unsurların hepsini bilecek ve bunları yapacak durumda.
Bu durumda aynı X bilinci oluşturulabilir mi?
Oluşturulmazsa neden, sorun nerede?[/QUOTE]
Olusturamaz. Cunku insanoglu beyninin soyutlamasi vardir, teknoloji sadece kendinden isteneni verir.
evrensel-insan
03-08-2013, 02:01
Bir şeyin bilinçli olup olmadığının ölçüsü ne?
Mesela çok iyi satranç oynayan bir bilgisayar satranç konusunda bilinçli mi?
Bir robot bilinçli olabiir mi?
Hayir degil. Bilinclilik te farkindalik gerekir.
con·scious·ness
/ˈkänCHəsnəs/
Noun
1.The state of being awake and aware of one's surroundings.
2.The awareness or perception of something by a person.
Synonyms
awareness - sense - mind - knowledge - conscience
Soyle dusun;
Bir papagan senin istedigin bir kelimeyi soyler. Bu kelimenin bilincinde midir?
evrensel-insan
03-08-2013, 02:04
Mesela bir teist neden ateizme karsidir?
Ya ateizmin dedigini neden verildigi gibi algilayamaz?
Ideolojik inancsal farklar nerden gelir?
Etik farklar nerden gelir?
Ayrica bilinc baskadir, bilincinde olmak baskadir.
Erdem Alaca
03-08-2013, 02:21
X kişinin bilincini oluşturan A,B,C,D,E, tüm öğeleri aldık; süper teknoloji sayesinde Y kişisinin beynine aktardık.
Ama X'in boyu 1.90cm, Y ise cüce, 1.30m. misal.
Aktarma anından itibaren Y kişisi cüceliğini farkederek bunu kendine dert edecektir, ancak X kişisinin boyuyla ilgili kendisine dert edeceği bir durum yoktur. İki bilinç farklılık gösterecektir, fiziksel farka bağlı olarak.
"Biriciktir" derken?
Şimdi bir düşünce deneyi yapalım:
Şimdi X diye birisini alalım.
Bu X'in bilincini oluşturan özellikler A,B,C,D.....gibi unsurlar ve bunlar arasında karmaşık ilişkiler olsun.
Teknoloji o kadar gelişmiş olsun ki bu unsurların hepsini bilecek ve bunları yapacak durumda.
Bu durumda aynı X bilinci oluşturulabilir mi?
Oluşturulmazsa neden, sorun nerede?
Demek istediğimi anlamadın sanırım...
Teknoloji o kadar gelişse diyorum.
Soyutlama filan o kadar büyük bir özellik değil. Şunu demek istiyorsun beyindeki soyut şeyler ne olacak? Teknolojinin onları da bildiğini kabul ediyorum.
Bu zihinsel bir deney. (Teknoloji o kadar gelişmeyebilir şu bu denilebilir, bu sadece zihinsel bir deney.)
X kişinin bilincini oluşturan A,B,C,D,E, tüm öğeleri aldık; süper teknoloji sayesinde Y kişisinin beynine aktardık.
Ama X'in boyu 1.90cm, Y ise cüce, 1.30m. misal.
Aktarma anından itibaren Y kişisi cüceliğini farkederek bunu kendine dert edecektir, ancak X kişisinin boyuyla ilgili kendisine dert edeceği bir durum yoktur. İki bilinç farklılık gösterecektir, fiziksel farka bağlı olarak.
Y kişisi de tabii X ile aynı fiziksel özelliklere sahip olacak...
Bu konuda turkce kaynak bilmiyorum.
https://www.mindscience.org/research
Burayi bir oku.
http://www.uriahkriegel.com/downloads/concept.pdf
Okudum ikincisi epey uzun ama. Kısaltarak verseydin daha iyi olurdu.
Ya da kısaltarak sen açıklayabilirsin ne demek istediğini...
Ben de ona göre yanıt verebilirim...
Hayir degil. Bilinclilik te farkindalik gerekir.
con·scious·ness
/ˈkänCHəsnəs/
Noun
1.The state of being awake and aware of one's surroundings.
2.The awareness or perception of something by a person.
Synonyms
awareness - sense - mind - knowledge - conscience
Soyle dusun;
Bir papagan senin istedigin bir kelimeyi soyler. Bu kelimenin bilincinde midir?
Bilinçli olmayla ilgili bir test var mı?
Neye göre belirliyoruz? Örneğin sana bir insan göstersem hemen bilinçli der misin?
Bilimsel bir test var mı?
evrensel-insan
03-08-2013, 02:46
Bilinçli olmayla ilgili bir test var mı?
Neye göre belirliyoruz? Örneğin sana bir insan göstersem hemen bilinçli der misin?
Bilimsel bir test var mı?
Bir kisinin bir konu ve kavramda bilincli olup olmadigi, onun dusunce ve davranisindan algilanir.
Tabi bunu algilayabilmek ve notr degerlendirebilmek icin, algilayacak olan algiulanacak olanin bilincinde olmasi gerekir.
Test yasamin kendisidir.
Mesela bir kisi diyelim kan davasinda bilinclenmis ise, onu islemez.
Sosyo-psikolojik sorunlari bilim henuz bir hastalik ya da suc olarak algilamiyor.
Yani corefaith iceren dusunce ve davranisi.
Mesela milliyetcilik bir sorun ama; bir suc ya da hastalik degil.
Cunku kisi bunun bilincine varirsa, zaten o zaman milliyetci olmaktan arinir ve kurtulur.
Bu da egitim ogrenim ogretim ve bilinclenme/bilinclendirme ile paraleldir.
evrensel-insan
03-08-2013, 02:48
Okudum ikincisi epey uzun ama. Kısaltarak verseydin daha iyi olurdu.
Ya da kısaltarak sen açıklayabilirsin ne demek istediğini...
Ben de ona göre yanıt verebilirim...
Benim bilinc kavrami hakkinda kendi matematiksel/mantiksal bilgim bilincim var. Bu da insanogluna gore ve onun zihinsel insanlasmasi hedefinde.
evrensel-insan
03-08-2013, 02:50
Demek istediğimi anlamadın sanırım...
Teknoloji o kadar gelişse diyorum.
Soyutlama filan o kadar büyük bir özellik değil. Şunu demek istiyorsun beyindeki soyut şeyler ne olacak? Teknolojinin onları da bildiğini kabul ediyorum.
Bu zihinsel bir deney. (Teknoloji o kadar gelişmeyebilir şu bu denilebilir, bu sadece zihinsel bir deney.)
Fark etmez. Sonucta robotu da teknolojiyi de yaratan dsekillendiren insanoglu beyni ve yetisidir. Dolayisi ile hic bir insanoglu beyninin yetisinin ortaya koydugu, insanoglu yetisine yetisemez ve olculemez.
Cunku yapay yapim baskadir, evrimsel olusum baskadir.
Fark etmez. Sonucta robotu da teknolojiyi de yaratan dsekillendiren insanoglu beyni ve yetisidir. Dolayisi ile hic bir insanoglu beyninin yetisinin ortaya koydugu, insanoglu yetisine yetisemez ve olculemez.
Cunku yapay yapim baskadir, evrimsel olusum baskadir.
İlginç bir durum...
Özellikle insan bilincini yücelten, doğayı ve evreni merkeze almayan bir düşünce için...
Çelişki hissediyorum: çünkü sen insan bilincini ve insanı epey yücelttin...
Gerçi şimdi de hem yüceltiyorsun hem de onun bilincinin kendisini anlamayacağını söylüyorsun...
Şimdi onun yaptıklarını yapay diyorsun. Evreni yüceltiyorsun...
Neyse onları bir kenara bırakım:
Yapay ne demek? Yapay olan insan bilincinin yaptıkları oluyor o zaman, öyle mi?
Soyle dusun;
Bir papagan senin istedigin bir kelimeyi soyler. Bu kelimenin bilincinde midir?
evrensel-insan; papağanla, satranç oyanayan bir bilgisayarı karşılaştırmak hatalı bir yaklaşım.
Bilgisayarlar öğrenebilir, yorum üretebilir ve hafızasındaki statik bir emri temel almaksızın duruma göre emir üretebilirler.
Bilgisayarların düşünüp düşünemeyeceğine, bilinçli olup olamayacaklarına dair bir çok deney/teori var. Bunlardan en bilineni Alan Turing'in deneyidir. Bu deneyde bir bilgisayarın düşünüp düşünmediği mantıksal olarak test ediliyor. Elbette burada kıstas; sizin, belli şartlar dahilinde bilgisayarın düşünüp düşünemeyeceğini anlayıp anlayamamanızda.
Aynı şekilde "rastgelelik" tartışmaları da insanın sınırlarıyla çok ilgilidir.
evrensel-insan
03-08-2013, 03:06
evrensel-insan; papağanla, satranç oyanayan bir bilgisayarı karşılaştırmak hatalı bir yaklaşım.
Bilgisayarlar öğrenebilir, yorum üretebilir ve hafızasındaki statik bir emri temel almaksızın duruma göre emir üretebilirler.
Aynı şekilde "rastgelelik" tartışmaları da insanın sınırlarıyla çok ilgilidir.
Ben bir karsilastirma yapmadim. Sadece ogrenme ile bilinc farki icin bir ornek verdim. Cunku bilmek te bilinc degildir. Bilinc bir seyi bilerek algilayarak aciklayarak ve kendi serbest iraden ile yapmaktir.
Bilgisayarların düşünüp düşünemeyeceğine, bilinçli olup olamayacaklarına dair bir çok deney/teori var. Bunlardan en bilineni Alan Turing'in deneyidir. Bu deneyde bir bilgisayarın düşünüp düşünmediği mantıksal olarak test ediliyor. Elbette burada kıstas; sizin, belli şartlar dahilinde bilgisayarın düşünüp düşünemeyeceğini anlayıp anlayamamanızda.
Mesela bir bebek annesinin memesini emerken; neyi neden ve nasil emdiginin bilincinde degildir. Cunku henuz bu kavramsal bilgiyi ogrenmemistir.
Mesela her insan yemek yer, ama neyi newden ve ne kadar yemesi gerektiginin bilincinde degildir.
Bir ornekte, isci sinifi ekonomik bir siniftir. Bu sinifta olan bir iscinin isci sinifi bilinci baskadir.
Mesela hem o siniftan olmayan birisi isci sinifinin bilincine sahip olabilir, hem de o siniftan olan birisi sinifinin bilincinde olmayabilir.
Bir sey olmak ya da bir seyi bilmek ogrenmek ve uygulamak onun bilincinde olundugu anlamina gelmez.
evrensel-insan
03-08-2013, 03:13
bilinç İng. consciousness
(Yun. syn-eidesis = birlikte bilme) : 1. İnsanın kendisi, yaşantıları ve dünya üzerindeki bilgisi; aynı zamanda da düşünme ve kendini tanıma yeteneği, a. Benle ilgili bütün yaşantıların tümü olarak bilinç; her türlü içten yaşamalar; kendi üzerinde bilinç, b. Bir şey üzerinde bilinç; nesnel bilinç; düşünme, algılama, duyma, isteme, bekleme gibi bir ereği olan, bir şeye yönelen, (intentional) edimleri olanaklı kılan (şey).
BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975
bilinç İng. consciousness
Algı ve bilgilerin anlıkta duru ve aydınlık olarak izlenme süreci.
BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974
--------------------------------------------------------------------------------
bilinç İng. consciousness
İnsanın çalışma süreci içinde, eş deyişle toplumsal ilişkiler süreci içinde nesnel çevresini ve kişisel varoluşunu anlamasını sağlayan düşünsel süreçlerin toplamı.
BSTS / Toplumbilim Terimleri 1975
--------------------------------------------------------------------------------
bilinç İng. consciousness
Algıları ansal düzeyde bilgiye dönüştüren süreç. bk. an, anlak.
BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981
--------------------------------------------------------------------------------
bilinç İng. Conscience
Bir insanın herhangi bir anda bütün ruhsal ve vücut çalışmalarından, davranışlarından haberli olması-bilgi sahibi olması-halidir.
evrensel-insan
03-08-2013, 03:34
Bilinc, turkce literaturde genelde suur ile ayni anlamda algilanan bir kavramdir. Halbuki suur bir yasam yetisi iken, bilinc bir numenal yetidir.
Bilinc: insanoglu numenal yetisinin algilama, kavrama, idrak etme ve bilme ve de insanoglunun dusunce ve davranisini hem ozgur irsadesi hem de bilerek ve algilayarak yerine getirmesidir.
Bilincli olmak: Kisinin dusunce ve davranisinin algisinda, bilgisinde ve farkinda olmasi. Yani neyi neden yaptigini, ne dusundugunu,ne den oyle davrandigini kendine ve baskasiuna izah edebilme, aciklayabilme durumudur. Bu durum hem ozgur iradeli hem de bilincaltisartlanmisliginin alisilagelmis bir hareketi olabilir.
Bilincalti: Kisinin beynine dogumdan itibaren yerlesmis her turlu veri, deger ve tabunun; otomatik, yerlesmis ve alisilagelmis olarak uygulanmasi ve yerine getirilmesidir. Sorgulanmaz, degerlendirilmez ve dusunmesi yoktur. Sadece olan dusunce yerine gelir ya da getirilir.
Bilinckapaliligi: Kisinin bir dusunce , davranis ya da bilgiye; direk karsi cikmasi, duymak/gormek istememesi ve onu kendinden uzak tutma girisimi ve onu beynine almaya algisinin kapali olmasidir. Bu her konu kavram ve deger de veride olabilir. Bir cesit sabitfikirlilik, tutuculuk, gericilik, cagdisilik ve muhafazakarlik denebilir.
Bilincacikligi: Kisinin beyninin duyum ve duyularinin bir dusunce, davranis ya da bilgiyi algilayabilme, degerlendirebilme ve ustunde dusunme uretebilme durumudur. Bilinc acikligi bilincaltinin tam tersidir. Cunku bilincin aldigi bilincalti ile mucadele eder ve kisi cikmaza ve bosluga dusebilir, korku ve endiseye kapilabilir ve kendi beyninde bilincli ya da bilincsiz bu yenilik ile kabuillenme karsi koyma mucadelesi verir.
Bilissellik: Bir dusunce bilgi davranis konu ve kavrami algilayabilme, idrak edebilme kavrayabilmedir. Bilincin acikligini gerektirir. Ayrica bilissellik bilincli olmak ve ozgur irade farkindaligi da gerektirir.-cognitivizm
Bilisselsizlik: Bir dusunce, bilgi davranis konu ve kavrami algilayabilememe, kavrayabilememe, idrak edebilememe durumudur. Bilincin kapaliligi yaninda o dusunce, bilgi v.s. duzeyinde bir ogrenim ve bilgilenim almamis olma durumudur.-noncognitivizm
Bunun iki yonu vardir, Bilissel olan ve bilissel olmayan.
Bilissel olan konu kavram v.s. yi kavradigi, idrak ettigi, algiladigi halde; gereksiz, luzumsuz, anlamsiz v.s. olarak degerlendirmektir.
Bilissel olmayan ise konu kavrami kavramaya, idrak etmeye ve algilamaya beynin cesitli nedenlerden kapaliligidir.
Ben bir karsilastirma yapmadim. Sadece ogrenme ile bilinc farki icin bir ornek verdim. Cunku bilmek te bilinc degildir. Bilinc bir seyi bilerek algilayarak aciklayarak ve kendi serbest iraden ile yapmaktir.
Mesela bir bebek annesinin memesini emerken; neyi neden ve nasil emdiginin bilincinde degildir. Cunku henuz bu kavramsal bilgiyi ogrenmemistir.
Mesela her insan yemek yer, ama neyi newden ve ne kadar yemesi gerektiginin bilincinde degildir.
Bir ornekte, isci sinifi ekonomik bir siniftir. Bu sinifta olan bir iscinin isci sinifi bilinci baskadir.
Mesela hem o siniftan olmayan birisi isci sinifinin bilincine sahip olabilir, hem de o siniftan olan birisi sinifinin bilincinde olmayabilir.
Bir sey olmak ya da bir seyi bilmek ogrenmek ve uygulamak onun bilincinde olundugu anlamina gelmez.
Anlamına gelir.
Karşınızdakinin bilinçli olup olmadığını sizin bilincinizin sınırları belirler.
Karşınızdakinin bilgisayar mı insan mı olup olmadığını bilmediğiniz bir durumda sizi tatmin edecek belli parametreler bilgisayar tarafından karşılandığı müddetçe bilgisayar için de "bilinçli" demek zorunda kalırsınız. Bu on yıllardır dolaylı olarak kullanılan teorik bir ölçüm metodu.
Bilinci kutsamak bize bir şey anlatmaz.
En nihayetinde evrimleşerek gelişmiş madde bileşiklerinden bahsediyoruz.
Teoride her şeyin sentetik olarak üretilebilmesi gerekiyor değil mi? Ancak teknoloji o denli gelişmiş değil.
evrensel-insan
03-08-2013, 05:37
Anlamına gelir.
Karşınızdakinin bilinçli olup olmadığını sizin bilincinizin sınırları belirler.
Karşınızdakinin bilgisayar mı insan mı olup olmadığını bilmediğiniz bir durumda sizi tatmin edecek belli parametreler bilgisayar tarafından karşılandığı müddetçe bilgisayar için de "bilinçli" demek zorunda kalırsınız. Bu on yıllardır dolaylı olarak kullanılan teorik bir ölçüm metodu.
Bilgisayar bilincli degil, bilgilidir. O bilgiyi de yukleyen insanoglunun bilincidir.
Bilinci kutsamak bize bir şey anlatmaz.
En nihayetinde evrimleşerek gelişmiş madde bileşiklerinden bahsediyoruz.
Teoride her şeyin sentetik olarak üretilebilmesi gerekiyor değil mi? Ancak teknoloji o denli gelişmiş değil.
Neden bir seyden fark olarak bashsederken, o "kutsamak" olarak algilaniyor?
Kusura bakma ben maddesel ve varliksal degil; konulara bilgisel ve bilimsel olarak bakiyorum.
Insanoglunun kendini "kutsamak" yanlis algisi ile "kucultmeye" yonelmesi ve bunu da kendiin yapmasi ne kadar manidar.
Demekki her seyden once insanoglu olundugunun bilinci gerekir.
Bir zamanlar düşünmenin sadece insana ait bir özellik olduğu bilgisayarların düşünemeyeceğini söyleyenler vardı.
Düşünmeyi bir elektronik yığın olan bilgisayara indirgemek neyin nesiydi? Hiç metal bir yığın olan bilgisayar, insan beyni ile yarışabilir miydi?
Mesela hatırlarım Kasparov bir zamanlar bilgisayarların kendisini asla yenemeyeceğini filan söylüyordu.
Belki de bilgisayarların düşüncelerini ve satranç oynamasını yapay buluyordu.
https://www.youtube.com/watch?v=_Y9hriLylIo
Kasparov, 1997 yılında Deep Blue isimli süper bilgisayara yenilmişti.
Şimdilerde bilgisayarlar Kasparov düzeyinde oyuncuları bile zaman zaman yenebiliyor.
Yani düşünmek sadece insana ait bir şey değil. (Satranç oynamak vb. şeklindeki düşünsel etkiler için en azından)
Bilgisayarlar "düşünme" olarak adlandırdığımız işlemi belki gelecekte gerçekleştirebilirler de henüz öyle bir durum yok :D Şu anki teknolojide sadece algoritma analizine bağlı yapay zekalar var. Ki zaten proses gücü insanlardan çok yüksek bunların, ama düşünmeyle uzaktan yakından alakası yok, satranç motorları da aynı şekilde belirli paternler üzerinden hamleler yapıyor. İnsanlardaki gibi merkezi sinir sistemine bağlı self-conscious ya da self-aware bir düşünce sistematiğiyle alakası yok bilgisayarların. Düşünme yok yani, sadece proses.
Erdem Alaca
03-08-2013, 13:33
Deep Blue'yu okumuştum gazetelerde. Saniyede 20 milyon olasılığı tarayabiliyordu yanlış hatırlamıyorsam, bir insan için imkansız bir şey. Yanılıyor olabilir ancak, gene buna rağmen Kasparov 1 maçta berabere kalmayı başarabilmişti.
Ya buydu, ya buna benzer bir durumdu, Kasparov ya da Karpov; saniyede 20 milyon kombinasyonu tarayabilen bir bilgisayara karşı insanın gene de galip gelebilmesini/berabere kalabilmesini "ön sezi" yeteneğine bağlamıştı.
Kilit nokta da burada belki: Bilgisayarlarda ön sezi diye bir şey yok; sadece kıyaslama yapabiliyorlar, "if n >= 3250 then go {sub-2} else return{back}" gibi şeyler.
İnsan da karar verirken kıyaslama yoluna gidiyor belki; şöyle yaparsam böyle olur gibi; ama misal an geliyor duyguları mantığının önüne geçiyor, düşüncesini ve kararlarını değişik yöne çeviriyor. Bilgisayarlarda duygu da yok.
Yani ben diyemem bilgisayarlar da insan gibi düşünebilir; insanın düşünce sistemi çok daha karmaşıktır.
Deep Blue'yu okumuştum gazetelerde. Saniyede 20 milyon olasılığı tarayabiliyordu yanlış hatırlamıyorsam, bir insan için imkansız bir şey. Yanılıyor olabilir ancak, gene buna rağmen Kasparov 1 maçta berabere kalmayı başarabilmişti.
Ya buydu, ya buna benzer bir durumdu, Kasparov ya da Karpov; saniyede 20 milyon kombinasyonu tarayabilen bir bilgisayara karşı insanın gene de galip gelebilmesini/berabere kalabilmesini "ön sezi" yeteneğine bağlamıştı.
Kilit nokta da burada belki: Bilgisayarlarda ön sezi diye bir şey yok; sadece kıyaslama yapabiliyorlar, "if n >= 3250 then go {sub-2} else return{back}" gibi şeyler.
İnsan da karar verirken kıyaslama yoluna gidiyor belki; şöyle yaparsam böyle olur gibi; ama misal an geliyor duyguları mantığının önüne geçiyor, düşüncesini ve kararlarını değişik yöne çeviriyor. Bilgisayarlarda duygu da yok.
Yani ben diyemem bilgisayarlar da insan gibi düşünebilir; insanın düşünce sistemi çok daha karmaşıktır.
Düşünmeden ne anladığımıza bağlı tabii...Veya onu nasıl tanımladığımıza.
Zaten insan da belli problemleri çözerken bir takım hazır algoritmaları kullanmıyor mu? Öğrenmek denen bir şey var. Öğrenciler de mesela bir problemi çözerken formülleri filan kullanıyor. Eski problemleri inceliyorlar. Nasıl çözüldüklerini öğreniyorlar filan. Yoksa kimse yoktan var ederek bir şeyleri çözemez.
Ben demiyorum zaten bilgisayar tıpkı insan gibi düşünüyor. Belki bazı şeyleri insan gibi anlamlandıramaz. Zaten bu anlamda bilgisayarlar bir böcek veya ona benzer şeyler ile karşılaştıralabilir. Hatta böcekten bile daha kötü olduğu iddia edilebilir.
Ama düşünüyor. Ha bunun için hazır algoritmalar kullanıyor vb. olabilir.
Ama sonuçta bir takım bilgileri topluyor ve bunlar arasında işlem yapıyor, bunları değerlendiriyor ve belli kararlar alıyor.
Yani bu bakımdan Kasparov'u yenmesi büyük bir olay. Çünkü Kasparov dünya satranç şampiyonu idi. 30-40 sene önce bunun olacağını kimse tahmin edemezdi.
Ya düşünmeyi "düşünmeyi farkında olmak" şeklinde tanımlayabiliriz. Fonksiyonlarına hakim olmak. Bilgisayar hiçbir zaman hata yapmayı seçemez mesela, ancak hata verir. İnsan ise seçim yapabilir, hiç alakasız iki oluş yani, bilgisarayın devresel sistemiyle insan algısı ve reaksiyonları. Kendini farkında olmak için ilk olarak merkezi sinir sistemi gerekiyor ki bilgisayarların yapılarında bu yok henüz. Belki 2100 gibi olur ama.
Ya buydu, ya buna benzer bir durumdu, Kasparov ya da Karpov; saniyede 20 milyon kombinasyonu tarayabilen bir bilgisayara karşı insanın gene de galip gelebilmesini/berabere kalabilmesini "ön sezi" yeteneğine bağlamıştı.
Sıradan bir insan, sence Deep Blue'yu yenebilir miydi?
Pek sanmıyorum.
Bence ön sezi filan değil o. Ya da önsezi bu kadar merkezde ve çok aşırı derecede belirleyici değil. Daha başka bir şeyler var. Kasporov hayatını satranca adamış biri. Mesleği bu.
Bu adamlar açılışları, satrançla ilgili birçok şeyi biliyorlar. Geçmiş oyunları inceliyorlar, hatalarından ders çıkarıyorlar. İşleri bu. Gerçi ön sezi bunlardan oluşuyor diyebilirsin. Önsezi bunlardan oluşuyorsa sorun yok tabii.
Ya düşünmeyi "düşünmeyi farkında olmak" şeklinde tanımlayabiliriz. Fonksiyonlarına hakim olmak. Bilgisayar hiçbir zaman hata yapmayı seçemez mesela, ancak hata verir. İnsan ise seçim yapabilir, hiç alakasız iki oluş yani, bilgisarayın devresel sistemiyle insan algısı ve reaksiyonları. Kendini farkında olmak için ilk olarak merkezi sinir sistemi gerekiyor ki bilgisayarların yapılarında bu yok henüz. Belki 2100 gibi olur ama.
Bilgisayarlar insan gibi ne zaman düşünür, onu bilmiyorum.
Belki insanlık o teknolojik düzeye asla ulaşamaz.
Peki insan bilincini farklı kılan ne? Çok gelişmiş olması mı sence?
Ama yine de şu soru üzerinde düşünebiliriz: "Çok gelişmiş bir teknoloji, bilim vb. insan bilinci yapabilir mi? Veya onu aslına uygun olarak kopyalabilir mi? Yapamazsa neden?"
Ben burada bilgisayardan söz ettim ama aslında anlamaya çalıştığım insan bilinci.
Bilgisayarı konuyu bazı bakımlardan anlamak için örnek verdim.
Her ne kadar bilgisayar elektronik bir metal yığını da olsa, bilgiyi depolayabilir, bu bilgilerle işlem yapabiliyor.
Erdem Alaca
03-08-2013, 14:10
Sıradan bir insan, sence Deep Blue'yu yenebilir miydi?
Pek sanmıyorum.
Bence de imkansız Sn. Brian; normal bir insan o bilgisayara 20 hamle dayanabilirse bir başarıdır bence.
Önsezi de tabii ne demek, nasıl tanımlanır, ben yapamam. Yani "Kötü bir şeyler olacağını sezinliyorum" cümlesindeki "sezinlemek" kavramını oluşturan etkenler nedir, ciddi ciddi kafa yormak lazım.
Ben konunuzu dağıtmamak adına; bu konuyla ilgili müsaadenizi istiyorum, teşekkür ederim.
Saygılarımla,
Erdem.
Bilgisayarların birgün düşünüp düşünemeyeceğini sormak, işini iyi yapan bilgisayar bilimcileri açısından bir "soru" bile değil. İnsanlar karmaşıklıklar karşısında maddesel gerçeklikten kopup dar bir ufuk çerçevesinde konuları ele alıyorlar.
Bakın bilgisayar algoritması deyince hatırlanan ünlü matematikçi ve bilgisayar bilimcisi Edsger Wybe Dijkstra ne demiş: "Bilgisayarların düşünebildiğini sorgulamak, denizaltıların yüzebildiğini sorgulamakla aynı şeydir."
Konuyu salt algoritma ile analiz, örüntü işleme, işlemci gücü veya ses, görüntü analizi olarak ele alamayız. Ki böyle olmadığını düşünen, akıllı sistemler üzerine çalışan belki onlarca bilim grubu mevcut. Doğrudur, bunların tümünün bir işlem gücü gereksinimi vardır ve bugün gelinen nokta itibariyle bunu sağlamaktan uzağız. Lakin bunun bizim teorimizle doğrudan alakası yok.
Bilinç, düşünme nedir gibi konuları aydınlatmak adına Turing'den bahsettim ya.
Alan Turing'in üzerinde çalıştığı major konuları ve döneminde gerçekleştirdiği, insan-makine arasındaki devrimsel metodolojiyi bir okusanız göreceksiniz bazı şeyleri.
Bilgisayarın yanlış seçim yapıp yapamayacağı, aslında yanlışın ne olup olmadığı da yine insanın kendi sınırlarıyla, ufuk çapıyla ilgilidir.
Konu; bilgisayarın iç yapısıyla, insanın beyin, sinir sistemi yapısının benzer olup olmadığı değil, bilinç.
Bilgisayarlar insan gibi ne zaman düşünür, onu bilmiyorum.
Belki insanlık o teknolojik düzeye asla ulaşamaz.
Peki insan bilincini farklı kılan ne? Çok gelişmiş olması mı sence?
Ama yine de şu soru üzerinde düşünebiliriz: "Çok gelişmiş bir teknoloji, bilim vb. insan bilinci yapabilir mi? Veya onu aslına uygun olarak kopyalabilir mi? Yapamazsa neden?"
Ben burada bilgisayardan söz ettim ama aslında anlamaya çalıştığım insan bilinci.
Bilgisayarı konuyu bazı bakımlardan anlamak için örnek verdim.
Her ne kadar bilgisayar elektronik bir metal yığını da olsa, bilgiyi depolayabilir, bu bilgilerle işlem yapabiliyor.
Ulaşır ulaşır :) teknoloji evren gibi geliştikçe hızlanıyo
İnsan bilincini bilgisayardan ayıran dediğim gibi temel yapısı. Merkezi sinir sistemi, organik algı uzuvları, reaksiyon kabiliyetleri. Belki bu algı uzuvlarının sentetik versiyonları yaratılır ilerde yine yapay bi nanoteknolojik sinir sistemiyle insan benzeri bilgisayarlar yaratılabilir.
Bugünkü en gelişmiş süper bilgisayar mesela 800000 çekirdekli yok bilmem 1.5 milyon gb ram'li falan ama 3 yaşında çocuktan daha aptal olduğu ıspatlandı, ve yine karar verme yetisine sahip değil ve algoritma analizi üzerinden işlem yapıyor. Sadece çok hızlı ve hatasızlar, ama yine bir insan zihniyle uzaktan yakından alakası yok.
Nanoteknoloji sürecine bağlı olarak olarak insan-benzeri bilgisayarların 2100 gibi evlerde kullanacağını tahmin ediyorum.
ereninthenature
03-08-2013, 14:47
Bende tartışmanın kıyısından kendi düşüncelerimi yazıveriyim.
Arkadaşlar müslüman bir ülkede muhalifliğimizle çok tepki çekiyoruz ne zaman evren hakkında nasıl düşündüğümüzü söylesek, ben yaklaşık 4 yıldır ateistim ve kafamda şöyle bir düşünce oluştu; toplum bir düşünceden, eylemden ne kadar uzak kalmamızı istiyorsa orda o kadar ilginç ve eğlenceli şeyler vardır. :D
İnsanlık tarihinin başından beri uyuşturucuları çeşitli sebepler için kullanmıştır özellikle ayinler için. Esrar, salvia kullanarak tanrılarla konuşma yada tanrılara kurban edilen insanlara kokain gibi maddeler vererek kendi rızasıyla kendini öldürmesi sağlanmıştır. Şu an bile intihar komandoları uyustucu kullanarak kendini öldürüyor. Benim geleceğim konusuysa bir insanın bilincini anlamasının en iyi yolu bu uyuşturucu maddeleri kullanmak oldugunu düşünmem. Çünkü insan bilinci insana kapalı bir kutudur. Çalışır ama nasıl çalıştığını göremeyiz, bilemeyiz. İşini yapar sadece anlamayız ne döndüğünü. Bilincin çalışma hızını yavaşlatarak ve belli miktar realiteden uzaklaşıp rüya alemi gibi bir aleme giderek o bilinç seviyesinde düşünürken beynin nasıl çalıştığını daha net görebiliyorsunuz. Ben sadece esrar kullandım o da bir kaç kere ama bazı arkadaşlarımın anlattığını da göz önüne alırsak: Ben insan bilincinin evrimi sırasında geçirdiği bütün türleşmenin etkisini koruduğunu düşünüyorum. Yani insan bilincinin hemen altında hayvan bilinçleri var. Ve aynı bir hayvan gibi yada birazcık akıllı bir şempanze gibi düşünebilir ve etrafı gözlemleyebilirsiniz (Bu asit kafası :D). Asitin etkisindeyken konuşmak çok zor ve anlamsız gelir insanlarla iletişim kuramazsınız, karakteriniz kişiliğiniz kaybolur. Değişik bir canlıya dönüşürsünüz ve bilinç seviyeniz başka bir aşamaya taşınır. Bana sorarsanız tam bir hayvana dönüşürsünüz.
Bu tip maddelerin yaşattığı bilinç seviyelerini düşündüğümde ben insanın üst üste yüzlerce elbise giymiş bir canlı olduğunu düşünüyorum. Yetişkin insanın altında genç, gencin altında çocuk, onun altında bebek bilinci var. Çocukken hissettiğiniz, bildiğiniz, sandığınız şeyler kısacası çocukluk bilinciniz bir yere gitmiyor. Üzerine başka bir bilinç seviyesi geçirdiniz sadece ve bunu hem hipnozla hem de uyuşturularla çıkarabilirler dışarıya. Bundan sonrası ise akıllıdan salağa doğru hayvan bilinçleridir. Tamamen insanlığınızdan sıyrılıp bambaşka bir canlı gibi düşünebilir ve hissedebilirsiniz. Karakter zaten kaybolur, adınız, işiniz, etnisiteniz yoktur.
Benim öğrendiğim şey bilincin matruşka bebeği gibi bir şey olduğudur. Elinizde hiç birşey kalmayıncaya kadar içinden başka bilinçler çıkacaktır. İkinci öğrendiğim şeyse peygamberlik mesleğinin en rövanşta olduğu zamanlarda uyuşturuların aslında ne kadar çok kullanıldığıdır. :D
Hayvanlar salak değil yanlız :D sadece öğrenimleri insan türevinde hesaplama üzerine değil, bi de algıları düşünceyle karışmıyor, direkt reaksiyon. Ve insanlardaki özlem-bağlılık vb. hayvanlarda da aynen var. Tutsak olmayan hayvanlar kendi kendilerine hayatta kalacak kadar ne yapması gerektiğini bilen ve kendilerine hakim canlılar, modern ve süperzeki insan ise kendi kendine hayatta dahi kalamıyor, çoğunlukla psikolojik etmenler yüzünden sürekli muhtaç durumda.
ereninthenature
03-08-2013, 15:03
Hayvanlar salak değil yanlız :D sadece öğrenimleri insan türevinde hesaplama üzerine değil, bi de algıları düşünceyle karışmıyor, direkt reaksiyon. Ve insanlardaki özlem-bağlılık vb. hayvanlarda da aynen var. Tutsak olmayan hayvanlar kendi kendilerine hayatta kalacak kadar ne yapması gerektiğini bilen ve kendilerine hakim canlılar, modern ve süperzeki insan ise kendi kendine hayatta dahi kalamıyor, çoğunlukla psikolojik etmenler yüzünden sürekli muhtaç durumda.
Yoo benim kedi baya salak :D
Ulaşır ulaşır :) teknoloji evren gibi geliştikçe hızlanıyo
İnsan bilincini bilgisayardan ayıran dediğim gibi temel yapısı. Merkezi sinir sistemi, organik algı uzuvları, reaksiyon kabiliyetleri. Belki bu algı uzuvlarının sentetik versiyonları yaratılır ilerde yine yapay bi nanoteknolojik sinir sistemiyle insan benzeri bilgisayarlar yaratılabilir.
Bugünkü en gelişmiş süper bilgisayar mesela 800000 çekirdekli yok bilmem 1.5 milyon gb ram'li falan ama 3 yaşında çocuktan daha aptal olduğu ıspatlandı, ve yine karar verme yetisine sahip değil ve algoritma analizi üzerinden işlem yapıyor. Sadece çok hızlı ve hatasızlar, ama yine bir insan zihniyle uzaktan yakından alakası yok.
Nanoteknoloji sürecine bağlı olarak olarak insan-benzeri bilgisayarların 2100 gibi evlerde kullanacağını tahmin ediyorum.
Zeka demişken aklıma geldi.
İsveç'te bir üniversitede araştırma grubu IQ'su 150 olabilen bir bilgisayar programı geliştirdiklerini açıklamışlardı. Buna göre bu bilgisayar programı insanların büyük çoğunluğundan daha yüksek IQ'ya sahip olabiliyor.
Computer Program Scores 150 in IQ Test, Swedish Researchers Demonstrate
http://www.sciencedaily.com/releases/2012/02/120214100719.htm
Genius Swedish computer program has IQ of 150
http://www.gizmag.com/swedish-program-150iq/21465/
Computer scores 150 on IQ Test: Are computers really more intelligent than the average human brain?
http://biginscience.com/big-in-science-articles/2012/4/9/computer-scores-150-on-iq-test-are-computers-really-more-int.html
Yoo benim kedi baya salak :D
Salak ayağına yatıyodur belki:D
Daniel Dennett'in bilinç ile ilgili açıklamalarını oldukça mantıklı buluyorum.
Dennett bu konuda epey çalışmalar yapmış; kafa yormuş biri
Dennett'a göre bilinç aslında bir tür illüzyon. İllüzyon olması bilinç diye bir şey olmadığı anlamına gelmiyor. Ama yine de önemli bir çıkarım.
Aşağıdaki videoda, dil olarak Türkçeyi seçerseniz Türkçe alt yazılı, Dennett'in bu konudaki görüşünü izleyebilirsiniz:
http://www.ted.com/talks/dan_dennett_on_our_consciousness.html
Aşağıda da Dennett, phenomenal bilinç ile ilgili iddiaları yanıtlıyor:
http://www.youtube.com/watch?v=AaCedh4Dfs4
Şimdi kafama takılan şöyle bir soru var:
Diyorlar ki bilinç biriciktir.
Şimdi bir düşünce deneyi yapalım:
Şimdi X diye birisini alalım.
Bu X'in bilincini oluşturan özellikler A,B,C,D.....gibi unsurlar ve bunlar arasında karmaşık ilişkiler olsun.
Teknoloji o kadar gelişmiş olsun ki bu unsurların hepsini bilecek ve bunları yapacak durumda.
Bu durumda aynı X bilinci oluşturulabilir mi?
Oluşturulmazsa neden, sorun nerede?
Dediğim gibi bu zihinsel bir deney idi.
Bu tür zihinsel deneylerin gerçekte olmayacağı söylenebilir. Ama zihinsel deneylerde asıl mesele deneyi gerçek koşullarda yapmak değil konuyu anlamaya çalışmaktır.
Einstein meşhur düşünce deneyleri, Maxwell'in düşünce deneyi, Schrodinger'in kedisi vb. akla ilk gelenlerden...
https://en.wikipedia.org/wiki/Thought_experiment
İnsan bilinci ilgili olarak gerekli olan tüm bilgiye sahip (bir uygarlık, güç vb. her neyse) bu yukarıda verdiğim X kişisinin bilinci ile ilgili tüm verileri topladı. Ve onu kopyaladı diyelim.
Şimdi bu kopyalanan bilinç X kişisi ile aynı bilince sahip midir, değilse neden; nasıl bilince sahiptir, bilinç hiçbir şekilde, hiçbir güç vb. tarafından aslına uygun olarak kopyalanamaz ise neden, onu farklı kılan nedir?
Daniel Dennett'in bir öyküsü:
http://www.bilissel.net/tercume-neredeyim01.htm
Corpse Bride
03-08-2013, 17:56
hayal gücü, derin algı, ironi, kurnazlık, düşünme, korku ve her türlü etkiye verilen reaksiyon her insanda farklıdır. istediğiniz kadar bilgi yükleyin, bunları yükleyemezsiniz.
hayal gücü, derin algı, ironi, kurnazlık, düşünme, korku ve her türlü etkiye verilen reaksiyon her insanda farklıdır. istediğiniz kadar bilgi yükleyin, bunları yükleyemezsiniz.
"Bilinç, dolayısıyla insan, Allah üretimi fıtri melekelere sahip metafizik bir kaynaktan türemiş bir varlıktır, insanın beyin mekanizmalarının, yaklaşımlarının anlaşılması, tekrar üretilmesi bu nedenle mümkün değildir, Kuran'da zaten herşey yazıyor, bu bilim adamları neye uğraşıyorlar" diyorsunuz yani öyle mi?
Ya böyle diyorsunuz, ya da neden "yüklenemeyeceğini" izah etmeniz gerekiyor.
Burada, üretilmeye çalışılan abartılı bir Frankenstein'den bahsetmiyoruz.
Ya da bir elma armut karşılaştırması olan beyin~bilgisayar karşılaştırması yapmıyoruz. Duygusal yaklaşmak yerine anlam vermeye çalışın.
Teorik, maddesel modeller üzerinden bir değerlendirmede bulunuyoruz. Kaldı ki son 50 senede bu modeller üzerine milyonlarca bilimsel çalışma var, gelişmeleri ise şu an kullanıyorsunuz da farkında bile değilisiniz aslında...
Mesela nedir bu teorik modeller.
Göz, yüzleri nasıl ayırdeder?
Kulak, sesleri nasıl ayırdeder.
Sözcükler beyinde nasıl işlenir?
Konuşma nasıl olur?
Bunlar artık tıp ve biyolojiyi olduğu kadar makineleri de ilgilendiren konular.
Zeka nedir?
zekanın kıstasları nedir?
Bir şeye zeki, bilinçli demek için kıstaslar nedir?
Bunlar koca koca sorular, ancak aheste de olsa üzerinde çalışılıyor.
Biz ise sadece bu konuların teorisi kıyısında düşünüyoruz.
Aklımızı sınırlamaya ne hacet?
spartacus
03-08-2013, 18:20
Bilinç zaten doğal yolla aktarılabilir bir şey.
Algılarımız, duyu organlarımızı iki türlüde kullanabiliyoruz. Sonuçta alıyor ya da aktarabiliyoruz. Tüm bunlar tabi doğal, biyolojik süreçlerle oluyor.
Bu süreçleri bir biçimde herhangi bir çalışmada ya da gelecekte başarmak olasıdır diye düşünüyorum. Tabi konu bilinç olduğu için aktarmak yetmez tek başına duyu, etki-tepki sisteminin de düşünülmesi gerekir, zira bilincin temelinde yatan olgu, kabaca etki-tepki ve yorumlamadır diye düşünüyorum. Etkiden ziyade tepkiyi yorumluyoruz diye düşünüyorum.
Duygular ise biraz daha farklı, lakin biliyoruz ki acı vb de beyinde bitiyor. canımız yanıyor, uyuşursa yanmayabiliyor. Duygu işide bir etki-tepki yorumlama çerçevesinde işliyor ve yorumlanıyor.
Bu gün insanın unuttuğu şeyler dahi bilinçaltından açığa çıkartılabiliyor, yani kimse aklında bir şey tutmuyor özünde beyinde bir biçimde gerek görüldüğünde ulaşılabilir bir yapı taşıyor, akılda değil ciddi anlamda beyinde tutuluyor, haliyle aktarılabilirliği olasıdır.
Corpse Bride
03-08-2013, 18:32
hmm bu açıdan düşünmemiştim. haşa bilimin önünü kesmek değil niyetim. nakiller, kopyalar inanılmaz hızda çalışmalar haklısınız. etki tepki davranış farklılığı açısından değerlndirdim... cık cık cık ne gadar dar açıdan bakmışım tuh bana.
Beynin nasıl çalıştığı vb. anlaşılmaz diyenlere aşağıdaki videoyu izlemelerini öneriyorum:
Jeff Hawkins'in beyin, bilgisayarlar vb. ile ilgili bir videosu:
http://www.ted.com/talks/jeff_hawkins_on_how_brain_science_will_change_comp uting.html
(Videoyu Türkçe alt yazılı izlemek mümkün.)
Jeff Hawkins orada şöyle diyor:
Peki, neden iyi bir beyin teorimiz yok? Üstelik insanlar yüz yıldır bununla uğraşıyor. Gelin önce normal bilime bir göz atalım. Bu normal bilim. Normal bilimde, teoriyle deneyselcilik arasında bir denge vardır. Teorist der ki: "bence bu işler şöyle şöyle olmaktadır." Deneyci de der ki: "Hayır, yanılıyorsun." Ve bu böyle gider, değil mi? Bu fizikte işe yarar. Bu jeolojide işe yarar. Ama ele aldığımız normal bilimse, nöroloji nasıl görünür? Nöroloji şuna benzer. Elimizde bir yığın veri var: anatomi, fizyoloji ve davranış. Beyinle ilgili ne kadar çok şey bildiğimizi hayal bile edemezsiniz. Bu sene nöroloji konferansına 28.000 kişi katıldı, ve hepsi beyin üzerine araştırma yapıyor. Veri çok; ama teori yok. Orada tepede küçük bir kutu var.
Ve teori, nörolojide hiçbir önemli rol üstlenmedi. Gerçekten yazık. Peki, neden böyle oldu? Nörologlara, "neden durum böyle", diyecek olursanız -- -- Onlar da buna hak verirler. Ama sorduğunuzda, "iyi bir beyin teorisinin olmayışının çeşitli nedenleri var", derler. Bazıları, "elimizde yeterince veri yok", der; "daha fazla şey bilmemiz lazım; bilmediğimiz bunca şeyvar". İyi de, demin söyledim, paçalarımızdan veri akıyor. Elimizde çok fazla bilgi var; bunu nasıl düzenleyeceğimizi bilmiyoruz. Daha fazlası ne işimize yarayacak? Belki şansımız yaver gider ve mucizevi bir şey buluruz; ama sanmıyorum. Bu, aslında bir teorimiz olmayışının belirtisi. Daha fazla veriye ihtiyacımız yok -- onunla ilgili iyi bir teoriye ihtiyacımız var.
Bazı insanlar da, "beyin çok karmaşık, "bir 50 sene daha alır" diyor. Hatta sanırım dün Chris böyle bir şey söyledi. Tam ne demiştin Chris, emin değilim; ama "evrendeki en karmaşık şeylerden biri" gibi bir şeydi. Bu yanlış. Sen, beyninden daha karmaşıksın. Bir defa sende beyin var. Ve ayrıca, beyin karmaşık görünse de, anlayıncaya kadar her şey karmaşıktır. Bu hep böyledir. O yüzden diyebiliriz ki: "Neokorteksimde -- beynin benim ilgilendiğim bölgesinde -- 30 milyar hücre var. "Ama, bu son derece olağan". Hatta, aynı yapının üst üste tekrar edilmiş hâli gibi görünüyor. Göründüğü kadar karmaşık değil. Sorun o değil.
Bazıları da diyor ki: "beyinler beyinleri anlayamaz". Çok zenvâri. Vay be! Kulağa güzel geliyor; ama neden? Ne anlamı var yani? Alt tarafı bir grup hücre. Karaciğerinizi anlıyorsunuz ya! Onda da bir sürü hücre var, değil mi? Yani bu argüman da geçerli değil bence. Ve son olarak, bazıları da diyor ki: "Kendimi bir grup hücreden ibaret hissettmiyorum. Benim bilincim var. "Ben bir şeyler tecrübe ediyorum, dünyadayım yani. "Sadece bir grup hücre olamam." Bir ara "yaşam atılımı" diye bir şey sayesinde yaşadığımızı sananlar vardı; ki biz böyle bir şey olmadığını biliyoruz. Bunu destekleyen hiç kanıt yok --sadece bazı insanlar hücrelerin, yapabildiklerini yaptıklarına inanmıyorlar. Yani, bazı insanlar metafiziksel ikiliğe kendilerini kaptırmışlarsa, -bazı zeki insanlar bile- bunu tümden bir kenara bırakabiliriz.
Ben size, "başka bir şey var", diyeceğim; ve bu çok temel bir şey: iyi bir beyin teorimiz olmamasının bir nedeni daha var ki o da cevabı görmemizi engelleyen, sezgisel, kuvvetle inandığımız, ama yanlış olan bir varsayımımız olması. Gün gibi ortada, deyip inandığımız bir şey; ama yanlış. Şimdi bunun bilim tarihinde de örnekleri var ve ne olduğunu söylemeden önce size bilim tarihindeki örneklerden bahsedeceğim. Diğer bilimsel devrimlere baktığınızda-- -- ki burumda Kopernik'in Güneş sisteminden, Darwin'in evriminden ve Wegener'in tektonik levhalarından bahsediyorum-- bunların hepsinin beyin bilimiyle ortak noktaları var.
İlk olarak, hepsinde, açıklanamayan bir yığın veri vardı. Ama bir teori geliştirdikleri zaman, daha kolay idare edilebilir oldular. En parlak beyinler allak bullak olmuştu; çok, çok zeki insanlar. Biz şimdi onlardan daha zeki değiliz. Anlaşılan o ki, bazı şeyleri düşünmek çok zor; ama bir şeyi bir defa buldunuz mu, anlaması çok kolay oluyor. Benim kızlarım bu üç hikâyeyi anaokulu çağındayken, en basit hatlarıyla anlamışlardı. Çok da zor değil; hani var ya, "bu elma, bu portakal... "...Dünya bunun etrafında dönüyor" falan? O tür şeyler.
Bir de şu var: cevap hep oradaydı; ama şu "gün gibi ortada" olan şey, cevabı görmemizi engelledi. O da şu: Sezgisel, sarsılmaz bir inançtı ve yanlıştı. Güneş sistemi örneğinde, Dünya'nın dönmesi, ve Dünya'nın dış yüzeyinin saatte bin mil hız yapması, ve Dünya'nın, Güneş sistemi içinde saatte bir milyon mil hız yapması-- Bu çılgınlık. Hepimiz, Dünya'nın hareket etmediğini biliyoruz. Hiç saatte bin mil hızla hareket ediyormuşsunuz gibi geliyor mu size? Tabii ki hayır. Ve biriniz çıkıp, sonsuz bir boşlukta döndüğünü söylese onu hapse atarlardı ve zaten o zamanlar öyle yaptılar.
Sezgiseldi ve apaçık ortadaydı. Peki ya evrim? Evrim de aynı hesap. Çocuklarımıza, "İncil diyor ki: "'bütün canlıları Tanrı yarattı; kediler kedidir; köpekler köpektir; "'insanlar insandır; bitkiler bitkidir; ve değişmezler. "'Nuh onları gemisine aldı...'", falan filan dedik. İşin aslı, eğer evrime inanıyorsanız, hepimizin ortak bir atası var, ve hepimizin lobideki bitkiyle ortak bir atası var. Evrim bize bunu söylüyor. Ve bu doğru. Neredeyse inanılmaz.
Jeff Hawkins videoda söylediklerinin tamamı aşağıdaki siteden ulaşılabilir:
http://www.ted.com/talks/jeff_hawkins_on_how_brain_science_will_change_comp uting.html
Yine bu konularda çalışan Henry Markram şöyle diyor:
"Bunu formullerle, bir cok matematik denklemlerle hayata geciriyoruz. Aslinda, sinir hucrelerini elektrik ureticilerine donduren denklemleri Cambridge'den, Nobel odullu iki kisi tarafindan kesfedilmistir. Yani, sinir hucrelerini hayata gecirecek matematigi biliyoruz. Sinir hucrelerinin bilgiyi nasil topladigini ve birbirleriyle iletisim kurmak icin nasil kucuk bir simsek olusturduklarini aciklayabilecek matematigi de biliyoruz. Iste sinaps'a vardiklarinda sinaps'a gercekten, tesirli bir sekilde sok etkisi yaparlar Bu, sinapslardan kimyasal maddeleri yayan elektrik bir sok gibidir.
Bu islemi aciklayacak matematigi de biliyoruz. Yani, sinir hucreleri arasindaki iletisimi aciklayabiliriz. Neokorteks'in hareketinin benzerini yapmaniz gereken, gercekten de cok az sayida formul vardir. Fakat, bunun icin cok buyuk bir bilgisayara ihtiyaciniz var. Aslinda, sadece bir tek noronun tum hesaplamalarini yapabilmek icin bile bir dizustu bilgisayara ihtiyac vardir. O halde 10,000 tane dizustu bilgisayara ihtiyaciniz olacaktir. Bunun icin nereye gitmeniz gerekir? IBM'e gidersiniz ve super bir bilgisayar alirsiniz, cunku onlar 10,000 adet dizustu bilgisayari alip, bir buzdolabi buyuklugune nasil getireceklerini biliyorlar. Iste simdi "Mavi Gen" (Blue Gene) super bir bilgisayarimiz oldu. Tum sinir hucrelerini, her birini bu bilgisayarin islemcilerine yukleyebiliriz, calistirir ve olacaklari goruruz. Sihirli halida bir yolculuga cikariz."
http://www.ted.com/talks/henry_markram_supercomputing_the_brain_s_secrets.h tml
Bu Blue Gene projesi ile fare beyni 2007 yılında kısmi olarak simule edilebilmiş.
Fare Beyni Bilgisayarda Simüle Edildi
Bilimciler IBM'in geliştirdiği BluGene L süperbilgisayarı üzerinde bir fare beyninin yaklaşık yarısı kadar büyük ve karmaşık olan bir kortikal simülatörü çalıştırmayı başardılar.
Daha önceki çalışmalarda gerçek fare beyinlerinde gözlemlenen düşünce örüntülerine benzer örüntüler gözlemlendiği belirtilmişti.
Konu ile ilgili ekip şimdi bu simülasyon sistemini daha hızlı ve karmaşık hale getirmeye çalışıyor.
Hayat Belirtileri
Beyin dokusu simülasyon açısından ciddi bir problem teşkli ediyor çünkü çok fazla sinir hücresi ve bunlar arasında da çok fazla bağlantı var
http://www.fazlamesai.net/?a=article&sid=4571
Konuyla ilgili kapsamlı bilgi şuradan da elde edilebilir:
http://bluebrainfilm.com/bb/
http://www.wired.com/images_blogs/wiredscience/2013/05/neurologist-markam-human-brain3_f.jpg
http://www.wired.com/wiredscience/2013/05/neurologist-markam-human-brain/all
Avrupa Komisyonu’nun Gelecek ve Gelişen Teknolojiler başlığı altında sunulan Human Brain Project (HBP) yani İnsan Beyni Projesi için ayırdığı bütçeye dikkat çekmek isterim.
Bütçe ayrıldı
Komisyon önümüzdeki 10 yıl içinde geliştirilmek üzere İnsan Beyni Projesine 1.19 Milyar Euro ayırdı. Bir insan beynini simule edebilecek süperbilgisayar için IMF’ten kredi bekleyen, kriz bitirip, kriz başlatabilecek miktarda bütçe ayrılıyor.
http://shiftdelete.net/insan-beyni-projesi-43440.html
Bugün Uykusuz mizah dergisinin bu haftaki sayısını karıştırırken Memo Tembel Çizer'in sayfasında ilginç bir şekilde mizahi bir "bilinç" tasviriyle karşılaştım. Şansa bak!
Fotoğraf biraz kötü ama idare edin.
http://s15.postimg.org/dum7w2j23/IMG_0382.jpg
Metuselath
04-08-2013, 00:15
ne kadar doğru bilemiyorum ama bilincin emirlerin verilmesi ve anlaşılması arasında oluşan gecikmeden dolayı olduğunu okumuştum. yani bir kitabın sayfasını çevirmeniz ve çevirdiğinizi algılamanız arasında milisaniyelik bir fark var. bu farkın gözlemiyle ortaya çıkan boşluk bilinç. diyorlar...
Bilim adamlarına göre beyindeki nöronların nasıl çalıştığını matematiksel olarak anlamaya başladık.
http://en.wikipedia.org/wiki/Hodgkin–Huxley_model
http://www.sciencedaily.com/releases/2012/03/120308174805.htm
Bu epey önemli. Böylece beynin nasıl çalıştığını anladığımız gibi beyinle ilgili birçok hastalığın çaresini bulabileceğiz.
Mathematical model could help crack the code of mysterious brain disorders
http://www.abc.net.au/pm/content/2012/s3503505.htm
Şu anda bile yapay hipokampus modelleri var ve bunlar farelerde denenmeye başlanmış. Bu cihazlar Alzheimer gibi hastalıkların tedavisinde önemli gelişmeler sağlayabilir diye düşünülüyor.
World's first brain prosthesis revealed - 12 March 2003 - New Scientist
http://www.newscientist.com/article/dn3488-worlds-first-brain-prosthesis-revealed.html
http://nanobiotechnews.com/wp-content/uploads/2011/07/artificial-hippocampus-300x274.jpg
Disiplinler arası çalışma belki ülkemizde pek önemsenmiyor olabilir. Yani matematikçi sadece matematik yapar, biyolog sadece biyoloji ile uğraşır vb. diye bir algı var nedense ülkemizde, bu algı da epey kökleşmiş gibi, belki de bana öyle geliyor. :)
Halbuki biyoloji, beyin vb. konularda disiplinler arası çalışma son derece önemli. Hatırlanırsa DNA molekülünü ilk keşfedenlerden biri olan Francis Crick bir fizikçi idi ya da fizik eğitimi almış biri idi. Prion hastalığını keşfeden ve bunun teorisini ortaya koyanlardan biri olan John Stanley Griffith da bir matematikçi idi.
Corpse Bride
05-08-2013, 17:53
multimedya bölümünde üye nolanın paylaştığı link'de bu başlıkta olmalı,
http://ulumalar.blogspot.com/2012/07/the-secret-life-of-chaos-izle.html