PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Lanetli İncir Ağacı


sargon
17-01-2007, 15:27
Bildiğiniz gibi İncil, Kuran'la karşılaştırıldığında onlarca kez daha esnek bir kitaptır. Öldürme, vurma kırma emirleri, cehennem ve azapdolu tehditler çok daha azdır. İsa da her zaman iyilik yapan, kötülük nedir bilmeyen biridir. Gelgelelim okurken bazı yerlerde insan şaşırır. Normal bir insanın yapmayacağı bir şeyi yapan deli gibi bir İsa tablosu çizilir. Bakınız İsa incir ağacını neden lanetliyor. Meyvesi olmadığı için. İyi mi? Hem de incir mevsimi olmadığı halde. Körleri iyiliştiriyor, ölüleri ayağa dikiyor, zavallı incir ağacını düzelteceğine lanetliyor. Ve ayetler:

Meyvesiz İncir Ağacı (Matta 21)

18 İsa sabah erkenden kente dönerken acıkmıştı.
19 Yol kenarında gördüğü bir incir ağacına yaklaştı. Ağaçta yapraktan başka bir şey bulamayınca ağaca, “Artık sonsuza dek sende meyve yetişmesin!” dedi. İncir ağacı o anda kurudu.
20 Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. “İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?” diye sordular.
21 İsa onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, `Kalk, denize atıl` derseniz, dediğiniz olacaktır.
22 İmanla dua ederseniz, dilediğiniz her şeyi alırsınız.”

Meyvesiz İncir Ağacı (Markos 11)

12 Ertesi gün Beytanya`dan çıktıklarında İsa acıkmıştı.
13 Uzakta, yapraklanmış bir incir ağacı görünce belki incir bulurum diye yaklaştı. Ağacın yanına vardığında yapraktan başka bir şey bulamadı. Çünkü incir mevsimi değildi.
14 İsa ağaca, “Artık sonsuza dek senden kimse meyve yiyemesin!” dedi. Öğrencileri de bunu duydular.
...

20 Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.
21 Olayı hatırlayan Petrus, “Rabbî*, bak! Lanetlediğin incir ağacı kurumuş!” dedi.
22 İsa onlara şöyle karşılık verdi: “Tanrı`ya iman edin.
23 Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa, `Kalk, denize atıl!` der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.
24 Bunun için size diyorum ki, duayla dilediğiniz her şeyi daha şimdiden almış olduğunuza inanın, dileğiniz yerine gelecektir.
25-26 Kalkıp dua ettiğiniz zaman, birine karşı bir şikâyetiniz varsa onu bağışlayın ki, göklerdeki Babanız da sizin suçlarınızı bağışlasın.”

http://www.kutsalkitap.com/


İnanılır gibi mi? İncir mevsimi değil, adam incir yemek istiyor. Ağacın inciri yok diye lanetleyip kurutuyor. Öğrencileri de "yahu niye böyle yaptın, incir mevsimi değil ki" demiyorlar, 'incir ağacı birdenbire nasıl kurudu" diyorlar. Hayret bişey yani.. :D

K.C.
17-01-2007, 15:46
İncil'in tahrif edilmiş bölümlerinden biri olsa gerek bu. :lol:

Başlığı okur okumaz, kur'an'ın İncir üzerine yemin ettiğini ve buradaki bazı arkadaşların "üzerine yemin edilen şeylerin kutsallığından" bahsettiklerini hatırladım.
Şimdi bu durumda İncir lanetli mi kutsal mı oluyor? :roll:

frodo
17-01-2007, 16:19
Bakara 87 – Biz Mûsâ’ya kitap verdik. Ondan sonra peş peşe peygamberler gönderdik. Meryem’in oğlu Îsâ’ya da mûcizeler, açık deliller verdik ve onu Ruhu’l-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Demek size her ne zaman bir peygamber gelip de nefislerinizin hoşlanmadığı bir şey getirirse kafa tutacak, onların kimine yalancı deyip kimini öldüreceksiniz ha!

Sevgili KC anlaşılan İsa’nın bu tür mucizeleri Kuran tarafından da bilinmekte.Yani tahrif edilen kısımlarından değil bu mucizeler..

Sargon ,koskoca peygamberin ne yaptığını bu günden nerden bileceğiz. Üstelik o 2000 yıl öncesi toplumun anlayabileceği bir mesajdır. O da olmazsa; mecazdır mecaz . Hem suç o ağaçta.
İsa peygamber aç olacak ve o yemiş sunmayacak. Olur mu öyle şey ?

tewderi
17-01-2007, 16:19
İSa çok asabi bir imiş abi baksana incir ağacıda kabahati yok değil koskocaman peygambere sen meyve verme olur şeymi adamı böyle kuruturlar:D

17-01-2007, 16:26
Erenlerin sağı solu belli olmaz :)

Müseylime'nin de böyle bir mucizesi var, içine tükürülmüş bir kova su ile koca bir hurma bahçesini kurutuyor ama adam hiç olmazsa iyi niyetle davranıyor, dur şu bahçeyi bir lanetliyim de kurusun demiyor :)

vartor
17-01-2007, 17:07
Mantiksizlik, devamli sevmeyi, afetmeyi, bir yuzune vuruldugunda obur tarafini cevirmesini ogutleyen isa'nin meyve vermiyen incir agacini kurutacagina, meyve ver emri vermemesinde.
* Yine IMAN gucunden bahsetmek istemis ama bir cuval inciri rezil etmis gibi gorunuyor. Bir yerde de hakli, iman gucuyle daglarin yurudugune, goge destek olduguna inananlar hala aramizda degil mi?

17-01-2007, 17:45
19 Yol kenarında gördüğü bir incir ağacına yaklaştı. Ağaçta yapraktan başka bir şey bulamayınca ağaca, “Artık sonsuza dek sende meyve yetişmesin!” dedi. İncir ağacı o anda kurudu.

yerin göğün, tüm tabiat'ın hakimi tanrı mı isa'mı, isa nasıl böyle bir emir verebilir, tanrıının düzenine karşı ı gelmiş, yazı kışı baharı tüm tabiatın düzenini kuran tanrı ise, isa mevsimsiz meyve istemişte, ağaca değil
tanrısının düzenine lanet etmiş oluyor burada.

20 Öğrenciler bunu görünce şaşkına döndüler. “İncir ağacı birdenbire nasıl kurudu?” diye sordular.

ülen sana incir verceğime sobalık odun olurum daha iyi diye düşünmüş olabilir ağaç

21 İsa onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, `Kalk, denize atıl` derseniz, dediğiniz olacaktır.

söyle söyle bari bu kez doğrusunu söyle, geppeto nun oğlu, seni çarmıha gererlerken imanın nerdeydi, dağa kalk denize atıl diyeceğine, seni çarmıha gerenlerden kurtulsaydın imanın sayesinde.

spartacus
17-01-2007, 18:29
Yada şöyle.

1 Nolu kişi...
Öyle deme abii, ben inanırım. İnanmışsam her şey olur abii.. Lütfen tartışmayalım, saldırıyorsun Sargon abiiiii...

2 Nolu Kişi
Gerçek iman ile söylerseniz dileğiniz olur?! O halde İsa neden Yahudalıları kurtamak için, gelin savaşın dedi? Neden insanların kanı aktı, neden ölümler, neden esaret ve neden hep aynı?! İncir ağacına mı yetiyor gücü...
Buradan şuna da çıkılır o yüzden karıştırmayalım, çünkü biraz daha karıştırırsak, İsa'yada gerek olmadığı sonucuna varırırız, dileğiyle incir ağacını Kurutan Tanrı, neden bozulan düzeni için insana ihtiyaç duysun ve neden Tanrı düzenini insan bozabilsin, Kudret yok mu var, sonuna kadar, eee... İnsana ne hacet, İncire ne hacet, kuru ya incir diyeceğine, eğil ve incir ver incir demek dahamı mantıksız(demi Vartor :) )
Ey düzenim hiç bir zaman bozulma de, buyur, bu iş artık tamam, nasıl ki güneş bile konuşuyor her gün söz dinliyor, düzen de söz dinler değil mi? Bozulma Yaaa Düzen! Tüm doğanlar hazır inancı ile doğsun ya insanoğlu.....

Sevgili K.C İncil tahrif edilmiştir, eveeet imdadımıza yetişir bu kelime, lakin, öyle bir yerde diyorsunuz ki, böyle bir şey için İncil tahrif edilmiş diyemeyiz. Usüle ters olur, İncil'deki Mucizeler sonrakinde yok mu sanki?! O yüzden şimdi buna bakarak İncil tahrif edilmiştir dersek, öbürünü, yani nedense tahrif edilmeyeni ne yapacağız! Sormazlar mı bu inciri kurutmuşda, sende suları yarmış, ateşi havuz yapmışsın, *Ay'ı ikiye bölmüşsün diye... Derler o yüzden ne yapıyoruz, şşşş, sesimizi çıkartmıyoruz... Zeus'un kerametleri bile yazılmışsa, doğrudur diyoruz...

Ne diyoruz, İncir tahrif edilmiştir, yarpakları kurumuştur...

Birde, isa Yahya'ya kadar öyle, bir yüzüne vurulunca öbürünü çevir, sevgi ile aşma düşüncesi, din konusunda daha deneyimli ve hedefi bu nokta ile birleştirmiş Yahya'ya gelince, sevgi, savaş oluyor, hedef Yahuda Krallığı...

sargon
18-01-2007, 01:01
Yeni Ahit öykülerinin bir özelliği var. Bir öykünün arkasından bu öykünün anlamı şudur diye bir açıklama yapılıyor. Bu öykü ile ilgili Matta ve Markos'da bir açıklama yapılmamış. Ama Luka'da bu öyküye benzer bir başka öykü var. Bu sefer olay İsa'nın başına gelmiyor da, İsa olayı bir adamın başına gelmiş bir öykü olarak anlatıyor.

Meyve Vermeyen Ağaç (Luka 13)

6 İsa şu benzetmeyi anlattı: “Adamın birinin bağında dikili bir incir ağacı vardı. Adam gelip ağaçta meyve aradı, ama bulamadı.
7 Bağcıya, `Bak` dedi, `Ben üç yıldır gelip bu incir ağacında meyve arıyorum, bulamıyorum. Onu kes. Toprağın besinini neden boş yere tüketsin?`
8 Bağcı, `Efendim` diye karşılık verdi, `Ağacı bir yıl daha bırak, bu arada ben çevresini kazıp gübreleyeyim.
9 Gelecek yıl meyve verirse, ne iyi; vermezse, onu kesersin.

Bu öyküde olayın nasıl değiştiğine dikkat edin. Yine bir adam ağaçta meyve arar, bulamaz. Çürütme kesmeye dönüşmüştür. Daha mantıksal bir biçimde anlatılan bir öykü haline geliyor. Yada tersinden bir kesme tartışması Matta ve Markos tarafından bir mucizeye dönüştürülüyor.

Bir diğer nokta ise Bağcı ile Adam'ın yaptığı tartışma. Adam hemen kes gitsin diyor ama bağcı daha mantıklı bir öneride bulunuyor. Eğer bu adam İsa ise son derece düşüncesiz davranıyor demektir.

Son olarak bu öyküde bir de gerekçe geliyor gündeme. Madem meyve vermiyor toprağın besinini tüketmesin. Nasihattaki derinliğe bakar mısınız? Madem meyve vermiyor keselim gitsin.

Bunun bir de başka bir savunusu var. O yorum daha da berbat. Güya burdaki meyve vermeyen ağaç o zamanki Yahudilermiş. Hiçbir dini üretimde bulunmuyorlar Yahudiler, üretmeyenin yaşamaya da hakkı yok, keselim gitsin. Böyle bir sonuç çıkaran adamın da eline kılıcı alıp Yahudi kesmesinin önünde engel yoktur tabi. Nerden bakarsanız bakın saçma sapan bir durum. Ben bir anlam veremedim hala bu işe.

dilaver
18-01-2007, 01:14
Şimdi bu durumda İncir lanetli mi kutsal mı oluyor?

--------------

* * * Sevgili KC

* * * İlk çaglarda lanetli ile kutsal iç içedir. Önce lanetli olan süreç içerisinde kutsal olup tanrılaşmıştır.

* * * Bunun en güzel örnegi Remuus ile Romulus hikayesinde görülür. Remus bir günah keçisi olarak kurban edilir. Romulus'un öldürdügü gelmiştir zamanımza kadar degişe degişe. Aslında kollektif bir şiddetin kurbanıdır.

* * * Romulus ve Roma lanetlenir bu yüzden. Kardeş kanı akıttıkları için aynı şekilde kan içinde yıkılacakları söylenir. Bu lanetli şehir Roma da, lanetli şef Romulus da daha sonra tanrı olurlar.

* * * *Romulus'a Quirinuis adıyla tapınılır yıllarca, Kilikya da da bazı şehirlerde Roma kent tapımı görülür.

* * * *Bu ilkellerde kötülük kavramından ziyade pis ve kirlilik kavramı oldugundan kaynaklanır. Tabu hem yasaktır, hem de kutsaldır.


* * * *saygılarımla

18-01-2007, 01:34
Fıkra gibi birşeydi bu.Sağol sargon.

Neva
06-11-2011, 14:01
Iman gucuyle agac kurutmak Isa'ya yakismamis dogrusu.

Felâsife
26-04-2015, 22:55
Bencede hiç yakışmamış, madem o kadar gücü varmış, yeşertseymiş, ağaçtan ne istemiş!

spartacus
26-04-2015, 23:12
Bu hikayeyi farklı bir açıdan anlamak için tanrının çalışma sistemini de çözmek gerekir. Çalışma tarzı ödüllendir ya da cezalandır. Zaaflarla dolu bir tanrı ve zaaflarına süreğen yenik düşen bir tanrı motifiyle karşı karşıyayızdır. Hikayede, İsa'da zaafına yenik düşmüş, incir vermeyen ağacı neden ödüllendirsin ki? Tanrının sistemi; incir verse ödüllendirilirdi, vermediyse cezalandırılacak, gerçekten de köleci toplum sistemlerinin tanrısını anlamak çok kolay, köle-efendi, ağa-maraba ilişkisi gibidir...

Birde şu var, bu dünyaya İsa'dan başka gerçek imanlı hiç kimse gelmemiş(sanırım).. Yani şu an milyonlarca hristiyan gerçek imana sahip değil!
21 İsa onlara şu karşılığı verdi: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, `Kalk, denize atıl` derseniz, dediğiniz olacaktır.

Sizde dağlara "kalkın kendinizi denize atın" deyiverin olsun, hatta imanlı iseniz İncil'in bu ayetinin ve İsa'nın davranışının değişmesini dileyin, ya da incire ey incir ağacı, serpil, incir ver deyin versin. Gerçi tanrının çalışma prensiplerine ters bir istek, ama neyse..

Felâsife
27-04-2015, 02:01
Bu hikayeyi farklı bir açıdan anlamak için tanrının çalışma sistemini de çözmek gerekir. Çalışma tarzı ödüllendir ya da cezalandır. Zaaflarla dolu bir tanrı ve zaaflarına süreğen yenik düşen bir tanrı motifiyle karşı karşıyayızdır. Hikayede, İsa'da zaafına yenik düşmüş, incir vermeyen ağacı neden ödüllendirsin ki? Tanrının sistemi; incir verse ödüllendirilirdi, vermediyse cezalandırılacak, gerçekten de köleci toplum sistemlerinin tanrısını anlamak çok kolay, köle-efendi, ağa-maraba ilişkisi gibidir....
Çok saçma sapan bir mantıkları var bu semavi dinlerin gerçekten, böyle şeyleri okuyunca beni sinir ediyor, ulviyet diye bahsedilen şeye bakar mısınız? ağacı kurutmuş!...
Çok iş yapmış, yeşert bir ağaçta görelim bakalım, ama yok.
Anca kurutabiliyor, kim bilir belkide dibine asit filan döktü.

Aslında burada benim en çok kızdığım, Tanrı varmış yokmuş, iman etmiş etmemiş meseleleri değilde, "şımarıklık" meseleleri bu "İlahi şımarıklıkları" çok can sıkıcı.
Bir insanın ağaçla ne gibi bir savaşı olabilir ki, ağacı kurutsun.
Ama yok ilahi bir şımarıklık ve ben Tanrısalım vırt zırt deyip, sadece kendine inanan insanları kutsal görüp, geriye kalan, insanmış, hayvanmış, bitkiymiş zerre kıymetsiz görmeleri ki lanetlemiyorum ama kahrediyorum böyle düşünceye.

Neticede insansın ötesi değil yahu ama yok o kutsalmış... doğa düşmanı olmakla kutsallık mı olur?
İşin garibi animik, şamanik inançlarda o devirlerde biliniyor az çok, hiç mi onlardan bir şey görmediniz, duymadınız arkadaş. Lafa gelince dağları yerinden oynatıyorlar o bilgiye sahipler ama incir meyve vermedi diye lanetle...
Ne biliyon belkide erkek incir, hiç yenilecek meyve vermeyen bir ağaç, İncir diye illa meyve verecek durumu yok ki, doğada erkekli dişili olan bir ağaçmış zaten bu. Dişilerin meyvesi yeniyor, erkeğinki yenmiyor...
Bunu bilmiyorlarsa eyvallah, cahil derim geçerim ama dağları bile yerinden oynatınca, cehaleti de kabul etmezler ki ne diyeyim.

Doğaya duyarsız bir din de, fazilet aramak hiç bana göre değil galiba, zaten öylede çünkü yok, yok, yok, yokmuş.

Benim açımdan iş gene döndü dolaştı, "Yaban ve Şehir" savaşına geldi tıkandı.

Deep
27-04-2015, 06:27
Su fotoğrafta gördüğünüz kişi Nu(H) Wa(Cin mitolojisi)Yani bizim bildiğimiz Nuh peygamber,yılan sembolizmi kullanılmış ve arkadaki ağaca bakin,evet incir ağacı o:

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/7/7e/Nuwa2.jpg

Nu wa nin insanin yarattığına inanılır.

Nuh 2.Adem se sorun yok.

Tevratta da Kuranda da incir diye gecer Adem kissasinda.

Felâsife
27-04-2015, 12:10
İşe bak, dünya incir üretiminde birinci sıradaymışız. Başlıca dış satım ürünümüz incirmiş, kuru ve yaş olarak isim yapmışız. Hatta kuru incirde %50 den fazla paya sahip olunca tekel bile olmuşuz, Ayrıca kalitesi düşük olanlardan pekmez, hurda incirlerden de etil alkol üretilmekte, Etil alkolün üretimi esnasında ortaya çıkan incir çekirdekleri de boya, kozmetik ve ilaç sanayinde değerlendirilmekteymiş.
http://tr.wikipedia.org/wiki/İncir
http://www.metu.edu.tr/~e133311/project/uretimivetuketimi.htm

Bu lanet olayını Egeli çiftçiler, üreticiler duysalar eminim onlarda sinir olurlardı, ne istenmiş garibim incirden diye. Benimde en sevdiğim meyvedir, normalde meyve tüketmem, hiç aklımada gelmez ama İncir 'e dayanamam.
İncir seviyoruz diye bizde lanetlenmeyelim durduk yere :D yada çoktan lanetlenmişizdir :D
!!

Vefik Sami
27-04-2015, 13:21
Benim en çok hayret ettiğim husus teoloji eğitimi almış ve "ilâhiyatçı" etiketi taşıyan yığınla Pastör, râhip, keşiş, piskopos, kardinal vs, vs... hepsinin bu saçmalığı sırf adına "İncil denen kitapta yazdığı için MESİH'e yakıştırmaları. MESİH'e iman etmek, O'nu tanımakla olur. O'nu tanımak için de öğretişlerini iyi kavramak şarttır. Buradan şimdi şöyle bir eleştiri gelebilir.

"Siz MESİH'i aynı kitaptan tanımadınız mı ? Kitaptakilerin kimini kabul edip, kimin etmemiş olmanız saçma değil mi ? Kitap'a kuşku ile yaklaşıyorsanız eğer, inancınızda nasıl olup da samimi olabiliyorsunuz ?"

El-Cevap;

İncil'i yine İncil ile değerlendiriyorum.
Şöyle ki; kitabın içinde herkesçe "doğru" kabul edilen, zaman ve mekâna göre değimyecek olan ilke ve öğretişler var. Misâl; dürüstlüğü emreden Matta: 5/37 âyeti.

"‹Evet›iniz evet, ‹hayır›ınız hayır olsun. Bundan fazlası Şeytan'dandır.›"

İncildeki tüm yazılmış olanları evvela bu âyete havâle ederim. Misâl: Luka:16. bab'da anlatılan "Kurnaz kâhya" hikâyesi MESİH'in öğretişlerindeki temel anlayışa uymaz. Bir başka âyette MESİH, doğru kişiler için değil, günahkârlar için geldiğini söyler.

"...Sağlamların değil, hastaların hekime ihtiyacı var›› dedi. ‹‹Ben doğru kişileri değil, günahkârları çağırmaya geldim." (Markos: 2/17)

Bunu diyen MESİH, zamanı gelmediği için meyve vermeyen ağacı neden lanetlesin ki ?
Ağaç irâde sahibi midir ?
Meyve verip-vermemesinden sorumlu mudur ?

"Lanetli İncir ağacı" hikâyesini "Kutsalkitap.org" adlı siteye sormuştum bir zamanlar.
Bana şu cevâbı vermişleidi.

"Oradaki İncir ağacı, İsrail halkını temsil ediyor. MESİH müjdeyi önce onlara duyurdu ama; kabul etmediler."

"Yersen" tabii.

MESİH içinde kendisi olmadan bir metafor anlatmış olsaydı; bu yorumu kabul etmek mümkün olurdu. Kırk gün boyunca aç-susuz çölde denendiği, açlığın ve suzuluğun "zirve" yaptığı bir anda yaklaşan İblis'in dahi ayartamadığı MESİH, nasıl olur da meyve zamânı gelmemiş ağacı - karnı acıktı diye - lânetler ?

Şimdi "Hazret-i Pavlus" şunu dedi ya !...

"İsa'nın Rab olduğunu ağzınla açıkça söyler ve Tanrı'nın O'nu ölümden dirilttiğine yürekten iman edersen, kurtulacaksın. " (Romalılar: 10/9)

Artık ebedi hayat ve Cennet uğruna kendisine dayatılan her abukluğu kabul etmeye âmâde bir kitlenin oluşmasına hayret etmemek lâzım.

Ben İncil'i ilk defa okuduğumda, Pavlus'un mektuplarından huzursuz olmuştum. O anda bu huzursuzluğun kaynağını pek anlamamıştım ama; gerçekten içimi bir sıkıntı almıştı. MESİH'in Tanrı-insan ilişkilerinde ortaya koyduğu anlayış ve felsefe çok başka. Pavlus'un yazıları İncil içinde sırıtıyor âdetâ. Bence Pavlus MESİH'i ne görmüş, ne tanımış ne de anlamış. Bütün kurguyu "Mesih benim için öldü" geyiği üzerine oluşturmuş. Öyle ki; MESİH sâdece "Kurbanlık kuzu" Pavlus ise adına Hristiyanlık denen dinin esaslarını belirleyen kişi.

Ha; bu neden böyle ?
Çünki; inanç üzerinden elde edilen rant - ondalık - Pavlus üzerinden çok daha kolay sağlanmakta.
"MESİH benim için öldü" de.
Kiliseye ver ondalığı, kurtul.

Yoksa; benim gibi "avam-ı âdiye"den olan, entellektüel kimliği bulunmayan sıradan birinin yaptığı sorgulamayı; anlı-şanlı pastörler, piskoposlar, kardinâller yapamaz mı ?
Yapar yapmasına da...

Her ne ise.

Felâsife
27-04-2015, 14:50
Bu olay eğer o 40 günlük yemek yememe hadisesinden sonra gerçekleşen hadiseyse, benim açımdan olayın şekli biraz değişir tabi, zira ben o meseleye sağlam hikaye demiştim, akabinde de bu oluyorsa İsa burada, en azından ağaca anlık bir öfke sonucunda lanet etmiş oluyor.
Buda ağacın bir suçu olduğundan değil, bir önceki halinin bitmesinden doğan bir öfke olmuş oluyor ki İsa sonuçta bir şaşkınlık sonucunda bunu yapmış oluyor, anladığım odur.
İsanın esas kızgınlığı önceki halinin bitmesineymiş yani.

Bu işler böyle, HALLER kalıcı değil geçicidir, adı üstünde haldir, ama genede bu lanet etmeyi gerektirmezdi, aynı şeyi bir sufi yapsa, onun şeyhi o sufiyi tekrar eğitime sokardı, zira insanın ağzından şer çıkması kabul edilir şey değildir.

Neyse genede ağaca, sırf bir ağaç olduğu için Lanet edilmemiş olması, benim açımdan bir derece daha sorunu hafifletir, lakin şımarıklık illetinin hiç bir hafifletici yönü yoktur. Bu şımarıklıkta zaten, semavi dünyanın giriş bileti gibi olmuş ki yapacak şey yok.

pianola
27-04-2015, 15:32
--------

RollingStones
27-04-2015, 15:36
vefik sami beni şaşırttınız.

incildeki tanrısallıklara hayran bir kişi olarak bu kıssadan çok şey çıkarabilirdiniz.

mesela,

"yapraklanmış incir ağacı" denmiş. ne demek bu?

incir mevsimi değilmiş fakat "yaprağı" var. ilginç olan ise "meyvesi" yok.

bu parametreler yetmez mi?

şimdi anlam veremediğiniz bir hikaye daha sonra size çok şey ifade edebilir.

ön yargılı olmamak lazım.

Vefik Sami
27-04-2015, 15:52
vefik sami beni şaşırttınız.

incildeki tanrısallıklara hayran bir kişi olarak bu kıssadan çok şey çıkarabilirdiniz.

mesela,

"yapraklanmış incir ağacı" denmiş. ne demek bu?

incir mevsimi değilmiş fakat "yaprağı" var. ilginç olan ise "meyvesi" yok.

bu parametreler yetmez mi?

şimdi anlam veremediğiniz bir hikaye daha sonra size çok şey ifade edebilir.

ön yargılı olmamak lazım.

Ben de yazılarnızı okudukça hiç şaşırmıyorum.

1960'lı yıllarda özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaz sıcaklarında insanları serinlemesi için buz üreten "Buzhâne"ler vardı.
Hep aynı ölçüde kalıp kalıp buz çıkarırlardı.

Sizin mesajlarda aynı "kalıp"dan çıkmış gibi.
"Olta"yı atıyorsunuz ama; "yem" zât-ı âlinize geri dönüyor.
Yine de bıkmadan usanmadan yazıyorsunuz.
Yazın muhterem;
Emeğinize de acımıyorsanız.

Gelelim sadede.

Bu anlatı, MESİH'in İncilde naklettiği metaforlardan biri olsaydı; verilen mesajı anlama noktasında üzerinde düşünmek, tefekkür etmek, yorum yapmak da mümkün olurdu. MESİH'ten aslâ sadır olmayacak bir davranış, sırf "mûcize"(!) üretme adına yine MESİH'e atfedilerk yazılmış. Aynen Pavlus'un mektupları gibi sırıtıyor.

Siz, buradan bir "hikmet" çıkarabiliyorsanız; mübârek olsun derim.
Ama net olmakda fayda var tabii.
Ben yaşlı bir adamım.
"kalça-göbek" figürlerine eşlik edemeyebilirim.

RollingStones
27-04-2015, 16:10
Ben yaşlı bir adamım.
"kalça-göbek" figürlerine eşlik edemeyebilirim.



eşlik edemediğiniz şeyler sadece kalça-göbekten ibaret değil :)

bu pavlusun mektubuna benziyor, sırıtıyor gibisinden bahaneler komik oluyor.

Vefik Sami
27-04-2015, 16:50
eşlik edemediğiniz şeyler sadece kalça-göbekten ibaret değil :)

bu pavlusun mektubuna benziyor, sırıtıyor gibisinden bahaneler komik oluyor.

Nasreddin Hoca'ya arkadaşları bir oyun oynamak ister.
Herkes yanına bir yumurta alır ve Hocayı da hamam'a dâvet ederler.
Yıkanıp temizleme fazlı bittikten sonra içlerinden birisi.

- Arkadaşlar hepimiz tavuk gibi gıdaklayıp yumurtlayacağız. Yumurtlayamayan, hamam paralarını ödeyecek.

Bu akl-ı evvelerin her biri bir köşede tavuk gibi gıdaklayıp, önceden gizledikleri yumurtaları peştamalın arasından birer birer çıkarırlar.
Olanları hayretle seyretmekte olan Hoca, birden göbek taşının üzerine çıkıp Horoz gibi ötmeye başlar.

Hamam'ın kurnazları bu işe bozulur.

- Hocam hani yumurta ?

Hoca:

- Bu kadar tavuğa bir de Horoz gerek evlâdım.

*

Zât-ı âli'niz gibi hep "ciddi"(!) takılanların yanında bir de "komik" lâzım foruma; değil mi ?

Bedevi
27-04-2015, 17:07
Bu hikayeyi farklı bir açıdan anlamak için tanrının çalışma sistemini de çözmek gerekir. Çalışma tarzı ödüllendir ya da cezalandır. Zaaflarla dolu bir tanrı ve zaaflarına süreğen yenik düşen bir tanrı motifiyle karşı karşıyayızdır.

Evanjelik Hristiyan ilahiyatına göre Cehennem, Tanrının insanlara eziyet ve işkence ettiği bir mekan değil, insanın, Tanrının kutsallığından yoksun kalışının sonucunu ifade etmektedir. Yani cehennem, Tanrının kutsallığının bulunmadığı ve bu sebeple insan için elzem verici bir mekana tekabül etmektedir. Tanrı tarafından görevlendirilmiş cellatların, Hristiyanları şiddetten geçirdikleri, ateşle eziyet ettikleri bir mekanı değil!

Neyse Allah,Tanrı, Yahve , uçan bulgur pilavı canavarı vs zaten olmadığından, fazla takmayın bu cehennem konusunu kafanıza...

Bana göre dudaklarımın, güzel bir kadının göğüslerine ve dudaklarına olan teması, 1000 yıllık cehennem ateşine değerdir!

Aleph
27-04-2015, 20:08
Bak sen şu İncil'in İncire yaptığına..

Neva
28-04-2015, 10:00
Benim en çok hayret ettiğim husus teoloji eğitimi almış ve "ilâhiyatçı" etiketi taşıyan yığınla Pastör, râhip, keşiş, piskopos, kardinal vs, vs... hepsinin bu saçmalığı sırf adına "İncil denen kitapta yazdığı için MESİH'e yakıştırmaları. MESİH'e iman etmek, O'nu tanımakla olur. O'nu tanımak için de öğretişlerini iyi kavramak şarttır.
Sevgili Vefik Sami;
Tam da bu yuzden, agac meyvesinden taninir. Hic de sacmalik degildir oysa bu bahis.

Incil;

Ya ağacı iyi, meyvesini de iyi sayın; ya da ağacı kötü, meyvesini de kötü sayın. Çünkü her ağaç meyvesinden tanınır. Sizi engerekler soyu! Kötü olan sizler nasıl iyi sözler söyleyebilirsiniz? Çünkü ağız yürekten taşanı söyler.İyi insan içindeki iyilik hazinesinden iyilik, kötü insan içindeki kötülük hazinesinden kötülük çıkarır.

Isa'yi bu kadar kizdiran nedir ki?
Oysa Isa seytanin karakterini bir turlu cozememistir kitap boyunca. Ona gore Seytan cogunluk, mutlak kotudur, hep kotu olmalidir diye dusunur. Hicbir zaman iyi olamaz. Dolayisiyla Ferisiler de, (ustteki pasaja iliskin)mutlak kotudur Beelzebub'tan bahsettikleri icin.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=3376&page=2


Ama is mucize(!)lere gelince, imandan kuskulu olmayi ogutler.. Kisaca bir turlu evet evet, hayir hayir olamaz.

Ve lanetlerken agaci;
“Size doğrusunu söyleyeyim, eğer imanınız olur da kuşku duymazsanız, yalnız incir ağacına olanı yapmakla kalmazsınız; şu dağa, `Kalk, denize atıl` derseniz, dediğiniz olacaktır


Nedir ki Incir agaci ile seytan arasinda bir bag yoktur. Hikayeye gore Adem ve Havva'nin meyvesini yedikleri agacin adi bile gecmez , sadece kendilerini ortmek icin Incir agacinin yapraklarini kullanirlar. Ama incir yapraginin cagristirdigi cinsellik, nedense kitap profilinden bildigimiz kadariyla aseksuel Isa icin tabudur bir nevi. Katiliyorum size dusunceniz baglaminda, Mesih'e iman edeceksiniz, once onu tanimaniz kitaptan sarttir. Size gore her ne kadar tahrif edilmis olsa da reddettiginiz kisimlar, Isa hakkinda fikir verir.

Felâsife
19-11-2016, 23:26
İnciri anlatan harika bir yazı, tabi işin içinde Adem ile Havva da var.
Bkz. Havva Olaydım Ademe Vereceğim Meyva... İNCİR (http://maimira.com/2010/09/havva-olaydim-ademe-verecegim-meyva-incir.html)

Sen Havva Anamız olsan, Adem'e hangi meyveyi verirdin deseler bana, hiç düşünmez incir derim. Hani şu kocaman, mor ve göbeğinden bal damlayanlarından... Benim hissiyatıma göre incir, kutsallık ve günahkarlığı aynı anda çağrıştırabilen tek meyvedir. Hayır, ben daha Havva Anamızın kök hücrelerinde tanımlı bir olasılıkken, genetik hafızamda yer etmiş olması gayet mümkün anılarımda, hatunun kullandığı tek örtü bir incir yaprağı olduğu ve aynı incir yaprağı göz koyduğu yakışıklının kritik yerlerini erişilmez bir hale getirdiği için filan değil! İncirin bende oluşturduğu çağrışımlar bundan çok daha derindir.

Bir kere çok dişi, çok doğurgan bir ağaçtır incir. Aşırı nemli olmayan hemen her toprakta yetişir. Kayaların arasından, hatta köy evlerinin taş duvarlarının aralarından çıkanları bile vardır. Kibirli değildir yani, ama anaç ve muteberdir. Edepsiz bir albenisi yoktur meyvelerinin. Hatta biraz gölgede kalmaya, o koca yaprakların arasına kendilerini saklamaya meyyaldirler. Ama dokunuşu ve yenilişinde pek kıvamlı bir erotizm vardır. Göğüs biçimindedir ve avucunuzun içinde tuttuğunuz zaman dolgun bir göğüs kıvamındadır. Dalından koparttığınızda bir damla süt akar sapının kenarından. İyice olgunlaşmış olanlarının ise hafifçe çatlamış göbeğinden bal sızar. Pürüzsüz, ipeksi teni mor ve buğuludur. İçini açtığınızda ise tatlı bir pembelikten, iştah açıcı bir kırmızılığa doğru dönen, lezzetlimi lezzetli bir dokuyla karşılaşırsınız. Gizemli, usuldan davetkar ve sözünü tutan bir dişidir kısacası. Üstelik elle soyuluşunda bir teklifsizlik, ısırılarak yenilmesinde ise, edep sınırları içinde tutulamayacak kadar doğal bir zevk alış vardır.

Şimdi, elinde elma dalı tutmuş pempe-beyaz bıngıldak bir Havva Teyzenin tasvir edildiği Rönesans resimlerini filan bir kenara bırakın... Şöyle bal renginde hoş bir teni, dolgunca sıkı bir vücudu, beline kadar dalga dalga uzanan siyah saçları ve badem biçimi ela gözleri olan Orta Doğulu bir Havva düşünün! Malum yerinde hadi olsun bir incir yaprağı... Kalem parmaklı bir el bele konulmuş, diz hafiften kırılmış, boyun zarifçe bükülmüş... Dudaklarda meşum bir gülümseme... Ve diğer el Ademe doğru uzanmakta! Avucunun içinde en alasından, mor bir incir... Kabukları birazcık soyulmuş, pembe beyaz lezzetli dokusu kendini usuldan gösteriyor. Yer misin, yemez misin? Demem o ki, insanın Havva değil, Adem olası geliyor!