Erdem Alaca
19-10-2013, 10:01
Yıllar önce duyduğum ama bu yazı sayesinde tekrar hatırladığım bu rivâyeti, Müslümanlara hayvan sevgisi, hümanizm, vb. başlıklarda ders vermeye kalkanların belki bir kez daha düşünmelerine ve hâlâ birbirimizden öğrenecek bir şeyler olduğunu fark etmelerine vesile olur umuduyla paylaşıyorum:
'Hayattan düşmenin sınırı yoktur, merhametin de... Hz. Muhammed (a.s.) bir gün Mekke dışında yürürken bir kuyunun başında bir kadın ve onun hemen yanında da hastalıktan ve susuzluktan kendini kaybetmeye başlamış, dili dışarıda soluyan bir köpek gördü.
Yaşlı bir hayat kadını olduğu anlaşılan kadın başındaki örtüyü çözdü, ayakkabısını bu örtünün ucuyla bağlayarak kuyuya uzattı, bu yolla kuyudan yeteri kadar su çekti yukarıya ve köpeğin suyu içmesini sağladı. Kuyunun başında su çekmek üzere bekleyen birkaç kişi yaptıklarını yadırgayarak şu sözlerle tepki gösterdiler kadına. 'Neden bir köpeğe su vermek için bizi bekletiyorsun? Bırak hayvanı da ölsün, kurtulsun acılarından.'
Kadın bu sözlere cevap vermedi, başını gökyüzüne kaldırdı sadece.
Bu sahne Hz. Muhammed'in (a.s.) belleğine kazındı. Elçilikle görevlendirildikten sonra, bir müminin hayvanlarla ilgili sorumlulukları üzerine konuşurken, o yaşlı kadının davranışını hatırlattı: 'Bir hayat kadını, can çekişen bir köpeğe acıyıp, ayağından çıkardığı ayakkabısını yazmasına bağlayarak kuyudan su çekip içirdi ve onu ölümden kurtardı. O kadın, bu davranışı sayesinde cennetle mükâfatlandırıldı.'
Yukarıdaki yazı, değerli gazeteci Hilal Kaplan'ın bugünkü köşe yazısından (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HilalKaplan/hayat-kadini-ve-kopek/40085) alıntıdır.
http://cdn.yenisafak.net/site/h_k_buyuka7abe277.png
Propagandanın güzelliğine ve rahatlığına gel vatandaş...
Uydurun uydurun bir tarafınızdan, maledin sevgili peygamberinize; sonra milleti kandırın, saflarınıza çekin adaletsizce - çok güzel iş...
Alıntıda koyulaştırdığım bir yerde "Yaşlı bir hayat kadını olduğu anlaşılan kadın" ifadesi var. Kim tarafından nasıl anlaşılıyor bu? Alnında mı yazıyormuş kadının?
Daha burdan başlıyor safsata...
...
Benim bu yazımın başlığını "Şartlar asla eşit değil!" diye koymamdaki sebep; bu eşitsizliği kastetmekti işte.
Yani memleketi karanlığa boğmak isteyen kesimin elinde olan her türlü imkanın içinde çok büyük "Medya Gücü" de mevcut. (Yazılı/Görsel)
Öte taraftan memleketi aydınlığa götürmek isteyen kesimin elinde medya namına sadece internet var - kitlelere ulaşacak, her sabah bir çok eve girecek gazete ve TV gücümüz yok henüz.
"Hayır, bu memlekette ileri demokrasi vardır - şartlar eşittir" diyebilmesi için birinin, başka bir yazarın da bir gün köşesinde "Hz.Muhammed'in Hz.Ayşe'yle 9 yaşında gerdeğe girdiğini" yazabilmesi lazım.
Mümkün müdür böyle bir ihtimal?
Bugünler için asla...
'Hayattan düşmenin sınırı yoktur, merhametin de... Hz. Muhammed (a.s.) bir gün Mekke dışında yürürken bir kuyunun başında bir kadın ve onun hemen yanında da hastalıktan ve susuzluktan kendini kaybetmeye başlamış, dili dışarıda soluyan bir köpek gördü.
Yaşlı bir hayat kadını olduğu anlaşılan kadın başındaki örtüyü çözdü, ayakkabısını bu örtünün ucuyla bağlayarak kuyuya uzattı, bu yolla kuyudan yeteri kadar su çekti yukarıya ve köpeğin suyu içmesini sağladı. Kuyunun başında su çekmek üzere bekleyen birkaç kişi yaptıklarını yadırgayarak şu sözlerle tepki gösterdiler kadına. 'Neden bir köpeğe su vermek için bizi bekletiyorsun? Bırak hayvanı da ölsün, kurtulsun acılarından.'
Kadın bu sözlere cevap vermedi, başını gökyüzüne kaldırdı sadece.
Bu sahne Hz. Muhammed'in (a.s.) belleğine kazındı. Elçilikle görevlendirildikten sonra, bir müminin hayvanlarla ilgili sorumlulukları üzerine konuşurken, o yaşlı kadının davranışını hatırlattı: 'Bir hayat kadını, can çekişen bir köpeğe acıyıp, ayağından çıkardığı ayakkabısını yazmasına bağlayarak kuyudan su çekip içirdi ve onu ölümden kurtardı. O kadın, bu davranışı sayesinde cennetle mükâfatlandırıldı.'
Yukarıdaki yazı, değerli gazeteci Hilal Kaplan'ın bugünkü köşe yazısından (http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HilalKaplan/hayat-kadini-ve-kopek/40085) alıntıdır.
http://cdn.yenisafak.net/site/h_k_buyuka7abe277.png
Propagandanın güzelliğine ve rahatlığına gel vatandaş...
Uydurun uydurun bir tarafınızdan, maledin sevgili peygamberinize; sonra milleti kandırın, saflarınıza çekin adaletsizce - çok güzel iş...
Alıntıda koyulaştırdığım bir yerde "Yaşlı bir hayat kadını olduğu anlaşılan kadın" ifadesi var. Kim tarafından nasıl anlaşılıyor bu? Alnında mı yazıyormuş kadının?
Daha burdan başlıyor safsata...
...
Benim bu yazımın başlığını "Şartlar asla eşit değil!" diye koymamdaki sebep; bu eşitsizliği kastetmekti işte.
Yani memleketi karanlığa boğmak isteyen kesimin elinde olan her türlü imkanın içinde çok büyük "Medya Gücü" de mevcut. (Yazılı/Görsel)
Öte taraftan memleketi aydınlığa götürmek isteyen kesimin elinde medya namına sadece internet var - kitlelere ulaşacak, her sabah bir çok eve girecek gazete ve TV gücümüz yok henüz.
"Hayır, bu memlekette ileri demokrasi vardır - şartlar eşittir" diyebilmesi için birinin, başka bir yazarın da bir gün köşesinde "Hz.Muhammed'in Hz.Ayşe'yle 9 yaşında gerdeğe girdiğini" yazabilmesi lazım.
Mümkün müdür böyle bir ihtimal?
Bugünler için asla...