upuaut
25-09-2014, 19:03
TARİH, 17 Aralık 2003; Saat, 16.30; Yer, Elysee Sarayı. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, hükümet üyeleri, din adamları, eğitimciler ve laiklik komisyonu üyeleri önünde tarihi kararını açıklıyor:
"Dini bağlılıkları açıkça gösteren sembollerin takılması, kamu okullarında yasak olmalıdır. Bunun için bir yasa gereklidir, laiklik cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biridir. Bu, toplumsal ahengin ve ulusal bağlılığın oluşumunda önemli rol oynamaktadır, zayıflatılmasına izin veremeyiz. Türban, İslami örtü, buna ne ad verirseniz verin, kippa ya da büyük boyutlardaki haç, bunların devlet okullarında yeri yoktur. Devlet okulları laik kalacaktır. Bunun için de bir yasa gereklidir."
Chirac, bu sözleri söyleyerek parlamentoda "Laiklik Kanunu" hazırlanmasına yeşil ışık yakarken, hararetli bir tartışmayı da ateşledi. Aslında Chirac'a bu kararı almasına neden olay, 11 Eylül 2001'deki saldırılar sonucunda Amerika'dan başlayan ve tüm dünyaya yayılan İslam hanesine yazılmış zaferin getirdiği sarhoşluktur. Chirac, bu yüzden, bu sarhoşluğun daha önceden okullardaki haç-kippa ve özellikle aynı tolerans altında değerlendirilen türbanın giderek siyasallaşmasının 1789 Fransız İhtilali'nde kabul edilen "Laiklik" ilkesine zarar vermeye başladığını görmüş ve okullardaki dini sembollerin kullanılması ilişkin toleransı sıfırlamıştır.
Burada Fransız devlet okullarında Haç ve kippanın yasaklanmasının nedeninin, aynı toleransa sahip türbanın yasaklanması olduğuna dikkat ediniz. Yani gerçekte, yasak türbana konuluyor ve Haç-Kippa'nın da bu bağlamda değerlendirilerek türbana dayanak olmasın isteniyor. Yoksa, Fransızların Haç ve Kippa ile bir sorunu yok. Yani kippa devlet okullarında absorbe edilmiş ama türban edilememiştir.
Türkiye'de ise türban hamlesi, AİHM'in zorunlu din dersi aleyhine aldığı karara bir meydan okuma olarak görünür. Çünkü türban hamlesi yerelde bir ihtiyaçtan dolayı değil, küreselde bir meydan okuma olarak karşımıza çıkar.
Buyrun, bu kısa ama çarpıcı girişten sonra tartışmaya başlayabiliriz!
"Dini bağlılıkları açıkça gösteren sembollerin takılması, kamu okullarında yasak olmalıdır. Bunun için bir yasa gereklidir, laiklik cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biridir. Bu, toplumsal ahengin ve ulusal bağlılığın oluşumunda önemli rol oynamaktadır, zayıflatılmasına izin veremeyiz. Türban, İslami örtü, buna ne ad verirseniz verin, kippa ya da büyük boyutlardaki haç, bunların devlet okullarında yeri yoktur. Devlet okulları laik kalacaktır. Bunun için de bir yasa gereklidir."
Chirac, bu sözleri söyleyerek parlamentoda "Laiklik Kanunu" hazırlanmasına yeşil ışık yakarken, hararetli bir tartışmayı da ateşledi. Aslında Chirac'a bu kararı almasına neden olay, 11 Eylül 2001'deki saldırılar sonucunda Amerika'dan başlayan ve tüm dünyaya yayılan İslam hanesine yazılmış zaferin getirdiği sarhoşluktur. Chirac, bu yüzden, bu sarhoşluğun daha önceden okullardaki haç-kippa ve özellikle aynı tolerans altında değerlendirilen türbanın giderek siyasallaşmasının 1789 Fransız İhtilali'nde kabul edilen "Laiklik" ilkesine zarar vermeye başladığını görmüş ve okullardaki dini sembollerin kullanılması ilişkin toleransı sıfırlamıştır.
Burada Fransız devlet okullarında Haç ve kippanın yasaklanmasının nedeninin, aynı toleransa sahip türbanın yasaklanması olduğuna dikkat ediniz. Yani gerçekte, yasak türbana konuluyor ve Haç-Kippa'nın da bu bağlamda değerlendirilerek türbana dayanak olmasın isteniyor. Yoksa, Fransızların Haç ve Kippa ile bir sorunu yok. Yani kippa devlet okullarında absorbe edilmiş ama türban edilememiştir.
Türkiye'de ise türban hamlesi, AİHM'in zorunlu din dersi aleyhine aldığı karara bir meydan okuma olarak görünür. Çünkü türban hamlesi yerelde bir ihtiyaçtan dolayı değil, küreselde bir meydan okuma olarak karşımıza çıkar.
Buyrun, bu kısa ama çarpıcı girişten sonra tartışmaya başlayabiliriz!