PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 17 Aralık iyi mi oldu kötü mü?


Dialectics
14-12-2014, 01:58
Bildiğim kadarıyla 11 Eylülden sonra ABD, terör tehlikesi bahanesi ile pek çok yaptırımcı, vatandaşlarını takibe yarayan, yabancıları ve göçmenleri kısıtlayan düzenlemeri peyderpey uygulamaya koymuştu.

Benzer şey aslında Türkiye'de de 17 Aralık'tan sonra oldu gibi. Paralel ile mücadele adı altında pek çok antidemokratik, hatta otokratik düzenleme, yargıyı ele geçirme, yolsuzluğu meşrulaştırma, makul şüpheli vb. tarzı düzenlemeler 1 yıl içerisinde hızla uygulamaya geçirildi. Çalan muhtemelen yine çalmaya devam ediyor da(hatta bu saatten sonra daha kolay, nasılsa hiçbir savcının darbeci, paralelci diye yaftalanma korkusundan harekete geçecek cesareti kalmadı), 17 Aralık olmasa idi diğer düzenlemeler bu kadar kolay geçer miydi?

patasana
14-12-2014, 03:31
Acikcasi son bir senede yasananlar yine yasanilacakti ancak tabi ki bu kadar kisa surede degil. Cunku dersanelerin kapatilmasi ile gorunurde baslayan bu savas 17 aralik olmasaydi bile su yada bu sekilde cemaatin guclu oldugu alanlari daraltmak, ele gecirmek suretiyle devam edecekti.

17 aralik bu sureci hizlandirdi. Tabiki cemaatin ve geri plandaki destekcilerinin tahmin edemedigi sey bu kadar 'kabuklu' olunamayacagiydi.. Ki bakanlardan biri en cok izlenen haber kanalinda basbakanin bile istifasini istemesine ragmen buyuk bir infial yaratmadi parti icinde. Bunun en onemli sebebi ise acik deniZde tek bir gemide ve karadan kmlerce uzaktaysaniz gemiyi terketmek aptallik olur.

Firtinada panige kapilan birkac kisi disinda gemide buyuk bi tepki olmamasi olayi gunumuze kadar getirdi..

Bence kotu oldu cunku ulkenin tam bir umutsuz vaka oldugunu cok net gorduk.

Ulke hak edenlerin elinde hak ettigi gibi yonetiliyor.

Selmet
14-12-2014, 09:36
rte ve arkasinda onu yonlendiren siyasi danismanlari gercekten zeki adamlar. cemaatle belli bir sure isbirligi yaptilar onlarin devlet icindeki yspilanmalarindan istifade ettiler. askeriyeyi bitirme operasyonlarinda cemaati piyon olarak kullandirdilar. rte nin bu cemaatle isi bittiginde eni sonunda bunlardan kurtulmak istiyecekti.. cemaatte bunun farkindaydi. ve catisma kacinilmazdi. bu catismadA rte nin eli dsga kuvvetli idi. sonucta devlet imkanlari onun elindeydi.. ve cemaat askeriyeyi etkisiz hale getirme operasyonuna alet olarak kendisince en buyuk yanlisi yapmisti. rte nin en buyuk korkusu askeriye etkisiz hale getirilince rte tek adamligini, doktatorlugunu ilan etmis oldu. birlikte kurduklari askeriyeye kumpasi da cemaate yukledi. cemaati gunah krcisi ilan etti paralel yapi diye. ama gercek paralel yapi tbmm deki bir grup sozde millet vekili iken onlari cemaatle perdelediler. ve ilkenin butunlugunu btirmek icin son hizla yola devam ediyorlar.

cemaatle kavgalari bana gore bir senaryodan baska birsey degildir.

kartopu
14-12-2014, 10:07
Benzer şey aslında Türkiye'de de 17 Aralık'tan sonra oldu gibi. Paralel ile mücadele adı altında pek çok antidemokratik, hatta otokratik düzenleme, yargıyı ele geçirme, yolsuzluğu meşrulaştırma, makul şüpheli vb. tarzı düzenlemeler 1 yıl içerisinde hızla uygulamaya geçirildi. Çalan muhtemelen yine çalmaya devam ediyor da(hatta bu saatten sonra daha kolay, nasılsa hiçbir savcının darbeci, paralelci diye yaftalanma korkusundan harekete geçecek cesareti kalmadı), 17 Aralık olmasa idi diğer düzenlemeler bu kadar kolay geçer miydi?

Türkiyede 17 aralıktan daha önemli şeyler konuşuluyor. Milliyat yazarı Aslı Aydıntaşbaş,ın tesbitlerine (17 kasım 2014) göre 2015 te yapılacak genel seçimlerde HDP seçimlere parti olarak katılacak ve baraj altında kalarak AKP nin 400 millet vekili çıkarmasına neden olacak .Bu sayede AKP anayasayı destek görmeden tek başına değiştirecek ve başkanlık sistemini hayata geçirecek.

Bunlar şimdilik söylenti ama gizli bir pazarlık olduğu görülmekte HDP liler tarafından üretilen bir çok proje ortalıkta dolaşıyor.
Bütün illere özerklik A.Öcalanın doğuda bir ceza evine nakli gibi üretilen ara sıra AKP tarafından yalanlanan bir çok söylenti ortalıkta.

Ayrıca Abdullah gülün bir muhalefet miş gibi görüşmeler yaptığı söylenmektedir.
Türkiye de bu tür söylentiler dolaştırıldı nabız yoklandı tepkiler ölçüldü sonra gerçeleşti veya gündemden kalktı.

Eğer bunlar gerçek olursa ne olur.
Birbirine yakın 2 partili döneme girilir T.Erdoğanın başını çektiği bir parti A.Gülün başını çektiği ikinci parti.
Bu sayede bütün cumhuriyet kazanımları yok olur laiklikten söz bile edilmez yeni bir dini yönetimler türkiye sahnesinde oynanır.
yeni bir sultan selim dönemi başlar.

Eğer bunlar hayata geçtiğinde 17 aralık unutulacak hatta onunla birlikte pek çok şey unutulacaktır.

evrensel-insan
14-12-2014, 18:14
17-25 Aralik ulke politik cikar savasiminda bir donum noktasidir. Bu olayin "iyilik/kotuluk" unden ziyade, topluma ulkeye ne saglayip saglamadigi onemlidir.

Bugun bunun ustunun ortulmesinin ilk yansisi, yolsuzluklarin hirsizliklarin bir yerde resmiyet kazanmasidir.

Ahlak algisindaki psikolojik bunalimdir.

Toplumu kisisel ve sosyal olarak curutmesidir.

Her turlu hukukun hak ve ozgurluklerin adaletin v.s. aslinda guce otoriteye ve iktidara boyun egdiginin gostergesidir.

Guya Anayasal guvence altinda olan devletin sistemin toplumun ve geleceginin, aslinda hic bir guvencesinin olmadiginin ortaya cikmasidir.

Diktatorlugun, otoritenin, biat kulturunun, ve de her turlu cikar hiyerarsisinin toplum olarak "bir zararinin olmadigi/normal oldugu" algisidir.

Korku felsefesinin ve suru psikolojisinin hala gecerli oldugunun kanitidir.

Kisaca ulke ve toplum ortacagi yasamaktadir.

Olimpiyat
14-12-2014, 20:01
Hırsızlık, yalan dolan ve rüşvet...
17 Aralık bunun açığa çıkması idi.


Buna rağmen AKP ciddi oy aldı. Bu açıdan iyi oldu tüm yaşananlar.


Türkiyedeki müslümanların, din ya da ahlak gibi dertlerinin olmadığı ortaya çıktı.


Defalarca yalan söyleyen bir adama sahip çıktılar. Hırsızlık yapanlara, rüşvet alanlara, hatta bakara makara diye kendi dinleri,kitapları ile dalga geçenlere sahip çıktılar.


Yani, bu milletin ahlaki ya da dini kaygıları olmadığı ortaya çıktı. Ya da din zaten buydu...

upuaut
14-12-2014, 21:51
Türkiyede 17 aralıktan daha önemli şeyler konuşuluyor. Milliyat yazarı Aslı Aydıntaşbaş,ın tesbitlerine (17 kasım 2014) göre 2015 te yapılacak genel seçimlerde HDP seçimlere parti olarak katılacak ve baraj altında kalarak AKP nin 400 millet vekili çıkarmasına neden olacak .Bu sayede AKP anayasayı destek görmeden tek başına değiştirecek ve başkanlık sistemini hayata geçirecek.

Bunlar şimdilik söylenti ama gizli bir pazarlık olduğu görülmekte HDP liler tarafından üretilen bir çok proje ortalıkta dolaşıyor.
Bütün illere özerklik A.Öcalanın doğuda bir ceza evine nakli gibi üretilen ara sıra AKP tarafından yalanlanan bir çok söylenti ortalıkta.

Ayrıca Abdullah gülün bir muhalefet miş gibi görüşmeler yaptığı söylenmektedir.
Türkiye de bu tür söylentiler dolaştırıldı nabız yoklandı tepkiler ölçüldü sonra gerçeleşti veya gündemden kalktı.

Eğer bunlar gerçek olursa ne olur.
Birbirine yakın 2 partili döneme girilir T.Erdoğanın başını çektiği bir parti A.Gülün başını çektiği ikinci parti.
Bu sayede bütün cumhuriyet kazanımları yok olur laiklikten söz bile edilmez yeni bir dini yönetimler türkiye sahnesinde oynanır.
yeni bir sultan selim dönemi başlar.

Eğer bunlar hayata geçtiğinde 17 aralık unutulacak hatta onunla birlikte pek çok şey unutulacaktır.

-Yeni bir Madiba (Mandela) olayı mı?
-Öyleyse bu çok insafsızca bir paylaştırma (salıverme) olur (NECM-23'ten).

http://www.youtube.com/watch?v=XbVE4TuA6fc

kartopu
14-12-2014, 23:58
-Yeni bir Madiba (Mandela) olayı mı?
-Öyleyse bu çok insafsızca bir paylaştırma (salıverme) olur (NECM-23'ten).


Keşke mandela olayı olsa .Mandelanın serbest kalması ne siyahları mutsuz etti ne beyazları.
Bu işte kaybedenler Laikler demokratlar olacak. Kim kazanacak bence Kürtlerde kazanan olmayacak. Bir tek bir gurup sermaye ve anti demokrat uygulamacılar.

Zaten uzun zamandır ulusal bilinçle uğraşmaktalar artık şeriat,a benzer rejimle tanışırız.

Dialectics
16-12-2014, 09:47
http://www.odatv.com/images/resimler/m8mke5bj.jpg

kartopu
16-12-2014, 10:51
Demirtaşın tarihi seçim kararı . 15-Aralık 2014
Selahattin Demirtaş, merakla beklenen tarihi seçim kararını açıkladı. Almanya (http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Almanya)’nın Frankfurt (http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Frankfurt) kentinde faaliyet gösteren Mezopotamya Kültür Merkezi ve Halkevleri’nin düzenlediği Şengal’den Kobani’ye Halkların Dayanışma Toplantısı’na katılan Selahattin Demirtaş (http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Selahattin%20Demirtaş), Haziran ayındaki seçimde yüzde 10 barajını aşacaklarını söyledi.

Avrupa ülkelerinde 1,5 milyon Kürt'ün olduğunu belirten Demirtaş, "Herkesin haziran ayında yapılacak olan genel seçimler için şimdiden çalışmaya başlaması gerektiğini" dile getirdi.

Türkiye’deki ve bölge ülkelerdeki sorunlarının çözümü için HDP’nin alternatif olduğunu belirten Demirtaş, Bu zamana kadar alternatifsizlik yüzünde AKP’ye oy verenlerin bundan böyle HDP’ye oy verecekleri söyledi. Her oyun (http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Oyun) çok kıymetli olduğunu belirten Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı (http://www.gazetevatan.com/arama/?Keyword=Cumhurbaşkanlığı) seçimlerinde yüzde 9,9’luk bir oy alarak Türkiye genelinde halkın HDP’ye olan ilgilisi gördüklerini söyledi. Demirtaş, HDP’ye oy veren herkesin bir oy daha bulması durumunda oy oranlarının yüzde 20’leri bulacağını söyledi.


İşte tarihi açıklama Bu açıklama 17 veya 14 aralık oparasyonundan daha önemli Çünkü türkiye için bir karar günü. Bilindiği gibi HDP nin % 6 cıvarında oyu var Cumhur başkanlığı seçimlerinde /9,5 oy almalarının nedenleri CHP den kaçan oylar veya katılımın düşük olması sebebi ile yükselen oran.

Büyük bir olasılıkla HDP baraj altında kalacak .Seçim konusunda HDP çok ince hesap yaparak ancak bağımsız adaylar vasıtası ile parlementoya girebilen bir HDP zihniyeti niçin böyle riskli bir karar alsın.

Acaba kafalarında dolaşan tilki nedir.
Yapılan araştırmalar HDP baraj altında kalırsa AKP 400 civarında millet vekili çıkaracak. Böylece ana yasayı değiştirme gücüne ulaşacak.

Başka bir ihtimal daha var .Bu kararla AKP 400 e ulaşmaması için HDP ye barajı aştırmak zorlaması yani CHP den ve sandığa gitmeyen solculardan oy zorlaması. O zamanda bu HDP nin AKP ile yapacağı iş birliği sonucu ana yasanın değişimi olasılığı.

Çünkü HDP nin bu gün aldığı karar akıllı bir seçenek değil ama bir tuzak olduğu açıkça görülüyor.

bursali68
18-12-2014, 22:16
Merhaba,

Bence iyi oldu...

Toplumlar, hangi konuda olursa olsun DİP yapmadan maalesef düzelemiyor...Hani derler ya " Bir musibet, bin nasihatten iyidir " diye o meyanda çdaha öncesinde, hatta önceki iktidarlar döneminde de peyder pey söylenenler yani çarşaf çarşaf her türlü kepazelik ortaya döküldü...

Umarım bundan sonra azıcık AKLI olanlar aklını iyi kullanır da bu tür konulara prim tanımaz, buna ait umudum olmasa da yine de bu dilek ile tamamlayayım istedim...

Sağlıcakla kalınız...

kartopu
18-12-2014, 23:57
Toplum gerçekten musibet yaşamaktamıdır.
AKP Hükümeti bir felakete doğru gidiyormu. Tolum bu işi bizim anladığımız gibi anlıyormu.

Bunu gelecek seçimler gösterecek.
Bana göre AKP seçim yolu ile gitmeyecek belki içinden çatlayacak belki tıpkı cemaatla arasının açıldığı gibi yeniden çıkar çatışması yaşayacak ama şu güründüğü şekilde giderse seçim onları götüremeyecek.

AKP sermaye gurupları ile kavgalı gibi görünse de onların çıkarlarını savunmakta tek şartları AKP muhalifi olmamaları.
Birde bütün yoksulları ellerinde tutuyorlar onları çeşitli şekilde memnun ediyorlar birde seçim sandıkları dahil her şeye müdahale ediyorlar.
Bu durumda seçim onlar için son değil.

AKP nin sonu ancak ekonomik kırılma veya uluslar arası sermaye guruplarının çıkarları ile çelişmesi.
Böyle bir şeyi kim isteyebilir büyük iflasların yaşanması büyük bir işsizliğin patlaması bankaların iflası. Bir AKP için kim göze alabilir.

Bunun dışında bir tek askeri darbe kalıyor. Birde bütün muhalefetin tek bir siyasi hedefe kitlenmesi ve tek güç olması.

Bu da şimdilik görülmüyor işimiz allaha kaldı öyle görünüyor .

postalmarx
24-12-2014, 20:40
Türkiyede 17 aralıktan daha önemli şeyler konuşuluyor. Milliyat yazarı Aslı Aydıntaşbaş,ın tesbitlerine (17 kasım 2014) göre 2015 te yapılacak genel seçimlerde HDP seçimlere parti olarak katılacak ve baraj altında kalarak AKP nin 400 millet vekili çıkarmasına neden olacak .Bu sayede AKP anayasayı destek görmeden tek başına değiştirecek ve başkanlık sistemini hayata geçirecek.

Bunlar şimdilik söylenti ama gizli bir pazarlık olduğu görülmekte HDP liler tarafından üretilen bir çok proje ortalıkta dolaşıyor.
Bütün illere özerklik A.Öcalanın doğuda bir ceza evine nakli gibi üretilen ara sıra AKP tarafından yalanlanan bir çok söylenti ortalıkta.

Ayrıca Abdullah gülün bir muhalefet miş gibi görüşmeler yaptığı söylenmektedir.
Türkiye de bu tür söylentiler dolaştırıldı nabız yoklandı tepkiler ölçüldü sonra gerçeleşti veya gündemden kalktı.

Eğer bunlar gerçek olursa ne olur.
Birbirine yakın 2 partili döneme girilir T.Erdoğanın başını çektiği bir parti A.Gülün başını çektiği ikinci parti.
Bu sayede bütün cumhuriyet kazanımları yok olur laiklikten söz bile edilmez yeni bir dini yönetimler türkiye sahnesinde oynanır.
yeni bir sultan selim dönemi başlar.

Eğer bunlar hayata geçtiğinde 17 aralık unutulacak hatta onunla birlikte pek çok şey unutulacaktır.


Şimdi buradan ne anladığımı söyleyeyim. Siz bir Alevi olarak kendi çıkarlarınız açısından en faydalı sonucun ne olduğunu hesaplayıp sonra da herkese diyorsunuz ki "hadi arkadaşlar o taraf doğru ittirelim, çünkü ......". Çünkü ne tam olarak? Çünkü memleket için daha mı iyi? Yoksa Aleviler için mi daha iyi?

Bence bu bencilliğe gerek yok. Kürtlerin mevzularından yukarda bahsederken sanki onların sorunları sıfır önemliymiş gibi konuşuyorsunuz. Anlaşılan onların mevzusu Alevilerin çıkarları açısından sadece araçsal önemde. Alevilerin çıkarları için aslında memleketteki herkesin varoluşu sorunları ve politikaya katılımı Alevilerin çıkarları açısından araç olarak görülüp öyle muamele görmeli.

Şimdi bu bir Alevi toplantısı olsaydı, ve Aleviler dışında kimse okumuyor olsaydı, ve Alevilerin kendi çıkarlarını böyle bencilce savunmak da Alevi siyasetinin ya da en azından bu grubun bir şiarı olsaydı, bu şekilde konuşmayı anlardık. Ama siz memleketin durumu hakkındaki yorumunuzu Alevi sorunu açısından bakıp bize anlatırken "memleket için" ve "herkes için" daha iyi olduğunu söylüyorsunuz. Ama aslında sadece Alevileri düşünüyorsunuz.

Bu ülkede 70 milyondan fazla insan yaşıyor. Herkesin ortak bir zeminde buluşması gerek. Herkes imtiyazından biraz taviz verecek mecburen. Atatürkçü oligarşi günleri size güzeldi. Muhafazakar sünniler için, Kürtler için, Süryaniler Ermeniler Rumlar için, pek de güzel bir durum değildi. Azınlık tahakkümü kurmak güzel olsa gerek. Bu imtiyaz elden gidince "askeri darbe olsa ne güzel olur" mu diyorsunuz? Tayyip düşmanlığınız temelinde sadece bu imtiyaz kaybı mı var? O zaman samimi olup öyle deyin biz de ona göre bilelim.

kartopu
25-12-2014, 00:51
Öncelikle şunu söyleyeyim Ben Alevi değilim. Ama kendimi alevilere, alevileri kendime yakın hissediyorum.

Benim yazımda Alevilikle ilgili Sultan selim ve Laiklik kelimesi yer almaktadır bunun içinde laiklik sadece alevileri ilgilendirmez aynı zamanda dinsizlerde laiklik ten faydalanır.

Kürdlerin bir projesi olduğu kürdler üzerinden AKP hükümetinin de bir projesi olduğu yazmış olduğum yazıda var.
Ama bu projeden rahatsız olduğumu bunu bedelinin laiklerin ve dinsizlerin ödeyeceğini anlatmaya çalıştım.

Burada bencillik yoktur ama gizli pazarlıklar vardır. Ve bu pazarlık sonucundan kürdlerinde zarar göreceği anlaşılmaktadır.

Elbette türkiye de bazı bölgelerde çok büyük sorunlar vardır bu sorunlar sadece kürd bölgelerinde değil kara deniz iç Anadolu ve doğu Anadolu bu sorunların içindedir.

Bu sorunların sebebi kapitalist modeldir eşitlikçi olmayan kalkınmayı yurt safına yayamayan politikalar sorunları çözmediği gibi daha da büyütmüştür.

Burasını çeşitlilik olduğunu biliyorum her düşünce hakaret içermediği sürece kendini ifade etmelidir.
Şunuda söylemek isterim 70 milyon insan aynı zeminde bir araya gelmez zaten gelmişse orada bir kusur vardır.
Cünkü çelişkiler vardır bu çelişkiler bazı sosyal gurupları bir araya getirse de bazıları ile uzlaşma ağlanamaz.

tayyip veya bir başka ismin düşmanı değilim ama bu iktidarın uyguladığı gelecekte uygulayacağı siyasetler beni korkutuyor. Bu gün gördüğüm imtiyazı gelecekte kaybedeceğimi düşünüyorum ve bu günü kaybetmek istemiyorum İnsanlar iyi şeyleri yaşamak ister.

postalmarx
25-12-2014, 10:43
Şunuda söylemek isterim 70 milyon insan aynı zeminde bir araya gelmez zaten gelmişse orada bir kusur vardır.

O kadar ülkede insanlar bir zeminde bir araya geliyorlar da biz niye gelemeyelim? Amerika'da 300 milyon insan var mesela.

Ortak zemin tabii ki vatandaşlıktır. "Türklük" değildir, veya "Müslümanlık" değildir veya "çağdaşlık" değildir. Ortaçağ zihniyetiyle değil de modern zihniyetle düşünmeye çalışalım.

Kürtlerin de tek derdi geçim sıkıntısı değildir. Devlet bu insanların etnik kimliğini 80 senedir yok sayıyor. Halbuki devlet onların da devleti (hesapta), ve modern demokratik devletin görevlerinden biri de etnik azınlık vatandaşların dilini ve kültürünü yaşatmaktır ve onların yöresinde devlet hizmetlerini bu kesimin dilinde vermektir. Dünyanın her gelişmiş yerinde bu böyledir. Bu aslında vatandaşlık kavramının gereğidir. Bu insanları okullarda ve devlet dairelerinde sadece Türkçe konuşmaya zorlamak, hatta bunu "Kürtçe işallah zamanla yokolur" gibi sinsice bir zihniyetle yapmak Allahtan reva değildir. Bu politikayı gene bizzat bu adamlardan da alınan vergiyle finanse etmenin tek manası da şudur ki bu adamlar haraca bağlanmıştır ve adamların yüzüne baka baka bunların onuruna hakaret edilmektedir. Bu da vatandaşlık hukuku değil orman kanunudur, bir nevi hayvanlıktır. Ortaçağdan kalma bir zihniyettir. O zaman Türkler sağı sola zaptedip "şan alıp" elalemi haraca bağlayan şanlı fatih bir millet olmuş oluyor, Kürtler de bunların haraca bağladığı bir sömürge halk oluyor. Belki eskiden öyleydi ama bunun ismi vatandaşlık değil, modern devlet değil. Artık düzelmesi lazım değil mi? Saatine bir bak, 2015 oldu.

Laiklik mevzusu ise ülkenin dindar kesimini "çağdaş" olmaya zorlamak değildir. Bu insanları başörtüsü taktığı için okula devlet dairesine almamak değildir. Laiklik demek devlet yasalarının din adamları tarafından yapılmaması demektir. Yoksa herkesin zorla başının açtırılması değildir.

İşin acı tarafı ülkenin hesapta daha "aydın" ve daha "eğitimli" kesimine bu basit şeyleri hala tek tek anlatmak zorunda oluşumuz. Ama askeri oligarşiye dayalı azınlık tahakkümü günlerinin imtiyazlı hayatı tatlı geliyor herhalde ki hiç oralı olmuyorlar. İmtiyaz günleriniz bitti diyoruz, artık eşit vatandaşlık zamanı diyoruz.

kartopu
26-12-2014, 00:31
SosyalMarx-
Ortak zemin tabii ki vatandaşlıktır. "Türklük" değildir, veya "Müslümanlık" değildir veya "çağdaşlık" değildir. Ortaçağ zihniyetiyle değil de modern zihniyetle düşünmeye çalışalım.

Bu ülkede vatandaşlık zemininde her kes eşittir Buna Kürtlerde dahil. Bu ülkede Türklere özel veya başka kimliklere özel yasalar yoktur. Herkes oy kullanır herkes kaymakam cumhur başkanı savcı polis öğretmen olur her kes istediği okulda okur istediği camiye gider. Bu anlamda eşitlik yok demek ya politika yapmaktır ya ön yargıdır.

Evet bazı çelişkiler vardır ama bunlar genelde son dönemlerde sunni üretilmiş çelişkiler değildir.
Ana çelişki mülksüzle mülk sahibi arasındadır, işçi ile patron arasındadır, devletle halk arasındadır, dindarla dinsiz arasındadır.cami ile cemevi arasındadır.
Bu çelişkiler Osmanlıdan bu yana vardır cumhuriyet tarihinde de devam etmektedir.

Dil meselesi bir çok ülkede Türkiye gibidir egemen dil ve yöresel dil kullanılır ama ülke çapında egemen dil hakimdir. Kürtlerin kendi ana dillerini bulunduğu bölgede kullanmasından bence hiç sakıncası yok ama genel eğitim dili olması hem gereksiz hem maliyetlidir.

Laiklik Türkiyede çok anlaşılmamıştır devlette bunu anlatma gereği duymamış sunni islamı topluma dayatmıştır. Laiklik devletin işidir halk laik değildir öyle bir kural olmaz .

Sömürge meseleside hep yanlış anlaşılmış bize yıllarca kürdistanın sömürüldüğü anlatıldı ama hep siyasi gerekçelerle. Böyle bir şey yok. Neyi sömürüldü hangi doğal kaynakları kürt halkının elinden alındı ne zaman genel olarak Kürt halkı sömürüldü bunlar akıl dışı söylemler.
Ama ister kürt ister Boşnak ister Türk olun işçiler sömürüldü- İster Kürt ister Boşnak ister Türk kapitalistler sömürdü. Bu Türkiye de genel bir sömürü politikasıdır,Sömürünün kaynağı artı değer üretimidir.

Baş örtüsü yasağının kaldırılması bir felaket karardı işte ürünlerini şimdi almaktayız gerici dinci ve diktatör bir yönetim biçimi o günün attığı tohumlarla canımızı yakmaktadır.Keşke hiç izin verilmemiş yasak devam etse imiş.

İşin acı tarafı ülkenin hesapta daha "aydın" ve daha "eğitimli" kesimine bu basit şeyleri hala tek tek anlatmak zorunda oluşumuz. Ama askeri oligarşiye dayalı azınlık tahakkümü günlerinin imtiyazlı hayatı tatlı geliyor herhalde ki hiç oralı olmuyorlar. İmtiyaz günleriniz bitti diyoruz, artık eşit vatandaşlık zamanı diyoruz.

İnsanlar bu günün karanlığını gizlemek için dünün gölgesini gösterir askeri vesayet diye bu günkü sivil diktatörlük gizlenemez. Eşit vatandaşlık zaten vardı yeni bir şey yok ama sömürü katliam aşağılama da hala var.

Yani bu gün bir şey değişmiş değil baskı diktatörlük apoletlerini çıkardı sadece.

Selmet
26-12-2014, 10:05
@kartopu agzina saglik.. yazin umarim sosyalist gorunumlu boluculere kapak olmustur.

kartopu
26-12-2014, 12:16
@kartopu agzina saglik.. yazin umarim sosyalist gorunumlu boluculere kapak olmustur.

Teşekkür ederim Sayın Selmet.

Bu siyaset bölücülük değil keşke açık seçik bölücülük savunulsa idi bizde bölücülüğün getireceği riskleri anlatsak.

Ama bunlar bölücülükte yapmıyor bence ne yaptıklarını bilmiyorlar. Ama kesin olarak AKP nin değirmenine su taşıdıkları biliniyor.

Bu siyasetten tek faydalanan, bu kadar siyasi krizden tek karlı çıkan AKP dir.

Bu siyaset bir çok sosyalist ürgütlenmeye işçi memur sendikal hareketlere zarar verdi. Düşünün şu anda en güçlü memur sendikası AKP nin güdümünde. Türkiye de bu güne kadar hiç bir dönem iktidarın davulunu bu derece çalan sendikal sistem olmamıştır Ne 12 eylülü öncesi ne sonrası.

Bu ülkede kürt siyasetinden Bilerek veya bilmeyerek en büyük zararı devrimci insanlar ve örgütler görmüştür.

Türkiye de bu AKP ve PKK veya legal kürd siyasetinde ne gibi işler döndüğünü kimse anlamıyor sürekli idia sürekli plan değişiliği sürekli umut dağıtımı.
Artık sıkıldık.

Şüpheci Dinsiz
26-06-2020, 22:47
17 Aralık nedir? Hap gibi anlatım...
ZEk9kOgYl-4

25 Aralık nedir? Hap gibi anlatım...
3oQHnCaalzw