PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hayvan deneyleri ve alternatif yöntemleri


evrensel-insan
21-10-2013, 21:01
Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.”

“Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, diğer hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.”

Bu cümleler Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin maddelerinden bir kaçı.

.................................................. ........

Birçok hayvan türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya. Ancak hayvanlara yapılan işkenceler son bulmuş değil. Türkiye’den son örnek ise Gezi direnişi sırasında birçok canlı öldürüldü. Hayvan Hakları İnisiyatifi’nden veteriner hekim Tolga Yazıcı 17 günde Taksim’de 8 köpek, 63 kedi ve 1.028 kuşun öldüğünü belirtiyor. Bu veriler ise sadece tespit edilebilenlere göre düzenlendi.

.................................................. .

Ancak hayvanlar zaten insanlar için “yaratılan” canlılar. Her şeyin insana hizmet etme anlayışıyla var olduğunu düşünenler için bu sayıların hiçbir önemi yok. Eğer farklı olsaydı Kurban Bayramı’nda yine haberler kurbanlık edilen hayvanlarla, kesim sırasında hayvanlara yapılan işkencelerle dolu olmazdı.

Canlıların kullanıldığı alanlardan biri ise bilimsel deneyler. Hayvanların bilimsel deneylerde kullanılması hakkında kesin bir yargıda bulunamayanların sayısı oldukça yüksek. Bu tartışmalı konu hakkındaki etik kuralları, kurulları ve kuralların somut uygulanış biçimlerini yazı dizisi olarak inceledik.

.................................................. ..

Hayvan deneyleri

Hayvan deneyleri insan dışındaki canlıların özellikle tıp, genetik, farmakoloji (ilaç bilimi) gibi bilimsel araştırmalarda kullanılması şeklinde ifade ediliyor.

Kozmetik ve temizlik ürünleri gibi alanlarda da hayvanlar kullanılıyor. Ancak bu canlılar deney hayvanı değil denekler olarak kabul görür ve bu alanda genellikle geliştirilen bir ürünün canlıya etkisine bakılır. Örneğin kozmetik alanında canlılar zehirlilik, deri ve göz tahrişleri, deri alerjilerine yol açma, kalıtsal bozukluğa ve kansere neden olan özellikleri bakımından test edilir.

...............................................

Deney hayvanı olarak kullanılan insan dışındaki hayvanlarda ise genellikle canlılarda görülen metabolik bir olayın araştırılması, hastalığa sebep olan mekanizmaların incelenmesi, buna yönelik çeşitli tedavi yöntemlerinin ve ilaçların geliştirilmesi, evrimsel süreçte canlıları birbirine bağlayan benzerliklerin detaylı bir şekilde ortaya çıkarılması, hayvanların sosyal yaşamları içinde çeşitli etkenlere verdikleri tepkilerin değerlendirilmesi veya eğitim amaçlı kullanımı şeklinde olmaktadır.

İnsan üzerinde deney yapmak uluslararası yasalara göre yasak. Üzerinde bilimsel araştırmalar yapılmasını kabul eden bir insanda ise testler doğrudan yapılamıyor. Örneğin geliştirilen bir ilaç incelenecekse öncelikle birçok testle o ilacın etki ve yol açtığı zararın bilinmesi ve bunların en optimum seviyeye getirilmesi gerekiyor. Gerekliliği uygun görüldükten ve onaylandıktan sonra ancak insana geçilebilir.

Aynı durum aslında insan dışındaki canlılar için de geçerli. Günümüzde bu alanda istatistiki hesaplara göre % 82 oranında fare kullanılsa da böcek ve balıklara kadar birçok canlı üzerinde çeşitli araştırmalar yapılıyor.

.................................................. .........

http://www.sendika.org/2013/10/hayvan-deneyleri-uzerine-1/

Oyle anlasiliyor ki, kendi turunun varliginin ve kendi birinin varliginin bilincine varamamisinsanoglu; hayvanlara da ayni kendi turune davrandigi gibi insanlikdisi davraniyor.

Bir atasozu vardir "kendine hayri olmayandan kimseye hayir gelmez" diye.

Evet bizler kendi tursel ve birsel varliklarimizin farkina varamadikca ve bilincine varamadikca; sadece kendimize ve turumuze degil, disimizda kalan her turlu canliya ve de fenomenal goruntuye dogaya dunyaya sirf egosal/akilci cikarimiz ugruna ve parasal alisilagelmislik ugruna zarar vermeye devam edecegiz.

AerA
21-10-2013, 23:32
İşin açıkcası hayvan deneylerine hep karşıyımdır. Lakin mesleki/bilimsel anlamda çıkış noktası bulamıyorum. Hayvanların canları daha mı değersiz, elbetteki değil.

Linkte yazıyı kaleme alan kişi, son bölümde demiş ki :

Peki alternatif yöntemler nelerdir?

Hayvan deneylerine alternatif olarak in vitro hücre kültürü ve bilgisayar simülasyonu gibi teknikler kullanılıyor..........Ancak günümüzde doku kültürü teknikleri ile.....Ne in-vitro hücre kültürü nede abisi sayılacak olan doku kültürü metabolizmanın tamamını veremediğinden, hayvan deneyine alternatif teşkil edemezler. Gerçekte de bu ikisi, hayvan deneylerinden önceki basamaktır. Yani yerini alamazlar.

Bilgisayar similasyonları ise zaten yıllardır yapılan hayvan-insan deneyleri sonrasında elde edilen verilerin birleştirilmesidir. Similasyonda veriler birbirine benzetilerek, yeni molekül iş yapar/yapmaz mantığı aranır.

Kozmetik ve temizlik maddelerinin geliştirilmesinde hücre-doku kültürü kullanılabilir. İrritant özellikler test edilir genelde ki, bu işlem doku-hücre kültürleri ile büyük oranda çözüme gider. Lakin ilaç geliştirimlerinde ne yazık ki insan deneylerinden hemen önceki basamak hayvanlardır.

Üzülmüyor değilim, lakin yerçekimini bulmak için bile bir elme daldan düşürülüyor...

Bu arada kozmetikler ve temizlik malzemelerinde hayvan deneylerine bir çok ülkeden yasak gelmiş... Süper :)
http://www.peta.org/issues/animals-used-for-experimentation/cosmetic-household-products-animal-testing.aspx

evrensel-insan
29-10-2013, 23:58
Hayvan deneyleri üzerine

28 Ekim 2013


“hayvan deneyleri tamamen ortadan kaldırılabilir mi” sorusunun cevabını arıyor ve “hayvanlar deneyde nasıl kullanılıyor” sorusunu inceliyoruz.

Hayvan deneyleri tamamen kaldırılabilir mi?

Hayvan deneylerini tamamen ortadan kaldırmak çelişkili bir konu. Hücre kültürü teknikleri ile alınan veri, kompleks sistemlerdeki ile tamamen birebir olmayabilir. Bir hastalık incelenecekse bu, canlının tüm dokularını etkilemiş olabileceği için direkt o canlı ile çalışmak gerekebilir. Bilgisayarda simülasyon ise sadece önceden yapılmış deneyler sonucunda toplanan veriler doğrultusunda işe yarar ve daha kısıtlı bir veri sunar. Ancak aynı deneylerin tekrar tekrar kullanımının önüne geçilir.

Yöntemler geliştirilmeye açıktır. Hayvan deneyleri her ne kadar olmazsa olmaz gibi görünse de her çalışmada hayvanların kullanılması gerekmez. Ayrıca insan dışında bir canlıda insana verilecek bir ürünün denenmesi de her zaman insandaki ile aynı etkiyi göstermez. Bu nedenle alternatif yöntemler zorlanmalı, her gün “bilim uğruna” çeşitli testlerle acı çekmeye mahkum edilen ve öldürülen bu hayvanların yaşam hakları geri verilmeli.


ALF (Animal Liberation Front-Hayvan Kurtuluş Cephesi), 1976′da radikal hayvan hakları eylemcisi Ronnie Lee’nin kurduğu aktivist grup. ALF, hayvanları deney laboratuarlarından kurtarmak, kötü muameleye maruz kaldıkları yerlerden kaçırarak doğal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yerlere yerleştirmek gibi eylemlerle radikal hayvan hakları aktivistlerinin dikkatini çeker. ABD’de ilk ALF hücresi 1982 yılında kurulur ve aynı yıl Howard Üniversitesi’ne düzenledikleri baskınla deneylerde sakat bıraktırılmış yirmi dört kediyi özgürlüğüne kavuşturur. ALF eylemcileri yirmiye yakın ülkede faaliyet sürdürüyor. ALF’in birçok eylemcisi ise gerçekleştirdikleri eylemler nedeniyle tutuklandı. ALF sanıklarından birkaçı: Christopher McIntosh ABD’de McDonalds şubesi kundaklamaktan 8 yıl, Jon Ablewhite İngiltere’de laboratuarlara kobay domuz tedarik eden bir çiftçiye şantaj yaptığı gerekçesiyle on iki yıl, Sarah Gisborne İngiltere’de Huntingdon Life Science laboratuarına ait 8 araca zarar vermekten 5 yıl, Peter Young ABD’de Altı kürk çiftliğinde tutulan mink ve tilkileri serbest bıraktığı için 2 yıl hapis cezası aldı.

Hayvanlar deneylerde nasıl kullanılıyor?

Ortopedik implantların özelliğini görmek uğruna canlılar önce sakat bırakılarak, geliştirilen ürün hasar verilen bölgeye yerleştiriliyor ve canlıdaki etkisi inceleniyor. Omurilik felcini incelemek için fareler kilolarca bir kütlenin sırtlarına bırakılması ile felç bırakılırken, kanser ilaçlarının etkisini incelemek uğruna sağlıklı canlılar kanserleştiriliyor. Yapılan testler etik kurul onayından geçmişse doğruluğundan şüphe edilmiyor.

Peki sıkı bir disiplinle çalışan etik kurullar onaylanacak araştırmanın hayvanlar üzerinde yapılması gerekliliğine tarafsız bir gözle bakabiliyor mu?

Örneğin botoks uygulamasının hayvanlar üzerinde denenmesine etik kurul izin verebiliyor. Gazi Üniversitesi Hayvan Deneyi Laboratuvarı’nda 2006 yılında bir kobayın yüzüne botoks yapıldığı bilinmektedir.

Etik kurullar merkeziyetçi bir bakış açısı ile hareket ediyor. Üniversitelerde henüz geliştirilmemiş bir ürün için projede hayvan deneyi yazıyorsa izin veriliyor. Genellikle sadece hayvanın ölme anında acı çekmemesi gerekliliğine dikkat ediliyor.

Aynı deney kaç kez yapılır?

Uzun yıllar ABD Hava Kuvvetleri Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi’nin araştırma ekibinin başkanlığını üstlenen ve Brooks Hava Kuvvetleri Üssü’nde primatlar üzerinde deneyler yaptıktan sonra işinden istifa ederek hayvan deneyleri karşıtı mücadeleye katılan Dr. Donald Barnes, etik kurulların durumunu “koşullu etik körlük” olarak ifade ediyor.

Uluslararası yasalarda canlıya en az ağrı denilmesine rağmen sırf ağrı mekanizmasını araştırmak için canlılar üzerinde anestezi yapılmadan deneyler yapılabiliyor veya anestezik ilaçlar pahalı olduğu için canlılar bayıltılmadan deneylere tabi tutulabiliyor. Örneğin, fareler kuyrukları çekilip omurgası zedelenmek yoluyla boyunları elle tutulup kırılarak ya da giyotin ile direkt başları kesilerek öldürülüyor.

Marian Stamp Dawkins, “Artık biliyoruz ki…” diyor “…bu üç özellik-karmaşıklık, düşünme ve dünyaya önem verme-öteki türlerde de mevcuttur. Dolayısıyla bu bizi onların da kendilerinin bilinçle farkında olduklarının sonucuna yöneltebilir. Elimizdeki bulguların terazideki dengesi de gerçekten öyle oldukları yönünde ağır basmaktadır. Ve bunu reddetmek de kesinlikle bilim dışı görünmektedir…”

Bilimin ise bugün kapitalist sistemden bağımsız olmasını düşünmemiz zor. Genellikle hayvanlar üzerindeki uygulamalar pazar potansiyeli taşıyan ürünler ile yapılmaktadır. Özellikle ilaç şirketleri kar uğruna piyasada benzerleri bulunduğu halde aynı işlevli farklı isimli ilaçları piyasaya sürmektedir.

Belki benzer deneylerden yüzlerce yapılmış olmasına rağmen bilimsel bir araştırmanın ne kadar önemli olduğunu göstermek amacıyla hayvan deneyleri yapılmakta ve bu, o çalışmayı oldukça “havalı” yapmaktadır. Hayvan deneyi yoksa araştırmalara verilen maddi destek azaltılmakta, alternatif yöntemlerle araştırma desteklense dahi hayvan deneyi yoksa çalışma gerektiği önemi görmemektedir. Bilim insanları çalışmalarında hayvan deneylerine başvurduysa bir mertebe yükselmekte ve çalışmaları büyük bir saygı ile karşılanmaktadır.

Bugün yapılması gereken alternatif yöntemleri destekleyip, deneylerde insan dahil tüm hayvanların kullanımının azaltılması yoluna gidilmesi. Benzerleri olduğu halde aynı üründen farklı isimle bir tanesinin daha piyasaya sürülmemesi.

Aşağıdaki videoda 30 yıl gün ışığı görmeyen şempanzelerin gün ışığına ilk kez çıktıkları an yer alıyor. Şempanzelerin verdiği ilk tepki, her ne sebeple olursa olsun bu durumun onlara yaşatılmamasının gerekliliği tüm çıplaklığıyla ortaya seriyor.

http://www.youtube.com/watch?v=x7PAMgNEtSY&feature=player_embedded

http://www.sendika.org/2013/10/hayvan-deneyleri-uzerine-2/

Neva
30-10-2013, 01:48
İşin açıkcası hayvan deneylerine hep karşıyımdır. Lakin mesleki/bilimsel anlamda çıkış noktası bulamıyorum. Hayvanların canları daha mı değersiz, elbetteki değil.

Linkte yazıyı kaleme alan kişi, son bölümde demiş ki :

Ne in-vitro hücre kültürü nede abisi sayılacak olan doku kültürü metabolizmanın tamamını veremediğinden, hayvan deneyine alternatif teşkil edemezler. Gerçekte de bu ikisi, hayvan deneylerinden önceki basamaktır. Yani yerini alamazlar.



Dogru bir noktadan bahsetmissin.