PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Halkin Iktidar Paradoksu/Cikmazi


evrensel-insan
24-08-2013, 20:05
Bilindigi gibi ortacagda toplum ve farkli halklari suru psikolojisi korku felsefesi ve biat kulturu temelinde iyici sindirilmis ve susturulmusken, kullanilan bir iki deyim/soylem vardi.

"Kral oldu , yasasin kral"

Gelen agamiz , giden pasamiz"

Gunumuzde ise basta O.Dogu'da devam eden bu ortacag zihniyetinde, halkin butun bu baskilara zorlamalara ve yasaklara ragmen; emperyalist zihniyetin kendi cikari dogrultusunda mikroayrimci kiskirtilmasi ile; Toplumsal butunluk temelinde halklar bolunmuslugunde iktidar savaslarina donustu.

Yani halklar bizzat bu iktidar savaslarinda kutuplasarak ve biribirini otekilestirerek yer aldi ve almakta. Tabi her birinin ideolojik inancsal dogrusu temelinde.

Bu acidan bakildiginda ve bu iktidar savaslarina biraz oto demokratik parlemento kandirmacali cok partili v.s. bir acilim verildiginde, yukaridaki soylem su sekle donustu.

"Senin kralina olum , yasasin benim kralim"

"Senin kralin iktidardan inecek, benim kralim iktidara gelecek"

Seklinde bir soyleme donustu.

Evet krallardan biri gider digeri gelir ve ustelik bunlar toplumsal bunyedeki kutuplasma savaslari ile olur. Bazan asker araya girer ve kralligini ilan eder.

Peki eskiden, biatci suru psikolojisi korku felsefesi temelindeki toplum ve halklari bu kral savaslarina sessiz ve suskun kalirken ve gidene uzulur, gelene sevinirken; bugun ne degisti?

Bugun degisen bu pasif toplum, kendi bunyesinde farkli ve kutuplu aktif iktidar savascilarina donustu. Katletti/katledildi , oldu/olduruldu, iskence yapti/gordu kisaca kendisine iktidarda degilken ne yapilmissa , kendi iktidara geldiginde de ayni seyi otekilestirdigine yapti.

Peki nedir buradaki paradoks?

Buradaki paradoks, pasifkende bugun farkli kutuplarla aktifkende, sadece iktidarlari yasatti ve yasatiyor. Kendisi ister iktidari destekleyen ister iktidari devirmek isteyen halk olsun; ne kazaniyor?

Aci , olum , katliam , aclik , yoikluk , yoksulluk, ezilmislik , insanlikdigi bir yasam disinda.

Kendi destekledigi iktidar da , desteklemedigi iktidar da ona ancak bunu yasatiyor.

Yani kopruyu gecene , oylari alana v.s. kadar onu kullaniyor ve iktidara geldiginde de sadece iktidarinin despotlugunu diktatorlugunu otokrasisini dayatiyor. Bunu hangi iktidar mi yapiyor, hangisi yapmiyor?

O.Dogu ulkelerinin yakin tarihine bakarsaniz ve bugun Misir'da , Lubnan'da, Suriye'de olani; dun Libya'da, Irak'ta Afganistan'da olani degerlendirirseniz; ne demek istendigini algilayacaksiniz.

Kisaca bilinc ve farkindalik olmadikca, kralin "ciplak olmasi/ciplakliginin ortaya konmasi" maalesef yeni krallari giyinik olarak algilatiyor , taki o kralin ciplak oldugu algilanana ve iktidara yeni CIPLAKLASTIRILACAK OLAN GIYINIK BIR KRAL getirene kadar.

romulus83
24-08-2013, 20:23
Bilindigi gibi ortacagda toplum ve farkli halklari suru psikolojisi korku felsefesi ve biat kulturu temelinde iyici sindirilmis ve susturulmusken, kullanilan bir iki deyim/soylem vardi.

"Kral oldu , yasasin kral"

Gelen agamiz , giden pasamiz"

Gunumuzde ise basta O.Dogu'da devam eden bu ortacag zihniyetinde, halkin butun bu baskilara zorlamalara ve yasaklara ragmen; emperyalist zihniyetin kendi cikari dogrultusunda mikroayrimci kiskirtilmasi ile; Toplumsal butunluk temelinde halklar bolunmuslugunde iktidar savaslarina donustu.

Yani halklar bizzat bu iktidar savaslarinda kutuplasarak ve biribirini otekilestirerek yer aldi ve almakta. Tabi her birinin ideolojik inancsal dogrusu temelinde.

Bu acidan bakildiginda ve bu iktidar savaslarina biraz oto demokratik parlemento kandirmacali cok partili v.s. bir acilim verildiginde, yukaridaki soylem su sekle donustu.

"Senin kralina olum , yasasin benim kralim"

"Senin kralin iktidardan inecek, benim kralim iktidara gelecek"

Seklinde bir soyleme donustu.

Evet krallardan biri gider digeri gelir ve ustelik bunlar toplumsal bunyedeki kutuplasma savaslari ile olur. Bazan asker araya girer ve kralligini ilan eder.

Peki eskiden, biatci suru psikolojisi korku felsefesi temelindeki toplum ve halklari bu kral savaslarina sessiz ve suskun kalirken ve gidene uzulur, gelene sevinirken; bugun ne degisti?

Bugun degisen bu pasif toplum, kendi bunyesinde farkli ve kutuplu aktif iktidar savascilarina donustu. Katletti/katledildi , oldu/olduruldu, iskence yapti/gordu kisaca kendisine iktidarda degilken ne yapilmissa , kendi iktidara geldiginde de ayni seyi otekilestirdigine yapti.

Peki nedir buradaki paradoks?

Buradaki paradoks, pasifkende bugun farkli kutuplarla aktifkende, sadece iktidarlari yasatti ve yasatiyor. Kendisi ister iktidari destekleyen ister iktidari devirmek isteyen halk olsun; ne kazaniyor?

Aci , olum , katliam , aclik , yoikluk , yoksulluk, ezilmislik , insanlikdigi bir yasam disinda.

Kendi destekledigi iktidar da , desteklemedigi iktidar da ona ancak bunu yasatiyor.

Yani kopruyu gecene , oylari alana v.s. kadar onu kullaniyor ve iktidara geldiginde de sadece iktidarinin despotlugunu diktatorlugunu otokrasisini dayatiyor. Bunu hangi iktidar mi yapiyor, hangisi yapmiyor?

O.Dogu ulkelerinin yakin tarihine bakarsaniz ve bugun Misir'da , Lubnan'da, Suriye'de olani; dun Libya'da, Irak'ta Afganistan'da olani degerlendirirseniz; ne demek istendigini algilayacaksiniz.

Kisaca bilinc ve farkindalik olmadikca, kralin "ciplak olmasi/ciplakliginin ortaya konmasi" maalesef yeni krallari giyinik olarak algilatiyor , taki o kralin ciplak oldugu algilanana ve iktidara yeni CIPLAKLASTIRILACAK OLAN GIYINIK BIR KRAL getirene kadar.

işte onun için artık seçim meçim vs hepsi şu konjektörde sağlıklı sonuçlar vermez veremez.kapı komşum kadın gerekirse tayyibin altına yatarım cinsinden sözler sarfetti bana...bu insan kitleleriyle hiç bir şey yapamazsın.bunların adam olması için uğraşacağın çabayı afrikadaki insanlara harca daha yararlı bir insan olurlar dünya için...önemli olan insan kalitesi ve bu insan kaliteliğinin doğuracağı sonuçlar maalesef herşeyi etkiliyor.....yakacaksın ateşi ortalığı yaksın yıksın sonra itfaiye gelip söndürür ateşi ve soğumaya bırakacaksın zamana yayarak.biraz faşistçe hatta ayan beyan FAŞİZM den bahsediyorum ama
ne yapak bu kadar oluyor işte.önemli olan kimin hangi tarafın faşizmi hakim gelecek,el yanıt:BİZİM TARAF....

evrensel-insan
24-08-2013, 20:33
işte onun için artık seçim meçim vs hepsi şu konjektörde sağlıklı sonuçlar vermez veremez.kapı komşum kadın gerekirse tayyibin altına yatarım cinsinden sözler sarfetti bana...bu insan kitleleriyle hiç bir şey yapamazsın.bunların adam olması için uğraşacağın çabayı afrikadaki insanlara harca daha yararlı bir insan olurlar dünya için...önemli olan insan kalitesi ve bu insan kaliteliğinin doğuracağı sonuçlar maalesef herşeyi etkiliyor.....yakacaksın ateşi ortalığı yaksın yıksın sonra itfaiye gelip söndürür ateşi ve soğumaya bırakacaksın zamana yayarak.biraz faşistçe hatta ayan beyan FAŞİZM den bahsediyorum ama
ne yapak bu kadar oluyor işte.önemli olan kimin hangi tarafın faşizmi hakim gelecek,el yanıt:BİZİM TARAF....

Cozum , ilk baslik yazisindaki son paragrafta. Yani insanoglunun sadece fiziksel bir kitle , yigin , sayi olmadiginin madde, meta mal ve mulke ve de kul ve koleye indirgenemeyeceginin bir kisim iktidarin ideolojisi inanci yasatilsin cikari saglansin diye, insanoglunun kullanilamayacaginin; insanoglunun beyni ve zihni olan niteligi olan ve kendi istedigini kendisi ortaya koyabilen degerlerinin farkli oldugu ve bu farkli degerlerin biribirlerini icsellestirerek birlikte yasayabileceginin mumkun oldugu ve hic bir sosyo-etik degerin politik/ideolojik bir cikar olarak kullanilamayacaginin bir gereklilik oldugu bilinc ve farkindaligi.

Yalniz ve maalesef bu bilinc ve farkindaligi verecek ne bir devlet ne bir hukumet ne bir parti ne de orgutlu bir urum/kurulus yok. Demekki her bir kisi kendi beynindekini kendi sorgulayip, kendi insansal niteligini kendi ortaya cikaracak ve bunun icin hak ve ozgurluk talebini dile getirirken; baskasinin kendinden farkli sosyo-etik degersel hak ve ozgurlugune destek verecek ve her bir sosyo-etik farkli degerin hak ve ozgurlugunu de kendisinin olmasa bile savunacak.

Yani kendisinin kendini insanoglu yerine koymayanlara, insanoglu oldugunu madde meta mal mulk ve kul kole olmadigini gosterecek.

romulus83
24-08-2013, 20:51
Cozum , ilk baslik yazisindaki son paragrafta. Yani insanoglunun sadece fiziksel bir kitle , yigin , sayi olmadiginin madde, meta mal ve mulke ve de kul ve koleye indirgenemeyeceginin bir kisim iktidarin ideolojisi inanci yasatilsin cikari saglansin diye, insanoglunun kullanilamayacaginin; insanoglunun beyni ve zihni olan niteligi olan ve kendi istedigini kendisi ortaya koyabilen degerlerinin farkli oldugu ve bu farkli degerlerin biribirlerini icsellestirerek birlikte yasayabileceginin mumkun oldugu ve hic bir sosyo-etik degerin politik/ideolojik bir cikar olarak kullanilamayacaginin bir gereklilik oldugu bilinc ve farkindaligi.

Yalniz ve maalesef bu bilinc ve farkindaligi verecek ne bir devlet ne bir hukumet ne bir parti ne de orgutlu bir urum/kurulus yok. Demekki her bir kisi kendi beynindekini kendi sorgulayip, kendi insansal niteligini kendi ortaya cikaracak ve bunun icin hak ve ozgurluk talebini dile getirirken; baskasinin kendinden farkli sosyo-etik degersel hak ve ozgurlugune destek verecek ve her bir sosyo-etik farkli degerin hak ve ozgurlugunu de kendisinin olmasa bile savunacak.

Yani kendisinin kendini insanoglu yerine koymayanlara, insanoglu oldugunu madde meta mal mulk ve kul kole olmadigini gosterecek.

toplumsal görümlerin ve okumaların çok iyi ve yerinde ama ne yazık ki çözüm de denemez.bu şekilde bir çözümün olması için bu yazdığın satırlardaki dinamizmi okuyabilen kitlelerin baskın bir kitle olması lazım,türkiye nüfusna göre bu kitle oranı % 15 var yok..ilk başlarda samuel hungtıngtona çok kızmıştım,o ve onun gıbı batı elitistleri bu topraklarda atatürk gıbı bır adamın ortaya cıkmasının şaşkınlıgı ve basarıları onların korkulu ruyası olmuştu yanı hungtıngton'un ona olan nefretını kusarcasına türkiye resmı çizdiği BUGÜNLERİ çok önceden görmüş ve analiz etmişti...işte yırtık bölünmüş ülke konumundan çıkmak için mevcut konjektördeki küresel dengeleri de iyi okuyarak bir oldu bittiye girilerek EL TAYYİB VE ÇETESİNDEN kurtarılacak türkiye...bunların pisliğini temizlemek bile kafadan 10 yıl alacak..

evrensel-insan
24-08-2013, 20:58
toplumsal görümlerin ve okumaların çok iyi ve yerinde ama ne yazık ki çözüm de denemez.bu şekilde bir çözümün olması için bu yazdığın satırlardaki dinamizmi okuyabilen kitlelerin baskın bir kitle olması lazım,türkiye nüfusna göre bu kitle oranı % 15 var yok..ilk başlarda samuel hungtıngtona çok kızmıştım,o ve onun gıbı batı elitistleri bu topraklarda atatürk gıbı bır adamın ortaya cıkmasının şaşkınlıgı ve basarıları onların korkulu ruyası olmuştu yanı hungtıngton'un ona olan nefretını kusarcasına türkiye resmı çizdiği BUGÜNLERİ çok önceden görmüş ve analiz etmişti...işte yırtık bölünmüş ülke konumundan çıkmak için mevcut konjektördeki küresel dengeleri de iyi okuyarak bir oldu bittiye girilerek EL TAYYİB VE ÇETESİNDEN kurtarılacak türkiye...bunların pisliğini temizlemek bile kafadan 10 yıl alacak..

Gezi parki halk direnisi bu bilincte degil mi? % 15'i neye gore belirledin?

Evet her bir "pisligi" temizlemek zaman alir, yalniz zaman da ancak temizlemeye baslandigindan itibaren baslar.

romulus83
24-08-2013, 21:05
Gezi parki halk direnisi bu bilincte degil mi? % 15'i neye gore belirledin?

Evet her bir "pisligi" temizlemek zaman alir, yalniz zaman da ancak temizlemeye baslandigindan itibaren baslar.

hala onları iktidardan indirecek men edecek siyasal-politik sosyolojik vs vs tabanımız onların ki kadar geniş değil...GEZİ dekıler bu halkın % 15-20'si idi ama bu kadar ses getirmesi dış kaynakları ve bağlantılarının olmasıydı..GEZİ sözüm ona tek ses idi ama gerçekte her an ayrılmaya müsait çeşitli ideoloji ve fraksiyon dengelerden de oluşması söz konusuydu ha bu kötü birşey mi?elbette değil biz çıkarımıza bakarız...GEZİ nin içine giydirilmek istenen ve hatta GEZİ aslında ''sol'' idi gibi söylemler kısa ve orta vadede zarar verir bize en azından benim ve benim gibi orada olan belkemiği kitle için...

Erdem Alaca
24-08-2013, 21:07
Büyük bir oyun bu, yönetim, hükümet olayları falan.

Sn.evrensel-insan'ın vurguladığı gibi, kim gelirse gelsin iktidara, seçen halkına beladan başka bir şey getirmiyor. Zaten seçilebilmek için yapılan propaganda harcamalarını, dürüst, namuslu bir insanın kendi kendine finanse etme ihtimali var mıdır? Nerelerden gelir bu değirmenin suyu?

Seçilecek adamlar, bir takım finansal güçlerin kucağına oturmayı kabul ederek bu yola çıktıklarından, iktidar olduklarında da küplerini doldurmayı düşünüyorlar elbet. Bizdeki durum bu benim gözlemlediğim.

Bakın aşağıda resim ve videosunu eklediğim vatandaş da Uruguay Devlet Başkanı mesela, 12 bin dolar civarı aylık maaşı var, bunun 11 binini bağış yapıyor, ve "dünyanın en yoksul devlet başkanı" olarak anılıyor. Evini sadece iki polis ve iki köpek koruyormuş.

Adı: José Mujica (http://tr.wikipedia.org/wiki/Jos%C3%A9_Mujica)

Başkan oldukça basit, lüksten çok uzak bir hayat sürüyor. Karısının köyündeki derme çatma eski tarz bir evde yaşayan başkanin hayatındaki tek lüksü 1987 model Volkswagen kaplumbağa arabası.

Eski bir gerilla savaşçısı olan solcu lider Musija, hayatından ve durumundan menun olduğunu, lüksü değil gerçek hayatı tercih ettiğini söylüyor. Kaynak (http://guney-amerika.blogspot.com/2012/11/dunyann-en-fakir-cumhurbaskan.html)

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/79/Pepemujica2.jpg/399px-Pepemujica2.jpg

Amcamın yüzünde saflık, temizlik var zaten. Hiç bizdeki politikacılara benziyor mu?

Ama konuya dönersek, ne yapacağız? Yani Jose Mujica gibi bir başbakanın bizim memleketimize de gelmesini mi bekleyerek ömrümüzü tüketeceğiz? Gelir mi şu mevcut düzende? İmkansız gibi...

Böyle gelmiş böyle gidiyor, tek-tük kişilerin de bilinçli olması yetmiyor, bir toplumun genelinin biraz bilinçli, biraz sorgulayan vatandaşlardan oluşabilmesi lazım. Yoksa "Başbakanın kolunun kılıyım" diyen zihniyetle bu iş olmaz, çark hep böyle döner.

http://www.youtube.com/watch?v=zdTwdcyfCWc

evrensel-insan
24-08-2013, 21:18
Büyük bir oyun bu, yönetim, hükümet olayları falan.

Sn.evrensel-insan'ın vurguladığı gibi, kim gelirse gelsin iktidara, seçen halkına beladan başka bir şey getirmiyor. Zaten seçilebilmek için yapılan propaganda harcamalarını, dürüst, namuslu bir insanın kendi kendine finanse etme ihtimali var mıdır? Nerelerden gelir bu değirmenin suyu?

Seçilecek adamlar, bir takım finansal güçlerin kucağına oturmayı kabul ederek bu yola çıktıklarından, iktidar olduklarında da küplerini doldurmayı düşünüyorlar elbet. Bizdeki durum bu benim gözlemlediğim.

Bakın aşağıda resim ve videosunu eklediğim vatandaş da Uruguay Devlet Başkanı mesela, 12 bin dolar civarı aylık maaşı var, bunun 11 binini bağış yapıyor, ve "dünyanın en yoksul devlet başkanı" olarak anılıyor. Evini sadece iki polis ve iki köpek koruyormuş.

Adı: José Mujica (http://tr.wikipedia.org/wiki/Jos%C3%A9_Mujica)



http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/7/79/Pepemujica2.jpg/399px-Pepemujica2.jpg

Amcamın yüzünde saflık, temizlik var zaten. Hiç bizdeki politikacılara benziyor mu?

Ama konuya dönersek, ne yapacağız? Yani Jose Mujica gibi bir başbakanın bizim memleketimize de gelmesini mi bekleyerek ömrümüzü tüketeceğiz? Gelir mi şu mevcut düzende? İmkansız gibi...

Böyle gelmiş böyle gidiyor, tek-tük kişilerin de bilinçli olması yetmiyor, bir toplumun genelinin biraz bilinçli, biraz sorgulayan vatandaşlardan oluşabilmesi lazım. Yoksa "Başbakanın kolunun kılıyım" diyen zihniyetle bu iş olmaz, çark hep böyle döner.

http://www.youtube.com/watch?v=zdTwdcyfCWc

Iste boyle gelmis olanin boyle gitmemesi icin , yeni kapilar acmak ve gostermek gerekiyor. Ustelik bu acilan kapilari gundemde tutmak ve onemini vurgulamak gerekiyor.

Konu politika degil; insanoglunun insanlik icermeyen soyutlama ve duzeninin tek lapi olmadigini her turlu konuda gostermek.

Bunun icinde basta her bir kisinin bunu gostermeden once kendi gormesi gerekiyor. Yani bilinclenmesi ve niteliginin farkina varmasi.