PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gezi Direnişi Sürecinde Cemaatin Tutumuna İlişkin Dilipak'ın Tespiti


osmanbucukoglu
19-09-2013, 17:30
DİLİPAK FETVAYA DİRENİ TEYİT EDİYOR!
(BKNZ. 5 Eylül tarihli fetvanın deşifresi http://tmblr.co/Zb4BhrvM1-PO)

Allah hükümeti yeryüzünün varisi ilan etmis, onun elleriyle mazlumları cezalandıracakmış. Buna itiraz eden ve kendine cemaat diyen "grup"çuk hükümete karşı komplo yapıyormuş.

Allah'ın iktidarını cemaat kendi doğruları ve kadrolarıyla tesis etmek istiyormuş. Bu konuda Allah'ı iktidara ZORLUYORMUŞ. Cemaati babaları peygamber olsa kurtaramayacakmış. Kıyamet günü, Allah'ın elinden Gülen bile kurtaramazmış.

Uzun lafın kısası okuyan us. Allah Devleti'nin kurulmasına kesin gözüyle bakıyorlar, kadrolar/ekipler arası bir rekabet söz konusu!

"Ya biz!?" der gibisin okuyan us! Bizler bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete...
Bu arada yazıdan bir alıntıyı aşağıda paylaşıyorum, 5. madde kıssadan hisse tadında...

"Bu satırları okuyanların kendilerine sormaları gereken bazı sorular vardır.
• “Fetvaya Diren” deşifrelerinde kullanılan kaynak neresidir? Cevap: Gülen’in sitesinden yayınlanan yayınlanan güncel konuşmaları ve yazılı metinleri. Deşifrelerde dakika, saniye vb. verilerle Gülen’in bizzat kendi konuşmaları linkle referans verilmiştir. Yani deşifrelerdeki ifadeleri Gülen’in söyleyip söylemediğini okuyucunun teyit etmesi çok kolaydır.
• Söz konusu deşifrelerle aynı doğrultuda haberler Gülen karşıtı medyada niye yok? Cevap: Güzel soru! Kendilerine bir sorsanıza!?
• “Fetvaya Diren” yazarı Gülen karşıtı medyaya kendisi sormayı denedi mi? Cevap : Pekçok kez, pekçoğunu. Başına gelenlerden sadece bir örnek (http://tmblr.co/Zb4BhroTHLbb)
• Ülke nereye gidiyor? Cevap: Sanırım Cem Karaca’nın şarkısındaki gibi bir yere! ‘bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete’
• ‘Fetvaya Diren’ incelendiğinde bütün fetvaların deşifre edilmediği gözlemlenmekte, neden? Cevap: Tek başıma ancak bu kadarına yetişebiliyorum. Ama birara yardım talebi yayınlamıştım, beklerim (http://tmblr.co/Zb4BhrpL_X9i).
• ‘Watchdog’ türkçeye gözlemci diye çevrilmiş, halbuki ‘gözcü’ daha doğru bir çeviri olurdu. Keza ‘watchdog’ evet birşeyi gözlemler, ama bir başka şeyi korumak kaygısıyla! Çeviride doğru anlam yükü açısından ‘gözcü’, sanırım ‘gözlemci’den daha doğru bir tercih. Gülen’in fetvalarına karşı kurulacak bir ‘gözcü’ STK’ya ivedilikle ihtiyaç duyulmaktadır. Kendisine durumdan vazife çıkaranları beklerim."

osmanbucukoglu
19-09-2013, 19:58
Gezi Olayları’nda en azından ilk 8-10 gün insiyatif tamamen cemaatin elindeydi. Hükümet kontrol edemediği devlet aygıtının peşinden gitmek durumunda kaldı.

30 Mayıs 2013 tarihli fetvasında (http://tmblr.co/Zb4Bhro0Wixr) Gülen, ertesi gün yayınlayacağı fetva için herkesin birbirini haberdar etmesini söyledi ve Gezi Direnişi’nin ilk 2-3 gününde karşımıza çıkan küfürlü sloganları kendisine bir mistik hava verircesine öngördü. 31 Mayıs 2013 tarihli ana şiddet fetvasındaysa (http://tmblr.co/Zb4Bhro0dhWu) burunlarının akacağını, gözlerinin yanacağını, doğru düşünüp doğru karar alamayacaklarını; kötülüklerin adeta cihad gibi yapılacağını; kolluk kuvveti olarak zulme karşı zulümle yanıt vermek zorunda kaldıklarını; şiddet uygulanmazsa protestocuların Allah’ın gazabına maruz kalacaklarını; uygulayacakları şiddetin protestocuları Allah’ın gazabından koruma niyetini taşıdığı için şefkat olarak değerlendirilmesi gerektiğini; şiddet uygulanmazsa eğer Allah’ın gazabı geleceği için şiddetsizlik halinin şefkatsizlik ve merhametsizlik olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Esas şaşırtıcı olan 3 Haziran 2013 tarihli fetvasında (http://tmblr.co/Zb4Bhro0lGBV) ifade ettikleriydi. Gülen kendisinin talimatları çerçevesinde hareket eden F-Tipi kolluk kuvvetlerinin kafasını karıştıracak açıklamaları nedeniyle Erdoğan, Arınç ve Gül gibi isimlere öfke püskürmekteydi ve onlara beddua okumaktaydı. İkinci şiddet dalgasının hemen arifesinde, 9 Haziran 2013 tarihinde F-Tipi kolluk kuvvetlerine yeni bir şiddet fetvası (http://tmblr.co/Zb4BhrqthI7T) verdi. Söz konusu fetvasında şiddet talimatının hükümetten beklenmemesi gerektiğinin altını çizerek, hükümet üyelerini “takıyyeciler, münafıklar, Kur’ân ve İslâm düşmanından beter olanlar” diye betimledi. “Arkalarını dönerlerse sırtlarından vuracak olanlar” diye hükümeti işaret ederek, F-Tipi kolluk kuvvetlerini uyardı.

Fetvalardan hissedilen odur ki, Gezi Direnişi’nin ilk günlerinde geometrik olarak tırmanan polis şiddetinin karar alıcısı bir paralel devlettir; klasik devlet aygıtının içinde yer alan hükümet tarafından kontrol edilememişlerdir. Gücü kontrol edemediklerini itiraf etme hali, iktidarın/devletin gerçek sahipleri olmadıklarını kabullenmeleri ve siyasi hayatlarının bitmesi anlamına gelirdi. Hükümet kontrol edemediği gücün hedeflerini sahiplenerek, o güçle o hedefe ulaşmak hususunda rekabete girişmiştir.

Dilipak’ın makalesi hükümetle cemaat arasında Tanrı iktidarı için yaşanan rekabeti, ‘fetvaya diren’ blogunun deşifrelerini ve o deşifrelerin ışığındaki yorumlarımızı teyit etmektedir.