Orijinalini görmek için tıklayınız : Siyâsi zekâ özürlüsünden basit/sıradan bir soru.
Vefik Sami
14-03-2014, 12:28
İlk mektepten itibâren hiç başaramadığım dersler, matematik ve fen grubu dersleri idi. Bu derslerdeki başarısızlık düzeyim o denli yerlerde sürünürdü ki, öğretmenlerim ve arkadaşlarımın müstehzi tavırlarına muhatap olurdum.
Alay edilmek ve aşağılanmak son derece rahatsız edici.
Fakat bizim toplumun en temel gerçeklerinde birisi de bu maalesef. Bireyler; hasebelkader sâhip olduğu bilgiyi üretme ve paylaşma amacıyla değil, ego tatmıni bağlamında "silah" olarak kullandıkları için, aklı başında/medeni ülkeler, bu mantaliteye sâhip yerlerden "hepsi de okumuş çocuk" ithâl ederken, son derece dikkatli/seçici davranırlar. Aradıkları ölçülere uyan tek-tük bilim adamını afişe etmez, göz önünde tutmazlar. Medya maymunu attikleri tipler, onlar için sıradan bir palyaçodur. Geri kalmış toplumlarda "Gördünüz mü ? İçimizden biri okumuş da Amerikalılara tıp dersi veriyor." kanâati oluşturmak ve bizleri " kifâyetsiz müsterih" edâsıyla sürekli "uyku" modunda tutmak için.
Ha, ne diyordum ?
Sadece matematik özürlü değil, aynı zamanda siyaset bilmi özürlüsüyüm de. Fakat gariptir; kişilerin ahlâki ve sosylal tavırları ile ilgili beklentilerim hep 2x2=4 şeklinde olmuştur. Halbuki, insan davranışları ve sosyal hâdiseler asla bu şekilde formüle edilemezler. Çünki; bunlarda matematik kesinlik olamaz.
İşte bütün bunlardan mütevellit; zihnimi meşgûl eden şu suale bir türlü cevap bulamıyorum.
Yerel seçimlere çok az bir zaman kalmış ve iktidar partisine bu seçimler nedeniyle meşru zeminde bir uyarı mesajı verme imkânı kapımıza dayanmışken, şiddeti/dozajı ayarsız bu gösteriler ve dahi ölümler neden ?
Türkiye'de gerçek ve meşru bir demokrasi mevcut mu?
Türkiye'deki tüm çevreler devletin meşru olduğunu düşünüyor mu?
Türkiye'de birileri sanal bir normallik durumu içinde yaşarken bazı bölgelerde de durum böyle mi?
Cumhuriyet'in kurulmasıyla birlikte büyük hak gaspına uğradığını düşünen oldukça büyük azınlık grupları mevcut.
Çok partili sürece girilmesini müteakip 50'lerden başlayarak açıkça gayrimüslim ve kürt düşmanlığı devlet eliyle körükleniyor.
Şimdilerde Türkiye'nin batısında görece demokratik, laik ve sosyal bir devlet varmış gibi görünüyor. O da 80'lerin ortalarından sonra Özal eliyle getirilen ABD medeniyetinin posası.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Türkiye sınırları içinde kalan tüm bu kara parçasının kendi tanımladığı tek halk tipine ait olduğunu, bu halk tipine uymayan tüm çıkıntıların törpülenmesi gerektiği gibi çağ dışı, insanlık dışı bir argümanı davranış biçimi olarak benimsemiş durumda.
Bu anlayışa göre bu topraklarda yaşayan halklar, dinler, cemaatler, etnik kimlikler kesinlikle bir üst kimlik, din ve devlet olan Türk adı altında soyutlanmalıdır. Bu üst kimliğin tanımı ise öylesine muğlak ki.
Etnik mi? Kültürel mi? Dini-etnik mi? Coğrafi bir kimlik mi belli değil.
Cumhuriyet kurulalı beri sürekli değişen bir üst kimlik tanımı mevcut.
Tabi bu sahte üst kimlik alçaklığının çilesini çeken insanlar bunun ne demek olduğunu gayet iyi biliyorlar...
---
Erdoğan ve bazı muhalefet partileri, bildiğin sokak savaşlarının bir netice getireceğini düşünüyor. (Şaşırtıcı bir biçimde Devlet Bahçeli değil.)
Erdoğan polis gücüyle, muhalefet + (cemaat) + (İP, TKP, vs..) ise halk gücüyle güç devşirmeye çalışıyor.
Erdoğan, çok uzun zamandan beri devletin meşru savunma gücü olan polis kuvvetini kendisi ve ekibi için bir araca dönüştürmeyi başardı.
Gelelim neticeye.
Birey nezdinde; devletin, polisin, hükümetin, sandığın, varolduğu söylenen demokrasinin ne kadar meşruiyeti kalmıştır?
Bir önceki bölümde hali hazırda hakkı gaspedilmiş azınlıklar, gruplar için devletin meşruiyeti var mıdır?
Devletin meşruiyeti kimin için var?
Devletin meşruiyet nedir?
Biz, bir takım tabu kalıplarla, öğrenilmişliklerle, propagandalarla kendimizi sınırlandırarak aslında kendi akıl zincirlerimize sahibiz.
Bir üst aklın, devletin, büyüklerin, bürokrasinin sesini dinlemeyi uzun süre önce bırakmış kimseler için polise silahla karşılık vermenin yadırganacak bir tarafı var mıdır?
Ve asıl mesele; bu insanları yaratan şey ne? Bunun cevabını pek çok kişi biliyor, ama doğru cevabı verebilmek sağlam irade gerektirir.
Vefik Sami
14-03-2014, 17:01
Mesajınızı dikkat ve titizlikle okudum. Milli mücâdelenin başından itibaren, Anayasaya laiklik ilkesinin konulduğu 1937 yılına kadar, bizde gerçekleşen devrimlerin hiç biri toplumsal tabana - Burjuvazi, aristokratlar, ruhbanlar, işçiler vs. - dayanmamıştır. Hâlen de bu 'taban' sıkıntısı devam etmektedir. İsterseniz sıraladığınız argümanları madde madde müzâkere edebiliriz. Ama çok daha önce benim soruma temel teşkil eden şu tespitiniz üzerinden gidelim.
Bir üst aklın, devletin, büyüklerin, bürokrasinin sesini dinlemeyi uzun süre önce bırakmış kimseler için polise silahla karşılık vermenin yadırganacak bir tarafı var mıdır?
Bu tespitinizden hareketle, artık Türkiyede azımsanamayacak bir kitlenin, "seçim sandığı" ile hak aramanın mümnkün olmadığını anladığını mı varsayalım ? Ben böyle düşünmüyorum. Bir şekilde AKEPE iktidardan uzaklaşsa dahi ortam "Yorgan gitti kavga bitti" muhabbetine dönecek. Muhalefet iktidar olduğunda birşeyler değişmeyecek "Hamam" aynı kalırken "tellâk"lar 'nöbet' değişimi yapacaklar.
Neden bu sonuca ulaştığımı somut gerekçelerle size epey tafsilâtlı şekilde anlatabilirim. Ama şimdilik tek örnekle yetinmeyi kâfi görmekteyim.
Şu an İktidara aday görünen üç partinin, sloganlarının temelinin ne olduğunu sanırım herkes bilir. Üstelik bu sloganlar şu sıralarda ses amplifikatörlerinin gücü son seviyeye kadar zorlanarak, muazzam bir gürültü kirliliği eşliğinde tekrarlanıp duruyor.
AKEPE= Kazak kahramanlık destanının (Ç)alıntı müziğiyle;
Recep Tayyip ERDOOOOĞĞANNNN....
CEHAPE= KILIÇDAROĞLUUUUUU, KILIÇDAROĞLUUUUUUUUUUU...
MEHAPE: Devletin başına DEVLET gelecek.
*
Her kim kişileri ilahlaştırıp/putlaştırıp siyâseten kutsayarak, onların arkasında "tam siper" vaziyette siyâset yapıyorsa, muhakkak sûrette bir menfaat peşinde koşmaktatdır. Hiç kimse, ilkeler arkasına saklanarak kendisini meşrulaştırıp, pisliklerini gizleyemez. Çünki, ilkeler şeffatır. Bu nedenle Gâzi Paşa çevresini saran eyyamcı/dalkavuk tayfaya "Ben yapmadım, Millet yaptı" der. O nedenle Gâzi Paşa, kurduğu CHP'ye ve insanımıza altı adet ilke ile yön gösterir. Ama maalesef kendisinden sonra "Arpalık" peşinde koşanlar, O'nu kutsayıp/ilahlaştırırken, ilkeler "önemsiz" duruma düşürülmüştür.
"Allah-peygamber" arkasından siyaset yapanlar da, Gâzi Paşa'nın arkasında "tam siper" siyâset yapanlar da insanlarımızı kandırmakta, hemen hepsi menfaat peşinde koşmaktadır.
İnsanımız, evvelâ bu durumu algılamalı, içselleştirmeli.
O zaman ortaya konulan tepkilerden "biri"lerinin siyâseten nemalanması engellenmiş, o "tepki"ler amacı doğrultusunda sergilenmiş/gerçekleşmiş olur.
Aklın yolu birdir.
Anima Libera
15-03-2014, 10:44
'AKP, CHP bahane, Mustafa Kemal şahane.' Yorumunuz bu yola çıkarak onu ilahlaştırmaya katkı da bulunuyor. 'Eskiler iyidi, bugünler kötü' ideolojisi Türkiye'de yaygın olan bir başka patoloji. Mustafa Kemal'i stilize etmenin, şişirmenin bir başka yoludur. CHP kendi tabanını bununla dönüştürdü. Kendi folklörünü yarattı. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.
Vefik Sami
15-03-2014, 11:38
'AKP, CHP bahane, Mustafa Kemal şahane.' Yorumunuz bu yola çıkarak onu ilahlaştırmaya katkı da bulunuyor. 'Eskiler iyidi, bugünler kötü' ideolojisi Türkiye'de yaygın olan bir başka patoloji. Mustafa Kemal'i stilize etmenin, şişirmenin bir başka yoludur. CHP kendi tabanını bununla dönüştürdü. Kendi folklörünü yarattı. Kendileri çalıp kendileri oynuyorlar.
Menfaatler uğruna kişileri siyaseten kutsama/ilahlaştırmanın yanlışlığını mesaj boyunca vurgulamışken, bu şekilde çamur artman sendeki "maraz"ı gösteriyor. Gazi Paşa'nın şişirlemeye ihtiyacı yoktur. Yazdıklarımı böyle anlayıp yorumlayanlar için atalarımız "Böyle bir cehâlet ancak tedris ile mümkündür" demiş.
İlginç bir örnek oluşturuyorsun.
Milli mücadelenin önderi olmuş bir kahramanı sadece bir siyâsi parti ile kamufle edip servis etme gayretleri sendeki aptallık ve nankörlüğün tavan yaptığını göstermekte. Mustafa Kemâl'in bilinmek için CEHAPE'ye ihtiyacı yoktur. Fakat sağcısı-solcusu tüm siyasi partiler - birkaçı müstesnâ - O'nun adını kullanarak kimleri de kutsayarak siyaset yapmaya çabalamaktalar. Bunun yanlışlığını, lider fetişizminin sakatlığını kıt akıllılara anlatabilmem için daha kaç sayfa yazmam gerekiyor ?
Bir daha eleştiri yaparken yazdıklarına dikkat et.
Bin düşün, bir yaz.
Ezberi üzerinden geyik muhabbeti yaparak ego şişirenlerin at oynattığı paparazzi forumlarındaki muhataplarına benzemem ben.
Anima Libera
15-03-2014, 17:40
Kemalist güruhun bir başka patolojisi: küfür ve hakareti harmanlayarak cevap verdiğini sanmak.
Eğer kıçınla değil gözlerinle okursan görürsün ki ben mesajımda Mustafa Kemal'i değil, onu 'onu işlerine alet ettiler' diyen eski-yeni CHP kitlesinden bahsediyorum.
CHP'yi kim kurdu? Kim 'tek adam' olup hükmetti? CHP en çok kiminle özdeşleştiriliyor?
'Gazi Paşanın şişirilmeye ihtiyacı yoktur' demek nedir? Onun zaten büyük biri olduğuna işaret eder. Buna gözü dönmüş sapıklar gibi tepki vermen de 'Gazi Paşa' kültüne olan eleştirilerine tahammül edememendendir.
Başbakan hayranlığı eleştirilirken, Kemal hayranlığı neden çok ama çok farklı bir şey olsun? Kendini bu konuda daha 'ileride' görmen çok trajikomik.
Sizi kemalist palyaçolar sizi...
Vefik Sami
15-03-2014, 19:40
Gâyet dikkatli ve titiz bir üslupla yazılmış mesajı dahi anlamazlıktan gelerek "Mustafa Kemal'i ilahlaştırdığım" ı iddia etmenle son derece aptal biri olduğunu ıspat ediyorsun. Değilsen eğer; aslâ yazmadığım/söylemediğim şeyleri bana izafe ederek saldırman, sendeki kaşıntının dozunu göstermekte. Üstelik yazmak, cevap vermek bir tarafa, ağzınla gerini karıştırıp ortaya pislemişsin. AKEPE beslemelerinin, çanak yalamaktan fırsat buldukça Kemâlistlere havlaması şaşılası bir durum değil. Senin "Ustan" da bir ara ağzında bi çuval salya ile "iki ayyaş" diyerek havlamıştı.
Değme dansözlere taş çıkartacak biçimde kıvırıp, göbek-kalça figürleri sergiliyorsun.
'AKP, CHP bahane, Mustafa Kemal şahane.' Yorumunuz bu yola çıkarak onu ilahlaştırmaya katkı da bulunuyor.
Bu cümle sana ait değil mi ?
Ben, gözlerimle okuyup, aklımla idrak ediyorum da, senin nerenle anlayıp yazdığın meçhûl. Mustafa Kemâl'in vefatı sonrası CHP kemalist çizgiden sapmış, memleketi İngilterenin güdümüne sokmuştur. II . Cihan harbi sonrası İngilizler savaşın ağır faturasını bahane ederek Türkiyeyi ABD güdümüne havâle ettiler. Sonrası da mâlûm.
Senin yakın tarihe dâir bilgin olmadığı ortada.
Biraz tarih oku.
Kim ne yapmış çalış, dersini et ezber
Sâdece "tek adam" yaftasıyla bir yere varamazsın.
Mustafa Kemâl'i sevmeyebilirsin. Sevmek zorunda değilsin. Fakat O'nunla ilgili olarak bir münakaşa sürdürmek istiyorsan ortaya argümanlarını koy, tartışalım. Bu şekil suya-sabuna dokunmayan, itham ve iftiradan maadâ bir özeliği olmayan hezeyanlarınla anca geyik muhabbeti olur. Ortada kıvrak göbek-kalça figürleriyle raks edip binbir naz-cilve yaptıktan sonra, çalının ardına saklanırsan hak ettiğin cevabı alırsın.
Adam gibi cevap bekliyorsan, evvelâ adam gibi yazmayı öğreneceksin.
Anima Libera
17-03-2014, 19:56
İşte senin saydıklarının hepsi resmi tarihin Atatürk'ü parlatmak için kurguladığı şeylerdir. Atatürk'ü parlatmak için de İnönü'nün siyasi çizgisini tamamen farklı yorumlarlar ki ortaya 'Kemalizm' sapması diye bir tez çıksın.
İki-üç cümle ezberlemişsin, arasına 'İngilizler', 'Amerikanlar' gibi ne kastedildiği belli olmayan genellemeler ekleyip burada kıvırıyorsun. İnsan bu kadar pişkin olur mu ya? Söz konusu Atatürk olunca bunların hayvansal içgüdüsü tavan yapıyor.
Tarih kitaplardan değil kaynaklardan öğrenilir. Eğer bunu bilmeyip burada şaklabanlık yapmaya devam edersen yakında siyasi zeka özürlülüğünün yanına bir de tarih özürlülüğü eklenir.
Arkadaslar, iletileri sahsiyete dokmeden, fikirlerinizi yazmak bu kadar zor mu? Elestirmek, forumun sihhati yonunden olmazsa olmazlarindandir, konulari sahsiyete cevirmenin ise, kimseye bir yarari olmayacagini bildiginizi zannediyorum.
Vefik Sami
17-03-2014, 21:20
İşte senin saydıklarının hepsi resmi tarihin Atatürk'ü parlatmak için kurguladığı şeylerdir. Atatürk'ü parlatmak için de İnönü'nün siyasi çizgisini tamamen farklı yorumlarlar ki ortaya 'Kemalizm' sapması diye bir tez çıksın.
İki-üç cümle ezberlemişsin, arasına 'İngilizler', 'Amerikanlar' gibi ne kastedildiği belli olmayan genellemeler ekleyip burada kıvırıyorsun. İnsan bu kadar pişkin olur mu ya? Söz konusu Atatürk olunca bunların hayvansal içgüdüsü tavan yapıyor.
Tarih kitaplardan değil kaynaklardan öğrenilir. Eğer bunu bilmeyip burada şaklabanlık yapmaya devam edersen yakında siyasi zeka özürlülüğünün yanına bir de tarih özürlülüğü eklenir.
Tarihle ilgili tek kelam etmeden, "Tarih dersi" vermeye cür'et edecek kadar ebleh birisin. Üstelik bir de "hayvan" göndermesi yapmışsın.
Ben sana hayvan diyemiyeceğim.
Çünki; geçmiş-gelecek tüm hayvanata ve dahi nebâtâta hakâret olur.
Onlar bu denli aşağılanmayı hak etmiyorlar.
Foruma astığın mesajlardan birkaçını inceledim.
Hepsinde aynı samimiyetsiz ve düzeysiz tavır görülüyor.
Konuya ucundan-kıyısından müdâhil oluyormuş gib yapıp muhatabına "bel altı" vuruyorsun.
E, beslemenin birinci vazifesi de, önüne gelene havlamaktır.
Sen de kendine yakışanı yapıyorsun.
Sn. vartor'un uyarısını dikkate alarak, adam gibi yazmadığın müddetçe artık seni muhatap almayacağım.
Nokta.
Anima Libera
18-03-2014, 00:38
Tarih dersini ilk kim vermeye kalkmış? Okusana biraz. Kulaktan dolma bilgilerle iki-üç cümle resmi tarih ezberleyip göbek atmaya kalkan da sensin, üzerine yüzsüz yüzsüz saldıran da.
Vartor'un kelimelerini ciddiye al. 'Atatürk' dediğim zaman sapıttın, kendinden geçtin. Yazık sana.