Orijinalini görmek için tıklayınız : TECAVÜZ VAKALARI
dersimmm
05-01-2007, 23:28
70 lerde ki erotik filmlerden sonra 80 lerde ortaya çıkan tecavüz ağırlıklı filmlerle büyüdü bir kuşak.
pos bıyıklı amcaların güzel kıza tecavüzleri, zengin çocuğunun fakir fabrika kızına tecavüzleriyle dolu bir film kuşağı geldi geçti. yıllar sonra bu filmlerle dalga geçildi ama...
bu kuşaktan olan bir berber 9 yaşında ki çırağına tecavüz etti beykoz da,
bu kuşaktan olan bir doktorun 300 tane çocuk pornosu içerikli internet sitesi çıktı meydana,
bu kuşaktan çıkan tv yapımcıları ahlaksız tekliflerle doldurdu ekranları,
bu kuşaktan büyüyen polisler etek boyunu namus sayıp dövdü liseli kızları.
kısacası namus için adam vuran, yan bakan gözleri oyan, mahallelerinde ağır abiler bulunduran türk halkı medyada ki namusunu kollayamadı. söylemekte hiç bir sakınca görmüyorum medyamız NAMUSSUZLAŞTI
medyamızın zaten hiç namusu olmadı ki.
Namusunu kollayamayan Türk halkımdan kastın nedir dersimm kardeşim?Medya zaten namussuz oğlu namussuz. siyaset bilimi dersinde olmassa olmaz etkenlerden birisi de medyadır.Medya bir siyasi partinin sözcüsü olagelmiştir hep.Mesela roj tv kürt faşizmi propagandası yapar hep.
Aslolan bu oyunlara gelmemektir.İnsan olmayı,hep bir arada kalmayı,vatandaş olma bilincini sağlamaktır.Ülkenin kalkınması için elinden gelenin en iyisini yapabilmektir.Sen ne yaptın bugün ülken için.Hiç sordun mu bunu kendine?
Medya sömürür.Medya kandırır.Reklam kokar buram buram...
Dersim yine yapmışsın yapacağını. :lol:
dersimmm
06-01-2007, 12:39
Namusunu kollayamayan Türk halkımdan kastın nedir dersimm kardeşim
güzel kardeşim iyi oku, türk halkı namusunu koruyamaıştır demedim, medyada ki namusunu koruyamamıştır dedim. lütfen kimseyi galeyana getirmeyelim.
demişsiniz ki medya kahpe, yerden göğe kadar haklısınız. halkın tv siyim diye geçinen kanaltürk akmerkez duvarına reklam astırıyosa bu da bir kahpelik örneğidir
dersimmm
06-01-2007, 16:27
bu linki özellikle bayan arkadaşlardan özür dieyerek veriyorum. verdiğim adres bir porno sitesi değil TÜRK MEDYASININ GÖZDE GAZETELERİNDEN BİRİDİR
http://galeri.milliyet.com.tr/default.asp?page=1&kategori=3
İŞTE NAMUSLU MEDYAMIZ
Kendine sahip olamayanın hiç mi suçu yok?
O tip sahnelerle büyümüş neslin tamamı o olaya mı meğilli?
edit: fakat Tecavüz sözcüğünü medya öylesine sıradanlaştırdı ve olağan hale getirdi ki,
Tecavüzcü Coşkun deyince insanların gülmesini açıkçası iğrenç buluyorum. Bunları medyaya mal edebiliriz, evet.
Koyun sürüsü gibi akıllarını kullanma zahmetine katlanmadan o kelimeyi espiri olarak algılayıp gülebilen beyinsizlere ise ne desem nafile. Daha da üzücü kısmı, kadınlar da gülüyor Tecavüz espirilerine.
headache
06-01-2007, 17:49
Evet medya hep bir siyasi partinin sözcüsü olagelmiştir. Roj tv kürt sözcülüğünü yapar kanal 7 samnyolu rte sözcülğünü..
Ayrıca medya namussuzlaştı evet ama bunu söylemeden önce namus kavramını açıklayalımi
Sadece çıplaklıkları sergilemek mi namussuzluktur?
Headache, benim değinmek istediğim noktayı güzel vurgulamış.
Çıplak kadın resimleri göstermek mi "namussuz" olmak? Yoksa yalanları doğrular ile birlikte karıştırıp sunmak mı? Ortalama bir gazetenin köşe yazısını alın ve okuyun bakalım. İçinde nasıl belli bir düşünceyi savunmak için çarpıtmalar, yönlendirmeler yapılıyor.
En basiti, bir ara bir gazetede Time dergisinin yaptığı bir araştırmayı tam tersi bir sonuç vermiş gibi sunan bir haber vardı. Gazete yerine bir internet haber sitesi de olabilir. Hem de Milliyet gibi çıplak kadın resmi hiç kullanmayan, muhafazakar-dinci denebilecek bir site. Dün de Radikal'de bir haber vardı. Vakit gazetesi muhabiri, CHP milletvekili ile görüşürken, kendini Radikal muhabiri olarak tanıtmış diye. Ahlaksızlığın izlerini hepsinde görebilmekteyiz rahatlıkla. Eğer önyargılı bakmıyorsak ya da nalıncı keseri gibi sadece kendimize yontmuyorsak.
Basın'ın "namuslu" olma kavramını eğer çıplak kadın ya da erkek resimlerine göre ölçüyorsak, bizim kendi değerlerimizde bir sorun var demek ki.
deli_cevat
06-01-2007, 23:01
dersim güzel bi konuya değinmişsin bence ama asıl namussuzluk verdiğin o linkte değil hiçbir iktidarın döneminde hiçbir halk mücadelesinin arkasında olmamasıdır yapılan tüm mitingleri yayınlamak yerine bu zamanları kim kiminle ne yapmış kimin şeyi kimin şeyinde saçma sapan konularla halkın gündemini meşgul etmesidir
dersimmm
08-01-2007, 13:42
telekom özelleştirilirken tuğba özay ın kalçalarını gösteren haber programı da
tekel işçileri direnişteyken emine erdoğan ın makyajını anlatan haber programıda, genç bakış gibi bi programı gece saat 01.00 de yayınlatan medya patronları da
basın namusunu yitirmişlerdir.
Sn. Dersimmm,
Namus kavramı görecelidir. Kimine göre; bir tutam saçın gösterilmesi namus temizlemek için bahane olurken, kimilerine göre kafaların içindeki gösterilip vücudun her milimetrekaresi serilebilir sanat ve meslek uğruna.
Medya ve toplum ilişkisi enteresandır aslında. Yumurta ve tavuk ikilemini anımsatmıştır daima.
Tümden gelim uygulamışsınız verdiğiniz haber ve yorumlarda. Bu görüşe göre önce tümel düzeltilmeli(değişmeli) ki yerel(parça) düzeltilmiş(değişmiş) olsun. Ve sonuç olarak medya ve medya patronaları serilmiş gözler önüne. Düzeltmek yada düzeltilmek uğruna
Bir ikinci yorum katmak isterim haberinize. Ancak benim tarzım Tümevarım olacak. Anlatacaklarımda önce çekirdek değişmeli diyeceğim. Çekirdek değişmeli ki değişen tüm çekirdeklerin oluşturduğu toplum değişsin.
"Libido, Sigmund Freud tarafından ortaya atılan, insanoğlunun ana sorun kaynağı olarak görünen, bastırılmış duyguları insan benliğinde ateşleyen terimdir. Türkçede cinsel istek olarak kullanılır.
Libido genel anlamıyla seksüel istek olarak kabul edilir. Daha teknik tanımıyla Carl Jung tarafından bulunmuştur. Genel olarak libido özgür yaratım ya da psişik olarak bireysel gelişimi ileri iten enerjidir."
Kaynak (http://tr.wikipedia.org/wiki/Libido)
Demek ki; sözünü ettiğimiz cinsellik her insanın doğasında olan ve yönlendirilmesi gereken bir etmendir. (Aynı kaynağı başka bir yazım için de kullandığımı hatırlıyorum.)
Bu enerjinin kontrolü ise; insan gelişimi/evrimi ile bire bir bağlantılıdır.
Oral dönem 1-1,5 yaş
Anal dönem 1- 3 yaş
Fallik dönem 3-6 yaş
Dönemler insanoğlu için gelişimin ve değişmenin en ileri olduğu dönemler olarak kabul edilmektedir. Esasen bu dönemlerde ailenin sağlıklı cevaplar ve yorumlamaları ile yola çıkar birey. Bu yolculuk onu ergenlik çağına kadar sağlıklı kalmasını sağladığı gibi ergenlik çağında da doğru eğitim ile bireyin cinsel kontrolü ve yönlendirilmesi sağlanır.
Anlatmış olduğum önemli dönem 0-6 yaş arası dönemdir. Ve bu dönemde toplumsal iletişim gereçleri henüz bireye etki etmez. Suskunluk dönemi olan 6-11 yaşlar ise genelde anne ve babadan uzaklaşılsa bile geniş aile (akrabalar) ve yakın toplumsal çevre ile iç içedir birey.
Zannımca medya ve yayın organlarından önce; Anne, baba, kardeş, akraba, yakın çevre dokusunu biraz aralamamız gerekecek.
Hatalarımızı cehaletimize bağışlayın
[quote:6373e1deb2="dersimm"] bu linki özellikle bayan arkadaşlardan özür dieyerek veriyorum. verdiğim adres bir porno sitesi değil TÜRK MEDYASININ GÖZDE GAZETELERİNDEN BİRİDİR
http://galeri.milliyet.com.tr/default.asp?page=1&kategori=3 [/quote:6373e1deb2]
Erotik fotoğraf ile pornografik fotoğraf arasında fark vardır dersimm. Milliyette linkini verdiğin fotoğraflar erotik sanatsal fotoğraflardır bana göre. Bunları pornografi ile karıştırmamak gerekli.
Bir gazetenin ana sayfasına ve genel olarak gazeteye egemen olan hava erotizm değilse o gazeteyi cinsel duyguların sömürüyle suçlamak doğru olmaz ki Milliyet Gazetesi de böyle suçlanabilecek bir gazete hiç değildir bana göre..
altarone
08-01-2007, 18:25
Bir yerde namusun göreceliğinden bahsedilmiş.
Neye göre göreceli acaba?Din eğitiminin ruhumuzdaki etkisi olabilir mi?
Yada yetiştirilirken genlerimize işlenen ve temelde aslında dinsel temalar taşıyan örf ve adetlerin mayamızdaki etkisiyle birebir orantılı olabilir mi bu görece çizgisi?
İlk kez katıldım ve ilk kez yazıyorum.Belki yanılıyorum ama burda sorgulanan namus kavramı bile din kokuyor gibi geliyor.
Kaçırdığım bişi mi var arkadaşlar?Anlama zaafiyeti içinde miyim dersiniz?
Dinler gelmeseydi,(üşüme sorunumuzda olmasaydı) insanoğlu olarak hala çıplak dolaşıyor olmaz mıydık dersiniz?
Konu beni aşdı galiba.
Sevgiler.
değerli altarone;
*
Aramıza *hoşgeldiniz.
Dinler gelmeseydi,(üşüme sorunumuzda olmasaydı) insanoğlu olarak hala çıplak dolaşıyor olmaz mıydık dersiniz?
* * * * Sayın Altarone
* * * * Dinler degil de şayet mülkiyet ilişkileri oluşmasaydı, toplumsal mülkiyet özel mülkiyete dönüşmeseydi hepimizin hala çıplak dolaşacagı kesindi.
* * * * Din mülkiyet ilişkilerinin üstyapısıdır sadece. Özel mülkiyet oluşana kadar insan topluluklarında tanrı kavramı yoktur. Ruh vardır, animizm vardır ama daha bunlar tanrıya dönüşmemiştir. Tanrının doguşu özel mülkiyet ile başattır.
* * * * İlkel toplumların ilk inançları doga ile içiçedir, dogadan asla kopmaz. Akasine dogayı etkilemeye ve dogayı şekillendirmeye çalışır. Duadan çok büyü egemendir, duygusal büyü egemendir. İnsan gücü kendinde hisseder ve etkilemeye çalışır. Nitekim ilk tanrılar da insandırlar. Daha sonra simgeye dönüşürler.
* * * * Mülkiyet ilişkileri toplumsaldan özele dogru degişim sürecinde mülsüzleşen eski mülk sahipleri için bir açıklama yapma geregi hasıl oldu. O zaman insanın doguştan gelen özellikleri ölümle kazanan özellikler haline geldi. Burada da görünmeyen, ulaşılamayan bir tanrı zaruri oldu.
* * * *Namus da ahlaki bir kavram. Ahlakın oluşabilmesi için sınıfların oluşması gerekiyor. Sınıf ise mülkiyete göre şekilleniyor. Sınıfların ahlak anlayışı oluyor. Bu yüzden ahlak göreceli olabiliyor. Sınıfsal konumlara göre temel namus anlayışları şekillenebiliyor.
* * * * Konunun sizi aşması bir yana tam canevinden vurdunuz gibi geliyor bana.
* * * * saygılarımla
Sn. altarone,
Göreceli;
1. izafi, nispi,
2. kişiden kişiye değişen,
Kaynak (http://www.itusozluk.com/goster.php?t=g%F6receli)
demektir.
Nicel(ölçülebilir) değerlendirmeler objektif(kişiye göre değişmeyen) ve ampirik(deneysel) açıklanabilirken; nitel değerlendirmeler göreceli yani subjektiftir(kişiden kişiye değişir).
1.78 cm boyum var derken nicelikten bahsederiz.
Çok namuslu biri derken nitelikten.
Siz; "Namus Görecelidir (Subjektiftir, niteldir)" lafım için,
Bir yerde namusun göreceliğinden bahsedilmiş. diye irdelemişsiniz.
Ben lafımda hala ısrarcıyım.
Ve merak ediyorum; sizinin, namus için ölçütünüz ne?
Aramıza hoş geldiniz.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
altarone
09-01-2007, 13:44
Sn.Fredo,
Aranızda olmak güzel.
Teşekkür ederim.
Saygılar.
Sn.Dilaver,
Konuya bu yönden bakmamıştım.Bilgi dağarcığıma katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim.
Saygılar.
Sn. mhmmd,
Aslına bakarsanız kelimenin sözlük anlamıyla ilgilenmemiştim.Ben sadece görece çizgisinin arkasındaki nedenle ilgileniyordum.Yani neden kişiden kişiye değişir?Sorgulamaya çalıştığım buydu.Akıl,mantık ve duygular yönlendirilebilir mi?Ve yönlendirilebilirse acaba namus konusunda en etken yapı taşı din eğitimi olabilir mi?Yada din eğitimi temelli öfr ve adetler?
Eskimolarda komşunun karısını istemek onu onore etmek iken,Türkiye'de ölüm sebebi olunca görece çizgisinin neye göre çizildiğini sorguluyor insan..En azından benim konuya yaklaşımım bu yönde.
Fikirlerinize değer veriyor ama aynı camdan bakmadığımızı ve *aynı manzarayı göremediğimizi düşünüyorum.
Ve,benim namus ölçütümün konuyla ilintili olduğunu düşünmüyorum.Bu konuda merakınızı gideremeyeceğim için üzgünüm.
Saygılar.
Sn. altarone,
Yazınızı okuyunca aynı şeyi söylediğimizi fark ettim.
Merakım sizin; kim, nasıl, neye inanır, nasıl inanır, inanır mı? sorularından çok, Göreceli kavramına takındığınız tutum içindi. Israrım için kusura bakmayın. Ve; Özelleriniz, ilgi alanımın dışındadır merak buyurmayınız.
Aynı pencereden bakmıyor olabiliriz, aynı şeyi görmüyor da olabiliriz ama aynı havayı soluduğumuzu, aynı dünyaya bastığımızı da inkar edemeyiz.
Sn. Frodo'nun dediği gibi; "İNSANİ OLAN HER ŞEY KABULÜM."
Frodo, inşallah hakkını helal edersin.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
spartacus
09-01-2007, 15:07
Beyindedir...
Peki kadınlar neden erkeklerden farklı olarak namus objesidirler ? Yada aksi objedirler ?! Bunlar aslında birbirini tamlayan şeylerdir, kadına namus objesi ile aşırılık ile yaklaşmak, ona sex objesi olarak bakmanın tamamlayanıdır....
Sevgili Dilaver benim cevabımı vermişsiniz :)
Yinede bir kaç noktaya detaylanayım.
Evet insanlığın kendisine yabancılaşmasınında anahtarı tarihde mülkiyet ile başlar. Daha doğrusu mülkiyet özetler. Altında yatan özne ise, insanların kişisel ayrıcalıklarını, zenginlik, zevk ve dolayısı ile kendisini tüm toplumdan üstün görme arzusududur(bu sütünlüğün maddiyattan maneviyata çok yol, yöntemleri vardır), tabi kendisine yandaşda edinecektir, bu insan doğasına uygundur. Bu arzu olarak kısaca böyle... Benim tabiri kullanabilmemiz için, bize ait bir şeylerden bahsediyor olmamız gerekir.
Bu el benim, evet doğrudur bu bir mülkiyet değildir, ancak bu tarla, bu bağ, bu bostanlar benim, bu mağara benim, bu dünya benim, sizler hepiniz benim..... İşte buda mülkiyet tarafı oluyor, benim diyebilmenin ölçütü sahip olmak olsa gerek.
Bir zamanlar uçsuz bucaksız, sınırsız bir dünyayı düşünün. Sadece düşünün, bir günde birisi çıkıp şunu diyecek, eyyy insan kılıklılar!! Ne o benim mağaramda yatıp kalkacaksınız öyle mi ? Yada bu bağlar, bostanlar benim, benim bostanımı yiyeceksiniz öylemi, o halde hak edin, çalışın ve bana getirin...
Birde toprağa soralım bakalım o bostanlar kimin?
Herneyse, ataerkil toplumun başlangıcıda toprak mülkiyeti iledir. Doğurganlık insanlar için kutsaldır, özünde doğum bir yeni oluşumdur. Kutsal açıdan ise yaratımı temsil eder. Toprağın kutsallığı ile kadının kutsallığı özdeştir, ilkel anaerkil toplum yapısından bahsedildiğinde, altında yatan gerçek, bir cins ayrımı olarak kadına bakış değil, aksine kadının insanlar için toprak kadar kutsallığından gelir. Topraktan çıkanı yemesseniz ne olur ? Üzerinde yürümez, onunla beslenenle beslenmez(avcılık), onun verdiği ile yaşayamaz iseniz?= Hüsran olur. Ya doğum olmasa? İşte kadının kutsallığı budur.
Toprağın mülkileştirilmesi, insan hayatına bazı kavramlarıda birlikte getirmiştir, adalet, savunmak, sahip olmak, sürdürmek vs... Toprak mülkiyeti ona sahip olanın bu sahipliğini sürdürebildiği sürece olacaktır. Bu sahipliği sürdürebilmek ise;
1. Güç(kas gücü)
2. Silah(üstünlük)
3. Ordu(silahı kullanacak)
4. Biat(üstünlüğü olumlayacak hukuk, iktidar, din, merkezi otorite kurum ve sembolleri)
5. Çalışmak(bostanı haketmek, konumuzla ilgili olarak erine hizmet etmek)
Toprak mülkiyeti, eril bir sahiplik olmaya evrimleşmiştir, miras olarakda erilleşmiştir, iktidar olarakda, babadan oğula.... Bu süreçte kutsal doğum, bir eril sahiplik ile bütünleşmiştir... Kadın ise erkeğin sahip olduğu bir tarlaya dönüşmüştür. Bir mülkiyete dönüşmüştür ve her mülkiyet sahibi, gıcır gıcır, hiç sürülmemiş, ikinci değil birinci el olanı istemiştir. Peki ya bunu ne sağlayacak ? Namus olabilir mi?
Birde toprağa soralım bakalım o bostanlar kimin?
Birde kadına soralım bakalım o kadın kimin?
Kısaca namus toplumlardan toplumlara, uygarlıktan uygarlığa farklılıklar oluşturmuştur, özeldeki farklılıklar, bu uygarlıkların namus kriterlerinide oluşturmuştur, dolayısı ile bu kriterler haricinde kalan şeylerde ise namussuzluk olarak nitelenmiştir. Ayrıca kriterler ve uyum genel bir kavramıda oluşturmuş, salt cinsel değil, hayatın her alanındaki toplumsal kriterler dışı davranış namussuzluk olarak genişlemiştir.
Köleci ve feodal sistemlerde görülen bir uygulama vardır, en yüce adam gider harem kurar, bu 1995 model otomobilim, bu 2000 model arabam, bu 2005 model bilmem neyim der gibi(ki aynı anlamdadır) boncuk gibi dizer. Bostanlığında çalıştırdığı kişilerden herhangi ikisi, ilanı aşk yaparsa cezasınıda ölüm olarak verir(toplumu bozduğu için!), tabi buradada kadın şeytan ile bir tutularak, kadın olmasa erkek bilmem ne yapmaz diyerek, lanetlenir, genelde suç kadının olur, hukukda bu yönlü gelişir, çünkü kadın kullanım değeri olan bir mal gibi görülür, alıp sahip olunan bir şey gibi görülür, birincil değil, ikincildir...
Peki bir köle sahibi köleyi dövse suç işler mi? Köle sahibinin haklarını koruyan hukuka göre işlemez, o halde ortada bir suç var ise, sahip olan ile(erkek), sahip olunan için aynı yargı işlemeyecektir. Peki sahip olanın(erkeğin), hedeflediği namusu kim koruyacaktır=kadın. Korumamışsa ne olur, mal, fabrikaya(aileye) iade edilir, aile ne yapar, o zamanlar mı, bu günde örnekleri mevcut.
Şimdi cevap verelim? Namus nedir ? Namussuz kimdir ? Namus nerededir ? Su içmek, yemek yemek namussuzlukmudur ? Sorun fiilin kendisimidir yoksa kriterlermidir? Bunları kim, neye göre belirler...
Zorla sahip olmanın alçaklığı nereden gelmektedir?! Ya zorla sahip olunan zavallılara yapılan işkenceler, öldürmeler, yüz kızartmalar farklı bir şeymidir.
İnsanların birbirlerine olan bağlılığı ise çok daha farklı bir şeydir ve asıl belirleyici özne burasıdır, eğer böylesi bir bağlılık yok ise, artık anlamsızlaşmış kriterlerin varlığıda, sırf bunlar adına sürdürmekde anlamsızdır.
deli_cevat
09-01-2007, 22:03
dersim :basın namusunu yitirmişlerdir.
güzel kardeşim basın nerdeyse hiçbir zaman namuslu olmamıştır her zaman iktidarların insanları girdaplardan girdaplara sürüklemek için kullandığı bir araçtır basın
Bir zamanlar bir gazete haberinde insanların, Dünya gezegeninin tarihindeki en büyük kitle imhasına neden olduklarını okuduğumu anlattım, haber gazetenin ekinde, yirmi dördüncü sayfada iki sütunda verilmişti.
George, "Gazete hiç olmazsa yaşamdaki başkalıktan söz ettiği için mutlu olmalıyız," dedi, "Demek istediğim, gazete bir kuruluştur ve kuruluşların en iyisini yapmalarını beklemek ap tallıktır. Kimse Union Carbide veya Westinghouse kuruluşlarının bunu yapmasını beklemez. The New York Times adıyla bilinen kuruluşun farklı olmasını beklemek biraz safça olmaz mı? 'Basılmaya Uygun Tüm Haberler' İster büyük miktardaki endüstriyel kimyasalları (bunların çoğu toksi ktir) veya büyük miktardaki endüstriyel düşünceleri (bunların çoğu gerçekten toksi k etkilidir) üretsin, bir kuruluşun amacı para kazanmaktır. Ve ahlak sistemi buna uymaz."
Bir görüşü vardı. Kendi çıkarlarına hizmet etmek için yalan söyleyen gazeteler, gazetelerin kendileri kadar eskiye dayanır. Yüzyılın yön değiştirmesi ile ilgili çalışmalar yapan tarihçi Henry Adams bunu olabildiğince açık bir biçimde şöyle ifade eder: "Basın, sistem tarafından kiralanmış bir ajandır ve çıkarların işin içine girdiği yerde yalan söylemek dışında başka bir amaca hizmet etmemek üzere kurulmuştur."
Gazeteler, kültürü bir bütün olarak ortaya koyarlar. Bir çocuğun iradesine baskı yapan herhangi bir babanın bu konuda dürüst bir biçimde konuşamayacağı gibi, dünya üzerindeki yaşamı sona erdiren bir kültür de mutlaka yalan söyler ve kendisini doğrulardan korumak için gerçek amacını gizler. Çevreciler yalan söyler, sanayiciler yalan söyler, gazeteler yalan söyler. Anne babalar yalan söyler, çocuklar yalan söyler. Hepimiz yalan söylüyoruz ve hepimiz korkuyoruz. Neler olup bittiğini bilmemekten korkuyoruz ve daha çok bunu ortaya çıkarmaktan korkuyoruz. Bunun tersi de aynı biçimde doğrudur. Dürüst olarak konuşma ve yazma, yıkımı durdurmak için atılacak ilk ve en önemli adımdır.
Neler olup bittiğini bilmemekten korkuyoruz ve daha çok bunu ortaya çıkarmaktan korkuyoruz. Bunun tersi de aynı biçimde doğrudur. Dürüst olarak konuşma ve yazma, yıkımı durdurmak için atılacak ilk ve en önemli adımdır.
---------------
* * * *Sevgili Psiko
* * * *Bu cümlelerini alkışlıyorum. Çok güzel ve yerinde bir tespit .
* * * *Dinlerden özgür olan bir platformda yazıyoruz ve yazılarımızın ana
temeli dinin ve inaç biçimlerinin ilkel insanın dogaya karşı korkusundan acizliginden kaynaklandıgı şeklinde. Korku bizim tüm benligimizi ve kültürümüzü düşünce biçimlerimizi şekillendirmiş.
* * * * Özel mülkiyet insanda kar hırsı mülkiyet güdüsü yaratmış, bunun sonucu hırs, kin, açgözlülük, yalan, ikiyüzlülük vs gibi duygular ve davranış biçimleri şekillendirmiş. Kendisinin varlık sürdürme biçimlerinin olmazsa olmaz kaynagı olan dogayı tahrib ederek insan önce dogaya yabancılaşmış. Kar güdüsü ile başkalarını köleleştirerek insan insana yabancılaşmış. Ve son olarak ortaklaşmacılık, yardım, işbirligi gibi kavramların yerine bencillik, çıkar ve yalanı koyarak insan kendine yabancılaşmış.
* * * * *Kar ve mülkiyet güdülerinin bizi ulaştırdıgı nokta yıkımdır. Bu yıkım önce beyinde başlıyor, düşünmemek olarak düşünceyi reddetmek olarak, düşünenleri imha etmek olarak süregeliyor. Düşünme eyleminin birinci girdisi görme ve gözlem yani görsellik. Göresellige hakim olununca düşünceyi de yönlendirebileceklerinin farkına varmış egemenler ve bu silahı da her geçen gün daha da yetkinleştirmektedirler.
* * * * * *Buna karşı durmanın gene görsellikten başka yolu yok. Bunun için de mülkiyet ve çıkar ilişkilerinden bagımsız tavır alabilmek, düşünebilmek gerekiyor. O halde önce insanın kendine yabancılaşmasını kırması gerekiyor. Beynini özgürleştirmesi gerekiyor, dogma ve tabulardan kurtulup her konuda dürüst olabilmesi, öncelikle kendine karşı dürüst olabilmesi gerekiyor.
* * * * * * Sonra sıra diger insanlara olan yabancılaşmayı ortadan kaldırmaya geliyor. Bunun temeli işbirligi, paylaşım ve fedakarlık. Bu süreç zaten dogaya yabancılaşmayı da zorunlu olarak ortadan kaldırıyor.
* * * * * * İnsanoglu uygarlık adımına bir paylaşım torbası ile başlamış. Bir paylaşım torbası yiyecegin paylaşılabilmesini ve ortak, toplu yaşamın , işbirliginin gelişebilmesini getirmiş. Şimdi ise elimizde bir paylaşım torbasından çok fazla imkanlar var. Mesele bunları dogru yerlerde ve dogru bir şekilde kullanabilmek.
* * * * * *Öncelikle gelecek korkusundan kurtulmak ve bu korkuyu yenebilecek araçları yaratabilmek gerekiyor. Korkan bir beyinin özgür düşünme kapasitesi kısıtlanıyor. Özgür düşünen bir beyin ise önünde hiç bir engel tanımıyor. İnsanlıgın kısacık uygarlık deneyimi bunun en bariz tanıgıdır.
* * * * * *saygılarımla
Ve her anlamda bahse konu tecavuzler hala devam ediyor.
70 lerde ki erotik filmlerden sonra 80 lerde ortaya çıkan tecavüz ağırlıklı filmlerle büyüdü bir kuşak.
pos bıyıklı amcaların güzel kıza tecavüzleri, zengin çocuğunun fakir fabrika kızına tecavüzleriyle dolu bir film kuşağı geldi geçti. yıllar sonra bu filmlerle dalga geçildi ama...
bu kuşaktan olan bir berber 9 yaşında ki çırağına tecavüz etti beykoz da,
bu kuşaktan olan bir doktorun 300 tane çocuk pornosu içerikli internet sitesi çıktı meydana,
bu kuşaktan çıkan tv yapımcıları ahlaksız tekliflerle doldurdu ekranları,
bu kuşaktan büyüyen polisler etek boyunu namus sayıp dövdü liseli kızları.
kısacası namus için adam vuran, yan bakan gözleri oyan, mahallelerinde ağır abiler bulunduran türk halkı medyada ki namusunu kollayamadı. söylemekte hiç bir sakınca görmüyorum medyamız NAMUSSUZLAŞTI
Tecavüz vakalarının altında medyanın çizgisimi var yoksa medya toplumda var olana göremi çizgisini belirler.
Kapitalist sistem içerisinde medya bilgiyi (vede sanatı) pazara sunulacak meta olarak görür.Bu nedenle pazarda alıcı bulamayacak olanı değil alıcısı bulunacak malı pazara sürer.
Elbette kadın seks objesidir.Seks kötü birşey değildir.Kötü olan kadındaki bu olağan durumun gasp edilmesidir.Kadın vücudunun beğenilmesini ve arzulanmayı ister bacaklarını traş eder dudaklarını dikkat çekici hale getirmek için materyaller kullanır gözlerinin altını üstünü boyar kaşlarının şeklini değiştirir.Bu durum kadının kadın olmasından kaynaklanır başka birşeyden kaynaklanmaz.
Kadının kadın olmasından kaynaklanan bu durumdan rant elde etmeye çalışmakta bu durumu yok etmeye çalışmakta kadın karşıtlığından başka birşey değildir kadına yönelik şiddettir.
Tecavüz ise bir kültürdür.Mülkiyetçilikten beslenen bir kültürtür.Tecavüzün altında gasp vardır.Hiçleştirme vardır.