Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateizm ve Kapitalizm
dilmacbey
17-09-2014, 22:04
Ateizm, olayları vs. bilimsel yollarla açıklama çabası.
Kapitalizm ise ekonomik sistem.
Elbetteki herkes özgürce düşünüp, düşündüğünü savunabilir. Bundan dolayı Ateistlerde çok farklı "dünya görüşleri"ne sahip olabilirler.
Ateizm'e göre (Bilimsel olarak yani.) ideolojileri yorumlamaktan öte, günümüz dünyasında (günlük yaşamınızda) kafama takılan birkaç soruyu nasıl çözüme ulaştırdığınız.
bence Akıl ve Vicdanın kapitalizmde yer bulmadığı, bireylerin pek de "hür irade" olmadığı. Tabi ki Kapitalizm'in bir çok çeşidi var. örneğin benim mantıklı bulduğum kapitalizm ise "Anarko Kapitalizm" diğer adıyla "Voluntarizm". (Anarşist Bireyci Kapitalizm diyebiliriz.)
Kapitalizm'in diğer çeşitlerinin, diğer sosyo-ekonomik sistemlerin (sosyalizm vs.) gibi Akıl ve Vicdana ters düştüğünü kabul ediyorum.
Tabi ki size göre değişebilir.
Kapitalizm veya diğer sosyo-ekonomik sistemlerin hepsi "değişim" argümanını kullansalarda "değişime karşı" tavır takınıyorlar bence.
Bu tavrı da "dinlerin, tanrıların düzeni" diyerek varolan düzeni (değişime kapalı düzeni) insanların savunduklarını gördüm.
Mevcut düzeni, meşrulaştırmak içinde "ahlak" kavramını "tanrı" ile ilişkilendirerek kendilerini haklı gibi gösterme çabasında oldukları ortaya çıkıyor.
Ateizm'e göre madde'den başka birşey yok. yani Materyalist. zaten kapitalizm'de materyalist bir dünya görüşü.
Kapitalizm'in açmazı ise "sermaye". yani "madde birikimi". dolayısıyla "biriktirme" eylemi süreklilik arzedecek şekilde meşrulaşması gerekiyor.Lakin "birikim" aynı zamanda "değişime" olanak vermesi gerekiyor. Tabi ki bu değişim ya Zorunlulukla ya da Gönüllülükle olmalı.
İnsanlar değişimden korkuyor veya korkutularak, Sermaye ve Emek üstünde "biri veya birilerinin" hakimiyeti sağlanmış oluyor. Tabi ki kaçınılmaz olarak "korku ve umut" beslenmesi bir dışsal varlığa bağlı olduğunda ise "hiyerarşi ve otorite" doğuyor. Otorite, insanların inançlarıyla pekişmiş halde ve vurdum duymazca sürdürülüyor.
Herhangi bir otorite karşıtlığında, insanların savunmaları "Aristokrasi" geleneğinin doğruluğu üzerinde kurulu olduğu için otorite kendi varlığını sürdürerek haklı izlenimi veriliyor. Tabi ki tüm yaptırımlar, cezalandırmalar otorite-karşıtlarına olurken, ödüllendirmeler ve "İyilik" üstüne olan tüm söylemler de otorite savunucularının oluyor.
Hani bunları yazarken kafam biraz dağınıktı kusura bakmayın. derdimi anlatabildiysem ne mutlu bana.
Friedrich Nietzsche, Ayn Rand, Friedrich Hayek, Robert Nozick vs. gibi düşünürlerin düşüncelerini de araştırdım. Ama Akıl ve Vicdan konusunda "otorite ve hiyerarşinin" ağırlığı insanların menfaati olduğunu gördüm. Kendi yaşamınız söz konusu olduğunda, çevrenizdeki insanlarla, değerli bildiğiniz kişilerle(Aileniz gibi), Akıl ve Vicdanı bilimsel yön- temlere bakarak nasıl yaşarsınız veya çevrenizdekilerin bunu nasıl izah edebilirsiniz. Çünkü bunu izah edebilmek bile anladığım kadarıyla çok zor.
Sorun şu ki Ezen-Ezilen, Güçlü-Zayıf, Kötü-İyi, Doğru-Yanlış gibi ikili karşıtlıklar aynı inançlarda olduğu haliyle "Sevap-Günah" gibi
muameleye tabi tutularak otoritenin Gücüne insanların davranışları ve iradeleri yönlendiriliyor. Böylece "itaat" ederek/ettirilerek
insanların Tanrı gibi "kusursuzluk" özlemi içinde olduğu ama "merhameti" de ancak otorite'den beklenildiği (ve sırf bireyin kendisine
merhameti söz konusuymuş gibi) bir hiyerarşik düzen var ediliyor. Eğer kapitalizm, "ticaret" demek ise o zaman "özgürlük" kavramı
otoritenin bir mülkü olmamalı, hiyerarşinin de "ahlakı" olmamalı bence. Şuanki uygulamada olan Kapitalizm buna "Vahşi Kapitalizmde"
dahil Ticareti,otoritenin istediği kişi veya kişilerin arasında istenildiği doğrultuda yapılması demek oluyor ki bu zaten ticaretin doğasına aykırı.
Arkadaşlar, ateizm'e göre söz konusu kapitalizm olunca ne gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.? Ne düşünüyorsunuz? Yada bildiğiniz, gözlemlediklerinizi cidden merak ediyorum?
Kapitalizm veya mevcut düzen(?) size göre aşağıdakiler söz konusu olduğunda nasıl bir denklem kuruyorsunuz yaşamınızda?
(Merhamet, Vicdan, Akıl, Ticaret, Doğa, Özgürlük, Birey, Toplum, Eşitlik, Özel Mülkiyet vs.)
Not: Tabi ki yaşamın özel bir formülü yok. Bunu bilerek tüm bunları yazdım. şimdiden olumlu/olumsuz cevap yazacak tüm arkadaşlar ilgi ve yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim. :clap2:
Kapitalizm'in Çeşitleri:
Anarko-kapitalizm
Tüketici kapitalizmi
Demokratik kapitalizm
Eko-kapitalizm
Evrensel kapitalizm
Hümanist kapitalizm
Laissez-faire kapitalizmi
Liberal kapitalizm
Tüccar kapitalizmi
Karma ekonomi
Tekel kapitalizm
Neo-kapitalizm
Sosyal kapitalizm
Sosyal piyasa ekonomisi
Devlet kapitalizmi
Devlet tekeli kapitalizmi
Teknokapitalizm
Refah kapitalizmi
dindarateist
17-09-2014, 22:31
Bünyeyi bu kadar zorlama canım kardeşim, sonra balataları yakarsın.
dilmacbey
17-09-2014, 22:39
insan düşünmeden edemiyor. her sorunun mutlaka bir cevabı var ama insan isteklerinin her zaman dünyada karşılığı olmayabiliyor.
:-)
Dialectics
17-09-2014, 22:51
Ben tam olarak ne olduğumu(ateist, agnostik, gnostik vs.) tanımlayamamakla beraber soruna cevap vermek isterim anladığım kadarıyla...
Kapitalizm, demokrasi ve din sistemleri hep beraber insanlığı gütmek için tasarlanmış başarılı sistemlerdir. Bugün dünyanın %1'i kaynakların %40 ına sahip ise, dünyanın %50si günde 2 dolar ve altında kazanıyorsa, bu ekonomik sistemin kolektif insan refahına ne kadar az katkı sağladığı ortaya çıkar.
Kapitalizm ve demokrasi sayesinde bugünün elitleri, tarihte hiçbir imparatorun, kralın, derebeyinin, asilin vs. sahip olamadığı kadar zenginliğe kavuşmuştur.
Değindiğin gibi bizlerin ahlâk anlayışı, kapitalizmi bize empoze edenlerin çıkarlarına göre şekillendirilmektedir. Her şirketin kârını maksimize etmesini en doğal hakları olarak görürüz. Seni minimum ücretle, yasal limitlerin izin verdiği hatta vermediği ölçülerde çalıştırmak mübahtır. Seni diledikleri gibi sömürebilirler, yeter ki şirketin kâr oranı hedefleri tuttursun. Kapitalizm de kârı arttıran her davranış etiktir. Bir yönetici çıkıp da dese ki bu sene şirket olarak %5 daha az kâr edelim, işçilere %5 fazla zam verelim de biraz refahları artsın dese adama deli muamelesi yaparlar... Tüm ekonomik krizlerde zenginler hep zenginliklerini katlamışken, krizlerin faturasını ödeyenler fakirler olmuştur. Bugün ülkemizde ekmeğin vergisi %8 iken, geçtiğimiz aylarda meclisten geçen bir düzenleme ile pırlantanın %1 olan vergisi de kaldırılmıştır.
Kapitalizm, böl ve yönet politikasının tavan yapmış halidir. Bireysel tüketimi, bireyselciliği pohpohlar. "Benim" diyebilme özgürlüğüne çalışır hep. Ateizmin maddeci olması ile kapitalizmin maddeciliği farklı şeylerdir. Ateizmin maddeciliği, kâinatın salt maddeden meydana geldiğini ifade eder. Kapitalizm ise "maddeye sahip olma" ile ilgilidir. Yani her ikisi için de "maddeci" tanımlaması kullanıldığında kastedilenler farklıdır. Dolayısyla atesitler kapitalisttir gibi bir çıkarıma varılamaz.
Dövüş Kulubü filmi kapitalizmi çok güzel eleştirir. Hayallerimiz bile artık bineceğimiz araba, oturma odası takımımız, alacağımız oled TV'den ibarettir. Kapitalizm artık hayal dünyamızı bile şekillendirmektedir.
Demokrasi.. Güya hallk tarafından, halk için, halka hizmet edenlerin seçilmesi sistemi. En büyük yalandır... Ve bu yalan öylesine güzel saklanmıştır ki, TV'lerde, gazetelerde boy gösteren bütün yazar, düşünür, eleştirmen ler "demokratik sistemlerden", "demokrasinin gerekliklerinden", "demokratikliğin öneminden" dem vurur dururlar. Demokrasi kelimesi öyle süslenip özenip sunulur ki millete herkes demokrasi adam gibi bir yönetim sistemi zanneder.
Halbuki demokrasi de tıpkı kapitalizm gibi elitlere hizmet eder. Halkı kontrol altında tutmanın tuzağıdır. Bir insanı köleleştirmenin en iyi yolu ona özgürmüş hissi vermendir. Diktatörlükte önüne tek bir seçenek koyup, bunu seçeceksin diyorlar ise demokrasi de iki ya da üç seçenek koyup bunlardan birini seç derler. Ama kimi seçersen seç yine aynı güce hizmet eder her seçilen. Demokrasi de halk için halkın seçtiği birinin halka hizmete gelmesi imkansızdır. İspat mı istiyorsunuz: işte Atatürk sonrası Türkiye... Atatürk'ten sonra gerçekten milletini, vatanını seven, refahını arttırmayı amaçlayan biri gelmiş olsa bugün Avrupa'nın bu kadar gerisinde mi olurduk, bu kadar cahil bir toplum mu olurduk... Ne şehir planlamacılığımız var, ne bir araba üretebiliyoruz, ne uçak, ne kendi akıllı telefonumuzu, ne bilgisayaramızı. Ancak tuğla döşeyelim, asfalt dökelim...
Dinler de bu kontrol sisteminin bir diğer aracıdır. Bugün birilerine sırf Müslüman diye oy verenlerin dini inanışları olmasa o yolsuzlukları, tasfiyeleri, Afyon'da ölen 25 şehidi, Pamukova'da tren kazasında ölenleri, Hatay'da ölen 55 kişiyi vs. vs sorgulamaz mıydı?
Solcusu sağcısı çatışmadı mı bu ülkede? Önce laiklerin vesayeti, şimdi dindarların vesayeti... Mesele hep din...
dindarateist
17-09-2014, 22:58
Bünyeyi zorlayan biri daha. Bak Emma Goldman ne demiş: "oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı"...
Şimdi de sizlere insanlığın sırrını vereyim:
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35622
evrensel-insan
17-09-2014, 23:02
Ateizm, olayları vs. bilimsel yollarla açıklama çabası.
Ateizm "olaylaylari" darken hangi olaylari, bir kisi de ateistliginin yaninda bilimsel de olabilir, ideolojik te olabilir. Her ateist bilimseldir diye bir soylem yok.
Kapitalizm ise ekonomik sistem.
Kapitalizm sadece ekonomik system degil, ayni zamanda politik, sosyal, v.s. temelli etik system.
Elbetteki herkes özgürce düşünüp, düşündüğünü savunabilir. Bundan dolayı Ateistlerde çok farklı "dünya görüşleri"ne sahip olabilirler.
Ateizm'e göre (Bilimsel olarak yani.) ideolojileri yorumlamaktan öte, günümüz dünyasında (günlük yaşamınızda) kafama takılan birkaç soruyu nasıl çözüme ulaştırdığınız.
bence Akıl ve Vicdanın kapitalizmde yer bulmadığı, bireylerin pek de "hür irade" olmadığı.
Neden, ozgur birey devletleri de capitalist sistemdir, ozgur birey yetistirir. Akil bencil temelde kendi cikarina yonelik dusunur ve davranir. Bu acidan ben temelli bilinc te vicdan aklin gerisindedir ve akil ile yonlenir. Yani cikar vicdanin onune gecer. Buradaki "hur irade" de kisinin hic bir etki altinda kalmadan kendi kararini kendisi almasidir jki, bu kapitalizm de yaygindir. Cunku bireyci akilcilik farkindaligi gelismistir.
Tabi ki Kapitalizm'in bir çok çeşidi var. örneğin benim mantıklı bulduğum kapitalizm ise "Anarko Kapitalizm" diğer adıyla "Voluntarizm". (Anarşist Bireyci Kapitalizm diyebiliriz.)
Kapitalizm'in diğer çeşitlerinin, diğer sosyo-ekonomik sistemlerin (sosyalizm vs.) gibi Akıl ve Vicdana ters düştüğünü kabul ediyorum.
Tabi ki size göre değişebilir.
Akla olmasa bile, bilincsiz de olsa tum ideolojiler vicdana ters duser. Cunku kisi inandigi ideolojisi Adina dusunur ve davranir ve vicdan geri planda kalir.
Kapitalizm veya diğer sosyo-ekonomik sistemlerin hepsi "değişim" argümanını kullansalarda "değişime karşı" tavır takınıyorlar bence.
Bu tavrı da "dinlerin, tanrıların düzeni" diyerek varolan düzeni (değişime kapalı düzeni) insanların savunduklarını gördüm.
Mevcut düzeni, meşrulaştırmak içinde "ahlak" kavramını "tanrı" ile ilişkilendirerek kendilerini haklı gibi gösterme çabasında oldukları ortaya çıkıyor.
Evet hepsi "erkini baska bir kesime verme degisimine" karsidir. Onlar icin degisim/gelisim bilim ve tewknik eli ile sistemin bunyesindedir.
Ateizm'e göre madde'den başka birşey yok. yani Materyalist.
Her ateist materialist olmayabilir, Dusunceden yola cikarak ateist de olunur, kavramdan yola cikarak ta.
zaten kapitalizm'de materyalist bir dünya görüşü.
Pek degil, belki kolelik sistemi olarak insanoglunu bir madde gibi degerlendirebilir ama; bu sisteme karsi cikmamasini saglamak icinde, her turlu etik ve inancsal veriyi kullanir. Hatta hak ve ozgurluklerini taniyarak, degerlerini savunmalarini ister.
Kapitalizm'in açmazı ise "sermaye". yani "madde birikimi". dolayısıyla "biriktirme" eylemi süreklilik arzedecek şekilde meşrulaşması gerekiyor.Lakin "birikim" aynı zamanda "değişime" olanak vermesi gerekiyor. Tabi ki bu değişim ya Zorunlulukla ya da Gönüllülükle olmalı.
Kapitalizmin disa acilimi zaten emperyalizmdir, en kisa aciklamasi ile.
İnsanlar değişimden korkuyor veya korkutularak, Sermaye ve Emek üstünde "biri veya birilerinin" hakimiyeti sağlanmış oluyor. Tabi ki kaçınılmaz olarak "korku ve umut" beslenmesi bir dışsal varlığa bağlı olduğunda ise "hiyerarşi ve otorite" doğuyor. Otorite, insanların inançlarıyla pekişmiş halde ve vurdum duymazca sürdürülüyor.
Evet yapilandirilmis dogal zihniyet.
Herhangi bir otorite karşıtlığında, insanların savunmaları "Aristokrasi" geleneğinin doğruluğu üzerinde kurulu olduğu için otorite kendi varlığını sürdürerek haklı izlenimi veriliyor. Tabi ki tüm yaptırımlar, cezalandırmalar otorite-karşıtlarına olurken, ödüllendirmeler ve "İyilik" üstüne olan tüm söylemler de otorite savunucularının oluyor.
Havuc politikasi. Tek tarafli demokrasi sadece bir cikar temelindeki hak ve ozgurlukler. Demokrasinin dictator yuzu.
Hani bunları yazarken kafam biraz dağınıktı kusura bakmayın. derdimi anlatabildiysem ne mutlu bana.
Friedrich Nietzsche, Ayn Rand, Friedrich Hayek, Robert Nozick vs. gibi düşünürlerin düşüncelerini de araştırdım. Ama Akıl ve Vicdan konusunda "otorite ve hiyerarşinin" ağırlığı insanların menfaati olduğunu gördüm. Kendi yaşamınız söz konusu olduğunda, çevrenizdeki insanlarla, değerli bildiğiniz kişilerle(Aileniz gibi), Akıl ve Vicdanı bilimsel yön- temlere bakarak nasıl yaşarsınız veya çevrenizdekilerin bunu nasıl izah edebilirsiniz. Çünkü bunu izah edebilmek bile anladığım kadarıyla çok zor.
Yasam ve iliski, hem bireysel; hem de toplumsal. Bireyin toplum icindeki kendi yeri ve topluma kendisini bir birey olarak Kabul ettirebilmesi, ne distalanmasi ne de siradan bir kisi olmasi. Hak ve ozgurluklerini talep etmesi, digger hak ve ozgurlukleri savunmasi ve desteklemesi. Aklini kendi icin, vicdanini toplum icin kullanmasi.
Sorun şu ki Ezen-Ezilen, Güçlü-Zayıf, Kötü-İyi, Doğru-Yanlış gibi ikili karşıtlıklar aynı inançlarda olduğu haliyle "Sevap-Günah" gibi
muameleye tabi tutularak otoritenin Gücüne insanların davranışları ve iradeleri yönlendiriliyor. Böylece "itaat" ederek/ettirilerek
insanların Tanrı gibi "kusursuzluk" özlemi içinde olduğu ama "merhameti" de ancak otorite'den beklenildiği (ve sırf bireyin kendisine
merhameti söz konusuymuş gibi) bir hiyerarşik düzen var ediliyor. Eğer kapitalizm, "ticaret" demek ise o zaman "özgürlük" kavramı
otoritenin bir mülkü olmamalı, hiyerarşinin de "ahlakı" olmamalı bence. Şuanki uygulamada olan Kapitalizm buna "Vahşi Kapitalizmde"
dahil Ticareti,otoritenin istediği kişi veya kişilerin arasında istenildiği doğrultuda yapılması demek oluyor ki bu zaten ticaretin doğasına aykırı.
Cagimiz ve toplum, bilgi ve bilisim cagi ve toplumu. Dolayisi ile ozgurluk dahil, her bir kavramin; her bir beynin algi ve bilgi temelindeki bilinc ve farkindaliginda; farkli anlam ve icerikler ile algilanmasi.
Buradaki ahlak ise, bir yerde "Baskasinin sana nasil davranmasini istiyorsan, sen de baskasina oyle davran"
Arkadaşlar, ateizm'e göre söz konusu kapitalizm olunca ne gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.? Ne düşünüyorsunuz? Yada bildiğiniz, gözlemlediklerinizi cidden merak ediyorum?
Kapitalizm veya mevcut düzen(?) size göre aşağıdakiler söz konusu olduğunda nasıl bir denklem kuruyorsunuz yaşamınızda?
(Merhamet, Vicdan, Akıl, Ticaret, Doğa, Özgürlük, Birey, Toplum, Eşitlik, Özel Mülkiyet vs.)
Not: Tabi ki yaşamın özel bir formülü yok. Bunu bilerek tüm bunları yazdım. şimdiden olumlu/olumsuz cevap yazacak tüm arkadaşlar ilgi ve yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim. :clap2:
Kapitalizm'in Çeşitleri:
Anarko-kapitalizm
Tüketici kapitalizmi
Demokratik kapitalizm
Eko-kapitalizm
Evrensel kapitalizm
Hümanist kapitalizm
Laissez-faire kapitalizmi
Liberal kapitalizm
Tüccar kapitalizmi
Karma ekonomi
Tekel kapitalizm
Neo-kapitalizm
Sosyal kapitalizm
Sosyal piyasa ekonomisi
Devlet kapitalizmi
Devlet tekeli kapitalizmi
Teknokapitalizm
Refah kapitalizmi
Onemli olan bireysel bilincin kisinin her turlu yasam ve iliskisini kendi yonlendirmesi, kendi yasamasi. Yani yasatilmamasi.
Kisaca kendi birsel varliginin farkindaligi ve bilinci.
Dialectics
17-09-2014, 23:09
Bünyeyi zorlayan biri daha. Bak Emma Goldman ne demiş: "oy vermek bir şeyleri değiştirseydi yasaklanırdı"...
Şimdi de sizlere insanlığın sırrını vereyim:
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35622
Biri de demiş ki:
"Geri dönmek isteyenin ötesine geçmemesi gereken bölgesine ayak bastım ben hayatın"
Hani mümkün olsa senin verdiğin sırla yaşayalım da, bu kafatasının içindekini napıcaz bu saatten sonra, turşusunu mu kuracağız? Şahan'ın beynini aldırmak isteyen adamına mı döneceğiz?
http://www.youtube.com/watch?v=bD9q_brphpY
evrensel-insan
17-09-2014, 23:16
insan düşünmeden edemiyor. her sorunun mutlaka bir cevabı var ama insan isteklerinin her zaman dünyada karşılığı olmayabiliyor.
:-)
Sorunun cevabi, bireyin zihinsel devrimi. Insansal, evrensel, bilgisel, bilimsel ve bilissel nitelikli.
dilmacbey
17-09-2014, 23:22
evrensel-insan, Dediklerinize katılıyorum. haliyle bende anlatımda eksiklik yada yanlış yazımlar yapabiliyorum :-)
Dediklerinizi yanlışlamamakla birlikte kendi yazıma ekleme/düzeltme yapayım.
1-)Ateizm, bilimsel yöntemi kullanır derken dinlerden özellikle ayrıştığı yeri belirtmek istemiştim.Dediğiniz gibi Ateist illa ki materyalist olmayabilir.
2-)Kapitalizm sadece ekonomik sistem değil. dediğiniz gibi olamaz zaten. Benim burda belirtmek istediğim "politika" ile "otorite" ilişkisi zaten anarşist fikirlerde ekonomik özgürlüğe, dolayısıyla bireyin özgürlüğüne yapılan bir saldırı anlamı taşıyor.Böyle durumda zaten "hür irade"den bahsetmek olanaksız.
3-)ahlak ise, bir yerde "Baskasinin sana nasil davranmasini istiyorsan, sen de baskasina oyle davran" demişsiniz. Dediğiniz bir yere kadar doğru ama Otorite kendi varlığı hariç hiç birşeyi önemsemiyor.Kendi varlığının devamını sağlayan "Hiyerarşiyi" bile. Çünkü eskinin yerini yeni Hiyerarşi alıyor. Bunun için "Piyasa" (Örgütlü Kapitalizm) bulunmaz birşey.
4-)"İyilik" veya "Fedakarlık" gibi değerler sadece söylemde kalıyor.Böylelikle zaten Herşeye kadir bir otorite fikrine insanlar ulaşmış oluyor.
evrensel-insan
17-09-2014, 23:41
evrensel-insan, Dediklerinize katılıyorum. haliyle bende anlatımda eksiklik yada yanlış yazımlar yapabiliyorum :-)
Dediklerinizi yanlışlamamakla birlikte kendi yazıma ekleme/düzeltme yapayım.
1-)Ateizm, bilimsel yöntemi kullanır derken dinlerden özellikle ayrıştığı yeri belirtmek istemiştim.Dediğiniz gibi Ateist illa ki materyalist olmayabilir.
2-)Kapitalizm sadece ekonomik sistem değil. dediğiniz gibi olamaz zaten. Benim burda belirtmek istediğim "politika" ile "otorite" ilişkisi zaten anarşist fikirlerde ekonomik özgürlüğe, dolayısıyla bireyin özgürlüğüne yapılan bir saldırı anlamı taşıyor.Böyle durumda zaten "hür irade"den bahsetmek olanaksız.
3-)ahlak ise, bir yerde "Baskasinin sana nasil davranmasini istiyorsan, sen de baskasina oyle davran" demişsiniz. Dediğiniz bir yere kadar doğru ama Otorite kendi varlığı hariç hiç birşeyi önemsemiyor.Kendi varlığının devamını sağlayan "Hiyerarşiyi" bile. Çünkü eskinin yerini yeni Hiyerarşi alıyor. Bunun için "Piyasa" (Örgütlü Kapitalizm) bulunmaz birşey.
4-)"İyilik" veya "Fedakarlık" gibi değerler sadece söylemde kalıyor.Böylelikle zaten Herşeye kadir bir otorite fikrine insanlar ulaşmış oluyor.
Insanglunun yapilandirdigi ve isleve koydugu dogal zihniyet, zaten guc otorite iktidar ve cikar uzerine kurulmus; bir yoneten yonlendireni, bir de yonlendirilen ve yonetileni olan ve de bunu tamamen bir kanuni system ve dozen kurumlasmassi temelinde kuran ve yasam ve iliskiye tasiyandir.
Bunun caga ve doneme gore, adinin hangi system inanc ideoloji ve izm olmasi da pek farketmez.
Zaten ozgurluk etik bir algidir ve insanoglunu sadece birsel degil sosyal olarak ilgilendirendir.
Bu temelde, kimse de sinirsiz ozgurluk yoktur, cunku sinirsiz ozgurluk; baska birisinin ozgurlugunu ihlal etmektir.
Bu temelde birinin hakki olan ozgurluk, digerinin ozgurluk hakki sinirinda sona erer. Yani hak ve ozgurlukler biri birini sinirlar.
Hur iradenin anlamini yukarida verdim. Hur iradenin mumkunlugu, kisinin birey olabilme farkindaligi ve bilinci ile paraleldir. Cunku buradaki hurluk ozgurluk degil, serbestliktir.
Evet etik zaten deger olarak toplumsal dir ve nesillerden nesillere aktarilarak, bilincalti verilerin yerlesmisliginde alisilagelmisliginde uygulanir.
Zaten dogal zihniyetin her turlu sistemlesmesinin temeli politikm cikara dayanir.
O dedigin degerler, sadece bireysel bilinc ile degil; birey bilinci yani bilincin bireyselligi degil; bireyin bilincliligi temelindedir. Eger burada "karsiliksiz" bir iyilik fedakarlik v.s. den bahsedeceksek, bu da ancak dogumdan itibaren alinan degerler temelindedir. Sonbucta akil cikarcidir ve her yaptigindan bir cikar bekler.
Ama mesela anne cikarsiz olarak evladini yetistirir.
Iste serbestlik bir yerde burada, kisinin kendi beyninde yer etmisleri sorgulayarak; zararli olanlardan kendini kurtarmassi arinmasidir.
Kapitalizmden once ben bilinci yoktu. Cunku serbest rekabet yoktu ve kisiler kendileri icin dusunmuyorlardi. Sadece degerleri icin yasiyorlardi. Kapitalizmin ilk getirdigi, bireyci yasam algisidir.
Kapitalizmin esareti, kisiyi control uzerinedir, kisinin yasam duzeyi uzerine degil. Tabi ki bu yasam duzeyi bir yerde sistemlesmis ve oturtulmustur ve hatta degisimi de kandirikcidir. Yalniz kisiler baskasina zarar vermedikce istedigini secmekte ve yapmakta serbesttir.