PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 1984'ü yaşıyoruz(George Orwell)


prometheZEus
25-12-2014, 02:24
Arkadaşlar romanı okuyan varsa beni çok iyi anlayacaktır.Ne kadar kurgu da olsa birer birer kitap ta yazanları yaşıyoruz...

Tarih siliciler..
Tele ekranlar..
Hücreler..
Benlik yok ediciler..
Yenisöylem..
Korku imparatorluğu..
Bireyin yalnızlaşması..
Cinselliğin öcüleştirilmesi..
Tek parti yönetimi..
Büyük Birader..(Bence B.B Tanrı'nın kişileştirilmesidir.Öyle anladım.)
Hayali düşmanlar yaratmak..
Parti tek gerçektir..
İktidar TANRIDIR..
Proleterler hayvandır..
Korkunç jürnalcilik..
Öndere tapınma..
İğrenç şehirler..
Gittikçe verimsizleşen işler..
Yavaş yavaş çürüyen işçiler..


Yıldızlar yorganın olsun sayın ORWELL..
Gerçek bir saygıyla anıyorum sizi..
Yıllar öncesinden bugünün Türkiye si ancak bu kadar anlatılabilirdi..




Not:Alev Alatlı hanım George Orwell burada olsa sizi ayakta alkışlardı dediniz ya cidden bir travma yaşadım...
Yazık siz ve sizin gibi sahte,sözde,sudan aydınlara.. Büyük Birader'in önünde ancak siz ve sizin gibiler diz çöker..

Saint-Just
25-12-2014, 02:45
arkadaşım 1984 dediğin kitap, george orwell adlı satılık bir kalem'in yazdığı safsatalardan başka bir şey değildir. yıllarca bütün her yerde ''bakın bu adam eskiden komünistti ama şimdi bunu yerden yere vuruyor'' yada ''bu adam aslında sosyalist, komünist falan ama onları değil stalinizm'i eleştiriyor, aslında troçkist bir adam'' gibi laflarla kitapları anti-komünist propaganda niyetine sunulan bir adamdır.

stalinizm diye bir şey olmamasını geçiyorum. bu adam sosyalist veya komünist olmak şöyle dursun, oportünist bir liberaldir. hayatı boyunca mi15 ajanlığı yapmış ve ''bunlar komünist olabilir, alın bunları'' diyerek ihbarcılık yapmıştır ki içinde troçkistler de vardır.

https://eksisozluk.com/orwellin-listesi--2526725

http://en.wikipedia.org/wiki/Orwell%27s_list

peki neden sosyalist numarası yapıyor?

çok basit. çünkü böyle yaparsa anti-komünizm propagandası daha iyi alıcı bulur ki öyle de olmuştur. kapitalizm reklamını ve propagandası nasıl yapacağını iyi bilir.

1984'ü üde, hayvan çiftliği'ni de okudum. kelimenin tam anlamıyla ''overrated'' romanlar. hepsi cahillikle yazılmış, liberal safsatalar ve propagandalardan ibaret.

prometheZEus
25-12-2014, 02:59
arkadaşım 1984 dediğin kitap, george orwell adlı satılık bir kalem'in yazdığı safsatalardan başka bir şey değildir. yıllarca bütün her yerde ''bakın bu adam eskiden komünistti ama şimdi bunu yerden yere vuruyor'' yada ''bu adam aslında sosyalist, komünist falan ama onları değil stalinizm'i eleştiriyor'' gibi laflarla kitapları anti-komünist propaganda niyetine sunulan bir adamdır.

stalinizm diye bir şey olmamasını geçiyorum. bu adam sosyalist veya komünist olmak şöyle dursun, oportünist bir liberaldir. hayatı boyunca mi15 ajanlığı yapmış ve ''bunlar komünist olabilir, alın bunları'' diyerek ihbarcılık yapmıştır ki içinde troçkistler de vardır.

https://eksisozluk.com/orwellin-listesi--2526725

http://en.wikipedia.org/wiki/Orwell%27s_list

peki neden sosyalist numarası yapıyor?

çok basit. çünkü böyle yaparsa anti-komünizm propagandası daha iyi alıcı bulur ki öyle de olmuştur. kapitalizm reklamını ve propagandası nasıl yapacağını iyi bilir.

1984'ü üde, hayvan çiftliği'ni de okudum. kelimenin tam anlamıyla ''overrated'' romanlar. hepsi cahillikle yazılmış, liberal safsatalar ve propagandalardan ibaret.

Romanın ne anlattığı önemli.Anlatılan tüm kavramları yaşıyoruz.İster antikomünist propaganda olsun ister sosyal faşist diktaları anlatıyor olsun bu önemli değil.
Hemen George Orwell'i ajanlıkla suçlayıp şöyle böyle laga luga yapma.
Senin ajan dediğim adam İspanya iç savaşında gönüllü olarak çarpıştı,yaralandı..Ne kıymetli stalin miş arkadaş..Hala savunan tipler var bıyıklı gürcüyü..
Nazım'ın stalin'e söven şiirini oku..Troçkiyi öldüren devrimin Lenin den sonra en yetkili kişisini acımadan katleden Stalin i hiçbirşekil de savunamazsın.
George Orwell kasti olarak sscb demiyor,dolaylı anlatıyor ortada sscb resmi oluşuyorsa bu George Orwell'in suçu değil, bizzat Stalin ve o dönem ki komünist partinin suçu..

Hayvan çiftliğinde ki domuz Napoleon Stalin'dir evet..Haksız mı peki orwell?
Nasıl bir demokrasi anlayışınız var ideoloji gözünüzü kör ediyor..

George orwell hain ajan diyelim,hadi senin dediğin olsun

Peki Troçki ? Maksim Gorki ? Ve daha birçok aydın..

Nazım eleştiriyor dönemin sovyetlerini, o da mı ajan?

Nazım ajan mı ?

Git tekrar oku 1984 ' ü sonra önyargılarından arın sonra gel...

Saint-Just
25-12-2014, 03:15
Romanın ne anlattığı önemli.Anlatılan tüm kavramları yaşıyoruz.İster antikomünist propaganda olsun ister sosyal faşist diktaları anlatıyor olsun bu önemli değil.
Hemen George Orwell'i ajanlıkla suçlayıp şöyle böyle laga luga yapma.
Senin ajan dediğim adam İspanya iç savaşında gönüllü olarak çarpıştı,yaralandı..Ne kıymetli stalin miş arkadaş..Hala savunan tipler var bıyıklı gürcüyü..
Nazım'ın stalin'e söven şiirini oku..Troçkiyi öldüren devrimin Lenin den sonra en yetkili kişisini acımadan katleden Stalin i hiçbirşekil de savunamazsın.
George Orwell kasti olarak sscb demiyor,dolaylı anlatıyor ortada sscb resmi oluşuyorsa bu George Orwell'in suçu değil, bizzat Stalin ve o dönem ki komünist partinin suçu..

Hayvan çiftliğinde ki domuz Napoleon Stalin'dir evet..Haksız mı peki orwell?
Nasıl bir demokrasi anlayışınız var ideoloji gözünüzü kör ediyor..

George orwell hain ajan diyelim,hadi senin dediğin olsun

Peki Troçki ? Maksim Gorki ? Ve daha birçok aydın..

Nazım eleştiriyor dönemin sovyetlerini, o da mı ajan?

Nazım ajan mı ?

Git tekrar oku 1984 ' ü sonra önyargılarından arın sonra gel...


prometheZEus arkadaş;

emin ol ispanya iç savaşı'nda cumhuriyetçilere stalin, george orwell'den daha fazla yardım etmişti. her türlü asker ve silah desteğini yapmıştı.

troçki, devrimden sonra lenin'den sonra en yetkili kişi falan değildir. tıpkı stalin gibi devrimin en önemli adamlarından olduğunu ve kızıl ordu'nun kurucusu olup onu bir dönem komuta ettiğinide inkar edemem.
ancak bu görevi de yüksek ego ve kariyerizm hırsı nedeniyle eline yüzüne bulaştırmıştır. kendisine yapılan uyarı ve önerileri dikkate almamış, kızıl orduyu ve yeni kurulan devleti çok zor durumlara düşürmüştür. bu durumun lenin tarafından da anlaşılmasıyla bu önemli görevden alınmıştır. iç savaş tarihini dikkatle incelersen. kızıl ordunun zaferden zafere koştuğu ve beyazları denize döktüğü dönem, troçki'nin kızıl ordu sorumluluğunu yitirdiği dönemdir. stalin gibi işçi kökenli bolşevikler frunze, voroşilov ve diğerlerinin kızıl orduda insiyatifi ele geçirmesiyle sovyetler düşmandan kurtulmuştur.

bu adam hakkında daha çok eleştiri getirebilirim. ancak ne yeri ne de zamanı. troçki'nin öldürülmesi yerinde bir karardır. çünkü bütün söylemleri emperyalizme hizmet ve karşıdevrimcilik içermektedir.

nazım'ın stalin'i kötüleyen şiiri olduğu kadar, ondan daha fazla ''beni stalin yarattı'' gibi cümleler dahi içeren övgü dolu şiirleride vardır. sözünü ettiğin şiir, destalinizasyon döneminde, yani stalin'i kötülemnin moda olduğu dönemlerde yazılmıştır. nazım'da ister istemez bundan etkilenmiş ve stalin'e olan inancını az da olsa kaybetmiştir. bu da şiirlerine yansımıştır. olay bu kadar özlü.

bizim demokrasi anlayışımız burjuva demokrasisi değil, sosyalist demokrasi nam-ı diğer halk demokrasisidir.

benim iddialarımın bilimsel kanıtları var. verdiğim linkleri incele. tamamiyle orwell'in bir ajan olduğunu kanıtlar niteliktedir.

prometheZEus
25-12-2014, 03:59
prometheZEus arkadaş;

emin ol ispanya iç savaşı'nda cumhuriyetçilere stalin, george orwell'den daha fazla yardım etmişti. her türlü asker ve silah desteğini yapmıştı.

troçki, devrimden sonra lenin'den sonra en yetkili kişi falan değildir. tıpkı stalin gibi devrimin en önemli adamlarından olduğunu ve kızıl ordu'nun kurucusu olup onu bir dönem komuta ettiğinide inkar edemem.
ancak bu görevi de yüksek ego ve kariyerizm hırsı nedeniyle eline yüzüne bulaştırmıştır. kendisine yapılan uyarı ve önerileri dikkate almamış, kızıl orduyu ve yeni kurulan devleti çok zor durumlara düşürmüştür. bu durumun lenin tarafından da anlaşılmasıyla bu önemli görevden alınmıştır. iç savaş tarihini dikkatle incelersen. kızıl ordunun zaferden zafere koştuğu ve beyazları denize döktüğü dönem, troçki'nin kızıl ordu sorumluluğunu yitirdiği dönemdir. stalin gibi işçi kökenli bolşevikler frunze, voroşilov ve diğerlerinin kızıl orduda insiyatifi ele geçirmesiyle sovyetler düşmandan kurtulmuştur.

bu adam hakkında daha çok eleştiri getirebilirim. ancak ne yeri ne de zamanı. troçki'nin öldürülmesi yerinde bir karardır. çünkü bütün söylemleri emperyalizme hizmet ve karşıdevrimcilik içermektedir.

nazım'ın stalin'i kötüleyen şiiri olduğu kadar, ondan daha fazla ''beni stalin yarattı'' gibi cümleler dahi içeren övgü dolu şiirleride vardır. sözünü ettiğin şiir, destalinizasyon döneminde, yani stalin'i kötülemnin moda olduğu dönemlerde yazılmıştır. nazım'da ister istemez bundan etkilenmiş ve stalin'e olan inancını az da olsa kaybetmiştir. bu da şiirlerine yansımıştır. olay bu kadar özlü.

bizim demokrasi anlayışımız burjuva demokrasisi değil, sosyalist demokrasi nam-ı diğer halk demokrasisidir.

benim iddialarımın bilimsel kanıtları var. verdiğim linkleri incele. tamamiyle orwell'in bir ajan olduğunu kanıtlar niteliktedir.


1988’de sovetskaya kirgiziya gazetesinde hakkında yayımlanan mizahi(!) ve hicivsel(!) bir yazıda cengiz aytmatov şöyle der:

“söylentilere göre stalin yakın silah arkadaşlarını toplar ve der ki: ‘hepiniz insanları nasıl yönetirsem hepsi ama hepsi bana itaat eder diye zihninizi kurcalıyorsunuz... eğer ben gözümü kırparsam, herkes kırpar; eğer gözlerimi açarsam herkes gözlerini açar; böylece onlara yaşayan bir tanrı olurum. uzun zaman önce şöyle derlermiş: çar bir tanrı değil ama tanrıdan daha az önemli de değil! şimdi size insanlara nasıl davranmanız gerektiğini öğreteceğim.’ böylelikle kendisine bir tavuk getirilmesini emreder. tavuğu hepsinin gözü önünde hiçbir tüy kalmayacak şekilde yolar, yani tam manasıyla kırmızı derisi görünene kadar tavuğun tüylerini koparır. ‘şimdi seyredin’ der ve yolunmuş tavuğu serbest bırakır. normalde tavuğun başka bir yöne doğru koşması gerekir, ancak tavuk hiçbir yere gitmez! güneşe dayanamaz, gölgeye gittiğinde de üşür. bu nedenle zavallı hayvan stalin’in botlarına siner. stalin bir avuç dolusu yemi tavuğa verir ve tavuk onu her gittiği yerde takip eder; aksi takdirde açlıktan öleceği aşikârdır. ‘insanları yönetmenin yöntemi budur’ der stalin didaktik bir tonla."

kaynak: glasnost, perestroika and the soviet media (ekşi sözlük alıntı)..



bir insanin olumu dramatik, on insaninki trajiktir. bir milyonun olumu ise sadece bir istatistiktir" Stalin.


Madem ekşi den alıntı yaptın bende yapayım dedim.Biraz da kolaya kaçtım.:plane:


Böyle bir diktatör Stalin daha söz yok anlarsanı tabi.

Saint-Just
25-12-2014, 04:13
1988’de sovetskaya kirgiziya gazetesinde hakkında yayımlanan mizahi(!) ve hicivsel(!) bir yazıda cengiz aytmatov şöyle der:

“söylentilere göre stalin yakın silah arkadaşlarını toplar ve der ki: ‘hepiniz insanları nasıl yönetirsem hepsi ama hepsi bana itaat eder diye zihninizi kurcalıyorsunuz... eğer ben gözümü kırparsam, herkes kırpar; eğer gözlerimi açarsam herkes gözlerini açar; böylece onlara yaşayan bir tanrı olurum. uzun zaman önce şöyle derlermiş: çar bir tanrı değil ama tanrıdan daha az önemli de değil! şimdi size insanlara nasıl davranmanız gerektiğini öğreteceğim.’ böylelikle kendisine bir tavuk getirilmesini emreder. tavuğu hepsinin gözü önünde hiçbir tüy kalmayacak şekilde yolar, yani tam manasıyla kırmızı derisi görünene kadar tavuğun tüylerini koparır. ‘şimdi seyredin’ der ve yolunmuş tavuğu serbest bırakır. normalde tavuğun başka bir yöne doğru koşması gerekir, ancak tavuk hiçbir yere gitmez! güneşe dayanamaz, gölgeye gittiğinde de üşür. bu nedenle zavallı hayvan stalin’in botlarına siner. stalin bir avuç dolusu yemi tavuğa verir ve tavuk onu her gittiği yerde takip eder; aksi takdirde açlıktan öleceği aşikârdır. ‘insanları yönetmenin yöntemi budur’ der stalin didaktik bir tonla."

kaynak: glasnost, perestroika and the soviet media (ekşi sözlük alıntı)..



bir insanin olumu dramatik, on insaninki trajiktir. bir milyonun olumu ise sadece bir istatistiktir" Stalin.


Madem ekşi den alıntı yaptın bende yapayım dedim.Biraz da kolaya kaçtım.:plane:


Böyle bir diktatör Stalin daha söz yok anlarsanı tabi.


prometheZEus arkadaş;

verdiğim linklerden ilkinin ekşi'den olmasının nedeni türkçe olmasıydı. yani daha kolay anlaşılabilsin diye. ikinci verdiğim link wikipedia linkidir ve yazılanların hepsi kaynaklıdır. ekşideki krasnoya nickli arkadaşın yazdıklarının da bütün hepsi kaynaklıdır.

stalin'in alıntı yaptığın sözü yanlış aksettirilmekte ve çevrilmektedir. birinci olarak orda ''milyonların ölümü sadece bir istatistiktir'' değil ''bir kişinin ölümü trajedi olurken, milyonlarcasının ölümü istatistik kaliyor...'' şeklinde söylenmiştir. ikinci olarak stalin bu sözü ''insan öldürmek çok zevkli lan!'' anlamında söylememiştir. insanlığın trajikomik bir ayrıntısına parmak basmıştır o kadar.

stalin'in tavuğu hikayesine hiç girmiyorum. gerçekten bu hikayeye inanıp bunu gerçekmiş gibi burda paylaşıyorsan, sonlandıralım bu tartışamayı. ehehe..

prometheZEus
25-12-2014, 06:09
Sayın finneas;

Siz ve aslında sizin gibi düşünen tüm sözde 'sosyalist'ler kendinizle çelişiyorsunuz.George Orwell ajan,Troçki ajan,herkes ajan komünist parti nin ileri gelenleri ajan, ee kim kaldı geriye ? Stalin.. Hmm orada dur Stalin yoldaş,önder o gerçek sosyalist,kahraman..Geçiniz!
Sözde demokratlığınız iktidara gelene kadar sizin.Hayvan çiftliğini okudum dediniz.Orada ki hikayenin aynısı işte sizin içine düştüğünüz durum.İktidar halkın olacaktı,işçinin emekçinin olacaktı, ama ne hikmetse bir avuç bürokrata kaldı iktidar hani eşittik? Yersen..
Stalin de halkı sömürdü, milyonlarca insan açlıktan öldü,Türkler katledildi,gulag yaftası yiyen tüm kişiler mahvedildi..Çalışma kampları,sibirya,açlık,sefalet...İnsanları deney hayvanı olarak gören kişi Stalin..Azıcık anarşist olun, ideolojik darboğaz dan sıyrılın. Başkaldırın..Sosyaliste bak takılmış Stalin peşine neymiş o büyük öndermiş,neymiş Troçki cinayetini işlemesi meşruymuş..Neymiş milyonlarca insanı canice katletmek istememiş,hep kelime oyunuymuş bunlar..

Ortaçağ feodalizminden kurtulduk derken,modernçağ diktatörlerine tutulduk..Yaptığınız padişahları,kralları,çarları ortadan kaldırmak ya sonra? Yerine önder dediğiniz gene tek kişinin sözünün geçtiği gene tek bir otoritenin olduğu bir sistem..

İnsanların eşitliği stalinistlerin umurunda bile değil..Tek istediğiniz kendi gücünüzü,diktatörlüğünüzü kurmak sonra da muhalefet eden herkesi kurşuna dizmek..

kartopu
25-12-2014, 11:10
Sovyetler birliğinde 1926 ve 1953 dönemlerinde çok komünist ajanlıkla suçlanmış katledilmiştir. Bazı komünistler kaybedilmiş bazıları idam edilmiş bazıları faili meçhule uğramıştır bazıları ceza evlerinde ölmüş bazıları da pişmanlık gösterip teslim olmuştur.

Hatta infazların Sovyet sınırlarını aştığı bir çok Avrupa ülkelerinde ABD de Meksika da da yapılmıştır.

Bu uygulamalarında ötürü Stalin yeni ÇAR ünvanına kavuşmuş Bu gün bile Staline bakarak komünizmin anti komünistler tarafından kötü probagandası yapılmaktadır.

Stalinin yapamadıkları yaptıkları dünya tarihinde yer almaktadır. En önemlisi Stalin ve sonrası Sovyet liderlerinin ülkeye proleterya demokrasisini getirememeleridir.

Halbuki Lenin örnek alınsa idi şu anki sosyalist sistem yıkılmamış hala ayakta dimdik duruyor olacaktı. Belkide dünya kapitalizmi çıkamadığı krizlerin içinde boğulacak insanlık özgürlük yolunda ilerliyor olacaktı.

Yanlış sosyalizm yanlış komünist lider yıkımı ve tahribatı getiriyor.
Bu konuda suçlu sadece Stalin değil tabi Stalini iş başına getiren komünist parti MK sı ve kongresidir.

Komünistler bu yanlış seçimden ağır bedeller ödediği gibi dünya komünizm i de kapitalizm karşısında çok ağır bir yenilgi almıştır.

Bu karanlık geçmiş tarihte insanlık için tekrar yaşanması istenmeyen bir dönemdir.

Demeokrasi olmadan ilerleme olmuyor diktatörlükler bağnaz yönetimler halktan korkan hükümetler insanlığa sadece katliam ve ölüm getiriyor.

postalmarx
25-12-2014, 11:28
Atatürk dönemi hakkında da görüşlerinizi bekliyoruz.

Büyük Birader: Önder Tapımı: Atatürk resimleri tüm okullarda sınıflarda, sabah okul törenlerinde heykerlerin karşısında içilen antlar, devlet dairelerinde resimler, resmi törenler, Anıtkabir çelenkler.

Tek Parti: CHP

Parti Tek Gerçektir: CHP'nin altı oku "Atatürk ilkeleri" devlet ideolojisidir

Parti=Devlet: Atatürk döneminde CHP il başkanları aynı zamanda bulundukları ilin valisiydi.

Tarih siliciler: Kürtler yoktur, kart kurttan gelmiştir. Vahdettin haindir, Kazım Karabekir haindir, Refet Bele haindir, Ermeni Soykırımı olmamıştır, Dersim Katliamı olmamıştır, Türkler Orta Asyadan gelmiştir ataları Bizans Hristiyanları değildir, Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Tezi... vs... vs..

Benlik Yok Ediciler: "Varlığım Türk Varlığına Armağan olsun!", "Ey Türk Gençliği, birinci vazifen...!"

Hayali Düşmanlar İcat Etmek: İrtica, gericilik, bölücülük, emperyalistler

Halkı korkutma sindirme: 1926 Takriri Sükun ve bütün gazetelerin ve partilerin kapatılması, 30larda, 40larda, 50lerde, 60larda 70lerde gazetecilerin fikir beyan herkesin hapislere atılması, bugüne kadar devam eden bir zulüm, bakınız: Pınar Selek. Aziz Nesin. İsmail Beşikçi, Çetin Altan....... ismini bilmediğimiz, unutturulmuş sayısız insan daha.

Subat
25-12-2014, 11:36
İşin ilginç yanı, kitaptaki yönetim biçiminin sadece kapitalist ülkelerde gerçekleşiyor olduğudur. Yani zatı muhterem SSCB'ye hiç gitmediği halde aslında kapitalist olmasına rağmen kapitalizme büyük bir gol atmış. Bize de burda George Orwel alıntılayıp, kapitalist Türkeye'ye uyarlayıp, anti-komünizm propagandası yapmak düşüyor. Ne garip?!
Nazım'ın şairliği ile komünistliğini ayrı tutmak lazım diye düşünüyorum. Çünkü kendisi TKP'den ayrılıp alternatif TKP kurmaya çalışmıştır. Kaynak yok ama derler ki Hikmet Kıvılcımlı, Nazım'a 'bence sen sadece şiir yaz. Komünistlik senin işin değil' demiştir.

Dialectics
25-12-2014, 11:47
Atatürk dönemi hakkında da görüşlerinizi bekliyoruz.

Büyük Birader: Önder Tapımı: Atatürk resimleri tüm okullarda sınıflarda, sabah okul törenlerinde heykerlerin karşısında içilen antlar, devlet dairelerinde resimler, resmi törenler, Anıtkabir çelenkler.

Tek Parti: CHP

Parti Tek Gerçektir: CHP'nin altı oku "Atatürk ilkeleri" devlet ideolojisidir

Parti=Devlet: Atatürk döneminde CHP il başkanları aynı zamanda bulundukları ilin valisiydi.

Tarih siliciler: Kürtler yoktur, kart kurttan gelmiştir. Vahdettin haindir, Kazım Karabekir haindir, Refet Bele haindir, Ermeni Soykırımı olmamıştır, Dersim Katliamı olmamıştır, Türkler Orta Asyadan gelmiştir ataları Bizans Hristiyanları değildir, Güneş Dil Teorisi, Türk Tarih Tezi... vs... vs..

Benlik Yok Ediciler: "Varlığım Türk Varlığına Armağan olsun!", "Ey Türk Gençliği, birinci vazifen...!"

Hayali Düşmanlar İcat Etmek: İrtica, gericilik, bölücülük, emperyalistler

Halkı korkutma sindirme: 1926 Takriri Sükun ve bütün gazetelerin ve partilerin kapatılması, 30larda, 40larda, 50lerde, 60larda 70lerde gazetecilerin fikir beyan herkesin hapislere atılması, bugüne kadar devam eden bir zulüm, bakınız: Pınar Selek. Aziz Nesin. İsmail Beşikçi, Çetin Altan....... ismini bilmediğimiz, unutturulmuş sayısız insan daha.

Bazı şeyleri değerlendirirken o dönemin şartlarını ve koşullarını da tasavvur etmek gerekir sayın SosyalMarx. Sizce I. dünya savaşında paramparça edilmiş, cahil ve fakir türk halkının kendi kendine Fransız devriminde veyahut da sosyalist Rusya'da olduğu gibi bir hareket başlatabilme kapasitesi ve kabiliyeti var mıydı? O Türk halkı, halifeliği ve saltanatı kaldırmayı, bireysel hakları, demokrasiyi, cumhuriyeti isteyebilir miydi sizce?

Atatürk'ün yaptığı aslında bu üstte bahsedilen kavramlara henüz hazır olmayan bir toplumu bir üst seviyeye zıplatmaktır, hatta zorla taşımaktır. Yıpranmış, morali bozulmuş, her türlü mandaya razı hale gelmiş bir toplumun ihtiyacı olan motivasyon da zaten o dönemler çıkışa geçmiş olan "milliyetçilik" akımı ile olmuştur. Osmanlıcılığı savunsaydı, her fırsatta tarih boyunca Osmanlıya karşı bile ayaklanagelmiş ermeniler ve kürtler, kuvayi milliye gibi hareketlere destek verirler miydi sanıyorsunuz? Milliyetçilik bir motivasyon aracı olarak kullanılmıştır.

Türk toplumunun demokrasi konusunda geriye dönmeye ne kadar meyilli olduğunu bugün bile görüyoruz. Evet Atatürk'ün yaptığı bir devrimdir. Kolay mıdır bir harf inkilabı, kılık kıyafet inkılabı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tarzı uygulamalar öyle bir toplumda. Bazı şeyleri oturtmak zorlama uygulamalar gerektirmiş olabilir.

Şu bahsettiğiniz Dersim olayıdır, Ermeni soykırımıdır vs. saymış geçmişsiniz ama o konularla ilgili de pek çok karşı tartışmada mevcut, hatırlatmak isterim. Örneğin Doğu Perinçek bugünlerde bu Ermeni soykırımı ile ilgili olarak yurt dışında bir mahkemeye çıkacak, bakalım ne olacak sonuç. Dersim olayı ve tarihçesi ile ilgili olarak da şu Koçgiri olaylarından itibaren tartışalım isterseniz...

patasana
25-12-2014, 12:02
sosyalmarx

Kaç tane tarih kitabı okudun bilmiyorum.Ancak ne günümüz Türkiyesini ne de son 114 yılı hiçbir şekilde anlamamış, kavrayamamış ve yorumlayamamışsın.

Bunun kararını verecek otorite elbette ben değilim, ancak yazmış olduğun yazıdaki yanlışlıkları, kendini kaptırdığın düşüncenin duygusallığı ile hiç düşünmeden oluşturduğun çok net görülüyor.

Yazmış olduğun yazıya detaylı bir cevap vermek isterdim, ancak daha yaşadığı dönemin farkında olmayan birine bunların yanıtlarını vermem imkansız.
Çünkü kalıplaşmış düşüncelerinin esiri olmuşsun.

Hayali dediğin düşmanlarla aynı çağda, aynı zamanda, aynı anda yaşadığının, nefes aldığının bile farkında değilsin, çok yazık.

Şimdi benim bu kurduğum cümleleri kişisel olarak algılayıp, laf söyleyebilirsin.
Ancak bunu yapmadan önce, şu hayali olarak yazdığın düşmanlar ve ülkemizin geldiği noktayı bir değerlendir.Belki zincirlerini kırarsın.

prometheZEus
25-12-2014, 20:08
Sosyalmarx adlı kürtçü arkadaş;


Sen kürtçüsün.Bizi faşist olarak yaftalayan sen ve senin gibilerin hepsi kürtçü.Tek yaptığınız pkk nın attığı oltaya sazan gibi gelmek.. Herşeyi etnik gözlükle değerlendiriyor sınıfsal yaklaşmadan sözümona sosyalistlik oynuyosunuz.Tek yaptığınız bu.Ağır faşistsiniz,abdullah öcalan sizin gözünüzde yeni Stalin..Ve ona saygı duyuyosunuz,bölücü faaliyetlere destek çıkıyosunuz.Avatarında ki Türkiye Cumhuriyeti haritasını kaldır...
Bölücü,faşist,kürtçü hain.

prometheZEus
25-12-2014, 20:14
İşin ilginç yanı, kitaptaki yönetim biçiminin sadece kapitalist ülkelerde gerçekleşiyor olduğudur. Yani zatı muhterem SSCB'ye hiç gitmediği halde aslında kapitalist olmasına rağmen kapitalizme büyük bir gol atmış. Bize de burda George Orwel alıntılayıp, kapitalist Türkeye'ye uyarlayıp, anti-komünizm propagandası yapmak düşüyor. Ne garip?!
Nazım'ın şairliği ile komünistliğini ayrı tutmak lazım diye düşünüyorum. Çünkü kendisi TKP'den ayrılıp alternatif TKP kurmaya çalışmıştır. Kaynak yok ama derler ki Hikmet Kıvılcımlı, Nazım'a 'bence sen sadece şiir yaz. Komünistlik senin işin değil' demiştir.

George Orwell isterse komünizme pislik atsın ister atmasın nedir yani?
Komünizm çok matah birşey, kapitalizm kaka..Doğru aralarında uçurum var ama siz komünizme bel bağlayan arkadaşlar gelip gelebileceğiniz nokta işte;Stalin..


Küba abd ile ilişkilerini normalleştirecekmiş...Bu ne demek biliyormusun yönetici arkadaş ?Son sosyalist ülke de yıkıldı demek.Eğer biraz tarih biliyorsan, Marx'ın öngürdüğü sosyalist devrimler çağına girmeyi bırak yanından geçemeyeceğiz bir 200 yıl daha...Bu kadar basit.. O yüzden masalı bırakın.

prometheZEus
25-12-2014, 20:18
http://http://www.serenti.org/mccarthy-donemi-abdde-cadi-avi/

Aynı şeyi ABD yaptı.. Sovyetler kötü abd iyi değil yani.Bizi dar kalıplara sokmayın.



http://www.mevsimtv.net/sosyalmccarthy.html

postalmarx
25-12-2014, 22:59
Bazı şeyleri değerlendirirken o dönemin şartlarını ve koşullarını da tasavvur etmek gerekir sayın SosyalMarx. Sizce I. dünya savaşında paramparça edilmiş, cahil ve fakir türk halkının kendi kendine Fransız devriminde veyahut da sosyalist Rusya'da olduğu gibi bir hareket başlatabilme kapasitesi ve kabiliyeti var mıydı? O Türk halkı, halifeliği ve saltanatı kaldırmayı, bireysel hakları, demokrasiyi, cumhuriyeti isteyebilir miydi sizce?

Atatürk'ün yaptığı aslında bu üstte bahsedilen kavramlara henüz hazır olmayan bir toplumu bir üst seviyeye zıplatmaktır, hatta zorla taşımaktır. Yıpranmış, morali bozulmuş, her türlü mandaya razı hale gelmiş bir toplumun ihtiyacı olan motivasyon da zaten o dönemler çıkışa geçmiş olan "milliyetçilik" akımı ile olmuştur. Osmanlıcılığı savunsaydı, her fırsatta tarih boyunca Osmanlıya karşı bile ayaklanagelmiş ermeniler ve kürtler, kuvayi milliye gibi hareketlere destek verirler miydi sanıyorsunuz? Milliyetçilik bir motivasyon aracı olarak kullanılmıştır.

Türk toplumunun demokrasi konusunda geriye dönmeye ne kadar meyilli olduğunu bugün bile görüyoruz. Evet Atatürk'ün yaptığı bir devrimdir. Kolay mıdır bir harf inkilabı, kılık kıyafet inkılabı, kadınlara seçme ve seçilme hakkı tarzı uygulamalar öyle bir toplumda. Bazı şeyleri oturtmak zorlama uygulamalar gerektirmiş olabilir.

Şu bahsettiğiniz Dersim olayıdır, Ermeni soykırımıdır vs. saymış geçmişsiniz ama o konularla ilgili de pek çok karşı tartışmada mevcut, hatırlatmak isterim. Örneğin Doğu Perinçek bugünlerde bu Ermeni soykırımı ile ilgili olarak yurt dışında bir mahkemeye çıkacak, bakalım ne olacak sonuç. Dersim olayı ve tarihçesi ile ilgili olarak da şu Koçgiri olaylarından itibaren tartışalım isterseniz...

Şimdi ilk itirazım bu "fransız devrimi veya sosyalist rusyada olduğu gibi bir hareket başlatma" olayıyla ilgili. Burada şöyle bir kabul var: Krallık/Padişahlık sonrası bir devrim yapılır, bu devrim haliyle zorba bir devrim olur ama ilerlemenin tek yolu da budur. "İlerleme"den kastın ne olduğunu da bir sonraki cümlenizde şöyle belirtiyorsunuz: Halifeliği ve saltanatı kaldırmak, bireysel haklar, demorkasi, cumhuriyet.

Şimdi önce kavram karmaşasını giderelim: Saltanatın kaldırılması ve cumhuriyet zaten aynı şeydir ve iki kere söylemeye gerek yok. Demokrasi ve bireysel haklar da gene aynı şeydir.

Şimdi saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ihdası tek başına bir amaç olamaz. Asıl amaç herhalde "bireysel haklar ve demokrasi" dediğiniz şey olmalıdır. Burada farzedilen şey: saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, ve hilafetin de kaldırılması bu amaca giden yolda gerekli adımlardır.

Şimdi buradaki ilk yanlış şu ki demokrasi ve insan hakları için saltanatın olup olmaması farketmez.

Örnek: Bugün ve geçmişte ne cumhuriyetler var ki demokratik değildir:

Çin
Kuzey Kore
Küba
Saddam Irak'ı
Humeyni İran'ı
Mussollini İtalyası
Hitler Almanyası
Stalin Rusyası

Bunların hepsi cumhuriyettir.

Ve bazı saltanatlar vardır ki demokratiktir:

Birleşik Krallık (İngiltere)
Danimarka krallığı
Hollanda krallığı
Norveç krallığı
İsveç krallığı
Belçika krallığı
İspanya krallığı

Demek ki cumhuriyet ve demokrasi aynı şey değildir ve cumhuriyet demokrasinin şartı değildir.

Şimdi Atatürk diyorsun ki bize demokrasi ve birey hakları getirmek için diktatörlük kurmak zorundaydı. Bu dediğin nasıl bir tezat laf olduğuna dikkatini çekerim. Diktatörlük tam da birey hakları ve demokrasinin tersidir.

Hilafetin de konuyla bir alakası olduğunu sanmıyorum. Niye kaldırılması şart olduğu belli değil.

Son olarak da parçalanan bir imparatorluk da her halkın kendi bağımsızlığını istemesinin engellenmesi soylu bir amaç değil ki Atatürk dönemi despotluğunun haklı bir gerekçesini görelim. Tam tersi her halkın özgür olması doğru olandır. İmparatorluk yanlış olan şeydir.

Yani burada savunduğun şeyler tam da hümanizmin, demokrasinin tersi olan şeyler.

Tekrar gelelim "devrim" olayına. "Devrim" olayının ilerlemek için gerekli olduğu bir komunist masalıdır. Ben şahsen buna inanmıyorum. Yani "devrim yaptı heralde, tabii ki biraz despotluk olacak" savunmasını ben anlamıyorum. Devrimin niye gerekli olduğunu anlamıyorum çünkü. Yapılanın ne devrimi olduğu da belli değil. Ne işe yarıyor?

Konuyu toparlarsak: George Orwell sizin gibi faşistlerin "liboş" diyeceğiniz tarz bir adamdı. Yani ifade özgürlüğüne inanırdı. Demokrasiye inanırdı. Bence yanlış kişiyi kendinize kahraman seçtiniz.

--

Başlık sahibi ortaya koyduğum argümanı "sen kürtçüsün" falan diyerek çürütmeye çalışmış. Halbuki benim neci olup olmadığım ortaya koyduğum argümanı bağlamaz. Bunu da mı biz öğretelim size? Tartışmanın abc'sini öğrenip gelmeniz gerekmez mi buralara? Bakınız: ad hominem

Avatarımdaki bayrağı da indiremem kusura bakmasın.

Dialectics
25-12-2014, 23:35
Şimdi ilk itirazım bu "fransız devrimi veya sosyalist rusyada olduğu gibi bir hareket başlatma" olayıyla ilgili. Burada şöyle bir kabul var: Krallık/Padişahlık sonrası bir devrim yapılır, bu devrim haliyle zorba bir devrim olur ama ilerlemenin tek yolu da budur. "İlerleme"den kastın ne olduğunu da bir sonraki cümlenizde şöyle belirtiyorsunuz: Halifeliği ve saltanatı kaldırmak, bireysel haklar, demorkasi, cumhuriyet.

Şimdi önce kavram karmaşasını giderelim: Saltanatın kaldırılması ve cumhuriyet zaten aynı şeydir ve iki kere söylemeye gerek yok. Demokrasi ve bireysel haklar da gene aynı şeydir.

Şimdi saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ihdası tek başına bir amaç olamaz. Asıl amaç herhalde "bireysel haklar ve demokrasi" dediğiniz şey olmalıdır. Burada farzedilen şey: saltanatın kaldırılması, cumhuriyetin ilanı, ve hilafetin de kaldırılması bu amaca giden yolda gerekli adımlardır.

Şimdi buradaki ilk yanlış şu ki demokrasi ve insan hakları için saltanatın olup olmaması farketmez.

Örnek: Bugün ve geçmişte ne cumhuriyetler var ki demokratik değildir:

Çin
Kuzey Kore
Küba
Saddam Irak'ı
Humeyni İran'ı
Mussollini İtalyası
Hitler Almanyası
Stalin Rusyası

Bunların hepsi cumhuriyettir.

Ve bazı saltanatlar vardır ki demokratiktir:

Birleşik Krallık (İngiltere)
Danimarka krallığı
Hollanda krallığı
Norveç krallığı
İsveç krallığı
Belçika krallığı
İspanya krallığı

Demek ki cumhuriyet ve demokrasi aynı şey değildir ve cumhuriyet demokrasinin şartı değildir.

Şimdi Atatürk diyorsun ki bize demokrasi ve birey hakları getirmek için diktatörlük kurmak zorundaydı. Bu dediğin nasıl bir tezat laf olduğuna dikkatini çekerim. Diktatörlük tam da birey hakları ve demokrasinin tersidir.


Tekrar gelelim "devrim" olayına. "Devrim" olayının ilerlemek için gerekli olduğu bir komunist masalıdır. Ben şahsen buna inanmıyorum. Yani "devrim yaptı heralde, tabii ki biraz despotluk olacak" savunmasını ben anlamıyorum. Devrimin niye gerekli olduğunu anlamıyorum çünkü. Yapılanın ne devrimi olduğu da belli değil. Ne işe yarıyor?

Konuyu toparlarsak: George Orwell sizin gibi faşistlerin "liboş" diyeceğiniz tarz bir adamdı. Yani ifade özgürlüğüne inanırdı. Demokrasiye inanırdı. Bence yanlış kişiyi kendinize kahraman seçtiniz.



Benim de itirazlarım var bu yazdıklarına. Birincisi yüzyıllarca saltanat ile yönetilmiş bir imparatorluğun yönetim biçimini demokrasi ile değiştirmek istiyorsa birisi, oradaki niyete bakacaksın. Herhalde Çin demokrasisini ya da AKP ileri demokrasisini kurmayı tahayyül ederek yola çıkılmamıştır. Çok partili sisteme geçiş ile ilgili olarak yaşanan sıkıntılardan, denemelerden, olaylardan bihaber misin? Niyet belli, amaç belli. Farklı fikirlerin temsil hakkını bulması. Dolayısıyla senin yarattığın kavram karmaşasını da giderelim, saydığın Hümeyni İran'ı İsveç Krallığı vb. tarzı liste konuyla alakâsız.

Bu saydıklarını demokrasinin ya da cumhuriyetin nasıl manipule edilebildiğine dair ayrı bir başlıkta tartışabiliriz.

İkincisi Atatürk'ü despot bir lider olarak tanımlamadan önce bize "despot" kelimesinin tanımını yapabilir misin? Despot bir liderin motivasyonları nelerdir? Güç mü, iktidar mı, kişisel hırs mı? Atatürk'te bu saydığın motivasyonlardan hangileri vardı?


Hilafetin de konuyla bir alakası olduğunu sanmıyorum. Niye kaldırılması şart olduğu belli değil.

Hilafetin konuyla çok alakası vardır. Şeriat kuralları ile yönetilen bir toplum olduğumuzu hatırla. Kurtuluş Savaşı esnasındaki fetva mücadelelerini hatırla. Topluma yön veren, toplumun değer yargılarını belirleyen, bilimin, ilerlemenin, gelişimin karşısındaki bir tabu olarak duran din odaklılık elbetteki kaldırılmalıydı. Bunu da verdiğin mesajlar ile yaparsın, hilafetin kaldırılması da pekâla topluma çok iyi bir mesajdır.

Son olarak da parçalanan bir imparatorluk da her halkın kendi bağımsızlığını istemesinin engellenmesi soylu bir amaç değil ki Atatürk dönemi despotluğunun haklı bir gerekçesini görelim. Tam tersi her halkın özgür olması doğru olandır. İmparatorluk yanlış olan şeydir.

Yani burada savunduğun şeyler tam da hümanizmin, demokrasinin tersi olan şeyler.

Soylu bir amaç kriterin nedir? Hümanizm mi? Önceki cevabımda da ifade ettim, her durumu o dönemin şartları ile değerlendirmelisin. O yıllarda hümanizm mi modaydı? Milliyetçilik perspektifinden bakarsan o dönemin amaçları da gayet soyluydu. Senin bu bahsettiğin "soylu" amaçları tarihte hangi devlet, hangi llider ne zaman uygulamıştır? Örneğin PKK soylu bir amaç mıdır? Hümanist midir?

Konuyu toparlarsak: George Orwell sizin gibi faşistlerin "liboş" diyeceğiniz tarz bir adamdı. Yani ifade özgürlüğüne inanırdı. Demokrasiye inanırdı. Bence yanlış kişiyi kendinize kahraman seçtiniz.

Şu ad hominem vb. tartışma tekniği filan zırvalamışsın ya. Şu üstteki yaftalamaların o tekniğin içindeyse misliyle iade ediyorum sana hepsini.

postalmarx
26-12-2014, 10:46
İkincisi Atatürk'ü despot bir lider olarak tanımlamadan önce bize "despot" kelimesinin tanımını yapabilir misin? Despot bir liderin motivasyonları nelerdir? Güç mü, iktidar mı, kişisel hırs mı? Atatürk'te bu saydığın motivasyonlardan hangileri vardı?Atatürkte kişisel güç hırs falan yoktu ama öyle Türkiye aşığıydı ki herkesin kafasına vurup kendi bildiği iyiyi herkese dayatma gibi soylu bir karaktere sahipti öyle mi? Kendisinin en iyiyi bildiğini nerden biliyormuş? Sen nerden biliyorsun? Bak işte kurduğu cumhuriyet yanlış bir cumhuriyet oldu. Kürtler en nihayetinde ayaklandı, çünkü adamlar aşağılandı ve dilleri yokedilmeye çalışıldı, sanki bunlara bir iyilik yapılıyor "bak bu çirkin dilden sizi kurtarıp size türk olma şerefini bahşediyoz hadi hep beraber Türk Öğün Çalış Güven". Müslümanlar gidip devlet kademelerini gizliden ve nesiler sürecek bir ele geçirme projesi kurup bugün devleti kurumlarını darmadağın etti, çünkü adamlara siyaset yasak edildi, ve gene aşağılanarak "çekil lan kenara softa, pis köylü, sen mi ülkeyi yönetecen" şeklinde. Bugün 2015 olmuş ve ülkenin partileri akademisyenleri falan "yeni anayasa lazım" diyorsa bu Atatürkün kurduğu cumhuriyetin bir fiyasko olduğu manasına gelir. Hangi gelişmiş devlet 2015 yıllında daha hala anayasasını yazmayı düşünüyor? Demek ki baştan herşey boktan kurulmuş. Ülkenin tamamına siyasette ve kamusal alanda eşit ve saygın bir yer verilmemiş. Demek ki devleti belli bir kesim ele geçirmiş, devleti anayasayı bu durumun devamına göre dizayn etmiş ve ülkenin geri kalanında bir husumet oluşturmuş ve bugün gördüğümüz negatif sonuçları doğurmuş. Yani bu "ilerigörüşlü" insan, hani herşeyin iyisini biliyor ya, herhalde peygamber falan, peki görememiş mi kurduğu sistem daha yüz senesi dolmadan iflas edecek? Bu mudur yani? Bu sonuç için mi o despotluk haklı çıkıyor?

Hilafetin konuyla çok alakası vardır. Şeriat kuralları ile yönetilen bir toplum olduğumuzu hatırla. Kurtuluş Savaşı esnasındaki fetva mücadelelerini hatırla. Topluma yön veren, toplumun değer yargılarını belirleyen, bilimin, ilerlemenin, gelişimin karşısındaki bir tabu olarak duran din odaklılık elbetteki kaldırılmalıydı. Bunu da verdiğin mesajlar ile yaparsın, hilafetin kaldırılması da pekâla topluma çok iyi bir mesajdır. Atatürk zaten hilafeti Kurtuluş Savaşından sonra kaldırdı. Çünkü savaş boyunca hilafet kavramını çok güzel sömürdü. Anadolu halkı daha yeni bir savaştan çıkmış, fakir fukara, ama "hilafet elden gidiyooor ey ahali" diye bir yalanla yeniden birkaç sene savaşa sokuldu. Hindistanın bugün Pakistan olan Müslüman ahalisinden "Türkiyede hilafeti kurtarmaya çalışıyoz, bize 15 milyon altın verebilir misinüüüz" diye zararsız yalanlar anlatarak hilafet kavramı böyle sömürüldü. Tabii savaş sonrası belli oldu ki hilafetin en büyük düşmanı zaten TBMM deymiş. Anadolu halkı, Pakistan halkı, pardon, gerizekalılığınıza yanın, burada sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi bilen bir arkadaş var da, hepinize yalan söyleyip kandırdık, o fakir fukara halinizle sizi dolandırdık, ama daha güzel var: Şimdi üstüne bir de laik bir despotluk kuracaz ve suratınıza tüküre tüküre çocuklarınızı dinsiz yetiştirecez. Çünkü siz gerizekalısınız ve bize inandınız.

Kurtuluş Savaşı mevzusunu da bence yanlış anlamışsın. Bu savaşın gerekli olduğunu ve soylu bir amaç olduğunu sanıyorsun. Halbuki bu aslında bir imparatorluğu kurtarma savaşıydı. Yoksa bir imparatorluğun pençesine düşmüş bir halkın kurtuluş/bağımsızlık savaşı değildi. "Kurtuluş savaşı" kavramı bu şekilde kullanılmamalı. İmparatorluklar kurtuuş savaşı vermez. Onlar sadece kurtulmaya çalışanların ağzına sıçma savaşı verir. Tarihte eskiden beri böyledir. Ayaklanma bastırma denir buna. Kurtuluş savaşı değil.

Mesela Balkanlar Osmanlıya karşı kurtuluş savaşı verdiler. Araplar verdiler. Ve Ermeniler de verdiler. Atatürkün ülkenin batısında Yunanlılarla yaptığı savaşta da Yunanlılar tarihsel ülkelerinin geri kalanını kurtarmaya çalışıyorlardı. Dikkat edersen İzmire boşuna "gavur izmir" denmiyordu. Bu şehir nnüfusunu çoğunluk Hristiyandı o dönem. Yani baya bildiğin bir Yunan şehriydi. Çevresi de öyle. Yani mevzu bu şekilde. Biraz objektif bakabilmeni dilerim.

Topluma yön veren, toplumun değer yargılarını belirleyen, bilimin, ilerlemenin, gelişimin karşısındaki bir tabu olarak duran din odaklılık elbetteki kaldırılmalıydı. Bilim dediğin nedir? Atatürkün rakı sofrasında kendisi gibi koltuk etimologu bir kaç zatın oturup antropolojik, linguistik, arkeolojik falan teorileri uydurup sonra bunu üniversitede okutmaları mıdır? Yoksa bu bilim aşığı zevatın 80 sene sonraki oligarşik mirasçılarının gidip Erke Dönergeci denilen devridaim makinesinin basın toplantısında gidip oturmaları mıdır? Gidip bir araştır mesela nette, birkaç sene önceydi, emekli generaller cumhuriyet başsavcıları falan gidip katılmıştı. Devridaim makinesi. İnanabiliyor musun? Böyle bir bilim ve ilerleme işte. Git üniversitelerdeki ilerlemeyi yakından takip et. Atatürkçü gençlik bilim ve ilerleme peşinde. Tek dertleri zaten bilimdi. Benim gördüğüm hergün protestolar bildiriler çatışmalar falan. Bir icat yok, patent yok, dünya bilimine bir katkı yok. Sen görüyor musun? Demek ki "bilim ilerleme falan için bu halkın ağzına sıçtık, o kadar olacak" lafı da yalan.

Subat
26-12-2014, 11:12
George Orwell isterse komünizme pislik atsın ister atmasın nedir yani?
Komünizm çok matah birşey, kapitalizm kaka..Doğru aralarında uçurum var ama siz komünizme bel bağlayan arkadaşlar gelip gelebileceğiniz nokta işte;Stalin..


Küba abd ile ilişkilerini normalleştirecekmiş...Bu ne demek biliyormusun yönetici arkadaş ?Son sosyalist ülke de yıkıldı demek.Eğer biraz tarih biliyorsan, Marx'ın öngürdüğü sosyalist devrimler çağına girmeyi bırak yanından geçemeyeceğiz bir 200 yıl daha...Bu kadar basit.. O yüzden masalı bırakın.

Daha önce de histeri ile yazdığınıza şahit olmuştum. Şimdi yine aynı şeyi yapıyorsunuz. Yazımda nerede Stalin geçti? Şahıslara tapınmayı, tanrılara tapınmayı terk ettikten bir iki yıl sonra bıraktım. Size de tavsiye ederim. İyi oluyor.. Gönül gözünüz açılır biraz :) Şahısları yaftalamayı da bıraktım aynı zamanda. Kürtçü, o'cu bu'cu bla bla bla..
Küba ile ilgili diyeceğim pek bişey yok. Konuyu anlamamışsınız bile.. Sınıfsal konumunuzdan mı yoksa gözünüzün körlüğünden midir bilmem ama kapitalizm sizi esir almış. Bildiğinizi düşündüğünüz şeylerle hareket edip, geri kalan herkesi bilgisiz sanıyorsunuz. Tıpkı inanırlar gibi.

Dialectics
26-12-2014, 11:19
Atatürkte kişisel güç hırs falan yoktu ama öyle Türkiye aşığıydı ki herkesin kafasına vurup kendi bildiği iyiyi herkese dayatma gibi soylu bir karaktere sahipti öyle mi? Kendisinin en iyiyi bildiğini nerden biliyormuş? Sen nerden biliyorsun? Bak işte kurduğu cumhuriyet yanlış bir cumhuriyet oldu. Kürtler en nihayetinde ayaklandı, çünkü adamlar aşağılandı ve dilleri yokedilmeye çalışıldı, sanki bunlara bir iyilik yapılıyor "bak bu çirkin dilden sizi kurtarıp size türk olma şerefini bahşediyoz hadi hep beraber Türk Öğün Çalış Güven". Müslümanlar gidip devlet kademelerini gizliden ve nesiler sürecek bir ele geçirme projesi kurup bugün devleti kurumlarını darmadağın etti, çünkü adamlara siyaset yasak edildi, ve gene aşağılanarak "çekil lan kenara softa, pis köylü, sen mi ülkeyi yönetecen" şeklinde. Bugün 2015 olmuş ve ülkenin partileri akademisyenleri falan "yeni anayasa lazım" diyorsa bu Atatürkün kurduğu cumhuriyetin bir fiyasko olduğu manasına gelir. Hangi gelişmiş devlet 2015 yıllında daha hala anayasasını yazmayı düşünüyor? Demek ki baştan herşey boktan kurulmuş. Ülkenin tamamına siyasette ve kamusal alanda eşit ve saygın bir yer verilmemiş. Demek ki devleti belli bir kesim ele geçirmiş, devleti anayasayı bu durumun devamına göre dizayn etmiş ve ülkenin geri kalanında bir husumet oluşturmuş ve bugün gördüğümüz negatif sonuçları doğurmuş. Yani bu "ilerigörüşlü" insan, hani herşeyin iyisini biliyor ya, herhalde peygamber falan, peki görememiş mi kurduğu sistem daha yüz senesi dolmadan iflas edecek? Bu mudur yani? Bu sonuç için mi o despotluk haklı çıkıyor?

Atatürk zaten hilafeti Kurtuluş Savaşından sonra kaldırdı. Çünkü savaş boyunca hilafet kavramını çok güzel sömürdü. Anadolu halkı daha yeni bir savaştan çıkmış, fakir fukara, ama "hilafet elden gidiyooor ey ahali" diye bir yalanla yeniden birkaç sene savaşa sokuldu. Hindistanın bugün Pakistan olan Müslüman ahalisinden "Türkiyede hilafeti kurtarmaya çalışıyoz, bize 15 milyon altın verebilir misinüüüz" diye zararsız yalanlar anlatarak hilafet kavramı böyle sömürüldü. Tabii savaş sonrası belli oldu ki hilafetin en büyük düşmanı zaten TBMM deymiş. Anadolu halkı, Pakistan halkı, pardon, gerizekalılığınıza yanın, burada sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi bilen bir arkadaş var da, hepinize yalan söyleyip kandırdık, o fakir fukara halinizle sizi dolandırdık, ama daha güzel var: Şimdi üstüne bir de laik bir despotluk kuracaz ve suratınıza tüküre tüküre çocuklarınızı dinsiz yetiştirecez. Çünkü siz gerizekalısınız ve bize inandınız.

Kurtuluş Savaşı mevzusunu da bence yanlış anlamışsın. Bu savaşın gerekli olduğunu ve soylu bir amaç olduğunu sanıyorsun. Halbuki bu aslında bir imparatorluğu kurtarma savaşıydı. Yoksa bir imparatorluğun pençesine düşmüş bir halkın kurtuluş/bağımsızlık savaşı değildi. "Kurtuluş savaşı" kavramı bu şekilde kullanılmamalı. İmparatorluklar kurtuuş savaşı vermez. Onlar sadece kurtulmaya çalışanların ağzına sıçma savaşı verir. Tarihte eskiden beri böyledir. Ayaklanma bastırma denir buna. Kurtuluş savaşı değil.

Mesela Balkanlar Osmanlıya karşı kurtuluş savaşı verdiler. Araplar verdiler. Ve Ermeniler de verdiler. Atatürkün ülkenin batısında Yunanlılarla yaptığı savaşta da Yunanlılar tarihsel ülkelerinin geri kalanını kurtarmaya çalışıyorlardı. Dikkat edersen İzmire boşuna "gavur izmir" denmiyordu. Bu şehir nnüfusunu çoğunluk Hristiyandı o dönem. Yani baya bildiğin bir Yunan şehriydi. Çevresi de öyle. Yani mevzu bu şekilde. Biraz objektif bakabilmeni dilerim.

Bilim dediğin nedir? Atatürkün rakı sofrasında kendisi gibi koltuk etimologu bir kaç zatın oturup antropolojik, linguistik, arkeolojik falan teorileri uydurup sonra bunu üniversitede okutmaları mıdır? Yoksa bu bilim aşığı zevatın 80 sene sonraki oligarşik mirasçılarının gidip Erke Dönergeci denilen devridaim makinesinin basın toplantısında gidip oturmaları mıdır? Gidip bir araştır mesela nette, birkaç sene önceydi, emekli generaller cumhuriyet başsavcıları falan gidip katılmıştı. Devridaim makinesi. İnanabiliyor musun? Böyle bir bilim ve ilerleme işte. Git üniversitelerdeki ilerlemeyi yakından takip et. Atatürkçü gençlik bilim ve ilerleme peşinde. Tek dertleri zaten bilimdi. Benim gördüğüm hergün protestolar bildiriler çatışmalar falan. Bir icat yok, patent yok, dünya bilimine bir katkı yok. Sen görüyor musun? Demek ki "bilim ilerleme falan için bu halkın ağzına sıçtık, o kadar olacak" lafı da yalan.

Güzel deşifre etmişsin kendini, Atatürk nefretini, kinini... Ad hominem filan yalan oldu desene.. İnsanların kafası bir ideolojiyle yıkanmaya görsün.

Benim teklifim o ki senin gibi humanist arkadaşlar ya da soylu amaçları olan PKK(bunla ilgili soruyu cevaplamaktan kaçındığına göre böyle düşünüyor olmalısın) içinden Atatürk'ün yarısı kadar bir deha çıkarsın da artık şu tarih boyunca bir türlü kurmayı beceremediğiniz devleti bir kurun; amerikanın, ingilizin, fransızın maşası olmak yerine ciddiyim bir devlet kurun da görelim hümanizminizi. Bu "ezilmişlik" edebiyatı ne menem birşeymiş. Diline dolandı mı birinin kurtulamıyor...

patasana
26-12-2014, 12:05
Güzel deşifre etmişsin kendini, Atatürk nefretini, kinini... Ad hominem filan yalan oldu desene.. İnsanların kafası bir ideolojiyle yıkanmaya görsün.

Benim teklifim o ki senin gibi humanist arkadaşlar ya da soylu amaçları olan PKK(bunla ilgili soruyu cevaplamaktan kaçındığına göre böyle düşünüyor olmalısın) içinden Atatürk'ün yarısı kadar bir deha çıkarsın da artık şu tarih boyunca bir türlü kurmayı beceremediğiniz devleti bir kurun; amerikanın, ingilizin, fransızın maşası olmak yerine ciddiyim bir devlet kurun da görelim hümanizminizi. Bu "ezilmişlik" edebiyatı ne menem birşeymiş. Diline dolandı mı birinin kurtulamıyor...


Sayın Dialectics,

Daha önceki yazımda bahsettim. Yaşadığı çağın farkına varmayanlar zaten tarihi anlayamaz, yorumlayamaz.

PKK nın yaptığı katliamlar, şimdiki yeni yetmelere asker yaptı suçu bize attı diye öğretiliyor.
Halbuki o dönemde yaptıkları bu katliamları matah birşey gibi görüp kendi yayın organlarında gururla yazıyorlardı.
Çok merak eden olursa ilgili yayınları gönderebiliriz.

Tabi insani duyguları emperyalist düşüncenin silahı haline getirilmiş olanlar bu gerçeğin farkına varamazlar.

Kadın, çocuk demeden katliam yapan canilere, özgürlük savaşçılığı soksan durmaz, durmadı da.

Koyduğu avatarın farkında olmadan Atatürk'e laf edenlere, o gördüğünün avatarı bile fazla gelir.

Daha halifeliğin, saltanatın kaldırılmasının ne işe yaradığını bilmeyenlerle fikir tartışması değil, ergen atışması yapılır.

postalmarx
26-12-2014, 12:38
PKK ile konunun ne alakası var? Ben PKK'yı mı savundum burada? Kürtlerin azınlık hakları falan diyen herkes PKK'cı mı oluyor? Kadın hakları deyince de kadın mı olmuş oluyoruz? Siz nasıl salaksınız anlamadım ki. Bence konuyu bulandırıp aklınızca bu başlıktaki ilk yazılardaki salaklığınızı ve şimdi açığa çıkmış hezeyanınızı gizlemek istiyorsunuz çünkü ezberbozan bir laf işitince tılsım bozuldu bir anda, şimdi konu hoşunuza gitmedi, halbuki ne güzel demokratçılık solculuk ilericilik oynuyordunuz kendi kendinize.

Konu büyük liberal George Orwell'i trajikomik bir şekilde faşist Atatürkçülerin sahiplenmeye çalışması. Sanki Tayyip öncesi bu ülke demokrasiydi, Atatürk de Thomas Jefferson'du, ama Tayyip geldi insanların temel özgürlüklerini bitirdi falan gibi bir hikaye anlatıyorsunuz kendi kendinize. Bu bir hezeyandır. Atatürkçüler eskiden de hezeyandaydı bugün de hezeyandalar. Hem de toplu halde. Hezeyan yani gerçeklikten kopuk olma hali demektir. Ama tam da Orwellyen bir ülkede beyni yıkanmış zavallılar olarak zaten kafalarının normal çalışması beklenemez. Biz de aynı "eğitim"den geçtik ama biz aklımızı bu hezeyanlardan kurtarmaya çalışıyoruz. Siz de Müslümanlara "biraz açık fikirli olun, sorgulayın" falan diye ders verene kadar dönün de şu acıklı halinize bakın.

patasana
26-12-2014, 12:48
PKK ile konunun ne alakası var? Ben PKK'yı mı savundum burada? Kürtlerin azınlık hakları falan diyen herkes PKK'cı mı oluyor? Kadın hakları deyince de kadın mı olmuş oluyoruz? Siz nasıl salaksınız anlamadım ki. Bence konuyu bulandırıp aklınızca bu başlıktaki ilk yazılardaki salaklığınızı ve şimdi açığa çıkmış hezeyanınızı gizlemek istiyorsunuz çünkü ezberbozan bir laf işitince tılsım bozuldu bir anda, şimdi konu hoşunuza gitmedi, halbuki ne güzel demokratçılık solculuk ilericilik oynuyordunuz kendi kendinize.

Konu büyük liberal George Orwell'i trajikomik bir şekilde faşist Atatürkçülerin sahiplenmeye çalışması. Sanki Tayyip öncesi bu ülke demokrasiydi, Atatürk de Thomas Jefferson'du, ama Tayyip geldi insanların temel özgürlüklerini bitirdi falan gibi bir hikaye anlatıyorsunuz kendi kendinize. Bu bir hezeyandır. Atatürkçüler eskiden de hezeyandaydı bugün de hezeyandalar. Hem de toplu halde. Hezeyan yani gerçeklikten kopuk olma hali demektir. Ama tam da Orwellyen bir ülkede beyni yıkanmış zavallılar olarak zaten kafalarının normal çalışması beklenemez. Biz de aynı "eğitim"den geçtik ama biz aklımızı bu hezeyanlardan kurtarmaya çalışıyoruz. Siz de Müslümanlara "biraz açık fikirli olun, sorgulayın" falan diye ders verene kadar dönün de şu acıklı halinize bakın.


Sen git önce ilk yazdığın mesajdaki yanlışları öğren sonra gel burada ahkam kes.

Hayali düşmanlar deyip sıraladığın kavramların bile farkında değilsin.Şu yaşadığın dünyaya bir bak hayali dediğin düşmanlar senin ensende nefes alıyor.Kalkıp George Orwell'den konuyu Atatürk'e bağlıyorsun.

Tamam bağlayacaksan bağla, ama biraz mantıklı bağla biraz ölçülü bağla.Araştır öyle bağla.Atatürk'ü anlamak ile Atatürk'e tapmak arasındaki farkı biz iyi biliyoruz, Atatürk'e tapanlara karşı ezberlediğin cümlelerini burada harcama.

Dialectics
26-12-2014, 13:50
PKK ile konunun ne alakası var? Ben PKK'yı mı savundum burada? Kürtlerin azınlık hakları falan diyen herkes PKK'cı mı oluyor? Kadın hakları deyince de kadın mı olmuş oluyoruz? Siz nasıl salaksınız anlamadım ki. Bence konuyu bulandırıp aklınızca bu başlıktaki ilk yazılardaki salaklığınızı ve şimdi açığa çıkmış hezeyanınızı gizlemek istiyorsunuz çünkü ezberbozan bir laf işitince tılsım bozuldu bir anda, şimdi konu hoşunuza gitmedi, halbuki ne güzel demokratçılık solculuk ilericilik oynuyordunuz kendi kendinize.

Konu büyük liberal George Orwell'i trajikomik bir şekilde faşist Atatürkçülerin sahiplenmeye çalışması. Sanki Tayyip öncesi bu ülke demokrasiydi, Atatürk de Thomas Jefferson'du, ama Tayyip geldi insanların temel özgürlüklerini bitirdi falan gibi bir hikaye anlatıyorsunuz kendi kendinize. Bu bir hezeyandır. Atatürkçüler eskiden de hezeyandaydı bugün de hezeyandalar. Hem de toplu halde. Hezeyan yani gerçeklikten kopuk olma hali demektir. Ama tam da Orwellyen bir ülkede beyni yıkanmış zavallılar olarak zaten kafalarının normal çalışması beklenemez. Biz de aynı "eğitim"den geçtik ama biz aklımızı bu hezeyanlardan kurtarmaya çalışıyoruz. Siz de Müslümanlara "biraz açık fikirli olun, sorgulayın" falan diye ders verene kadar dönün de şu acıklı halinize bakın.

Öncelikle sen bir kendi salaklığın nereden kaynaklanıyor olaiblir onu düşün de sonra bizimkini sorgula olur mu? George Orwell'i sahiplenmek derdim filan yok benim, iki kitabını okumuşumdur başka da kişiliğine, hayat görüşüne vs. dair bir bilgi bilmem. Bu konuya senin üstün zekân iie George Orwell başlıklı bir konudan Atatürk'ü yaftalamaya kalkışman münsabetiyle dahil oldum.

Yazdığım cevaplarda tek kelam George Orwell demiş miyim açta bir oku adam gibi. Senin azınlık hakları ile ilgili hezeyanlarının cevabı 17 Aralık başlıklı konuda verildi, varsa itirazın git oraya yaz. Ama belli ki daldan dala atlamayı tartışmada marifet sanan tiplerdensin. Atatürk'ü milletin ağzına sıçmakla suçladın, ilan ettiği cumhuriyeti ve demokrasiyi basit bir hareketmiş gibi yorumladın, hilafetin kaldırılmasını gereksiz diye niteledin, kurtuluş savaşına bile bağımsızlık savaşı diyemedin. Sonra da bizi kalkıp din hurafelerinin peşine düşmüşlerle kıyaslıyorsun. A salak, önce bir tarih kitabı oku, ondan sonra yaptığın ön kabulleri, kötü art niyeti farket.

Önce Atatürk döneminden dem vurdun, şimdi Atatürk sonrası dönemden Atatürkçülerden vb. bahsetmeye başladın. Konuları karıştırma! Neyden başladıysan ondan devam et, tamam mı! İkisi apayrı konular.

Soylu amaçlardan, hümanizmden bahsediyorsun,yok efendim Atatürk azınlıklar ayaklanınca devlet kurmalarına izin vermediği için faşist oluyormuş. Sana sorduk, var mı böyle bir devlet lideri dünya tarihinde, "biz bağımsızlık isterük" diye ayaklanana "aa öyle mi, başımız üstüne, alın size toprak alın size devlet" diyeni? Saçma sapan yaklaşımlardan sonuç çıkarmaya çalışıyorsun... Sana sorduk tamam Türkiye cumhuriyeti hümanist değildi de, senin savunduğun azınlıklar hümanist mi diye gık yok. Cevap vermediğine göre bu önermeyi kabul etmiş sayılırsın diyoruz yine gık yok, ama işine gelmeyince ben PKK'dan mı bahsettim. Yemezler!

Milleti faşistlikle yaftala sonra gel burada o milletin atasına küfret. Faşistin önde gideni sensin de haberin yok...

Git adam gibi tartışmayı öğren öyle gel, yeni yetme.

kartopu
26-12-2014, 13:55
Komünizm çok matah birşey, kapitalizm kaka..Doğru aralarında uçurum var ama siz komünizme bel bağlayan arkadaşlar gelip gelebileceğiniz nokta işte;Stalin..


Küba abd ile ilişkilerini normalleştirecekmiş...Bu ne demek biliyormusun yönetici arkadaş ?Son sosyalist ülke de yıkıldı demek.Eğer biraz tarih biliyorsan, Marx'ın öngürdüğü sosyalist devrimler çağına girmeyi bırak yanından geçemeyeceğiz bir 200 yıl daha...Bu kadar basit.. O yüzden masalı bırakın.

Ben bir Marxist olarak sizin görüşlerinize itiraz ediyorum.
Stalini eleştirmeden hatta bazı teorilerine karşı çıkmadan marxist olunamayacağını söylüyorum.
Komünizm insanlığın kurtuluşudur. Ama Sovyet sisteminin tam bir eleştirisi ile.
Proleterya diktatörlüğü aynı zamanda proleterya demokrasisidir. Tıpkı kapitalizmde kapitalist diktatörlüğün burjuva sınıfının demokrasisi gibi.

A.Davutoğu şöyle dedi -dinsiz olmak için dini bilmek gerekir dedi. Bence çok doğru söyledi eğer bilmeden karşı olursan karşısında bir din yaratırsın ve ona inanırsın.

Marxın ne söylediğini anlamazsan komünizm,i tıpkı karşı kapitalizme benzetirsin.
Komünizm kapitalizm,in tam karşıtıdır kapitalizm insanı ve her şeyi satılık yapar amacı sermaye birikimidir. Komünizm se satılık hiç bir şey yoktur çünkü sermayenin tasviyesidir.
Komünizmde kabe insandır her şey insanın özgürleşmesi için planlanır kapitalizmde ise yoksullar kendini her gün satan köledir zenginler o kölelerin sahibidir. Tıpkı mülkiyet gibi.

Kuba evet zor durumda belki kapitalizme dönüşecek tıpkı vietnem gibi ama bu son değildir.İnsan olduğu sürece sermaye en az ellerde toplandığı sürece komünizm hala umuttur.
Marxın ön gördüğü devrimler çağı daha yeni başladı SB ilk deneyimdi tutunamadı ama kölecilik çağına bak yüzlerce deneyimler vardır, ve binlerce yıl köle savaşları ile geçmiştir.

Komünizm bütün sınıflı sistemlerin tasviyesidir elbette kolay sonuç alınamayacaktır.

postalmarx
26-12-2014, 15:27
Tamam bağlayacaksan bağla, ama biraz mantıklı bağla biraz ölçülü bağla.Araştır öyle bağla.

A salak, önce bir tarih kitabı oku, ondan sonra yaptığın ön kabulleri, kötü art niyeti farket.


Ben bu konularda bir iki kitap okumuşluğum var, mesela:
Sevan Nişanyan - Yanlış Cumhuriyet
Taha Akyol - Atatürkün İhtilal Hukuku

Siz neler okudunuz acaba?

Senin azınlık hakları ile ilgili hezeyanlarının cevabı 17 Aralık başlıklı konuda verildi, varsa itirazın git oraya yaz.Hayır bana orda cevap verilmedi. Sadece benim zaten çürüttüğüm argüman sanki ben birşey yazmamışım gibi tekrarlandı. Bu cevap değildir. Ben orada diyeceğimi dedim.

Azınlık haklarının ne olduğunu bileniniz var mı aranızda acaba? "Araştır" diyenler. Bekliyorum. Ne biliyorsunuz bu konularda da bu kadar hararetle savunuyorsunuz?

[Atatürk'ün] ilan ettiği cumhuriyeti ve demokrasiyi basit bir hareketmiş gibi yorumladın,Atatürk demokrasi falan ilan etmedi. Cumhuriyet ve demokrasi iki farklı şeydir. Bunu zaten yukarda konuşmadık mı? Atatürk tam tersi demokrasi karşıtı bir insandı. Bu konuda Taha Akyol'un yukarda bahsettiğim kitabını bir okuyun mesela. Atatürk kuvvetler ayrılığı ilkesine inanmazdı ve mecliste kuvvetler birliğini kabul etmeyi öneriyordu, ve en nihayetinde de alavere dalavere, korkutma sindirme hatta suikastlerle ve en nihayetinde 1926'da bir darbeyle dediğini yaptırdı ve tüm kuvvetleri de kendinde birleştirdi. Faşist diktatörlüğünü kurdu.

yok efendim Atatürk azınlıklar ayaklanınca devlet kurmalarına izin vermediği için faşist oluyormuş. Hayır bu tanımladığın emperyalizmdir. Faşistlik ayrı birşeydir. "Araştır" diye insanlara akıl verene kadar biraz tartıştığınız mevzuların abc'sini öğrenin bence.

Dialectics
26-12-2014, 17:32
Ben bu konularda bir iki kitap okumuşluğum var, mesela:
Sevan Nişanyan - Yanlış Cumhuriyet
Taha Akyol - Atatürkün İhtilal Hukuku

Siz neler okudunuz acaba?


Aşağıdaki linki okumanı tavsiye ederim, sonuna kadar

http://m.radikal.com.tr/blog/ataturku-anlamak-senin-atan-bir-oryantalistti-yavrum-29848

Herkesin görüslerini gözden geçirebilecegi bir inceleme..

postalmarx
26-12-2014, 18:10
Aşağıdaki linki okumanı tavsiye ederim, sonuna kadar

http://m.radikal.com.tr/blog/ataturku-anlamak-senin-atan-bir-oryantalistti-yavrum-29848

Herkesin görüslerini gözden geçirebilecegi bir inceleme..


Verdiğin linkte gayet akıllı olduğu görülen bir şahıs çok enteresan ve güzel bir yazı yazmış. Ama bu yazıyı niye benim okumam gerekiyor onu anlamadım. Bu yazıyı başta kendin olmak üzere buradaki taşkafa Atatürkçülere okutman gerekir. Bak mesela yazının bir yerinde şöyle diyor:

Ben, elbette, Atatürk’ü, ikinci kitleye mensup bir ‘liberal’ olarak eleştiriyorum. Atatürk’e diktatör derken, tek parti dönemini, anti-demokrat uygulamaları vurgularken ki amacım Batı’dan uzaklaşmak değil, aksine daha da Batılılaşmak.

E biz ne diyoruz? "Demokrasi" derken neden bahsediyoruz sence?

Bu arkadaş yanlız biraz "Atatürkü de anlamak gerek" falan diye fazla kendini zorlamış. Önce kendisini bulunduğu arşı aladan indirip bir yerin dibine batıralım ve toplumsal şizofrenimizden bir iyileşelim, ondan sonra ilerki nesillerde tarihçiler "Atatürkü de anlamak lazım" falan diye yazsınlar. Şu anda daha hesaplaşabilmiş falan değiliz. Solu da Atatürkçülerin elinden kurtarabilmiş değiliz. Sol aslında Türkiyede baya bildiğin ölmüş. Bak mesela bu Kartopu denen arkadaş "Marxistim" falan diyor ama diğer başlıkta nasıl bir Atatürkçü gibi konuştuğu gördün. Bu ülkede solun içine faşist zehir karışmış. Daha da düzelmez. Teşekkürler Atatürk.

patasana
26-12-2014, 18:31
Hayali Düşmanlar İcat Etmek: İrtica, gericilik, bölücülük, emperyalistler

Şu cümleyi kurabiliyorsanız, forumda vakit kaybetmeyin, hemen bir doktora görünün.İyileşince gelin konuşalım.

postalmarx
26-12-2014, 18:43
Hayali Düşmanlar İcat Etmek: İrtica, gericilik, bölücülük, emperyalistler

Şu cümleyi kurabiliyorsanız, forumda vakit kaybetmeyin, hemen bir doktora görünün.İyileşince gelin konuşalım.

"İrtica" dediğin bu ülkenin insanıdır. "Bölücü" dediğin de keza. Bir ülkede devlet vatandaşlarının milyonlarcasını düşman beller mi? Adamlar şeriat dahi istese, Kürdistan dahi istese, ki her "mürteci" veya "bölücü" bu kadar radikal fikirlere sahip de değildir. Ama sonuç olarak o adam bu ülkenin insanı mı değil mi? Niye fikrini söyleyemiyor? Ne diye onun fikri de oturulup tartışılmıyor mecliste? Nasıl senden daha az hakkı hukuku var? Sen nasıl devleti ve ülkeyi sahiplenmişsin onu anlamadım. Babanın malı mı? Ha pardon. Öyleydi değil mi? Atatürk memleketi "kurtardı", ve haliyle memleket artık onun tapulu malı oldu, (çünkü kural öyledir), ülke üstünde yaşayan insanların hepsi de misafir. Atatürk de mirasını kendi ideolojik çocuklarına bıraktı. Yani memleket sizin. Geriye kalan herkes de hala misafir. Yani çakallık açısından bakınca başarılı dizayn edilmiş bir masal ama ne kadar devam eder işte orası meçhul. Siz de zaten "gittiği yere kadar" zihniyetindesiniz sanırsam. Ama olan ülkeye oldu, yıllarımızı ve kaynaklarımızı bu çakallıklarınız ve kibriniz yüzünden kaybettik. Artık aslında olabileceğinden daha az demokratik, daha fakir ve daha ruh sağlığı bozuk bir toplumumuz var. Ve olayın dönüp dolaşacağı yer de aynı oldu işte. Ne oldu?

"Emperyalistler" dediğin de 1930larda manası olabilecek bir cümledir. Batı imparatorlukları İkinci Dünya Savaşı sonrası tek tek dağıldı. Batı'ya komple "emperyalistler" diyorlar hala. Batı da haliyle düşmanmış. Niye düşman ben onu anlamadım.

aliyarasfal
26-12-2014, 19:42
Sayın sosyalmarx;

Atatürkçülerden nefretinizi anladım, alevileride topyekün günah keçisi ilanınızıda okudum (imtiyazlı sınıf) , solcu tanımını beğenmediğinizide gördüm bu ülkedeki insanların, pardon, siz kimsiniz?

Daha önce bir yazınızdada ateistleri dizayn edecek merci olduğunuzuda okumuştum. Bu ülkeyi kuran kişilerin ideolojisini devam ettirecek nesil istemesini mi eleştiriyorsunuz? Neye dayanarak? Hangi ideoloji kendine uygun nesil yetiştirmek istemiyor? Yoksa siz kapitalist sosyalistler mi yetişmesini bekliyorsunuz Sosyalist ideolojileri hayata geçirmeye çalışanlardan.

Demokrasi? Nedir o demokrasi masalınız ki atatürkçü dediğinize, aleviye veya solculuğunu beğenmediğiniz dışındaki herkese hak sayıyor, onları neye dayanarak bunun dışında tutuyorsunuz? Madem en gericisi, en faşisti fikir söyleme hakkına sahip, bu kesimleri kinle anarak bu haktan mahrum nasıl tutuyorsunuz?

Bu günü eleştirmekten kaçıyor, bir suç isnat etme ve birilerini hep damgalama peşinde olduğunuzu görüyorum.


Darbeleri bu kesimlerden hangisi yaptı? Kim alkış tuttu? Bu ülkede atatürk tek başına yapmadı hiç bir şeyi?CHP dediğiniz parti solculardan mı oluşuyordu 1923 ve çok partili döneme kadar? Atatürk dediğiniz kişi Cumhurbaşkanı değil miydi? Peki mecliste bu kararları onaylayanlar , başbakanlar kimlerdi?Bu ülkeyi sözde kemalizm denen çakma bir ideoloji ile mahfedenler tek partili dönemdede CHP çatısı altındaki sağcılar ve statükoyu Atatürk adına sarıp sarmalamış Askeri kanat, CHP den kopup gerçek yüzünü (sağ zihniyet kabaca) çok partili dönemle ortaya koymuş olanlardır. hepsi kemaliz denilen bir hayaletin arkasında ve geneli sağcı bu zihniyetler katlederken siz ne yapıyorsunuz, sanki chp sol bir partiymiş çıkışından beri gibi davranıp, cumhuriyetle biraz olsun nefes almış alevilere günah keçii muamelesi yapmayı aydın görüşü olarak yutturmaya kalkıyor, kemalistim diyeni , solcuyum diyeni kendi kalıbınıza uymuyor diye nefret kıvamında suçlu ilan ediyorsunuz.

Lafa gelince demokratsınız. Demokrasi aptalların uyutulmasına yarar. en son inanacağım yalan demokrasidir.

Sizin gibilerin demokrasi anlayışıda tam komedi. Herkese var , atatürkçüyüm diyene yok öyle mi?

Oldu.:)

Şimdilik saygımla gittim...

postalmarx
26-12-2014, 20:23
Ben Alevilere bir laf etmedim. Ama bakıyorum da Aleviler ülkeyi değil sırf kendilerini düşünüyor, iyi anasını satayım, ben de Sünni muhafazakar kökenliyim, ben de o zaman kendi kesimimi düşüneyim, allahın salağı bir ben miyim? Demek istediğimi anladın mı?

Ama olması gereken bu değil. Aleviler bu ülkede tarihsel olarak ezilmiş kesimlerin başında gelir. Mesela bir tanesi senin yıllarca arkadaşın olabilir ama onun Alevi olduğunu bilmezsin çünkü bir topluluk olarak yüzyılların korkusu ile kimliklerini saklamayı öğrenmişlerdir. Bu çok acıklı ve aslında kültürümüz ve tarihimiz açısından utanç duyulması gereken birşeydir. Yani utanması gereken Aleviler değildir.

Ama şimdi duruma bak. Aleviler baktılar ki bu anti-şeriatçi çağdaşçı ittihatçı tayfa memlekete el koymuş. Dediler ki "oh ne güzel, bunlar sünni zorbalığı zaptedecekler, biz en iyisi bunlara sırtımızı yaslayalım, bizim tekkeleri falan da kapatıyorlar ama varsın olsun en büyük Atatürk!" diye ülkenin geri kalanını direkt sattılar. Çünkü faşist diktaya kendi çıkarı için böyle bir destek insanların geri kalanını satmak değil de nedir? Diğer insanlar postallı apoletli dikta karşısında hakarete uğrarken bunlar bu diktanın propagandasını gönüllü olarak yayarsa bu diğer insanlara karşı yapılmış bir hainlik değil midir? Dediğim bundan ibaretti. Yoksa ben Alevi düşmanı falan değilim.

Ülkede yeni nesillerin nasıl yetiştirileceği konusuna gelince. Bir kere bu fikrin kendisi problemli. Ne demek yani sen başkasının çocuğunu nasıl yetiştirileceğine karar verebiliyorsun? Sana böyle bir yetkiyi kim veriyor? Adam dindardır ve çocuğu da dindar olsun ister. Adam alevidir çocuğu alevi olsun ister. Adam hristiyandır çocuğu hristiyan olsun ister. Adamın anadili Çerkesçedir çocuğu da torunu da bu dili konuşsun, atalarının dili unutulmasın ister.

Bu insanların hepsi eğer aynı toprakta yaşayıp, temelde hepsi arasında bir ortak savunma ve güvenlik sözleşmesinden ibaret olan bir devletin eşit vatandaşları olarak vergi ödüyor ve askerlik hizmeti veriyorsa, o zaman burada kimse kalkıp başkasının çocuğunun torununun neye inanacağını, ne dili konuşacağını belirleyemez. Buna kalkışan diğer insanlara büyük saygısızlık eder. Bu aslında temeldeki bu devlet sözleşmesinin ihlalidir. Çünkü kimse anlaşmanın böyle olduğunu bilse kabul etmezdi. Yani sen para vereceksin ki eğitim hizmeti yapılsın, ama bu eğitim hizmeti haince kalkıp senin atalarından kalan kültürel mirasını yoketme amacıyla senin çocuğunu senin istemediğin şekilde eğitiyor. Senin de bu konuda söz hakkın yok. Sadece bu sistemi verginle finanse etmeye devam etmek zorundasın. Şimdi bu insana yapılan artık saygısızlığı aşmış hakareti de aşmış artık bir saldırganlık olmuştur.

Çözüm devletin ideolojisinin olmamasıdır. Atatürke isteyen özelinde tapabilir. Allah'a da keza aynı şekilde. Türklük de özelleştirilmelidir. Ya da her ne başka tapılan edilen varsa herkes özelinde. Ama kamuya ait alan adı üstünde herkese aittir, orada belli bir kesimin değerleri hüküm süremez. Bu adil değildir, diğerlerine saygısızlıktır, ve nihayetinde de devlet denilen sözleşmenin bu şekilde bir kesim tarafından ihlal edilmesi mağdur edilen kesimlerin de bu sözleşmeden vazgeçmesini getirir. Yani bu şark kurnazlığı fazla da uzun da sürecek bir "kazanç" da getirmez.

Şimdi demokrasi budur. Devletin bu şekilde bir sözleşme olarak görülmesidir. Bunun tersi ise devletin toplumdan ayrı, onun üstünde ve hatta ondan daha değerli olan bir "şey" olarak görülmesi, veya gücü elinde tutan oligarşi tarafından halka böyle takdim edilmesi, ve bu düzenin bu şekilde devam etmesi için de korkulması gereken ve kendi aklına sahip bir muamma olarak algılanmasına çalışılmasıdır. Bu da zaten tam da George Orwell'in incelediği şeydir.

Ama işte. Uğraştığımız şeye bak. Burada hesapta "bilimsel" ve "ilerici" falan insanlar içersinde demokrasiye yaklaşıma bak.

Demokrasi aptalların uyutulmasına yarar. en son inanacağım yalan demokrasidir.Buyur işte. Biri bunu der. Diğeri Atatürke laf ettirmez. Çünkü tüm siyasi dünyagörüşü Atatürk tapımından ibarettir. Bir diğeri Kürt düşmanlığı yapar. Bir de burası hesapta toplumun ilerisinde olan, hesapta akıllı eğitimli insanların takıldığı bir yer. İşte malesef en büyük yalan da bu.

Kısaca tekrarlayayım: Siyasi ilericilik bu değil. Solculuk bu değil. Ama burdaki insanların bunu daha öğrenmemiş olması da çok acı bir durum. bu ülkenin ne kadar geri olduğunun göstergesi. Çünkü Amerikanın bu tarz bir forumuna girsen faşistleri değil sosyaldemokratları görürsün. Piramitlere ufolara illuminatilere inananları değil bilime inananları görürsün. Hepsi de gayet bu konularda eğitimli akıllıdır. Ama bizdeki vaziyet bu işte. "Demokrasi aptalların uyutulmasına yarar". Ne kadar derin. Tamam biz en iyisi Atatürkçü oligarşiye devam edelim o zaman. Demokrasi aptalların uyutulmasına yararmış. Evet Kürtler, evet Müslümanlar, bu son 3-5 senedir size lütfedilmiş olan konuşma özgürlüğü dönemi bitti. Lütfen gazetelerinizde, kitaplarınızda ve genel olarak kamusal alanda artık yasaklı konuları konuşmayınız. Meclise partilerinizi getirmeyiniz. Siz gene en iyisi kendi kabuğunuza çekilin, memleketi bu arkadaşlar hepimiz için yöneteceklermiş sağolsunlar. Herşeyin en iyisini bunlar biliyormuş. Tamam o zaman biz memleketi size bırakalım. Tek bak böyle kibarca isteyin canımı yeyin.

aliyarasfal
26-12-2014, 21:12
Bak arkadaş;

Bana yafta yapıştırmadın içinde dert olmasın. Sen kimsin?Sorum açık. uğraştığımız şeye bakmışmış. sen otoritemisin ulan bizlerin hayatında? tanrı mı sanıyorsun kendini?


Sen dediklerinin, yani kemalistlerin ,hain dediğin alevilerin(hiç faşo değilsin.:) ), ezilen kesim dediklerine zorla dikte ettirdiğini söylediğin tüm eylemleri bu gün yapanlara tek kelime etmiyorsun.

Niye bu ülkedeki dediğin tüm olaylarda sağcıların hakim olduğunu ve yaptığını görmüyorsun?

Varsayıyorum tüm sözlerin doğru; ulan geçmiştekilerin hesabını kimden soruyorsun? Bu gün aynı zulmü yapanları görmezden gelip durmadan geçmişe laf atarak nereye varacağını sanıyorsun. senin deden bana tecavüz etti, sanada ben edeyimde ödeşelim mi diyorsun.

Demokrasi yalandır dememden anladığın müslümanlar, kürtlerin tüm haklarını gasbedin mi?

Sen kendini çok derin mi sanıyorsun?

ABD dediğine göre her haltta onun özgürlük ve demokrasi getiriş yöntemini çok seviyorsun.


Oturmuş faşist söylemlerle durmadan bir kesime saldırıyor, ne denilse müslümanların kürtlerin haklarını gasbedeceksiniz anlıyorsun. Ne alaka ulan benim yukarda yazdığım mesajın içeriği ile yazdıklarının?


Eşit vatandaşlık söylemine noldu faşo? Onlara hakta bunlara değil mi?

Bu gün kemalistim demek niye suç olsun? Müslümanım demek kadar, kürtüm demek kadar normal değil mi?

Alevilerin hainliğide nedir? kime göre hain? Sana göre mi? Ne yapmışlar, kendilerini biraz insana sayan bir ideolojiye sarılmalarını mı yadsıyorsun?

Bu gün Tayyibin kıçına girenlerde hain midir? Ya apounun peşinde koşanlarda hain midir? diğer kesimlere ihanet etmişlerdir senin mantığınla.

Ne değişmiş peki?Farkı nedir ulan türkçülerin türkçülüğü, kürtçülerin kürtlüğü, ulusalcıların ulusalcılığı(sakın bana solcu onlar deme ağır küfür ederim), sunnilerin sunniliği hakta kemalistlere alevilere gelince mi hainlik oldu?

Dersim olayları mı olmamış? Sivas, çorum, maraş mı olmamış? Darbelerde aleviler veya kemalistler mi imtiyazlı olmuş?Ne zırvalıyorsun takıntılı faşo?


Sanırsın topyekün kemalistim diyen, alevi olanlar bu ülkeyi ekonomik olarak batırdı, ideolojik olarak mahfetti.


Bu coğrafyada demokrasi yalanını liboşlar ve dinci faşolar sever. sen misin ilerici? Neren ilerici faşo ağa?

bak senin insanları tek kalıba sokma isteğin kimsenin umrunda değil.

Ancak dönüp dönüp aynı teraneleri sokmaya kalkarken, saldırdığın kesimler niye bu hakka sahip olmuyorda dışlanıyor tarafından açıklayamıyorsun, kalkıp vay müslümanların, kürtlerin değil, babanızdan kaldı bu topraklar diye zırvalıyorsun.

Ulan solculuk ne zamandan beri sınırların içinde topyekün ırk yada inanç üzerinden taraf tutarak yapılıyor?Demokrasi masalına inanan yada inandırmaya çalıştıklarınla karıştırıyorsun beni.
Senin demokrasi anlayışın nedir yahu? anlat herkes bilsin.



Solculuk ne zamandan beri senin gibi faşoların tekelinde?


Sen kimsin?

Beğenmediğin dünün çakma kemalistlerinden farkın nedir? Hiç. senin gibiler ancak bu günün diktatörünü koruma görevlisi olur. yeni statükocu.

Nedir yani şimdi sende bu durumda kürt faşosu ve sunni statükocu mu oluyorsun?Çünkü tek yaptığın kavramlara hapsetmeye ve damgalamaya çalışmak.

Okuyorum tüm yazıların ateistlere saldırı, alevilere saldırı, kemalistlere saldırı.

Gram şaşmıyorsun.

Ağzına sakız demokrasi kelimesi amma içi boş.

Ateist değilsin, solcu hiç değilsin, kürtçü ve sunni bir faşosun. Benimde anladığım budur. Bak tüm yazılarından elde ettiğim sonuç bu.Demokrasiyide işinegeldiği için öne koyup insanların gardını düşürmek için kullanıyorsun.

İşte bunları görüyor ve diyorumki, demokrasi masalını git başkasına yuttur.:)

Şimdilik saygımla gittim...

postalmarx
26-12-2014, 22:19
Bana niye bu kadar kızdın anlamadım. Ben Alevilerin hakkını savunuyorum arkadaşım. Alevilerin cemevlerinin ibadethane statüsünde olmasını, Aleviliğin bir din olarak devletçe tanınmasını ve okullarda Aleviliğin tarihinin de öğretilmesini savunuyorum.

Haliyle Dersim Katliamı başta olmak üzere tarih boyunca alevilere karşı işlenmiş her türlü kıyımın, Osmanlı döneminde olanlar dahil olmak üzere, bunların devlet tarafından anılmasını, bunlar için müzeler açılıp kitaplar yazılmasını, devletin özür dilemesini, toplumun alevilerin tarih boyunca çektikleri konusunda bilinçlendirilmesini istiyorum.

Tabi bu dediğim şeyleri ülkenin diğer azınlıkları olan Ermeniler için de, Kürtler için de, Süryaniler için de istiyorum.

Niye bu kadar kızdığını anlamadım.

Ben (hesapta solcu ve ilerici olduğunu iddia eden) Aleviler faşistlerle kanka olmuş, bu diğer insanlara karşı haince bir davranıştır dediğim için mi kızıyorsun? Dediğim yalan mı? Aleviler niye sırf kendini düşünüyor? Alevi dışında mağdur edilmiş çok kesim var Türkiyede. Kemalist oligarşi hepsini mağdur etti. Tüm mağdur kesimlerin Kemalizme karşı demokrasi bayrağı altında birleşmesi gerekir. Ki şu anda yeni bir konsensüs oluşuyor. Yakında yeni anayasa yazılacak. Herkesin bu sürece katkı sunması lazım. Geleceğin demokrasisini kuruyoruz. Aleviler ama diyor ki "diğerlerine ne olduğu bizi ilgilendirmez, bizce kemalistler sünnilerden iyidir, batsın AKP, darbe olsun, falan da filan". Bu mudur?

İyi de kim dedi ki ülke sünni ideolojisine göre yönetilecek? Demokratlara katılın diyoruz. Sünnilere mi katılın diyoruz? Bir önceki yazımda "devletin ideolojisi olmamalı" dedim. Bunda kızılacak itiraz edilecek birşey var mı? Resmi ideoloji olmaması demek sünniliğin de devlet ideolojisi olmaması demek. Yanlış olan nedir burda?

Benim dediğim şey bu ülkede herkesin beraberce yaşayabilmesinin formüllerini kendimce söylememdir. Niye bu kadar celallendin anlam veremedim. Hayır söylediğim kötü birşey de değil ki. Eğer ki ben de senin dediğin gibi bir sünni faşoysam, alevileri bu kadar anlamaya çalışan, onlarla empati yapmaya çaba veren, ve onların azınlık haklarını benim gibi savunanını da fazla bulamazsın. Ama sen kalkıp bana bu kadar terbiyesizce saldırıyorsun. Hiç de saygıyla falan gitmedin yani. Neyse.

Dialectics
27-12-2014, 00:19
Verdiğin linkte gayet akıllı olduğu görülen bir şahıs çok enteresan ve güzel bir yazı yazmış. Ama bu yazıyı niye benim okumam gerekiyor onu anlamadım. Bu yazıyı başta kendin olmak üzere buradaki taşkafa Atatürkçülere okutman gerekir. Bak mesela yazının bir yerinde şöyle diyor:



E biz ne diyoruz? "Demokrasi" derken neden bahsediyoruz sence?

Bu arkadaş yanlız biraz "Atatürkü de anlamak gerek" falan diye fazla kendini zorlamış. Önce kendisini bulunduğu arşı aladan indirip bir yerin dibine batıralım ve toplumsal şizofrenimizden bir iyileşelim, ondan sonra ilerki nesillerde tarihçiler "Atatürkü de anlamak lazım" falan diye yazsınlar. Şu anda daha hesaplaşabilmiş falan değiliz. Solu da Atatürkçülerin elinden kurtarabilmiş değiliz. Sol aslında Türkiyede baya bildiğin ölmüş. Bak mesela bu Kartopu denen arkadaş "Marxistim" falan diyor ama diğer başlıkta nasıl bir Atatürkçü gibi konuştuğu gördün. Bu ülkede solun içine faşist zehir karışmış. Daha da düzelmez. Teşekkürler Atatürk.

Malımızı bildiğimiz için dedik ki "sonuna kadar oku". Ama elbette gözlerini bürümüş Atatürk nefretinden dolayı okuduysan da bir şey görmen mümkün olmamıştır.

Yaklaşımını kısaca şöylece bir özetleyip son kez saçma safsatalarını irdeleyelim: Diyorsun ki Atatürk'ün yaptığı devrimler, sıradan basit devrimlerdir, halifeliği kaldırması da, cumhuriyeti ilan etmesi de ve diğer inkılaplar da önemsizdir. Bunları tabi devrimsel nitelikte birer ilerleme(batılılaşma/medenileşme) hamlesi olarak göremeyince, bütün ilgiyi bu devrimler gerçekleştirilirken ki yöntemlere çeviriyorsun. Atatürk şunları yapmış, bunları kesmiş, buralarda tek adam atamış. Böyle yaklaşınca da Atatürkü kalkıp iktidar manyağı, koltuk sevdalısı bir despot gibi lanse ediyorsun.

Atatürk'ü anlamak temalı yazı gönderiyoruz ona bile tepki gösteriyorsun. Atatürk'ün anlaşılmaya çalışılmasına dahi tahammülün yok yani. Neymiş, yazar anlamaya çalışarak zorlamış.. İçindeki nefretten neyi savunduğun da belli değil zaten, onun hakkı bunun hukuku ama en nihayetinde hepsinin sorumlusu Atatürk öyle mi?


O yazıda işine gelmeyen ne biliyor musun, yanlışları bile olsa, diktatörlük bile yapmış olsa Atatürk'ün idealleri uğruna, kendi milletini ilerletmek ve medenileştirmek uğruna ömrünü tükettiği, en nihayetinde de milletinin buna hazır olmadığını görerek kendisini derbeder etmiş olabileceği gerçeğine katlanamıyorsun. Çünkü sen kabul edemesen de Atatürk'ün kendine göre çok "soylu bir amacı" vardı ve ömrünü buna adayarak geçirdi. İşte bunu hazmedemiyorsun, bu dokunuyor sana bir sebepten. Küçümsemeye çalışıyorsun yaptıklarını bu sebepten... Belli ki ciddi hazımsızlığın var.

Belki sayın Aliyarafsal'ın da ifade ettiği üzere bu milleti din temellilikten özgürleştirmeye çalışması dokunuyordur sana, belki de ulusçuluğu ön plana çıkarması dokunuyorsur kanına, genlerine. Bilemiyorum.

Daha önce de ispat etmiştin kendini, bu son verdiğin cevapla bir kere daha mühürlemişsin: Tam bir Atatürk düşmanısın . Seninle tartışacak daha fazla bir şeyim yok. Maksadın fikir alışverişi değil, nefret kusmak...

prometheZEus
27-12-2014, 00:42
Ben bir Marxist olarak sizin görüşlerinize itiraz ediyorum.
Stalini eleştirmeden hatta bazı teorilerine karşı çıkmadan marxist olunamayacağını söylüyorum.
Komünizm insanlığın kurtuluşudur. Ama Sovyet sisteminin tam bir eleştirisi ile.
Proleterya diktatörlüğü aynı zamanda proleterya demokrasisidir. Tıpkı kapitalizmde kapitalist diktatörlüğün burjuva sınıfının demokrasisi gibi.

A.Davutoğu şöyle dedi -dinsiz olmak için dini bilmek gerekir dedi. Bence çok doğru söyledi eğer bilmeden karşı olursan karşısında bir din yaratırsın ve ona inanırsın.

Marxın ne söylediğini anlamazsan komünizm,i tıpkı karşı kapitalizme benzetirsin.
Komünizm kapitalizm,in tam karşıtıdır kapitalizm insanı ve her şeyi satılık yapar amacı sermaye birikimidir. Komünizm se satılık hiç bir şey yoktur çünkü sermayenin tasviyesidir.
Komünizmde kabe insandır her şey insanın özgürleşmesi için planlanır kapitalizmde ise yoksullar kendini her gün satan köledir zenginler o kölelerin sahibidir. Tıpkı mülkiyet gibi.

Kuba evet zor durumda belki kapitalizme dönüşecek tıpkı vietnem gibi ama bu son değildir.İnsan olduğu sürece sermaye en az ellerde toplandığı sürece komünizm hala umuttur.
Marxın ön gördüğü devrimler çağı daha yeni başladı SB ilk deneyimdi tutunamadı ama kölecilik çağına bak yüzlerce deneyimler vardır, ve binlerce yıl köle savaşları ile geçmiştir.

Komünizm bütün sınıflı sistemlerin tasviyesidir elbette kolay sonuç alınamayacaktır.

Arkadaş ezbere konuşuyorsunuz.Tıpkı 'gerçek islam bu değil' cilerle aynı kefede görüyorum sizi..'Gerçek komünizm bu değil diyorsunuz' sizde..

Peki gerçek komünizm hangisi ?

Çin komünizmi değil,
Sovyet komünizmi değil,
Kore komünizmi değil,
Vietnam komünizmi değil,
Kamboçya komünizmi değil,
Küba komünizmi değil,
Venezuela komünizmi değil,

O değil bu değil,lütfen söyler misiniz gerçek komünizm nedir ?
Bu dünya dışında bir yerde mi olacak 'gerçek' komünizm ?
Afedersiniz ama hayali cennet yaratanlardan farkınız yok...
Komünizm insanlığı kurtuluşu falan değil,açın gözünüzü artık rica ederim.Hayal dünyasında yaşamayın...Bu dünya hiçbir zaman cennet olamayacak.Bedel ödersiniz hatta canınızı verirsiniz ama sonu gene hüsran..

Bakın onca efsanesine rağmen Che Guevara'nın ülkesine , reva mı bu onca devrimcinin öldüğü ülkeye ? Ve aralarından bir mit bir efsane çıkaran kübalı devrimcilere reva mı ?

http://haber.sol.org.tr/blog/serbest-kursu/emre-gorur/kuba-ve-guney-amerikada-yeni-donem-103949


http://www.ensonhaber.com/kubada-degisim-ruzgarlari-esmeye-basladi-2014-12-24.html


Anlıyorum heyecanlısınız,insanları seviyorsunuz,eşitlik diyoruz ama gözümüzü açalım gerçekten öyle bir dünya olmayacak...


Komünizm sermaye ilişkileri devam ettikçe var olacaktır..Yanlış bir düşünce.

Türkiye de hani ne oldu?
Soma da 300+ işçi göz göre göre katledildi, türkiye işçi sınıfı ne yaptı?
Ermenekte öldürülen işçilerin hesabı bile yapılmadı,nerde işçi sınıfı ?
Korkarım eğer işçi işçiye değer vermiyorsa kimse işçi sınıfına yardım edemez.Herşey teoride kitaplarda güzel de gelde bunları yap.Asıl olan yapmak zaten,konuşarak hiçbir yere varılamıyor malesef..


Soru hangi komünizm ? Marx'a göre hindistanın ingilizlerce işgali iyiydi.Neden çünkü hintliler alt sınıf insanlardı..
Marx'ı en iyi Bakunin bilir,biraz anarşizmi araştır.

postalmarx
27-12-2014, 01:52
Belki sayın Aliyarafsal'ın da ifade ettiği üzere bu milleti din temellilikten özgürleştirmeye çalışması dokunuyordur sana, belki de ulusçuluğu ön plana çıkarması dokunuyorsur kanına, genlerine. Bilemiyorum.


İşte adını koy böyle ya. De ki "kuyruk acın var" falan de. "Bizimki ne güzel geçirmiş size, zoruna mı gitti koççççuuummm" falan de.

Çünkü toplumsal sözleşmeler zaten kuyruk acısı gibi kavramlar üzerinde durur. Ülke kurucuları genelde ülke ahalisinin hatrı sayılır bir kısmında "kuyruk acısı" bırakması doğaldır. Siyaset de imtiyazlı kılınan kesimin bu kuyruk acısına sahip insanlara kuyruk acılarından dolayı söylendiklerini hatırlatmaktan ibarettir. İlerici modern çağdaş solcu insanlar da diğer insanların kanından geninden bahseder. Neymiş, kanım mı bozukmuş? Dinimden dolayıymıymış? Sanırım o yüzden Atatürkü sevmiyorum. Kuyruk acısı var galiba bir de. Başka ne olacak? Yoksa ben de hepiniz gibi Atatürkün ayakları dibinde tapınırdım, "atam sen kalk ben yatam" falan derdim. Sorun bende.

Ama bütün bunların Türkiyenin demokrasi sorunu ile ne alakası var? Bunu da açıklayabilcen mi? Yoksa olayın bundan mı ibaret? Sen sadece bir Atatürk fanboy'usun o zaman, burada Politika bölümüne değil de Atatürk köşesine falan git. Var mı bu forumda bilmiyorum, Atatürk paylaşımları oluyor, fanboylar şiirler falan paylaşıyor. Sen yanlış gelmişsin gözüm, biz burada politika tartışıyoruz.

Saint-Just
27-12-2014, 01:54
Sayın finneas;

Siz ve aslında sizin gibi düşünen tüm sözde 'sosyalist'ler kendinizle çelişiyorsunuz.George Orwell ajan,Troçki ajan,herkes ajan komünist parti nin ileri gelenleri ajan, ee kim kaldı geriye ? Stalin.. Hmm orada dur Stalin yoldaş,önder o gerçek sosyalist,kahraman..Geçiniz!
Sözde demokratlığınız iktidara gelene kadar sizin.Hayvan çiftliğini okudum dediniz.Orada ki hikayenin aynısı işte sizin içine düştüğünüz durum.İktidar halkın olacaktı,işçinin emekçinin olacaktı, ama ne hikmetse bir avuç bürokrata kaldı iktidar hani eşittik? Yersen..
Stalin de halkı sömürdü, milyonlarca insan açlıktan öldü,Türkler katledildi,gulag yaftası yiyen tüm kişiler mahvedildi..Çalışma kampları,sibirya,açlık,sefalet...İnsanları deney hayvanı olarak gören kişi Stalin..Azıcık anarşist olun, ideolojik darboğaz dan sıyrılın. Başkaldırın..Sosyaliste bak takılmış Stalin peşine neymiş o büyük öndermiş,neymiş Troçki cinayetini işlemesi meşruymuş..Neymiş milyonlarca insanı canice katletmek istememiş,hep kelime oyunuymuş bunlar..

Ortaçağ feodalizminden kurtulduk derken,modernçağ diktatörlerine tutulduk..Yaptığınız padişahları,kralları,çarları ortadan kaldırmak ya sonra? Yerine önder dediğiniz gene tek kişinin sözünün geçtiği gene tek bir otoritenin olduğu bir sistem..

İnsanların eşitliği stalinistlerin umurunda bile değil..Tek istediğiniz kendi gücünüzü,diktatörlüğünüzü kurmak sonra da muhalefet eden herkesi kurşuna dizmek..

prometheZEus arkadaş;

benim oldukça tuhafima giden bir şey var, lütfen sormama izin ver. stalin'i ikide bir diktatör diye yaftaliyorsun. ama aynı zamanda bir koyu bir atatürkçüsün ve koyu bir atatürk sevgin var. bu ikisinin bir arada gitmesini sağlayan nedir? yani stalin'in diktatör, atatürk'ün ise süper demokrat bir lider olduğunu düşündüren nedir? gerçekten merak ediyorum. emin ol stalin'i diktatör olarak kabul edersek, atatürk'ü hayli hayli diktatör kabul etmemiz gerekir. (ki burdan benim atatürk düşmanı olduğum çıkmasın lütfen. kendisini ilerici bir burjuva devrimcisi olarak görüyorum.)

yazılanlara cevap vermiyorsun ve konuyu başka taraflara çekiyorsun. yinede bazı iddialarına cevap vericem;

öncelikle şunun açık bir şekilde anlaşılması gerek. lütfen şunu sabah akşam tekrarla hiçbir devrim kansız olmaz. yani hiçbir yerde kan dökülmeden demokrasi, eşitlik, adalet veya özgürlük gelmez. dünya tarihinde tek bir örneği yoktur ve olamazda. çünkü bütün zorunlu değişimler gibi diyalektik bir biçimde ilerler. bugün işçi sınıfı, kadınlar, azınlıklar, bütün insanlık, kısacası bütün ezilenler sahip oldukları haklara kolay ulaşmadı. hepsinde de doğal olarak şiddet söz konusu oldu ve kan döküldü. bundan dolayıdırki ''hak verilmez, alınır'' ya da ''özgürlük verilmez, fethedilir'' gibi sözcükler türemiştir. çok uzağa gitmene gerek yok. yakın tarihte git bak kürt halkına ve kürdistan'a, parlemento ile mi sağladilar o gücü yoksa ak-47 lilerle mi? şayet kürtlerin ezici çogunlugunu örgütlememiş olsaydı bir hiçti anarşist der güler geçerlerdi şimdi ise lideriyle pazarlık ediyorlar. Ve artık bdp ile pkk meşru ve legal bir güçtür ve her konuda söz sahibidir. nasıl burjuvazinin, feodal sınıfları devirken ve kendi sınıf hakimiyetini kurarken şiddet kullanmaya hakkı varsa (fransız devrimi), proletarya'nın da aynı hakkı vardır. dünya'da ilk defa ezilenler iktidar almış ve bütün gerici sınıflar, diğer ülkedeki yandaşlarıyla birlikte iktidarı tekrar almaya çalışıyor. bu durumda lenin'in veya stalin'in ne yapmasını bekliyorsun allah aşkına? sovyetlerin sonunun paris komünü gibi olmasını istemiyorlardı. bu bir oyun değildi ve onlar da bunun farkindaydi. dolayısıyla onlar da haklı olarak devrimci şiddete kısacası ezilenlerin ilerici şiddetine başvurmaktan kaçınmadılar. olay bu kadar özlüdür.

belki lenin ve stalin bunu gerçekleştirirken fazla paranoyak davrandılar veya fazla ileri gittiler. ancak bu onların suçu değildi. tamamen kapitalistlerin ve emperyalistlerin suçu idi. dolayısıyla bir yandan onlarla mücadele ederlerken bir yandan da dünyanın ilk sosyalist devletini kurmaya çalışıyorlardı. ve tabikide içlerinde onların hepsinin türlü türlü ajanları vardı. ünlü moskova duruşmalarında sovyetlerin önde gelen komünistlerinin çoğunun idam edildiği doğru. ancak kurunun yanında yaş da yanıyor maalesef. sovyetlerin içindeki pisliklerin temizlenmesi için kaçınılmaz olarak gerekliydi. ayrıca ben troçki'ye ajan dediğimi hatirlamiyorum. troçki ajan değildir belki, fakat daha önce söylediğim gibi bütün söylemleri emperyalizme hizmet, karşı devrimcilik ve gericilik içeriyordu. dolayısıyla onunda öldürülmesi doğrudur.

sovyetler birliği ve stalin hakkındaki gerçekler tümüyle çarpıtılmakta ve bu çarpıtılanlarda propaganda niyetine kullanılmaktadır. diğer bütün iddiaların için ''milyonlarca insan açlıktan öldü, gulag vs) verdiğim linki incelemesin. mario sousa bütün bu propaganda, yalan haber ve söylemleri bilimsel verilerle çürütmüştür.

http://www.wikisosyalizm.org/Mario_Sousa_-_Sovyetler_Birliği_Hakkında_Yalanlar_ve_Gerçekler

Saint-Just
27-12-2014, 02:14
ek olarak şu linkde incelenmelidir.

http://denizalazgurbuz.blogspot.com.tr/2013/04/marxn-yanls-anlaslan-metni-hindistanda.html

marx'ın karşısına bakunin gibi bir adamın çıkarılmasına ise hiç bir şey demiyorum. gerçekten komik. anarşistlerin, marksistlerden yediği ayarlar taa 1840'larda felsefenin sefaleti (proudhon) ile başlar. 1. enternasyonal'den (bakunin) kropokin' e kadar devam eder. ne proudhon ve bakunin, marx ile nede kropotkin, lenin ile başa çıkamamıştır.

prometheZEus
27-12-2014, 02:50
prometheZEus arkadaş;

benim oldukça tuhafima giden bir şey var, lütfen sormama izin ver. stalin'i ikide bir diktatör diye yaftaliyorsun. ama aynı zamanda bir koyu bir atatürkçüsün ve koyu bir atatürk sevgin var. bu ikisinin bir arada gitmesini sağlayan nedir? yani stalin'in diktatör, atatürk'ün ise süper demokrat bir lider olduğunu düşündüren nedir? gerçekten merak ediyorum. emin ol stalin'i diktatör olarak kabul edersek, atatürk'ü hayli hayli diktatör kabul etmemiz gerekir. (ki burdan benim atatürk düşmanı olduğum çıkmasın lütfen. kendisini ilerici bir burjuva devrimcisi olarak görüyorum.)

yazılanlara cevap vermiyorsun ve konuyu başka taraflara çekiyorsun. yinede bazı iddialarına cevap vericem;

öncelikle şunun açık bir şekilde anlaşılması gerek. lütfen şunu sabah akşam tekrarla hiçbir devrim kansız olmaz. yani hiçbir yerde kan dökülmeden demokrasi, eşitlik, adalet veya özgürlük gelmez. dünya tarihinde tek bir örneği yoktur ve olamazda. çünkü bütün zorunlu değişimler gibi diyalektik bir biçimde ilerler. bugün işçi sınıfı, kadınlar, azınlıklar, bütün insanlık, kısacası bütün ezilenler sahip oldukları haklara kolay ulaşmadı. hepsinde de doğal olarak şiddet söz konusu oldu ve kan döküldü. bundan dolayıdırki ''hak verilmez, alınır'' ya da ''özgürlük verilmez, fethedilir'' gibi sözcükler türemiştir. çok uzağa gitmene gerek yok. yakın tarihte git bak kürt halkına ve kürdistan'a, parlemento ile mi sağladilar o gücü yoksa ak-47 lilerle mi? şayet kürtlerin ezici çogunlugunu örgütlememiş olsaydı bir hiçti anarşist der güler geçerlerdi şimdi ise lideriyle pazarlık ediyorlar. Ve artık bdp ile pkk meşru ve legal bir güçtür ve her konuda söz sahibidir. nasıl burjuvazinin, feodal sınıfları devirken ve kendi sınıf hakimiyetini kurarken şiddet kullanmaya hakkı varsa (fransız devrimi), proletarya'nın da aynı hakkı vardır. dünya'da ilk defa ezilenler iktidar almış ve bütün gerici sınıflar, diğer ülkedeki yandaşlarıyla birlikte iktidarı tekrar almaya çalışıyor. bu durumda lenin'in veya stalin'in ne yapmasını bekliyorsun allah aşkına? sovyetlerin sonunun paris komünü gibi olmasını istemiyorlardı. bu bir oyun değildi ve onlar da bunun farkindaydi. dolayısıyla onlar da haklı olarak devrimci şiddete kısacası ezilenlerin ilerici şiddetine başvurmaktan kaçınmadılar. olay bu kadar özlüdür.

belki lenin ve stalin bunu gerçekleştirirken fazla paranoyak davrandılar veya fazla ileri gittiler. ancak bu onların suçu değildi. tamamen kapitalistlerin ve emperyalistlerin suçu idi. dolayısıyla bir yandan onlarla mücadele ederlerken bir yandan da dünyanın ilk sosyalist devletini kurmaya çalışıyorlardı. ve tabikide içlerinde onların hepsinin türlü türlü ajanları vardı. ünlü moskova duruşmalarında sovyetlerin önde gelen komünistlerinin çoğunun idam edildiği doğru. ancak kurunun yanında yaş da yanıyor maalesef. sovyetlerin içindeki pisliklerin temizlenmesi için kaçınılmaz olarak gerekliydi. ayrıca ben troçki'ye ajan dediğimi hatirlamiyorum. troçki ajan değildir belki, fakat daha önce söylediğim gibi bütün söylemleri emperyalizme hizmet, karşı devrimcilik ve gericilik içeriyordu. dolayısıyla onunda öldürülmesi doğrudur.

sovyetler birliği ve stalin hakkındaki gerçekler tümüyle çarpıtılmakta ve bu çarpıtılanlarda propaganda niyetine kullanılmaktadır. diğer bütün iddiaların için ''milyonlarca insan açlıktan öldü, gulag vs) verdiğim linki incelemesin. mario sousa bütün bu propaganda, yalan haber ve söylemleri bilimsel verilerle çürütmüştür.

http://www.wikisosyalizm.org/Mario_Sousa_-_Sovyetler_Birliği_Hakkında_Yalanlar_ve_Gerçekler

Sayın finneas;
3.40 ve 5.40 arasını dikkatli gözlemenizi istiyorum:
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/102593/adolf-hitler-3-ekim-1941-konusmasi (bizim ülkeyi hedefliyor adamlar açık açık molotov 'un teklifini anlatıyor hitler.)

Bakın SSCB tamamen rus kültürünü yaşatmış ve yayılmacı bir çizgi izlemiştir.Bir nevi rus emperyalizmine dönüşmüştür.(Video önyargılarınızı kırarak izleyin Hitler 'i övme anlamında link atmadım.)

Stalin'in aşağıda ki konuşmasını da ideolojik gözlüğünüzü çıkararak izleyin;
http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/160259/stalin-7-kasim-1941-tarihli-konusmasi
Video da açıkça görülüyor ki;adam rus askerlerinin 'milliyetçiliklerini' sömürüyor. Almanları da aşağılıyor. Yani adam kendi 'ÜLKE' çıkarlarını düşünüyor.Komünizmin özünde enternasyonalizm yok mu ? Ben mi yanlış biliyorum ?

Kahrolsun emperyalizm derken,kahrolsun 'sosyal' emperyalizm demeyi faşistlik olarak algılamayın.Stalin bir sosyal şovendir.Diktatördür özünde işçi falan değil bildiğin sibirya köylüsüdür.Doğru dürüst bir adam değil,zorbalıkla mevki kazanmış biridir.Lenin'in kendinden sonra stalin değil Troçkiyi düşündüğü bir gerçektir.Stalin sosyalizme değil kendine muhalif olan herkesi öldürmüştür..Bir katildir..

Çok savunduğun sovyetler çıkar politikaları güderek asya'yı da mahvetmiştir. Çin'le ilişkileri bir dönem iyi gitmiş daha sonra gene aralarında düştükleri çıkar çatışmaları dolayısıyla birbirlerinden ölesiye nefret eden iki ülke haline gelmişlerdir.Yani kısacası şu;Sizin sosyalizm,komünizm diye inandığınız ideoloji insanların eşitliği değil..En azından Marx'ın anlattığı biçimde değil..Sosyalist bütün ülkeler kendi devlet çıkarlarını düşünür.Bu o kadar basit..

Kürtler ve kürdist... demişsin. Bak arkadaşım sanıyorum batıda yaşayan birisin.Orta halli bir sosyalist olarak düşündüm seni.Basın açıklamalarına katılan,1 mayıslar da falan meydanlara inen parti toplantılarına,sohbetlerine katılan bir arkadaş yani.. Şimdi.. Türk'sün büyük ihtimal ancak bunu söylersem faşist damgası yerim diye kitlenin içinde halkların kardeşliği sloganını bağırıyorsun.Kürtler özgür olmalı diyor ve onların ezildiğini söylüyorsun.. Büyük ihtimal böyle birisin.Kürtler sizi ve sizin gibi sol görünümlü saf arkadaşları kandırıyor kardeşim,açın gözlerinizi..Onların derdi eşitlik,kardeşlik değil..Hepsi bir Türk'ün ölümünden keyif alan insanlar..Türk'ü ellerinde olsa haritadan silecek olan insanlar..Sizden nefret ediyorlar ama imkanları yok birşey yapamıyorlar..İnan güç geçsin ellerine halkların kardeşliği sloganı yalan olur..Benim tatlı su solcusu kardeşim Atatürk düşmanlığını gene böyle yerlerde öğretiyorlar değil mi ? Aklınızı böyle çeliyorlar. Bilirim...
Atatürk kadın düşkünü,Atatürk içki düşkünü,Atatürk şöyle Atatürk böyle..Dönüp sor lan sizin savunduğunuz insanlar neydi peki??
Mao neydi ? Stalin neydi? Lenin neydi ? Hepsi politikacı..Hepsi ülkelerinin çıkarlarını düşünüyor..Hepsi 'milli'... Ama söz Atatürk'e gelince o diktatör,o faşist,o burjuva... Sizin gerçekten beyniniz örümcek ağı bağlamış..

Ülkem 'sol'cuları ile el kaidecilerin birleştiği ortak nokta;Atatürk karşıtlığı..

Gülünç harbiden gülünç....
Madem çok sosyalist'sin devrimcisin git Deniz Gezmiş'in mahkeme savunmasını oku..

Kürdistan kurulmayacak! Biji obama diyen fareler çukurlarına gömülecek!
Hayaller aleminde yaşarsanız sözüm ona ilerici,devrimci kardeşlerim sizinde onların yanında yer almanızdan başka seçenek yok.

Saint-Just
27-12-2014, 02:59
ben deveye hendek atlatmaya karar verdim...

prometheZEus
27-12-2014, 03:04
ben deveye hendek atlatmaya karar verdim...

İyi yaparsın;http://www.filmifullizle.com/coldeki-izler-tracks-2013-turkce-dublaj-izle.html

Film güzel biraz sıkıcı ama olsun.Özellikle 1.partta deve eğitimi ile ilgili yararlı bilgiler mevcut.Yardımcı olur umarım.

postalmarx
27-12-2014, 10:16
Kürtler ve kürdist... demişsin. Bak arkadaşım sanıyorum batıda yaşayan birisin.Orta halli bir sosyalist olarak düşündüm seni.Basın açıklamalarına katılan,1 mayıslar da falan meydanlara inen parti toplantılarına,sohbetlerine katılan bir arkadaş yani.. Şimdi.. Türk'sün büyük ihtimal ancak bunu söylersem faşist damgası yerim diye kitlenin içinde halkların kardeşliği sloganını bağırıyorsun.Kürtler özgür olmalı diyor ve onların ezildiğini söylüyorsun.. Büyük ihtimal böyle birisin.Kürtler sizi ve sizin gibi sol görünümlü saf arkadaşları kandırıyor kardeşim,açın gözlerinizi..Onların derdi eşitlik,kardeşlik değil..Hepsi bir Türk'ün ölümünden keyif alan insanlar..Türk'ü ellerinde olsa haritadan silecek olan insanlar..Sizden nefret ediyorlar ama imkanları yok birşey yapamıyorlar..İnan güç geçsin ellerine halkların kardeşliği sloganı yalan olur..Benim tatlı su solcusu kardeşim Atatürk düşmanlığını gene böyle yerlerde öğretiyorlar değil mi ? Aklınızı böyle çeliyorlar. Bilirim...
..
..
Kürdistan kurulmayacak! Biji obama diyen fareler çukurlarına gömülecek!
Hayaller aleminde yaşarsanız sözüm ona ilerici,devrimci kardeşlerim sizinde onların yanında yer almanızdan başka seçenek yok.

Promethezeus. Bu yukarda Kürtler hakkında nasıl konuştuğuna bakınca sen baya bildiğin standart bir ırkçısın. Solcu değilsin. Çünkü solculuk hümanisttir ve hatta anti-milliyetçi anti-ırkçıdır. Muhafazakar da değilsin çünkü anti-kapitalistsin, ve otoriter "devrimci" militarist devlete inanıyorsun. Geriye başka seçenek kalmıyor. Çünkü milliyetçi anti-kapitalist otoriter ve militarist devletçiliğe faşizm denir. Ne diye faşistliğini kabul etmiyorsun? Bak iki kere iki dört.

Subat
27-12-2014, 10:59
Sayın prometheZEus. Konuya müdahil olmasam, nefret söylemleriniz için sizi çoktan uzaklaştırmıştım. İki kelam ezberlemişsiniz, gelip burda lakırdı ediyorsunuz. Siyasetle en ilgisiz insanlar dahi paylaşım savaşlarının gerekçelerini bilir. Meta üretimi, az talep dengesini göz önüne alır. Sayın finneas deveye hendek atlabilecek mi göreceğiz ama sizin bir gram insanlık barındırmadığınızı görüyoruz. Forumumuzun emektarlarından sayın özgür_beyin'in imzası tam size layıkmış: Sorun cahil olman değil, kendini alim sanman..

prometheZEus
27-12-2014, 13:06
Promethezeus. Bu yukarda Kürtler hakkında nasıl konuştuğuna bakınca sen baya bildiğin standart bir ırkçısın. Solcu değilsin. Çünkü solculuk hümanisttir ve hatta anti-milliyetçi anti-ırkçıdır. Muhafazakar da değilsin çünkü anti-kapitalistsin, ve otoriter "devrimci" militarist devlete inanıyorsun. Geriye başka seçenek kalmıyor. Çünkü milliyetçi anti-kapitalist otoriter ve militarist devletçiliğe faşizm denir. Ne diye faşistliğini kabul etmiyorsun? Bak iki kere iki dört.

Sol hümanist,anti milliyetçi..E peki bu senin bahsettiğin Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşan IRK çılar ne peki? Pkk lılar içinde aynısını söyler misin? Onlar ırkçı değil mi?(Ezilen ulusların milliyetçiliği meşru savunmasını yapan komünist arkadaşlar bu ezilen ulus iktidara gelince ezen kesim olmuyor mu?)

Kuzey ırak; kürtler ezildi ezildi , abd bir kürdistan kurdu barzani nin eline verdi,ne yaptı barzani biliyormusun çok hümanist arkadaşım, TÜRKMEN ler zorunlu olarak kürtçe öğrenmek zorunda...Yani ezilen kesim iktidara geldiğin de ezen kesime dönüştü.Bu bir kısır döngü..

Siz ve sizin gibiler ikiyüzlüsünüz sosyalmarx.Madem çok komünistsin niye avatarında Türk bayrağı ve haritası var.Hem kürdistan ı savunuyor hem de Türkiye'yi yuh e.

Bir de çıkıp bir iki teoriyle tüm dünya'yı çözmüş gibi hareket etmeniz yok mu..Tam müzeliksiniz!

prometheZEus
27-12-2014, 13:17
Sayın prometheZEus. Konuya müdahil olmasam, nefret söylemleriniz için sizi çoktan uzaklaştırmıştım. İki kelam ezberlemişsiniz, gelip burda lakırdı ediyorsunuz. Siyasetle en ilgisiz insanlar dahi paylaşım savaşlarının gerekçelerini bilir. Meta üretimi, az talep dengesini göz önüne alır. Sayın finneas deveye hendek atlabilecek mi göreceğiz ama sizin bir gram insanlık barındırmadığınızı görüyoruz. Forumumuzun emektarlarından sayın özgür_beyin'in imzası tam size layıkmış: Sorun cahil olman değil, kendini alim sanman..

Diline hakim ol.Lakırdı benim işim değil,sizin gibilerin işi..Saygı göstermek zorundasın bana..Sosyalmarx kürt ırkçılığı yapıyor ona birşey yok bize gelince sen ırkçısın,lakırdı ediyorsun..Yok öyle yağma!Dinleyeceksin paşa paşa,katılmadığın yer olursa tartışacaksın.Banlarım,yasaklarım gibi saçma sapan çocukca tehditlerle forumu mahvedersin..Dikkat et !

İnsanlık barındırmak kürt faşizmine boyun eğmek midir çok bilmiş arkadaş?
Ölen nice masum gencin hayatlarına saygısı olan kişi benim yaptığımı hatta benim yaptığımın kat kat fazlasını yapar.

Sizin gibi düşünmeyen herkes cahil zaten.Bi sen ehilsin.Sen biliyor sen okuyorsun.Senden başka insan yok.Onlar ne biliyorsa yanlış, bi sen dünyanın en doğru kişisisin..

.... ...........

postalmarx
27-12-2014, 13:34
Sol hümanist,anti milliyetçi..E peki bu senin bahsettiğin Kürdistan hayaliyle yanıp tutuşan IRK çılar ne peki?

Sen kendinin faşist olduğunu kabul ediyor musun onu söyle. "Peki bunlar da ırkçı faşist değil mi?" deyince sen daha az ırkçı faşist olmuyorsun. Sen bir kere solcu numarası yapmayı bırak, faşistliğini kabul et, ondan sonra diğer meseleleri ayrıyeten inceleriz.

Siz ve sizin gibiler ikiyüzlüsünüz sosyalmarx.Madem çok komünistsin niye avatarında Türk bayrağı ve haritası var.Hem kürdistan ı savunuyor hem de Türkiye'yi yuh e.


Sen benim neye inandığımı bilmeden aptal aptal konuşmaz mısın? Bu kadar sayfadır yazıp çiziyoruz peki sen gerizekalı mısın ki karşındaki adamın ideolojisini fikrini anlayamıyorsun?

postalmarx
27-12-2014, 13:47
Sosyalmarx kürt ırkçılığı yapıyor ona birşey yok bize gelince sen ırkçısın,lakırdı ediyorsun..

Sen hayal görüyorsun herhalde. Kürt ırkçılığı falan yapmadım. Ben milliyetçi yapıda bir insan değilim. Milliyetçi olabilecek tarz öküz hanzo gerikafa bir insan olsaydım bile Yarı Türk yarı Kürt olduğumdan zaten iki tarafın da milliyetçiliğini yapamazdım. Sen ne diye benim hakkımda böyle bilmeden atıp tutuyorsun? Vahiy mi geliyor sana? Benim neci olduğumu öyle mi biliyorsun?

İnsanlık barındırmak kürt faşizmine boyun eğmek midir çok bilmiş arkadaş? Ölen nice masum gencin hayatlarına saygısı olan kişi benim yaptığımı hatta benim yaptığımın kat kat fazlasını yapar.


Ölen gençler derken sanırsam ortada dolaşan 30.000 rakamından bahsediyorsun. Bunlar ölen asker sayısı değil, ölen PKK militanının sayısıdır. Daha konunun abc'sine vakıf değilsin, ne konuşuyorsun?

Ölen asker sayısı da 6000'dir. Eğer ki bu insanlara üzülüyorsan o zaman onları ölüme gönderen Atatürkçü zihniyete kızacaksın. PKK'yı büyüten onların kibirli despot mantıksız zihniyetiydi. "Son terörist bitene kadar" demek yerine "bu insanlar ne istiyor, dur bakalım, ya biz de aypı ediyoruz bu insanların azınlık haklarını bu kadar senedir vermiyoruz, reform yapalım" falan denseydi 80lerde bu işler bu hale gelmeyecekti. Ama noldu? Dönüp dolaşıp aynı yere gelinmedi mi? O zaman o ölen 6000 askerin sorumluluğu kimin üstünde sence? Bence tamamen bu kibirli taşkafa Kemalist zihniyetin suçu. 6000 asker + 30.000 PKK militanı (ki hemen hepsi TC vatandaşıydı) + bilmemkaç yüzmilyar dolar ekonomik kayıp. Hepsi sırf bu aptal kibirin sonucu. Noldu sonunda?

2015 olmuş askeriye bunu idrak etmiş, AKP falan değil bizzat bütün kurumlarıyla devlet bu konuda politikasını değiştirmiş, sana noluyor ki gerizekalı? Çok biliyorsun değil mi? 90ların zırvalarını tekerlemelerini sayıyorsun. Yeni şeyler söylediğini mi sanıyorsun?

Subat
27-12-2014, 13:52
Diline hakim ol.Lakırdı benim işim değil,sizin gibilerin işi..Saygı göstermek zorundasın bana..Sosyalmarx kürt ırkçılığı yapıyor ona birşey yok bize gelince sen ırkçısın,lakırdı ediyorsun..Yok öyle yağma!Dinleyeceksin paşa paşa,katılmadığın yer olursa tartışacaksın.Banlarım,yasaklarım gibi saçma sapan çocukca tehditlerle forumu mahvedersin..Dikkat et !

İnsanlık barındırmak kürt faşizmine boyun eğmek midir çok bilmiş arkadaş?
Ölen nice masum gencin hayatlarına saygısı olan kişi benim yaptığımı hatta benim yaptığımın kat kat fazlasını yapar.

Sizin gibi düşünmeyen herkes cahil zaten.Bi sen ehilsin.Sen biliyor sen okuyorsun.Senden başka insan yok.Onlar ne biliyorsa yanlış, bi sen dünyanın en doğru kişisisin..

.... ...........

Size saygı duymak zorunda değilim. Yazışmaları da dikkatle takip ediyorum. Bu forum tabuların hepsinin eleştirilmesine olanak sağladığı için bugünlere geldi. Bugünden sonra da böyle olacak. Katılımcıların hepsi bir ideolojiye yönelik eleştiri yaparken, siz doğrudan ırkçılık yapıp nefret söylemlerinde bulunuyorsunuz. Kürtlerin tek gayesinin türkleri öldürmek olduğunu söyleyebilecek kadar zır cahil oluşunuza mı, her mesajınızda bilmiyorsunuz etmiyorsunuz demekten öteye geçemeyişinize mi saygı duyacağız?

Sizin gibi düşünmeyen herkes cahil zaten.Bi sen ehilsin.Sen biliyor sen okuyorsun.Senden başka insan yok.Onlar ne biliyorsa yanlış, bi sen dünyanın en doğru kişisisin
Bu başlığı tarafsızca okuyan herkes, sizin bu şekilde davrandığınızı görüyordur.

Ezilen ulusların milliyetçiliği meşru savunmasını yapan komünist arkadaşlar bu ezilen ulus iktidara gelince ezen kesim olmuyor mu?
Daha ezen-ezilen ikilemini aşamamışsınız, gidişata düz mantıkla bakıyorsunuz, kalkmış bir de ahkam kesiyorsunuz.

Cehaletinize diyecek çok bişey yok. Detaylar aşağıda..

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Parlamentosu, Türkçenin Türkmen lehçesi resmi dil olarak kullanılmasını kabul etti.
Türkmen nüfusun yüzde 20 oranında olduğu bölgelerde Türkmen Türkçesinin resmi dil olarak kullanılmasını öngören yasa tasarısı IKBY Parlamentosu'nda onaylandı.
Irak Türkmen Cephesi Milletvekili Aydın Maruf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu yasanın önemine dikkati çekerek, "Bu yasaya göre Kürdistan bölgesinde Arapça ve Kürtçenin yanı sıra artık Türkmen Türkçesi de resmi dil olarak devlet dairelerinde, okullarda ve mahkemelerde kullanılacak. Bunun için Türkmen nüfusun yüzde 20 çoğunlukta olması gerekiyor. Hali hazırda Erbil ve Süleymaniye'nin Kifri ilçesi bu şartlara sahip. Buradaki Türkmenler için önemli bir süreç başlıyor" dedi.

prometheZEus
27-12-2014, 15:40
.......!!!

kartopu
27-12-2014, 21:14
Arkadaş ezbere konuşuyorsunuz.
.

Okuduğunu anlamadığın belli

İnsan olduğu sürece sermaye en az ellerde toplandığı sürece komünizm hala umuttur.kartopu

Komünizm sermaye ilişkileri devam ettikçe var olacaktır..Yanlış bir düşünce.

Bu iki cümle arasındaki farkı bilmediğinde komünizm,i de anlamayacağın kesindir.
Sen demişinki sermaye ilişkileri Ben demişim sermayenin en az ellerde toplanması. Ben demişim komünizm umut olacak.sen devem ettikçe var olacak.
Şunu bil komünizm öyle kapitalizm bitti artık gelsin dendiğinde gelmeyecek istenir ve uğrunda savaşılırsa gelecek.
Gelmezse ne olacak şu olacak insanlığın sonu olacak felaketler gelecek.

Rosa Lüxenburg un bir sözü var .Ya sosyalizm ya barbarlık tanırmısın Rosa yı.

Hindistan meselesini de bilmediğin belli .
Marx orada üretim biçiminin değişiminden söz eder işgalden değil. Ve bu değişimin gelişme olduğunu söyler. Sence kara sabandan traktöre geçmek gelişme değil mi. Kömür enejisinden elektirik enerjisine geçmek gelişme değimi. Mekanikten cip teknolojisi gelişme değilmi.
Sen komünizm i bakuninin anladığı gibimi anlıyorsun niyet istek arzumu komünizm. Üretici güçlerin gelişmesi insanlığa çalışma zamanının kısalması değil mi ?.Komünizm var olan çağın geriye gitmesi mi?. Öyle komünizmi ancak Bakunin savunur.

Evet Ermenek, Soma yaşandı hatta daha da beteri işçiler AKP ye oy verdir .Ama işçi sınıfı kalkışmadığında komünizm hayaldir, onun için devrimciler işi gücü bırakıp işçilerin ayaklanmasını örgütlemek zorunda başka seçenekleri yok.

patasana
28-12-2014, 03:15
Sosyalmarx izliyomusun cizreyi?

Ozgurluk savascilari baris adalet ozgurlukle humanistlik yapiyorlar.

Bu ulkenin vatandaslari degil mi?

Mecliste kendilerini ifade edemiyorlar degil mi?

Eskinin hizbullahi da bugunun magdurunu oynuyor, gucu eline gecirse ayni 'humanistligi' yapar.

Yazdik, dedik ki yasadigi cagin farkinda olmayanlar tarihi anlayamazlar.

Siz ve uzun cumleleriniz bu topraklari kan golune cevirenleri aklayamaz. Zorlasaniz, tarihi carpitsaniz da gunumuzu degistiremezsiniz.

Köy onumuzde kabak gibi dururken kilavuzluga soyunmak kargalarin isidir.

Son olarak da eger nefret duygunuz dusuncenizin onune gecmezde dusunurseniz diye son birsey soylemek istiyorum.

Bu ulkede dinsiz, gavur denilerek akillarinca hakaret ettikleri bir sehir var. Bu il Atatürkçü bir dusunceye sahiptir cogunluk olarak.

Semt pazarlarinda genelde tezgah sahibi kürt vatandaslar vardir. Dolmus hatti sahipleri genelde kürt vatandaslardir. Deniz kiyisindaki ickili ickisiz mekanlarin sahipleri yine kürt vatandaslardir.Hayatin her alanindadir.

Kürt vatandaslar iscidir, memurdur ama bunun yaninda sehrin en cok para eden yerlerinde patrondur.

Dogudan gelen vatandaslara belediye ortama ayak uydurmasinda yardimci olmak adina gonullu ailelerle bu aileleri tanistirir, kaynastirir.

Hayatlar birlesir, ayni geminin yolcusu olur herkes.

İste boyle 'rezil' dir Kahramanini seven insanlarin yasadigi bu kent.

Nefretiniz gozunuzu karartmis, yazik.

postalmarx
28-12-2014, 15:31
Cizire'de ne olduğundan haberim yok. İkinci olarak da ben burada ne PKK'nın ne de BDP'nin ne de genel olarak Kürtler'in sözcüsüyüm. Siz Kürtçülere söylemek istediğiniz şeyleri bana söylüyorsunuz. Gidin onlara söyleyin. Ben liberalim. LDP'ye oy verdim. Ne istiyorsun benden?

postalmarx
28-12-2014, 15:43
"LDP'ye oy verdim" dedim şimdi birisi kalkıp "30 Martta Tayyibe oy verdim" dedin diyecek. o zaman size hangi partilere oy verdiğimi son yıllarda söyleyeyim:

2002 genel seçim: LDP
2007 genel seçim: AKP
2011 genel seçim: LDP
Cumhurbaşkanlığı: gitmedim
2007 referandum: Evet
30 Mart yerel seçim: AKP

Buyur. Nasıl bir Kürtçüyüm ki ben BDP'ye bir kere oy vermemişim. Ne istiyorsun benden? Git Kürtçülere söyle onlara söylemek istediğin şeyleri. Ben onların sözcüsü değilim.

Kafayı Kürtlerle bozmuş bir dolu ırkçısınız. Bu foruma yakışmıyorsunuz. Faşist/Atatürkçü forumlara gitsenize. Peki biz gerçek solcular ve liberaller nereye gidelim? Bir yeri de bize bırakın be. Kanser gibisiniz.

ereninthenature
28-12-2014, 16:22
Sene bitmeden bir kere daha yazayim analizimi:

1984 ile 2014 arasindaki tek fark daha iyi giyiniyor olmamizdir.

:D

patasana
28-12-2014, 17:02
Bilgisizlige gercegin tokadi vurulunca cikardigi ses yazdiginiz yazidan duyuluyor.

Nefret gozunu karartmis, daha bi kac yazi once kürt vatandaslarla ilgili ezbere salladigin iddialarina saf gerceklerle cevap verilince ancak hakaret etmek, ergen tripleri atmakla yetinmissin.

Sahip oldugunuz gerceklerden uzak dusunce kalabaligi sahici gercekler karsisinda karin gunesle bulusmasi gibi eriyip gidiyor.

Cizreyi bilmezsen uludereyi bilmezsen gelip burada 80 90 yil onceki tarihi olaylar hakkinda ancak ezberledigin kitaplarin borazanligini yaparsin.

Ogren oyle gel.

Saint-Just
28-12-2014, 17:31
PKK nın yaptığı katliamlar, şimdiki yeni yetmelere asker yaptı suçu bize attı diye öğretiliyor.
Halbuki o dönemde yaptıkları bu katliamları matah birşey gibi görüp kendi yayın organlarında gururla yazıyorlardı.
Çok merak eden olursa ilgili yayınları gönderebiliriz.


bunlar uydurma değil, bizzat jitemcilerin itiraflarıdır.

https://eksisozluk.com/sen-koyu-pkk-yakti-de--2404562

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=4051

http://www.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk

postalmarx
28-12-2014, 17:58
Nefret gozunu karartmis, daha bi kac yazi once kürt vatandaslarla ilgili ezbere salladigin iddialarina saf gerceklerle cevap verilince ancak hakaret etmek, ergen tripleri atmakla yetinmissin.

Ya tartışmayım diyorum allahın ... ... ... ama... Söyle bakalım "Kürt vatandaşlarla ilgili ezbere salladığım iddialar" neymiş de sen de "gerçeklerle" cevap vermişsin. Sen herhalde halüsinasyon görüyorsun. Ereninthenature'den mantar falan mı aldın? Hayalinde bir tartışmanın içersindesin; hayali rakiplerle hayali argümanlarla cebelleşiyorsun. Anlat bana evladım, hayalindeki bu şahıslar sana ne anlatıyor, sen onlara ne anlatıyorsun? Rahatla arkana yaslan, anlat bana çocukluğunu. Bak orda bir de Freudçu teknik terimle söylenirse bir de Projeksiyon/Yansıtma yapmışsın. Kendi ırkçı nefretini başkalarına yansıtıyorsun. Niye ırkçı olduğundan utanıyor musun? Hem ırkçı hem "solcu" olma çelişkisi kognitif disonans mı yaratıyor? Anlat bana evladım.

Ah be kardeşim. Bu Atatürkçülerin çektiği çile nedir. Tek istedikleri Avrupalı bir ülkede yaşadıklarının fantezisini yaşamaktı. Kürtleri türbanlıları kamusal alandan tecrit etmiş, kendi kendilerine "çağdaşcılık" oynuyorlardı. Hatta fırsat çıktı, heyecan olarak tek eksikleri siyasi bir mazlumluk hissiyatı, yüce soylu bir ideal uğruna, demokrasi ve hümanizm uğruna Avrupalılar gibi karnavalvari ayaklanmalarını bile yapmışlardı. Gezi olaylarında sanki 1968 Paris'iymiş gibi kendilerine despotizm altında ezilen hümanist, özgürlükçü tavırlarını da takınmışlardı. Ellerinde kalpaklı 1930lardan bir diktatör posterleriyle dünyaya "diktatörlüğe karşı ayaklandık biiz heeey" diye pozlar verdiler, çok heyecanlıydı! Fantezinin her kısmı tamamdı. Ama şu Kürtlerle türbanlılar olmasa, Avrupalı solcu ilerici devrimci fantezileri tamam olacak. Kardeşim Kürtler, bir kenara çekilin yahu. Bu adamlara bir Avrupalı fantezisi yaşatmadınız. Bak size olan ırkçı nefretlerini söylemek zorunda kalıyorlar bazen, tezata düşüyorlar, solculuk "çağdaşlık" oyununun tılsımı bozuluyor. Hem, ülkeyi de nerdeyse pis bir ortadoğu ülkesine çevirdiniz. Gören de Türkiye ortadoğuda bir üçüncü dünya ülkesi sanacak!!!! Ayıp oluyor, bu adamlar bir gün yüzü görmeyecek mi? Bir ağız tadıyla sanki "çağdaş" Avrupalı ülkeymiş gibi yapamayacaklar mı?

Dialectics
28-12-2014, 18:23
Ah be kardeşim. Bu Atatürkçülerin çektiği çile nedir. Tek istedikleri Avrupalı bir ülkede yaşadıklarının fantezisini yaşamaktı. Kürtleri türbanlıları kamusal alandan tecrit etmiş, kendi kendilerine "çağdaşcılık" oynuyorlardı. Hatta fırsat çıktı, heyecan olarak tek eksikleri siyasi bir mazlumluk hissiyatı, yüce soylu bir ideal uğruna, demokrasi ve hümanizm uğruna Avrupalılar gibi karnavalvari ayaklanmalarını bile yapmışlardı. Gezi olaylarında sanki 1968 Paris'iymiş gibi kendilerine despotizm altında ezilen hümanist, özgürlükçü tavırlarını da takınmışlardı. Ellerinde kalpaklı 1930lardan bir diktatör posterleriyle dünyaya "diktatörlüğe karşı ayaklandık biiz heeey" diye pozlar verdiler, çok heyecanlıydı! Fantezinin her kısmı tamamdı. Ama şu Kürtlerle türbanlılar olmasa, Avrupalı solcu ilerici devrimci fantezileri tamam olacak. Kardeşim Kürtler, bir kenara çekilin yahu. Bu adamlara bir Avrupalı fantezisi yaşatmadınız. Bak size olan ırkçı nefretlerini söylemek zorunda kalıyorlar bazen, tezata düşüyorlar, solculuk "çağdaşlık" oyununun tılsımı bozuluyor. Hem, ülkeyi de nerdeyse pis bir ortadoğu ülkesine çevirdiniz. Gören de Türkiye ortadoğuda bir üçüncü dünya ülkesi sanacak!!!! Ayıp oluyor, bu adamlar bir gün yüzü görmeyecek mi? Bir ağız tadıyla sanki "çağdaş" Avrupalı ülkeymiş gibi yapamayacaklar mı?

Kürtlerin fantazilerinden de bahsetsene biraz(PKK neler neler başaracaktı misal) veyahut da halifeliği ilan edip memleketi şeriat ile yönetmek isteyenlerin fantazilerinden. Neden hep Atatürkçülerin fantazileri senin ağzına sakız oluyor? Bir kuyruk acısı falan mı var?

patasana
28-12-2014, 18:37
bunlar uydurma değil, bizzat jitemcilerin itiraflarıdır.

https://eksisozluk.com/sen-koyu-pkk-yakti-de--2404562

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=4051

http://www.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk

Aklayin bakalim emperyalizmin masalarini.
Hakkaride carsida arkasindan kafasina sikilan askerleri de jitem vurdu.
Pazarda hamile esinin yaninda oldurulen askeri de jitem vurdu.
Bebekleri oldurmeyi savunan ( merak edersen twitterda cok bulursun) insanlik abideleri de aslinda jitemci degil mi?
Cizredekilerde jitemci.

Gunumuzu anlamayanlar gecmiside anlamazlar.
Vicdaninizi rahatlatin.

postalmarx
28-12-2014, 18:39
Kürtlerin fantazilerinden de bahsetsene biraz(PKK neler neler başaracaktı misal) veyahut da halifeliği ilan edip memleketi şeriat ile yönetmek isteyenlerin fantazilerinden. Neden hep Atatürkçülerin fantazileri senin ağzına sakız oluyor? Bir kuyruk acısı falan mı var?

Çünkü Atatürkçülük solculuğu zayıflatıyor da ondan. Her Atatürkçü olan genç aslında bir sosyaldemokrat veya liberal olabilirdi. Bir ülkede hem sağcı hem solcu milliyetçi olabilir mi? bu sadece geriliğin alametidir.

Gelişmiş ülkelerde muhafazakar partilerin karşısında güçlü sosyaldemokrat partiler vardır. Bizdeki CHP ise faşist köklerden geldiği için sosyaldemokratlığı beceremiyor. Nasıl mesela şeriatçı aşırılığı siyasi açıdan zararlı bulunca bazen bu ideolojinin doktrinel köklerine saldırıyorsun (bu forumda olduğu gibi mesela), aynı şekilde bu Atatürkçü hastalığın da doktrinel köklerine saldırmak gerekmez mi? Ki bu insanlardan daha faydalı insanlar yaratılabilsin. Yanlış mıyım?

Kürtlerin kendi iç demokrasi sorunları da benim problemim değil. Ben Türkiyeciyim, Kürtçü değilim. Kürtlerin kendi iç sorunlarını da onların içindeki ilericiler çözmeli.

patasana
28-12-2014, 18:53
Once salyalarini bir sil.

Gucune gidiyor, hala ezberden konusuyorsun.
O ezberin disina cikamayinca da hakaret etmekten baska caren kalmiyor. Karakterini sergileyerek savundugunu sandigin dusunce kalabaliginin seviyesini gosteriyorsun.

Benden ne istiyorsunuz diye ergenik sorular soruyorsun
Stres yapma senden bisey istedigim yok.
Kendi dusunce kalabaligina ters gelen insanlari forumdan kovuyorsun. Sonra kalkip bana irkci Atatürke diktator diyorsun.

Ne guzel dimi?

Gucu olsa forumdan atacak bizi, gelmis saga sola fasit irkci diye ezberlerini salliyor, aynaya bakmiyor, nefret gozunu burumus, kör olmussun.

Son olarak da adminlere sormak istiyorum, hakaret serbest mi? Yoksa 'allahin salagi irkci hanzo' hakaret degil mi?

postalmarx
28-12-2014, 19:10
Gucu olsa forumdan atacak bizi, gelmis saga sola fasit irkci diye ezberlerini salliyor, aynaya bakmiyor, nefret gozunu burumus, kör olmussun.

Ne nefreti gözümü bürümüş. Biraz açar mısın? Önceki iletideki soruma da cevap vermedin. Sen buraya tartışmaya mı geldin yoksa kalabalık yapmaya mı? Tartışma nasıl yapılır bildiğinden emin misin?

vartor
28-12-2014, 19:51
Allah'a inanmasak da, allahin salagi hakarettir; ancak, forumlarda konulari kisilestirmek de ayni derecede bir suctur. Katilimcilarin uslublarina dikkat etmelerini, forum sihhati yonunden, bir baska katilimci olarak rica ediyorum.

patasana
28-12-2014, 20:03
O kadar iyi biliyorsun ki tartismayi hakaret ettikten sonra hic utanmadan soruma cevap vermedin diyebiliyorsun tebrik ederim.

Forumu okuyanlar sizi ve temsil ettiginiz zihniyeti cok net gordu.

Bu sekilde tanitmaya devam edin kendinizi.

postalmarx
28-12-2014, 20:34
Gözüm bak, eğer ki sen solcu olma derdindeysen ilk önce türkçülükten vazgeçeceksin. Sonra da ilk iş Kürtler başta olmak üzere ülkenin tüm azınlıklarını ve tarih boyunca Türklerin çektirmiş olduğu her millete sempati duyacaksın ve onlarla empati yapmaya çalışacaksın. Türkiyenin emperyalist geçmişinden utanç duyacaksın ve nasıl Batılı solcular kendi medeniyetlerinin emperyalist geçmişinden utanç duyuyorlarsa ve günah çıkarıyorlarsa aynı şekilde yapacaksın. Bak Batı üniversitelerinde bunların artık bölümleri var.

Ülkemizde Kürtler dışında Lazları da Çerkesleri de düşüneceksin. Bunların da dili yokoluyor. Dünyada Lazuriyi konuşlan sadece 100.000 kişi kaldı. Nasıl ki solculuk da soyu tükenmekte olan hayvan türlerine karşı bir duyarlılık varsa, soyu tükenmekte olan dillere ve kültürlere karşı da aynı şekilde bir duyarlılık olur. Bak öğrenesin diye söylüyorum. Hani solcu olacam diyon ya.

Ermeni konusu özellikle önemli bir konudur. Ermenilerin başına gelen trajediye duyarlı olman gereklir, bu ülkenin en büyük ayıplarından birinin Ermeni Soykırımını hala inkar etmek olduğunu kabul etmen gerekir. Bak mesela Orhan Pamuk tam standart bir solcudur. Amerika'da mesela onun muadili Noam Chomsky, Bill Maher falandır. Git bak bakalım Amerika'daki muhafazakarlar Noam Chomsky hakkında ne düşünüyor. Batıdaki solcular iğneyi kendi ülkelerine kendi tarihlerine kültürlerine batırırlar. Solculuk bundan ibarettir. Geleneksel olarak zayıf kalmış ve ezilmişlerin üstü örtülen saklanan trajedisine dikkat çekmektir.

Tabi solculuk sadece etnik azınlıklara yoğunlaşmak değildir. Dini azınlıklar da vardır. En başta aleviler gelir. Sonra da coğrafyamızda bulunan ve gene yüzyıllardır zulüm görmüş dini azınlıkları düşüneceksin. Yezidiler, Dürziler, Nesturiler, Kıptiler, Keldaniler, vs vs.

Daha sonra işin kadınlar ve eşcinseller kısmı geliyor. Kadın hakları ve eşcinsel haklarını savunacaksın.

Bütün bunları miden kaldırıyorsa solculuğa hoşgeldin. Yok eğer beğenmediysen o zaman git gene milliyetçi faşist artık neyse öyle takıl. Tek bize solculuk nasıl olur öğretmeye kalkma. Çünkü solcu değilsin. Olmak da istemiyorsun.

prometheZEus
28-12-2014, 21:35
Gözüm bak, eğer ki sen solcu olma derdindeysen ilk önce türkçülükten vazgeçeceksin. Sonra da ilk iş Kürtler başta olmak üzere ülkenin tüm azınlıklarını ve tarih boyunca Türklerin çektirmiş olduğu her millete sempati duyacaksın ve onlarla empati yapmaya çalışacaksın. Türkiyenin emperyalist geçmişinden utanç duyacaksın ve nasıl Batılı solcular kendi medeniyetlerinin emperyalist geçmişinden utanç duyuyorlarsa ve günah çıkarıyorlarsa aynı şekilde yapacaksın. Bak Batı üniversitelerinde bunların artık bölümleri var.

Ülkemizde Kürtler dışında Lazları da Çerkesleri de düşüneceksin. Bunların da dili yokoluyor. Dünyada Lazuriyi konuşlan sadece 100.000 kişi kaldı. Nasıl ki solculuk da soyu tükenmekte olan hayvan türlerine karşı bir duyarlılık varsa, soyu tükenmekte olan dillere ve kültürlere karşı da aynı şekilde bir duyarlılık olur. Bak öğrenesin diye söylüyorum. Hani solcu olacam diyon ya.

Ermeni konusu özellikle önemli bir konudur. Ermenilerin başına gelen trajediye duyarlı olman gereklir, bu ülkenin en büyük ayıplarından birinin Ermeni Soykırımını hala inkar etmek olduğunu kabul etmen gerekir. Bak mesela Orhan Pamuk tam standart bir solcudur. Amerika'da mesela onun muadili Noam Chomsky, Bill Maher falandır. Git bak bakalım Amerika'daki muhafazakarlar Noam Chomsky hakkında ne düşünüyor. Batıdaki solcular iğneyi kendi ülkelerine kendi tarihlerine kültürlerine batırırlar. Solculuk bundan ibarettir. Geleneksel olarak zayıf kalmış ve ezilmişlerin üstü örtülen saklanan trajedisine dikkat çekmektir.

Tabi solculuk sadece etnik azınlıklara yoğunlaşmak değildir. Dini azınlıklar da vardır. En başta aleviler gelir. Sonra da coğrafyamızda bulunan ve gene yüzyıllardır zulüm görmüş dini azınlıkları düşüneceksin. Yezidiler, Dürziler, Nesturiler, Kıptiler, Keldaniler, vs vs.

Daha sonra işin kadınlar ve eşcinseller kısmı geliyor. Kadın hakları ve eşcinsel haklarını savunacaksın.

Bütün bunları miden kaldırıyorsa solculuğa hoşgeldin. Yok eğer beğenmediysen o zaman git gene milliyetçi faşist artık neyse öyle takıl. Tek bize solculuk nasıl olur öğretmeye kalkma. Çünkü solcu değilsin. Olmak da istemiyorsun.

Sosyalmarx sen trolsün.Amacın konuyu sabote etmek..Bizi de kendi seviyene indirip hakaret etmeye zorluyorsun..

Sana Lenin'in güzel bir sözünü söyleyim; "Çok öğretici ve çok gülünç bir görünüm ile karşı karşıyayız. Burjuva liberal fahişeler, devrim çarşafıyla örtünmeye çalışıyorlar."

Akp ye oy atmandan belli ne olduğun..Bir böcek kadar değeriniz yok.. AKPKK koalisyon gücüne destek çıkan yancı satılmışın tekisin işte, daha ne ötüyorsun..

Lan bahsettiğim tüm etnik kökenlerin varlığı zaten kabul ediliyor.Hangi gezegende yaşıyorsun? Türkiye kaç keldani var ? Kaç kıpti var?
Askere giderken soruyolar mı sen keldani misin kıptimisin laz mısın diye ? He çok özgürlükçü sözde hümanist ? Sayısı binleri geçmeyen azınlıkları savunmak sizin gibiler için sadece GÖSTERİŞ! Demokrasi amacınız değil sadece insanları nasıl daha iyi sömürürüz onun derdinde senin liberaller..
Etnik kökenlere sahip çıktığınız kadar Türk'e sahip çıksaydınız bu ülkede hiçbir sorun kalmaz adam gibi yaşar giderdik..Ama yok sizin derdiniz etnik kökenleri kaşıyarak Türkiye 'yi kaosa sürüklemek..Yoksa özgürlükmüş,kıptiymiş,keldaniymiş,yezidiymiş senin ne umrunda olacak bay liberal...

Ermeniler acı yaşadı güzel,peki doğu anadolu da katledilen Türk kadınlar neydi lan insan değilmiydi,seni değersiz böcek ??? Onlar Türk'tü değil mi ? İnsan değiller senin gözünde.. Sizin topunuz yanın bir damla su yok lan size..
Hocalı da katledilen,kafaları kesilenler kadınlar değilmiydi?
Ağaçlara çivilenen insan değil miydi?
Onlar insan değil miydi?
Onlar için üzüldün mü ermenilere üzüldüğün kadar?

Alçak!


Asırlarca osmanlı da yüksek memuriyetlere getirilen ermeniler,sadık millet gözüyle bakılan ermeniler ne oldu da bir anda 'soykırıma' uğradı? ? ?
Hiç mi politika bilmiyorsun,tarih bilmediğin zaten su götürmez..


Tekrar lenin in anlamlı sözüyle bitiriyorum resmen sen ve senin gibiler için söylemiş ;"Çok öğretici ve çok gülünç bir görünüm ile karşı karşıyayız. Burjuva liberal fahişeler, devrim çarşafıyla örtünmeye çalışıyorlar."

prometheZEus
28-12-2014, 21:45
bunlar uydurma değil, bizzat jitemcilerin itiraflarıdır.

https://eksisozluk.com/sen-koyu-pkk-yakti-de--2404562

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=4051

http://www.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk

ayhan çarkın, uğur dündar ve nedim şenerin programına çıkmıştı. Gerçekten akıl sağlığı yerinde değil.Hal ve hareketlerinden anlarsınız rahatlıkla..
Bir kaynak değil.. Bende sana ne pkk lılar getiririm, çocukları öldürdüklerini itiraf eden..

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/116273/mehmet-ali-birandin-abdullah-ocalanla-roportaji-1992

Tamamını izle,yok izlemek istemiyorum dersen Mehmet Ali Birand'ın sorusu ve aldığı cevap şu dakikalar arasında; 11.10 ve 12.10

Adam BEBEK ÖLDÜRDÜKLERİNİ İTİRAF EDİYOR. ÖRGÜTÜN EN YETKİLİ KİŞİSİ...
Dahası yok..

Dialectics
28-12-2014, 21:48
Gözüm bak, eğer ki sen solcu olma derdindeysen ilk önce türkçülükten vazgeçeceksin. Sonra da ilk iş Kürtler başta olmak üzere ülkenin tüm azınlıklarını ve tarih boyunca Türklerin çektirmiş olduğu her millete sempati duyacaksın ve onlarla empati yapmaya çalışacaksın. Türkiyenin emperyalist geçmişinden utanç duyacaksın ve nasıl Batılı solcular kendi medeniyetlerinin emperyalist geçmişinden utanç duyuyorlarsa ve günah çıkarıyorlarsa aynı şekilde yapacaksın. Bak Batı üniversitelerinde bunların artık bölümleri var.

Ülkemizde Kürtler dışında Lazları da Çerkesleri de düşüneceksin. Bunların da dili yokoluyor. Dünyada Lazuriyi konuşlan sadece 100.000 kişi kaldı. Nasıl ki solculuk da soyu tükenmekte olan hayvan türlerine karşı bir duyarlılık varsa, soyu tükenmekte olan dillere ve kültürlere karşı da aynı şekilde bir duyarlılık olur. Bak öğrenesin diye söylüyorum. Hani solcu olacam diyon ya.

Ermeni konusu özellikle önemli bir konudur. Ermenilerin başına gelen trajediye duyarlı olman gereklir, bu ülkenin en büyük ayıplarından birinin Ermeni Soykırımını hala inkar etmek olduğunu kabul etmen gerekir. Bak mesela Orhan Pamuk tam standart bir solcudur. Amerika'da mesela onun muadili Noam Chomsky, Bill Maher falandır. Git bak bakalım Amerika'daki muhafazakarlar Noam Chomsky hakkında ne düşünüyor. Batıdaki solcular iğneyi kendi ülkelerine kendi tarihlerine kültürlerine batırırlar. Solculuk bundan ibarettir. Geleneksel olarak zayıf kalmış ve ezilmişlerin üstü örtülen saklanan trajedisine dikkat çekmektir.

Tabi solculuk sadece etnik azınlıklara yoğunlaşmak değildir. Dini azınlıklar da vardır. En başta aleviler gelir. Sonra da coğrafyamızda bulunan ve gene yüzyıllardır zulüm görmüş dini azınlıkları düşüneceksin. Yezidiler, Dürziler, Nesturiler, Kıptiler, Keldaniler, vs vs.

Daha sonra işin kadınlar ve eşcinseller kısmı geliyor. Kadın hakları ve eşcinsel haklarını savunacaksın.

Bütün bunları miden kaldırıyorsa solculuğa hoşgeldin. Yok eğer beğenmediysen o zaman git gene milliyetçi faşist artık neyse öyle takıl. Tek bize solculuk nasıl olur öğretmeye kalkma. Çünkü solcu değilsin. Olmak da istemiyorsun.

Her Atatürkçüyü kafadan ırkçı faşist ilân eden, Atatürk'ün bir aydın sınıfı, işçi sınıfı, sanatkarı, bilim adamı olmayan bir toplumdan bir demokrasıi bir medeniyet kurmaya çalıştığı gerçeğini gözardı edip onu da bu ırkçı faşistlerin başı ilan eden, bir yandan hümanizmden, ayrımcılıktan bahsederken diğer yandan kendi gibi düşünmeyenlere hemen allahın salağı, hanzo, salaklığını nereden geliyor bilmiyorum tarzı hakaretleri yapıştırarak ayrımcılık yapmaktan çekinmeyen, kendi sosyalist çözümlerini ve sistemdeki hataları açıklayıp anlatmak yerine Atatürkçü düşünceyi çeşit çeşit lakap ile aşağılamaya çalışan solculuğun sana kalsın. Okuduğu 3-5 kitapla Atatürke düşman kesilip işine gelince Atatürk döneminden işine gelmeyince Atatürk sonrası dönemden, CHP'den bahsedip hep bel altından vurmaya çalışan, sapla samanı habire karıştırıp, hakaretler savurup ondan sonra da kalkıp millete psikolojiden, tartışma uslübundan vs. den bahseden abuk subuk solculuğun sana kalsın.

Bence senden solcu değil çok güzel anarşist olur da neyse... Sosyalistmarx'mış, yesinler...
Git solculuğun kitabını yaz, buralarda harcanma. Emin ol sahip olduğun tartışma, ikna etme,ispatlama bilumum yeteneğinle kendi sosyalist solcu anlayışına çok taraftar toplarsın...

Yahu Atatürk bu kadar mı vatan haini, bu kadar mı işe yaramaz, bu kadar mı milleti ezme düşkünü bir adamdı. Şu tartışma boyunca adama demediğini bırakmadın(ne meydanlarda resimleri gösterilen kalpaklı diktatörlüğü kaldı, ne milletin ağzına sıçmadığı), bir tane bile hayırlı icraatı yok mu Atatürk'ün? Solculuğu Atatürkçülüğün kabul ettiği ne varsa hepsini reddetmek olarak benimsemiş zihniyetin sana kalsın.

Dialectics
28-12-2014, 22:19
Çünkü Atatürkçülük solculuğu zayıflatıyor da ondan. Her Atatürkçü olan genç aslında bir sosyaldemokrat veya liberal olabilirdi. Bir ülkede hem sağcı hem solcu milliyetçi olabilir mi? bu sadece geriliğin alametidir.

Gelişmiş ülkelerde muhafazakar partilerin karşısında güçlü sosyaldemokrat partiler vardır. Bizdeki CHP ise faşist köklerden geldiği için sosyaldemokratlığı beceremiyor. Nasıl mesela şeriatçı aşırılığı siyasi açıdan zararlı bulunca bazen bu ideolojinin doktrinel köklerine saldırıyorsun (bu forumda olduğu gibi mesela), aynı şekilde bu Atatürkçü hastalığın da doktrinel köklerine saldırmak gerekmez mi? Ki bu insanlardan daha faydalı insanlar yaratılabilsin. Yanlış mıyım?

Kürtlerin kendi iç demokrasi sorunları da benim problemim değil. Ben Türkiyeciyim, Kürtçü değilim. Kürtlerin kendi iç sorunlarını da onların içindeki ilericiler çözmeli.

Sana bir kez daha izah edelim, jetonun köşeli olduğu için düşmüyor çünkü. CHP, Atatürk'ün emanetine ihanet etmiş bir partidir, Atatürk'ün ölümünden sonra yaptıkları icraatlar, oy toplamak adına dindarların sempatisini kazanma uğraşları, bu milleti ileri götürmek yerine köy enstitüleri gibi kurumları kapatarak geriletmeye yol vermeleri vs. hepsi hatadır. Ama senin kafada CHP = Atatürk algısı olduğundan, CHP bunları yapmıştır sorumlusu da Atatürk'tür gibi abuk bir mantık yürütme biçimi var herhalde.

Atatürk sen kabul etsen de etmesen de senin IQ seviyenden çok daha fazlasına sahip bir dehaydı. Niye ulusçu takılmışmış... Niye senin gibi sosyalist olmamışmış. Aklı olsa halbuki Marx'ın yolundan giderdi değil mi? Keşke sen o dönem dünyaya geleymişsin, akıl verirdin Atatürk'e. İşçi sınıfı olmayan toplumda nasıl sosyalist olunur anlatırdın bir güzel, tıpkı burda yaptığın gibi..

postalmarx
28-12-2014, 22:26
Yahu Atatürk bu kadar mı vatan haini, bu kadar mı işe yaramaz, bu kadar mı milleti ezme düşkünü bir adamdı. Şu tartışma boyunca adama demediğini bırakmadın(ne meydanlarda resimleri gösterilen kalpaklı diktatörlüğü kaldı, ne milletin ağzına sıçmadığı), bir tane bile hayırlı icraatı yok mu Atatürk'ün? Solculuğu Atatürkçülüğün kabul ettiği ne varsa hepsini reddetmek olarak benimsemiş zihniyetin sana kalsın.

Ben Atatürke vatan haini veya işe yaramaz demedim. Diyorum ki adam memlekete el koydu, darbe yaptı ve kendi diktatörlüğünü kurdu sonra da kendi fikrini herkese dayattı ve ülkeyi kendi keyfince şekillendirdi, kimsenin fikrini sormadan. Öyle güzel bir siyasi gelenek bıraktı ki memlekette 10 senede bir darbe olmaya başladı ondan sonra. Bugün bile hala bir demokrasi olamadıysak hep onun yüzünden. Zaten 1940ların sonunda Sovyet kıorkusundan NATO'ya girme zorunluluğumuz olmasa daha bugüne kadar Esad'ın ülkesi gibi tek partili bir rejimdik. Yalandan göstermelik bir çok partili rejime geçtik, ama sağolsun Atatürk Devrimlerinin Bekçileri 10 senede bir millete ayar vermeye devam etti.

Şu on seneki değişim ve sarsıntı nedir biliyor musun. Atatürk Kürtleri ve Müslümanları ta en başından kamusal alandan uzaklaştırdı ve bugün biz onları tekrar kamusal alana dahil etmeye çalışırkenki ülkenin geçirdiği buhranlara bak. Böyle olması gerekiyor muydu? Hani bu adam "ilerigörüşlüydü"? Yani bu nasıl bir zihniyet ki ülkenin milyonlarcasını kamusal alandan ve siyasetten dışlıyorsun? Bu adaletsiz kibirli zorba zulüm ne kadar sürdürülebilir birşeydir ki? Al işte eninde sonunda patlıyor sistem, her diktatörlüğün oligarşinin çöktüğü gibi. Kürtü de Müslümnanı da ne yaptı etti kamusal alana da siyasete de meclise de girdi. Ama ülkenin de psikolojisi bozuldu, gittik geldik, darbelerin iç savaşların kıyısından geçtik. E noldu? Değdi mi yani? Niye baştan bırakmadı da herkes devlete ortak olsaydı? Babasının malı mıymış?

prometheZEus
28-12-2014, 22:35
Ben Atatürke vatan haini veya işe yaramaz demedim. Diyorum ki adam memlekete el koydu, darbe yaptı ve kendi diktatörlüğünü kurdu sonra da kendi fikrini herkese dayattı ve ülkeyi kendi keyfince şekillendirdi, kimsenin fikrini sormadan. Öyle güzel bir siyasi gelenek bıraktı ki memlekette 10 senede bir darbe olmaya başladı ondan sonra. Bugün bile hala bir demokrasi olamadıysak hep onun yüzünden. Zaten 1940ların sonunda Sovyet kıorkusundan NATO'ya girme zorunluluğumuz olmasa daha bugüne kadar Esad'ın ülkesi gibi tek partili bir rejimdik. Yalandan göstermelik bir çok partili rejime geçtik, ama sağolsun Atatürk Devrimlerinin Bekçileri 10 senede bir millete ayar vermeye devam etti.

Şu on seneki değişim ve sarsıntı nedir biliyor musun. Atatürk Kürtleri ve Müslümanları ta en başından kamusal alandan uzaklaştırdı ve bugün biz onları tekrar kamusal alana dahil etmeye çalışırkenki ülkenin geçirdiği buhranlara bak. Böyle olması gerekiyor muydu? Hani bu adam "ilerigörüşlüydü"? Yani bu nasıl bir zihniyet ki ülkenin milyonlarcasını kamusal alandan ve siyasetten dışlıyorsun? Bu adaletsiz kibirli zorba zulüm ne kadar sürdürülebilir birşeydir ki? Al işte eninde sonunda patlıyor sistem, her diktatörlüğün oligarşinin çöktüğü gibi. Kürtü de Müslümnanı da ne yaptı etti kamusal alana da siyasete de meclise de girdi. Ama ülkenin de psikolojisi bozuldu, gittik geldik, darbelerin iç savaşların kıyısından geçtik. E noldu? Değdi mi yani? Niye baştan bırakmadı da herkes devlete ortak olsaydı? Babasının malı mıymış?

Atatürk olmasaydı çok mu demokrat olacağını sanıyorsun..Arkadaş sen cahil değil bildiğin zırdelisin yahu.. Ülkede demokrasiyi kuran adam ATATÜRK.. Aç gözünü be adam,saf mısın yalan mı yapıyorsun ? ? ?

Atatürk devrimleri olmasa şuan Arabistan dın sen.. Kaldı ki petrol yok,birşey yok..onlardan daha beter haldeydin.. Ye iç,ne dersen de ama Atatürk'ün zekasına laf atma..Devrimciliği senin gibi böceklerin milyonlarcasını katlar..

Ülkeyi natoya sokan Atatürk mü ? Cahil herif..

Çok partili denemeyi yapan 'diktatör'(!) Atatürk değil mi ?

İlber hoca dan dinle biraz aydınlan;

http://www.youtube.com/watch?v=I_-DXY0y3Mk

Kürtler yönetime dahil edilse emin ol ab ye girer şimdi ayda çalışmalara başlar,orada koloni kurar,islamcılarla da bir güzel ay'ı tavaf ederdik..

Akıl fikir.. Akıl fikir..
Akıl...

postalmarx
28-12-2014, 22:38
Sana bir kez daha izah edelim, jetonun köşeli olduğu için düşmüyor çünkü. CHP, Atatürk'ün emanetine ihanet etmiş bir partidir, Atatürk'ün ölümünden sonra yaptıkları icraatlar, oy toplamak adına dindarların sempatisini kazanma uğraşları, bu milleti ileri götürmek yerine köy enstitüleri gibi kurumları kapatarak geriletmeye yol vermeleri vs. hepsi hatadır. Ama senin kafada CHP = Atatürk algısı olduğundan, CHP bunları yapmıştır sorumlusu da Atatürk'tür gibi abuk bir mantık yürütme biçimi var herhalde.

Atatürk sen kabul etsen de etmesen de senin IQ seviyenden çok daha fazlasına sahip bir dehaydı. Niye ulusçu takılmışmış... Niye senin gibi sosyalist olmamışmış. Aklı olsa halbuki Marx'ın yolundan giderdi değil mi? Keşke sen o dönem dünyaya geleymişsin, akıl verirdin Atatürk'e. İşçi sınıfı olmayan toplumda nasıl sosyalist olunur anlatırdın bir güzel, tıpkı burda yaptığın gibi..

Ben Atatürk keşke sosyalizm kursaydı falan demedim. Ben Atatürk keşke demokrasiye kastetmeseydi dedim. Meclis demek ülkedeki insanların bölge bölge temsilcilerinin gelip memleketin temel meselelerini tartıştığı ve yasaları yaptığı yerdir. Atatürk de eğer ki belli bir bölgeden seçilip geliyorsa, o mecliste herkes gibi tek oya sahip olmak durumundaydı. Ama adam başka vekillerin farklı fikirlere sahip olmasına tahammül edemedi. Sonra da darbe yaptı, gasteleri kapattı, partileri kapattı, siyasi muhaliflerini hapse attırdı, hepsine vatan haini yaftası yapıştırdı, tabii bunların hepsini de bir general olarak yetkisini suistimal ederek, insanları korkutarak yaptı, en sonunda da kendine bir kukla meclis kurdu sadece kendi yalakalarından oluşan ve ülkeyi kafasına göre şekillendirdi. Ve bugüne kadar hala uğraştığımız en temel demokratik sorunlarımızı o günden temelini attı, 90 senedir hala düzeltmeye çalışıyoruz. Böyle birşey Allahtan reva mı?

Dialectics
28-12-2014, 22:51
Ben Atatürke vatan haini veya işe yaramaz demedim. Diyorum ki adam memlekete el koydu, darbe yaptı ve kendi diktatörlüğünü kurdu sonra da kendi fikrini herkese dayattı ve ülkeyi kendi keyfince şekillendirdi, kimsenin fikrini sormadan. Öyle güzel bir siyasi gelenek bıraktı ki memlekette 10 senede bir darbe olmaya başladı ondan sonra. Bugün bile hala bir demokrasi olamadıysak hep onun yüzünden. Zaten 1940ların sonunda Sovyet kıorkusundan NATO'ya girme zorunluluğumuz olmasa daha bugüne kadar Esad'ın ülkesi gibi tek partili bir rejimdik. Yalandan göstermelik bir çok partili rejime geçtik, ama sağolsun Atatürk Devrimlerinin Bekçileri 10 senede bir millete ayar vermeye devam etti.

Şu on seneki değişim ve sarsıntı nedir biliyor musun. Atatürk Kürtleri ve Müslümanları ta en başından kamusal alandan uzaklaştırdı ve bugün biz onları tekrar kamusal alana dahil etmeye çalışırkenki ülkenin geçirdiği buhranlara bak. Böyle olması gerekiyor muydu? Hani bu adam "ilerigörüşlüydü"? Yani bu nasıl bir zihniyet ki ülkenin milyonlarcasını kamusal alandan ve siyasetten dışlıyorsun? Bu adaletsiz kibirli zorba zulüm ne kadar sürdürülebilir birşeydir ki? Al işte eninde sonunda patlıyor sistem, her diktatörlüğün oligarşinin çöktüğü gibi. Kürtü de Müslümnanı da ne yaptı etti kamusal alana da siyasete de meclise de girdi. Ama ülkenin de psikolojisi bozuldu, gittik geldik, darbelerin iç savaşların kıyısından geçtik. E noldu? Değdi mi yani? Niye baştan bırakmadı da herkes devlete ortak olsaydı? Babasının malı mıymış?

Memlekete el koymak derken, bu imzasını kullandığın Kâzım Karabekir'in elinde Mustafa Kemal'i yakalama emri olmasına rağmen apoletlerini çıkarıp atıp, "emrindeyim paşam" dediğini biliyorsun değil mi? Bir meclis kuruldu, bu mecliste bir takım kararlar alındı, kongreler yapıldı, hep destek alınarak yüründü.

Senin kastettiğin saraya olan darbe mi? Saraydan gelen Anadolu'da başlattığın bağımsızlık mücadelesini bırak geri gel çağrısına uymayışı mı?
Atatürk milleti tarafından o dönemde nefret edilen birisi miydi, bugün olduğu gibi milletin yarısının nefretini mi kazanmıştı?

Atatürk'ü bu mücadelenin başına geçiren, sonra da Cumhurbaşkanı seçen halk ve meclis değil miydi? Hangi darbeden bahsediyorsun sen?

Atatürk bir analiz yapmıştı, geri kalmamızın önündeki en büyük engel din idi. Sen bunu hatalı bir analiz olarak değerlendirebilirsin ama ben bugüne bile baktığımda bunun ne denli doğru bir tespit olduğu kanaatindeyim. Memleketi idare edenler hacı ve hocalar idi. Kendi çıkarlarına uymadığında her türlü bilimsel, teknolojik ve sanatsal gelişimi dini alet ederek reddediyorlardı.

Bir toplumu dönüştürmekten bahsediyoruz. Bu dönüşüm daha önce de ifade ettiğim gibi çok uç noktalar arasında olduğu için bir "zorlama" gerektiriyordu. Kendi haline bıraksa idi veyahut da cumhuriyeti ilan edemeden vefat etse idi sence bu toplum saltanatı ve hilafeti kaldırıp cumhuriyeti ilan edebilir miydi?

Toplumu kendi haline bıraksa idi kastettiğin müslümanlara bugün bu latin alfabesini bile kullanıyor olamayacaktın, acaba o zaman hayranı olduğun Marx'ın bir kitabını bulup okuma, değerlendirme, anlama şansın olur muydu o da tartışmalı.

Müslümanlar iktidara geldiğinde bugün dahi 2000li yıllarda neler oluyor görmüyor musun? Ne osmanlıcamız kaldı, ne kürtaj yasağı, ne medya özgürlüğü, ne protesto hakkı, ateistler= terörist algısı, ne hamilelerin ne giyeceği, ne kadınların nasıl güleceği, ne karikatür çizme özgürlüğü, karartılan olaylar, basılmadan yasaklanan kitaplar vb. vb.

Sence o müslümanlar, o sofular kamu alanlarına dahil edilseydi, bugünkü gibi kadrolaşıp gücü eline geçirseydi ortada bahsedilebilecek bir demokrasi kalır mıydı?

prometheZEus
28-12-2014, 23:04
Sosyalmarx sen beyni liberal zırvalarla dolmuş bir zavallısın..Ülkesini,tarihini,halkını bilmeden tanımadan atıp tutan bir gerizekalısın.

Sizin en aşırı islami gruplar ve bölücü kürtlerle birleştiğiniz tek ortak noktanız; Atatürk düşmanlığı... Ne ilginçtir konu Atatürk ve cumhuriyet olduğunda sizin gibi fırıldaklar tek ağızdan küfretmeye başlarlar..Adeta düğmesine basılmış bir kukla gibi hiç durmadan mantıksızca konuşurlar..

Zavallısınız.

T.C sizin gibilere rağmen kurulabildi..Ve yaşıyor,yaşayacak... Sen de ağzından salyalar saçarak T.C'nin yaşayışını seyredeceksin...Sen ve senin gibi akp liler hüsrana uğrayacaksınız..Türkiye'yi bölmek için uzattığınız eli her zaman hava da bırakacak bir Türk karşınıza dikilecek...Çıldıracaksınız..Ne yapsanız boşa..İstediğiniz şey hiçbir zaman gerçekleşmeyecek..

Sizlere rağmen çağdaşlık yolunda ilerleyeceğiz, o yol da Atatürk'ün gösterdiği yoldur..

postalmarx
28-12-2014, 23:23
Diaclectics, Cumhuriyetin ilanı hiçbir mana taşımaz demokrasi açısından. Saltanatla demokrasi gayet de yanyana gidebilir, yeter ki anayasa ve meclis olsun ve sultanın siyasi gücü sembolik bir nebzeye düşürülsün.

Ama bir cumhuriyet saltanattan daha beter bir otokrasiye dönüşebilir, şekil 1a.

Atatürkün yaptığını söylediğim darbenin yılı 1926'dır, Takriri Sükun süreci aslında bir darbedir. Ülkenin tek muhalefet partisi Kazım Karabekiri, Refet Bele, Adnan Adıvar gibi isimlerin kurmuş olduğu Terakkiperver partiyi Atatürk Şeht Sait isyanı zamanındaki karambolde kapattı. Kazım Karabekir herhalde o tarihten 5-6 sene önce senin anlattığın mevzuda Atatürke destek çıktığı için pişman olmuştur.

İmzamdaki lafı da Karabekir mecliste Atatürke karşı konuşurken söylüyor. Atatürk çünkü kuvvetler birliğinden yana konuşuyor, yasama yürütme yargı tek bir elde toplansın, muhalefet olmasın, halka da güvenemeyiz hepsi aptal falan diyor. Ben Karabekir çok demokrat adamdı, Thomas Jefferson'du falan demiyorum. Ama en azından mecliste Atatürkün gitgide artan otoriterleşme eğilimine karşı duranlar arasındaydı. 1924'te muhalefet partisini kurdu. Sonunda da vatan haini ilan edildi, ve siyasetten el etek çektirildi. İzmir Suikasti davasında az kalsın idam bile edilecekti. Anılarını yazdığı kitabı bile yıllarca yasaklı kaldı. Atatürke 1919'da "emrindeyim paşam" demenin bedelini böyle ödedi.

Atatürkün sözlerine kanan bir o değil ki. Atatürkün Müslüman diye aşağıladığı halkın dini duygularını nasıl sömürdüğünün en güzel örneği 22 Nisanda açılması planlanan meclisi "cuma olduğu için 23 nisana alalım, hutbeler okutup, hatimler indirtip öyle açalım" demesinden görmek lazım. Milli Mücadelenin temel sloganı da "hilafeti ve sultanı kafirlerin elinden kurtarmalıyız, yardım edin ey insanlar" şeklindeydi. O Kongrelerde ana mesaj buydu. Kürtlere de o dönemler övgüler düzüyordu, "Türk ve Kürt halkları" diye konuşmalarında bahsediyordu. Özerklik sözü bile verdiği söyleniyor Milli Mücadeleye destek karşılığında. Hindistanın garibanlarından da "hilafeti kurtarmak için" para aldığını, Lenin'den de "sosyalizm kuracaz" diye para aldığını söyledik. Kimbilir İngilizlerle ne konuştu. Sultanla ne konuştu. Her tarafa oynayan, herkese yalan söyleyen bir adamdı.

En nihayetinde de herkese kazık attı. Diktatörlüğünü kurunca da herkese sövmeye başladı. Nutuk'da Milli Mücadele kahramanlarına hainler diyor daha ne hakaretler ediyor.

Ama sen diyorsun ki ülke Müslümandı, sofular da gelişmeye karşıydı. O yüzden geri kaldık. Ben sana diyorum ki bunlar yalandır. Bir kere biz geri falan kalmadık. Biz gayet de ilerdeydik. Sonra Batılılar atağa kalktı. Bir tek biz değil, Çinliler, Hintliler, dünyanın her medeniyeti "geri kaldı" bir anda. Bunun dinle falan alakası yok. Bu sadece belli olumsal sebeplerden dolayı bir medeniyetin kazara atılım gerçekleştireceği bir yola girmesi meselesidir. Tarihin başka anlarında başka bölgelerde bu atılımlar oldu. Avrupalılar daha mağaralarda yaşarken Ortadoğuda krallıkların olması, piratimlerin yapılıyor olması, yazının geliştirilmesi gibi mesela.

Ve sanki Atatürkden önce gelişmeye önem verilmedi demek yalandır. Bir kere Osmanlı belli konularda Batıyı izlemeye başlamış olması gerekliyoır ki Atatürk gibi subayları yetiştiriyordu. Atatürk kendi başına mı acaba laik oldu da Batı hayranı oldu? Yoksa okuduğu Osmanlı okulu mu onu böyle yetiştirdi.

Gerçek şu ki ta 1700lerin sonunda itibaren "ıslahat" hareketleri olmakla beraber 1830lardaki Tanzimat Fermanı dolayımında Batı pek çok alanda örnek alındı ve ülkede reformlar yapıldı.

Ama asıl gereken sanayileşmek ve kalkınmaktır. Bunu da ne Osmanlı ne de Atatürk beceremedi. Biz kalkınma hamlemizi 1980lerden sonra gerçekleştirmeye başladık. Baya geç kalkdık anlayacağın.

Şapka takmak, balolar düzenlemek, Batılıların kullandığı harflerle yazmak bir milleti ileri götürmez. Mühendis yetiştireceksin, yatırım yapacaksın, dış yatırıma ülkeyi açacaksın ki dışardan adamlar sana fabrika getirip kursun, sana iş öğretsin. Ticaretle kalkınılır. Şapka takmakla marş okumakla kalkınılmaz.

Eğer ki diyorsan ki "Arapça harflerini değiştirmesi çok önemlidir" ben de sana soruyorum Japonya bugün kalkınmış bir ülke mi? Evet çünkü dünyanın ikinci büyük ekonomisi değil mi? Markalarını saymaya kalksak sayacak bir dolu dünya çapında markaları var. Teknoloji üreten bir ülke. Ve bu ülke de Batı sanayi devrimi yaşadığı dönem daha hala ortaçağ yaşıyordu. Sonradan Batıyı takip edip onların teknolojisini bilimini öğrendiler, ve bugün sanayileştiler ve demokrasileri var. Peki bu adamlar latin harfleri mi kullanıyor? Latin harfi kullanmadan nasıl oluyor da Batıyı takip edebiliyorlar? Senin mantığına göre imkansız olması gerekir. Demek ki biz daha mevzunun sadece şekil kısmındayız. Pek derinlemesine düşünemiyoruz. Bu yüzden de kişi başına düşen milli geliri 10.000 dolar olan, darbe anayasıyla yönetilen kıçıkırık bir ülkeyiz. Demek ki Atatürk ülkeye pek birşey de katmamış. Zaten Osmanlıdan sonra Atatürksüz ayenn devam edilseydi olacaüğı da aşağı yukarı bu olurdu. Sadece TV'de daha az oruspu olurdu o kadar. Dilimiz de biraz daha ağdalı olurdu. Başka bir fark olmazdı. Ha bir de belki etrafta daha az heykel olurdu, ve daha mutlu bir toplum olurduk, fakirliğimize rağmen. Belki daha az kompleksli olurduk.

kartopu
29-12-2014, 00:03
Bütün M.Kemal düşmanlarına onu anmayan geri zekalılara ve İslamı yaşamı matah sananlara bir şey öyleyeceğim.

Şu anda elimde bir roman gibi genelde anı kitabına benzeyen bir kitap okuyorum. Tesadüfen kitapçıda gördüm aldım.TV de de tanıtımı yapılmıştı.

Ben, Malala -Eğitim hakkını savunduğu için taliban tarafından vurulan kız.
Kitabın başında şöyle bir söz var. Sesimizin değerini ancak susturulduğumuzda anlarız.

Belki kitabı okumuşunuzdur Kitabı okurken bir islam inançlı ülke olan Türkiyede yaşadığıma şükür ediyorum.

O geri kalmışlık kadınların okumasını engelleme girişimi kadınların bazı bölgelerde seçim sandıklarına bile gidemediği düşündüğüm islami esaslarla yönetilen bir ülkede yaşamadığıma şükürler olsun.

Bu ülkede (Türkiye ) bu kazanımları nasıl bir iktidar anlayışı sağlamış olabilir bu ülke halkına.
Yıkılmış tarımar olmuş şeriat yönetimi ile yönetilen aya çıkanın bile gavur icadı diye söz edilen din adamlarının ayaklarının yıkandığı bir ülkede yaşamadığıma şükrediyorum.

Bir islam ağırlıklı ülkede Avrupa standarlarına yakın bir şekilde yaşadığımız için TC yi kuranlara binlerce teşekkür ederim.

Bunu Bir marxsist olarak söylüyorum.

postalmarx
29-12-2014, 00:31
Sen yalan söylüyorsun. İslam ülkesi olunca kızların okuması yasak olur diye bir kaide yok. Pakistan'da yasak değil, Mısır'da yasak değil, İran'da yasak değil, Arabistan'da bile yasak değil. Ve Osmanlı'da da yasak değildi ve bu ülkede hiçbir zaman da yasak olmazdı.

Oy vermeye gelince. Sen bir kere o konuyu hiç açma. Kukla mecliste tek partili sistemde "oy verme hakkı verdik size" demek sadece alay etmektir insanlarla.

Şu lafı da nasıl edebildin: "Avrupa standarlarına yakın bir şekilde yaşadığımız için TC yi kuranlara binlerce teşekkür ederim." Bu lafına verilecek tek cevap AB Uyum Raporlarıdır. Git bak bakalım ne kadar yakınmışız o standartlara. Şimdi eskiden olduğumuzdan daha yakın olduğumuzu da gözönüne al.

Sonuç olarak: Kadınların hakları = demokrasi değildir.


"Kadınlara hak verilecek ama azınlıkların dili yokedilecek."
"Kadınlara hak verilecek ama türban takıp memur olamayacaklar."
"Kadınlara hak verilecek ama devleti ideolojik bir oligarşi kukla meclislerle yönetecek ve apoletli adamlar millete parmak sallıyacak, ayar verecek, siyaset sıradan insanlara yasak olacak, konuşmak yasak olacak."

İkisinden birini seçmek zorunda değildi bu millet. O da haktır o da haktır. İkisi birden olabilirdi. Bunun adı ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Sen dürüst bir insan değilsin. Çünkü aslında azınlıkların (mesela Kürtlerin) dilinin yokedilmesini zaten istiyorsun. Laik oligarşinin Müslümanların canına okumasını zaten istiyorsun. Sen zaten kendin anti-demokrat bir insansın. Burada kalkıp hikaye anlatma. Kadınların okuması lafların falan sadece makyaj. Arkada sadece despot ve hak gaspeden, milyonları haraca bağlamak isteyen, toplum mühendisliği heveslisi hasta bir zihniyet var.

prometheZEus
29-12-2014, 01:02
Sen yalan söylüyorsun. İslam ülkesi olunca kızların okuması yasak olur diye bir kaide yok. Pakistan'da yasak değil, Mısır'da yasak değil, İran'da yasak değil, Arabistan'da bile yasak değil. Ve Osmanlı'da da yasak değildi ve bu ülkede hiçbir zaman da yasak olmazdı.

Oy vermeye gelince. Sen bir kere o konuyu hiç açma. Kukla mecliste tek partili sistemde "oy verme hakkı verdik size" demek sadece alay etmektir insanlarla.

Şu lafı da nasıl edebildin: "Avrupa standarlarına yakın bir şekilde yaşadığımız için TC yi kuranlara binlerce teşekkür ederim." Bu lafına verilecek tek cevap AB Uyum Raporlarıdır. Git bak bakalım ne kadar yakınmışız o standartlara. Şimdi eskiden olduğumuzdan daha yakın olduğumuzu da gözönüne al.

Sonuç olarak: Kadınların hakları = demokrasi değildir.


"Kadınlara hak verilecek ama azınlıkların dili yokedilecek."
"Kadınlara hak verilecek ama türban takıp memur olamayacaklar."
"Kadınlara hak verilecek ama devleti ideolojik bir oligarşi kukla meclislerle yönetecek ve apoletli adamlar millete parmak sallıyacak, ayar verecek, siyaset sıradan insanlara yasak olacak, konuşmak yasak olacak."

İkisinden birini seçmek zorunda değildi bu millet. O da haktır o da haktır. İkisi birden olabilirdi. Bunun adı ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Sen dürüst bir insan değilsin. Çünkü aslında azınlıkların (mesela Kürtlerin) dilinin yokedilmesini zaten istiyorsun. Laik oligarşinin Müslümanların canına okumasını zaten istiyorsun. Sen zaten kendin anti-demokrat bir insansın. Burada kalkıp hikaye anlatma. Kadınların okuması lafların falan sadece makyaj. Arkada sadece despot ve hak gaspeden, milyonları haraca bağlamak isteyen, toplum mühendisliği heveslisi hasta bir zihniyet var.

Sen Kadir Mısıroğlu isimli sahtekardan mı tarih dinliyorsun ?Osmanlı da okuma yazma oranı inanılmaz düşüktür..Hele hele kızlar da yok denecek kadar azdır..Yalan söylüyorsun..Azınlıkların dili yok edildi demişsin;

İngiltere de ingilizce harici 'resmi' olarak başka dil konuşabilir misin?
Fransa da fransızca harici bir dil 'resmi' olabilir mi ?
Almanya da almanca haricinde 'resmi' dil olabilir mi ?
Amerika da onlarca farklı millet'ten adam var bambaşka coğrafyalardan toplanıp getirilmişler,onların hepsi 'ingilizce' konuşuyor mu?
Çin de bir sürü farklı hanedan soyundan gelen insan var.Çince den başka dil kabul görüyor mu ?

Senin amacın azınlıkların hakları değil,dilleri hele hiç değil. Senin amacın ülke'nin parçalanması,toprakların azınlık azınlık,grup grup bölünmesi, inanç farklılıklarından dolayı bölünmesi.. Başka derdin yok anlaşıldı.

Türban sizin iğrenç yüzünüzü örtmekte kullandığınız bir bez parçası..Yoksa onun ne için takıldığı bile sizi ilgilendirmiyor.İğrençsiniz...

Atatürk'e diktatör diyen, o dönem avrupasına bak; Almanya da Hitler, İtalya da Mussolini, İspanya da Franco, SSCB de Stalin...

Atatürk eğer diktatörse o dönem dünya diktatör...


Eğer diktatörse neden çok parti denemelerine girişti ?
Madem diktatördü kaç kişi faili meçhul öldürüldü ?

Bizi şeyhin,şıhın,dervişin elinden kurtardığı için mi 'diktatör' ... ?
Bilimi savunduğu için mi diktatör ?
Kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdiği için mi diktatör ? (İsviçre den öncedir...)
Cumhuriyet istediği için mi diktatör ?
Halkı'nın bilimi temel alan aydın bir halk olmasını istediği için mi diktatör ?
Tükürükçü'nün büyücü'nün kölesi olmamızı engellediği için mi diktatör ?

kartopu
29-12-2014, 01:10
Ben değil kitap yalan söylüyor. Merak edersen oku

Ha bu ülkede apoletliler parmak sallayınca yu kaka olacak ama gravatlılar sallayıp taraf olmazsan bertaraf olursun, ananı al git deyince alkışlanacak.

Zaten bu ülkede bu iktidarı başımıza turbana karşı daha müsamahakâr davranmamız sonucu geldi.
Ondan sonrada her kesin başına bir polis dikildi.
Ben bu günde kadınların erkeklerin dini simgelerle dolaşmasına karşıyım.

Kadınlara çalışma okuma eş seçme meslek edinme doğurma doğurmama özgürlüğü Avrupa standarlarına yürümektir.

Şimdi bu ülkede her kes kendi dilini rahatça konuşuyormu hangi yasa bu hakkı onlara verdi kürd sorunu hangi yasa ile güvence altına alındı.

Her şey bir kişinin dudakları arasında olması demek o alanda kazanılmış hak değildir. istemeyiz yasak derse kim onları güvenliğini alacak.
Bir ülkede hukuk ve hukukun tarafsızlığı her kesin yargılanabilir olması güvencedir.

Haftada bir ortada yasa paketleri dolaşıyor buna da demokrasi deniyor. He birileri için sınırsız demokrasinin olduğu kesin.

Şu lafı kesin konuşuyorum M.Kemal döneminde Avrupa standarlarına yakın yaşam biçimi vardı. Şimdi bile diğer islam ülkelerinden Avrupa yaşam biçimine daha yakınız.

Ben siyaseti dürüstçe yapan biriyim. Kürdçenin bölgesel dil olmasını savunuyorum bu dilin yasal güvence altına alınmasını istiyorum .Tıpkı cem evlerinin yasal ibadet yeri olmasını savunduğum gibi. Kürdçenin türkiyenin genel dili olmasını istemem hem gereksiz hem zorlayıcı hem maliyetli olur.

postalmarx
29-12-2014, 01:15
İngiltere de ingilizce harici 'resmi' olarak başka dil konuşabilir misin?
Fransa da fransızca harici bir dil 'resmi' olabilir mi ?
Almanya da almanca haricinde 'resmi' dil olabilir mi ?
Amerika da onlarca farklı millet'ten adam var bambaşka coğrafyalardan toplanıp getirilmişler,onların hepsi 'ingilizce' konuşuyor mu?
Çin de bir sürü farklı hanedan soyundan gelen insan var.Çince den başka dil kabul görüyor mu ?


Sen sadece cahil değilsin. Militanca cahilsin.

Bak sana tek bir link. Şimdi git kendini eğit, hadi evladım:
http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_multilingual_countries_and_regions

Aslında bunu okuman gerekir. BM Azınlık Hakları Deklarasyonu. Güzel ülkemizin de altında imzası var:
http://www.ohchr.org/Documents/Issues/Minorities/Booklet_Minorities_English.pdf

postalmarx
29-12-2014, 01:23
Haftada bir ortada yasa paketleri dolaşıyor buna da demokrasi deniyor. He birileri için sınırsız demokrasinin olduğu kesin.


Evet 12 senedir reform üstüne reform yapıyorlar, anca bu kadar düzeltebildiler Atatürkün çağdaş demokrasisini. Mecburen paketle torbayla toptan yasa yapıyorlar, o kadar rezil durumda ülkenin kurumsal yapısı ve yasaları. Daha hala da AB standartlarına uyması gereken bir dolu şey var.

Herkesin başına bir polis dikildi derken sanırsam beyaz imtiyazlı Türklerden bahsediyorsun. 80 senedir polisler Kürdün, Müslümanın, komunistin başına dikilmişti. Hukuk Atatürkçülerin elinde olan ideolojik bir sopaydı. Biraz da siz bakın nasıl oluyormuş. Gezi kalkışmasında farkettiniz bu ülkede polis şiddeti olduğunu, demokrasinin birey haklarının tiyaro olduğunu değil mi? Şimdi mi aklınıza geldi polis şiddeti, işkence, gözaltı hukuku, basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü? Demek ki bu kadar senedir tuzunuz kuru olduğu için, despot oligarşi sizin ideolojiden olduğu için sesinizi çıkarmamışsınız. Bütün demokrasi ayıplarını Kürtlerle, Müslümanlarla, bütün diğer "görüntü kirliliği" ile beraber halının altına süpürmüşsünüz, ve kendinizce çağdaş ülkecilik oynamışsınız. Şimdi de demokrasi havarisi mi oldunuz? Hadi ordan.

Saint-Just
29-12-2014, 09:58
Aklayin bakalim emperyalizmin masalarini.
Hakkaride carsida arkasindan kafasina sikilan askerleri de jitem vurdu.
Pazarda hamile esinin yaninda oldurulen askeri de jitem vurdu.
Bebekleri oldurmeyi savunan ( merak edersen twitterda cok bulursun) insanlik abideleri de aslinda jitemci degil mi?
Cizredekilerde jitemci.

Gunumuzu anlamayanlar gecmiside anlamazlar.
Vicdaninizi rahatlatin.

arkadaş, hangi emperyalizm masalından bahsediyorsun? eskiden beri pkk'nin emperyalizm'in taşeronu olduğu söylenip durur. ancak durum tam tersidir. örgüt abd ve ab'nin terör örgütleri listesindedir. bizzat abd, öcalan'ı türkiye'ye teslim etmiştir ve nato, öcalan ne yakalanmadan önce ne de yakalandıktan sonra tsk'ye, pkk'nin darbe alması için silah ve sınırötesi operasyon desteği dahil hiç bir yardımı esirgememiştir.

güneydoğu'da, pkk'nin yaptığı söylenen iğrenç olayların çoğunu devlet yapmış ve pkk'nin üstüne yıkmıştır. pkk hiç pislik yapmadı demiyorum. en basitinden köy korucularını öldürürken, gözdağı vermek için ailesinide öldürüyorlardı. sonraları özeleştiri verip vazgeçtiler. ancak dediğim gibi, o olayların en azından yüzde doksanı örgüte yönelik iftiradır.

Saint-Just
29-12-2014, 09:59
ayhan çarkın, uğur dündar ve nedim şenerin programına çıkmıştı. Gerçekten akıl sağlığı yerinde değil.Hal ve hareketlerinden anlarsınız rahatlıkla..
Bir kaynak değil.. Bende sana ne pkk lılar getiririm, çocukları öldürdüklerini itiraf eden..

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/116273/mehmet-ali-birandin-abdullah-ocalanla-roportaji-1992

Tamamını izle,yok izlemek istemiyorum dersen Mehmet Ali Birand'ın sorusu ve aldığı cevap şu dakikalar arasında; 11.10 ve 12.10

Adam BEBEK ÖLDÜRDÜKLERİNİ İTİRAF EDİYOR. ÖRGÜTÜN EN YETKİLİ KİŞİSİ...
Dahası yok..

bu röpörtajın tamamını önceden izlemiştim. öcalan orda bebek yada çoçuk öldürdüğünü itiraf yada kabul falan etmiyor. birand'ın sorduğu eylemlerdeki ölümlerin sonucunu nasıl kaldırdığı sorusuna gayet makul bir cevap veriyor.

söylemeden de edemiyicem, verdiğin sitedeki yorumlar tamamen cahillikle yazılmıştır. öcalan her ne kadar narsist kişilik bozukluğundan muzdarip olsada, mülkiye mezunu ve muazzam entellektüel bir ateisttir.

Saint-Just
29-12-2014, 09:59
solcuların atatürk'e düşman kesilmesi gerektiğinin söylenmesinin çok saçma olduğunu belirtmeliyim.

şnurov ve kaypakkaya haricinde de düşman kesilen solcu göremedim maalesef. mustafa kemal, robespierre ve sun-yat sen gibi bir burjuva devrimcisidir. diyalektik olarak burjuva devrimleride monarşi'den cumhuriyet'e, feodalizm'den kapitalizm'e geçişi sağlayıp sosyalizm'i kuracak güç olan işçi sınıfını yarattığı için ilericidir. ortada tüm komintern'in alkişladığı bir devrim var. uluslararası komünist hareket kemalizmin anti-emperyalist oldugu ve demokratik bir devrim olduğu konusunda hemfikir. bunu yabana atmamak lazım. bundan da öte bugün ateist olduğumuz için kimse bizi mahkeme önüne çıkarıp yargılayamıyorsa, bunu da mustafa kemal'in yaptığı devrime borçluyuz. bunu bir kürt olarak söylüyorum.

ancak kemalist devrim her ne kadar ilerici de olsa, tıpkı fransız devrimi gibi gelişen komünist harekete karşı da artık gerici olmuştur. iki şeyi birbirine karıştırmamak lazım.

postalmarx
29-12-2014, 10:54
solcuların atatürk'e düşman kesilmesi gerektiğinin söylenmesinin çok saçma olduğunu belirtmeliyim.

şnurov ve kaypakkaya haricinde de düşman kesilen solcu göremedim maalesef. mustafa kemal, robespierre ve sun-yat sen gibi bir burjuva devrimcisidir. diyalektik olarak burjuva devrimleride monarşi'den cumhuriyet'e, feodalizm'den kapitalizm'e geçişi sağlayıp sosyalizm'i kuracak güç olan işçi sınıfını yarattığı için ilericidir. ortada tüm komintern'in alkişladığı bir devrim var. uluslararası komünist hareket kemalizmin anti-emperyalist oldugu ve demokratik bir devrim olduğu konusunda hemfikir. bunu yabana atmamak lazım. bundan da öte bugün ateist olduğumuz için kimse bizi mahkeme önüne çıkarıp yargılayamıyorsa, bunu da mustafa kemal'in yaptığı devrime borçluyuz. bunu bir kürt olarak söylüyorum.

ancak kemalist devrim her ne kadar ilerici de olsa, tıpkı fransız devrimi gibi gelişen komünist harekete karşı da artık gerici olmuştur. iki şeyi birbirine karıştırmamak lazım.

Bence "Uluslararası Komunist Hareket" yanılıyor. Zaten fikirleri de önemli değil çünkü artık devri geçmiş, yenilmiş ve herkes tarafından vahşi ve saldırgan olduğu kabul edilen eski bir ideolojinin marjinal kalıntılarından ibaretler.

İnsanlara toplumsal bir ideal göstermek, bir ütopyadan bahsetmek, savaşın ve milletlerin olmadığı bir gelecekten bahsetmek demek eline silah alıp darbe yapıp ülkenin yarısını toplama kamplarına göndermek ve en vicdansız hayvan ve paranoyak bir tanesini de hayat boyu diktatör yapmak demek değildir.

Solculuk herşeyden önce insancılıktır. Ütopyacılık yaparken hep insan için toplum için düşünüldüğü için yapılır. Ama görülüyor ki aslında insanlıktan nasibini almamış bir dolu psikopat vahşi, insanlığa olan nefretlerini ifade etmenin güzel bir kılıfı olarak bunu kullanmışlar 20. yüzyıl boyunca.

Ben şahsen "devrim" denilen olayın en büyük hayvanlık olduğuna inanıyorum. Bence olay tamamen toplumsal tartışmalar halinde olmalı, ve toplumun gelişmesi evrimsel ve diyalektik olmalıdır. "Devrim" yapmak isteyenler diyalektiği anlamıyor. Akıllarınca diyalektiğe kısa devre yaptırmak istemişler. Ama diyalektiği kontrol etmek imkansızdır, çünkü her hareketimiz diyalektikte başka bir adımdır ve diyalektik bizim adımımızla geleceği algoritmik olarak tekrar yazmıştır; diyalektiği aşmamız, onu bilinçli bir şekilde yönlendirmemiz imkansızdır. Bu aynı quantum mekaniğindeki bilinemezlik ilkesi gibidir. Temelde bir bilinemezlik de tarih konusunda vardır. Ama Marxistler akıllarınca diyalektiğin yasasını bulmuşlar da geleceği okuyorlarmış. Nasıl rezil olduklarını 20. yüzyıl boyunca gördük. Geriye tek kalan kanlarına girdikleri milyonların cesetleri oldu. Ama şimdi utanmadan "eh, işte denemeye değerdi, bir toplumsal deney olarak düşünmek lazım, birkaç milyon insancık öldürdük ama..." demeye getiriyorlar. Bu hastalıklı bir zihniyettir.

İkinci bir olay da insan doğası konusudur. Bugün bilim artık biyolojik bir insan doğası olduğu gerçeğini iyice ortaya koyuyor. Evrimsel psikoloji insan doğasının 4 milyon yıl önce Afrika çayırlarında evrimleştiğini ortaya koyuyor. Demek ki Marxistlerin temel kabulü olan bir ilke, yani bütün bu "devrimci" vahşeti rasyonalize etmek için kullandıkları kabul olan şu ilke: "Toplumun ekonomik örgütlenme biçimini değiştirirsek insanların doğasını da değiştiririz, çünkü insan doğası genetik değil kültüreldir, ve insanın nasıl birşey olduğunu biz ekonomik ilişklierin yapısını değiştirerek kontrol edebiliriz" ilkesi gayri-bilimseldir. Ve şu demektir: insan eğik bir kemik gibiyse onu düzeltmeye çalışmak sadece onu kıracaktır. Ki komünist vahşiler 20. yüzyıl boyunca bunu yaptılar.

Toplamak gerekirse. Üç nedenden ötürü komünistlik kabul edilemez:


Hiçbir şekliyle vahşet ve şiddet kabul edilemez. İnsanları zorlamak allahtan reva değildir. İkna etmeye çalışacaksın. Konuşacaksın. Fikirsel makaleler veya romanlarla, sanat eserleriyle bu yapılır. İlla medya ilgisini çekmek gerekiyorsa GreenPeace veya FEMEN eylemleri gibi zararsız ve yaratıcı eylemler yapılır. Hayvanlık yapılmaz. Solculuk hayvanlığın tam tersidir.
Diyalektikçi olmanın gereği toplumun kendi iç tartışmalarıyla (ve tabi toplumlar arası etkileşimin de sonucu olarak) evrimleştiğini görmek ve insan deneyimini aşan bu diyalektiğin insan zihni ve eylemi tarafından kavranıp manipüle edilmesi bir yana, insanın her eylemi ve düşüncesin aslında diyalektikte başka bir adım olarak diyalektik tarafından kavranıldığını idrak etmektir. Yani insan diyalektiği kavramaya çalıştığı zaman bile diyalektik onu kavrar. O yüzden de ne toplumun ne yöne evrileceğini bilmek mümkündür, ne de toplum için aslında neyin iyi olduğunu bilmek mümkündür. Bu demektir ki bir solcu daha mütevazi olmak durumundadır.
Son olarak da insan doğası gerçeği artık bilimsel olarak ortaya konduğuna göre, "devrim yapıp yeni insan yaratacaz" fikrinin bir batıl inanç olduğu ve haliyle "devrimin" de sadece bir kaç sivrizekanın bir toplumu zaptedip insanlara zulmetmesi olacağını gösterir.

Bu sebeplerden dolayı zaten Batı'da artık komünistler önemsiz marjinal bir gruptur. Amerika'da ne kadar neo-nazi varsa o kadar da bu tarz Stalinci komünist vardır herhalde. Ama sosyaldemokratların sayısı ülkenin başkanını seçecek kadar fazladır. İngiltere'de keza. İşçi Partisi Blair zamanında kaç dönem üstüste iktidardaydı.



Sosyalizmi ve solculuğu Batı icat etti. Solculuğun ve sosyalistliğin evrimi de gene Batı tarafından yapıldı. Batılıların 150 sene önce solculuk dediği şey bugün Batılıların solculuk dediği şey değildir. Avrupanın Komünist Partileri 1989 devrimlerinden sonra tüzüklerini değiştirdiler. Bu Batı solculuğunun evriminde sadece bir aşamadır. 150 senedir bu değişim ve evrim devam ediyor. Biz ne kadar takip ediyoruz acaba. Ülkemiz o kadar geri ki Batı solculuğunu bile 100 sene geriden mi takip ediyoruz? Belki de. O yüzden benim gibi Batı standartlarında bir solcu bu tarz forumlarda habire saldırıya uğruyor. Kendim gibi düşünen insanlara çok nadir denk geldim bu kadar senedir. Sorun bende mi acaba ülkede mi?

kartopu
29-12-2014, 11:00
Evet 12 senedir reform üstüne reform yapıyorlar, anca bu kadar düzeltebildiler Atatürkün çağdaş demokrasisini. Mecburen paketle torbayla toptan yasa yapıyorlar, o kadar rezil durumda ülkenin kurumsal yapısı ve yasaları. Daha hala da AB standartlarına uyması gereken bir dolu şey var.

.
Evet reform adı altında 12 eylül faşizm ini aratan uygulamalar yapılmakta Halbuki ülkemiz tarihinde çok güzel bir anayasa örneği var 1961 anayasası getirsinler onun benzeri anayasayı işte sana demokrasi bir iki rutuj yeter.
Ama niyet demokrasi değil niyet başkasının elindeki diktatörlüğü kendi eline geçirmek.

Bu hükümet AB standartlarına zaten karşı ondan bunu beklemek saflıktır.

Son zamanlarda siyasi litetüre uyduruk bir çok deyim eklendi beyaz türk onlardan biri.

Bu ülkede ne müslümana ne kürde bir zarar gelmedi ama devrimciye olanca eziyet edildi hala ediliyor.

Evet gezi kaklışması AKP ve onun baskıcı yönetimine baş kaldırı içinde Kemalistlerinde olduğu isyandır AKP de sokak aralarında adam öldürdü gezi kalkışması işte bu.

M.Kemal sizin için başka bizim için başka biz bir modernleşmenin önünün açılması olarak görüyoruz kusurlarını eleştiriyoruz siz gericiliği tasviye ettiği için karşı çıkıyorsunuz aramızda fark uçurumdur.

Bu ülkede siyasal islama karşı olundu bende karşı olanlardanım ama din kulla allah arasında bir ilişki içinde yürüyorsa bu devlet tarafından korundu. Camilere giden hiç kimseyi yolundan alakonmadı ama camileri mihfer minareyii kılınç gibi görenlere karşı çıkıldı. Kime savaş ilan ediyorsun dinsize mi aleviye mi kime hem demokrasi diyeceksin hem senin inanmadın yere inanmayana savaş ilan edeceksin. Ondan sonrada madur edebiyatı yapacaksın.

Hakkını vermek gerekiyorsa inanç açısından bu ülkede en madur insanlar alevilerdir. Onlara ibadet hakkını bile yasakladı devlet eğer müslümanlar diye anlattığın alevi Bektaşilerse çok haklısın.

Demokrasi ve bağımsız yargı bir gün herkese lazımdır.

kartopu
29-12-2014, 11:41
Devrim ve diyalektik.

Diyalektik her şey hareket halinde değişim bir öncekinin tasviyesidir.
Devrim bir öncekinin yıkımı insana en yakın olanın kurumudur.

Toplumsal diyalektik toplumun ve onun kullanım araçlarının gelişmesi eski toplumun ve kullanım araçlarının tasviyesi.

Bu durumda insanların dünyayı tanıyamadığı onların bir başka yaratıcının kurguladığı inancının bilimle aşılması ve eski inançların tasviyesi.
Yani diyalektik bir ilerleme ve tasviye sürecidir.

Elbette diyalektik mataryalist anlayışa birleştiğinde ayakları yere basacak ve gerçekçi olacaktır.
Tarih bir sınıflar savaşıdır üretici güçlerin gelişmesi sınıflar arası yıpratıcı bir rakabetin ürünüdür.

Dünya ilk güneşten koptuğunda bu düzeyde değildi 5 milyar yıldan söz edilmektedir ilk insanlar toplayıcı ot yiyici iken avcılık ve sonraları toprağı ekmeği öğrendi daha sonraları özel mülkiyetle tanıştı bazıları köle edildi bazıları sahip sonraları toprağa bağımlı üretim genel toprak üzerinden yapıldı ama hep bir savaş vardı (tarihler yazmasada) köle köle sahiplerine isyan etti köylü toprak baronlarına sonunda modern sistem hayat buldu.Ona biz kapitalizm diyoruz yani kapital sermaye olduğu için adı da sermaye birikimi olmuş oluyor.

İşte bu süreç diyalektiği anlatır yani sürekli değişim ve hareket. Bu süreçte çok devrimler yaşandı siyasal devrimlerin yanında üretici güçlerin gelişmesi ve eskinin yıkımı yeninin kurumu.
Bu gün tıpkı bundan öncekiler gibi kapitalizm içinden çıkamadığı krizler yaşamakta insanı kendine ve ürettiğine yabancılaştırmakta. İnsan bir hayvanlar gurubu gibi vahşileşmekte asalaklaşmakta evcilleşmektedir .

Kapitalizm sadece üretim alanında değil tüm toplum alanında çok büyük kriz yaşıyor. Bundan önceki krizlerini dünya ve bölgesel savaşlarla aşsada artık aynı yöntemi kullanamamakta onun içinde krizlerini aşamamaktadır. Artık bu kapitalistler dünyayı yönetemiyor insanlığı da bir bataklığa sürüklüyor böyle devam ettiğinde insanlığın ve dünyanın sonu çok uzak değil.

İşte insanlığa çok büyük bir devrim gerekiyor o da dünya devrimi. İşte bu devrimin sonucunda kurulacak sistem komünizmdir.Herşeyin ortak olduğu karın zararın olmadığı sevginin en büyük inanç olduğu bir dünya.

Şeh bedrettinin dediği gibi yârin gül yanağından başka her şey ortak olmalıdır.Yunusun dediği gibi sevgi bizim dinimiz başka dine inanmayız.
Hipilerin dediği savaşma seviş.
İşte böyle bir dünya ütopyamız .Bilimde bize dünden daha fazla yardım ediyor.

Dialectics
29-12-2014, 11:52
İnsanlara toplumsal bir ideal göstermek, bir ütopyadan bahsetmek, savaşın ve milletlerin olmadığı bir gelecekten bahsetmek demek eline silah alıp darbe yapıp ülkenin yarısını toplama kamplarına göndermek ve en vicdansız hayvan ve paranoyak bir tanesini de hayat boyu diktatör yapmak demek değildir.



Sayın Subat,

Bir moderatör olarak "tekrar eden nefret söylemleri nedeniyle" bir arkadaşa disiplin cezası verdiniz.

Sormak istediğim bir şey var: nefret söylemi değerlendirmelerinizin kriteri nedir?

Üstte de bir örneğini görebileceğiniz üzere sosyalistmarx adlı şahsiyet milletin çoğunluğunun değer verdiği, T.C'nin kurucusu Atatürk'e hiç gocunmadan sürekli hakaret etmekte, içindeki nefreti her fırsatta söylemleri ile dışa vurmaktadır. Ancak bu arkadaş hakkında tarafınızdan şimdiye kadar hiçbir uyarı gereği dahi görülmemiştir. Yaptığı bu davranışla Atatürk'e değer veren çoğu kişiyi ısrarla rencide etmektedir.

Lütfen "nefret söylemi" kriterlerinizin kapsamını açıklar mısınız? Bir tek ırk'lara karşı olan nefret söylemleri mi disiplin cezası gerektirir? Bu ırk da sadece belli başlı ırklar mıdır?

Bu belli başlı ırklar haricindeki herşeye nefret söyleminde bulunabiliyor muyuz? Netleştirir misiniz?

postalmarx
29-12-2014, 11:55
Aslında bu lafla Stalin ve Pol Pot gibi isimleri kastediyordum, sen ne diye Atatürkçü olarak üstüne alındın ki? Seninki de mi öyle?

Dialectics
29-12-2014, 12:25
Aslında bu lafla Stalin ve Pol Pot gibi isimleri kastediyordum, sen ne diye Atatürkçü olarak üstüne alındın ki? Seninki de mi öyle?

Farklı olduğunu mu düşünüyorsun ki sen? "Evet Atatürk öyle değildi bence" diyebilecek misin?

Bak aşağıda potpori var:


Tabii savaş sonrası belli oldu ki hilafetin en büyük düşmanı zaten TBMM deymiş. Anadolu halkı, Pakistan halkı, pardon, gerizekalılığınıza yanın, burada sizin için neyin iyi olduğunu sizden daha iyi bilen bir arkadaş var da, hepinize yalan söyleyip kandırdık, o fakir fukara halinizle sizi dolandırdık, ama daha güzel var: Şimdi üstüne bir de laik bir despotluk kuracaz ve suratınıza tüküre tüküre çocuklarınızı dinsiz yetiştirecez. Çünkü siz gerizekalısınız ve bize inandınız.

Atatürkün rakı sofrasında kendisi gibi koltuk etimologu bir kaç zatın oturup antropolojik, linguistik, arkeolojik falan teorileri uydurup sonra bunu üniversitede okutmaları mıdır? Yoksa bu bilim aşığı zevatın 80 sene sonraki oligarşik mirasçılarının gidip Erke Dönergeci denilen devridaim makinesinin basın toplantısında gidip oturmaları mıdır?


Atatürkçü gibi konuştuğu gördün. Bu ülkede solun içine faşist zehir karışmış. Daha da düzelmez. Teşekkürler Atatürk.

Babanın malı mı? Ha pardon. Öyleydi değil mi? Atatürk memleketi "kurtardı", ve haliyle memleket artık onun tapulu malı oldu, (çünkü kural öyledir), ülke üstünde yaşayan insanların hepsi de misafir. Atatürk de mirasını kendi ideolojik çocuklarına bıraktı. Yani memleket sizin. Geriye kalan herkes de hala misafir. Yani çakallık açısından bakınca başarılı dizayn edilmiş bir masal ama ne kadar devam eder işte orası meçhul.


Gezi olaylarında sanki 1968 Paris'iymiş gibi kendilerine despotizm altında ezilen hümanist, özgürlükçü tavırlarını da takınmışlardı. Ellerinde kalpaklı 1930lardan bir diktatör posterleriyle dünyaya "diktatörlüğe karşı ayaklandık biiz heeey" diye pozlar verdiler, çok heyecanlıydı! Fantezinin her kısmı tamamdı.


aynı şekilde bu Atatürkçü hastalığın da doktrinel köklerine saldırmak gerekmez mi? Ki bu insanlardan daha faydalı insanlar yaratılabilsin

Hani bu adam "ilerigörüşlüydü"? Yani bu nasıl bir zihniyet ki ülkenin milyonlarcasını kamusal alandan ve siyasetten dışlıyorsun? Bu adaletsiz kibirli zorba zulüm ne kadar sürdürülebilir birşeydir ki?


Kimbilir İngilizlerle ne konuştu. Sultanla ne konuştu. Her tarafa oynayan, herkese yalan söyleyen bir adamdı.

En nihayetinde de herkese kazık attı. Diktatörlüğünü kurunca da herkese sövmeye başladı. Nutuk'da Milli Mücadele kahramanlarına hainler diyor daha ne hakaretler ediyor.


Hiç nefret söylemi gören var mı sosyalmarx'ın tespitlerinde? Görüyorsanız kesin ırkçı faşistsinizdir...

Saint-Just
29-12-2014, 12:27
sosyalmarx arkadaş;

bugün komünist hareketin zayıfladığı, gerilediği ve itibarını da oldukça kaybettiği doğru. bunun nedeni sovyetlerin ve çin'in başarısızlığıdır. başarısızlığın nedeni için 50 tane ayrı yaklaşım ileri sürülür. liberale göre ayrıdır, troçkiste göre ayrıdır, anarşist göre ayrıdır, euro komünistlere göre ayrıdır. dolayısıyla o konuya girersek çıkamayız.

uydurma solculuk tanımları yapıyorsun. solculuk herşeyden önce insancılık yada hümanizm değildir. solculuğun en kısa tanımı emek-sermaye çelişkisinde, sınıf mücadelesinde, aslında bütün kültürel alanlarda ezilenden yana olmak demektir. tam eşitlikçi olmak demektir. bunun gerekliliği olarak solcu insanın hümanist olması gerekmez. hatta tam aksine adaletsizliği ve eşitsizliği sağlayanlara kısacası bütün egemenlere ve zalimlere karşı öfke ve nefret içinde olması demektir.

evrim, diyalektiğin yalnızca bir yarısıdır. diğer yarısı da devrimdir ki zaten diyalektik başlı başlına devrimci bir düşüncedir. bundan dolayıdırki karşıtların savaşı, nicel birikim ve nitel sıçrama yasaları vardır. ben hem diyalektikçi olup hem de devrim kavramını reddederim gibi bir tez mümkün değil. bunu söylemek diyalektiği hiç özümseyememiş ve anlamamış olmak demektir. ha yok eğer sen ben diyalektiğin son bütün ustalarını (hegel ve marx) aştım ve onlardan daha iyi bir diyalektik geliştirdim diyorsan amenna..

insan doğası ile ilgili olarak marksist tezin söylediklerini aynen yazmışsın. yazdıkların kesinlikle doğrudur. ancak bu tezleri reddetmen sadece materyalizmi değil diyalektiği de reddettiğin anlamına gelir. çünkü diyalektik için kesin,mutlak,kutsal diye bir şey yoktur. dolayısıyla sonsuz bir insan yada insan doğasıda yoktur. ek olarak şu linkde incelenmelidir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Marx%27ın_insan_doğası_kuramı


diğer bütün iddiaların için (milyonlarca insanın ölümü, sol için şiddet kabul edilemez vs.) gerçekten bunu promethezeus arkadaşa uzun uzun açıklamıştım. onun için bu yazıyı tekrar alıntılamakta fayda görüyorum.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=36384&page=4 (9. ileti)

patasana
29-12-2014, 12:56
arkadaş, hangi emperyalizm masalından bahsediyorsun? eskiden beri pkk'nin emperyalizm'in taşeronu olduğu söylenip durur. ancak durum tam tersidir. örgüt abd ve ab'nin terör örgütleri listesindedir. bizzat abd, öcalan'ı türkiye'ye teslim etmiştir ve nato, öcalan ne yakalanmadan önce ne de yakalandıktan sonra tsk'ye, pkk'nin darbe alması için silah ve sınırötesi operasyon desteği dahil hiç bir yardımı esirgememiştir.

güneydoğu'da, pkk'nin yaptığı söylenen iğrenç olayların çoğunu devlet yapmış ve pkk'nin üstüne yıkmıştır. pkk hiç pislik yapmadı demiyorum. en basitinden köy korucularını öldürürken, gözdağı vermek için ailesinide öldürüyorlardı. sonraları özeleştiri verip vazgeçtiler. ancak dediğim gibi, o olayların en azından yüzde doksanı örgüte yönelik iftiradır.

Emperyalizm "maşası" demiştim önce onu düzelteyim.

Yazdığım yazının ne kadar isabetli olduğunu bu yazınızla daha iyi anlamış oldum.

Ne demiştim? "Aklayıp durun emperyalizmin maşalarını"

Şimdi de aklamak için çılgınca neredeyse pkk'nın abd'ye ve diğer avrupadaki işbirlikçilerine karşı ayaklanmış olduğunu iddia edeceksiniz.

pkk'nın suriyeden sonra gidip abd ve avrupa ülkerinin kucağına oturduğu gerçeğini çarpıtsanız da sizde gerçeği gün gibi biliyorsunuz.

Bahsettiğiniz iddialar gerçekten çok komik.

Sömürgecilerin terör listesinde olmak herkesin bildiği gibi göstermeliktir.2 gün sonra o listelerden çıkarsalar iddianız boşa çıkmayacak mı?

Ki hangi tarihte aldılar terör listesine bunu bir araştırın.

Avrupa ve Amerikada pkk'nın yapılanması, uyuşturucu ile kazandığı paralar, o devletlerden sağlanan silah ve para yardımı, pkk'ya sağladıkları imkanlar gün gibi ortadayken komik duruma düşmeyiniz.

Teslim edilme olayının olayına gelirsek, nato müttefiki italyanın villalarda ağırladığı, en sonunda abd'nin belli şartlar karşılığında teslim etmek zorunda kaldığı gerçeğini görmezden gelmenize şaşırmıyorum.

Ben günümüzden çok sıcak örnekler verdim.Daha birkaç ay önce yaşadık bunları.Ancak görüyorum ki onlara değinmekten kaçınıyorsunuz.Jitem falan yalan oldu 2.yazınızda.

Forum Adminlerine eski mesajımı tekrarlanamak istiyorum.

sosyalmarx nickli şahsın kullandığı hakaret cümleleriyle ilgili bir yaptırım uygulanacak mı?

Eğer bu kelimeler hakaret kapsamına girmiyorsa aynı kelimeleri biz de kullanabilir miyiz?

postalmarx
29-12-2014, 13:02
Farklı olduğunu mu düşünüyorsun ki sen? "Evet Atatürk öyle değildi bence" diyebilecek misin?

Bak dedim ki vicdansız hayvan diktatörler ülkelerinin yarısını toplama kampına tıkıp hayat boyu diktatörlük yapmışlarıdr, paranoyak olduklarından dolayı da habire kendileriyle aynı ideolojide olanları bile hapse atmış öldürmüşlerdir. Tüm ülkeyi dinleyip takip eden gizli polis ajansları kurmuşlardır. Onların zamanında işkence, gözaltında kayıplar vs olağan şeylerdi.

Şimdi Atatürk bir Stalin veya Pol Pot gibi bir vahşi değildi. İnsanları milyonlarcasını toplama kamplarına da tıkmadı. Çok vicdansız olduğunu da düşünmüyorum. Tabii kendinden farklı ırklara karşı vicdansız işler yapmıştır doğru, Kürtlere karşı özellikle. Zilan, Dersim vs katliamları böyledir. Ama Stalin veya Pol Pot gibi kendi ırkından olan insanlara da böyle vahşice yaklaşmamıştı. Stalin ve Pol Pot baya bildiğin klinik anlamda psikopat insanlardı. Atatürkün olayı bu değildi. Sadece megaloman, narsist ve ırkçı idi. Ama vicdansız psikopat olduğunu sanmıyorum.

Onun dışında kendini hayat boyu diktatör ilan etti doğru. Ama tabii ki bir Stalin veya Pol Pot'la yanyana koymuyorum Atatürkü. O kadar da değil.

Finneas; sana da cevap vermek isterdim. Ama Atatürkçülerin aksine sen tamamen olaydan kopmuşsun. Atatürkçüleri kazanabiliriz belki ama seni kazanamayız bence. Yitik bir vakasın malesef. O yüzden senle tartışmak istemiyorum. Hastalıklı düşüncelerin için, insanlığa karşı olan nefretin için terapiye gitmeni tavsiye ederim. Selametle.

postalmarx
29-12-2014, 13:04
Forum Adminlerine eski mesajımı tekrarlanamak istiyorum.

sosyalmarx nickli şahsın kullandığı hakaret cümleleriyle ilgili bir yaptırım uygulanacak mı?

Eğer bu kelimeler hakaret kapsamına girmiyorsa aynı kelimeleri biz de kullanabilir miyiz?

Adminlerden bir uyarı puanı aldım bile sakin ol, ortalığı velveleye veriyorsun. Karşında bu forumdan en az on kere atılmış, yıllardır it muamelesi görmüş biri duruyor. Sanki bana iltimas geçiliyor buralarda anasını satayım. Ne bağırıyon?

Saint-Just
29-12-2014, 13:06
Finneas; sana da cevap vermek isterdim. Ama Atatürkçülerin aksine sen tamamen olaydan kopmuşsun. Atatürkçüleri kazanabiliriz belki ama seni kazanamayız bence. Yitik bir vakasın malesef. O yüzden senle tartışmak istemiyorum. Hastalıklı düşüncelerin için, insanlığa karşı olan nefretin için terapiye gitmeni tavsiye ederim. Selametle.

sen bilirsin

görüşmek üzere..

Dialectics
29-12-2014, 13:18
Şimdi Atatürk bir Stalin veya Pol Pot gibi bir vahşi değildi. İnsanları milyonlarcasını toplama kamplarına da tıkmadı. Çok vicdansız olduğunu da düşünmüyorum. Tabii kendinden farklı ırklara karşı vicdansız işler yapmıştır doğru, Kürtlere karşı özellikle. Zilan, Dersim vs katliamları böyledir.

Dersim katliamları ile ilgili şu aşağıdaki linki paylaşayım:

http://www.odatv.com/n.php?n=hadi-gelin-dersimi-de-tunceliyi-de-tartisalim-2011141200

Bak alıntılayalım:
Evet, Dersim’de askerler şehit edildi. Ancak sayı yanlış.. 30 değil, 199 asker şehit edildi!.. İlk olarak da Atatürk’ün açılışını yapacağı Singeç köprüsünü koruyan karakol basıldı, bir teğmen ve 33 asker hunharca katledildi.

Evet, Dersim’e harekat farz olmuştu. Şeyhler, ağalar Dersim’i yüz yıllardır devlet içinde devlet gibi yönetiyor, o yöredeki zavallı köylüyü maraba olarak, eşkıya olarak kullanıyordu. Cumhuriyetin o topraklara götürmek istediği yola da okula da köprüye de sırf bu düzenleri bozulmasın diye karşı çıkıyordu. Buna rağmen isyana çok sayıda aşiret katılmadı. Askeri harekat, isyana katılan Abasan, Haydaran, Demenan, Kureyşan, Yusufan aşiretlerine karşı yapıldı. Tam 6 bin küsur silahlı asiye karşı yapıldı!.. Yani bu bir savaştı...O Mehmetçiklerin canını alan silahların menşei neydi acaba?. Tabii ki İngiliz, Tabii ki Fransız’dı!. Tıpkı Ağrı isyanlarında, Koçgiri isyanında, Bolu-Düzce, Gerede, Yozgat isyanlarında, Şeyh Sait İsyanında olduğu gibi!.. Yeri gelmişken yazayım; sen ve senin gibilerin “özür” hezeyanından sonra Savcı Sayan isimli muhterem de ekrana çıkıp, “Ağrı isyanlarında da insanlar öldü” deyip, özür dilenmesini istemesin mi?! Bu durumda Cumhuriyet, dış destekle canına kasteden tüm isyanlar için özür dilemelidir, hatta bu da yetmez, Cumhuriyeti kurduğu, aydınlanma devrimini hayata geçirdiği için büyük devrimci Mustafa Kemal, mezarından çıkıp özür dilemelidir mantığı da “özel tarihin” başköşesine oturdu.

Evet, Seyit Rıza düpedüz haindi!. Daha önce yazmıştım, bir kez daha tekrarlayayım. Seyit Rıza’nın İngiltere Dışişleri Bakanına, Fransızca yazdığı 30 Temmuz 1937 tarihli “3 milyon Kürt yardımınızı bekliyor” içerikli mektubunu, Londra’da, “Public Record Office” arşivinden ben çıkarttım. 28 Haziran 1987 tarihli Nokta Dergisi’ne kapak oldu. Mektubunun altındaki imza şöyleydi:

-Dersim Generali seyit Rıza!..

Kürt ayrılıkçı çevreleri bu mektubu önce şiddetle inkar etti. Olmadı!. Bu kez “Seyit Rıza’nın okuma yazması yoktu. Mektubu Baytar Nuri yazdı” dediler. Sanki Baytar Nuri efendi, Seyit Rıza’nın değil de, İRA’nın danışmanı ve ayrılmaz adamıydı!.. Şu soytarılığa bakın...


-Başta büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyeti kuran kadroyu “soykırımcı, savaş suçlusu” göstermek için, 2008’de Ermeni dostlarıyla Avrupa parlamentosu kanatları altında hiç utanıp sıkılmadan “soykırım toplantısı” düzenleyen emperyalizmin Kürt işbirlikçileri, “isyan filan yoktu, Kürtleri yok etmek için böyle bir şey uyduruldu” yalanını ortaya attı. Geçen haftaki yazımda anlatmıştım. Bu yalan tutmayınca, “oradaki aşiretler kışkırtıldı” rezilliğine savruldular. Tabii o zaman da şu soru ortaya çıktı: “ öyleyse niçin bir çok aşiret isyana katılmadı?!” Hani, nerede yanıt?..

Mustafa Kemal, 1 Kasım 1936’da, TBMM’de yaptığı konuşmada, “Dersim’deki ağalık düzeni sorunu Türkiye’nin en önemli iç sorunudur” diyordu. Bunun için başta, İsmet İnönü ve Celal Bayar olmak üzere raporlar hazırlandı. 1935 yılında Dersim’e Tunceli adı verildi. Hangi yönetim, soykırım yapmayı düşündüğü bir bölge için binlerce sayfadan oluşan, tutanak, yazışma, telgraf, Bakanlar Kurulu kararı düzenler ve bu arşivleri korur acaba?. Hangi soykırım tasarlayan hükümet, Cumhurbaşkanı’nın da imzasıyla 27 şubat 1938’de Ovacık’ta şehit edilen komutan ve 20 erin veresiye aldığı erzakın parasının yöredeki bakkallara ödenmesi için karar çıkartır acaba? (Sağ olasın Yılmaz Özdil)

Madem soykırım denecek denli bir büyük katliam yaşandı, niçin 1935 sayımında 101 bin olan Tunceli nüfusu, 1940 yılında 94 bin 600 idi?. Çarşamba günü Soner Yalçın’ın Sözcü’deki köşesinde “Dersim değil Tunceli” başlıklı yazısını okumanı öğütlüyorum. Bak, Soner orada ne diyor:


Sen hangi kaynaklardan ediniyorsun bilgilerini bilemiyoruz ama bak böyle kaynaklar da var. Değerlendiriyor musun bunları da?

postalmarx
29-12-2014, 13:21
Sen hangi kaynaklardan ediniyorsun bilgilerini bilemiyoruz ama bak böyle kaynaklar da var. Değerlendiriyor musun bunları da?

Ben anlamam. Bir devlet kendi vatandaşına topla tüfekle gidemez. Kadın çoluk çocuk öldüremez. Böyle saçmalık olur mu?

postalmarx
29-12-2014, 13:29
evrim, diyalektiğin yalnızca bir yarısıdır. diğer yarısı da devrimdir ki zaten diyalektik başlı başlına devrimci bir düşüncedir. bundan dolayıdırki karşıtların savaşı, nicel birikim ve nitel sıçrama yasaları vardır. ben hem diyalektikçi olup hem de devrim kavramını reddederim gibi bir tez mümkün değil. bunu söylemek diyalektiği hiç özümseyememiş ve anlamamış olmak demektir. ha yok eğer sen ben diyalektiğin son bütün ustalarını (hegel ve marx) aştım ve onlardan daha iyi bir diyalektik geliştirdim diyorsan amenna..

Ben diyalektik lafını birbirimizi anlayalım diye söyledim. Yoksa ben Marxist veya Hegelci anlamda diyalektiğe değil, "evrimsel silahlanma yarışı" diye temelde biyolojik ve evrimsel-psikolojik birşeye inanıyorum. Aşağı yukarı benziyorlar ama aslında tam da aynı şeyden bahsetmiyoruz. Yani "diyalektik şu mudur değil midir" tartışmasında zaten senin görüşün tanım gereği galip gelecektir. Ama benim açımdan önemli değil çünkü anlayışım farklı. Sadece mecazi olarak "diyalektik" dedim.


insan doğası ile ilgili olarak marksist tezin söylediklerini aynen yazmışsın. yazdıkların kesinlikle doğrudur. ancak bu tezleri reddetmen sadece materyalizmi değil diyalektiği de reddettiğin anlamına gelir. çünkü diyalektik için kesin,mutlak,kutsal diye bir şey yoktur. dolayısıyla sonsuz bir insan yada insan doğasıda yoktur. ek olarak şu linkde incelenmelidir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Marx%27ın_insan_doğası_kuramıBir "insan doğası" olup olmadığı felsefenin değil biyolojinin ve Darwin'i ciddiye alan bir psikolojinin konusudur. Bu konuda Steven Pinker'in Boş Sayfa kitabını referans göstermek istiyorum. Evrimsel Psikoloji oldukça yeni bir bilimdir o yüzden bilmiyor olman normaldir. Ama sosyal bilimde yakında çok şey değişecek.

Subat
29-12-2014, 13:43
Sayın Subat,

Bir moderatör olarak "tekrar eden nefret söylemleri nedeniyle" bir arkadaşa disiplin cezası verdiniz.

Sormak istediğim bir şey var: nefret söylemi değerlendirmelerinizin kriteri nedir?

Üstte de bir örneğini görebileceğiniz üzere sosyalistmarx adlı şahsiyet milletin çoğunluğunun değer verdiği, T.C'nin kurucusu Atatürk'e hiç gocunmadan sürekli hakaret etmekte, içindeki nefreti her fırsatta söylemleri ile dışa vurmaktadır. Ancak bu arkadaş hakkında tarafınızdan şimdiye kadar hiçbir uyarı gereği dahi görülmemiştir. Yaptığı bu davranışla Atatürk'e değer veren çoğu kişiyi ısrarla rencide etmektedir.

Lütfen "nefret söylemi" kriterlerinizin kapsamını açıklar mısınız? Bir tek ırk'lara karşı olan nefret söylemleri mi disiplin cezası gerektirir? Bu ırk da sadece belli başlı ırklar mıdır?

Bu belli başlı ırklar haricindeki herşeye nefret söyleminde bulunabiliyor muyuz? Netleştirir misiniz?

Geç gördüğüm için kusura bakmayın.
Siz bu mesajı yazmadan önce, sosyalmarx zaten uyarı cezası aldı. Devamı halinde cezanın tekrar edeceğini de belirttim. Nefret söylemini, şahıslar için ele almıyoruz. Aksi halde peygamberleri için söylenen çok daha ağır ithamlar var. Sayın prometheZEus, komple bir ve daha fazla etnik gruba defalarca tekrar eden şekilde hakaret ettiği için, ölmelerini, kan kusmalarını vb. temenni ettiği için ceza almış bulunuyor. Aksi halde politik argümanların sarf edilmesi, kimsenin banlanmasına gerekçe olamaz. Bu durumda Stalin'e de Atatürk'e de politik argümanları kullananlara ceza vermek durumunda kalacağız. Kıstasımız, hakaret edilmemesidir. Forumumuzda, din eleştirisi yapanlar ile islamofobi nedeniyle eleştiri yapanlar arasında da ayrım yapıldığını görebilirsiniz.

Dialectics
29-12-2014, 15:05
Ben anlamam. Bir devlet kendi vatandaşına topla tüfekle gidemez. Kadın çoluk çocuk öldüremez. Böyle saçmalık olur mu?

Ben anlamam ne demek? Kendi şahsi çıkarları için, kendi ağalık düzenlerini korumak için devlete karşı ayaklananlara, devletin askerini boğazlayıp köprüsünü havaya uçaranlara ne yapmak lâzım geliyor? Bugün Cizre'de olduğu gibi seyretmek mi?


Kadın, çoluk, çocuk öldürmez elbette devlet; sanki devlet salt onu amaçlamış gibi algılarsan olayı işimiz var.


Atatürkün sözlerine kanan bir o değil ki. Atatürkün Müslüman diye aşağıladığı halkın dini duygularını nasıl sömürdüğünün en güzel örneği 22 Nisanda açılması planlanan meclisi "cuma olduğu için 23 nisana alalım, hutbeler okutup, hatimler indirtip öyle açalım" demesinden görmek lazım. Milli Mücadelenin temel sloganı da "hilafeti ve sultanı kafirlerin elinden kurtarmalıyız, yardım edin ey insanlar" şeklindeydi. O Kongrelerde ana mesaj buydu. Kürtlere de o dönemler övgüler düzüyordu, "Türk ve Kürt halkları" diye konuşmalarında bahsediyordu. Özerklik sözü bile verdiği söyleniyor Milli Mücadeleye destek karşılığında. Hindistanın garibanlarından da "hilafeti kurtarmak için" para aldığını, Lenin'den de "sosyalizm kuracaz" diye para aldığını söyledik. Kimbilir İngilizlerle ne konuştu. Sultanla ne konuştu. Her tarafa oynayan, herkese yalan söyleyen bir adamdı.

Atatürk'ün kurtuluş mücadelesi esnasında zaten bazı dini liderlerden fetva aldığı, inkılap tarihi kitaplarında da yazar. Meşru bir yöntem midir değil midir nihai amaca bakmak lazımdır. Neticede ülkenin başka birilerinin sömürgesi haline gelmesi söz konusu. Bağımsızlığını ilan edememesi durumunda İzmir'e, İstanbul'a vatandaşlarını taşımaya başlayan yabancıların tüm anadoluya yerleşmesi seni azınlık haline getirmesi söz konusu. Adı üstünde bağımsızlık mücadelesi. Hem de ne şartlarda verilen bir mücadele, elde ne para var, ne silah, ne tüfek...

Bu Atatürk'ün Hintlileri ve Lenin'i kandırdığı ile ilgili belge var mı elinde? Bu bahsettiğin söylemleri nerede ifade etmiş? Bu kaynakları veren şahsiyet acaba ne diye İngilizler ile ilgili belge bulamamış?

Bak Lenin, Atatürk için ne diyor:
Kurtuluş savaşımız sürerken TBMM Hükümetini ilk tanıyan ve Ankara’ya büyükelçi atayan Sovyet Rusya’dır. Lenin, Ankaraya büyükelçi olarak gönderdiği Aralov ‘a M. Kemal hakkında şunları söyler :

“Mustafa kemal sosyalist değildir. Fakat, görülüyor ki iyi bir örgütçü,yüksek anlayışlı bir önder.Ulusal burjuva ihtilalini yönetiyor. İlerici akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist devrimimizin önemini anlamış olup, Sovyet Rusya’ya olumlu davranıyor.O, istilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapıyor. Emperyalistlerin gururunu kıracağına, padişahı da yardakçılarıyla birlikte silip süpüreceğine inanıyorum.Ona, yani Türk halkına yardım etmemiz gerekiyor.”

Hani sosyalizm sözü vermişti Atatürk, adam kendi diyor Atatürk sosyalist değildir diye.


Aşağıda da Atatürk'ün Hintli müslümanlara hitaben 1922 yılında yazdığı mektup var:

Tarafımızdan icra olunan zaferden Hindistan için de mühim bir hisseyi müşerref vardır. Bilhassa himmeti alileri ile temin buyrulan muavenet-i maddiye ve iane paraları Türkiye davasının tahakkuku yolunda pek ziyade işe yaramıştır. Ondan sonra dahi devam edecektir. Muzahereti mahbubunuz suret-i nihaiyede aktı muharrer olan sulhumuzun tesriina ve amali milliyetimizin tamamen istimaline nihayet edecektir. Türkiye halkı adına daima yüksek bir alaka ile hareket eden ve her fırsatta samimi teveccühatını izhar eyleyen bütün Hintli kardaşlara hem minnetkar selamlarımızı niyetlerimizi ve murahhasen tavassutu aliyelerini rica eder ve zatı alilerine ihtiramatı kalbiyemi arz ederim efendim.

Hilafetten bahsediyor mu bu mektup? Hilafeti korumamıza yaramıştır yardımlarınız gibi bir ibare var mı?

İddialarının kaynaklarını sen de paylaşır mısın?

patasana
29-12-2014, 16:46
Adminlerden bir uyarı puanı aldım bile sakin ol, ortalığı velveleye veriyorsun. Karşında bu forumdan en az on kere atılmış, yıllardır it muamelesi görmüş biri duruyor. Sanki bana iltimas geçiliyor buralarda anasını satayım. Ne bağırıyon?


Sakin ol şampiyon sana bağırdığımız yok, herşeyi üstüne alınıp atarlanma.

Fikirlerine saygı duyulmasını istiyorsan, medeni bir şekilde tartışmalısın.Agresiflik yaparak, Atatürk'ü sevenlere kafadan ırkçı, faşist, solcu olmaya çalışan faşistler tarzında yaftalar yapıştırırsan, burada fikir alışverişinden çok küfür alışverişi olur.

Zaten buradaki sinir katsayısının yüksekliği, ezberlerden gelen ithamlar burada da olsa devletin en üst kademelerinde de olsa farklı düşüncelerin neden tartışarak bir yere varamadıklarını bize gösteriyor.

Dersim ve daha nice tarihi iddialar ile ilgili Sinan Meydan'ın el cevap kitabını tahammül edebilirsen bir oku.

Ayrıca 1937-39 yılları arasında yaşanmış, henüz devlet arşivi bile tam anlamıyla açılmamış, üzerinde dedikodu yapılarak rant sağlanmaya çalışılan bu konuyu konuşabilmemiz için, önce günümüzü değerlendirebilmemiz gerekir.

Dersim ile ilgili tarihi gerçekler ancak devletin arşivini açmasıyla ortaya çıkar.Peki bu arşivler niye açılmıyor? ingiliz sömürgecilere mektup yazan vatansever!leri aklamaya çalışanlar niye dedikodu yapmak, her seçimde rant sağlamak yerine bunları açıklamıyor?

Örneğin 3 yıl önce uluderede çoğu çocuk birçok kişi bombalandı.Gözümüzün önünde olan şeyde sorumlu kimdi?
Pkk'ya sorsan devletti.
Devlete sorsan Pkk yüzündendi.

Sen bunun cevabını bulursan Dersimin de cevabını bir yerden yakalamış olursun.

postalmarx
29-12-2014, 17:30
Dialectics,

Ya bak kendi ağzınla diyorsun halkı kandırmış diye. Çünkü "neticeye bak" diyorsun. Yani ortada daha önemli bir problem varmış: bağımsızlık elden gidiyormuş. O yüzden de halkı kandırmak mübah oluyormuş. Ve bu insanda böyle bir potansiyel var.

Şimdi kendi halkını kandıran adam gidip başka halkları da kandırmaz mı? Kalkmış bana Hindistan'a iş işten geçtikten sonra gönderdiği mektubu gösteriyorsun. Bu adamlara ilk para isterkenki mektuplarını da bulup paylaşsana. Sen bana bir açıkla şunu. Hintli Müslümanlar salak mı ki Türkiyede hilafeti kaldıracak adama para versinler? Adamların ne umrunda ki Türkler, işin içinde hilafet olmasa? Zaten kendileri İngiliz işgali altında, kendi dertleriyle mi uğraşsınlar yoksa Türklerinkiyle mi? Ama işin içinde halifeye saygı olunca başka oluyor. O fakir fukara insanlar 15 milyon altını denkleştirip gönderiyor. Atatürk de "vay salaklar" diyor, parayı kullanıp savaşı kazandıktan sonra çatır çatır hilafeti kaldırıyor. Hintli Müslümanların (Pakistanlıların yani) yüzüne tükürmekten farkı olmayan bir hareketle. Kalkıp bu mektubu göndermiş ne fayda. Adamlar kendilerini bok gibi hissetmişlerdir. 15 milyon altın o devirde, bugün bile nasıl fakir olan bir ülke için ne değerlidir. Yazık değil mi adamlara?

Hilafetin kaldırılması konusunda da gene salak propagandalara kanıyorsunuz. Sanki çok önemli bir hamleymiş gibi. "İlericilik" açısından çok gerekliymiş gibi. Olayın ardından yorum yapınca zaten herşey zaten öyle olması gerekliymiş gibi gözükür, bu insan psikolojisinin bir önyargısıdır. Ama mevzuya bakarsak: Hilafet aynı papalık gibidir. Papalığın bugün İtalya'da ne siyasi gücü var? Bugün de halife aynı öyle sembolik bir konumda olurdu. Arada gidip IŞİD gibi Taliban gibi fanatiklere "lan adam olun" falan derdi. Dini azınlıkları korurdu. Sözü geçerdi. İyi birşey olurdu yani. Hiçbir zararı olmazdı. Siyaset gene mecliste yapılırdı.

Siz sanıyorsunuz ki sultan olsa, halife olsa bunlar hiç ilerici siyasetin etkisine açık olmayacaklar. 500 sene önce nasıllarsa öyle olacaklar. Lan mümkün mü? Bak papalık bugün Galile'den özür dilemiş, evrimi kabul etmiş, engizisyonlardan utanıyor, ateistler, rafıziler veya eşcinseller hakkında yobaz yobaz konuşmamaya dikkat ediyor. Çünkü liberal basının gözü adamların üstünde. İlerici insanların gözü adamların üstünde. Bizde niye farklı olsun ki? Kurumlar ilerleme kaydedemez, liberallikten etkilenemez diye bir kaide mi var?

Sultan ve halife bugün olsaydı siyaseten sembolik bir makamda olacaklardı, ve sadece hayır hasenat işlerinde ilham kaynağı olmaya çalışacaklardı. Bu kadar basit.

Lenin konusunda da "biz de bolşevikiz" falan diye ona da yaklaştığını ben duydum. Detaylarını bilemem. Belki Lenin "yalan söylüyor ama neyse" demiştir. Bilemem. Sonuçta dediğin gibi netice için her yol mübah diye düşünen bir adam herkese herşeyi söyleyebilir.

Şimdi asıl meseleye gelirsek. Yani "bağımsızlık" mevzusuna. Burada mevzuyu doğru anlamıyorsun. Bak şimdi Osmanlı savaşı kaybetti değil mi? Haliyle muzaffer devletlerin sembolik bir askeri gücü başkente gelecek, aşağılayıcı bir barış anlaşması imzalatacaklar, bir dolu tazminat falan alacaklar, orduyu falan terhis edecekler, ve gidecekler. Bu iş böyle olur. Keza Almanya'ya da Versailles anlaşmasını da imlatmadılar mı? Kalkıp dünya savaşına girersen olacağı budur. Bu işin kuralı bu değil midir? Ezelden beri bu şekilde olmadı mı?

Şimdi sen bir de bağımsızlık falan lafını araya karıştırıyorsun. Bir imparatorluğun bağımsızlığı ne demektir? Osmanlı bir imparatorluktu değil mi? Arapları, Sırpları, Yunanlıları, Kürtleri, Ermenileri, Lazları falan hep işgal etmiş, haraca bağlamıştı, değil mi? Şimdi bağımsızlıktan bahsederken bu zaptedilen halkların bağımsızlığından bahsedilir. Savaş öncesi 1912 Balkan Savaşlarında zaten Bulgaristan ve Sırbistan bağımsızlığını almıştı. Yunanistan da toprağının bir kısmını ta 1800lerin başlarında kurtarmıştı. Ermeniler de Savaş sırasında bir bağımsızlık mücadelesine girişmeleriyle beraber 1 milyon tanesi Osmanlı tarafından katledilerek bağımsızlıkları engellendi.

Arapların toprakları ise gene Savaş sırasında İngilizlerin ve Fransızların kontrolüne geçti ama burada bizzat Arapların da onların tarafında Osmanlıya karşı savaşması da bir faktördü. Yani onlar da bağımsızlıklarını istiyordu. Keza Baas hareketinin ideologları ta o savaş sırasında yazmıştır. Arap milliyetçiliğinin yeşil-kırmızı-siyah-beyaz bayrağı da o zamanlarda şekillenmişti.

Savaş sonrası kademeli ve planlı olarak Araplara bağımsızlıkları verildi Batılılar tarafından. Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan gibi ülkeler kuruldu.

Şimdi gelelim Osmanlının kalan topraklarına. Burası hala bir imparatorluktu. Ermenilerin çoğu katledilmişti ama gene de bir Ermenistan kurulabilirdi. Kürdistan kurulabilirdi. Ve Ege'de hatta Karadenizin bir kısmında Yunanlıların ağırlıkla yaşadığı belli yerler de Yunanistan'ın olabilirdi.

Ben şahsen burada etik olarak acaip bir durum görmüyorum. Objektif olarak bakarsan doğrusu budur. Türkler de kendi nüfus olarak ağırlıklı yaşadıkları yerlerde kendi ülkeleri olması doğrusuydu. İç Anadolu Akdeniz ve Marmara'da milli bir Türk devleti olabilirdi. Zaten Wilson İlkeleri de bu yöndedir. Ve Sevr Anlaşması da bu şekildeydi. Yani Türklerin milli bağımsızlığı tehlikede falan değildi. Tehlikede olan sadece Türklerin imparatorluğuydu. İngiliz ve Fransızların Türklerin yaşadığı bölgeleri sömürgeleştirme niyeti yoktu. Buna imkanları da yoktu. Onları cezbeden bir kaynak da yoktu.

İngilizler ve Fransızlar Osmanlıyı daha da bölme konusunda da çok da hevesli değillerdi. Yani aslında Atatürk mevzuya kafadan dalmasaydı da Türkiye bugünkü aynı sınırlarda, yani imparatorluk olarak kalacaktı. İngilizlerin içinde Yunanistan'a sempati duyup sömürge edilmiş Rum Ege'nin de kurtarılmasını isteyenler vardı tabii ki. Amerika'da da Ermenilere sempati duyanlar vardı. Ama Kürtler konusunda kimse hevesli değildi. Ermenistan fikri de artık ortada Ermeni kalmadığından çok gerçekçi değildi. O yüzden olacağı zaten Türkiyenin olduğu gibi kalmasıydı. İngilizler ve Fransızlar için sadece petrol bulunan Irak'ı falan Osmanlı'dan kopartmak, ve Süveyş boğazını güvene almak önemliydi.

Nihayetinde bu adamlar Padişaha biraz tazminat ödetip, kalkıp gene sağa sola saldırmaması için ordunun belini büküp, Türkiyenin topraklarını aynen bırakacaklardı. Ama Atatürkün nedense "vatanı ve hilafeti kurtarması" gerekti!

Atatürk aslında imparatorluğu kurtarma derdindeydi. Belki sadece Türkiyenin o zamanki sınırlarını değil ama "kaybedilen" Arap topraklarını, hatta Balkan savaşında "elden çıkan" Balkan topraklarını da geri alma heveslisiydi belki de. Yani üzerinde Kürtler yaşasın, Araplar yaşasın, Rumlar yaşasın, Ermeniler yaşasın farketmez! Orasını Osmanlı zaptetmiş mi, artık orası "Türk vatanı" oluyor, nasıl oluyorsa.

Bu İslamcı emperyalizmin bir zihniyetidir. Allah nasıl tüm dünyayı Müslümanlara vaat etmişse, ve bunların hakkıysa o topraklara girip oranın halkını haraca bağlamak, Atatürk de bu zihniyetten kendini kurtaramamıştır. Sadece Müslümanlık yerine Türklüğü yerleştirmişti, ama aynı "ilahi vaat" metafiziği aynen duruyor, sadece içeriği değişik.

Bugün bile Atatürkçüler hala Kürtlerin üzerinde yaşadığı toprağa "Türk vatanı" diyor ve PKK'ya karşı yapılan mücadeleye "vatan savunması" diyor. Ve o toprakta yaşayan Kürtlere "Kuzey Irak'a gidin" falan diyor. Bu zihniyet İslam'dan kalma bir zihniyettir. Yoksa dünyanın hiçbir yerinde bir imparatorluk işgal ettiği toprağı vatan kabul etmez, ve üstündeki milleti de o toprağa çöreklenmiş davetsiz misafirler olarak görmez. Herkes oraya sömürge olarak bakar. Ve oradaki sömrüge edilmiş halkın da bu duruma gayet de içerlediğini, ve her an isyan edebileceğini bilir. Bu binlerce yıldır böyle olmuştur.

Ama nihayetinde Atatürk Kürtlerin de aklını çeldi, ve Müslüman Anadolu halkına da "hilafeti sultanı kurtaralım" diye hikayeler anlatıp onları da Osmanlıyı kurtarmak hedefiyle bir kere daha savaşa soktu. Yunanlılar tarihsel toprakları olan, kendi hakları olan İzmir ve yöresini alamadılar.

Belki de Atatürk ve diğerleri "milli mücadele" ye girişmiş olmasaydı, İngilizler Yunanlılara ordularıyla Anadoluya girme iznini bile vermezlerdi. Belki bütün bu "vatan kurtarma" fanatizmi olmasaydı, Sultan gayet de hakettiği üzere aşağılayıcı bir anlaşma imzalayıp (çünkü ne halt etmeye dünya savaşına giriyorsun--aklınca "kaybettiğin" sömürgelerini geri alacaksın), savaş tazminatı falan verip, özellikle Ermeniler'e yapılan soykırmın tazminatını onlara ödeyip, mallarını mülklerini iade edip, kalan Türkiye topraklarını olduğu gibi tutacaktı. Aynı Almanlara olduğu gibi.

Ama biz gene bir 3-4 sene daha savaşa sokulduk, Yunanlıların elinden Rum kenti İzmir'i, kenti ateşe vererek "kurtardık". Daha sonra da kentin Rum nüfusunu Yunanistan'a postaladık ve kent daha da bir "kurtuldu". Daha sonra da Kürtlere dönüp bu sefer bunları "adam etmeye" başladık. Daha Dersim katliamından 10 sene önce bölgenin Türkleştirilmesi gerektiğini konuşuyorlardı Ankara'da. Adamlar yani daha baştan niyeti bozmuştu. Kürtçeyi yoketme projesi ta o zamanlardan başladı. Ve bugün 30 senedir devam eden PKK isyanına sebebiyet verdi. Devlet 3-5 sene öncesine kadar bu kalınkafalı siyasetten vazgeçmedi.

Ama kazanç ne oldu. Ermeniler'e beş kuruş tazminat ödemedik. Adamların malını mülkünü yağma ettik. Karılarını kızlarını yağma ettik. Sonra da yapılan vahşeti, bir milyon insanın kadın çoluk çocuk öldürülmesini ta bugüne kadar inkar ettik. Bu iğrençlikle de dünya tarihine geçtik. Ama en azından beş kuruş ödemedik. Şimdi o paralarla yurtdışında lobi ve tarihçi satın alıp başka memleketlerin Ermeni Soykırımını tanımaması için "diplomasi" yapıyoruz. Hamdolsun.

Dialectics
29-12-2014, 18:33
Dialectics,

Şimdi kendi halkını kandıran adam gidip başka halkları da kandırmaz mı? Kalkmış bana Hindistan'a iş işten geçtikten sonra gönderdiği mektubu gösteriyorsun. Bu adamlara ilk para isterkenki mektuplarını da bulup paylaşsana. Sen bana bir açıkla şunu. Hintli Müslümanlar salak mı ki Türkiyede hilafeti kaldıracak adama para versinler? Adamların ne umrunda ki Türkler, işin içinde hilafet olmasa? Zaten kendileri İngiliz işgali altında, kendi dertleriyle mi uğraşsınlar yoksa Türklerinkiyle mi? Ama işin içinde halifeye saygı olunca başka oluyor. O fakir fukara insanlar 15 milyon altını denkleştirip gönderiyor. Atatürk de "vay salaklar" diyor, parayı kullanıp savaşı kazandıktan sonra çatır çatır hilafeti kaldırıyor. Hintli Müslümanların (Pakistanlıların yani) yüzüne tükürmekten farkı olmayan bir hareketle. Kalkıp bu mektubu göndermiş ne fayda. Adamlar kendilerini bok gibi hissetmişlerdir. 15 milyon altın o devirde, bugün bile nasıl fakir olan bir ülke için ne değerlidir. Yazık değil mi adamlara?

Yani Atatürk'ün ben hilafeti kurtaracağım dediği bir belge, döküman yok elinde? Muhtemelen "yalancı adamın tekiydi" sonucuna kendi tahminlerinle ve bir takım kaynakların ima ettiği güdülenmelerinle ulaşıyorsun. Demek ki yanılma ihtimalin de var.

Hilafetin kaldırılması konusunda da gene salak propagandalara kanıyorsunuz. Sanki çok önemli bir hamleymiş gibi. "İlericilik" açısından çok gerekliymiş gibi. Olayın ardından yorum yapınca zaten herşey zaten öyle olması gerekliymiş gibi gözükür, bu insan psikolojisinin bir önyargısıdır. Ama mevzuya bakarsak: Hilafet aynı papalık gibidir. Papalığın bugün İtalya'da ne siyasi gücü var? Bugün de halife aynı öyle sembolik bir konumda olurdu. Arada gidip IŞİD gibi Taliban gibi fanatiklere "lan adam olun" falan derdi. Dini azınlıkları korurdu. Sözü geçerdi. İyi birşey olurdu yani. Hiçbir zararı olmazdı. Siyaset gene mecliste yapılırdı.

Siz sanıyorsunuz ki sultan olsa, halife olsa bunlar hiç ilerici siyasetin etkisine açık olmayacaklar. 500 sene önce nasıllarsa öyle olacaklar. Lan mümkün mü? Bak papalık bugün Galile'den özür dilemiş, evrimi kabul etmiş, engizisyonlardan utanıyor, ateistler, rafıziler veya eşcinseller hakkında yobaz yobaz konuşmamaya dikkat ediyor. Çünkü liberal basının gözü adamların üstünde. İlerici insanların gözü adamların üstünde. Bizde niye farklı olsun ki? Kurumlar ilerleme kaydedemez, liberallikten etkilenemez diye bir kaide mi var?

Sen hiç "algı yönetimi" diye bir şey duydun mu? Örneğin toplumun henüz hazır olmadığı fikirler (misal Öcalanın salıverilmesi) küçük haberlerle, ya da bir takım hareketler ile ima edilir. Böylelikle bu imadan hareketle toplumun daha büyük sonuçları düşünmeye başlaması, buna alışması beklenir. Hilafeti ya da saltanatı kaldırmanın çok basit, gereksiz şeyler olduğuna takılmışsın ancak burada yaratılan algıyı, gösterilen hedefi, bunun toplumda yarattığı etkiyi gözardı edemezsin.




Sultan ve halife bugün olsaydı siyaseten sembolik bir makamda olacaklardı, ve sadece hayır hasenat işlerinde ilham kaynağı olmaya çalışacaklardı. Bu kadar basit.

Lenin konusunda da "biz de bolşevikiz" falan diye ona da yaklaştığını ben duydum. Detaylarını bilemem. Belki Lenin "yalan söylüyor ama neyse" demiştir. Bilemem. Sonuçta dediğin gibi netice için her yol mübah diye düşünen bir adam herkese herşeyi söyleyebilir.

Geçen gün tarifini yaptığın ideal solculuğun tartışma tekniklerinde "Duydumlar" ile hemen karara varmak mübah mı? Ad humanum'u biliyorsan Appeal to Belief'i de biliyor olman lazım halbuki...

Şimdi asıl meseleye gelirsek. Yani "bağımsızlık" mevzusuna. Burada mevzuyu doğru anlamıyorsun. Bak şimdi Osmanlı savaşı kaybetti değil mi? Haliyle muzaffer devletlerin sembolik bir askeri gücü başkente gelecek, aşağılayıcı bir barış anlaşması imzalatacaklar, bir dolu tazminat falan alacaklar, orduyu falan terhis edecekler, ve gidecekler. Bu iş böyle olur. Keza Almanya'ya da Versailles anlaşmasını da imlatmadılar mı? Kalkıp dünya savaşına girersen olacağı budur. Bu işin kuralı bu değil midir? Ezelden beri bu şekilde olmadı mı?

Şimdi sen bir de bağımsızlık falan lafını araya karıştırıyorsun. Bir imparatorluğun bağımsızlığı ne demektir? Osmanlı bir imparatorluktu değil mi? Arapları, Sırpları, Yunanlıları, Kürtleri, Ermenileri, Lazları falan hep işgal etmiş, haraca bağlamıştı, değil mi? Şimdi bağımsızlıktan bahsederken bu zaptedilen halkların bağımsızlığından bahsedilir. Savaş öncesi 1912 Balkan Savaşlarında zaten Bulgaristan ve Sırbistan bağımsızlığını almıştı. Yunanistan da toprağının bir kısmını ta 1800lerin başlarında kurtarmıştı. Ermeniler de Savaş sırasında bir bağımsızlık mücadelesine girişmeleriyle beraber 1 milyon tanesi Osmanlı tarafından katledilerek bağımsızlıkları engellendi.

Arapların toprakları ise gene Savaş sırasında İngilizlerin ve Fransızların kontrolüne geçti ama burada bizzat Arapların da onların tarafında Osmanlıya karşı savaşması da bir faktördü. Yani onlar da bağımsızlıklarını istiyordu. Keza Baas hareketinin ideologları ta o savaş sırasında yazmıştır. Arap milliyetçiliğinin yeşil-kırmızı-siyah-beyaz bayrağı da o zamanlarda şekillenmişti.

Savaş sonrası kademeli ve planlı olarak Araplara bağımsızlıkları verildi Batılılar tarafından. Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan gibi ülkeler kuruldu.

Şimdi gelelim Osmanlının kalan topraklarına. Burası hala bir imparatorluktu. Ermenilerin çoğu katledilmişti ama gene de bir Ermenistan kurulabilirdi. Kürdistan kurulabilirdi. Ve Ege'de hatta Karadenizin bir kısmında Yunanlıların ağırlıkla yaşadığı belli yerler de Yunanistan'ın olabilirdi.

Ben şahsen burada etik olarak acaip bir durum görmüyorum. Objektif olarak bakarsan doğrusu budur. Türkler de kendi nüfus olarak ağırlıklı yaşadıkları yerlerde kendi ülkeleri olması doğrusuydu. İç Anadolu Akdeniz ve Marmara'da milli bir Türk devleti olabilirdi. Zaten Wilson İlkeleri de bu yöndedir. Ve Sevr Anlaşması da bu şekildeydi. Yani Türklerin milli bağımsızlığı tehlikede falan değildi. Tehlikede olan sadece Türklerin imparatorluğuydu. İngiliz ve Fransızların Türklerin yaşadığı bölgeleri sömürgeleştirme niyeti yoktu. Buna imkanları da yoktu. Onları cezbeden bir kaynak da yoktu.

Bu yaklaşımına göre en doğrusu insanlık ilk mezopotamyada ortaya çıktıktan sonra her ne şekilde farklı kavimlere bölünüp dünyaya dağıldılarsa ilk yerleştikleri topraklarda devletlerini ilan etmeliydiler. Kimin yurdunun neresi olduğunu belirleyen kriter nedir?

postalmarx
29-12-2014, 18:43
Yani Atatürk'ün ben hilafeti kurtaracağım dediği bir belge, döküman yok elinde? Muhtemelen "yalancı adamın tekiydi" sonucuna kendi tahminlerinle ve bir takım kaynakların ima ettiği güdülenmelerinle ulaşıyorsun. Demek ki yanılma ihtimalin de var.

Ben bu konuda bildiklerimi Taha Akyol'un Atatürkün İhtilal Hukuku kitabından öğrendim. O kitabı referans gösteriyorum.

postalmarx
29-12-2014, 19:08
Bu yaklaşımına göre en doğrusu insanlık ilk mezopotamyada ortaya çıktıktan sonra her ne şekilde farklı kavimlere bölünüp dünyaya dağıldılarsa ilk yerleştikleri topraklarda devletlerini ilan etmeliydiler. Kimin yurdunun neresi olduğunu belirleyen kriter nedir?

Kimin yurdunun neresi olduğu sorusunun cevabı tabii ki "kim nerede yaşıyorsa orası" olmalı. Bunun için ki mesela Siyonizm'e karşı Filistinlilerin hakkını savunabiliyoruz. Yoksa Yahudiler de "biz de 2000 sene önce burdaydık" diyorlar. Ki doğru. Ama şu anda başkaları yaşıyor burada. Demek ki geri geleceklerse bile onlara sorup gelebilirler anca.

Şimdi Türkiye halkını "Türkler Kürtler" falan diye farklı etniklikler açısından konuşmak sakıncalıdır. Aslında söylediğimiz herşeyi birleşme bütünleşme amacıyla söylemeliyiz. Ama bu demek değildir ki bazı bariz tarihsel, coğrafi vs gerçekleri de inkar edip şizofrence bir bakışa sahip olalım. Kürtlerin yaşadığı bölgeye mesela "Türk vatanı" diyeceksek bu "Türk" lafının Kürtleri de kapsaması gerekir. Yok eğer dar manada etnik Türklerden bahsediliyorsa o zaman bu yanlıştır. Çünkü Türklerin o bölgede askeri gücü (eğer ki Türk ordusu etnik Türk devletinin ordusu ise ve Kürt vatandaşlar bu bayrağın sahibi değil de bir sömürge halk ise) olması o bölgeyi onların "vatanı" yapmaz. Çünkü orada Türk nüfusu çok azdır. Zaten böyle bir yaklaşım sadece Kürtleri soğutmaya kızdırmaya yarar. Adamların milliyetçiliğini kışkırtmaya yarar. Bu da yani bu kadar senedir olumlu sonuç vermedi. Tam aksine.

Keşke baştan tavır bu şekilde olmasaydı da iş PKK ile masaya oturma gibi rezil bir duruma dönmeseydi. Kürtleri gayet kolayca kazanabilirdi Türkiye. Yukarıda dediğim gibi "Türk" lafını Kürtleri de kapsayacak şekilde, Kürtleri gerçekten ülkenin has evladı sayacak şekilde, ve onların dilini de bu ülkenin kendi değeri olarak devlet korumasına alacak şekilde, Türk bayrağını bir Kürt bayrağı da yapacak şekilde reforme etseydi devlet kendini, PKK bugün herhangi bir ufak komunist örgütten daha güçlü olmazdı. Yanlış üstüne yanlış yapıldı. Sırf aptalca bir kibir ve gurur uğruna. Modası geçmiş emperyalist fanteziler uğruna. "Son kalan tebayı elde tutmak" fantezisi uğruna. Şimdi sonuç budur. Kürt sorununu bir etnik azınlık hakları sorunu olarak PKK'yla mücadeleye endeksleyen devlet nihayetinde Kürtleri yavaş yavaş, yıldan yıla PKK'nın tarafına itti. Milyonların desteklediği örgütü de yenemezsin. Bu kadar gerzekçe devlet yönetilmez. Al işte, rezalete bak.

Kürtleri bir teba olarak değil ülkenin has evladı olarak görmek, ülkeyi bayrağı devleti Kürtlerle paylaşmak niye bu kadar zor? Kimsenin başı ağrımazdı. Şimdi daha gelişmiş, müreffeh, demokratik bir toplumduk. Atatürke kızmayalım mı sence? Bak kaç yıllar kaybettik. Belki bizim torunlarımız adam gibi bir ülke görecekler ama biz bu şizofren toplumda yaşamak zorunda kaldık. Bize de yazık değil miydi?

Çocuklara saçma sapan marşlar antlar okutarak, Kürt kentlerinin dağına taşına "Ne Mutlu Türküm Diyene" yazarak, "şşt siz aslında Kürt değilsiniz, yok kürt mürt, konuyu değiştir" falan diye milyonları uyutmaya çalışarak bir imparatorluğu gizliden devam ettirmeye çalışmak akla mantığa sığar mı?

Çözüm gayet basitti. İmparatorluktan, "şanlı kahraman ırk" laflarından fantezilerinden vazgeçeceksin, ve ülkenin her vatandaşını kendi etnikliğiyle, kendi diliyle, ve kendi diniyle devlete ülkeye bayrağa ortak yapacaksın. Ama "bu bayrak benim ırkımın bayrağı, senin değil" zihniyeti, bu çocukça ahmakça zihniyetle devlet yönetilir mi? Ne geçti ele? Ne oldu? Ne kazanıldı? Dönüp dolaşıp aynı yere gelmedik mi? Tek farkı bir dolu para ve insan kaybettik, devlet kurumlarımız hukukumuz sirke dönmüş, ve birbirimizi gırtlaklamak üzereyiz. Değdi mi yani?

patasana
30-12-2014, 10:19
2 soru soracağım.

1-Değerli annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin, eşin, diğer akrabaların, arkadaşların Kurtuluş Savaşında İzmir'de olsaydı, benim yazmaya bile utandığım "haklarını arayan özgürlük savaşçısı" yunan ordularının "sevgi" gösterilerine maruz kalsaydı aynı cümleleri kurabilir miydin?

2-Fes takıyor musun?

kartopu
30-12-2014, 11:22
Türkiyede kürtlerin ne gibi işleyişe tepkisi var.
1- bu ülkenin isminin türk çağrışımına
2-bayrağa
3-türkçenin genel dil oluşuna
4-demokratik işlerliğe
----------
1-Bu ülkenin türk çağrışımı ulusal kurtuluş savaşından yasalaşmıştır. Başka ne olabilirdi örneğin Anadolu ismi konulabilirdi. Ama İngilizlerin ve başka etniklerin yaşadığı ülkeye İngiltere deniliyor fransa öyle almanya öyle italya öyle Yunanistan öyle.
Burada bir egemen kimlik her ülkede var bunu bence modernizmle ilgisi var çünkü modernizim aynı zamanda toplu bir ulus yaratmanın da gerekleridir. Kalkınma modeli kapitalizm olduğunda ekonomi genel anlamda ulusal bir anlayış içinde yürümektedir.
Onun için Türkiye ismi seçilmiş olabilir.

2-Bayrak .Bayrakta bir türk motifleri yok hilal islamı anlatır yıldız bağımısızlığı kırmızı zaten Osmanlıdan kalmış renktir bayrakta özel olarak Türk çağrışımı yoktur.

3-Türkçenin genel dil olması yine bir ulus yaratmanın ve Osmanlı da devletin dışında halkın kullandığı dil olmanın etkisi vardır o dönemde devlete kafa tutma Türk toplulukları ve türkce ile yapılmış istiklal savaşınında örgütlenme halk arasından yapıldığından ve Arapçadan en iyi ayrışan dil olduğundan olabilir.

4-Demokrasi sorunu bu ülkede 1940 lardan bu yan var ve hala var bitmeyen bir yara bu halk bu aydınlar bu sancılarla ömür tükettiler.

Özel olarak bunlar değişebilir (değişmesede çok önemli değil) dünyada gönüllü bölüşümler oldu zor yolu ile de oldu. İşte Azerbeycan türk ve ayrı devlet .İnsanlar dost olabilmesi için aynı evde oturuyor olmaları gerekmiyor komşu olarakta dost kalınır.
Bu düşmanlık durmalı kan akmamalı silahlar susmalı.

Gereksiz anlamsız anlaşılmayan bir savaş yıllardır sürüyor.

Dialectics
17-01-2015, 02:20
Sosyalmarx,

Birkaç hafta önce görüşlerine referans olarak gösterdiğin kitaplardan biri olan Sevan Nişanyan'ın "Yanlış Cumhuriyet" adlı eserini okumaya başladım. Henüz kitabı bitirmedim, ortalarında sayılırım ama yine de şu ana kadar edindiklerim çerçevesinde bir değerlendirme yapayım istedim.

Evet, senin kelimelerinle ifade edecek olursak Atatürk tapılacak kadar muhteşem, hatasız ya da muazzam bir kişilik olmayabilir ama senin ettiğin kadar nefret edilecek biri olmadığı da kesin.

Bak Sevan Nişanyan'dan bazı alıntılar yapayım sana, neler diyor referansın:

..Ancak Tek Parti rejiminin demokratikliğine ilişkin eleştiriler, bence güçlü iki argümanla yüzleşmek zorundadır. Birincisi daha yüksek birtakım ulusal amaçlar uğruna demokrasiden geçici veya kalıcı olarak fedakârlık edilmesi, savunulmayacak bir düşünce değildir. İkincisi 1920ler Türkiyesi koşullarında, hukuk devleti normlarına saygılı bir demokrasinin kurulup kurulmayacağı tartışılabilir.... (Önsöz sayfa XV)

...Ancak Kemalizm lehine ileri sürülebilecek tezleri aramak ve ön plana çıkarmak kaygısı bu mütevazi kitabın kendine seçtiği hedefler arasında yer almadı. (Önsöz sayfa XVIII)


Kitabın girişi bizim kurduğumuz Cumhuriyet rejimini o dönemde kurulan diğer cumhuriyet ya da demokratik yönetim biçimlerinin tarihçesini vererek başlıyor. Ancak burada en dikkat çekici husus yapılan kıyaslamaların hepsinin bir rönesans ve reform hareketi yaşamış olan, demokratiklik fikri ile çok daha önceleri tanışmış olan Avrupa ya da Hristiyan ülkeler ile kıyas yapılması. İçlerinde bir tek İslam ülkesinin bahsi geçmiyor. Ama buna rağmen T.C, cumhuriyeti ilan eden en erken devletlerden birisi. Ancak Sevan Nişanyan şu ana kadar okuduğum kısma kadar nedense hiç Atatürkü kıyasladığı toplumların, aydınlanmış Hristiyan devletleri olduğu vurgusuna hiç değinmemiş.

Ancak buna rağmen bu aydınlanmış devletlerin demokrasiye geçiş süreçlerini anlatırken Mussolini rejimi ya da bolşevik Rusyada, bir takım Balkan ülkelerinde vb. nasıl diktatörlüğe ya da bizdeki gibi tek parti rejimlerine kayıldığına dair ve hatta açık bir faşizme dönüşen Avrupa devletlerinden de örnekler veriyor. Yani hani senin faşist diktatörlükle suçladığın davranışların belki daha katıları "demokrasi" fikrine daha hazır Avrupa toplumlarında bile sıklıkla görülmüş, gözlenmiş. Bunu S. Nişanyanın kendisi de diyor.

1917 öncesinde Avrupa ve Asya'da sadece iki cumhuriyet (Fransa ve İsviçre) bulunduğu hatırlanmalıdır. 1917'yi izleyen yıllarda yeryüzünde - resmen veya fiilen - yirmiye yakın yeni kurulan Cumhuriyetten ikisi (İrlanda ve Çekoslovakya) hariç tümü diktatörlük rejimleri olmuşlar veya kısa sürede diktatörlüğe dönüşmüşlerdir. (Syf. 13)


Senin yalancının önde gideni diye suçladığın Atatürk hakkında da bak sayfa 21'de nasıl bir tespit yapıyor:

T.Cnin kurucusunda kişilik ve liderlik vasıfları açısından, emsallerinden üstün bir örnekle karşı karşya olduğumuz kabul edilmelidir. Atatürk'te Pilsudski'nin siyasi saflığından, Horthy, Dollfuss ve Franco'nun dar ufuklu muhafazakârlığından eser yoktur. Lenin ve Mussolini'nin ideolojik saplantılarının benzerlerine 1930'lara dek rastlanmaz. Zogo, Gömbös ve Metaxas düzeyinde liderlerle kıyaslanması bile anlamsızdır.

Kitabın devamında Atatürk'ün diktatörlük olarak nitelendirdiği bir takım karar ve davranışlarından örnekler vermeye girişiyor yazar. Bu örneklerin kimisi bu tip bir yaklaşıma örnek olabilmek ile beraber kimi yerlerde de yazarın zorlama çıkarımları göze çarpmıyor değil. Örneğin sayfa 31'de diyor ki "Anadolu'ya hakim olan Milli Hareket kendi yandaşları dışında kimsenin seçimlere katılmasına izin vermiyor". Bu saçma bir cümle değil mi? İşgal altındaki bir ülkede, bağımsızlık mücadelesinin verildiği bir ortamda muhaliflere de (yani milli mücadele mühaliflerine de) gelin mi denmeli idi yani? Hata bu mu?


Sayfa 42'de Türkiye'nin o dönemki ekonomik portresini paylaşıyor. Kıyasladığı iki ülke var Yunanistan ve Bulgaristan. Ancak tablolarda aşikar ki kişi başına gelirde Türkiye bu iki küçük Balkan ülkesinin dâhi ciddi oranda gerisinde. Yani o dönemin ekonomik durumunu göstermesi açısından güzel bir tablo ancak yazar burada da bir takım zorlama çıkarımlarla aslında Türkiye'nin ekonomik durumunun diğer Avrupa devletleri ile kıyaslanabilir olacağı tartışmasına vb. girmiş...


Atatürk'ün Hintlileri bile Hilafeti korumak bahanesi ile kandırdığını iddia etmiştin. Daha önce bununla ilgili Atatürk'ün Hintlilere yazdığı bir mektubu paylaşmıştım zaten. Bu da kitabın syf. 113'ünden alıntı:

Vahdettin'in, İngiliz himayesinde bir halifelik tasarladığı, bu uğurda vatanı satmaktan çekinmeyeceği vb. şeklindeki bir tezin ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. ....

"Ülkeme ve tahtıma dokunmazsanız, ben de halife olarak size dost bir siyaset izler ve Hindistan Müslümanlarını kışkırtmam" tavrı zayıf bir diplomatik tavır olabilir (zayıftır, çünkü İngilizlerce ciddiye alınması için bir neden yoktur, ve Hindistan Müslümanlarının kışkırmadığı da belli olmuştur)...

Hintliler, Atatürk tarafından "hilafeti koruyacağız" gazına gelirler mi bu tespitten sonra?



En başta da belirttiğim gibi evet görünen odur ki Atatürk hatasız bir kul değildir ancak senin de Atatürk'ü dönemin şartları içerisinde, benzerleri ile objektif olarak kıyaslamadığın da referans olarak gösterdiğin bu kitabı okumaya başladığımda bir kez daha netleşti.

Velhasıl hani sana "kuyruk acın mı" var demiştim de git Atatürk fan grubuna üye ol filan gibi yorumlar yapmıştın ya, bence sen varsa Atatürk anti-fan gruplarına üye olmayı düşünebilirsin. Senin istediğin ideal toplum hayalinin Atatürk nefretinden geçmediği aşikar.


Bir diğer aklıma takılan husus ise, diktatörlük rejimlerinin gerçekten başarılı bir analizini yapmış olan bu Sevan Nişanyan'ın kitabını okumuş olmana rağmen nasıl oldu da gidip son seçimlerde AKP'ye oy verebildin? Hem de tam bu kitapta anlatılan diktatörlük tavırlarına bürünmüşken AKP? Bariz şekilde kendi söylemlerinle çelişmişsin. Demek ki sende de çaktırmamaya dirensen de bir takım "etnik kimlik" şartlanmışlıkları var...

Khaos
26-05-2015, 01:57
ek olarak şu linkde incelenmelidir.

http://denizalazgurbuz.blogspot.com.tr/2013/04/marxn-yanls-anlaslan-metni-hindistanda.html

marx'ın karşısına bakunin gibi bir adamın çıkarılmasına ise hiç bir şey demiyorum. gerçekten komik. anarşistlerin, marksistlerden yediği ayarlar taa 1840'larda felsefenin sefaleti (proudhon) ile başlar. 1. enternasyonal'den (bakunin) kropokin' e kadar devam eder. ne proudhon ve bakunin, marx ile nede kropotkin, lenin ile başa çıkamamıştır.

kim kime ayar veriyor, kimle kimin arasına nifak sokuluyor.
her anarşist komünisttir ve her komünist de anarşisttir.

bir de kızıl faşistler vardır. kendilerine komünist diyen.
promethe olayı yanlış aktarmış, sen ise paris komününü kuranları idealist proudhonun felsefesinin zavallığında mahkum edebileceğin yanılgısına düşmüşsün.

bu sitede diyalektik materyalizm, naturalist geçinen gizli idealistlerin ve kemalistlerin sistemli saldırısı altındayken kendine marksist diyenleri göremedik.
hem diyalektik materyalizmi hem de yeri geldi marksizmi bile biz savunduk.

Khaos
26-05-2015, 03:19
Bence senden solcu değil çok güzel anarşist olur da neyse... Sosyalistmarx'mış, yesinler...


promethe diye bi nazi kendini anarşist diye tanımlamış,
şimdi sizde liberal olduğunu deklere eden bir adama,
senden solcu değil anarşist olur diyerek bir cümle içinde iki trajıkomik yanlış birden yapmışsınız.

tanıyanlar bilir, smile kullanmam ve kullananları da sevmem.

solculuk nedir, anarşizm nedir, liberalizm nedir bunları bilmeden yazmaya kalkan ne çok tip varmış meğer ya.

:)

Dialectics
26-05-2015, 14:26
promethe diye bi nazi kendini anarşist diye tanımlamış,
şimdi sizde liberal olduğunu deklere eden bir adama,
senden solcu değil anarşist olur diyerek bir cümle içinde iki trajıkomik yanlış birden yapmışsınız.

tanıyanlar bilir, smile kullanmam ve kullananları da sevmem.

solculuk nedir, anarşizm nedir, liberalizm nedir bunları bilmeden yazmaya kalkan ne çok tip varmış meğer ya.

:)

Valla Sn. Barikat, çabuk gaza gelen bir tipim sanırım, yavaş yavaş törpüleniyoruz buralarda işte. Bu tartışma benim bu forumdaki siyasi konularda görüş beyan etmeye başladığım ilk tartışmalardandı.

Neva
29-05-2015, 00:00
İşin ilginç yanı, kitaptaki yönetim biçiminin sadece kapitalist ülkelerde gerçekleşiyor olduğudur. Yani zatı muhterem SSCB'ye hiç gitmediği halde aslında kapitalist olmasına rağmen kapitalizme büyük bir gol atmış. Bize de burda George Orwel alıntılayıp, kapitalist Türkeye'ye uyarlayıp, anti-komünizm propagandası yapmak düşüyor. Ne garip?!
Nazım'ın şairliği ile komünistliğini ayrı tutmak lazım diye düşünüyorum. Çünkü kendisi TKP'den ayrılıp alternatif TKP kurmaya çalışmıştır. Kaynak yok ama derler ki Hikmet Kıvılcımlı, Nazım'a 'bence sen sadece şiir yaz. Komünistlik senin işin değil' demiştir.

Manidar bir cevap olmus.:music:

spartacus
29-05-2015, 05:02
Türkiyede kürtlerin ne gibi işleyişe tepkisi var.
1- bu ülkenin isminin türk çağrışımına
2-bayrağa
3-türkçenin genel dil oluşuna
4-demokratik işlerliğe
Erdoğan değilsin, ama cevap senide kapsamış Kartopu çünkü dövlet böyüğünüzle aynı dili konuşuyorsunuz, çünkü aynı devlet yetiştiriyor sizi, aynı devlet belirliyor algılarınızı neyi düşüneceğinize değin hayli güzel algı operasyonalrı yapıyorlar, sizde öyle düşünebiliyorsunuz işte...
http://t24.com.tr/yazarlar/nurcan-baysal/bu-kurtler-ne-istiyor,11488

Uzun yazıları sevmediğin için, diğer kaynaklarda bir kaç gün sonraya... Belki yardımcı olursun, en azından mezar ararsın, kimsesizler mezarlığı yapılmış o coğrafyalarda.

Ölenlerin çocukları, akrabaları şu ya da bu yetişen nesilin acılarına da böyle abuk subuk bir yazı yazarak çare olursun umarım - tabi içinde zerre kadar bile olsa onur varsa, sen hiç babası öldürülen çocuk oldun mu hayatnda? yada gördün mü? Ben çok gördüm, Tuncelili, ora ya da şuralı, kimisinin amcası yok, kimisinin babası, kimisinin dedesi, neden mi köy yakmalarda, gökten gelen uçak sesleri ardında düşen bombalarda parçalanan bedenler, bazıları ise ayağı, kolunu kaybetmişti, o insanlarla aynı havayı soludum, sofrada ekmeği bölüştük, o insanlar sen mutlu olacaksın diye yaşadıkalrı şiddeti söküp atamazlar, heleki sen bile bu kafada iken. Sen bir gün Liceye git, şehri gez, bak bakalım kaç kolsuz, bacaksız insan göreceksin, öyle çoluk, çocuk değil, sakalına ak düşmüş ihtiyarlar, zahmet et sor, bacağını nasıl kaybetmiş? 1990 ın başlarında havadan yayılan uçak sesi ardında koca bir şehir nasıl bombalanmış, kaç çocuk cansız yatmış okul bahçelerinde, otur dinle.... Ben gezdim, gittim, gördüm, dinledim, 1 günde 15.000 kişilik nüfus kaybı olan bir yer, ölen ölmüş, kaçan kaçmış... Üstelik güzel devletin orada önce kendi jandarma komutanını taramış, hemde camide iken öldürmüş, 1 taşla iki kuş vurmuş, hem Komutanını temizlemiş kendileri gibi değil çok şey biliyor diye, hem de Liceyi. Eşref Bitlis'i kim öldürmüştü mesela, işte Jandarma Komutanını da o öldürüyor orada? Liceyi gökten bombalamak için malzeme çıkıyor adamlarına...... Soruyu yanlış sormuşsun, Kürtler ne istiyor değil, TC 100 yıldır Kürtlerden ne istedi? Bu sorman gereken doğru soruydu...

Sen tipik kült bir burjuva kalemşörsün, ben ise sosyalist, adı üzerinde sosyalist ve komünist, adı üzerinde komünist. Ben senin gibi olamam, hem sosyalimdir hem de ortak yaşamcı(komün->ortak->komüncü->komünist), öyle sembollere de tapamam, etiket edebiyatı da yapamam, ben dünyayı insanlığın, tüm calıların ortaklaşa payaştığı ve değer gördüğü bir gezegen olacağı ümidini taşırım, bunu ister, amaçlarım, sen ise yüce milletinin dünyayı ne zaman kendisinin kölesi yapacağı tarz imparatorluk hayalleriyle, vatan, millet, devlet, SINIR dye dünyayı parselleme hayaliyle yaşarsın, ben ise tüm sınırları parçalama hayalini kurarım!. Ve sosyalizm, komünizm sizin gibiler yüzünden de aşındırılır, uzak olup gölge etmeseniz, mutlu olurdum... E tabi diken olsun istemezsin, hepside temizlenmeli... Hani bir söz vardır alevilerin(*);
Kendine yapılmasını istemediğini, başkasına yapma. Bundan size güzel bir küpe olurdu aslında belkide kim bilir Yavuz'un küpesi gibi, eminim yakışırdı da...

(*) Eline, diline, beline sahip ol, elinle koymadığını alma, kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma, kötü söz söyleme, haram (rızasız lokma) yeme, büyüklerini say, küçüklerini sev.

kartopu
29-05-2015, 10:40
Erdoğan değilsin, ama cevap senide kapsamış Kartopu çünkü dövlet böyüğünüzle aynı dili konuşuyorsunuz, çünkü aynı devlet yetiştiriyor sizi, aynı devlet belirliyor algılarınızı neyi düşüneceğinize değin hayli güzel algı operasyonalrı yapıyorlar, sizde öyle düşünebiliyorsunuz işte...

Neden se bu tür sözleri bütün kürdçü siyasetçilerden duyuyorum.
Birde bu milliyetçi siyasetin içine sosyalistlik komünistlik koymaları yokmuya sanki milliyetçi görüşlerin üstünü kapatacaklarını sanıyorlar.

Bu ülkede kemiklerini arayan sadece kürtler değil bu ülkede haksızlığa uğrayanlar kürtler değil.
Haksızlığı yapanlarda türkler değil bu ülkede ne kadar namussuzluk varsa ne kadar canilik varsa ne kadar barbarlık varsa içinde türklerin olduğu kadar kürtlerde var.
Bir örnek vermişsin Eşref Bitlis. evet jandarma komutanı idi ve devletin ABD ile ilişkisini ortaya çıkarmak istedi ve ABD -TC ortak oparasyonu ile katledildi.

Ama Eşref Bitlis Gaffar Okan Kürt olduğu için öldürülmedi.İşte ülkede kimse kürt olduğu için katledilmiyor devlete muhalif olan her kes katliam gördü içinde Türk,te Kürd te Çerkes,de vardı.
İşte sorun kürt sorunu olmadığını muhalefet sorunu olduğunu anlatsamda hiç bir kürt.çü siyasetçinin anlayacağını sanmıyorum Çünkü onlar tıpkı bir aşiretin mürüdü gibiler.

Birde içine sosyalistlik karıştırıp onuda ırkçılaştırıyorlar.

Bu ülkede sisteme muhalefet edenler sadece sosyalist komünist kimlikle ortaya çıkar. Başka kimlik onları pisliğe bulaştırır.

Saint-Just
22-07-2015, 17:27
kim kime ayar veriyor, kimle kimin arasına nifak sokuluyor.
her anarşist komünisttir ve her komünist de anarşisttir.

bir de kızıl faşistler vardır. kendilerine komünist diyen.
promethe olayı yanlış aktarmış, sen ise paris komününü kuranları idealist proudhonun felsefesinin zavallığında mahkum edebileceğin yanılgısına düşmüşsün.

bu sitede diyalektik materyalizm, naturalist geçinen gizli idealistlerin ve kemalistlerin sistemli saldırısı altındayken kendine marksist diyenleri göremedik.
hem diyalektik materyalizmi hem de yeri geldi marksizmi bile biz savunduk.

Ben ilgili basliklardaki diyalektik materyalizm savunmani(zi) takdir ettim. Ben zamaninda forumda deildim. Ancak bu tartismalar simdi olsaydi bile pek bir katki saglayamazdim. Cunku daha oncede soyledigim gibi felsefe bilgim yok denicek kadar az veve sadeceiyalektik materyalizm i temel hatlariyla biliyorum. Evet dogmatik bir tutum gibi gorunebilir. Ancak bole bir tutum benimsemiyorum. Yakinda felsefe tarihi, felsefeye giris gibi kitaplara basliyicam. Hatta dusmani daha iyi tanimak icin bile olsa milliyetcilik nedir? Liberalizm e giris gibi kitaplar...

Ancak ben anarsizm diyince tuyleri diken diken olan bir solcu degilim. Cunku bana gore anarsizm bilimsel sosyalizm (marksizm) ile kıyas bile kabul edilemeyecek kadar idealist olan ütopik sosyalist görüştür. anarşist düşünürler hiç bir yerde hiç bir zaman marksistler'e karşı ne teorik ne de pratik olarak kıyas kabul edilebilecek bir şey üretememişlerdir. ne stirner, proudhon ve bakunin, marx ile, ne de kropotkin, lenin'le başa çıkamamıştır.

Paris komunu tarihini neredeyse hic bilmedigim icin kesin konusmakta istemem ama anarsizm in tüm tarih boyunca yüzde 100'e yakın bir başarısızlık oranını vardır. dünya'nın hiç bir yerinde devrim gerçekleştirememiş, ispanya iç savaşı'ndaki mücadelelerini saymazsak buna az bile olsa yaklaşamamışlardır.

takipçileri tüm hayatlarını buna adasalar bile başarısızlığa mahkum bir akımdır. çünkü hiç bir bilimsel yanı olmayan ütopik devrim teorileri ve kuramları vardır. kitle, sınıf, sınıf mücadelesi, parti, ekonomi, karşı devrimcilik ve emperyalizm gibi önemli olguları hesaba bile katmadan, proletarya diktatörlüğü aşamasını reddedip, devlet aygıtını bir gecede yok ederek komünist topluma derhal geçmek gibi ütopik planları vardır. ancak daha devletin en doğru tanımını (egemen siniflarin baski aygiti tanimi) yapamadıkları gibi onu da marx'tan öğrenmişler ve bu tanımı kullanmaya başlamışlardır. Kisacasi anarsizm yetersiz utopik ve idealist bir gorustur.

Marksist komunist-Anarsist komunist ayrimi da tamamiyle sizin uydurmaniz. Bakunin in de marx hakkinda 'kendini sosyalizmin ve komunizmin papasi zannediyor' diye bir soylemi var. Bazi anarsistler materyalizmi bile onun elinden alip kendilerinin mali yapmaya calismis ve calisiyor. Sanki materyalizm e tirnagim kadar katki yapmislar gibi.. Ama sunu bilmiyorlar veya bilmiyorsunuz gibi sosyalizm komunizm veya materyalizm diyince insanlarin aklina marx in gelmesinin ve milat olarak anilmasinin bir sebebi var.. Sebebide su ki bu adam saydiklarima en buyuk katkiyi yapan ve bilimsellestiren veya modernlestiren bir adam. Halbuki sizin gibi 'devlet kotudur' 'devlet kotudur' diye sayiklamaktan ve hicbir onemli olguyu hesaba katmayip bilimi bir kenara atip sokaklarda dovusmeyi marifet de sayabilidi degil mi?

Bu arada kizil fasist diye benimi ima ettin bilmiyorum ama eger bensem fasizm hakkindaki cehaletini gidermen icin dmitrov okumani tavsiye ederim. (Evet sizin aksinize marksistler bos durmayip fasizmle olumune kavga ederken onun bilimsel tahlillerini de yapmaktan geri durmadilar.)

Khaos
22-07-2015, 17:46
Ben ilgili basliklardaki diyalektik materyalizm savunmani(zi) takdir ettim. Ben zamaninda forumda deildim. Ancak bu tartismalar simdi olsaydi bile pek bir katki saglayamazdim. Cunku daha oncede soyledigim gibi felsefe bilgim yok denicek kadar az veve sadeceiyalektik materyalizm i temel hatlariyla biliyorum. Evet dogmatik bir tutum gibi gorunebilir. Ancak bole bir tutum benimsemiyorum. Yakinda felsefe tarihi, felsefeye giris gibi kitaplara basliyicam. Hatta dusmani daha iyi tanimak icin bile olsa milliyetcilik nedir? Liberalizm e giris gibi kitaplar...

Ancak ben anarsizm diyince tuyleri diken diken olan bir solcu degilim. Cunku bana gore anarsizm bilimsel sosyalizm (marksizm) ile kıyas bile kabul edilemeyecek kadar idealist olan ütopik sosyalist görüştür. anarşist düşünürler hiç bir yerde hiç bir zaman marksistler'e karşı ne teorik ne de pratik olarak kıyas kabul edilebilecek bir şey üretememişlerdir. ne stirner, proudhon ve bakunin, marx ile, ne de kropotkin, lenin'le başa çıkamamıştır.

Paris komunu tarihini neredeyse hic bilmedigim icin kesin konusmakta istemem ama anarsizm in tüm tarih boyunca yüzde 100'e yakın bir başarısızlık oranını vardır. dünya'nın hiç bir yerinde devrim gerçekleştirememiş, ispanya iç savaşı'ndaki mücadelelerini saymazsak buna az bile olsa yaklaşamamışlardır.

takipçileri tüm hayatlarını buna adasalar bile başarısızlığa mahkum bir akımdır. çünkü hiç bir bilimsel yanı olmayan ütopik devrim teorileri ve kuramları vardır. kitle, sınıf, sınıf mücadelesi, parti, ekonomi, karşı devrimcilik ve emperyalizm gibi önemli olguları hesaba bile katmadan, proletarya diktatörlüğü aşamasını reddedip, devlet aygıtını bir gecede yok ederek komünist topluma derhal geçmek gibi ütopik planları vardır. ancak daha devletin en doğru tanımını (egemen siniflarin baski aygiti tanimi) yapamadıkları gibi onu da marx'tan öğrenmişler ve bu tanımı kullanmaya başlamışlardır. Kisacasi anarsizm yetersiz utopik ve idealist bir gorustur.

Marksist komunist-Anarsist komunist ayrimi da tamamiyle sizin uydurmaniz. Bakunin in de marx hakkinda 'kendini sosyalizmin ve komunizmin papasi zannediyor' diye bir soylemi var. Bazi anarsistler materyalizmi bile onun elinden alip kendilerinin mali yapmaya calismis ve calisiyor. Sanki materyalizm e tirnagim kadar katki yapmislar gibi.. Ama sunu bilmiyorlar veya bilmiyorsunuz gibi sosyalizm komunizm veya materyalizm diyince insanlarin aklina marx in gelmesinin ve milat olarak anilmasinin bir sebebi var.. Sebebide su ki bu adam saydiklarima en buyuk katkiyi yapan ve bilimsellestiren veya modernlestiren bir adam. Halbuki sizin gibi 'devlet kotudur' 'devlet kotudur' diye sayiklamaktan ve hicbir onemli olguyu hesaba katmayip bilimi bir kenara atip sokaklarda dovusmeyi marifet de sayabilidi degil mi?

Bu arada kizil fasist diye benimi ima ettin bilmiyorum ama eger bensem fasizm hakkindaki cehaletini gidermen icin dmitrov okumani tavsiye ederim. (Evet sizin aksinize marksistler bos durmayip fasizmle olumune kavga ederken onun bilimsel tahlillerini de yapmaktan geri durmadilar.)

böyle bir günde; böyle bir mesaja akademik bir cevap bekliyorsan yanılıyorsun sevgili dostum.
hele şu ütopik kelimesi var ya, birçok satılmışın komünizm için bolca zikrettiği bir kelimedir.
senin diline yakışmamış.
uzun uzun yazacak haleti ruhiyede değilim.

ama kısaca tek kelime edeyim.
anarşizmi bilmediğin anlamadığın düşüncesine kapıldım.

anarşizm; üretim araçları üzerindeki mülkiyeti redetmenin bir adım daha soluna geçer ve insanın insan üzerindeki mülkiyetini de reddeder.
elbette marksdan çok şey öğrendik.
tıpkı onun idealist hegel'den diyalektiği öğrendiği gibi.

ve elbette proudhonun idealist olduğundan da habersiz değiliz.

ama bakuninin dediği gibi;
proudhon iflah olmaz bir idealistdi ve marksın felsefedeki düzeyinin yanına bile yaklaşamazdı.
ama onda özgürlük duygusu vardı.
buna karşın tarihin en büyük felsefecisi ise otoriterdi.

bizim otorite ile başımız hiç hoş olmamışdır.
ne yapalım bu biraz meşrep meselesi.

son sözüm yine de şu olsun.
her anarşist komünist, her komünist anarşisttir.

emek ve dayanışma günü olan 1 mayıs dahi haymarket olaylarında katledilen anarşist devrimcilerin mirasıdır.

Bedevi
22-07-2015, 17:49
buna karşın tarihin en büyük felsefecisi ise otoriterdi.


Otoriterlikle kastettiğin nedir? Marx'ın öngördüğü proleter diktatörlüğü mü?

Khaos
22-07-2015, 18:00
Otoriterlikle kastettiğin nedir? Marx'ın öngördüğü proleter diktatörlüğü mü?

hayır; o başka bir tartışma.
bakuninden alıntıladığım o paragraf bakuninin marksın kişisel mizacına dair bir gözlemidir.
ve marksda özgürlük içgüdüsü olmadığını da dile getirir paragrafın sonunda.

ama artık bunların ne yeri ne zamanı.
olayı mezhep tartışmasına çekmenin günü değil.
artık klasikleşmiş kemikleşmiş anarşistlere dil uzatma huyunu bir kenara bırakın yoldaşlar.

yarın omuz omuza can vereceğiz, bunu unutmayın.
tıpkı parisde ispanyada haymarketde olduğu gibi.

sekter budalalıklarla kaybedecek enerjimiz yok.

Saint-Just
22-07-2015, 18:02
böyle bir günde; böyle bir mesaja akademik bir cevap bekliyorsan yanılıyorsun sevgili dostum.
hele şu ütopik kelimesi var ya, birçok satılmışın komünizm için bolca zikrettiği bir kelimedir.
senin diline yakışmamış.
uzun uzun yazacak haleti ruhiyede değilim.

ama kısaca tek kelime edeyim.
anarşizmi bilmediğin anlamadığın düşüncesine kapıldım.

anarşizm; üretim araçları üzerindeki mülkiyeti redetmenin bir adım daha soluna geçer ve insanın insan üzerindeki mülkiyetini de reddeder.
elbette marksdan çok şey öğrendik.
tıpkı onun idealist hegel'den diyalektiği öğrendiği gibi.

ve elbette proudhonun idealist olduğundan da habersiz değiliz.

ama bakuninin dediği gibi;
proudhon iflah olmaz bir idealistdi ve marksın felsefedeki düzeyinin yanına bile yaklaşamazdı.
ama onda özgürlük duygusu vardı.
buna karşın tarihin en büyük felsefecisi ise otoriterdi.

bizim otorite ile başımız hiç hoş olmamışdır.
ne yapalım bu biraz meşrep meselesi.

son sözüm yine de şu olsun.
her anarşist komünist, her komünist anarşisttir.

emek ve dayanışma günü olan 1 mayıs dahi haymarket olaylarında katledilen anarşist devrimcilerin mirasıdır.

Boyle bir mesaja derken ne kast ettigini tam olarak anlamadim.biraz acabilirmisin? Yinede mesajimin yeterince akademik oldugunu dusunuyorum. Buna yine yeterli akademik bir yanit isterdim.. Bunu solerken herhangi bir rekabet icerisinde deilim. Anarsizme karsi bir kinim yok. Sebebi kendiminde ogrenebilecegi bir seyler oldugunu dusunmem..

Anti komunistlerin komunizm icin surekli utopik kelimesini kullanmasi onlarin kendi cehaletinden. Ancak ben bunu saglam soylemlere dayandirarak kullandigimi dusunuyorum. Yoksa marx da owen fourier saint simon gibi adamlari utopik olmakla suclamiyormuydu?

Khaos
22-07-2015, 18:20
Boyle bir mesaja derken ne kast ettigini tam olarak anlamadim.biraz acabilirmisin? Yinede mesajimin yeterince akademik oldugunu dusunuyorum. Buna yine yeterli akademik bir yanit isterdim.. Bunu solerken herhangi bir rekabet icerisinde deilim. Anarsizme karsi bir kinim yok. Sebebi kendiminde ogrenebilecegi bir seyler oldugunu dusunmem..

Anti komunistlerin komunizm icin surekli utopik kelimesini kullanmasi onlarin kendi cehaletinden. Ancak ben bunu saglam soylemlere dayandirarak kullandigimi dusunuyorum. Yoksa marx da owen fourier saint simon gibi adamlari utopik olmakla suclamiyormuydu?

söylemlerinin sandığın kadar sağlam temellere dayanabilmesi ancak anarko-komünizmi anlamış olmanla doğru orantılı olabilir.
ben bu konuda yeterli olmadığını düşünüyorum.
bu düşüncemi temellendirebilmek adına uzun uzun teorik tartışma yürütecek psikolojide değilim şu an.

reel-sosyalizm denemeleri diye tarihte yer almış örnekler üretim araçları üzerindeki mülkiyeti kaldırmayı başarabilmişmidir. tartışılır.
ama insanın insan üzerindeki mülkiyetini ortadan kaldırmayı başaramadıkları kesindir.

biz iktidar Sovyetlere diyoruz.
proleterya diktatörlüğünde proleterya olmamıştır,
sadece diktatörlük olmuştur.
sebebi açıktır.
bürokratik elit Sovyet iktidarı yerine kendi iktidarını hayata geçirmiş, nerdeyse yeni ve reel-sosyalizme özgü bir sınıf üretmiştir.

bunu anarşistler ekim devriminden çok önce öngördü ve paris komününde ısrarla bu durumun oluşmamasına katkı verdi.

yüzakımız paris komünüdür.
stalini anlamak için ben de çok uğraştım.
hatta temize çıkarabilmak için. ama yok be, olmadı, olamazdı da.

tek bildiğim sınıfsız ve sömürüsüz özgür bir dünya istediğim.
parti ve devlet; adı komünist bile olsa özgün iktidar ilişkileri ve seçkinlerini üretir.

iktidar Sovyetlere.

Bedevi
22-07-2015, 22:53
bunu anarşistler ekim devriminden çok önce öngördü ve paris komününde ısrarla bu durumun oluşmamasına katkı verdi.

yüzakımız paris komünüdür.


Sevgili Barikat,

Senin yüz akı olarak değerlendirdiğin Paris Komunü ile ilgili bende kendi Marksist paradigmam çerçevesinde bir kaç değerlendirmede bulunmak istiyorum.Bir önceki yazında bana omuz omuza çarpışacağımızı söylemişsin ki amenna... Fakat bu sahip olduğumuz perspektif farklılıklarını seviyeli bir şekilde tartışmayacağımız anlamına gelmiyor.

Paris Komunü, insanlık adına önemli kazanıma tekabül etmektedir ki Karl Marx dahi Komunist Manifesto'da ki tek değişikliği, Paris Komunü deneyiminin sonrasında yapmayı uygun görmüştür. Marx, Paris Komunü'nü bir pratik olması hasebiyle, pek çok teorik argüman veya tezden daha önemli bir vaka olarak değerlendirmiştir. Fakat aynı zamanda onun için Paris Komünü,Lenin'in de dediği gibi '' bizimkinin olmaması gerektiği gibi bir hükümetti''.

Paris Komunü, seçimler sonucu belirlenen ve görevden alınabilen kent meclis üyelerinden oluşuyordu.Böylelikle Komün, parçalanmış devlet mekanizmasının, burjuva parlamentarizminin ötesine geçen bir demokrasi ile değişimini mümkün kıldı( örneğin; burjuva parlamenterlerinin aksine komün meclisi işçilerden, ayrıcalıklı olmayan sınıflardan oluşuyordu).

İşte Marksistlerin Komün'e yönelik eleştirileri de tamda bu noktada ortaya çıkıyor. Zira ortada hala baskılanması ve direncinin kırılması gereken bir burjuvazi var ve Paris Komuncüleri bunu yapamıyor. Niye? Çünkü; bir türlü gerekliliğini kabul etmedikleri proleter diktatörlüğünü inşa etmek gibi bir gereklilik duymuyorlar.

Burada Lenin'e kulak verelim;

''Paris Komunü....demokratik bir devrimle sosyalist bir devrimin öğelerini birbirinden ayırma yeteneğinde olmayan ve ayrışmamış bir hükümet olduğu, bir cumhuriyet uğruna savaşma görevini sosyalizm uğruna savaşma görevi ile birbirine karıştırmış, Versailles'a karşı etkin bir askeri saldırı düzenleyememiş, Fransa Bankasına el koymamakla bir hata etmiştir.''

Devlet, bir sınıfın, diğer bir sınıf üzerindeki baskı aracıdır. Eğer burjuva devletini parçalıyorsanız, yerine burjuvaziyi baskılayacak, hedeflenen sınırsız ve sınıfsız bir dünya düzenine (yani Komunizme) geçişi mümkün kılacak şekilde devlet mekanizma ve kurumları ile üretim araçlarını proleterlerin kontrolüne verilmesi gereklidir. İşte bu da Proleter diktatörlüğüdür. Fakat Anarşistler, böylesine bir geçiş sürecine karşı çıktıkları gibi bu geçişi mümkün kılabilecek herhangi bir programları da yoktur! Tıpkı Paris Komunü gibi...

Yine Lenin'e kulak verelim;

''Biz ütopyacılar değiliz, tüm idareyi bir anda ortadan kaldırmayı hayal etmeyiz. Bu proleteryanın diktatörlüğünü anlamamaktan kaynaklanan anarşist hayaller tamamen Marksizme yabancıdır.''

Khaos
23-07-2015, 00:07
Sevgili Barikat,

Senin yüz akı olarak değerlendirdiğin Paris Komunü ile ilgili bende kendi Marksist paradigmam çerçevesinde bir kaç değerlendirmede bulunmak istiyorum.Bir önceki yazında bana omuz omuza çarpışacağımızı söylemişsin ki amenna... Fakat bu sahip olduğumuz perspektif farklılıklarını seviyeli bir şekilde tartışmayacağımız anlamına gelmiyor.

Paris Komunü, insanlık adına önemli kazanıma tekabül etmektedir ki Karl Marx dahi Komunist Manifesto'da ki tek değişikliği, Paris Komunü deneyiminin sonrasında yapmayı uygun görmüştür. Marx, Paris Komunü'nü bir pratik olması hasebiyle, pek çok teorik argüman veya tezden daha önemli bir vaka olarak değerlendirmiştir. Fakat aynı zamanda onun için Paris Komünü,Lenin'in de dediği gibi '' bizimkinin olmaması gerektiği gibi bir hükümetti''.

Paris Komunü, seçimler sonucu belirlenen ve görevden alınabilen kent meclis üyelerinden oluşuyordu.Böylelikle Komün, parçalanmış devlet mekanizmasının, burjuva parlamentarizminin ötesine geçen bir demokrasi ile değişimini mümkün kıldı( örneğin; burjuva parlamenterlerinin aksine komün meclisi işçilerden, ayrıcalıklı olmayan sınıflardan oluşuyordu).

İşte Marksistlerin Komün'e yönelik eleştirileri de tamda bu noktada ortaya çıkıyor. Zira ortada hala baskılanması ve direncinin kırılması gereken bir burjuvazi var ve Paris Komuncüleri bunu yapamıyor. Niye? Çünkü; bir türlü gerekliliğini kabul etmedikleri proleter diktatörlüğünü inşa etmek gibi bir gereklilik duymuyorlar.

Burada Lenin'e kulak verelim;

''Paris Komunü....demokratik bir devrimle sosyalist bir devrimin öğelerini birbirinden ayırma yeteneğinde olmayan ve ayrışmamış bir hükümet olduğu, bir cumhuriyet uğruna savaşma görevini sosyalizm uğruna savaşma görevi ile birbirine karıştırmış, Versailles'a karşı etkin bir askeri saldırı düzenleyememiş, Fransa Bankasına el koymamakla bir hata etmiştir.''

Devlet, bir sınıfın, diğer bir sınıf üzerindeki baskı aracıdır. Eğer burjuva devletini parçalıyorsanız, yerine burjuvaziyi baskılayacak, hedeflenen sınırsız ve sınıfsız bir dünya düzenine (yani Komunizme) geçişi mümkün kılacak şekilde devlet mekanizma ve kurumları ile üretim araçlarını proleterlerin kontrolüne verilmesi gereklidir. İşte bu da Proleter diktatörlüğüdür. Fakat Anarşistler, böylesine bir geçiş sürecine karşı çıktıkları gibi bu geçişi mümkün kılabilecek herhangi bir programları da yoktur! Tıpkı Paris Komunü gibi...

Yine Lenin'e kulak verelim;

''Biz ütopyacılar değiliz, tüm idareyi bir anda ortadan kaldırmayı hayal etmeyiz. Bu proleteryanın diktatörlüğünü anlamamaktan kaynaklanan anarşist hayaller tamamen Marksizme yabancıdır.''

proletarya diktatörlüğünün somuttaki karşılığı nedir.
şu ana kadar proleterya adına diktatörlükten başka bir somut karşılığını ben görmedim.
bir sınıf diktatör olabilir mi. bu soyutlamanın somuttaki karşılığı nedir.
yoksa birileri sınıf adına mı diktatör olur.(parti/önderlik/ıvır/zıvır)
sonra gereğinde sınıfın çıkarlarının ne olduğuna mı karar verir.
bu arada elitleşip kendisi de bir sınıf olur mu.
şu ana kadar proleterya diktatörlüğü denen proleteryası olmayan ve adına güya reel sosyalizm denen diktatörlükler sönümlenip devleti yokedebildi mi.
sünni-şii tartışmasına benzemeden bu iş, en iyisi mi ayet hadis alıntılamayı falan bırakın, aramızdaki ortak kelimeye gelin.
emperyalist-kapitalizme karşı topyekün mücadele.

varsın bu bizim ütopyamız olsun.

http://anarsi.net/metinler/36-anarsi/181-dinle-marksist

Bedevi
23-07-2015, 01:17
Mao Zedong, pratiğin, teorinin noksan yönlerinin tespit edilerek yeniden şekillendirilmesi, şart ve koşullara uygun hale getirilmesi açısından fevkalade önemli olduğunu söyler. Biz de Sovyet deneyimine bu açıdan bakıyoruz. Kusursuz olduğunu söylemiyor ama insanlık tarihinin en ilerici deneyimi olduğunu belirtiyoruz. Amacımızda bu deneyimin olumlu ve olumsuz yönlerini göz önünde bulundurarak, onun ötesine geçen bir pratiği mümkün kılmaktır.

Diğer yandan Sovyet rejimini, burjuva demokratlarının üslubu ile ''despotlukla'' itham ederken kastettiğin nedir? Burjuva parlamentarizminin eksikliği mi? Hani Marx'ın deyimi ile toplumun, 5 yılda bir kendilerini kimin zapturapt altına alacağını belirlemeye yönelik sandıkta kullandıkları oy ve onun sonucunda toplumun godamanlarından kurulan bir meclis. Evet Sovyetlerde bu yoktu. Zira Marksistler, demokrasiyi, burjuva parlamentarizminden ayrı düşünme yetisine sahip insanlardır. Anarşistlerde burjuva parlamentarizmine karşıdır ama Sovyet karşıtlığı seni nasılda liberallerin söylem düzeyine çekiyor fark ediyormusun?

Üçüncü olarak Marx ve Lenin'den alıntı yapmayı, ayet iktibas etmek ile aynı kapsama alman oldukça ucuz bir itham. Sen bir Anarşist olarak, Enrico Malatesta, Bakunin, Kropotkin, Goldman gibi düşünürlerin yazıları üzerine okumalar yapmıyormusun?

Khaos
23-07-2015, 01:35
Mao Zedong, pratiğin, teorinin noksan yönlerinin tespit edilerek yeniden şekillendirilmesi, şart ve koşullara uygun hale getirilmesi açısından fevkalade önemli olduğunu söyler. Biz de Sovyet deneyimine bu açıdan bakıyoruz. Kusursuz olduğunu söylemiyor ama insanlık tarihinin en ilerici deneyimi olduğunu belirtiyoruz. Amacımızda bu deneyimin olumlu ve olumsuz yönlerini göz önünde bulundurarak, onun ötesine geçen bir pratiği mümkün kılmaktır.

Diğer yandan Sovyet rejimini, burjuva demokratlarının üslubu ile ''despotlukla'' itham ederken kastettiğin nedir? Burjuva parlamentarizminin eksikliği mi? Hani Marx'ın deyimi ile toplumun, 5 yılda bir kendilerini kimin zapturapt altına alacağını belirlemeye yönelik sandıkta kullandıkları oy ve onun sonucunda toplumun godamanlarından kurulan bir meclis. Evet Sovyetlerde bu yoktu. Zira Marksistler, demokrasiyi, burjuva parlamentarizminden ayrı düşünme yetisine sahip insanlardır. Anarşistlerde burjuva parlamentarizmine karşıdır ama Sovyet karşıtlığı seni nasılda liberallerin söylem düzeyine çekiyor fark ediyormusun?

Üçüncü olarak Marx ve Lenin'den alıntı yapmayı, ayet iktibas etmek ile aynı kapsama alman oldukça ucuz bir itham. Sen bir Anarşist olarak, Enrico Malatesta, Bakunin, Kropotkin, Goldman gibi düşünürlerin yazıları üzerine okumalar yapmıyormusun?

söylediklerimin ne burjuva parlamentarizmi ne de liberal zırvalarla alakası yok.
Sovyet rejimi dediğin şeyin Sovyet rejimi olmadığını iddia ediyorum. ortada Sovyet yok. bürokratik elit var.
maletesta ve goldman'ın söylediği de tam olarak bu.
ben Sovyet karşıtı değil, tam tersine Sovyet taraftarıyım.

Bedevi
23-07-2015, 02:21
söylediklerimin ne burjuva parlamentarizmi ne de liberal zırvalarla alakası yok.
Sovyet rejimi dediğin şeyin Sovyet rejimi olmadığını iddia ediyorum. ortada Sovyet yok. bürokratik elit var.
maletesta ve goldman'ın söylediği de tam olarak bu.
ben Sovyet karşıtı değil, tam tersine Sovyet taraftarıyım.

Bırak bu burjuva dezenformasyonlarınıda o ufacık beyninde üç-beş bilgi kırıntısı varsa ortaya dökte cevabını vereyim.

Senin Anarşist zevat, hayali, ulaşımı yönünde herhangi bir yol veya yöntem dahi içermeyen zihinsel ütopyalarıyla masturbasyon yaparken, sizin alçakca sövdüğünüz Stalin ve onun yiğit yoldaşları Nazi köpeklerine karşı, insanlığın onuru ve kurtuluşu için mücadele ediyordu.

Neymiş Stalin'i temize çıkaramıyormuş! Ha s.ktir lan...

Khaos
23-07-2015, 02:30
Bırak bu burjuva dezenformasyonlarınıda o ufacık beyninde üç-beş bilgi kırıntısı varsa ortaya dökte cevabını vereyim.

Senin Anarşist zevat, hayali, ulaşımı yönünde herhangi bir yol veya yöntem dahi içermeyen zihinsel ütopyalarıyla masturbasyon yaparken, sizin alçakca sövdüğünüz Stalin ve onun yiğit yoldaşları Nazi köpeklerine karşı, insanlığın onuru ve kurtuluşu için mücadele ediyordu.

Neymiş Stalin'i temize çıkaramıyormuş! Ha s.ktir lan...

seni uğraştırmayayım istersen.
başka bir mesajında zaten itiraf etmişsin, tahrik falan filan diye.

fazla trole ihtiyaç yok.
senin ta avradını ******* ulan.
götoğlanı.
o hassiktiri alır münasip yerine sokarım.

ne oldu, amacına ulaştın mı.
bu muydu amacın.
stalin piçi.
stalin dediğin piç marksizme ihanetin adıdır.
nazi köpeklerine karşı mücadele eden ise Sovyet halklarıdır.

tek ülkede sosyalizm geyikleriyle yaptığı ihanetlere hangi cevabı vereceksin.

Bedevi
23-07-2015, 03:11
Öncelikle o iğrenç üslubun ile bana yönelttiğin küfrü tüm içten dileklerimle sana iade ediyorum.

Gelelim senin şu yüz akı Komünlerine....

Ulan salak, sen bana iktidarı almadan, herhangi bir proleter iktidarı kurmadan nasıl üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyeti kaldıracaksın onu anlat. Bunu 21. yüzyılın başkalaşmış ve farklılaşmış üretim ve bölüşüm ilişkilerinin hakim olduğu metropollerde nasıl yapacaksın? Hadi 18. yüzyılda kısmende olsa toprak paylaşımı kolayda, 21. yüzyılda bunu nasıl yapacaksın a gerizekalı!

Khaos
23-07-2015, 03:28
Öncelikle o iğrenç üslubun ile bana yönelttiğin küfrü tüm içten dileklerimle sana iade ediyorum.

Gelelim senin şu yüz akı Komünlerine....

Ulan salak, sen bana iktidarı almadan, herhangi bir proleter iktidarı kurmadan nasıl üretim araçlarının üzerindeki özel mülkiyeti kaldıracaksın onu anlat. Bunu 21. yüzyılın başkalaşmış ve farklılaşmış üretim ve bölüşüm ilişkilerinin hakim olduğu metropollerde nasıl yapacaksın? Hadi 18. yüzyılda kısmende olsa toprak paylaşımı kolayda, 21. yüzyılda bunu nasıl yapacaksın a gerizekalı!

ne oldu
niye kıvırdın şimdi.
asli işini yapsana troll.
yap ki hakettiğin kelimeleri duy.
avradını siktiğimin şerefsizi.

iktidarı almak için değil yıkmak için yola çıktık.
proleterya yatay örgütlenmesiyle ve enternasyonal bilinciyle bunu başaracaktır.

bürokratik elitler, tek ülkede sosyalizm masalları devletin sönümlenmesini değil, proleter devrimlerin iflasını getirdi.
somut durum bu.
vardığınız nokta bir çeşit ulusalcı kalkınmacılıktan başka nedir ki.

sizin sınıfsız sömürüsüz özgür enternasyonalist bir çözümünüz mü var ki.

stalinizm tarafından ırzına geçildiği ve karikatürize edildiği için aslında marksizmle bile bağınız koptu.
çarpıtılmış ve bürokratik despotizm tarafından yeniden içeriklendirilmiş marksizmden bozma ideolojiniz proleter iktidar mı kuracak yani.
yoksa akademisyenler ve partililer mi yapacak küçük burjuva sosyalist devriminizi.

Bedevi
23-07-2015, 03:52
Düşündüğüm gibi...

Soruma cevap verebilecek ne ideolojik ne de sosyolojik bir alt yapıya sahip olduğun için yöneltttiğim suale de herhangi bir yanıt üretememiş, sadece o iğrenç üslubunla küfür edebilmişsin. Anarşizm, senin gibi ''her şeye karşıyım ben yea'' türü ergenlik triplerinden ibaret olmayıp, belli bir ideolojik alt yapısı olan düşünsel bir harekete tekabül eder. Eğer belli bir birikim olmazsa tek bir soru karşısında böyle mal gibi kalırsın işte...

Boyunun ölçüsünü aldığına göre hadi şimdi s.ktirip gidebilirsin.

Khaos
23-07-2015, 04:13
Düşündüğüm gibi...

Soruma cevap verebilecek ne ideolojik ne de sosyolojik bir alt yapıya sahip olduğun için yöneltttiğim suale de herhangi bir yanıt üretememiş, sadece o iğrenç üslubunla küfür edebilmişsin. Anarşizm, senin gibi ''her şeye karşıyım ben yea'' türü ergenlik triplerinden ibaret olmayıp, belli bir ideolojik alt yapısı olan düşünsel bir harekete tekabül eder. Eğer belli bir birikim olmazsa tek bir soru karşısında böyle mal gibi kalırsın işte...

Boyunun ölçüsünü aldığına göre hadi şimdi s.ktirip gidebilirsin.

bırak lan bu forum taktiklerini göt.
soru sormuş da cevap beklermiş bi de.
iktidarı almak ve elde tutmak için dile getirdiklerinin marksizmle alakası yok.
Bolşevik faşizmiyle alakası var.

çok meraklıysan al bunu oku.
neye itiraz ettiğini anlarız belki.
avradını siktiğimin trolü, stalin piçi.

http://anarsi.net/metinler/1-isyan/242-bolsevizme-karsi

Saint-Just
24-07-2015, 17:30
Konu cok istenmeyen yerlere gitmis ve seviye yerlere inmis. Burda tek suclu barikat degil. Bedevi arkadasda barikat i epey tahrik etmis ve sinirlenip kufur etmesine sebep olmus. Yinede bedevi'nin baslardaki amacinin bu oldugunu dusunmuyorum.

Tartismanin baslarinda gayet seviyeli ve duzgun argumanlar sergilerken, barikat in surekli (bana karsi da yapmis oldugu) yazilan seylere dogrudan cevap vermeyip ayni safsatalari tekrar etmesi, onuda rahatsiz edip bu yola girmesine sebep oldu sanirim.

Anarsizm in neden yetersiz, utopik ve idealist olduguna dair az cok bir seyler yazildi. Bu yazilanlarin cogu cevapsiz kaldi ve bunlara karsi yazilmaya calisanlarin hepsi iki ana fikre cikiyor.

-bu iki sol akimin birbirleriyle kavga etmek yerine birlesmesi gerekiyor.

-sovyetlerde burokratlarin bir diktatorlugu vardi ve bunlar yeni bir sinif olusturup somuruye devam ettiler.

İlkinden baslamam gerekirse. Daha oncede soyledigim gibi anarsizm e karsi bir kinim yok. Ancak yine daha once soylendigi gibi bu sahip olunan gorus farkliliklarinin tartisalamayacagi anlamina gelmiyor. Zaten bilimsel olan gorus teori de de pratikte de her turlu galip gelecektir. Bir seyide not duseyim, sol gorus, sagin aksine tek bir dusunce kalibini veya lideri takip etmeyip, surekli dusundugu, sorguladigi ve kendi kendini surekli yenileyip astigi icin (en azindan diyalektigi benimseyenleri) yani yapisi geregi surekli bolunmeye mahkumdur. Ancak bu ayri bir tartisma konusudur.

İkinciye gelirsek, bu arguman sovyetleri elestirmeye calisan trockistler, anarsistler ve sagci cenah arasindan liberallerin surekli kullandigu bur seydir. Hangisi hangisinden ogrenip diline doladi bilmiyorum. Ancak hangisi olursa olsun bunu kullanan bazi samimi sol cenah icin uzuluyorum.

Hepsine soyledigim sey sudur: sadece edebiyat yapiyorsunuz.

Eger bir somuru oldugunu iddia ediyorsaniz bunu bilimsel-ekonomik temellere dayandirmaniz gerekmektedir. Marx sirf gosteris olsun diye kapital i yazmadi. Onun bilimsel sosyalizm in kurucusu olmasinin en onemli nedeni kapitalist sistemi cozumlemesi ve somuruyu bilimsel olarak teshir etmesidir. Bu teorileri curutmeye calisan liberal avusturya okulu da anca eski kliselerle bunu basarmaya calistilar. Yok kapitalistin aldigi risk, yok metanin degeri arz taleple belirlenir zart zurt..

Sozun ozu edebiyat yapmayi birakip goruslerinizi bilimsel olarak temellendirmeye calismalisiniz. En azindan liberaller bunun icin cabaladilar ve cabalamaya devam ediyorlar. Onlar kadar olamiyorsunuz.

Khaos
24-07-2015, 18:16
sayın finneas

ben savunma yapmam, durum tespiti anlamında söylüyorum.
ben kimseye beyinsiz yada salak dememişken;
birisi bana bu hakaretleri yapıp, peşinden ''peki mülkiyet nasıl kamulaştırılacak'' diye sorarsa ve ben bunun bir soru değil, ''sorun'' olduğunu ve bu sorunu çözme yükünün bana ait olmayıp hepimize ait olduğunu izaha yeltenirken, bu arkadaşın milleti nasıl trollediğini bir başka başlıkta övünerek anlattığı iletiye denk geldim.
ve o anda bu herifin emekçileri falan hiç dert edinmediğini, düpedüz egosunun peşinde düşünsel olarak da epeyce orosbulaşmış, ne idüğü belirsiz bir tip olduğunu farkettim.

birincisi benim itirazımın liberal söylemlerle uzak yakın alakası yok.
bu matrayı tekrar edip durmayın.
sorunum da marksizmle değil, leninizmle.

leninizmin marksizme katkı değil, ihanet içeren bir faşizm türü olduğunu düşünüyorum.
Sovyet kavramının da bu ilkel faşizm türünün kenar süsü olmaktan fazla anlamı yok somutta. ama benim için var ve ben bir tür sovyetikim.

hipotetik bir düşünce değil, somut tarihsel bir hatırlatma yapıyorum.

adı Sovyetler birliği olan ve reel sosyalizm diye anılan ülkede ve taklidi olan uydularında emekçiler hiç bir şekilde kapitalizmden daha iyi koşullara sahip olamadılar. bu salt ekonomik değil ayrıca politik anlamıyla da böyle.

bolşevizmin ürettiği ilkel faşizmle uzlaşacak değilim.

onların bizi sola savrulmakla, sosyalizmin çocukluk hastalığından muzdarip olmakla ütopik olmakla falan suçlamaları da ciddiyetten uzak.

biz çözüm üretememiş olmanın acısını çekiyoruz. siz ise çözüme sahip olduğunuz yalanını tekrar ediyorsunuz.

Bolşevik iktidar binlerce komünistin, anarşistin ve ''iktidar sovyetlere'' diyen işçinin katilidir.

çoğu kişinin yumuşatarak bürükratik despotizm demesinin ötesinde, açıkça faşist olduklarını söylüyorum.

bedevi denen erkek orosbusunun, Kemalist faşizmi deşifre eden haklı yazısından, kemali çıkarın ve yerine lenini/stalini koyun, o yazıda haklılık değişmeyecek.

gelelim troçki denen şerefsize.
bu pezevenk, anarşistlere ateş emrini verdiğinde kızılordu bu emre itaat etmedi. bunun üzerine oldukça tatmin edici bir ödeme ile tatar kızılordusu kırımdan getirildi ve anarşistleri kurşuna dizdi.
siz ise beni liberal ve troçkistlerle aynı kefeye koymaya kalkıyorsunuz.
lieraller özgürlükçü değildir.
onlar sermayenin/sermayedarın özgürlükçüsüdür.
ben özgürlükçüyüm.
abuk subuk konuşmayın.

proleterya diktatörlüğünün üretim araçları üzerindeki mülkiyeti kıramayıp pekiştirmesi, beni mutlu etmez.
keşke atfedilen bu hayali işlevi gerçekleştiren bir çözüm olsaydı, o zaman ben de proleterya diktatörlüğü matrasını tekrarlardım.
ama sorun hala sorun olmaya devam ediyor.
siz devekuşu gibi kafanızı kuma gömebilirsiniz.

proleterya diktatörlüğünün somutta karşılığı nedirt diye defalarca sordum. kafanızı başka yöne çevirdiniz.

cevabını da ben vereyim; proleteryanın bir hiçe indirgendiği, sovyetik yapılanmanın işlevsizleştirldiği her yönüyle öneksiz salt diktatörlük.

bana kalkıp, yaşananlardan ders çıkarmaya çalışıyoruz falan filan diyorsanız, mülkiyet sorusu soramazsınız.
mülkiyeti soru değil sorun olarak ortaya koyup el ele omuz omuza kafa kafaya bu sorunu nasıl çözeriz diye yoldaşça dertleşirsiniz.

meseleyi sidik yarışına döken, bir ileti de dinci, diğerinde aleviler mum söndü yapıyor, diğer iletide stalinist, diğerinde ulusalcı, bir başkasında ise sanki stalizm kemalizmden çok farklıymış gibi sözde anti-Kemalist olanlar olsa olsa beyin orosbusudur.
onlarla düşünce paylaşmam. düşünce değerlidir.
onlara hakaret ederim, çünkü adalet anlayışım budur.

uzlaşma yok.
her tür iktidar benim için faşizmdir. bu Marksist literatürdeki spesifik faşizm tanımından türetilmedi.
ordaki tanım; faşizmi kapitalizmin bir biçimi olarak içeriklendirir.
burjuvazi hegomonyasını sürdürebilir olmadığı zamanlarda, iktidarını parlamenter demokrasiden vazgeçerek faşizme geçici olarak devreder şeklindedir.

bana göre parlamenter demokrasi de faşisttir.
isveç bile faşisttir.
bu içeriklendirme size uymaz, ters gelir.

Saint-Just
25-07-2015, 18:47
Barikat hocam,

Bu sahsin troll olup olmadigini bilmiyorum. Ancak oyle bile olsa gelistirdigi argumanlarin cok hakli oldugu gorusundeyim.

Sana sordugu soruyu eksik yansitiyorsun. Onun sana sordugu uretim araclarinin nasil kamulastirilacagindan ote bunu devlet aygitini kullanmadan nasil yapacagin seklinde.

Daha oncede soyledigim gibi hicbir onemli olguyu hesaba katmayip utopik hayaller pesinde kosuyorsunuz. Bunu yaparken sadece kendi benimsediginiz devlet tanimiyla degil kendi felsefenizle de celisiyorsunuz. Devletin anlami nedir? bir sinifin diger bir sinif uzerindeki baski aracidir.Peki devrimin anlami nedir? Bu tanimlama ile baglantili olarak devrim ekonomik ve siyasal iktidarin bir siniftan digerine gecmesi demektir. O halde yine bu tanimlama ile baglantili olarak sosyalist devrim ise iktidarin kapitalist siniftan isci sinifina gecmesi ve isciler ile kapitalistler arasindaki iliskilerin degiserek isci sinifinin egemen sinif olmasi demektir.

Siyasal iktidarin, bir anlamda devletin kontrolunun isci sinifi tarafindan ele gecirilmesi devrimin yalnizca ilk adimidir. İkinci adim toplumsal duzene yeni bir bicim vermek ve kapitalist sinifin degismeye karsi direncini kirmaktir. İste buna proletarya diktatorlugu denir.

Ancak siz bu zorunlu gecis asamasinin gerekliligini reddediyor ve bu olmadan sosyalizmin ve komunizmin insasinin mumkun oldugunu iddia ediyorsunuz.O halde,

-bir kez iktidara gelen isci sinifinin sahip oldugu devlet aygitinin kuvvet ve siddetine basvurmadan kapitalistleri mulksuzlestirmelerini nasil mumkun kilacaksiniz?

ayrica mulksuzlestirilmis kapitalistlerin ve bunlarin diger ulkelerdeki muttefiklerinin kuvvet ve siddet kullanarak bir karsi-devrimle isci sinifi iktidarini devirmesini nasil onlemeyi planliyorsunuz? yani eski duzenin surup girmesini arzu eden eski egemen sinifin direncini nasil kiracaksiniz?

-sosyalizmin ekonomi alanindaki diger ismi nedir? planli uretim veya planli ekonomidir. İhtiyaca gore komunist dagitim ilkesinin hemen hayata gecirilmesi mumkun degildir. Herkesin ihtiyaclarinin karsilanmasi icin her seyin cok bol olmasinin saglanmasi ancak uretimin cok yuksek bir duzeye erismesi ile mumkun olabilir. Bunun icinde sosyalizm yani planli ekonomi zorunludur. Planlama olanaksiz ise sosyalizmde olanaksiz demektir.

Peki siz devlet aygitini kullanmadan planli ekonomiyi nasil hayata gecirmeyi planliyorsunuz? Bunlari kullanmadan nasil uretimi ve dagitimi planlayip, ekonomideki asayisi ve duzeni saglayayip, serbest piyasa ekonomisindeki anarsiyi yok ediceksiniz?

Ben senden oldugunu iddia ettigin somuruyu bilimsel temellere oturtmani istiyorum, sen bana yine edebiyattan baska bir sey yapmiyorsun. Sovyetler birligindeki emekcileri kiminle kiyasliyorsun? Diger ulkelerin orta veya ust siniflariyla mi? Onlarla rekabet etmek zaten mumkun degil. Sovyet emekcilerinin eski carlik kapitalizmindeki surdugu hayata ve diger cogu ulkelerdeki enekcilere gore cok daha iyi yasadiginin butun istatistikletini buraya koymaya kalksam sayfalar surer.

Benim sana trockistlerle ayni soylemleri kullaniyorsun dememin sebeplerinden biride bu, reel sosyalizm hakkindaki argumanlarinizda ikinizinde gelip gelecegi nokta ''gercek sosyalizm bu degil'' oluyor. İyide ne ima ediyorsunuz yani arkadasim? Sovyetler kapitalistmiydi yani? Su anki kuba yada kuzey kore de mi kapitalist? Su anki dunya konjukturunde kapitalizm ve sosyalizm disinda bir ucuncu yol yoktur. Bir devlet ya kapitalist olabilir ya sosyalist. Bir ulkenin sosyalist olup olmadigini anlamak da cok basittir. O ulkenin politik durumunu ve uretim iliskilerini inceleyeceksin. Ulkede eger,

-saglanan artik deger kar icin degil toplumsal fayda ve adil gelir dagilimi icin kullaniliyorsa,
-ekonomi planlaniyorsa,
-emperyalizme meydan okuyan tam bagimsiz bir temsili degil sosyalist dogrudan demokrasi ulkesi ise vs o ulke sosyalisttir. bu kadar basit.

Evet eski sovyetler veya simdiki kuba ve kuzey kore bunlarin hangisini karsilamiyor? Butun bunlara ve daha fazlasina ragmen bu ulkeler nasil sosyalist olmuyor?

Daha oncelerden ornek alinabilecek bir sosyalist deneyimin olmayisi, sosyalizmi kurmak icin isci sinifinin fedakarca calisarak once sanayilesmeyi arttirmasi gerektigi, kapitalistlerin ve emperyalistlerin direnci, sabatojlari ve kallesce saldirilari ile cikan savaslar (rus ic savasi, sovyet-polonya savasi, 2. dunya savasi) gibi onlarca zorluklarla yillarca mucadele etmesine ragmen sovyetler birligi, kapitalist ulkelerin 150 yilda yaptiginin aksine sadece 50 yillik gibi kisa bir sosyalist deneyim icerisinde onlarla kafa kafaya rekabet eden bilimde, sanatta, sporda, teknolojide, felsefe de ve sanayide bir dunya devi olup emperyalistleri titreten bir super guc haline geldi.emekci halkin refahi eski kapitalist duzende yasadiklarinin on katiydi. Siz ise butun bunlara ragmen bu ulkeyle gurur duymaniz gerekirken utaniyor ve inkar ediyorsunuz.

ornegin simdiki abd emekcileride eski kapitalist duzenlerinden daha iyi yasiyor ve daha gelismusler halada kapitalistler, o halde gelisme icin sosyalizme ihtiyac yok diyecekler icin birseyi de not duseyim. Ordaki gelismenin sebebi artik gerici olmus kapitalizm degil yine ordaki kani pahasina mucadele etmis emekcilerin sosyalist mucadelesinin ve hatta sovyet sosyalizminin korkusunun getirisidir. Ayrica iki sistem arasindaki bu refah ve gelismislige ulasma suresindeki farka ve sosyalizmin difer sistemin aksine onundeki onca engele ragmen bunu basardigina dikkat cekerim.

Devam edersem, leninizm'in, marksizm'e ihanet iceren bir fasizm turu oldugunu soyluyorsun.

Simdi sana bolsevizmin yada leninizmin neden fasist olmadigini aciklamaya calisacak degilim. Zira sen kafanda coktan bilimi bir kenara atip, sagduyunu kapatmissin. Dusunceyle degil tamamen duygularinla hareket ediyorsun. Butun iktidarlar fasisttir diyip isveci bile fasist gormen ve bizim ''sol sapma'' olarak isimlendirdigimiz anarsizmi tercih etmende tamamiyle bu sebepten zaten. Ama yinede sana bir kac soru yoneltiyim

-lenin, marx'in hangi dusuncesini ne sekilde carpitmistir?

-marksizm e esitsiz gelisim, oncu parti ve emperyalizm gibi hayati derecede onemli olgular eklemesine ve o tarihlerde iyice ayyuka cikmis revizyonizm ve oportunizmle kiran kirana mucadeleye girmesine ragmen, leninin nasil marksist teoriye bir katkisi olmamistir?

Lenin/Stalin ile Mustafa Kemal pasayi ayni kefeye koymayip fasist falan demesen zaten tutarsiz olurdun. Bolsevizm ile Kemalizm ayni. neden? Cunku ikiside baskici ve katliam felan yapmis.

Uzun uzun bir seyler yazicak durumda degilim zira yukarda sinif devlet,devrim vs hakkindaki sorularim ve yazilarimla aciklamaya calismistim zaten ve bunu sana soyletecegimi hic sanmazdim ama bilimsel sosyalizmi ve dolayisiyla diyalektik materyalizmi hic anlamadigin icin boyle seyler soyluyorsun. İki devriminde siniflari farkli ve her iki devrimde ilerlemeyi saglamak icin onceki gerici egemen sinifi ve ona ait duzenin hangi kalintisi ve direnci varsa onu bastirmak ve yok etmek zorunda. Yinede nasil kemalist burjuva devrimi bir takim kotu hatalar yaptiysa, proleter ekim devrimide bir takim kotu hatalar yapti. Bazi anarsistleri, komunistleri ve iscileri oldurdu diyorsun.

Oncelikle lutfen sovyet iktidarinin oldurdugu herhangi bir isciye kanit gosterirmisin? ''butun iktidar sovyetlere'' slogani zaten lenine ait bir slogandi. Ancak daha oncede sotledigim uzere unlu moskova durusmalarinda sovyetlerin onde gelen komunistlerinin cogunun idam edildigi dogru olmakla beraber, bunlarin hepsi sucsuz gunahsiz insanlar degillerdi. Keske kurunun yaninda yas da yanmasaydi ama gelisen kosullar bunu olmaya zorladi. Devrimlerin cogunun ortak ozelligi kendi cocuklarini yemesi. Staline ekim devriminin robespierre i denmesinin sebeplerinden biride bu. Devrimin getirdigi kosullar ikisinide paranoyaklastirdi ve bunlarin olmasina sebep oldu. Tabi sana gore robespierre de fasisttir. Ortalarda fasizm yokken yasamasina ragmen..

Son olarak kronstad ayaklanmasi ile ilgili neredeyse hic bilgim olmadigi icin bir seyler yazamiyicam ancak iki soru sormak istiyorum,

-trocki ve kizil ordu hakkinda soylediklerin dogruysa neden kizil ordunun bu eylemiyle ovunuyorsunki simdi? Bu tipki ispanya direnisinde. Sovdugunuz stalinden ve sovyetlerden yardim istemenize benzer bir tavir bence.

-kendi kaynaklarimdan okuduklarimdan hatirladigim kadariyla kronstadta anarsistler kucuk burjuva talerpler one surmusler. Bunun hakkinda ne dusunuyorsun?

gorusmek uzere..