evrensel-insan
24-02-2015, 18:52
Genelde bir seyin bilissellik duzeyi, o seyi kendi olarak algilamaktan gecer.
ISID'in ISID karsiligi olarak her turlu ne yaptigini elestirmek lanetlemek ve kinamak, sadece ISID'in bir tarafini ortaya koymaktir.
Halbuki ISID'i ISID olarak algilamak ise, onun ne yaptigini neden yaptigini ve amacinin ne oldugunu algilayabilmektir.
Sonucta savasta bile sadece kendi tarafinin degil, karsi tarafinda her turlu strateji ve planini bilmek ve algilamak; o savasi kazanmada esastir.
ISID'in ne amaci oldugunu algilamak icin; Mercidabik savasini cok iyi bilmek gerekir.
Cunku ISID ilan etmis oldugu halifelikte, ele gecirmek istedigi topraklari bu savasta kazanilan topraklar timeline kurmustur.
Burada bir nokta da ISID'in kendince dunyaya actigi cihad savasidir.
Yani ISID bir yerde bu savasa kendine karsi olarak katilan ulkeleri "sevincle" karsilamaktadir.
Soylentilere gore, karsi taraf ulke sayisi 80 olarak belirlenmis ve su anda bu rakam ISID'a gore 64 olarak tesbit edildigi soylenmektedir.
Nihayi hedef ise, Sam, Bagdat yaninda Istanbul'dur.
Mercidabık Muharebesi, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile yapılan birinci savaştır. 1516'da Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu arasında Halep şehrinin kuzeyinde yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. Muharebenin sonucunda Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı topraklarına katıldı.
Osmanlı Sultanı I. Selim Han'ın, Ortadoğu’da hâkimiyetini genişletmesi; Suriye, Lübnan, Filistin, Arap Yarımadası, Mısır ve Kuzey Afrika’nın doğusuna hakim Memlûklu Sultanı Kansu Gavri'yi (Kansuh el-Gûrî) harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti.
Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden sağ kurtulan Memlûk askerleri; Halep, Hama, Humus ve Şam’a kaçtılar. Takip edilen Memlûk kuvvetlerinden ele geçirilenler imha edilerek, Kuzey Suriye bütünüyle zapt edildi. Ahalisi Sünnî olan şehirler, Yavuz Sultan Selim Hanı ve Osmanlıları davet ettiler. Suriye şehirleri, kendi rızalarıyla Osmanlı idaresini tercih ettiğinden ahaliye zarar verilmedi.
Abbasî halifesi III. Mütevekkil, muharebeden sonra Yavuz Sultan Selim'in yanına gelerek, sultandan çok hürmet gördü. Yavuz Sultan Selim, 28 Ağustos'ta Halep’e 27 Eylül'de Şam’a gelerek Mısır’ın fethini gerçekleştirecek sefere hazırlanmaya başladı.
Mercidabık’ta kazanılan zafer, Osmanlı Devleti'ne dini, siyasi, askeri, iktisadi pek çok fayda sağladı. Hilafetin Osmanlı Hanedanına geçme yolu açıldı. Doğuda Osmanlı Devleti'nin son rakibi Mısır - Memlûk Devleti, ortadan kaldırılma safhasına getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı hâkimiyetine girdi. Mısır ve Arabistan Yarımadası yolu açıldı. Güneydoğu Anadolu’nun zaptedilmesiyle, Anadolu Türk birliği tamamlandı.
Kisaca ISID o tarihteki ele gecirilmis Osmanli topraklarini hedeflemektedir.
Merci
~ Ar marciˁ مرجع [#rcˁ iz/m.] kendisine geri dönülen yer, başvuru makamı < Ar rucūˁ رجوع geri dönme → rücu
Tarihçe (En eski kaynak)
Dabik Türkçe Anlamı
Anlam 1 : Bir yerin adı.
Y.S.Selim devri haritesi.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/4/47/Territorial_changes_of_the_Ottoman_Empire_1520.jpg
http://www.anadoluhareketi.com/FileUpload/ds434711/File/osmanli_safevi_memluk.jpg
[ Meninski, Thesaurus (1680) ]
Kelime Kökeni
Arapça rcˁ kökünden gelen marciˁ مرجع "kendisine geri dönülen yer, başvuru makamı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça rucūˁ رجوع "geri dönme" sözcüğünün ismi zaman ve mekânıdır. Daha fazla bilgi için rücu maddesine bakınız.
Ek Açıklamalar
17. yy sonuna dek Türkçede pek rastlanmayan sözcük daha sonra radikal anlam değişikliğine uğramış, veya Arapça riḳḳat/raḳîḳ sözcüğünden orijinal olarak türetilmiştir.
Iste dabika geri donus, Y.S.Selimin halifeligi aldigi topraklardir.
Tabi buna ana yurtlari olan Muhammed, 4 Halife, Emeviler ve Abbasilerin ele gecirdigi topraklar da dahildir.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/63/Abbasid_Caliphate_most_extant.png
Abbasiler 1258 yilina kadar hokum surmus, Osmanli 1299 yilinda kurulmustur.
Moğollar'ın 1258 yılında Bağdat'ı alması, halifenin Mısır'a, Memluk himayesine kaçmasına yol açtı. Aslında, Moğol Hanı Hulagu'nun tek yaptığı, çoktan işlevini yitirmiş bir kurumu ortadan kaldırmak oldu.
Memluk Himayesi Dönemi
Hilafet; Bağdat'ın düşmesinden (13. yy) Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesine (16. yy) kadar Mısır'da Memluk Himayesinde yaşadı. Bu dönemde halife, hiçbir siyasi yetkiye sahip değildir. Dini törenlerde protokolde bulunmasının yanında hiçbir etkisi olmamıştır.
Osmanlı Himayesi Dönemi
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in 16. yy başında Mısırı alıp Memluklara son vermesiyle son Abbasi Halifesi 3. Mütevekkil Osmanlı'nın başkenti İstanbul şehrine gelmiştir. O dönemde Safevilerle yapılan mezhep mücadelesinde Osmanlı'ya güç kazandırmak için halifeliği de Osmanlı'ya kazandırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, son Abbasi Halifesini himayesi altına almıştır. Osmanlı İmparatorluğu son Abbasi halifesinin ölümünden sonra Abbasi hanedanından yeni bir halife çıkmasını engellemiş ve halifeliğin kendisine geçmesini sağlamıştır.
ISID'in bayragi:
http://im.haberturk.com/2014/06/18/959087_90fcf27579012f1b395fe655a4185c94.jpg?140306 8347
Hazreti Muhammed'in "râye" ismi verilen bayrağı siyah olduğu için cihad bayrakları Abbasîler'den itibaren hep siyah renkte olmuş ve Abbasîler ile mücadele eden son Emevî Halifesi İkinci Mervan'ın kırmızı bayrak açmasının dışında bu gelenek günümüze kadar devam etmiştir. Bugün cihad iddiasında bulunan el Kaide'den IŞİD'e kadar ne kadar örgüt varsa, hepsi aynı gelenek uyarınca siyah bayrak kullanırlar.
Şimdi, IŞİD'in siyah bayrağının üzerinde yazılı olan sözleri ve bayrağın özelliğini anlatayım:
Bayrakta "kelime-i tevhid", yani "Allah'tan başka Tanrı yoktur; Muhammed Allah'ın elçisidir" demek olan "Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah" sözleri yazılıdır. "Kelime-i tevhid", İslâm'ın esasını teşkil eden tevhid kavramının ifadesidir; bugüne kadar hat levhalarından taş işçiliğine, ilâhilerden zikirlere ve bayraklara kadar birçok yerde kullanılmıştır, meselâ, Suudi Arabistan'ın yeşil renkli bayrağının üzerinde de kelime-i tevhid vardır.
IŞİD'in bayrağının üst tarafındaki satırda kelime-i tevhidin "Lâ İlâhe İllallah" şeklindeki ilk kısmı, alttaki dairede de ikinci bölümü, yani "Muhammedun Resulullah" ibâresi vardır ve işte bu daire, Hazreti Muhammed'in mührünün oraya monte edilmiş şeklidir.
DÖRT ADET MEKTUP
Topkapı Sarayı'nın Kutsal Emanetler Dairesi'nde, Hazreti Muhammed'a ait dört adet mektup bulunur ve mektuplar Kıptîler'in reisi Mukavkıs'a, Ahsa Valisi el-Munzir bin Savâ'ya, Gassani hükümdarı Hâris bin Ebi Şemir el-Cassânî'ye ve sahte peygamber Müseylimetü'l-Kezzâb'a gönderilmiştir. Mektupların altında da peygamberin üzerinde "Allah'ın elçisi Muhammed" mânâsına gelen "Muhammedun Resulullah" sözlerinin yazılı olduğu mührü basılıdır.
Örgütün bayrağındaki, kelime-i tevhid'in ikinci kısmını, Hazreti Muhammed'in şimdi Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen mektuplarındaki bu mühür teşkil ediyor! Bayrağın kimin tarafından dizayn edildiğini bilmiyorum ama çizimi yapan kişinin peygamberimizin Topkapı Sarayı'ndaki mektuplarından gayet iyi haberdar olduğu besbelli!
Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz.
ـ5018 ـ2ـ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّى تَنْزِلَ الرُّومُ بِا‘عْمَاقِ أوْ بِدَابِقَ! فَيَخْرُجُ إلَيْهِمْ جَيْشٌ مِنَ الْمَدِينَةِ مِنْ خِيَارِ أهْلِ ا‘رْضِ يَوْمَئِذٍ، فإذَا تَصَافُّوا. قَالَتِ الرُّومِ: خَلُّوا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الَّذِينَ سُبُوا مِنَّا نَقْتَلُهُمْ. فَيَقُولُ الْمُسْلِمُونَ:
َ وَاللّهِ َ نُخَلِّي بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ إخْوَانِنَا. فَيُقَاتِلُونَهُمْ فَيَنْهَزِمُ ثُلُثٌ َ يَتُوبُ اللّه عَليْهِمْ أبداً، وَيُقْتَلُ ثُلُثُهُمْ، أفْضَلُ الشُّهَداءِ عِنْدَ اللّهِ، وَيَفْتَتِحُ الثُّلُثُ فََ يُفْتَتَنُونَ أبداً. فَيَفْتَتِحُونَ قُسْطَنْطِينيَّةَ. فَبَيْنَمَاهُمْ يَقْتَسِمُونَ الْغَنَائِمَ، قَدْ عَلَّقُوا سُيُوفَهُمْ بِالزَّيْتُونِ. إذْ صَرَخَ فيهِمُ الشَّيْطَانُ: إنّ الْمَسِيحَ الدَّجَّالِ قَدْ خَلَفَكُمْ في أهَالِيكُمْ، فَيَخْرُجُونَ، وذلِكَ بَاطِلٌ، فإذَا جَاءُوا الشَّامَ خَرَجَ، فَبَيْنَمَاهُمْ يُعِدُّونَ لِلْقِتَالِ يُسَوُّونَ صُفُوفَهُمْ إذْ أُقِيمَتِ الصََّةُ فَيَنْزِلُ عِيسى ابْنُ مَرْيَمَ فأمَّهُمْ. فإذَا رَآهُ عَدُوُّ اللّهِ ذَابَ كَمَا يَذُوبُ الْمِلْحُ في الْمَاءِ، فَلَوْ تَرَكَهُ لَذَابَ حَتّى يَهْلِكَ، وَلَكِنْ يَقْتُلُهُ اللّهُ بِيَدِهِ حَتّى يُرِيَهُمْ دَمَهُ في حَرْبَتِهِ[. أخرجه مسلم.يقال »خَلَفَ الْقَوْمُ الْعَدُوَّ« إذا طرق أهلهم وهم غائبون عنهم .
2. (5018)- Yine Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar:
"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar da:
"Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:
"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"
Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." [Müslim, Fiten 34, (2897).] [38]
AÇIKLAMA:
1- A'mak ve Dâbık, Suriye'de Halep yakınlarında iki yerin adıdır.
2- Hadiste geçen سُبُوا kelimesi سَبَوْا şeklinde de rivayet edilmiştir. سُبُوا مِنَّا "Bizden esir edilenler" demektir. سَبَوْا مِنَّا ise: "Bizden esir aldılar" demektir. Nevevî her iki okunuşun da yerinde olduğunu belirtir. Çünkü Irak-Suriye-Mısır gibi fethedilen yerlerin ahalisi önce esir alınmıştır. Bu durum سُبُوا ile ifade edilmiş olmaktadır. Mağlup olarak İslam'a giren ahali, bilahare diyar-ı Rum'u fethederek oraları esir almışlardır.
3- Hadis, o devirde insanların en hayırlılarını teşkil edecek olan Medine ahalisinden çıkarılacak ordunun üçte birinin kaçıp bozguna uğrayacağını, böylece bunların Allah'ın af ve mağfiretinden mahrum kalacağını, üçte birinin sebat edip şehid olacağını, geriye kalanların da zafere ulaşacaklarını haber vermektedir.4- Hadiste İstanbul'un fethi mevzubahis edildiği için, ihbar vukua gelmiş olarak değerlendirilebilir. Ancak ganimet elde edilmesi, bu ganimetin paylaşılması sırasında silahların zeytin dalına asılması, Deccal'in çıkması gibi bir kısmı müteşabih unsurlar dikkat çekicidir. Silahların zeytin dalına asılması, sulh yoluyla düşülecek bir gaflet dönemini ifade edebilir. Bu dönemde Deccal'in çıkma ve ailelerde erkeklerin yerini alma şayiası mevzubahis olmaktadır. Deccal bir kişi olarak nasıl ailelerin herbirinde yer alabilir? Bu, belki de Müslümanların, bolluktan gelen bir rehavet ve gafleti sebebiyle Deccal rejiminin terbiye işlerini ailelerde üzerine almasıdır. Ancak, bu hal onun kesin galebesi olmayacak, Allah'ın lütfu ile mü'minlerin namaz(la temsil ve teşbih edilen İslam'ın) etrafında tesis edecekleri birlikle Deccal fitnesi bertaraf edilecektir. Bu hali, Hz. İsa'nın inmesi ve Müslümanlara katılma arzusu tamamlamaktadır.
Şu halde hadis, kendisinden bazı mesajlar almaya açık bir mahiyettedir. [39]
[İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi 5018.hadis]
Diger hadisler surdan okunabilir.
http://gelecekyorumlari.blogspot.co.uk/2013/02/mehdi-hakkinda-hadis-ve-istihraclar.html
ISID'in ISID karsiligi olarak her turlu ne yaptigini elestirmek lanetlemek ve kinamak, sadece ISID'in bir tarafini ortaya koymaktir.
Halbuki ISID'i ISID olarak algilamak ise, onun ne yaptigini neden yaptigini ve amacinin ne oldugunu algilayabilmektir.
Sonucta savasta bile sadece kendi tarafinin degil, karsi tarafinda her turlu strateji ve planini bilmek ve algilamak; o savasi kazanmada esastir.
ISID'in ne amaci oldugunu algilamak icin; Mercidabik savasini cok iyi bilmek gerekir.
Cunku ISID ilan etmis oldugu halifelikte, ele gecirmek istedigi topraklari bu savasta kazanilan topraklar timeline kurmustur.
Burada bir nokta da ISID'in kendince dunyaya actigi cihad savasidir.
Yani ISID bir yerde bu savasa kendine karsi olarak katilan ulkeleri "sevincle" karsilamaktadir.
Soylentilere gore, karsi taraf ulke sayisi 80 olarak belirlenmis ve su anda bu rakam ISID'a gore 64 olarak tesbit edildigi soylenmektedir.
Nihayi hedef ise, Sam, Bagdat yaninda Istanbul'dur.
Mercidabık Muharebesi, Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Memluk Devleti ile yapılan birinci savaştır. 1516'da Osmanlı ordusu ile Memluk ordusu arasında Halep şehrinin kuzeyinde yapılan savaşı Osmanlılar kazandı. Muharebenin sonucunda Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı topraklarına katıldı.
Osmanlı Sultanı I. Selim Han'ın, Ortadoğu’da hâkimiyetini genişletmesi; Suriye, Lübnan, Filistin, Arap Yarımadası, Mısır ve Kuzey Afrika’nın doğusuna hakim Memlûklu Sultanı Kansu Gavri'yi (Kansuh el-Gûrî) harekete geçirip, tedbir almaya sevk etti.
Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden sağ kurtulan Memlûk askerleri; Halep, Hama, Humus ve Şam’a kaçtılar. Takip edilen Memlûk kuvvetlerinden ele geçirilenler imha edilerek, Kuzey Suriye bütünüyle zapt edildi. Ahalisi Sünnî olan şehirler, Yavuz Sultan Selim Hanı ve Osmanlıları davet ettiler. Suriye şehirleri, kendi rızalarıyla Osmanlı idaresini tercih ettiğinden ahaliye zarar verilmedi.
Abbasî halifesi III. Mütevekkil, muharebeden sonra Yavuz Sultan Selim'in yanına gelerek, sultandan çok hürmet gördü. Yavuz Sultan Selim, 28 Ağustos'ta Halep’e 27 Eylül'de Şam’a gelerek Mısır’ın fethini gerçekleştirecek sefere hazırlanmaya başladı.
Mercidabık’ta kazanılan zafer, Osmanlı Devleti'ne dini, siyasi, askeri, iktisadi pek çok fayda sağladı. Hilafetin Osmanlı Hanedanına geçme yolu açıldı. Doğuda Osmanlı Devleti'nin son rakibi Mısır - Memlûk Devleti, ortadan kaldırılma safhasına getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin Osmanlı hâkimiyetine girdi. Mısır ve Arabistan Yarımadası yolu açıldı. Güneydoğu Anadolu’nun zaptedilmesiyle, Anadolu Türk birliği tamamlandı.
Kisaca ISID o tarihteki ele gecirilmis Osmanli topraklarini hedeflemektedir.
Merci
~ Ar marciˁ مرجع [#rcˁ iz/m.] kendisine geri dönülen yer, başvuru makamı < Ar rucūˁ رجوع geri dönme → rücu
Tarihçe (En eski kaynak)
Dabik Türkçe Anlamı
Anlam 1 : Bir yerin adı.
Y.S.Selim devri haritesi.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/4/47/Territorial_changes_of_the_Ottoman_Empire_1520.jpg
http://www.anadoluhareketi.com/FileUpload/ds434711/File/osmanli_safevi_memluk.jpg
[ Meninski, Thesaurus (1680) ]
Kelime Kökeni
Arapça rcˁ kökünden gelen marciˁ مرجع "kendisine geri dönülen yer, başvuru makamı" sözcüğünden alıntıdır. Arapça sözcük Arapça rucūˁ رجوع "geri dönme" sözcüğünün ismi zaman ve mekânıdır. Daha fazla bilgi için rücu maddesine bakınız.
Ek Açıklamalar
17. yy sonuna dek Türkçede pek rastlanmayan sözcük daha sonra radikal anlam değişikliğine uğramış, veya Arapça riḳḳat/raḳîḳ sözcüğünden orijinal olarak türetilmiştir.
Iste dabika geri donus, Y.S.Selimin halifeligi aldigi topraklardir.
Tabi buna ana yurtlari olan Muhammed, 4 Halife, Emeviler ve Abbasilerin ele gecirdigi topraklar da dahildir.
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/6/63/Abbasid_Caliphate_most_extant.png
Abbasiler 1258 yilina kadar hokum surmus, Osmanli 1299 yilinda kurulmustur.
Moğollar'ın 1258 yılında Bağdat'ı alması, halifenin Mısır'a, Memluk himayesine kaçmasına yol açtı. Aslında, Moğol Hanı Hulagu'nun tek yaptığı, çoktan işlevini yitirmiş bir kurumu ortadan kaldırmak oldu.
Memluk Himayesi Dönemi
Hilafet; Bağdat'ın düşmesinden (13. yy) Osmanlıların Mısır'ı ele geçirmesine (16. yy) kadar Mısır'da Memluk Himayesinde yaşadı. Bu dönemde halife, hiçbir siyasi yetkiye sahip değildir. Dini törenlerde protokolde bulunmasının yanında hiçbir etkisi olmamıştır.
Osmanlı Himayesi Dönemi
Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim'in 16. yy başında Mısırı alıp Memluklara son vermesiyle son Abbasi Halifesi 3. Mütevekkil Osmanlı'nın başkenti İstanbul şehrine gelmiştir. O dönemde Safevilerle yapılan mezhep mücadelesinde Osmanlı'ya güç kazandırmak için halifeliği de Osmanlı'ya kazandırmak isteyen Yavuz Sultan Selim, son Abbasi Halifesini himayesi altına almıştır. Osmanlı İmparatorluğu son Abbasi halifesinin ölümünden sonra Abbasi hanedanından yeni bir halife çıkmasını engellemiş ve halifeliğin kendisine geçmesini sağlamıştır.
ISID'in bayragi:
http://im.haberturk.com/2014/06/18/959087_90fcf27579012f1b395fe655a4185c94.jpg?140306 8347
Hazreti Muhammed'in "râye" ismi verilen bayrağı siyah olduğu için cihad bayrakları Abbasîler'den itibaren hep siyah renkte olmuş ve Abbasîler ile mücadele eden son Emevî Halifesi İkinci Mervan'ın kırmızı bayrak açmasının dışında bu gelenek günümüze kadar devam etmiştir. Bugün cihad iddiasında bulunan el Kaide'den IŞİD'e kadar ne kadar örgüt varsa, hepsi aynı gelenek uyarınca siyah bayrak kullanırlar.
Şimdi, IŞİD'in siyah bayrağının üzerinde yazılı olan sözleri ve bayrağın özelliğini anlatayım:
Bayrakta "kelime-i tevhid", yani "Allah'tan başka Tanrı yoktur; Muhammed Allah'ın elçisidir" demek olan "Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah" sözleri yazılıdır. "Kelime-i tevhid", İslâm'ın esasını teşkil eden tevhid kavramının ifadesidir; bugüne kadar hat levhalarından taş işçiliğine, ilâhilerden zikirlere ve bayraklara kadar birçok yerde kullanılmıştır, meselâ, Suudi Arabistan'ın yeşil renkli bayrağının üzerinde de kelime-i tevhid vardır.
IŞİD'in bayrağının üst tarafındaki satırda kelime-i tevhidin "Lâ İlâhe İllallah" şeklindeki ilk kısmı, alttaki dairede de ikinci bölümü, yani "Muhammedun Resulullah" ibâresi vardır ve işte bu daire, Hazreti Muhammed'in mührünün oraya monte edilmiş şeklidir.
DÖRT ADET MEKTUP
Topkapı Sarayı'nın Kutsal Emanetler Dairesi'nde, Hazreti Muhammed'a ait dört adet mektup bulunur ve mektuplar Kıptîler'in reisi Mukavkıs'a, Ahsa Valisi el-Munzir bin Savâ'ya, Gassani hükümdarı Hâris bin Ebi Şemir el-Cassânî'ye ve sahte peygamber Müseylimetü'l-Kezzâb'a gönderilmiştir. Mektupların altında da peygamberin üzerinde "Allah'ın elçisi Muhammed" mânâsına gelen "Muhammedun Resulullah" sözlerinin yazılı olduğu mührü basılıdır.
Örgütün bayrağındaki, kelime-i tevhid'in ikinci kısmını, Hazreti Muhammed'in şimdi Topkapı Sarayı'nda muhafaza edilen mektuplarındaki bu mühür teşkil ediyor! Bayrağın kimin tarafından dizayn edildiğini bilmiyorum ama çizimi yapan kişinin peygamberimizin Topkapı Sarayı'ndaki mektuplarından gayet iyi haberdar olduğu besbelli!
Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz.
ـ5018 ـ2ـ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: َ تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّى تَنْزِلَ الرُّومُ بِا‘عْمَاقِ أوْ بِدَابِقَ! فَيَخْرُجُ إلَيْهِمْ جَيْشٌ مِنَ الْمَدِينَةِ مِنْ خِيَارِ أهْلِ ا‘رْضِ يَوْمَئِذٍ، فإذَا تَصَافُّوا. قَالَتِ الرُّومِ: خَلُّوا بَيْنَنَا وَبَيْنَ الَّذِينَ سُبُوا مِنَّا نَقْتَلُهُمْ. فَيَقُولُ الْمُسْلِمُونَ:
َ وَاللّهِ َ نُخَلِّي بَيْنَكُمْ وَبَيْنَ إخْوَانِنَا. فَيُقَاتِلُونَهُمْ فَيَنْهَزِمُ ثُلُثٌ َ يَتُوبُ اللّه عَليْهِمْ أبداً، وَيُقْتَلُ ثُلُثُهُمْ، أفْضَلُ الشُّهَداءِ عِنْدَ اللّهِ، وَيَفْتَتِحُ الثُّلُثُ فََ يُفْتَتَنُونَ أبداً. فَيَفْتَتِحُونَ قُسْطَنْطِينيَّةَ. فَبَيْنَمَاهُمْ يَقْتَسِمُونَ الْغَنَائِمَ، قَدْ عَلَّقُوا سُيُوفَهُمْ بِالزَّيْتُونِ. إذْ صَرَخَ فيهِمُ الشَّيْطَانُ: إنّ الْمَسِيحَ الدَّجَّالِ قَدْ خَلَفَكُمْ في أهَالِيكُمْ، فَيَخْرُجُونَ، وذلِكَ بَاطِلٌ، فإذَا جَاءُوا الشَّامَ خَرَجَ، فَبَيْنَمَاهُمْ يُعِدُّونَ لِلْقِتَالِ يُسَوُّونَ صُفُوفَهُمْ إذْ أُقِيمَتِ الصََّةُ فَيَنْزِلُ عِيسى ابْنُ مَرْيَمَ فأمَّهُمْ. فإذَا رَآهُ عَدُوُّ اللّهِ ذَابَ كَمَا يَذُوبُ الْمِلْحُ في الْمَاءِ، فَلَوْ تَرَكَهُ لَذَابَ حَتّى يَهْلِكَ، وَلَكِنْ يَقْتُلُهُ اللّهُ بِيَدِهِ حَتّى يُرِيَهُمْ دَمَهُ في حَرْبَتِهِ[. أخرجه مسلم.يقال »خَلَفَ الْقَوْمُ الْعَدُوَّ« إذا طرق أهلهم وهم غائبون عنهم .
2. (5018)- Yine Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Rumlar, A'mak ve Dâbık nam mahallere inmedikçek kıyamet kopmaz. Onlara karşı Medine'den bir ordu çıkar. Bunlar o gün arz ehlinin en hayırlılarıdır. Bu ordunun askerleri savaşmak üzere saf saf düzen alınca, Rumlar:
"Bizden esir edilenlerle aramızdan çekilin de onları öldürelim!" derler. Müslümanlar da:
"Hayır! Vallahi sizinle, kardeşlerimizin arasından çekilmeyiz" derler. Bunun üzerine (Müslümanlar) onlarla harb eder. Bunlardan üçte biri inhizama uğrar. Allah ebediyen bunların tevbesini kabul etmez. Üçte biri katledilir, bunlar Allah indinde şehitlerin en faziletlileridir. Üçte biri de muzaffer olur. Bunlar ebediyen fitneye düşmezler. Bunlar İstanbul'u da fethederler. (Fetihten sonra) bunlar, kılıçlarını zeytin ağacına asmış ganimet taksim ederken, şeytan aralarında şöyle bir nida atar:
"Mesih Deccal, ailelerinizde sizin yerinizi aldı!"
Bunun üzerine, çıkarlar. Ancak bu haber batıldır. Şam'a geldiklerinde (Deccal) çıkar. Bunlar savaş için hazırlık yapıp safları tanzim ederken, namaz için ikamet okunur. Derken İsa İbnu Meryem iner ve onlara gitmek ister. Allah'ın düşmanı, Hz. İsa'yı görünce, tıpkı tuzun suda erimesi gibi, erir de erir. Eğer bırakacak olsa, (kendi kendine) helak oluncaya kadar eriyecekti. Ancak Allah onu kudret eliyle öldürür; öyle ki onlara, harbesindeki kanını gösterir." [Müslim, Fiten 34, (2897).] [38]
AÇIKLAMA:
1- A'mak ve Dâbık, Suriye'de Halep yakınlarında iki yerin adıdır.
2- Hadiste geçen سُبُوا kelimesi سَبَوْا şeklinde de rivayet edilmiştir. سُبُوا مِنَّا "Bizden esir edilenler" demektir. سَبَوْا مِنَّا ise: "Bizden esir aldılar" demektir. Nevevî her iki okunuşun da yerinde olduğunu belirtir. Çünkü Irak-Suriye-Mısır gibi fethedilen yerlerin ahalisi önce esir alınmıştır. Bu durum سُبُوا ile ifade edilmiş olmaktadır. Mağlup olarak İslam'a giren ahali, bilahare diyar-ı Rum'u fethederek oraları esir almışlardır.
3- Hadis, o devirde insanların en hayırlılarını teşkil edecek olan Medine ahalisinden çıkarılacak ordunun üçte birinin kaçıp bozguna uğrayacağını, böylece bunların Allah'ın af ve mağfiretinden mahrum kalacağını, üçte birinin sebat edip şehid olacağını, geriye kalanların da zafere ulaşacaklarını haber vermektedir.4- Hadiste İstanbul'un fethi mevzubahis edildiği için, ihbar vukua gelmiş olarak değerlendirilebilir. Ancak ganimet elde edilmesi, bu ganimetin paylaşılması sırasında silahların zeytin dalına asılması, Deccal'in çıkması gibi bir kısmı müteşabih unsurlar dikkat çekicidir. Silahların zeytin dalına asılması, sulh yoluyla düşülecek bir gaflet dönemini ifade edebilir. Bu dönemde Deccal'in çıkma ve ailelerde erkeklerin yerini alma şayiası mevzubahis olmaktadır. Deccal bir kişi olarak nasıl ailelerin herbirinde yer alabilir? Bu, belki de Müslümanların, bolluktan gelen bir rehavet ve gafleti sebebiyle Deccal rejiminin terbiye işlerini ailelerde üzerine almasıdır. Ancak, bu hal onun kesin galebesi olmayacak, Allah'ın lütfu ile mü'minlerin namaz(la temsil ve teşbih edilen İslam'ın) etrafında tesis edecekleri birlikle Deccal fitnesi bertaraf edilecektir. Bu hali, Hz. İsa'nın inmesi ve Müslümanlara katılma arzusu tamamlamaktadır.
Şu halde hadis, kendisinden bazı mesajlar almaya açık bir mahiyettedir. [39]
[İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi 5018.hadis]
Diger hadisler surdan okunabilir.
http://gelecekyorumlari.blogspot.co.uk/2013/02/mehdi-hakkinda-hadis-ve-istihraclar.html