PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Gnostisizm


Dialectics
07-02-2015, 01:56
Aşağıdakiler: gnosis.org sitesinden çevrilerek alıntılanmıştır.

KOZMOS
Bütün dinsel öğretiler dünyanın mükemmel olmadığından bahseder. Farklılaştıkları nokta ise bu mükemmel olmayışa dair açıklamalardır ve bununla ilgili ne yapılacağına dairdir. Gnostiklerin de kendilerine ait oldukça ilginç bir görüşü vardır: dünya hatalıdır çünkü hatalı şekilde yaratılmıştır.

Budhizm gibi Gnostisizm de dünyasal yaşamın acı ile dolu olduğu kabulü ile başlar. Kendilerini yaşatmak adına her türlü yaşam formu bir diğerinde acıya, korkuya ve ölüme sebep olacak şekilde birbirini tüketir. Ayrıca doğal afetler denilen depremler, seller, yangınlar, kuraklıklar ve volkanik patlamalar da hayatta olanlara daha büyük acılar ve ölümler getirir. Karmaşık fizyoloji ve psikolojiye sahip insanlar ise bu acıların farkında olmakla kalmazlar. Aynı zamanda hatalı ve saçma bir dünyada olduklarının bilincine de sık sık varmaktadırlar.

Pek çok din, dünyanın mükemmel olmayaşının nedenini insanda arar. Bu görüşü destekleyecek şekilde bu dinler Yaratılış hikayesini, ilk insan çifti tarafından işlenen bir kusur sonrası bu çürümüş dünyaya “düşmek” şeklinde anlatırlar. Gnostikler ise bu hikayenin yanlış yorumlandığını söylerler. Dolayısıyla yaratıcının Tanrı olduğu–özellikle monoteist dinlerde- bu Gnostik duruş bir sapkınlık olarak görülür, ve hatta inançsızlar arasında bile hoşnutsuz karşılanabilmektedir.

...

Gnostiklerin dünyanın bu mükemmel olmayan kusurlu açıklamasına dair ilk anormal ve sapkınlıkla suçlanan görüşlerinin şoku atlatıldıktan sonra bu açıklamaları en mantıklısı gibi görünmeye başlar. Fakat bunu tam olarak algılamak için Gnostiklerin “Tanrısallık” kavramı ile ilgili bir aşinalık gerekmektedir, hem orjinal Gerçek Tanrı kavramı ile hem de sahte bir Tanrı olarak ortaya çıkan Yaratıcı Tanrı kavramı ile...


TANRISALLIK

Gnostik Tanrı kavramı pek çok dindekinden daha ayrıntılıdır. Bir şekilde monoteizm, politeizm, teizm, deizm ve panteizmin tanımlarını birleştirir.

Gnostik görüşe göre tüm yaratılmış evrenlerin ötesinde ve “yaratmak” kelimesinin ifade ettiği anlamda hiç bir yaratma eyleminde bulunmamış nihai ve insan aklını aşan bir Tanrı vardır. Bu Tanrı hiç bir şey yaratmamış olmakla beraber kendisinden “yayılan/sızan/doğan” tüm dünyalardaki görünen ve görünmeyen maddeye sebep olmuştur.Bu anlamda denebilir ki herşey Tanrıdır, çünkü herşey Tanrının maddesinden oluşmaktadır.

Aynı şekilde anlaşılması gereken bir şey de odur ki ilahi öz, orjinal kaynağından öylesine uzağa projeksiyonlanmıştır ki bu süreçte sağlıksız değişiklikler meydana gelmiştir. Kozmosa, doğaya ya da bedenlenmiş yaratıklara tapmak demek, o zaman yabancılaşmış ve ilahi özden uzaklaşmış, çürümüş parçalara tapmak demektir.

Temel gnostik yaratılış hikayesinin çeşitli varyasyonları vardır ama hepsi Aeon denilen nihai Gerçek Tanrı ile bizler arasında bulunan Tanrısal varlıklara referansta bulunur. Gerçek Tanrı ile birlikte bütünlüğün gerçekliğini (pleroma) oluştururlar ki orada ilahiliğin potansiyeli tam olarak işler. Bütünsellik bizim varlıksal durumumuza zıttır, ki buna da bir nevi boşluk denilebilir.

Sophia(Bilgelik) ismi ile bilinen bir Aeonik varlık Gnostik dünya görüşünde çok önemlidir. Gezintileri esnasında Sophia kendi varlığından kusurlu bir bilinçlilik çıkarmayı başarır ve bu varlık kendi kusurlu hatasının doğasında olan maddesel ve psişik kozmosun yaratıcısı haline gelir. Köklerinden habersiz bu varlık kendisinin nihai ve mutlak Tanrı olduğunu düşünür. Mevcut olan ilahi özü aldığı ve bunu muhtelif formlara dönüştürdüğü için de aynı zamanda ona Demiurgos ya da “yarı-yaratıcı” da denir.

Yaratılışta tamamiyle öz tanrısal bir yarı olmakla beraber, yarı-yaratıcı ve kozmik hizmetkarları olan Archon’lar ya da kural koyucular tarafından bu algılanmaz.

Dialectics
07-02-2015, 12:44
İnsan

İnsan doğası dünyada bulunan dualiteyi yansıtır: bir kısmı sahte Tanrı tarafından yaratılmıştır, diğer bir kısmı ise Gerçek Tanrı’nın ışığını barındırır. İnsanoğlu hızla çürüyen fiziksel ve psişik bir elemanın yanısıra, ilahi özden kopmuş ruhsal bir parça da taşır. Bu ikinci kısıma sembolik olarak “ilahi kıvılcım” denir. Dünyanın ve insanoğlunun bu şekilde dual olarak sınıflandırılması, Gnostik geleneğinin “dualist” olarak tanımlanmasına yol açmıştır.

İnsanlar genellikle içlerindeki ilahi kıvılcımdan habersizdirler. Bu habersizlik, erkek ve kadınları gerçek doğalarını ve kaderlerini bulmaktan alıkoymayı amaçlayan sahte yaratıcının ve Archonlarının etkileri ile sağlanır. Dünyasal şeylere bağımlı kalmamızı sağlayan herşey bizi bu daha aşağıdaki kozmik kural koyucuların kölesi yapar. Ölüm, ilahi kıvılcımı bu aşağı hapishaneden kurtarır ancak ölümden önce ruhun Gnosis yolunda önemli bir çabası yoksa ilahi kıvılcım çok büyük ihtimalle yine adeta zincirlenerek fiziksel dünyaya çekilecektir.

Tüm insanlar spiritüel(pneumatics) değildir ve dolayısıyla Gnosis ve kurtuluşa hazır değildir. Bazıları dünyaya çok bağlıdır ve maddesel varlıklardır(hyletics), bunlar sadece fiziksel gerçekliğin farkındadır. Diğerleri ise daha manevi ya da ruhanidir. Ancak genellikle bunlar da Demiurge’u (yarı yaratıcı) gerçek Tanrı ile karıştırırlar ve madde ve zihnin ötesindeki ruhsal dünyanın çok az farkına varırlar.

Tarih boyunca insanlar maddesel kölelikten ahlâki dindarlık ile ruhsal özgürlüğe ve kurtaran Gnosis’e ilerler. Ermiş G.Quispel demiştir ki: “Sürgündeki dünya ruhu maddesel cehennemden ve ahlâğın arafından geçerek ancak ruhani Cennete ulaşabilir”. Bilincin bu şekildeki evrimi Gnostikler tarafından evrim kavramı çıkmazdan çok önce ortaya atılmıştır.


Uygulama

Eğer etik ve ahlâk kelimelerinin bir kurallar sistemini ifade eden kelimeler olduğu düşünülürse, Gnostisizm bu her ikisine de karşıdır. Bu tip sistemler genellikle Demiurge tarafından oluşturulmuştur ve gizlice kendi amacına hizmet etmeye yöneliktir. Öte yandan ahlâğın içerideki ilahi kıvılcımın aydınlanmasından doğan bir içsel bütünlük olduğu düşünülürse Gnostikler bu ruhsal olarak farkına varılmış varlıksal etiği idealleri olarak kabul ederler.

Gnostikler için emirler ve kurallar kurtarıcı değildir; kurtuluşa tam olarak götüremezler. Davranış kuralları bir takım başka amaçlara hizmet edebilir, örneğin düzenli ve barışçıl bir toplum kurmaya ve sosyal gruplar arasında harmoni dolu ilişkiler düzenlemeye. Ancak bu kurallar kurtuluş için gerekli değildir; kurtuluş ancak Gnosis ile gelir. Ahlâkilik dolayısıyla geçici ve eskiyebilen bir şey olarak görülür; kişinin spiritüel gelişimine bağlı olarak değişikliklere ve modifikasyonlara maruzdur.

Yukarıda ifade edildiği üzere hyletic maddecilerin ahlâğa pek az ilgisi vardır, öte yandan ruhsal(psychic) disipline önem verenler de ahlağa çok büyük önem verirler. Ancak pneumatic spiritüeller(gnostikler) ise daha başka ve daha yüksek meseleler ile ilgilidirler. Farklı tarihsel dönemler insan davranışı ile ilgili olarak değişen özellikler gerektirir....

Gnostisizm hayata karşı bir takım genel yaklaşımları kapsar: dünyaya bağımlılığı ve uyumluluğu reddetmeyi teşvik ederek “dünyaya ait olmayan ama dünyada bir varlık” felsefesini benimser; bencillikten uzak ve diğer varlıkların özgürlüğüne ve haysiyetine saygılıdır. Buna rağmen her bireysel Gnostik’in kendi kişisel kurtuluşu için bu genel yaklaşımlardan bilgelik ve ilham almalarına önem verir.

Felâsife
02-02-2017, 14:18
Aşağıdakiler: gnosis.org sitesinden çevrilerek alıntılanmıştır.

KOZMOS
Bütün dinsel öğretiler dünyanın mükemmel olmadığından bahseder. Farklılaştıkları nokta ise bu mükemmel olmayışa dair açıklamalardır ve bununla ilgili ne yapılacağına dairdir. Gnostiklerin de kendilerine ait oldukça ilginç bir görüşü vardır: dünya hatalıdır çünkü hatalı şekilde yaratılmıştır.

Mükemmel olmadığı halde, bugünlere gelen bir dünya var, bir de mükemmel olsaymış acaba nerelere gidermiş.
Bugünlere gelir miymiş, gelirmiş! ee! mükemmel olmayan da bugünlere gelmiş!

Esas ilginçlik burada değil mi?
Dünya mükemmel değil diyorlar, hayat berbat, ötekiler kötü!

Peki bu günlere nasıl geldik biz?

Bu öğretilerde SIKINTI var !...