PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Hipokondriak!!?


Yaltrack
24-03-2014, 02:18
Evet, hipokondriak, bahsettiğim şey Zakkumun güzel tınısı değil, son 1 ayda içine düştüğüm ve düşmanıma bile dilemediğim içinden çıkılması, amerikanın ırak'tan çıkmasından daha zor bir hastalık..

İnançlı biri iken tanıştığım,herbir ateiste sözüm ona haddini bildirmek amacıyla üye olduğum bu site.. Uzatmadan, gördümki adamların haklı sebepleri var, derken hakvermeye, derken başta eleştirdiğim kızdığım adamlarla aynı düşüncede olmaya başladım.. Ve sonunda bende kendimi bir ateist gibi hissetmeye, rahat, beynimdeki baskı ve bağlılık duygusunu yenmeye ve kuş gibi hafiflemeye başladım...

Ama bu çok uzun sürmedi..(Rahatlığım) son bir yıldır, ateizmi benimsemişken, birden ölüm ile ilgili araştırmalar, korku ve düşünceler sardı beni.. Ve bu ölüm korkusunu hergün ölürcesine yaşamaya başladım, ama istisnasız hergün.. Ama ama bir sorun vardı, ben ölümü ilk kez duymuyorum ki.. Çok geçmeden anladım ki, ben ölmekten değil, yok olmaktan korkuyorum... Herşey bundan sonra başladı.. Önce yıllarca eşeklik edip( evli olduğum halde), cinsel birlikteliklerim aklıma geldi.. Ya AİDS olduysam? Ölümüm aidstenmi olacak, hiç bir belirti yokken gittim HIV testi oldum, negatif.. İnanmadım kesin bende HIV olmalıydı.. Sonra tekrar tekrar tekrar derken 9 kez elisa testi oldum sonuç negatifti...benli bu yaşa kadar kan aldırmamış, iğneden delicesine korkan ben..
Doktorlarla kavga ediyordum, yanlış bakıyorsunuz diye.. Neyse onu atlattım, bir yakınım kanserden ölmüştü, onu düşünmeye başladım, daha 39 yaşında ölmüştü mide kanseriydi.. Şimdi neredeydi, yokmu olmuştu yani.. Bu beni deli ediyordu, sonra dayımın kızıydı bendede mide kanseri olabilirdi, hem belirtide vermiyordu bu sinsi hastalık, endoskopi olmalıydım, hatta kolonpskopi, hem gittikçe zayıflıyordum çökmüş ve bitkindim, işimi kaybetmek üzereydim, ama bu umrumda değildi... Kafamda bir şey olacak ben öleceğim ve yok olacağım.. Bu arada bende HIV yoksa HPV ( diğer cinsel yolla bulaşan hastalık) kesin olmalıydı düşünceside hala var.. Tabi bu arada, google amca elimden hiç düşmüyor araştırıyorum.. ve bu HPV virüsünün sünnetli erkeklerde bulaşının %40-50 oranında daha az riskli olduğunu öğreniyorum prof. lardan..

Sadede gelelim, ben bunlarla boğuşurken hastanelerde kendimi, doktorların yönlendirmesi ile psikiatride buluyorum.. Dr. Hanım bana HİPOKONDRİAK teşhisi koyuyor...

Şimdi bu durum, teist olmaktan yada ateist olmaktan daha zor bir durum..bunu çok iyi anlıyorum... Şimdi mi daha iyiyim, inanç durumum mu? Sormayın bende bilmiyorum...bilemiyorum....tek isteğim, bir tanrının olması.. ve yok olmamak..

evrensel-insan
24-03-2014, 02:31
Evet, hipokondriak, bahsettiğim şey Zakkumun güzel tınısı değil, son 1 ayda içine düştüğüm ve düşmanıma bile dilemediğim içinden çıkılması, amerikanın ırak'tan çıkmasından daha zor bir hastalık..

İnançlı biri iken tanıştığım,herbir ateiste sözüm ona haddini bildirmek amacıyla üye olduğum bu site.. Uzatmadan, gördümki adamların haklı sebepleri var, derken hakvermeye, derken başta eleştirdiğim kızdığım adamlarla aynı düşüncede olmaya başladım.. Ve sonunda bende kendimi bir ateist gibi hissetmeye, rahat, beynimdeki baskı ve bağlılık duygusunu yenmeye ve kuş gibi hafiflemeye başladım...

Ama bu çok uzun sürmedi..(Rahatlığım) son bir yıldır, ateizmi benimsemişken, birden ölüm ile ilgili araştırmalar, korku ve düşünceler sardı beni.. Ve bu ölüm korkusunu hergün ölürcesine yaşamaya başladım, ama istisnasız hergün.. Ama ama bir sorun vardı, ben ölümü ilk kez duymuyorum ki.. Çok geçmeden anladım ki, ben ölmekten değil, yok olmaktan korkuyor.. Herşey bundan sonra başladı.. Önce yıllarca eşeklik edip( evli olduğum halde), cinsel birlikteliklerim aklıma geldi.. Ya AİDS olduysam? Ölümüm aidstenmi olacak, hiç bir belirti yokken gittim HIV testi oldum, negatif.. İnanmadım kesin bende HIV olmalıydı.. Sonra tekrar tekrar tekrar derken 9 kez elisa testi oldum sonuç negatifti...benli bu yaşa kadar kan aldırmamış, iğneden delicesine korkan ben..
Doktorlarla kavga ediyordum, yanlış bakıyorsunuz diye.. Neyse onu atlattım, bir yakınım kanserden ölmüştü, onu düşünmeye başladım, daha 39 yaşında ölmüştü mide kanseriydi.. Şimdi neredeydi, yokmu olmuştu yani.. Bu beni deli ediyordu, sonra dayımın kızıydı bendede mide kanseri olabilirdi, hem belirtide vermiyordu bu sinsi hastalık, endoskopi olmalıydım, hatta kolonpskopi, hem gittikçe zayıflıyordum çökmüş ve bitkindim, işimi kaybetmek üzereydim, ama bu umrumda değildi... Kafamda bir şey olacak ben öleceğim ve yok olacağım.. Bu arada bende HIV yoksa HPV ( diğer cinsel yolla bulaşan hastalık) kesin olmalıydı düşünceside hala var.. Tabi bu arada, google amca elimden hiç düşmüyor araştırıyorum.. ve bu HPV virüsünün sünnetli erkeklerde bulaşının %40-50 oranında daha az riskli olduğunu öğreniyorum prof. lardan..

Sadede gelelim, ben bunlarla boğuşurken hastanelerde kendimi, doktorların yönlendirmesi ile psikiatride buluyorum.. Dr. Hanım bana HİPOKONDRİAK teşhisi koyuyor...

Şimdi bu durum, teist olmaktan yada ateist olmaktan daha zor bir durum..bunu çok iyi anlıyorum... Şimdi mi daha iyiyim, inanç durumum mu? Sormayın bende bilmiyorum...bilemiyorum....tek isteğim, bir tanrının olması.. ve yok olmamak..

Oncelik ile gecmis olsun.

Nihilizmin en buyuk tehlikesi "bosluga dusme" korkusu ve evhamidir.

Iste bu bosluga dusme, herhangibir iman edilen ve teslim olunan degerden beynin ayrilmasi ile ortaya cikar.

Burada onemli olan bunun bilincli olarak yapilmasi yani devrimci sorgulamadir, eger bu bilincalti olarak yapilmis ve beyin bunun farkinda degilse, zaten kisinin "bosluga dusmesi" de bu nedendendir.

Olum ya da yok olma korkusu da ayni bosluga dusmenin bir parcasidir.

Burada onemli olan dusulen boslugu BILIMSEL BILISSEL VE BILGISEL olarak doldurabilmek ve bu korkularin temelinin de bunlarin noksanligi oldugunu algilayabilmektir.

Cun ku bu basarilamazsa, beyin maglup olur ve onca bilinclenme cabasi bosa gider.

Yani senin son cumlende belirttigin "istegin"

Birincisi sen yasamini yitirdikten sonra, YOK OLMAYACAKSIN.

Ikincisi olmek demek, "yasayan mustakil varligin mustakilliginin bozulmasi" demektir.

Ucuncusu, hic bir mustakil var olan varlik; kendi olmesini yasayamasz ve bu nedenden mustakil var olan varlik icin, BIR TEK YASAM VARDIR.

Iste burada onemli olan da bu yasamin, bu mustakil varlik tarafindan yasanmasi; yani BASKALARININ YONLENDIRMESI ILE YASANILMAMASIDIR.

Eger seni bir tanrinin olmasi rahat ettirecekse, aklinin inancina uygun bir tanri kendine dogrulayabilirsin.

Burada onemli olan TEIZMDEKI GIBI BU TANRIYA KENDINI KUL YAPMAMAN.

Kisaca YASAMINA MUDAHELE ETMEYEN BIR DEIST TANRININ, HIC BIR ZARARI YOK. :)

Cunku bosa dusmenin getirdigi her turlu sosyo-psikolojik sorun; FIZIKSEL DEGIL, ZIHINSELDIR.

evrensel-insan
24-03-2014, 02:42
Hipokondriyak nedir?

Hipokondriya; hasta olduğuna inanma, hastalık hastalığı. Hekimler, herhangi bir hastalığa sahip insanların %50'sinde hipokondriya semptomlarının bulunduğunu tespit etmişlerdir. Hipokondriya oldukça yaygın bir hastalık olmasının yanı sıra bireyde sıkça diğer hastalıklarla eş zamanlı olarak da görülebilmektedir. Genellikle 20 yaşlarında başlar ve yaş ilerledikçe semptomların görülme sıklığı artar. Hipokondriya, Obsesif kompulsif bozukluk un bir türevi olduğu düşünülmektedir.

Hipokondriyak, hastalık hastası anlamına gelmektedir. Psikoloji'de hipokondriyazis olarak bilinen bu durum aslında bir psikolojik rahatsızlıktır

Hipokondriyak yada hipokondriyazis; Kişinin vücut semptomlarını yanlış yorumlamasına bağlı olarak ciddi bir hastalığı olacağı korkusunu ya da ciddi bir hastalığı olduğu düşüncesini taşıyıp sürtekli tedirgin olması durumu.

Hipokondriyak belrtileri nelerdir?

1- Bedensel meşguliyet,

2- Hasta olmadığına dair güvence verilmesine rağmen hasta olduğuna inanmak,

3- Hastalık fobisi


Kisaca "saglik korkusu/fobisi ve saglik endisesi" dir. Yani olmayan bir hastaligi varmis gibi kabullenmek.

Yok olma korkusu, bir hastalik degil; bir varsayimdir.

Aslinda var sayilmasi gereken ise yasamdir.

Hastaligin ise yok olmak ile degil, saglik ile bagi vardir.

Yani HASTALIK VARSA TEDAVI, HASTALIK YOKSA SAGLIK VARDIR.

Yaltrack
24-03-2014, 03:14
Sayın evrensel-insan; öncelikle ilgilenip cevap yazdığınız ve geçmiş olsun dileğiniz için teşekkürler.. Her iki cevabınızıda dikkatle okudum.. Özellijle ilk cevabınızı.. Çok haklısınız.. Ama işte sizinde dediğiniz gibi bu bir hastalık, sonuçta sadece inançlı insanlarda bu hastalığa yakalanıyor.. Ama benim bu hastalığa yakalanma öyküm yok olma korkusu ile başladı.. fark bu sadece..

Kaldı ki doktor bu hastalığın, son safhalarına geldiğimi, hatta en az 20 gün rapor vermeyi düşündüğünü, geri dönüşü olmayan depresyona girmeye başladığımı dahi söyledi.. Ben yazımı kısalttım daha neler neler, mesela gecenin 3 ünde uykudan kalkıp, Kazım Koyuncuyu araştırıp, kendime sigaradan dolayı Akciğer kanseri teşhisi koyup, ankara'da özel ve devlet olmak üzere, toplam, 6 inanmayıp İstanbul'da 4 hastanede akciğer grafisi çektirip solunum fonksiyon testi olup hepsinin temiz olmasına rağmen neden balgam ve Akciğer tomoğrfsi yapmıyorsunuz diye kızan adamım:) çünkü bu öyle bir hastalık ki doktora bile inanmıyorsun..

Yok olmak duygusu bende bu kadar fazla etki yaptığı için belkide bu hastalık baş gösterdi.. Elbette belki ben duygusal olarak güçsüz yada naif birisi olmamdan kaynaklanıyordur... Sonuçta, kanser bile her insanda aynı etkiyi yapmıyor.. Bağışıklık sistemine göre aynı virüs kimisinde vucıt tarafından yok edilirken, kimisinde güçsüz olduğu için kansere dönüşüyor... Buda tam olarak bçyşe birşey.. düşünmesi bile irrrite ediyor insnı....

evrensel-insan
24-03-2014, 03:28
Sayın evrensel-insan; öncelikle ilgilenip cevap yazdığınız ve geçmiş olsun dileğiniz için teşekkürler.. Her iki cevabınızıda dikkatle okudum.. Özellijle ilk cevabınızı.. Çok haklısınız.. Ama işte sizinde dediğiniz gibi bu bir hastalık, sonuçta sadece inançlı insanlarda bu hastalığa yakalanıyor.. Ama benim bu hastalığa yakalanma öyküm yok olma korkusu ile başladı.. fark bu sadece..

Kaldı ki doktor bu hastalığın, son safhalarına geldiğimi, hatta en az 20 gün rapor vermeyi düşündüğünü, geri dönüşü olmayan depresyona girmeye başladığımı dahi söyledi.. Ben yazımı kısalttım daha neler neler, mesela gecenin 3 ünde uykudan kalkıp, Kazım Koyuncuyu araştırıp, kendime sigaradan dolayı Akciğer kanseri teşhisi koyup, ankara'da özel ve devlet olmak üzere, toplam, 6 inanmayıp İstanbul'da 4 hastanede akciğer grafisi çektirip solunum fonksiyon testi olup hepsinin temiz olmasına rağmen neden balgam ve Akciğer tomoğrfsi yapmıyorsunuz diye kızan adamım:) çünkü bu öyle bir hastalık ki doktora bile inanmıyorsun..

Yok olmak duygusu bende bu kadar fazla etki yaptığı için belkide bu hastalık baş gösterdi.. Elbette belki ben duygusal olarak güçsüz yada naif birisi olmamdan kaynaklanıyordur... Sonuçta, kanser bile her insanda aynı etkiyi yapmıyor.. Bağışıklık sistemine göre aynı virüs kimisinde vucıt tarafından yok edilirken, kimisinde güçsüz olduğu için kansere dönüşüyor... Buda tam olarak bçyşe birşey.. düşünmesi bile irrrite ediyor insnı....

Istersen bir de tam tersini yapmaya calis. Yani ve mesela gercekten bir olumcul hastaliga sahip bir kisinin, nasil yasama tutundugunu ve verdigi mucadeleyi empati olarak algilamaya calis.

Peki, eger sen diyelim kendini bir tanriya tekrar inandirdiginda, yok olma korkun gececek mi?

Ya da nasil gececegini dusunuyorsun?

Ya da soyle sorayim, ateist iken neden bir olum korkusu yasamiyordun?

Bu sorulara verecegin yanitlar ile, durumunu daha net algilayacagim.

Yaltrack
24-03-2014, 03:38
Istersen bir de tam tersini yapmaya calis. Yani ve mesela gercekten bir olumcul hastaliga sahip bir kisinin, nasil yasama tutundugunu ve verdigi mucadeleyi empati olarak algilamaya calis.

Peki, eger sen diyelim kendini bir tanriya tekrar inandirdiginda, yok olma korkun gececek mi?

Ya da nasil gececegini dusunuyorsun?

Ya da soyle sorayim, ateist iken neden bir olum korkusu yasamiyordun?

Bu sorulara verecegin yanitlar ile, durumunu daha net algilayacagim.

Bir tanrıya inandığımda yok olma korkum geçeceğini söyleyebilirim, ancak bu kadar bilinçlendikten sonrada bir tanrıya inanmam çok zor, bunu çok isterdim ama çok zor...

Nasıl geçeceği konusunda hiç bir fikrim yok, sadece doktorun verdiği ilaçlar ile normal bir insana dönüyorum.. Ama ilacımı 10dk geçirsem eskiye dönüyorum:(((

Ateist iken yaşıyorum bu korkuyu, teist iken yaşamıyordum, çünkü bilirsiniz o zaman ölüm hak, allah sonsuz bağışlayan, ve nihayetinde dirileceğiz düşüncesi sayesinde arkam sağlamdı sanırım:) en azından psikolojik olarak bu böyleydi sanırım...

evrensel-insan
24-03-2014, 04:02
Bir tanrıya inandığımda yok olma korkum geçeceğini söyleyebilirim, ancak bu kadar bilinçlendikten sonrada bir tanrıya inanmam çok zor, bunu çok isterdim ama çok zor...

Nasıl geçeceği konusunda hiç bir fikrim yok, sadece doktorun verdiği ilaçlar ile normal bir insana dönüyorum.. Ama ilacımı 10dk geçirsem eskiye dönüyorum:(((

Ateist iken yaşıyorum bu korkuyu, teist iken yaşamıyordum, çünkü bilirsiniz o zaman ölüm hak, allah sonsuz bağışlayan, ve nihayetinde dirileceğiz düşüncesi sayesinde arkam sağlamdı sanırım:) en azından psikolojik olarak bu böyleydi sanırım...

Oncelikle, "Ya da soyle sorayim, ateist iken neden bir olum korkusu yasamiyordun?" sorusundaki "ateist" "teist" olacakti, yanlisyazmisim; ozur dilerim.

Dedigim gibi o zaman tanri olarak deist temelde kendine olan somutlasmis tanrilardan (evren=tanri-panteizm, madde=tanri-hyloteizm) ya da somutlasmamis tanrilardan (aklin kendini inandirdigi) bir tanri edinebilirsin.

Yalniz daha once de belirttigim gibi, bu tanri ile TEIST KULLUK BAGI KURMAN seni sende yok eder. Bu da bireysel bilince ters duser.

Burada senin fiziksel bir hastaligin olmadigi icin, aslinda aldigin ilaclar; sadece seni zihinsel rahatlatan ilaclar. Yalniz unutma bu ilaclarin her turlu yan etkisi, seni senden alma durumundadir.

Yani ilacin sana verdigi telkini sen kendi kendine ZIHNINE HUKMEDEREK verebilirsin.

Teistken, nerden biliyordun; cennete gidecegini? ya cehennem korkusu yok muydu? :)

Hayir, o psikolojik olarak oyle degildi. SORGULAMAYAN BIR IMANDAN DOLAYI OYLE IDI.

Unutmaki bir beynin her turlu bilgilenmesi, bilinclenmesi aslinda onun "SORGULANMAZLARININ RAHATSIZLIGI" demektir.

Senin o zaman boyle bir rahatsizligin yoktu, cunku sorgulaman yoktu.

Bu da aslinda bilincin bilginin beyni ne kadar degistirdiginin bir aciklamasidir.

Her BILGI BIR KORKUYU YENERKEN, YENI BIR KORKUYU DOGURUR.

Korkulardan arinmak ise, BEYNIN BILINCLI BILGILENMESI ile mumkundur.

Beynin bilincalti bilgilenmesi ve bunun verdigi rahatsizlik, korkuyu dogurur.

Iste o yuzden zaten IMAN VE INANC TAM DA BILGI KARSITIDIR.

Inanmaktan bir seyi bilmeye gecmek, beynin en buyuk asamasidir.

melo
24-03-2014, 14:27
Merhaba sevgili Yaltrack ,
Aynı sorunu ilk defa ateist olduğumu kesin olarak kabul ettiğimde bende yaşamıştım.Rüyalar,uyumak vs. hep garip gelmişti o güne kadar ama ölümü hiç düşünmemiştim.Öldükten sonra ne olacağım belliydi ne de olsa.Ateist olunca bir boşluğa düşmüştüm bende yok olacağımı kabul edemiyordum.Çünkü kendime o kadar çok değer veriyordum ki! Hala bu evrenin benim için var olduğu düşüncesindeydim:) Ölümle ilgili bilimsel verileri inceledim o sıralarda sık sık.Kesin bir bilgi yoktu malesef.Ancak ihtimaller vardı,paralel evren varsayımları.Bir sonuç alamamıştım doğal olarak.Hiçlik ise kabul edilemezdi.Nasıl çözdün dersen eğer evreninde aslında varsayımsal bir şekilde oluştuğunu,tasarı ürünü olmadığını anlamamla çözüldü.Okuduğum metni bulamadım buraya koyabilmek için ancak özünde şu vardı; evren rastlantı sonucu gelişir ve içindekilerde o rastlantısallıkla oluşur.Yani şu an bu dünyanın olması,içinde insanların bulunması evlenin oluşumundaki bir milyon ihtimalden sadece bir tanesi.Ancak önemli olan "seçilmiş" bir tanesi olmaması.Pekala başka türlü de gelişebilirdi ve başka gezegenler,içinde o ortama uyum sağlayabilecek başka canlılarda olabilirdi ve muhtemelen onlarda o evrenin kendileri için yaratıldığını düşüneceklerdi.Koca evrende kapladığımız yeri bir düşünsene,bizim bunun içinde önemli bir yere sahip olduğumuzu düşünmemiz kibirimizden olabilir mi?Yok olma korkumuzdan ya da?Yok olsak ne olur? Cehennem varsayımında acı çekmekten daha ılımlı değil mi en azından? Hem doğmadan önce neydik ki?Kendimize evren bazında verdiğimiz değeri aşağı çekersek bu sorun aşılır diye düşünüyorum en azından bende öyle oldu. Hipokondriyak hastalığına gelince,suç ve ceza kitabından çok etkilendiğim için,kitap bittiğindeki bir kaç gün içinde sosyal ortamlarda polislerden kaçarken buldum kendimi.Çok zor bir hastalık olsa gerek uzun vadede umarım en kısa sürede bu sorununun üstesinden gelirsin:)

Yaltrack
24-03-2014, 20:09
Merhaba sevgili Yaltrack ,
Aynı sorunu ilk defa ateist olduğumu kesin olarak kabul ettiğimde bende yaşamıştım.Rüyalar,uyumak vs. hep garip gelmişti o güne kadar ama ölümü hiç düşünmemiştim.Öldükten sonra ne olacağım belliydi ne de olsa.Ateist olunca bir boşluğa düşmüştüm bende yok olacağımı kabul edemiyordum.Çünkü kendime o kadar çok değer veriyordum ki! Hala bu evrenin benim için var olduğu düşüncesindeydim:) Ölümle ilgili bilimsel verileri inceledim o sıralarda sık sık.Kesin bir bilgi yoktu malesef.Ancak ihtimaller vardı,paralel evren varsayımları.Bir sonuç alamamıştım doğal olarak.Hiçlik ise kabul edilemezdi.Nasıl çözdün dersen eğer evreninde aslında varsayımsal bir şekilde oluştuğunu,tasarı ürünü olmadığını anlamamla çözüldü.Okuduğum metni bulamadım buraya koyabilmek için ancak özünde şu vardı; evren rastlantı sonucu gelişir ve içindekilerde o rastlantısallıkla oluşur.Yani şu an bu dünyanın olması,içinde insanların bulunması evlenin oluşumundaki bir milyon ihtimalden sadece bir tanesi.Ancak önemli olan "seçilmiş" bir tanesi olmaması.Pekala başka türlü de gelişebilirdi ve başka gezegenler,içinde o ortama uyum sağlayabilecek başka canlılarda olabilirdi ve muhtemelen onlarda o evrenin kendileri için yaratıldığını düşüneceklerdi.Koca evrende kapladığımız yeri bir düşünsene,bizim bunun içinde önemli bir yere sahip olduğumuzu düşünmemiz kibirimizden olabilir mi?Yok olma korkumuzdan ya da?Yok olsak ne olur? Cehennem varsayımında acı çekmekten daha ılımlı değil mi en azından? Hem doğmadan önce neydik ki?Kendimize evren bazında verdiğimiz değeri aşağı çekersek bu sorun aşılır diye düşünüyorum en azından bende öyle oldu. Hipokondriyak hastalığına gelince,suç ve ceza kitabından çok etkilendiğim için,kitap bittiğindeki bir kaç gün içinde sosyal ortamlarda polislerden kaçarken buldum kendimi.Çok zor bir hastalık olsa gerek uzun vadede umarım en kısa sürede bu sorununun üstesinden gelirsin:)
Merhabalar Sevgili Melo...

Evrensel-insan ve sizin yaklaşımlarınız ve düşünceleriniz için teşekkürler.. Aslında, bu işin özü kabullenmek, kabullenmek ve okumak.. Kabullenmezsem, korktuğum daha erken gelecek başıma:)

Sonuçta geri dönemem, eskiden kalbim beynime hükmederken ( inançlıyken) şimdi beynim kalbime hitap ediyor..

Sağlığım için sağlığımız için "Carpe Diem" felsefesini benimsemem lazım diye düşünüyorum:)

Anı yaşamak daha keyiflidir kanımca...