PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : tanrı ve yeniden doğuş


MRBEKTAS99
07-03-2014, 19:49
şöyle olabilir mi? "mesela bi tanrı veya tanrılar var diyelim. tanrı veya tanrılar ölenleri tekrar canlandırıyor. ve bazen sakat doğan çocuklar filan var. bu çocuklar önceki hayatında normal insandı ve önceki hayatlarında çok kötülük yaptılar diyelim. sonra tekrar doğup sakat oldular" böyle bişi olabilir mi? yani tanrı veya tanrılar böyle bişey yapmış olamaz mı?

veya böyle yaratıp cennette sonsuz mutluluk verecek olabilir mi?

MRBEKTAS99
07-03-2014, 20:54
heellpp :D

evrensel-insan
07-03-2014, 21:07
heellpp :D

Senin bu bahsettiginin adi, reenkarnasyon.

MRBEKTAS99
07-03-2014, 21:41
tamam işte reenkarnasyon :D biliyorum abi

bide soruma cevap verebilcek misin?

evrensel-insan
07-03-2014, 22:02
tamam işte reenkarnasyon :D biliyorum abi

bide soruma cevap verebilcek misin?

Benim sorulara yanitlarim bilimseldir. Senin sorun ise fizik otesi ve metafizik.

gordion
07-03-2014, 23:26
bir dine ve "kader" denen kavrama inanmadığın taktirde aklında binlerce senaryo kurabilirsin.

kafanda kurduğun o senaryo ile ilgili sorualra dasadece kendin cevap verebilirsin çünkü senaryo sana aitttir.

mrdragon
08-03-2014, 02:42
bir dine ve "kader" denen kavrama inanmadığın taktirde aklında binlerce senaryo kurabilirsin.

kafanda kurduğun o senaryo ile ilgili sorualra dasadece kendin cevap verebilirsin çünkü senaryo sana aitttir.

Bir bedevinin uçuk kaçık senaryosununa tapmaktan iyidir. En azından bir insanın sözlerinin kölesi olmaktansa özgürce fikir beyan edebilir.

Zihinler tek bir noktaya saplanıp köle misali geçmişin kafasında yaşamaya devam etseydi, şu anda bu satırları yazıyor olmayacaktın. Pc yerine dua edip devenin tanrının dilekçiliği ile daha hızlı koşmasını isteyecektin.

Oysa bu binlerce senaryolar ve özgür düşünceler beraberinde nice teknolojik devrimi ve fikirsel akımı meydana getirdi. Dinlerin sabit ve kıt görüş açılarının ötesine geçtiniz.

Einstein iyi yönlendirmiştir. Hayal gücü güç verir, ona sarılın insanlığın bilgilerinin ötesine ulaşın.

babageldi
13-03-2014, 02:20
Bir bedevinin uçuk kaçık senaryosununa tapmaktan iyidir. En azından bir insanın sözlerinin kölesi olmaktansa özgürce fikir beyan edebilir.

Zihinler tek bir noktaya saplanıp köle misali geçmişin kafasında yaşamaya devam etseydi, şu anda bu satırları yazıyor olmayacaktın. Pc yerine dua edip devenin tanrının dilekçiliği ile daha hızlı koşmasını isteyecektin.

Oysa bu binlerce senaryolar ve özgür düşünceler beraberinde nice teknolojik devrimi ve fikirsel akımı meydana getirdi. Dinlerin sabit ve kıt görüş açılarının ötesine geçtiniz.

Einstein iyi yönlendirmiştir. Hayal gücü güç verir, ona sarılın insanlığın bilgilerinin ötesine ulaşın.
Eğer ''O BEDEVİ''(hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?),(her bilgi sahibinin üzerinde daha iyisini bilen vardır),(bilmiyorsanız bilenlere sorun) diyen bir rabbe inanmayıp ( ilim mü'minin yitiğidir,arayıp bulsun),(beşikten mezara kadar ilim üğrenin),(ilim çinde bile olsa alın) diyerek ilimi bilimi teşvik etmeseydi şimdi toplama çıkarmayı abaküsle yapıyor olacaktın.islam alimlerinin bilimlere katkısını araştırmanı tavsiye ederim.

bakkalmahmud
13-03-2014, 02:33
Eğer ''O BEDEVİ''(hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?),(her bilgi sahibinin üzerinde daha iyisini bilen vardır),(bilmiyorsanız bilenlere sorun) diyen bir rabbe inanmayıp ( ilim mü'minin yitiğidir,arayıp bulsun),(beşikten mezara kadar ilim üğrenin),(ilim çinde bile olsa alın) diyerek ilimi bilimi teşvik etmeseydi şimdi toplama çıkarmayı abaküsle yapıyor olacaktın.islam alimlerinin bilimlere katkısını araştırmanı tavsiye ederim.
Sayin babageldi,Islam Alimi de demek?,Ne is yapar bu insanlar?.saygilar

Yıldıztozu
11-10-2014, 09:46
reenkarnasyon evrenin ezeli sanıldığı dönemlerde düşünülen bir şeydi
bigbang bu inancı da çürüttü

Dialectics
11-10-2014, 14:24
reenkarnasyon evrenin ezeli sanıldığı dönemlerde düşünülen bir şeydi
bigbang bu inancı da çürüttü

Bilâkis ben kâinatta reenkarnasyona ihtimal veren örnekler olduğu düşüncesindeyim.

Gezegenimizde örneğin kendini tekrar edip duran döngüler var: mevsimler, gece ve gündüz, iklimsel olaylar (örneğin havadaki nemin yağmur olarak düşmesi, sonra tekrar buharlaşıp havayı neme doyurması sonra tekrar düşmesi vs.), enerjinin sürekli bir formdan başka bir forma dönüşüp durması vb...

En önemli örnek de insan ömrü. Bir bebeğin doğduğunda saçları yoktur, dişleri yoktur, ellerini, kollarını kullanamaz, konuşamaz, çabuk ağlar çabuk güler vs. Bu bebek, büyür, gelişir, bir yetişkin haline gelir ve sonra yaşlanmaya başlar. Yaşlandıkça birer birer öğrendiklerini unutmaya başlar, saçları dökülür, dişleri dökülür, yürümekte zorlanır, elleri titrer, giderek çocuklaşır, mantıklı düşünemez, yani giderek bebekliğine doğru döner. Ve hatta bazen bir bebek ile yaşlı biri adeta farksızlaşır...

Yani insan ömrü de bir döngünün emarelerini taşır. Alpha(sıfır) noktasından omegaya ulaşır, omegadan tekrar alphaya dönmeye başlar ve belki ölüp de başka bir beden olarak canlandığında alpha noktasına tamamiyle geri dönüşünü tamamlamış olur.

Ki "Yukarıdaki neyse, aşağıdaki odur" felsefesinden hareketle kozmos da kanımca büyük bir döngüdür. Sıfır noktasından başlar (big bang), omegaya doğru ilerler, omegaya ulaştıktan sonra tekrar alphaya dönüş başlar.

Tıpkı Nietsche'nin "bengi dönüş" teorisinde ifade ettiği üzere kozmos belki de kendisini sonsuz defa tekrar edip duracaktır, her seferinde aynı şekilde...

"Bu mutlu saatin ve etrafın sakinliğinin tadını çıkaran, burada ilk kez tanımaya müşerref olduğum sevgili yabancı; her kimsen sana önümde adeta bir yıldız misali yükselerek tıpkı doğal ışığın yaptığı gibi seni ve herkesi ışığıyla aydınlatacak bir düşünceden bahsetmek isterim - Aziz arkadaş! Senin tüm hayatın, tıpkı bir kum saati gibi, sürekli tersine çevrilecek ve kum asla tükenmeyecek -kozmik sürecin çemberinde senin varlığını sağlayan bütün şartlar yeniden ortaya çıkana dek çok uzun bir dakika geçecek. Ve sonra yaşadığın her acıyı ve her zevki, her arkadaşı ve her düşmanı, her umudu ve her hatayı, bastığın her çimi ve her güneş ışınını bir kez daha bulacaksın, hayatını ören her ince ipliği... Senin üzerindeki tek bir zerrecik olduğun bu yüzük ebediyen parıldayacak. Ve bu hayat döngülerinin her birinde ilk önce sadece bir kişinin sonra ise pek çoğunun algılayacağı bu herşeyin ebedi döngü düşüncesinin ortaya çıkacağı bir saat olacak -ve o saat de insanlık için her zaman bu öğle saati olacak." - Nietsche*


"Whoever thou mayest be, beloved stranger, whom I meet here for the first time, avail thyself of this happy hour and of the stillness around us, and above us, and let me tell thee something of the thought which has suddenly risen before me like a star which would fain shed down its rays upon thee and every one, as befits the nature of light. - Fellow man! Your whole life, like a sandglass, will always be reversed and will ever run out again, - a long minute of time will elapse until all those conditions out of which you were evolved return in the wheel of the cosmic process. And then you will find every pain and every pleasure, every friend and every enemy, every hope and every error, every blade of grass and every ray of sunshine once more, and the whole fabric of things which make up your life. This ring in which you are but a grain will glitter afresh forever. And in every one of these cycles of human life there will be one hour where, for the first time one man, and then many, will perceive the mighty thought of the eternal recurrence of all things:- and for mankind this is always the hour of Noon".

Yıldıztozu
11-10-2014, 18:29
Bilâkis ben kâinatta reenkarnasyona ihtimal veren örnekler olduğu düşüncesindeyim.

Gezegenimizde örneğin kendini tekrar edip duran döngüler var: mevsimler, gece ve gündüz, iklimsel olaylar (örneğin havadaki nemin yağmur olarak düşmesi, sonra tekrar buharlaşıp havayı neme doyurması sonra tekrar düşmesi vs.), enerjinin sürekli bir formdan başka bir forma dönüşüp durması vb...

En önemli örnek de insan ömrü. Bir bebeğin doğduğunda saçları yoktur, dişleri yoktur, ellerini, kollarını kullanamaz, konuşamaz, çabuk ağlar çabuk güler vs. Bu bebek, büyür, gelişir, bir yetişkin haline gelir ve sonra yaşlanmaya başlar. Yaşlandıkça birer birer öğrendiklerini unutmaya başlar, saçları dökülür, dişleri dökülür, yürümekte zorlanır, elleri titrer, giderek çocuklaşır, mantıklı düşünemez, yani giderek bebekliğine doğru döner. Ve hatta bazen bir bebek ile yaşlı biri adeta farksızlaşır...

Yani insan ömrü de bir döngünün emarelerini taşır. Alpha(sıfır) noktasından omegaya ulaşır, omegadan tekrar alphaya dönmeye başlar ve belki ölüp de başka bir beden olarak canlandığında alpha noktasına tamamiyle geri dönüşünü tamamlamış olur.

Ki "Yukarıdaki neyse, aşağıdaki odur" felsefesinden hareketle kozmos da kanımca büyük bir döngüdür. Sıfır noktasından başlar (big bang), omegaya doğru ilerler, omegaya ulaştıktan sonra tekrar alphaya dönüş başlar.

Tıpkı Nietsche'nin "bengi dönüş" teorisinde ifade ettiği üzere kozmos belki de kendisini sonsuz defa tekrar edip duracaktır, her seferinde aynı şekilde...

"Bu mutlu saatin ve etrafın sakinliğinin tadını çıkaran, burada ilk kez tanımaya müşerref olduğum sevgili yabancı; her kimsen sana önümde adeta bir yıldız misali yükselerek tıpkı doğal ışığın yaptığı gibi seni ve herkesi ışığıyla aydınlatacak bir düşünceden bahsetmek isterim - Aziz arkadaş! Senin tüm hayatın, tıpkı bir kum saati gibi, sürekli tersine çevrilecek ve kum asla tükenmeyecek -kozmik sürecin çemberinde senin varlığını sağlayan bütün şartlar yeniden ortaya çıkana dek çok uzun bir dakika geçecek. Ve sonra yaşadığın her acıyı ve her zevki, her arkadaşı ve her düşmanı, her umudu ve her hatayı, bastığın her çimi ve her güneş ışınını bir kez daha bulacaksın, hayatını ören her ince ipliği... Senin üzerindeki tek bir zerrecik olduğun bu yüzük ebediyen parıldayacak. Ve bu hayat döngülerinin her birinde ilk önce sadece bir kişinin sonra ise pek çoğunun algılayacağı bu herşeyin ebedi döngü düşüncesinin ortaya çıkacağı bir saat olacak -ve o saat de insanlık için her zaman bu öğle saati olacak." - Nietsche*


"Whoever thou mayest be, beloved stranger, whom I meet here for the first time, avail thyself of this happy hour and of the stillness around us, and above us, and let me tell thee something of the thought which has suddenly risen before me like a star which would fain shed down its rays upon thee and every one, as befits the nature of light. - Fellow man! Your whole life, like a sandglass, will always be reversed and will ever run out again, - a long minute of time will elapse until all those conditions out of which you were evolved return in the wheel of the cosmic process. And then you will find every pain and every pleasure, every friend and every enemy, every hope and every error, every blade of grass and every ray of sunshine once more, and the whole fabric of things which make up your life. This ring in which you are but a grain will glitter afresh forever. And in every one of these cycles of human life there will be one hour where, for the first time one man, and then many, will perceive the mighty thought of the eternal recurrence of all things:- and for mankind this is always the hour of Noon".

Bahsettiğin örnekler reenkarnasyondan çok evrim gibi görünüyor. Sürekli değişimin olması.
Ölen bir insanın atomları ölmez ve başka bir canlıyı oluşturacak şekilde yeniden birleşebilirler. Bu anlamda yok oluş yoktur.
Fakat yeni atomların birleşip oluşturduğu bilgi ne kadar aynıdır.

Herşeyin başlangıcının olduğunu kabul etmek istemiyorsun. Mutlaka başka bir şeyin değişimi olduğuna inanıyorsun. Bu da kesin olmayan bir inanç tabi.

Özellikle zamanın başlangıcının olması daha enteresan.

spartacus
11-10-2014, 20:27
Bir başlangıç yok ki her şeyin bir başlangıcı olsun. Bir şey varsa zaman var, işte o şeyler, en azından bir şeyler, o şeyler ise durağan değil, başka şeyler oluyor başka, başka şeyler, buna da başlangıç, bitiş deniyor. Kısaca başlangıçlar, bitişler her şeylerin içinde. Bu inanç değil(gözlemliyoruz), madde varsa zaman var, yoksa yok, madde yoksa başlangıçta yok, öncede yok, sonrada, ya da madde değil dilerse başka şey olsun, eni sonu şey işte. Şeyin başlangıcı yok ama şeylerin, başka başka şeyler olmasının başlangıcı ve bitişi olur, bu da zaman kavramını, sebep sonucu, önce ve sonrayı, başlangıç ve bitişi açığa çıkartır. Yani şeyin değil, şeyin, başka başka şeylere dönüşmesinin zamanından söz edebiliriz, şey yoksa zaten söz etme şansı da yok.

Reenkarnasyon(ruh göçü!) diye bir şey de yok, benim kedimin ruhu göç etmiş herhangi bir şeyin ruhu değil, zaten bir ruhu da yok, beyini, canı, hisleri, algıları, ve yemekten sonra bir daha ki yemeğe kadar uyku, ille de uyku ve açlık-karın doyurmak arasında bocalayıp duran bir davranışı vs var :)

Felâsife
11-10-2014, 22:36
En önemli örnek de insan ömrü. Bir bebeğin doğduğunda saçları yoktur, dişleri yoktur, ellerini, kollarını kullanamaz, konuşamaz, çabuk ağlar çabuk güler vs. Bu bebek, büyür, gelişir, bir yetişkin haline gelir ve sonra yaşlanmaya başlar. Yaşlandıkça birer birer öğrendiklerini unutmaya başlar, saçları dökülür, dişleri dökülür, yürümekte zorlanır, elleri titrer, giderek çocuklaşır, mantıklı düşünemez, yani giderek bebekliğine doğru döner. Ve hatta bazen bir bebek ile yaşlı biri adeta farksızlaşır...

Hatta çok yaşlı kişilerde bazen süt dişleri çıktığı, ve beyaz saçların siyahlaştığı görülmüştür.

Reenkarnasyon olayına gelince, sanırım Mersin de bir yörede bu olaya çok sık rastlanılıyor, vakti zamanında Uğur Dündar filan o yörede çok çekimler yapmıştı, izlemiştik.

Kocaman adam küçük çocuğa "baba" diyor, veya küçük çocuk koca kadına "karım" diyor filan.
Çünkü küçük çocuk daha önce öldüğü o eve gelip, ne var ne yok tek tek anlatınca, insanlarda haliyle bir şekilde kabullenmişler olayı.
Bir ara TV lerde bayağı çıkıyordu bu olay, sonra ne oldu bilemiyorum.

Reenkarnasyon ile Ruh göçü de bildiğim kadarıyla kavram olarak bir birlerinden ayrı.
Biri öldükten sonra bedenlenip gelme.
Diğeriyse hayattayken beden değiştirme.

Hatta bu konuda hoş kitap bile var.

Lobsang Rampa (http://kitap.antoloji.com/ikinci-beden-kitabi/) Tibetli bir rahipken, bedenini kullanılamaz hale getirince, bir İngilizle anlaşıp ruh göçü yaparak, o kitabı bir İngiliz olarak nasıl yazdığını anlatır. :D

Dialectics
11-10-2014, 23:02
Hatta çok yaşlı kişilerde bazen süt dişleri çıktığı, ve beyaz saçların siyahlaştığı görülmüştür.

Reenkarnasyon olayına gelince, sanırım Mersin de bir yörede bu olaya çok sık rastlanılıyor, vakti zamanında Uğur Dündar filan o yörede çok çekimler yapmıştı, izlemiştik.

Kocaman adam küçük çocuğa "baba" diyor, veya küçük çocuk koca kadına "karım" diyor filan.
Çünkü küçük çocuk daha önce öldüğü o eve gelip, ne var ne yok tek tek anlatınca, insanlarda haliyle bir şekilde kabullenmişler olayı.
Bir ara TV lerde bayağı çıkıyordu bu olay, sonra ne oldu bilemiyorum.

Reenkarnasyon ile Ruh göçü de bildiğim kadarıyla kavram olarak bir birlerinden ayrı.
Biri öldükten sonra bedenlenip gelme.
Diğeriyse hayattayken beden değiştirme.

Hatta bu konuda hoş kitap bile var.

Lobsang Rampa (http://kitap.antoloji.com/ikinci-beden-kitabi/) Tibetli bir rahipken, bedenini kullanılamaz hale getirince, bir İngilizle anlaşıp ruh göçü yaparak, o kitabı bir İngiliz olarak nasıl yazdığını anlatır. :D

İşin doğrusu açıklayamadığımız olaylar mevzu bahis olabiliyor. Güvendiğim ve yakinen tanıdığım birisi bir ara meditasyon olaylarına girmişti. Astral seyehatler vs. tarzı şeylerle ilgili kitaplara ilgi edinmişti. Bize bir gün kendisine "bereket seansı" tarzında bir şey yaptırdığını ve bu seans esnasında kendisini önceki yaşamlardan birinde gördüğünü, o yaşamında yaşadığı birkaç olayı ve en son hasta bir şekilde ölüm döşeğinde yatarken bir kıza bakıp nasıl üzgün hissettiğini, "ben öldükten sonra bu acımasız insanların yanında napacak" diye çok üzüldüğünü hissettiğini anlatmıştı... Yalan söylemeyeceğine emin olduğum birisi...

Ben de mi yaptırsam diye düşünmüştüm hatta ama çekinmiştim.

Belki de bir çeşit hipnoz olayıdır bilemiyorum...

Ancak eğer "reenkarnasyon" olayının varlığı ispatlanırsa, insanı yaşadığı tek ömürde inanıp inanmamasına göre yargılayıp sonsuz cennet ya da sonsuz cehennem ile cezalandıran İbrahimi Dinlerin durumu ne olur?

Felâsife
11-10-2014, 23:43
... Yalan söylemeyeceğine emin olduğum birisi...

Ben de mi yaptırsam diye düşünmüştüm hatta ama çekinmiştim.

Yani iyi etmişin, zira o olayın derin izleri kalırdı üzerinde ve atmak istesen de atamazdın.

Bence bu olay geçmişe filan gitmek olarak değilde, aksine bu zamanda yaşanan duygusal olaylara, acılara kontak kurmakla alakalı gibi duruyor.

Yani bir kızın çektiği acının o kişiye yansıması.
veya kişinin acısının o kız şekline bürünmesi.
Acının acıyı çekme durumu yani.

Ben böyle bir şey yaşamıştımda (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=34667) bir fil yavrusunun tüm acısını aynen hissetmiştim.
Ama gel gör ki olay döndü dolaştı, beni işaret etti.

Özetle görünen o görüntüler, olaylar dışımızda ki alem değil, bilakis içimizde ki alemin farklı anlatımı gibidirler.
Yani rüya gibi, tabire ihtiyaç duyar bu meseleler.

Arkadaşınızın üzüldüğü kız aslında kendinden başkası değildi diyebilirim rahatlıkla.


Ancak eğer "reenkarnasyon" olayının varlığı ispatlanırsa, insanı yaşadığı tek ömürde inanıp inanmamasına göre yargılayıp sonsuz cennet ya da sonsuz cehennem ile cezalandıran İbrahimi Dinlerin durumu ne olur?
Bu olay beni aşıyor, bildiğim denediğim bir şey değil, o yüzden pek fikir yürütemem.

Ama geçmişe dönmek gibi bu olayıda yanlış yorumluyorlar olabilir pekala, bilemiyorum.

spartacus
12-10-2014, 00:42
Ancak eğer "reenkarnasyon" olayının varlığı ispatlanırsa, insanı yaşadığı tek ömürde inanıp inanmamasına göre yargılayıp sonsuz cennet ya da sonsuz cehennem ile cezalandıran İbrahimi Dinlerin durumu ne olur?

İspatlanamaz, zira canlılar için önemli olan organizmadır, buda organlar bütünüyle olur, bu organizma bir kez tüm ağıyla bir kez parçalanıp, artık başka, başka şeylere dönüştü mü, dağıldı mı, artık başka bir biçim altında O, bu dur, ya şu, O dur diyemeyiz. Diyebilmek için işte beden-ruh söylemi uyduruluyor ve ruh anahtar haline geitirliyor(tümüde kurgu).. Hisleri, duyguları vs temel belirleyen yapmamak lazım. İnsanı tek bir birey olarak ele almamak lazım, sadece insanı değil canlıyı, canısız, bulunduğu tüm ortamla, tüm bileşenleriyle ele almak gerekir. İnsanı tek bir birey olarak alıp, çevre ve ortamdan yalıtırsak, atıyorum cerrahi bir müdahale ile acı duyması engellenebilir, bu halde acı duyacak mı? Hayır. farklı çeşit beyin-organizma kontrolü de bir çok etki yaratılabilir(örneğin kalp atışı-nabız olabildiğince düşürülebilir, çünkü canlı dediğimizde organize bir şeyden bahsediyoruz.) Tüm diğer duygularda böyle, o duygular ancak bir ortamda anlam kazanır, ürer, yayılır, etkilenir-tepkilenir, kayda geçirilir vs..

İzlediğim filmler, yaşadığım olaylar, okuduğum kitaplar(masalından, romanına) başkalarından dinlediğim anılar, hayallerim, ürettiğim sahte kahramanlar, dinlediğim anılar, okuduğum haberler, konu olan kişiler, yaptıkalrı, ettikleri..... bilinç altımda bir çöplük gibi duruyor, girerseniz her türden hayata gark olmak mümkün(bir film sahnesi gibi)..

Felâsife
12-10-2014, 02:33
İspatlanamaz, zira canlılar için önemli olan organizmadır, buda organlar bütünüyle olur, bu organizma bir kez tüm ağıyla bir kez parçalanıp, artık başka, başka şeylere dönüştü mü, dağıldı mı, artık başka bir biçim altında O, bu dur, ya şu, O dur diyemeyiz.

Bu dediğine bende kesinlikle katılıyorum, hatta altına imzamı da koyarım.
(yalnız ispatlanamaz'a katılmam ona ayrı cevap yazarım belki)

Aynen bir şey ayrıştığında o şeyin öncesiyle bağları kalmaz bencede, kalanda kırpıntılardan başka ne olabilir.
Hatta bunu Ruh inancı olan biri olarakta söylüyorum, ama ortalıkta dolaşan ruhçular, genelde de olaya din ile baktıkları ve olayı din ilede pekiştirmeye çalıştıkları için, aynı şeyi devam eder diyorlar güya.
Yani tekamül sıfırdan mükemmele doğru yukarı doğru çan eğrisi şeklinde gidiyor.

İyide bir ruh bir bedene don çıkartır gibi kolayca giriyor ve çıkıyor mu, bu bile çok yanlış bir düşünce.
Tekamülde bu noktada zaten aldatmacadan başka bir şey değil.


Diyebilmek için işte beden-ruh söylemi uyduruluyor ve ruh anahtar haline geitirliyor (tümüde kurgu)..
Dinlerin ilginç tarafı her şeyi kapsaması.!
O yüzden ruhta arada kaynayıp gidiyor, bunda yapacak bir şey yok.


İzlediğim filmler, yaşadığım olaylar, okuduğum kitaplar(masalından, romanına) başkalarından dinlediğim anılar, hayallerim, ürettiğim sahte kahramanlar, dinlediğim anılar, okuduğum haberler, konu olan kişiler, yaptıkalrı, ettikleri..... bilinç altımda bir çöplük gibi duruyor, girerseniz her türden hayata gark olmak mümkün(bir film sahnesi gibi)..
Kesinlikle öyle.
Burada "unutkanlıkta" ayrı bir rol oynuyor.

Bir kitapta okumuştum "bilinç altınız sizin aptal ve sadık kölenizdir, her şeyi biriktirir" diye.

Neva
16-10-2014, 06:25
Bilâkis ben kâinatta reenkarnasyona ihtimal veren örnekler olduğu düşüncesindeyim.

Gezegenimizde örneğin kendini tekrar edip duran döngüler var: mevsimler, gece ve gündüz, iklimsel olaylar (örneğin havadaki nemin yağmur olarak düşmesi, sonra tekrar buharlaşıp havayı neme doyurması sonra tekrar düşmesi vs.), enerjinin sürekli bir formdan başka bir forma dönüşüp durması vb...

.

Elbette bu donguler var, ama onlarca da topraga ekilmis insan var tarih akisi icinde.
Mumkun olsaydi, bugune degin, topluluklar halinde gostergeler olurdu. Ki cok az bu.Ruh bahsi ile isler yuruyor sadece ama bir sey yok ortada.

Ha bir de son zamanlarda cokca kullanilan, "ruh ikizi" soylemi.

Felâsife
16-10-2014, 13:54
Ha bir de son zamanlarda cokca kullanilan, "ruh ikizi" soylemi.

Ruh konularında kafa patlatan biri olarak, ruh ikizi kavramı banada tuhaf gelmektedir, bunun kendi içinde bir tabanı var diyemem.
Tamam RUH kavramının kendinin pek çok kişi için bir tabanı yoktur ama bu yol yolcuları için, en azından kendi adıma söylersem bile ruh ikizi imkansız bir kavramdır.

Sanırım ortada yanlış bir kullanım vardır, ruh ikizi değilde, ruh eşi dense bunu anlarım bunun olabilirliği vardır.
Ruh ve Nefs bunlar bir birlerine zıttırlar, aynı zamanda eş'tirler ama ikiz değildirler.

Neva
16-10-2014, 14:08
Ruh konularında kafa patlatan biri olarak, ruh ikizi kavramı banada tuhaf gelmektedir, bunun kendi içinde bir tabanı var diyemem.
Tamam RUH kavramının kendinin pek çok kişi için bir tabanı yoktur ama bu yol yolcuları için, en azından kendi adıma söylersem bile ruh ikizi imkansız bir kavramdır.

Sanırım ortada yanlış bir kullanım vardır, ruh ikizi değilde, ruh eşi dense bunu anlarım bunun olabilirliği vardır.
Ruh ve Nefs bunlar bir birlerine zıttırlar, aynı zamanda eş'tirler ama ikiz değildirler.

Sevgili Felasife,
Hayir merak ediyorum, acaba bunlarin bir de uvey'i, oz'u filan var mi?

Felâsife
16-10-2014, 14:25
Sevgili Felasife,
Hayir merak ediyorum, acaba bunlarin bir de uvey'i, oz'u filan var mi?

Eheh, öz öz. :D

Şaka bir yana insanoğlu iyilik ve kötülüğü bünyesinde bulundurabilen bir canlı olduğu için, öz üvey olayı farklılaşabilir.

Yani kendi özünü unutan insan, canavarlaşabilir...

veya yalnızlaştıkça insan kendini üvey olarak görebilir...

veya zaten mülayim olan yapısı iyice mülayimleşebilir...
...

Aslında sorduğunuz soru oldukça zor bir soru, belki daha fazla detayla daha net olunabilir ama cevap her zaman mümkün olmayabilir.