Orijinalini görmek için tıklayınız : Bizi kim yarattı
soru açık beyler bizi kim veya kimler yarattı şimdi kimisi diyecek ki illa yaratılman mı lazım ama açık olalım biraz gerçekçi olalım bu kadar şeyin kendi kendine gelmesi mümkün olamaz matematik hesaplara bile aykırı bir sürü olasılık sayılabilir hesaplandığında 1/213721783612873 gibi bir sayıda çıkabilir kendi ilahımı kendim mi yaratayım kafamda napayım anlamadım gitti
cenkvarol
06-10-2014, 12:49
evrende geçen süreyi biliyor musun, bilmiyorsan geçen zamanın uzunluğunu ortaya çıkan bir sonucun, bu gelinen hayatın zor bir ihtimal olduğunu neye dayanarak düşünüyorsun?
evrende geçen süreyi biliyor musun, bilmiyorsan geçen zamanın uzunluğunu ortaya çıkan bir sonucun, bu gelinen hayatın zor bir ihtimal olduğunu neye dayanarak düşünüyorsun?
13.5 milyar değil 13.5 trilyon sene geçse bunların ortaya çıkışına ben şahsım adına ihtimal vermiyorum bilinmeyen kavramlar ve bu kavramları üstünde toplayan canlılar bunların nasıl şeyler olduğunu bile sonradan keşfetti sesin nasıl bişey olduğunu bilmezken onları duyacak 2 tane kulağı vardı mesela bu insanlar ilah arayışına niye gitti biraz düşün kimse salak değildi herkes düşünebileceği bir akla sahipti demek ki onları böyle şeye düşünceye götürecek şeyler vardı ve hala da var hatta biri çıkıp bana dese ki Kuran değiştirildi meğerse herkes eşitmiş çelişki yokmuş iktidarlar kendine pay çıkarmış felan çok az bir ihtimal dahi olsa benim yaratılma ihtimalim çok kuvvetli olduğu için kuşkusuz inanırdım heralde insanları buna iten şeyler var hemde her yerde bu yüzden inanıyorlar
RainFall
06-10-2014, 13:15
Tanri iletisim kurmak icin kendi isigini insana verir bu beden icerisine girebilir isik bizzat tanridir beyaz.Kiside belirmesi uzerine ortaya cikmasi uzerine tanrisal kisilige ve ozelliklere sahip olur istedigi mucizeyi gerceklestirebilir aslen tanri gerceklestirir benim dedigim olayi bir arastir.Insan nasil tanri olur elci olur gibi sorular ve cevaplari.Tanrinin kendisinin insan uzerinde ortaya cikmasi gorunmesi diyelim mantiken tanrk gorulemez degilmi?Hristiyan olabilirsin bir suru mezhebi ona ait kollar var.Incile inanabilirsin.Isigin bir kaynagi yok geldigi kutsal ruhtur.Tanrisal parcadir.
Tanri iletisim kurmak icin kendi isigini insana verir bu beden icerisine girebilir isik bizzat tanridir beyaz.Kiside belirmesi uzerine ortaya cikmasi uzerine tanrisal kisilige ve ozelliklere sahip olur istedigi mucizeyi gerceklestirebilir aslen tanri gerceklestirir benim dedigim olayi bir arastir.Insan nasil tanri olur elci olur gibi sorular ve cevaplari.Tanrinin kendisinin insan uzerinde ortaya cikmasi gorunmesi diyelim mantiken tanrk gorulemez degilmi?Hristiyan olabilirsin bir suru mezhebi ona ait kollar var.Incile inanabilirsin.Isigin bir kaynagi yok geldigi kutsal ruhtur.Tanrisal parcadir.
Ben müslümanlığı zaten içinde namussuzluk var diye bıraktım hıristiyanlıkta 5 katı var bana göre değil ama bu ışık felan iyiymiş :)
RainFall
06-10-2014, 13:32
Gur91 nasil bir mantik kurmak istiyorsan peki insan sekilli tanri icin bana bir aciklasana?Arkadasim ben boyle inaniyorum dinlerde ruh denilen birsey yokmu var bende diyorumki tanrisal parcadir kutsal ruhtur bu.
Gur91 nasil bir mantik kurmak istiyorsan peki insan sekilli tanri icin bana bir aciklasana?Arkadasim ben boyle inaniyorum dinlerde ruh denilen birsey yokmu var bende diyorumki tanrisal parcadir kutsal ruhtur bu.
anlamadım ne demek istediğini insan şekilli tanrıyı sana niye açıklayım ki ben böyle bir şeye inanmıyorum zaten
bu dünya veya evrenin kendi kendiliğine oluştuğuna benimde aklım almıyor.. insanlara bakıyorum bir makine gibi. damar sistemi, sinir sistemi her birinin ayrı işlevi olan organlar, beş duyu organımız.. vs vs..
koyu yobaz ateist düşünce ile efendim herşey kendi kendine oluşmuştur kestirip atmasına pek katılmıyorum..
tüm evrenin veya bu dünyanın bir sırrı olmalı.. evren,dünya ve biz canlılar nasıl oluştuk veya oluşturulduk!?
bu sorunun cevabı; efendim kendi kendimize tesadüfen oluştuk olmamalı diye düşünüyorum.
belkide bu dünya bir laboratuardır. şuan aklımızın hayalimizin eremeyeceği bir güç veya medeniyetin bir laboratuarı niçin olmasın? canlılığın formulunu onlar yazmış olamazlarmı?
bu dünya veya evrenin kendi kendiliğine oluştuğuna benimde aklım almıyor.. insanlara bakıyorum bir makine gibi. damar sistemi, sinir sistemi her birinin ayrı işlevi olan organlar, beş duyu organımız.. vs vs..
koyu yobaz ateist düşünce ile efendim herşey kendi kendine oluşmuştur kestirip atmasına pek katılmıyorum..
tüm evrenin veya bu dünyanın bir sırrı olmalı.. evren,dünya ve biz canlılar nasıl oluştuk veya oluşturulduk!?
bu sorunun cevabı; efendim kendi kendimize tesadüfen oluştuk olmamalı diye düşünüyorum.
Tabi ki kendi kendimize oluştuk da, tesadüfen değil :D
RainFall
06-10-2014, 13:44
Selmet hakli .
bu dünya veya evrenin kendi kendiliğine oluştuğuna benimde aklım almıyor.. insanlara bakıyorum bir makine gibi. damar sistemi, sinir sistemi her birinin ayrı işlevi olan organlar, beş duyu organımız.. vs vs..
koyu yobaz ateist düşünce ile efendim herşey kendi kendine oluşmuştur kestirip atmasına pek katılmıyorum..
tüm evrenin veya bu dünyanın bir sırrı olmalı.. evren,dünya ve biz canlılar nasıl oluştuk veya oluşturulduk!?
bu sorunun cevabı; efendim kendi kendimize tesadüfen oluştuk olmamalı diye düşünüyorum.
işte kardeşim bu aralar senin gibi düşünen insanlarla konuşmaya gerçekten çok ihtiyacım var sen neden inanmıyorsun peki biraz konuşalım mı şimdi böyle girince bir tebliğ imajı oluşuyor ama öyle değil yani rahat olabilirsin sadece merak ediyorum
RainFall
06-10-2014, 13:46
Ya insan sekilli bir tanri mesih fikri ortaya koyacaksiniz ya da bu ibadetleri aciklayacaksiniz bu dinleri toptan atacagiz cope.Bir mantik koymuyorsunuz ortaya dinler yanlistir ne icin arkadasim neden yanlistir ibadetlerin veya peygamberlerinden vuracaksin bu iki kurumdan birini cokerteceksin.
işte kardeşim bu aralar senin gibi düşünen insanlarla konuşmaya gerçekten çok ihtiyacım var sen neden inanmıyorsun peki biraz konuşalım mı şimdi böyle girince bir tebliğ imajı oluşuyor ama öyle değil yani rahat olabilirsin sadece merak ediyorum
dinleri epeyce araştırıyorum.. karşıma çıkan sonuç; bunların insan ürünü olduğudur.. zaten taa çocukluğundan beri beyninen kazınmış düşüncelerden öğretilerden kurtulduğun zaman bunu anlamakta zorluk çekmezsin.
bu evren ve bu dünya şuan biz insanlar için bir sırdır.. ilerde belki bu sırra vakıf olacağız! kim bilir.. veya olamayacağız..
ama körü körünede taa binlerce sene önce zamanla oluşturulmuş dinlere inanmak, bu dinlerin öğretileri doğrultusunda savaşmak,kafa kesmek insanları sömürmekte ne kadar doğrudur?
son din! islamı örnek alalım. güya allah herşeyi apaçık kuranda yazmış ve bu kuranı sonsuza dek koruyacak..
herşeyi apaçık yazdığı kuranda niçin 4 hak!! mezhepten bahsetmez?
niçin islamcılar bu 4 mezhep e ihtiyaç duydular?
küçükken babannem yatacağım zaman şöyle bir şeyler öğretirdi;
ölünce melekler soracakmış
rabbin kim? allah diyecekmişim
peygamberin kim? muahmmed sav diyecekmişim
mehzebin ne? hanefi diyecekmişim
yaw hanefilik nerden çıktı? o zamanlar bu soruyu soramıyordum. ama şimdi soruyorum dünyaya ışık olarak gelen güya islam niçin mezheplere bölündü?
tabii sorulacak sorular çok da bunları buraya yazacak zamanım yok..
sözün özü dinler insan ürünüdür. arkadaşım.. ölüm ve varsa sonrasının bilinmezliğinden beslenirler..
RainFall
06-10-2014, 14:02
Zariyat 56.ayeti bana kole olsun diye var ettim diyor Allah.Koleden kasit itaatmidir?Oyleyse ibadetin hakikatine eristim demektir.
RainFall
06-10-2014, 14:06
Bana kole olun ne demek nedir biliyormusunuz dinden ne gelirse alin koru korune izleyin takip edin demektir.Taassupla takip et diyorsun.
Zariyat 56.ayeti bana kole olsun diye var ettim diyor Allah.Koleden kasit itaatmidir?Oyleyse ibadetin hakikatine eristim demektir.
köleden kasıt itaattir sorgusuz sualsiz ne deniyorsa onu yapacaksın öleceksin öldüreceksin ibadet vs vs ne söyleniyorsa ona uyacaksın işte kul diye geçiyor orada ayetin asıl anlamı benden başkasına kulluk etsinler diye yaratmadım olması lazım
sen hıristiyan mısın rainfall
Yıldıztozu
06-10-2014, 14:20
Evrenin ve insanın oluşumu doğa kanunları çerçevesinde uzun süreçler veya sürekli denemeler sonucunda kendiliğinden oluşabilir.
Evren ve biz burada olduğumuza göre zaten o süreçler kesinlikle gerçekleşmiş demektir.
Esas sorulması gereken soru, bigbang, evrim teorisi, kutlecekimi vs. gibi olayları yöneten doğa kanunlarının nereden geldigidir. Şimdilik bu sorunun cevabına tanrının zihni dışında verilebilecek alternatif cevap yok.
dinler gerçek değil ama yayılmaları acayip gerçekten düşünsene teksin orduların yok aşırı bir gücün yok birden çıkıyorsun ve sonra yaymaya başlıyorsun zamanla her yere yayılıyor bu süre içinde öldürülmüyorsun bazı şeyler söylüyorsun ayet olarak yanlış olması durumunda bütün dinin çökeceği ayetler ayşenin namuslu olması,münafıkların arkadan konuşması,vaadedilen fetihler ve biz geçiyor mesela Kuran'da kimler onlar acaba düşünce yaymak için birilerini kullanan sırlı kişiler felan mı çünkü yalan olan bir şeyin üstüne bu kadar gidilmesi zor savaşlar ölümler felan biraz hayalgücü olabilir ama buda ihtimal sonuçta birileri birini gönderir oda sana ben cebrail sana din getirdim gibi... mantıksız gelebilir ama ne bileyim bir ihtimal
RainFall
06-10-2014, 14:29
dinler gerçek değil ama yayılmaları acayip gerçekten düşünsene teksin orduların yok aşırı bir gücün yok birden çıkıyorsun ve sonra yaymaya başlıyorsun zamanla her yere yayılıyor bu süre içinde öldürülmüyorsun bazı şeyler söylüyorsun ayet olarak yanlış olması durumunda bütün dinin çökeceği ayetler ayşenin namuslu olması,münafıkların arkadan konuşması,vaadedilen fetihler ve biz geçiyor mesela Kuran'da kimler onlar acaba düşünce yaymak için birilerini kullanan sırlı kişiler felan mı çünkü yalan olan bir şeyin üstüne bu kadar gidilmesi zor savaşlar ölümler felan biraz hayalgücü olabilir ama buda ihtimal sonuçta birileri birini gönderir oda sana ben cebrail sana din getirdim gibi... mantıksız gelebilir ama ne bileyim bir ihtimal
İtaat etmek anlamında elbette dini muallakta bilinmezlikte bırakmamak gerek değil mi gür91.
Evrenin ve insanın oluşumu doğa kanunları çerçevesinde uzun süreçler veya sürekli denemeler sonucunda kendiliğinden oluşabilir.
Evren ve biz burada olduğumuza göre zaten o süreçler kesinlikle gerçekleşmiş demektir.
Esas sorulması gereken soru, bigbang, evrim teorisi, kutlecekimi vs. gibi olayları yöneten doğa kanunlarının nereden geldigidir. Şimdilik bu sorunun cevabına tanrının zihni dışında verilebilecek alternatif cevap yok.
ya işte böyle şeyler beynim mantıklı şeyler istiyor artık objektif görüşler duymak istiyorum
RainFall
06-10-2014, 14:35
Bu ne arkadaşım ya bu ülkede nereye adım atsan mutlaka bir camiyle karşılıyorsun.Dinden kafamız 1500 oldu.Uyuşturucu gibi uyuşturucu deyince hemen sen komunistsin falan demeyin.Zfr87 olayı zihne bağlamış gitmiş bundan başka bir sonuç yoktu değil mi doğa insan gibi ultra zeki bir türü var ediyor islamla mücadele edemeyecek kadar altında kalıyor islamın?Bir ateist olarak hesaplamıyorum değil mi ettiğim tercihlerin sonucunu özellikle cehennemde yanmak için dinleri reddediyoruz gibi bir görüntümü izlenimmi bakış açısımı oluşturuyoruz?Nasıl cehenneme gireriz diyemi gayret ediyoruz sayın müminler?Cehennem denilen yerin gerçek olamayacağını kanıtlamış bulunuyoruz.
camiye git otur konuş geneli ele alırsak istinaları saymıyorum sen ateistsin diye kimse seni camiden kovmaz soğuktan korunmak için bile kullanabilirsin camiyi kitap okumak için vs vs ben müslümanları tanıyorum dinlerini bilmiyor çoğu okumuyor ama aşırı değiller çoğu iyilik adalet dürüstlük gibi şeyleri istiyor savaş isteyen pek yok cariye köle isteyen felan yok 1.5 seneye yakındır kendimi kandırmaya çalışıyordum bende baktım olmuyor verilecek cevap kalmıyor bir yerden sonra yanlış olduğunu anlıyorsun ama bana göre dinin herşeyi yanlış değil çoğu şeyi doğru hatta doğru tespitler yapılmış
Felâsife
06-10-2014, 15:10
dinler gerçek değil ama [.....]
İnsanoğlu "Ortak Bilinç" denilen şeyi keşfettiğinden beridir, hem onu besleyip hemde oradan beslendiğini de unuttu gitti.
Harfler, sayılar, tarih, zaman gibi kavramlar Ortak bilinçte olduğu gibi, dinlerde artık uzun zamandır ortak bilinçtedir.
O yüzden dinler gerçek değildir demek, pek ayakları yere basan bir cümle değil bana göre.
Ama "Ortak Bilinç" esasında bir "Sanal Bilinç" deyip onu komple çöpe atabiliyorsanız, eyvallah o sözünüz doğru derim.
Atamıyorsanız zaten nedeni bahsettim sanıyorum.
spartacus
06-10-2014, 15:22
Evrenin ve insanın oluşumu doğa kanunları çerçevesinde uzun süreçler veya sürekli denemeler sonucunda kendiliğinden oluşabilir.
Evren ve biz burada olduğumuza göre zaten o süreçler kesinlikle gerçekleşmiş demektir.
Esas sorulması gereken soru, bigbang, evrim teorisi, kutlecekimi vs. gibi olayları yöneten doğa kanunlarının nereden geldigidir. Şimdilik bu sorunun cevabına tanrının zihni dışında verilebilecek alternatif cevap yok.
Hareketi sağlayan ilişki(dolayısıyla etki-tepki, çelişkiler), başka alternatife gerek yok ki, tanrının zihni gibi bir alternatif söz konusu olsun. Tanrı nın zihnine alternatifiniz var mı asıl soru bu? Evrende gayet ortada olana gelince tövbe bu tanrının zihni denmesi, yani burnumuzun ucunda gerçekleşene imkansız gözüyle bakıp(yahu gerçekleşiyor, gözlemliyor, deneyliyorsun) kabul etmeyip(gerçekleşiyor, görüyorsun), gidip nedenlerinin dahi anlamsızlaştığı, gaipten bir tanrıya(zihni uydurma) yaslanmak eni sonu peki tanrı'nın zihnini var eden nedir sorusuna yanıt bulmak durumunda, her şeyden önce tanrıyı var kılan ne? tanrı gibi bir kurgu bunca heybeti ve olağanüstüğüyle nasıl oluyorda bu kadar rahat kabullenilebiliyor(metafizik, ol dedi mi oluyor????, her şeyin salisesini dahi biliyor(katrilyonlarca kez katrilyon üstü katrilyon....n sayıda şeylerin, hareketi, bir sinek vızlasa vızıltısını, trilyon sinek vızlasa trilyonunu bilebilen, yoktan var, vardan yok edebilen, geçmişi ve geleceği(!!!) noktası, virgülüne değin bilebilen!! vs).
Ortada olana, varlığa gelince kolay burun kıvıran, hiç bir olasılık tanımayan insan, çeşit, çeşit metafizik dahi içerebilen bir olağanüstü uydurmaya, tanrıya gelince cart diye kabulleniyor. Şaşmamak elde değil. Evrenin varlığı(ortadalığı) mı, yoksa tanrının varlığı mı(zihinlerde olmasına rağmen) daha çetrefilli? Kısaca masallarda dahi olmasına neredeyse imkansız gözüyle bakılan şeylerin, tanrı gibi bir kelimeye yüklenmiş olması, masalımsı ve metafizikliği(abra kadabra) dahi zihinlerde koca bir soru işareti iken, zamanın, hareketin, değişimin, oluşumların maddi süreçlerin ürünü olduğu ortada iken, böylesine doğal, hiçte abartısı olmayan varlığa gelince kabullenemeyen insan, tanrı gibi bir uydurmayı nasıl olurda sorgusuz, sualsiz kabullenir.
Başlık zaten şartlı değil mi? Bizi kim yarattı! yaratıldığımız kanısına nasıl varıyorsun, yaratılmış olduğumuzu neye göre sabitliyorsun? İki uçlu değnek, bizi kim yarattı diye bir soru sorup ardından tanrı demek kadar anlamsız bir akıl yürütümü olamaz. Bizi kim yaratmadı? Hiç kimse gibi...
İnsanoğlu "Ortak Bilinç" denilen şeyi keşfettiğinden beridir, hem onu besleyip hemde oradan beslendiğini de unuttu gitti.
Harfler, sayılar, tarih, zaman gibi kavramlar Ortak bilinçte olduğu gibi, dinlerde artık uzun zamandır ortak bilinçtedir.
O yüzden dinler gerçek değildir demek, pek ayakları yere basan bir cümle değil bana göre.
Ama "Ortak Bilinç" esasında bir "Sanal Bilinç" deyip onu komple çöpe atabiliyorsanız, eyvallah o sözünüz doğru derim.
Atamıyorsanız zaten nedeni bahsettim sanıyorum.
insanlar dinini kendini kandırmadan araştırdığı zaman görürsün kardeşim ortak bilicin insanları hangi doğrultuya doğru götürdüğünü dinler gerçek değili kutsal kitaplar kanıtlıyor zaten amasından sonrasıda ortak bilinç işte
RainFall
06-10-2014, 15:35
Rae tanrının istediği nedir rae kabenin çevresinde dönülmesimi kabenin merkez olarak seçilip ona doğru secde edilmesimi kendisine elin açılıp istekte bulunulmasımı?Sen kendini bu kadar aşağımı görüyorsun?Sözüm herkese değil yanlış anlaşılma olmasın.
Felâsife
06-10-2014, 15:37
insanlar dinini kendini kandırmadan araştırdığı zaman görürsün kardeşim ortak bilicin insanları hangi doğrultuya doğru götürdüğünü dinler gerçek değili kutsal kitaplar kanıtlıyor zaten amasından sonrasıda ortak bilinç işte
Ortak bilinçteki şeyler ne kadar gerçekse, dinde o kadar gerçek, bunlarında hükmü de ölene kadar.
Subliminal
06-10-2014, 22:51
Yaratılma fikri aklımızın düşüncelerimizin bir yanılsaması. İnsan türü olarak düşünebiliyor olmamızın bir sonucudur tanrı fikri. Zaten bu sorunsalıda düşünebilen bir tür olarak canlı türleri icinde yalnızca insan türünün bir sorunu olarak gözükmekte. Nitekim diğer canlı türlerinin böyle bir problemi yok, dünyadaki misyonunu tamamlayıp (üreme,beslenme vs) sonra ölüyorlar. Ben nasıl oldumu sorgulamıyorlar ve gayet de memnunlar durumlarından. Evet sorgulayalım ben nasıl meydana geldim diyerek, ama cevabını bulamayacaktır insanoglu, çünkü varolduğumuz bu evren makro ve mikro girift bir yapıya sahip. Böylesi karmaşık bir yapıya sahip evrende canlı oluşumunu tam anlamıyla anlayamayacağız. Her çözdügü problemin önünde, çözülmeyi bekleyen bir başka bir problem zincirleme bir biçimde mutlak olacak.Belkide bunlar sonsuz sayıda. Bu sebeple insan gerçekte bizim anlayabilecegimiz anlamda ne bir tanrıya kavuşabilecek ne de varoluşun sırrını çözebilecek. Bunlar kendi düşüncelerim
RainFall
06-10-2014, 23:22
Ibadetin sirrina vakif olamadilarmi daha cok dusunurler ben yolunu buldum kisiye ne soracagim husunda dini konuda ornegin islamda Allaha ne yapsan hosuna giderdi ne yapmak istersin diye karsi tarafi sorgulamalisin.Sevdigin herhangi birsey diyelim.Secde etmekmi saygiyla durmakmi nedir?
Ibadetin sirrina vakif olamadilarmi daha cok dusunurler ben yolunu buldum kisiye ne soracagim husunda dini konuda ornegin islamda Allaha ne yapsan hosuna giderdi ne yapmak istersin diye karsi tarafi sorgulamalisin.Sevdigin herhangi birsey diyelim.Secde etmekmi saygiyla durmakmi nedir?
övmek olabilir mesela saygı duymak secde etmek zaten senin saltanatına hükmüne saygı duyup sana teslim olarak eğiliyorum gibi bir anlam taşıyor
bence dini hepten kestirip atmamak lazım bunlar gerçekten güzel kurgulanmış şeyler ne anlatılmak isteniyor yazanların amacı ne en azından bunu anlamaya çalışmalıyız
Yaratılma fikri aklımızın düşüncelerimizin bir yanılsaması. İnsan türü olarak düşünebiliyor olmamızın bir sonucudur tanrı fikri. Zaten bu sorunsalıda düşünebilen bir tür olarak canlı türleri icinde yalnızca insan türünün bir sorunu olarak gözükmekte. Nitekim diğer canlı türlerinin böyle bir problemi yok, dünyadaki misyonunu tamamlayıp (üreme,beslenme vs) sonra ölüyorlar. Ben nasıl oldumu sorgulamıyorlar ve gayet de memnunlar durumlarından. Evet sorgulayalım ben nasıl meydana geldim diyerek, ama cevabını bulamayacaktır insanoglu, çünkü varolduğumuz bu evren makro ve mikro girift bir yapıya sahip. Böylesi karmaşık bir yapıya sahip evrende canlı oluşumunu tam anlamıyla anlayamayacağız. Her çözdügü problemin önünde, çözülmeyi bekleyen bir başka bir problem zincirleme bir biçimde mutlak olacak.Belkide bunlar sonsuz sayıda. Bu sebeple insan gerçekte bizim anlayabilecegimiz anlamda ne bir tanrıya kavuşabilecek ne de varoluşun sırrını çözebilecek. Bunlar kendi düşüncelerim
önceyi düşün bide bizden sonraki zamanları düşün belkide gelişen durumlara göre çözülebilecek bir şeyler basit canlı olarak yaratıldık rabbe ulaşmaya çalıştıkça evrimleşerek gelişiyoruz ve bazı şeyleri daha iyi anlıyoruz sonunda sır çözülecek belkide hayal kurmak güzel gerçekten :)
Geçen gün NG Channel'da dünyanın ilk oluşumundan günümüze kadar olan sürecin bir animasyonunu seyrettim Biraz ortasında izlemeye başladım, önce dünyanın derinliklerden gelen volkanik patlamalar oluyor, sonra milyonlarca göktaşı, su zerreciklerini dünyaya taşıyor, dünyaya su getiriyor, her taraf su oluyor, sonra bir dönem dünya çok soğuk bir döneme giriyor, sular buz tutuyor, sonra birşeyler oluyor dünya ısınıp buzlar eriyor, eriyen o sular buharlaşıp birşeylerle tepkimeye girip dünyada ozon tabakasını oluşturuyor, bu sayede oksijen vs. tutunuyor ve dünyada ilk bitkiler vs. çıkıyor, sonra ilk yaşam suda oluyor, tekrar volkanik patlamalarla karalar ve kıtalar vs oluşuyor.
Bir süreç, hep diğer bir süreci doğuruyor, bir zincirin halkası gibi, hiçbir şey tesadüf değil, herşey planlı.
Hiçbir şey yokken bunca kimyasal- fiziksel birleşimlerin, kanunların oluşmasını, bunların bir plana uyup bir hayat oluşturmasına "tesadüf" demek sadece bir avuntu.
Subliminal
07-10-2014, 00:48
Simdi ortada iki farklı düşünce var. Bunlardan birisi tanrısıni mevcut dinsel metinlerde tarif edilen ve tüm bu anlatımları kendi iç dünyası ile sentezleyip bulduğu zannıyla yaşayan. Diğeri ise bunlarla yetinmeyip bilimin tüm imkanlarını kullanarak varoluşun sırrını bulduğunu zannıyla yaşayan. Benim görüşüm ikinci gruptan yana her şeyin cevabını veremesede gözlem ve deney yaptığından bizim beş duyu organımızla kavrayabilecegimiz gerçeklige daha uygun durmakta. Dediğim gibi resim sınırsız büyüklükte bilim sadece bir kaç parçasına bakarak arkası tahmin etmeye calışıyor.Mevcut eldeki verisi hep eksik kalıyor. Bu geçmiştede böyleydi gelecektede böyle olacak ve bu durum hiç degişmeyecek...
Subliminal
07-10-2014, 01:01
Fakat bu etkileşimler, üzerinde hiç canlı olmayan sistemlerde mevcut. jeolojik bir olgu olan deprem hadisesinden bir inanır imtihan gibi uyarı gibi garip garip anlamlar çıkarabilirken. Yaşamın olmadığı bir sistemdeki jeolojik olguyu nasıl açıklayacak. Uyarı ise kime imtihan ise kime?
Tüm dinlerin yalan olduğunun kanıtı nedir?
3000 dini aynı islam dini gibi ciltler dolusu mealciler tefsirciler ve bir çok edebi anlatımlar muhkenler, müteşabihler,
hıristiyanlığa gelelim binlerce yazılı tarih kitabı, icniller yine edebiyat cart curt derken
bunlar gibi nice kutsal kitap var her birine anlamak için çaba sarfederek doğruyu bulma yolunda aşama kaydedecek olursak, Tanrı bize bu imkanı vermemiş çünkü ömür dediğin bir çırpıda gelip geçiyor.
Mesela bir Avesta okuduk mu? Ya da Bhagavad-gita Ya da vishnu puran, tevrat incil kuran bunları derinleme araştırdık mı?
Hangi din doğru?
Bu ömrü bize hak görüp bir de önümüze binlerce din koyup hadi bakalım beni bulun demesi sizce de çok abes değil mi?
Kaldı ki yolda bir araba altında kalıp ömrünün yarısında gitme olasılığın da var.
Kutsal kitapları geçtim, bir de bunların doğruyu söyleyip söylemediklerini araştırmak için ciddi bir Tarih, Arkeoloji, Felsefe, Matematik ve en önemlisi Bilimin en tepesine ulaşmak gerekiyor.
Tanrıya bak sen. bu kadar çetrefilli bir yolda bizleri bunlarla baş başa bırakıp bir de sınav kağıdımızda puan bekliyor.
Bence bu kadar büyük bir sistemi yaratmışsa, bizlerden hiç bir beklentisinin olmadığını anlıyoruz.
Bir an için dinler uydurma diyelim. Deist bir tanrı kitap yollamamış, peygamber yok,
öyleyse cennet, cehennem nerede?
kendisine halen inanmamızı beklediğini nereden çıkarıyoruz?
Tanrıyı bulmak nedir?
Bulduğumuzda ona ne soracağız?
Ya da dünyadaki tüm yaptıklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız?
Eğer tanrı deist ise onun varlığı ya da yokluğu bize bir şey kazandırmayacak.
spartacus
07-10-2014, 04:36
Hiçbir şey yokken bunca kimyasal- fiziksel birleşimlerin, kanunların oluşmasını, bunların bir plana uyup bir hayat oluşturmasına "tesadüf" demek sadece bir avuntu.
Teadüf nedir? Neye denir? Örneğin dünya ile güneş arasındaki mesafe planlı da Mars'ın ki plansız mı? Plan yapan aşırı israfçıymış... Siz ise fazlasıyla kendine odaklı ve kurgusal.
Teadüf nedir? Neye denir? Örneğin dünya ile güneş arasındaki mesafe planlı da Mars'ın ki plansız mı? Plan yapan aşırı israfçıymış... Siz ise fazlasıyla kendine odaklı ve kurgusal.
teseadüf nedir, onu size sormak lazım, hiçbir şey yokken bu kadar fiziksel ve kimyasal madelerin oluşması ve bir plana oturup zincir halkası gibi peş peşe oluşmasına tesadüf denemez, o yüzden tesadüfün tanımını öncelikle sizin yapmanız gerek. Mars ile güneş arasındaki mesafe de yine ip gibi dizilmiş bir düzenekte bir denge. Siz önce bi şu hayatın planındaki zilyonlarca hesabın hesabını verin, mars lle dünya arasındaki uzaklık kolay.
Tüm dinlerin yalan olduğunun kanıtı nedir?
3000 dini aynı islam dini gibi ciltler dolusu mealciler tefsirciler ve bir çok edebi anlatımlar muhkenler, müteşabihler,
hıristiyanlığa gelelim binlerce yazılı tarih kitabı, icniller yine edebiyat cart curt derken
bunlar gibi nice kutsal kitap var her birine anlamak için çaba sarfederek doğruyu bulma yolunda aşama kaydedecek olursak, Tanrı bize bu imkanı vermemiş çünkü ömür dediğin bir çırpıda gelip geçiyor.
Mesela bir Avesta okuduk mu? Ya da Bhagavad-gita Ya da vishnu puran, tevrat incil kuran bunları derinleme araştırdık mı?
Hangi din doğru?
Bu ömrü bize hak görüp bir de önümüze binlerce din koyup hadi bakalım beni bulun demesi sizce de çok abes değil mi?
Kaldı ki yolda bir araba altında kalıp ömrünün yarısında gitme olasılığın da var.
Kutsal kitapları geçtim, bir de bunların doğruyu söyleyip söylemediklerini araştırmak için ciddi bir Tarih, Arkeoloji, Felsefe, Matematik ve en önemlisi Bilimin en tepesine ulaşmak gerekiyor.
Tanrıya bak sen. bu kadar çetrefilli bir yolda bizleri bunlarla baş başa bırakıp bir de sınav kağıdımızda puan bekliyor.
Bence bu kadar büyük bir sistemi yaratmışsa, bizlerden hiç bir beklentisinin olmadığını anlıyoruz.
Bir an için dinler uydurma diyelim. Deist bir tanrı kitap yollamamış, peygamber yok,
öyleyse cennet, cehennem nerede?
kendisine halen inanmamızı beklediğini nereden çıkarıyoruz?
Tanrıyı bulmak nedir?
Bulduğumuzda ona ne soracağız?
Ya da dünyadaki tüm yaptıklarımızdan sorumlu tutulacak mıyız?
Eğer tanrı deist ise onun varlığı ya da yokluğu bize bir şey kazandırmayacak.
bunları bende düşünmüştüm o kadar din var baya araştırmak lazım doğruyu bulmak için zaten Kuran'da da dilediğimize veririz yazıyor bide ebedi cehennem için çok karmaşık kapalı bir doğru saklı açıkça ortaya koyarsın Kuran'ı kanıtlarsın sonra inanmazlarsa at istediğin yere değil mi :)ama tekrar tekrar bakıyorum Kuran gerçekten etkileyici içinden bir takım ayet sureleri çıkarsalar çok büyük ölçüde insanları etkileyecek bir kitap
RainFall
07-10-2014, 12:50
teseadüf nedir, onu size sormak lazım, hiçbir şey yokken bu kadar fiziksel ve kimyasal madelerin oluşması ve bir plana oturup zincir halkası gibi peş peşe oluşmasına tesadüf denemez, o yüzden tesadüfün tanımını öncelikle sizin yapmanız gerek. Mars ile güneş arasındaki mesafe de yine ip gibi dizilmiş bir düzenekte bir denge. Siz önce bi şu hayatın planındaki zilyonlarca hesabın hesabını verin, mars lle dünya arasındaki uzaklık kolay.
Tanriya dolayisiyla bir zihne goturdu bu bizi degilmi bay gordion erkekseniz eger.
Nereden biliyorsunuz tanrinin bir kup cevresinde insanlari 7 tur donderecegini veya bir tasa secde ettirecegini veya 1 ay ac susuz birakacagini?Bunlarin cevaplarini vermistim ben insan urunu niye oldugunu orucun neyi amacladigini namazin haccin neyi amacladigini sonucta insan urunu.
spartacus
07-10-2014, 20:56
teseadüf nedir, onu size sormak lazım, hiçbir şey yokken bu kadar fiziksel ve kimyasal madelerin oluşması ve bir plana oturup zincir halkası gibi peş peşe oluşmasına tesadüf denemez, o yüzden tesadüfün tanımını öncelikle sizin yapmanız gerek. Mars ile güneş arasındaki mesafe de yine ip gibi dizilmiş bir düzenekte bir denge. Siz önce bi şu hayatın planındaki zilyonlarca hesabın hesabını verin, mars lle dünya arasındaki uzaklık kolay.
Madem tasadüfün anlamını bilmiyorsunuz neden kullanıyorsunuz?
Hiç bir şey yokken mi? Hiç bir şey yokken diye bir şey yok. Sırayla yazayım sonrada tesadüfün anlamını açıklarım.
1.) Neden-sonuç -> varlığın(ortada olan-lar-ın, her ne olursa olsun) ilişkisi, hareketi ve yol açtığı değişimden açığa çıkar.
2.) Başlangıç, bitiş ortada olanın hareketi ve değişiminden açığa çıkar. (yani hiç bir şey yoksa diye bir cümle kurmanızın zerre anlamı yok.)
3.) Zaman, önce, sonra ortada olanın hareketi ve değişiminden açığa çıkar(örneğin zaman geçtiği için demir paslanmaz, peynir küflenmez, onlar paslandığı ya da küflendiği için biz zaman kavramını soyutlar, üretiriz. Test etmeniz kolay, buzdolabına peynir koyun bir dilimde dışarı, bakın hangisi küflenecek. Demek ki buz dolabı zamanı yavaşlatmıyor, peynirin diğer madde ve ortamla(ısı, ışık, gaz, enerji, bakteri, kedi, fare .... ilişkisi). Ya da bir demiri alırsınız balkona bırakır, bir parçasını da odanıza bakın hangisi paslanacak? Bu kadar basit yazmama rağmen yine hiç bir bilgi, veri, anlam içermeyen ezber ve şartlı anlamsız 3 cümle ile itiraz edeceksiniz, bende size işte gördünüz mü sebep-sonuç, başlangıç-bitiş, önce-sonra ortada olanın(demir, peynir, hava, civa, su, toprak, taş kaya, yıldız, gezegen..... farketmez) harekti, ve değişiminden ibaret, bizde bu farkları baz alıp önce, sonra, başlangıç-bitiş(demir paslanmadan önce, paslandıktan sonra), demir neden paslandı(oksijen ile temas, içten yanma(içsel çelişki) vs) -> neden-sonuç....... Yani ortada olan zamana entegre-bağlı değil(örn:önce hiç bir şey yoktu demek zerre anlam taşımaz, o zaman önceden bahsedemezsiniz zaten, hatta yokluktan bile), zaman onun hareket ve değişimiyle açığa çıkar, neden, sonuç, başlangıç, bitiş... Bunlardan ancak ve ancak varlık(ortada olan) dahilinde söz edebilirsiniz!
Siz dönüp bana hiç bir şey yokken bir başlatandan, başlangıç gibi mantıksız söylemlerden bahsederseniz, anlamlandırma şansım yok, bu benden değil, söyleminize anlam katma şansımızın olmayışındandır. Zira bakınız yukarıda özetledim madde, madde ve örneklerle açıkaldım.
Gelelim tesadüfe;
Dünya ile güneşin arasındaki mesafe, aynen Mars, Venüs, Jüpiter gibi, gelişigüzel bir mesafedir.
Tesadüf
Zilyon dediğiniz galaksimiz açısından çok küçük bir rakamdır.
Şimdi 5 milyon kişi sayısal loto oynuyor. Ve size göre 5 milyon kişinin oynamışlığının hiç bir değeri, anlamı yok(aynen küçücük bir göz açımızla dahi baktığımız gökte, trilyonlarca gök cismini kapsayan hareketin hiç bir anlamı olmadığı gibi.)
Ve siz 5 milyonda bir kişiye sayısal loto çıktığında TÖVBE BU ZEUS'UN işi olabilir, nasıl olurda bu kadar para 1 KİŞİYE(!!!) ÇIKAR diyorsunuz, bu tesadüf olamaz!
Efenim 1 kişiye çıkıyorsa, 5 milyonda oynayan var değil mi? Samanyolunda kaç yıldız var bilir misiniz? Ya Andromeda'da, ve bunlar sadece 2 tane galaksi, gözünüzün gördüğü ufukta kaç milyar galaksi ve kaç zilyon yıldız, gök cismi var hiç düşündünüz mü?
Kısaca sizin 1 dünyanız ve bir güneşiniz varsa, evrende zilyon yıldız ve zilyon gezegen, uydu, gök cismi var, yani her türlü mesafenin olasılığı durumu var... Kısaca 1 sayısal loto oyuncusuna çıktıysa, efendim 5 milyonda oynayan vardı, hatta bazen 4 kişiye çıkabiliyor değil mi? Önemli olan o bir kişi değil, toplamda oynayan sayısıdır, olasılık-teasadüf ancak böyle anlam kazanır...
Bu halde sizin ve o zilyon yıldız, gezegen ortamında dünyanızın ayrıcalığı nedir de günümüz yaratılışçılarının akıl oyunu ile insanları kandırdığı tesadüften(tesadüfsüzlükten) bahsediyorsunuz, üstelikte sıfır mantık ve sıfır akıl durumuna düşen bakış açısı ile?
Efendim olasılık 5 milyonda 1 mi? Ve bu devingen mi(yani farklı rakamlarla, tekrar ediyor mu?) gerçekleşecek, evrende her salise zilyon hareket, zilyon madde var, dilersen zilyon da bir olasılık olsun, gerçekleşecek, zira zilyon da bir olasılık varsa, devingen(sürekli) zilyon hareket değişimler var. Yani diyelim ki zilyon kişi sayısal loto oynadı, her saniye de çekiliş var? Ne diyorsunuz şimdi, tövbe bu işe Allah el atmalı mı diyorsunuz?
Sonuç size göre sayısal lotoya Allah müdahale ediyor! Çünkü bu tesadüf olamaz, çünkü 1 sadece 1 kişiye çıkıyor!(??? 5 milyon oynayan ise size göre anlamsız, sadece o 1 kişi önemli, böyle bakınca da değil tesadüf olasılıktan dahi söz edemezsiniz, kısaca kendi, kendinizi, mantığınızı, aklınızı basit akıl oyunlarıyla işlevsiz hale getirmiş oluyorsunuz, mantığın olmadığı yerde de ne yazık ki kurgular, masallar, inançlar devreye giriyor.)
Farklı ne söylediniz? (Daha basit yazamayadığım için -ki böyle yazmak benim için ciddi anlamda zor, akıcılıkbile sağlamak çok zor, ne bileyim hayatında ilk defa uçak görmüş birisine uçağı tarif etmek-anlatmak gibi zor- kusura bakmayın, daha basit ifade etme şansı bulamıyorum, gerçi bu ifadelerimi de anlamazdan geleceksiniz ve hala bize hiç bir bilgi vermeyen, Allah ol dedi oldu, yok ol dedi yok oldu, uç dedi uçtu gibi küçükken masallarda dinlediğimiz ve kahramanlar açısından sınırsız imkan ve üfürebilme özelliği payesi biçtiğiniz sözleri tekrar edeceksiniz ya neyse)
Tanriya dolayisiyla bir zihne goturdu bu bizi degilmi bay gordion erkekseniz eger.
Nereden biliyorsunuz tanrinin bir kup cevresinde insanlari 7 tur donderecegini veya bir tasa secde ettirecegini veya 1 ay ac susuz birakacagini?Bunlarin cevaplarini vermistim ben insan urunu niye oldugunu orucun neyi amacladigini namazin haccin neyi amacladigini sonucta insan urunu.
Benim klavyemden ne oruç çıktı, ne hac, ne namaz.
Hac namaz oruç vs ..bu konuları konuşmak hoşunuza gidiyor biliyorum, dünya ve evren ile ilgili konuları konuşmak istemediğiniz de biliyorum, çünkü bu evren ve ainat sizi muhakka bir yaratıcıya götürüyor da ondan. Siz oruçla namazla kafa yormaya devamededurun ben konu ile ilgili devam edeyim.
Ben sadece animasyonu yapılmış bir dünyanın milyonlarca yıl önce henüz yok iken, nasıl oluşup, hangi aşamalardan geçtiğini, yüzlerce olay bir olayı tetikleyerek binlerce madde oluşup, kimyasal ve fiziksel tepkimeler girip nasıl bir hayat oluştuğunu gösteriyorum ve buna tesadüf denemez diyorum, bunun sence si bencesi yok, böyle bir şeye tesadüf denilemez, net.
Madem tasadüfün anlamını bilmiyorsunuz neden kullanıyorsunuz?
Ben tesadüf ne demek bilmiyorum demedim ki, tesadüfün tanımını siz yapın dedim, bakalım aynı şeylerden mi bahsediyoruz.
Kısmen aynı şeylerden bahsediyoruz, yani tesadüf tanımımız aynı.
Fakat örneğiniz oldukça cılız...Tutmuşsunuz sayısal loto'dan örnek vermişsiniz, daha ortada sayısal loto bile yok dikkatinizi çekerim :) daha ortada sayısal loto bile yokken siz insanlara sayısal loto oynatmaya çalışmışsınız, yani örnek tutmamış, örnek en baştan sakat.
Senin sayısal lotoyu çekmen için senin önce en temelde rakamları oluşturman, matematiği oluşturman gerekir güzel kardeşim, sayısal lotuyu çekeceğin düzeneği ve yerçekimini de oluşturman lazım ki o toplar düşsün, hatta toplara rakam yazacağın mürekkebi oluştur, tabi bunların oluşma ihtimalini de hesaplaman gerek, çünkü patlamadan önce ne su vardı, lav, ne oksijen, ne güneş, ne azot, ne karbondioksit, ne ozon tabakası, ne tarak, ne kürek.. hiç birşey..
Sen önce sayısal lotoyu çektirmeden önce yukarıda saydığım şeylerin yani zincirlerin halkalarını oluşma ihtimalini hesapla sonra sayısal lotoyu çektirirsin olur mu?
istatistik
07-10-2014, 22:21
Olasılık hesapları yaratılışçıların kullanmayı en sevdikleri argümandır. Tabi bunu kullanmayı sevmeleri bunu anlamalarını gerektirmediği için anlamsız matematiksel hesaplamalara ya da biyolojik ilerlemenin tersine varsayımlara yönelmeleri de gayet normal.
Öncelikle anlaşılması gereken, başlangıçta hesaplamaları bol sıfırlı, bol basamaklı sonuçlara götürecek kadar protein ve protein dizilimi yoktu. Var olan 3-5 tane protein sınırlı sayıda kombinasyon ile şekilleniyordu. Canlıların sayısının artmasına paralel olarak, mutasyon sayısı ve dolayısı ile ortaya çıkan protein sayısı da arttı. Sonuç olarak bunların toplamı da canlı çeşitliliğinin günümüzdeki seviyeye ulaşmasına yol açtı.
Bir yaratıcıyı reddeden aklına hakaret ediyor bana göre koyu dinciyle koyu ateist aynı kefede bir ilerleme katedemez insanlar neden tanrı arayışı içinde onu düşünün onlar mı yanlış yoksa az bir kesim olan siz mi mikro incele makro incele nerede incelersen incele insanların aklı almıyor işte böyle bir şeyi bir yaratıcı kesinlikle var bence ama pek bişey ifade etmiyor belki de kendi içimizde aramalıyız onu insanlar teknolojide nasıl ilerliyorsa sürekli veya başka bir şeyde dinlerde de aynen öyle bir gelişme olmuş tek tanrı çok mantıklı bence daha önce dediğim gibi insanlar belkide ilerleye ilerleye gelişe gelişe ilahına kavuşacak sonunda
evrensel-insan
08-10-2014, 01:17
Bir yaratıcıyı reddeden aklına hakaret ediyor bana göre koyu dinciyle koyu ateist aynı kefede bir ilerleme katedemez insanlar neden tanrı arayışı içinde onu düşünün onlar mı yanlış yoksa az bir kesim olan siz mi mikro incele makro incele nerede incelersen incele insanların aklı almıyor işte böyle bir şeyi bir yaratıcı kesinlikle var bence ama pek bişey ifade etmiyor belki de kendi içimizde aramalıyız onu insanlar teknolojide nasıl ilerliyorsa sürekli veya başka bir şeyde dinlerde de aynen öyle bir gelişme olmuş tek tanrı çok mantıklı bence daha önce dediğim gibi insanlar belkide ilerleye ilerleye gelişe gelişe ilahına kavuşacak sonunda
Yaratici "reddi" basta onyargi olarak yaratici "kabulu" nu icerir.
Yani bilimsel olarak yaradilissal bir bakis acisi olmadigi icin, yaraticinin "kabulu/reddi" soz konusu degil.
Insanoglu gelise gelise ilahina degil; kendi varliginin bilincine kavusacak.
spartacus
08-10-2014, 01:38
Ben tesadüf ne demek bilmiyorum demedim ki, tesadüfün tanımını siz yapın dedim, bakalım aynı şeylerden mi bahsediyoruz.
Kısmen aynı şeylerden bahsediyoruz, yani tesadüf tanımımız aynı.
Fakat örneğiniz oldukça cılız...Tutmuşsunuz sayısal loto'dan örnek vermişsiniz, daha ortada sayısal loto bile yok dikkatinizi çekerim :) daha ortada sayısal loto bile yokken siz insanlara sayısal loto oynatmaya çalışmışsınız, yani örnek tutmamış, örnek en baştan sakat.
Senin sayısal lotoyu çekmen için senin önce en temelde rakamları oluşturman, matematiği oluşturman gerekir güzel kardeşim, sayısal lotuyu çekeceğin düzeneği ve yerçekimini de oluşturman lazım ki o toplar düşsün, hatta toplara rakam yazacağın mürekkebi oluştur, tabi bunların oluşma ihtimalini de hesaplaman gerek, çünkü patlamadan önce ne su vardı, lav, ne oksijen, ne güneş, ne azot, ne karbondioksit, ne ozon tabakası, ne tarak, ne kürek.. hiç birşey..
Sen önce sayısal lotoyu çektirmeden önce yukarıda saydığım şeylerin yani zincirlerin halkalarını oluşma ihtimalini hesapla sonra sayısal lotoyu çektirirsin olur mu?
Daha da basite inilmez ki.
Yağmur nasıl yağar?. Yani her damlayı bir melek indiriyor inancında mısınız sizde?
O da ne bir ağustos günü, hemde ağustos, 2 hafta önceden plan yaptın, denize gidelim dedin, sabah kalktın ki yağmur yağıyor...
İşte tesadüf buna denir... Yazımda demedim mi, siz belirli şeyleri baz alır, referans edinirsiniz. Bu size göre tesadüftür, ancak yağmur açısından böylesi iradi bir şeyin zerre anlamı yok, o sadece bir devinim, buharlaştı, ortama, ilişkisine girdi, tekrar değişime uğradı ve düştü hepsi bu kadar, zerre iradi bir etken yok... Ancak senin açından ise bir etki yaratıyor, dilersen tesadüf dersin(o gün yağması!), dilersen kötü şans ne dersen de, sadece seni bağlar ve altında iyi de neden bu gün, denize gideceğim gün diye, diye bir neden, anlam araman saçma olur :) Aynı anlam aramayı dünya-güneş ilişkisinde yapıyorsun, halbuki o da yağmur kadar doğal, dilersen bilimsel sitelerden izleyebilirsin(yıldız oluşumları vs)...
Şimdi bana diyorsun ki, hayır benim denize gidecem gün yağmurun yağması tesadüf olamaz, bunu bir planlayan olmalı! Allah o gün denize gitmemi istemiyor deyip çıkıyorsun, sonra da bana diyorsun ki hadi bana anlat madem bir planlayan yoktu, o halde yağmur nasıl yağdı...
Hala ilk dediğinden bir dirhem ileri gitmediğin gibi, söylemiş olmayı da aşmış değilsin.
O planlayanı kim planladı sen bana bunu söyle o halde? Bak bu benim bakış açım değil, mantıklıda görmüyorum, tamamen anlamsız bulduğum ol dedi oldu, uç dedi uçtu anlayışına mecburen sormak zorunda kalıyorum, sroumun bile zere anlamı mantığı yok aslında, ama sormak zorundayım zira senin için anlamlı...
Zincirlerin halkası mı? 3 Madde olarak ifade ettim. Size düşen denemek, peynirin yok mu dene, buzdolabına ayrı, dışarıya ayrı koy bak, aralarındaki farkı oluşturan ne??? Bir tanrı mı? Demek ki buzdolabı tam bir tanrısavar! Sonra da başlarsın peynir küflenmeden önce, peynir küflendikten sonra, iyi de dersin acaba standart olarak ne kadar zaman geçti? Hımmm bunu da güneşin, ya da ayın ya da dilersen başka bir şeyin haraketini referans alarak tik-tak, tik-tak say,işte şimdi şunu dedin, peynir 48 saatte küflendi, 72 saat ya da her neyse...
Şimdi tersin geri döndün, kendine ait soyutladığın zaman kavramını, önceleri, sonraları, başlangıç ve bitişleri, neden ve sonuçları(zincirinin halkası) her şeyi amuda kaldırıp ters çevirdin, zaman geçti peynir o yüzden küflendi, bir tanrı iradesi müdahale etti, böyle planladı dedin, yani her şey tepe taklak. Peynirin ortamla girdiği ilişkide değişime uğradığını ret ettin!Sayısal loto tesadüf ve olasılık gibi kavramlarda hangi açıdan bakman gerektiği üzerine, bir dünyanın güneş ile olan mesafesinin olasılığı, size göre tesadüfü milyarlarca yıldız ve gezegeni göz önünde bulundurmanız suretiyle ancak anlam kazanır! Güneş bir yıldız dünya bir gezegen, sadece bir, zilyon yıldız var! Kaç kere daha ifade etmek gerekir(tesadüf ve olasılığın açısı için verdiğim örnek sayısal loto olduğu gibi, konuyla ilgili de zilyon yıldızdan bahsetmiştim değil mi? Zilyon gezegen, göktaşı ve tümüde ve her şey sürekli hareket ediyor! Bu hareketler bir sürü değişime yol açıyor, senin için anlamlı bir şey ararsan -örneğin güneş-dünya mesafesi bunun dahi olasılığını rahatlıkla yapabilirsin! Evrensel anlamda, tesadüf diye bir şey yok, tesadüf öznel bir kavram, kime görelik arzeder yani bir öznesi olur! Bizim öznemiz güneş ve dünya, sizce 120 milyar civarı galaksi(incelenebilir evren sınırlarında bu rakam da!)), örneğin 300 milyar yıldız samanyolunda, 400 milyar civarı Andromeda da sadece 2 galaksiden bahsettim, sizce dünya ve güneş arası mesafede herhangi bir başka gezegenin olma olasılığı yok mu? Yani bu zilyon da bir mi, hayır bu mesafenin bile önemi yok, gezegenin atmosferi önemli, yıldızın duurmu vs :)
Sana diyeceğim, varlığın(ortada olan her ne ise), hareketli, devingen, değişebilir, tüm nesnelerin, ortamın birbiriyle ilişkisinden bir dolu değişimlerin açığa çıkabileceğini, sizin ve biz insanların önce, sonra, başlangıç, bitiş, neden, sonuç gibi varlığa bağlı kavramlar ve bunları esas alıp varlığı bunlarla kıyaslayamayacağın kavramlardır, zira tüm bu kavramlar varlığın hareket ve değişimlerinden açığa çıkan kavramlar!.
Kısaca baştan dediğim gibi bana varlığın devinimi ile ancak ifade edip, kavramlaştıracağımız söylemlerle gelme, anlamı yok... Tesadüf için ise dediğin gibi değil, seninle aynı düşüncede değilim, olasılık nedir cidden bilimsel verilerden bir araştırma yapın, neye göredir, açısı nedir vs....
Neyse ben benim düşüncemin soru şaretlerini bir biçimde açıklamaya çalışıyorum, akıl, mantık düzleminde şimdi sıra sizde;
Allah tesadüf olabilir mi? Size göre, O'nu böylesine muzazzam, hayal alemleri kuvvetinde, tam bir büyücü gibi, ol dedimi oldurur, uç dedi mi uçar, püfff dedi mi yok olur, yani daha ne diyeyim! böylesine hayali şeylerle bezediğiniz yapıda bir şeyi planlayan kim?
Daha da basite inilmez ki.
Yağmur nasıl yağar?. Yani her damlayı bir melek indiriyor inancında mısınız sizde?
O da ne bir ağustos günü, hemde ağustos, 2 hafta önceden plan yaptın, denize gidelim dedin, sabah kalktın ki yağmur yağıyor...
İşte tesadüf buna denir...
tesadüf kavramından bir nebze haberdar oladuğunu sanmıştım diğer mesajınızda, fakat görüyorum ki tesadüf kelimesinin tanımın bilmiyorsun, ağustos ayında yağmur yağabilir,buna yaz yağmuru denir, sen ağustos ayında 2 hafta önceden plan yapmışsan, 2 hafta sonra yağmur yağabileceği ihtimalini kestirebilmen gerekir çünkü YAZ YAĞMURU denen bir olay var,
Yani Ağustos ayında yağmurun yağması bir tesadüf değil olabilmesi ihtimal dahilinde olan bir olaydır.
işte tesadüf tanımını bilmediğin için, bu muazzam evrenin ve sözkonusu dünyadaki hayatın oluşmasını da "tesadüf" diyerek bilmediğin bir kelimenin tanımını kullanıyorsun ve bu ifadelerde açıklayacı olmuyor sizin açınızdan.
bak güzel kardeşim ben sana tesadüf'ün tanımını yapayım, tesadüf'te bir plan - program ve daha önce öngörülebilecek bir durum yoktur ve olasılığın imkansıza yakın bir kısmını ifade eder.
tesadüf bu'dur.
istersen biraz da örnek vereyim anlaman için;
Askerlik arkadaşını İngiltere'de Picadilly'deki bir otelin erkekler tuvaletinde görmendir tesadüf.
veya..
Harran Üniversite'sinde Su Ürünleri Bölümündeki bir üniversite arkadaşına Çin'deki bir cafe'de rastamandır.
Yazımda demedim mi, siz belirli şeyleri baz alır, referans edinirsiniz. Bu size göre tesadüftür, ancak yağmur açısından böylesi iradi bir şeyin zerre anlamı yok, o sadece bir devinim, buharlaştı, ortama, ilişkisine girdi, tekrar değişime uğradı ve düştü hepsi bu kadar, zerre iradi bir etken yok...
Diğer mesajlarımda anlattım ama anlamamışsınız, yağmur size göre buharlaştı, ortama, ilişkisine girdi ve değişime uğradı hepsi bu" denecek kadar basit değil'diri anlattım ama aynı tas aynı hamam.
O yağmurun yağması için sıcaklık olması lazım, o suyun buharının yerden yükselebilmesi içni yerçekiminin belli bir orantıda olması lazım ki buhar yerçekimine karşı gelip yükselebilsin, sonra o buharın soğuması lazım, soğuması için de dünyanın güneşten yeterli olduğu miktarda uzak olması lazım, sonra o buharın bulut olması lazım ve tekrar o buharın yağmur olup düşmesi için yine orantılı oranda yerçekim olması lazım. (Yerçekiminin, buharın yükseltmesine izin verirken, buharın yağmur olduktan sonra yere düşmesine izin veren oranını da hesaba kat dememe gerek yok sanırım.)
Bak senin "buharlaştı, etkileşime gitti yağmur yağdı, nerede irade" dediğin bu hayatın oluşmasındaki bir argümanın bile onlarca sebebi ve bu sebeplerin oluşması için de tesadüf'ün tanımına uymayacak şekilde bir araya gelmesi durumu var.
İşte ben bunlara tesadüf denilemez, derken bunlardan bahsediyorum. Bir hayatın oluşması için kilometrelerce uzunluktaki bir zincir halkasının bir planlı ve programlı oalrak sıralanıp hayat oluşturmasına tesadüf denmez, sence de denemez, bencede denemez.
spartacus
08-10-2014, 13:09
bak güzel kardeşim ben sana tesadüf'ün tanımını yapayım, tesadüf'te bir plan - program ve daha önce öngörülebilecek bir durum yoktur ve olasılığın imkansıza yakın bir kısmını ifade eder.
tesadüf bu'dur.
Yalnızca bu değildir, yani imkansız kelimesiyle tesadüf ifade edilmez, tesadüf, olasılık ile ifade edilir. Önceki yazımda da detay, detay açıkladım, 99% da bir olasılıktır, 1% de bir olasılıktır, siz kafanıza ve işinize göre referanslar alıp, tesadüf üzerine yazamazsınız. 120 milyar galaksiden bahsediyoruz, siz ise hala ben diyorsunuz, kişi diyorsun, açısı, ebadı aşırı dar örnekleri seçiyorsunuz
Askerlik arkadaşını İngiltere'de Picadilly'deki bir otelin erkekler tuvaletinde görmendir tesadüf.
Peki bir milyon askerliğini yapmış kişi o üniversiteyi ziyaret ediyorsa, sizin dışınızdakilerinde karşılaşma olasılığı var değil mi? peki ya 1 milyar insan ziyaret ederse, ya tüm insanlar ziyaret ederse! Siz hayır sadece ben askerlik arkadaşımla karşılacağım diyosunuz! Ya da güneş-dünya uzaklığı 120 milyar galakside imkansızdır!!!! demektesiniz halbuki dünya da güneşte bu evrenin parçası, görüneni kadarıyla 120 milyar galaksili evrenin!? yani açınız güneş-dünya değil, tüm evren açısı olmalı ki tesadüfün-olasılığın anlamını kavramış olasınız! sadece sen değil benimde askerlik arkadaşlarımı görmem mümkün, heleki tüm insanlar orada ise!(tüm insanlar orada(dikkat-1) ise, dünya-güneş tümüyle evrenin bir parçası ve evrendeki tüm diğer katrilyonlarca yıldız, gezegende orada(dikkat-2)(evrende ise!)... imkan-imkansızlık diye bir belirleyicilik yok burada olasılık var ve olasılığı daha önce en basit haliyle açıkladım, olasılığın AÇISI vardır, evvela bu açıyı esas almanız gerekir, siz bu açıya sahip değilsiniz o nedenle de salt kendinize indirgiyorsunuz, ya da ne bileyim dünya ve güneş'e, halbuki biz tesadüf derken açımız 120 milyar galaksiyi kapsıyor! yani insanların tümünün o üniversiteyi ziyaret etmesi gibi bir duruma benziyor!)
Yani senin örneklediğin gibi bir tesadüfün burada zerre anlamı, değeri yok!
Hala soruma yanıt vermedin, Allah neyin nesi? Yani böylesine olağanüstü bir şeyin, senin hayal gücüne göre bakarsak evrenmiş, yok dünya-güneş mesafesiymiş, yok kompleks canlılarmış hepsi, devede kulağı bırak, hayali kahramanınız ya da büyücünüz Allah'ın yanında sıfatlar açısından, sistem açısından okyanusta damla bile değillerken, Allah'ı planlayanı kim?
Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
Tanrı kavramının Ne'liği bile paradoxluyken biz kalkmış onun gerçekliğini tartışıyoruz,
sadece tanrı da değil buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz,
düalitik okuma yapan bir zihnin ortaya atacağı her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,yani tanrı var mı gibi bir sorunun her iki cevabıda kısmen doğru kısmen yanlıştır.
Zihin tüm belirli nesne ve imgelerden arındığı vakit tanrı var mı gibi bir soru sormaz,cevabını bulduğu için değil zihnin bir kurmacası olduğunu bildiği için sormaz,
tüm kavramlar zihnin kurmacasıdır onlar olmazsa zihin kendi boşluğuyla sefaletiyle yüzleşmek zorunda kalır ve bunu göze alamayacağını bildiği içinde savunma mekanizmasını yani kurmacalarını devreye sokar,bunlar o kadar çokturki bizim günlük hayatımızda yaptığımız herşey kurmacadır,kamuflajdır,maskedir,
gerçek olan ise sadece boşluktur,boşluk bir kavram değildir,dolu olan zihnin boşalması demektir,dolu bir zihinle boşluk tarifi yapılamaz zihin boşalır ve geriye boşluk kalır işte tek gerçek budur.
Dialectics
14-10-2014, 12:36
Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
Tanrı kavramının Ne'liği bile paradoxluyken biz kalkmış onun gerçekliğini tartışıyoruz,
sadece tanrı da değil buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz,
düalitik okuma yapan bir zihnin ortaya atacağı her önermenin lehinde ve aleyhinde eşit sayıda görüş belirtilebilir,yani tanrı var mı gibi bir sorunun her iki cevabıda kısmen doğru kısmen yanlıştır.
Zihin tüm belirli nesne ve imgelerden arındığı vakit tanrı var mı gibi bir soru sormaz,cevabını bulduğu için değil zihnin bir kurmacası olduğunu bildiği için sormaz,
tüm kavramlar zihnin kurmacasıdır onlar olmazsa zihin kendi boşluğuyla sefaletiyle yüzleşmek zorunda kalır ve bunu göze alamayacağını bildiği içinde savunma mekanizmasını yani kurmacalarını devreye sokar,bunlar o kadar çokturki bizim günlük hayatımızda yaptığımız herşey kurmacadır,kamuflajdır,maskedir,
gerçek olan ise sadece boşluktur,boşluk bir kavram değildir,dolu olan zihnin boşalması demektir,dolu bir zihinle boşluk tarifi yapılamaz zihin boşalır ve geriye boşluk kalır işte tek gerçek budur.
Güzel yaklaşım...
Peki boş zihinden dualiteler çıkaran mekanizma nedir? Boş zihinden dolu zihin nasıl oluşur?
soru açık beyler bizi kim veya kimler yarattı şimdi kimisi diyecek ki illa yaratılman mı lazım ama açık olalım biraz gerçekçi olalım bu kadar şeyin kendi kendine gelmesi mümkün olamaz matematik hesaplara bile aykırı bir sürü olasılık sayılabilir hesaplandığında 1/213721783612873 gibi bir sayıda çıkabilir kendi ilahımı kendim mi yaratayım kafamda napayım anlamadım gitti Sevgili gur91 bizim neden illede yaratılmış olmamız gerektiğini düşünüyorsun,Evrenin oluşumuna sadece yaratmak fiili mi açıklık getiriyor,mesela sen hiç sudur teorisini duydun mu?
sudur teorisi evrenin tanrıdan tedriç ilkesine göre aşama aşama 10 zihinle (us,akıl) 9 madde (felek) olarak sudur ettiğini söyler,ve yaratılış teorisinden daha mantıklı bir teori,ama bence en mantıklısı yaratıcı bir tanrıyla sudur eden bir tanrının,yaratılan bir evrenle sudur eden bir evrenin hiç olmadığı
10 zihinle 10 maddenin hep var olduğu ve hep varolacakları bir teoridir.
Felâsife
14-10-2014, 21:01
Sorunun açmazı zihnin,okuma sistemini düalizme göre şekillendirmesidir,
Düalizm nedir? bir illüzyondur,akıl tutulmasıdır,zihnin (algının) ikiye bölünmesidir,
işte biz bu kusurlu algıya göre kavramlar oluşturuyor,onları kodluyor ve onlar üzerinden fikir yürütüyoruz;
Aslında bu durum her zaman böyle değildir ama böyle görülmesi ikilik denen hadisenin kendinden de kaynaklanıyor biraz.
Her şeyi iki olarak algılıyoruz.
Tasavvufun bu konuda çok eskilerden beridir, hep bir fikri yöntemi olmuştur, birleştirme veya bütünleştirme olarak.
Örn. Mevlana bu konularda der ki, kimileri sadece Akıl/beyin bize yeter, kimileride Gönül/kalp bize yeter diye savunurlar.
Oysa ne gönül ne de akıl der Mevlana, aksine her ikisininde kabul ederek, Akıl ve gönülün bir olduğu, ayrılmadığı bir düşünceyi kabul eder.
Şimdi içinde yaşadığımız hayatta Akılda, gönülde, hislerde, hayallerde vb.leri de var, hayat bunlarla bir bütün.
Bu bütünlüğe göre konuşanlarda algı/zihin bölünmüş olmaz, dolayısıyla altaki paragrafınıza göre ne yazarsak yazalım yanlıştır olmaz.
Diğer türlü sizin yanlış dediğiniz şey, kendini de kapsardı-ki öyle-Çelişkiyi çelişki görmekte başka bir çelişki olacağı için, bu zihin dediğiniz üzere tüm çelişkileri ret eder, tabiki kendini de ret eder.
Oysa tüm çelişkiler, görelim veya görmeyelim çeliştiği şeyler ile ilişki içerisindedirler.
Bu yok sayılamaz.
.... buraya ne yazarsak yazalım zihinde bir karşılık bulacağı için paradoxlu olması kaçınılmazdır,hatta paradox kavramının kendisi bile tek başına paradoxludur çünkü düalitik okuma yapan zihnin tasarımıdır ve mantık kavramından bağımsız ele alınamaz
Sevgiler.
RainFall
14-10-2014, 21:04
Sizleri ben yarattim.
Yıldıztozu
15-10-2014, 00:17
Doğa ya da tanrı.
Başka alternatif yok.
Belki de tanrı dediğimiz şey de doğadır.
Doğanın ilahi güçleri ve bilinci vardır belki de.
Panteist gibi olacak ama tam değil.
Sanırım yeni bir inanç akımı keşfettim şu an :D
evrensel-insan
15-10-2014, 00:22
Doğa ya da tanrı.
Başka alternatif yok.
Belki de tanrı dediğimiz şey de doğadır.
Doğanın ilahi güçleri ve bilinci vardır belki de.
Panteist gibi olacak ama tam değil.
Sanırım yeni bir inanç akımı keşfettim şu an :D
Evet kesfettigin, metafizik naturalism.
Yıldıztozu
15-10-2014, 00:26
Evet kesfettigin, metafizik naturalism.
hadi ya var mıymış
yani doğanın kendine ait iradesi ve bilinci olduğu ve ilahi güçleri olduğu varsayımı
evrensel-insan
15-10-2014, 00:28
hadi ya var mıymış
yani doğanın kendine ait iradesi ve bilinci olduğu ve ilahi güçleri olduğu varsayımı
Evet, metafizik/ontolojik naturalism, beyni olmayanlara da, insanoglu beynini ve onun yetilerini ve fonksiyonlarini verir. Senin dogaya verdigin gibi.
aliyarasfal
15-10-2014, 00:45
Sevgili spartacus aslında en basit haliyle yazıp açıklamış. Arkadaşlar varlık çok basit fizik kuralı ile varlığını ortaya koyar ve kanıtlar. Etki-tepki. Bunuda iki temel hareketle belirler, kendi enerjisini ortaya koyarak ve diğer varlıkların enerjisini algılayarak. Bilgi; varlığın, var olanın kendisine ait bu özelliklerle algılanır olandır.
Doğanın bilinci var mıdır? Bilinç, bilgiyi işleme, v.s. varlık olmadan mümkün değil.Bu varlığın yapısı uygun olmasa, özelliklere sahip olmasa zaten ne düşünce, nede duygular üretilemez.
Basit örnek, bakırın atom dizilişi elektrik atomlarının geçişine olanak tanıyacak özellikte olduğundan dolayı elektrik akımını bakır tellerle yapmak mümkündür.Bu ise her iki atom ve altı kuarkların eyki-tepki ve birbirlerine göre algılarına dahil olarak etkileşme özelliği(alt yapı) uygunluğudur.
Biraz karışık olduysa özür. Sonuçta algımıza etki-tepki olarak dahil olmayan soyutluklar yaratıp tanrı denilen kavramlar üzerinden bilginin varlıka ait (direk ana kaynak) olduğu gerçeğini unutuyoruz. Ana kaynak(varlık) olmadan bilgi ve bilinç olamaz. Tanrı kavramı kaynak olarak varlık değil, etki tepki ve algı dışı, insan oğlu düşün dünyasına, kendi hayal gücüne bağlı soyut bir düşüncedir.
Şimdilik saygımla gittim...
Aslında bu durum her zaman böyle değildir ama böyle görülmesi ikilik denen hadisenin kendinden de kaynaklanıyor biraz.
Her şeyi iki olarak algılıyoruz.
Tasavvufun bu konuda çok eskilerden beridir, hep bir fikri yöntemi olmuştur, birleştirme veya bütünleştirme olarak.
Örn. Mevlana bu konularda der ki, kimileri sadece Akıl/beyin bize yeter, kimileride Gönül/kalp bize yeter diye savunurlar.
Oysa ne gönül ne de akıl der Mevlana, aksine her ikisininde kabul ederek, Akıl ve gönülün bir olduğu, ayrılmadığı bir düşünceyi kabul eder.
Şimdi içinde yaşadığımız hayatta Akılda, gönülde, hislerde, hayallerde vb.leri de var, hayat bunlarla bir bütün.
Bu bütünlüğe göre konuşanlarda algı/zihin bölünmüş olmaz, dolayısıyla altaki paragrafınıza göre ne yazarsak yazalım yanlıştır olmaz.
Diğer türlü sizin yanlış dediğiniz şey, kendini de kapsardı-ki öyle-Çelişkiyi çelişki görmekte başka bir çelişki olacağı için, bu zihin dediğiniz üzere tüm çelişkileri ret eder, tabiki kendini de ret eder.
Oysa tüm çelişkiler, görelim veya görmeyelim çeliştiği şeyler ile ilişki içerisindedirler.
Bu yok sayılamaz.
Sevgiler. Sevgili felasife çok haklısın hayata bütüncül yaklaşmalıyız,insan sadece düşüncelerden değil duygulardan da oluşur ,
bende bunu demek istemiştim sadece düşünce/akıl yanımızı kullanırsak çıkmaz sokaklarda kayboluruz,buna duygu/gönül bileşenini de katmalıyız,
mantık yürütmek ne kadar önemliyse deneyimle test etmek de o kadar önemli,
mevlana-şems-yunus emre ..ve diğer tüm mutasavvıflar hepsi çok değerli
,,
tasavvufu da çok severim,,
,,sevgilerimle,,
Sevgili dialecticsin sorusuna tam olarak yanıt veremedik sanıyorum,sevgili dialectics bize illüzyonun nedenini sormuştu,şimdi buna cevap vermeye çalışacağım;
bir boş tahta düşünün bu boş tahta zihin olsun,
bu tahtaya biri gitti bir şey yazdı ve yerine döndü,bu yazılan ikinciye miras kaldı,
ikinci gitti birincinin bıraktığı yerden devam edip o da bir şeyler yazdı,ve bu yazılanlar üçüncüye miras kaldı,o da aynısını yaptı ve bu böyle sonsuza kadar sürdü,
bu yazılanlar bir kar topunun yuvarlandıkça kar biriktirip büyümesi gibi birikti ve büyüdü,
işte bizde atalarımızdan bize miras kalan bir bilinç birikimini devraldığımız için bu bizde bir ben hissini yarattı,yani illüzyonun kaynağı üst üste binen bilinç birikimi,
Ortada tek bir tahta var ama herkes bu tahtaya birşeyler yazdığı için kimse tahtayı göremiyor sadece yazılanları görüyor,yazılanlar silinmeye başlayınca anlaşılıyorki gerçek olan yazılanlar değil tahtaymış,
şimdi birde illüzyonla ilgili ufak bir parantez açmak istiyorum,ampirik dünya bir illüzyondur dediğimizde bu onun tamamıyla gerçek dışı olduğu anlamına gelmemeli,
illüzyon kurgu ile olgunun tam ortasında yer alır,
bunu bir bilge şöyle ifade etmiş;
Bir ip yılanla karıştırılabilir,ortada yılan yoktur yalnızca ip vardır ama o ip yılan olduğu düşünüldüğü sürece aynı zamanda yılandırda,,
Felâsife
15-10-2014, 19:44
Sevgili felasife çok haklısın hayata bütüncül yaklaşmalıyız,insan sadece düşüncelerden değil duygulardan da oluşur ,
bende bunu demek istemiştim sadece düşünce/akıl yanımızı kullanırsak çıkmaz sokaklarda kayboluruz,buna duygu/gönül bileşenini de katmalıyız,
mantık yürütmek ne kadar önemliyse deneyimle test etmek de o kadar önemli,
mevlana-şems-yunus emre ..ve diğer tüm mutasavvıflar hepsi çok değerli
,,
tasavvufu da çok severim,,
,,sevgilerimle,,
Eyvallah sevgili @martin, yaklaşımın için teşekkür ederim.
Dialectics
15-10-2014, 22:18
Sevgili dialecticsin sorusuna tam olarak yanıt veremedik sanıyorum,sevgili dialectics bize illüzyonun nedenini sormuştu,şimdi buna cevap vermeye çalışacağım;
bir boş tahta düşünün bu boş tahta zihin olsun,
bu tahtaya biri gitti bir şey yazdı ve yerine döndü,bu yazılan ikinciye miras kaldı,
ikinci gitti birincinin bıraktığı yerden devam edip o da bir şeyler yazdı,ve bu yazılanlar üçüncüye miras kaldı,o da aynısını yaptı ve bu böyle sonsuza kadar sürdü,
bu yazılanlar bir kar topunun yuvarlandıkça kar biriktirip büyümesi gibi birikti ve büyüdü,
işte bizde atalarımızdan bize miras kalan bir bilinç birikimini devraldığımız için bu bizde bir ben hissini yarattı,yani illüzyonun kaynağı üst üste binen bilinç birikimi,
Ortada tek bir tahta var ama herkes bu tahtaya birşeyler yazdığı için kimse tahtayı göremiyor sadece yazılanları görüyor,yazılanlar silinmeye başlayınca anlaşılıyorki gerçek olan yazılanlar değil tahtaymış,
şimdi birde illüzyonla ilgili ufak bir parantez açmak istiyorum,ampirik dünya bir illüzyondur dediğimizde bu onun tamamıyla gerçek dışı olduğu anlamına gelmemeli,
illüzyon kurgu ile olgunun tam ortasında yer alır,
bunu bir bilge şöyle ifade etmiş;
Bir ip yılanla karıştırılabilir,ortada yılan yoktur yalnızca ip vardır ama o ip yılan olduğu düşünüldüğü sürece aynı zamanda yılandırda,,
Benim bu konulardaki yaklaşımım şu şekilde: Eğer bir Tanrı söz konusu ise, eğer bir Tanrı var ise, bu Tanrı henüz Tanrı olduğunun farkında değil. Yani şu an evreni kollayıp gözeten, bizi uzaktan olduğu yerden izleyen bir Tanrı söz konusu değil.
Her şeyi bilen, her şeyin sahibi ve yaratıcısı olan, tüm dualite ve polariteleri kendi nötr referansindan gören mükemmel bir Tanrının hiç bir amacı olAmayacağı, hatta bir amaç edebilmesinin imkansiz olduğu kanaatindeyim.
Ancak kainatta oluşan ilk atomdan bir sinege, güneşe yönelmeye çalışan bir çiçekten bilinç sahibi biz insanlara kadar her şeyin bir amacı var. Amaçsız bir Tanridan nasıl amaç sahibi varlıklar ortaya çıkabilir? Amaçsız olanın kendini yok etmeye çalışması ile.
aragornaster
04-03-2016, 16:42
Bu inanç ne zor bir şeymiş arkadas yaa
Bilim, doğada yaratılma diye birşey gözlemlemiş değil. üreme, çoğalma, doğum gibi canlıların birbirini oluşturageldiği bir süreç var..
Bu durumda ilk tanrıyı değil, ilk canlıyı aramak daha mantıklı görünüyor.
Evrene baktığımızda, belli bir çalışan sistem olduğunu ve yıldızlarda milyarlarca yıldır devam eden bir enerjinin varolduğunu görüyoruz.
Bu durumda bence ilk akla gelmesi gereken olasılık, bu yaşamın evrenin kendi bünyesinde saklı olduğudur.
Uzayda cansız gibi görünen bazı nesneler aslında bilinçli birer canlı olup, zaman onlar için farklı işlediği için bize cansız gibi geliyor olabilir.
Dialectics
11-03-2016, 00:16
Bizi kim yarattı sorusu ilk neden probleminin farklı bir versiyonundan başka bir şey değildir.
Geçen Feynman'ın Fizik Yasaları Üzerine kitabında çok güzel bir sözü vardı. Şuna benzer bir şey diyordu: "Biz fizikçiler dünyamıza dair bir yasa ararken bir takım varsayımlarda bulunuruz, örneğin bir durumu açıklayan yasanın nedensel olmasını bekleriz. Korunum ve simetri ilkelerine uyduğunu varsayarız ve bunun gibi başka varsayımlarda da bulunuruz. Ancak şu an elimizdeki yasalarla hesaplamar yaptığımızda "sonsuz" değerine ulaşıyoruz ve işte bu mantıklı değil. Yasalarımızdaki varsayımlarımızdan biri ya da daha fazlası hatalı olmalı ama hangisinin hatalı oluğunu, neyi baştan doğru varsayarak hata yaptığımızı henüz bilmiyoruz..."
Bu "nedensellik" ilişkilerini farketmek için biz de evrimleşmiş bir neokorteks var ya... İşte bu beni huylandırıyor; ilk neden problemi ve dolayısıyla onun ortaya çıkarttığı tüm bu Tanrı varsayımı, neokorteksimizin bir yan etkisinden başka bir şey olmayabilir...
SlayerCommand
26-04-2016, 23:31
Bi deistin kafasında onu kimin yarattığı çok önemli değildir aslında onun içine nasıl düşündüğünde huzur veriyorsa odur yaratıcısı