PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrı Dionysos


Natan
22-08-2007, 18:58
Tanrı Dionysos

Dionysos, Olympos'a giren tanrıların en sonuncusudur. Dionysos, Yunan mitolojisine dışarıdan gelen bir tanrıdır. Yunanistan'da başlangıçta bu tanrıya karşı büyük bir tepki olduğu bu konudaki efsanelerden açıkca anlaşılmaktadır. Ancak daha sonra kabul görerek en önemli tanrılardan biri olmuştur. Roma'da eski İtalik tanrı Liber Pater'le özdeşleştirilmiş olan, aslında klasik dönemin bağ, şarap ve mistik vecd tanrısıdır. Homeros onu tanrı olarak kabul etmemiştir. Buna karşın Hesiodos'ta bir tanrı olarak karşımıza çıkar.Dionysos'la ilgili asıl bilgiler, MÖ 5.yy'da yaşayan ünlü yazar Euripides'in "Bakkha'lar" adlı tragedyasından edinilmektedir.

Dionysos, Yunan tanrıları içinde en fazla sayıda ada sahip olanıdır. Bakkhos, Bromios, Euhios, Dithyrambos, İakkhos ve İobakkhos gibi çeşitli isimlerle çağrılır. Dionysos'un bütün isimleri anlamlıdır. Ancak bir bölümünün etimolojileri konusunda ortak bir sonuca ulaşılamamıştır, bir kısmı ise birden fazla anlama sahiptir.

Mitolojiye göre Dionysos, Semele (Kadmos ile Harmonia'nın kızı) ile Zeus'un oğludur. Semele, Zeus'un aşık olduğu kadınların en talihsizidir. Tanrı Zeus, Semele'ye öylesine tutulur ki onun her isteğini yerine getireceğine kutsal ırmak Styks üstüne yemin eder. Bu ilişkiyi haber alan Hera, Semele'nin dadısı kılığına girerek onu, Zeus'u gök tanrısı sıfatıyla görmesi konusunda ikna eder. Ettiği yemin üzerine Zeus, yıldırım ve şimşekleriyle görünür ve Semele yakıcı ışık ve ısıya dayanamayarak ölür. Semele'nin karnındaki yedi aylık bebeği alan Zeus onu baldırında büyütmüş, zamanını tamamlayıp doğunca Hermes'e vermiştir.Hermes küçük Dionysos'u büyütmeleri için Orkhomenos Kralı Anthamas ile Semele'nin kız kardeşi olan ikinci karısı Ino'ya vermiştir. Hermes bebek Dionysos'un, Hera'nın hışmına uğramaması için kız giysileri giydirilmesini söylemiştir. Ne var ki Hera bu oyuna gelmemiş ve Ino ve Anthamas'ı delirtmiştir. Daha sonra Hermes, Dionysos'u Nysa vadisindeki nymphelere bakmaları için götürmüştür. Hera'nın zarar vermesini engellemek için Zeus, Dionysos'u bir oğlağa dönüştürmüştür. Bu olay Dionysos'un ritüel sıfatı olan "oğlak" sıfatını açıklamakta ve Nysa adıyla da, Dionysos adının yaklaşık bir etimolojisini vermektedir.

Dionysos'un doğuş efsanesinin geçtiği yer bazı hikayelerde Thebai'dır. Dionysos ismi bu sebepen dolayı iki kere doğan anlamına gelmektedir. Ancak Euripides'in efsanesinde Dionysos'un asıl kaynağı ayrıntılı olarak işlenmiştir. Dionysos bir Lidya-Frigya tanrısıdır. Bakkhalar korosunun ilk sözü olan "Ben Lidya'nın altın ovalarından geliyorum, vatanım Lidya'dır" deyimi tanrının kendini tanıtmasına da uygundur

Dionysos, kılığı, kıyafeti ve karekteri ile de bölgenin özelliklerini taşır. Bu nedenle Pentheus, kadınca gördüğü Dionysos'un tutumunu yadırgayarak şöyle der; "Yabancı bir sihirbazdan bahsediyorlar, Lidya'dan gelmiş. Kokulu saçları, sarı perçemleri, mor yanakları varmış, siyah gözlerinde Aprodite'nin sihri parlıyormuş". Yine aynı tragedyada davul, dümbelek, tef ve flütün Manisa-Sardes yöresindeki Dionysos törenleri sırasında kullanılan Anadolu kaynaklı sazlar olduğu anlaşılmaktadır. Dionysos dininin özünde bulunan vecd, kendinden geçme, coşku, taşkınlık Kybele törenlerinde de karışımıza çıkmaktadır. Bu Dionysos'un Anadolu kaynaklı bir tanrı olduğunun en önemli kanıtıdır.

Yunan mitolojisinde Dionysos, nympheler tarafından büyütüldükten sonra Hindistan ve Arabistan yarımadası olmak üzere pek çok uzak ülkeye gitmişve buralarda bulduğu asma dalını gittiği heryere taşıyarak insanlara şarap yapmasını, kendisine tapınılmasını öğretmiştir. Halikarnas Balıkçısına göre Dionysos'un asma için bu kadar uzaklara gitmesine gerek yoktur. Yabani üzüm asmaları, yalnızca Güney Anadolu ve Kuzey Suriye'de yetişmektedir. Asma buradan Anadolu göçmenleri tarafından Yunanistan, İtalya, Güney Fransa ve İspanya'ya taşınmıştır. Balıkçı'ya göre Bakkhos (Dionysos) yalnızca şarap tanrısı değildir.İvriz'deki Hitit kabartmasında Bakkhos bir elinde üzüm salkımı, diğer elinde arpa yada buğday başağı tutmaktadır. Çünkü insanoğlu şaraptan önce bira yapımının sırrını bulmuştur.

Bakkhalar; Tanrı Dionysos-Bakkhos'un dinsel törenlerini kutlayan kadınlar alayı. Çıplak bedenlerini nebris denilen benekli ceylan postlarıyla örter, başlarını sarmaşık çelenkleriyle süslerlerdi. Ellerinde, ucunda bir çam kozalağı bulunan (thyrsos) sarmaşık ve asma yaprakları sarılı değnekler ve Promethus'un Olympos'dan ateşi çalarken kullandığı dalları taşırlar. Geceleri ormanların karanlık köşelerinde, dağlarda koşarak kendilerinden geçerler, bu sırada doğayla birleşip üstün bir güç haline gelerek önlerine çıkan vahşi hayvanları parçalarlar. Bu kadınlara vecd (olgun ermişlik) anlarında Thyas, çılgınca kendilerinden geçtikleri anlarda Mainas denir. Tapınakları yoktur, yumuşak serin çimenlerde yatar, açık havada gökyüzüne doğru tapınırlardı. Sonra Dionysos'un verdiği otları, böğürtlenleri yer, yaban keçisinin sütünü içer, kanlı avlara çıkarlardı. Bakkhaların bu çılgınca tavırları Kybele törenlerinde kendini hadım eden Pessinus rehiplerinin tutumunu çağrıştırır.

Yunan mitolojisinde Dionysos efsanesi şöyle devam eder; uzak ülkelerden dönen Dionysos sonunda kendi kültünü yerleştirmek için Thebai'a gelir.Yanında ellerinde sarmaşıklarla, şarkı söyleyen kadınlar vardır. Pentheus gelenleri görür ama yanlarındakinin Dionysos olduğunu bilmez. şehrin orta yerinde bağırıp, çağırıp şarkı söyleyen bu kalabalığı sevmez, nöbetçileri çağırarak hepsini yakalatmak ister. Ama askerlerden biri onun Semele'nin oğlu Dionysos olduğunu ve Demeter'le birlikte yeryüzünde insanları koruduğunu söyler. Ancak Pentheus onu dinlemez ve Dionysos'u yakalatarak şehre getirir. Ancak Bakkhalar dağlara kaçmışlardır. Dionysos, Pentheus'a kendisini yakalayıp zindana kapatamayacağını; zira bir tanrı olduğunu söylemesine rağmen Pentheus onu iki kez bir hücreye atmaya çalışmıştır. İkisinde de Dionysos oradan çıktı. Pentheus'a çok kızarak Bakkhalar'ın peşine düşmüştür. Onları bulduğu zaman, kendi annesi ve kız kardeşileri olmak üzere pek çok Thebai kadınının Bakkhalar'ın yanında olduğunu görür. İşte o zaman Dionysos kutsal gücünü kullanarak bütün kadınları çıldırttır. Çıldıran kadınlar Pentheus'u yabani bir dağ aslanı zannederek üzerine atlayıp parçaladılar.Onu öldürenler arasında kendi annesi de vardır. Thebai kralı Pentheus, Dionysos'un tanrı olduğunu ancak ölürken anlamıştır. Dionysos bir süre sonra kadınların akıllarını başlarına getirmiştir. Pentheus'un annesi ve Thebai'lı kadınlar yaptıklarını anlayıp çok üzülmüşlerdir.



Şarap tanrısı Dionysos, iyi yürekli ve yumuşak başlıydı fakat bazen çok kötü de olabiliyordu.Dionysos tapınımı, birbirine karşı bu iki davranışın ortasında gelişmiştir. Kendisine tapanlara sevinç ve özgürlük verebildiği gibi yabanıl yıkımı da getirebiliyordu. Çünkü şarap iyi olduğu kadar kötüdür de. İnsanların içini ısıtır, onları neşelendirir ama çok içilirse sarhoş eder.Yunanlılar şarabın bu iki özelliğini bildikleri için Dionysos'a yalnız iyilikler değil, kötülükler de yaptırmışlardır. Ama yine de şarabı her zaman sevmişlerdir.

Dionysos'un bütün hastalıkları iyileştiren bir kadehi (kantharos) vardı. O kadehten içki içen korkuyu unutur, cesaretlenirdi. İnsanlar bundan dolayı şarap tanrısını diğer tanrılardan daha çok sevmişlerdir. Ama ona tapanlar arasında hiç şarap içmeyenler de vardı. Çünkü Dionysos yalnız içki yoluyla değil esin yoluyla da özgürleşmeyi kabul ederdi.

Dionysos törenleri, insanlara yalnız mutluluk içinde yaşamayı değil iyi bir umutla ölmeyi de öğretmiştir. Yunanistan'da hiçbir bayram ve törenle karşılaştırılmayacak olan bu şölenler asmalar yeşermeye yüztutunca başlar ve beş gün sürerdi. Bir barış ve kardeşlik havası eser, tutsaklar salıverilirdi. Halk açık havada, bir tiyatroda toplanır, oynanan oyunları izlerdi. şairler, oyuncular ve şarkıcılara tanrının uşağı gözünde bakılırdı. Dionysos'un rahibi de tanrı adına bu şenliklere katılırdı.

osiris
22-08-2007, 19:39
abi *Timothy Freke ve Peter Gandy İsanın gizemleri gerçek isa bir pagan tanrısımı ,isimli kitapda isa efsanesinin dionysos ile benzerlik gösterdiği bazı kabartmalarda bacchusun çarmıha gerilmiş şekilde gösterildiği dionysosunda tıpkı isa gibi *tekrar ölümden dirildiğini okumuştum bunun gerçeklik payı varmı

Natan
22-08-2007, 21:47
elbette osiris olmazmı !! bahsettiğin Dionysos'in çarmıhta ölüşü olayıda tamamen isanın ölümüyle aynıdır.

Dionysos çarmıh üzerinde :

http://www.medmalexperts.com/POCM/headers/header_slices/h_main_dionysus_on_cross.gif

isa çarmıh üzerinde :

http://www.medmalexperts.com/POCM/headers/header_slices/h_main_jesus_on_cross.gif

ayrıca başka benzerlikleride var : örneğin "rabbin sofrası "olarak betimlenen isanın son akşam yemeği *- komünyon ayini tamamen paganizmden gelmiştir. pagan kökenlidir.

isa diyor :

"Size doğrusunu söyleyeyim, insanoğlunun bedenini yiyip kanını içmedikçe, sizde yaşam olmaz. Bedenimi yiyenin, kanımı içenin sonsuz yaşamı vardır ve ben onu son günde dirilteceğim. Çünkü bedenim gerçek yiyecek, kanım gerçek içecektir. Bedenimi yiyip kanımı içen bende yaşar, ben de onda. (Yuhanna 6:53-56)

burda isa etinin yenmesini ve kanının içilmesini istiyor ( ruhsal olarak düşünülmelidir ) etinin ve bedeninin kutsal olduğuda vurgulanmıştır. ( insalık uğruna feda edilen kutsal kanı ve bedeni ).

isa aynı Dionysos gibi davranmıştır. onun açıklamalarını tekrar etmiştir çünkü aynı şeyi Dionysos da söylemiş idda etmiştir.

http://img241.imageshack.us/img241/7373/vazoof7.jpg

burada da görülebilir ..bugünkü hıristiyanların gerçekleştirdikleri komünyon ayininin aynısını onlarda gerçekleştiriyorlarmış !!..Dionysos daha öncelere dayanmaktadır. isa ise sonradan ortaya çıktığına göre bu komünyonu onlardan almıştır. yani tamamiyle pagan kökenli !!
Tanrı Mitra da İsa'dan yüzyıllar önce bir yazıtta şöyle demiştir:

"Benim bedenimden yemeyecek kanımdan içmeyecek ve böylece benimle bir olmayacak kişi, kurtulamayacak kişidir!"

görebiliyorsundur aradaki benzerliği ( daha doğrusu kopyayı )

sevgiler

habilis

teotehuakan
01-09-2007, 22:24
Yalnızca çarmıha gerilenler onlar da değil.
Daha fazla çarmıha gerilmiş dinsel kahraman görmek için Vartor'un açtığı
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=6798
linkindeki youtube videolarına bakın. *:D

Natan
02-09-2007, 17:21
birinci çalışmanın devamı :

DİONYSOS DİNİNDE KADIN

Tanrı alayında daha çok kadınların yer alışı ,bu kadınların doğaya kaçışla öz-erotizmlerini keşfetmeleri ve tinsel bir arınma sağlamaya çalışmaları yukarıdaki metinde net olarak göze çarpmakta. Tanrı alayının; yaban tekelerinin kanları içmek, etlerini çiğ çiğ yemek gibi âdetleri de tarihte ve hatta Antik Yunan’da bile sıkça karşılaştığımız ‘kurban’ olayıyla ilintilidir. ( Kanımca bu daha sonraları Hristiyanlık’da şarap ve ekmek ritüeline dönüşmüştür.)


Çünkü tanrıyla bütünleşmenin en kolay yolu onun bedenini yemektir.( isa da kendi bedeninin yenmesini - kanının içilmesini emrediyordu ) Dionysos’un tasvirlerinde sıkça karşılaşılan “boğa” aynı zamanda da tanrı için en fazla kurban edilen hayvan olmuştur. Yukarıda tarif edilen kutsal çılgınlık anları tanrıya kurban sunumu ve tinsel arınma için en uygun zamanlardır.
Jean-Piere Vernant’ın belirttiği şekliyle Dionysos dini, “siyasal olmayan, çok az sayıda tapınağı olan, inananlarını kentlerin dışına yaban doğaya sürükleyen, bireyleri sıradan toplumsal ilişkilerinden koparıp yabanıllaştıran, doğayla bütünleştiren bir yapıdadır. Bu tür bir din ise özellikle kadınlar içindir, siyasal yaşamın kesinkes dışında bulundukları, kentle erkeklerden daha az bütünleştikleri ölçüde. Kadınlar kamu işlerine erkeklerle eşit düzeyde katılmak için toplumsal olarak yetkisiz göründüklerinden bir anlamda resmi dinin (Olympos’un) karşıtı olan yapıları canlandırmaya dinsel olarak yetkilidir. Ortak Yunan dindarlığından oldukça uzak olan bu ‘gizemci dinsellik’ , bir kaçış arayışı, çılgınlık –monia kültürü- ve bireysel kurtuluşu beraberinde getirmektedir.“
Dionysos Dini için “siyasal olmayan” şeklinde bir niteleme yanlış olacaktır. Kültün, Yunan Toplumu’nda gelişim süreci ve bu sürecin sonuçları, Dinin –her din gibi- siyasi bir yanın olduğunu ve hatta oldukça siyasal içerik taşıdığını göstermektedir.

Natan
02-09-2007, 17:30
DIONYSOS VE YENİDEN DOĞUŞ

[align=justify:b3f01abe07]Dionysos, ölümü ve yeniden doğuşu temsil etmesiyle Adonis-Attis-Osiris gibi tanrılarla
( bunların içinde İSA da var) büyük benzerlikler göstermektedir. Mevsim değişimleri, doğanın ölümü ve yenideN doğuşu şarap tanrısının karakteriyle özdeşleştirilmiş ve mevsim dönümleri Dionysos adına yapılan büyük dinsel törenlerle kutlanmıştır. Ürünler olgunlaşırken, baharlar açmağa başlarken ve asmalar budandıktan sonra Antesteria adı verilen çiçek bayramı kutlanırdı. Bu bayram Dionysos adına yapılırdı. Bu tarihte şarabın ikinci kaynaması bitmiş olur ve içilir duruma gelirdi. Böylece şarap kapları açılır ve büyük bir şenlik düzenlenirdi. Şarap içilir, gençler şarap tulumları üzerinde tepinirler ve kızlar salıncaklarda sallanırlardı ve bütün bunlar bolluk getirmek içindi. O tören için seçilen ve içki içme yarışmasını yargılayan kimsenin (Archon) karısı Dionysos'la evlenirdi. Dionysos'un öküz biçimindeki heykeli bir araba üstünde getirilir ve Archon'un karısının düğünü yapılırdı. Şenliğin son gününde tahıl lapası yapılır ve ölü ruhlara yer altına giderken eşlik eden Hermes'e sunulurdu. Düğün olurken ruhların sokaklarda uçuşup dolaştığına inanılırdı. "Antesteria bitti, artık gidin ruhlar!" diye şenlik sonunda ruhlar kovulurdu.
Böylece, Dionysos hem ölümü, hem yaşamı simgeleyen bir tanrı olarak anılırdı.

Bu tanrıyla ilgili başka bir şenlik de Ocak ayı içerisinde düzenlenirdi. Lenaia diye adlandırılan bu şenlikte heykel büyüklüğünde bir phallus (erkeklik organı) bolluğun simgesi olarak geçit alayında geçirilir ve fallik ezgiler okunurdu. En sonunda lapa sunulurdu. Bu şenlikte Dionysos'un yeniden doğuşu oyunlarla canlandırılırdı.
Daha önemli bir şenlik ilkbaharda (9-13 Mart) düzenleniyordu. Bu şenlik Peisistratos'un etkisiyle İ. Ö. VI. yüzyılda başlatılmıştı. Antik tiyatronun doğuşu bu Büyük Dionisia şenliği ile ortaya çıktı. Bu şenlikte söylenen ditrambos’u Midilli’li ozan Arion bulmuştu. Kısa bir süre sonra, bu şenlikte ozanlar arasında ödüllü bir yarışma düzenlenmiş ve tiyatro sanatı da bundan doğmuştu.
Büyük Dionisia’da, Akropolis'in güney eteğine rastlayan yerdeki Dionysos tiyatrosuna önce tanrıyı simgeleyen bir heykel taşınırdı. Bu simge kutsal kişiler, rahipler tarafından getirilirdi. Geceleyin çıralar yakılır ve heykelin başında nöbet tutulurdu. Ertesi gün Dionysos adına düzenlenen danslar ve koroyla söylenen ezgiler başlardı. Bunlar yarışma içine sokulurdu. Bu yarışmada ayrı yerlerden seçilen be§ erkek ile beş çocuk korosu vardı ve her koroda elli kişi bulunurdu. Yarışmalar, en önde din adamlarının oturduğu Dionysos tiyatrosunda olurdu.[/align:b3f01abe07]

Natan
02-09-2007, 17:41
bu konuda son çalışma :

DİONYSOS’UN TASVİRİ

Dionysos'un tasvirleri yüzyıllar boyunca değişikliğe uğramıştır. Phallus biçimindeki tahta imgeleri (çoğu kez, dalları olmayan bir örtü ile sarılı düz bir direk) en eski dönemlere aittir ve üreme gücünü simgelemektedir. (daha sonraları Dionysos’un phallik tasvirleri, onun Aphrodite’den olan oğlu Priapos’a geçmiştir) ardıl dönemlerde –daha çok vazolarda -güçlü, sakallı ve giysili olarak hayal edildiğini görüyoruz. Başını asma veya sarmaşık dalları çevreler. Daha sonra çıplak ve zarif bir oğlan tipine dönüşür. Artık cinsel ve kadınsal unsurları ağırlık kazanmıştır

Çoğunlukla, elinde thyrsos (ucunda bir çam kozalağı bulunan sarmaşık ve asma yaprakları sarılı uzun değnek) ve bir kadehle görülür. Yanında alayından kimseler ve onunla ilgili kişiler (İno, Ariadne vb.) bulunur.

http://historical.benabraham.com/assets/images/Cone06.jpg

Papanın *çam *koni *değneği. *Dionysus *gibi *!

http://historical.benabraham.com/assets/images/Cone08.jpg

http://img98.imageshack.us/img98/8131/qingdaobeerdionysus3oa.jpg


Ona ait kutsal bitkiler, asma ve sarmaşıktır fakat bazı yerlerde bunlara ilaveten çam ve incirin de Dionysos’la ilişkilendirildiği olmuştur. Kutsal hayvanları ise aslan, kaplan, vaşak, yunus, boğa ve keçidir

sargon
03-09-2007, 02:53
Çok güzel Habilis, güzel bir derleme yapmışsın. Ben de birkaç ekleme yapayım hemen. Helenistik çağdaki Dionysos tapımının en önemli yanı Dionysos'un iki defa doğmuş olmasıdır. Önce Zeus'un baldırından ilk doğumunu yapar, sonra da katledikten sonra yeniden doğar. Bir başka önemli nokta da Zeus ve bir ölümlünün çocuğu olmasıdır. Hem bir ölümlünün yeniden dirilmesi hem de tanrının oğlu olması Hıristiyan mitolojisine benzerlik gösteriyor.

İlginç olan bir başka özellik ise Helenizm döneminin diğer bütün mistik tapımları doğulu iken Dionysos batılıdır. Aslında daha önceden beri Yunan dünyasında da mistik nitelikli zanaatkar cemiyetleri var. Ancak bunlar ancak yarı-dinsel sayılırlar. Dionysos tapımında ise mistik dinlere özgü bir erginlenme ayini görülüyor.

Erginlenme ayinleri konusu aslında bize çok yabancı değil. Erginlenme, dine yada tarikata girecek adayın belli denemelerden geçmesi ve sonunda sırra ulaşması biçimindedir. Bazen aşamalı olarak sırlara ulaşılır. Bu sırada yapılan ayinlerin anlamı için ise kısaca insanın ölümsüzlüğe yada ölümsüzlüğün sırrına kavuşması, yada tanrı ile bütünleşmesi ve bu yolla ölümsüzlüğe kavuşmasıdır. Tanrıyla birleşme, ona kavuşma, ölümsüzleşme erginlenme törenlerinde birçok sembolik anlatımlarla ifade edilir. Şarap (kan) içilmesi, ekmek (çiğ et) yenilmesi, erginlenme adaylarının işkence gören ve sonra öldürülen Tanrı'nınkine benzer biçimde bir çile ve perhizden geçmesi, nihayet sırlara ulaşması yani ölümsüzleşmesi *ve kimi zaman ardından yapılan neşeli bir tören.

Dionysos tapımında Hıristiyanlığa benzeyen birçok yan vardır ancak ayrılıklar da söz konusu. Senin yazılarında genel olarak Dionysos ve bazı noktalarda Hıristiyanlıktaki benzerlikleri var. Fırat'ın da bu konuda bir yazısı vardı. Onu da bu başlığın altına asacağım. Böylece daha derli toplu olmuş olur. Ben bir de Hıristiyanlıkla tamamen aykırı olan iki özelliği belirteyim. Törenin ana bölümünde bir kalburun içinde saklanan fallus ortaya çıkarılıp ve adaya gösterilmesi ve erginlenenlerin ortak yemekten sonra başlarında çiçekten yapılmış taçlarla çılgın bir eğlenceye kapılmaları. Hıristiyanlıkta cinselliğin ayin değeri yok sayılmıştır.

sargon
03-09-2007, 02:57
GREKLERİN ŞARAP TANRISI: DİONYSOS (Fırat'ın yazısı)

Dionysos’a ilk defa kuzey ve doğu Yunanistan’da tapılmaya başlanmıştı, Yunanistan’a ilk defa, Homer İlyada’yı yazdığı zamanlarda MÖ 800 gibi geldiği tahmin edilir, son derece popüler bir Tanrı idi, Roma’dan Mısıra tanırırdı ve kendisine ibadet edilirdi. Dionysos kültü (Roma’da “Bacchus” diye de bilinir), İsa’nın hikayeleri üzerinde derin etki bırakan gizem kültlerinden biriydi (ayrıca bkz. Birinci bölümde gösterdiğim resim)



Çarmıha gerilen pagan Tanrısı Dionysos (Bacchus)

(Bu figür Hristiyanların haç sembollerinden en az 2 yüzyıl daha eskidir)
(Robert Eisler  "Orpheus - The Fisher:
Comparative Studies in Orphic and early Christian cult symbolism,
The Crucified Christ as Orpheus", Â Prof. WKC Guthrie, "Orpheus and Greek Religion”

Hristiyanlığa göre İsa, bedene bürünen Tanrı’dır.(incarnation)

“Yu 1:1 Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı'yla birlikteydi ve Söz Tanrı'ydı.”
................
“Yu 1:14 Söz beden alıp aramızda yaşadı.”


Dionysos da, aynı İsa gibi, “bedene bürünen” Tanrı idi! Tanrı idi ama bir insan bedeni almıştı. (Euripides “The Bacchae” 191, 5)

İsa’nın “Baba”sı Tanrı olmasına rağmen, annesi Meryem ölümlü bir bakiredir aynı şekilde Dionysos’un da babası Zeus bir Tanrı, annesi Semele de ölümlü bir bakireydi.



Bedene bürünen Tanrı Dionysos, annesi bakire ve ölümlü Semele.



Bedene bürünen Tanrı İsa, annesi bakire ve ölümlü Meryem

Önceki yazımda da belirttiğim gibi İsa’nın suyu şaraba dönüştürmesi de doğrudan Dionysos mitinden alınmıştır, İsa’nın sembolik olarak etinin yenmesi ve kanının içilmesi Dionsyos, Attis ve Mitra kültlerinde yaygın olarak uygulanan bir ritüel idi.

İsa hikayelerinde kullanılan pek çok simge ve anlatım doğrudan Dionysos mitinden alınmıştır örneğin;

Mat 21:1-2 “Kudüs'e yaklaşıp Zeytin dağının yamacında bulunan Beytfacı köyüne geldiklerinde İsa, öğrencilerinden ikisini şu sözlerle köye gönderdi: «Karşınızdaki köye gidin. Hemen orada bağlı bir dişi eşek ve yanında bir sıpa bulacaksınız. Onları çözüp bana getirin.”

İsa İncil’deki hikayeye göre, Kudüs’e eşek üzerinde, “zafer” içinde ölümüne giderken resmedilir, mite göre Dionysos da aynı İsa gibi ölümüne eşek sırtında gitmiştir, (J. Harrison: “Prologemena to the study of Greek religion”) eşek simgesinin bazı sembolik anlamları vardı bu nedenle gizem kültleri arasında yaygın olarak kullanılan bir figürdü eşek insanın hayvani doğasını simgelemekte, onun üzerine binmek de “hayvani doğaya hükmediş/hayvani doğanın alt edilmesi” anlamlarına geliyordu.(J. Harrison: “Prologemena to the study of Greek religion”)

İsa’nın ölmesi ve dirilmesi, İncil’in özünü ve temel öğretisini oluşturmaktadır, Dionysos da aynı İsa gibi, çarmıhta veya bazı hikayelere göre bir ağaçta can vermişti, Titianlar tarafından yok edilmiş ve yenmişti, gömüldükten sonra dirildi ve “göğe yükseldi” kilise babası Justin Martyr’ye göre bu benzerlikler çok rahatsız edici ve “şeytani” idi.!

İsa’nın İncil’de şöyle der:

Yu 4:14 “Oysa benim vereceğim sudan içen sonsuza dek susamaz. Benim vereceğim su, içende sonsuz yaşam için fışkıran bir su kaynağı olacak.”

Dionysos da izleyenlerine 2 “su kaynağı”ndan bahsetmişti, biri  yer altı dünyası Hades’ten gelen su kaynağı, diğeri ise sonsuz yaşam veren su kaynağı...İncil’deki bu ayet de, Dionysos gizem kültünün kurtuluş sembolizminden İsa’ya uyarlanmıştır.

Dionysos’a sarmaşıktan yapılı bir taç verilmişti ve mor bir cüppe giymiş olarak simgelenirdi İsa hikayesinde sarmaşıktan taç “dikenli” taca dönüşmüş, mor cüppe ise aynı kalmıştır:

Mar 15:17 “O'na mor renkte bir giysi giydirdiler, dikenlerden bir taç örüp başına geçirdiler.”



İyi çoban Orpheus kuzularıyla birlikte...


Yu 10:11”Ben iyi çobanım. İyi çoban koyunları uğruna canını verir”



İyi çoban İsa kuzularıyla birlikte.



Şarap tanrısı Dionysos, bir elinde haça benzer bir işaret diğer elinde ise şarap için üzümler (Egypt. Staatliche Museen, Berlin)



İsa, bir elinde haç, üzümler de rahatlıkla seçilebilir.

Natan
04-09-2007, 13:02
bu güzel paylaşım için teşekkür ediyoruz sargon

Natan
04-09-2007, 13:08
yeri gelmişken apollonuda buraya yazalım diyorum ,nedersiniz !

APOLLON ( PHOEBUS )

http://img505.imageshack.us/img505/8206/297pxstatueofapollo3aq.jpg

Gün ışığının parlak tanrısı olan Apollon, Yunanlılara göre kendini güneş ile göstermektedir. Babsı Zeus, ışığın geldiği yer olan gö yüzü, annesi karanlık gece Leto'dur. Eos (Şafak) her sabah gecenin koynundan çıkarak ; günün parlak saatlerinin efendisi, güneşin tanrısı Apollon'un geldiğini müjdeler. Apollon'un doğuşu ise şöyle olmuştur.



Keos ile Phoebe (Parıltı) nın Leto adlı güzel bir kızları vardı. Zeus ona görür görmez aşık olmuştu, Hera bu kızın kendi kocasından çocuk beklediğini öğrenince kızcağıza yapmadığını bırakmadı. Yer tanrıçası Demeter'e Leto'ya doğum yapması için yer vermemesini rica etti. Ve doğum tanrıçası Eilethyia'nın da Olympos'tan aşağı inmesine izin vermedi. Zeus sevdiği kadına yardımcı olabilmek için bir çakıl taşı olarak gökten, yüzen bir adanın kıyısına kumların üzerine düştü ve adayı denizin derinliklerinde bir kayaya bağladı. Leto yorgunluktan bitkin bir halde bu adaya ulaştığında Şunları söyledi..

"Ey ada bana acı ve çocuğumu dünyaya getirmek için bana yer ver, eğer sen benim oğlumu göğsüne basar, kayaların arasında barındırır, ona bir tapınak yaparsan, sen şenlenecek, zenginleşeceksin. Çünkü karnımda taşıdığım Tanrı için halk buraya akın akın kurban kesmeye gelecektir.

Adanın üzerinden eserek geçen rüzgarda ona cevap vermiş:

"Leto, için rahat etsin, senin oğlunu alacağım, yalnız doğuracağın çocuğun daima bende kalması için onu kandıracağına dair bana söz ver.

"Namusum ve şerefim üzerine söz veriyorum demiş Leto.

Doğum ağrıları ile kıvranan kadının etrafın tanrıçalar sardı, onun bir an evvel kurtulamsını istiyorlardı. Bu sırada İris kindar Hera'nın hilelerini alt üst edip, doğum tanrıçasını Olympos'tan kaçırarak adaya indirdi. Apollon uzun bir sevinç çığlığı atarak, ışığın içinden doğdu, Themis Olympos'tan aşağı indi ve yeni doğan yavruya Amrosia ve Nektar sundu.

Parlak Apollon ilahi içkiyi içer içmez, annesinin sardığı kundak kımıldanması ile yırtıldı, gümüş kemer parçalandı, altın işlemeli bağlar kendi kendilerine kırıldılar, düştüler ve parlak yüzlü Tanrı hemen bağırdı

"Bana ahenkli sesler çıkaracak bir Lir getiriniz. Bir elimede ok ve yay veriniz, mucizeler göstermek istiyorum"

Bukle bukle saçları olan Apollon bunları söyleyerek kendi adasının kısır toprağı üzerinde yürümeye başladı. Batığı yerlerden neşeli çiçekler baş kaldırıyor, otlar bitiyor ve ada baştan başa cennet kesiliyordu.

Doğumundan dört gün sonra tanrı Apollon kuvvetini göstermek istedi. Parmossos dağında bir mağarada büyük bir yılan yaşıyordu. Bu yenilmez başa çıkılmaz ejder o bölgeyi kasıp kavuruyor, insanları parçalıyor, yiyor sürüleri yok ediyordu.

İyilik seven ve herkesin yardımına koşan Apollon, memeleketini bu beladan kurtarmak istedi. Bir gün yanan bir meşale ile yayını, okunu aldı. Sapa yoldan yavaşça bu korkunç ejder'in ini bulunan mağaraya doğru ilerledi. Oraya gelince, elindeki meşaleyi havada salladıktan sonra inin tam ağzına attı. Duman yüzünden canavar ininden dışarı çıktı. Apollo hızla uçan ve her şeyi delip geçen okunu fırlattı, havada uçan ok gidip ejder'e saplandı.

Can acısından korkunç sesler çıkaran hayvan, kocaman gövdesini sürüyerek ormana daldı. Sonra kıvranarak öldü. Fakat ejderi öldürmekle tanrılığına leke sürdüğüne inanan Apollon kendini cezalandırmaya karar verdi. Tanrıların töresine göre bu kirden temizlenmesi gerekiyordu, bunun içinde Apollon kendi kendini sürgün etti ve tam dokuz yıl boyunca Tanrılara özgü özelliklerinden vazgeçerek, basit bir insan gibi Tesalya kralının hizmetçiliğini yaptı, atlarını otlattı, öküzlerini güttü. Bu sürgün senelerinde Apollon sürüyü beklerken Lir çalar, şarkı söylerdi. O kırların saf, tertemiz havasıyla öyle güzelleşti ki tanrılar bile onun çobanlığını kıskanır olmuşlardı.

APOLLON'UN OĞLU ASKLEPIOS

http://img496.imageshack.us/img496/9711/327px20051228berlinpergamonmus.jpg

Apollon, Laphitheslerin kralı Phlegyas'ın kızı Koronis'e aşık olmuştu ancak Koronis onun bu aşıkına ihanet etti ve karnında Apollon'un çocuğunu taşıdığı halde Arkadia'lı İskhys ile evlendi. Apollon bunu duyunca çok üzülmüş, öfkelenmişti. Kendisini aldatan sevgilisi ve kocası İskhys'in öldürülmelerini istedi ve bu görevi kardeşi Artemis'e verdi. Artemis, onların cesetlerini odunların üzerine koydurdu ve yaktırdı. Koronis'in cesedi yarı yanmış yarı yanmamıştı ki Apollon geldi ve onu alevlerin arasından çıkardı. Karnını yardırınca canlı bir erkek çocuk ortaya çıktı, Apollon oğlunu kucağına aldı. Bu çocuk sonradan Hekimlik tanrısı Asklepios oldu.

http://img496.imageshack.us/img496/7505/582pxacmarbles5ur.jpg

Asklepios hekimliği Khrion adlı Kentauros (Yarı insan yarı at) bir bilginden öğrendi. Khrion ona hastaları iyi etmenin sırrını öğretmişti. Böylece Asklepios iyi olacaklarından umut kesilen hastaları bile iyilştirmeye başladı. Hastaları iyileştirerek ölümün önüne geçmesi ölüm diyarının tanrısı Hades'I kızdırdı ve onun Zeus'a şikayet etti. Tüm bunların yanında Asiklepios Zeus'un atları tarafından parçalanan Hippolytos'u da diriltince Zeus Hekimlik tanrısını cezalandırmaya karar verdi ve yıldırımını yollayarak emirlerine karşı çıkan kendi torununu öldürdü. Apollon oğlunun babası Zeus tarafından öldürülmesine çok üzülmüştü ama babasına, baş tanrıya karşı gelemedi. Fakat içindeki acı onu Zeus'a yıldırım hazırlayan Kyklopsları öldürmeye itti. Bu yüzden baş tanrı Zeus bir süre için onu yeryüzüne sürdü.