PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Irak'taki savaş mezhep kavgası mı?


sargon
10-01-2007, 00:10
Bugün akşam NTV'de Can Dündar'ın yönettiği bir tartışma programı vardı. Konu "Saddam'ın idamı ve Irak"tı. Oturuma katılan isimler alanlarında iyi isimlerdi ve bence doyurucu bir tartışma oldu. Bu konulardan birisi çok önemli ve ben de bu konuyu forumda tartışmaya açmak istiyorum.

Cengiz Çandar çatışmanın yüzyıllardır üzeri örtülmü, baskı rejimlerinden dolayı sindirilmiş mezhep farklılıklarının patlaması olduğunu ileri sürüyor. Yada başlangıçta siyasi grupların yönlendirmesi iken artık kontrolden çıkmış bir mezhep çatışması olduğunu iddia ediyor. İddiası burada da kalmıyor. Gelinen noktada patlama noktasına oluşan bu iç dinamikleri artık herhangi bir dış müdahalenin de durduramayacağını, yani ABD hangi politikayı uygularsa uygulasın bu kan banyosunu durduramayacağını söylüyor. Peki bu iş nereye kadar sürecek? Taraflar yorgunluktan çatışamaz noktaya gelene kadar. Yani akacak kan kalmayana kadar. Buna örnek olarak daha önce Hıristiyan dünyasında yaşanan 30 yıl savaşlarını örnek olarak vardi. Avrupa'da mezhep savaşları 30 yıl sürüyor. Şimdi sıra Ortadoğu'da diyor.

Çandar'a karşı görüş belirtenler de oldu elbette, ama tatmin edici gelmediler bana. Bu arada Cengiz Çandar'ın Ortadoğu konusunda en deneyimli kişilerden bir olduğunu düşünüyorum, o yüzden görüşleri bence önemlidir. Siz ne diyorsunuz bu konuda? Olay mezhep çatışması mıdır? Nasıl sonuçlanabilir?

onur
10-01-2007, 00:36
Mezhep çatışması olarak görünen taraf bana göre işin görünen ve halkın kışkırtıldığı nokta.Ama işin iç yüzü bence hiiiç öyle değil.Iraktaki petrolün 100 de *75 i Amerika ve İngilterenin ,mezhep çatışmaları ise Iraklıların oldu.

pante
10-01-2007, 01:06
Bu konuda Çandar'a katılıyorum. Çünkü Irak'taki mezhep kavgasını sunni Saddam'ın diktatörlüğü ve baskısı engelliyordu. Saddam iktidarı kaybedince, Şiilerde iktidarda yer alınca yılların birikimi patladı. Bir taraftan mezhepsel kinler, diğer taraftan ABD'ye karşı mücadele bu ortamı oluşturdu.
ABD çekilse dahi ortalık durulmaz. Çözümü ise demokrasi. Sunnilerinde mecliste ve iktidarda yer alabilmeleri. Bu sayede zaman içinde barış sağlanabilir ama kısa vadede mümkün görülmüyor.

10-01-2007, 09:58
Irak'ta kimler yaşamaktadır?

Sunni Arap, Şii Arap, Hristiyan Arap, Türkmen ve Kürtler. Çoğunluğu Arap, kuzeyde ise şu an savaş sonucu çoğunluğu ele geçiren Kürt nüfus. Araplar, özellikle sunni olanlar, Arap olmayanları aşağı görüyor. Ama dediğim gibi özellikle sunni olanlar, ama tüm Araplar Türkmenleri, Kürtleri aşağı görmekteler. Savaştan sonraki durum gösterdi ki, Irak'ta Iraklı diye bir ulus yok. Saddam da bunu gerçekleştirmede başarısız oldu, hatta tam tersine bu ayrılığı destekleyen uygulamalar yaptı (Şiiler ve Kürtlere karşı olan uygulamaları örneğin).

Cengiz Çandar'a 1 noktada katılamıyorum, Irak'ta yaşanan tam olarak bir mezhep çatışması da değil. Hem bir etnik çatışma, hem de etnik çatışma içerisinde mezhep çatışması da yaşanmakta. Ama sadece bu kadar basit mi olanlar? Değil. Habur sınır kapısından geçtiğinizde, karşınızda Irak bayrağı yok. Kuzey Irak Kürt bölgesinin bayrağı dalgalanmakta. Karşınızdaki askerler, görevliler vs. *de Peşmerge ya da yeni oluşturulmaya çalışılan Kürt askerleri. Kuzey Irak bölgesinde çoğunlukla asayiş berkemal. Hatta ben hiç ABD askeri görmemiştim bile. Gece dışarı çıkılabiliyor rahat bir şekilde. Erbil de bu bölge içerisinde ve Ortadoğu'nun Paris'i olma yolunda gitmekte. Nereden geldiği belli olmayan büyük miktarda bir para söz konusu. Bu paranın getirdiği değişikliği de her yerde görebiliyorsunuz. Bol miktarda yeni evler (villalar), son model Jeep'ler.

Kürt bölgesinin dışı, yani Irak bayrağı görebileceğiniz yerler ise ayrı bir hikaye. ABD askerleri devriye geziyor (oldukça sıkı bir güvenlik içerisinde). Fakirlik ise her yerde göze çarpıyor. Zaten yolların bir kısmı kapalı, köprüler arada kapatılıyor ya da iptal edilmiş. Bu arada kuzey ya da güney, elektrik gibi altyapı hizmetleri yok şu anda. Irak'ı bir ülke halinde tutacak hiçbir hizmet sağlıklı bir şekilde yok. Ticaret bile bölgeler arasında farklılık gösteriyor. Kuzey bölgesinde neredeyse her yerde Türkiye'den giden ürünler görülebiliyor, hatta reklamların büyük çoğunluğu da Türk firmalarının reklamları. Irak bölgesine girdiğinizde sanki bıçakla kesilmiş gibi bunlar da ortadan kayboluyor.

Bunları yazma amacım, Irak'ta bir bölünmenin yıllar önce zaten gerçekleştirildiğini göstermekti. Irak ulusu denilebilecek bir oluşumun önce BAAS, sonra da ABD tarafından engellendiğini görmemiz gerekiyor. İlk körfez savaşından beri bu bölünme fiziksel bir bölünme durumuna da geldi. Irak, 2 paralel arasına sıkıştırıldı. Ülkeyi bir arada, birbiri ile ilişkili tutacak altyapı ise o zamandan çökmeye başladı. Son savaşla tamamen yok oldu.

Çoğu zaman, kendi ülkemiz hakkında iyi düşünmeyiz, şikayet ederiz. Doğrusu, çoğunlukla ben de yaparım bunu. Ama tekrar Silopi'yi gördüğümde, kendimi o kadar rahat -hatta evimde- hissedebileceğimi de tahmin etmezdim doğrusu. Doğu ve Güneydoğu'da çok kan aktı, hala da akmakta, ama oraların da hala Türkiye Cumhuriyeti'nin parçası olması sadece akan kanların ya da askeri gücün sonucu değil. Çok yetersiz de olsa, yurt çapında bir altyapı hizmetini ve pazarı paylaşabilmenin de sonucu. PKK'nın özellikle en etkin olduğu yıllarda neden özellikle mühendisleri, altyapı hizmetleri yapanları, öğretmenleri, sağlık personelini hedef aldığını daha iyi anlıyorum şu anda.

Cengiz Çandar, güvenebileceğim biri değil malesef. Kendisi ortadoğu konusunda çok bilgili olabilir, ancak bilgisinin "işine yarar" kısımlarını sunup, bir kısmını da göz ardı etmesi şaşırtıcı olmazdı benim için. "Gelinen noktada patlama noktasına oluşan bu iç dinamikleri artık herhangi bir dış müdahalenin de durduramayacağını, yani ABD hangi politikayı uygularsa uygulasın bu kan banyosunu durduramayacağını söylüyor." Tamam, bunu söylüyor, ama bu bu iç dinamiklerin oluşturulması için yıllardır harcanan çabaları bu yazıdan gördüğüm kadarı ile söylemiyor. Bu çatışmanın devam etmesi için fiziksel bölünmenin sürdürülmesini ve birleştirici hizmetlerin yapılmamasını da söylemiyor. Paylaşabildiğiniz herhangi birşey yoksa, mezhebi bırakın, farklı futbol takımları tutuyor olmanız bile birbirinizi yok etmeye çalışmak için yeterli neden oluverir bence.

neutrino

10-01-2007, 10:08
Ben de Cengiz Çandar ile aynı görüşü savunageldim. Irak'da sünni-şii çatışmalarını ABD'nin çıkardığı yönündeki görüşlere katılmıyorum. ABD'nin amacı Irak'da, Mısır gibi Türkiye gibi bir rejim kurdurup oradan çekilmek. Mezhep çatışmalarının bu şekilde süregitmesi ABD'nin işine gelmez. Çünkü hem askeri bütçesini kabarttıkça kabartır ki buna vergileri toplanan ABD halkı sürekli hoş olarak bakmaz, bakmıyor da zaten artık. Ayrıca her gün birkaç askerini kayıp vermesi de ABD içinde muhalefetin yükselmesine yol açar ve açıyor da.

Saddam döneminde azınlık olan sünnilerin iktidarı söz konusu idi. Saddam sonra seçimlerde haliyle çoğunluğu oluşturan şiiler iktidara geldi. Bu ise sünnilerin işine gelmedi. Zaten dikkat edin kalabalık yerlerde en çok bombalama eylemini sünniler yapıyor.

10-01-2007, 10:18
ABD, Irak'ta kendi sistemini kurmak için uğraşıyor. Ancak, bu bölünmeyi "istemediği" gibi bir düşünceye katılmıyorum. Bu bölünmeyi sağlayan zaten ABD. 1. Körfez savaşından beri ülke fiziksel olarak 3 parçaya bölünmüş durumda zaten.

Askerler konusunda da ufak birşey söyleyeyim, ABD'nin askeri kayıpları sorun yaratıyor doğru. Ancak şu anda Irak'ta bulunan askerlerin büyük çoğunluğu, İngilizce'yi benim kadar bile konuşamayan kişilerden oluşuyor. Bu konuya daha sonra yine devam edeyim.

---
yeni mesaj göndermek yerine burada devam edeyim.

2 noktayı daha açık yazmam gerektiğini farkettim, karışıklıkları önlemek için. Irak'ta mezhep çatışması ya da iç savaş tabii ki ABD ya da koalisyon ortakları tarafından istenen bir durum değil. Bunun oluşmasında katkıları olsa da, engellemek için ortadaki çözüm de, Irak'ın 3 bölgeye (bir zamanlar bunu normal, süper ve kurşunsuz olarak ifade ederdik :) ) ayrılması. 3 bölge daha kolay yönetilebilir bir durumda olacak doğal olarak. İşgücü ve kaynaklar da bölünmüş olduğu için bu 3 bölge de zaten tek parça bir Irak'tan daha da bağımlı olacak. Paranoyak mı davranıyorum bilmiyorum ama, şu anki çatışmaların, bu planın gerçekleşmesi için oldukça geçerli bir neden olması da olası geliyor bana.

spartacus
10-01-2007, 11:15
Merhaba

Cengiz Çandar'ın ifade ettikleri sonuç itibari ile banada kabul edilemez gelmiyor. Ancak sonuç ititbari ile gelinen yer her şeyi özetlemiyor.

Mezhepler yada bunların genelleme olarak toptan dahil olduğu dini inanç ve görüşler olsun, bunların bütünü, sınıfların ortaya çıkışı ve devletlerin ortaya çıkışına paralel olarak birer üst yapı kurumlarına dönüşmüştür. Mesala Osmanlı, devlet olarak sünni mezhebe bağlanmıştı(daha sonraları-tabiki bir yığın iç sorunlarda oldu o zaman, iç çatışmalar yükseldi). İran bu gün kurum olarak Şii mezhebine bağlanmıştır.

Irak ise Saddam döneminde benim bildiğim, dayanağını Sünnilere göre sağlamıştı. Tarihde görürüz devletler olsun diğer bir çok kurum olsun, kendi maddi varlığını bir yığın manevi varlığa dayandırarak ayakta kalır yada faal olur.

Bundan 4 yada 5 yıl önce ABD Enerji koridoru söylemleri tartışılıyordu. O dönemler çok daha gündemde idi. Bu koridor söylemleri ile birlikte, enerjiye olan ilgi, alaka vslerde artmış, Üniversitelerde daha enerji üzerine tezler aranır olmuştu. Enerji nedir, enerji ülkelerin kaderini belirlermi vs. Çok sevdiğim bir kaç üniversiteli mühendis tanıdığımda eberji üzerine tezler hazırlıyorlardı. Benim bu konulara ilgimden dolayı ara sıra gelirler konuşurduk. Onlarda bu çalışmalarında ABD'nin enerji koridoruna ulaşmışlardı, Avrupa'dan Afganistana kadar uzanan bir hat var.

İşin siyasi arka plannı ise benimle paylaşmak istiyorlardı, benim bildiğim ABD bu tür planları neredeyse 100 yıllar öncesine dayalı olarak ele alıyor. Stratejisinde ise en önemli unsurlardan bir tanesi ise siyasi istikrarsızlıktır. Bunların başında, istihbarat, para ile satın alma, siyasi kişiler yaratma ve finans kaynakları ile besleme, üretimi ve ekonomiyi bağlı kılma vs.
Bir ülkeyi en az maddi ve manevi zararla çökertmenin en iyi yollarından bir tanesi tarihde binlerce yıldır kullanılır ve Çin buna iyi örnek olarak verilir. İstikrarsızlık yaratmak daha az zahmetli savaş ve az zahmetli zafer demektir. Bu tür taktiklerde ise, en önemli şeylerden bir taneside maddi DEVLETİN dayandığı manevi yapıdır. Irak'da evvelki sünni dayanağı daha güçlü bir devletti. İran'daki ise şii...

Bu gün mezhep çatışmasının bana göre en önemli sebebi, yıkılan eski devletin yerine kurulacak olan devletin kime yada kimlere dayanacağıdır. ABD Güdümlü kukla bir hükümet olacaksa bile toplumsal bir dayanakla olumlanması gerekecek Bir tarafta mezhep dışında bir zamanlar katliamla(Halepçe örnek) susturulan kürtler de vardır. Bölgenin yapısı gereği, devletler hala feodal etkiyi aşamamıştır, emperyal uygulamalarda Arap ülkelerinin feodal kabuğu kırması taraftarı değildir. *Bu şartlarda ümmet ve dolayısı ile mezhep faktörü, millet faktöründen ve eski tipde devlet(ümmete dayalı) yapısının hala geçerli olmasından dolayı, düğüm dini aidiyetlik, dini varlık üzerine atılmaktadır. İktidar ve Mezhep savaşları olgusu çağımızlada çelişen olgulardır(çağımız bu konuda ümmete değil millete dayanır çünkü) Bunun somut koşulları ise çatışmayı mezhepler çatışması olarak yansıtmaktadır. Durumdan rahatsız olanlar, ümmet yada mezhep farklılığından kaynaklı çatışmaları, millet faktörü ile birleştirebilirse çıkış yolu mezhep açısından sağlanabilir, ancak bu seferde etnik yada milli çatışmaların şu haldeki varlığı, bu açıdan çelişkilerin sertleşmesinede dönüşecek. İki ucu boklu değnek..

Aklımıza hemen İslamın ilk yıllarındaki halifelik kavgası gelmelidir. Evet belirli bir çıkar kesimini temsil eden üst kurumsal temsiliyete sahip olan belirli temsilciler arası iktidar olma savaşı, Allah korkularını bile alt etmiştir, birbirlerini öldürtmüşler, yada gasp etmişlerdir. Şimdi sorulması gereken, temsil edenlerin hem sürü(!) olarak görüp kullandıkları, güç oluşturdukları temsil ettikleri KİTLE midir çatışan yoksa gerçekte çatışan çıkarlarmıdır. Şimdi Irak'da bu kurum, iktidar vs kime dayanacak?!

Irak'da Saddam'ın ABD açısından en büyük hatası ABD Petrollerini Irak yararına kamulaştırmaktır. ABD nin varlık nedeni ise nedir, zaten Petrol, hammadde yada lojistik üstünlük sağlamak değilmidir.

O zamandan bu güne, Irak hiç iyi değildi, şimdide iyi şeyler olmayacak!

Doğru tabir bence mezhep değil, orta yerdeki çıkar çatışmasıdır. Doğada dahi hiç bir canlı yoktur ki, doğal edinimler dışında, özel ve yapay amaçları için kendi türünü öldüren, yok eden olsun!

sargon
10-01-2007, 12:41
Sevgili Spartakus,

olay elbette bir cikar kavgasi idi. ABD Irak'a mezhep kavgasi cikarayim diye niye girsin? Cikarlari icin girdi. Ama sorun su: Irak'ta yillardir sikistirilmis sisenin kapagi acilinca icerden bastirilmis gazlar fiskirdi. Panelde bir Prof. soyle birsey dedi. "Baslarda herkes cikarlari icin catisiyordu, simdi ise artik sadece savasmak icin savasiyor adeta." Tarihin belli donemlerinde boyle cilginliklar yasanmistir. Acaba bu yasananin arkasinda hangi etkenler one cikiyor? Mezhep farkliliklari, etnik farkliliklar, politik yada ekonomik farkliliklar. Hangileri en one gecmis durumda? Bu kan golunun sorumlulugunu ne oranda dagitmak lazim?

liopleurodon
10-01-2007, 13:15
Çıkarlar için insanları "gidin öldürün ve ölün" diyerek yönlendiremezsiniz: Sürü psikolojisi. Ancak işte böyle mezhep, din, ırk vs. diyerek alfa birey ve sürüyü koruma adına yönlendirebilirsiniz. Bunun ise, tehlikeli sonucu şudur: Hiç bir şekilde durdurulamaz.. Bu sürecektir. Akan kanların yolaçtığı psikoloji bu sürü psikolojisini besler sürekli, karşılıklı..

Tek çözüm izolasyondur. Bu da fiiliyatta ırak'ın parçalanması demektir ve ABD'nin de işine gelmektedir. Ama bir sorun vardır. Irak'ın hiç bir yeri, kendi başına yeterli değildir. Her bölge diğerine bağımlı olacaktır. Sonuçta çıkar kavgası gene ortada olacaktır. Ve çıkarlarımız aşkına ölün denemeyeceği için, mezhep kavgaları habire körüklenecektir.. Irak geri dönülmez olmasada pek berbat bir hale girmiştir..

Olası tek şey, pek ihtimal dahilinde değil ama, bir ortak düşman yaratıp, kitleleri buna yönlendirmek, böylece kendi aralarındaki husumeti başkasına kanalize etmek olabilir. Bu iran olabilir, türkiye olabilir, ABD olabilir vs. vs. Demekki, ırak değil sadece, bölgenin her tarafı için yakın vadede güzel günler görülmemektedir..

intizar
10-01-2007, 13:36
Arkadaşlar ben birşeye dikkatinizi çekmek istiyorum.

* * * * *Saddam halepçede 5.000 den fazla kürt öldürdü. Fakat nedense Amerika saddamı 140 küsür şii yi öldürmekten idam ettirdi. Yani yine yaptı yapacağını. Saddamın ölümünü tamamen Şii lerin üzerine yıktı. (Kürtlerin hiç sesi çıkmıyor). Ve saddamın idam edilirken dünyaya verdiği mesaj çok dikkat çekici "" İrana güvenmeyin""

* * * * * Ve şu günlerde görüyoruzki gerek Amerika gerek İngiltere İdamın çokta insani olmadığını (yani bizi dinlemediler kendileri yaptı) söylemeye başladılar. Şuan Türkiyede bile ki saddamı çok az insan seviyordu, Şii lere karşı antipatik bir hava oluştu. *Özellikle arap ülkeleri bu konuda çok daha tepkili.

* * * * Amerika Saddamın idamını İrana karşı cephe oluşturmada çok iyi kullandı.
* * * *Ayrıca Iraklı gerek şii otoriteler, gerek sünni otoriteler mezhep çatışmasına girilmemesi konusunda ısrarla her fırsatta açıklama yapıyor. Fakat çatışmalar durmuyor :!:

* * * *Cem arkadaşın dediği gibi Özellikle şiilere karşı çok büyük bombalı saldırılar oldu. Damarına damarına basılıyor. Ben şahsen sünni lerin bunların hepsini yaptığına inanmıyorum.

spartacus
10-01-2007, 13:51
Sevgili Sargon Haklısın.
Yalnız işte ben şuraya takılıp kalmışım ve bilhassa dikkatli olmak gerekir, ABD Irak'a huzur götürecekti?!, şimdide mezhep savaşları var, sanki bilinçli olarakda durum salt mezhep savaşları olarak işleniyor gibi, yada daha doğrusu, zaten çatışmalar bu şekilde, mezhep farklılıkları olarak ancak ortaya çıkabilirdi, çünkü çıkarlarda bu kılıflarla şekillenmiş.... Irak savaşına ABD'nin demokrasi savaşıydı diyormuyuz ki, şimdiki boşlukta yaşanan çatışmalara mezhep savaşı etiketini koyalım?

"Cengiz Çandar çatışmanın yüzyıllardır üzeri örtülmü, baskı rejimlerinden dolayı sindirilmiş mezhep farklılıklarının patlaması olduğunu ileri sürüyor."

Devletlerin-iktidarların bu tür yapay(mezhep vs)olgulara dayanması, ortada bir çatışma olmasa bile başlı başına bir sorun değil mi? Peki çözülebilir mi? Baskı rejimleri ??? ...
Benim burada anlamadığım salt sonuçlar değil, mezhepleride amaca dönük kullanıma götüren çıkarlar nelerdir ? Bunları olumlayan, oluşturan etmenler nelerdir? Çözüm noktası, çıkar noktasıdır, tabi böylesi çıkarları, böylesine olgulara dayandıran kaynaklarda aydınlatılmak zorundadır. Bunlar aydınlanmadan, toplumun sosyo-ekonomik yapısı, sınıfsal çıkar çevreleri(feodal yada kapitalist), bu çıkarların kendisi bir neden olarak görülmeden, salt sonuçlar ile mezhep çatışması demek ne kadar doğru bir seçim olabilir. Mezhep çatışmasımı doğru terim?

Irak'ın devlet ve toplum yapısına baktığımızda feodal üst yapıyı görmüyormuyuz. Aşiret tarzlı feodal kurumlaşmalar etkin değil mi, mezhepler feodal kurumlar değil mi? Herhangi bir üst sınıf kimliğine sahip şeyh ve aşiret reisliği gibi feodal bir temsil ve üstünlüğü sağlamış olan, kendisinden farklı bir maddi dayanağa(mezhep) sahip olan ile çıkar konusunda çatışmayacak mı? *Pasta, gücü yetene daha çok düşmeyecek mi? İyide bu güç neye dayanacak ? Bu çatışmanın pratik, sosyo-politik boyutu, mezhepler üzerinde vücut bulmayacak mı? Petrol zenginliğini ve getirisini bir düşünün, kıtalar ötesinden ABD'nin dili düşmüş ise, içeridekinin nereleri düşer?

Mezhep farklılıkları, sindirilmez ise ne olur ? Eğer ortada açıkca mezhepe bağıl bir iktidar olumlanıyor, meşruluk buradan sağlanıyor ise, çıkış noktası, bu farklılıkların talep noktasına dönüşmez mi, o halde nasıl bastırılabilir şimdi farklılıklar? Bende diyorum ki, çıkış noktası sadece sindirilmiş olmak yada rejim değil bu bir yansıma,, kapanın elinde kalacak olan bir meşru paylaşımsızlıktır. Yuvarlak bir masada ve herkese aynı uzaklıkda durduğu sanılan, şimdi ortaya düşmüş henüz sahipsiz kalmış bir pasta gibi. Verili koşullar herhangi bir mezhebin, yada bırakın mezhebi, devletin maddi dayanağını mezhepde sağlamayı olumsuzluyor mu, olumluyor mu? Şimdi şu haliyle, bunu bir tespit etmemiz lazım.

Bana göre adına mezhep çatışmaları denecekse, çağın çözümü millileştirmek olacaktır, yani mezhepe dayalı egemenliğin yerine millete dayalı bir birleştirme, tabi buda eski çağın sorununa yeni çağın 2 sorununu getirecek, 1. Mezhepler onlardan kullanım değeri elde edenlerin garantisi olduğu için direnecekler(mezhep çatıştımalarıda, bir yerde bu direnişe güç verecek). 2. Bu seferde çıkarların millete dayanması ve milli çatışmalar. Bizde olayları salt herhangi bir mezhebin yada milletin sindirilmesi olarak görürsek, verili koşullardaki egemenliğin, meşru gerekçesinin(ki bana göre asıl neden bu, sindirilmek sonraki) ümmete-mezhebe-millete dayalı olmasını nereye koyacağız? Başka mezhepler yada milletler ne olacak, sindirilecek yada istikararsızlık politikalrında devrilen iktidarlar sonucu pasta ortaya düşecek.

ABD için şu anki tablo olumlu değildir, o siyasi anlamda hedefine ulaştı, ancak görülen o ki, kendi garantisini gerçektende toplumsal bağı olarak çok güçlü mezhep şeyhlerinede bırakmak istemiyor? Gözardı edebilirmiyiz?

sargon
11-01-2007, 00:46
Bundan birkaç ay önce İran'lı bir Kürt'le tanıştık. Dr. Kasımlo'nun (İran KDP'si) bir zamanlar önemli adamlarındanmış. O sıralar ABD'de Irak'tan çekilelim mi tartışmaları vardı. *"ABD, Irak'da baskı var, demokrasi getireceğiz diye girdi, şimdi Irak'ta durum eskisinden bin kat beter. Ne diyorsun bu demokrasiye?" demiştim. Cevabı ise aynı dün akşam Cengiz Çandar'ın yaptığı yorum olmuştu. Bin yıldır süren sorun patladı dedi. Açıkçası o zaman bu cevabı Kürtlerin ABD'yi savunmak için geliştirdikleri bir argüman olarak algıladım. Yine de bir soru işaretri olarak kafamda kalmıştı. Ancak son birkaç ayda çatışmalar giderek tırmandı ve önlemez hale geldi.

Dün akşamki tartışmadan başka bazı aklımda kalanlar: Prof. Gökhan Çetinkaya bir rapor hazırlamış. Bir Irak fotoğrafı çekiyor. Askeri, siyasal, hukuksal, ekonomik açılardan incelemiş. En önemli kısmı askeri olanı, çünkü savaştan sözediyoruz. Uzun vadede diğerleri öne geçebilir, ama kısa dönemli savaş ortamında askeri yan öne çıkar. Rumsfeld askeri uzmanların karşı çıkmalarına karşın 150 bin kişilik bir orduyla işgali başaracağını iddia ediyor. Gerçekten de ciddi bir direniş yaşanmadan işgal gerçekleşiyor. Hatta milisler falan silahlarını alıp evlerine, köylerine gidiyorlar. Ama 150 bin kişilik orduyla güvenlik sağlanamıyor. Eski Irak ordusu da, polis teşkilatı da tamamen dağıtılıyor ve bu durum tam bir güvenlik sorununa dönüşüyor. Ciddi tek askeri-polis gücü 70 bin kişilik Kürt ordusu ile 30 bin kişilik Şii'lerden sağlanan bir güç. Bu anarşik ortamda tarikatlar, mezhepler, etnik ilişkiler vb. öne çıkıyor ve doğan boşluk bunlarla doldurulmaya çalışılıyor. Herkes masada payını büyütmek için savaşı tırmandırıyor ancak bir süre sonra artık ne masa kalıyor, ne de çatışmaları kontrol altına alabilecek bir güç.

Prof. Meliha Altunışık ise bunun mezhep çatışması sayılamıyacağını, aslında böyle bir saflaşmanın olmadığını, daha önce Irak-İran savaşında Irak'lı Şiilerin Saddam'ın ordusunda savaştığını, aynı şekilde Şii ve Sünni Türkmenlerin de birbirleriyle savaşmadıklarını vb. söyledi.

Yapacağım özet bu kadardı.

Irak'ta milliyet esasına göre bir yapılanma bana göre nerdeyse imkansız. Bir kere halkta bu temelde bir şekillenme yok ve bunu besleyen öğretiler, gruplar oluşmuş değil. Osmanlı'nın son yüzyılı böyle bir çalkalanmayla yaşandı ve milliyet esası öne çıktı. Yine de koca Osmanlı'nın parçalanıp tarihe karışmasından sonra olabildi bu. BAAS yanlıları milliyet esasında bir birleştiriciliğe oynamıyorlar, sadece intikam peşindeler, zaten buna uygun bir politik-felsefi temelleri de yok. Aynı şey Şiiler için de geçerli. Belki de bu açıdan en ileri kesim yine Kürtlerdir. Ama onlardaki ilerilik de son derec göreli. Birçok Iraklı Kürt tanıyorum. Benim Allah'a inanmadığımı duyunca gözleri faltaşı gibi açılıyor. Hayatlarında hiç ateist görmemişler. Aralarında 8 dil bileni bile var. (Ben de bu duruma hayret ediyorum) Bu kadar geri bir toplumsal yapıda birleştirici olabilecek tek güç din olabilirdi, o da mezhep çatışmalarından dolayı içinde bulunduğumuz tabloyu yarattı. Bana da bir çözüm yok gibi geliyor artık. Galiba yıllarca sürecek bir kan banyosu seyredeceğiz. Umarım ilerki yıllarda Türkiye'yi bu felaketin içine sokacak yöneticiler çıkmaz.

vartor
11-01-2007, 05:02
Sevgil Sargon,
Gorusune katiliyorum. Altindan kalkamiyacaklari acikli bir durunda gorunuyor irak halki. Bagdatli , suryani asilli bir sahisla yaptigim konusmanin sonucu, anlayabildigim kadariyla, *Saddam bu halki, su veya bu sekilde birlikte tutan bir diktatordu. "Biz, sunnisi, siisi, hristiyani bir arada, pek de farklarimizi hissetmeden *bir arada kardesce yasiyorduk, Bizlere bedava okul, universiteler ve hastahaneler yaptirdi Saddam" diyor.
* Belki de bu halkla diktatorden baskasi bas edemez, ABD, girdikleri her ulkede yaptigi gibi, irakta da cozumu, Saddam gibi, ancak Amerikan yanlisi,bir baska diktator yetistirerek halledecek.
* Bu arada aklima geldi, bu olenlerden siiler mi yoksa sunniler mi sehit addediliyor?

tewderi
11-01-2007, 11:43
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=61917

erencan68
12-01-2007, 01:04
merhaba arkadaşlar,
* * * * * * önemli bir sorunu tartışmaya açmışsınız.Bu çerçevede ben de birkaç şey söylemek istiyorum.A.b.d şu anda güvenliği sağlamak istiyormu acaba ,yoksa mevcut haliyle kalmasını mı,kürt bölgesi hariç, istiyor acaba.Mezhep çatışması var ,ama bugörüntünün altında *abd ve ingiltere ile bölge ülkelerinin ve rusya almanya çin arasında çıkar savaşı yürüyor.Ancak ABDnin amacı petrol değildir. 1920lerde oluşan statüko parçalanıyor.Muhtemelen buradan bir kürt devleti çıkacaktır.Mit başkanınıda açıklamalarının altında böyle kaygı olduğu biliniyor.Mezhepler çatışacak ama bana göre amaç buranın filistinleşmesidir.Şunu da sormak lazım neden şii sünni savaşı kontrol edilemiyor da kürt bölgesinde hiç ses yok herşey güllük gülistanlık gidiyor. Sürekli inşa halindedir.Sadece bir kez intihar saldırısı oldu hemen önlemini aldılar.Birçok türk firmasınında *burada iş yaptıkları da *biliniyor.Hz muhammed dönemine kadar giden mezhep ayrılıkları 1920lerde ırakın ingiltere tarafından %20 sünni azınlığa *verilmesi ile birlikte baskılanan şii *mezhebi harekete geçmiştir , ama karşısında iktidarın nimetlerinden yararlanan , iktidarını kaybetmiş savaşmaktan başka *çaresi olmayan sünniler var. bu savaş çok uzun sürecektir. tıpkı filistin sorunu gibi . çünkü çözüm istenmiyor