PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tanrıya inanmak mutlu eder mi?


Yıldıztozu
23-12-2014, 00:50
Carl Sagan der ki ''Güven verici bir yalan yerine, zor bir gerçeği kucaklamak gerekir''

Burada tanrıya inanmayı güven verici bir yalan olarak nitelendirmiş.
Genelde böyle bir anlayış var.
İnsanlar kendini huzurlu hissetmek için bir tanrıya inanırlar.Bazıları da ölümden sonra hayat olduğuna inanarak kendilerini teselli ederler.

Ben bu anlayışa karşıyım.Tam tersi tanrıya inanmak insanı daha fazla rahatsız edici bir durum.
Çünkü tanrıyı kabul ettiğimizde kendimizi çok aciz hissedebiliyoruz.Güçlü bir varlık var ve ona bağımlıyız.
Ama tanrıyı kabul etmediğimizde evrende bilinen en güçlü varlık haline geliyoruz.Bize hakim olan başka güç kalmıyor.

Bu yüzden inananlar kendini tatmin etmek için inanıyor cümlesi yerine tam tersi inanmayanlar kendini tatmin etmek için inanmıyor dersek daha doğru olur.

Çünkü inançsızlık daha fazla egomuzu tatmin eder.Şahsen tanrıya inanan birisi olarak, inanmasaydım daha mutlu olurdum.
Amaç mutlu olmak değil, gerçeği bilmek.

evrensel-insan
23-12-2014, 01:23
Konu ego degil, bilinc ve farkindfalik alisilagelmislik, korku suru psikolojisi ve ihtiyactir.

Inanan inancini sorgulamayi bilmedigi icin inanir.

Inanmayan ise, inancini sorguladigi ve inanmayi gereksiz buldugu icin inanmaz.

Bu temelde rahatsizlik sadece olandan rahatsiz olmak demektir. Inancli olan rahatsiz olmadigindan sorgulamaz.

Lep
23-12-2014, 01:30
Gerçek çoğu insanı mutlu etmeyecekdir. İnkar etmek da bundan ötürüdür zaten. Bazı insanlara tanrının olmadıgını söylemek cocugunun öldüğünü söylemek gibidir. Bu gerçeği kabul etmek istemez kişi. Şu yeryüzünde herkezin hayattan arzuları istekleri var ve bunları asla elde edemeyeceğini bilen yüzmilyonlarca hatta milyarları aşan sayıda insan yaşamakta dünyada. Hayatını asgari ücret ile geçindirmeye çalışan ya da bir maden ocağında günlüğü bir dolarına sabahtan akşama kadar çalışan hayattan hiç bir zevk alamayan tek mutlulugu aradıgı huzuru ve zenginliği kendisine diğer dünyada vaat eden bir tanrıya inanmak insana o kadar mutluluk verir ki inanamazsınız! Muhammed cennetin çogunlugunu fakirler oluşturacak derken çok haklıydı. En başından doğru kesime hitap ediyordu. Kimisi güzel bir kadınla olmak istedi muhammed diğer dünya da bunu vaat etti kimisi zenginler gibi köşkler de yaşamak istedi muhammed bunu vaat etti kimisi hayatı boyunca hizmetçi olmak değil hizmet görmek istedi muhammed bunu da vaat etti kimisi mücevver-altın-para istedi muhammed bunu da vaat etti.

Bu dünya da elde edemeyeceğin şeyleri sana diğer dünyada vaat eden bir inanç gerçekten insanı mutlu eder. Onu bırakmak insanı öylesine acı gerçeklerle yüzleştirir ki insan kendisini sudan çıkmış balık misali hisseder. Tek kelimeyle acizdir ancak aciz bırakıldıgı için acizdir. işte bu yüzden gerçeği bilmek çogu insanı mutlu etmez.

Felâsife
23-12-2014, 01:37
Ben bu anlayışa karşıyım.Tam tersi tanrıya inanmak insanı daha fazla rahatsız edici bir durum.
Çünkü tanrıyı kabul ettiğimizde kendimizi çok aciz hissedebiliyoruz.Güçlü bir varlık var ve ona bağımlıyız.

Güçlü bir varlık olsun ya da olmasın, insan kendini her zaman ACİZ hissetmelidir, ne zaman ki GÜÇLÜ hissetti, TARİH bunun milyonlarca örneğiyle doludur.

Başka değişle de kendimize çok bir faydamız yokken, bari çevremize zarar vermeyelim.

Tabi bu benim düşüncem, güçlü olacağım diye başka bir şey olacaksam, hiç olmayayım daha iyidir.

Yıldıztozu
23-12-2014, 01:53
Güçlü bir varlık olsun ya da olmasın, insan kendini her zaman ACİZ hissetmelidir, ne zaman ki GÜÇLÜ hissetti, TARİH bunun milyonlarca örneğiyle doludur.

Başka değişle de kendimize çok bir faydamız yokken, bari çevremize zarar vermeyelim.

Tabi bu benim düşüncem, güçlü olacağım diye başka bir şey olacaksam, hiç olmayayım daha iyidir.

Kesinlikle doğru.
Her durumda aciziz aslında.

Evrende hiçiz.

Aciz olmamıza rağmen bu acizliğin boyutu iki durumda farklı farklı gelişiyor.Yazıda kısmen belirttiğim gibi.

Yıldıztozu
23-12-2014, 02:00
Gerçek çoğu insanı mutlu etmeyecekdir. İnkar etmek da bundan ötürüdür zaten. Bazı insanlara tanrının olmadıgını söylemek cocugunun öldüğünü söylemek gibidir. Bu gerçeği kabul etmek istemez kişi. Şu yeryüzünde herkezin hayattan arzuları istekleri var ve bunları asla elde edemeyeceğini bilen yüzmilyonlarca hatta milyarları aşan sayıda insan yaşamakta dünyada. Hayatını asgari ücret ile geçindirmeye çalışan ya da bir maden ocağında günlüğü bir dolarına sabahtan akşama kadar çalışan hayattan hiç bir zevk alamayan tek mutlulugu aradıgı huzuru ve zenginliği kendisine diğer dünyada vaat eden bir tanrıya inanmak insana o kadar mutluluk verir ki inanamazsınız! Muhammed cennetin çogunlugunu fakirler oluşturacak derken çok haklıydı. En başından doğru kesime hitap ediyordu. Kimisi güzel bir kadınla olmak istedi muhammed diğer dünya da bunu vaat etti kimisi zenginler gibi köşkler de yaşamak istedi muhammed bunu vaat etti kimisi hayatı boyunca hizmetçi olmak değil hizmet görmek istedi muhammed bunu da vaat etti kimisi mücevver-altın-para istedi muhammed bunu da vaat etti.

Bu dünya da elde edemeyeceğin şeyleri sana diğer dünyada vaat eden bir inanç gerçekten insanı mutlu eder. Onu bırakmak insanı öylesine acı gerçeklerle yüzleştirir ki insan kendisini sudan çıkmış balık misali hisseder. Tek kelimeyle acizdir ancak aciz bırakıldıgı için acizdir. işte bu yüzden gerçeği bilmek çogu insanı mutlu etmez.


Bütün insanları genellemeden konuştuğun için katılabilirim.
Fakat şahsen bana tanrının olmadığını söyleseler hiç rahatsız olmam hatta kendimi özgür hissederim.Mutsuzluk yerine mutluluk verebilir.
Bu yüzden gerçeği kabullenmek derken hangi gerçeği kabullenmek daha zordur sorusunu sormak lazım öncelikle.

Yıldıztozu
23-12-2014, 02:01
Konu ego degil, bilinc ve farkindfalik alisilagelmislik, korku suru psikolojisi ve ihtiyactir.

Inanan inancini sorgulamayi bilmedigi icin inanir.

Inanmayan ise, inancini sorguladigi ve inanmayi gereksiz buldugu icin inanmaz.

Bu temelde rahatsizlik sadece olandan rahatsiz olmak demektir. Inancli olan rahatsiz olmadigindan sorgulamaz.

Her inanan, inancını sorgulamadan mı inanır?

hayır tabiki sorgulayıp seçip karar verip inananlar da çok.

Dialectics
23-12-2014, 02:06
Her inanan, inancını sorgulamadan mı inanır?

hayır tabiki sorgulayıp seçip karar verip inananlar da çok.

Doğar doğmaz nüfus cüzdanına İslam yazılan, daha nöronlarının sinaps oluşturma aşamasında beyinlerine günah, sevap, Allah, ahiret, cennet, cehennem fikirleri sokulmaya başlanan, sünni islam öğretileri ile yetiştirilen çocukların olduğu bir toplumda "inanmak kolay olandır". Zor olan "inanmak"tan vazgeçmektir.

Örneğin sen mesela. O kadar şey okuyorsun ama ısrarla her konuyu getirip getirip Tanrıya bağlıyorsun. Şu da olabilir, böyle de olabilir vs vs. Kuranda, kitapta yazmayan bilgileri, ispatlanmamış teorileri, kendi hayal gücünü işin içine katıp kendi inancını haklı çıkarma peşindesin. Örneğin bu açtığın başlık dahi, sırf kendi inanışına psikolojik nedenler çıkarmak amacında.

Sorgulama değil ispatlama çabası inananların yapmaya çalıştıkları. Başka bir başlıkta dediğim gibi Thinker-Prover ilişkisi yani...

Yıldıztozu
23-12-2014, 02:14
Doğar doğmaz nüfus cüzdanına İslam yazılan, daha nöronlarının sinaps oluşturma aşamasında beyinlerine günah, sevap, Allah, ahiret, cennet, cehennem fikirleri sokulmaya başlanan, sünni islam öğretileri ile yetiştirilen çocukların olduğu bir toplumda "inanmak kolay olandır". Zor olan "inanmak"tan vazgeçmektir.

Örneğin sen mesela. O kadar şey okuyorsun ama ısrarla her konuyu getirip getirip Tanrıya bağlıyorsun. Şu da olabilir, böyle de olabilir vs vs. Kuranda, kitapta yazmayan bilgileri, ispatlanmamış teorileri, kendi hayal gücünü işin içine katıp kendi inancını haklı çıkarma peşindesin. Örneğin bu açtığın başlık dahi, sırf kendi inanışına psikolojik nedenler çıkarmak amacında.

Sorgulama değil ispatlama çabası inananların yapmaya çalıştıkları. Başka bir başlıkta dediğim gibi Thinker-Prover ilişkisi yani...

Doğar doğmaz insanlara ne aktarıldığı değil, insanın ileride aklını kullanıp yaptığı seçimler onun görüşünü belirler.

Hiç sorgulamadan doğduğu topluma göre inancını belirlemişse zaten sorun var.

Keşke herkes doğumuna göre değil de mesela 20 yaşında düşünüp bir seçim yapsa...Böyle olmasını isterdim.

Felâsife
23-12-2014, 02:16
Kesinlikle doğru.
Her durumda aciziz aslında.

Evrende hiçiz.
Eyvallah.

Aciz olmamıza rağmen bu acizliğin boyutu iki durumda farklı farklı gelişiyor.Yazıda kısmen belirttiğim gibi.
Farklı gelişse de insanın önüde sonuda aciz, başkalarına muhtaç, GÜÇ dediğimiz şeyde adeta bir emanet gibi, o da el değiştiriyor, kalıcı değil.

Komutan askere, zengin fakire, şöhretli şöhretsize, kadın erkeğe, erkek kadına, her ikisi çocuğa, çocuk her ikisine, hepsi doymak için yemeğe, içmek için suya vs. vs. vs. herşeye muhtaç olan insanın, Tanrı inancı ile kendini GÜÇLÜ görüyorsa, Mal ile GÜÇLÜ görüyorsa, Şöhret ile GÜÇLÜ görüyorsa, vs.ler ile kendini GÜÇLÜ görüyorsa vah ki ne vah...

O ACİZLİĞİ İLE HİÇ YÜZLEŞMEMİŞ, KAÇMIŞ DEMEKTİR.
Aslında yüzleşmekte yetmiyor, yaşamakta gerekiyor.
Aciz doğ, aciz öl...aciz yaşama!... bu olacak şey değildir.

Neyse bir gün yüzleşir belki, o zaman görülür, mutlu mu değil mi? :D

Dialectics
23-12-2014, 02:19
Doğar doğmaz insanlara ne aktarıldığı değil, insanın ileride aklını kullanıp yaptığı seçimler onun görüşünü belirler.

Hiç sorgulamadan doğduğu topluma göre inancını belirlemişse zaten sorun var.

Keşke herkes doğumuna göre değil de mesela 20 yaşında düşünüp bir seçim yapsa...Böyle olmasını isterdim.

Sana objektif bir soru o zaman:

20 yaşına kadar her bilimden ve felsefeden eşit miktarda öğretilseydi sana. Yani örneğin din dersleri yerine daha çok felsefe dersi verilseydi ve çıkıp da öğretmenler şöyle bir giriş yapsaydı:

"Arkadaşlar, varlığın nasıl meydana geldiğini henüz tam olarak bilmiyoruz. Ancak bunun ilgili çeşitli görüşler, teoriler var.
1. Materyalist felsefe
2. İdealist felsefe
3. İdealist felsefenin alt kolu syaılabilecek dinler: A. Hristiyanlık B. Yahudilik C.İslam
vb."

Ve 20 yaşına gelene kadar tüm bu bilgiler verilip, 20 yaşında kendinin gidip nüfus kağıdına dinini yazdırma hakkı verilseydi dürüstçe söyle gidip de kaç kişi İslâm'ı seçerdi???

Yıldıztozu
23-12-2014, 02:26
Sana objektif bir soru o zaman:

20 yaşına kadar her bilimden ve felsefeden eşit miktarda öğretilseydi sana. Yani örneğin din dersleri yerine daha çok felsefe dersi verilseydi ve çıkıp da öğretmenler şöyle bir giriş yapsaydı:

"Arkadaşlar, varlığın nasıl meydana geldiğini henüz tam olarak bilmiyoruz. Ancak bunun ilgili çeşitli görüşler, teoriler var.
1. Materyalist felsefe
2. İdealist felsefe
3. İdealist felsefenin alt kolu syaılabilecek dinler: A. Hristiyanlık B. Yahudilik C.İslam
vb."

Ve 20 yaşına gelene kadar tüm bu bilgiler verilip, 20 yaşında kendinin gidip nüfus kağıdına dinini yazdırma hakkı verilseydi dürüstçe söyle gidip de kaç kişi İslâm'ı seçerdi???

Daha objektif olması için soruyu şöyle soralım.

Bir adada tek başıma doğup büyüseydim.Kimse bana bişey anlatmasaydı.Ben nelere inanırdım?

Öncelikle insan beyninin yapısında neden-sonuç ilişkisi kurup anlam çıkarmak var.Bu yüzden ben bu adaya nereden geldim, nasıl geldim veya kim getirdi gibi soruların cevaplarını arardım.
Bu soruları doğal olarak soruyoruz.Bunu insan dışında hiçbir varlık yapamaz.
Buradan bir tanrı fikri zihnimde oluşurdu kesinlikle.

Eğer o adada tanrıdan geldiği iddia edilen kitaplar da varsa, bu kitapları değerlendirirdim.Çünkü zaten aklımda tanrı imajı oluşmaya başlamıştı.

Daha önce de söylemişimdir.Ben dinlerden çok tanrının varlığıyla ilgileniyorum.Herkes böyle yapmalı zaten.

Tanrının varlığı, tanrının yokluğundan daha mantıklı geliyor bana.
Tanrı varsa din göndermesi, göndermemesinden daha mantıklı geliyor.
Dolayısıyla en mantıklı dini seçmeye çalışıyorum.

Esas amacım dine inanmak değil, tanrıya inanıp dine ulaşmak.
Tanrının varlığına da tarafsız sorgulamalarla ulaşılabilir.Kesin bilinemezz tabi.Hala sorguluyorum ben de.Kesin bildim falan demiyorum.

Tanrı varsa din de seçerim.Tanrı yoksa dinlerle de ilgilenmem..Bütün mesele yaratıcı var mı yok mu

vartor
23-12-2014, 05:11
Tek kelimeyle YOK.
Iradeli bir yaratici yok, Tanri veya tanriari biz insanlar yarattik; tarih bunun ornekleriyle dolu. Onun icin, tanrinin yoklugu seni rahatlatacak ise, rahatla!

Nana Buluku
23-12-2014, 18:20
Aciz olma durumu inandığın tanrıya göre değişir.

Eğer insanlara peygamber, kitap, din gönderen bir tanrıya inanıyorsan hiçte aciz değilsin.
Senin için evreni yaratıyor.Seninle sürekli peygamber gönderip iletişime geçiyor.Öldükten sonra cennet vaat ediyor.Seni yarattığı diğer canlılardan üstün kılıyor.

Eğer inandığın tanrı peygamber, kitap, din göndermiyorsa evrendeki diğer canlılardan hiç bir farkın yok.

vishnu
23-12-2014, 18:43
kesinlikle var.

ama bu hiçbir dini doğrulamaz. hatta arada hiçbir bağ yoktur.

güneşin peygamberi olduğunu söyleyen birisi yalancı olabilir ama bu güneş yoktur anlamına gelmez.

ha bu evrenin kendi zekasıda olabilir , panteizm panenteizm...

ama kesinlikle bilinç var ortada...

asla cansız ve bilinçsiz maddenın eseri değiliz.

************************************************** ***

sınav dönemi başladığı için bir süre giremeyeceğim yazılarınızı okuyamayabilirim. herkese saygılar.

gur91
23-12-2014, 19:12
kesinlikle var.

ama bu hiçbir dini doğrulamaz. hatta arada hiçbir bağ yoktur.

güneşin peygamberi olduğunu söyleyen birisi yalancı olabilir ama bu güneş yoktur anlamına gelmez.

ha bu evrenin kendi zekasıda olabilir , panteizm panenteizm...

ama kesinlikle bilinç var ortada...

asla cansız ve bilinçsiz maddenın eseri değiliz.

************************************************** ***

sınav dönemi başladığı için bir süre giremeyeceğim yazılarınızı okuyamayabilirim. herkese saygılar.
bende olduğunu düşünüyorum ama amaç nedir , bir amacı var mıdır anlamıyorum iyilikten veya kötülükten yana olmadığını düşünüyorum taraf olduğu bir şey yok bence :) daha çok hırslıdan , azim edenden , çalışandan yanaymış gibi gözüküyor :) tuhaf tuhaf işler dindeyken baya kafa yordum , çıkmaz bir yol veya ben çıkamadım, şimdiden sonra kafamı yoracağım farklı şeyler var hiç uğraşmak bile istemiyorum , benim görüşüm varsa da var , var diye ne yapmam gerekiyor yani ben yoluma bakarım

Yıldıztozu
23-12-2014, 20:00
Aciz olma durumu inandığın tanrıya göre değişir.

Eğer insanlara peygamber, kitap, din gönderen bir tanrıya inanıyorsan hiçte aciz değilsin.
Senin için evreni yaratıyor.Seninle sürekli peygamber gönderip iletişime geçiyor.Öldükten sonra cennet vaat ediyor.Seni yarattığı diğer canlılardan üstün kılıyor.

Eğer inandığın tanrı peygamber, kitap, din göndermiyorsa evrendeki diğer canlılardan hiç bir farkın yok.

Allahtan bahsediyorsun sanırım.
Orada da durum aynı.
Yine acizsin.Allahın senden istediği kendini aciz hissetmen ve Allahı yüce varlık olarak görmen.

Hem allahın tek amacı insan olabilir mi? sanki yarattığı her şeyi insanı memnun etmek içinmiş gibi düşünüyorsun.Bizi o kadar da önemsediğini sanmam.Öyle olsa insanların çoğunluğunu cehenneme atmazdı.

AerA
23-12-2014, 20:15
Tarih insanlar tarafından uydurulmuş Tanrılar ile dolu iken Tanrıya inanmanın mutluluk getireceği kuşkusuzdur. Birileri mutlu olmasa, bu kadar uydurmazlardı.

Misal ; "Oh Tanrım bugün senin adına Nijerya'da bir okulu basıp en az yüz kişiyi öldürdüm. Artık bana cennetinden gılmanlar, huriler ayarlarsın" diyen piçin yüzündeki mutluluk...

Lakin kimilerinin mutluluğu kimilerinin hüznü oluyor.

O yüzden "Adına türlü türlü kepazelikler yapılırken kimilerine huzur veren bir yalan yerine, zor bir gerçeği kucaklamak gerekir"

kartopu
23-12-2014, 20:19
Tanrı nasıl bir şey tarifi varmı. İnsanı nelerden korur bir aracı varmı .Sevimli bir şeymi yoksa korkutucu bir şeymi bilen varmı

İnsanın tanrı inancı bu sorulara kendi çıkarları korkuları ve sevgileri gereği cevap verir.
Bazen tanrı korkutucu bir şey bazen sevimli onu ancak düştüğün sıkıntılar gereği sıfatlandırırsın.

Bu durumda insan kendi tanrısını kendi arzuları gereği yaratmış oluyor.
Tanrı bazen cezalandıran bazen mükafatlandıran bir şey olur bu durumda insanın isteğine göre tanrı yaratılmıştır.
Bir kişiye kızdığında tanrının onu cezalandıramasını istersin yani tanrı ceza makmıdır bir kişiyi sevdiğinde onun mükafatlandırılmasını istersin bu durumda tanrı mükafaat makamı olur.

İnsanlar korkuları ve arzuları gereğinde tanrılar yaratmıştır.İlk tanrılardan tutun son tanrılara kadar insan istekleri vardır.
Ama günümüzde yani dünyaya bilimin hakim olduğu zamanda tanrı bir tek toplumları yöneten güçlere lazımdır. Çünkü onlar bu toplumu bir inanç a mahkum etmek zorundadır bu onların yasalarının yetişemediği zamanlarda kullandıkları bir frangalarıdır.

Günümüzün tanrıları egemen güçlerdir yani insanın tanrısı yine insandır.
Günlük hayatta hep rastlarız egemen toplum nezlinde suç işlediğinde ceza görmez ama aynı suçu yoksul yaptığında ceza alır. Bize de işi başka dünyaya havale etmek düşer. Bu durumdan egemen çok memnun olur.

Bu bize insan üstü tanrının olmadığını ama insandan tanrıların olduğunu anlatır.

Nana Buluku
23-12-2014, 20:32
Allahtan bahsediyorsun sanırım.
Orada da durum aynı.
Yine acizsin.Allahın senden istediği kendini aciz hissetmen ve Allahı yüce varlık olarak görmen.

Hem allahın tek amacı insan olabilir mi? sanki yarattığı her şeyi insanı memnun etmek içinmiş gibi düşünüyorsun.Bizi o kadar da önemsediğini sanmam.Öyle olsa insanların çoğunluğunu cehenneme atmazdı.

Senin bahsettiğin acizlik Tanrıya karşı olan acizlikse her iki durumdada aciziz.

Dialectics
23-12-2014, 21:30
İnsanı mutlu eden şey anlam arayışıdır diye bir görüş var. O anlam arayışının içinde Tanrı olur ya da olmaz detaydır. Buna hatta logoterapi diyorlar:

2-ANLAM İSTEMİYaşamda anlam arayışı, insan davranışlarını yönlendiren temel güdüdür. Bu anlam, sadece bireyin kendisi tarafından bulunabilir. Bunun yanı sıra insan kendi idealleri ve değerleri için yaşayabilme ve hatta ölme yetisine de sahiptir. İnsanın anlam arayışı “içgüdüsel dürtülerin ikincil bir ussallaştırılması” değil “yaşamdaki temel bir güdüdür ”. Logoterapi, birey tarafından gelecekte yerine getirilecek olan anlam üzerinde odaklanmaktadır. Özgürlük, sorumluluk ve sevgi logoterapinin üzerinde durduğu ve bireye yüklediği değerler arasında yer almaktadır. İnsanı kurtaran ve yaralarını saran tek şey sevgidir. İnsan özgürdür, kendi seçimine dayalı olarak kabul ya da reddedebilir. Logoterapide insan olmak, sorumlu olmak demektir (Karahan ve Sardoğan, 2004).

Frankl, Auschwitz Toplama Kampı'na tutuklu olduğu dönemlerde geleceğe yönelik hedefleri ve yerine getirilmesi gereken görevleri olduğunu düşünen tutukluların, yaşlı ve güçsüz olmalarına rağmen hayatta kalmayı başarabildiklerini görmüştü.Yaşlı ve güçsüz tutuklular açlık, aşırı soğuk, işkence ve ağır çalışma şartlarına mucizevi bir şekilde direnirken, diğer taraftan genç ve atletik görünümlü ancak yaşama dair hedefleri olmayan tutukluların kamptaki şartlara dayanamadıklarını intihar ettiklerini veya öldüklerini gözlemlemiştir. Frankl'a göre acı da yaşama anlam katan bir durumdur ve eğer acıdan kaçınmak mümkün değil ise acıyı yaşamın bir parçası olarak görmek, insanları intihardan kurtarıyordu ve direnç kazandırıyordu

İnsanları Tanrıya inandırmaya zorlayan ya da iten şey de bence bu eski zamanlarda ortaya çıkan Cehennem korkusundan ileri geliyor. Örneğin şu geçen başlığını açtığım Gılgamış destanında ölülerin direk yerlatına gidip çürümüş bedenleri ile değişik yaratıklar arasında yaşamını sürdüreceklerine dair olan bir inançtan bahsediliyordu. Halbuki ölüm, eski çağlardan itibaren çok daha farklı bir şekilde irdelense idi, bu cehennem teması ile korkutma olmasa idi, insanlar da bir güvence olarak Tanrı'ya inanmaya meyletmezlerdi...

balyapan
24-12-2014, 02:13
Carl Sagan der ki ''Güven verici bir yalan yerine, zor bir gerçeği kucaklamak gerekir''

Burada tanrıya inanmayı güven verici bir yalan olarak nitelendirmiş.
Genelde böyle bir anlayış var.
İnsanlar kendini huzurlu hissetmek için bir tanrıya inanırlar.Bazıları da ölümden sonra hayat olduğuna inanarak kendilerini teselli ederler.

Ben bu anlayışa karşıyım.Tam tersi tanrıya inanmak insanı daha fazla rahatsız edici bir durum.
Çünkü tanrıyı kabul ettiğimizde kendimizi çok aciz hissedebiliyoruz.Güçlü bir varlık var ve ona bağımlıyız.
Ama tanrıyı kabul etmediğimizde evrende bilinen en güçlü varlık haline geliyoruz.Bize hakim olan başka güç kalmıyor.

Çünkü inançsızlık daha fazla egomuzu tatmin eder.Şahsen tanrıya inanan birisi olarak, inanmasaydım daha mutlu olurdum.
Amaç mutlu olmak değil, gerçeği bilmek.

Yaratıcıyı kabul etmemekle nasıl en güçlü varlık olunuyor ,örnekle açıklayabilir misiniz?
Mesela,ölüm sözkonusu olunca ne yapabilir bu en güçlü varlık?

Felâsife
24-12-2014, 14:35
Aciz olma durumu inandığın tanrıya göre değişir.

Eğer insanlara peygamber, kitap, din gönderen bir tanrıya inanıyorsan hiçte aciz değilsin.
Senin için evreni yaratıyor.Seninle sürekli peygamber gönderip iletişime geçiyor.Öldükten sonra cennet vaat ediyor.Seni yarattığı diğer canlılardan üstün kılıyor.

Eğer inandığın tanrı peygamber, kitap, din göndermiyorsa evrendeki diğer canlılardan hiç bir farkın yok.

İnanan kesim bu inancından dolayı kendini GÜÇLÜ hissediyorsa, yada M'UCİZ (acizin zıddı) hissediyorsa, bu DİN denen olayı anlamadıkları içindir.
Yani bir HAYAL içinde yüzüyorlar, sadece görmek istediklerini görüyor, duymak istediklerini duyuyorlardır.

Kuranda bahsedilen Tanrı, değil insanlara, peygamberine bile İRADE vermiyor, onu İRADE sahibi yapmıyor.
"Attığın zaman sen atmadın, Allah attı"
"Kitap nedir, iman nedir bilmiyordun"
gibi vb. sözlerle peygamberde ki olan iradeyi zaten alıyor.

İnsanlara gelince;
"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" diyerek dilemek/istemeyi dahi ellerinden alıyor ki İnsanlara bir güç, kudret, irade zaten vermiyor.
Esmaül Hüsnada, "HÂDİ VE MU'DİL" isimleri vardır.
Hâdi, hidayet eden.
Mu'dil, delalete düşüren.

Dolayısıyla müslümanım diyenin müslüman olması bile kendi elinde değildir, kaldı ki müslüman olmayan birini yargılama hakkını kendinde bulsun, ona karşı kendinde bir üstünlük nasıl iddia etsin.
Kuranda ki Allah bunu asla kabul etmez.
Şu halde bu kişiler müslüman oldum diye seviniyorlarsa, kendilerini ÜSTÜN görüyorlarsa, bunu BİN kere daha düşünsünler.
Ben mi müslüman oldum, yoksa Allah mı beni müslüman etti desinler.

Gelelim işin en jan-janlı kısmına, "Kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak" imanın ŞARTIDIR.

Hiç görüyor musunuz, başına bir müsibet geldiğinde bu Allahtandır, tevekkeltü teallah diyeni !..

Göremezsiniz çünkü yoktur, ee o zaman nerede kaldı İMAN ve İMANIN ŞARTLARI.

İnsanlar İRADE gösterip HAKKINI arıyor, oysa imanları o hakkı bile aramayı yasaklıyor aslında.

Kimi dava ediyorlardır sizce veya suçluyorlardır?

Hayır ve şerrin Allahtan olduğuna inanacaksın...boyun eğeceksin..bitti...ötesi yok.
Din bu.
Din ceza.

---
İnanmayanlar, inanlar için adeta "sınanma taşıdır" inananların inancı, inanmayanlar ile adeta denenir.
---

Hoş gerçi artık denenmeye bile gerek kalmamıştır, olay İMANDAN başka bir boyuta çoktan çıkmıştır, aslında hiç bir zamanda İMAN boyutuna çıkmamıştır, bu halde nasıl çıksın!...

Ortada olanın düzenin adı KAOS 'tur.

RollingStones
24-12-2014, 15:12
İnanan kesim bu inancından dolayı kendini GÜÇLÜ hissediyorsa, yada M'UCİZ (acizin zıddı) hissediyorsa, bu DİN denen olayı anlamadıkları içindir.
Yani bir HAYAL içinde yüzüyorlar, sadece görmek istediklerini görüyor, duymak istediklerini duyuyorlardır.

Kuranda bahsedilen Tanrı, değil insanlara, peygamberine bile İRADE vermiyor, onu İRADE sahibi yapmıyor.
"Attığın zaman sen atmadın, Allah attı"
"Kitap nedir, iman nedir bilmiyordun"
gibi vb. sözlerle peygamberde ki olan iradeyi zaten alıyor.

İnsanlara gelince;
"Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz" diyerek dilemek/istemeyi dahi ellerinden alıyor ki İnsanlara bir güç, kudret, irade zaten vermiyor.
Esmaül Hüsnada, "HÂDİ VE MU'DİL" isimleri vardır.
Hâdi, hidayet eden.
Mu'dil, delalete düşüren.

Dolayısıyla müslümanım diyenin müslüman olması bile kendi elinde değildir, kaldı ki müslüman olmayan birini yargılama hakkını kendinde bulsun, ona karşı kendinde bir üstünlük nasıl iddia etsin.
Kuranda ki Allah bunu asla kabul etmez.
Şu halde bu kişiler müslüman oldum diye seviniyorlarsa, kendilerini ÜSTÜN görüyorlarsa, bunu BİN kere daha düşünsünler.
Ben mi müslüman oldum, yoksa Allah mı beni müslüman etti desinler.

Gelelim işin en jan-janlı kısmına, "Kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan geldiğine inanmak" imanın ŞARTIDIR.

Hiç görüyor musunuz, başına bir müsibet geldiğinde bu Allahtandır, tevekkeltü teallah diyeni !..

Göremezsiniz çünkü yoktur, ee o zaman nerede kaldı İMAN ve İMANIN ŞARTLARI.

İnsanlar İRADE gösterip HAKKINI arıyor, oysa imanları o hakkı bile aramayı yasaklıyor aslında.

Kimi dava ediyorlardır sizce veya suçluyorlardır?

Hayır ve şerrin Allahtan olduğuna inanacaksın...boyun eğeceksin..bitti...ötesi yok.
Din bu.
Din ceza.

---
İnanmayanlar, inanlar için adeta "sınanma taşıdır" inananların inancı, inanmayanlar ile adeta denenir.
---

Hoş gerçi artık denenmeye bile gerek kalmamıştır, olay İMANDAN başka bir boyuta çoktan çıkmıştır, aslında hiç bir zamanda İMAN boyutuna çıkmamıştır, bu halde nasıl çıksın!...

Ortada olanın düzenin adı KAOS 'tur.

3-5 tane ayeti alıp yorumlayarak anlatırsanız ortaya böyle yanlış sonuç çıkar. Doğru, Kur'an'ın bütününü anladığınız zaman ortaya çıkacaktır.


Kur'an 'a göre;

1. Allah'ın insana bahşettiği doğruyla eğriyi ayırd etme yetisi, yanında Allah'ın kendisine ulaşan yolu göstermesi olmadıkça insan, salt özgün iradesi ile imana erişemez. Allah'ın hidayetine bağlıdır.

2. İnsan, gösterilen yola girip girmemekte kendi tercihini kullanır.

Felâsife
24-12-2014, 15:56
3-5 tane ayeti alıp yorumlayarak anlatırsanız ortaya böyle yanlış sonuç çıkar. Doğru, Kur'an'ın bütününü anladığınız zaman ortaya çıkacaktır.

Güzel :)

İNANANIN tercih hakkı yok, seçim seçilim hakkı yok, iradesi yok, Allah onu seçmiştir, hidayet etmiştir bitti.
Kişinin bu noktada kendine pay çıkartması zaten zandır, hayaldir.
Vasiyyeten minallah, bu kitap inananlara bir öğüttür gibi ifadeler İNANANLARADIR ve bu bir TERCİHTE değildir, ortada bir mecburiyet vardır, öğütü ya tutacaksın ya tutacaksındır.

Heleki kuran "zandan sakınmayı", veya "Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur." diyerekten sorumluğu otomatikman kişiye zaten yükler.

Ya eyyühellezıne amenu aminu billahi ve rasulihi ... diye başlayan ayet bile var, ey iman edenler! Allaha ve resulune iman edin diye.
Kime diyor bunu İMAN edenlere!..
İman edenlere Allaha iman edin denir mi?
Demekki ortada bir İMAN problemi var ki ayette buna vurgu yapıyor.

ve bu İMAN denilen şeyde çaktırmadan DENENİR.

Örn. bizde iki büyük grup bir birine girdi ve bir birleri suçladılar durdular, elânda suçluyorlar.
Peki hiç duyuldu mu?
Bu Allahtandır, hayır ve şer ondandır, imanımız sınanıyor diye, bu duyuldu mu?

Bu işler böyledir, inanıyorum dediğiniz an, inanmayanlar ile imtihana çekilirsiniz ki bakalım imanınız ne kadar sağlam veya değil.

RollingStones
24-12-2014, 16:25
Güzel :)

İNANANIN tercih hakkı yok, seçim seçilim hakkı yok, iradesi yok, Allah onu seçmiştir, hidayet etmiştir bitti.


İnananlara verilen öğütler, hükümler, bu kişilerin baştan seçildiği, belirlendiği gibi bir anlam taşımıyor.

"Ya eyyühellezıne amenu" dedi diye mi?

"Ey kitap ehli" diye başlayan birçok ayet var. Bunların hepsi inanmış insanlar mı? Neler yaptıklarını bir okuyun isterseniz.


Bu kişiler kendilerine gösterilen yolu özgür iradeleriye tercih etmişler. Bitti.

spartacus
24-12-2014, 16:36
3-5 tane ayeti alıp yorumlayarak anlatırsanız ortaya böyle yanlış sonuç çıkar. Doğru, Kur'an'ın bütününü anladığınız zaman ortaya çıkacaktır.
Hep aynı arızalı kafa yapısı. İlkel ve çoğunluğunu tehdit, şantaj ve buyrukların oluşturduğu geçmiş zaman odur ki, yönetim-iktidarların(bezirgan saltanatı) toplumların bilgisizliğinide sonuna kadar kullanan yasalarını, okuyup anlamamaktır asıl mesele! Yoksa başka sorun yok, Kur'an'da adam yıldırımlar gönderirde dilediğini çarpar(Rad 13), insanlara tehdit/şantaj ve yönteme bakın! Elin oğlu paratoneri sokar gözüne, yok efendim okuduğunuzu anlamak gerekir... Her şey mecaz, kol kesin der mecaz, bacak kesin der mecaz, ne hikmetse bir tehditler, birde şantajlar mecaz değil(!?).

Cehennemde yanacakmışız, inanmayın yahu, cehennem mecaz, Kur'an'ın bütünlüğünü anlamak lazım. Yok öyle ceza, cennet cehennem, yaratmak vs tümü mecaz.. Ne anlarsanız, işinize nasıl gelirse öyle çevirin, kazlar yanmasın...

Çevir kazı yanmasın : İnsanları alavere/dalavere ile kandırmak ya da kıvırmak -> Mecaz olmayan onca şeye mecaz demek, okuduğunuzu anlamıyorsunuz, anlayan hiç kimse yok şu dünyada(!?).....

RollingStones
24-12-2014, 16:50
Kur'an'da adam yıldırımlar gönderirde dilediğini çarpar(Rad 13), insanlara tehdit/şantaj ve yönteme bakın! Elin oğlu paratoneri sokar gözüne

Soruna getirdiğin çözüm takdire şayan :)

Felâsife
24-12-2014, 16:55
İnananlara verilen öğütler, hükümler, bu kişilerin baştan seçildiği, belirlendiği gibi bir anlam taşımıyor.

"Ya eyyühellezıne amenu" dedi diye mi?

"Ey kitap ehli" diye başlayan birçok ayet var. Bunların hepsi inanmış insanlar mı? Neler yaptıklarını bir okuyun isterseniz.


Bu kişiler kendilerine gösterilen yolu özgür iradeleriye tercih etmişler. Bitti.

İncil bir NUR 'dur, Tevrat bir NUR 'dur diyen kuran, kitap ehlinin hepsini yanlış yolda mı görür ki? sizde onları yanlış yolda görürsünüz.
Yoksa inananlar mı kuranda görmek istedikleri görürler.!

Mesela Araplarda çok methedilmez kuranda, Tevbe97 de "el arabu" ama bu ne hikmetse bedevi olarak tercüme edilir.(!)
الأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا
Bu seferde Araplar görülmez, enteresandır.

Kendi kitapları Arapları en şerli, nifak sahibi olarak görürken, onlarda ehli kitabı şerli görürler, bu daha enteresandır.

RollingStones
24-12-2014, 17:04
İncil bir NUR 'dur, Tevrat bir NUR 'dur diyen kuran, kitap ehlinin hepsini yanlış yolda mı görür ki? sizde onları yanlış yolda görürsünüz.


"Ben hepsini yanlış yorda görüyorum" nerede dedim?

Felâsife
24-12-2014, 17:15
Neler yaptıklarını bir okuyun isterseniz. den DOĞRU yolda (sıratı mustakim) oldukları anlamı çıkıyor herhalde.

Eğer onlarda sıratı mustakim üzere iseler, problem yok.

Yok eğer değilseler, Hadi ve Mu'dil ismi mahzarına göre bu da onların bir seçimi değildir zaten.

RollingStones
24-12-2014, 17:28
Neler yaptıklarını bir okuyun isterseniz. den DOĞRU yolda (sıratı mustakim) oldukları anlamı çıkıyor herhalde.

Eğer onlarda sıratı mustakim üzere iseler, problem yok.

Yok eğer değilseler, Hadi ve Mu'dil ismi mahzarına göre bu da onların bir seçimi değildir zaten.

En iyisi ayet vereyim. Yoksa konu dağılacak.

Ali-İmran-113
"Kitap ehlinin hepsi bir değildir: Onlardan geceleri secdeye kapanarak Allah\ın ayetlerini okuyup duranlar vardır; bunlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, kötülükten meneder, iyiliklere koşarlar. İşte onlar iyilerdendir."

kitap ehlinin hepsi bir değilmiş,
hepsi iyi değilmiş,
hepsi kötü de değilmiş.

Felâsife
24-12-2014, 18:00
kitap ehlinin hepsi bir değilmiş,
hepsi iyi değilmiş,
hepsi kötü de değilmiş.
Güzel :)

İman ehlinin de hepsi bir değil, hatta GENEL ifade olarak "Ya eyyühellezıne amenu aminu billahi ve rasulihi ... " geçti yukarıda.
Dahası bakara214 göre cennet çantada keklik değildir, "Allah'ın yardımı ne zaman?" diye yalvaran yakaran insanlar duyuluyor mu? görülüyor mu?
"Sizden öncekilerin çektiklerini siz çekmedikçe... "
Onlar ne çekti ki bu insanlar onu çekmez.

Neyseki bu feryatlar görülmez duyulmaz artık çünkü din halklar arasında yerini sağlamlaştırmıştır, kimse yardım da dilemez artık, kitap, sünnet, hacılar, hocalar boşluğu doldurmuşlardır.
Öz Türkçe, ortada ki bu din için Allaha gerek kalmamıştır !..

Bende konu başlığına dönersem, kuranda ki Tanrıya inanmak insanı ne mutlu, nede mutsuz eder aslında, çünkü zaten o bir insanı VARLIK olarak görmez, ona bir İRADE vermez, onu yok sayar.
Ama gel gör ki ona inanan da ben yaptım ettim der gibi, imanı da kendine maleder.

Mevlana bir kitabında, bu konular çerçevesinde "Müslüman başkadır" diye aslında oldukça muğlak bir söz söylemişti, ilk gördüğümde de hoşuma gitmişti bu söz ve bunu kime söylediysem, arkasında ki iradesizliği görmemişti.
İrade ile müslüman veya inanan olmak, inanan için imkansızdır, bu kapı kapalıdır, böyle bir kapı bile yoktur.

Sevgiler

RollingStones
24-12-2014, 18:23
Güzel :)

Bende konu başlığına dönersem, kuranda ki Tanrıya inanmak insanı ne mutlu, nede mutsuz eder aslında, çünkü zaten o bir insanı VARLIK olarak görmez, ona bir İRADE vermez, onu yok sayar.
Ama gel gör ki ona inanan da ben yaptım ettim der gibi, imanı da kendine maleder.



Özgür iradeyi çok küçümsüyorsunuz sayın Felâsife. Tanrı'nın bile önceden bilemediği bir durum bu.

Bir Tanrı düşünün herşeyi yapabiliyor fakat tek bilemediği şey, bir varlık yaratıp, ona özgür irade verirse ne olacağı.

O da bunu yapıyor. yaratıyor, inanıp inanmamayı özgür bırakıyor, kendini gösterse herkes inanacak. varlığı ile ilgili mesajlar veriyor. inanmayanlara gözdağı veriyor. kendisini görmeden inananlara cennet vaadediyor.
yaratma tasarrufu kendinde. istediği kadar yaratır, yok eder kime ne?

iyi ve kötünün savaşı bu.
sahnede şeytan ve tanrı var.

tüm bunlar için gerekli tek şey ise özgür irade.

pianola
24-12-2014, 19:01
iyi ve kötünün savaşı bu.
sahnede şeytan ve tanrı var.

tüm bunlar için gerekli tek şey ise özgür irade.

:yawn:

Felâsife
24-12-2014, 19:22
Özgür iradeyi çok küçümsüyorsunuz sayın Felâsife. Tanrı'nın bile önceden bilemediği bir durum bu.

Bir Tanrı düşünün herşeyi yapabiliyor fakat tek bilemediği şey, bir varlık yaratıp, ona özgür irade verirse ne olacağı.

O da bunu yapıyor. yaratıyor, inanıp inanmamayı özgür bırakıyor.

Yani illa diyorsun ki özgür irade var, ötesi yok.
Yani inancına göre insan yaratılıyor, başı boş bırakılıyor.

Sonuçta Tanrı bana Hidayet etmedi, ben kendim hidayeti buldum.
Öteki de delalete uğramadı, kendi delalete düştü.

Esmaları ve Allah dilemedikçe siz dileyemezsinizleri de kaldırında bu söylemler zemin bulsun, yoksa işiniz zor.


iyi ve kötünün savaşı bu.
sahnede şeytan ve tanrı var.

tüm bunlar için gerekli tek şey ise özgür irade.
İnsan,
İsmini, cismini, cinsiyetini, kimliğini, milliyetini ve daha nicelerini seçemez, ne zenginliği, ne mal ne mülk, ne sağlık, seçemez tayinde edemez ama konu iman olunca, aynı insan özgür iradesi devreye girer ve seçimini yapar.
Demek ki bu Tanrı Malikül Mülk değil, kulu hakkında hüküm veremiyor, verememiş.

Ortada bir seçim yoktur, seçilmişlik vardır.
Bir hak etme yoktur, hakedilmişlik vardır.
Bir tercih yoktur, takdiredilmişlik vardır.
Bir uyanış yoktur, uyandırılmışlık vardır.
...
Say say bitmez...

Yıldıztozu
24-12-2014, 22:28
Yaratıcıyı kabul etmemekle nasıl en güçlü varlık olunuyor ,örnekle açıklayabilir misiniz?
Mesela,ölüm sözkonusu olunca ne yapabilir bu en güçlü varlık?

Herşeye gücü yeten demedim, bilinen en güçlü varlık haline geliyor dedim.

Yıldıztozu
24-12-2014, 22:32
Özgür iradeyi çok küçümsüyorsunuz sayın Felâsife. Tanrı'nın bile önceden bilemediği bir durum bu.

Bir Tanrı düşünün herşeyi yapabiliyor fakat tek bilemediği şey, bir varlık yaratıp, ona özgür irade verirse ne olacağı.

O da bunu yapıyor. yaratıyor, inanıp inanmamayı özgür bırakıyor, kendini gösterse herkes inanacak. varlığı ile ilgili mesajlar veriyor. inanmayanlara gözdağı veriyor. kendisini görmeden inananlara cennet vaadediyor.
yaratma tasarrufu kendinde. istediği kadar yaratır, yok eder kime ne?

iyi ve kötünün savaşı bu.
sahnede şeytan ve tanrı var.

tüm bunlar için gerekli tek şey ise özgür irade.

Özgür iradenin sonuçlarını tanrının bile bilemeyeceğini iddia etmişsin.Bunu neye dayanarak söyledin açıklar mısın? ilginç geldi bana.Üzerinde düşünmek isterim.

RollingStones
25-12-2014, 09:54
Özgür iradenin sonuçlarını tanrının bile bilemeyeceğini iddia etmişsin.Bunu neye dayanarak söyledin açıklar mısın? ilginç geldi bana.Üzerinde düşünmek isterim.

"Eğer amacım, salt kendime inanan insanlar yaratmak olsaydı bunu yapardım" diyor Allah ve ekliyor "eğer oyun isteseydik kendi katımızda edinirdik"
Asıl tuhaflık, Allah'ın her şeyi önceden bildiği/yazdığı kabul edilirse, Kur'an ile çeliştiğinin görülememesidir.
Allah işte o zaman yetersiz kılınıyor. Kendisini, kendi yazdıklarının mahkumu yapıyorlar.

Allah'ın ilmi ile tercihi birbirine karıştırılıyor.
Allah'ın özgür iradeli bir varlığı yaratmak istemesi O'nun ilmini sınırlamaz.
İlmi yeterli olduğu için özgür iradeli varlığı yaratmak istedi ve yarattı.
Tam tersi, bunu yapamasaydı, işte o zaman ilmi sınırlı olurdu.

Bu inanışın ne kadar yanlış olduğunun anlaşılması için bırakın Kur'an'ın tamamını, sadece Bakara suresinin Adem ve İsrailoğulları kıssaları okunsa bile yeter.

İnsan, özgür iradesi ile inanıp inanmamayı seçen yeryüzündeki tek varlık.
Herşeyi gerçekleştirebilen bir Tanrı'nın görmek istediği, tanık olmak istediği tek şey ise bu varlığın kendisini görmeden iman etmesi.

Tanrı yarattığı evrende kendisine ait işaretleri verdiğini söylüyor.
Sadece yarattıklarına bakarak anlayamayacağımızı düşünüp zaman zaman içimizden seçtiği kişilerle mesajlarını yolluyor.
Amiyane tabirle bu oyunu insanların kurallarına göre oynuyor.


Fussilet-40
- Âyetlerimiz konusunda doğruluktan sapanlar bize gizli kalmaz. O hâlde kıyamet gününde ateşe atılan mı, yoksa güven içinde gelen kimse mi daha iyidir? Dilediğinizi yapın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

İnsan 2-3
- Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan etmekteyiz. Bu yüzden onu işitici ve görücü kıldık. Gerçekten biz, insana yol gösterdik ; o ya şükredici, ya da nankör inkarcı olur.

Kehf-29
- Ve de ki: "(Bu) hak, Rabbinizden (gelmiş)tir: Artık ona dileyen inansın, dileyen reddetsin".

Hud-16
- Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.

Enam-104
- Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.


Ankebut-3
Biz onlardan önceki kuşakları sınavdan geçirdik. Bu sınav sonucunda Allah, doğru sözlüler ile yalancıları kesinlikle belirler.

Ali-İmran 140/141/142
Eğer siz yara aldınız ise karşınızdakiler de benzeri bir yara almışlardır. Biz bu tür acı günleri insanlar arasında dolaştırırız.
Allah'ın kimlerin mümin olduklarını belirlemesi ve aranızdan bazı şahitler seçmesi içindir bu. Hiç kuşkusuz Allah zalimleri sevmez.
Bunun bir başka sebebi Allah'ın, müminleri arındırması ve kâfirleri yok etmesidir. Yoksa siz, Allah içinizdeki cihad edenleri ayırd etmeden ve sabırlıları belirlemeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız?

Tevbe-16
(Ey inananlar!) Allah, aranızdan, Allahtan, Onun Elçisinden ve Ona inananlardan başka kimseden yardım gözlemeden (Onun yolunda) her türlü çabayı gösterenleri ortaya çıkarmadan, kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz? Oysa, Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.



- Allah, yarattığı evrenin işleyişinde tek hüküm sahibidir.
- Allah insanları izleyebilir, konuşulanları duyabilir, ondan hiçbir şey saklı kalmaz, her şeyden haberdardır.
- Allah, gelecekte öyle olmasını istediği/irade ettiği için, olayları veya kişileri, o sunuca sürükleyebilir, sevkedebilir.
- Allah insanları uyarır, sınavdan geçirir, yardım edebilir veya helak edebilir.
- Allah insanları yaradılışlarından ötürü değil, eylemlerinden - ki bunlar kendi seçimleridir- ötürü iyi yada kötü olarak değerlendirir.
- Allah, insan iradesinin, seçme özgürlüğünün önünde durmaz, önceden belirlemez.


Allah, geçmişte insanların hangi durumda hangi şartlarda nasıl davrandığı bilgisini, şu anda insanların hangi durumda hangi şartlarda nasıl düşünüp, nasıl davranıyor olduğu bilgisini ve insanların gelecekte hangi şartlarda altında nasıl davranabileceği ihtimallerini bilir. Bu bilgiye sahip olan yaratıcı, bütün bunları değerlendirilip bir sonuca varabilir.
Nitekim kur'an bunun böyle olduğuna söylemektedir.


13:11
Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkan yoktur.

11-37
Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.

Rum suresi 1-4
Rum (orduları) yenilgiye uğradı. “Dünyanın en alçak yerinde". Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Üç ile dokuz yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün müminler sevineceklerdir.

Fetih-27
Andolsun Allah, elçisinin gördüğü rüyanın hak olduğunu doğruladı. Eğer Allah dilerse, mutlaka siz Mescid-i Haram'a güven içinde, saçlarınızı tıraş etmiş, (kiminiz de) kısaltmış olarak (ve) korkusuzca gireceksiniz. Fakat Allah, sizin bilmediğinizi bildi, böylece bundan önce size yakın bir fetih kıldı.

İsra-52
Sizi çağıracağı gün, O’na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.

RollingStones
25-12-2014, 10:18
Yani illa diyorsun ki özgür irade var, ötesi yok.
Yani inancına göre insan yaratılıyor, başı boş bırakılıyor.

Sonuçta Tanrı bana Hidayet etmedi, ben kendim hidayeti buldum.
Öteki de delalete uğramadı, kendi delalete düştü.


Sayın Felâsife, aynı kelimeye farklı anlam yüklediğiniz için beni anlamada problem yaşıyorsunuz.

Hidayet, doğru yol bilgisi demektir. Ben ilk söylemimde şöyle demiştim.

"Allah'ın insana bahşettiği doğruyla eğriyi ayırd etme yetisi, yanında Allah'ın kendisine ulaşan yolu göstermesi olmadıkça insan, salt özgün iradesi ile imana erişemez. Allah'ın hidayetine bağlıdır."

yani Allah'a ulaşan doğru yol bilgisi.

bu yolu gösteren Allah. seçimde bulunan ise ben.

Keepbelieverthough
25-12-2014, 17:53
merhabalar.

Tanrıya inanmak mutlu eder mi?


tabiiki eder .

Yıldıztozu
25-12-2014, 19:13
Rollingstones;

Ayetler ve paylaşım için teşekkürler.
Özgür irademizin olduğunu belirtiyor ayetler evet ama bu iradenin sonuçlarının Allahın bilmediğini yazmıyor.Yani böyle bir sonuca ulaşamayız.
Tam tersi bir sürü ayette Allahın her şeyi bilen olduğu yazılır.

Hem insanın özgür iradeli olması hem de tanrının kaderimizi bilmesi aynı anda mümkündür.
Bilimsel yollarla desteklenebilir bu.

Bu yüzden Allah bizim ne yapacağımızı bilemez deme bence.

Felâsife
25-12-2014, 21:03
Sayın Felâsife, aynı kelimeye farklı anlam yüklediğiniz için beni anlamada problem yaşıyorsunuz.

Yok canım yanlış anlaşılacak bir durum yok, zaten açıktan diyorsunuz, seçimi ben yaparım, özgür iradem var vs. diye.
Neyse fazla uzatmayada gerek yok, tercih sizin seçim sizin, ayrıca net olmanızda başkasını bilmem benim hoşuma gitti.

Sevgiler

Dialectics
26-12-2014, 00:20
Özgür iradeyi çok küçümsüyorsunuz sayın Felâsife. Tanrı'nın bile önceden bilemediği bir durum bu.

Bir Tanrı düşünün herşeyi yapabiliyor fakat tek bilemediği şey, bir varlık yaratıp, ona özgür irade verirse ne olacağı.

O da bunu yapıyor. yaratıyor, inanıp inanmamayı özgür bırakıyor, kendini gösterse herkes inanacak. varlığı ile ilgili mesajlar veriyor. inanmayanlara gözdağı veriyor. kendisini görmeden inananlara cennet vaadediyor.
yaratma tasarrufu kendinde. istediği kadar yaratır, yok eder kime ne?

iyi ve kötünün savaşı bu.
sahnede şeytan ve tanrı var.

tüm bunlar için gerekli tek şey ise özgür irade.

Gelecegi bilmeyen Tanrı ile "kader" anlayışı nasıl örtüşür? Tanrı gelecegi bilmiyorsa bu durumda o da bizim gibi zaman düzleminde hareket eden 3 boyutlu bir varlık mıdır? Eger öyleyse zaman boyutunu kim yaratmıştır?

İnanmak demek bir şeyi doğru varsaymak demek. Ve sen de diyorsunki bu koca kainatın yaratıcısının olayı, yarattığı insanların doğruluğu ispatlanamayan bir kitabı doğru varsayıp varsaymayacakları? Zar adam diye bir kitap vardı biliyor musun? Her kararına zar atarak karar veren bir adamı anlatıyordu. Biz de hangi varsayımı doğru kabul edecegimiz için zar mı atsak?

Tanrı daha güzel aşağılayamazdı herhalde yarattıklarını degil mi... Madem varsayımlara kalmıştı işimiz, keşke yaratırken yazı tura atsaydı. O zaman bile en azından yüzde 50 şansımız olurdu. Simdi sadece yüzde 20 filan...

balyapan
26-12-2014, 01:33
Gelecegi bilmeyen Tanrı ile "kader" anlayışı nasıl örtüşür? Tanrı gelecegi bilmiyorsa bu durumda o da bizim gibi zaman düzleminde hareket eden 3 boyutlu bir varlık mıdır? Eger öyleyse zaman boyutunu kim yaratmıştır?

İnanmak demek bir şeyi doğru varsaymak demek. Ve sen de diyorsunki bu koca kainatın yaratıcısının olayı, yarattığı insanların doğruluğu ispatlanamayan bir kitabı doğru varsayıp varsaymayacakları? Zar adam diye bir kitap vardı biliyor musun? Her kararına zar atarak karar veren bir adamı anlatıyordu. Biz de hangi varsayımı doğru kabul edecegimiz için zar mı atsak?

Tanrı daha güzel aşağılayamazdı herhalde yarattıklarını degil mi... Madem varsayımlara kalmıştı işimiz, keşke yaratırken yazı tura atsaydı. O zaman bile en azından yüzde 50 şansımız olurdu. Simdi sadece yüzde 20 filan...

Allah geleceği elbette bilir.
İnanmak bir şeyi doğru saymaksa,sizin de inandıklarınız muhakkak vardır ve belki de inandıklarınız adı konulmamış bir dindir.
Hem Kur'anın doğruluğu size nasıl isbat edilecek?
Öncelikle mütevazi olun,gönülden Allah'ı aramaya koyulun.Bir kul olun.Yaratan'ın kitabına tepeden bakan,onda hata aramaya çalışan biri olmaktan vazgeçin en kısa zamanda ,Allah'ın izniyle ,en güzle yolu bulursunuz derim.
Ayrıca,İslam işi şansa bırakmıyor.Doğru yolu gösteren bir Peygamber ve Kitap var.

RollingStones
26-12-2014, 09:42
Rollingstones;

Ayetler ve paylaşım için teşekkürler.
Özgür irademizin olduğunu belirtiyor ayetler evet ama bu iradenin sonuçlarının Allahın bilmediğini yazmıyor.Yani böyle bir sonuca ulaşamayız.
Tam tersi bir sürü ayette Allahın her şeyi bilen olduğu yazılır.

Hem insanın özgür iradeli olması hem de tanrının kaderimizi bilmesi aynı anda mümkündür.
Bilimsel yollarla desteklenebilir bu.

Bu yüzden Allah bizim ne yapacağımızı bilemez deme bence.


Biz onlardan önceki kuşakları sınavdan geçirdik. Bu sınav sonucunda Allah, doğru sözlüler ile yalancıları kesinlikle belirler.

Biz bu tür acı günleri insanlar arasında dolaştırırız. Allah'ın kimlerin mümin olduklarını belirlemesi ve aranızdan bazı şahitler seçmesi içindir bu.

Yoksa siz, Allah içinizdeki cihad edenleri ayırd etmeden ve sabırlıları belirlemeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız?

Onun yolunda her türlü çabayı gösterenleri ortaya çıkarmadan, kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?


Daha nasıl anlatılabilir?

Gelecek, tek bir çizgi değil. Çok boyutlu, sonsuz olasılıkları olan, diğer herşey ile etkileşimli bir ağ.
Bu olasılıklardan bir tanesinde fabrikada işçisin, diğerinde bir katil, birisinde uzun yaşıyorsun, diğerinde kısa.
Muhteşem güce sahip Tanrı, o olasılığı da görüyor ve hesaplıyabiliyor.
Sonsuz seçenek içinden sen bir tanesini seçiyorsun.
Bu ağ, her saniye yapılan yeni seçimlerle sonsuz ihtimalli bambaşka ağlara dönüşüyor.

Daha önceki yazımda bahsetmiştim;

"Allah, geçmişte insanların hangi durumda hangi şartlarda nasıl davrandığı bilgisini, şu anda insanların hangi durumda hangi şartlarda nasıl düşünüp, nasıl davranıyor olduğu bilgisini ve insanların gelecekte hangi şartlarda altında nasıl davranabileceği ihtimallerini bilir. Bu bilgiye sahip olan yaratıcı, bütün bunları değerlendirilip bir sonuca varabilir.
Nitekim kur'an bunun böyle olduğuna söylemektedir."

"Hem özgür irade verip hem de kaderimiz bilebilir" dediniz evet doğrudur fakat bir fark var. O anki geleceği bilir. 1 sn sonra sonraki geleceği değil. Zaten aksi takdirde cümlenizde çelişki olur. Özgür irade ve kader.