Orijinalini görmek için tıklayınız : Kuranda evrim var mıdır
Yıldıztozu
27-03-2015, 22:37
İlgili ayetleri gösterelim önce.
Ankebut-20 ''Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın.''
Darwin'in de yaptığı bu değil miydi? Galapagos adasını gezerek canlılığın nasıl başladığını keşfetti. Darwin'in cennete gitmesi gerekiyor.:)
Enbiya-30 ''İnkâr edenler, göklerle yerin bitişik olduğunu görmediler mi? Sonra biz, o ikisini birbirinden ayırdık. ve her canlıyı sudan yarattık. Hâlâ inanmazlar mı?
Canlılığın başlangıcının suda oluştuğu tahmin ediliyor.
Müminun-12 ''Andolsun ki biz insanı özel bir çamurdan yarattık.
Abiyogenez teorisindeki bir görüşe göre ilk ilkel canlılık çamur benzeri maddelerin karışımından oluşmuş olabilir.
Nuh-14 ''Ve O, sizi halden hale (çeşitli hallerden) geçirerek yaratmıştır.
Burada da evrimsel süreçten bahsediyor gibi.
Ne dersiniz? :)
Yıldıztozu
27-03-2015, 22:41
Bu ayetleri insanların uydurduğunu düşünürsek;
Aşamalarla yaratmaktan kastettiği anne karnındaki değişimler olabilir.
Sudan yaratmak spermden yaratmayı kastediyor olabilir.
Çamuru tam çözemedim. Ten rengine benzerliğinden olabilir mi
Esas Ankebut-12 anlayamadım ben. İlk baştan nasıl yarattığına bir bakın derken neyi kastetmişlerdir Kuran yazarları sizce?
Nana Buluku
27-03-2015, 22:55
Çamurdan yaratılışın ten rengiyle alakası yok.
İnsanların toprağa bağlı olmasıyla alakalı. Yaşamını toprağa ektiği ile sürdürmesi. Topraktan yaratılış hikayeleri çok eskidir. İlk zamanlarda zaten tanrıçalar vardı. Tanrıçalar verimliliği, doğurganlığı simgeler.
İskandinav mitolojisinde topraktan yaratılış yoktur. Neden ? Çünkü tarım oraya çok geç ulaştı.
Yıldıztozu
27-03-2015, 22:59
Olabilir.
Bir de şu gökler ve yerin bitişikken ayrılması ayetinin hangi kafayla yazıldığını tahmin edeyim.
Şimdi o insanlara göre gökte duran bir şeyin düşmesi gerekirdi. Yıldızların yukarıda nasıl durduklarına şaşırıyorlardı.
Bu yüzden yukarıdaki göğün eskiden yerde olması gerektiğini ve tanrı tarafından sonradan yukarıya taşınıp ayrıldığını düşünmüşlerdir.
Muhtemelen o ayetin çıkış hikayesi böyledir diye tahmin ediyorum.
Nana Buluku
27-03-2015, 23:01
Doğru tahmin.
Kuran'da evrim yoktur. Kanıt olarak ilk insan saçmalığı yeterlidir. Adem ile ilgili ayetleri okuyunca bilimsel verilerle nasıl çeliştiğini görebilirsin.
Cyberpunk
27-03-2015, 23:16
Islami evrim adi altinda yazi yazmis araplar var.
Araplari hafife almamak sarti ile hareket etmek gerekiyor.
Felâsife
27-03-2015, 23:28
Çamuru tam çözemedim. Ten rengine benzerliğinden olabilir mi
Putperest gibi düşünürsen çözersin :)
Zamanında evrimle Kuranı barıştırmaya çalışan bir kişi olarak bana evrimi çağrıştıran en yakın ayet aşağıdaki geliyor.
İNSAN 1
"Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti."
Bunun cevabı da aşağıdaki ayetlerde. Tarih öncesi insanlara ilişkin o dönem insanlarının da kuşkusuz belli görüş ve düşünceleri vardı. Ancak belli ki bunlar çok güvenmediği bilgilerdi ve ayetlerde yer vermek istemedi.
TA-HA 51-52
(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?" Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin Katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."
Yeni ve popüler olan herşey kuran da vardır. :) Yarın bilim, insan domuzdan türemiştir desin bir yerden ayet bulurlar burada yazıyordu derler. Hep yaptıkları şey bu. Popüler ne varsa zaten yazıyordu... İstediğin gibi evir çevir kitabı. Güzel iş.
Kimi okuyor kafa kesiyor kimi araba kullanmaya haram diyor. Böyle bi kitap işte. Kim görürse işleri kolaylaştırsın diye inmişti. (: Her telden farklı ses, hepsi de gerçek islam bu diyor. (: Hangisi olum gerçek islam? Karar verin.
Öyle deme jumanji, Kur'an apaçık bir kitap. Müslümanların bu kitabı daha açık kılmak için 20 ciltlik kitaplar yazması da seni şaşırtmasın. Bu da Kur'anın apaçık bir kitap olduğundan şüphe duyanlar için bir imtihan vesilesi..
Nana Buluku
28-03-2015, 10:32
Zamanında evrimle Kuranı barıştırmaya çalışan bir kişi olarak bana evrimi çağrıştıran en yakın ayet aşağıdaki geliyor.
Bunun cevabı da aşağıdaki ayetlerde. Tarih öncesi insanlara ilişkin o dönem insanlarının da kuşkusuz belli görüş ve düşünceleri vardı. Ancak belli ki bunlar çok güvenmediği bilgilerdi ve ayetlerde yer vermek istemedi.
TA-HA 51-52
(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki nesillerin durumu nedir öyleyse?" Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin Katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz."
Taha 50'de hidayete erdirendir diyor. Firavunda bunun üzerine soruyor. Önceki nesiller hidayete erememişlerdi diyor. Onların durumu ne olacak. Musa cevap veremiyor. Şaşırmaz ve unutmaz demesinden de anlaşılıyor zaten ne demek istediği.
Nana Buluku
28-03-2015, 10:40
Zamanında evrimle Kuranı barıştırmaya çalışan bir kişi olarak bana evrimi çağrıştıran en yakın ayet aşağıdaki geliyor.
İNSAN 1
"Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hin) gelip-geçti."
İnsan 2 yi okuyuncada ne demek istediği anlaşılıyor.
Şüphesiz biz insanı, karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık.
Evet, Nana Buluku. Ben de kısa süre içinde anladım zaten boş bir çaba içinde olduğumu. Kuran ile evrim hiçbir şekilde barışmıyor..
spartacus
28-03-2015, 12:19
İlgili ayetleri gösterelim önce.
Ankebut-20 ''Yeryüzünde gezip dolaşın da, Allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın.''
Darwin'in de yaptığı bu değil miydi? Galapagos adasını gezerek canlılığın nasıl başladığını keşfetti. Darwin'in cennete gitmesi gerekiyor.:)
Enbiya-30 ''İnkâr edenler, göklerle yerin bitişik olduğunu görmediler mi? Sonra biz, o ikisini birbirinden ayırdık. ve her canlıyı sudan yarattık. Hâlâ inanmazlar mı?
Canlılığın başlangıcının suda oluştuğu tahmin ediliyor.
Müminun-12 ''Andolsun ki biz insanı özel bir çamurdan yarattık.
Abiyogenez teorisindeki bir görüşe göre ilk ilkel canlılık çamur benzeri maddelerin karışımından oluşmuş olabilir.
Nuh-14 ''Ve O, sizi halden hale (çeşitli hallerden) geçirerek yaratmıştır.
Burada da evrimsel süreçten bahsediyor gibi.
Ne dersiniz? :)
Su Sümerlerden oradan Babil'e, Asur'a, ve tabiki Ortadoğu coğrafyasının uygarlık beşiği diyeceğimiz bu bölgede sonrakilere geçti.
Tevrat yaratılış(Tekvin) bölümünde;
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı'nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
Sümer YaratılışAnaları Tiamat kargaşasına
Sular akıp bir oluyordu.
...
Belirlendi sonra Sar-ki ve Sar-an (An-sar, Ki-Sar)
Günleri düzeltip ayarladılar.
http://enkimu.tr.gg/Tablet-Yaz%26%23305%3Blar%26%23305%3B.htm
Kur'an'da ise HUD 7 de O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı hususunda sizi imtihan etmek için, Arş'ı su üzerinde iken, gökleri ve yeri altı günde yaratandır.
Şimdi Sümerler'de yaratılış temeli yerine aslında türeme ve doğum vardır. Daha sonra bu miras yüzyıllardan, yüzıllara geçiyor ve kaldı ki bir coğrafyada bir kültürün 3-4.000 yıl hakim olduğunu düşünmeliyiz. (Türkiye Cumhuryieti dahi şunun şurasında 1 yüzyıl geçmişe sahip.)
Neyse su faktörü Kur'an'a ait değil, öteden beri Sümer'e ait, ancak bu konuda ilgili dönemin efsanesi, referans olarak Tekvin'e dayanır, Tekvin'de Sümer'e..
Su ise özünde döner dolaşır sperme varır... Sperm, döl, rahim, doğum bunlar Bereket Kültünün kutsallarıdır ve ayrıca eski tanrıların, tanrıçaların da sembolik olarak biçimlerine yansır(Çok büyük penisli tanrı, koca memeli ve karnı dolu kadın motifli tanrılar.) Neyse yazının sonuna An-u hakkında bilgi koyacağım, orada göreceksiniz Kur'an'da yıldızların neden şeytanlara atımlık taş olarak ifade edildiğini!
Bu tür argümanların girişi, giriş nedeni ne bilimsel anlamda, hayatın kökeni amacıyladır aslında ne de hayatın suda başladığını dile getirmek için. Dönemin Bereket Kültü açısından dölleyen(Su=eril), döllenen yer(toprak=kadın) ikisinin bileşimiyle açığa çıkan = hayat çerçevesindedir.
Bereket kültünde Su erildir, yer ise dişil ve ikisinin birleşiminden hayat fışkırır. Efsanelerin kökeni bu, ama bu masabaşında birilerinin oturup yazması değil, Neolotik dönemin kendine has yapısından kaynaklıdır. Önemli olan toprağın(dişil) işlenmesi, saban ve su(gök tanrısı) faktörüdür ve toplamda bunlar = HAYAT demektir, ve şimdi neden hayatı varedenin tanrılar olduğu algısı da daha iyi kavrandı sanırım. Su, toprak yoksa yiyecek yok, yiyecek yok ise hayat yok, Berket Kültü açısından su, toprak ve doğum=hayatı doğrurur, işte bu nedenlerle kutsaldır, ilahidir, her şey onlardan sudur eder vs.... Kısaca Bereket Kültü, sonraki ortadoğu dinleri gibi sığ, köksüz, dayanaksız ve sağa sola buyruklar yağdıran bir kral yapısında değildi, insanların tanrıları anlaması gerekiyordu. orada, kuraklık olması toprak ve suyun incitildiği, felaketlerin olması hiddetlendiklerine vb yorulurdu vs. Neyse, bu ilk ilkel dönemlerdi, yerleşik hayatla birlikte bu tanrılar birer hükmeden kral konumuna evrildi, ve yerleşik hayatın efendileri(krallar, köle sahipleri, efendiler) tanrılar adına bir çok tehditle(kuraklık, sel, deprem, eziyet, ölüm vs) buyruklar yağdırıp, çıkarları doğrultusunda kullanmaya başladı, artık inanç bitmiş, yerini politik bir yapı haline gelen din almıştı.. neyse.
Enlil(Sümer), Zeus(Yunan), Teşup (http://tr.wikipedia.org/wiki/Te%C5%9Fup)(Hurrilerin), Taru(Hatti), Adad (http://tr.wikipedia.org/wiki/Adad)(Asur), Hadad (http://tr.wikipedia.org/wiki/Hadad)(Samiler!!!)... Farkedildi ise hepside gökyüzü ile, su ile yağmur, fırtına(yapmuru getirir inancı) ile ilgililer!
Gelelim Yıldızlar'ın varlık sebebine ve Kur'an'a ve Sümer'e.
http://tr.wikipedia.org/wiki/An
Suç işleyenleri yargılayacak güce sahip olduğuna ve kötülükleri yok etmek için asker olarak yıldızlar yarattığına inanılırdı
Demem o ki, Kur'an, tevrat ya da İncil, ya da her ne ise geçen kelimelerin, cümlelerin heleki maksadı evren/yaşamın kaynağı hakkında bilgi vermek değilde, bir anlatıda gelir, geçer kullanılan kelimelerden maksadı/anlamı/hedefi dışında yorum üretmek insanın kendi, kendine ne yapmasıdır bilemem, ama bildiğim usülde hata yapıldığıdır..
Su konusunda da, önemi bereketten gelir, su(erkek->sembol->sperm->tohum) ve toprak(kadın->sembol->rahim->döllenme) birlikte hayatı(tohum->döllenme=hayat) doğururlar. Açısı, kaynağı, temeli bu.
Felâsife
28-03-2015, 12:55
Yaratılış ile ilgili bir Türk efsanesi, içinde ne Tanrı nede başka bir şey var, adeta doğa kendi kendine yapmış insanı.
Ay Atam Efsanesi
Çok çok eski çağlarda...
Çok yağmurlar yağdı. Gök delinmiş gibiydi. Dünya sele boğuldu, her yanı çamurlar kapladı. Çamurlar akan selle yuvarlanarak Kara Dağ'daki bir mağaraya doldular. Mağaranın içindeki kayalar yarıldı. Yarıkların kimileri insanı andırıyordu. Sürüklenen çamurlar bu insan biçimli yarıkları doldurdular.
Aradan çok zaman geçti....
Yarıklardaki balçıklar sular ile benzeşti, hâllodu. Güneş Saratan burcuna gedi ve havalar çok ısındı. Yarıklardaki balçık sular ile pişti. Yarıkların bulunduğu bu mağara tıpkı bir kadın gibiydi. İçi de insanlara can veren bir kadın karnı gibiydi.
Dokuz ay durmadan yel esti....
Su, ateş, toprak ve yel, insana can vermak için birleştiler. Dokuz ay sonra bir insan çıktı ortaya. Adına Ay-Atam dediler.
Ay-Atam, gökten indi yere kondu. Bu yerin suyu tatlı, havası da serindi.
Sonra yine yağmurlar, seller başladı. Mağara yeniden çamurla doldu. Güneş bu kez Sünbüle burcunda durdu. Sünbüle burcundaki güneşin sıcaklığı ile balçıklar sular ile pişti. Bu kez bir hatun kişi çıktı ortaya. Adına Ay-Va dediler.
Ay-Atam ile Ay-Va evlendiler. Kırk çocukları oldu. Bunların yarısı erkek, yarısı da kızdı. Onlar da evlendiler; soyları çoğaldı.
Bir zaman geldi Ay-Atam ile Ay-Va Hatun'un ömürleri doldu; öldüler. Çocukları, ana-babalarını türedikleri mağaraya gömdüler. Mağaranın kapısını altın kapılar ile kapattılar, dört bir yanını çiçekle süslediler.
Ay-Atam Efsanesi, Memlükler döneminde Mısır'da yaşamış olan Türk tarihçisi Aybek üd Devâdârî tarafından kayda geçirilmiş bir Türk efsanesidir. Aybek üd Devâdârî'nin verdiği bilgilere göre bu efsaneyi halk dilinden yazıya aktaran ilk kişi Ulug Han Ata Bitikçi adlı eski bir Türk bilginidir.
Ulug Han Ata Bitigçi'nin içinde Ay-Atam Efsanesi'nin de yer aldığı bir kitabını ele geçiren Cebrail bin Bahteşyu adlı İranlı bir tarihçi, Ay-Atam efsanesi'ni Türkçe'den Farça'ya tercüme etmiştir. Bu farça tercümeyi bulan Aybek üd Devâdârî efsaneyi olduğu gibi kendi kitabına aktarmıştır.
Ay-Atam Efsanesi'nin konusu insanoğlunun yaratılışıdır. İnsanın yaratılışını dört unsura (su, ateş, toprak, rüzgar) ve balçığa bağlayan bu efsanede Ön Asya mitolojisinin etkileri görülür. Kimi Türkologlar, Ulug Han Ata Bitikçi'nin yeni müslüman olmuş bir Türk düşünürü olduğunu düşünmektedirler.
Efsanede geçen ve Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunan Ata Mağarası motifi, Türk mitolojisinin temel motiflerinden biridir. Bozkurt Destanı'nda kurtla yaşayan son Türk çocuğunun kaçıp sığındıkları Turfan'ın kuzeybatısındaki büyük dağ ve dağdaki mağara da böyle bir yerdir. Ergenekon'da da durum böyledir. Nitekim Ay-Atam Efsanesi'nde anlatılan mağara da Kara Dağcı adlı bir dağın üzerinde bulunmaktadır. Büyük Hun ve Kök Türk devletleri zamanında Türkler'in Tanrı'ya tapınmak için bir tür tapınak olarak kullandıkları ata maaraları da kou ile ilgili ve önemlidirler.
İnsanın yaratılışını dört unsur ve balçığa bağlama daha çok Ön Asya mitolojisinin geleneğidir. Ancak, dört unsur inanışı Uygur Türkleri'nde de vardır. Ayrıca efsanenin kişi ve yer adlarının öz Türkçe olması, Ata Mağarası motifinin efsane de önemli bir yer tutması ve dolayısıyla Türkler'in ünlü mağara kültünün efsanede yer alması, Ay-Atam Efsanesi'nin bir Türk efsanesi olduğunu ortaya koyar. Ama efsanenin Ön Asya etkisi taşımasını ve Aybek üd Devâdârî'nin müslüman olması dolayısıyla efsanenin bazı bölümlerini kırpmış ya da müslümanlaştırmış olması ihtimalini göz önünde tutarak efsaneyi incelemek gerekir.
Yıldıztozu
28-03-2015, 16:22
Gelelim Yıldızlar'ın varlık sebebine ve Kur'an'a ve Sümer'e.
http://tr.wikipedia.org/wiki/An
Suç işleyenleri yargılayacak güce sahip olduğuna ve kötülükleri yok etmek için asker olarak yıldızlar yarattığına inanılırdı
An hikayesini öğrendiğim iyi oldu. Yıldızları atış tanesi yaptık ayetini çözmek için baya bir düşünmüştüm. Süpernovalarla veya farklı boyutlarla bağlantı kuruyordum:D
Ama bu benzerlikleri islamcılar şöyle yorumluyorlar.
Allah insanlık tarihi boyunca İslam dinini sürekli göndermiştir. Eski inanışlarla bu tarz benzerliklerin olması İslam dininin gerçekliğini, doğruluğunu ve insanlık tarihi boyunca gönderilmiş bir din olduğunu göstermektedir.
Ama bu benzerlikleri islamcılar şöyle yorumluyorlar.
Allah insanlık tarihi boyunca İslam dinini sürekli göndermiştir. Eski inanışlarla bu tarz benzerliklerin olması İslam dininin gerçekliğini, doğruluğunu ve insanlık tarihi boyunca gönderilmiş bir din olduğunu göstermektedir.
İslamcılara sormak lazım o halde:
Neden bütün benzerlikler Sümer ve Hintlilerle? Aztekler, Mayalar ve Inkalar ile Nuh tufanı dışında neden benzerlik yok? Daha geriye gidelim, yazının icadından öncesine. Bundan 9 bin yıl önce Konya'nın Çumra ilçesinde zamanının metropolü bulunmaktaydı. Çatalhöyük.
http://sefindokunusu.com/wp-content/uploads/2015/02/Catalhoyuk.jpg
Nüfusu 8 bine kadar ulaşan bu yerleşim yerinde insanlar yaklaşık 2 bin sene yaşamış. Onlarca senedir kazılıyor, didik didik edildi. İnanca işaret eden oturmuş bir Tanrıça heykeli bulundu sadece. Eski kazı başkanı James Mellaart bunun bir çocuk oyuncağı bile olabileceğini söylemişti. Bunun yanında ölülerini kendi evlerinin tabanına gömdüklerini, (muhtemelen değer verdikleri büyüklerine ait) bazı kafataslarını boyayarak defalarca kez farklı cesetlerin yanına gömdüklerini biliyoruz. Evlerinde öküz başları şeklinde oyuntular var, muhtemelen tarımda kullandıkları ve etinden faydalandıkları için onlar için kutsal bir hayvandı.
http://www.oooorg.org/_upload/temp/215.jpg
Şimdi insan merak ediyor: 2 bin sene boyunca bu insanlara hiç mi elçi gelmedi? Yoksa geldi de elçilerini dinlemediler mi? Dinlemediyseler neden helak olmadılar?
Nana Buluku
28-03-2015, 19:19
Ama bu benzerlikleri islamcılar şöyle yorumluyorlar.Allah insanlık tarihi boyunca İslam dinini sürekli göndermiştir. Eski inanışlarla bu tarz benzerliklerin olması İslam dininin gerçekliğini, doğruluğunu ve insanlık tarihi boyunca gönderilmiş bir din olduğunu göstermektedir.
Binlerce sene sürekli başarısız olmasına rağmen hala din gönderen bir tanrı demek bu. Hatalarından ders çıkaramayacak kadar da geri zekalı.
Binlerce sene sürekli başarısız olmasına rağmen hala din gönderen bir tanrı demek bu. Hatalarından ders çıkaramayacak kadar da geri zekalı.
Bir İslamcının buna muhtemel cevabı:
Adiyat 6
"Şüphesiz insan, Rabbine karşı pek nankördür."
Ve perde kapanır.. :D
Nana Buluku
28-03-2015, 19:41
Ve perde kapanır.. :D
http://www.maxicep.com/forum/data/smileyler/icon_curtain.gif
Yıldıztozu
28-03-2015, 20:42
Aleph;
Eskiden kağıt yoktu ki kutsal kitaplar olsun.
O zamanki peygamberler muhtemelen sadece duyuru yapıyorlardı.
Öğüt veriyorlardı o kadar.
Onlar ölünce izleri de kalmadı doğal olarak.
Teori ürettim ben sadece:)
Nana Buluku;
Dinler başarısız olmadı. Dinlerin amacı insanları uyarmaktı ve amacına ulaştı.
Başarısız olanlar insanlar. Özgür iradeleriyle nankörlüğü seçtiler.
Asr-2 ''Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.''
Birçok ayette insanların çoğunun bilmediği yazar.
Burada sorumlu ve suçlu tanrı değildir. Özgür iradesiyle hareket eden insandır.
Bu da bir teori. :)
Nana Buluku
28-03-2015, 20:57
Nana Buluku;
Dinler başarısız olmadı. Dinlerin amacı insanları uyarmaktı ve amacına ulaştı.
Başarısız olanlar insanlar. Özgür iradeleriyle nankörlüğü seçtiler.
Asr-2 ''Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.''
Birçok ayette insanların çoğunun bilmediği yazar.
Burada sorumlu ve suçlu tanrı değildir. Özgür iradesiyle hareket eden insandır.
Bu da bir teori. :)
Gönderdiği dinler sürekli değiştirildi. İnsanlar binlerce yıl yanlış yoldan gittiler. Buna rağmen binlerce din türedi. Hepside bozuldu.
Tanrı sürekli peygamber yollamış da ne olmuş ?
Kullandığı yöntem yanlış demek. İnsanlar peygamberleri takmıyor.
Peygamberleri takmamayı geçtim zaten peygamberlerde yanlış yola saptılar. En eski dinlerde peygamberler tapınakta görevli rahiplerdir.
Farklı bir yol denemek yerine yine aynı yöntemde ısrar ediyor tanrı.
Hatalarından ders çıkaramıyor demek ki.
Dinler insanları uyardı da ne oldu ? İnsanlar dinledi mi ? Ne Allah'a inandılar ne Allah'ın söylediklerini yaptılar.
Söylediklerin teori olamaz. Hipotez bile sayılamaz. :)
Zafer, bir soruya verdiğin yanıt başka sorular doğurmamalı :) Eğer öyle olursa din olmaktan çıkar bilim olmaya doğru gider bu konu. Teoloji denen şey dini rasyonel kılma çabasından başka bir şey değildir zaten.
Okuduğun kitapları paylaşmışsın diğer başlıkta. Arayış içinde olduğun gayet açık. O kitaplar benim kütüphanemde de bulunuyor ve birçoğunu okudum. Ancak sana bir öneride bulunacağım. Caner Taslaman'ın kafanı fazla bulandırmasına izin verme. O şahıs çıktığı her programda papağan gibi aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor: yok hudus dedili, yok gaye delili, yok tasarım delili, yok ontolojik delil.. Bunların hiçbiri delil değil aslında. Hepsi mantık oyunları. Bütün bu delillere karşı tek bir karşı delil öne sürebilirsin - Eric, Tanrı yiyen sihirli Penguen.. ;)
http://media.kaigaidrama.jp/images/0300001171_gsadQ4zPoQQtHiTCOf8Hnuqz_n.jpg
Şaka bir yana korkusuz ol, ve tavsiyem fazla uzatma. Ben on sene mücadele verdim. Bu süre zarfında çok fazla araştırdım ve yeni şeyler öğrendim, fakat kararımı daha önce verebilmiş olsaydım bu süreyi çok daha verimli geçirebilirdim. Arafta kalmak zordur, yıpratır insanı.. Şu güzelim mavi gezegen üzerinde 50-60 senelik konaklama süremiz var, onun da büyük bölümünü zırvalıkların üstesinden gelmeye harcıyoruz..
Yıldıztozu
28-03-2015, 22:07
Ben hobi olarak her zaman bilim-felsefe-tanrı-din konularıyla ilgilenmeyi severim. Maksat sadece arayış değil. Sonuçta din kavramı önemli toplumsal bir konu. Benim için öncelikle bilim önemli.
Dinden yeni yeni uzaklaşmaya başladığım için iyice tatmin olmak istiyorum. Sonra aklımda ''ya varsa'' düşüncesi kalmasın.
Belli bir süre sonra sıkılır bırakırım belki.
Demek istediğini anlıyorum. Hayatta başka amaçlarım da var elbette.
Caner Taslaman'ı birara baya takip ederdim. Adam en azından piyasadaki ucuz dincilerden daha rasyonel. Sunduğu deliller çürütülebilir. Çoğu argüman ''açıklanamazlıklar'' üzerine kurulu.
Bilim-din ilişkisi üzerine güzel çıkarımları var aslında. Ama bu çıkarımları kendisi üretmiyor genelde Amerikadaki bilim felsefecilerden alıp Türkiyeye getiriyor.
10 senelik mücadeleni boşa giden vakit olarak değerlendirmemek lazım. O dönemlerde bile başka konulardan zevk almaya çalışmışındır.
Eric zeki bir penguene benziyor. :) Yokluğunu kanıtla diyenlere bunu göstereyim bundan sonra.
Cyberpunk
03-04-2015, 20:22
Vardir evrim islamda.