Ahlaksız
22-10-2013, 21:10
Başörtüsü, şapka, takılar, dövmeler, saç sakal tıraşı ve daha birçok şey tarih boyunca insanların sosyal statülerini medeni hallerini belirlemek için gösterge olarak kullanılmıştır. Başörtüsü en sık kullanılanlardandır.
Uruk Tanrıçası İnanna binlerce yıl değişik adlarla Mezopotamyalıların saydıkları bir tanrıçadır. Uruk’ta onun adına inşa edilmiş ilk aşk evine her yerden erkekler gelirlerdi. Muhtemelen, gündüz savaşılan şehirlerden bile erkekler korkusuzca gelip kutsal aşkı tadabilirdi. Bir Sümer tabletinde Uruk “ gönül okşayan güzel kız ve aşk kadınları şehri “ olarak tanımlanıyordu. Bu aşk evleri, zamanla, bereket-üreme tanrıçalarına adanmış cinsel ilişki dokunulmazlığı olan, kutsal tapınaklara dönüşmüştü. Kutsal fahişelik saygın ve ayrıcalıklı bir işti. Sümer ve Babil’in tapınaklara adanmış, başlangıçta yalnızca yabancılara sonraları ise tüm hür erkeklere sunulan kutsal fahişeler, evlenmedikleri sürece kız sayılırlardı. Bunun günümüzdeki bakirelik kavramı ile bir ilgisi yoktur. Bu aşk rahibeleri, zor olsa bile, bazı koşullarda, babaya verilmeyen çocuklar doğurabiliyorlardı. Ayrıca evlenmedikleri sürece tıpkı erkek kardeşleri gibi baba mirasından pay alıp, varlıklarını diledikleri gibi kullanabiliyorlardı.
Zaman içinde çok kapsamlı olan tapınağa adanmış bu seks yapan insanların bir bölümü kendilerini tanrılara adayarak kutsallaştılar. Çünkü onlar kendilerini adadıkları Tanrı ile evliydiler. Diğer bir kesim ise bildiğimiz anlamda seks işçisi oldular. Sahipleri kadın olan taverna türü seks yerlerini işletirler veya oralarda çalışırlardı. Bir süre sonra bazı aşk yuvaları “ genel evlere “dönüşürken çalışanları da sokak kadını oldular. Artık bu fahişeler toplumun aşağıladığı insanlardı. Tahmini olarak Asur yasaları bu yıllara denk gelmektedir. Asur yasaları kadınların statülerini belirlemek için başörtüsüne atıf yapmaktadır.
Asur yasalarında, Kutsal Fahişelerin ve Asurlu hür kadınların başlarını örtmesinin istendiğini, esir ve fahişelerin ise başlarını örtmelerinin şiddetle cezalandırıldığını görüyoruz. Burada örtünebilen ayrıcalıklı kadınlar ve asla örtünemeyecek olan aşağı statüdeki kadınlar net olarak belirlenmiştir. Asur yasalarının ilgili maddelerini Kadriye Yalvaç - Mebrure Tosun’un eserinden alıntılayalım:
” İster evli kadınlar, ister dul kadınlar veya Asurlu kadınlar olsun sokağa çıkarken başlarını açmayacaklardır. Adamın kızları… ya bir şal, ya bir… veya bir galinu ile örtüneceklerdir. “
“ Sahibi ile sokağa giden esirtular (cariye, esire) örtülüdürler. Kocaya varan Kadiştular (bir kutsal fahişe kategorisi) sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış Kadiştuların sokakta başları açıktır, örtünmemelidirler. “
“ Fahişe örtülü değildir başı açıktır. Örtülü fahişeyi gören olursa, onu tutuklayacak, şahitler bulacak; onu saray mahkemesine götürecek, ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan elbisesini alacaktır. (Örtülü fahişeye) elli sopa vuracaklar, başına zift dökülecektir. “
“...esireler örtünmeyecekler, örtülü esireyi gören yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir. Kulaklarını kesecekler. Onu yakalayan elbisesini alacaktır. “
“ Eğer bir adam örtülü bir esireyi görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse. (adamı) suçlayıp ispat ettikten sonra o adama elli sopa atılacaktır, (adamın) kulaklarını kesecekler ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden (adamın) elbisesini alacak O adam bir ay süre ile kralın hizmetini yapacaktır. “
“ Eğer bir adam esirtusunu örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların önünde onu örtecek “ O benim karımdır “ diyecek, O, onun karısı olacaktır. (Başka) adamların önünde örtülmeyen ve kocası “ bu karımdır “ denmeyen eş, eş değildir esirtudur… Eğer adam ölürse, örtülü karısının çocukları yoksa esirenin evlatları (öz) evladıdır ve mirastan pay alacaklardır. “
Görüldüğü gibi Asur kanunlarında tüm kadınların başı örtülü değildir. Başörtüsü kadınların statülerini belirleyen bir ayıraç bir simgedir.
KAYNAK;http://www.dunya-tarihi.com/index.asp?PageID=9
Uruk Tanrıçası İnanna binlerce yıl değişik adlarla Mezopotamyalıların saydıkları bir tanrıçadır. Uruk’ta onun adına inşa edilmiş ilk aşk evine her yerden erkekler gelirlerdi. Muhtemelen, gündüz savaşılan şehirlerden bile erkekler korkusuzca gelip kutsal aşkı tadabilirdi. Bir Sümer tabletinde Uruk “ gönül okşayan güzel kız ve aşk kadınları şehri “ olarak tanımlanıyordu. Bu aşk evleri, zamanla, bereket-üreme tanrıçalarına adanmış cinsel ilişki dokunulmazlığı olan, kutsal tapınaklara dönüşmüştü. Kutsal fahişelik saygın ve ayrıcalıklı bir işti. Sümer ve Babil’in tapınaklara adanmış, başlangıçta yalnızca yabancılara sonraları ise tüm hür erkeklere sunulan kutsal fahişeler, evlenmedikleri sürece kız sayılırlardı. Bunun günümüzdeki bakirelik kavramı ile bir ilgisi yoktur. Bu aşk rahibeleri, zor olsa bile, bazı koşullarda, babaya verilmeyen çocuklar doğurabiliyorlardı. Ayrıca evlenmedikleri sürece tıpkı erkek kardeşleri gibi baba mirasından pay alıp, varlıklarını diledikleri gibi kullanabiliyorlardı.
Zaman içinde çok kapsamlı olan tapınağa adanmış bu seks yapan insanların bir bölümü kendilerini tanrılara adayarak kutsallaştılar. Çünkü onlar kendilerini adadıkları Tanrı ile evliydiler. Diğer bir kesim ise bildiğimiz anlamda seks işçisi oldular. Sahipleri kadın olan taverna türü seks yerlerini işletirler veya oralarda çalışırlardı. Bir süre sonra bazı aşk yuvaları “ genel evlere “dönüşürken çalışanları da sokak kadını oldular. Artık bu fahişeler toplumun aşağıladığı insanlardı. Tahmini olarak Asur yasaları bu yıllara denk gelmektedir. Asur yasaları kadınların statülerini belirlemek için başörtüsüne atıf yapmaktadır.
Asur yasalarında, Kutsal Fahişelerin ve Asurlu hür kadınların başlarını örtmesinin istendiğini, esir ve fahişelerin ise başlarını örtmelerinin şiddetle cezalandırıldığını görüyoruz. Burada örtünebilen ayrıcalıklı kadınlar ve asla örtünemeyecek olan aşağı statüdeki kadınlar net olarak belirlenmiştir. Asur yasalarının ilgili maddelerini Kadriye Yalvaç - Mebrure Tosun’un eserinden alıntılayalım:
” İster evli kadınlar, ister dul kadınlar veya Asurlu kadınlar olsun sokağa çıkarken başlarını açmayacaklardır. Adamın kızları… ya bir şal, ya bir… veya bir galinu ile örtüneceklerdir. “
“ Sahibi ile sokağa giden esirtular (cariye, esire) örtülüdürler. Kocaya varan Kadiştular (bir kutsal fahişe kategorisi) sokakta örtünmelidirler. Kocaya varmamış Kadiştuların sokakta başları açıktır, örtünmemelidirler. “
“ Fahişe örtülü değildir başı açıktır. Örtülü fahişeyi gören olursa, onu tutuklayacak, şahitler bulacak; onu saray mahkemesine götürecek, ziynetlerini almayacaklar, onu yakalayan elbisesini alacaktır. (Örtülü fahişeye) elli sopa vuracaklar, başına zift dökülecektir. “
“...esireler örtünmeyecekler, örtülü esireyi gören yakalayacak ve onu saray mahkemesine götürecektir. Kulaklarını kesecekler. Onu yakalayan elbisesini alacaktır. “
“ Eğer bir adam örtülü bir esireyi görür, onu serbest bırakır (yakalamaz) ve saray mahkemesine götürmezse. (adamı) suçlayıp ispat ettikten sonra o adama elli sopa atılacaktır, (adamın) kulaklarını kesecekler ensesine bağlayacaklar. Onu ihbar eden (adamın) elbisesini alacak O adam bir ay süre ile kralın hizmetini yapacaktır. “
“ Eğer bir adam esirtusunu örtmek isterse, beş veya altı arkadaşını oturtup, onların önünde onu örtecek “ O benim karımdır “ diyecek, O, onun karısı olacaktır. (Başka) adamların önünde örtülmeyen ve kocası “ bu karımdır “ denmeyen eş, eş değildir esirtudur… Eğer adam ölürse, örtülü karısının çocukları yoksa esirenin evlatları (öz) evladıdır ve mirastan pay alacaklardır. “
Görüldüğü gibi Asur kanunlarında tüm kadınların başı örtülü değildir. Başörtüsü kadınların statülerini belirleyen bir ayıraç bir simgedir.
KAYNAK;http://www.dunya-tarihi.com/index.asp?PageID=9