PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dindarların düşük seviyesi


Yıldıztozu
16-01-2015, 00:05
Bazen burada ateistleri eleştiriyor olsam da dindarların genel durumu daha berbat.

Müslümanların zeka ve bilgi ortalaması hesaplansa ateistlerin ortalamasının onda biri falan yapar herhalde.

Çoğunluğu dogmatik inançlarla beyni yıkanmış.
Kendinden çok emin bir şekilde cennet hayalini kuruyor.
Üstelik ateistleri aptallıkla suçluyor.

Kendisi nasıl bir cahilse artık.

Tabi bütün dindarlara genelleyemeyiz ama ortalama seviyeleri çok düşük.

Dünya genelinde de ateistlerin zeka ve bilgi seviyesi ortalamaları daha yüksek.

Mesela ilahiyatçılara bakarsak hiçbirinin bilimden felsefeden haberi yok.
Tek öğretilen şey hadisler tefsirler.
Tamam ilahiyatçılar onu da öğrenmeli ama bu kadar aptal yetiştirilmemeli.

Ne diyorsunuz

Dialectics
16-01-2015, 00:17
Akıl yerine iman üzerine kurulan dinlerin makus talihidir bu. Sihirle, süper güçlü bir Tanrı ile her soruyu çözdüğüne iman edince dolayısi ile ne soracak soru kalıyor, ne kuantumu, beyni, paralel evrenleri ne de diğer bazı yaratılış teorilerini incelemek için merak...

Vefik Sami
16-01-2015, 00:35
Sn. zfr87;

Sizin müslüman olduğunuzu ve İslâm'ı savunduğunuzu sanıyordum.
Benim müdâhil olduğum başlığa astığınız bir-iki mesajdan böyle anladım.
Ama; yukarıda okuduğum satırlar sanki bir ateist'in kaleminden çıkmış gibi.

Her ne ise.
Konu siz değilsiniz zâten.

Tespitleriniz bence de doğru.
Ama; neden böyle olduğunu bir müslüman olarak en iyi sizin bilmeniz gerekmiyor mu ?
Özet olarak, sebeplerini de görsek ?

*

Bir ara tv24 haber kanalında dini eğitimi Menzil/Medrese kökenli Ebûbekir SİFİL ile sakallı bir ilâhiyatçının moderatör olarak katıldığı ve İslâma dâir hususların konuşulup tartışıldığı bir program vardı. Yanılmıyorsam haftada bir yayınlanmaktaydı. Programın ilâhiyatçı moderatörü iki lafın bir "Epistomolojik olarak" deyip duruyordu.

Genelde kıldığı namazın farz ve vaciplerinin, sünnetlerinin neler olduğunu bilmeyen müslümanların takip ettiği bir programmda mezkür şahsın habire "Epistomoloji" den bahsetmesinin sebebini anlayamamıştım bir türlü. Zannederim; "akademik kariyer sahibi" olduğunu gösterme derdinde idi.

Ebubekir SİFİL, İslâmi ilimlerde bilgili ve birikimli biri. Üstelik hitâbeti de gâyet güzel. Epistomoloji, ontoloji, antropalaoji vs demeyi o da bilir. Fakat; dikkat ettim, izleyenlerin anlayabileceği bir dil/üslûp kullanıyordu.

Türkiyede de entellektüel yapıda ilâhiyatçı var. Ama bence, sayıları bir elin parmaklarını geçmez.

Yıldıztozu
16-01-2015, 00:55
Sn. zfr87;

Sizin müslüman olduğunuzu ve İslâm'ı savunduğunuzu sanıyordum.
Benim müdâhil olduğum başlığa astığınız bir-iki mesajdan böyle anladım.
Ama; yukarıda okuduğum satırlar sanki bir ateist'in kaleminden çıkmış gibi.

Her ne ise.
Konu siz değilsiniz zâten.

Tespitleriniz bence de doğru.
Ama; neden böyle olduğunu bir müslüman olarak en iyi sizin bilmeniz gerekmiyor mu ?
Özet olarak, sebeplerini de görsek ?

*

Bir ara tv24 haber kanalında dini eğitimi Menzil/Medrese kökenli Ebûbekir SİFİL ile sakallı bir ilâhiyatçının moderatör olarak katıldığı ve İslâma dâir hususların konuşulup tartışıldığı bir program vardı. Yanılmıyorsam haftada bir yayınlanmaktaydı. Programın ilâhiyatçı moderatörü iki lafın bir "Epistomolojik olarak" deyip duruyordu.

Genelde kıldığı namazın farz ve vaciplerinin, sünnetlerinin neler olduğunu bilmeyen müslümanların takip ettiği bir programmda mezkür şahsın habire "Epistomoloji" den bahsetmesinin sebebini anlayamamıştım bir türlü. Zannederim; "akademik kariyer sahibi" olduğunu gösterme derdinde idi.

Ebubekir SİFİL, İslâmi ilimlerde bilgili ve birikimli biri. Üstelik hitâbeti de gâyet güzel. Epistomoloji, ontoloji, antropalaoji vs demeyi o da bilir. Fakat; dikkat ettim, izleyenlerin anlayabileceği bir dil/üslûp kullanıyordu.

Türkiyede de entellektüel yapıda ilâhiyatçı var. Ama bence, sayıları bir elin parmaklarını geçmez.


Müslümanlara göre ben müslüman değilim.
Ben kendi yarattığım dine ve kendi yarattığım tanrıya inanıyorum.
Bu yarattıklarıma en yakını da müslümanlık olabilir.
En yakın olduğum inanç islam diyebilirim.

İlahiyat fakültelerinde hala 1000 yıl öncesiyle aynı şeyler öğretiliyor.Hadisler tefsirler vs.
Felsefi düşünüp mantıklı sorgulamak yok.
Mantıklı cevap da yok.
Bilimsel düşünme zaten hiç yok.

Bunlar olmadan din olmaz.
Eğer bir tanrı varsa bu tanrıya ancak bilim ve felsefeyle ulaşabiliriz.
Kutsal kitaplara bakarak tanrıyı anlamak imkansız.

Özellikle bu anlamda eksiklik görüyorum.

Ateist-teist tartışmalarını çokça takip eden biriyim.
Hem ülkemizde hem dünyada.

Özellikle ülkemizdeki teist savunmaları çok komik.
Evrim teorisinin bilimle bile çeliştiğini söyleyecek kadar küstah olan ilahiyatçılar var.

Amerika gibi ülkelerde biraz daha makul savunmalar olabiliyor teizm yanlılarından.

Ateistleri bir konuda takdir ediyorum.Cesaretlerinden dolayı.
Her insan kolay kolay dinden çıkamayabilir.
Tabi bu ateistleri cesaretlendirmek gibi olmasın ama sorgulama gücü olan insanlar ateist olduğu için dolayısıyla zeka ortalamaları da yüksek.

Müslümanların çoğunluğu dogmatik.
Ne dersen de ben inancımdan vazgeçmem diyorlar.
Ölene kadar ne olursa olsun inanıcam diyorlar.

Bu kadar önyargılı olmaları da büyük eksikliklerinden.

pianola
16-01-2015, 06:08
Ben kendi yarattığım dine ve kendi yarattığım tanrıya inanıyorum.
Bu yarattıklarıma en yakını da müslümanlık olabilir.

Sihizm de olabilir buyuk ihtimal. Sihizm (http://tr.wikipedia.org/wiki/Sihizm)

RollingStones
16-01-2015, 10:22
Konu süper, yüksek irtifada, doyurucu bir tartışma oluyor. Devamını bekliyoruz :)

kartopu
16-01-2015, 11:56
Bir ülkede nüfusun % 98 müslüman dediğinde dini nasıl anlatırsın. Bir ülkede bütün din devlet tarafında fanans edilirse din ne amaçla kitleye anlatılır.

Bir Hiristiyana veya bir dinsize isalamı arkanda devlet ve yasaların korunması olmadığında anlatacak ve onları ikna edeceksin nasıl anlatılır.
İşte o zaman içine felsefe de bilimde koyacaksın hatta ekonomi.

Türkiye de ilahiyet fakültelerinde din nasıl öğretilir o fakülte mezunları okul bittiğinde nerede ve kime hizmet verecek.

Bir din devlet olduğunda başka şekil alır muhalefet olduğunda başka şekil alır. Yunusun anlattığı dinle dinyanet işleri başkanının anlattığı islam birmidir.

Konu islam değil islamın ne iş yaptığı kime ne maksadla yaradığıdır.
İslam dini devlet olduğundan bu yana gericilik le eş anlamlı anılmaktadır. Bundan ne felsefe ne şiir ne bilim çıkar.

Ama devlete muhalif olan islamlar dini farklı yorumluyor işte onlardan insana yakışan bir şeyler çıkıyor.

sertanyaril
16-01-2015, 11:57
Müslümanlara göre ben müslüman değilim.
Ben kendi yarattığım dine ve kendi yarattığım tanrıya inanıyorum.
Bu yarattıklarıma en yakını da müslümanlık olabilir.
En yakın olduğum inanç islam diyebilirim.

İlahiyat fakültelerinde hala 1000 yıl öncesiyle aynı şeyler öğretiliyor.Hadisler tefsirler vs.
Felsefi düşünüp mantıklı sorgulamak yok.
Mantıklı cevap da yok.
Bilimsel düşünme zaten hiç yok.

Bunlar olmadan din olmaz.
Eğer bir tanrı varsa bu tanrıya ancak bilim ve felsefeyle ulaşabiliriz.
Kutsal kitaplara bakarak tanrıyı anlamak imkansız.

Özellikle bu anlamda eksiklik görüyorum.

Ateist-teist tartışmalarını çokça takip eden biriyim.
Hem ülkemizde hem dünyada.

Özellikle ülkemizdeki teist savunmaları çok komik.
Evrim teorisinin bilimle bile çeliştiğini söyleyecek kadar küstah olan ilahiyatçılar var.

Amerika gibi ülkelerde biraz daha makul savunmalar olabiliyor teizm yanlılarından.

Ateistleri bir konuda takdir ediyorum.Cesaretlerinden dolayı.
Her insan kolay kolay dinden çıkamayabilir.
Tabi bu ateistleri cesaretlendirmek gibi olmasın ama sorgulama gücü olan insanlar ateist olduğu için dolayısıyla zeka ortalamaları da yüksek.

Müslümanların çoğunluğu dogmatik.
Ne dersen de ben inancımdan vazgeçmem diyorlar.
Ölene kadar ne olursa olsun inanıcam diyorlar.

Bu kadar önyargılı olmaları da büyük eksikliklerinden.

Sadece ön yargı değil, aynı zamanda büyük bir kibir ve korku. Kendisini özel hissetme çabası. İnsan tarih boyunca bu dünyanın kendisine özel olarak yaratıldığına inanmış durmuş. Kendisini evrenin merkezinde sanmış ve bunu bir yaratıcıya bağlamış.

Halbuki evrenin büyüklüğüne ve evrenin yaşına bakarsanız ilk insandan(200.000 yıl) bu yana toplam hayatı evrenin yaşının yüzbinde biridir. İnsanın yaşadığı dünya, (eğer evreni dünya boyutuna indirgerseniz) evrende bir toz zerresinden milyarlarca kat daha küçük görünüyor. Böyle bir evrendeki tek hayat olan gezegen miyiz? Daha başka gezegenlere dahi gidememişiz.

Bunu en iyi cosmos belgeselinde anlatıyorlar. Bunlardan haberi olmayan cahil dogmatikler kendi cahillikleriyle mutlular ve huzurlular. Onlar için tek önemli olan bu. Ölünce sana fizik, kimya ve evren sormayacaklar diyorlar, namaz, oruç soracaklar. Böyle zihniyetten akıl, bilim bekleyebilir misin?

Olimpiyat
16-01-2015, 17:35
.
Mesela ilahiyatçılara bakarsak hiçbirinin bilimden felsefeden haberi yok.
Tek öğretilen şey hadisler tefsirler.
Tamam ilahiyatçılar onu da öğrenmeli ama bu kadar aptal yetiştirilmemeli.

Ne diyorsunuz
Dindarlar bazında genel olarak haklısın. Ama ilahiyatçı olarak bir istisna ile karşılaşmıştım. İlahiyatçı birisi ile karşılaşmıştım;Genetik, elektronik ,matematik ve fizik alanlarında lisans, yüksek lisans ve doktorlar yapmıştı.
Arapça ve Farsçanın yanı sıra İngilizce, İspanyolca ve Japonca bilen birisi idi.
Zaten Genetik doktorasını ABD de yapmıştı.

Her akşam yatmadan önce 1 saat Kuran okuduğunu söylüyordu. Ama onunla yaptığım sohbetlerde, bir müslüman ya da dindar havasından ziyade deizme yakın olduğunu hissetmiştim.

slave
16-01-2015, 19:46
Başlık hoş görünmüyor. Genele hakaret var.
Dini savunan önderlerin entellektüel seviyesi olarak okumuş olsak bile.
İnsanların güncel bilgiler ile ilgilenmemeleri onları cahil veya düşük seviyeli yapmaz.
Konusu belli, adam önceliğim din diyor. Neden evrim teorisini bilmiyorsun diye seviye belirlemek demek uzaya çıkmayı başarmış birinin tüm yayalara siz roket hakkında fikir sahibi değilsiniz cahil ve düşük seviyedesiniz demesi gibi.
Asıl sorun ateistin dindarı, dindarın ateisti kendisine benzetmeye çalışması.

bakkalmahmud
16-01-2015, 20:17
Başlık hoş görünmüyor. Genele hakaret var.
Dini savunan önderlerin entellektüel seviyesi olarak okumuş olsak bile.
İnsanların güncel bilgiler ile ilgilenmemeleri onları cahil veya düşük seviyeli yapmaz.
Konusu belli, adam önceliğim din diyor. Neden evrim teorisini bilmiyorsun diye seviye belirlemek demek uzaya çıkmayı başarmış birinin tüm yayalara siz roket hakkında fikir sahibi değilsiniz cahil ve düşük seviyedesiniz demesi gibi.
Asıl sorun ateistin dindarı, dindarın ateisti kendisine benzetmeye çalışması.
Sayin slave,bir dinin ,benim ilk emrim oku iddiasi varsa,o dinin mensuplarindan en azindan biraz bilgi sahibi olmalarini beklemek normal,diye düsünüyorum,selamlar.

slave
16-01-2015, 20:32
Evet oku emrinin olduğu doğrudur.
Buradan bahsedilen yere varamayız. Kuran oku emrini verdiği dönemde okunacak hangi eserler vardı. Türlerin kökeni yayınlanmamış, araba bilinmiyordu. Üstelik bu oku emrini ateistlerin kendisine savunma kalkanı edinmesi ucuzculuk oluyor. Kuran beni oku diyor. Bu emiri tüm yayınları okumalısın diye çevirmek pek mantıklı gelmiyor.

Dialectics
17-01-2015, 00:22
Sayin slave,bir dinin ,benim ilk emrim oku iddiasi varsa,o dinin mensuplarindan en azindan biraz bilgi sahibi olmalarini beklemek normal,diye düsünüyorum,selamlar.

Bu "Oku" ayeti kanımca fazla abartılıyor. İlk emri "oku" olan kitap elbetteki araştırmayı, merakı, sorgulamayı vb. yi teşvik eder gibi bir çıkarım, Kuran'ın geneline bakınca oldukça desteksiz kalıyor.

Kuran'ı tamamıyla okuyan bir insanın aldığı genel mesaj "iman"dır. Bağıra bağıra Kuran'ın Tanrısı kitap boyunca bunu emreder. Tehditvari üslup, inanmayanların akıbetlerine dair türlü türlü kıssa, Allah'ın azabı, gaffurluğu, kudreti vb. İma açıktır yani, okuyanın kafasında oluşacak olan algı açıktır: "İman etmezsem cehennemi boylarım". Hiç kimse Kuran'ı okuduktan sonra "Araştırmazsam, öğrenmezsem cehennemi boylarım" diyor mu? Tek yapılması gereken birtakım ibadet ritüellerini yerine getirip, şehadet getirmektir. Ve bunları yapmak için aslına bakarsanız hiç zeki olmaya ya da aklınızı kullanmanıza da ihtiyaç yoktur.

Bu dünya hayatını bir "keşfediş, aydınlanış, uyanış, kavrayış" vb. şeklinde değil de bir "sınav" yaklaşımı kapsamında ele alan dinlerin müritlerinden bilgi peşine düşmelerini beklemek haksızlık olur. Çünkü bu insanlara çocukluklarından itibaren denilen "namazınızı kılın, orucunuzu tutun, haram yemeyin, örtünün, muhafazakar takılın, şeytana uymayın" vb. tarzı mesajlardır. Bu mesajları alan insanlar elbetteki çocuklarını Kuran kursuna, imam hatiplere ya da camilere göndermeyi tercih edecektir. Cenneti kazandıracak, imanlı bireyler yetiştirmeyi vadeden müesseseler bunlardır çünkü. Üniversiteler, müzik ya da satranç kursları, yurtdışı tecrübeleri vb. gibi müesseseler ise birtakım algılara göre bırakın cenneti vadetmeyi, insanı cehennemlik bile yapar.

"Beni anlayın" yerine "bana inanın" diyen bir Tanrı cahil ama imanlı inanırları tercih ettiğini zaten en baştan beyan etmiştir. Hatta bunun en iyi ispatlarından biri de dinini gönderdiği okuma-yazma bilmeyen, bir inşaat işçisi olan, dolayısıyla cahil olarak nitelendirilebilecek peygamberidir.

bakkalmahmud
17-01-2015, 01:36
Sayin slave yazarken vakit darligindan anlasilir yazamadim,dindar arkadaslar hep iddia ederler kuranin ilk emrinin tahsil görmek anlaminda oku dediyini(kurandaki anlaminin önemi yok)hem böyle oldugunu iddia ediyorsun hemde okumuyorsun(tahsil görmek anlaminda),mesela hem tahsil görmenin allahin ilk emri oldugunu iddia ediyorsun hemde kizlara okulu yasakliyorsun,ki mantiken kizlarin erkeklerden önce egitim almasi gerek cünkü onlar topluma birey yetistiriyor onlarin kafa ne kadar saglikli olursa o denlide iyi toplum yetistirirler ne kadar cahil olursa o denli sagliksiz toplum yetisir.

Hlourent
29-03-2015, 20:26
tek şeritli yolda giden bir inanan düşün. aracı da inancının mücessem hali diyelim. o adamın inancına göre hızlı gitmek tehlikeli olduğu için yasaksa allah aracını da ona göre yapmıştır. o nedenle onu sürmeyi öğrendiğinden beri hep 30 km ile gitmekte. 7. yy ın çöllerinden beri sürmekte aracını ve yolu tek yol tek şerit...

binlerce yıllık bildiğiyle mutlu mesut giderken dikiz aynasında bir başka aracın selektör yaptığını görüyor sonra. onunla aynı hızda gitmesi gerektiği düşünerek umursamıyor. ama taciz sürüyor. arkadaki araç ona yetişmiş ve onun neden bu kadar yavaş gittiğine anlam veremeyerek "çekil de yoluma gideyim" diyor. sonra korna da çalmaya başlıyor. fena halde sinirleniyor arkadaki. tek şeritli yolda ona yol vermesinin mümkün olmadığını ve daha hızlı gitmenin de nas olduğuna inandığı için pencereden kafasını çıkarıp "zındık!" diye bağırıyor. arkadaki de "babanın yolu mu lan bu? az çekil de geçeyim" diyor.

bi iki yüzyıl sürtüşüyorlar. iki şey oluyor aynı anda. iki şey ayrı ayrı olsa da aynı yere çıktığı için böyle yazıyorum.

birincisi: sonra yol bi ara genişleyiveriyor ve arkadaki sinirle vites arttırıp müminimizi geçiveriyor.
ikincisi : mümin dışarı çıkıp arkadaki araca atlıyor. arkadaki de onun geldiği yönün tersinden kendisiyle tıpatıp aynı olan öndeki araca zıplıyor. yani yer değiştiriyorl.

şimdi arkada kalan inanan kendi aracının (aynısının) daha hızlı gidebildiğini görerek pısıyor biraz. inancı ve gururu zedelense de önden onu tozuna boğmuş olana "bre kafir nasılsa aynı yere gitmiyor muyuz? (tek şerit). seni orada bulduğumda bi güzel benzetmezsem ben de yobaz değilim" diyor.

önde giden şuna bi ders vereyim diyor geçmeyen siniriyle. düşünüyor ne yapabileceğini. düşünüyor düşünüyor ama nafile. ona ceza olarak verebileceği tek şey olan "onu yavaşlatmak " zaten onun inandığı için kendine yaptığı şey. kendi inancının müthiş hızına rağmen ona bu inancın kendine zarar verdiğini anlatamayacak.

ve onun yüzünden kaybettiği "zaman" şimdi önde olan inananın, 4 zamanlı yeni olduğunu düşündüğü motorun tüm zamanlarını kullanmak olanın inancını kaybettiği zaman kaybedenin elinde patlıyor.

bu kıssadan çıkan sonuç: çöl dinleriyle karşı karşıya iseniz değerli zamanınız dışında bir şey kaybetmezsiniz. zamanınız ise hayatınızdır. arkadaki müminin ise zaman umurunda değildir. o yavaş yavaş gidecek ve o gaza asla ve asla ona öğretilenden fazla basmayacaktır. halbuki onun aracı da öndeki kadar hızlı gidebilir.

ışid ve benzerleri yukardaki kıssadaki trafik kazasıdır. bahtsız olan öndeki yobaza gömer ve olay yerinde ölür. (zamanı durur) öndekine bi bok olmaz. o da ölse de.

allah'ın yolunun yada arapçasına sanırım sıratı müstakim denenin (doğru yol) sorunu budur. binlerce yıldır tek şeritlidir.