PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir sorum olacak.


lilalilalila
13-04-2014, 22:37
Ateist bir arkadaşım astral seyahat hakkında şöyle bir şey söyledi:Beyin
(uyurken beyin aktiviyesi altı kat artar. Aynı şekilde bu yüzden ön beyinde yayınlanan beyin dalgaları frekansları normalin

üzerinde olur, ki astral seyehat bu beyin dalgalarının evrenin köşelerinden bize tekrar yansıyan görüntülerini izlemektir.)

sizce bu bilimsel olarak doğru mu yani beyinde göz olmadan görme işlemini sağlayacak dalgalarla görme işlemi sağlayacak yapılar var mı?göz olmadan Dalgalar ile beyne görüntü aktarılabilir mi?

evrensel-insan
13-04-2014, 22:44
Basligi acman gayet guzel olmus.

Baska bilgi ve dusunceler de bu baslikta gelebilir.

Boylece konu daha bir aydinlanir.

uyar
13-04-2014, 22:51
god helmet diye birsey var onu mu diyorsun?

http://www.innerworlds.50megs.com/The_God_Helmet_Debate.htm

lilalilalila
13-04-2014, 22:53
[QUOTE=uyar;516213]god helmet diye birsey var onu mu diyorsun?

http://www.innerworlds.50megs.com/The_God_Helmet_Debate.htm[/Q Bunu okudum ancak pek bir alakası yok gibi gözüküyor sorduğum soruyla.

lilalilalila
13-04-2014, 22:56
Başka yorumu olan var mı?

uyar
13-04-2014, 23:00
[QUOTE=uyar;516213]Bunu okudum ancak pek bir alakası yok gibi gözüküyor sorduğum soruyla.

niye kafaya takip elektrik verince hop isa musa falan gormeye basliyorsun!!

lilalilalila
13-04-2014, 23:04
[QUOTE=lilalilalila;516214]

niye kafaya takip elektrik verince hop isa musa falan gormeye basliyorsun!!

ben elektirik olmadan sormuştum soruyu elektirikle ilgisi yok.

uyar
13-04-2014, 23:31
beyin dalgalari dedigin elektrik zaten

uyar
13-04-2014, 23:35
bircok beyin hastaligi derin beyin stimulasyonu denilen bir yontemle elektrodlar i beyine yerlestirilerek tedavi ediliyor.. fare ve diger hayvan deneylerinin cogunda elektrodlar yine yerlestirilip akim veriliyor.. uykuda alinan dalgalarin hepsi beyinde olusan elektrik algilanmasi.. adi EEG zaten elektroensefalografi...

http://en.wikipedia.org/wiki/Deep_brain_stimulation

lilalilalila
14-04-2014, 00:51
bircok beyin hastaligi derin beyin stimulasyonu denilen bir yontemle elektrodlar i beyine yerlestirilerek tedavi ediliyor.. fare ve diger hayvan deneylerinin cogunda elektrodlar yine yerlestirilip akim veriliyor.. uykuda alinan dalgalarin hepsi beyinde olusan elektrik algilanmasi.. adi EEG zaten elektroensefalografi...

http://en.wikipedia.org/wiki/Deep_brain_stimulation

Hocam peki beyin dışarıya dalga yayar mı?

Felâsife
14-04-2014, 01:00
Astralcilere göre zaten "rüya hali" bilinçsiz astral seyahattir, o yüzden rüyada aktivitenin tavan yapması normaldir.
Onlar bunu biraz daha bilinçli yapsalarda aslında o da bilinçsizdir, neticede ruh dediğimiz yapının kendisi sâf'tır.
Onda iyilik kötülük veya ahlak vs. gibi dünyevi kavramlar yoktur, bir bebek gibidir.
Bebeklerde de beyin algısı aslında tam kapasite çalışıyormuş, bu büyüdükçe azalıyormuş ki bu noktada bebek ve ruh aynı heyecana sahiptir diyebiliriz.

Görme olayına gelince, bu karışık bir durum :)
Geçmişte insanlar kalp ile gördüklerine düşündüklerine inanırlarmış, o yüzden gönül gözü ile görmek hakikati görmekmiş..bilmekmiş..vs.

Bugünde insanlar beyin ile gördüklerine düşündüklerine inanıyorlar ki gerçek anca beyin ile görülebilir.

Peki ya gelecekte bu da değişirse, (ben değişeceğine inanıyorum) insanlar beyin yerine başka bir şeyle gördüklerine inanırlarsa?..bilirlerse?
Dediğim gibi durum karışık, bende fazla karıştırmayayım. :)

lilalilalila
14-04-2014, 01:35
Astralcilere göre zaten "rüya hali" bilinçsiz astral seyahattir, o yüzden rüyada aktivitenin tavan yapması normaldir.
Onlar bunu biraz daha bilinçli yapsalarda aslında o da bilinçsizdir, neticede ruh dediğimiz yapının kendisi sâf'tır.
Onda iyilik kötülük veya ahlak vs. gibi dünyevi kavramlar yoktur, bir bebek gibidir.
Bebeklerde de beyin algısı aslında tam kapasite çalışıyormuş, bu büyüdükçe azalıyormuş ki bu noktada bebek ve ruh aynı heyecana sahiptir diyebiliriz.

Görme olayına gelince, bu karışık bir durum :)
Geçmişte insanlar kalp ile gördüklerine düşündüklerine inanırlarmış, o yüzden gönül gözü ile görmek hakikati görmekmiş..bilmekmiş..vs.

Bugünde insanlar beyin ile gördüklerine düşündüklerine inanıyorlar ki gerçek anca beyin ile görülebilir.

Peki ya gelecekte bu da değişirse, (ben değişeceğine inanıyorum) insanlar beyin yerine başka bir şeyle gördüklerine inanırlarsa?..bilirlerse?
Dediğim gibi durum karışık, bende fazla karıştırmayayım. :)

Hocam görme olayı bilimsel olarak bellidir . benim sorduğum ise göz olmadan beyinde dalgalar yoluyla görüntü algılayıcı bir merkez var mı? yani siz uyuyorsunuz ancak beyniniz dünyada olan bazı görüntüleri(o zaman olmakta olan) dalga yoluyla beyinde toplayabilir mi?

Felâsife
14-04-2014, 02:12
benim sorduğum ise göz olmadan beyinde dalgalar yoluyla görüntü algılayıcı bir merkez var mı? yani siz uyuyorsunuz ancak beyniniz dünyada olan bazı görüntüleri(o zaman olmakta olan) dalga yoluyla beyinde toplayabilir mi?

Sorunuzu çok anlamadım, sadece görmek zaten eksik bir algı olur.
Örn. tv nin sesini tam kısın ve bir dizi izleyin, ne anlayacaksınız.
Dolayısıyla görmek, diğer duyularada ihtiyaç duyar ki bunun hepsinin toplamının bir anlamı olur.
Öteki türlü maddelerin yaydığı bir frekans var diyelim ve siz uyuduğunuz yerden te bilmem nerede ki bilmediğiniz bir şeyi bunu hissederek görüntü haline getirin..ben insanlarda böyle bir şey duymadım ama varsada belki bazı hayvanlarda vardır, o da zor tabii.

lilalilalila
14-04-2014, 02:20
Sorunuzu çok anlamadım, sadece görmek zaten eksik bir algı olur.
Örn. tv nin sesini tam kısın ve bir dizi izleyin, ne anlayacaksınız.
Dolayısıyla görmek, diğer duyularada ihtiyaç duyar ki bunun hepsinin toplamının bir anlamı olur.
Öteki türlü maddelerin yaydığı bir frekans var diyelim ve siz uyuduğunuz yerden te bilmem nerede ki bilmediğiniz bir şeyi bunu hissederek görüntü haline getirin..ben insanlarda böyle bir şey duymadım ama varsada belki bazı hayvanlarda vardır, o da zor tabii.

yani beyinde dalgasal algılama merkezi var mı? duyu organları kullanılmadan dalgalarla iletişim kurulur mu? dışarıdaki manyetik dalgaları toplayıp değerlendiren bir merkez beyinde var mı?

Felâsife
14-04-2014, 02:30
Merkez var mı bilmem ama insan dediğiniz anlamda işlemiyor, astralde de aynı şekil yani, gidecek görecek böyle.
Bir yarasada ki gibi sonar sistem veya yılanlarda ki gibi gelişmiş termal sistemimiz yok.

lilalilalila
14-04-2014, 02:49
Merkez var mı bilmem ama insan dediğiniz anlamda işlemiyor, astralde de aynı şekil yani, gidecek görecek böyle.
Bir yarasada ki gibi sonar sistem veya yılanlarda ki gibi gelişmiş termal sistemimiz yok.

yarasada sonar sistem ses dalgalarının işitilmesidir ve yarasalar bu olayda gene duyu organlarını kullanırlar bu durumla aynı değil bu

Felâsife
14-04-2014, 03:01
Aynı değil elbette ama onlarda olanda insanda da olmayan bir şey ve sizinde dediğiniz bilinenlerin aksine bir şey ki adeta insanda olmayan bir şeyi soruyorsunuz..
Belki size kuantumcular beklediğiniz yönde bir cevap verebilirler, onlarda böyle titreşimlere filan inanmak var, ama bence o arkadaşınız sizde yanlış bir intiba bırakmış.
Astralde ki mantık beden yerinde dursada, zihin, düşünce, ruh artık ne derseniz deyin gidip gezmektir, öyle deneyimlemektir.

evrensel-insan
14-04-2014, 03:14
Aynı değil elbette ama onlarda olanda insanda da olmayan bir şey ve sizinde dediğiniz bilinenlerin aksine bir şey ki adeta insanda olmayan bir şeyi soruyorsunuz..
Belki size kuantumcular beklediğiniz yönde bir cevap verebilirler, onlarda böyle titreşimlere filan inanmak var, ama bence o arkadaşınız sizde yanlış bir intiba bırakmış.
Astralde ki mantık beden yerinde dursada, zihin, düşünce, ruh artık ne derseniz deyin gidip gezmektir, öyle deneyimlemektir.

Quantum "ne dusunuyorsan, osun" diyor.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=495013&postcount=1086

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=495015&postcount=1087

Felâsife
14-04-2014, 03:31
Quantum "ne dusunuyorsan, osun" diyor.


Kuantum bana uymaz, ben almayayım. :)

Bir şeyi düşünmem o şey olacağım anlamına gelmez.

evrensel-insan
14-04-2014, 03:32
Kuantum bana uymaz, ben almayayım. :)

Bir şeyi düşünmem o şey olacağım anlamına gelmez.

Su anda yazdiklarin nerden geliyor?

Felâsife
14-04-2014, 03:34
Su anda yazdiklarin nerden geliyor?
Kuantumdan mı geliyor?

evrensel-insan
14-04-2014, 03:36
Kuantumdan mı geliyor?

Beynindeki birikimden gelmiyor mu?

Felâsife
14-04-2014, 03:41
Düşünce havuzumdan geliyor da kuantumla bağdaştıramadım bunu.

Düşündüğüm şey olmak bazı durumlarda doğrudurda, ne düşünüyorsan o'sun mantığa ters.
İnsan düşünen bir varlıktır mesela ama her düşündüğünüde yapabilen bir varlık değildir..

evrensel-insan
14-04-2014, 03:51
Düşünce havuzumdan geliyor da kuantumla bağdaştıramadım bunu.

Düşündüğüm şey olmak bazı durumlarda doğrudurda, ne düşünüyorsan o'sun mantığa ters.
İnsan düşünen bir varlıktır mesela ama her düşündüğünüde yapabilen bir varlık değildir..

O sadece kisa bir giristi.

Tam olarak ne anlama geldigini algilamak icin, linkleri okuman lazim.

Mesela ben sana "sen nesin?" diye sorsam ve sende bana bir yanit versen, bu yanit senin genel kavramiyla dusuncen olmaz mi?

Dusunmek baska, dusunce belirtmek baskadir.

Dusunmek, dusunce isminin eylemidir. Yani dusuncenin hareketidir.

O yuzden dusundugunu yapabilmek ile onun yapilabilirligi paralellik tasimasi lazim.

Aksi ideal ya da hayalcilik olur.

Yani halk deyimi ile "ayaklari yere basmaz."

ebucehil
14-04-2014, 04:05
BETA DALGALARI:
Beta, fazlasıyla meşgul olduğumuz hallerde devreye girer. Hızlı, seri ve inişli çıkışlı dalgalardır. Heyecanımız arttığında veya dış faktörlerce fazlaca uyarıldığımızda beta dalgaları yayınlamaya başlarız. Konuşan biri, ders veren bir öğretmen beta dalgaları yayar. Konuşma sırasında tartışma çıkarsa, ortalık gerginleşirse beta dalgalarının frekansı artar.

ALFA DALGALARI:
Alfa dalgaları ise; rahatlayınca, heyecan yatıştığında devreye girer. Alfa dalgalarının beta dalgalarına kıyasla genliği daha yüksek, frekansı daha düşük. Beta dalgaları saniyede 15 ila 40 Hz yaparken, alfa dalgaları saniyede 9 ila 14 Hz arasında devir yapıyor. Elinizdeki iş bitince, bir toplantıdan dışarıya çıkıp hava aldığınızda alfa dalgaları gene faaliyete geçiyor.

TETA DALGALARI:
Teta, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde ortaya çıkmakta. Frekansı çok düşüktür, saniyede 5 ila 8 Hz arası .
Teta dalgaları bastırılmış duygular ortaya çıktığında aktifleşiyor. Yaratıcılık için ihtiyaç duyulan beyinsel bağlantılar da teta dalgaları sayesinde kuruluyor.
Uzun bir yolda ilerlerken, yürüyüşe çıkıp bedeninizi dinlendirmek istediğinizde, gene ilginç ve yaratıcı fikirlerin dalgası teta işbaşındadır.

DELTA DALGALARI:
Delta, frekansı en düşük olan dalgadır tespit edilenler arasında. Saniyede 1.5 ila 4 Hz arasında gidip gelir. Son derece de düzensiz yayılır. Bilinçsiz zihnin en derinlerinde, uykunun en derin saatlerinde bu dalgaları yayar beynimiz.
Yatakta kitap okurken de yayılan dalgalar gene betaya dönüverir. Uykumuz gelince önce düşük frekanslı beta, kitabı okumayı bırakıp yanı başınıza koyunca alfa, uykuya geçmeye başlayınca teta, uyku derinleşince de deta devreye giriyor.

Araştırmalar teta ve delta dalgalarının özellikle yaratıcılıkla ilgili olduğunu, bu dalgaların beynimizin içine doğru odaklanmamıza yardım ettiğini ve yaratıcı düşünceyi ortaya çıkardığını ileri sürüyorlar. Bu dalgaların en aktif olduğu dönem uykudan uyanma dönemidir. Bu nedenle uykudan uyanma süreci yaratıcılık açısından en yararlı dönemdir. Buna örnek olarak Descartes, en çok uyandıktan sonra, yatakta uykulu, yarı uykulu bulurmuş yeni fikirleri.

Yaratıcılık ile beynin dalgaları arasında ilintili olduğu belirginleştikçe, beynin elektriksel çalışmasını düzenleme faaliyetleri de daha popülerleşiyor. Birçok uzak doğu geleneği, aslında beynin kendisini dingin bir hale getirmeye yarıyor.

Beynin dalgalarına egemen olduğunuzda, sinirlenmeyen, aşırı heyecana kapılmayan, zihni yaratıcılık sürecini uzatabilen biri haline geliyorsunuz. Kas gücünü çalıştırır gibi beynin dalgalarını çalıştırabiliyor, istediğiniz yönde harekete geçirebiliyorsunuz..

http://www.manyetikdunyamiz.com/theta_kbb2.jpg
http://www.manyetikdunyamiz.com/beyin_frekanslari.htm

Felâsife
14-04-2014, 04:09
Yani halk deyimi ile "ayaklari yere basmaz."

Aynen öyle, bir şeyleri düşünüyor olmak bizleri bir şey yapmaz.
Tabiri caizse kuru kuru düşün dur, havanda su dövmek olur bu.

Ne düşünüyorsan o'sun, tamam kulağa hoş geliyorda, süslü sözlerle anca kendimizi kandırırız.
Ama tabii çokları bir şeyler düşünüyorum diye o düşünceye kendilerini çok kaptırırlar ki İNSAN denen kavramı bambaşka bir hale sokarlar.

Bir zamanlar yanlış dediğimiz şeyleri, bugün bizzat yaparız veya yapabiliriz.
veya bugün yanlış dediğimiz şeyi, geçmişte çok yapmışızdır.

ee bırakalım öbürüde yapsın o yanlışı, neden müdahale ederiz, serbest bırakmayız.

Neyse arkadaşın konusunu dağıtmayayım, kuantum linklerini vermiştin..onu hatırlatalım.

evrensel-insan
14-04-2014, 04:16
BETA DALGALARI:
Beta, fazlasıyla meşgul olduğumuz hallerde devreye girer. Hızlı, seri ve inişli çıkışlı dalgalardır. Heyecanımız arttığında veya dış faktörlerce fazlaca uyarıldığımızda beta dalgaları yayınlamaya başlarız. Konuşan biri, ders veren bir öğretmen beta dalgaları yayar. Konuşma sırasında tartışma çıkarsa, ortalık gerginleşirse beta dalgalarının frekansı artar.

ALFA DALGALARI:
Alfa dalgaları ise; rahatlayınca, heyecan yatıştığında devreye girer. Alfa dalgalarının beta dalgalarına kıyasla genliği daha yüksek, frekansı daha düşük. Beta dalgaları saniyede 15 ila 40 Hz yaparken, alfa dalgaları saniyede 9 ila 14 Hz arasında devir yapıyor. Elinizdeki iş bitince, bir toplantıdan dışarıya çıkıp hava aldığınızda alfa dalgaları gene faaliyete geçiyor.

TETA DALGALARI:
Teta, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde ortaya çıkmakta. Frekansı çok düşüktür, saniyede 5 ila 8 Hz arası .
Teta dalgaları bastırılmış duygular ortaya çıktığında aktifleşiyor. Yaratıcılık için ihtiyaç duyulan beyinsel bağlantılar da teta dalgaları sayesinde kuruluyor.
Uzun bir yolda ilerlerken, yürüyüşe çıkıp bedeninizi dinlendirmek istediğinizde, gene ilginç ve yaratıcı fikirlerin dalgası teta işbaşındadır.

DELTA DALGALARI:
Delta, frekansı en düşük olan dalgadır tespit edilenler arasında. Saniyede 1.5 ila 4 Hz arasında gidip gelir. Son derece de düzensiz yayılır. Bilinçsiz zihnin en derinlerinde, uykunun en derin saatlerinde bu dalgaları yayar beynimiz.
Yatakta kitap okurken de yayılan dalgalar gene betaya dönüverir. Uykumuz gelince önce düşük frekanslı beta, kitabı okumayı bırakıp yanı başınıza koyunca alfa, uykuya geçmeye başlayınca teta, uyku derinleşince de deta devreye giriyor.

Araştırmalar teta ve delta dalgalarının özellikle yaratıcılıkla ilgili olduğunu, bu dalgaların beynimizin içine doğru odaklanmamıza yardım ettiğini ve yaratıcı düşünceyi ortaya çıkardığını ileri sürüyorlar. Bu dalgaların en aktif olduğu dönem uykudan uyanma dönemidir. Bu nedenle uykudan uyanma süreci yaratıcılık açısından en yararlı dönemdir. Buna örnek olarak Descartes, en çok uyandıktan sonra, yatakta uykulu, yarı uykulu bulurmuş yeni fikirleri.

Yaratıcılık ile beynin dalgaları arasında ilintili olduğu belirginleştikçe, beynin elektriksel çalışmasını düzenleme faaliyetleri de daha popülerleşiyor. Birçok uzak doğu geleneği, aslında beynin kendisini dingin bir hale getirmeye yarıyor.

Beynin dalgalarına egemen olduğunuzda, sinirlenmeyen, aşırı heyecana kapılmayan, zihni yaratıcılık sürecini uzatabilen biri haline geliyorsunuz. Kas gücünü çalıştırır gibi beynin dalgalarını çalıştırabiliyor, istediğiniz yönde harekete geçirebiliyorsunuz..

http://www.manyetikdunyamiz.com/beyin_frekanslari.htm



Bilgiler icin tesekkurler.

Yalniz bir sey dikkatimi cekti.

TETA DALGALARI:
Teta, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde ortaya çıkmakta. Frekansı çok düşüktür, saniyede 5 ila 8 Hz arası .
Teta dalgaları bastırılmış duygular ortaya çıktığında aktifleşiyor. Yaratıcılık için ihtiyaç duyulan beyinsel bağlantılar da teta dalgaları sayesinde kuruluyor.
Uzun bir yolda ilerlerken, yürüyüşe çıkıp bedeninizi dinlendirmek istediğinizde, gene ilginç ve yaratıcı fikirlerin dalgası teta işbaşındadır.

Hem bilincsizlik hem de yaraticilik, ayni dalgada. Bastirilmis duygular bir yerde ego tatmini olarak ortaya cikarken, ve de bilincsizlik yaraticiliga ihtiyac duymazken, nasil oluyor da, yaraticiliga ihtiyac duyuluyor.

Evet, yaraticilik icin beynin sakin olmasi onemli. Bilincsizlik ise yaraticilik ile celisiyor.

Ya da yaraticiligin burdaki anlam ve icerigi nedir?

Evet hatta bazen dusunceler uykudan uyandirir ve kalkar yaziya dokersiniz.

evrensel-insan
14-04-2014, 04:20
Aynen öyle, bir şeyleri düşünüyor olmak bizleri bir şey yapmaz.
Tabiri caizse kuru kuru düşün dur, havanda su dövmek olur bu.

Ne düşünüyorsan o'sun, tamam kulağa hoş geliyorda, süslü sözlerle anca kendimizi kandırırız.
Ama tabii çokları bir şeyler düşünüyorum diye o düşünceye kendilerini çok kaptırırlar ki İNSAN denen kavramı bambaşka bir hale sokarlar.

Bir zamanlar yanlış dediğimiz şeyleri, bugün bizzat yaparız veya yapabiliriz.
veya bugün yanlış dediğimiz şeyi, geçmişte çok yapmışızdır.

ee bırakalım öbürüde yapsın o yanlışı, neden müdahale ederiz, serbest bırakmayız.

Neyse arkadaşın konusunu dağıtmayayım, kuantum linklerini vermiştin..onu hatırlatalım.

Iste burada bilinclilik ile bilincaltililik farki vardir. Ilki paylasmak, ikincisi ise savunmak ve karsi cikmaktir.

Yani ego bilincalti birikimine sahip cikar ve kendisininkini kaybetmemek adina da baskasininkine karsi cikar.

Yani hem kazanma hem de kaybetmeme ic ice.

ebucehil
14-04-2014, 05:01
Bilgiler icin tesekkurler.

Yalniz bir sey dikkatimi cekti.

TETA DALGALARI:
Teta, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde ortaya çıkmakta. Frekansı çok düşüktür, saniyede 5 ila 8 Hz arası .
Teta dalgaları bastırılmış duygular ortaya çıktığında aktifleşiyor. Yaratıcılık için ihtiyaç duyulan beyinsel bağlantılar da teta dalgaları sayesinde kuruluyor.
Uzun bir yolda ilerlerken, yürüyüşe çıkıp bedeninizi dinlendirmek istediğinizde, gene ilginç ve yaratıcı fikirlerin dalgası teta işbaşındadır.

Hem bilincsizlik hem de yaraticilik, ayni dalgada. Bastirilmis duygular bir yerde ego tatmini olarak ortaya cikarken, ve de bilincsizlik yaraticiliga ihtiyac duymazken, nasil oluyor da, yaraticiliga ihtiyac duyuluyor.

Evet, yaraticilik icin beynin sakin olmasi onemli. Bilincsizlik ise yaraticilik ile celisiyor.

Ya da yaraticiligin burdaki anlam ve icerigi nedir?

Evet hatta bazen dusunceler uykudan uyandirir ve kalkar yaziya dokersiniz.

ben şöyle örnek vereyim mesela ben bazen tam rüyanın ortasında uyandığım zaman, ya da aklımda kalan bazı rüyaların güzelliği ve yaratıcılığı karşısında dehşete kapılıyorum gördüğüm rüyanın eğer olduğu gibi bir filme çekilirse her gün izlesem bıkmayacağımı düşünüyorum çünkü sınırsız bir yaratıcılık oluyor. hatta bazen farkında olmadığım şeyler rüyada aklıma geliyor, rüyada çözüyorum.
fakat burda uyku demiyor sanırım. fakat uyku bilinçsizlikse teta olur.

ebucehil
14-04-2014, 05:27
Bilgiler icin tesekkurler.

Yalniz bir sey dikkatimi cekti.

TETA DALGALARI:
Teta, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde ortaya çıkmakta. Frekansı çok düşüktür, saniyede 5 ila 8 Hz arası .
Teta dalgaları bastırılmış duygular ortaya çıktığında aktifleşiyor. Yaratıcılık için ihtiyaç duyulan beyinsel bağlantılar da teta dalgaları sayesinde kuruluyor.
Uzun bir yolda ilerlerken, yürüyüşe çıkıp bedeninizi dinlendirmek istediğinizde, gene ilginç ve yaratıcı fikirlerin dalgası teta işbaşındadır.

Hem bilincsizlik hem de yaraticilik, ayni dalgada. Bastirilmis duygular bir yerde ego tatmini olarak ortaya cikarken, ve de bilincsizlik yaraticiliga ihtiyac duymazken, nasil oluyor da, yaraticiliga ihtiyac duyuluyor.

Evet, yaraticilik icin beynin sakin olmasi onemli. Bilincsizlik ise yaraticilik ile celisiyor.

Ya da yaraticiligin burdaki anlam ve icerigi nedir?

Evet hatta bazen dusunceler uykudan uyandirir ve kalkar yaziya dokersiniz.



fakat burda derin uyku denmiyor teta uyku ile uyanıklık arasında, meditasyon buna örnek gösteriliyor. bilinçsizlik yanlış yazılmış olabilir.

TETHA:
Düzgün yavaşlıktaki tetha beyin dalgası durumu şimdiki hayal ederkenki hafif uyku (dalma) durumudur. Çoğunlukla rüyada uyanma olarak tanımlayabiliriz. Tetha frekansı stresten kurtulmayı ve uzun süre önce unutulmuş bilgileri tekrar anımsamayı sağlar. Bu alacakaranlık durumu derin meditasyon yapmanızı genel sağlığınızın düzelmesini, daha az uykuya ihtiyaç duymanızı, yaratıcılığınızın artmasını ve öğrenme yeteneğinizin artmasını sağlar.
http://e-psikoloji.com/forum/showthread.php?4231-Beyin-Dalgalar%FDn%FD-Y%F6nlendirmek-ve-Kullanmak

delta derin uykusunun çok zor fakat yeterince bu durumun sağlanması durumunda astral seyahat olabileceği söyleniyor.

uykusuzluktan ne yaptığımı bilmiyorum uyanınca ne saçmaladığıma bakacam.

evrensel-insan
14-04-2014, 06:54
Verdigin linkte, teta dalgalari ile ilgili, sadece su cumle var.

“Teta dalgaları” uykuya geçerken yada uykunun ilk evrelerinde görülüyorlar. Bunlar biraz daha hızlı; saniyede ortalama 4-7 kez salınıyorlar.

Bilinc ile ilgili ise, ayni link; baska bir dalga cesidinden, bahsediyor.

Son yıllarda üzerinde çalışılan diğer bir dalga türü de "gama". Gama dalgaları saniyede ortalama 40 kez titreşiyor. Bu dalganın, algılama bilinç ve entelektüel düşüncenin kaynağı olduğu düşünülüyor.

Yaraticilik ile ilgili ise, su aciklama var.

Alfa dalgaları günlük performansımızı artıran, beyni stresten koruyan ve genellikle yaratıcı olmamızı sağlayan dalgalar. Bu nedenle bu dalganın baskılanması insanda gerilim, yani stres oluşturuyor. Yaratıcılığımızı ve günlük hayatımızdaki performansımızı geliştirmek için delta dalgalarının artırılması gerekiyor. İnsanın kendisini rahatlatarak stresten uzak kalması, bu dalgaları artırıp performansımızı yükseltiyor.

Ayrica alfa dalgalarina yaraticilikta yardimci olarak delta dalgalarinin artirilmasi acisindan da, delta dalgalari ile ilgili su bilgi var.

“Delta dalgaları”, uykunun derin evresinde ortaya çıkıyor. En fazla saniyede ortalama 4 kez dalgalanan delta dalgaları, en yavaş titreşen dalgalar.

Neyse sen uyaninca, tekrar bakarsin. :)

ebucehil
15-04-2014, 00:41
Ateist bir arkadaşım astral seyahat hakkında şöyle bir şey söyledi:Beyin
(uyurken beyin aktiviyesi altı kat artar. Aynı şekilde bu yüzden ön beyinde yayınlanan beyin dalgaları frekansları normalin

üzerinde olur, ki astral seyehat bu beyin dalgalarının evrenin köşelerinden bize tekrar yansıyan görüntülerini izlemektir.)

sizce bu bilimsel olarak doğru mu yani beyinde göz olmadan görme işlemini sağlayacak dalgalarla görme işlemi sağlayacak yapılar var mı?göz olmadan Dalgalar ile beyne görüntü aktarılabilir mi?


Şimdi bir konuya açıklık getireyim bu verilen beynin yaydığı dalgalar bilimsel olarak gerçektir. Zaten kainat, madde enerji olduğu için beyin gibi komplike bir yapının dalga boylarının olması ve değişmesi de normaldir. Bu enerjide kontrol edilebilir zaten Uzakdoğu meditasyonları, tibet keşişleri bu enerjiyi kontrol etmede ustadırlar. Feng şui felsefesi ya da uygulamasıda bu yönde sayılabilir. Fakat bu astral seyehat anlamına gelmemektedir ki astral seyehat de işin içine genelde ruh girmektedir. o zaman bu dalga boyundan bir şeyler görüldüğü iddiası başka bir şeye girer.
Frekans boyutlarına baktığımızda arkadaşın söylediği uyku halinde beyin aktivitesi artmıyor tam tersine azalıyor. Madem böyle bir görme olayı var bunun deneyini yapmak çok zor olmasa gerek. Fakat beynin dalgalarının kontrol edilebilmesinin insanın gelişimi için yarararlı olacağını düşünüyorum. Dinlerin kökeninin uzakdoğudan geldiğini düşünürsek bunda meditasyonun etkisi yadsınamaz.

Felâsife
15-04-2014, 17:51
Aslında insan beyni oldukça gizemli bir konu, fakat alışıla gelmişin dışına çıkıncada, birileri tarafından damgalanmakta ayrı bir gerçek.
Neticede içinde yaşanılan hayatın bir gerçeklik algısı var, bunun dışına çıkınca örn. ben sesleri koklayabiliyorum dediğinizde bu bir problem bir hastalık olarak algılanıyor.

SİNESTEZİ
Uyandıkları her sabah kendine has ve değişik. Basitçe gazete okurken bile okudukları her bir kelimede gözlerinin önünde bambaşka renkler parlıyor. Beethoven'ın konçertolarından birini dinlemek onlar için bir havai fişek gösterisine dönüşüyor. Kapı çaldığında çevrelerinde farklı büyüklükte üçgenler görüp, gökkuşağına baktıklarında çeşit çeşit sesler duyuyorlar. İşte tüm bunlar sanrılar gören birinin değil, sinestezi hastalığına sahip bireylerin yaşadıkları.
Sinestezi Yunanca kökenli bir kelime olup birleşik duyu anlamına geliyor. Sinestezi hastalarında herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetikliyor.
Daha açık bir deyişle, renkleri duyup, şekilleri tadıp, sesleri koklayabiliyorlar.

Devamı >> TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi (http://www.biltek.tubitak.gov.tr/gelisim/psikoloji/biyopsiko.htm#sinetezi)

uyar
15-04-2014, 23:52
yaw yapmayin arkadaslar .. gizem yok burada.. noronlarin birbiriyle iletisi eletriksel ve norokimyasal yolla oluyor.. dalgalar dediginiz sadece bunlarin makinaya kaydi...
sineztesi de yanlis baglantilar ... bu konuda suruyle kitap var... oliver sacks okuyun...

Felâsife
16-04-2014, 00:40
yaw yapmayin arkadaslar .. gizem yok burada..
Beyin nakli gerçekleşmediği sürece (bence) beyin gizemini koruyacaktır, benim ondan şüphem yokda, arkadaşın bahsettiği dalgalar normal bir dalga değil zaten, dışarıda ki gelen dalgalar ki beyin bunu nasıl anlayacak, orası meçhul..

Natan
16-02-2017, 06:26
Cok uzun zamandir paylasmak istiyordum. Yanlis anlasilmaktan cekindigim icin kimseyle paylasamadigim bir olay.

Benim sık sık yasadigim bir durum var. Bu konuda cok ciddiyim. Ben her istedigim zaman (cok cok buyuk olasilikla) bu bahsedecegim seyi yasiyorum. Fakat yatarken belirli bir sekilde yatmam gerekiyor.

Simdi biraz detaya gireyim, belki sizin bir fikriniz vardir.
Cunku bu olayi ben surekli yasiyorum.

Yatarken yine ayni sey olacak diyerek basliyorum.

Uykuya daldigimda ruyada oldugumun bilincindeyim. Hatta bu konuda konusuyorum: " suan ruyadayim. Konusuyorum ama ruyada oldugumun farkindayim, hatta kafami soyle oynatirsam uyanabilirim" diyorum. (Dedigimi yapip uyaniyorum sahiden de)

Sonra dedigim olay basliyor.

Benim bedenim yukari dogru kalkiyor. Bu yavas yavas oluyor. Bazen biraz daha hizli. Fakat genel olarak tavana kadar yukseliyorum. Kollarimi hareket ettirerek tavanin diger taraflarina da gidebiliyorum. Cok nadir olarak farkli bir odaya da gittigim oluyor fakat dedigim gibi, odanin disina genelde cikamiyorum. (Aslinda bu yil icinde bir kere salona, bir kez de bahceye kadar gittim) Tavanda oylece geziyorum. Bu, her zaman yere paralel olarak gerceklesiyor.

Bedenimin kalkmasindan kastim, maddesel anlamda degil. Ben tavana yukseldigimde "simdi uyanip gozlerimi acicam ve ayni yerde yattigimi gorucem" dedigimde, biraz daha hizli olarak bedenime geri iniyorum. Yada yavas yavas bedene dusme seklinde oluyor. Bedenime gelir gelmez gozlerimi acip uyanabiliyorum.

Yani suana kadar hic ben havadayken ruyadan uyanamadim. Bunu defalarca kez denedimse de olmadi. Sadece ruya deyip gecmeyin. Yillardir (son bir iki yildir cok fazla artti) yasadigim birsey.

Belki benimle alay edeceksiniz. Kiminiz cahil yada deli de diyebilir.

Ama ben bu seyi yillardir goruyorum.

Mesela simdi yatacagim. Tekrar olacagindan adim gibi eminim. Bu aralar haftada bir iki kez oluyor.

Maddesel anlamda degil bu olay. Ruyada yasadigim birsey.

Yavas yavas bedenden havaya kalkmak, tavana kadar yukselip orada hareket etmek..uyanmak icin karar aldigimda ayni bedene gelip ( gelir gelmez ) uyanmak. Ve bunun bilincinde olmak. O yasanan sey, eglenceli de oluyor aslinda. Cunku baska yerlere gitmek icin de deniyorum ama ...

Ustelik tum bu sureclerde ruyada oldugunu bilmek..

Isterseniz alay edebilirsiniz.

Rahatsiz oldugum bir konu olmadigindan doktora gitmedim.

Fakat meslegimden mutevellit (havacilik meslegi) ciddi psikoloji testlerinden geciyoruz donem donem ( kontrol amacli) ve bu konuda bir rahatsizligim yok.

Bu konuda fikriniz nedir?

Felâsife
16-02-2017, 23:46
Bu konuda fikriniz nedir?
Aslında tadını çıkartın diyeceğim ama insan bir şeye alıştı mı sonra da bırakması zor olur.
Yoksa Tibetli Lamalar bu tip bir şey için, ömür boyu riyazet ve çile de çekerler ama onların öğretisi zaten bu dünya için değildir. Gerçi onlar daha uyumadan gerçekleştirmek için uğraşırlar ama sonuçta aynı şeydir.

O yüzden eğer bu olay bu şekilde hayatınızı etkilemiyorsa, devam edebilirsiniz ama bu bir nevi rüyayı kontrol etmek gibi bir şey olur ki, nette "Lucid rüyalar" diye araştırırsanız bu işten çok muzdarip olanları görürsünüz.

Önceleri rüyaları kontrol etmek, hoş bir deneyim iken, sonraları alışkanlık haline gelmesi, bir mecburiyete dönüşür.
Bu da dünya hayatınızı olumsuz etkiler. Bir nevi rüya alemi daha cazip gelmeye başlar, bu taraf zor gelmeye başlar.

Geçen kızımda gecenin ikisin de korkmuş salona geldi, bende uyanığım tabi, n'oldu deyince, rüyasında bu havalanmış tavandan yatakta ki kendine bakınca korkmuş, o heyecanla yanıma gelmiş.
Ona da gayet normal, bazen öyle şeyler olur korkma filan dedim. :D

Hasılı bence gayet normal bir şey anlattığınız, çok kişide olur bu.

bilgivehis
17-02-2017, 00:38
Aslında tadını çıkartın diyeceğim ama insan bir şeye alıştı mı sonra da bırakması zor olur.
Yoksa Tibetli Lamalar bu tip bir şey için, ömür boyu riyazet ve çile de çekerler ama onların öğretisi zaten bu dünya için değildir. Gerçi onlar daha uyumadan gerçekleştirmek için uğraşırlar ama sonuçta aynı şeydir.

O yüzden eğer bu olay bu şekilde hayatınızı etkilemiyorsa, devam edebilirsiniz ama bu bir nevi rüyayı kontrol etmek gibi bir şey olur ki, nette "Lucid rüyalar" diye araştırırsanız bu işten çok muzdarip olanları görürsünüz.

Önceleri rüyaları kontrol etmek, hoş bir deneyim iken, sonraları alışkanlık haline gelmesi, bir mecburiyete dönüşür.
Bu da dünya hayatınızı olumsuz etkiler. Bir nevi rüya alemi daha cazip gelmeye başlar, bu taraf zor gelmeye başlar.

Geçen kızımda gecenin ikisin de korkmuş salona geldi, bende uyanığım tabi, n'oldu deyince, rüyasında bu havalanmış tavandan yatakta ki kendine bakınca korkmuş, o heyecanla yanıma gelmiş.
Ona da gayet normal, bazen öyle şeyler olur korkma filan dedim. :D

Hasılı bence gayet normal bir şey anlattığınız, çok kişide olur bu.


Sevgili Felâsife, Natan'ı okuduktan sonra tam Felâsifelik demiştim, yanılmamışım :)

Hatta yorumda bulunacaktım, acaba düşündügüm gibi olacak mı diye erteledim, o da zaten tuttu.
Demek ki, seni az buçuk da olsa tanıyabilmişim, ne mutlu bana :)

Şimdi gelelim bu rüya meselesine, benim de söyleyecegim Felâsifeden farklı sayılmaz, ben sadece başımdan geçen bir olayı Felâsifenin yorumuna eklemiş olacagım.

Çok sevdiğim birinden çok büyük bir darbe yemiştim, bu darbe psikolojimi bozdu, yıllarca psikoloji tedavisi görmek zorunda kaldım. Üstelik bu bozuk psikolojiyi yaşadıgımda üstüne bir de cezaevindeydim.
Ne yapsam da o kişi hergün rüyalarıma giriyor, bir türlü uyuyamıyordum. Cezaevinde uykuya daldıgım sırada ranzalara, duvarlara, mahkümlara vuruyormuşum haberim yok. İşin daha da kötüsü, daha önceden rüyamı kontrol edebilirken kontrolümün dışına çıkmasıydı. Daha sonraları rüyayla meydan muhaberesine girdim, o saldırdıkça ben dikiliyordum.
Velhasıl şimdilerde ayda bire-ikiye düşürmeyi başardım...

Bir rüya savaşçısı olarak, sayın Natan'ın yapacağı tek şey rüyayı kontrolüne geçirmesi ve aynı rüyayı azaltmasıdır, bunu da mücadeleyle başarabilir...

Natan
17-02-2017, 00:43
Aslında tadını çıkartın diyeceğim ama insan bir şeye alıştı mı sonra da bırakması zor olur.
Yoksa Tibetli Lamalar bu tip bir şey için, ömür boyu riyazet ve çile de çekerler ama onların öğretisi zaten bu dünya için değildir. Gerçi onlar daha uyumadan gerçekleştirmek için uğraşırlar ama sonuçta aynı şeydir.

O yüzden eğer bu olay bu şekilde hayatınızı etkilemiyorsa, devam edebilirsiniz ama bu bir nevi rüyayı kontrol etmek gibi bir şey olur ki, nette "Lucid rüyalar" diye araştırırsanız bu işten çok muzdarip olanları görürsünüz.

Önceleri rüyaları kontrol etmek, hoş bir deneyim iken, sonraları alışkanlık haline gelmesi, bir mecburiyete dönüşür.
Bu da dünya hayatınızı olumsuz etkiler. Bir nevi rüya alemi daha cazip gelmeye başlar, bu taraf zor gelmeye başlar.

Geçen kızımda gecenin ikisin de korkmuş salona geldi, bende uyanığım tabi, n'oldu deyince, rüyasında bu havalanmış tavandan yatakta ki kendine bakınca korkmuş, o heyecanla yanıma gelmiş.
Ona da gayet normal, bazen öyle şeyler olur korkma filan dedim. :D

Hasılı bence gayet normal bir şey anlattığınız, çok kişide olur bu.

Ben o mesajı yazıp yattıktan sonra tekrar gerçekleşti. Gerçekleşeceğini biliyordum. Çünkü her zaman bunu hissediyorum.

Ruya konusunda çok bilgim yok. Bilinç altının, üst bilinci baskılaması yada dışa vurumu gibi bir şey ama ben ruyamı hep kontrol edebiliyorum. Diğer olay ise. çok farklı bir şey.

teşekkürler cevabınız iin

İlahimasal
17-02-2017, 00:45
Natan dergahı ne zaman kuruyorsun ?
Şeyhim uçtu diyerek epeyce eleman ve dünyalık toplayabilirsin.
Tabiki şakaydı natan

Bence üstün açık kalmış. Kendine dikkat et .Havalar soğuk.

Natan
17-02-2017, 01:04
Natan dergahı ne zaman kuruyorsun ?
Şeyhim uçtu diyerek epeyce eleman ve dünyalık toplayabilirsin.
Tabiki şakaydı natan

Bence üstün açık kalmış. Kendine dikkat et .Havalar soğuk.

offf ilahi,

he üstüm açık kalmış..:painkiller:

NickMickyok
17-02-2017, 01:16
Herşeyi açıklayamayabiliriz.Bazı şeyler gizemi ile güzel:)

Felâsife
17-02-2017, 01:27
Sevgili Felâsife, Natan'ı okuduktan sonra tam Felâsifelik demiştim, yanılmamışım :)

Hatta yorumda bulunacaktım, acaba düşündügüm gibi olacak mı diye erteledim, o da zaten tuttu.
Demek ki, seni az buçuk da olsa tanıyabilmişim, ne mutlu bana :)
Bir gün yanıltabilirim belki :D

Şaka bir yana, en özel ilgi alanım desem yanlış olmaz, yazıyı geçtim şiirler bile yazdım zira insanlar tarafından önemsenmeyen, atıl bir konu, bu da ilgilenmem için yeterli nedeni oluşturuyor.
İnsana en yakın olaylardan biri oysa, insan var olduğu sürece o da var olacak, oldukça insani bir şey.

Ben o mesajı yazıp yattıktan sonra tekrar gerçekleşti. Gerçekleşeceğini biliyordum. Çünkü her zaman bunu hissediyorum.
Doğrudur ben inanırım, insani bir şey neticede, hatta teknik bir şey, hiç öyle din, mistik taraflarına da gitmeye gerek yok, İnsanın olduğu yerde dediğiniz şeylerde olacaktır.


Ruya konusunda çok bilgim yok. Bilinç altının, üst bilinci baskılaması yada dışa vurumu gibi bir şey ama ben ruyamı hep kontrol edebiliyorum. Diğer olay ise. çok farklı bir şey.
Bu işe bende merak sarmıştım, ta 20 yıl öncelerine dayanıyor, kolay da değil tabi, lakin çokta başarılı olamadım, zira kas/iskelet rahatsızlığı olunca gevşemek bizde bir hayli zor zaten, fakat geçen seneleri iyice sıklaştı, hatta uyurken de değil, bilinç açıkken gevşeme ve çıktı çıkacak bir hale geldi.

Ben ne yaptım, her seferinde bozdum o hali. :)
Gerek yok çünkü.
Şimdilerde rahatım, sebebine gelince, üstte demeye çalıştığım şeyle alakalıydı, yani gerçeklik algısının zarar görme durumu var.
O yüzden ben bilinçliyken değilde, rüyada tam bilinçsiz haldeyken görmenin, ne olursa olsun, bundan güzeli yok.
Rüyada ki kontrolsüzlük, burada ki farkındalığa zarar vermiyor, bunu biliyorum, kafam rahat o yönden.
Uyandığımda bu bir rüyaymış demek, çok daha iyi sağlık açısından.

Rüya kontrol işlerini nette bir ara araştırdım da adamlar işlerinden güçlerinden olmuşlar, zira gerçeklik algısı adeta yer değiştirmiş, burası daha acı ve ızdırap vermeye başlamış, çünkü rüyada bilinçle pek çok şeyi rahat yapabiliyorlar, bu da tabi burası için büyük sıkıntı.
Burada her şey yapılamıyor... ve alışkanlık halini alıyor birde.

teşekkürler cevabınız iin
Rica ederim.

spartacus
17-02-2017, 04:05
Cok uzun zamandir paylasmak istiyordum. Yanlis anlasilmaktan cekindigim icin kimseyle paylasamadigim bir olay.

Benim sık sık yasadigim bir durum var. Bu konuda cok ciddiyim. Ben her istedigim zaman (cok cok buyuk olasilikla) bu bahsedecegim seyi yasiyorum. Fakat yatarken belirli bir sekilde yatmam gerekiyor.

Simdi biraz detaya gireyim, belki sizin bir fikriniz vardir.
Cunku bu olayi ben surekli yasiyorum.

Yatarken yine ayni sey olacak diyerek basliyorum.

Uykuya daldigimda ruyada oldugumun bilincindeyim. Hatta bu konuda konusuyorum: " suan ruyadayim. Konusuyorum ama ruyada oldugumun farkindayim, hatta kafami soyle oynatirsam uyanabilirim" diyorum. (Dedigimi yapip uyaniyorum sahiden de)

Sonra dedigim olay basliyor.

Benim bedenim yukari dogru kalkiyor. Bu yavas yavas oluyor. Bazen biraz daha hizli. Fakat genel olarak tavana kadar yukseliyorum. Kollarimi hareket ettirerek tavanin diger taraflarina da gidebiliyorum. Cok nadir olarak farkli bir odaya da gittigim oluyor fakat dedigim gibi, odanin disina genelde cikamiyorum. (Aslinda bu yil icinde bir kere salona, bir kez de bahceye kadar gittim) Tavanda oylece geziyorum. Bu, her zaman yere paralel olarak gerceklesiyor.

Bedenimin kalkmasindan kastim, maddesel anlamda degil. Ben tavana yukseldigimde "simdi uyanip gozlerimi acicam ve ayni yerde yattigimi gorucem" dedigimde, biraz daha hizli olarak bedenime geri iniyorum. Yada yavas yavas bedene dusme seklinde oluyor. Bedenime gelir gelmez gozlerimi acip uyanabiliyorum.

Yani suana kadar hic ben havadayken ruyadan uyanamadim. Bunu defalarca kez denedimse de olmadi. Sadece ruya deyip gecmeyin. Yillardir (son bir iki yildir cok fazla artti) yasadigim birsey.

Belki benimle alay edeceksiniz. Kiminiz cahil yada deli de diyebilir.

Ama ben bu seyi yillardir goruyorum.

Bu konuda fikriniz nedir?
Sevgili Natan

Oda bir şey mi, ben kendimi de görüyordum... Geziyordum yani ve defalarca olsada, 2 kez yatak dışında uyandım ve birinde kendimi tuvaletde, diğerinde ise dış kapının girişinde buldum.

Tuvaletde uyandığımda ise gördüğüm, tuvalete gireceğim ama bir dingil ayakta, sırtı bana dönük, dikiliyor. Çıkmıyorda, bende sıkışmışım, o dingil robot gibi dikiliyor hala. Bir süre daha devam etti, sonunda kızdım ve omzuna vurup, "çıksana yahu sıkıştım" dedim, o anda bana döndü ve oda nesi, gördüğüm kişi kendim... O anda uyandım ki, tuvalet kapısındayım ve gerçekten de sıkışmış durumdayım...

Hasılı çocukluk döneminde bir süre uyur-gezerlik durumu...

Uyurla, uyanık arası durumlarda olabiliyor...

Ha birde narkoz filan alırsanız, benzer durumlar yaşanabilir, bayılma, bayılma eşiklerinde gidip gelme durumlarında da, hasılı uçmak... (Bir kaç yıldır da arada bir Superman oluyorum, ama uçma işini bir türlü çözemedim, istediğim an uçamıyorum, kanguru gibi zıplayıp duruyorum, bazende tek zıplamada uçuyorum, çatıların üzerinden aşıyorum vs...)

Astral seyahat ettiğini iddia edip, kanıtlayan kim var ki? Elbette kişi beynindeki bir dolu kayıt arasında gezebilir, saniyeler içinde, gigabyte verileri süzebilir, evinin içini, kapısını, sokağı, yolu, sanki duyularla görmüş gibi(ki önceden görmüştü) görebilir vs....

Natan
17-02-2017, 04:50
Çok şaşırdım.

Daha önce uyurken gezen biriyle de karşılaşmamıştım. Senin ruya da epey korkunç muş yahu :)

Selamlar

spartacus
17-02-2017, 05:06
Çok şaşırdım.

Daha önce uyurken gezen biriyle de karşılaşmamıştım. Senin ruya da epey korkunç muş yahu :)

Selamlar
heheh, ilk zamanlar korkunçtu tabi, irkilmeler. Yatağa gireceksin bir bakıyorsun kara bir kafa, yatağında uyuyor, yorganı kaldırıp bakarken o uyanıyor, kendini görüyorsun... Dizi rüyalarımda vardı o zamanlar...

Tamam sana tavsiyem

Bir video kamera alman ve kaydetmen, hepsi bu kadar...

NoOneCares
17-02-2017, 23:46
Korkunc ruyalar gördum çocukluğumdan bu yana...
Şeytan da gördüm,cin de,melek te uzaylı da.

- gokyuzunden düşüyorum. Bu ruyayı 20+ kere görmüşümdür.


- Karanlık-cin-hayalet vs ruyalarını yüzlerce kez görmüşümdür. O kadar çok ki, bir yerden sonra rüyalarımı kontrol etmeye başladım! Örneğin etrafımı sarmış zombimsi yaratıklar ruyamda "bu bir ruya ve benim ruyam" deyip te silahlanıp uçarak matrixe bağlamıştım.

- ruyamın birinde öldüm... Vurulduktan sonraki acı o kadar gerçekçiydi ki... Öldükten sonra ruh olarak beni öldürenleri durdurmak için uğraşıyordum. Fakat vurulma sonrası acı çok fenaydı. Uyanınca uzun süre kendime gelemedim...

Yuzlerce kez kötü birşey olacak hissi ile kabus gördüm. Hani şu konuşamama fakat çevreyi algılayabildiklerinden (uyku felci). Yan odadaki konuşmaları duyuyorsun, etrafı görüyorsun, fakat hareket edememek ile beraber ciglik ta atamıyorsun... Kötu tarafı ise hayal ve gerçek birbirine karışıyor. Hayali varlıklar yanınızda iken aynı zamanda gerçekteki şeyleri algılıyorsun...

Bu konular ile ilgili tonla şey okudum.

Okuduklarımın çoğuna göre ruyayı kontrol edemezmişiz.
- Fakat ben ediyordum!

Ruyada olduğumuzu anlayınca uyanırmışız.
- Evet, arada uyanıyordum. Fakat bazen uyanmıyordum!


Uyaninca aynı ruyaya devam etmezmişiz
- Ben film gibi ayni ruyaya devam edebiliyorum. Hatta bazen alarm çalınca erteleyip güzel ruyaya geri dönüyorum.


Çok deneyimim oldu, hatta sizin bahsettiginiz ruhun bedenden ayrılıp ucarak gezmesi vs de oldu.

Fakat bence bunlar beyinde bitiyor. Bilinç uyanıp çevreyi farkediyor, fakat beden uyuyor. Bence tüm olay bundan ibaret! Gerisi ise Beyin jimlastiği ile ruya kontrolü eğitimi :)

NoOneCares
18-02-2017, 00:13
Ha bu arada, hayatımda açıklayamayacağım şeyler de oldu. Anlatsam inanmazsınızı geçtim, biri bana anlatsa inanmam...

10 yaşlarında küfür sevmeyen ve herkesin sevdiği+saydığı çocuk annesiyle tv izler. Cocugun abisi eve gelir ve küfürler eder. Meğerse cuzdanını kaybetmiştir.
Küfürler eşliğinde cuzdanını telefon kulubesinde çıkardını ve telefonun üstüne kattığını söyleyip koşarak kulubeye gidip bakar, markete sorar vs.

Abi cüzdanı bulamadan eve döner ve ne olduğunu soran anneye de kötü sinirli laflar ile küfürlere devam eder.

Meğerse eve gelirken caddedeki kulubeden birini aramış. Kartı tlf üstüne katma huyu da var, orada uNuttuğunu söylüyor...

10 yasindaki çocuk ise abisinin küfür etmesine içten içe kudursa da dizlerini çekmiş tv ye bakiyor. Bakıyor fakat görmüyor "keške kaybetmeseydi, keşke küfür etmese, annemle nasıl böyle küfürlü kelimeler ile konuşur" gibi kendini yer çocuk...

Sonra birden ayağa kalkıp karanlık iç odaya gider. Sandalyeyi alıp giysi dolabının yanına katıp üzerine çikar. Sandalyeye çıksa da sadece eli dolabın üzerine az bise kenardan yetişiyor. Görmediği dolabın üstüne elini atar atmaz elinin altına gelen cüzdanı götürüp abiye veriyor ve abi küfür etmeyi kesip mal mal bakıyor.

Genç çocuk ise kendine gelip "ben almamıştım, dolabín üstünde buldum" diyordu. Abi ise "olamaz, ben az önce kulubede unuttum bunu. Eminim. Kartı çıkardım vs" diyordu... Ne olduğunu hiç biri anlamıyor.

Velhasıl o küçük çocuk benim. O gün ne oldu açıklayamam, his? içe doğma? Bilmiyorum! Tek bildiğim şey Herşeyi bilmediğimiz. Belki insanlarda farklı bir algı daha vardır bilmiyorum. Belki farklı yaşam formları vardır ve arada mudahele ediyorlardır! Bilmiyorum.

Bildiğim şey, Bilmediğimiz çok şey olduğu!

Bunu pek paylaşmam. Nedeni ise dindarların salakça konuşup tanrılarına bağlamaları! Ateistlerin ise "yalan" söylüyormuşum gibi imalarda bulunması.

Felâsife
18-02-2017, 23:30
Ha bu arada, hayatımda açıklayamayacağım şeyler de oldu. Anlatsam inanmazsınızı geçtim, biri bana anlatsa inanmam...
Başkasını bilmem ama ben inanırım, üstede dediğim gibi ben bu tipte şeyleri İNSANİ olarak görürüm, o yüzden teknik bir olaydır da derim ve insanın olduğu yerde de bu tipte olaylar doğaldır.
Sadece etten ve kandan oluşmuyoruz, duygulardan da oluşuyoruz.


Velhasıl o küçük çocuk benim. O gün ne oldu açıklayamam, his? içe doğma? Bilmiyorum! Tek bildiğim şey Herşeyi bilmediğimiz. Belki insanlarda farklı bir algı daha vardır bilmiyorum. Belki farklı yaşam formları vardır ve arada mudahele ediyorlardır! Bilmiyorum.

Bildiğim şey, Bilmediğimiz çok şey olduğu!
Her şeyi bileceğiz diye bir durumda yok, bu tip şeylerin bilinmez olarak kalması emin olun bilinmesinden çok daha iyidir bizim için, elbette içimizde acabalar, şüpheler hiç eksilmez ama genede kapalı kalması iyidir.
Hatta şöylede söyleyebilirim bizim için gerekli olsaydı, onuda bilirdik, ki bizler gerekli olanları zaten hayattan öğrendik bir şekilde.

Bunu pek paylaşmam.
Paylaşım için teşekkürler.

bilgivehis
19-02-2017, 00:25
Başkasını bilmem ama ben inanırım, üstede dediğim gibi ben bu tipte şeyleri İNSANİ olarak görürüm, o yüzden teknik bir olaydır da derim ve insanın olduğu yerde de bu tipte olaylar doğaldır.
Sadece etten ve kandan oluşmuyoruz, duygulardan da oluşuyoruz.


Her şeyi bileceğiz diye bir durumda yok, bu tip şeylerin bilinmez olarak kalması emin olun bilinmesinden çok daha iyidir bizim için, elbette içimizde acabalar, şüpheler hiç eksilmez ama genede kapalı kalması iyidir.
Hatta şöylede söyleyebilirim bizim için gerekli olsaydı, onuda bilirdik, ki bizler gerekli olanları zaten hayattan öğrendik bir şekilde.

Paylaşım için teşekkürler.

Sevgili Felâsife, işte bunun için senin benim yanımda ayrı bir değerin var.
Şu yorumu zamanımızda benim diyen insan yapamaz.
Yaşamı, olayları, insanları çok iyi keşfetmişsin ve anlama yetenegin bu yüzden de çok ileri seviyeye ulaşmış. Bunu salt bir övgü için anlattıgımı zanetme, zira bir insanın bu seviyeye gelmesi çok hem de çok zordur. Adeta zamanımızın çağdaş Yunus Emre'si, Nasrettin Hocası diyebiliriz.
Peki bu özelligini nasıl keşfediyorum?
Çünkü ben de aynı şeyleri düşündüğüm için anlayabiliyorum :)

Felâsife
19-02-2017, 05:50
Sevgili Felâsife, işte bunun için senin benim yanımda ayrı bir değerin var.
Şu yorumu zamanımızda benim diyen insan yapamaz.
Öncelikle eyvallah sağolasın sevgili bilgivehis
Sonrasındaysa başkası ne der onu bilemem, açıkcası çokta ilgilenmem, zira geçmişimde inanmamak ile ilgili acı deneyimler yaşayınca, bir insanın anlatığı bir şeye inanmamak bende evrim geçirdi diyebilirim.
Bir hasta olduk yıllarca kimseleri inandıramadım, elanda devam eder tabi, ki bunlar en yakınlarımdı, inanmadılar gitti, numara neyim yaptığımı sandılar, ilginçti gerçekten.

Daha önce hikayeyi anlatmıştım, yıllarca hocam dediğim insan anlattığım bir şeye inanmadı, adeta martaval dedi çıktı, oysa ben onun o zamanlar her dediğine de inanmıştım. Tabi bu olay sonrası bağlarda kopmuştu, onun bana inanmamasını onda ki bir zayıflık olarak gördüm o zaman, hiç hoşuma gitmemişti o manzara, ama iyide oldu tabi. Sonradan bunun bana çok faydası oldu, aksi gibi zararları da oldu.

Hasılı ben inanma denilen şeyin bizzat kendine inanırım, hatta inanmaya inanıyorum (http://ftp.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=532212&postcount=16) diyede yazmıştım.
İnanç, ideoloji filan işin içine girerse ona da inanmam, bu da ters tarafım ama sadece insani olarak ele alınana inanırım.
Üsteki gibi bir şeyi dindar biri anlatsa onada çok farklı bir şey söylemezdim, onada inanırdım.

İnanmamak benim açımdan, daha doğrusu insana inanmamak kötü bir duygu diyebilirim, diğer türlü tercihleri beni hiç ilgilendirmez.


Yaşamı, olayları, insanları çok iyi keşfetmişsin ve anlama yetenegin bu yüzden de çok ileri seviyeye ulaşmış.
Aslında komik bir şey söyleyim mi, ben karşımda ki insanları öyle bir bakışta filan anlamam, hemen not vermem, aksi gibi oldukça geç tanırım.
O yönüm sıfırdır diyebilirim. Çünkü çevremde böyle bir görüşte filan not veren insanlarda gördüm, sesinden, tipinden, görünümünden not veriyorlardı, şaşırırdım açıkcası.
Bu hiç bana göre bir şey değil, beni aşar, elbette kriterlerim var ama o insani duyguya gelince, ona kayıtsız kalamam.

Bunu salt bir övgü için anlattıgımı zanetme, zira bir insanın bu seviyeye gelmesi çok hem de çok zordur. Adeta zamanımızın çağdaş Yunus Emre'si, Nasrettin Hocası diyebiliriz.
Kendini bilen için övgüde yergide çok fark etmez, anca eyvallah derim.
Günümüze gelince popçu, topçu bir toplumda Emre de Hocada anca spor programlarında baş tacı olur ki o da bize hiç uymaz. :third:
Onlar tarihlerde kaldı, öyle güzeller ama tarihten çıkartmayalım, böyle iyi, olması gerektiği gibi.

"ictenlik"
11-09-2017, 13:07
Ateist bir arkadaşım astral seyahat hakkında şöyle bir şey söyledi:Beyin
(uyurken beyin aktiviyesi altı kat artar. Aynı şekilde bu yüzden ön beyinde yayınlanan beyin dalgaları frekansları normalin üzerinde olur, ki astral seyehat bu beyin dalgalarının evrenin köşelerinden bize tekrar yansıyan görüntülerini izlemektir.)

sizce bu bilimsel olarak doğru mu yani beyinde göz olmadan görme işlemini sağlayacak dalgalarla görme işlemi sağlayacak yapılar var mı?göz olmadan Dalgalar ile beyne görüntü aktarılabilir mi?

yukardaki sorunun yanıtını bilmiyorum ancak buraya saçmaca karalamak istedim-kendimce boş bulunup...
cafe denilen yer buraysa

ineklerin rüyasında insan olması /insana öykünüş astral bir dalgalanış mı o halde?

mesafe, zaman, uzay, ışık ve yer -yerde olmak/bir yerde olmak ve bulunmak hali de- sanırım izafi kalıplar

bir yerden bir yere gitmek ihtiyacımız var ve "yer olmayan yer"e gidemeyeceğimize göre ,kendimize göre iyi yere ve iyi hal'e/iyi seyahate varabilen gideceğimiz bir yeri arar ve dururuzdur mu?...
gideriz. Bazen düşsel bir yere gideriz
Bazen uçurumsal bir yere
Bazen kendilik ve yalnızlık ve yalınlık olan bir yere gider yalınılığa da tıkılırız/dinlenirizdir mi?..

düşencelerin sesleri ve seyahatleri erdemli ise, düşünce de düşüncesel uçucu seyahat denilen şey astral olgusu..

bir gizem, sır, güç arayışı....
;

bu düşünce sanırım şurdan doğuyor.
Fiziksel nesne ve nesnemiz olan bedenimiz dünya denilen sınırlılığa bağımlıdır ...
ve beden denilenden uyuyunca ayrışabilen bir düşsel uçucu na-beden her yere seyahat edebilir.
... Bu güzel bir düşünce. Her yere seyahat edebiliriz.

astral olmayan fiziksel seyahatler sınırlıysa ve yetersizse ya da düşsüz ve uçurumsuz, hayalsizse ya da eksik ve yetinsizse sanırım astral olan çelişik seyahatler başlıyor. iyi uçuşlar, iyi gidişler dilerim...bakalım dostluklar nerede buluşacak ve
nereye gideceğiz/gideceksiniz.....

düşüncelerin dünyasındaki uçurumlar ormanında yürüdüm....na-burayı ziyaret ettim...

astral olmayan bir yerde zaman bulursanız orada dinlenin.. oraya seyahat edin ya da mekan olmayan na-mekan ters mekan...
yokluğa/hiçliğe kısa bir ziyaretten sonra varlık kuşağı ikilemi

acılarımın yokluğuna seyahat edebilirim/edebilirdim. orası var mı?
acı olmayan yer var mı? oraya seyahat edelim ya da bu dünya olmayan şimdi
sabah dünyalı uyandığımda gece uçtuğum hayali öykülerden mi sözedeceğim.bunlarla mı kendimi avutacağım öyle bir yer var mı?

acılarım koynumdaysa ve kanadımdaysa hiç bir yere seyahat edilmiyor/gidilmiyor
göğsümdeki tıkanıklık ve boğucu itki ile boğuşuyorum... günlerimi dolduruyorum ve tamamlıyorum. dünya yeri ölümü için gün...
şimdi beni götüren ve buraya getiren yalnızlık ve diğerleridne anlamadığım tantana ve uyumsuzluk boğuşkusu

yer azminde yer gününde rahat aradım
başka şeylerde yaptım
dünya üzerinde yer zaman harcadım/durdum...
---

bu kavramlar şimdi çocukların ellerindeki balonlardır
bu kavramlar ve kavramcıklar ne kadar eski ne kadar oyuncak ve bana ne kadar baloncuklu tane

"astral mastral denilen tabi ki; bir tür yer tür mekan zamanda düş köpüğü baloncuğudur"