PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bir ateistin gözüyle bayram


Narkiz Mitoloji
02-10-2014, 09:58
BENİM GÜZEL ALLAHIM...
Ey siz inananlar.
Tanrınızın yarattıklarına düşmanlık mı besleyeceksiniz?
Öldürecek misiniz onları?
Yoksul mu bırakacaksınız?
Acılarına sırtınızı mı döneceksiniz?
Sadece kendi kavminiz için mi şefaat dileneceksiniz?
Kendinizi ayıracak mısınız Rabbinizin yarattığı diğer kullardan?
Dininizle, ırkınızla böbürlenecek misiniz?
Ey siz, huzursuz ruhlar...
Ey siz, binlerce yıldır kendi ihtirasının dikenleriyle kanayanlar...
Ey siz, fıtrattan eksikli yaratılmış olanlar...
Dinleyin.
Fırtına kuşları gibi içinde uçtuğunuz sert rüzgarlarla yorgunsunuz, günahlarınızla, hiç bitmeyen hırslarınızla yorgunsunuz, kavgalarla, düşmanlıklarla, kızgınlıklarla yorgunsunuz, avucunuzda sıktığınız bir ustura gibi sizi yaralayan bencilliklerinizle yorgunsunuz.
Rüzgarın dinmesini özlediniz.
Sessizliği ve sükûneti özlediniz.
Düşmanlarınızla ve kendinizle barışmayı özlediniz.
Daha doğduğunuz gün bir hapishane gibi kapıları üstünüze kapanan hayatın dağdağasından kurtulmayı özlediniz.
Bir lahzalık bir huzur için yakarıyorsunuz.
İçinizdeki öfkeli çığlıklar sussun, dışınızdaki insafsız dövüş naraları kesilsin istiyorsunuz.
Kasırgalardan çıkıp sakin bir vahaya konmak istiyorsunuz.
Rüzgar uğultusundan başka sesler de duymak, gözlerinize dolan o karmaşık karaltılardan başka şeyler de görmek, sükûnetin tadını çıkarmak, soluklanıp gücünüzü yeniden toplamak istiyorsunuz.
Ve, tanrı isteklerinize cevap verdi.
Ve, bayramlar bağışladı size, kendinizden ve kavgalarınızdan kurtulun diye.
Ve dedi ki, "bugün durun, bugün barışın, bugün düşmanlıklarınızı, hırslarınızı unutun, bugün kendi eksiğinizi başkalarının eksikliklerini severek tamamlayın."
Ve, ben, Rabbimin eksikli kulları o günlerde mükemmeliyete erişip düşmanlarını sevdikleri, ruhlarını hırpalayan kasırgalardan kurtuldukları için bayramlara iman ettim.
Ve dedim ki, "hiddetine değil imanım ama şefkatine iman ediyorum."
O, benim güzel Allahım.
O, eksik yarattığı kullarını eksiklikleriyle sevecek kudrete sahip olan.
O, kasırgaları ve vahaları yaratan.
O, imanını kaybetmiş bir adamın çocukluğunda kıldığı teravih namazlarında söylenen "salavat-ı şerif"e sesini veren.
Bayramlar, benim inançsızlığımın durduğu, dinlendiği, huzurlu vahalar.
Bayramlar, benim kaybettiğim tanrımı bulduğum büyük ve huzurlu mabetler.
Ey siz, binlerce yıldır kendi ihtiraslarıyla kanayanlar, sizlersiniz bana bayramlarda tanrımı bulduran.
Düşmanınıza gösterdiğiniz merhamet, yoksula gösterdiğiniz şefkat, muhtaca gösterdiğiniz rikkat bana tanrının varlığını gösteren.
Ruhunuzu saran huzur, sizdeki huzurla o müthiş kasırganın ani duruşu, hepimizi kucaklayan hoşgörülü sevecenlik, o temizlik kokusu beni inanmadığıma inandıran.
Bayramlar, benim tanrımın sizin mükemmeliyetinizde ortaya çıktığı muhteşem duraklar.
Ve dedi ki benim Allahım, "kendiniz için değil düşmanınız için dua edin."
Ve dedi ki, "kendiniz için değil düşmanınız için şefaat isteyin."
Ve dedi ki, "sizi birbirinize emanet ettim, emanetinize hıyanet etmeyin."
Ve dedi ki, "düşmanlarınızı da benim yarattığımı unutmayın."
Ve dedi ki, "bu menzilde öyle yüce bir merhamet gösterin ki bana inanmayanlar sizin merhametinizin ışığında görsünler beni."
Bayramlar, dünyadaki imtihanları en zorlu geçenlerin, yoksulların, kimsesizlerin, evsizlerin, çocuğuna portakal alamayan işsizlerin, dağda ölümü bekleyenlerin, nöbet yerinde hasret çekenlerin, hastaların, gurbete çıkanların, hapistekilerin, kaderin kendilerine daha iyi davrandığı insanlar tarafından tevazuyla, ağırbaşlılıkla, şefkatle kucaklandığı duraklar.
Kendimizden yıkandığımız, kendi öfkelerimizden arındığımız, menfaatlerimize sırtımızı döndüğümüz kutsal yunaklar.
Bir ihtiyarın elini öpen genç, bir çocuğun başını okşayan adam, bir yoksulu sevindiren zengin, bu huzurlu vahanın çiçeklerini dikenler.
O davranışların her birinde ben kendi tanrımın tebessümünü görürüm.
Kullarının merhametinden sevinir benim tanrım.
Hayatın kasırgasını bunun için durdurur.
En huzursuzumuz bile böyle günlerde huzur bulur.
Bir başkasına merhametle, şefkatle, tevazuuyla uzanan her elde tanrının eli vardır ve o el değdiği her yere huzur ve güç verir.
O huzuru herkesle birlikte duyarım.
Ruhum sakinleşir.
Her gülümseyen yüzle birlikte hafiflediğimi, zincirlerimin çözüldüğünü, ihtirasların ve öfkelerin hapishanesinden azat edildiğimi hissederim.
Ve, iman ederim kendi tanrıma.
Ve, her gülümseyen yüze, her sevecen sese minnet duyarım.
Onlardır benim tanrımın dünyadaki yansıması.
Onlardır beni inandıran.
Ben her bayram iman ederim.
Ey siz, huzursuz ruhlar...
Ey siz, binlerce yıldır kendi ihtirasının dikenleriyle kanayanlar...
Ey siz, fıtrattan eksikli yaratılmış olanlar...
Dinleyin.
Sizsiniz beni Allah'a yaklaştıran.
Kendi eksikliğinizi başkalarının eksikliğini severek tamamladığınızı görmek inandırır beni tanrının varlığına.
Ve derim ki, "hiddetinden korkmuyorum ey Rabbim, şefkatin titretiyor dizlerimi."
Ve derim ki, "bana varlığını kullarının merhametinde göster."
Ve derim ki, "sen olmasaydın da onlar böyle kötü olabilirlerdi ama sensiz iyi olamazlardı, onların iyiliklerini göster bana."
Ve derim ki, "senin adına kötülük edenler varken nasıl inanacağım sana."
Ve derim ki, "senin cennetini istemiyorum ey tanrım, bütün istediğim seni tebessüm ettirecek bir iyilik yapma gücü, onu ver bana."
Ve, bayramlarda benim tanrım bana kullarının iyi yanlarını gösterir.
Birbirine sarılan her düşmanla ben imana doğru bir adım atarım.
Huzur bulan her ruhla biraz daha inanırım.
Sizi, bir mükemmeliyete doğru yürüyün, ruhunuzun eksikliğini kendiniz tamamlayın ve böylece O'nun kendi başına mükemmeliyete ulaşabilecek canlılar yaratabildiğini gösterin diye eksik yaratan tanrı, bu ıstıraplı yürüyüşte durup dinlenebileceğiniz menziller yaptı size.
O menzillerde durun.
Durun ve eksik yanlarınızın tamamlanmasını bekleyin.
Sahip olduklarınız, sizin eksikleriniz.
Öfkeleriniz, düşmanlıklarınız, hırslarınız, kıskançlıklarınız, hasetleriniz, böbürlenmeleriniz.
Onlardan kurtuldukça tamamlanacaksınız.
Ve, bayramlar tamamlanma vakitleri.
Ey siz inananlar...
Tanrınızın yarattıklarına düşmanlık mı besleyeceksiniz?
Öldürecek misiniz onları?
Yoksul mu bırakacaksınız?
Acılarına sırtınızı mı döneceksiniz?
Sadece kendi kavminiz için mi şefaat dileneceksiniz?
Kendinizi ayıracak mısınız Rabbinizin yarattığı diğer kullardan?
Dininizle, ırkınızla böbürlenecek misiniz?
Onun yarattığı kulları sevmeden tanrınızı nasıl seveceksiniz?
O benim güzel Allahım.
Görür içinizdeki kötülükleri.
Düşmanlıklarınızı görür.
Bir kulunun bir kuluna ettiği kötülük üzmez mi onu?
Ey siz inananlar...
Siz korkmaz mısınız onu üzmekten?
Onun üzülmesinden üzülmez misiniz?
Bayramlar, sadece birbirinizi değil, tanrınızı da sevindirme vakitleri.
Onu sevindirdiğinizde, onun da tebessüm ettiğini imanla görürüm.
Ve der ki, "hepinizi eksikli yarattım, birbirinizin eksiğini hor görmeyin."
Ve der ki, "hepiniz benimsiniz, benim olana kötülük etmeyin."
Ve der ki, "her bir kulum eksiğini, bir başka kulumun eksiğini hoş görerek tamamlar."
Ve der ki, "düşmanlarınız da benim kullarım, onlar için dua edin."
Ve der ki, "merhametim hiddetimden fazladır, sizin de merhametiniz hiddetinizden fazla olsun."
Ve, bayramlar eksikli kulların merhametle huzur bulduğu zamanlardır.
O huzurda görürüm ben onu.
Benim güzel Allahım.
Öyle kullar yaratır ki, inançsızları merhametleriyle inandırırlar.
Ben her bayram inanırım.
Onun yarattığı kulların şefkati beni yaklaştırır ona.
Ve derim ki, "hiddetinden korkmuyorum ey tanrım, şefkatin titretiyor dizlerimi."
Ve derim ki, "sana her bayram inanıyorsam ey tanrım, bu, her bayram senin kullarının şefkatine inandığımdandır."
AHMET ALTAN
22 EKİM 2006 / Hürriyet

bayraktaro1
02-10-2014, 10:35
Ahmet Altan'ın ateist olduğunu sanmıyorum. Hiç babasına çekmemiş, müslüman bir ülkede tam bir yalaka yazısı olmuş.

Bayram; Hele kurban bayramı bir katliamdır. Daha 1 yaşına gelmemiş kuzuları keserken, küçücük kuyruklarını nasıl can çekişerek salladıklarını gördüğüm an tiksindim, tüm insanlardan. Nasıl yiyeceksiniz o zavallı hayvanı. Hele hele dinci geçinen mollaların böbürlenerek hareketleri, bayramlardan daha da nefret etmemi sağlar.

Bayramlar; iki yüzlülük hep aynı kafa sallamaklarla geçen ortam. Her gördüklerinde; "Nasılsınız ? İyiyim. İşler Nasıl Gidiyor ? İyi, Nerede çalışıyorsun ? Şurada, Mesleğin ne ? Şu..." hep temcit pilavı gibi sığ muhabbetlerin geçtiği ortamlar. Hani dinde zorlama yoktu. Anam - babam sürekli söyler "Bayramın birinci günü bende olacaksın. Şunlara gittin mi ? Şuna da git" - Nefret ediyorum bayramlaşmadan. Hayatımda hiç muhabbet olmadığım insanlarla dialog içine mi gireceğim ? Yeter artık tanıdıklarım, bana kaliteli insan lazım. Zamanla oluşur tanımalıyım.

Son zamanlarda Bayramda yaptığım en güzel şeyler; fırsat bulup oğlumla kaçmak. Onu, görmediği yerleri gezdirmek. Onunla mutlu mutlu vakit geçirmek. Vakit buldukça kitap okumak.. Birde, bazen yıllardır görmediğim ve sevdiğim kişilerle karşılaşabiliyorum.
-----------------------------------------------------------------------
Sonuç olarak; sizin sonsuz hayatınız var. Ama benim, kelebek kadar kısa... Önemlidir benim için her an

evrensel-insan
02-10-2014, 17:45
Bayramlarin anlam ve icerigi; ideolojik, inancsal, izmsel ve etiktir ve de topluma nesilden nesile aktarilarak iletilmistir.

Her turlu deger ve icerikteki, bayram kutlamalari; alisilagelmis ve otomatiklesmis bir eylem turudur. Yani ortada bilincli bir kutlama yoktur.

Kutlamayada katilim, sadece kisinin; topluma bir uyumu ve bu toplumsal degree katilimi anlamindadir.

Her bir beyin, kendi algisi, bilgisi, bilinci ve icinde bulundugu ortam ve cevrwsxi temelinde; bu kutlamalari; toplumun sosyalbir ferdi olarak uygular.

Kisaca "bir bayram soyle kutlanir" seklinde bir dayatmaca yoktur. Burada "gorgulu kuslar, gordugunu isler" deyimi uygulamadadir.