Dialectics
09-08-2014, 21:26
Demokrasi, şu an bizzat ülkemizde de canlı olarak yaşadığımız üzere ideal bir yönetim sistemi değildir. Neticede bir yönetim biçimi olarak, mevcut yönetim sistemleri içerisinde en evrimleşmiş olanıdır. Monraşiden, teokrasiden, derebeylikten, krallıktan elbette daha çoğulcudur.
İşin doğrusu "demokrasi" sadece kapitalist sistemdeki elit sınıfın köleleştirdiği toplumlara özgürmüş hissi vermek için kullandığı bir dahiane tuzaktır. Yarınki seçimde örneğin gerçekten hepimizin kanaati ile seçilmiş birilerine değil, önümüzde konulan birkaç seçenekten birine oy vereceğiz. Demokrasi bir benzetme ile şudur:
"Bir koperatife kaydolursun. İnşaat bitet ve kura çekimi başlar. Sen deniz manzaralı, üst katlarda bir daire istemektesindir. Ancak koperatif yönetim kurulu sana, deniz manzaralı dairelerin kura çekimine katılamayacağını; sadece kara manzaralı olan ve alt katlarda olan dairelerin seçimine katılabileceğini söyler. Ya 1. katta ama orman manzaralı bir daire senin olacaktır ya da 2. katta ama karşısında bina olan bir daire senin olacaktır. Mecburen kendine ikisi arasından iyi görünen birini seçersin.... Deniz manzaralı üst katlara arsa sahipleri oturacaktır çünkü, sana o kuraya girme şansını vermezler..."
Mevcut ekonomik sistemi ve yönetim sistemini şu örnek de güzel açıklar:
"Düşünün ki bir 100 metre koşusuna katılacaksanız. Çok iyi hazırlandınız, üstelik yeteneklisiniz de, çok hızlı koşabiliyorsunuz, hatta herkesten hızlısınız. Gece gündüz antreman yapıp form da tuttunuz. Start çizgisine diziliyorsunuz diğer koşucularla. Ama yarışa biri daha katılıyor, hafif kilolu, lüks eşpfmanları içinde biri... Ama sizinle aynı start çizgisinde değil. Onu finish çizgisine 5 metre kala başlatacaklar yarışa... Ve yarış başlıyor, siz herkesi geçseniz de dünya rekoru kırsnaızda, o şişko 5 metreyi siz finishe yaklaşamadan daha yürüyor ve yarışı kazanıyor. Ödülü alıyor. İnsanlar neticede kazananı alkışlar ve herkes onu alkışlıyor. Kazanan ailesine teşekkür ediyor, sağladıkları imkanlarla kendisini yarışa iyi koşullarda başlamalarını sağladıkları için..."
Mevcut sistemde ne kadar çabalarsanız çabalayın bir milyarder olabilme ihtimaliniz belki de milyarda birdir. Tıpkı bu bir piyango çekilişi gibidir. Büyük ikramiyeyi kazanamayacağız neredeyse kesindir, ihtimal olarak sıfıra yakındır. Ama sizi "kazanan siz olabilirsiniz" diye her hafta ya da her çekilişte kandırırlar. Ama kaybedeceğiniz neredeyse kesindir. Sizin finish çizgisine 100 metre geriden, hatta çoğunluğun start çizgisinin bile gerisinden yarışa başladığı bir sistemde finish çizgisine o 5 metre kala başlayanlardan önce varma ihtimaliniz de neredeyse sıfırdır. Piyango kazanma ihtimalinizle eşittir...
Herkesin eşit olduğunu iddia eden demokrasi, bir eşitlik sistemi değildir. George Orwell'in dediği gibi "herkes eşittir ama bazıları daha eşittir." Ve siz o bazılarından değilsiniz. O bazıları, ki dünyuanın %2 si olurlar, dünyanın yarısına sahipler. Siz onlardan kalanı bölüşüyorsunuz. Onlar için çalışıyorsunuz. Maaşa zam söz konusu olduğunda sizle %1 in pazarlığını yapanlar, torunlarının torunlarının torunlarının torunlarının.. hayatlarını sefa içinde sürdürmeye yetecek kadar servete sahipler, ve her sene ailelerinden bir nesilin yaşamını daha garantiye alıyorlar...
Gelelim konu başlığına: Meritokrasi
Demokrasinin bundan sonra evrimleşeceği muhtemel yönetim sistemidir.
"Meritokrasi yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir. Bu yönetim şeklinde idare erki, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır. Kayırma yoktur. Özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme, yükselmelerinin bilgi başarı yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar. "
Meirtokrasi, herkesin yarışa aynı çizgide başladığı ve kim daha iyiyse onun daha çok yükselmesini sağlayan bir sistemdir.
Meritokrasi de örneğin miras kavramı yoktur. Çünkü miras sistemidir dengesizlik yaratan, birileri gecekondu mahallesinde doğuyorkeni, birilerinin finishe 5 metre kala doğmasının sebebi ailelerinden kalan miraslarıdır. Meritokrasi de kiş öldüğünde kazançları da develete ya da sosyal bir kuruluşa aktarılır.
Herkes eşit şartlarda doğar. Herkes eşit fırsat eşitliğine sahiptir. Çok çalışan ya da üstün olan öne çıkar.
Mevcut sistemde olduğu gibi örneğin ekonomiden sorumlu bakanı başbakanın isteğine göre seçilmez. Ekonomi konusunda ihtisas sahibi kişiler aralarında en iyinin kim olduğunu düşünüyorsa onu ekonomi bakanı olarak seçer. Böylelikle devletin her kurumuna o konuda en iyi olanlar getirilir. En çok torpili olanlar değil...
Madem "ileri demokrasi" olduk ya, Ha dünyada yıllar sonra bir ilke imza atsak da "meritokrasi"ye evrimleşen ilk ülke olsak... Güzel olur mu?
İşin doğrusu "demokrasi" sadece kapitalist sistemdeki elit sınıfın köleleştirdiği toplumlara özgürmüş hissi vermek için kullandığı bir dahiane tuzaktır. Yarınki seçimde örneğin gerçekten hepimizin kanaati ile seçilmiş birilerine değil, önümüzde konulan birkaç seçenekten birine oy vereceğiz. Demokrasi bir benzetme ile şudur:
"Bir koperatife kaydolursun. İnşaat bitet ve kura çekimi başlar. Sen deniz manzaralı, üst katlarda bir daire istemektesindir. Ancak koperatif yönetim kurulu sana, deniz manzaralı dairelerin kura çekimine katılamayacağını; sadece kara manzaralı olan ve alt katlarda olan dairelerin seçimine katılabileceğini söyler. Ya 1. katta ama orman manzaralı bir daire senin olacaktır ya da 2. katta ama karşısında bina olan bir daire senin olacaktır. Mecburen kendine ikisi arasından iyi görünen birini seçersin.... Deniz manzaralı üst katlara arsa sahipleri oturacaktır çünkü, sana o kuraya girme şansını vermezler..."
Mevcut ekonomik sistemi ve yönetim sistemini şu örnek de güzel açıklar:
"Düşünün ki bir 100 metre koşusuna katılacaksanız. Çok iyi hazırlandınız, üstelik yeteneklisiniz de, çok hızlı koşabiliyorsunuz, hatta herkesten hızlısınız. Gece gündüz antreman yapıp form da tuttunuz. Start çizgisine diziliyorsunuz diğer koşucularla. Ama yarışa biri daha katılıyor, hafif kilolu, lüks eşpfmanları içinde biri... Ama sizinle aynı start çizgisinde değil. Onu finish çizgisine 5 metre kala başlatacaklar yarışa... Ve yarış başlıyor, siz herkesi geçseniz de dünya rekoru kırsnaızda, o şişko 5 metreyi siz finishe yaklaşamadan daha yürüyor ve yarışı kazanıyor. Ödülü alıyor. İnsanlar neticede kazananı alkışlar ve herkes onu alkışlıyor. Kazanan ailesine teşekkür ediyor, sağladıkları imkanlarla kendisini yarışa iyi koşullarda başlamalarını sağladıkları için..."
Mevcut sistemde ne kadar çabalarsanız çabalayın bir milyarder olabilme ihtimaliniz belki de milyarda birdir. Tıpkı bu bir piyango çekilişi gibidir. Büyük ikramiyeyi kazanamayacağız neredeyse kesindir, ihtimal olarak sıfıra yakındır. Ama sizi "kazanan siz olabilirsiniz" diye her hafta ya da her çekilişte kandırırlar. Ama kaybedeceğiniz neredeyse kesindir. Sizin finish çizgisine 100 metre geriden, hatta çoğunluğun start çizgisinin bile gerisinden yarışa başladığı bir sistemde finish çizgisine o 5 metre kala başlayanlardan önce varma ihtimaliniz de neredeyse sıfırdır. Piyango kazanma ihtimalinizle eşittir...
Herkesin eşit olduğunu iddia eden demokrasi, bir eşitlik sistemi değildir. George Orwell'in dediği gibi "herkes eşittir ama bazıları daha eşittir." Ve siz o bazılarından değilsiniz. O bazıları, ki dünyuanın %2 si olurlar, dünyanın yarısına sahipler. Siz onlardan kalanı bölüşüyorsunuz. Onlar için çalışıyorsunuz. Maaşa zam söz konusu olduğunda sizle %1 in pazarlığını yapanlar, torunlarının torunlarının torunlarının torunlarının.. hayatlarını sefa içinde sürdürmeye yetecek kadar servete sahipler, ve her sene ailelerinden bir nesilin yaşamını daha garantiye alıyorlar...
Gelelim konu başlığına: Meritokrasi
Demokrasinin bundan sonra evrimleşeceği muhtemel yönetim sistemidir.
"Meritokrasi yönetim erkinin, yetenek ve kişilerin bireysel üstünlüğüne yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir. Bu yönetim şeklinde idare erki, üstün özellikleri olduğu düşünülen kişiler arasında paylaştırılmaktadır. Kayırma yoktur. Özellikle kamu yönetiminde daha bilgili ve yetenekli kişilerin seçilmesi ve yine hizmet içindeki ilerleme, yükselmelerinin bilgi başarı yetenek kıstaslarına göre yapılmasını amaçlar. "
Meirtokrasi, herkesin yarışa aynı çizgide başladığı ve kim daha iyiyse onun daha çok yükselmesini sağlayan bir sistemdir.
Meritokrasi de örneğin miras kavramı yoktur. Çünkü miras sistemidir dengesizlik yaratan, birileri gecekondu mahallesinde doğuyorkeni, birilerinin finishe 5 metre kala doğmasının sebebi ailelerinden kalan miraslarıdır. Meritokrasi de kiş öldüğünde kazançları da develete ya da sosyal bir kuruluşa aktarılır.
Herkes eşit şartlarda doğar. Herkes eşit fırsat eşitliğine sahiptir. Çok çalışan ya da üstün olan öne çıkar.
Mevcut sistemde olduğu gibi örneğin ekonomiden sorumlu bakanı başbakanın isteğine göre seçilmez. Ekonomi konusunda ihtisas sahibi kişiler aralarında en iyinin kim olduğunu düşünüyorsa onu ekonomi bakanı olarak seçer. Böylelikle devletin her kurumuna o konuda en iyi olanlar getirilir. En çok torpili olanlar değil...
Madem "ileri demokrasi" olduk ya, Ha dünyada yıllar sonra bir ilke imza atsak da "meritokrasi"ye evrimleşen ilk ülke olsak... Güzel olur mu?