PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Basında yolsuzluk tartışmaları


Şüpheci Dinsiz
17-01-2014, 02:45
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurşen Mazıcı'dan AKP-Cemaat-Yolsuzluk yorumu.
Kaynak (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/30423/_AKP_nin_687_yolsuzluk_dosyasini_cemaat_kapatti_.h tml)

İŞTE NURŞEN MAZICI'NIN KONUŞMASININ SATIR BAŞLARI

* Cemaat AKP aleyhinde açılmış 687 tane yolsuzluk dosyası var. Ve bunların hepsini cemaat kapattı.

* Cemaat çok yedi. Zenginleştiler ve artık Nur Cemaati burjuvalaştı. öbür cemaatler de bana da bana da diyor. AKP'ye desteğin sürmesinin sebebi bu...

* Ben şuan bir partinin başında olsaydım 81 ilde bu yolsuzluk operasyonunu protesto mitingleri düzenlerdim. AKP'yi istifaya zorlardım. Ama bunu hiçbir parti yapmıyor.

* Menderes Laik nitelikli bir isimdi. Ne namaz kılardı ne de oruç tutardı. Ama şu islamcıları yanıma çekeyim nasıl olsa yok ederim demişti. Ama olmadı işte onlar onu yoketti.

http://www.youtube.com/watch?v=1uoUIJbQu38

Sevgiler

murted
17-01-2014, 03:10
Yiyenler Nur Cemaati değildir, Fethullah Gülen Cemaati'dir. Nurcular'ın çoğu Fethullahçıları Nurcu görmezler. Lakin Nurculuk'un kurucusu Said Nursi, Fethullah'ın fikir babasıdır. Fethullahçılar, Gülen'in kitapları ile beraber Said'in risalalerini de okurlar. Nur cemaatinin büyüklerine saygı duyarlar. Fethullahçılar sayıca diğer Nurcular'ın toplamından daha fazladırlar. Bu devleti ele geçiren, paralel devlet denilen cemaat Fethullah Gülen Cemaati'dir.

Fethullahçılık, Nurculuk'tan tabi ki soyutlanamaz. Ama Nurculuk, Fethullaçılık ile aynı şey değildir. Fethullahçılık, olsa olsa Nurculuk'un nispeten marjinal bir yorumu olabilir. Fethullahçılar'ın dışındaki Nurcu grupların tamamı gördüğüm kadarıyla Akp-Fethullah Gülen Cemaati çatışmasında açıkça Akp'den yanadır.

Dili sürçmüş diyelim, öteki türlü kendisni ciddiye almak mümkün olmayacak zira.

Alttaki yazıyı gerçekten çok anlamlı buluyorum. Ne Chp ne de Kürt tarafı Akp'yi devirmek çabasında değil. Muhtemelen sonrası için hiçbir hazırlıkları yok. Ayrıca Kürt tarafı Tayyip'in ne olduğunu herkesten iyi bilmekle iyi bilmekle beraber Kürt meselesinde ancak Tayyip ile yol alabileceğine inanıyor Dolayısıyla bunca rezilliğe rağmen Tayyip'e adam akıllı vurmadıkları gibi, destek de çıkıyorlar. Aynı şeyi alınabilecek tavizler karşılığında Türk tarafından bazı kesimler yapıyor. Memeleketi komple soymuşlar, yargıyı kanunen de yürütmeye bağlayınca Akp diktası tam olarak kurulacakmış, kimin umurunda?

Ne demek istiyorlar? (http://haber.sol.org.tr/yazarlar/aydemir-guler/ne-demek-istiyorlar-85695)

Yazar, özetle kimsenin Tayyip'in yerine koyacak bir şeyi olmadığından Tayyip'e özellikle Tayyip'i yıkacak kadar sert vurmadıklarını iddia ediyor.

Ne demek istiyorlar?
Aydemir Güler

Metin Feyzioğlu ve Deniz Baykal’ın “krize çare” açılımları, genel hatlarıyla paylaştıkları siyasi gelenekteki bir düsturla yakından ilişkili: Söz konusu gelenekte siyasetin sahnesi devlettir. Siyaset devlet katından sokağa inip kitlelere bulaşmamalıdır. “Ya seçimler” diye aklınıza gelirse, devlet katındaki bir sorumluluk da halkın önüne çıkacak adayları hazırlamak değil midir?

Ama bu insanlar Türkiye’nin bir deliler evine döndüğünün farkına varmamış olamazlar. Her zaman devlet aklıyla övünmüş olan bu ülkede şu anda devlet görünürde iki, aslında çok daha fazla parçaya bölünmüş durumda. Devletin hali buysa, toplum aşağı yukarı baklava gibi dilimlenmiş demektir.

Farkında olmalılar ve yaptıkları AKP’ye el uzatmak anlamına gelmekle birlikte, bundan ibaret olamaz.

O kadar ki, bunlar ve diğerleri, geçen Haziran’dan beri, yüklenseler hükümeti düşüreceklerini de biliyorlar. Ve o kadar ki, Kılıçdaroğlu, yıkılır da üstüme kalır korkusuyla siyaset kaçkını durumuna soktu kendini...

İşin özü: Hazırlıksız durumdalar.

Hazırlık ne ola?

Devlette birikime sahip olduğu belli Fethullahçıların destek vereceğinden emin olmalısın. Borsanın üçte ikisini tutan yabancı sermayeden güvence almalısın. Ortadoğu’da yangına sokulmayacağımız konusunda NATO’ya güvenebilmelisin. Washington’un icazetini görmelisin...

Şaka değil, ultra konformizm! Riskin r’sinin devrimcilik anlamına geldiği bir ortamda yaşıyoruz.

Hazırlık tamam olmadığı için 30 Mart’ta iflah olmayacak ölçüde yıpranacak bir Erdoğan’dan Cumhurbaşkanlığı seçiminde kurtulma planı yapıyorlar, anlaşılan.

Belki de, krize çare fotoğrafı vermeye bakanlar, kendilerini o karar anına hazırlıyorlardır! Yani gözlerini Çankaya yoluna dikmiş olabilirler...

Yukarıda Kılıçdaroğlu’na siyaset kaçkını dedim demesine, ama onun da bir stratejisi olduğunu kabul ediyorum. Bir zamanlar Batı için söylendiği gibi, AKP’nin “iyi yanlarını alıp kötü yanlarını reddetmek” gibi bir şey.

Neo-liberal, NATO’cu, muhafazakar... Bunlar lazım. Ama sofuluğun dibine vurup muhafazakarlığın cılkını çıkartmayacaksın!

Gülmeyin; Sarıgül-Yavaş formülü ne ki? Bu işte!

Ve bu bir iktidar stratejisi. Yukarıda örnekleri verilen odakların güveni böyle sağlanacak. Risksiz ve devrimcisiz.

Türbanda, Anayasa’da, Haziran’da hep pas diyen MHP hâlâ sahaya çıkmadığına göre, artık geçmiş olsun. MHP, AKP tarafından gereksizleştirilmiş bir akım. Hükümet ortadayken, geçen yüzyıldan kalma faşisti kim ne yapsın? Çatapat işlerini de, örtülü yapılacaksa Fetocu neo-kontrgerilla, aleni olacaksa doğrudan polis yapıyor zaten.

Gelelim Kürt siyasetine. Efkan Ala’yı birkaç hafta önce yazmıştım. Kürt siyasetinin büyük politikadan anladığı celladına tebrik ziyareti midir?

Nasıl sağ kemalizm siyaseti devlet içi bir iş olarak görüyorsa, Kürt ulusal hareketi de siyaseti uzlaşma sanatına çevirmiş durumda. Ama devletçilerin devletin halini görmeleri gibi, Kürt siyasetçileri de uzlaşmanın imkansızlığını anlamışlardır.

Haydi Paris’i cemaate yıktınız. Roboski için altı üstü iki adres var: Ya başbakanlık ya genelkurmay!

Geçtim “barıştı, çözümdü” falan; buradan “uzlaşma” çıkarmak için bayağı hokkabaz olmak lazım.

Ya da Kürt siyasetçileri de hazırlıksız. Yani zamana oynuyorlar. Hele 30 Mart geçsin...

Anlayacağınız; dört yanımız konformizm!

Bir de elinde gaz bidonu, diğerinde çakmakla koşturan Erdoğan var: “Gelmeyin, yakarım memleketi.” Delilik konformistlere karşı iyi silahmış doğrusu!

Ama korkunun ecele faydası yoktur ve deliler evinden çıkmak için ille de risk almak gerekir.

Şüpheci Dinsiz
06-03-2014, 03:56
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Nurşen Mazıcı'dan AKP-cemaat-yolsuzluk-kaset yorumu.
http://www.youtube.com/watch?v=Pg2Nf0yuqho

İdris Bal - Eski AKP milletvekili
http://www.youtube.com/watch?v=I3V7OlNDT2M

Sevgiler