PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 98 Yeni Böcek Türü


evrensel-insan
09-01-2015, 21:21
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/4.jpg

Sıradan insanlar için böceklerin birçoğu birbirine benzerdir. Fakat DNA öyle demiyor.
Etrafımızda bilinenden çok daha fazla böcek türü dolaşıyor. Endonezyalı ve Almanlar
neredeyse 100 yeni böcek türü saptadı. Araştırma çerçevesinde Java, Bali ve Lombok adalarında yaşayan, Trigonopterus grubundaki hortumlu böcekgillerin (Curculionidae) kalıtımları incelendi (ZooKeys dergisi). Bu kadar yeni tür için uygun bilimsel isim bulmak hiç de kolay değil diyor entomolog (böcekbilimci) Alexander Riedel. Bazıları buluntu yerlerine göre isimlendirilirken, diğerleri de Endonezya dilinde sayılarla adlandırılmış.

http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/5.jpg

Böceklerden biri belgesel film yöneticini David Attenborough’un ismine göre adlandırılanca da şu ilginç ismi almış: Trigonopterus
attenboroughi. 98 türün geleneksel bir şekilde tanımlanması çok fazla zaman gerektirir ki bu süre içinde türlerin bir kısmı yok olabilirler. Yoğun nüfuslu adalardaki ormanlar, doğa ve iklim üzerindeki önemleri dikkate alınmaksızın yok edilmeye devam ediliyor. Minik hortumlu böcekgillerin birçok türü çok dar bir yaşam alanında kalmışlar. Uçucu olmayan bu böcekler milyonlarca yıl aynı bölgede kalıyorlar diye açıklıyor Yayuk Suhardjono. Yaşam alanlarının değişmesi onları bu yüzden çok fazla etkiliyor. Yeni türler böcek gruplarıyla ilgili bir web sitesinde belgelenmiş.

evrensel-insan
09-01-2015, 21:30
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/13.jpg

Kelt yerleşmesinde iki bin yıllık parazitler: İsviçreli bilim insanları Basel’deki eski bir Kelt yerleşmesinde 2000 yıldan eski bağırsak parazitleri buldu. Kurt yumurtaları tarihçilere, o zamanki halk arasındaki kötü hijyen koşulları hakkında bilgi verdi. Özel jeoarkeolojik yöntemlerle araştırmacılar üç farklı parazit türü saptadı (Journal of Archeological Science). Basel Üniversitesi, İntegratif Prehistorya ve Doğabilimsel Arkeoloji Bölümü bilim insanları, Novartis ilaç firmasının arazisindeki bir Kelt yerleşmesindeki örnekleri inceledi. Yerleşme Avrupa’daki en önemli Kelt yerleşmelerinden biri olarak bilinir. Bulunanlar arasında bağırsak solucanı Ascaris,
kamçılı kurt (Trichuris) ve karaciğer büyük kelebeği (Fasciola) cinsi yuvarlak kurtların dayanıklı yumurtaları bulunmuş. Bu bağırsak parazitinin yumurtaları, Demir Çağı’na ait en az 2000 yıllık kiler ve silolarda günümüze kadar korunagelmiş.

evrensel-insan
09-01-2015, 21:31
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/14.jpg

Parazit yumurtalarının varlığı, normalde yapıldığı gibi toprak örneklerinin suda yüzdürülmesiyle değil, jeoarkeolojideki mikromorfolojik yöntemlerle doğrudan doğruya buluntu yerlerinde tespit edilmiş. Bu şekilde bilim insanları, yumurtaların buluntu yerindeki sayılarını saptayabilmişler. Bu tür bilgiler Demir Çağı’na ait bu yerleşmede ortaya çıkan hastalıklar hakkında yeni bir bakış açısı sunmuş. Parazit yumurtaları insan ve hayvan dışkılarına (kaprolit) ait ve bazı kişilerde aynı anda birkaç parazit türü tespit edilmiş.

http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/Fasciola_hepatica2.jpg

Parazit yumurtalarının üst toprak tabakalarında da bulunmuş olmaları, dışkıların gübre olarak bahçelere döküldüğünü akla getirmekte. Karaciğer büyük kelebeği (Fasciola) ara konakçı olarak tatlı su salyangozundan yararlandığı için de bu parazit türünün kesimlik hayvanlarla çevreden yerleşim yerine getirildiği tahmin ediliyor. Mikroskobik ürünlerde arkeologlar ayrıca bağırsak parazitlerinin toprakta dağıldığını da tespit etmişler. Bu durum insan ve hayvanların iç içe yaşadıkları Kelt yerleşmesindeki kötü temizlik koşullarının da bir kanıtı.

evrensel-insan
09-01-2015, 21:33
http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/kisa_6.jpg

300 milyon yıllık göz, renkleri görebiliyormuş: Tüm hayvan türlerinin yüzde 95’i herhangi bir göz türüne sahip. Anlaşıldığı üzere görsel algılama o kadar gerekli bir gelişmeydi ve gözler çeşitli hayvan türlerinde birbirlerinden bağımsız olarak gelişti. Ancak çeşitli göz tiplerinin ne derecede ortak bir genetik kökene uzandıkları bugüne dek tartışmalıydı. Göz kalıntılarına ait fosiller 500 milyon yıllıktır. Fakat hayvanların hangi tarihten itibaren renkli görebildikleri bilinmiyordu. Kumamoto Üniversitesi’nde Gengo Tanaka ve ekibi, Hamilton fosil yataklarında (Kansas/ABD) ilginç bir keşfi yaptı (Nature Comunications). Araştırmacılar bir dikenli yüzgeçlide (Acanthodes bridgei), insanda da renkli görmeden sorumlu olan çubuk ve koni hücreleri buldu. İlk kez bu kadar eski bir ağtabakası kalıntısı bulundu.

http://www.cumhuriyet.com.tr/Archive/2015/1/9/181805_resource/Gnathostomata1.jpg

Göz kalıntıları, yumuşak dokunun normalde birkaç ay içinde bozulması nedeniyle son derece ender bulunur. Balığa benzer dikenli yüzgeçliler, gerçekçeneliler (Gnasthostomata) grubu içinde kıkırdaklı veya zırhlı balıklar gibi kendi sınıflarını oluşturur. Dikenli yüzgeçlerin koruyucu işlevleri olduğu sanılıyor. Beden boyları birkaç santimetreden iki metreye kadar değişen dikenli yüzgeçliler daha çok tatlı sularda yaşıyordu ve geriye yaşayan bir ardıl bırakmadan yaklaşık 290-250 milyon yıl önce tükendiler. Kansas’ta bulunan örnekte gözün özgün rengi ve biçimi seçilebiliyor. Hatta ağtabakada ışık soğuran bir pigment bile saptanmış. Kalıntılar bir fosfat tabakası içinde korunagelmiş.