irsArtvin
02-01-2014, 16:28
“Dostlarım dünyada dostluk diye bir şey yoktur.” Aristoteles
Saygıdeğer TD forumu müdavimleri; bu sözü kesinlikle aklınızdan çıkarmayın, zira insanların hayatlarında kurmuş olduğu arkadaşlıkların oldukça büyük bir bölümü kendi istemleri dışında gerçekleşen, mecburiyetten kaynaklanan beşeri münasebetlerdir.
Yani örnek vermek gerekirse eğer, daha ilkokul çağınızda okula gitmek zorundaydınız ve bunun için de oradaki insanların içerisinden arkadaşlıklar edinmek zorunda kaldınız ve bu durum bütün eğitim hayatınız boyunca ve de varsa eğer, akademik kariyerinizin sonuna kadar aynı şekilde devam etti. Ya da iş hayatındaysanız eğer, iş hayatınızın çevresel ilişkileri içerisinde var olan insanlarla arkadaş olmak zorunda kalırsınız ve bu durum da iş hayatınızın sonuna kadar devam edecektir. Bu minvalde birçok misal vermek mümkündür; ancak gerek görmüyorum.
Bunların yanı sıra arkadaşlıkları ve dostlukları muayyen eden en mühim amillerden biri de, hatta başat amil desek yanlış olmaz, sınıfsal farklılıklar ve de bunun yaratmış olduğu toplumsal statü farklarından dolayı ortaya çıkan mecburi insani münasebetler ve etkileşimlerdir. Bu durumu izah etmek gerekirse şayet, insanlar dahil olduğu sınıf (proletarya & burjuvazi) içerisinde insani ilişkilere girerler ve arkadaş edinirler; çok az istisnai durumlar haricinde bunun aksi mümkün değildir. Yani sıradan bir vatandaşın ülkemizin en zenginlerinden herhangi bir ailenin çocuğuyla veya yakın akrabalarıyla, yani burjuvaziye mensup olan herhangi bir insanla arkadaşlık etmesi olası bir durum değildir; hatta imkansızdır. Çünkü sıradan vatandaş işçi sınıfına dahildir ve herhangi bir burjuvayla bırakın arkadaşlık etmeyi, aynı ortamda bile bulunma imkanı yoktur ve de ancak ve ancak kendi sınıfından bir insanla insani ilişkilere girebilir ve arkadaş veya dost olabilir. Sınıfsal farklılıklar toplumun bütün damarlarına sirayet etmiştir ve bu da toplumda statülerin ortaya çıkmasının müsebbibi olmuştur. Arkadaşlıklar ve insani ilişkilerin ortaya çıkmasında ve oluşmasında statüler de en az sınıf farklılıkları kadar rol oynar ve belirleyicidir. Bunu da bir misalle izah etmek gerekirse eğer, herhangi bir şirkette müdür veya yüksek bir pozisyonda olan bir insan yine kendisi gibi yüksek pozisyonda olan bir insanla veya kendisi gibi yüksek gelir grubuna dahil olan bir insanla arkadaşlık ilişkilerine girmek isteyecektir. Daha düşük pozisyonda çalışanlar da kendi mevkilerinde olan veya kendi gelir grubunda olan bir insanla arkadaşlık ilişkilerine girecektir; daha doğrusu girmek zorunda kalacaktır. Bunlara binaen arkadaş olarak seçtiğiniz insanlar, sizin kafanızda hayal ettiğiniz insan modeli veya tipi değil de elinizde var olan insan modelini veya tiplerini seçmek zorunda kaldığınız için kurmuş olduğunuz sahte arkadaşlıklar ve insani ilişkiler bütünüdür.
En nihayetinde, sizin gerçek sandığınız tüm arkadaşlıklar ve beşeri münasebetler aslında sadece birer mecburi insani ilişkiler topluluğudur.
Saygıdeğer TD forumu müdavimleri; bu sözü kesinlikle aklınızdan çıkarmayın, zira insanların hayatlarında kurmuş olduğu arkadaşlıkların oldukça büyük bir bölümü kendi istemleri dışında gerçekleşen, mecburiyetten kaynaklanan beşeri münasebetlerdir.
Yani örnek vermek gerekirse eğer, daha ilkokul çağınızda okula gitmek zorundaydınız ve bunun için de oradaki insanların içerisinden arkadaşlıklar edinmek zorunda kaldınız ve bu durum bütün eğitim hayatınız boyunca ve de varsa eğer, akademik kariyerinizin sonuna kadar aynı şekilde devam etti. Ya da iş hayatındaysanız eğer, iş hayatınızın çevresel ilişkileri içerisinde var olan insanlarla arkadaş olmak zorunda kalırsınız ve bu durum da iş hayatınızın sonuna kadar devam edecektir. Bu minvalde birçok misal vermek mümkündür; ancak gerek görmüyorum.
Bunların yanı sıra arkadaşlıkları ve dostlukları muayyen eden en mühim amillerden biri de, hatta başat amil desek yanlış olmaz, sınıfsal farklılıklar ve de bunun yaratmış olduğu toplumsal statü farklarından dolayı ortaya çıkan mecburi insani münasebetler ve etkileşimlerdir. Bu durumu izah etmek gerekirse şayet, insanlar dahil olduğu sınıf (proletarya & burjuvazi) içerisinde insani ilişkilere girerler ve arkadaş edinirler; çok az istisnai durumlar haricinde bunun aksi mümkün değildir. Yani sıradan bir vatandaşın ülkemizin en zenginlerinden herhangi bir ailenin çocuğuyla veya yakın akrabalarıyla, yani burjuvaziye mensup olan herhangi bir insanla arkadaşlık etmesi olası bir durum değildir; hatta imkansızdır. Çünkü sıradan vatandaş işçi sınıfına dahildir ve herhangi bir burjuvayla bırakın arkadaşlık etmeyi, aynı ortamda bile bulunma imkanı yoktur ve de ancak ve ancak kendi sınıfından bir insanla insani ilişkilere girebilir ve arkadaş veya dost olabilir. Sınıfsal farklılıklar toplumun bütün damarlarına sirayet etmiştir ve bu da toplumda statülerin ortaya çıkmasının müsebbibi olmuştur. Arkadaşlıklar ve insani ilişkilerin ortaya çıkmasında ve oluşmasında statüler de en az sınıf farklılıkları kadar rol oynar ve belirleyicidir. Bunu da bir misalle izah etmek gerekirse eğer, herhangi bir şirkette müdür veya yüksek bir pozisyonda olan bir insan yine kendisi gibi yüksek pozisyonda olan bir insanla veya kendisi gibi yüksek gelir grubuna dahil olan bir insanla arkadaşlık ilişkilerine girmek isteyecektir. Daha düşük pozisyonda çalışanlar da kendi mevkilerinde olan veya kendi gelir grubunda olan bir insanla arkadaşlık ilişkilerine girecektir; daha doğrusu girmek zorunda kalacaktır. Bunlara binaen arkadaş olarak seçtiğiniz insanlar, sizin kafanızda hayal ettiğiniz insan modeli veya tipi değil de elinizde var olan insan modelini veya tiplerini seçmek zorunda kaldığınız için kurmuş olduğunuz sahte arkadaşlıklar ve insani ilişkiler bütünüdür.
En nihayetinde, sizin gerçek sandığınız tüm arkadaşlıklar ve beşeri münasebetler aslında sadece birer mecburi insani ilişkiler topluluğudur.