Orijinalini görmek için tıklayınız : Ahlaki iki soru
Yıldıztozu
13-10-2014, 22:25
Yapılan bir psikolojik deneyde insanlara şu iki ahlaki soru sorulmuş ve cevaplar alınmış. Önce isterseniz kendiniz okuyup cevap verebilirsiniz.
1- Operatör bir doktor hastaneye girdiğinde, hemşirenin telaşla konuştuğuna tanık olur; hemşire doktora sorunu şöyle anlatır: Doktor! ambulans biraz önce çok kritik durumdaki 5 kişiyi getirdi. İkisinin böbrekleri ciddi zarar görmüş, ikisinin kalbi zedelenmiş, birinin karaciğeri yırtılmış. Organ bağışı bulabilecek durumda değiliz ama sağlıklı genç bir adam kan bağışında bulunmak için geldi ve lobide oturuyor. Eğer bu adamın organlarını alırsak 5 hastamızın hepsini kurtarabiliriz. Elbette ki bu genç adam ölecek fakat 5 hastamızı kurtarmış olacağız.
Bu durumda doktorun bu genç adamın organlarını alması ahlaken meşru mudur ?
2- Bir tren saatte 150 km hızla ilerlemektedir. Birden makinist trenin freninin patladığını fark eder. Makinist bu durumda trenin normal güzergahının üstünde yolda yürümekte olan arkası dönük ve trenden habersiz 5 kişiyi görür. Daha sonra makinist yolun ikiye ayrıldığını görür ve o 5 kişinin bulunduğu yoldan çıkıp diğer yola geçme imkanı vardır. Fakat diğer yan yolda da 1 kişi arkası dönük ve trenden habersiz yürümektedir.Makinist bu durumda bir karar vermesi gerekmektedir. Ya yola devam edip 5 kişiyi öldürecek ya da diğer yola geçip sadece 1 kişiyi öldürecek.
Makinistin bu durumda trenin yönünü değiştirip 1 kişinin olduğu yola geçmesi ahlaken meşru mudur ?
Sorular birçok kişiye sorulmuş. Büyük çoğunluk sırasıyla hayır-evet cevaplarını vermiş. Felsefeciler bu sorulara neden farklı cevaplar verildiğinin çözümünü bulamamışlar. Sonuçta iki durumda da 1 kişi yerine 5 kişiyi tercih etme var. Ama verilen cevaplar farklı.
Sizce bunun nedeni ne olabilir ve sizin sorulara cevabınız neydi ?
Sundance
13-10-2014, 23:17
Belirttiğiniz ahlak problemi Richard Dawkins - Tanrı yanılgısı kitabında ele alınıyor.
Deney sonuçlarını da ele alarak;
1. durum - Operatör bir doktor hastaneye girdiğinde, hemşirenin telaşla konuştuğuna tanık olur; hemşire doktora sorunu şöyle anlatır: Doktor! ambulans biraz önce çok kritik durumdaki 5 kişiyi getirdi. İkisinin böbrekleri ciddi zarar görmüş, ikisinin kalbi zedelenmiş, birinin karaciğeri yırtılmış. Organ bağışı bulabilecek durumda değiliz ama sağlıklı genç bir adam kan bağışında bulunmak için geldi ve lobide oturuyor. Eğer bu adamın organlarını alırsak 5 hastamızın hepsini kurtarabiliriz. Elbette ki bu genç adam ölecek fakat 5 hastamızı kurtarmış olacağız.
Bu durumda doktorun bu genç adamın organlarını alması ahlaken meşru mudur ?
Bu soruya verilen cevap çok büyük oranda hayır olmuş deney sonucunda. Hayır diyenlerin oranı %93.
2. durum - Bir tren saatte 150 km hızla ilerlemektedir. Birden makinist trenin freninin patladığını fark eder. Makinist bu durumda trenin normal güzergahının üstünde yolda yürümekte olan arkası dönük ve trenden habersiz 5 kişiyi görür. Daha sonra makinist yolun ikiye ayrıldığını görür ve o 5 kişinin bulunduğu yoldan çıkıp diğer yola geçme imkanı vardır. Fakat diğer yan yolda da 1 kişi arkası dönük ve trenden habersiz yürümektedir.Makinist bu durumda bir karar vermesi gerekmektedir. Ya yola devam edip 5 kişiyi öldürecek ya da diğer yola geçip sadece 1 kişiyi öldürecek.
Makinistin bu durumda trenin yönünü değiştirip 1 kişinin olduğu yola geçmesi ahlaken meşru mudur ?
Bu soruya verilen cevap çok büyük oranda meşru kabul etmiş. Meşrudur diyenler %95.
Başka durumlar da var;
3. durum - Tren bir köprü üzerinde ilerlemektedir. (Yan yol yok) Ve hat üzerinde 5 kişi bulunmaktadır. Treni durdurmanın tek yolu bir ağırlık atmaktır. Ancak treni durdurmaya yetecek tek ağırlık trende herşeyden habersiz dışarıyı seyreden şişman bir adamı köprüden atmaktır. 5 kişinin hayatını kurtarmak uğruna şişman adamı köprüden atmak meşru mudur?
Bu soruya verilen cevap hayır olmuştur.
4. durum - Tren ileride 5 kişinin bulunduğu bir hat üzerinde ilerlemektedir. Hat üzerinde 5 kişiye varmadan bir yan yol bulunmaktadır. Ancak yan yol bir daire çizip tekrar 5 kişiyi ezecek şekilde hatta geri dönmektedir. Ancak yan yol üzerinde treni durdurabilecek kadar ağır olan şişman bir adam bulunmaktadır.
Bu durumda treni durdurmak için yan yola yönlendirilmeli midir?
Çoğu insan hayır cevabını vermiş.
5. durum - Tren ileride 5 kişinin bulunduğu bir hat üzerinde ilerlemektedir. Hat üzerinde 5 kişiye varmadan bir yan yol bulunmaktadır. Ancak yan yol bir daire çizip tekrar 5 kişiyi ezecek şekilde hatta geri dönmektedir. Ancak yan yol üzerinde treni durdurabilecek kadar ağır bir demir ağırlık bulunmaktadır. Ne var ki demir ağırlığın arkasında yürüyen bir yürüyüşçü bulunmaktadır. Eğer tren demir ağırlığa çarparsa yürüyüşçü demir ağırlık tarafından ezilecektir.
Bu durumda treni durdurmak için yan yola yönlendirilmeli midir?
Çoğu insan evet cevabını vermiş.
Dawkins cevapların nedenlerinin Kant tarafından açıklandığını belirtmiş. Kant'a göre ahlaki ilke; "Akıllı bir varlık asla razı olmayacağı bir araç olarak kullanılmamalıdır, hatta sonuç başkalarına faydalı olsa bile"
Şimdi 1. durumda sağlıklı organları için parçalanan adam bir araç olarak kullanıldı. Bu yüzden deney sonucunda insanlar onaylamamış.
2. durumda yan hattaki adam 5 kişinin hayatını kurtarmak için kullanılmamaktadır. Kullanılan sadece yan hattır. Yan hat üzerindeki adam orada durduğu için sadece kötü şanslıdır.
3. durumda şişman adam treni durdurmak için bir araç olarak kullanılmaktadır.
4. durumda şişman adam treni durdurmak için bir araç olarak kullanılmaktadır.
5. durumda treni durdurmak için demir ağırlık araç olarak kullanılmaktadır. Demir ağırlık altında ezilecek yürüyüşçü, 2. durumda hat üzerinde bulunan adam gibi ikincil hasardır.
Doğrusu ben ilk üç durumda kesinlikle herkes ile aynı hüküme varsam da 4. ve 5. durumlarda oldukça kararsız kaldım. :)
Aynı deney batılı ve düzgün dinlerle çok az irtibatı olan orta amerikadaki Kuna isimli bir kabilede de tekrarlanmış ve Kuna kabilesi tüm ahlaki hükümlerde aynı kararları vermiş.
Aynı şekilde ahlaki değerlerini dinlerden almayan ateistlerin, dindar insanlardan farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amaçlı, benzer bir deney ateist ve dindar insanlar karşılaştırmalı olarak denenmiş ve verilen hükümlerin arasında bir fark bulunamamış.
Bu deney ile ahlakın kökeninin dinler olmadığı, evrimsel gelişimimiz olduğunu kanıtlanmış oluyor.
Konu ile ilgili, Richard Dawkins'in Tanrı yanılgısı kitabının "Ahlak anlayışımızın darwinci bir kökeni var mıdır?" bölümünde evrimsel sürecin ahlaki anlayışımızı nasıl oluşturduğu detaylı olarak açıklanıyor.
Saygılarımla;
Sundance
13-10-2014, 23:23
Gerçi yazıyı tekrar okuyunca farkettim, 1. durumda kalbi parçalanan 2 insan olduğu için sağlıklı adam parçalansa dahi ancak 4 kişi kurtarılabilecektir. Halbuki kalbi parçalananlardan alınan organlar ile böbrekleri parçalanan ve karaciğeri parçalanan insanlar kurtarıla bilinir. :)
Buna cevabım evet :)
evrensel-insan
13-10-2014, 23:28
Yapılan bir psikolojik deneyde insanlara şu iki ahlaki soru sorulmuş ve cevaplar alınmış. Önce isterseniz kendiniz okuyup cevap verebilirsiniz.
1- Operatör bir doktor hastaneye girdiğinde, hemşirenin telaşla konuştuğuna tanık olur; hemşire doktora sorunu şöyle anlatır: Doktor! ambulans biraz önce çok kritik durumdaki 5 kişiyi getirdi. İkisinin böbrekleri ciddi zarar görmüş, ikisinin kalbi zedelenmiş, birinin karaciğeri yırtılmış. Organ bağışı bulabilecek durumda değiliz ama sağlıklı genç bir adam kan bağışında bulunmak için geldi ve lobide oturuyor. Eğer bu adamın organlarını alırsak 5 hastamızın hepsini kurtarabiliriz. Elbette ki bu genç adam ölecek fakat 5 hastamızı kurtarmış olacağız.
Bu durumda doktorun bu genç adamın organlarını alması ahlaken meşru mudur ?
Degildir.
[quote]2- Bir tren saatte 150 km hızla ilerlemektedir. Birden makinist trenin freninin patladığını fark eder. Makinist bu durumda trenin normal güzergahının üstünde yolda yürümekte olan arkası dönük ve trenden habersiz 5 kişiyi görür. Daha sonra makinist yolun ikiye ayrıldığını görür ve o 5 kişinin bulunduğu yoldan çıkıp diğer yola geçme imkanı vardır. Fakat diğer yan yolda da 1 kişi arkası dönük ve trenden habersiz yürümektedir.Makinist bu durumda bir karar vermesi gerekmektedir. Ya yola devam edip 5 kişiyi öldürecek ya da diğer yola geçip sadece 1 kişiyi öldürecek.
Makinistin bu durumda trenin yönünü değiştirip 1 kişinin olduğu yola geçmesi ahlaken meşru mudur ?
Degildir.
Sorular birçok kişiye sorulmuş. Büyük çoğunluk sırasıyla hayır-evet cevaplarını vermiş. Felsefeciler bu sorulara neden farklı cevaplar verildiğinin çözümünü bulamamışlar. Sonuçta iki durumda da 1 kişi yerine 5 kişiyi tercih etme var. Ama verilen cevaplar farklı.
Sizce bunun nedeni ne olabilir ve sizin sorulara cevabınız neydi ?
Yanitlarin farki, bu kisilerin yerine okuyanin olup olmamasidir.
Yani "sen doktorun ya da makinistin yerinde olsan ne yaparsin?" seklinde.
Mesela bu ornekler, okuyani "suca tesvik" olarak ta yansir.
Yıldıztozu
13-10-2014, 23:55
Gerçi yazıyı tekrar okuyunca farkettim, 1. durumda kalbi parçalanan 2 insan olduğu için sağlıklı adam parçalansa dahi ancak 4 kişi kurtarılabilecektir. Halbuki kalbi parçalananlardan alınan organlar ile böbrekleri parçalanan ve karaciğeri parçalanan insanlar kurtarıla bilinir. :)
Buna cevabım evet :)
Sundance,
Bu deneyler ahlakın din kökenli olmayabileceğini gösterdiği gibi ahlakın doğuştan geldiğini de gösterir. Doğuştan gelen ahlak evrimsel biyolojide yeterli açıklamaya sahip değildir.
Ahlak biyolojik değildir ki evrimle açıklanabilsin.
Nietche gibi ateistler tanrı yoksa ahlakın da olmayacağını savunmuşlardır. Fakat bu deney ahlakın doğuştan geldiğini gösterebilir. Öyleyse Nitche'nin o düşncesine göre tanrı vardır diyebiliriz.
Bir de Kant'ın açıklaması güzelmiş. Razı olmamak önemli.
Dawkins ise açıklayayım derken daha çok batırmış bence:D
Çünkü dinleri karalayacağım diye tanrının varlığına işaret oluşturmuş
Yıldıztozu
13-10-2014, 23:56
E.İnsan demek ki sen makinist olsan 1 kişi yerine 5 kişiyi öldürebileceksin
Senin ahlakın bunu mu gerektiriyor
evrensel-insan
14-10-2014, 00:07
E.İnsan demek ki sen makinist olsan 1 kişi yerine 5 kişiyi öldürebileceksin
Senin ahlakın bunu mu gerektiriyor
Bak dedigime geldin, makinistin yerine; lakabimi koydun.
Godsgift
14-10-2014, 07:57
1. durumda : Neden herseyden habersiz saglikli bir insani kullanmak gerekiyor ki? Hasta olanlardan birisinin organlari alinip digerlerine hayat verilebilir.
Kendi rizasi olmadan hic kimse, baskalarinin kurtaricis olmak adina feda edilemez. Cok tehlikeli bir dusunce.... Bir sure sonra birileri de cikip toplumun refahi ve iyiligi icin sakatlari, engellileri oldurelim, deneylerde kullanalim, yok edelim. Bundan cok kisi faydalanacak diyebilir.
2. durumda : Makinist herseyi goruyor ve karar vermek de onun elinde. O yuzden treni devirsin... Eger birisi illaki olecek ise bu makinist olmali, hicbirseyden habersiz diger insanlar degil...
Sundance
14-10-2014, 13:03
Zfr87;
Dawkins'in kitabında ahlakın evrimsel dayanağı açıklanıyor. Yani ahlakın da biyolojik bir kökeni var. Nasıl aşk, şefkat, öfke gibi duygular temelde beynimizin nörolojik yapısına dayanıyorsa temel ahlaki dürtüler de bu duygular ve daha karmaşıkların bir bütününden oluşuyor.
Ahlakın doğuştan geldiğine kast ettiğin nedir? Eğer kalıtımsal bir şeyden bahsediyorsan, kalıtımsal bir şey zaten evrimseldir. Eğer tanrının tek tek anne karnındaki fetüslere ahlak bilgisi verdiğini kastediyorsan o zaman doğan insanlarının genelde aynı ahlak dürtülerine sahip olmasını nasıl açıklıyorsun? Bölgeden bölgeye değişmediğini nasıl açıklıyorsun? Örneğin orta amerikada izole bir yaşam süren ve ileride Yahudilik, Hristiyanlık veya İslam gibi kutsal gördüğünüz dinlerin hiç birini büyük olasılıkla seçmeyecek bir bebek nasıl müslüman bir bebekle aynı ahlak dürtülerine sahip?
Şefkat, çocuk sevgisi ve koruma dürtüsü kalıtımsaldır. Ve kesinlikle insanlara özgü değildir. Memeli hayvanların çoğu bizimle aynı davranışları sergilemektedir. Bu duyguların kaynağı genlerimizde bulunmaktadır ve evrimseldir.
Yeni doğan bebeklerin, annelerinin yüzünü nasıl tanıdığı ile ilgili açıklamalar vardır. Bebekler annelerinin yüzlerini tanımaya yatkındır çünkü annelerinin yüzünü daha başarılı olarak tanıyan bebekler gülümseme tepkisi verirler ve anne ile daha güçlü bir bağ kurarlar. Daha güçlü bir bağ annenin bebeğin ihtiyaçlarına daha duyarlı olması demektir. Ve ihtiyaçların giderilmesi bir bebeğin yaşamını devam etmesi için zorunludur. Kalıtımsaldır.
Bu deneyin nasıl tanrının varlığına işaret ettiğini açıklayabilir misin? Yani nasıl ahlak doğuştan ise tanrı vardır diyebiliriz?
Eğer bu deney batılı dinler ile hiç bir bağlantısı olmayan Kuna kabilesi ile bir müslümanın farklı ahlak yapısına sahip olduğunu belirleseydi ve ateist bir kişi ile dindar bir kişi arasında temel ahlaki dürtülerde bir farklılık olduğunu belirleseydi dinin bir etkisi olduğu söylenebilirdi.
Saygılarımla;
Yıldıztozu
15-10-2014, 00:15
Zfr87;
Dawkins'in kitabında ahlakın evrimsel dayanağı açıklanıyor. Yani ahlakın da biyolojik bir kökeni var. Nasıl aşk, şefkat, öfke gibi duygular temelde beynimizin nörolojik yapısına dayanıyorsa temel ahlaki dürtüler de bu duygular ve daha karmaşıkların bir bütününden oluşuyor.
Ahlakın doğuştan geldiğine kast ettiğin nedir? Eğer kalıtımsal bir şeyden bahsediyorsan, kalıtımsal bir şey zaten evrimseldir. Eğer tanrının tek tek anne karnındaki fetüslere ahlak bilgisi verdiğini kastediyorsan o zaman doğan insanlarının genelde aynı ahlak dürtülerine sahip olmasını nasıl açıklıyorsun? Bölgeden bölgeye değişmediğini nasıl açıklıyorsun? Örneğin orta amerikada izole bir yaşam süren ve ileride Yahudilik, Hristiyanlık veya İslam gibi kutsal gördüğünüz dinlerin hiç birini büyük olasılıkla seçmeyecek bir bebek nasıl müslüman bir bebekle aynı ahlak dürtülerine sahip?
Şefkat, çocuk sevgisi ve koruma dürtüsü kalıtımsaldır. Ve kesinlikle insanlara özgü değildir. Memeli hayvanların çoğu bizimle aynı davranışları sergilemektedir. Bu duyguların kaynağı genlerimizde bulunmaktadır ve evrimseldir.
Yeni doğan bebeklerin, annelerinin yüzünü nasıl tanıdığı ile ilgili açıklamalar vardır. Bebekler annelerinin yüzlerini tanımaya yatkındır çünkü annelerinin yüzünü daha başarılı olarak tanıyan bebekler gülümseme tepkisi verirler ve anne ile daha güçlü bir bağ kurarlar. Daha güçlü bir bağ annenin bebeğin ihtiyaçlarına daha duyarlı olması demektir. Ve ihtiyaçların giderilmesi bir bebeğin yaşamını devam etmesi için zorunludur. Kalıtımsaldır.
Bu deneyin nasıl tanrının varlığına işaret ettiğini açıklayabilir misin? Yani nasıl ahlak doğuştan ise tanrı vardır diyebiliriz?
Eğer bu deney batılı dinler ile hiç bir bağlantısı olmayan Kuna kabilesi ile bir müslümanın farklı ahlak yapısına sahip olduğunu belirleseydi ve ateist bir kişi ile dindar bir kişi arasında temel ahlaki dürtülerde bir farklılık olduğunu belirleseydi dinin bir etkisi olduğu söylenebilirdi.
Saygılarımla;
Şöyle ki; ünlü ateistlerdn Nietsche ve Satre nin görüşlerine göre ahlaki değerler ve tanrı aynı anda var olamaz. Biri yoksa biri de yoktur. İstersen kaynak bulabilirim bu görüşlerine dair.
Bu yüzdendir ki eğer ahlak doğuştan bizde yüklü ise tarının varlığına işaret oluşturabilir. Tabi nietche ve satre'a göre