PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Bilimin Kanunlari


evrensel-insan
20-11-2014, 16:40
Bilimin kanunlari ya da bilimsel kanunlar, cesitlilik iceren fenomenlerin, tabiatta nasil bir davranis gostererek bulunduklarini, aciklayan, tanimlayan, tahmin eden,ve belkide nedenini aciklayan raporlardir.

"Kanun" terimi, bir suru alanlarda, kullanilan, takriben tam; genis ya da daraltilmis teoriler, ve tum tabi bilimsel (fizik, kimya, bioloji, jeoloji, astronomi v.s.) disiplinlerdir.

Bilimsel kanunlara benzer terim, prensiptir.

Bilimsel kanunlar;

1- genis kapsam olarak toplanmis olgularin, tek bir rapora ozetlenmesidir.

2- Genelde,uzerinde calisilmakta olanin, bir deneyin, bir tahmin ortaya cikarabilmesi adina; daha onceden verilen sinirlari, ve digger fiziksel durumlari bir kac raporun veya esitligin matematiksel olarak formule edilmis hali veye en azindan bir cumle ile bildirimidir.

3- Deneysel ispatlarla desteklenmistir- Bunlar bilimsel bilgi birikimi olarak hic yanlislanamamis ve daima deney ile saglanmistir. Bu saglanmislik, yeni ortaya cikarilan teoriler ile degisime ugramaz. Yani yeni esitlemeler ya da formuller bu saglanmisligi degistimez. Baska bir bilimsel bilgi birikimi temelinde,matematik teorem ve belirlemeler gibi, mutlak bir kesinlik tasimaz ve bu kanunun ilerideki deney ve gozlemler ile yanlislanabilmesi, her zaman mumkundur.

4- Gozlem olgusu ile degil, daha onceki bir kanun Adina belirtilir. Ornek " Hareket kanunlari ...."

Kanunlar, bir bilimsel calismada gozlemlenmeden ve deneyi saglanmadan once one surulen hipotezlerden ve dogru Kabul edilenlerden (postulat) farklilasir.

Bunlar genel bazi kanunlarin formulasyonlarini saglamaya yonelik olsalar bile, tam olarak saglayamadiklarindan ve gozlem ve deney ile kanitlanamadigindan dolayi kanunlar degildir. Kanun, tekrarlanan deneyden damitilmis, daha cok pekistirilmis/saglamlastirilmis resmi rapordur.

Bilimsel kanunlarin tabiati, felsefi bir sorgulama ve tabiati matematiksel olarak tariff etse bile, bilimsel kanunlar, bilimsel metodun pratik sonuclari ile elde edilmistir.

Bilimsel kanunlar, ne varliksal bagimlilik/sorumluluk yuklulugune, ne de mantiksal mutlakligin bildirdiklerinin yuklulugune yonelik degildir.

Bilimin birligi tezine gore, butun bilimsel kanunlar, esasen/temelde fizigi takip eder. Diger bilimlerde olan kanunlar, sonucta fiziksel kanunlardan takiple olusur.

Genelde, matematiksel esas/temel bakis acilari evrensel sabit degerler bilimsel kanunlardan ortaya cikar.

Fiziksel kanunlar, fenomenlerin sinifini ya da grubunu tanimlamak icin, muracaat edilen belirli olgulardan, sonuc cikarilmis, teorik prensiplerdir.

Eger kesinlesmis bir durum ortada ise belirli bir fenomenin olusmasi ifade edilebilir raporudur.

Fiziksel kanunlar, tekrarlanan sekilde bilimsel denemelerin ve gozlemlerin seneler boyunca bilimsel alanda evrensel olarak kabul edilmisligini temel alan tipik sonuclardir.

Politik-kanunu algidaki tabi kanunlar ile, bilimsel algidaki tabiatin kanunlari veya fiziksel kanunlarin farklilasmasi modern bir durumdur. Her iki kavram da esit olarak fizikten elde edilmis Yunanca kelimedeki doga/tabiattir.

Kisaca fiziksel kanunlar, Tabiatin/doganin kanunlaridir.

Goruldugu gibi fizigin ya da tabiatin kanunlarinin ne oldugunu bilmek ve bildirmek; insanoglu fenomeninin ozellikleri oznelligi soyutlamasi ve zihin yetileri olmadan mumkun degildir.

Insanoglu kendi fenomeni ile ilgili kanunlar da dahil; bu kanunlari yaptigi deneyler ortaya attigi teoriler veriler ve aldigi gozlemler temelinde rapor eder.

Insanoglu fenomeni herzaman hata yapmaya ve yine yaptigi bu hatayi kendisi telaffi etmeye egilimli bir fenomendir.

Zaten boyle olmasa bilim ve her turlu kanunlari zamanla ne yanlislanabilir, ne yenilenebilir, ne gelisebilir ne de degisebilirdi.

Iste bilimi de kanunlarini da dogma kalici mutlak yapmayan bu degisimdir.

Ayrica bu kanunlar bir yerde insanoglu olmayan fenomenleri baglasa bile, insanoglu fenomeninin ozellikleri hem bu kanunlari rapor eden olarak hem de degerlendiren olarak farkli bir konumdadir.

Iste bu farkli konum, insanoglunun kendi Adina ve kendi turu Adina bir secme ve karar verme farkinida getirir.

Bu da insanogluna bu kanunlarin islerligi temelinde belirli bir serbestlik ve ozgurluk secim alani tanir.

Bu alanine olmasi ile bu alani insanoglunun kullanmasi ise farklidir.

Iste bu farka en guzel ornek insanoglunun serbest iradesi serbest secimi serbest karari istemsel hareketi davranisi oznel mudahelesi soyutlama farki ve soyut degerleme farki ve algisi soyut deger algisi farki ortaya attigi ideoloji, inanc, etik, yonlendirim ve yonetim farklari ornektir.

Dolayisi ile fiziksel kanunlardaki her turlu elde edilen sonucun farkliligi da fenomen insanoglu ve onun yassam ve iliskisini iceren bilim dallari olunca degisime ugramaktadir.

Bu bilim dallari tamamen insanoglu ve onun yasami iliskisi duzeni kurumlasmasi v.s. ile ilgili olan sosyoloji, psikoloji, politika, ekonomi, etik yonetim ve yonlendirimli duzen ve sistem kurma, estetik ve felsefeyi ve de bilimi mantik yurutme ya da dogma olan inanc temelinde algilama ve algi paralelinde uygulama dallaridir.

Yıldıztozu
20-11-2014, 18:36
Bir de yanlışlanamaz kuramların bilimsel olarak geçerliliği şüphelidir görüşü var.

Mesela tanrı yanlışlanamaz bu yüzden bilimselliği olamaz gibi.

Ama bu durum evrim teorisinin de başını derde sokuyor çünkü ne yaparsak yapalım evrim de yanlışlanamaz çürütülemez.

evrensel-insan
20-11-2014, 18:46
Bir de yanlışlanamaz kuramların bilimsel olarak geçerliliği şüphelidir görüşü var.

Mesela tanrı yanlışlanamaz bu yüzden bilimselliği olamaz gibi.

Ama bu durum evrim teorisinin de başını derde sokuyor çünkü ne yaparsak yapalım evrim de yanlışlanamaz çürütülemez.

Herhangibir seyin yanlislanabilirligi, yine her hangi bir seyin tartismasiz dogrulanmisligi temelindedir.

Yani ortada olan bilimsel bir dogrulanmisligi saglayan deney ya da gozlem; baska bir deney ya da gozlem ile ancak yanlislanabilir ve bu da tartismasizdir.

Tanri ve de onun dogrulanmasi;

Tartismasiz degildir.

Sadece onu dogrulayanin bir sunumudur.

Gozlemi ve deneyi yoktur.

O yuzden de ne dogrulanmasi bilimseldir, ne de gozlem ya da deney olarak yanlislanabilme olnagi vardir.

Gozleme ve deneye uygulanamadigindan da bilimsel degildir, teolojinin bir konusudur.

Evrimin teorileri yeni buluslar ve gozlemler ile zaten yanlislanabilmektedir.

O acidan evrim hem gozlem verir, hem de deneye tabi tutulabilir.

Yıldıztozu
20-11-2014, 18:51
Şu anlamda söylüyorum.

Biz evrimi destekleyen fosiller bulmuş olmasak da veya genlerden evrime delil bulmuş olmasak da evrime inanılabilirdi.
Evrimi çürütmek için ancak 3 milyar yılı gözlemlemek lazım.Bu anlamda çürütülemez.
Ya da türlerin sabitliğini destekleyecek fosiller bulsak bile yine de evrim var olabilir denilebilir.
Sanki evrende herşeyi açıklayınca yine de tanrı var olabilir demek gibi.

Ben zaten evrimi çürütmeye çalışmıyorum, evrim var tabiki ve evrim teorisi gerçek.
Ama işte bilimselliğin yanlışlanamaz krtiterliği açısından sıkıntılı.

xcan
20-11-2014, 18:54
Yanlışlanma bilim değildir nedenselliğin ortaya konması bilimdir

evrensel-insan
20-11-2014, 18:58
Şu anlamda söylüyorum.

Biz evrimi destekleyen fosiller bulmuş olmasak da veya genlerden evrime delil bulmuş olmasak da evrime inanılabilirdi.

Evrim inanca degil bulgu ve olguya dayanir.

Evrimi çürütmek için ancak 3 milyar yılı gözlemlemek lazım.Bu anlamda çürütülemez.

Evrim bir olgudur, sadece teorileri yeni bulgu deney ve gozlemler ile yanlislanabilir.

Ya da türlerin sabitliğini destekleyecek fosiller bulsak bile yine de evrim var olabilir denilebilir.
Sanki evrende herşeyi açıklayınca yine de tanrı var olabilir demek gibi.

Ben zaten evrimi çürütmeye çalışmıyorum, evrim var tabiki ve evrim teorisi gerçek.
Ama işte bilimselliğin yanlışlanamaz krtiterliği açısından sıkıntılı.

Tanrinin ne bir fizikselligi ne bir gozlemi ne de deneye tabi tutulurlugu yoktur.

Ustelik tanri nedirin cok cesidi vardir.

Tanri sadece bir ihtiyac olarak insanoglunun kendi icin tanrilastirmasi ve tanrilastirdigina verdigi anlam ve iceriktir.

Fizigin alanine girmez. Bilimin Alani olarak ta, sosyal bilimlerde; bu tanri kavraminin ve tartismasinin insanoglu uzerindeki dusunsel ve davranissal/iliskisel sosyo-psikolojik etkileri incelenir.

Bir seyin yanlislanabilmesi icin, ortada deney ve gozlem ile kanitlanmis fiziksel bilgi olmasi gerekir.

Tanri ile ilgili hic bir fiziksel bilgi yoktur.

xcan
20-11-2014, 19:14
Nedensellik neden bilimde olamaz bunu açıkla

''Nedensellik nedenlerin ortayakonması olan bilimde yoktur!!!!!''
Nedebi ise Evrenselin zihni.
Yemede yanında yat.
Ne güzel bilim.
Harun zerzavatı bile böyle bir cümle kurmaz.
Arkadaşım ''bunadım,özür dilerim'' de kurtul çüünki bu cümleni sana yedirene kadar seni rezil edecem.
Açıkla neden böyle söyledin padişahım''


Bu rezil tespitle bilime zarar verdiğini,bilimden bi bok anlamadığını, samimi olmadığını kanıtlamış oldun.
Özür dile bizden ve bilimden.

Rica et yönetimden o kara cümleni silsinler
Değilse kara bir leke olarak sana ilişik kalacak.
''Ben sallamacıyım ,sallıyorum'' de özür dile,''yalancıyım'' de özür dile.

Bir dahada gençlerin zihnini yanlış bilgiyle doldurmayacağına söz ver.
Bilimden anladığın yok derken,birşeyin farkında olduğumuz için öyle diyoruz.
İspatı burada.
Sğrekli bilim başlıkları açma önce bu saçmalığını düzelt.
Bilimin ne olduğunu bilmeyen birinin bilime nasıl olması gerektiğini söyleme hakkı yoktır

evrensel-insan
20-11-2014, 19:16
Bilim "neden" sorusuna degil, "nasil" sorusuna yanit verir.

"Neden" sorusu ve yanitlari felsefenin alanidir.

xcan
20-11-2014, 19:46
Suyu nasıl lsıtırsan ısıt 100 santigratta kaynar suyun ısıtılmasıdır suyu kaynatan .
Suyun odun ateşindemi kömürdemi ısıtılması şekille alakalıdır.
Bilim nedenlere yanıt arar.
Milyon biçimde öpüşürsün bilim öpüşmenin biçimini değil nedenini arar.
Aptalca çıkışlar üretmeyin iözür dileyin ve beyin ishalinizi tedavi ettirin.

evrensel-insan
20-11-2014, 20:07
Yukaridaki aciklamalar n asil sorusunun yanitidir.

Bilim suyun nasil kaynadigini aciklar, neden kaynadigini degil. Cunku suyun bir kaynama amaci, hedefi, v.s. yoktur.

Bilim nasil opusuldugunu aciklar, neden opusuldugunu degil. Opusme bir amac, niyet, hedef v.s. iceriyorsa; buna bilim yanit vermez.

Nasil- Bir yontemin aciklanmasidir. (Ne denli, ne kadar, ne yonde, ne derecede, ne acidan, ne duzeyde v.s.)

Neden- Nedeninin, amacinin aciklanmasidir. Nedenin veya hareketin altindaki niyet/amac/maksat/hedef v.s. nin aciklamasi veya durumun/halin aciklanmasi sorusudur.

Mesela nasil bilindigi bilimin konusudur, neden bilindigi degil. Yani bilinmenin nedeni, amaci, niyeti hedefi v.s. bilimin alaninda degildir.

xcan
20-11-2014, 20:20
Beyin ishalin seni öttürüyor yine determinizm (nedensellik)Bilimin merkezindeki şey:Neden ,niçin öze ilişkim sorulardır.
Zorunluluğa dair sorular olmak durumundadırlar.
Nasıl biçimselliğe dairdir.
Biçimi özün önüne koyan salaklar çok diye bilim salakça sorular sormaz.
Ayrıca bilim suya bir iradede yüklemiş olmaz ,bunu zavallılar söyler.

evrensel-insan
20-11-2014, 20:31
Suya iradeyi, amaci, gayeyi v.s. yukleyen, neden sorusunu soran suyun kaynamasinda bir nedensellik ya da bir gerekircilik arayandir.

Su neden kayniyor? iradesi, hedefi, amaci oldugu ya da kaynamak zorunda oldugu icin mi kayniyor?

Iste suyun kaynamasinda nedensellik ve gerekircilik aramak, yukaridaki sorulari sormaktir. Yani fenomene soyut yuklemektir.

Konu insanoglu ise her turlu soru sorulabilir her turlu yanit ta alinabilir. Ama sorularin icerigi sorulan sorularin bilimsel ya da felsefi oldugunu belirler.

xcan
20-11-2014, 20:40
100 santigrat atmosfer basıncında suyun kaynama noktasıdır.
Kaynamanın nedeni 100 santigrat.
Bunu bilim söylüyor ,
Bir takım salaklar bilimi suya irade yükşemekle suçiayabilir.
Senin bu kategoride olman benim kusurum değil objektif tespittir.
Neye göre:Bilime göre.
Özür dileyeceksin ve hatanı kabul edeceksin yada bu şekilde sürüne sürüne bilime bir takım zırvalar yüklemeye devam edeceksin.
Senin suçun değil elbette ama zır cahilsin.

evrensel-insan
20-11-2014, 20:42
O bahsettigin suyun "hangi derecede" kaynadiginin yanitidir. Neden kaynadiginin yaniti degildir. Kaynamasini gerektiren bir gerekirlik/zorunluluk olup olmadiginin yaniti degildir.Yani nasil-ne derecede sorusu.

Su bir fenomen olarak o derecede kaynadiginin gozlemini verir.

xcan
20-11-2014, 20:58
Su sebepsizmi kaynıyor?

evrensel-insan
20-11-2014, 21:00
Kime neye gore sebep ariyorsun?

Suya gore mi?, yoksa insanogluna gore mi?

Nasil bir sebep ariyorsun?

evrensel-insan
20-11-2014, 21:11
Eger bir sebep ariyorsan, bu insanoglunun bilimsel deneyiminde ve gozleminde.

Yani insanoglu her nezaman suyu atmosfer dahilinde 100 dereceye kadar isittiginda, ya da su isindiginda suyun kaynadigini gozlemlemis.

Bugune kadar da kimse bunu yanlislayamamis. O yuzden de "N.S.A. su 100 derecede kaynar" olgusu ortaya cikmis.

Yoksa suyun acisindan boyle bir gozlem de deney de degerlendirme de amac ta gayede niyet de gerekircilikte sebepte v.s. yok.

xcan
20-11-2014, 21:24
Zennune sendromu seninkisi, def sesinde debelenme inleme arsızca yerlerde sürünme.
Rezillik gururunu örseleyemiyor.
Bozuk g.. gibi ötmek zorundasın.
Zır cahil ve utanmasız insanımsı.

xcan
20-11-2014, 21:33
Bilimde nedensellik

İlk Çağlardan (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0lk_%C3%87a%C4%9F) 20. yüzyıl (http://tr.wikipedia.org/wiki/20._y%C3%BCzy%C4%B1l) başlarına kadar gelişerek ve derinleşerek gelmiş olan bilim düşüncesinde ve bilim teorisinde geçerli olan nedensellik anlayışı ya da nedensellik kavramının kavranılışı, ünlü bilim insanı Albert Einstein (http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein)'ın popüler sözü "Tanrı zar atmaz" değişinde ifadesini bulur. Her şeyin birbirine bağıntılılığı, her gelişmenin ya da sonucun bir önceki olayın ya da etkinin ürünü olduğu düşüncesi, geriye doğru gidildikçe sonsuz bir neden-sonuç ilişkisinin var olduğu düşüncesi bu bağlamda değerlendirilir. Bu düşünceye göre bilimin temel sorusu, Neden? sorusudur.

evrensel-insan
20-11-2014, 21:54
Einstein kuantum mekaniğinin bazı sonuçlarına, özellikle belirsizlik ilkesine oldukça şüpheci yaklaşmış fakat bu yaklaşımlar ileride geniş kabul görmüştür.

Özel görelilik kuramı

Bu kuram, Newton'un her yerde aynı işleyen, herkes için aynı "mutlak zaman" fikrini yıkıyordu.[21] E=mc² düşüncesinin kökeni bu kuramdır.

Einstein’ın fotoelektrik çalışması, bu gelişmeyi tersine çevirmiş, hem de Planck’ın 1900’de ortaya sürdüğü kuantum teorisini de çarpıcı bir biçimde doğrulamıştır

Kuantum fiziği ve belirsizlik ilkesi

1930 yılında belirlenemezlik ilkesinin zaman ve enerjinin aynı anda ve doğru olarak saptanamayacağı anlamına geldiğini fakat bunun bir deney ile geçersizliğinin gösterilebileceğini açıklıyordu. Bunu dinleyen Bohr, uykusuz bir geceden sonra Einstein’ın düşünüşündeki hataları bularak “belirlenemezlik ilkesinin” yaygın olarak kabulünü sağlıyordu.

Einstein ve Bohr arasında birbirine saygılı bir biçimde, dostça bir tartışma sürdü. Einstein çeşitli düşünce deneyleri ile kuantum kuramının belirlenemezlik ilkesini çürütmeye çalışıyordu fakat Bohr bu eleştirilere tutarlı cevaplar vererek Einstein'ı ve dünyayı ikna ediyordu.[25] Einstein sonradan belirsizlik ilkesini çürütmeye çalışmaktan vazgeçmiş ve kuantum mekaniğinin fiziksel gerçekliği anlatmakta yetersizliği fikrini savunmaya başlamıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein

Kuantum mekaniğinin temelleri 20. yüzyılın ilk yarısında Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, John von Neumann, Paul Dirac, Wolfgang Pauli gibi bilim adamlarınca atılmıştır. Belirsizlik ilkesi, anti madde, Planck sabiti, kara cisim ışınımı, dalga kuramı, alan teorileri gibi kavram ve kuramlar bu alanda geliştirilmiş ve klasik fiziğin sarsılmasına ve değiştirilmesine sebep olmuştur.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuantum_mekani%C4%9Fi

xcan
20-11-2014, 21:59
Hani bilimde nedensellik yoktu?
Hani bilim neden sorusu sormazdı?
Evrensel efendilik et ve ''Ben zır cahilin,utanmazın biriyim,bilimden bi b..k anlamam,sizi yanılttım özür dilerim''de ve bitsin bu ahmaklık

evrensel-insan
20-11-2014, 22:11
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=531471&postcount=20

evrensel-insan
20-11-2014, 22:20
1925-1926 yılları arasında Werner Heisenberg, Max Born, Wolfgang Pauli ve Pascual Jordan, matris mekanigi ile kuantum mekaniğinin formal tanımını yaptılar. Ama formalizmlerinde dalga mekaniğine yer vermediler. Benimsedikleri felsefe ise, tamamen pozitivist idi. Yani sedece deneysel olarak gözlenebilen değerleri gözönüne alan bir yaklaşım kullandılar.

1926 yılında Erwin Schrödinger bir dizi denklemle dalga mekaniğini yeniden canlandırdı.

Sonunda kendi dalga mekaniğinden Heisenberg'in matriks mekaniğini de türetip iki formalizmin matematiksel olarak denk olduğunu da gösterdi. Son makalelerinden birinde Schrödinger, relativistik bir dalga denklemi de sunar.

Dirac'a göre tarih biraz daha farklı işlemiştir. Ona göre, Schrödinger önce relativistik dalga denklemini geliştirdi, sonra bunu kullanarak hidrojenin spektrumunu hesapladı ve deneylere uymadığını gördü. Ancak bu denklemin, düşük hızlarda geçerli olan versiyonu aslında çalışıyordu!

Daha sonra relativistik dalga denklemini yayınladığında ise, bu Oskar Klein ve Walter Gordon tarafından yayınlanmıştı ve hâlâ Klein-Gordon denklemi olarak anılır.

Bu noktadan sonra Dirac; teoriye çeki düzen vermiş, özel görelilikle uyumlu hale getirmiş ve bazı deneylerin sonuçlarını teorik olarak üretmiştir. Örneğin pozitron'un varlığının tahmini... 1930'lara gelindiğinde ergenlikten çıkmış bir teori halini almıştır kuantum teorisi. Daha sonra 1940'larda Sin-Itiro Tomonaga, Julian Schwinger ve Richard P. Feynman, Kuantum elektrodinamiği konusunda önemli çalışmalara imza atmış, 1950'li ve 60'lı yıllar Kuantum renk dinamiğinin gelişimine tanık olmuştur.

Gelişmeler
1897: Pieter Zeeman, ışığın bir atom içindeki yüklü parçacıkların hareketi sonucu yayımlandığını buldu; J.J. Thomson da, elektronu keşfetti.
1900: Max Planck, kara cisim ışımasını kuantumlanmış enerji yayımı ile açıkladı, kuantum kuramı böylece doğmuş oldu.
1905: Albert Einstein dalga özellikleri olan ışığın aynı zamanda, daha sonra foton diye adlandırılacak olan, belirli büyüklükte enerji paketlerinden oluştuğu düşüncesini ortaya attı.
1911-1913: Ernest Rutherford, atomun çekirdek modelini oluşturdu. Bohr ise atomu bir gezegen sistemi gibi betimledi.
1923: Arhur Compton, X - ışınlarının elektronlarla etkileşimlerinde minyatür bilardo topları gibi davrandıklarını gözlemledi. Böylece ışığın parçacık davranışı hakkında yeni kanıtlar ortaya koydu.
1923: Louis de Broglie, dalga-parçacık ikiliğini genelleştirdi.
1924: Satyendra Nath Bose-Albert Einstein, kuantum parçacıklarını saymak için, Bose-Einstein istatistiği diye adlandırılan yeni bir yöntem buldular.

Klasik mekanik çok başarılı olmasına karşın, 1800'lü yılların sonlarına doğru, siyah cisim ışıması, tayf çizgileri, fotoelelektrik etki gibi bir takım olayları açıklama da yetersiz kalmıştır. Açıklamaların yanlışlığı bilim adamlarının yetersizliğinden değil aksine klasik mekaniğin yetersizliğinden kaynaklanıyordu. Klasik mekanikteki sorunun ne olduğunu anlatmak aşırı teknik kaçacaktır, ancak en yalın halde klasik mekanik Evren'i sürekli olarak modelliyordu. Bu modelleme yanlıştı çünkü üç konum ve üç momentumla tanımlanan parçacıklar, sonsuz sayıda parametreyle tanımlanmanan alanlarla bir aradaydılar. Eş dağılım kuramınca ("equipartition theorem") sistemin enerjisinin denge durumunda sistem bileşenlerine eş biçimde dağılması gerekir. Alanlar sonsuz bileşene sahip olduğundan bütün enerji alanlara kalır. (Daha teknik daha doğru ifade, sistemin bütün özgürlük derecelerine eş olarak dağılır, alanlar sonsuz özgürülük derecesine sahip olduğu için bütün enerji alanlara akar.) Elbette böyle bir şey gözlenmez.

Kuantum kuramı ise olayı bambaşka bir şekilde ele alır. Parçacıklar artık doğrudan 3 konum ve 3 momentumla tanımlanmak yerine bir "dalga fonksiyonu" ile tanımlanırlar. Bu dalga fonksiyonu parçacığın bütün bilgisini içinde barındırır ve dalga fonksiyonuna uygun "sorular" sorularak gerekli bilgi alınır. Örneğin konum bilgisi için dalga fonksiyonuna "parçacık nerede?" sorusunu sorarsınız, o ise size parçacığın soruyu sorduğunuz anda nerede olabileceğini söyler. Buradaki kritik nokta olabilirliktir. Bu, dalga fonksiyonunun bir de "olasılık fonksiyonu" olarak anılmasina neden olmaktadir. Daha sonra, bu olasılıksal durumu bilincli olup olmama durumuna baglayan Kopenhag Yorumu ortaya atılmıştır.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuantum_mekani%C4%9Fi

xcan
20-11-2014, 23:14
Yaptığın ilgili,ilgisiz alıntıları çıkardığıımda söylediklerin anlamsız zırıltılar ve çapsız debelenmeler.
Kophenag yorumunu anlayacak yada eleştirecek yada eleştirisini kavrayacak beyin yok sende.
Daha kötüsü bu konuların seni aştığını görecek bir ahlakada sehip değilsim.
Bilim sindirim sistemiyse bilimle alakan o sistemde Goden bağırsağıındaki bir parazit kadardır,fazlası değil.
Utanmaz hala Kophenag yorumu diyor.
Fizikçimisin a zerzavat?
Sıradan cahil bir gevezeden öte bir fonksiyonun yok.

Yıldıztozu
20-11-2014, 23:55
Bilim "neden" sorusuna degil, "nasil" sorusuna yanit verir.

"Neden" sorusu ve yanitlari felsefenin alanidir.

Bilim şu anlamdaki neden sorusuna cevap verir.Mesela dünya güneşin etrafında neden dönüyor ? çünkü kütleçekimi var.
Ama buradaki nedensellik amaçsallık anlamında olamaz.Çünkü kütleçekiminin herhangi bir gayesi yoktur.Bu anlamda nedensellik bilimde yoktur.
Ama bazen nasıl sorusunu da neden sorusu gibi kullandığımız için neden sorusunu da cevap veriyormuş gibi görünebilir.Verdiğim örnekteki gibi.

evrensel-insan
21-11-2014, 00:14
Bilim şu anlamdaki neden sorusuna cevap verir.Mesela dünya güneşin etrafında neden dönüyor ? çünkü kütleçekimi var.
Ama buradaki nedensellik amaçsallık anlamında olamaz.Çünkü kütleçekiminin herhangi bir gayesi yoktur.Bu anlamda nedensellik bilimde yoktur.
Ama bazen nasıl sorusunu da neden sorusu gibi kullandığımız için neden sorusunu da cevap veriyormuş gibi görünebilir.Verdiğim örnekteki gibi.

Bilim dunyanin, gunesin etrafinda dondugunu gozlemler ve bunun nasil dondugunu aciklarken, kutle cekimini de bilimsel bir very olarak kullanir.

Yani sadece ona baglamaz. Bu nasili aciklarken bir yardimci etkendir.

Kutle cekimi de gozlem vermez mi? Yani onun nasili kendinedir ve burada bilimin verdigi yanit kutle cekimini de iceren sekildeki nasillari aciklamasinda kullanilir.

Yani kutlecekimi oldugu icin dunya donmuyor, dunya donerken olan kutle cekimi de gozlem veriyor. Yani dunyanin donmesinde bir baska bilimsel very, kutle cekimi.

Neden sorusuna verilen yanitin, ne anlam ve icerikte verildigi onemlidir. Burada bir nedensel determinizm aciklamasi var midir/yok mudur?

Nedensellik baska turlu olmaz. Yani ortada bir nedensellik varsa, bu ya onu gozlemleyen insanogluna ya da gozlemini aldigi fenomene aittir.

Iste sorunda burada fenomene aitlik, fenomene oznel bir icerik vermek demektir.

Doganin kanunlari yoktur, bu kanunlari dogaya dogayi deneye tabi tutan ve gozlemleyen insanoglu verir. Yani sebep doga degil; onu gozlemleyen insanogludur.

Neva
21-11-2014, 00:25
Anladigim kadariyla, bu baslikta da 2. Einstein-Bohr savasi seyretmekte..
Einstein, Bohr'a iliskin, Bohr'un ortaya surdugu gerekcesini cok daginik bulmustur. Daha kisa ve derli toplu tutulmasini onermistir.

Bohr'un gerekcesi neydi hatirlayalim, fizige iliskin; Gozleyen, gozlemlenenin davranislarini degistirir demisti.

Buna karsin Einstein'da, Zar atan tanriniza inanmiyorum bayim, diye cevap vermisti. Sonra da yolunu ayirmisti. Zaten ortaya koydugu formulu ile de bunu acikladi.

Formulunu aldigimiz zaman, gorulebilecegi gibi, madde'yi, degisim, donusum bakimindan enerjiye esitlemistir.Yani fizik sarsilmis filan degildir. Eger Kuantum fizigi,madde'yi ortadan kaldirabilseydi, o zaman klasik fizik sarsilmis olurdu.

Bugun kuantum fizigini de baz alsaniz, yine degisen birsey olmaz. Kuantum fizigi bilimsel sekliyle, gozleyenin, gozleyenin, gozlemlenenin davranislarini degistirdigini filan savunmaz, kuantum sempatizanlari aksine sozde(!) boyle oldugunu savunur.

Yani tanri sorunsali devam eder kafalarinda. Bir baslangicin olmasini zaruret olarak algilarlar.

evrensel-insan
21-11-2014, 00:28
Anladigim kadariyla, bu baslikta da 2. Einstein-Bohr savasi seyretmekte..
Einstein, Bohr'a iliskin, Bohr'un ortaya surdugu gerekcesini cok daginik bulmustur. Daha kisa ve derli toplu tutulmasini onermistir.

Bohr'un gerekcesi neydi hatirlayalim, fizige iliskin; Gozleyen, gozlemlenenin davranislarini degistirir demisti.

Buna karsin Einstein'da, Zar atan tanriniza inanmiyorum bayim, diye cevap vermisti. Sonra da yolunu ayirmisti. Zaten ortaya koydugu formulu ile de bunu acikladi.

Formulunu aldigimiz zaman, gorulebilecegi gibi, madde'yi, degisim, donusum bakimindan enerjiye esitlemistir.Yani fizik sarsilmis filan degildir. Eger Kuantum fizigi,madde'yi ortadan kaldirabilseydi, o zaman klasik fizik sarsilmis olurdu.

Bugun kuantum fizigini de baz alsaniz, yine degisen birsey olmaz. Kuantum fizigi bilimsel sekliyle, gozleyenin, gozleyenin, gozlemlenenin davranislarini degistirdigini filan savunmaz, kuantum sempatizanlari aksine sozde(!) boyle oldugunu savunur.

Yani tanri sorunsali devam eder kafalarinda. Bir baslangicin olmasini zaruret olarak algilarlar.

Tartisma bu noktadan degil, nedensellik ve gerekircilik ile ilgili olarak basladi.

Dolayisi ile bilimin nasil sorusuna yanit vermesi ve quantumun belirsizlik ilkesi o 20. yuzyil oncesi klasik fizigi, ontolojik temelli bilimi ve felsefenin determinism ve nedenselligini bilim adina cag disi birakmistir.

xcan
21-11-2014, 00:31
Doganin kanunlari yoktur, bu kanunlari dogaya dogayi deneye tabi tutan ve gozlemleyen insanoglu verir. .
İşte katışıksız bir idealist.
Doğanın kanunları yoktır diyor.
Evrensel yoksa biz yokuz,doğa yok ,doğanın kanunları yok.
Evrensel bu durumda Allah oluyor.
Tedavi ol evrensel.
Sadece zır cahil değil ,ciddi anlamda hastasında.

''Doganin kanunlari yoktur,''
Kültürlü bir imsan bu lafı edermi.
Yav manyaklıktada bir sınır olur,tövbe tövbe...

evrensel-insan
21-11-2014, 00:44
Yukaridaki cumle ancak ufku idealizmi karsisina almis ve orada tikanmislar icin, ancak boyle algilanir.

Iki turlu naturalism vardir.

Ilki metafizik/ontolojik/materialist naturalism- ontolojik olarak dogaya kanun yukler ve kanunlari doganin ortaya koydugunu sanir.

Digeri, epistemolojik yontemsel naturalism- Kanunlarin bir insanoglu ortaya atimi oldugunun farkinda ve bilincindedir.

Natüralizm iki farklı felsefî görüşte incelenir:
Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.

Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik/materyalist natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır. metafiziki pozisyonuna sahiptir.

xcan
21-11-2014, 00:52
İnsan yokken yer çekmiyor ,su kadırmıyormuydu?
Zırva zırva zırva.

evrensel-insan
21-11-2014, 01:04
Boyle bir sey diyen mi oldu?

Yerin cekmesi ve suyun kaldirmasi zaten insanoglunun bunlari gozlemleyerek ve deney ile ortaya koyduklaridir.

Bunu insanoglu ortaya koyabildgi icin, ucan bir ucak ve yuzen bir gemi yapabilmis.

Bunu digger canlilar da kendi tecrubeleri ile bilirler, mesela ucamayanlar ya da yuzebilenler.

Evet soru tam da altina yazilan kelimeler gibi olmus

Neva
21-11-2014, 01:23
Dolayisi ile bilimin nasil sorusuna yanit vermesi ve quantumun belirsizlik ilkesi o 20. yuzyil oncesi klasik fizigi, ontolojik temelli bilimi ve felsefenin determinism ve nedenselligini bilim adina cag disi birakmistir.

Tamamen objektiflikten uzak bir savunu..
Einstein'in, yazili formulunde belirleyicilik mi var ki, belirsizlik ilkesi ile bagdasmasin da, cagdisi biraksin?

Belirsizlik ilkesi nedir?
bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez.

Einstein tam tersini mi iddia etmis ki, kuantum, klasik fizigi cagdisi birakacak?
http://tr.wikipedia.org/wiki/E%3Dmc%C2%B2

xcan
21-11-2014, 01:27
Site yönetiminden uyarı almama neden oldun .Gördüğüm kadarıyla herkesin zihnini bulandırman bir şekilde örtülü açık destek buluyor.
Saçmalamalarından yarar umanlar var.
Hiç düşünmüyorlar Turan Dursun sitesinin kıdemli üyesi Evrensel insanın yazdıkları himayeye mahzar abuklukları,bilim düşmanlıkları dışarıdan bir gözlemci nezdinde Turan Dursun sitesinin itibarını nekadar zedeler Akademik kariyerini ve düzeyini nasılda yerle yeksan eder.
Bana kalsa seni kulağından tutar ''Defooollll''diyerek kovardım.
Bu site aydınlık taşıyacaksa sana yer yok.
Onedenle senin olduğun yerdede ışığa yer yok.
Burada insanlık adına faydalı kişiler var diye yazıyorum.Bir Kaosa tahammül edemedi site seni sırtında gururla taşıyor.
Bu sitede Kaoslar Basmagüller çoğalmalı ve dışkılar sifon çekilmek üzre hakettiği yerde yer almalı.
Bir süre seninle muhatap olmıyacak ve saçmalıklarınla engin görüşlü yöneticilerin nasıl baş ettiklerini izliyeceğim.
Sürekli bende yarattığın duyguları baskıladım.
Bunun anlamını içselleştirmen umuduyla.
Umarım bir daha felsefe ve bilim sözlerini ağzına almazsın

Natan
21-11-2014, 01:29
Ben bu başlıkta bilimin kanunlarını işlediğini sanmış ve tıklamıştım ilk mesajında.

fakat gördüğüm bilimin kanunları değil, bilimsel deney yapan şeyin kim olduğu ile ilgili.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.

Fakat gel gör ki, ihtiyar;

sen hemen her şeyde bu "insan türü ve bir'i"nden bahsediyorsun.
Yaklaşımın "kim" üzerine yoğunlaşıyor.
Kimi zaten biliyoruz.
Ortaya koyanın uzaylı yada Alis harikalar dünyasındaki beyaz tavşan olmadığını da. Bu zaten tartışma konusu değil ki.

Bilimde nasılı konuşalım.
Kanunlar nasıl işliyor ve hatta felsefi boyutta neden işliyor da olabilir.

Ayrıca özelden yazdığım mesajda, "insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.
Bu işleyiş yada oyun devam ediyor.
Biz sadece tanıklarıyız.

Neva
21-11-2014, 01:40
Kaldi ki ustte Natan tarafindan bahsedilen ayrac, felsefe bolumumuzde, farkli basliklarda kezlerce kere islendi, basliklar hala acik, ancak fikirsel olarak hiz alinamamis olacak ki, bilim bolumumuzde de ayni tekrarlara yer verilmekte. Bu konu kirligi yaratma sevdasina anlam verebilmis degilim acikcasi.

Bunun bir benzeri su baslikta da yapildi, felsefe bolumunde islenen bir konuya iliskin.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35913

Su baslikta da yapildi.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36108

Bir daha soylemekte fayda var, bilim kendi kulvarinda, kimsenin oznel goruslerini, felsefesini vb. kazimaz.

evrensel-insan
21-11-2014, 01:42
Ben bu başlıkta bilimin kanunlarını işlediğini sanmış ve tıklamıştım ilk mesajında.

fakat gördüğüm bilimin kanunları değil, bilimsel deney yapan şeyin kim olduğu ile ilgili.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.

Fakat gel gör ki, ihtiyar;

sen hemen her şeyde bu "insan türü ve bir'i"nden bahsediyorsun.
Yaklaşımın "kim" üzerine yoğunlaşıyor.
Kimi zaten biliyoruz.
Ortaya koyanın uzaylı yada Alis harikalar dünyasındaki beyaz tavşan olmadığını da. Bu zaten tartışma konusu değil ki.

Bilimde nasılı konuşalım.
Kanunlar nasıl işliyor ve hatta felsefi boyutta neden işliyor da olabilir.

Ayrıca özelden yazdığım mesajda, "insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.
Bu işleyiş yada oyun devam ediyor.
Biz sadece tanıklarıyız.

Nedir sence baslikta "noksan" olan. Bilimin kanunlarinin nassil kanunlastigini anlatiyor.

Baska neden bahsedeyim. Ben insanoglu turunun bir uyesiyim.

Olur nasili ve insanoglu eger fenomenal bir gozlem olarak devreye girince de nedeni konusalim.

Bende belirledigini soyluyorum Yani o kanunlari insanoglu icin algilanir ve belirlenir hale getiriyor.

Kendi yetileri ile yine kendi turune acikliyor.

Eger dedigin, "isanoglu yokken, mesela yer cekimi ya da suyun kaldirma gucu yok muydu?" ise, bu soru zaten anlamsizdir. Bunun oldugu algisini insanoglu deney ve gozlemi ile alir ve yine kendi turune bildirir.

Yoksa, dinazorlar havaya ucardi. :)

Burada sorun bunlarin dogada olmasinin yanlis algisidir. Yani doga kendi icin yer cekimini almamistir. Cunku secimi yoktur.

Iste o yuzden metafizik ve epistemolojik naturalism farklilasir hem de biri bilimsel digeri felsefidir.

Cunku felsefe, akli olan hayal gucu olan inanci olan v.s. insanoglunun akil yurutme alanidir.

Ah o ilk peygamber Sokrates yok mu!

Insanoglu ne guzel gozlemden ilerlerken, truth yani gercegin ne oldugu diye bir konu atti ortaya insanoglu hala bu yaratilmis kavramin pesinde kosuyor.

Tum felsefe de bunun uzerinde sekilleniyor.

Neyseki bilim olgu ile bu kavramdan kendini kurtardi.

Zaten gercek ve gercekligin bugun baktiginda her farkli felsefi taban Adina farkli gercekleri var.

O yuzden de felsefenin ontoloji Alani "temellerin/yapitaslarinin gerceklik savasim/tartisma Alani"

Biz sadece tanik degil, dile getireniz de. Ona gore de teknigi gelistiren ve bilimi ilerleteniz de.

evrensel-insan
21-11-2014, 01:44
Kaldi ki ustte Natan tarafindan bahsedilen ayrac, felsefe bolumumuzde, farkli basliklarda kezlerce kere islendi, basliklar hala acik, ancak fikirsel olarak hiz alinamamis olacak ki, bilim bolumumuzde de ayni tekrarlara yer verilmekte. Bu konu kirligi yaratma sevdasina anlam verebilmis degilim acikcasi.

Bunun bir benzeri su baslikta da yapildi, felsefe bolumunde islenen bir konuya iliskin.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35913

Su baslikta da yapildi.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36108

Bir daha soylemekte fayda var, bilim kendi kulvarinda, kimsenin oznel goruslerini, felsefesini vb. kazimaz.

Oznel gorus darken, neyi kastediyorsun?

Neva
21-11-2014, 01:49
Oznel gorus darken, neyi kastediyorsun?

Biraz dikkatli okursan neyi kastettigimi gayet iyi anlarsin evrensel.

Insan tuvalette diskilama yaparken, zihninden zilyon tane mizansen uretebilir, ancak hersey sifonu cekip, kendi diskinin kokusunu alincaya kadardir.

Bilim ile idealizm arasindaki fark budur.

Haydi benim daha yukaridaki soruma iliskin, nerede cagdisi biraktigini acikla istersen.

evrensel-insan
21-11-2014, 01:49
Tamamen objektiflikten uzak bir savunu..
Einstein'in, yazili formulunde belirleyicilik mi var ki, belirsizlik ilkesi ile bagdasmasin da, cagdisi biraksin?

Belirsizlik ilkesi nedir?
bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez.

Einstein tam tersini mi iddia etmis ki, kuantum, klasik fizigi cagdisi birakacak?
http://tr.wikipedia.org/wiki/E%3Dmc%C2%B2

quantumun klasik fizigi cag disi birakmasini ikinci uzun alintida verdim.

Aslinda Einstein, hem klasik fizigi percinlestirdi, hem de golge dusurdu. Sonra da Kabul etmek istemedi, ama bilim kisisi olmak boyle bir sey iste. Bilimsel olarak ikna olmayi bildi. Yani kisisel dusuncelerinde inat etmedi.

Belirsizlik ilkesi bir seyin nerede olacaginin anlik olarak belirlenememesi ilkesidir.

Eger bir belirsizlik varsa, hangi sonuca gore neden belirteceksin?

Ya da gerekirciligi bilimsel olarak nasil aciklayacaksin?

Sonucta gerekircilik ve nedensellik klasik fizikte sonuca gitme Adina bazi on yargilari ve varsayimlari iceriyor.

Yani nedenselligin ve gerekirciligin yer durum ve zamani belirlenemez ise, gecerliligi bilimsel olarak nerdedir?

evrensel-insan
21-11-2014, 01:54
Biraz dikkatli okursan neyi kastettigimi gayet iyi anlarsin evrensel.

Insan tuvalette diskilama yaparken, zihninden zilyon tane mizansen uretebilir, ancak hersey sifonu cekip, kendi diskinin kokusunu alincaya kadardir.

Bilim ile idealizm arasindaki fark budur.

Haydi benim daha yukaridaki soruma iliskin, nerede cagdisi biraktigini acikla istersen.

Iddia eden sensing, ister gosterir ister gostermezsin.

Ben gereken seyler icin yeteri kadar dusunuyorum.

Ah bir de su bana dediginizi kendinize uygulasaniz.

Natan
21-11-2014, 02:06
Şahsen ben bilimsel metodu duymak istiyorum.
Doğa yada evren içindekilerle birlikte nasıl işliyor bunu öğrenmek istiyorum.
Dünya neden dönüyor mesela?
Bu hareketin anlamı nedir?
Yapısı işlevi üzerinde nasıl bilgi alabilirim?

Hücre nasıl çalışır?

Protein meydana gelmesi için belirli dizilimle yüzlerce aminoasitten oluşur mesela.

Molekülün görevini üstlenebilmesi için kendine özgü katlanarak 3 boyutlu bir şekle girmesi gerekir. Bu nasıl oldu ben merak ediyorum.

Bu olgular nasıl meydana geldi?

Bu, bilgi yoksunluğu ve ihtiyacıdır.
Bu yüzden gider kitap alır okuruz.
Öğreniriz yada öğrenmek için şuan beklemeyi tercih ederiz.

Fizik yasaları şahsen bana ağır gelir diye biyolojiden girdim.
Bu konu daha ilgimi çekiyor açıkçası.
Örneklerdi bunlar elbette fakat demek istediğimi açıkça ifade ettiğimi sanıyorum.

Her fırsatta İnsanoğlu,
İnsanoğlu biri ve türü değil.


Dedim ya bunları zaten biliyoruz.
Gözlem sahibinin insan olduğunu HERKES biliyor.
Elbette türümüz dışındakiler de tanıktır fakat aynı bilinçte değiller.

Velhasıl, Her fırsatta aynı şeyi söylemek sıkar adamı.

evrensel-insan
21-11-2014, 02:17
Şahsen ben bilimsel metodu duymak istiyorum.
Doğa yada evren içindekilerle birlikte nasıl işliyor bunu öğrenmek istiyorum.
Dünya neden dönüyor mesela?
Bu hareketin anlamı nedir?
Yapısı işlevi üzerinde nasıl bilgi alabilirim?

Dunyanin neden dondugune verilecek yanit, felsefidir. Dunya nasil donuyor, sorusu bilimseldir.

Hücre nasıl çalışır?

Protein meydana gelmesi için belirli dizilimle yüzlerce aminoasitten oluşur mesela.

Molekülün görevini üstlenebilmesi için kendine özgü katlanarak 3 boyutlu bir şekle girmesi gerekir. Bu nasıl oldu ben merak ediyorum.

Bu olgular nasıl meydana geldi?

Bu, bilgi yoksunluğu ve ihtiyacıdır.

Zaten insanoglu da bilgiye actir. Bunu ben "metafizik ile fizik arasindaki iliski" basliginda acikladim.

Bilim daimi bilmek ve bildirmek Adina, elindeki verilerle deney yapar bulgu toplar gozlem yapar. Oyle olmasa zaten duragan ya da dogma olurdu.

Bu yüzden gider kitap alır okuruz.
Öğreniriz yada öğrenmek için şuan beklemeyi tercih ederiz.

Fizik yasaları şahsen bana ağır gelir diye biyolojiden girdim.
Bu konu daha ilgimi çekiyor açıkçası.
Örneklerdi bunlar elbette fakat demek istediğimi açıkça ifade ettiğimi sanıyorum.

Her fırsatta İnsanoğlu,
İnsanoğlu biri ve türü değil.

Ne peki?


Dedim ya bunları zaten biliyoruz.
Gözlem sahibinin insan olduğunu HERKES biliyor.
Elbette türümüz dışındakiler de tanıktır fakat aynı bilinçte değiller.

Velhasıl, Her fırsatta aynı şeyi söylemek sıkar adamı.

Bu bilinse, insanoglu kendi varliginin farkina varir. Bunun boyle olmadigi insanoglunun kendi turu bunyesindeki biri biri ile degerler yuzunden verdigi savaslardan ve bu degerler ugruna biri birini katletmekten anlasilmiyor mu?

Natan
21-11-2014, 02:18
"insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.


Bu kanunlar yada işleyiş biçimi, pratiği zaten vardır.
bunu sadece gözlemlersin.
Bu yasaları oluşturmazsın.
Sen isim takınca bunlar var kılınmıyor.
Sadece tanımlama, niteleme sınıflandırma vs yapıyorsun.




Bende belirledigini soyluyorum Yani o kanunlari insanoglu icin algilanir ve belirlenir hale getiriyor.



Ne yani kanunları belirleyen insan mı?

"Yani o kanunlari insanoglu icin algilanir ve belirlenir hale getiriyor."

Ya bozuk bir türkçe ile kurulmuş yada hatalı çıkarıma sahip.

Kim yada ney bu hale getiriyor diye sormak isterdim yine insanoğlu türü ve biri cevabını alıcam diye çekiniyorum.
Elbette deney yapan insan türüdür.

İtiraz YOK!

Her yaştan insanın algılayacağı şeklinde ifade edersek;

Yer çekimi vs zaten vardır.
İnsan sadece bunun bilgisini verir. İfade eder.
Bu etkinliği gerçekleştirenin kim olduğu üzerine tartışma şekillenmemelidir.
Çünkü bellidir.
tekrarlamanın da bir anlamı - bence- yoktur.

Neva
21-11-2014, 02:22
Iddia eden sensing, ister gosterir ister gostermezsin.

Ben gereken seyler icin yeteri kadar dusunuyorum.

Ah bir de su bana dediginizi kendinize uygulasaniz.

Aksine iddia etmedim, ortaya koydugun iddiaya iliskin(cagdisi kalmasi), acikla bize fizikle demistim. Cunku ortaya koydugun iddia fizik adina bir cagdisi kalis durumu.

Tartisma bu noktadan degil, nedensellik ve gerekircilik ile ilgili olarak basladi.

Dolayisi ile bilimin nasil sorusuna yanit vermesi ve quantumun belirsizlik ilkesi o 20. yuzyil oncesi klasik fizigi, ontolojik temelli bilimi ve felsefenin determinism ve nedenselligini bilim adina cag disi birakmistir.

Natan
21-11-2014, 02:22
Bu bilinse, insanoglu kendi varliginin farkina varir. Bunun boyle olmadigi insanoglunun kendi turu bunyesindeki biri biri ile degerler yuzunden verdigi savaslardan ve bu degerler ugruna biri birini katletmekten anlasilmiyor mu?

Bu zaten biliniyor.
Yani ifade eden öznenin ne-kim olduğu.
Bunun farkındalıkla ilgisi yok.
Güçler savaşıyla, politikayla,
benlikle, emperyalizmle kapitalizmle alakası vardır.
Yani savaşlar cart curt

evrensel-insan
21-11-2014, 02:28
Bu kanunlar yada işleyiş biçimi, pratiği zaten vardır.
bunu sadece gözlemlersin.
Bu yasaları oluşturmazsın.
Sen isim takınca bunlar var kılınmıyor.
Sadece tanımlama, niteleme sınıflandırma vs yapıyorsun.

Kanunlari/yasalari ve bunlari belirleyen matematiksel/mantiksal formulleri denklemleri v.s. kim/ne olusturur?

Zaten bilim olani insanoglu algisinca ve kendi icin kanuna donusturuyor.

Kafasindan uydurmuyor, ya da yaratmiyor.

Fizigin ve bilimin yasalarini/kanunlarini formule eden kimdir/nedir?

Ne yani kanunları belirleyen insan mı?

Belirlemeden ne algilandigina bagli. Mesela diyelim bir fenomenin bir davranisi var ve bilim bunu bilimsel olarak ortaya koyacak? Nedir yaptigi, bu belireni belirtmek degil mi?

"Yani o kanunlari insanoglu icin algilanir ve belirlenir hale getiriyor."

Ya bozuk bir türkçe ile kurulmuş yada hatalı çıkarıma sahip.

Daha dogru bir cumle kurabiliyorsan, sen kur. Yeterki anlami degismesin.

Kim yada ney bu hale getiriyor diye sormak isterdim yine insanoğlu türü ve biri cevabını alıcam diye çekiniyorum.
Elbette deney yapan insan türüdür.

İtiraz YOK!

Her yaştan insanın algılayacağı şeklinde ifade edersek;

Yer çekimi vs zaten vardır.
İnsan sadece bunun bilgisini verir. İfade eder.
Bu etkinliği gerçekleştirenin kim olduğu üzerine tartışma şekillenmemelidir.
Çünkü bellidir.
tekrarlamanın da bir anlamı - bence- yoktur.

Iste bu yer cekiminin "varligi" ndan ziyade bunun belirtimi ve bildirimi.

Insanoglu belirtmeden once yer cekiminin varligi belirtilmis miydi/biliniyor muydu?

evrensel-insan
21-11-2014, 02:30
Bu zaten biliniyor.
Yani ifade eden öznenin ne-kim olduğu.
Bunun farkındalıkla ilgisi yok.
Güçler savaşıyla, politikayla,
benlikle, emperyalizmle kapitalizmle alakası vardır.
Yani savaşlar cart curt

Kusura bakma da, hala insanoglunun ortaya attigi inanclara ideolojilere degerlere one surumlere sarilanlar, bunlarin her birinin insanoglu eliyle ortaya konuldugunun bilincinde degil.

Bilincinde olsa, insanoglunun ortaya attigi her bir farkli tabandan birini savunur digerlerine karsi olmaz, durumuna davranisina dusuncesine dusmezdi.

Baksana insanoglu yuzyillardir hala kendi bunyesinde olan madde zihin tartismasini yapmaya devam ediyor. Kendi varliginin farkina varsa, kendinde her ikisinin de bulundugunu algilayacak. Birini digerine on ya da ust ya da ilk kilmayacak.

evrensel-insan
21-11-2014, 02:36
Aksine iddia etmedim, ortaya koydugun iddiaya iliskin(cagdisi kalmasi), acikla bize fizikle demistim. Cunku ortaya koydugun iddia fizik adina bir cagdisi kalis durumu.

Ben de sana "verdigim uzun alintiyi oku" demistim. Orda tarihsel gelisimi ve bugune nasil gelindigini acikliyor.

Denilen su. Nedensellik ve gerekircilik bilimin ilkeleri degil.

Bilimsel yontem de boyle bir ilke yok.

Neva
21-11-2014, 02:45
Kusura bakma da, hala insanoglunun ortaya attigi inanclara ideolojilere degerlere one surumlere sarilanlar, bunlarin her birinin insanoglu eliyle ortaya konuldugunun bilincinde degil.

Bilincinde olsa, insanoglunun ortaya attigi her bir farkli tabandan birini savunur digerlerine karsi olmaz, durumuna davranisina dusuncesine dusmezdi.

Baksana insanoglu yuzyillardir hala kendi bunyesinde olan madde zihin tartismasini yapmaya devam ediyor. Kendi varliginin farkina varsa, kendinde her ikisinin de bulundugunu algilayacak. Birini digerine on ya da ust ya da ilk kilmayacak.

Evrensel bu kismi felsefe bolumunde isledigin ve hala acik olan basliginda dile getir, ayni seyleri tekrar tekrar yazmana ve yazdirmana gerek yok.

Bak sen de aynisini yapiyorken, digerlerini bu sekile elestirmen komedi otesidir.

Bunca senedir, bu site de kendi beyin ve zihin duzeyimin getirdigi, cagdas, bilimsel, bilgisel ve bilissel temeldeki insanoglunu zihinsel/davranissal yasam/iliski olarak bireylestirecek, insanlastiracak, evrensellestirecek her turlu onemdeki felsefi psikolojik bilim dallarindaki dusunce ve davranisimi her turlu iyi niyetim empatim algim ve bilincim temelinde sizlerle paylasmaktan vaz gecme karari aldim.

Sonucta her sey cok acik gozlem veriyor.

Burasi genelde islam dinini ve hristiyanlik dinini temel ve agirlik alan bir kitle cogunluguna sahip.

Felsefenin herhangibir dali ya da bilimin bilimsel ve bilissel icerigini yeteri kadar verildigi gibi algilayabilecek bir beyin duzeyi olmadiginii baslik ya da mesajlara gelen yanitlardan gozlemliyor ve algiliyorum.

O yuzden de "verileni algilamaya kapanmis beyin duzeylerinin" kendi her turlu biase takintilari ve sabitleri ile sadece ustelik hic bir yazilani algilama gayreti bile harcamadan, kendi beyinlerindeki olani yanit olarak kullanmalari, acilan bir basligin saglikli bilgili ve dusunceli bir sekilde ilerlemesine ve gelismesine de bir katki saglamiyor.



Halbuki ben seni fikirlerin babinda, diktator bahsinde, mukayyese etmistim hatirlarsan. 975 numarali mesaj.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18723&page=98

evrensel-insan
21-11-2014, 02:47
Evrensel bu kismi felsefe bolumunde isledigin ve hala acik olan basliginda dile getir, ayni seyleri tekrar tekrar yazmana ve yazdirmana gerek yok.

Bak sen de aynisini yapiyorken, digerlerini bu sekile elestirmen komedi otesidir.



Halbuki ben seni fikirlerin babinda, diktator bahsinde, mukayyese etmistim hatirlarsan. 975 numarali mesaj.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=18723&page=98

Peki efendim, ayni yanit gerektiren bir soru geldiginde sen nasil bir yanit vermemi oneriyorsun?

Neva
21-11-2014, 02:49
Ben de sana "verdigim uzun alintiyi oku" demistim. Orda tarihsel gelisimi ve bugune nasil gelindigini acikliyor.

Denilen su. Nedensellik ve gerekircilik bilimin ilkeleri degil.

Bilimsel yontem de boyle bir ilke yok.

Tam tersine, onlar olmadan bilim yapilamaz. Ama yine soyluyorum, bilim senin ortaya sactigin oznel fikirlerini kazimaz.

En basit, kiytiriktan kan, idrar vb testi yapabilmen icin, kan, idrar vb. bir gerekliliktir.

Peki efendim, ayni yanit gerektiren bir soru geldiginde sen nasil bir yanit vermemi oneriyorsun?

Konu kirligi, konu bogmasi yaratmadan, gidip hala acik baslikta yazabilirsin,seni engellemis degiliz takdir edersin ki.. Bize de is cikarmamis olursun boylece.

evrensel-insan
21-11-2014, 02:54
Tam tersine, onlar olmadan bilim yapilamaz. Ama yine soyluyorum, bilim senin ortaya sactigin oznel fikirlerini kazimaz.

Kusura bakma, ben ozel bir aciklama gormuyorum. Goren sensing.

En basit, kiytiriktan kan, idrar vb testi yapabilmen icin, kan, idrar vb. bir gerekliliktir.

Buradaki gereklilik temeli degil, bir sonuc icin bir asamayi isaret eder. Yani ortada incelenecek bir fenomen yoksa, o istenir.

Konu kirligi, konu bogmasi yaratmadan, gidip hala acik baslikta yazabilirsin,seni engellemis degiliz takdir edersin ki.. Bize de is cikarmamis olursun boylece.

Vay be, sitede hakaretler, satasmalar terbiyesizlikler girla giderken; sen bunlari gormuyorsun ve onemsemiyorsun, burada benim paylastigim saygili bilgi ve dusunce iceren mesajlar mi seni rahatsiz ediyor?

Helalolsun!

Yanliligin tarafliligin da boylesi gorulmemis.

Zatialinizin begenmedigi basliklari yine zatialiniz isterse "evrensel-insan zihniyeti" basligina tasiyabilir. Yetki sizde.

Ben bu basliklari "evrensel-insan zihniyeti" basliklari olmadigi icin oraya acmadim.

Bunlar zaten okuyup ogrenmek isteyen herkesin erisebilecegi bilgiler.

Gelgor ki, siteden gelen yanitlar bunlarin bilinmedigini gosteriyor.

Ben de onun icin aciyorum.

Neva
21-11-2014, 03:13
Kusura bakma, ben ozel bir aciklama gormuyorum. Goren sensing.



Buradaki gereklilik temeli degil, bir sonuc icin bir asamayi isaret eder. Yani ortada incelenecek bir fenomen yoksa, o istenir.



Vay be, sitede hakaretler, satasmalar terbiyesizlikler girla giderken; sen bunlari gormuyorsun ve onemsemiyorsun, burada benim paylastigim saygili bilgi ve dusunce iceren mesajlar mi seni rahatsiz ediyor?

Helalolsun!

Yanliligin tarafliligin da boylesi gorulmemis.

Zatialinizin begenmedigi basliklari yine zatialiniz isterse "evrensel-insan zihniyeti" basligina tasiyabilir. Yetki sizde.

Ben bu basliklari "evrensel-insan zihniyeti" basliklari olmadigi icin oraya acmadim.

Bunlar zaten okuyup ogrenmek isteyen herkesin erisebilecegi bilgiler.

Gelgor ki, siteden gelen yanitlar bunlarin bilinmedigini gosteriyor.

Ben de onun icin aciyorum.


Iyi ya iste gerekli gormeyen senin oznel fikrin, yani atiyorum, kan olmadan da kan testi yapabilirsin sen, yeter mi, yetmez, bu testi yaparken kullandigin arac gerec aksam vb. olmadan da kan testi yapabilirsin sen vs.vs...



------------------------------------------------

E bir de sen, kendi kullandigin bazi kelimelerin hakaret vb. algilanabilirligini (kitle babinda)otur bir dusun once, ondan sonra tarafliliktan bahset istersen. Ilaveten surekli olarak ayni icerikte, ayni cumlelerle baslik acip isledigini filan da otur bir dusun ha? Ne dersin?

Biz burada, farkli icerikte tebligcilere de sicak bakmiyoruz zira.
Guzel, evrensel-insan basligi acip islemissin, ama bunu onune gelen her baslikta, teblige doktugun noktada bizim de durup dusunme durumumuz var degil mi? Bu benim veya otekinin vs. zatialimize iliskin degildir, site ekibinin toplu gorusleri ve uygulama babinda baglayicidir.

Site yonetimini elestirmek istiyorsan soyle, farkli bolume tasiyayim, orada dok icini, ister misin?

evrensel-insan
21-11-2014, 03:26
Iyi ya iste gerekli gormeyen senin oznel fikrin, yani atiyorum, kan olmadan da kan testi yapabilirsin sen, yeter mi, yetmez, bu testi yaparken kullandigin arac gerec aksam vb. olmadan da kan testi yapabilirsin sen vs.vs...



------------------------------------------------

E bir de sen, kendi kullandigin bazi kelimelerin hakaret vb. algilanabilirligini (kitle babinda)otur bir dusun once, ondan sonra tarafliliktan bahset istersen. Ilaveten surekli olarak ayni icerikte, ayni cumlelerle baslik acip isledigini filan da otur bir dusun ha? Ne dersin?

Biz burada, farkli icerikte tebligcilere de sicak bakmiyoruz zira.
Guzel, evrensel-insan basligi acip islemissin, ama bunu onune gelen her baslikta, teblige doktugun noktada bizim de durup dusunme durumumuz var degil mi? Bu benim veya otekinin vs. zatialimize iliskin degildir, site ekibinin toplu gorusleri ve uygulama babinda baglayicidir.

Site yonetimini elestirmek istiyorsan soyle, farkli bolume tasiyayim, orada dok icini, ister misin?

Benim bir sey istedigim yok, mesajina kendi algimca yanitlar veriyorum, hepsi bu.

Yalniz bir kere de hatanizi Kabul etseniz, "disimi kiracagim"

Baskasinin hatasini benim de bir "hatami" gostererek gecistirmeye calismak, aslinda her zaman yaptiginiz.

Neyse ben bu tip mesajlar atmak istemiyorum, umarim sahsima yonelmezsin ve yanit hakkim da dogmaz.

Baslik ortada isteyen baslik ile ilgili istedigini yazar.

Su beni herzaman "kendini savunma" durmuna dusurmenizden de, artik gina geldi.

Benim kimseye yonelik kendimi savunma durumum yok. Yazilanlar da ortada.

Neva
21-11-2014, 03:34
Su beni herzaman "kendini savunma" durmuna dusurmenizden de, artik gina geldi.

Benim kimseye yonelik kendimi savunma durumum yok. Yazilanlar da ortada.

Iyi ya iste, ortaya yazilanlar da, senin goruslerine iliskin, bir butunsel bakis sonucu, yazilan mesajlardir. Bunu gozlemleyip, anladiginda, kendini savunmana da gerek kalmaz.

Bu baglamda bir kere de, sen kendi hatani(yol, yontem vb.) kabul etme erdemi gosterebilirsen eger.

evrensel-insan
21-11-2014, 03:42
Iyi ya iste, ortaya yazilanlar da, senin goruslerine iliskin, bir butunsel bakis sonucu, yazilan mesajlardir. Bunu gozlemleyip, anladiginda, kendini savunmana da gerek kalmaz.

Bu baglamda bir kere de, sen kendi hatani(yol, yontem vb.) kabul etme erdemi gosterebilirsen eger.

Ben gerektiginde ozur dilemesini de bilirim ve dilemisimdirde.

Hala benim hatalarimdan bahsediyorsun?

Dogrui ya sen mukemmelsin ve hata yapmazsin, yoksa yapar misin?

Insanoglu herzaman hata yapmaya da hatasini telaffiye de meyillidir, yeterki farkina varsin.

Benim yolum yontemim sana gore "hatali" olabilir, ben kendi acimdan bunu her zaman sorgular ve control ederim.

Senin yolun yontemin de bana gore "hatali" olabilir. Ama ben senin gibi kendi algimi sana yikmiyorum.

"Neva bu konuda boyle dusunuyor" diyorum, sadece ve ben de kendi dusuncemi yaziyorum.

Taki siz kendi dogrularinizi illa dayatana benim adima ahkam kesene ve benim ile ugrasana kadar.

Ondan sonar olan ortada, savunu gereksiz polemikler v.s.

Neva
21-11-2014, 04:44
Ben gerektiginde ozur dilemesini de bilirim ve dilemisimdirde.

Hala benim hatalarimdan bahsediyorsun?

Dogrui ya sen mukemmelsin ve hata yapmazsin, yoksa yapar misin?

Insanoglu herzaman hata yapmaya da hatasini telaffiye de meyillidir, yeterki farkina varsin.

Benim yolum yontemim sana gore "hatali" olabilir, ben kendi acimdan bunu her zaman sorgular ve control ederim.

Senin yolun yontemin de bana gore "hatali" olabilir. Ama ben senin gibi kendi algimi sana yikmiyorum.

"Neva bu konuda boyle dusunuyor" diyorum, sadece ve ben de kendi dusuncemi yaziyorum.

Taki siz kendi dogrularinizi illa dayatana benim adima ahkam kesene ve benim ile ugrasana kadar.

Ondan sonar olan ortada, savunu gereksiz polemikler v.s.

Kendine bakmakta zorlandigin icin yaziyorum, yoksa salt senin hatalarin demis degilim. Su sitede kim mukemmel ki? Hic kimse.

Bak ben diyorum ki , gozden gecir yol, yontem vb., sen bana kalkip mukemmelikten(dogru ya sen mukemmelsin vb.) bahsetmektesin farkinda misin?

Bunun anlami ben mukemmelim demektir. Bak kendi algini bana yiktin. Halbuki agzimdan mukemmelik diye birsey cikmis degil, onu yapistiran sensin.

Olay ben ne diyorum tambura ne caliyor durumuna donusuyor.

Gozden gecirmedigin icin de, bak burada, kendi actigin baslikta, kendi iddiana dair yanitlayamadigini, gidip akabinde yeni bir baslik acip surada yanitlamaya calisiyorsun, her zamanki gibi. Sonra biz konu kirliligi dedigimizde suclu oluyoruz.

http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=531530#post531530

Yoksa biz seninle, genel gecerde metafizigi de, ezoterizmi de vb. tartisiriz, isleriz vb. Bu konuda bir tabumuz yok ki.!?

Neva
21-11-2014, 06:26
Buradaki gereklilik temeli degil, bir sonuc icin bir asamayi isaret eder. Yani ortada incelenecek bir fenomen yoksa, o istenir.






Iyi ya iste gerekli gormeyen senin oznel fikrin, yani atiyorum, kan olmadan da kan testi yapabilirsin sen, yeter mi, yetmez, bu testi yaparken kullandigin arac gerec aksam vb. olmadan da kan testi yapabilirsin sen vs.vs...



Evet, evrensel simdi cevap verir misin nihayet konuya iliskin, kan olmadan, kan testi yapabilir misin? Yapamaz misin? Burada kan bir gereklilik midir? Degil midir?

Asama-sonuc olayi degil irdeledigimiz,bu kisim senin oznel gorusun.
Oyle irdelesek taaaa o insanin hastalik oykusune gideriz, nedenlerini de inceleriz vs.ayri bir konu.

Bense, acmis oldugun konuya dair (bilimin kurallari) nesnel bir soru sormaktayim.

Kan olmadan, kan testi yapabilir misin, bilime iliskin?

spartacus
21-11-2014, 06:58
Buradaki gereklilik temeli degil, bir sonuc icin bir asamayi isaret eder. Yani ortada incelenecek bir fenomen yoksa, o istenir.

Neva, işin zor. Zira keyfiyeti esas almış bir kişiyle, kıvrımda kıvrım, kıvrımda kıvrım, o derece kıvrımlanır ki, omurgasızlık en sonunda senide bıktırır. Kan tahlilinin, bir sonuca, yargıya varmak için gerekli olduğunu söyleyemeyen bir kişi var tabloda :) Yani karşınızda, ideolojik kaygılardan her şeyi arap saçına çevirmiş, o dereceki tüm algılarını, açılarını, düşünme yetisini ideolojik klişelerden ve kaygılardan dolayı tamamen kaybetmiş bir karagaşa çorbası var.

Kısaca neden aramayı, gerekliliği, aman nedensellik olur diye öteleyen, iradeden bağımsızlığı aman ontolojik mi olur diye kıvıran da kıvıran, felsefenin dallarını alıp atıyorum aksine felsefeleri dallarının sınıfınıa sokan, bilimden zaten zerre anlamayan, hala kelime ve kavramların tanımını Aristotelese göre yapan sözüm ona egemen ideolojilerin, resmi ideoloji ve eğitim kurumalrının verdiği-enjekte ettiği zırvaları tanım, çerçeve sanan bir çorbacı var. İşin zor :)

Kan tahlili için kanın gerekli olup, olmadığı sorusuna, yani bu kadar basit bir cevaba bile, bu ideolojik hapsolmuşluğuyla, aman madde demeyim fenomen istenir diyeyim gibi abuk subuk, güdük ifadeleri esas almış bir dimağ, nasıl etsinde gereklidir diyebilsin. Kan (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kan)bir kere salt görüngü(fenomen). Zira dediğim gibi e görelikleri olmayan bir çorbacı. Yerine lafazanlık yapacaktır, lafazanlık içinde kendisi ile de çelişecektir , örneğin aşama diyecektir, sanki aşama kaydetmek için gerekler yokmuş gibi ve birde istenir diyecektir. İstenen ne, neden istenir, gerekli midir? Yani, ortada bir gereklilik yok, vahy var kendisine göre, ve kendiside vahy ediyor, aşama gökten zemnbille iniyor, ve gerekler de yok, her şey vahyedildiği gibi
Yani mesela kan kanseri teşhisi için kan gerekmez bu herşeyi ben bilirime :)

evrensel-insan
21-11-2014, 13:53
Neva, işin zor. Zira keyfiyeti esas almış bir kişiyle, kıvrımda kıvrım, kıvrımda kıvrım, o derece kıvrımlanır ki, omurgasızlık en sonunda senide bıktırır. Kan tahlilinin, bir sonuca, yargıya varmak için gerekli olduğunu söyleyemeyen bir kişi var tabloda :) Yani karşınızda, ideolojik kaygılardan her şeyi arap saçına çevirmiş, o dereceki tüm algılarını, açılarını, düşünme yetisini ideolojik klişelerden ve kaygılardan dolayı tamamen kaybetmiş bir karagaşa çorbası var.

Kısaca neden aramayı, gerekliliği, aman nedensellik olur diye öteleyen, iradeden bağımsızlığı aman ontolojik mi olur diye kıvıran da kıvıran, felsefenin dallarını alıp atıyorum aksine felsefeleri dallarının sınıfınıa sokan, bilimden zaten zerre anlamayan, hala kelime ve kavramların tanımını Aristotelese göre yapan sözüm ona egemen ideolojilerin, resmi ideoloji ve eğitim kurumalrının verdiği-enjekte ettiği zırvaları tanım, çerçeve sanan bir çorbacı var. İşin zor :)

Kan tahlili için kanın gerekli olup, olmadığı sorusuna, yani bu kadar basit bir cevaba bile, bu ideolojik hapsolmuşluğuyla, aman madde demeyim fenomen istenir diyeyim gibi abuk subuk, güdük ifadeleri esas almış bir dimağ, nasıl etsinde gereklidir diyebilsin. Kan (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kan)bir kere salt görüngü(fenomen). Zira dediğim gibi e görelikleri olmayan bir çorbacı. Yerine lafazanlık yapacaktır, lafazanlık içinde kendisi ile de çelişecektir , örneğin aşama diyecektir, sanki aşama kaydetmek için gerekler yokmuş gibi ve birde istenir diyecektir. İstenen ne, neden istenir, gerekli midir? Yani, ortada bir gereklilik yok, vahy var kendisine göre, ve kendiside vahy ediyor, aşama gökten zemnbille iniyor, ve gerekler de yok, her şey vahyedildiği gibi
Yani mesela kan kanseri teşhisi için kan gerekmez bu herşeyi ben bilirime :)

Bir seyin ihtiyac olmasi ile onun bir ilke olarak gerekircilik olarak algilanmasi farkli seylerdir.

Bilim bir bulus bir deney bir gozlem yaparken elinde olanlari kullanmaz mi?

Eger siz bu elde olanlarin "gerekircilik" seklinde bir algiya tasiyorsaniz, bunun felsefedeki gerekircilik ile bir ilgisi yoktur.

Ya da ihtiyac ile gerekir olmak ayni sey degildir.

O yuzden sen algilayamayan yapinla firkin farkinda olmayan yapin ile ancak kendince eglence yaratirsin.

Zaten bilgi ve dusunce ile bas edemeyenlerin yaptigi da budur.

Su beni kendi agzin ile konusturmaya harcadigin zamani ve beynini, kendin icin harcasan; inan farkindalik ve bilinc te farkli yerlere gelirsin.

evrensel-insan
21-11-2014, 14:00
Evet, evrensel simdi cevap verir misin nihayet konuya iliskin, kan olmadan, kan testi yapabilir misin? Yapamaz misin? Burada kan bir gereklilik midir? Degil midir?

Insan oglu kan testini tabiki kansiz yapamaz. Bu zaten testin ihtiyacidir.

Gerekircilik felsefi olarak ise budur.

Doğa'daki her olayın, dolayısıyla insanın tüm faaliyet ve davranışlarının kendi iradesi dışında seyreden bazı faktörlere tabi olduğunu ileri süren teori, gerekircilik

Senin sorun ile bu tanimin bagi nedir?, nerde bu tanima gore gerekircilik yani determinism?

Asama-sonuc olayi degil irdeledigimiz,bu kisim senin oznel gorusun.
Oyle irdelesek taaaa o insanin hastalik oykusune gideriz, nedenlerini de inceleriz vs.ayri bir konu.

Bense, acmis oldugun konuya dair (bilimin kurallari) nesnel bir soru sormaktayim.

Kan olmadan, kan testi yapabilir misin, bilime iliskin?[/QUOTE]

Bak nedensellikte burda.

Nedensellik, genel olarak nedensellik ilkesi olarak bilinen ve olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her şeyin bir nedeni olması ya da her şeyin bir nedene bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçları yaratacağı, aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceği iddiasını içeren felsefe terimi.

Neva
21-11-2014, 14:46
Insan oglu kan testini tabiki kansiz yapamaz. Bu zaten testin ihtiyacidir.

Gerekircilik felsefi olarak ise budur.

Doğa'daki her olayın, dolayısıyla insanın tüm faaliyet ve davranışlarının kendi iradesi dışında seyreden bazı faktörlere tabi olduğunu ileri süren teori, gerekircilik

Senin sorun ile bu tanimin bagi nedir?, nerde bu tanima gore gerekircilik yani determinism?



Daha ustteki mesajlarinda,


Sonucta gerekircilik ve nedensellik klasik fizikte sonuca gitme Adina bazi on yargilari ve varsayimlari iceriyor.



deyisin.

Ben ve baskalari, sana son gunlerde kezlerce ne dedik?
Bilim senin, kaygi ve tabularini, onyargi vs. ufurmelerini kazimaz. Bilimin bu konuda bir tabusu, kaygisi olmaz.

Yani kan testi yapabilmek icin, kan bir gerekliliktir.
Kan kaybi devam eden insani hayatta tutabilmek icin, kan bir gerekliliktir.
Koluna kafana gore kan grubu takmaman icin, kan bir gerekliliktir, kan grubu belirleme adina.

evrensel-insan
21-11-2014, 15:17
Daha ustteki mesajlarinda,

Ben sana sordum sen "mesajlarinda" diyorsun.



deyisin.

Ben ve baskalari, sana son gunlerde kezlerce ne dedik?
Bilim senin, kaygi ve tabularini, onyargi vs. ufurmelerini kazimaz. Bilimin bu konuda bir tabusu, kaygisi olmaz.

Yani kan testi yapabilmek icin, kan bir gerekliliktir.
Kan kaybi devam eden insani hayatta tutabilmek icin, kan bir gerekliliktir.
Koluna kafana gore kan grubu takmaman icin, kan bir gerekliliktir, kan grubu belirleme adina.

Burada konu ufurukluk degildir. Sadece gale almamaklik alisilagelmisliktir.

Yani "bu hep boyle oldu, simdi de mutlaka boyledir" algisidir. Bu da bir onyargidir.

Ayni onyargiya quantumcular dusmedigi icin dalga boyunu farkli degerlendirdi ve klasik bilimin ulasamadigi sonuclara ulasti.

Bugun klasik bilimin onyargisini insanoglu devam ettirseydi, quantumun o bize sundugu teknikten yararlanamayacaktik.

Iste nedensellik aramak ve gerekirci kilmak bu sekilde bir on yargidir.

Boyle bir onyargi ile yanasirsan da alacagin farkli gozlemi ya da deneyden cikan farkli sonucu gormez ya da algilamazsin.

Soyle bakalim dunya neden donuyor, su neden akiyor,donuyor, kayniyor?

Sen bunlara bilimsel yanitlar verebilecegini mi saniyorsun?

Bilimsel olarak nasil sorusuna yanit verirsin, ama yukaridaki sorulara yanitin felsefi olur ve sadece seni baglar. Ben de versem sadece beni baglar.

Ayrica "dunya neden donuyor" sorusunu sormak ve dunyanin donusunde bir nedensellik ve gerekircilik aramak. Dunyayi ozne yapmaktir. Yani dunyaya bir niyet, amac, gaye v.s. yuklemektir.

Varmi dunyanin, suyun bildigin boyle bir amaci, niyeti ki sana nedeninin aciklasin!

evrensel-insan
21-11-2014, 15:36
Mesela Einstein, Newton'un yasalarini kanitlayayim darken, izafiyet teorisini buldu. Bunu Newton'a uyarlamaya calisirken, quantum direndi. Daha sonar da Kabul etmek zorunda kaldi. Bilimsel olmak budur iste. Onyargili olmamak ya da gecmise bagimli kalmamak.

Ayni sekilde nedensellik temelli determinizme karsi cikanlar, quantudan cikarak tanriya ulastilar, neden? Cunku onlar hep tanriyi ariyorlar. Bu da onlarin on yargisi.

Halbuki belirsizlik ilkesi ile birlikte bilim yanlislanabilirligi, ontolojik taban yerine epistemolojiyi gercek yerine olguyu bilimde ispat yerine bilimi gelistirmeyi v.s. bir suru koldan bilimdeki onyargiyi yikti.

Relativitenin realiteden daha bilimsel oldugunu algiladi.

Iste bilimin felsefeden farki da burdadir. Inanc ya da ideoloji icermez. Tabi ki her bilimsel degisim ve gelisimi kendi eski ideoloji felsefe ve inanci ile carpitanlar her zaman olacaktir.

Bugun fizikte bile artik yabanci dilde bes duyu ile algilanan olarak madde kavramini bulamazsin, hep fenomen gecer. Neden, cunku madde ontolojik bir tozdur.

Bugun bilim soyutlamanin da farkinda ve zihni bilime tasiyor, daha once bilisselligi ve bilinci bilime tasidi.

Iste o yuzden bilimde biase olmak yoktur. Ya da olmamasi gerekir. Cunku hic bir sey ne kesindir ne de mutlaktir ne de bir sey herseydir, ne bir sey tektir ne de ilktir.

Cunku bunlar akilciligin gozlemsiz inanclaridir.

spartacus
21-11-2014, 17:47
Bir seyin ihtiyac olmasi ile onun bir ilke olarak gerekircilik olarak algilanmasi farkli seylerdir.

Bilim bir bulus bir deney bir gozlem yaparken elinde olanlari kullanmaz mi?

Eger siz bu elde olanlarin "gerekircilik" seklinde bir algiya tasiyorsaniz, bunun felsefedeki gerekircilik ile bir ilgisi yoktur.

Ya da ihtiyac ile gerekir olmak ayni sey degildir.

O yuzden sen algilayamayan yapinla firkin farkinda olmayan yapin ile ancak kendince eglence yaratirsin.

Zaten bilgi ve dusunce ile bas edemeyenlerin yaptigi da budur.

Su beni kendi agzin ile konusturmaya harcadigin zamani ve beynini, kendin icin harcasan; inan farkindalik ve bilinc te farkli yerlere gelirsin.

İşte bunları bana yazacağına kendin kavrasanda, alakasız şeylere, alakasızca mimlediğin kelimeleri sokuşturup, kirlilik yaratmasan. Bilimde nedensellik ayrı bir şey, gerekircilik üzerine felsefe ayrı, ama sen çıkıp BİLİMDE NEDENSELLİK YOKTUR diyen birisin! Sıkışınca da gerekircilik şudur, dir, dur, tir tur. Yıllardır sana ne anlatıyoruz? E görelik evrensel-insan e görelik, e göreliksizliğinden her halta mimlediğin kelimeleri olur-olmaz tıkıştırıpğ, bir dolu kirli mesajdan sonra zora gelince iyide bu başka, şu başka diyorsun, seni ilk uyaranlarda zaten sana bunu diyor, olur olmadık, alakasızlığı bırak diyor! İdeolojik kaygıalr ile ne bilim, ne de felsefe olmaz evrensel-insan, yapman beni bağlamıyor, bizi rahatsız eden forumumuzda yarattığın kirlilik...

Bir daha yazayım, her konuda sana bunları yazıyorum, E GÖRELİK! E göreliğin ne olduğunu artık kavra ki saçmalamaktan kurtul.

Bilimde nedensellik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nedensellik#Bilimde_nedensellik)yoktur diyen sen, nedensellik ilkesine dayalı üretilen teoriler, felsefeleri esas alıp, örneğin gerekircilik, nedensellik ilkesini gidip bu ilke üzerine yapılmış teorilere eşitliyor=indirgiyorsun. Bir dolu kirli lafazxanlıktan sonra yarattığın kiri temizlemek bize kalıyor, temizlerken de daha başından seni uyardığımız şeyleri bize böyl sayıklıyorsun(ki çoğunlukla yapmadığın bir şey) Bir seyin ihtiyac olmasi ile onun bir ilke olarak gerekircilik olarak algilanmasi farkli seylerdir

Anladın mı kendi söylediğini, bir şeyin nedenlerine yönelmek, nedenleri üzerinde ya da nedenleri(kaynak bakımından) bilmek isteği, çabası ile GEREKİRCİLİK farklı şey.

GEREKİRCİLİK ilke değil evrensel-insan, felsefik bir yaklaşım, ilkenin adı NEDENSELLİK ilkesi! Hani senin şu bilimde yoktur dediğin nedensellik! Anladın mı, üfürük neye deniyormuş.
E görelikleri önemse, benim başka diyeceğim yok, önemse ki kirlilikten kurtul. neyin neye göre olduğunu, neyin nere göre anlamı olduğunu kavra, ayırdımına, farkın, farkının, farkındalığına eriş artık...

Bilimde nedensellik ilkesi üzerine yapılan tartışmaların bir çoğuda henüz asılsız ve fasılsızdır, zira quantum teorisinde bile bilim, NEDEN arıyor, bir çok noktası karanlıkta, hala ve asıl sorun gözlem sorunu, bu aşılmış değil. kaldı ki yine mikro parça düzeyinin, makro ölçekteki fizik yasalarını yabana atmadığı, dışlamadığı, henüz yeterli bilginin mkro düzeyde elde edilemediği gibi bir dolu tespitler, analizler var... Yani yine e görelik önemli burada, karıştırılırsa hayli lafazan ve lafazanlıklar ürüyor, çaplı, çapsız üstelik kimileri bilimin B sinden bihaber, herkes bilim adına ahkam kesiyor...

Her şeye nedensellik boca edilmiyor, edilmemesi, nedenselliğin bilimde olmadığı anlamına gelmiyor, yine yerine göre ne var? E GÖRELİK, ayrımalrın, farkın, farkında olmak gerekiyor değil mi?

evrensel-insan
21-11-2014, 19:31
İşte bunları bana yazacağına kendin kavrasanda, alakasız şeylere, alakasızca mimlediğin kelimeleri sokuşturup, kirlilik yaratmasan. Bilimde nedensellik ayrı bir şey, gerekircilik üzerine felsefe ayrı, ama sen çıkıp BİLİMDE NEDENSELLİK YOKTUR diyen birisin! Sıkışınca da gerekircilik şudur, dir, dur, tir tur. Yıllardır sana ne anlatıyoruz? E görelik evrensel-insan e görelik, e göreliksizliğinden her halta mimlediğin kelimeleri olur-olmaz tıkıştırıpğ, bir dolu kirli mesajdan sonra zora gelince iyide bu başka, şu başka diyorsun, seni ilk uyaranlarda zaten sana bunu diyor, olur olmadık, alakasızlığı bırak diyor! İdeolojik kaygıalr ile ne bilim, ne de felsefe olmaz evrensel-insan, yapman beni bağlamıyor, bizi rahatsız eden forumumuzda yarattığın kirlilik...

Nedensellik felsefenin bir kavramidir, bilimin bir kavrami oldugunu ortaya koy.

Kendi verdigin linkte bile acikliyor.

Nedensellik, genel olarak nedensellik ilkesi olarak bilinen ve olay ve olguların birbirine belirli bir şekilde bağlı olması, her şeyin bir nedeni olması ya da her şeyin bir nedene bağlanarak açıklanabilir olması ya da belli nedenlerin belirli sonuçları yaratacağı, aynı nedenlerin aynı koşullarda aynı sonuçları vereceği iddiasını içeren felsefe terimi.

E gorelik evrensel-insan'a gorelik degil; insanogluna gorelik. Daha bunu bile algilayamamissin.

Gerekircilik de, nedensel niteligi ile birlikte kullanilir. Yani casual determinism.

Tabi ki ideolojik kaygilar ile bilim olmaz, senin materyalizmin gibi.



Bir daha yazayım, her konuda sana bunları yazıyorum, E GÖRELİK! E göreliğin ne olduğunu artık kavra ki saçmalamaktan kurtul.

E gorelik insanogluna goredir, seninki de maddeye goredir. Aradaki fark bu.

Bilimde nedensellik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nedensellik#Bilimde_nedensellik)yoktur diyen sen, nedensellik ilkesine dayalı üretilen teoriler, felsefeleri esas alıp, örneğin gerekircilik, nedensellik ilkesini gidip bu ilke üzerine yapılmış teorilere eşitliyor=indirgiyorsun. Bir dolu kirli lafazxanlıktan sonra yarattığın kiri temizlemek bize kalıyor, temizlerken de daha başından seni uyardığımız şeyleri bize böyl sayıklıyorsun(ki çoğunlukla yapmadığın bir şey) Bir seyin ihtiyac olmasi ile onun bir ilke olarak gerekircilik olarak algilanmasi farkli seylerdir

Nedensellik bilimin yontem olarak dayandigibir kavram degildir. Benim dedigim bu. Olmamassi da olmasi gerekendir. Bilim nasil sorusunu yanitlar.

Simdi sana sorayim, dunya neden donuyor?

Hadi bu soruya bilimsel bir yanit ver. Dunyanin neden dondugunu gerekirlik ve nedensellik olarak felsefi degil; bilimsel acikla.

Anladın mı kendi söylediğini, bir şeyin nedenlerine yönelmek, nedenleri üzerinde ya da nedenleri(kaynak bakımından) bilmek isteği, çabası ile GEREKİRCİLİK farklı şey.

Ben ayni sey mi dedim, sadece felsefi olarak gerekirciligin niteligi nedensel.

Aslinda bu konulari o kadar acikladim ki, zahmet edip okursan ne dendigini algilar ya da yanlis algilarsin.

GEREKİRCİLİK ilke değil evrensel-insan, felsefik bir yaklaşım, ilkenin adı NEDENSELLİK ilkesi! Hani senin şu bilimde yoktur dediğin nedensellik! Anladın mı, üfürük neye deniyormuş.[/quote]

Iste o yuzden gerekirciligin niteligi nedensel. Ha sunu bileydin!

E görelikleri önemse, benim başka diyeceğim yok, önemse ki kirlilikten kurtul. neyin neye göre olduğunu, neyin nere göre anlamı olduğunu kavra, ayırdımına, farkın, farkının, farkındalığına eriş artık...

Bilimde nedensellik ilkesi üzerine yapılan tartışmaların bir çoğuda henüz asılsız ve fasılsızdır, zira quantum teorisinde bile bilim, NEDEN arıyor, bir çok noktası karanlıkta, hala ve asıl sorun gözlem sorunu, bu aşılmış değil. kaldı ki yine mikro parça düzeyinin, makro ölçekteki fizik yasalarını yabana atmadığı, dışlamadığı, henüz yeterli bilginin mkro düzeyde elde edilemediği gibi bir dolu tespitler, analizler var... Yani yine e görelik önemli burada, karıştırılırsa hayli lafazan ve lafazanlıklar ürüyor, çaplı, çapsız üstelik kimileri bilimin B sinden bihaber, herkes bilim adına ahkam kesiyor...

Her şeye nedensellik boca edilmiyor, edilmemesi, nedenselliğin bilimde olmadığı anlamına gelmiyor, yine yerine göre ne var? E GÖRELİK, ayrımalrın, farkın, farkında olmak gerekiyor değil mi?

Bilim nedenden degil, nasildan yola cikar. Bunu da detayli acikladim.

Dedim ya okumadan yanitlar yaziyorsun.

Ondan sonra da belirsizlikte neyin nedenini ariyorsun? Ya da gerekirligini.

Buradaki tehlike "akilda takinti olarak bel baglama" tehlikesidir. Cunku neden ile ilgili sorular, sadece felsefi yanit alirlar. Ustelik bilimi de carpitirlar.

Su neden kaynamaz, nasil kaynar. Dunya neden donmez, nasil doner.

Neden sorusunda daha once de acikladigim gibi, bir niyet amac gaye v.s. vardir.

Nasil sorusunda ise yontemsel bir aciklama vardir. Bilimde zaten yonteme dayanir.

Bana fizikte bir neden sorusu sor ve yanitini nedensellik ile acikla.

Ayni soruyu nasil ile sor, gor bak farki nedir?

spartacus
21-11-2014, 21:46
Yahu bilimde nedensellik yoktur demedin mi?

Ben sana nedensellik nedir diye mi geldim? felsefe ile bilim arasına Çin seddi ören de sensin.
Sen GEREKİRCİLİĞİ ilke etmeye kalktın, ilke olan nedenselliktir, gerekircilik nedenselliğe bağlı felsefik bir görüş. Ne zor insansın yahu, her yanı kirletiyorsun, temizlemeye çalıoyurz, ona da 2 fazla daha kir çıkartıyorsun... ! Şimdi gerekirciliğin ayrı, nedenselliğin ayrı şeyler olduğunu anlayabiliyor musun bu önemli.

Verilen linki okumaktan acizsin, felsefe-bilim ayrı dünyalara ait değiller, felsefe bilime göre görüş-yorum getirebilir, bilim de felsefenin sorularına yanıt arar.. Sandığın gibi felsefe senin algıladığın biçimle masa başına oturmuş kapasitesizlerin edebiyat parçalaması değil, BİLMEK isteğiyle, NASILLARI, NEDENLERİ öğrenmek ve bu temelde edinimlerle yollu, yöntemli, dünay görüşlü, bakıç açılı vs bir disiplin olarak işler. Nasıl ve nedenleri öğrenme konusunda ise bilim kaçınılmazdır... neyse vaktime yazık..

İlk Çağlardan 20. yüzyıl başlarına kadar gelişerek ve derinleşerek gelmiş olan bilim düşüncesinde ve bilim teorisinde geçerli olan nedensellik anlayışı ya da nedensellik kavramının kavranılışı, ünlü bilim insanı Albert Einstein'ın popüler sözü "Tanrı zar atmaz" değişinde ifadesini bulur. Her şeyin birbirine bağıntılılığı, her gelişmenin ya da sonucun bir önceki olayın ya da etkinin ürünü olduğu düşüncesi, geriye doğru gidildikçe sonsuz bir neden-sonuç ilişkisinin var olduğu düşüncesi bu bağlamda değerlendirilir. Bu düşünceye göre bilimin temel sorusu, Neden? sorusudur.

evrensel-insan
21-11-2014, 22:06
Yahu bilimde nedensellik yoktur demedin mi?

Ben sana nedensellik nedir diye mi geldim? felsefe ile bilim arasına Çin seddi ören de sensin.
Sen GEREKİRCİLİĞİ ilke etmeye kalktın, ilke olan nedenselliktir, gerekircilik nedenselliğe bağlı felsefik bir görüş. Ne zor insansın yahu, her yanı kirletiyorsun, temizlemeye çalıoyurz, ona da 2 fazla daha kir çıkartıyorsun... ! Şimdi gerekirciliğin ayrı, nedenselliğin ayrı şeyler olduğunu anlayabiliyor musun bu önemli.

Anlasilmasaydi farkli olarak aciklanmazdi. Ayrica iliskisi de aciklandi.

Verilen linki okumaktan acizsin, felsefe-bilim ayrı dünyalara ait değiller, felsefe bilime göre görüş-yorum getirebilir, bilim de felsefenin sorularına yanıt arar.. Sandığın gibi felsefe senin algıladığın biçimle masa başına oturmuş kapasitesizlerin edebiyat parçalaması değil, BİLMEK isteğiyle, NASILLARI, NEDENLERİ öğrenmek ve bu temelde edinimlerle yollu, yöntemli, dünay görüşlü, bakıç açılı vs bir disiplin olarak işler. Nasıl ve nedenleri öğrenme konusunda ise bilim kaçınılmazdır... neyse vaktime yazık..

Kendi yaptiklarini baskasina yukleyen spartacus

İlk Çağlardan 20. yüzyıl başlarına kadar gelişerek ve derinleşerek gelmiş olan bilim düşüncesinde ve bilim teorisinde geçerli olan nedensellik anlayışı ya da nedensellik kavramının kavranılışı, ünlü bilim insanı Albert Einstein'ın popüler sözü "Tanrı zar atmaz" değişinde ifadesini bulur. Her şeyin birbirine bağıntılılığı, her gelişmenin ya da sonucun bir önceki olayın ya da etkinin ürünü olduğu düşüncesi, geriye doğru gidildikçe sonsuz bir neden-sonuç ilişkisinin var olduğu düşüncesi bu bağlamda değerlendirilir. Bu düşünceye göre bilimin temel sorusu, Neden? sorusudur.[/QUOTE]

Anlamama inadina devam eden spartacus

Not- Yanitlar renklendirilmistir.

spartacus
21-11-2014, 22:45
Bırak dağıtmayı, gerekircilik ile nedenselliğin AYRI şeyler olduğunu kavradın mı kavramadın mı? Mesele bu!

Neden, nedensel, yani nedene, sebebe dönük, böyle bakmak gerekir, sen gidip gerekircilik akımını, nedenselliğe boca ettin. Bende senin bariz yanlışlarına bir uyarı daha yaptım. Sen bunun farkında mısın değil misin? Yoksa hala gerekrcilik lafzıyla, kirlilik yaratmaya mı meyillisin.

Gerek ve gereklilik ile neden ve nedensellik farklı kavramlar, gerekircilik zaten nedenselliği esas alarak ortaya atılmış, eleştiriye açık, gereklilik ile sebebin farkıyla açıkca eleştirilebilecek bir görüş. yani neymiş senin indirgemelerin cehalet timsaliymiş. Birde bilim deyip duruyorsun, kısaca sen kim, felsefe, bilim kim. 6 yıllık pratikten ve her şeyi ben bilirim ben her şeyi yanlış bilirim ısrarınla, kirliliğinden süzülen bir analiz. E benim payıma da ifade etmek düştü. Neyse, uamrım bir kez olsun bir konuda yaptığın kiri sana rağmen düzeltebildik...

tavsiyem(yılalrdır tavsiye ettim) genellemeler yaparken, neyi, neye göreliği önemsemeniz, belki 6 yılda ürettiğiniz kirden, 6 ayda arınma şansı doğar..

Gerekircilikmiş!!!

evrensel-insan
21-11-2014, 23:11
Metaphysics

Concepts

Abstract object · Anima mundi · Being · Category of being · Causality · Choice · Cogito ergo sum · Concept · Embodied cognition · Entity · Essence · Existence · Experience · Hypostatic abstraction · Idea · Identity · Identity and change · Information · Insight · Intelligence · Intention · Linguistic modality · Matter · Meaning · Memetics · Mental representation · Mind · Motion · Necessity · Notion · Object · Pattern · Perception · Physical body · Principle · Property · Qualia · Quality · Reality · Soul · Subject · Substantial form · Thought · Time · Truth · Type–token distinction · Universal · Unobservable · Value ·

http://en.wikipedia.org/wiki/Causality



Determinism

Types

Biological · Cultural · Economic · Environmental · Genetic · Geographic · Historical ·
Linguistic · Parametric · Psychological · Social · Technological · Theological-

Related topics

Illusionism · Destiny · Deterministic system · Fatalism · Compatibilism and incompatibilism · Hard determinism · Indeterminism · Predeterminism · Necessitarianism · Uncertainty principle · Libertarianism (metaphysics)

Belirlenimsizlik, herhangi bir kurala göre değil de rastgele veya özgür olarak ilerleme durumudur. Belirlenimsiz bir sistemde bir sonraki durumun ne olacağı önceden tam olarak kestirilemez. Öte yandan, hangi durumlardan birinin olacağı bilinebilir.

Determinizm, belirlenircilik, gerekircilik veya belirlenimlilik evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir.

Günlük hayatta aldığımız kararlar, düşüncelerimiz, eylemlerimiz , ahlaki tercihlerimiz belirlenmiş ve kesin kurallar içerisindedir. Özgür irade yanılsamadır. Bize özgü sandığımız hareketlerimiz sadece bilimsel yasaların işleyişidir. İnsanın iradesi nedenler zinciri ile gelişen bir durumdur ve bu durumda insanın etkisi yoktur. Sadece nedenler ve sonuçlar vardır. Bu sebepten nedensellik ilkesi determinizmin temel taşıdır. Evrende bir düzen vardır ve nedenler-sonuçlar bu düzen içerisinde işler

Simdi bana bilimin bilimsel olarak nasil bir determinism kaderciligi bunyesinde calistigini acikla.

evrensel-insan
21-11-2014, 23:16
Bırak dağıtmayı, gerekircilik ile nedenselliğin AYRI şeyler olduğunu kavradın mı kavramadın mı? Mesele bu!

Farkini ortaya koyan benim. Hem de bir kac kere, bagini da ortaya koyan benim

Neden, nedensel, yani nedene, sebebe dönük, böyle bakmak gerekir, sen gidip gerekircilik akımını, nedenselliğe boca ettin. Bende senin bariz yanlışlarına bir uyarı daha yaptım. Sen bunun farkında mısın değil misin? Yoksa hala gerekrcilik lafzıyla, kirlilik yaratmaya mı meyillisin.

Yanlis algilamada israrci spartacus

Gerek ve gereklilik ile neden ve nedensellik farklı kavramlar, gerekircilik zaten nedenselliği esas alarak ortaya atılmış, eleştiriye açık, gereklilik ile sebebin farkıyla açıkca eleştirilebilecek bir görüş. yani neymiş senin indirgemelerin cehalet timsaliymiş. Birde bilim deyip duruyorsun, kısaca sen kim, felsefe, bilim kim. 6 yıllık pratikten ve her şeyi ben bilirim ben her şeyi yanlış bilirim ısrarınla, kirliliğinden süzülen bir analiz. E benim payıma da ifade etmek düştü. Neyse, uamrım bir kez olsun bir konuda yaptığın kiri sana rağmen düzeltebildik...

tavsiyem(yılalrdır tavsiye ettim) genellemeler yaparken, neyi, neye göreliği önemsemeniz, belki 6 yılda ürettiğiniz kirden, 6 ayda arınma şansı doğar..

Gerekircilikmiş!!!

Kendi celiskisini goremeyip, bunu bana yuklemeye calisan spartacus

Kendi kirlerini baskalarina yukluyen spartacus



Not-yanitlar renklendirilmistir.

spartacus
21-11-2014, 23:23
Ben bu başlıkta bilimin kanunlarını işlediğini sanmış ve tıklamıştım ilk mesajında.

fakat gördüğüm bilimin kanunları değil, bilimsel deney yapan şeyin kim olduğu ile ilgili.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.

Fakat gel gör ki, ihtiyar;

sen hemen her şeyde bu "insan türü ve bir'i"nden bahsediyorsun.
Yaklaşımın "kim" üzerine yoğunlaşıyor.
Kimi zaten biliyoruz.
Ortaya koyanın uzaylı yada Alis harikalar dünyasındaki beyaz tavşan olmadığını da. Bu zaten tartışma konusu değil ki.

Bilimde nasılı konuşalım.
Kanunlar nasıl işliyor ve hatta felsefi boyutta neden işliyor da olabilir.

Ayrıca özelden yazdığım mesajda, "insan bilimsel kanunları bilemez" demedim.

Belirlemez dedim.
Bu işleyiş yada oyun devam ediyor.
Biz sadece tanıklarıyız.
Aynen, yani ne diyeyim, bizlerde çok defalar güzelce yazdık, ama dönüşler hep kindar birisinin düşmanını alt etmesi edasıyla oldu, olmaya da devame diyo. yani ortada siz benim keyfimin kahyası mısınız tavrı var, konularla, işledikleri bir türlü uyuşmuyor, bunu bir türlü biz başaramadık. Konusuyla yazsın da ve yeterki kendi yaptığı indirgemelerle sağa sola çamur atmasın, kirli bir forum, yalan yanlış bilgileri her yana boca eden bir kirliliğe maruz kalmayalım, ön ayakta olmayalım, başka kaygımız yok.

Bu deneyleri yapan insandır.
Doğaya bakar ve gözlemleyerek, deneyleyerek gördüğünü ifade eder.
Biz buna karşı çıkmıyoruz.
Kendi adıma şahsen.
Kimse karşı çıkmıyor, bu bildiğimiz bir şey, lakin bilgi de bunu bilmekle elde edilmiyor, o nedenle konuları, başlıklar, üst başlıklar, alt başlıklar, neye görelikler, neye dairlikler, neyin esasıyla söylenmişlikler bir dolu alan vs var, yani hiç birisine göreyi, diğerine göre indirgememek ve boca etmemek gerekir, muhatabımızın birde böyle bir hatalı durumu var, olumsuz sonuçlar veriyor, teşhis koymakda bizleri istemediğimiz noktalara, seviyelere götürüyor, çünkü teşhisin dayanakları açıkca sunulduğu halde muhatap iflah olmaz biçimde tedaviye yanıt vermiyor... başka ne denebilir, hal durum bu..

Örneğin materyalizmde insan gökten zembille bir şey edinmiyor. Bilgi namına materyalizmde gözleme ve algıya, hatta tecrübe, pratik ve deneye(sınanma) dayalı olmak esastır. Bunda sayfalar dolusu, konular dolusu her alakasız başlıkta çamur atayım, ideolojik olarak deşarj olayım, kelime oyunlarıyla çarpıtayım yönlü kirliliğin, yalan, yanlış bilgilendirmelerin bize kattığı, katabildiği ne? Harun Yahyavari kin-nefret kusmak dışında, ölçütü ideolojik tarafgirliği olan ve bunu da açıkca gizleyemeyen ifadelerle, saçmalaması dışında edindiğimz ne? Biz saçmalanmasına da karşı değiliz, herkes saçmalama hakkını kullanabilir, ama yeterki kendi adına saçmalasın, kirlilik üretmesin, kirlilik ve yalan-yanlış bilgilendirme, konuların içini boşaltma, dejenere, çarpıtma ya da konuları sürekli tek bir ilaha(insanoğlu) kilitleme gibi tutumlar, forum ve yararlanmak, konular ve işlevsellik açısından bizi kaygılandırıyor... Zemberekten boşanmışçasına başlık açıyor yahu! her şeyi ben bilirim kafasıyla, bir konuda ele alınan konuda sıkıştı mı gidip forumu kendi Ben2inin vahiy alanı gibi hemen başlıklar açıp, genelleyip, dir, dur, tir, tur yapıp bakın ben bilirime dönüyor, yazdığı başlıkalra yazılamıyor bile çünkü baştan keyfiyetle her şeyi genellemiş, oraya buraya tıkıştırmış oluyor. Şu şudur, o budur demiş bir kere aksi bile olsa adam doğduğunuza pişman ediyor, link değil kitaplar dolusu aksi olduğuna dair kaynakta getirseniz, adamın tek ölçütü, kriteri kendi belirlediği klişe ve sınıflandırmalar, yani adam öznel idealist, e görelikleri iradesinden de bağımsız gözleme, algıya yada 3.şahıslarca da değişmeyecek referanslara değil, kendi zihnine, keyfine göre belirliyor ve sizin de üzerinize, üzerine, birde sizin nasıl düşündüğünüzü bile kendisi belirleyerek atıp tutuyor. yani demek istiyor ki; bir ben ve benim yüce ben'im var, gerisi benim kategorize ettiklerimdir, onların ne düşündüğü önemli değil, benim onlar adına ne düşündüklerini belirlemem önemlidir kafasını yaşayan bir muhatap var :) benden başkası olmasa da olur zira kimin ne düşündüğü ya da neye göre düşündüğü, görüşlerini ancak ben belirlerim onlar aksini iddia etse bile, benim belirlediğim gibidir kafası..... bir türlü frenlenemiyor... :) Bu tür başlıklar hastalıktan mütevellit zemberekten boşanırcasına açılıp, keyfi genellemelere indirgenmiş, eleştiriye, gözleme, algıya, tartışmaya da kapalı sunulmuş, başlıkla konusunun alakasız olduğu türden başlıklar, mesela yine bilişsel bilim diye başlık açıp, yani adam sadece insan tanrısını tebliğ ediyor, vahyediyor, halbu ki 8 yaşında çocuğun bildiği basit bilgidir insanın ifade ettiği bilgisi.. :)

Buyrun bu tür şeyleri o kadar çok ki, ciddiye alıp gerçekten kibarca yazsam diyorum, hem doğduğumuza pişman edecek, gereksiz gerzek sorularla boğacak, hem de alakasızlığı kabul etmeyecek, yani her daim ben haklıyım, yalnız ben bilirim dürtüsüyle yaklaşan birisine hataları nasıl gösterilebilir. Tam bir cahil dalaşı sergiliyor, ister istemez muhatap olduğunuz için sizide o seviyelere çekiyor, sonrada bundan şikayet ediyor. Siz ne söylerseniz söyleyin o bunu ciddiye almıyor, siz elmadan bahsedin 10 yazı boyunca bakın konu elma deyin fark etmiyor, adam 11. kez bile size ayva dediğinizi idda edecek düzeyde edebiyat yapıyor, yapamazsa kelin nesi, nesinin fesinin algısının nesi gibi asbuk subuk bir sürü soru bombardımanı yapıyor(ezmek düşüncesiyle, böylelikle üste çıkmak refleksiyle), çıldırtıyor yani...
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=529775#post529751
Bu da Copy&paste linki;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Bili%C5%9Fsel_bilim
Yani Zihnin Bilimi deyip Bilişsel Bilimi sunuyor, böylelikle ideolojik, hasta tutumuyla deşarj oluyor. yani zihin ve zekanın işleyişini ele almaklığı, zihnin bilimi olarak lanse ediyor... Aynı şey mi? Neden başlık Bilişsel Bilim değil peki?

Bu düzeyde ilkesiz, bilinçsiz, cahil bir muhatabın böyle başlık açması sorun değil, yalnız başlıkları açar açmaz, kendi oyun alanına çevirmesi, kapalılık ve baştan dir, tur, dir, dur diye genelelyip, ilgili-ilgisiz kategorilere tıkıştırması sonucu başlıkalr ele alınamaz hale geliyor ben cahilim, boş tenekeyim, sizden ne yaparsanız yapın benim kadar ses çıkmayacak baskınlığıda davranışalrıyla, verdiği cevaplarla, ciddiyetsiz, lakait, bilinçsiz üfürükleriyle resmen her konu halkın deyimiyle karı gibi dedikodu düzeyine iniyor, muhatapla başka düzeyi tuturmak nedense mümkün olmuyor, çünkü her şeyi ben bilirim, ben belirlerim kafasını yaşayan nevi şahsına münhasır, kadr-i mutlak bir muhatap var karşınızda, kendi çalar, kendi oynar size de en fazla figüranlık düşüyor...

Neyse umarım kaygı ve kirden duyduğumuz ve birde bilinçli ya da bilinçsizce insanları yanıltmak temelinde duyduğumuz kaygıları artık başlık, başlık, konu, konu anlatmaya ne vaktimiz yeter, ne de yerimiz. Başka bir şey demiyorum, bilimin kanunu diye bir başlıkta yapan insandır, eden insandırı tartışan bir kafa ile karşı karşıya olacaksınız, tüm diğerlerinde olduğu gibi, başlığa dair içerikte sorumluluk yok, bilgi vermek gayesi yok, propaganda düzeyini aşmayan klişelerin, başlıkalrın alet edilerek tekrar, tekrar tebliğ edilme gayesi var...

Burada yazıyorum benim kişisel görüşüm bu başlıklar ve konuların değeri bakımından tümümünde vakitli bir zaman da ya kire ya da Evrensel-Insan zihniyeti başlığına taşınması, böylelikle bir kez daha çaba sarfetmiş olalım... Ya da açılan başlıklara yazmamak, böylelikle dalga geçer gibi hem rezil-rüsva konumuna düşürülmemek, hemde başlıklar, üfürükten içerikleriyle hiç olmazsa prim yapmayı p gündemden düşerler, yani bırakınız kendi çalsın, kendi oynasın, oyun herkesin hakkı, yeterki başkalarına zarar, ziyan vermesin, haklarını ifade özgürlüklerini gasp etmesin. Kendisi başkaları adına onları alakasız klişelere, sınıflara keyfiyetle sokup dayatmasın(monolog)..

evrensel-insan
21-11-2014, 23:35
Aynen, yani ne diyeyim, bizlerde çok defalar güzelce yazdık, ama dönüşler hep kindar birisinin düşmanını alt etmesi edasıyla oldu, olmaya da devame diyo. yani ortada siz benim keyfimin kahyası mısınız tavrı var, konularla, işledikleri bir türlü uyuşmuyor, bunu bir türlü biz başaramadık. Konusuyla yazsın da ve yeterki kendi yaptığı indirgemelerle sağa sola çamur atmasın, kirli bir forum, yalan yanlış bilgileri her yana boca eden bir kirliliğe maruz kalmayalım, ön ayakta olmayalım, başka kaygımız yok.

Kimse karşı çıkmıyor, bu bildiğimiz bir şey, lakin bilgi de bunu bilmekle elde edilmiyor, o nedenle konuları, başlıklar, üst başlıklar, alt başlıklar, neye görelikler, neye dairlikler, neyin esasıyla söylenmişlikler bir dolu alan vs var, yani hiç birisine göreyi, diğerine göre indirgememek ve boca etmemek gerekir, muhatabımızın birde böyle bir hatalı durumu var, olumsuz sonuçlar veriyor, teşhis koymakda bizleri istemediğimiz noktalara, seviyelere götürüyor, çünkü teşhisin dayanakları açıkca sunulduğu halde muhatap iflah olmaz biçimde tedaviye yanıt vermiyor... başka ne denebilir, hal durum bu..

Örneğin materyalizmde insan gökten zembille bir şey edinmiyor. Bilgi namına materyalizmde gözleme ve algıya, hatta tecrübe, pratik ve deneye(sınanma) dayalı olmak esastır. Bunda sayfalar dolusu, konular dolusu her alakasız başlıkta çamur atayım, ideolojik olarak deşarj olayım, kelime oyunlarıyla çarpıtayım yönlü kirliliğin, yalan, yanlış bilgilendirmelerin bize kattığı, katabildiği ne? Harun Yahyavari kin-nefret kusmak dışında, ölçütü ideolojik tarafgirliği olan ve bunu da açıkca gizleyemeyen ifadelerle, saçmalaması dışında edindiğimz ne? Biz saçmalanmasına da karşı değiliz, herkes saçmalama hakkını kullanabilir, ama yeterki kendi adına saçmalasın, kirlilik üretmesin, kirlilik ve yalan-yanlış bilgilendirme, konuların içini boşaltma, dejenere, çarpıtma ya da konuları sürekli tek bir ilaha(insanoğlu) kilitleme gibi tutumlar, forum ve yararlanmak, konular ve işlevsellik açısından bizi kaygılandırıyor... Zemberekten boşanmışçasına başlık açıyor yahu! her şeyi ben bilirim kafasıyla, bir konuda ele alınan konuda sıkıştı mı gidip forumu kendi Ben2inin vahiy alanı gibi hemen başlıklar açıp, genelleyip, dir, dur, tir, tur yapıp bakın ben bilirime dönüyor, yazdığı başlıkalra yazılamıyor bile çünkü baştan keyfiyetle her şeyi genellemiş, oraya buraya tıkıştırmış oluyor. Şu şudur, o budur demiş bir kere aksi bile olsa adam doğduğunuza pişman ediyor, link değil kitaplar dolusu aksi olduğuna dair kaynakta getirseniz, adamın tek ölçütü, kriteri kendi belirlediği klişe ve sınıflandırmalar, yani adam öznel idealist, e görelikleri iradesinden de bağımsız gözleme, algıya yada 3.şahıslarca da değişmeyecek referanslara değil, kendi zihnine, keyfine göre belirliyor ve sizin de üzerinize, üzerine, birde sizin nasıl düşündüğünüzü bile kendisi belirleyerek atıp tutuyor. yani demek istiyor ki; bir ben ve benim yüce ben'im var, gerisi benim kategorize ettiklerimdir, onların ne düşündüğü önemli değil, benim onlar adına ne düşündüklerini belirlemem önemlidir kafasını yaşayan bir muhatap var :) benden başkası olmasa da olur zira kimin ne düşündüğü ya da neye göre düşündüğü, görüşlerini ancak ben belirlerim onlar aksini iddia etse bile, benim belirlediğim gibidir kafası..... bir türlü frenlenemiyor... :) Bu tür başlıklar hastalıktan mütevellit zemberekten boşanırcasına açılıp, keyfi genellemelere indirgenmiş, eleştiriye, gözleme, algıya, tartışmaya da kapalı sunulmuş, başlıkla konusunun alakasız olduğu türden başlıklar, mesela yine bilişsel bilim diye başlık açıp, yani adam sadece insan tanrısını tebliğ ediyor, vahyediyor, halbu ki 8 yaşında çocuğun bildiği basit bilgidir insanın ifade ettiği bilgisi.. :)

Buyrun bu tür şeyleri o kadar çok ki, ciddiye alıp gerçekten kibarca yazsam diyorum, hem doğduğumuza pişman edecek, gereksiz gerzek sorularla boğacak, hem de alakasızlığı kabul etmeyecek, yani her daim ben haklıyım, yalnız ben bilirim dürtüsüyle yaklaşan birisine hataları nasıl gösterilebilir. Tam bir cahil dalaşı sergiliyor, ister istemez muhatap olduğunuz için sizide o seviyelere çekiyor, sonrada bundan şikayet ediyor. Siz ne söylerseniz söyleyin o bunu ciddiye almıyor, siz elmadan bahsedin 10 yazı boyunca bakın konu elma deyin fark etmiyor, adam 11. kez bile size ayva dediğinizi idda edecek düzeyde edebiyat yapıyor, yapamazsa kelin nesi, nesinin fesinin algısının nesi gibi asbuk subuk bir sürü soru bombardımanı yapıyor(ezmek düşüncesiyle, böylelikle üste çıkmak refleksiyle), çıldırtıyor yani...
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=529775#post529751
Bakın başlığa, ZİHNİN BİLİMİ, içeriğe bakın işlediği konu link vermeden BİLİŞSEL BİLİM! Yani o başlığı atıp, içine de başka şeyi katarak sözde başka bir başlıkta köşeye sıkışmışlığıyla keyfiyetle başlık açıp, içeriği sorumsuzca dolduruyor, üstelik başlığa bakın Zihnin Bilimi! İçeriğe bakın alakasız, tam bir sefalet örneği... Adam her şeye bilim, her şeye felsefe dalı, bilim, felsefe üfürüp-türetebiliyor...
Bu da Copy&paste linki;
http://tr.wikipedia.org/wiki/Bili%C5%9Fsel_bilim

yani Zihnin Bilimi deyip Bilişsel Bilimi sunuyor, böylelikle ideolojik, hasta tutumuyla deşarj oluyor.
halbu ki bilişsel bilim ayrı bir şey, zihnin ise bilimi değil felsefesi var. Bilimi bile olsa bilişsel bilimin götürülüp oraya yamanacağı bir şey değil..

Buda Zihin Felsefesi :)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Zihin_felsefesi

Bu düzeyde ilkesiz, bilinçsiz, cahil bir muhatabın böyle başlık açması sorun değil, yalnız başlıkları açar açmaz, kendi oyun alanına çevirmesi, kapalılık ve baştan dir, tur, dir, dur diye genelelyip, ilgili-ilgisiz kategorilere tıkıştırması sonucu başlıkalr ele alınamaz hale geliyor ben cahilim, boş tenekeyim, sizden ne yaparsanız yapın benim kadar ses çıkmayacak baskınlığıda davranışalrıyla, verdiği cevaplarla, ciddiyetsiz, lakait, bilinçsiz üfürükleriyle resmen her konu halkın deyimiyle karı gibi dedikodu düzeyine iniyor, muhatapla başka düzeyi tuturmak nedense mümkün olmuyor, çünkü her şeyi ben bilirim, ben belirlerim kafasını yaşayan nevi şahsına münhasır, kadr-i mutlak bir muhatap var karşınızda, kendi çalar, kendi oynar size de en fazla figüranlık düşüyor...

Neyse umarım kaygı ve kirden duyduğumuz ve birde bilinçli ya da bilinçsizce insanları yanıltmak temelinde duyduğumuz kaygıları artık başlık, başlık, konu, konu anlatmaya ne vaktimiz yeter, ne de yerimiz. Başka bir şey demiyorum, bilimin kanunu diye bir başlıkta yapan insandır, eden insandırı tartışan bir kafa ile karşı karşıya olacaksınız, tüm diğerlerinde olduğu gibi, başlığa dair içerikte sorumluluk yok, bilgi vermek gayesi yok, propaganda düzeyini aşmayan klişelerin, başlıkalrın alet edilerek tekrar, tekrar tebliğ edilme gayesi var...

Burada yazıyorum benim kişisel görüşüm bu başlıklar ve konuların değeri bakımından tümümünde vakitli bir zaman da ya kire ya da Evrensel-Insan zihniyeti başlığına taşınması, böylelikle bir kez daha çaba sarfetmiş olalım... Ya da açılan başlıklara yazmamak, böylelikle dalga geçer gibi hem rezil-rüsva konumuna düşürülmemek, hemde başlıklar, üfürükten içerikleriyle hiç olmazsa prim yapmayı p gündemden düşerler, yani bırakınız kendi çalsın, kendi oynasın, oyun herkesin hakkı, yeterki başkalarına zarar, ziyan vermesin, haklarını ifade özgürlüklerini gasp etmesin. Kendisi başkaları adına onları alakasız klişelere, sınıflara keyfiyetle sokup dayatmasın(monolog)..

Yine determinizmin bilimdeki yerini yanitlayacagina kendine elestirecek bir mesaj bulmussun.

Inan ben olmazsam sen bu sitede yazi da yazamazsin.

Cunku tek yaptigin elestirmek.

Bak buraya alintiliyrum. Bana determinism kaderciliginin nasil ve ne sekilde bilimsel oldugunu acikla.

Determinism is deeply connected with our understanding of the physical sciences and their explanatory ambitions, on the one hand, and with our views about human free action on the other. In both of these general areas there is no agreement over whether determinism is true (or even whether it can be known true or false), and what the import for human agency would be in either case.

Determinizm, fiziksel bilimlerin ve onlarin aciklayici istemlerini bir yanda, ve insanoglunun serbest hareketini digger yanda anlamamiz ile derinden baglantilidir. Bu genel alanlarin her ikisinde de, determinizmin gercek olup olmadigi hakkinda (ya da bunun gercekligi ya da gercek olmadiginin bilinip bilinmedigi hakkinda) ve her iki durumda da insanoglu biriminince ne ima ettigi ile ilgili bir anlasma yoktur

http://plato.stanford.edu/entries/de...sal/#DetHumAct

spartacus
21-11-2014, 23:49
Yine determinizmin bilimdeki yerini yanitlayacagina kendine elestirecek bir mesaj bulmussun.

Inan ben olmazsam sen bu sitede yazi da yazamazsin.
Olma sen olma yeterki ben yazamayım.. Sen yokken gayet iyiydik, şimdi son konular üzerinde iflah olmaz bir hakmiyetin ve sorumsuz yarattığın kirlilik hakim, eksik ol demekle de eksik olmazsın. Boşver determiniz mi, bilimin kanunları ya da başlık açıp alakasız şeyleri tartışmayı, tartıştırmayı yani lak lak yapıp, yaptırmayı, rüştünü ispatlama gayretkeşliğini pek seviyorsun, lafazanlık, edebiyat... Sen başlık açma da tek biz hiç yazamayalım, lütfen açma, lütfen konularda işlenen konuları esas alarak yaz, saçma sapan ipsiz-sapsız, kaynaksız, benim keyfiyetimdir edasıyla dir, dur, tir, turlarını bırak, başkalarının ne düşündüğünü belirlemeye kalkma, eleştirmekten de kurtulalım. Yani sorunu sürekli yaşatıyorsan bzde sürekli dile getirmek durumunda kalıyoruz, madem öyle bir adım at! Kısaca görüşe, düşünceye görelikle atıyorum herhangi bir neseneye, kavrama görelik farklı şeyler, eğer taraf tayin ettiğin görüşleri eleştireceksen, kaynağın onların düşüncesi olmalı, senin onlar adına dir, dur, tir, tur demen, birde onları kökünden ret ettiği kategorilere dizmen hem cehalet hem ilkesizlik hem de saygınlığı olmayan bir davranış. Böyle başlıkların olmaz olsun...

evrensel-insan
22-11-2014, 00:03
Olma sen olma yeterki ben yazamayım.. Sen yokken gayet iyiydik, şimdi son konular üzerinde iflah olmaz bir hakmiyetin ve sorumsuz yarattığın kirlilik hakim, eksik ol demekle de eksik olmazsın. Boşver determiniz mi, bilimin kanunları ya da başlık açıp alakasız şeyleri tartışmayı, tartıştırmayı yani lak lak yapıp, yaptırmayı, rüştünü ispatlama gayretkeşliğini pek seviyorsun, lafazanlık, edebiyat... Sen başlık açma da tek biz hiç yazamayalım, lütfen açma, lütfen konularda işlenen konuları esas alarak yaz, saçma sapan ipsiz-sapsız, kaynaksız, benim keyfiyetimdir edasıyla dir, dur, tir, turlarını bırak, başkalarının ne düşündüğünü belirlemeye kalkma, eleştirmekten de kurtulalım. Yani sorunu sürekli yaşatıyorsan bzde sürekli dile getirmek durumunda kalıyoruz, madem öyle bir adım at! Kısaca görüşe, düşünceye görelikle atıyorum herhangi bir neseneye, kavrama görelik farklı şeyler, eğer taraf tayin ettiğin görüşleri eleştireceksen, kaynağın onların düşüncesi olmalı, senin onlar adına dir, dur, tir, tur demen, birde onları kökünden ret ettiği kategorilere dizmen hem cehalet hem ilkesizlik hem de saygınlığı olmayan bir davranış. Böyle başlıkların olmaz olsun...

Ne o gene yanit yok.

Determinist kaderciligin bilimselligini acikla.

Gene yanit yerine bir sey bulursun.

Evet belirsizlik ilkesi ile nedensel determinizmi acikla.

Free will ile determinizmi acikla.

Bilimsel olarak "mutlaki, degismezi" acikla.

spartacus
22-11-2014, 00:25
Ne o gene yanit yok.

Determinist kaderciligin bilimselligini acikla.

Gene yanit yerine bir sey bulursun.

Evet belirsizlik ilkesi ile nedensel determinizmi acikla.

Free will ile determinizmi acikla.

Bilimsel olarak "mutlaki, degismezi" acikla.

İşte izleyin ve görün, başladı yine şunu açıkla, bunu açıkla. Arkadaş benim bunalrı açıklamam senin yanlışlarını, yarattığın kirliliği, çarpıtma, yalan yanlış sığ genellemelerini, ideolojik dejenerelerini değiştiriyor mu? Bırak determinizmi, gerekirciliğin nedensellik olmadığını kavradın mı kavramadın mı? Kavradıysan bu benim için yeterli.

Belirsizlik ilkesi sana zetn bu başlıkta açıklandı?
"Bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez "
Komedi misin nesin ya?

Başlığı açıp bilimin kanunu diyen ama kendi açtığı başlığa her türlü alaksız sokuşturmaları ekleyen yine sensin, diyorum ya kendin çalıp, kendin oynuyor sonrada köhne dinci edasıyla hadi atayist şunuda açıkla diyorsun, birazdan da neyin nesi, nesinin algısının farkı nedir gibi bir dolu soru bombardımanı yaparsın.

Ben ne söylüyorum tamburam ne çalıyor, ben uzun hava söylüyorum tamburam oyun havasında :)
Gerekirciliğin İLKE olmadığını(felsefik bir görüş), ve nedensellik de olmadığını, bunların farklı olduklarını anladın mı? Anlamadın mı? Benim senden alacağım tek geçerli cevap bu olacak. Nesini anlamadın, anlamadıysan bununla ilgili soru sor, bana böyle hadi atayist şunu da açıkla deme, anladıysan anladım de olsun bitsin, madalyanı mı sökecekler, bu nedir başımıza gelen :)

evrensel-insan
22-11-2014, 00:40
İşte izleyin ve görün, başladı yine şunu açıkla, bunu açıkla. Arkadaş benim bunalrı açıklamam senin yanlışlarını, yarattığın kirliliği, çarpıtma, yalan yanlış sığ genellemelerini, ideolojik dejenerelerini değiştiriyor mu? Bırak determinizmi, gerekirciliğin nedensellik olmadığını kavradın mı kavramadın mı? Kavradıysan bu benim için yeterli.

Belirsizlik ilkesi sana zetn bu başlıkta açıklandı?
"Bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez "
Komedi misin nesin ya?

Başlığı açıp bilimin kanunu diyen ama kendi açtığı başlığa her türlü alaksız sokuşturmaları ekleyen yine sensin, diyorum ya kendin çalıp, kendin oynuyor sonrada köhne dinci edasıyla hadi atayist şunuda açıkla diyorsun, birazdan da neyin nesi, nesinin algısının farkı nedir gibi bir dolu soru bombardımanı yaparsın.

Ben ne söylüyorum tamburam ne çalıyor, ben uzun hava söylüyorum tamburam oyun havasında :)
Gerekirciliğin İLKE olmadığını(felsefik bir görüş), ve nedensellik de olmadığını, bunların farklı olduklarını anladın mı? Anlamadın mı? Benim senden alacağım tek geçerli cevap bu olacak. Nesini anlamadın, anlamadıysan bununla ilgili soru sor, bana böyle hadi atayist şunu da açıkla deme, anladıysan anladım de olsun bitsin, madalyanı mı sökecekler, bu nedir başımıza gelen :)

Bak hepsinden vaz gectim.

Sen bana tanrisal kadercilik ile fiziksel kadercilik farkini acikla.

Determinizm acisindan.

Determinism is the claim that the present state of the universe is determined by its past states, perhaps in conjunction with some other element such as causal laws. Some religious forms of determinism assert that events are determined by the will of God, or by other abstract concepts such as 'fate'. Generally, the variety of determinism relevant to philosophical and scientific inquiry is causal determinism. Causal determinism is the claim that, given the causal laws and the actual history of the universe, the present state of the universe could not have turned out differently.

Sana bir de not, quantum fiziginin klasik mekanik fizigin determinizmini curuttukten sonra, bazi akli evveller, din olarak hemen bundan yararlanip, quantum mekaniginin bu ortaya koydugunu tanriya bagliyorlar.

Sabit fikir iste boyledir. Yeniye kendini uyarlamak yerine, yeniyi kendi dogmalarina (inanc ideoloji v.s.) uyarlarlar.

Eger ortada bir iziksel mutlak ve degismez bir kader var ise, bunun tanrisal kader ile farki nedir.

Sonucta kadercilikte birlesmiyorlar mi?

Bakalim bu soruyu hangi sakinlikte alacak ve hangi sakinlikte yanitlayacaksin.

spartacus
22-11-2014, 01:33
benden başka bu başlığı okuyan var mı? Gerçekten artık bir şey demiyorum, gerekirciliği ilke edip bu başlıkta dayatan Evrensel-insan, ben tutup diyorum ki gerekircilik ilke değil, nedenselliği temel almış felsefik bir görüştür(determinizm), farklı bir şeydir..

Verilen cevaplara bakın, hadi atayist şunu da açıkla. Bir daha soruyorum benim o alakasız öne sürdüğün şeyeleri açıklamam, yaptığın yanlışı-ikame(YERİNE KOYMA!!!) değiştiriyor mu?

Yani deki tamam gerekircilik kabul nedenselliği temel(!) almıştır, o halde nedenselliğe karşı çıkma görüntüsü altında determinizmi öne sürmen ilkesizlik oluyor... Bilimi de güdükleştirmiş olursun, nedensellik çok farklı bir konu ve önceden BELİRLENİLMİŞLİK gibi çıakrımlar bilimin değil, determinizmin konusu. ne olur şu kadarcık ifadeyi önemse, bana alakasız şeyleri açıklatma. Ben zaten sana diyorum ki nedensellik konusunda DETERMİNİZMİ dayatma, bilim açısından bunlar farklı şeyler diyorum. Hala bana determinizmi açıkla diyorsun, etme, eyleme, birde yazılanları oku zor mu?

Madem derdin felsefe ve determinizmi tartışmaktı, ne demeye Bilimin kanunları diye başlık açıyorsun, git felsefe alanında determinizmi tartış... Ve ne hakla kendi açtığın başlıkta determinizmi, kend lakırıtlarını haklı çıkarmak adına, bilimle TÜRDEŞ unsurmuş gibi dayatıp, üste çıkmaya çalışıyorsun, sen düşüncelerini olduğu gibi, başka şeylerin ipine sarılmadan ifade edemiyor musun? madem bilimin kanunları, yaz çiz bilime göre, seni tutan yok, ama nedensellik=determinizm-belirlenilmişlik değildir, bu yamama işi senin yaptığın bir hata idi!

Neva
22-11-2014, 01:35
Mesela Einstein, Newton'un yasalarini kanitlayayim darken, izafiyet teorisini buldu. Bunu Newton'a uyarlamaya calisirken, quantum direndi. Daha sonar da Kabul etmek zorunda kaldi. Bilimsel olmak budur iste. Onyargili olmamak ya da gecmise bagimli kalmamak.

Ayni sekilde nedensellik temelli determinizme karsi cikanlar, quantudan cikarak tanriya ulastilar, neden? Cunku onlar hep tanriyi ariyorlar. Bu da onlarin on yargisi.

Halbuki belirsizlik ilkesi ile birlikte bilim yanlislanabilirligi, ontolojik taban yerine epistemolojiyi gercek yerine olguyu bilimde ispat yerine bilimi gelistirmeyi v.s. bir suru koldan bilimdeki onyargiyi yikti.

Relativitenin realiteden daha bilimsel oldugunu algiladi.

Iste bilimin felsefeden farki da burdadir. Inanc ya da ideoloji icermez. Tabi ki her bilimsel degisim ve gelisimi kendi eski ideoloji felsefe ve inanci ile carpitanlar her zaman olacaktir.

Bugun fizikte bile artik yabanci dilde bes duyu ile algilanan olarak madde kavramini bulamazsin, hep fenomen gecer. Neden, cunku madde ontolojik bir tozdur.

Bugun bilim soyutlamanin da farkinda ve zihni bilime tasiyor, daha once bilisselligi ve bilinci bilime tasidi.

Iste o yuzden bilimde biase olmak yoktur. Ya da olmamasi gerekir. Cunku hic bir sey ne kesindir ne de mutlaktir ne de bir sey herseydir, ne bir sey tektir ne de ilktir.

Cunku bunlar akilciligin gozlemsiz inanclaridir.

Bak hala konudan kopma ugrasi vermektesin.


Bak sana bilimselligin ne oldugunu aciklayalim.

quantumun klasik fizigi cag disi birakmasini ikinci uzun alintida verdim.

Aslinda Einstein, hem klasik fizigi percinlestirdi, hem de golge dusurdu. Sonra da Kabul etmek istemedi, ama bilim kisisi olmak boyle bir sey iste. Bilimsel olarak ikna olmayi bildi. Yani kisisel dusuncelerinde inat etmedi.

Belirsizlik ilkesi bir seyin nerede olacaginin anlik olarak belirlenememesi ilkesidir.

Eger bir belirsizlik varsa, hangi sonuca gore neden belirteceksin?

Ya da gerekirciligi bilimsel olarak nasil aciklayacaksin?

Sonucta gerekircilik ve nedensellik klasik fizikte sonuca gitme Adina bazi on yargilari ve varsayimlari iceriyor.

Yani nedenselligin ve gerekirciligin yer durum ve zamani belirlenemez ise, gecerliligi bilimsel olarak nerdedir?



Ilk olarak hala anlamamissin; belirsizlik ilkesi nedir, bilimsel olarak?
bir parçacığın momentumu ve konumu aynı anda tam doğrulukla ölçülemez .
http://tr.wikipedia.org/wiki/Belirsizlik_ilkesi

Ben de sana soruyorum, diyorum ki, Einstein nerede golge dusurmus, formulune dair de cagdisi kalmis?



Bilim geriden yigila yigila gelir, yoktan var etmez yani, bunu bilimsel dusunen herkes bilir. Bak hala tabularinla ve kaygilarinla cevap vermektesin, oysa actigin baslik bilimin kanunlari.

O, birsey dedigin nedir?
Madde'ye iliskin parcaciktir.

Momentum nedir?
Klasik mekanikte, bir nesnenin hizinin ve kutlesinin carpimidir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Momentum

Nerenden cikardin, o birseyin nerede olacaginin anlik olarak bilinememesini filan? Schrodinger kedisi bile dayanmaz buna. O yuzden teoride kalmistir zaten. Ne canlidir, ne cansizdir.:biggrin1:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Schr%C3%B6dinger%27in_Kedisi

Tipki Yasar, ne yasar, ne yasamaz ornegi gibi, nedensellik ve gerekircilik sorunsali.
http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-tr/sayfalar/Oyun.aspx?oyunid=297

Oysa sen, kisisel dusuncelerinde inat etmeyi surdurmektesin bilime dair.
Soru mu bu senin sorduklarin simdi?
-Parcaciga iliskin, momentum+konum bileceksin.
-Birsey kelimesini oraya neden koymak geregi duydunsa, ona gore aciklayacaksin. Yani yine parcacik.


Seni gidi gerekirci, ne savunup, ne curuttugunun dahi farkinda olmayan evrensel insan. Sonra, tipki "parasutcu hasere" (tahtakurusu) gibi, klasik fizigin kucagina duseceksin yine pasa pasa.

Ne diyordu ozel gorelelik'te Einstein?

Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. O halde; cisim, hareket ve zamandan birinin diğerine bir önceliği yoktur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96zel_g%C3%B6relilik

Zira Kopenhag yorumu ilke 1 der ki; Kuantum sayisi yukseldikce, klasik fizige uyum saglanir.

Ilke 3 der ki;Hesap şu ilkeye göre yapılmalıdır: Kastettiğimiz parçacık sonuçta uzayda herhangi bir yerdedir. Yani P tüm uzayı kapsayacak şekilde hesaplandığında sonuç 1 çıkmalıdır. Bu parçacık kesinlikle uzaydadır demektir. Bu işlem dalga fonksiyonunu normalize etmektir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kopenhag_yorumu


Bunun Einstein'ca meali nedir?

Cisimler hızlandıkça zaman cisim için daha yavaş akmaya başlayacaktır, ışık hızına ulaşıldığında zaman durmalıdır.
Cisimler hızlandıkça kinetik enerjilerinin bir kısmı kütleye dönüşür, durağan kütleye sahip cisimler hiçbir zaman ışık hızına erişemeyeceklerdir.
Cisimler hızlandıkça hareket doğrultusundaki boyları kısalmaya uğrayacaktır.


Haydi bana golge dusurdugu yeri acikla simdi.

Senin oznel fikrinle, nesnele iliskin, onyargi, varsayim diye kivirdigin ve dahi ufurdugun, bilimin temel kuralidir, once bunu ogren. Sonra birseyleri, birseylere iliskin cagdisi birakma ufurmelerini icra et.

Bak anlayacagin dilde de anlatalim.
Kopenhag yorumu, bir kere senin, farkli konularda, sozde elestirip, devaminda savunduklarinla celisir. Makro, mikro sorunsali. Yorum der ki; Makro ve mikro durumlar, ayni fizik ilkeleriyle incelenir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kopenhag_yorumu

Bak bunu guncel hayata uyarla,
Kurtler =Teroristler/ Makro anlayis.
Sen veya bizler, simdi buna niye yanlis deriz? Sana gore monizm takintindir bu, bize gore gercegi yansitmaz.Veya senin su liderlik/diktator projen ve hedefin mesela, hani sana geri teper dedigim.

Iste Kopenhag yorumu da bir nevi sana gore monizm'e indirger. Yani 1 cikmalidir. 1 cikarsa, o parcacigin uzayda oldugu kesindir. 1 cikmazsa kesin degildir. Halbuki ayni cumlenin basinda, zaten parcacik uzaydadir. Dunyada lunaparkta dondurma yaliyor degildir.


Veya yine anlayacagin dilden;
Makro ekonomi, mikro ekonomi niye ayridir?
Ekonomiye iliskin, toplam buyukleri(hareketler bakimindan) inceler.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Makroekonomi


Ben ve baskalari, sana son gunlerde kezlerce ne dedik?
Bilim senin, kaygi ve tabularini, onyargi vs. ufurmelerini kazimaz. Bilimin bu konuda bir tabusu, kaygisi olmaz.

evrensel-insan
22-11-2014, 01:40
Soz, anlamayanlar icin okumayanlar icin ayni seyleri donup durup sirf kendi dogrularini dayatanlar icin, bilgi dusunce paylasmak yerine durmadan kendi dogrularina uymuyor diye karsi tarafi ustelik anlamsiz ve alakasiz elestirenler icin, sabit fikirliler kendi dogrusunu tek dogru sananlar, isine geleni cimbizlasyip yanitlayip, isine gelmeyeni es gecenler icin, kendi dogrulari ile baskalarini konusturanlar ustelik kendilerince bu algiladiklari carpikligi bir de donup yorumlayanlar icin, gumusse, sukut; altindir.

Anlayana!

spartacus
22-11-2014, 02:06
Teşekkürler, minnetarım....

Neva
22-11-2014, 10:29
Soz, anlamayanlar icin okumayanlar icin ayni seyleri donup durup sirf kendi dogrularini dayatanlar icin, bilgi dusunce paylasmak yerine durmadan kendi dogrularina uymuyor diye karsi tarafi ustelik anlamsiz ve alakasiz elestirenler icin, sabit fikirliler kendi dogrusunu tek dogru sananlar, isine geleni cimbizlasyip yanitlayip, isine gelmeyeni es gecenler icin, kendi dogrulari ile baskalarini konusturanlar ustelik kendilerince bu algiladiklari carpikligi bir de donup yorumlayanlar icin, gumusse, sukut; altindir.

Anlayana!

Iste bir de sen anlasan, ve kendine gore carpitmasan.

Bırak dağıtmayı, gerekircilik ile nedenselliğin AYRI şeyler olduğunu kavradın mı kavramadın mı? Mesele bu!

-------
tavsiyem(yılalrdır tavsiye ettim) genellemeler yaparken, neyi, neye göreliği önemsemeniz, belki 6 yılda ürettiğiniz kirden, 6 ayda arınma şansı doğar..

Gerekircilikmiş!!!

Zor biraz, tabulari ve kaygilari olan insan, kavramakta zorlanir. Beyin ozgur degil cunku. Bilim kanunlari konusurken, felsefe yayiveriyor ortaya... Nesnel'i aciklamaya calisirken, oznel'i de katiyor.

Bak belirsizlik ilkesi bile degisti bilimsel olarak. Degil ki Kopenhag yorumu filan anlasilmis olsun.


Belirlenimsizlik, herhangi bir kurala göre değil de rastgele veya özgür olarak ilerleme durumudur. Belirlenimsiz bir sistemde bir sonraki durumun ne olacağı önceden tam olarak kestirilemez. Öte yandan, hangi durumlardan birinin olacağı bilinebilir.

Determinizm, belirlenircilik, gerekircilik veya belirlenimlilik evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların çeşitli bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile, belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi mümkün değildir.

Günlük hayatta aldığımız kararlar, düşüncelerimiz, eylemlerimiz , ahlaki tercihlerimiz belirlenmiş ve kesin kurallar içerisindedir. Özgür irade yanılsamadır. Bize özgü sandığımız hareketlerimiz sadece bilimsel yasaların işleyişidir. İnsanın iradesi nedenler zinciri ile gelişen bir durumdur ve bu durumda insanın etkisi yoktur. Sadece nedenler ve sonuçlar vardır. Bu sebepten nedensellik ilkesi determinizmin temel taşıdır. Evrende bir düzen vardır ve nedenler-sonuçlar bu düzen içerisinde işler

Simdi bana bilimin bilimsel olarak nasil bir determinism kaderciligi bunyesinde calistigini acikla.



Bilimin bu tip bir kaygisi yok, bak 50. keredir yaziyoruz, aman bu monizm oldu, dualizm'den cikti, determinist oldu vb. bunlar senin oznel kaygilarin.Bilim senin oznel kaygilarini sallamaz kisaca.

Halbuki bizim felsefe bolumunde ozgur iradeye iliskin hala acik basligimiz var degil mi? Niye bu basligi bu sekilde kirletmekte ve bogmaktasin?

Illuzyonunu sevsinler senin, illuzyon dedigin, beyin o beyin.

Belirsizlik ilkesini (bilimsel olani) kafana gore carpitma luksunu nerden buluyorsun ? Bilim dusmani misin sen?

Yaptığın ilgili,ilgisiz alıntıları çıkardığıımda söylediklerin anlamsız zırıltılar ve çapsız debelenmeler.
Kophenag yorumunu anlayacak yada eleştirecek yada eleştirisini kavrayacak beyin yok sende.
Daha kötüsü bu konuların seni aştığını görecek bir ahlakada sehip değilsim.
Bilim sindirim sistemiyse bilimle alakan o sistemde Goden bağırsağıındaki bir parazit kadardır,fazlası değil.
Utanmaz hala Kophenag yorumu diyor.
Fizikçimisin a zerzavat?
Sıradan cahil bir gevezeden öte bir fonksiyonun yok.

Sevgili xcan;

Sozunuzu, izninizle "zerzevatci fizik" olarak degistiriyor(patenti size ait kalmak uzere) kusura bakmayin, sizden caliyorum ve yeni bir konsept/kavram olusturuyorum. Ortaya koyuyorum.

Zerzevatci fizik ikiye ayrilan bir kavramdir.

a) Zerzevatci fizikciler
b) Fizikci zerzevatlar

b secenegi icin suradan lutfen;

http://www.turandursun.com/forumlar/...t=34695&page=4