PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sümerlerin Hikayesine Özet Bakış


alpha
19-12-2014, 11:29
Nasıl deyim bilmiyorum, okudum bu sümerlerle ilgili, çeşitli kaynakları vs vs.
Hİkayeleri özetleyecem, yoksa baya bi uzun..

Çok eskiden dünya eskiden adı Tiamat, Mars gezegeninden sonra MArs ile jupiter arasında

imiş. Sonra bir başka gezegen, adı nibiru, gelmiş güneş sistemine ve bizim bu Tiamat'a

toslamış, belkide godoslama. SOnra Tiamat sarsıntı geçirmiş ve şekli yuvarlaklığını da

kaybetmiş, hani şu an kutuplardan basıkya. Alttan parçalar kopmuş, kopan parçacıklar mars

ile jupiter arasında yayılmış bir bilezik gibi. İşte irili ufaklı binlerce kayalar. Bu

kayalar günümüzde asteroid kuşağı diyorlar ve keşfedilmiş yani. Bu arada Tiamat ın geri

kalanı, böyle çarpınca ona nibiru gitmiş aşağı mars ın yörüngesini geçmiş ve Şu an ki

yörüngesine oturmuş, sakinleşmiş. Orda dönmeye devam. Olay çizgi ile şöyle:

Bilmem kafanızda canlandı mı.

Ee olaylar bunla bitse iyi. Bir de bu nibiru da yaşayanlar var. Kısaca nibiru lular

diyelim. Bunlar böyle gel zaman git zaman yaşıyolar nibiru da. Nibiru gezegeninin bir yılı

dünya yılı ile 3600 yıl. Bir yıla şar diyorlar bunlar. Bu nibirulular artık ne yiyolarsa

acaip uzun ömürlüler. Harbi,den de ilerki hikayelerde baktım bunlar bişi yiyolar, nibiru

da yetişen bir şey ve ömürleri uzun oluyo yada genetik olarakda öyleler. herneyse. BUnlar

yaşarlarken aralarında savaş, mavaş vs işleride var. Kuzey ve güney savaşı olmuş

gezegenlerinde. Sonra bakmışlar olmucak bir kralımız olsun, artık savaşmayak, biz oylama

ile birini seçelim, seçtiğimiz kuzeyden ise onun karısı kuzeyden tersi ise tersten felan

olsun demişler. Ve olmuş. Sonra da krallık hükümranlık bir sonraki oğula geçecek şeklinde

belirlemişler. Gel zaman git zaman.. Ama baya bi zaman, adamlar 50000 yıl rahat yaşıyolar

gibi geldi bana. Neyse krallarda değişiyor bu arada. Bazı krallar 3-4 şar bazıları 9-10şar

hüküm sürüyo. Sonra bir şey oluyo ve gezegenleride problem oluyor. Büyük problem. Ozon

tabakası eksilmesi ! Buyur burdan yak yani. Napcaz etcez, ölcekmiyiz bir telaş bir telaş,

bunlarda teknoloji de biraz ileri yani. Araştırıyolar, bazıları geçer geçer diyor. Eskiden

çok eskilerden de böyle şeyler olmuşmuş. Bazıları da diyor ki yoook diyor bakın şimdi

atmosferimizde ozon diye bir tabaka var koruyucu ve bu eksildiği için oluyor diyorlar. Bu

yanardağlardan çıkan gazlar bu ozonu sağlamlaştırıyodu, ama bu yanardağların çoğu azalmış

ondan ozonda inceliyo diyorlar. Ya bu bizim dünyada da buna benzer sorunlar var sanki. Ama

biz kendimiz delioz salak gibi ozonu. Diğmi yani. Neyse, devam. Sora napcaz ne etcez

diyorlar, tamam ozon eksilio ölcekmiyiz o zaman. Bilim adamlarının 2 cevabı var, yani

hipotezleri..
1. Diyorlar ki bomba momba yapalım patlatalım dağları, tekrar hareketlensin yanardağlar ve

ozon düzelsin..
2. grup bilim adamları da diyor ki böyle altın elementi var bunu inceltip, öyle inceltip

havaya yollarsak orada asılı kaldıkça ozonun işini görür. Tabii altın çok lazım felan.

Bu nibiru da da altın çok az yada yok gibi. Yoksa altın fiyatları mı uçtu neyse ?
Belkide kral bu işin ekonomik boyutundan etkilendi. Sonracıma ilk etapta pek bişi

yapmıyolar. Sadece biraz dağ patlatma yapıyolar. Ama yetmiyor abi. Nibiru ısınıyor. İşte

böyle bir kaç şar (bir kaç 3600 yıl geçiyor) ama ısınma var, bu da problem. yiyecek su vs

vs. Sonra kralları var Lahmu, ne yapacaz diyorlar adama, adam kararsız yada takmıyor. Yani

altınmı bulacaz, dağlarımı patlatcaz söyle yapalım. Yok adam keyfinde. Kararsız. İŞte

psikolojik sorunlarıda olabilir bilemem. Ama bu da milletin psikolojisini bozuyor. Sonra

aralarında dalga dümen bu Lahmu ya isyan bayrağı çekiyolar, saraydan aşağı öldürüyolar

adamı. Sonra isyancı başı tahta geçiyor. Tabi bu nibiru nun bir yediler meclisi var. Hop

diyo dur bakalım senmi geçecen diyorlar ki adam da savunmasını yapıyor, ha bu arada

isyancı başının adı Alalu, önemli bir isim bu iyi belleyin. Alalu diyor ki bizim halkımızın hayatı önemli, bu Lahmu bi kere dallama bir şey yapmadı, bizde onu böyle indirdik, bu isyan savunması, tabi isyana pek takmıyo bu yediler meclisi. Taktıkları şimdi kral kim olacak, diyorki Alalu, bende asillerdenim ilk kralın soyundanım, onun ilk cariyesisin oğlu olan aşigar ın soyundanım diyor. Ki araştıyolar bakıyolar kayıtlara vs aynen de öyle eleman soylu. Sonra biri daha çıkıyor. onun adı da Anu, hani o da diğer potansiyel kral. Öyle böyle derken anlaşıyolar Alalu kral oluyo, Anu da yardımcı, sonra da anu olacak kral diye belirleniyor.

Alalu şimdi çalışıyo eleman, bu nibiru yu kurtarmak için. Ama yok başarılı olamıyor. Dağları patlatıo. Olmuyor. Ozon gidiyorrrrrrr. Ozon giderse bizim padişahlıkda gitcek. Kara kara düşün yok ama.

BU arada Anu boş durmuyor ve o da Alalu'yu alaşağı ediyor. Başa geçiyor. Alalu ise kralın Anu'nun başa geçmesi ile canından olabileceği endişesi ile kaçıyor. Göksel arabaların olduğu yere gidiyor. Bir araca biniyor, ve onunla kaçıyor. Artık Nibiru'yu geride bırakmıştır. Ama nereye gidecek ? Bi tanıdığı, bildiğide yok. Bi ara geri dönsemmi diyor. Ama yok, yola devam diyor. Ve asteroid kuşağının olduğu yere gelince zar zor ordanda geçiyor, ordan geçmek kolay değil, binlerce kaya, hatta bazılarına ateş ediyor ki çarpmayayım. Ordan geçtikten sonra Lahmu yani Mars ın yanından da geçiyor ve karşısında DÜnya, MAvi beyaz, sanki kar yağmış gibi. Ve orada daha önceki hesaplara göre altın olabilir diye bir bilgileride var. Ve dünyaya iniş;


Göksel araba dünyanın ağına (çekim gücüne) kapılıp daha da hızlanıyor, sarsılıyor. İniş baya bir zor oluyor. En sonunda dünyaya inmeyi başarıyor. İndiğinde KArtal kafası, ve balık giysisini (astronot kıyafeti demiyorda) giyip araçtan çıkıyor. Garip bir yer diye düşünüyor. Güzelde. MAvi bir gökyüzü, çalılar, otlar, ilerde bazı ağaçlarda görünüyor. Işın silahınıda alıp etrafı inceliyor. Etrafta yürüyor, bir meyva ağacı buluyor ve ondan tadıyor. O sırada bir tıslama sesi duyuyor, korkudan hemen elindeki ışın silahı ile ateş ediyor. SOnra bakıyor ki yerde bir yaratık, ayaklarıda yok, çok garip bir canlı bu. Acaba buranın yerlisi imidi. Belkide bana saldırmayacaktı diye düşünüyor. (İyiki öldürmüş yoksa bi soktumu görürdü anyayı konyayı, yılan yani, ne garip yılan diye bir şey bilmiyor).

Sonrasında akşam oluyor ve gökyüzünün rengi değişiyor, kızılımsı bir renk ve hemen sonrada güneş batıyor. Alalu için bu çok garip çünkü gün çok kısa sürdü. Bu durumda galiba nibiru da günler daha uzun. Ve gece oluyor, alalu aracına dönüyor. Bir süre sonra da sabah oluyor. Gece de çok kısa diye yakınıyor Alalu.

Ertesi gün çalışmalarına devam ediyor, elindeki araçlarla, detektör galiba, altın arıyor ve bu elementin izlerine rastlıyor. Sonuç olumlu. Sazlıklarda orda burda arıyor. Ulan daha kimse yok, karnını doyur, napcan nibiruyu koca gezegen işte. Hemen cebinimi düşündü ney ? :) Herneyse cıvıttım.

Sonra altının haberini ışın mesajı ile nibiruya bildiriyor: diyor ki:
Ben nibirunun kurtulması için gerekli olan altını buldum. Artık gezegenimizin kaderi bende. Amma bana tahtımı geri vermelisiniz, ki sizi kurtarayım.

Gelen mesaja nibirulular, meclis ve Anu şaşırıyor. Çünkü Alalu'yu öldü biliyolar. Ve krallık istemeside cabası. Napcaz ne etcez diye düşünüyorlar. Altın lazım yani. Düşünüyolar taşınıyolar. Sonunda Anu nun ayrı kadınlardan olma oğulları olan Enlil ve Enki yi dünyaya göndermeye karar veriyorlar. Yanlarında birde 50 nibirulu kahraman. ONlar kahraman demişler. Nibiruyu kurtarmak üzere altın görevindeki oldukları için herhalde.

((Aslında buraları net hatırlamıyorum. Çok ayrıntılı. Özet geçiyorum ona göre..))

Enki dünyaya iniyor, ama suya iniyor gemisi, ordan da karaya geçiyorlar. Biraz uğraşla. Ve onlar içinde bu dünya günlerinin kısalığı hayret verici. Ee alışmak gerek elbet. BUnlar Alalu'yu buluyorlar ona diyorki Enki. Sana dünya komutanlığı verildi diyolar (herhalde onun gazını almak için biraz). Sonra başlıyolar çalışmaya, Enki adamlara görev veriyor. İŞte sen bir ev, merkez yap, sen ağaçları incele. Sen suları incele vs. vs. Bunlar her gün çalışıyor ve yerleşmeye başlıyolar. Yedinci gün Enki diyorki bugün dinlenelim. İşte bu bir hafta yedi gün ve son gün dinliyonuzya bu Enki elemanı belirlemiş bunu.

Sonrasında bi arada Ay'a bakıp ona göre zamanı ölçmek için takvimsel bir sistemde belirliyor Enki. Ancak çok soraları ise Anu bundan vazgeçip daha stabil olsun diye Güneş'i baz almak üzere tekrar revize ediyor. Başa dönelim..

Sonrasında getirdikleri araçlar altın çıkarma, arama işlerine girişiyorlar. BUnlar su üzerinde. Platform gibi. Sulu toprağı alıp süzüyor, ve filtrelerden geçirip, metalleri ayırıyor. Bir sürü başka metaller buluyorlar, demir, bakır gibi ama altın baya bi az.

alpha
19-12-2014, 11:30
Çalışıyolar, çalışıyolar az altın buluyolar. BUnların nibiru yu kurtarmaya yetmeyeceğini düşünüyorlar. Sonra nasıl unuttum. Karar veriliyor ve dünyanın başka yerlerinde damar şeklinde altın bulmalıyız diyorlar. Göksel arabaları ile Abzu diye bir arkadaş arama, tarama ile bugünkü Güney Afrika'da civarında altın buluyor..

Haa bu arada ilk indikleri yer basra körfezi civarında, burada ilk kurdukları yerleşime "ERİDU" diyorlar, burası ERİDU olsun diyor Enki. Eridu'nun anlamı: uzaktaki ev. İngilizce Earth, Almanca Erte, ve arapça Ard bu kelimeden gelmekte imiş. e r ve d harfleri yani.

Afrika' da altın buldukları yere Abzu bulduğu için galiba Abzu diyorlar. Fakat burada altın toprak altında, ve toprakla karışık. Sudan çıkarmakdan daha zor, başka aletler gerek ve zor olacak diyorlar. Ayrıca daha çok nibirulu lazım. Bu mesaj olarak nibiru ya iletiliyor ve 300 mü ney nibirulu daha geliyor, Güney Afrika'da altın çıkarma işinde çalışmak üzere. Makinalar kurluyor, madenler açılıyor, ve bir süre sonra altın istenilen seviyede.

ONdan sonra Enki üvey olan kızkardeşi'de dünyaya gelmiş, orlarda yaşıyolar felan. Tabii 1 den fazla şar geçiyor. Yani bir şar 3600 yıl. Baya bi zaman geçiyor. Enki nin üvey kızkardeşinin adı Ninmah. Enki Ninmah ile evleniyor galiba ve bir çocuklarıda oluyor adını Marduk koyuyorlar. Bu marduk dünyada doğan ilk nibirulu ayrıca. Ve bir veliaht prens.

Sonra bir ara bunlar nibiruya gidiyor. Anu'yu ziyarete. Enki, Enlil, Ninmah birde Alalu'da. Sonra burada Anu dünya nın komutanı oğlum Enlil olsun diyor. Alalu kızıyor, bu ne ya deyip fıttırıyor. Zaten benden aldınız krallığı şimdi birde dünya komutanlığınımı alcanız. Anu diyor ki istersen yeniden güreşelim ve kral kim olcak bakalım. Başlıyor güreşe. Nasıl bir güreş ise. Biraz garip bildiğimiz şekilde olmayabilir. Hele yağlı güreş olduğunuda sanmıyorum. Güreşte Anu galip oluyor, ancak son anda Alalu kural dışı bir hareketle Anu'nun cinsel organlarını parçalıyor. Anu iyileşiyorda. Alalu'ya bundan dolayı ceza verecez diyorlar. Öldürelim felan derken, bu adam krallıkda yaptıya, bunu Lahmu'ya (Marsa) ölene kadar sürgüne gönderelim deniliyor.

Tamam mamam. Gidecek bu, birde zehirlenmişmiş mi hastalanmışmı ney, tedavide etmiyorlar, iyi diye düşünüyorlar Lahmu'da ölür bu. Sonra götürcekler işte Lahmu'ya bu arada Abzu çıkıyor diyor ki : "Ben, ona ölene kadar Lahmu'da eşlik edeceğim. Ölünce de mezarını yapacağım." Herkes şaşırıyor, ve tamam olsun diyorlar. Abzu Alalu'yu seviyor mu kanki olarak acaba ? Gel zaman git zaman bu Alalu ölünce Mars'ta, Abzu eleman bunu haber veriyor, gelin alın beni, sizinki öldü. Gidiyor görevliler Marsa. Abzu mezarı gösteriyor. Sonra birde buna pir dev anıt mezarda yapıyorlar, hatta Abzu bunun üst tarafını Alalu'nun yüzü gibi yaptırıp, onu nibiru'ya baktırıyor. Vefalı eleman.. Şimdi gelelim Mars ta bulunan yüze. Bir benzetmeye göre bu Mars'ta NASA nın bulduğu surat şeklindeki yapı, kya işte bu Alalu'nun anıt mezarıdır.

Dünya'ya dönelim...

Enki, Enlil ve üvey kızardeşleri Nİnmah dünyadalar. Enlil dünya komutanı, basra körfezi civarında Eridu da kalıyor. Bu arada bir şehir daha yapıyorlar ve adını Aden koyuyorlar.

Enki ise Ninmah ile Güney Afrika'da yaşıyor. Ve o bilim adamı gibi biri. Ninmah da zaten şifa bilgini. Bir çeşit tıp bilgini yani. Enki yılar yılar boş durmuyor, dünya hayatını inceliyor, dünyadaki canlıları vs. Hatta ormanlık bir bölgede kendine bir labaratuvar da yapıyor. BU arada Marduk büyüyor. Altın çıkar işleri devam ediyor.

Anu'nun emri ile Mars'ta bir ara istasyon yapılıyor. Altın dünyadan çıkarılıp MArs'a gelecek ordanda nibiru'ya nakledilecek. Mars'ta böyle bir üs kurulup 300 kadar elemanda burda işe başlıyor. Maaşlarda iyidir herhalde. O zamanlar Mars'ın atmosferi yaşanabilir bir ortam sunuyor bu arada.

Yıllar ilerlerkene, dünya'da bu güney afrika'da madenlerde çalışan nibiruların canlarına tak ediyor. Yıllarca çalış, çabala, tatil yok, emekliye de ayrılamıyolar ömür uzun, belki 10000 yıldır çalışıyo adamlar, ayrıca Güney Afrika baya bi sıcak, dünya günleri kısa, yoruluyolar, sıkılıyolar.. Ve isyan bayrağını çekiyorlar. Baş kaldırıyorlar. Durum hemen Anu'ya kadar iletiliyor. Ve hayret anu diyor ki haklılar. Eee napcaz diye meclis toplanıyor. Bize altın lazım yoksa ozon gider, azalır falan filan. Napcaz ne etcez onumu yapcaz bunumu yapcaz derkennnnnnnnnn.

Enki söylüyor, ben çözümü biliyorum. İşi sizden alacak, bizim yerimize çalışacak Lulu yapacağım.

Dan dan, herkes bir afallıyor, nasıl yani öylemi böylemi, tartışılıyor, diğer bilim adamları da konuşuyor. Enki'ye bunu nasıl yapacaksın ki. Hem biz ilk yaratıcımız gibi bir varlık yapıcısı, yaratıcısı değiliz, bu etikde değil. diyorlar. Enki, bu yaratık zaten mevcut, ben sadece biraz bizim kendi özümüzle birleştirip bunları emir dinler, laftan anlar, alet araç kullanır hale getircem diyor. Diyor da buna en çok Enlil karşı çıkıyor. Ancak Anu ve meclis kabul ediyor. Bu tartışmaların hepsi Nibiru'da..

Dünyaya dönen Enki çalışmalarına başlıyor. BU arad isyancı nibirularda tamam deyip çalışıyolar, çalışmalar sonuçlanana kadar. Enki dünyadaki canlıları incelerken ortalam dik veya dike yakın yürüyen bazı canlılar görmüş. Üzerleri tüylerle kaplı. Ağaçlarda yaşayan, bazı hayvanlarla oynayan bir canlı türü. Ya bu canlı maymun yada insanın baya bir ilkel hali. Ama laftan hiç anlamadığına göre maymun. Çünkü hiç bir anlamlı konuşması yokmuş.

Enki yanına Ninmah'ıda alıp çalışıyor. Belli ki böyle bir gen labı kurmuş, zaten eleman izinsiz, yasa dışı, vergide ödemeden çalışıyor. Şimdi izin aldıya daha bi şey oldu bu. gaza geldi. Sonra Nibiru özü ile Dünya canlısı özünü bir nibiru kabında birleştiriyor ve döllenme olursa bunuda Dünya dişisi rahmine koyuyor idi. Tüp bebek işi yani. Aynısıyla bir tüp bebek işi daha nasıl tarif edilsin. Ancak başarı olmuyor. Çocuk zamanı gelince doğmuyor. Dişinin karnını kesip çıkarmak gerek diyor Ninmah ve yapıyorlar. Ancak gelişen çocuk kör, ve cansız, ucube gibi. Olmamış bu diyorlar, denemye devam. Yapıyorlar ediyorlar bir türlü olmuyor, ya doğan canlı hala dünya dişisi gibi, ya sakat, kör, yada zamanı gelince doğmayan bir şey. Uğraş uğraş hani bu diyor dünya canlısına benzeyen sonuçlar varya ona göre yapacaz ama döllenme kabımız yanlış diyor Ninmah. Bir nibiru kristal kabında döllemeyeceğiz. Bunu bir dünya kabında yapmalıyız diyor Ninmah. Ve çamurdan, toprakdan, bir kap yapıp, bu çamurlu kapda dölleme yapıyorlar. Yine dünya dişisi rahmine koyuyorlar, oluyor. Doğuyor. Ancak daha çok hayvana benziyor hala. Yine ninmah diyor ki, biz bunu dünya dişisi yerine bir nibiru dişisi rahmine koymalıyız. Yani taşıyıcı anne bir nibirulu olmalı galiba diyor. SOnra bu fikir Enki ninde kafasına yatıyor ve bir Nibiru'lu dişi taşıyıcı anne bakacaklar felan. Tam o sırada Nİnmah diyorki, bu işi ben yapayım bari, bilemeyiz belki bir nibirulu çıkacak, belkide bir canavar, kimseyi bu riskli işe alet etmeyelim diyor. Ve taşıyıcı anne rolünü Ninmah alıyor. Ve işi yapıyorlar. Bir 9 ay sonra işte, çocuk doğuyor. Bir erkek çocuk. Hayvanlar gibi tüylü değil. Güzel elleri ayakları var. Derisinin rengi koyu kan renginde. (BUrada insanın yaratılmasında kullanılan çamurlu toprak Güney Afrika toprağı olduğu için insan da o renk, sonra başka yerlerde yapılınca bu iş yada başka toprakla değişik renk insanlar böylece çıkıyor.) Ona Adamu diyorlar. Enki Ninmah'a ve kucağındaki Adamu'ya bakıyor, gördüğü bir canavar ve onu tutan nibirulu değil. Gördüğü bir anne ve bir oğul.

Sonra dişi olanıda yapmak lazım diyorlar ve dişisinide yapıyorlar.

Enki diyorki bu Adamu ve diğer dişi bunlar hiç bir şeilde çalışmayacaklar. Madene felan inmeyecekler diyor.

Bu başarıdan sonra Enki yedi nibirulu kadın ayarlıyor ve bunlardan yedi erkek ve sonrasındada yedi dişi dünyalı yapıyor. Bu arada durumu görmek isteyen Aden deki Enlil ve diğerleri için Adamu ve eşini eriduya götürüyor Enki. BUrada Aden'de Enki bir bahçede tutuyor Adamu ve Dişisini.. Sanki bir şey hatırlattı mı size ? Kuranda tevratta geçen bir şey hani. Evet Adn cenneti.

Zaman ilerliyor. Güney Afirkadaki yedili çiftler büyüyor ve büyüyünce fanfini fin fon. Ancak gebe kalan yok. Hiçbiri gebe kalmıyor bir türlü. Kısır çıkıyor bunlar. Durumu öğrenen Enki, adamu ve dişisinide yine alıp güney afrikaya dönüyor. Ve çalışmaya başlıyor.

Araştır, ona bak buna bak, ve bakıyor ki bu insanların (insan dicem artık) dallarını sayıyor 22 çift. Ve üreme, cinsellik dalı eksik. Dal dediği aslında günümüzdeki DNA. İnsan günümüzde biliyoruz ki 46 kromozomlu yani 23 çift. Erkek ise XX ve kadın ise XY gen çifti ile belirlidir. Bu iki gen eksik olunca üreme olmuyor.

5 kişi laboratuvarda, Enki, Ninmah, Adamu, Onun Eşi, ve Enki'nin bir diğer oğlu var. Adını unuttum elemanın. BUrada bir ameliyat serisi oluyor.

Enki'nin kaburga kemiğinden alınan bir hücremi ney ondan Adamuya nakil, ve
Ninmahın kaburga kemiğinden de Adamunun dişisine nakil yapılıyor.

İşte bu da dindeki kaburga kemiği olayının burdaki karşılığı oluyor.

Bir süre sonra sonuca bakılıyor, ve gebe kalıyor Adamunun dişisi. Enki seviniyor. Bu sefer bunlara değilde o yediler yendemi yapılıyor yoksa ameliyatmı oluyor bilmiyom. Bunlar üremeleri için orda ayarlanıyor. Adamu ve eşi hariç.. ONlar yine Enki ile şeye Adene dönüyorlar.

Enlile gelelim, Enlil dünya komutanı ve bu işlere karşı. Bir varlık üretmek. vs. Biz diyor yaratan gibi mi olacağız ki. Böyle böyle diyor. Sonra Enki'ye bir ara sormuş sen bu insanlara bizim yaşam devremizide verdin mi ? Enki diyor ki hayır sadece onlara bilmeyi verdim, anlayışı verdim, ama bizim uzun yaşam devremizi vermedim diyor. Bundan da çıkan sonuç bizim genlerimizde bu uzun, 20-30bin yıllık ömür olayı eksik. Olsun bakalım, çok yaşayıpta napcaz zaten. Dünya sıkıcı zaten.

Gel zaman git zaman, başka neler oluyor söyleyelim. İnsanların sayısı artmış, Bu insanlar bir şarda 4 veya 5 nesil ürüyorlar. (Şimdi hesaplayalım 1 şar 3600 yıl. 3600 / 4 = 900 yıl. Yani ilk insanların ömürleri 900 yıl kadar. Bir rivayete göre Nuh içinde böyle söylenir 900 yıl yaşamış. İlk insanlar uzun ömürlü çünkü daha çok nibirulular. Zamanla nibirulu geni azalması ile insan bugünkü durumuna gerilemiş olabilir.) İnsan sayısı artınca, acıkan insanlara yiyecekde lazım, ayrıca genelde bunlar galiba çıplak ve dağda bayırda, orda burda çiftleşiyolar. İlk sorun yiyecek tabi.

BUnlar karınlarını doyurmak için tahılın ve koyunun nibirudan gelmesi isteğinde bulunuyor Enki. Anu da kabul ediyor. Yiyecek sorununu çözmek maksatlı olarak koyun, ve tahıl geliyor dünyaya. BU da koyunun cennetten inme olduğu dinsel kaynağına buradaki yaklaşım..

Anlatmadığım noktalar.
Kabil ve Habil olayı.
Tufan.

alpha
19-12-2014, 11:41
Mars'taki Lahmu kralının yüzü;

Resim NASA sitesinden ;

http://science.nasa.gov/media/medialibrary/2001/08/28/ast24may_1_resources/pio_med.gif

alpha
19-12-2014, 11:44
Bu da nibiru gezegeninin yörüngesi ve güneş sistemi ile çakışması ;

http://2012start.comeze.com/images/planet-x-nibiru-orbit-path.png

Dialectics
19-12-2014, 12:07
Sayın Alpha,

İyi bir özet geçmişsin. Bu 12. Gezegen kitabını ben İlahi Nizam ve Kâinat adlı kitaptan sonra okumuştum. İlahi Nizam ve Kâinat Kitabının son kısmında dünyanın sonuna değiniliyor. Ve daha önce de söylediğim gibi bu kitap bir iddiaya göre Bedri Ruhselman'a 1959 yılında üstün bir varlık tarafından yazdırılıyor. Ve kitap yazıldıktan sonra da görevi tamamlandığı için 1 sene içinde Bedri Ruhselman vefat ediyor. Ancak kitap geçen sene yayınlandı, 50 senedir bir kasa içerisinde saklanmış. Beklenen işaret gelince yayınlanmış.

http://www.felsefehayat.net/editor/kitap-kritik/ilahi-nizam-ve-kainat.html


Bu 54 sene önce yazılan kitabın son kısmında dünyaya yaklaşmakta olan bir gezegenden bahsedilir. Dünyadan çok daha büyük bu gezegen aslında çok önceden yörüngesinden çıkmıştır ve dünyaya yaklaştıkça, sebep olduğu kütlesel çekim etkileri dolayısıyla dünya da iklim değişimlerine vb. sebep olmaktadır. İddiaya göre dünyada mevsimler giderek değişecek, daha önce belli coğrafi bölgelerde görülmeyen iklimsel olaylar görülmeye başlayacak, kimi yerler çok ısınacak, kimi yerler çok soğuyacaktır. İnsanlar ilk başta kademe kademe değiştiği için bu iklimsel değişiklikleri önemsemeyecek ama giderek etkileri rahatsız edici olacaktır.

Kitapta yazdığına göre takriben 90-100 sene sonra (kitabın 1959 da yayıldığını varsayarsak, 2050-2060 yılında filan) bu gezegen dünyadan da iyice görünebilir hale gelecek kadar yaklaşacaktır. Ancak bu gezegen dünyaya yaklaştıkça olmakta olan başka bir olay vardır: Manyetik kutupların kayması.

http://en.wikipedia.org/wiki/Geomagnetic_reversal

Dünya bilindiği üzere kuzey ve güney kutbundaki iki manyetik kutuptan geçen bir eksene göre doğudan batıya doğru dönemktedir. Ancak bazı iddialara göre bu manyetik kutuplar giderek artan bir şekilde kaymaktadır. Yani eksen dönmeye başlamıştır. Bu diğer gezegen dünyaya iyice yaklaştığında öyle bir an gelecektir ki manyetik kutuplardaki artan kayma, kutupların yer değiştirmesine sebebiyet verecektir. Yani kuzey kutubu güneye, günye kutbu kuzeye kayacaktır. Ancak bu hadise esnasında sanki dünya altüst olmuş gibi pek çok vahim olay meydana gelecektir. Yanardağlar patlayacak, denizler taşacak, fırtınalar kopacak vs. vs. (yani kıyamet). Kutupların yer değiştirmesi tamamlandığında yavaş yavaş tekrar herşey dengeye gelecektir. Ama artık kuzey kutbu ile güney kutbu yer değiştirdiği için dünya, doğudan batıya değil, batıdan doğuya doğru dönecektir. (Yani güneş artık batıdan doğacaktır) Ve dünyanın kendi eksenindeki yatıklık açısı da değişecektir. Biraz daha eğilecekti diye hatırlıyorum. Kitapta yeni açılar ve koordinatlar da veriliyor...


Sümerlilerin hikâyeleri ile bu kitapta bahsedilen senaryo benzer görününce, yani insan tutarlılıkları görünce tabi daha inandırıcı görünüyor bazı şeyler. Ama inanıp inanmamak her insanın kendi takdirine kalmış. Neticede bu kadar dezenformasyonun yoğun olduğu bir ortamda hiçbir bilginin (hele hele böylelerinin) kaynağını doğrulayamıyoruz...

Bu Sümerliler ile ilgili bilgileri önceden biliyor muydun son 1 gün içinde mi edindin?

alpha
19-12-2014, 12:43
Hm o kitabı da okumak gerek, ilginç.

Bu arada şöyle bir şey duydun mu ?;

Kuranda mirac olayı sırasında Muhammed göğe çıkıyor ve orada cennetül ala civarında bir ağaç görüyor. Kuran da bu ağacın adı sidretül münteha. Sonra kuran diyorki ;

"ağacı, kaplayan kaplıyordu."

tabi burda ayet yani cümle eksik, ney kaplıyordu tümleci yok. Hemen tabii o zamandaki peygamberin arkadaşları soruyorlar haliyle ;
- ağacı ne kaplıyordu, ne gördün diye.

cevap :
- altından bir pervanenin ağacı kapladığını gördüm.

Burada yine altın zımbırtısı var, ve ağacı sanki korumak için mi kaplıyor ki. Bu nibirulaların dünyaya ilk gelme sebebleri de gezegenlerinde ozon tabakası veya işte adı neyse hayati önemi olan bir şey için altın elementi elde etmek olduğunu söylüyor.

Burda da şimdi bir benzerlik çıktı.

Dialectics
19-12-2014, 12:59
Hm o kitabı da okumak gerek, ilginç.

Bu arada şöyle bir şey duydun mu ?;

Kuranda mirac olayı sırasında Muhammed göğe çıkıyor ve orada cennetül ala civarında bir ağaç görüyor. Kuran da bu ağacın adı sidretül münteha. Sonra kuran diyorki ;

"ağacı, kaplayan kaplıyordu."

tabi burda ayet yani cümle eksik, ney kaplıyordu tümleci yok. Hemen tabii o zamandaki peygamberin arkadaşları soruyorlar haliyle ;
- ağacı ne kaplıyordu, ne gördün diye.

cevap :
- altından bir pervanenin ağacı kapladığını gördüm.

Burada yine altın zımbırtısı var, ve ağacı sanki korumak için mi kaplıyor ki. Bu nibirulaların dünyaya ilk gelme sebebleri de gezegenlerinde ozon tabakası veya işte adı neyse hayati önemi olan bir şey için altın elementi elde etmek olduğunu söylüyor.

Burda da şimdi bir benzerlik çıktı.

Böyle bir bahse denk gelmedim ancak Tevratta geçen Ahit Sandığı'na (Arc of Covenant) atıflar gördüm. Ahit Sandığı, Musa'nın On emrini taşımak için kullandığına inanılan sandık. Ancak hatırladığım kadarıyla Tevratta bahsedildiği şekilde özel kıyafetler olmadan bu sandığı açanlar ölüyorlar. Bu sandığın içinde radyoaktif bir şeyler olduğunu iddia edenler var, hatta bu sandığın bir çeşit silah olduğunu söyleyenler de..

Sandık ile ilgili Tevratta geçen ayetler şöyle:

1.Sa.5: 8 Bunun üzerine ulaklar gönderip bütün Filist beylerini çağırttılar ve “İsrail Tanrısı’nın Sandığı’nı ne yapalım?” diye sordular. Filist beyleri, “İsrail Tanrısı’nın Sandığı Gat’a götürülsün” dediler. Böylece İsrail Tanrısı’nın Sandığı’nı Gat’a götürdüler.

1.Sa.5: 9 Ama sandık oraya götürüldükten sonra, RAB o kenti de cezalandırdı. Kenti çok büyük bir korku sardı. RAB kent halkını, büyük küçük herkesi urlarla cezalandırdı.

.Ta.13: 9 Kidon’un harman yerine vardıklarında öküzler tökezledi. Bu nedenle Uzza elini uzatıp sandığı tuttu.


1.Ta.13: 10 RAB sandığa elini uzatan Uzza’ya öfkelenerek onu yere çaldı. Uzza orada, Tanrı’nın önünde öldü.

1.Ta.13: 11 Davut, RAB’bin Uzza’yı cezalandırmasına öfkelendi. O günden bu yana oraya Peres-Uzza denilir.


Altın belki radyoaktivite ile ilgilidir bilmiyorum...

Burada değişik bir çalışma var:

http://www.seyfullahdemir.com/ahit-sandigi-icin-kullanilan-enerji/

alpha
19-12-2014, 13:54
Ayrıca bu nibiruluların, bütün bu hikayelerden sonra dünyayı terk etmedikleri de olası.

İnsan nüfusu arttı, ve teknolojileride. Belki nibirulular da biraz iteleme yapmıştır. Yardımcı olmuştur teknolojimize herneyse.

Ama Sümer kaynaklarına göre başta Enlil olmak üzere insanlar ile önemli bilimsel bilgilerin paylaşımından uzak durulmuş. Göklerin sırları vs gibi. Ayrıca uzun ömür en çok vermek istemedikleri şey.

Bir de bunların ömürleri 30bin 40bin yıl gibi bi şey ise, bi bakıyorum biz 2015e gircez işte, çok az bir zaman onlar için.

Bu durumda hala dünyada olabilirler. Bizden üstün teknolojiye sahip olmaları + birde bazı dünya yerlerini bizden önce keşfetmeleri ile dünyanın bir yerlerinde kalmış olabilirler. Hem kendilerini gizlerler, hem de oralara yaklaşanlara engelleyici tedbirler dahi alabilirler. Şİmdi ben evde duruyom, öyle o kadar seyahat özgürlüğümüz yokki. Yani normal insanlar böyle. Birde bu şeyleri garanti altına almak için dünyanın bazı medeniyetlerinin yöneticileri ile gizli bir iletişimde de olabilirler. Tabii uruguayla değil, kimle olabilir sende tahmin edersin.

Görüyorum ki kuran ve tevrat ile sümer metinlerinde paralellikler var. Hem kuran, tevrat gibi kitaplardaki olaylar daha bilimsel olarak, şu günkü aklımıza yatkın olarak açıklabilirliğe kavuşmuş.

Ya zamanla bu bilgiler bozuldu da kurana, tevrata öyle geçti. Yada nibirulu yöneticiler bu eski bilgileri gizlediler. Başka ihtimal ?

Mesela ateistler diye biz maymuna benziyoz ondan geldik, öbürleri diyor yaratıldık. Felan filan. Bakıyon maymuna benziyoz. ama diliz tabii de. Sonra inananlar böyle bir madde görmedikleri için Adem yaratıldı, Allah yarattı diyor. Esasen kuran'da insanın tamamen sıfırdan yaratıldığı bilgisi yok. Çamur olayı var, o da döllenme ortamının sümerlerdeki çamurumsu dünya toprağı ortamıyla sağlanması var.

Ayrıca nibirularda başka bir yaratıcı olduğunu ve belkide kendilerinin sadece bir araç olduğunu düşünmeleri de var..

Bütün bunlar aslında eğer var ise hikayenin devam ettiğini de gösteriyor. Ancak biz zavallıyız. Kısa ömür bize engel. 60-70 yıl gerçekten çok komik. Dünyadan rahatça çıkamama bize engel. Biz göremeyiz de bakalım taş çatlasa bir kaç bin yıl içinde çözülür bu oaylar. Hanyayı konyayı anlarız. Haa biz görüsek denk gelirsek iyi de sanmıyorum o nibiru nun yakın zamanlarda görüneceğini.

Dialectics
19-12-2014, 14:23
Sayın Alpha,

Burada sanırım önemli olan bir nokta, bu Sümerliler ile ilgili olarak yaptığınız çalışma ile dini kitapların kaynağına dair ilk defa yeni bir ihtimal/olasılık öngörmeye başladınız.

Aslında bu tip araştırmaların içine girince göreceksiniz ki başka başka ihtimaller de söz konusu.

Örneğin araştıracağınız konular arasına İlluminati yi de koymanızı tavsiye ederim.

Giriş olarak, ingilizceniz var ise zamanında ses getiren şu aşağıdaki diyaloğu okumanızı tavsiye ederim:

http://www.illuminati-news.com/00363.html

Sonrasında da daha önce de refere ettiğim şu aşağıdaki siteyi incelemeye başlamanızı (4 milyondan fazla kelime barındıran bir site)

http://www.armageddonconspiracy.co.uk/

alpha
19-12-2014, 17:13
Bu işte battıkça batıyorsun, bilgiler çoğalıyor, ve tabii doğal olarak bilgi kirliliğide..

ilumanati kelimesi duydum, ama nedir, ne işe yarar hiç bilmiyorum. Böyle sanki masonik bir şeymiş gibi hissediyorum sankim.

Linkler için teşekkürler..