Orijinalini görmek için tıklayınız : Allah: İnsan Türünün Zayıflığı
Allah: İnsan Türünün Zayıflığı
Stresli, bunalımlı, acıların, zorbalıkların, katliamların, açlığın, sefaletin kol gezdiği dünyamızda, sancılı süreçlerde tutunabileceği bir dal arayan ve her türlü acımasızlıklara karşı avunabileceği oyuncak ile oyalanıp, biraz olsun hayal mahsulü yaratıkların batıl ve hayali yardımlarına sığınan insan türü, içinde bulunduğu “zayıf” durumdan çıkış yolu olarak, Allah adını verdiği ve insanoğlunun ancak sarhoşken uydurabileceği saçmalık değerleriyle, zayıf düşünce sistematiğinde bu hasta fikirleri barındırabilir.
Allah kavramı, İslamiyet gibi semavi dinlerin de dahil olduğu ve bunun dışında insantürünün uydurduğu öznel her türlü tanrı(lar) , yine insan türünün zayıflığı ve cehaletiyle ortaya çıkmıştır. Allah fikrinin kökenine ilişkin konuşmaktan ziyade, sosyal çevremizde, inanan insanların zayıflıkları ve zihnindeki küflenmiş, bayatlamış, buruşmuş, köhneleşmiş, ebeveyn ve ortakyaşarlardan devredilme Allah saçmalığının bireydeki çaresizliğin ve bitmişliğin göstergesi olduğunu anımsatmak istiyorum.
Allah, artık çöpe atılması gereken bir kavramdır.
Eskilerin yalanları, ahmaklıkları, aldanmışlıkları ve aldatıcılıkları sebebiyle gelecek kuşağa aktarılmış, birey zihninde yer tutan otomatikleşmiş bayat bir fikirdir. Bu fikrin içeriği sorulduğunda cevap niteliği taşıdığının umulduğu her türlü kavram ve verilme nitelikler yine insan türünün otomatikleşmiş varsayım ve ön kabule dayanmaktadır. İçerik hakkında hiçbir fikrin bulunmaması ve bilgi niteliği taşımayan bu öne-sürümler tamamen zayıf insan oğlu düşünüşünün berbat ve kahrolası zihinsel tutumudur.
Acımasız dünyada kendisini yalnız ve güçsüz hisseden organizma, bir yerlerden gelecek yardıma muhtaç olduğunu hissedecek ve tüm zorbalıklara karşı, kendisini her zaman seven, koruyan ve kollayan, mekanı göklerde saklı gizli, gizemli-mistik yaratıklara kucak açacaktır. Bu tarihte de böyle olmuştur, günümüzde de geçerliliğini bir an olsun yitirmemiştir.
Ezenlere karşı, çaresizlik, ‘beni koruyan ve kollayan bir varlık var, bana yardım edecek’ saçmalığının gereksiz bir vargısıdır. Bu vargı, insanoğlunun öne sürdüğü ve kendisinin de inandığı bayat bir fikirdir. Halbuki, dünyaya ve dünya içindeki canlılık sistemi ve işleyişine, daha doğrusu sağlıklı ve huzurlu işle-me-yişine bakılsa sorun da bir ölçüde aşılmış olacaktır. Çünkü, dünya düzenindeki adaletsizlikler ve insanlığın acılarla yoğrulması, katliam ve işkencelerde geçen korkunç dakikalar, bu canavarlıklara maruz kalmak yada bunun gözlemine tanık olmak, Allah’ın sevgi dolu, merhametli, kurtarıcı, koruyan ve esirgeyen niteliklerini olanaksız ve saçmalık kılmaktadır. Bu dünya düzeni önümüzde kendisini gözyaşlarıyla hatırlattıkça, Allah’ın bu nitelikleri anlamsızlaşmaktadır.
Zayıf insan düşüncesi, güçlü olduğunu umduğu ve kendisini zor durumlardan kurtarabilecek kudrete sahip sözümona kurtarıcı tanrıların varlığına teslimiyetini, ancak karanlık ve paslanmış zihniyette mümkün kılabilir. Var olan dünya tanıklığına gözünü kapamış ve ağzında Allahın kurtarıcı vasfını gevelemekte ve onu yücelten sözcüklerle geviş getirmektedir. Yaptığı saçmalığın farkındasızlığı katlanılabilir gibi değildir.
İnsan zayıftır; Tanrı Güçlü, İnsan ölümlüdür; Tanrı ölümsüz, İnsan yardıma ihtiyacı olan bir varlıktır; Tanrı her durumda korur ve kollar…Üç nokta ile bu saçmalık dizgesi devam eder gider. Bu söylenenler, tamamen insan zihninin, inancı doğrultusunda iddia ettikleridir. Bu iddiaların gerçekliğinden söz edilmesi için, Allahlarına bahşedilen her türlü zengin İlahiyatsal niteliklerin, var olan dünya-insanlık yığınlarının şimdiki güncel durumuyla çelişmemesi gerekecekti. Ne var ki, durum tam tersidir. Yani elde tutulan ve görülen durumlarla baş başayız. Kötülük sorununun dile getirimi dahi, kurtarıcı ve sevgi dolu tanrı modelini dinamitlemeye yeterlidir.
Kendisini zayıf hisseden insan, tutunacak bir dal, sığınacak bir kale yada liman aramakta ve bu avuntuyu allahta bulduğunu zannetmektedir. Zor bir durumda kaldınız ve size acil kurtuluş kapısı gerekiyor. Siz önünüzdeki bu zorlu duvarı aşmak için, bir yerlerden gelecek yardıma ihityacınız olduğunuzu düşünüyorsunuz.
Bu düşünceniz normal olsa da, başvurduğunuz kaynak çürüktür.
Allah, üstüne bastığınız çürük bir tahtadır.
İçinde bulunduğu durumla yüzleşme cesaretini ve koşulları değiştirme irade ve gücü bulamayacağını kafasına koymuş birey, yardımı göklerden beklediği sürece boşuna beklemiş oluyor. Gözlerini gerçek dünyadan, sanal dünyalara yani göklere çevirdiği sürece bu düşünüş şekli hastalıklı zihinsel tutumunu besleyecek ve sırtını gerçeklikten sanal alemlerde sabitleyecektir. Demek ki Allah bir tür kaçıştır. İnsanın kendi varlığından kaçışı gibi.
Allah’tan medet uman insanlık yığınları aldanmışlıkları ve ahmaklıklarıyla bize zayıflık tanıklığı vermektedir. Bunu yapmaları ise düşünüş şekli itibariyle son derece normaldir. Var olan zayıflığını, cesaret, çalışma ve çabasıyla, kendisine karşı olan dürüstlüğü ile, her alanda mücadelesiyle harmanlamasını gerekli kılar. Allah’a teslimiyet, zayıflığa ve yenilgiye teslimiyettir; yenilgiyi kabullenmektir. Bağımsız varoluşu başaramayan insanın, elinde tutabileceği sahte cennet, vahiy, ilahiyat elbet bir gün yerini olguya etki ettirme cesareti ve azmi taşıyan zihinsel, davranışsal tutuma dönüştürecektir.
belangaz
09-09-2013, 14:57
İnsan oğlu yaratılışı gereği ,en zor zamanında Allah c.c yardım ister buda onun büyüklüğünün bir kanıtıdır.
Allah c.c zaten insanları daha yaratmadan onların ihtiyaç duyabileceği her şeyi yaratmıştır. örneğin hava,su vebeslenmesi için daha bir çok şey...
Allah hep merhametlidir sadece onan inanları değil ona inanmayanlarıda aynı şekilde bu rızıklardan ikram etmiştir.
Ama gel görki sizler gaflete olduğunuzdan bunları düşünemiyorsunuz arkadaşlar.
MadScientist
09-09-2013, 15:16
Canlilar Allahin varligina delil degildir.Cahil arap putundan birsey beklemeyin yapamaz.Tehdit eder o surekli.
Şüpheci Dinsiz
09-09-2013, 16:10
Sevgili arkadaşlar,
Hayal kurar mısınız ?
Ben kurarım. Hemen her gün.
Önemli bir icat yaparım mesela, bütün insanların, özellikle yoksulların işine yarar, sonra, bütün canlıların işine yarayacak bir versiyona evrilir.
Silahtan etkilenmeyen bir güce ve hıza sahip olduğumu düşünürüm, gider Gezi Halkını korurum, sonra hızla Ankara'ya, oradan Adana'ya, oradan Hatay'a, oradan İzmir'e, Eskişehir'e gider korurum halkımı zalimin zulmünden.
Önemli bir silah icat ederim, gider emperyalist ülkeleri kuşatırım, ambargo uygularım, hükümetlerini deviririm, silahlarını imha ederim, borsalarını toz duman ederim, mesela Amerika'yı Kızılderililere, Avusturalya'yı Aborjinlere geri veririm, İngiltere'yi, Fransa'yı, İspanya'yı, Portekiz'i gelmiş geçmiş katliamları, sömürgecilikleri için mahküm ederim, Afrika'daki, Amerika'daki, Avusturalya'daki beyazları göç ettiği işgalci ülkelere sürgün ederim.
Bir kitap yazarım, içinde öyle cümleler, öyle örnekler bulunur ki reddedilemez. En beton kafalı thick shit'ler, sabit fikirliler, takiyeciler dahil, okuyan aydınlanır, artık kandırılamaz hale gelir, hayatından kalanını canlıya-doğaya sevgi-saygı-hoşgörü ile geçirir.
Bazen nisbeten gerçekçi olurum.
Çok para kazanır, okul açarım. Orada okuyacak çocukları Çocuk Esirgeme Kurumundan, yetimlerden alırım, hepsiyle kendi çocuğum gibi ilgilenirim, her biri birer bilim insanı olur, sanatçı olur, hukukçu olur, insanların-doğanın yararına çalışırlar. Ne bileyim, hastaneler açarlar, fabrikalar kurarlar, üretimi, üretim araçlarını kapitalizmin elinden alırlar.
--/--
Bir Tanrı olmayı düşünürüm, şöyle en kudretlisinden, kodu mu oturtan, kimsenin yaptığını yanına bırakmayan, zayıfın, iyinin yanında olan, herkesle konuşan, kimseden saklanmayan, kimseden bir şey saklamayan, ibadet beklemeyen...
Gerçekçi olsun veya olmasın; istediğim superman olmak, gördüğüm yanlışları düzeltebilecek güce sahip olmak, sonrasında düzenin devamlı olmasını sağlamak, en sonunda sine-i millete dönmek.
--/--
Kendi yetersizliklerim beni böyle hayaller kurdurmaya zorluyor. Hayallerimde -çok önemli olmamakla birlikte- başrolde ben varım. Başrolde ben olmasaydım Tanrı olacaktı.
Sevgiler
İnsan oğlu yaratılışı gereği ,en zor zamanında Allah c.c yardım ister buda onun büyüklüğünün bir kanıtıdır.
Allah c.c zaten insanları daha yaratmadan onların ihtiyaç duyabileceği her şeyi yaratmıştır. örneğin hava,su vebeslenmesi için daha bir çok şey...
Allah hep merhametlidir sadece onan inanları değil ona inanmayanlarıda aynı şekilde bu rızıklardan ikram etmiştir. .
volkanlar deoremler hicde insanlarin ihtiyac duyacagi seyler gibi gozukmuyor
aslanin ceylani bogazlamasi onun rizki mi yani sana gore mesela?.. sen olsan boyle bogazlayan canli yaratir miydin mesela?? bogazlama merhamet mi???
Tanrı, insanın varlık bilincinin yan etkilerinin zihninde yarattığı panzehiridir bence :)
Varlık sebep ve amaçlarının ağırlığını yüklenebildiği yada kabullenebildiği gün zihnindeki bu beladan kurtulacak umarım.
Şüpheci Dinsiz
10-09-2013, 00:27
Sevgili belangaz,
Allah hep merhametlidir sadece onan inanları değil ona inanmayanlarıda aynı şekilde bu rızıklardan ikram etmiştir.
Merhametsizlik olmasaydı merhamet nedir bilmezdik...
--/--
Yıl 2099,
Dünya dışı varlıklara ait bir filo dünya gezegenine iner, derhal işgale başlarlar, karşı koyan insanları katleder, ele geçirdiklerini "ahır" adını verdikleri hücrelerde hapsederler. İnsanların erkeklerinin çoğunu öldürür, kadınlarla çiftleşmesi için güçlü olanlarını sağ bırakırlar. Doğan çocukların erkek olanları içinde en sağlıklı olanları seçilir, zayıf çelimsiz olanları hemen katledilir.
İnsanlar bir kaç yıl içinde hoparlörlerden günde beş kez aynı saatlerde anons edilen, haftanın bir gününde daha uzun süren bir metni dinleye dinleye Klingon dilini anlamaya başlarlar.
Anonslardaki hikayeye göre, bir Klingonlu mağarada düşünüyorken, ki; Klingonlular en iyi mağarada düşünürler, Zebrail adlı bir varlık kendisi ile Yallah adlı bir Tanrı adına temas kurmuş. O'nun göğsünü üç kez kavrayıp sıkmış, ki; Klingonlular için bu hareket çok derin anlamlar taşır, ve demiş ki; "Yallah'ın adıyla tekrar et".
Yallah hep merhametlidir sadece onan inanları değil ona inanmayanlarıda aynı şekilde bu rızıklardan ikram etmiştir. Dünya'yı ve içindekileri sizin için yayıp döşedik. İçinden helal olanları yiyin.
Sevgiler
Sayın belangaz ve teistler;
Anlaşılan Yukarıdaki yazıyı okumamışsınız. Allah’ın varlığına yönelik elde tutulabilir yani bilgi niteliği taşıyan herhangi bir şeyin bulunmadığı, dolayısıyla bu ön-kabule dayanan öne-sürümlerin bir anlam ifade etmediği noktası göz ardı edilmiş. Yukarıda anlatmak istediğimi ya kavramadınız ya iletiyi okumadınız yada düşünmeyi ve sormayı henüz bilmiyorsunuz.
Bu iki sebep dışında, -diğeri birinci sebeple ilişkilidir- bir diğer ihtimal var ki o da bireyin inanca yönelik ahmaklığı kalıyor. Ben de bunu düşünmek istemeden yazmak istiyorum.
Sizin, düşündükleriniz ve inandıklarınız sadece sizin zihinsel durumunuzla ve kafanızdaki sabitlerle ilgilidir. Yani Allah adını verdiğiniz yaratığın esirgeyen, kollayan ve koruyan bir niteliğe sahip olduğunu söylemeniz sizin düşünceniz. Bir yerlerinizden uydurmanızdır. Eğer bunları(Allahın yardımcı ve kurtarıcı vasfına yönelik beslediğiniz inanç) sizin uydurmanız değilse şayet, bunu gösterin. Yani Allahın kurtarıcı olduğunu söylüyorsanız, zor durumdaki insanları kurtarma eylemini bize gösterebilirsiniz değil mi?
Yok, gösteremiyorsanız bu tür saçmalıklara da inanmanız için hangi gerekçeleriniz var diye sorarım size. Sizin Allaha yönelik, onun esirgeyen, koruyan, kurtaran vasıflarına canlı ve güncel örnek verebilir misiniz?
Vahşi bir aslan tarafından parçalanmak üzere olan bir çocuğu düşünelim. Aslan o çocuğu parçalıyor. Allah’ınız kurtarıyor mu? Depremler oluyor ve milyonlarca insan bu ve benzeri doğal afetlerin yıkıcı etkisi ile ölüyor. Allah’ınız bu insanları kurtarıyor mu?
Bir kadın, canavar kocası tarafından hastanelik olana kadar dövülüyor ( geçmişte benim annemin pek çok kez maruz kaldığı bir durumdur) Allah’ınız, benim canavar ruhlu, aşağılık babama ve Ona benzeyen adi heriflere müdahale ediyor mu?
Sırf erkek arkadaşının elini tuttuğu için, önce acımasızca dövülen sonra canlı canlı toprağa gömülen kızları koruyor mu ve bunu “namus “için yaptığını söyleyen yaratıklara “DUR !!!” demiş midir? Peki, halkı sömüren, onların sırtından geçinen ve bir sülük gibi kanını emen, insan demeye bin şahit gereken, halkın emeğini, iş gücünü ve onurunu ayaklar altına alan yönetici, patron ve iş adamlarına her hangi bir eylemde bulunup, ezilen halkın hakkını ve refahını koruyor mu?
Allah denilen kavramın, ontolojik temelde gerçekliğine inanıyorsanız, ve bu allah’ın koruyan ve kurtaran vasfına inanıyorsanız, bu inancınıza yönelik ve doğru orantılı olarak paralellik ve eşdeğer niteliği taşıyan eylemlerden bahsedebilir misiniz? İnsanlar kurtarılmıyor. İnsanlar öldürülüyor, zulüm görüyor, işkencelere maruz kalıyor.
Daha dün, görevi halkı ve halkın refahını korumak olan Tayyipp’in KATİL polisleri, 22 yaşındaki AHMET ATAKAN’ı öldürdü. Allahınız neredeydi?
Yoksa sizin bu allahınız, içi hava dolu balon mudur?
Agzınızda geviş getirmeyi bırakın.
“Allah koruyan ve kurtarandır”.. Bu cümlelerin içini doldurun. Hayat önümüzde duruyor ve sizin bu ezberlenmiş, bayatlamış ve küflenmiş inancınızın rafa kaldırılması gerekiyor. Aksini düşünüyorsanız buyurun yukarıda saydıklarıma cevap verin.
Siz, Allahın varlığından bahsetmiştiniz bir başlıkta ve ben size Ruhla ilgili bir soru sormuştum. Siz cevap vermemiştiniz. Yani benim sizdeki gözlemim şudur: “Siz Allah var, Allah var” diye geveleyip duruyor ve size sorulanlar üzerinde düşünmüyor ve cevap vermiyorsunuz. Bu yaptığınız Allah kavramını ağzınızda geviş getirip durmaktır. Bu düşünme kabiliyetinin yoksunluğu tam bir AHMAKlıktır !!! Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bu ahmaklıktan bir an önce vazgeçmenizi ve var olan beyninizi kullanmanızı öneririm. Yoksa boşuna taşımayın, saksı derler sizinkine, “Allah korusun”
Olgu ve sorular yukarıdadır. Anlattıklarınızın içi boş balon ve yalanlar olmadığına yönelik cevap verirseniz dinleriz.
belangaz
11-09-2013, 14:29
Sayın Natan ,birşey varlığına inana bilmeniz için onu elle tutmanız yada gözle görmeniz mi gerek ?
Örneğin : Bir cep telefonu sinyalini siz gözle göremediğiniz için bu onun olmadığı anlamına mı gelir? Ama Sinyal telefona geldiği anda sinyalin varlığına inanıyorsunuz öyle değil mi?
Şimdi Allah'ı gözümüzle görmedik diye buna haşa yok mu diyelim ? Ama Allah c.c varlığnı sürekli beynimiz arıyor veya bir yaratıcıya ihtiyaç duyuyor. buda Allah c.c varlığına kanıt değilmidir?
Ayrıca sırf Allah'ı gözle görmedik diye ,yaratıklarını da mı görmeyeceğiz?
Veya sizler gibi tesadüfleremi inanacağız . Banka hesabınızda 1 lira eksik olmuş olsa kırk yerden neden ararsınız. Amma dünya üzerinde bunca muazam bir yapı görünce bir türlü yaratanı aramazsınız?
Diğer sorularınız kader olayına girdiği için sonra cevap vereceğim.
Sayın Natan ,birşey varlığına inana bilmeniz için onu elle tutmanız yada gözle görmeniz mi gerek ?
Örneğin : Bir cep telefonu sinyalini siz gözle göremediğiniz için bu onun olmadığı anlamına mı gelir? Ama Sinyal telefona geldiği anda sinyalin varlığına inanıyorsunuz öyle değil mi?
Şimdi Allah'ı gözümüzle görmedik diye buna haşa yok mu diyelim ? Ama Allah c.c varlığnı sürekli beynimiz arıyor veya bir yaratıcıya ihtiyaç duyuyor. buda Allah c.c varlığına kanıt değilmidir?
Ayrıca sırf Allah'ı gözle görmedik diye ,yaratıklarını da mı görmeyeceğiz?
Veya sizler gibi tesadüfleremi inanacağız . Banka hesabınızda 1 lira eksik olmuş olsa kırk yerden neden ararsınız. Amma dünya üzerinde bunca muazam bir yapı görünce bir türlü yaratanı aramazsınız?
Diğer sorularınız kader olayına girdiği için sonra cevap vereceğim.
Fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları, fizik kuralları...
Bu nedir ne işe yarar.
Yapma belangaz, geldin burada yazıyorsun, sana cevap veriyoruz, okuyorsun. Zamanına yazık değil mi?
Allah ile cep telefonu sinyali
Allah ile elektrik
Allah ile ışıma
Allah ile infrared
karşılaştırılır mı belangaz yapma gözünü seveyim. Hiç mi okumuyorsunuz bir şeyler?
belangaz
11-09-2013, 14:57
Kapitan her olayda bir kural arıyorsunuz ama evrim denen saçmalıkta tesadüfler ile gidiyorsunuz ? sizce bu mantıklı mı?
belangaz
11-09-2013, 14:58
Sayın Kapitan ;Sizce insan beyni neden bir yaratıcı arar?
Kapitan her olayda bir kural arıyorsunuz ama evrim denen saçmalıkta tesadüfler ile gidiyorsunuz ? sizce bu mantıklı mı?
Evrim yalan öyle mi?
"The vast majority of the scientific community and academia supports evolutionary theory as the only explanation that can fully account for observations in the fields of biology, paleontology, molecular biology, genetics, anthropology, and others."
Sayın Kapitan ;Sizce insan beyni neden bir yaratıcı arar?
İnsan beyninin sizin kafanızdaki yaratıcıyı aradığını veya bir yaratıcı aradığınızı nereden biliyorsunuz? Yaptığınız anket, deney, gözleminiz mi var yoksa "ben öyle inanıyorum" demekten başka bir veriye mi dayanıyorsunuz?
http://www.baharkilic.org/post/2012/05/05/Beyinde-bir-Tanri-noktasi-yok.aspx
(Bu haber Türk medyası tarafından tam tersi istikamette yayımlandı)
belangaz
11-09-2013, 15:27
http://www.milliyet.com.tr/2004/10/19/son/sonyas26.html
Yok öyle bir şey. Kimsenin itibar etmediği ve objektif bakıldığında dine, tanrıya falan işaret etmeyen bir hipotezden bahsediyorsun.
http://en.wikipedia.org/wiki/God_gene
Başka?
belangaz
11-09-2013, 15:46
Sayın Kapitan ,
Eğer bir yaratıcı yoksa sizce bu evren nasıl oldu?
evrensel-insan
11-09-2013, 21:27
Evren olmadi ve oldurulmadi. Evren mekan olarak gozlem veren daimi bir fenomendir.
irsArtvin
11-09-2013, 22:19
Sayın Kapitan ,
Eğer bir yaratıcı yoksa sizce bu evren nasıl oldu?
Evrenin nasıl var olduğunu şu an için açıklayamıyor oluşumuz illa ki evrenin bir yaratıcısı olduğu anlamına mı geliyor?!
Binlerce yıl önceki insanlar da bulutların meydana getirdiği elektriksel birikimin yeryüzüne boşalması neticesinde oluşan yıldırım gibi çok basit bir tabiat olayını o zamanki bilgi ve bilim eksikliğinden kaynaklanan sebeplerle, yani bilimsel olarak bir açıklama getiremeyecek kadar bilgisiz olmaları nedeniyle Tanrı’nın insanları cezalandırması ve kızgınlığı olarak addediyorlardı. Ama şimdi yıldırımın Tanrı veya Tanrı türevi herhangi bir sözde doğaüstü gücün meydana getirdiği bir şey olmadığını bütün insanlık biliyor, öyle değil mi? Bakın bu durum, sizin “Eğer bir yaratıcı yoksa sizce bu evren nasıl oldu?”müddeanızla ve akıl yürütmenizle ne kadar da benzer nitelik taşımakta!
Rad Suresi 13. Ayet:
“Gök gürültüsü O'na hamd ile, melekler de O'nun korkusundan dolayı O'nu tesbih ederler. O yıldırımlar gönderir, onunla dilediğini çarpar. Onlar Allah hakkında mücadele edip duruyorlar. Oysa Allah'ın çarpması pek çetindir.” Daha fazlası için… (http://meal.ihya.org/kurandan-ayetler/kuranda-gecen-yildirim-ile-ilgili-ayetler.html)
İnsanlığın bin yıllardır vermiş olduğu yaşam mücadelesi içerisindeki elde etmiş oldukları her türlü bilgi, birikim ve tecrübe neticesinde inkişaf ettirdikleri bilim ve bilimsel mefhumlar şu an için evrenin nasıl var olduğunun cevabını veremese de belki yüz yıl, belki de bin yıl sonra eninde sonunda yine bilim vasıtasıyla bu sorunun cevabı verilecektir ve de bu konu açıklığa kavuşturulacaktır.
Sizin şu an için yapmış olduğunuz şey, ortaçağda yaşamış bir insanın bilimin eksikliği hasebiyle, yani tamamıyla cahilliğnden dolayı yıldırımın Tanrı’nın gazabı olarak nitelemesiyle aynı minvalde ve aynı mahiyettedir!
'Evren varsa allah vardır' mantığı çok çürük bir düşüncedir. Fenomenden bahsediyorsunuz. Şu masa varsa Allah, Zeus, Dionysos da vardır. Tüm bu tanrılar sadece inançtır. Siz zihninizde bir tanrı oluşturmuşsunuz. Oluşturduklarınız da yine sizdeki düşüncedir. Yaratan sizsiniz aslında: Tanrı'lar yaratıyorsunuz.
Kafanızda bir inanç oluşturup, bu düşündüklerinizi var sanıyorsunuz. 'Bir şeye inanmak, o şeyi gerçek kılmaz' dedik bin defa ama anlatamadık.
Evren güzeldir, iyidir, hoştur. Neye göre? Ne ile kıyaslıyorsunuz? Bilinen şeylere göre mi? Ya bozukluklar? Üstelik evrenin güzelliği de insanların kafasındaki tanrı modelleriyle ilgisizdir. Ben, evrenin güzel olduğunu söyleyeyim ve ardından kafamda yarattığım Dionysos'un gerçekten var olduğunu kanıtlayayım. Böyle bir mantık var mıdır?
Vefik Sami
05-10-2013, 11:11
Sn. NATAN;
İyi, kötü. güzel, çirkin, doğru, yanlış gibi kavramlar insanın ortaya koyduğu göreceli kavramlardır. Bir dişi aslan'ın ceylan yavrusunu parçalayıp karnını doyurması ve buradan elde ettiği süt ile aç yavrularını beslemesi, onun için "iyi" dir. Fakat Anne ceylan ve yavrusu için "kötü"dür.
Bilindiği üzere dünyadaki "canlı hayatın bağlı olduğu ekolojik denge bu kurala bağlı olarak işlemekte. Sizin teoloji bilginize istinâden "tereci'ye tere satma" konumunda olamam. Sâdece bu mevzûdaki inancımı aktaracağım.
Tevrat'ın yaratılış bölümünde tüm canlıların yerden çıkan bitkilerle beslendiği yazılıdır. İblis'in müdâhelesi sonrası ortaya çıkan günah-fitne, dünyadaki tüm yapıyı etkilemiş olabilir nmi ? Yani bu gün birbirine karışmış gibi görünen iyi, kötü, doğru, yanlış gibi kavramların bu durumda olmasını bu şekilde anlamak ve açıklamak en azından teolojik olarak mümkün değil midir ?
Öte yandan; evrendeki işleyişin bir zekâ ürünü olduğuna inanıyor bir çok insan. Hiç bir sistem, önceden plânlanmadan, programlanmadan oıluşmuyor. Az evvel öreneklediğim aslan dahi avlanırken "pusu" kuruyor.
*
Bu başlık ile doğrudan ilgili olmamakla berâber, herhengi bir kilise'nin onayına sunmadığım ve bunun için de pek hevesli olmadığım imanımın temeli hakkında kısa bir mâlûmat vereyim. Öldükten sonra tekrar dirilme heves ve isteği, Cehennem korkusu ve Cennet hayâlinin tetiklediği "iman" beni enterese etmiyor. Tanrı, Tanrı olduğu için saygıyı hakeder. Bizlere sağladığı menfaatler üzerinden iman, iman değidlr. Sözün özü beni ve başkalarını Cehennem'e göndermesi ya da Cennet'inde yaşatacak olması O'nun kudretinden birşeyler eksiltmez, artırmaz.
Eğer adına din denen inanç sistemleri ortaya Tanrı inancı ile ilgili şamaz-değişmez ilkeler koy(a)mamışsa, daha ziyâde ölüm, cehennem ve cennet gibi kavramlar üzerinden insanların zaaf beklenti ve korkularını kaşıyarak sonuç almaya çalışmışsa, burada tam bir üçkâğıtçılık vardır.
Birileri "Tanrıcılık" oynamış ve insanları sömürüp kullanmıştır; kullanmaktadır.
Kozmik Perspektif
05-10-2013, 12:16
Kapitan her olayda bir kural arıyorsunuz ama evrim denen saçmalıkta tesadüfler ile gidiyorsunuz ? sizce bu mantıklı mı?
Ben bu evrim konusunda teistler kadar tesadüften bahsedeni görmedim. Evrimle ilgili bilimsel makalelerde kaç tane tesadüf kelimesi geçiyor? Buna mantıkta strawman (kukla) hatası denir; karşıt fikri yanlış tanıtmaya dayanır. Bir kimse karşıt görüşü -yüzeysel olarak benzeyen ancak eş değer olmayan- saçma bir fikirle yer değiştirilir ve sonra yarattığı bu kuklaya saldırılır. Böylece esas argümanı çürüttüğü yanılgısına kapılır.
Şüphesiz tesadüfün de evrimsel süreçlerde yeri vardır, ancak bunlar olayın ayrıntısıdır. Doğal seleksiyon -örneğin- tesadüflerle işlemez. Tesadüf, bir süreç belirsizliğinin epistemik konseptinin özel bir durumu olarak anlaşılmalıdır.
Tesadüf basitçe sözcünün kehanette bulunamadığı anlamına gelir. Bu ona inanma meselesi değil, fakat kanıt olmaksızın her şeyin ötesinde sihirli bir ajansın olmadığının farkına varmaktır.
Evrende hiçbir tesadüf yok, sadece öngörülemezlik var, evrendeki tüm olayların olası tek bir sonucu olmadığı için. Tesadüfleri kabullenmek evrenin düzensiz olmasına yol açmaz ve düzen gerçekte spontane bir tarzda doğmuştur, bilinçli bir varlıktan gelen herhangi bir kontrollu müdahale olmaksızın. İşin bir diğer yönü; tesadüf kelimesi teistlerde antipati yaratıyor. Ancak teistler tesadüflerin varlığını itiraf etmelidirler. Evrendeki hemen her fenomende tesadüf elemanı göz ardı edilemez. Moleküllerin bir araya gelip reaksiyona girmesi fizik yasaları dahilinde olan bir şeydir ve rastlantısal değildir. Ancak onların birbiriyle karşılaşması tamamen tesadüfidir. Doğada moleküllerin birbirlerine kavuşmasını kontrol eden bir mekanizma yok. Bizim dünyaya gelmemiz bile milyonlarca olasılıktan biri. 400,000,000 sperm arasından yalnızca birinin 400,000 yumurtadan sadece birini döllemesiyle meydana geldik. Sırf dünyaya gelişimiz değil tüm aksiyonlarımız da olasılıklara bağlıdır. Kısacası tesadüfleri kabul etmeden düzen açıklanamaz.
istatistik
05-10-2013, 12:17
Tanrı kavramına yönelimin başlıca 2 nedeni olduğunu düşünüyorum;
1) Çaresizlik.
2) Pişmanlık.
2. seçenek için yapılabilecek bir şey yok aslında. Kişi inançlı fakat hayatı boyunca zararlı bir insan olmuştur ve artık inancı gereği gideceği yerden korkmaya başlamıştır. Öyle ya inandığı tanrısı bağışlayandır. Her türlü uğursuzluğu bağışlayabilir tabi kendisine inanırsanız. :D
Esas değinmek istediğim 1. seçenek. Bu seçenek dünya üzerinde dine yönelimin başlıca nedeni olmuştur. Hemde binlerce yıl boyunca. En basitinden, dinin güzelliklerini ve doğrularını yaymak amacıyla başlatılan kanlı savaşlarda (cihad, haçlı seferleri vb.) ölmemek adına dine yönelmiştir insanlar.
Modern çağda ise ezilmişliğin en büyük umudu olmuştur din. Çünkü herhangi bir çaba gerektirmeden size mutluluğu vaad eder. Yerinizden kalkmanıza bile gerek yok. Öyle ki ne kadar ezilr, ne kadar çile çekerseniz o kadar garantilenir umutlarınz.
Haksızlığa ve ezilmişliğinize en büyük neden dindir aslında. Çünkü hakkınızı almaya çalıştığınız zaman size yerinize oturmanızı ve tüm bunların tanrının takdiri olduğunu telkin eder.
Bu bakımdan Natan'ın da dediği gibi dinler ve tanrılar çöplüğün dibini boylamalıdır. Çünkü size bir fayda sağlamazlar ve birer plasebodan başka bir şey değildirler. Tabi haksızlığa karşı savaşımı dini temeldeki başkaldırılarla da yapabileceğinizi söyleyenler çıkacaktır. Peki sonuca ulaşma garantisi ya da yürürlükte kalma süresi nedir? Bugün dini temelden yola çıkarak başlatılan mücadeleler ya sonuçladırılamamıştır ya da kısa bir süre ayakta kalıp şaşalı bir şekilde yıkılmıştır. Bunu da bir not olarak eklemek istedim.
Corpse Bride
05-10-2013, 13:01
konudan sapıyorum ama insanın kendi türü içersinde fiziksel olarak zencilerin daha sağlıklı daha dirençli daha dayanıklı olduğunu düşünüyorum. spor yapmasalar dahi zenci kadınların kaslı olması kemik yapılarının muntazamlığı genelde boylarının uzunluğu her koşulda doğaya daha uyumlular sanki.
Vefik Sami
05-10-2013, 15:03
En basitinden, dinin güzelliklerini ve doğrularını yaymak amacıyla başlatılan kanlı savaşlarda (cihad, haçlı seferleri vb.) ölmemek adına dine yönelmiştir insanlar.
Haçlı seferlerinin görünürdeki amacı, Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca da "kutsal" kabul edilen Kudüs ve çevresini geri almaktı. Gerçek amaç ise, Suriye, Irak ve İran'ın fethi neticesinde, müslüman denetimine geçen İpek ve Baharat yollarının kontrolünü tekrar elde etmekti. Bunu başaramadıkları için, deniz yolundan Hindistan'a ulaşma çâreleri aramışlar; bu amaçla yola çıkan Kolomb Bahama adalarına ulaştığında, burasını Hindistanın batısındaki adalar zannettimiş ve "Batı Hint adaları" adını vermişti.
Daha sonra Ameriko Vespuçi adlı bir İtalyan kıta Amerikasına geldiğinde, o zamana kadar bilinenlerden başka bir yer olduğunu anlamıştı. Bu sebeple de o coğrafyaya bu kişinin adı verildi.
Hindistana ulaşma çabaları neticesinde tesâdüfen bu günki kıta Amerikası ile - Vasco da Gama tarafından - Afrika'nın güney burnu bulunmuş oldu ve adına "Coğrafi keşifler" denmiştir.
Görüleceği üzere Haçlı seferlerinin dinle uzak yakın ilgisi bulunmadığı gibi, önceki Papalardan II. Jan Pol tarafından bu seferler nedeniyle müslümanlardan özür dilendi.
"İslâm'ın cihad mantığı sadece savaş ile ilgili değildir. Müslüman; aklıyla, bilgisiyle, söz ve eylemleriyle örnek insan olmalıdır. Bunu başarabilen de, bir şekilde cihad yapmış olur."
Bu düşünceyi savunanlar, şimdiki light müslümanlardır.
İslâm'ın gerçek tarihi Muhammedden itibaren kan ve göz yaşı üzerine kurulmuştur. İyi/güzel ve doğru olanın kendisini kabul ettirmesi için savaşa ihtiyâcı olamaz. "Var" denirse o "iyi, güzel ve doğru" nun bu nitelikleri tartışılır hâle gelecektir.
Savaşlarla başka memleketlere "iyi/güzel/doğru" götürülebiliyorsa, ABD başkanı Bush'un "Irak'a Demokrasi götürme" üfürmesini de doğru kabul etmek gerekecektir.
istatistik
05-10-2013, 20:59
Haçlı seferlerinin görünürdeki amacı, Müslümanların elinde bulunan ve Hristiyanlarca da "kutsal" kabul edilen Kudüs ve çevresini geri almaktı. Gerçek amaç ise, Suriye, Irak ve İran'ın fethi neticesinde, müslüman denetimine geçen İpek ve Baharat yollarının kontrolünü tekrar elde etmekti. Bunu başaramadıkları için, deniz yolundan Hindistan'a ulaşma çâreleri aramışlar; bu amaçla yola çıkan Kolomb Bahama adalarına ulaştığında, burasını Hindistanın batısındaki adalar zannettimiş ve "Batı Hint adaları" adını vermişti.
Ciha'ın temelinde de ganimet alma mantığı yatar. Müslümanların ilk savaşının nedeni de, daha sonraki savaşlarının teşvik primi de hep ganimet olmuştur.