PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nezaketen söylenmiş sözler


Felâsife
02-03-2014, 12:29
Bazı büyük sözler insanlığa adeta nezaketen söylenmiştir, o sözün detaylarını çok fazla analiz edemeyenlerde bu sözlere meftun olurlar.

Köylü milletin efendisidir.
İlk başlarda kulağa hoş gelen, köylüyü onere eden bir söz olmakla beraber, iş uygulama gelince köylü milletin kölesi olmuştur.
Aslında her zaman köylüler köle muamelesi görmüşlerken, Cumhuriyetle birlikte sevgili Atamız bu sözü söylemiştir.
Tabii işi sadece sözden ibarette bırakmamıştır, köykent gibi modern projeleride yapmştır (http://www.habitat.org.tr/images/koykent.jpg) ama ömrü vefa etmemiştir.
Tabii Atamızın izindeyiz diyenlerde köykent projesine inatla, Tatil köyleri projelerine yönelmişlerdir ki adeta fikir çalınıp başka amaçlarla parası olana, elin yabancılarına memleket peşkehlenmiştir.
İzinden gidenlerde bu konuda tek bir çivi bile çakmamışlarıdır, bildiğim bir tek Ecevitin hayalim dediği bir projedir, onunda ömrü vefa etmemiştir. Hoş etse ne olacak ki %1 oy ile onu beğenmeyen, güle güle diyen gene halktır, böylelikle köykent gibi bir projeyide ebedi karanlığına göndermişlerdir.
Halk bile köylünün iyi olmasını istememektedir (http://fela-sife.blogspot.com.tr/2009/05/koylu-milletin-kolesidir.html) maalesef.

“Köylü Milletin efendisidir” diye desede Ata’mız.
Şehirde yaşayanda, hayır o bizim hizmetkârımız.
Bu köylünün kaderi, Tanrı onu onun için yarattı.
Bizi ucuza besleyecek, yoksa yok bizim rızamız.

Kulun rızası Tanrının kaderi oluyorsa, Tanrı kim?
Kader denilen şey insanın egosuysa o İnsan kim?
Kader alına yazılan bir yazıysa, peki suçlu kim?
Kim kime niye köle olur, kötülüğün efendisi kim?

Efendi dediğimiz köleler, sözde kölelerini beslerse.
O kölelerde bu vefanın fiyatını çok ucuz biçerlerse.
Kim köle kim efendi hakikat nazarında değişmişse.
Sözlerin ne anlamı kalır, herşey kaderden bilinirse.

Oh ne âlâ, kader deyip görmemezlikten gelin.
Kulağınızı kapatıp ama ben duymadım deyin.
Çoğu şeyi biliyorken cehaletiyse kisve edinin.
Konu ezilen olunca bunuda kadere havale edin.

Gerçek hiç öyle değil aslında ama edebim müsade etmiyor.
İnsanoğlu hayalde yaşıyor, gerçeğin âriliğine nazar etmiyor.
Canınıda yaksanız bu rüyadır deyip, gene uykuya gidiyor.
Kuzu postunda ki kurt olmuş, ne olduğunuda fark etmiyor.

Ez-cümle; Köylü milletin kölesidir.


İnsan mükemmel bir varlıktır.
Bu sözüde genelde Muhammediler Allahı daha fazla yüceltmek adına kullanırlar ki sözüm ona insan mükemmeldir.
Kuran insanın acizliğinden filanda bahseder, insanı pek öyle mükemmel bir seviyeye getirip oturtmaz, hatta esfele safilin diye hayvandan da daha aşağı seviyelerden filanda bahseder ki Tanrıdan ziyade Tanrıcılıkla meşgul olan kıvrak insan zekası, insanı mükemmel yapıverir...yersen tabii.

Ez-cümle; İnsan aciz bir varlıktır.


Demokrasi halkın kendi kendini idare biçimidir.
Bu sözde adeta beynimize kazınmış, daha doğrusu beynimiz yıkanarak yerleştirilmiş bir sözdür.
Oysa gerçekte Demokrasi halkın kendi kendini idare biçimi değil ; Demokrasi halkın kendi kendini idare "edememe" biçimidir.
Zira halk cahildir, koyundur güdülmesi gerekir, öyle her istediğinide seçemez, seçerse hata olur, bu hataları gidermek adına birileri onlara seçme işinde yardım ederler ki (BÖYLE İYİ İNSANLARDA VARDIR!!) işte bu noktada da "Zenginler" devreye girer.
Demokrasi bu anlamda yüksek bir platform sunar, o platforma vatanı sevenden ziyade kesesine güvenenler çıkar ki kafadan zaten halk baypas edilir.
Özetle seçimle gelenler zaten birleri tarafından önceden seçilmiş kişilerdir ki, halkın seçtiği zaten seçilmiş birini seçmekten öte bir şey değildir.
Dolayısıyla Demokrasi zenginlerin halkı idare biçimidir, ötesi ham-hayalliktir.

Ez-cümle; Demokrasi halkın kendi kendini idare "edememe" biçimidir.


Ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.
Bu da ilk başta kulağa hoş gelir, gerçek hayatta bu sözün geçerliliği yoktur.
Göründüğün gibi olmakla, olduğun gibi görünmek arasında fark yoktur, ikiside aynı şeydir.
Sokaklarda kimseyi çıplak dolaşırken görmeyiz, herkes giyinmiş bir şekilde dolaşır çünkü, çıplak dolaşmak ile göründüğün gibi olmakla, olduğun gibi görünmek aynı anlama gelir.
Zira bizler hep olduğumuz gibi görünsek saldırılara maruz kalırız..zira çevre çıplaklığı alışkın olmadığı gibi, olduğun gibi görünmeyede alışkın değildir.
Neticede insanoğlu korku temelli varlıklardır, asırlardır yeryüzünde hayatta kalmışsa, bu günlere değin gelmişse, bu onun korkuyla yaşamasından dolayı geliştirdiği bir özelliğidir.
Yaşamak için her türlü korkuyu hesap etmek gerekir ki kendimizi korumak bir refleks halini alır ki bunun içinde fikri kamuflaj dediğimiz, göründüğümüz gibi olmamakta vardır.
Yalan söyleriz, suçlanmamak için.
Riyakarlık yaparız, saklanmak için.
Korkular duyarız, yaşamak için.

Tabii insani değerler, kanunlar kurallar vs.ler vardır, tutupta keyfe-keder birini öldürmek, çalmak çırpmayı kast etmiyorum, beyaz yalanlar ve fikri boyut diyebileceğimiz kişisel noktada ki benliğimize gelecek olan zararı kast ediyorum ki kimse durduk yere örn. Tanrı vardır veya yoktur iddialarını ulu orta yapmaz.


Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir.
Sözün orjinali budur, sanırım ne manaya geldiğini bilirsiniz.
Bu sözde üsteki Demokrasi örneğinde olduğu gibi, söylendiği anlamdan çok, kullanıldığı anlam ile bütünleşir.
Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Zevginlerindir!
Bu memlekette zengin olanlara bakın, Hâkimiyet kimde siz karar verin.
Adamlar tüm bu kötülükler içinde, yani siyasi düzenler içinde zenginliklerine zenginlik katmışlardır ama genede bu düzeni beğenmezler..bu tuhaftır.
Bu bir şakadır aslında.
İsyan ediyor gibi görünerek aslında şükür etmektir bu, hasılı zenginlere bir şey beğendiremezsiniz.
Doyuma ulaşmış birine bir şey beğendiremezsiniz sonuçta.
Fakirin ise gönlünü bir kaç söz ile alırsınız, gereğini yapmasanız da uygulamasanızda sözlere inanır fakirler.

Ez-cümle; Hâkimiyet, bilâ kaydü şart zenginlerindir.

Neva
27-10-2015, 08:11
Nedir ki bir kisim zihniyetler en basit bir sosyal yasamdan da, o zaman da korkmuslardir ocu(!) gibi.

Sadrazam Âli Paşa: “Komün fikirleri; –Allah göstermesin- eşkıyalığı mubah kılmak demektir.”
1871 yılında dönemin Sadrazamı Âli Paşa tarafından yayınlanan ‘Emirname-i Sami’ de (yüksek emir) devletin olaya bakışını yansıtmaktadır ve Paşa’ya göre ‘Komün fikirlerinin’ Osmanlı topraklarına girmemesi için tedbirler almak hükümetin görevleri arasındadır.
Âli Paşa emirnamesinde özetle; ‘İşçilerin kapitalistle zenginlik ve nimetlerden faydalanma hususunda eşitliğini sağlamak amacıyla ortadaki malları bölüşmek ve hükümeti onlarla ortaklaşa idare etmek gibi zararlı fikirler, 1860 ve 1861 yıllarında meydana çıkmış ve habis ruhlardır. Avrupa’nın her yerine yayılmış ve bu fikirleri besleyenler Enternasyonal adıyla büyük bir dernek kurmuşlardır.

Yaratılış kanununa aykırı bu fikirlerin gerçekleşmesi –Allah göstermesin– türlü türlü ihtimaller ve çatışmalar doğurur. Bu haydutluğu ve eşkıyalığı sistemleştirip mubah kılmak demektir. Bu zararlı heyetin fesat çerçevesini Osmanlı topraklarına kadar genişletmeye çalışması ihtimalden uzak değildir. Bu fikirlerin imparatorluk içine girmemesini sağlamak, maksat ve emellerine ulaşmalarına kesin olarak fırsat verilmemesi ve gerekli tedbirler almak hükümetin görevidir’ denilmektedir.
Diğer taraftan İslamiyet’in, haramı ve tefeciliği yasaklayan, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve kardeşliği temel aldığını savunan bir kesim de aynı değerleri savunan sosyalizmin İslam ile uyuşabileceğini iddia edecektir.

Tercüman-ı Şark başyazarı Şemsettin Sami’ye göre, Batı uygarlığının en temel fikirlerinden olan sosyalizm, iyiliği temsil eden yüksek bir fikirdir ve ‘mallarda eşitlik’ talep eden komünizmin karşıtıdır. Almanya’da açıklanan ve uzlaşmacı sosyalizm demek olan ‘Gotha Programı’ da esas olarak İslamiyet’e uygundur.
1880 ve 1885 yıllarında Nafia ve Hariciye bakanlıklarında bulunmuş Hıristiyan inançlı Sava Paşa, sosyalizmin eşitlikçi ve topluma adalet getirmeyi amaçlayan prensiplerinin İslam dininin sosyal politikalarıyla aynı olduğunu savunmuştur.

Maarif Nazırı Münif Paşa: “Vakıa, musibet büyüktür ve İştirakiyyunun bulduğu çare doğru değildir.”
II. Abdülhamit döneminin Maarif Nazırı Münif Paşa ise dönemin üniversitesinde, Hukuk Fakültesi derslerinde sosyalizmin yanlışlığını şöyle kanıtlamaktaydı:
‘Bu fasılda mevzubahs olan mezheplerden biri de komünizm –Le communizme- ve sosyalizm –Le sosyalizme- mezhebidir ki bizde İştirakiyyun mezhebi deyu tabir olunmaktadır.
Bu mezhep erbabı, insanların bir takımı zenginlik ve saadette ve diğer takımı fakr ü zarurette yaşadıklarını görüp bu babda müsavât (eşitlik) husulünü arzu ederler.
Velinimet-i bî minnetimiz padişah-ı efendimiz hazretlerinin memleketinde, her ferdin sığınacağı bir yer ve haline göre bulacağı bir yol olduğundan Memalik-i Şahaneye bu gibi mezahib-i batıla giremez.
Fakat Avrupa, hususen de İngiltere böyle değildir.

İşte İştirakiyyun tarafgiranı asıl bu gibi halleri dikkate alarak: Hep insanlar karındaş yani hazreti Âdem ve Havva evlâdı olduğu halde, bir adamın milyonlara malik olması ve öte tarafta milyonlarla adamların bir karış toprağa hatta bir lokma ekmeye hasret bulunması gibi münasebetsiz müsavatsızlıkların insanoğlunun beyninde hüküm sürmesi, yalnız insanların noksan ve kusurlarından olduğundan bu müsavatsızlığı kaldırıp da hepimiz bir halde yaşayalım derler.
Vakıa musibet, pek büyük musibettir, lâkin İştirakiyyu bulduğu çare doğru değildir.

http://www.toplumsol.org/karl-marks-ve-paris-komunu-osmanli-basininda-hamit-erdem/


Boylece Koykent projeleri de , her donemde tehlikeli unsur olarak gorulecektir.

Felâsife
21-11-2016, 01:25
Geçmişte bir arkadaşım vardı, bu oldukça radikal, koyu Şeriatçı biriydi, Tasavvuf helede Arabidir, Mevlanadır lafı bile onu cin cıfıt ederdi. Böyle bir nefret olmazdı... o kadar radikaldi.
Tabi benden bir zarar gelmeyeceğini bildiği içinde, benle en azından tasavvuf filan tartışabilirdi, bende damarına, tabuları ara ara dokunurdum.
İnsan olarak kötü değildi ama inandığı şeyler onu maalesef insanlıktanda uzaklaştırmıştı, yanımda ağladığını da bilirim, 15 yaşında evden kaçmış kaçış o kaçış...

Her neyse bu Sosyalizmi filan da epey incelemiş olacak ki, bir gün bana Sosyalizmi öve öve bitirememişti, Şeriata en yakın sistem filan deyip, bugün Şeri bir sistem kurulsa anca Sosyalizm kadar yapılabilirliğinden filan bahsetmişti.

Hal böyleyken Osmanlı belgelerine bakınca gülesim geldi, eşitlik fikri umumi efkariye beyninde batıl addedilmiş, garip bir mantık.

Neva
21-11-2016, 02:27
Ama kendilerine gore batil kilmalari normal, baksana(!) "yaratilis kanununa aykiri " demisler.

Felâsife
21-11-2016, 02:39
Ne biçim bi yaratılış kanunuysa, zengine odaklı, don lastiği gibi sündür sünebildiği kadar.
Eşitlik fikri bile zararlı görülmüş, zavallılığın böylesi.