Orijinalini görmek için tıklayınız : inanc konusu
RainFall
15-04-2014, 08:03
Muslumanlar kendisinin inancini kabul ettirmeye calissada Allahin pek umrunda degil.Dunya.
Vefik Sami
15-04-2014, 10:43
Muslumanlar kendisinin inancini kabul ettirmeye calissada Allahin pek umrunda degil.Dunya.
Kur'an'ı - Orjinal Arapçasıyla yâhut mealinden - hiç okudunuz mu bilmem.
Kitabın başından sonuna kadar habire kendi kendini öven bir Allah profili ile karşı kaşıyayız.
Bir ana sınıfına giren öğretmenin 4-5 yaşındaki sâbi/sıbyan karşısında "Ben hepinizden daha çok şey bilirim" diyerek övünmesi ne kadar abesle iştigâl ise, Allah adındaki Mekke baş putunun da insanlar karşısında övünmesi aynı mantıksal bağlamda abesle iştigâldir.
İnsanların güç ve kapasitelerinin yetmediği her şeyi, "iyi-güzel" adına ne varsa tümünü sahiplenen, savaşlarda gâlibiyetleri kendisinin nasip ettiğini, "görünmez ordular"(!)la yardım ettiğini ileri süren, mağlûniyetlerin sormluluğunu ise, kendisi için 'kelle koltukta' savaşan kullarının üzerine atan son derece kalleş bir ilah.
Tanrı'nın övünmelere ihtiyaç duyacağını sanmam.
O, şaşmaz-değişmez ilkeler koyar ortaya.
Bu ilkeler insanoğlunun "rota"sı olur.
Tanrı'nın bize bahşedeciği en mühim lütuf budur.
knowledgetowisdom
15-04-2014, 11:50
Kur'an'ı - Orjinal Arapçasıyla yâhut mealinden - hiç okudunuz mu bilmem.
Kitabın başından sonuna kadar habire kendi kendini öven bir Allah profili ile karşı kaşıyayız.
Bir ana sınıfına giren öğretmenin 4-5 yaşındaki sâbi/sıbyan karşısında "Ben hepinizden daha çok şey bilirim" diyerek övünmesi ne kadar abesle iştigâl ise, Allah adındaki Mekke baş putunun da insanlar karşısında övünmesi aynı mantıksal bağlamda abesle iştigâldir.
İnsanların güç ve kapasitelerinin yetmediği her şeyi, "iyi-güzel" adına ne varsa tümünü sahiplenen, savaşlarda gâlibiyetleri kendisinin nasip ettiğini, "görünmez ordular"(!)la yardım ettiğini ileri süren, mağlûniyetlerin sormluluğunu ise, kendisi için 'kelle koltukta' savaşan kullarının üzerine atan son derece kalleş bir ilah.
Tanrı'nın övünmelere ihtiyaç duyacağını sanmam.
O, şaşmaz-değişmez ilkeler koyar ortaya.
Bu ilkeler insanoğlunun "rota"sı olur.
Tanrı'nın bize bahşedeciği en mühim lütuf budur.
İncili hiç okudunuz mu bilmem. orada Tanrı'yı hiç göremezsiniz; hissedemezsiniz; insan elinden çıkma olduğu o kadar bellidir ki... Sürekli kalabalıklara göz kırpan tribünlere oynayan bir anlayış hakimdir.
Bu arada orjinali muallaktır. Açıp orjinalinden okuyayım kelimeleri karşılaştırayım derseniz bulamazsınız...
Size sürekli "inan" "inan" "sev" "inan" tarzı lagalugalarla gelirler. Düşünmenizi istemezler.
Vefik Sami
15-04-2014, 19:53
İncili hiç okudunuz mu bilmem. orada Tanrı'yı hiç göremezsiniz; hissedemezsiniz; insan elinden çıkma olduğu o kadar bellidir ki... Sürekli kalabalıklara göz kırpan tribünlere oynayan bir anlayış hakimdir.
Ne kadar tuhaf!...
Çoğu insan aynı yere bakarken aynı şeyleri göremiyor.
Ben ise, İncil'i - İlk dört bölüm - okuyup anlamaya başladığımdan itibâren, duyduğum güven ve mutluluğu hayatımın hiç bir döneminde tatmadım/yaşamadım.
knowledgetowisdom
15-04-2014, 21:50
Ne kadar tuhaf!...
Çoğu insan aynı yere bakarken aynı şeyleri göremiyor.
Ben ise, İncil'i - İlk dört bölüm - okuyup anlamaya başladığımdan itibâren, duyduğum güven ve mutluluğu hayatımın hiç bir döneminde tatmadım/yaşamadım.
Benim de çok severek okuduğum, okurken mutluluktan coştuğum, bazen ağladığım vs. kitaplar var.
Ancak biliyorum ki bunlar zeki, ahlaklı, kavrama kapasitesi yüksek, empati yeteneği yüksek vs. değerli insanların yazdığı kitaplar.
bir felsefe kitabı olarak incil'i sizinle birlikte sonuna kadar okurum.
Fakat söz konusu "din" ise ben şüphesiz Tanrı'nın sözlerini ararım. ve bunu ancak Kur'anda buldum.
knowledgetowisdom
15-04-2014, 22:23
İsra Suresi'nden:
22.ALLAH ile birlikte başka tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnız bırakılmış olarak oturup kalırsın
23. Rabbin, yalnız kendisine kulluk etmenizi ve anaya babaya karşı iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi yanında yaşlanırsa onlara "Öf" bile deme ve onları azarlama. Onlarla güzel bir biçimde konuş
24. Onlara merhamet ederek alçak gönüllük kanadını ger ve de ki, "Rabbim, beni küçükken yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı."
25. Rabbiniz içinizdekileri çok iyi bilir. Erdemli davranırsanız, elbette O, tevbe edenleri bağışlayandır
26. Akrabalara haklarını ver. İhtiyaç sahiplerine ve yolcuya da... Ancak saçıp savurma
27. Kuşkusuz, saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır ve şeytan Rabbine karşı nankördür
28. Rabbinden umduğun bir rahmeti elde etmek için onlardan yüz çevirmek zorunda kalırsan onlara yumuşak söz söyle
29. Elini boynuna bağlama (cimrilik yapma) ve tümüyle de açma, yoksa pişman olur, üzülürsün.
30. Rabbin, dilediğine rızkını bol verir, veya kısar. Kuşkusuz O, kullarından haberdardır, onları görendir
31. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da biz rızıklandırıyoruz. Onları öldürmek, büyük bir suçtur
32. Zinaya yaklaşmayın; çünkü o büyük bir günah ve kötü bir davranıştır
33. ALLAH'ın kutsal kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Kim haksızlığa uğrayarak öldürülürse onun mirasçılarına yetki vermişizdir. İntikam duygusuyla öldürmede sınırı aşmasın; zira kendisine yardım edilmiştir
34. Öksüzlerin malına, erginlik çağına ulaşıncaya kadar dokunmayın; yararlarına olursa başka
35. Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın ve doğru teraziyle tartın. Elbette bu daha iyidir ve sonucu daha güzeldir
36. Bilmediğin bir şeye inanıp ardına düşme, çünkü göz, kulak ve kalp, hepsi ondan sorumludur
37. Yeryüzünde kibirli kibirli dolaşma sen ne yeri delebilirsin ne de dağlar kadar boylu olabilirsin.
38. Tüm bunlar, Rabbin tarafından hoş görülmeyen kötü davranışlardır.
-----------
Yukarıda verdiğiniz ayetleri döndürüp dolaştırıp her yerde yazıyorsunuz ve yapılan açıklamaları da asla itibara almıyorsunuz.
Onların hepsinin bir bağlamı ve amacı var.
Neden yukarıda İsra suresinde alıntıladığım tarz ayetler hiç yokmuş gibi davranırsınız?
ne olursa olsun anneye ve babaya öf bile deme diyen bir Allah...
Vefik Sami
15-04-2014, 22:30
...Fakat söz konusu "din" ise ben şüphesiz Tanrı'nın sözlerini ararım. ve bunu ancak Kur'anda buldum.
Başkalarına yasakladığı gıybeti kendisi yapan "Tanrı" mı ?
"Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa’ya Mariye’yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe’ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa’nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa’nın Aişe’ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.” (Tahrim: 3) Ali Fikri YAVUZ meali
*
Uhud savaşı sonrasında Hun b. Hüzeyme b. Müdrike soyundan, Adal ve Kare kabilesinden birtakım kişiler, Medine'ye gelerek:
"Yâ Rasûlallah! İslâmiyet kabilemiz içinde yer almaya başladı. Ashabından bazı kimseleri bizimle birlikte gönder de, onlar bize dinî bilgileri öğretsinler, Kur'ân okusun ve okutsunlar! Bize İslâm şeriatını öğretsinler!" derler. [1]
Muhammed bunların gerçek niyetlerini bilmediği için isteklerinde samimi olduklarını düşünüp, bazı kaynaklara göre yedi, bazılarına göre onyedi kişilik bir öğretici grubu gönderir. Lâkin gelenlerin "din öğrenme" gibi bir niyetleri yoktur ve yolda bu müslümanların tümünü öldürüler.
Bahse konu tuzağı önceden bilip de "habibi"ne haber ver(e)meyen Allah, Muhammed'in hanımları arasındaki dedikodulara pek itibar etmiş nedense ?
________________
[1] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 3, s. 178, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 354, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 55, Taberî, Târih, c. 3, s.39, Beyhakî, Delâil, c. 3, s. 328, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 167, İbn Seyyid, Uyun, c. 2, s. 41, Zehebî, Megâzî, s. 189.
knowledgetowisdom
15-04-2014, 22:39
Başkalarına yasakladığı gıybeti kendisi yapan "Tanrı" mı ?
"Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa’ya Mariye’yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe’ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa’nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa’nın Aişe’ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.” (Tahrim: 3) Ali Fikri YAVUZ meali
*
Uhud savaşı sonrasında Hun b. Hüzeyme b. Müdrike soyundan, Adal ve Kare kabilesinden birtakım kişiler, Medine'ye gelerek:
"Yâ Rasûlallah! İslâmiyet kabilemiz içinde yer almaya başladı. Ashabından bazı kimseleri bizimle birlikte gönder de, onlar bize dinî bilgileri öğretsinler, Kur'ân okusun ve okutsunlar! Bize İslâm şeriatını öğretsinler!" derler. [1]
Muhammed bunların gerçek niyetlerini bilmediği için isteklerinde samimi olduklarını düşünüp, bazı kaynaklara göre yedi, bazılarına göre onyedi kişilik bir öğretici grubu gönderir. Lâkin gelenlerin "din öğrenme" gibi bir niyetleri yoktur ve yolda bu müslümanların tümünü öldürüler.
Bahse konu tuzağı önceden bilip de "habibi"ne haber ver(e)meyen Allah, Muhammed'in hanımları arasındaki dedikodulara pek itibar etmiş nedense ?
________________
[1] İbn İshak, İbn Hişam, Sîre, c. 3, s. 178, Vâkıdî, Megâzî, c. 1, s. 354, İbn Sa'd, Tabakât, c. 2, s. 55, Taberî, Târih, c. 3, s.39, Beyhakî, Delâil, c. 3, s. 328, İbn Esîr, Kâmil, c. 2, s. 167, İbn Seyyid, Uyun, c. 2, s. 41, Zehebî, Megâzî, s. 189.
Lütfen komik olmayın. ben uyduruk rivayetlerle ayetleri anlamaya çalışmıyorum...
Vefik Sami
15-04-2014, 22:48
Lütfen komik olmayın. ben uyduruk rivayetlerle ayetleri anlamaya çalışmıyorum...
"Komik olma" gibi bir çaba içerisinde değilim.
İslâm tarihinden kaynak vererek aktardığım husûs Tahrim: 3 te anlatılanları açıklamıyor. Ne anlatmaya çalıştığımı anlayacak düzeyde olduğunuzdan eminim. Fakat "anlamamış" gibi yapmak kolayınıza gelmiş olmalı.
Sağlık olsun.
mrdragon
16-04-2014, 07:19
Katılıyorum. Ezberlerin ve sistematik öğretilerin esaretinden kurtulup, zihni mümkün olduğunca duru halde doğa ile bütünleşik yorumlamak, en azından varlık adına daha pozitif bir yaklaşım.
Yine de, yaşantıların analizi, hayatımız adına önem arz ediyor. İnsanların inanç esareti altında, ait olma güdüsü ile düşünce üretmek yerine, düşüncelerin esaretinde yaşadıkları, sonraki nesilleri de yaşatmayı denedikleri tarihsel bir gerçeğimiz oluyor.
Her insan bencede öncelikle kendisine has benliğini keşfedebilmeli.
Bir felsefeye ya da inanca tamamen ait olma - teslim olma güdüsü, insanlığın en büyük hastalığı olsa gerek.
Salt zihin her türlü veriyi ele alır ve benliğinde öğütür. Deneylimlediği zaman ise bilişsellik düzeyi inançtan öte de, içsel dünyadaki bilgeliğe dönüşür.
evrensel-insan
17-04-2014, 00:07
Inanc kavrami ve konusu, en kisa tanimiyla; insanoglu aklinin gercegin ne oldugunu kendine dogrulamasidir.
Buradaki dogrulama eylemi hem gozlemsel hem de bilimsel degildir.