Orijinalini görmek için tıklayınız : 5 duyu = gerçek dünya??
Aslında sodomo'nun Zen hikayeleri topikine yazmıştım bunu ama, ayrı bir başlık altında tartışılması belki daha uygun olur diyerek yeni bir başlık açtım.
Sadece 5 duyumuz olduğu için dünyayı bu şekilde görüyor ve algılıyoruz. Bu beş duyumuz bize gerçeğin "bu" olduğunu söylüyor.
Bir körün duyuları yardımıyla dış dünyadan topladığı bilgiler; bilinçten ve tecrübeden süzülünce onun için dünyanın "bu" olduğunu söyleyebiliyor. Dünyasında renge yer yok. Kokular var, sesler var, dokunarak eşyanın şekillerini çözebilir (dokunabildiği kısımların) sertliklerini, yumuşaklıklarını anlayabilir, uzaklıklarını seslerine göre algılayabilir, tadlarına bakabilir ama onun için dünya tek renkli hareket eden, ses çıkaran, kokan, tadı olan nesnelerden ibaret kalır.
Bir siyah-beyaz renk körü için dünya griden ibarettir. Onun gerçeği "gri"dir.
Balık, köpek ve insan'ın göz özellikleri farklıdır. Bu konuda deney de yapılmış yanlış hatırlamıyorsam. Bir diğerinin gözünden dünya, bizim gördüğümüz dünyadan farklı görünüyormuş.
Peki "gerçek dünya" hangimizin gördüğüdür?
Balığın mı, köpeğin mi, insanın mı, kartalın mı...? Hangi görüntü aslında "olan", "mevcut" "gerçek" görüntüdür. "Yanlış" gören hangimiz?
Diyebilir miyiz ki "kırmızıyı" hepimiz aynı renk görüyoruz? Bir diğerinin gözünden bakmadık ki onun gördüğü kırmızı ile bizimkini kıyaslayabilelim...
Biz sadece 5 duyumuz olduğu için dünya "böyledir". Bir duyumuz daha olsa belki 3 boyutlu bir alemden de öteye bir şeylerin varlığını görebiliriz, hissedebiliriz, tadabiliriz, duyabiliriz, daha doğrusu o algı ne işe yarıyorsa o yönde algılayabiliriz...
"Biz *sadece *5 *duyumuz *olduğu *için *dünya *"böyledir". *Bir *duyumuz *daha *olsa *belki *3 *boyutlu *bir *alemden *de *öteye *bir *şeylerin *varlığını *görebiliriz, *hissedebiliriz, *tadabiliriz, *duyabiliriz, *daha *doğrusu *o *algı *ne *işe *yarıyorsa *o *yönde *algılayabiliriz... "
e aylardır burda yazıyoz.kc.başka alemler var biz algılayamıyoruz diye.algılayanlar da bize anlatacak kelam bulamıyor ve mecburen şu algılayabildiklerimizmişcesine anlatabiliyorlar onları.zira kimsenin algılamadığı alemlere ait kelimeler yok ve anlatım şekli ve manaları ifade etme gücümüz yok.arş,kürsü,su diyince hemen bir taht veya saraydaki kral zannediyo bazı arkadaşlar Allah hakkında.
işte bu lafızlar hep,bizde olmayan mana ve kelimelerin mecburen bizim bildiğimiz en yakın iafadelerle anlatılması olayıdır.
sodomo--
20-02-2007, 11:08
Sevgili KC, hoş ve tatlı bir topic konusu bu. Arasıra böyle felsefi konulara da girmeliyiz, dinledirici oluyor.
Şimdi burada mesele şu ki, sen siyah-beyaz görüyorsun diye gerçek siyah beyazdır deme hakkına sahip değilsin. Bizim gerçek dedğimiz şey sadece bize ait olan bir şey değil herkes tarafından paylaşılan bir şeydir. Kaldı ki, siyah-beyaz görmek veya hiç görememek bir kriter olamaz çünkü bunlar "eksiklik"tir. Ama fazladan bir şeyler görüyorsan  mesela bildiğimiz renklerin dışında fazladan bir renk görüyorsan söyle araştıralım:)
Aynı şekilde bir şizofren de gözleri görmesine rağmen hatta renkli görmesine rağmen halüsünasyonlar görebilir ama bu gördükleri gerçek değildir.
Çünkü bir hastalığın, kusurun, eksikliğin meydana getirdiği algı bizim "gerçeklik" tanımımız için kriter oluşturmaz ve bunun sebebi de bu algının sadece o kişiye has oluşudur.
Daha da ilerletebiliriz konuyu şimdilik bu bir başlangıç olsun.
sodomo--
20-02-2007, 11:16
Çok ilginç ama bu 5 duyuya bakarken şu linkte (http://robot.cmpe.boun.edu.tr/593/algilayicilar/1_1_Duyular.html#tex2html3)
ilginç bir bilgiye rastladım 6. duyu ile ilgili.
Altıncı His
Kendini Hissetmeproprioception olarak adlandırabileceğimiz bu duyu eklemler aracılığı ile elde edilir. Bu duyunun kaybı ile ilgili patolojik vakalar için Karısını Şapka Sanan Adam1 oldukça zengin bir kaynaktır.
1 Oliver Sacks, Türkiye Yayıncısı Yapı Kredi Yayınları, 1996
Bu kitabı göreniniz olursa bana linkini versin lütfen mutlaka okumam lazım :)
Çoğunluk hangi yöndeyse "gerçek" o mudur? :roll:
Çoğumuz 5 duyu ve renk görme yetisi sahibi olduğumuz için mi acaba "gerçek budur" diyebiliyoruz?
Çoğunluk bu şekilde olmasaydı, mesela çoğunluk siyah-beyaz renk körü olsaydı "azınlığın gördüğü renkler değil, bizim gördüğümüz griler gerçektir" der miydik? Onların gördüğü renkleri bir halüsünasyon olarak algılamaz mıydık? :mrgreen:
sodomo--
20-02-2007, 12:20
Kc, gerçekler paylaşıldığı müddetçe daha da gerçek olur :) Öyle var mı herkes kafasna göre gerçek şudur budur desin, sonra ne olur ? Anarşi olur :)
Çoğunluk  bu  şekilde  olmasaydı,  mesela  çoğunluk  siyah-beyaz  renk  körü  olsaydı  "azınlığın  gördüğü  renkler  değil,  bizim  gördüğümüz  griler  gerçektir"  der  miydik?
demişsin de ben de bunun cevabını söylemişim zaten. Fazladan bir renk görüyorsan söyle araştıralım dedim ya, işte varsa bizden fazla renk gören bir insan hemen bakalım duruma icabında :)
:)
Sodomo, ben de demiştim ki; "Diyebilir miyiz ki "kırmızıyı" hepimiz aynı renk görüyoruz? Bir diğerinin gözünden bakmadık ki onun gördüğü kırmızı ile bizimkini kıyaslayabilelim... " :)
Gözlerimiz Mor ötesini ve kızıl ötesini görmeye müsait olsaydı *dünyayı daha farklı görürdük (kanımca) :)
Balıklar dünyayı farklı görüyor(muş) Dünya onların gördüğü gibi mi gerçekte, yoksa bizim gördüğümüz gibi mi? Görüntünün gerçekliği bile izafi.
Bu arada 6. hisle ilgili bir haber bulmuştum:
http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2005/02/21/images/j.jpg
"Alman Focus dergisinin haberine göre altıncı his, hayatımızda herhangi bir şey ters gittiğinde, bir hata söz konusu olduğunda ya da zor bir kararın eşiğinde olduğumuzda harekete geçiyor. Washington Üniversitesi'nden Joshua Brown ve Todd Braver adlı bilim adamları, Anterior Cingulate Cortex (ACC) olarak adlandırılan bu merkezin zorluklara karşı insanı uyardığına dikkat çekiyor. Nöroloji uzmanları ayrıca beynin bu bölümünün olası zorluklara karşı eğitilebileceğini savunuyor.
Testlerle kanıtlandı
Bilgisayar yardımıyla yapılan testler de bu çalışmayı doğruladı. Deneklere bilgisayar ekranında iki şıklı sorular soran uzmanlar, daha sonra soruları zorlaştırdı. Uzmanlar, bu durumda deneklerin beyinlerindeki ACC merkezinden yardım aldıklarını belirledi. Daha önce bu konuyu araştıran bilim adamları, bağışıklık sisteminin altıncı his olabileceğini iddia etmişlerdi. Bağışıklık sisteminin vücudu sadece mikroplara karşı korumadığını öne süren uzmanlar, aynı zamanda bu sistemin beyni harekete geçirerek gerekli tepkilerin verilmesi için uyardığını öne sürmüşlerdi."
Belki de gerçeği algılamak için muhtaç olduğumuz kudret beynimizde mevcuttur da uygun zemin ve şartları bekliyordur açığa çıkmak için.
(iman etmeme ramak kaldı :) )
Lise'de sınıfa Göz doktorları geldi. Şu hepimizin bildiği göz taramasından yaptılar.
Bir arkadaşımız 6 numara miyop çıktı.
Doktor şaşırdı: "kızım şimdiye kadar hiç mi farketmedin göz bozukluğun olduğunu?"
-"Ben herkesi benim gibi görüyor sanırdım."
Algıladığımız gerçek yaşamımızı sürdürdüğümüz gerçekliktir. Nesnel dünyanın algılama sınırları-
mızın ötesinde farklı görüngüleri ,algıladığımız dünyanın "gerçekliğine" ilişkin yanılsamamızı değil
eksikliğimizi gösterir.
Sn. Frodo,
Eksikliğimizle ortaya çıkan durumun, tarafımızca tasfiri de bir şekilde; "gerçekliğe" ilişkin *yanılsama değil midir?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Mor ötesi kamerayla baktığınızda da, tavanda yürüyen sineğin ve gezegenlerin aynı
fiziksel yasalarla hareket ettiğini görürsünüz.
Kameraya bakan göz, bakmadan önceki gözle aynı göz. Algısının aynı olması normal değil mi? :)
Kameraya bakan gözün gördüğünü yorumlayan zihin, aynı zihin. Kullanılan bilgiler aynı. 5 duyuyla elde edilen bilgiler.
4. bir boyut görme özelliğimiz olsaydı, veya bir teleskobun böyle bir özelliği olsaydı fiziksel yasaları da değiştirirdik belki. :)
Sevgili KC.
İnsansız güneş içi uzay araştırmaları var. Uzak bir gezegenin yörüngesine girip bize
güzel fotoğraflar gönderiyorlar. İnsani "yanılsamalardan" arıtılmış bu araçlar nedense
şıp diye yörüngelere rahatlıkla oturabiliyor. Yani fizik yasaları bizim ve algılamızın
dışında varlar ve kavradığımız şekilde davranıyorlar.
Yakındır K.C. hepsi matrix diyecek :)
Yok hayır :) o kadar da değil...
ama algılarımızın eksik olup olmadığını bilemeyeceğimizden, algıladığımızın "gerçek"i tam olarak veremiyor olabileceğini, yansıtamıyor olabileceğini düşünüyorum.
Frodo, tamam ağbi, fizik konusunda ikna oldum. Kızma. :)
peki şimdiye dek bulduğumuz ve kesin gözüyle baktığımız fizik kanunları dışında başka kanunlar olamaz mı?
Mesela bir gezegene bir araç fırlatıyoruz, bizim bildiğimiz fizik kanunlarına göre ilerliyor, çünkü bizim bildiğimiz fizik kanunlarına göre haret etmesi için programladık onu.
Belki bilmediğimiz, 5 duyumuz dışında ortaya konulabilecek bir başka kanuna göre programlanmış olsa o kadar zaman ve mesafe harcamasına gerek kalmadan oraya varabilecekti? Â :roll:
Sodomo "Karısını şapka sanan adam" aşağıda:
http://www.yenisayfa.com/pgs/prdA/prd_detail.asp?fr_PrdSID=dGttmGtt
konuyla ilgili olarak düşüncem şu;
5 duyunun haricinde farklı bir duyu olnası gerektiğini düşünmüyorum. Ama kafamda
bir soru var. Acaba duyularımızın gerçek gücü ve kapasitesi bu mudur?
Beynimizin eksilmiş kapasitesini mi kullanıyoruz?
Beyin en gelişmiş haliyle, tam kapasiteli çalışmış olsaydı evreni ve varlıkları
nasıl algılardık?
Mükemmelin indirgenmiş bir kopyası mıyız yoksa? Ya da daha önce yaşanmış bir
evrim sürecini sil baştan oldu da yeniden mi yaşıyoruz?
Bilim bu konuda ne diyor? Beyni nasıl değerlendiriyor?
http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/mk/bee1/b1.htm
http://img257.imageshack.us/img257/9773/6hisna5.png (http://imageshack.us)
Peki ya dilinizle, parmağınızla görebilir misiniz? Göz atmanızda fayda var:
http://biyolojiegitim.yyu.edu.tr/mk/du/d.htm
sodomo--
20-02-2007, 16:07
Sağolasın Pante, çok makbule geçti, okuduktan sonra bu kitapla ilgili fikirlerimi yazacağım
Diyor ki; Sıradan her insan için "zihinsel" bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz kaynak.
Bakalım neler öğreneceğiz.
“Frodo, tamam ağbi, fizik konusunda ikna oldum. Kızma.”
"peki şimdiye dek bulduğumuz ve kesin gözüyle baktığımız fizik kanunları dışında başka
kanunlar olamaz mı?
Mesela bir gezegene bir araç fırlatıyoruz, bizim bildiğimiz fizik kanunlarına göre ilerliyor,
çünkü bizim bildiğimiz *fizik kanunlarına göre haret etmesi için programladık onu.
Belki bilmediğimiz, 5 duyumuz dışında ortaya konulabilecek bir başka kanuna göre
programlanmış olsa o kadar zaman ve mesafe harcamasına gerek kalmadan oraya varabilecekti?"
Sevgili KC sana kızar mıyım hiç ?
Ama inatçılığının altını çizmekten geri kalmam:)
Bilim sanat gibi insani bir yaratım süreci KC. Kendini öncelleyenlerin üzerinde yükseliyor.
Ama aynı sanat gibi çağının ahlaki değer yargılarından *hatta ideolojilerinden tümüyle bağımsız
olamıyor . Onun farkı felsefe ve ya ideolojik söylemlerin *dogmaların sahip olmadığı bir şeyde
yatıyor: laboratuar !! Bilimin hipotezleri sınanabiliyor.
Bu özelliği aynı zamanda teknolojinin yolunu açıyor. İnançların aksine bilimin bulguları
gündelik yaşamımızda teknolojiyle yer alıyor .
Çok azımız Maxvell’in *bilginin iletim hızının elektromanyetik dalga hızına eşittir bul-
gusunun televizyonlarda kullanıldığını biliriz. (hatta tüplü tv’lerin o çirkin arka kısmının
uzunluğunun nedeninin ışığın hızı ile ilgili olduğunu hiç düşünmemişizdir) .
Dikkat edilirse bilim bize sürekli olarak, doğal seçilimin sınırladığı (beş duyumuz ve
onun sınırlı yetenekleri) alanların anahtarlarını sunuyor. Mor ötesini mi algılayamıyoruz,
radyolojik dalgaları mı yoksa kızılötesini mi ? Ne gam bilim ve teknoloji emrimizde. !!!
Ancak bilimin pratiği (çok değil en fazla 150-200 yıl) bize şunu öğretiyor . Doğaüstü
açıklanamayacak bir şey yok !!!
Maddenin (evrenin) bilemediğimiz yasaları olabilir mi ? Elbette. Bildikçe daha çok
bilmemiz gereken şeyler olduğunu öğreniyoruz. Quantum fiziği bu konuda çok çarpıcı
bir örnek.
Bir başka örnek : Bundan elli yıl kadar önce kıta kayması ya da levha tektoniği aklımızın
ucundan bile geçmiyordu. Bunu dile getirmeye kalkanlar alay konusu olurken şimdi levha
tektoniğini kabul etmezsen alay konusu oluyorsun .
Bütün bunlar, yaşamın maddeci indirgemesi olarak “gerçeküstücülük” konusunda baskıcı
bir tercihle evrimleşen beynimizde hayal kırıklığı mı yaratır ? Hayır. Milyonlarca, milyarlarca
yıl geçmişi gözlemlemek yeterince muhteşem ve mucizevi değil mi ? Geceleri gökyüzüne
baktığımızda yaptığımız bu aslında..
Başka “alemler” niye arıyoruz ki , kendi alemimiz bu kadar muhteşemken ?
Sevgili K.C ;
Para durumun ne alemde bilemiyorum ama *:) Derrick Jansen'in kelimelerden eski dil isimli eserini al ve oku.
Ayrıca Biyolog Rupert Shaldrake'in incelemelerini bulabilirsen al ve oku.Sanırım aradığın şeyleri bunlarda bulabileceksin.
Değerli frodo,
Başka bir alemden bahsetmek değil niyetim. Başka bir alemin varlığına varmak da değil. Öncelikle bunu söyleyeyim de yanlış anlaşılmasın. :)
Pante'nin verdiği linklerden de tüm duyularımızın (ki 5'ten fazla olduklarını söylemiş uzmanlar) beyinle ilgili olduğunu biliyoruz. Asıl sorumu (sen inatçılık desen de) *:) tekrar etmek istiyorum.
Körler 1 duyuları mevcut olmadığından dünyayı renklerden arınmış olarak hissediyorlar. Renksiz bir dünya. Onlar için gerçek "dünyanın renksiz olması". Dünyada renkleri gören birileri olmasaydı bu renksizlik onlar için "gerçek" olarak kalacaktı.
Doğuştan sağırlar, dünyada duyan birileri olmasaydı tüm görüntülerin sessiz olduğunu düşünecekti. Ses diye bir kavramın varlığını bilmeyecekti. Onların "gerçek dünya"ya ait algısında ses olmayacaktı. Çoğunluk, bu beş temel duyuya sahipi olduğu için bizim gerçeğimiz bu beş duyuyla algıladıklarımız kadar.
Balıkların gözünden bakıldığında dünya başka görünüyor, bizim gözümüzle başka.
Peki "gerçek dünya" hangisi. Kimin gördüğü aslında GERÇEK? Bunu bilebilme imkanı var mı?
Yoksa bizim "gerçek" olarak görüp kabullendiğimiz herkesin "kendi gerçeği" mi? İzafi mi? (fizik kanunlarını tenzih ederekten)
Değerli psiko,
yeşil kart'a baş vurdum. Bakalım... :)
Sevgili KC "algılamak" zaten özneldir. Ama sorunumuz şu gerçek (madde) bizim algılamamızdan
bağımsız olarak gerçektir.
"Doğuştan sağırlar, dünyada duyan birileri olmasaydı tüm görüntülerin sessiz olduğunu düşünecekti. Ses diye bir kavramın varlığını bilmeyecekti" biz radyo dalgalarına karşı doğuştan sağırız. Ama maddenin yaydığı radyo dalgalarını pekala bulduk ?
Morötesi kızılötesi v.b tayflara gözlerimiz doğuştan kör ama varlıklarını biliyor resmedebiliyoruz ?
Not: Ademoğlunun biyologla ilgili kitap önerisini zengin değilsen yerine getirmene gerek yok:):):)
Yeşil kartını alınca diğer kitabı al bence:):)
K.C ablam,
* *
* * * Sana bi seccade aldım.kıyıda duruyo öyle Acil durum için.
* İhtiyaç halinde gönderebilirim.Bide tespih var Gerçi sende
eskiden kalma vardır belki onlar ama olsun yinede aklında bulunsun.
İman edersen bu kardeşin içinde dua etmeyi unutm !!!. *:)
Sevgili frodom uzmanım ;
Ağzımla kuşta tutamıyorum ki ne edem,nasıl edem ?? :)
K.C ye Kelimelerden eski dil'i öneriyorsunda neden Rupert amca için olur vermiyorsun ? Yoksa adam iyi bir biyolog ve BİLİM adamı değil mi ? O da mı ademoğlu ? :)
Ağzınla kuş tutamıyorsan yapacak bişi yok. Eğer Kaf dağının ardındaki devin
üç tel saçından birini getirirsen de kabul ederim.:)
Sevgili KC bir başka topicte sitem etmişsin bana:
"beni bir frodo anladı o da yanlış anladı" diye. Hayır sevgili KC yanlış anlamadım.
Birincisi senin yeni bir şey aramadığının farkındayım. Sorun gayet basit . Algılama
kapasitemiz beş duyu ile sınırlı ve onun tarafından biçimlendiriyor ise "nesnel
gerçeklikten" nasıl emin olabiliriz ?
Daha felsefik bir yaklaşımla "kırmızının kırmızılığından" emin miyiz ?
Bu sorunun yanıtı, -güleceksin ama- basit biçimde idealizm ve materyalizmin
yüzyıllardır tartıştığı bir kavramın "trendy" yeni versiyonlarından biri..
Özünde sorulan şudur : algılarımızın dışında bir gerçeklik var mıdır ? Ama
bu soru çok demode olduğu için dolambaçlı biçimde yeniden sorulur:
" Algılarımız yanılsamaların beynimizde formüle edilişi ile sınırlıdır." Çünkü
görme eylemi bile, aslında beynimizde gerçekleşen bir bütünleştirme" ise nesnel
gerçekliğin ne olduğunu nasıl bilebiliriz. Bunun bir adım ilerisi için *quantum
mekaniğinden bir tutam (gözde olan tünellemedir) fraktaldan bir kaşık
zamanın göreliliğiyle karıştırılarak servise konulur.
Moda reklam sloganı ile;
Yersen...
Sn. Frodo,
Yemeden, düşünemez miyiz?
Demode dahi olsa, doğrular günümüze artık uymaz mı?
Felsefe yaparak hafiflik mi yapmış oluyoruz?
Bu yazınızı birden çok sayılarda okudum. Şimdiye kadarki Frodo'nun stiline pek uymamış gibi geldi.
Sorgulayıcı, temkinli ve araştırmacı bir yazının aksine, baştan reddiyeci gibi göründü.
Sn. K.C.,
Mübarek Mevlana der ki;
'İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey
görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun
diye bu alem yok değildir.'
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sevgili mhmmd;
     Mevlananın mübarek olup olmadığını bir yana bırakırsak doğruyu söylüyor:
Gözlerini kapattığında hiç bir şey görememen, nesnel gerçekliğin olmaması anlamına
gelmez.
     Ancak, anladığım kadarı ile bu "özlü söz de" seni ikna eden görünen sonucu değil
zahiri sonucu. Çünkü aynı mantıkla bizim onu göremiyor olmamız "başka bir alemin"
yokluğuna kanıt değildir...
     Kısaca kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir. Peki nasıl çözeceğiz sorunu ?
     Şu önermenin "maddeden" bağımsız bir ruh önermesi ve başka alemlerin
varolabileceği önermesi ile hiç bir farkı yoktur, hatta günlük hayatımızın bir parçası olarak
ve deneyimlerimiz nedeniyle daha da güçlüdür. Taşı bıraktığımızda yere düşer çünkü;
    Â
     Kütleçekim "minik meleklerin" eylemidir.
Sevgili KC;
çok güzel bir konu açmışsın.
Çok konuşulacak ve hiç bir müşterek noktaya varılamıyacak konulardan biri bu.
Herkes bir şeyler anlatacak ve
"en doğru yargı zannederim benimkiydi." diye
keyifle okuyacak, bir kaç kere yazdıklarını..
" Biz *sadece *5 *duyumuz *olduğu *için *dünya *"böyledir". *Bir *duyumuz *daha *olsa *belki *3 *boyutlu *bir *alemden *de *öteye *bir *şeylerin *varlığını *görebiliriz, *hissedebiliriz, *tadabiliriz, *duyabiliriz, *daha *doğrusu *o *algı ne *işe *yarıyorsa *o *yönde algılayabiliriz.."
diye bitirmişin girişini..
Bence konuya güzel girmiş ve
güzel toparlamışsın..
Ben sadece bir şiir yazacağım.
Sen yorumlarsın kendi yargılarınla,
kendi duygularınla..
ANLATAMIYORUM
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum..
Orhan Veli Kanık Üstad
ne güzel anlatmış bazı şeylerin maddeleşemiyeceğini..
Hoşça kal..
Aldostu.
Bir yerde okumuştum.
-Ustalık nedir? Sorusunun cevabını veriyordu.
Cevap, oldukça enteresan geldi bana.
-Kişiyi iş yaparken seyredin. "-Ne var ki bunu yapmakta, bunu ben de yaparım." diyorsanız, bilin ki işi yapan kişi ustadır.
"-Amma zor bir işmiş." diyorsanız, biliniz ki; işi yapan kişi acemidir.
Sn. Aldostu, çok da iyi bildiğimiz bir şiirle konunun çok güzel bir yerinde, kendini belli etti.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Felâsife
21-09-2014, 22:38
Sadece 5 duyumuz olduğu için dünyayı bu şekilde görüyor ve algılıyoruz. Bu beş duyumuz bize gerçeğin "bu" olduğunu söylüyor.
....
....
Peki "gerçek dünya" hangimizin gördüğüdür?
Balığın mı, köpeğin mi, insanın mı, kartalın mı...? Hangi görüntü aslında "olan", "mevcut" "gerçek" görüntüdür. "Yanlış" gören hangimiz?
Diyebilir miyiz ki "kırmızıyı" hepimiz aynı renk görüyoruz? Bir diğerinin gözünden bakmadık ki onun gördüğü kırmızı ile bizimkini kıyaslayabilelim...
Biz sadece 5 duyumuz olduğu için dünya "böyledir". Bir duyumuz daha olsa belki 3 boyutlu bir alemden de öteye bir şeylerin varlığını görebiliriz, hissedebiliriz, tadabiliriz, duyabiliriz, daha doğrusu o algı ne işe yarıyorsa o yönde algılayabiliriz...
Sorun görmemizde değil aslında, hepimiz aynı şeyi görüyoruz, sorun gördüğümüzü yorumlamamızda.
ve o yorumladığımız şeyin içini neyle doldurduğumuzda.
Dolayısıyla içi dolu olan bu bilgi, beyinden geri çağrıldığında gördüğümüze değilde, biz bu bilgiye göre konuşuruz.
Fransızcayı (önceden) bilmesek (sonradan) hiç bir şey anlamayacağımız gibidir.
Yani bir şeyi bilmemiz onu daha önceden beynimize yerleştirmemizle alakalıdır.
Eğer yerleştirmediysek görmek, duymak vb. leri çok bir işe yaramaz.
Hasılı GÖRMEK için onun bir adı, sonrada bir anlamı ve dahi onun beynimize kazınmış olması gerekir ki onu görelim.
Tabi esas soru "Peki "gerçek dünya" hangimizin gördüğüdür?"
Güzel soru :)
Hiç birimizin gördüğü değildir, çünkü hepimizde "gördüğümüzü düşünen düşündüğümüzü gören" onu anlamlandırmaya çalışan canlılarız.
Bu noktada kim dünyaya veya çevresine fark etmez, DÜŞÜNMEDEN bakarsa, düşüncesini (hiç) İŞLETMEZSE gerçek onun gördüğüdür.
Burada k (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=35448)i şiirim başında ki gibidir.
Herkes gibi bakarsan hayata, sende herkes gibi görürsün.
Herkes gibi bakmazsan, ancak o zaman hakikati görürsün.