PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sakalli mÜslÜman dan acili menderes tarİfİ


ozgur_beyin
21-11-2014, 23:29
TAYYİBİN YERE GÖĞE SIĞDIRAMADIĞI MENDERES,BİR MÜSLÜMANIN AĞZINDAN

Yandaşlarının iddiasına göre Tayyip Erdoğan; Demokrat Parti ve Adnan Menderes’in mirasını temsil etmektedir. Nitekim Erdoğan da miting meydanlarında, dilinden düşürmediği Adnan Menderes’in siyasi mirasına sahip çıkarak, Demokrat Parti çizgisinin tek hamisi olduklarını anlatır durur.

Peki, Tayyip Bey’in, kendisini mirasçısı ilan ettiği Menderes hangi Menderes’tir?

Aslına bakarsınız, benim Menderes’e olan merakım Tayyip Bey’den çok önce ve henüz ortaokul yıllarında başladı. Sağdan soldan duyduğum Menderes portrelerinin yarattığı kafa karışıklığını gidermek için sağlam bir kaynak arayışı içerisine girdim.

Sol yazarların Menderes’e tarafsız bakamayacağı düşüncesi bende hâkimdi. O yüzden özüne ve sözüne güvenilir “Müslüman” bir kalemden çıkacak değerlendirmeleri aradım durdum. Çocuk aklımla siyasal islamcıları “samimi müslüman” sandığım bir dönemi yaşarken, elime “MENDERES DÖNEMİ” isimli bir kitap geçti. Yazarı, bir karış sakalıyla ekranlarda boy gösteren ve dilinden ALLAH kelamını düşürmeyen bir isimdi. Aradığım kitabı bulmuştum. Öyle ya, ancak böyle güvenilir bir ismin kitabına ve değerlendirmelerine itibar edilebilirdi.

UNUTULMASI GEREKEN KİTAPLAR

Bugünün Yeni Türkiye’sinde “unutulması gereken kitaplar” arasında yer alan ve sahaflarda bir iki nüshasını ancak bulabileceğiniz 1990 basımı MENDERES DÖNEMİ isimli bu kitabı bir solukta okudum. Kitabın içeriğinde, beni yıllar boyunca derinden etkileyen ilginç değerlendirmeler vardı..

Mesela daha henüz başında “Demokrat Partililer, CHP’lileri komünistlikle suçlarken, komünistlerin, din, vatan, namus tanımadığından söz ediyorlardı. Ama kendileri, komünistlere yükledikleri bu 'kötülüklerden' masum değildiler. Bugün genelev gelirini kutsal kazanç sayan sağ zihniyetin kökleşmesinde Demokrat Parti döneminin büyük rolü olmuştur” diyordu.

Devam ediyordu kitabın “sakallı” yazarı..

“Eğlence, fuhuş ve kumar sektörünün ilk kez Demokrat Parti döneminde resmen örgütlenme şansı bulduğunu” iddia ediyor “Demokrat Parti’nin en büyük tahribatının din konusunda” olduğunu ileri sürüyordu. Yazara göre; “kadınlı-erkekli lüks partiler ve içki tutkusu CHP döneminde dar bir zümre arasında yaşanırken, Demokrat Parti döneminde demokrasi adına bu iş topluma ve halka açılmıştı.”

Çocukken; Menderes ve Demokrat Parti hakkında çok şey duymuştum ama Menderes Dönemini fuhuş, kumar ve içki tutkusuyla değerlendirenine hiç rastlamamıştım. Üstelik Demokrat Partilileri vatan, namus ve din bilmemek konusunda CHP’lilerle yarıştıranına da ilk kez rastlamıştım.

YANDAŞ MEDYA TARAFINDAN LİNÇ EDİLECEK ŞEYLER

Devam ettim okumaya.. Yazar hızını alamıyor; Menderes Dönemine demediğini bırakmıyordu..

Bugünün demokrasi kahramanı Menderes’in yönetim anlayışını “demokrasi ve özgürlükler artık anlamını yitirmişti. Radyo sadece iktidarın borusu olacak ve icraatın içinden programları yayınlanacaktı” diye tarif ediyordu.

Dudak uçuklatan iddialar sıralanmıştı kitabın içeriğinde… Şimdi birileri söylese yandaş medya tarafından linç edilecek şeylerden bahsediliyordu.

Mesela 14’üncü sayfasında “İmam Hatip Okullarının açılmasının NATO ülkelerinden gelen baskı ile gündeme geldiği, hatta PAPA’NIN bu okulların açıldığı günlerde Türkiye’ye gelerek konuyu yerinde incelediği ve hatta NAKİT PARA YARDIMINDA BULUNDUĞU” söyleniyordu.

Kitapta anlatıldığına göre “CHP’nin tek parti döneminde her türlü baskıya rağmen başaramadığı bir şeyi, Demokrat Parti Müslümanlardan yana görünerek başarmış ve onlara sadece şekilden ibaret bir İslam vermişti” ve sakallıya göre Menderes, şekilden ibaret “Amerikancı Sağcı İslam” kavramını peydah eden adamdı.

MASON BİRADERLERİN EĞLENCE GECELERİ

“Sağcı İslam küçük tavizler ve himayelerle, günümüze kadar sağ partilerin ucuz oy deposu olma özelliğini korumuştu. Bu tarihi sorumluluğun vebali de Menderes’e ait bulunmaktaydı”

Zaten “Menderes, Demokrat Partinin arkasındaki Masonik Cuntanın demireline giydirilen kadife bir eldivenden başka bir şey değildi.”

Öyle ki, Menderes dindar bir adam da değildi. Yazarın Necip Fazıl Kısakürek’ten alıntıladığına göre “Adnan Bey, sık sık başvurduğu kocakarı ağzı nüktelerine rağmen, hiçbir zaman pazarlıksız ve fikir kargaşasından kurtulmuş olarak dindar olamamıştı”

Nitekim “tek teselliyi ise yurtdışı gezilerinde, kendine menfaatleri ile bağlı bir takım mason biraderlerin eğlence gecelerinde bulacaktı”

Kitabın 196’ıncı sayfasında aktarıldığına göre Menderes’in çalışma arkadaşları masonik faaliyetlerde ön sıraya çıkacak birçok ismi arasında barındırmaktaydı. Kabine biraz da Masonik çevreleri ve dolayısıyla Avrupa’daki ve Amerika’daki “dostları” memnun etmek için kurulmuş görüntüsü vermekteydi ama Menderes ölüm çukuruna yuvarlanırken “kendini özel dost sohbetlerinde eğlendiren mason biraderlerinin hiçbiri acılarına ortak olmayacaktı”

Böyle anlatıyordu kitabın yazarı Menderes Dönemini..

KİM MİYDİ BU SAKALLI YAZAR?

Bugün AKP Politikalarının yaygaracılığını yapan ve kendini Menderes’in mirasçısı ilan eden Tayyip Erdoğan’ın yılmaz savunuculuğuna soyunan İslamcı Yazar Abdurrahman Dilipak’tı.

Bugün “öve öve bitiremedikleri” Menderes’e, “söve söve doyamadıkları” Eski Türkiye’de yazmıştı bu kitabını.. Merak edenler sahaflardan bulup 1990 Basımı Menderes Dönemi isimli bu kitabı okuyabilir ve bu yazıda alıntıladığımızın çok daha fazlasını da bulabilir.

Abdurrahman Dilipak, ortaya koyduğu Menderes profilini unutmuş olmalı ki; bugün Menderes’in ve Demokrat Parti’nin mirasçısı olmakla övünen bir iktidarın her yanlışına alkış tutabilen bir tavır sergileyebiliyor.

Bize de sormak düşüyor?

Sayın Erdoğan; hangi Menderes’in mirasçısı?

Yeni Türkiye’de “Demokrasi Kahramanı” diye anlattıkları Menderes ve Demokrat Partinin mi?

Yoksa Eski Türkiye’de Abdurrahman Dilipak’ın “unutulan” kitabında anlattığı Menderes ve Demokrat Partinin mi?

Yücel Bulut

Ortadoğu Gazetesi Yazarı

Olimpiyat
22-11-2014, 04:09
Menderesin evli bir kadınla beraber olduğu da mahkemede kendi ağzından itiraf edilmiştir.


Yani adam s.kine de düşkün bir adammış :)

Din, Allah, Kuran, Çarpık ilişkiler ve seks...Günümüz tarikatları gibi, hepsi içiçe

spartacus
22-11-2014, 04:54
Menderesin evli bir kadınla beraber olduğu da mahkemede kendi ağzından itiraf edilmiştir.


Yani adam s.kine de düşkün bir adammış :)

Din, Allah, Kuran, Çarpık ilişkiler ve seks...Günümüz tarikatları gibi, hepsi içiçe

Din özünde bunlar için var, zaten din siyasi, iktidar temelli bir kurum :) Nerenin emiriydi o yüksek duvarlar ve gizleyen ağaçlar arkasında bilmem kaç kilometerelik parkurlarıyla sarayında oturan ama havuzda da çıplak Fin kızlarıyla fingirdeyen.. Din onlar için cennetin paspası, toplumlar içinde paspas olmanın yolu ,yordamı gibi.. Keklik hep kafeste misali.

Dürüstlüğün bekleneceği en son duraktır belkide, zira kullanan ve kullanılanlar açısından, kutsallar ve kullanımı aşılamaz, yıkılamaz, kırılamaz bir duvar-perde işi görüyor. Bakın kaset kayıtlarının montaj olmadığı açıklandı, başka bir ülkede olsaydık ve din bu derece etkin kullanılmasaydı, şimdi çoktan yeni bir seçime gidilmiş, bu hükümet çoktan düşürülmüş olurdu... Gerçi öylesi ülkelerde de böylesi hükümetler pek bulunmuyor, 3-5 oy bile alamıyorlar(istismar ve suistimallerinden), zira bilinçli toplumlar cennet bahşedilmesinde değil, kapısının önündeki çamurla, işsizlikle, asgari geçim kaynakalrıyla, doğayla, eğitim ve düzeyiyle, hayat meseleleriyle haşır neşrliği önemsiyor, sakal, sarık, şalvar, cüpbe vb medet ummuyor...

kartopu
18-12-2014, 12:51
Menderes ve dönemin Demokrat Parti (DP) ilgili bir anımı anlatayım.
Manisanın bir ilçesine ait bir köyde çocukluğum geçti O köyde benim büyüklerimin anlattığı yaşanmış bir hikaye.
DP iktidarda o iktidar partisinin bir M.Vekili olan Selim Akiş isminde zengin çiftlik sahibi bir adam var .Ve bu adam köy arazisine ait bir çok büyük bir alana (işgal)hakim olmak ister, köylü itiraz eder büyük kavga çıkar .Köyden ileri gelenleri jandarma bir kamyona doldurur ve mahkeme görülür bir çoğu ceza evine konur.

Görülen mahkeme sonucu köylünün kullandığı bu arazi Selim Akiş,e verilir. Bu arazinin içinde köyün yarsını kaplayan içinde binalar olan bir yerde vardır.

O aralar 27 Mayıs 1960 darbesi olur Darbe döneminde köylü yeniden dava açar ve arazi Selim Akiş ten alınır Köylüye verilir. O günden bu güne kadar köylü bu araziyi kullanıyordu.30-3-2014 te yapılan seçim sonucu belediyeye devir yapıldı. Bu yasa ile arazi köylüden alınıp belediyeye verildi.

Yani çark yeniden Menderes dönemine döndü.

Şimdi bekleniyor bu araziler hangi holdinglere verilecek. Kendi yağı tuzu ile kavrulan köylü kimlerin kölesi marabası olacak. Bu güne kadar bu köylüler devletten ne iş ne aş istiyordu geçimini 2 inek 10 koyun biraz bahçe ile küçük bir tarlada yapıyordu. Bu insanlar çocuklarını askere gönderiyor evlendiriyor pazardan alış veriş yapıyordu.

Bu AKP iktidarı ile Menderes DP iktidarı arasında fark yok bunlar biraz daha hırsız biraz daha soyguncu sadece.
O dönemde hukuk işlemiyordu o dönemde hakimler savcılar Tek kişinin ağzına bakıp dava açıp yargılıyordu.
O dömende insanlar ikiye bölünmüş bazıları suçlu bazıları mutlu idi o dönemde de sigara kağıtlarının üstüne bu partimizin sempatizanı yazıyordu rüşvet kayırma partizanlık aynı şimdiki gibi di.

O dönemle bu dönem arasınada fark menderes kendi kasasına hiç çalmadı çünkü görgülü zengin bir ağa idi. arada tek fark budur.

prometheZEus
28-12-2014, 22:50
Menderes ve dönemin Demokrat Parti (DP) ilgili bir anımı anlatayım.
Manisanın bir ilçesine ait bir köyde çocukluğum geçti O köyde benim büyüklerimin anlattığı yaşanmış bir hikaye.
DP iktidarda o iktidar partisinin bir M.Vekili olan Selim Akiş isminde zengin çiftlik sahibi bir adam var .Ve bu adam köy arazisine ait bir çok büyük bir alana (işgal)hakim olmak ister, köylü itiraz eder büyük kavga çıkar .Köyden ileri gelenleri jandarma bir kamyona doldurur ve mahkeme görülür bir çoğu ceza evine konur.

Görülen mahkeme sonucu köylünün kullandığı bu arazi Selim Akiş,e verilir. Bu arazinin içinde köyün yarsını kaplayan içinde binalar olan bir yerde vardır.

O aralar 27 Mayıs 1960 darbesi olur Darbe döneminde köylü yeniden dava açar ve arazi Selim Akiş ten alınır Köylüye verilir. O günden bu güne kadar köylü bu araziyi kullanıyordu.30-3-2014 te yapılan seçim sonucu belediyeye devir yapıldı. Bu yasa ile arazi köylüden alınıp belediyeye verildi.

Yani çark yeniden Menderes dönemine döndü.

Şimdi bekleniyor bu araziler hangi holdinglere verilecek. Kendi yağı tuzu ile kavrulan köylü kimlerin kölesi marabası olacak. Bu güne kadar bu köylüler devletten ne iş ne aş istiyordu geçimini 2 inek 10 koyun biraz bahçe ile küçük bir tarlada yapıyordu. Bu insanlar çocuklarını askere gönderiyor evlendiriyor pazardan alış veriş yapıyordu.

Bu AKP iktidarı ile Menderes DP iktidarı arasında fark yok bunlar biraz daha hırsız biraz daha soyguncu sadece.
O dönemde hukuk işlemiyordu o dönemde hakimler savcılar Tek kişinin ağzına bakıp dava açıp yargılıyordu.
O dömende insanlar ikiye bölünmüş bazıları suçlu bazıları mutlu idi o dönemde de sigara kağıtlarının üstüne bu partimizin sempatizanı yazıyordu rüşvet kayırma partizanlık aynı şimdiki gibi di.

O dönemle bu dönem arasınada fark menderes kendi kasasına hiç çalmadı çünkü görgülü zengin bir ağa idi. arada tek fark budur.


Gerçekten güzel bir anı.. Bu 60 ihtilali'nin aslında ülkeye ve insanlarına neler kattığını görmek açısından da güzel bir anektod olmuş yazınız.
Şimdi menderes'i kahraman gösterenler onun çoğu yanlışını görmezden gelirler..Tıpkı Tayyip'in yanlışları nasıl gözardı ediliyorsa..

kartopu
29-12-2014, 00:29
Gerçekten güzel bir anı.. Bu 60 ihtilali'nin aslında ülkeye ve insanlarına neler kattığını görmek açısından da güzel bir anektod olmuş yazınız.
Şimdi menderes'i kahraman gösterenler onun çoğu yanlışını görmezden gelirler..Tıpkı Tayyip'in yanlışları nasıl gözardı ediliyorsa..

Bence 1960 ihtilali her türlü övgüyü hak ediyor.

1960 İhtilali ile 1980 Darbesini birbirine benzetenler ya ikisinin arasındaki farkı bilmiyor ya taraflı davranıp politika yapıyor.

1960 İhtilalinde halktan hiç kimse mağdur olmadı ihtilalin muhatabı devleti yöneten ondan (devletten)geçinen egemenlerdi. Ama 1980 darbesinden halk gençlik ve aydınlar darbenin gazabına uğradı.

1961 ana yasası ile ülkeye demokrasi ve örgütlenme özgürlüğü geldi. Sendikalar öğrenci örgütleri büyüdü 1981 Ana yasası ile halkın işçilerin gençlerin örgütleri elinden alındı ceza evleri gençlerle doldu.

Bu farkı görmeyen ya kör ya nankördür.