Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilinemez ile algılanamaz arasındaki fark.
Yıldıztozu
28-09-2014, 15:10
İnsanın bilgi kapasitesi sınırsız olabilir. Ancak algı kapasitesinin sınırlı olduğu muhakkak.
Bilmediğimiz veya algılayamadığımız şeyler bilimde de vardır felsefede de.
Bilimden örnekler vereyim.
Mesela kara maddenin var olduğunu biliyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz. Bilim bize kara maddenin ne olduğunu yakın gelecekte bulacaktır muhtemelen. Yani kara madde algılanabilir fakat bilinmeyen kategorisine giriyor.
Peki bilimde var olduğu düşünülen fakat algılanamayan neler vardır ona bakalım. M kuramına göre 11 boyut vardır mesela. Biz sadece 4 boyutu algılayabiliriz. Diğer boyutların var olduğunu matematiksel olarak bilsek de onları algılamamız mümkün değildir. Çünkü biz insanlar 4 boyuta göre evrimleşmiş ve tasarımlanmış varlıklarız.
Benzer şekilde bilimsel olarak zamansızlık ve mekansızlık da algılarımız dışındadır. Çünkü biz kendi evrenimizde zamana ve mekana göre evrimleştik.
Bilim dışına çıkarsak felsefi ve tanrının mahiyetiyle ilgili konularda da algılanamazlar vardır. Mesela tanrının mekandan bağımsızlığı ne demektir anlayamayız. Ya da tanrı şuan nerededir ne yapıyordur sorusu da anlamsızdır.
Bazı dini konulara da genişletebiliriz konuyu. Mesela melekler veya cinler yakınımızda olduğu halde onları algılayamayışımızın nedeni farklı boyutlarda olmaları olabilir mi ? Ya da uçan spagetti canavarı da bu farklı boyutlarda olabilir bazı inançlara göre elbette. Ya da cennet cehennem paralel evrenlerde olabilir gibi.
Burada inançları veya dinleri veya tanrıyı sorgulamıyorum. Ama bunlarla ilgili bazı durumlarda algılayamayız cevabını yetersiz görmemek lazım. Çünkü algılanamazlık bilimde de var.
Sorun zaten bu bilmediklerin, algılayamadıkların hakkında masallar uydurmak, sonra da masalları gerçek sanmak sorunudur.
Bin yıllardan bu tarafa gelip geriye baktığımızda, dinin fırsat bulduğunda ortaya saçtığı sözde açıklamalarının %99'unun martaval olduğu, bilimin bunları çatır çatır ortadan kaldırdığı, çürüttüğü rahatlıkla görülür.
Bilimin amacı karanlığa mum tutmaktan ibarettir. Bilim, mum tutamadığı noktalar hakkında her zaman tedirgin, muğlak ve şüpheci davranır.
Din ise karanlığı kafasında canlandırdığı hayallere göre şekillendirip, günün birinde bilimin iddialarını çürütmesini korkuyla bekler. Din de bilinmez yoktur, herşeyin açıklaması tam ve kesindir.
Din bezirgânları ise herhangi bir tanrı hakkında "zamandan ve mekandan bağımsızdır" gibi bir iddia uydurup, bunu da "insanın ve bilimin sınırları vardır" diyerek doğrulamaya çalışırlar. Din bezirgânlarının literatürü bu seviyede çürük, sağlıksız ve kesinliği olmayan argümanlardan oluşur.
"İyi bir insan ol, hırsızlık etme, tecavüz etme" gibi, empati yeteneğinde sorun olmayan insanların zaten yapmayacağı şeyler hakkında uyarılarda bulunmak, "bak din bunları emretmiş" demek, bu kuralları din kitabına koymak, kitabı gerçekten tanrı buyruğu yapmaz, yazanı da tanrının elçisi yapmaz.
Thelogical Facts
28-09-2014, 17:10
Bilmediğimiz herşeye Tanrılar uydurmayı gelenek haline getirmiş insanoğlu tabii ki böyle konular açıp Tanrımı elimden almayın dercesine can çekişen iddaalarda bulunacak ben alıştım.
spartacus
28-09-2014, 19:01
Mesela kara maddenin var olduğunu biliyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz.
Bilim bize kara maddenin ne olduğunu yakın gelecekte bulacaktır muhtemelen. Yani kara madde algılanabilir fakat bilinmeyen kategorisine giriyor.
1.) Var olduğunu bilmiyoruz, var olduğu öne sürülüyor ve herkes bu fikre katılmıyor, zira kara madde'nin varlığının varsayımına neden olan faktörler başka sebeplerle de açıklanabiliyor ya da başka varsayımlar.
Peki bilimde var olduğu düşünülen fakat algılanamayan neler vardır ona bakalım. M kuramına göre 11 boyut vardır mesela. Biz sadece 4 boyutu algılayabiliriz. Diğer boyutların var olduğunu matematiksel olarak bilsek de onları algılamamız mümkün değildir. Çünkü biz insanlar 4 boyuta göre evrimleşmiş ve tasarımlanmış varlıklarız.
11 boyut değil 50 boyuttanda bahsedilebilir, lakin meridyenler gibidir bu boyutlar. Meridyenler nesnel olarak yokturlar, algılayamazsınız, o boyutlarda öyle, heleki öne süren!!! M teorisi ise! 11 Boyut filan yok...
Benzer şekilde bilimsel olarak zamansızlık ve mekansızlık da algılarımız dışındadır. Çünkü biz kendi evrenimizde zamana ve mekana göre evrimleştik.
Hayır algılarımızın dışında değil, mekansızlık diye bir şey yok, yani herhangi bir şey için mekansızlık öne sürmek zaten başlı başına saçmalamaktır, bilim ile alakası yok bu tıkıştırmanın. zamansızlık gayet güzel açıklandı bilim açısından; MADDE YOKSA ZAMAN DA YOK. O halde olmayan zamanın nesini algılama sorunu yaşayalım!!! Olmayan şeyin algılanmaması gayet doğal, olupta algılanmayan şeyler hakkında ise üfürmeye ihtiyacımız yok, algıladığımızda yaparız felsefesini! O ana kadar ne algılanamaz, ne bilinemez ne de buna benzer yargılar üretemeyiz, üretende bilimin değil kendi inançlarının dilinden konuşuyor demektir.
Mesela tanrının mekandan bağımsızlığı ne demektir anlayamayız.
Anlıyoruz ya, işte örnek Superman! Ha Superman deyip uçurmuşsunuz, ha da tanrı deyip üfüttürmüşsünüz, üfürüğün nesini algılayacağız. Sanki tanrı sizi avukat tutmuş...
Yıldıztozu
28-09-2014, 20:08
Arkadaşlar site içerisinde tek görüşü savunmaya o kadar alışmışsınız ki azıcık karşıt görüş gelse hemen reddediyorsunuz. Saçmalık diyorsunuz hatta bilimsel gerçeklere bile karşı çıkacak kadar ileri gidiyorsunuz.
Sayın spartacus, kara maddenin varlığı kesindir. Galaksileri birarada tutan bir maddenin var olması şart. O maddenin ne olduğunu bilmiyoruz ama var olduğu kesin.
M teorisine neden karşı çıkıyorsun anlamadım. Tanrısızlığı savunan birisi çoklu evrenler ve dolayıısyla M teorisini kabul etmek zorundadır. Tanrıyı reddeden hawking de M teorisini savunur.
Sayın thelogical facts; yorumunuz konuyla alakalı değil maalesef. Hani siz herhangi bir konuda teistlerin algılayamayız cevabını eleştirirsiniz ya o yüzden o eleştirinin haksız olduğunu göstermeye çalıştım ben.
evrensel-insan
28-09-2014, 20:13
İnsanın bilgi kapasitesi sınırsız olabilir. Ancak algı kapasitesinin sınırlı olduğu muhakkak.
Bilmediğimiz veya algılayamadığımız şeyler bilimde de vardır felsefede de.
Algi olmadan bilgi olmaz. Cunku bilgi, algilananan uzerinden turetilir.
Bilimden örnekler vereyim.
Mesela kara maddenin var olduğunu biliyoruz ama ne olduğunu bilmiyoruz. Bilim bize kara maddenin ne olduğunu yakın gelecekte bulacaktır muhtemelen. Yani kara madde algılanabilir fakat bilinmeyen kategorisine giriyor.
Bir seyin algilanmasi baska, ne oldugunun; mewtafizik/varliksal ideolojik ve inancsal taban/temel tartismasi baskadir. Kara madde eger algilaniyorsa; bunun bilinebilmesinin ya da burden bilgi turetilebilmesinin gozleme ya da akla dayanmasi gerekir.
Bilimde bilinmeyen yoktur, cunku bilim bilgidir ve bilgi de bilinendir.
Peki bilimde var olduğu düşünülen fakat algılanamayan neler vardır ona bakalım. M kuramına göre 11 boyut vardır mesela. Biz sadece 4 boyutu algılayabiliriz. Diğer boyutların var olduğunu matematiksel olarak bilsek de onları algılamamız mümkün değildir. Çünkü biz insanlar 4 boyuta göre evrimleşmiş ve tasarımlanmış varlıklarız.
Benzer şekilde bilimsel olarak zamansızlık ve mekansızlık da algılarımız dışındadır. Çünkü biz kendi evrenimizde zamana ve mekana göre evrimleştik.
Bence sen, ilk algi ile kavram uzerinden yapilan algilasmayi biri birine karistiriyorsun. Cunku algi yoksa, bilgi de yoktur. Cunku bilgi algidan turetilir.Zamansizlik ve mekjansizlik, sadece aklin bir uydurmasidir. Cunku ortada bir algilayan varsa, bu algilayanin bir mekani ve algisinin da zamanlamasi vardir. Mesela aklin mekani beyindir. Beyin yoksa, akil da yoktur, beynin mekani canliliktir ve en gelismisi insanogludiur, insanoglunun mekani dunyadir, dunyanin mekani evrendir. Evren de bugun insanoglu tarasfindan bilinen yalniz mekansal ebatlari bilinmeyen en genis mekandir.
Iste her bir mekandaki algilama yetisi de zamansaldir.
O acidan, zamansizlik ve mekansizlik sadece inancsal ve akilcidir, bilimsel olarak da anlamsiz, gereksiz ve luzumsuz bir onermedir.
Bilim dışına çıkarsak felsefi ve tanrının mahiyetiyle ilgili konularda da algılanamazlar vardır. Mesela tanrının mekandan bağımsızlığı ne demektir anlayamayız. Ya da tanrı şuan nerededir ne yapıyordur sorusu da anlamsızdır.
Bazı dini konulara da genişletebiliriz konuyu. Mesela melekler veya cinler yakınımızda olduğu halde onları algılayamayışımızın nedeni farklı boyutlarda olmaları olabilir mi ? Ya da uçan spagetti canavarı da bu farklı boyutlarda olabilir bazı inançlara göre elbette. Ya da cennet cehennem paralel evrenlerde olabilir gibi.
Burada inançları veya dinleri veya tanrıyı sorgulamıyorum. Ama bunlarla ilgili bazı durumlarda algılayamayız cevabını yetersiz görmemek lazım. Çünkü algılanamazlık bilimde de var.
Kisaca algi olmadan bilgi olmaz, o yuzden "algilanamayan" seklinde bir kullanimin, mantiksal bir olabilirligi yoktur. Cunku o algilanamayanin ne oldugunu ortaya koymak, zaten onun algilandigi anlamina gelir. Yani ortada bir ad, oneri, bilgi v.s. varsa; bu algisiz mumkun degildir.
Kisaca, Kurandaki "11 boyut" uydurma da olsa algilayan bir aklin one suidugudur. Ayni gulyabani gibi. Ya da her turlu fizik otesi, sozde bilim gibi.
Algi olasrak ortaya konanin ne oldugu ya da hangi felsefi/varliksal temeldeki varligi v.s. ise gozleme dayanmiyorsa, bilimsel degildir. Sadece ozel ve oznel temelli bir aklin uydurmasi ya da ortaya attigidir.
Yıldıztozu
28-09-2014, 20:19
peki insan kulağının belli frekanslar dışındaki sesleri algılayamamasına ne diyeceksiniz ?
Mesela düny dönerken çıkan yüksek sesi biz duymuyoruz çünkü algılarımızın dışında. Ama varlığını bir şekilde biliyoruz.
Demek istediğim de bu. Bütün gerçeklik sadece algılarımızdan ibaret değil.
evrensel-insan
28-09-2014, 20:24
peki insan kulağının belli frekanslar dışındaki sesleri algılayamamasına ne diyeceksiniz ?
Mesela düny dönerken çıkan yüksek sesi biz duymuyoruz çünkü algılarımızın dışında. Ama varlığını bir şekilde biliyoruz.
Demek istediğim de bu. Bütün gerçeklik sadece algılarımızdan ibaret değil.
Burada algilayamamasindan kastin ne?
Eger boyle sesler var ise, bu zaten algilandigi icindir.
Varligini algilarimizla biliyoruz.
Algi yoksa, kavram da bilgi de yoktur. Cunku bunlar algidan turer.
Gerceklik zaten, insanoglunun algiladiklarini kavramsal bilgi olarak yapilandirmasidir.
Yıldıztozu
28-09-2014, 20:27
Burada algilayamamasindan kastin ne?
Eger boyle sesler var ise, bu zaten algilandigi icindir.
Varligini algilarimizla biliyoruz.
Algi yoksa, kavram da bilgi de yoktur. Cunku bunlar algidan turer.
Bedensel algılarımızla bilmiyoruz. Beynimiz veya duyu organlarımız onu algılayacak şekilde evrimleşmemiş. Var olduklarını dolaylı yollardan öğreniyoruz.
Farklı boyutların varlığını da dolaylı yollardan öğrendiğimiz gibi.
evrensel-insan
28-09-2014, 20:36
Bedensel algılarımızla bilmiyoruz. Beynimiz veya duyu organlarımız onu algılayacak şekilde evrimleşmemiş. Var olduklarını dolaylı yollardan öğreniyoruz.
Farklı boyutların varlığını da dolaylı yollardan öğrendiğimiz gibi.
Yukaridaki cumlen tamamen bir celiski. Cunku var oldugunu "ogrenmek" demek, onun algilanmis olmasi demektir.
Farkli boyutlarin var oldugunu insanoglu aklindan ortaya koymussa, onu algilamis demektir.
Bir daha yaziyorum.
Algi yoksa, kavram da bilgi de yoktur.
Sen yukarda "var olduklarini dolayli yoldan ogrenmek" ve "farkli boyutlar" dan bahsediyorsan, bunlari algilayamadan bahsedemezsin.
Algi ancak yukaridaki kavramsal bilgiye donusur.
Yıldıztozu
28-09-2014, 20:44
Yukaridaki cumlen tamamen bir celiski. Cunku var oldugunu "ogrenmek" demek, onun algilanmis olmasi demektir.
Farkli boyutlarin var oldugunu insanoglu aklindan ortaya koymussa, onu algilamis demektir.
Bir daha yaziyorum.
Algi yoksa, kavram da bilgi de yoktur.
Sen yukarda "var olduklarini dolayli yoldan ogrenmek" ve "farkli boyutlar" dan bahsediyorsan, bunlari algilayamadan bahsedemezsin.
Algi ancak yukaridaki kavramsal bilgiye donusur.
Dolaylı olarak biliyoruz varlığını diyorum. Doğrudan algılayamıyoruz. Hatta farklı boyutlar ve evrenler olayı fiziksel değil metafiziksel kavramlar. Onlar daha algılanamaz boyuttalar. Bazı matematiksel hesaplarla var oldukları tahmin ediliyor.
Bilimsel algılanamazları reddederek bir yere varamazsın.
evrensel-insan
28-09-2014, 20:53
Dolaylı olarak biliyoruz varlığını diyorum. Doğrudan algılayamıyoruz. Hatta farklı boyutlar ve evrenler olayı fiziksel değil metafiziksel kavramlar. Onlar daha algılanamaz boyuttalar. Bazı matematiksel hesaplarla var oldukları tahmin ediliyor.
Bilimsel algılanamazları reddederek bir yere varamazsın.
Alginin anlami zaten "var" dir ve daimi pozitiftir.
Sen varin ne oldugunun algilanmasindaki algi temellerinden bahsediyorsun.
Burada zaten var algisinin, algilamasi kavramsalbilgi temelindedir.
Burada da kavram ya bir soyut ya da bir somut temeldedir.
Yani akil algilar ama somutunu gosteremez.
Ya da algilayan akil, somutunu kendi inancsal/ideolojik dogrulamasi ile saglar.
Buradaki fark bilimsellik farkidir.
Eger ortada kavramsal bilginin, fenomenal bir tabani yok ise; zaten algilama gozlemsdel degil; akilcidir ve sadece algilayan icin vardir ve algisi gozlemi olmadigindan da yanlislanamaz.
Hala "bilimsel algilanamazlik" tan bahsediyorsun. Bu bilimsel algilanamazlik degil; alginin bilimsel yonunun olmamasidir. Cunku algilama somut bir temele dayanmaz ve gozlem vermez.
O yuzden yazilanlari iyi oku. Cunku yazilanlarda bir Kabul ya da red yok. Alginin ve algilamanin ne oldugunun izahi var.
spartacus
28-09-2014, 23:27
Arkadaşlar site içerisinde tek görüşü savunmaya o kadar alışmışsınız ki azıcık karşıt görüş gelse hemen reddediyorsunuz. Saçmalık diyorsunuz hatta bilimsel gerçeklere bile karşı çıkacak kadar ileri gidiyorsunuz.
Hayır tek görüşü filan savunduğumuz yok, fikrmizi söylüyoruz, sen ise sadece zanlar üzerinden gidiyorsun. Sizin size ait zanlarınızı yorumlama şansımız pek yok ne yazık ki. Kızmayın ama muğlak yazıyorsunuz, her şey muğlak olunca biz ifade etmekte zorlanıyoruz. Size göre Superman gerçek, çünkü uçuyor....
Sayın spartacus, kara maddenin varlığı kesindir. Galaksileri birarada tutan bir maddenin var olması şart. O maddenin ne olduğunu bilmiyoruz ama var olduğu kesin.
Aristo'dan beri gelen bir anlayış(eser), kesin olan bir şey yok henüz. Hatta 2 hafta önce karanlık madde için, İtalya'dan gelen bir haber var, umarım bulursunuz(tabi araştırısanız). Bizler nasıl algılıyoruz? Etki-tepki prensibi ile, dolayısıyla madde ile etkileşime girmeyen hiç bir şeyi algılayamayız, ancak algılaması muhtemel parçalar kullanabiliriz. (milyonlarca dolar harcanıp yerin bilmem kaç kat altına bilmem eksi kaç soğuklarda yıllarca beklendi. Henüz ilişen bir parça bulunmuş değil.
Yine dönüp baktığımızda Arsito'nunda varsayımının kökeninde teolojiyi görürürüz, tanrının ruhu suların üstünde dalgalanmaktadır(-ki bu Sümer kadar eskidir.). İşte evrendeki parçaların birbirine çarpmadan(heleki hareket halleri - yüzmek gibi) bu tür anlayışlar geliştirmiş.
M teorisine neden karşı çıkıyorsun anlamadım. Tanrısızlığı savunan birisi çoklu evrenler ve dolayıısyla M teorisini kabul etmek zorundadır. Tanrıyı reddeden hawking de M teorisini savunur.
Gördüğün gibi herkes aynı düşünmüyor bu konularda. Birde çıkarımlarınız hatalı, Hawking ateist diye, herhangi bir bilimsel teorisini ya da düşüncesini savunamam, irdelerim. Ki bazı noktalarda bilimsel değil spekülatife dayalı, yani kurgu ve tercih hakkımı gözleme, bilimin icra edildiği yere, yani teorik fizik değil, kozmologlardan, pratik fizikçilerden yana kullanıyorum, evren konusu herkesten önce kozmologların alanıdır değil mi?. Ne Big Bang'i nede günümüzün yeni tipte masalı M teorisini esas almıyorum, bu demek değil ki üzerine eğilmedim, düşünmedim, öğrenmeye çalışmadım(hemde yıllardır). İkisi içinde hepsini yaptım, ikiside bilimsel dayanaktan yoksun, buna big bang de dahil! İlgili başlığında açıklamaları yaptım.
Gelelim Dark matter, karanlık maddeye, sürekli her yanından delik açılan Big Bang'i kurtaracak mı bilmiyorum, ama bu çalışmalar pek bir kurtuluş gibi gelmiyor. Kaldı ki galaksileri, gezegenleri ne için tutuyormuş bu madde, galaksi ve gezegenler düşecek miymiş? Nereye?
peki insan kulağının belli frekanslar dışındaki sesleri algılayamamasına ne diyeceksiniz ?
Duyma esigi deriz ona.
Aciklanmamis birsey degildir.Ornegin, siz, bir Fil'in duyma esiginde, duyamassiniz. Ornegin, Fil depremin hemen oncesinde yer degistirir, ama siz onun duyma esiginde olmamaniza ragmen, sarsinti yoluyla bunu bilirsiniz. Cunku tek duyunuz kulaginiz degil.
aliyarasfal
22-10-2014, 00:57
Dostlar fizik bilgim zayıf, kimyam berbat, matematik hak getire ve merak ettiğim bir şey var, helikopter pervanesini düşünün ve oldukça hızlı kendi ekseninde döndüğünden görünmez gibi oluyor.Ayrıca müthiş bir etki yaratıyor.
Peki herhangi bir parçacık ışık hızından daha hızlı dönüş yaparsa kendi ekseninde diğer parçacıkların onu etkilemesi mümkün mü, yoksa onun diğerlerini(kuarkları) etkilemesi mümkünken diğerlerinden etkilenmez mi?Yani onu algılamak mümkün müdür?
Şimdilik saygımla gittim...