PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateistleri gâliba anlamaya başladım.


Vefik Sami
04-04-2015, 13:01
Başlık biraz tuhaf oldu; kusur affola. Bu foruma kaydolup yazmaya başlayalı beri, kendisini "ateist" olarak tavsif eden arkadaşların yazılarını elden geldiğince tâkip etmekteyim. Nazar-ı dikkatimi celbeden şey şu oldu: Tanrı ve din gibi kavramlara reddiye içermesi gereken yazılarda, bu reddiyeleri de bastıracak biçimde vurgulanmış öfke ve nefreti gördüm. Bunu ilk fark ettiğimde, bir hayli yadırgamış, ayıplamıştım. Ne de olsa bir ateist'in dindarlara göre daha net biçimde özgür düşünce ortaya koymasını, Tanrı ve din kavramlarına öfke kusmasını değil, akla mantığa dayanan gerekçeler üretmesini beklemekteydim."ortaya birbuçuk karışık" konuşmayı sevmem. Net biçimde iki isim de vereceğim.

Sn. vartor ve sn. spartaküs

Mesajlarında gerek doğrudan, gerekse satır aralarına ustalıkla gizlenmiş öfkeyi, nefreti görmezden gelmek mümkün değildi. Yukarıda arz ettiğim gibi yadırgıyordum. Hattâ bu durumu şöyle eleştiriyordum.

'Ateist; en azından üç semavi dini de temel kaynaklarıyla belli ölçülerde incelemiş, hatta diğer dinlere de göz atıp, Tanrı inancının hayali olduğu sonucuna varmış seviyeli ve birikimli kişidir.

Bir de "çakma ateist"ler vardır. Bunlar, hasbelkader içine doğdukları çevrenin dinsel hassasiyetlerindeki zaafiyet nedeniyle, dinlere karşı soğuk ve ilgisiz yetişmiş, hattâ; kültür kimliklerinden ötürü - Özellikle Alevi kesim için geçerli - Sünni müslümanlar tarafından dışlanıp alay edilmiş insanlardır. Maalesef dine ve dindara karşı içlerinde oluşan öfkeyi bilerek ya blmeyerek yansıtmaktadırlar.'

Şimdi bu tesbitimin bütünüyle yanlış olduğunu söylemeyeceğim. Gerçekten de, daha Tanrı, inanç, iman, din, ibâdet kavramlarının içini tam anlamıyla doldur(a)madan Tanrı kavramına karşı ilgisizliğini "ateizm" kendisini de "ateist" zanneden epey insan var. Bu durumu sâdece tesbit olarak veriyorum. Eleştiri amacında değilim; beni direkt ilgilendiren bir yanı yok çünki.

Fakat daha sonra, bu tesbitlerimin bir yönüyle beni de yanlışa sürüklediğini fark ettim. Kimi ateist arkadaşlarda gözlemlediğim bu öfke ve nefretin sebeplerine odaklanmak yerine, onları bu davranışları nedeniyle ayıpladığımı, hattâ suçladığımı fark ettim. Kendimce de "Çakma ateist" diye bir gerekçe bulmuştum ya. Mes'ele bitmişti.

Ancak; "Kaz'ın ayağı" böyle değilmiş. Bilmiyorum, zikrettiğim arkadaşlar benim şimdi anlatacağım hususlar nedeniyle mi dine ve dindara öfke duyuyorlar ? Ama ben bu sebeple gerçekten öfkelenmeye başladım. Hem de inançlı bir insan olarak.

Kültür dindarlarının kahır ekseriyetinin, ölüm ve yok oluş endişesi, Cehennem korkusu ve ebedi hayat ve Cennet beklentisi üzerine sığındıkları bir "Tanrı" kavramı var. Başka bir deyişle bu Tanrı kültür dindarının zaaf, beklenti ve korkuları için dayandığı bir duvar. Siz bu 'duvar'a - Yani dindarın Tanrısına - saldırdığınızda, esâsında onların menfaatlerine saldırmış oluyorsunuz. Kendilerini "Dindar" olarak tanımlayanların, inancı olmayan kişilere karşı oluştırdukları saldırganlığın temelinde bu var. Hülâsâ-yı kelâm; bunlar Tanrı'yı değil, kedilerini beklentilerine ulaştıracağına inandıkları şefaatçi putlarını, dolaysısyla menfa'atlerini savunuyorlar.

Şimdi burada "inanç" maskesi arkasına gizlenmiş bir riyâ var. Bu tip bir inanç, Tanrı'ya yapılacak en büyük hakârettir.

Neden mi ?

Varsayalım ki; kıyamet koptu ve herkes tekrar dirildi. Tanrı ateistlere neden kendisine inanmadıklarını sordu. Eminim her dürüst ateist'in yine dürüstçe vereceği bir cevabı olacaktır. Tanrı bu cevabı kabul eder-etmez; bunu bilemem. Fakat; cevap dürüstçe bir cevap olacaktır. Ancak; gerçekte menfa'atlerini ilah edinip Tanrı'ıyı da bu menfa'atlere ulaştıracak "şefaatçi put" yerine koyanların, ağızlarını dahi kıpırdatamıyacaklarından eminim.

Hiç bir samimi ateist; inancının reklâmı peşinde koşmayan, din ve inancını rant'a çevirme gayesiyle din propagandası yapmayan, riyâkâr tavırlara girmeden düşüncesini açıklamaya çalışan inançlı insanlara cephe almaz kanâ'atindeyim. Ateistler; samimi inançlara değil, inancın pazarlanmasına ve din denen olgunun sömürü aracı haline dönüştürülmesine karşılar.

Eğer içlerindeki öfke ve nefretin sebebi bu ise, evet; artık ateistlerdeki bu öfkenin nedenini anlıyor ve anlayışla karşılıyorum.

Bedevi
04-04-2015, 13:40
Kültür dindarlarının kahır ekseriyetinin, ölüm ve yok oluş endişesi, Cehennem korkusu ve ebedi hayat ve Cennet beklentisi üzerine sığındıkları bir "Tanrı" kavramı var.

İyi de İsa'da senin eleştiri getirdiğin, ''sadece ölümden sonrası için duyulan endişe'' sebebiyle bir Tanrıya inanma eğilimi gösteren insanlara uygun vaatler vermemişmidir?. Nedir İsa'nın sık sık üzerine vurgu yaptığı vaat; sonsuz yaşam! Yani öldükten sonra yaşayacak, kutsanacak ve bereketleneceksiniz demiştir. Sonra bana iman eden ölse bile yaşayacaktır demiştir. Tamda ölüm sonrası endişe taşıyan insanlara uygun bir vaat olmuş.

Kendi bindiğin dalı kesiyon Vefik ağa...

Vefik Sami
04-04-2015, 14:02
İyi de İsa'da senin eleştiri getirdiğin, ''sadece ölümden sonrası için duyulan endişe'' sebebiyle bir Tanrıya inanma eğilimi gösteren insanlara uygun vaatler vermemişmidir?. Nedir İsa'nın sık sık üzerine vurgu yaptığı vaat; sonsuz yaşam! Yani öldükten sonra yaşayacak, kutsanacak ve bereketleneceksiniz demiştir. Sonra bana iman eden ölse bile yaşayacaktır demiştir. Tamda ölüm sonrası endişe taşıyan insanlara uygun bir vaat olmuş.

Kendi bindiğin dalı kesiyon Vefik ağa...

Biraz ciddiyet lütfen !...

Evet; İncilde "Göklerin egemenliği/sonsuz yaşam" gibi vaadler var. Ben bunların olmadığını iddia etmedim ki.
Fakat MESİH aynı zamanda şunu der.

"Size şunu söyleyeyim: Doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler'inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz!" (Matta: 5/20)

Ayrıntı şu:
Cennet için mi "doğru" olacağız.
Yoksa dürüstlüğü prensip edinenler için Cennet bir ödül mü olacak ?

Yıldıztozu
04-04-2015, 15:44
'Ateist; en azından üç semavi dini de temel kaynaklarıyla belli ölçülerde incelemiş, hatta diğer dinlere de göz atıp, Tanrı inancının hayali olduğu sonucuna varmış seviyeli ve birikimli kişidir.


Ateist olmak için dinleri ve kitaplarını incelemiş olmak gerekmiyor. Kitaplara bakmadan bile dinlerin felsefesinin hatalı olduğu görülebilir.
Test, ödül-ceza ve daha başka felsefeleri yüzünden dinlere itibar edilmeyebilir. Yani kitabın içeriğinde ne yazarsa yazsın durum değişmez.

Ha bir de ateistlerin dine karşı duydukları öfke varsa bile, inançlıların ateistlere duyduğu öfke kadar büyük değildir.

postalmarx
04-04-2015, 15:45
Vafik Sami insanlara pisikolojik analiz yapma konusunda bir uzman olduğunu görebiliyoruz. Çok enteresan ve çetrefilli bir düşünce zincirinin sonunda ortasında ve başında yapılan tespitler, geri-çıkarımlar, arkaya-atımlar, tespitimsi enfaranslar, diferansiyel çıkarımlarla bezenmiş analizinde bilinmeyeni günyüzüne çıkartıyor.

Spartaküs'ün kedisi konusunda ise söyledikleri sadece ateistliği değil, quasi-şüpheci her konumu kapsıyan bir söylem geliştiriyor.

Hülâsâ-yı kelâm; bunlar Tanrı'yı değil, kedilerini beklentilerine ulaştıracağına inandıkları şefaatçi putlarını, dolaysısyla menfa'atlerini savunuyorlar.Kedilerin şefaatçi putlara olan gereksinimini pek çoğumuz görmezden geliriz. Bunu bize unutturan sebepler ve ateist öfkenin pisikolojik kökleri yöndeşmekte olabilir mi? Vefik Sami bize bu konuda yeni bakış açıları sunuyor.

Pisikolojik analiz kelimesinin kendisinde zaten içerilmiş olan "pisi" kavramının etimolojik köklerinde ilkel insanların etraflarındaki kedilerin seslerini taklit ederken çıkardıkları seslerin olduğunu düşünebiliriz. Türkler "pisi" derken İngilizler "pussy", Almanlar "püssingen", Japonlar "hissaaaah!", Kürtler ise "miyov" kelimeleri ile temel kedi sesini imitasyon yoluyla dillerini oluşturmuşlardır. Ateist öfkenin temelindeki pisikoloji ile kedi "pisilerinin" bu tarihsel ve etimolojik yöndeşmesi analizimiz açısından temeldir.

Vartor'un bir kedi-sever olduğunu sanmıyorum. Vefik Sami'nin kedilere karşı olan hassasiyetinin burada Vartor arkadaşımızın ateist öfkesinin temelinde kedilere karşı olan bir alerji olarak tespit etmesi, bizi spartacüs'ün de aşağı yukarı ne menem bir kedi-sevmez bir insan olduğu konusunda belli fikirler edinmemizi sağlıyor.

Demek ki, ne kadar komunist de olsa, spartaküs tam bir sokak hayvanı düşmanıdır. EVlerde kedi beslenmesinin ekonomik maliyetini hesaplayıp bu parayla kaç proleterin evine ekmek götürülebileceğini düşünebilmek zaten ancak arsız utanmaz bir komunistin aklına gelirdi. Halbuki burjuva kedi-severlik bir hobinin ötesinde bir yaşam biçimi, bir nevi bir din olarak saygıyı haketmektedir. Ancak anlayışsız spartaküs hemen başımıza bir Stalin kesiliyor ve pos bıyıklarının altından bize "nyet!" diyor.

Kedi seven bir burjuvayı düşünelim. Bunun da Avrupalı gibi yaşama fentezileri olamaz mı? Bu üçüncü dünya ülkesinde zengin olan insanlar AVrupalı gibi yaşama fentezilerini de yaşayamıyacaksa ne anladık biz bu dünyadan? Allahtan reva mıdır bu?

İşte bu "allahtan reva" öfkesi ateist öfkenin temelindeki öfke olabilir mi? Vefik Sami bize kedilerden pisilerden ve Stalin bıyıklarından bahsederek çok derin bir anlayış sahibi olmamızı sağlıyor. "Spartaküs'ün Allah belasını versin" demeye getiriyor. "Vartor sokak köpeklerine tekme atan, yerlere de tüküren ve kola içip kutusunu sokağa atan bir ayıdır" izlenimi veriyor. Kedi sevmeyenden insan olmaz hissiyatını bize dolaylı olarak yaşatıp bir kere daha bize hatırlatıyor. Rab onu korusun. Tez gel ya Rab İsa, Amin.

Vefik Sami
04-04-2015, 16:42
sosyalmarx;

Bu denli basitleşeceğin, kendilerini yerine sehven kedilerini yazmış olmamadan namalanmaya tenezzül edecek derecede bayağılaşacağın aklıma gelmezdi.

İlk paragrafta bahsettiğin "kıvırma" ve "raks" ustalığını kendin sergilemişsin. Sana vaktiyle senin perdenden cevap verenler için salya-sümük ağlıyor, "Bu forma artık gelmeyeceğim" diye yakınıp duruyordun.

Ne o muhterem.
Sen başkaları ile alay edince "iyi"
Bir benzeri sana yapılanca "tu-kaka" öylemi.

Bu tavını çok iyi betimleyen Anadoluda bir deyim var.
Ama ben terbiyemi, bozmayacağım.
Anlayan anlar.

spartacus
04-04-2015, 17:37
Eğer içlerindeki öfke ve nefretin sebebi bu ise, evet; artık ateistlerdeki bu öfkenin nedenini anlıyor ve anlayışla karşılıyorum.
Sevgili Vefik Sami
Nefret ve öfke konusu tartışmalıdır bence. Lakin öfke inançlara değil, kişilere değil, korku imparatorlukları ve milyonlarca insana yaşatılan cehennem hayatına, çok açık aleni yapılan sahtekarlığa, alçaklıklara ve yarattığı karakter-sizliğe, heleki insanların öyle ya da böyle umutlarını, bağladıkları inançlarını sömürü, istismar haline getirilmişliğe. O kadar çok örnek var ki ard, arda eklesek buradan Ay'a yol olur... Yine de öfkede, gülmek gibi fark görmüyorum. sahte mimiklerle kvıırtmak bana göre değil, neysem oyum, insanım, sevinebilir, üzülebilir, gülebilir, kızabilirim. Ama hep dediğim gibi kişisel, şahsi olmasın, buna önem veriyorum ve bazıları konuyu unutup şahsına alıyor, oda her şeyin merkezine kendilerşni koydukları dinsel, ideolojik arzılardan kaynaklı.

Bazıları her şeyin merkezine kendisini koyduğu için, ifadelerin sertliğini kötüye kullanılabiliyor, ya da çıkarına/işine ters gelebiliyor, buna da yapabilecek bir şey yok. Ama atıyorum İŞİD kafasının şiddetlisinden, şiddetsizine doğru yol alan, ama her halükarda birilerinin cennet hayatını garantileyen, öleyise çıkar ortamının yarattığı o cehennemlere, o tarifi imkansız bencilliğe(bir insan düşünün ki, okşayacağı bir kaç tomar para adedinden, hiç gözünü kırpmadan 1000 kat daha fazla insanı, doğayı harcamış olsun). Ama HES'e karşı çıkarsanız, coğrafyaları işgal edip kan gölüne çevirenlere, ayak oyunalrına direnir, sahtekarlıkları ve yalanlarına da boyun eğmezseniz suçlusunuzdur! terörist, kötü, inkarcı, kafir, katl-i vacip.... Bazı çıkarların insanları sürüklediği zulümlere, esir ettiği köleleliğe, karanlığa ve sonuçlarına karşı çıkış, özünde öfkede değil, daha farklı, özlü/erdemli/onurlu bir durum, bazıları içinde provakatörlüğün, Hitler avaneliğinin(yalanın, sahtekarlığın) dışavurumu olup, konuyu provake etmeye dönebiliyor(sosyalmark gibi). Çirkin şeyler güzel, süslü sözlerle anlatılamıyor ne yazık ki, ne yaparsanız yapın pislikten bahsettiğiniz an, cümlenizde yerini almış oluyor, anlama değil kelimeye yönerirsek haliyle bulaşıyor.

"Diyojen bir gün elinde gündüz feneri(yani bildiğimiz fener), sokaklar da koşturup duruyormuş. Bunu gören herkes ona yaklaşıyor ve Diyojen ne yapıyorsun diyormuş. O tuttuğu feneri soruyu soranın yüzüne doğru iyice yakaştırıp, adam arıyorum, adam diyormuş." Pencereden baktığınızda sokakta hiddetle gezen bir insan gözlemlemiş olabilirsiniz, lakin o telaşın temeli bir arayıştır, kaynağı öfke değildir, öfke bile olsa öfkede gayet doğaldır, gülmek kadar, neysek o olalım, iki yüzlülük, sahtelik bize bir şey kazandırmıyor. örneğin birisi Muhammed için salavat kampanyası yapmıştı, adam ilk 3 ay elde ettiği parayı açıkladı, 2, 3,5.000 TL derken, bir anda eline geçeni açıklamaktan vazgeçti, kampanyadaki rakamı bilmem kaç milyon salavat diye yükseltti! Sevinip, gülmem mi gerekiyor? Ama ele alır, işlersem, çıkar ölçeğinde, nasıl güzel kelimeler dizebilirim ki, öfke timsali edilebiliyor ve bazıları içinde, kendisinin de aynı temel şeylerle sömürü yapıyor olması, gerçeğkten nefret ve ifşadan kaygı temelli rahatsız olup, ortamı provake edeceği biçimde şahsileştirme aracı(sosyalmark gibi) olabiliyor. halbuki ben bu şahsı tanımam bile, kişiler değil ne dedikleri, ne yaptıkları önemli benim için, güzel şeylerin cümleleri güzel, kötü şeylerin cümleleride güzellik abidesi olamıyor.....

Karanlığa yakacağınız bir mum, karanlığı yarmadan aydınlatmayacaktır, ve biz bir gözlem halinde, ışığın, karanlığa öfke ve acımasızca yaklaştığı sonucuna varabiliriz(ama bu bir yerde yanılsamadır, arzu edilen aydınlıktır aslında), mum sadece aydınlatır, bir yerlere öfke kusmak çerçevesine darlaştıramayız.

Bu arada 4 kedi besliyorum, hepside sokakta zor durumda iken alınmış, ikisi ile de üşüdükleri için4 ay varki, koynumda uyuyorum, tüm imkanlarımı kullanıyorum, elimde olsa da dünyanın heleki başta sürüm sürüm süründürülen, sömürülen, acı, keder dolu hayatları olan insanların, tüm canlıların, hiç bir başka birisinin oyuncağı, kölesi olmadığı ve muhtaç olmadığı bir hali görebilsem..

postalmarx
04-04-2015, 17:47
Vefik abi çok teessüf ederim beni yanlış anlamışsın. Kediler ve pisileri hepimiz severiz. Kedilerin kendilerinde de ateist öfke ve ahiret korkusu olabilir.

Ama şu konudaki tespitlerin bence tartışma açısından önemli ve daha üzerinde durmamız gerektiğini düşünüyorum: Öte dünyada raks var mı?

Şimdi Vefik abiye göre öte tarafta Hristiyan cenneti olduğundan, orada hurilerin ve dolayısıyla raksın, çenginin ve göbek dansının olmadığını varsaymalıyız. Bu durumda elimizde sadece yere lazer tutarak kedileri oynatmak kalıyor. Öte dünyada lazerli kalemler ve kediler varsa, ve Tanrı Baba da bu duruma okey veriyorsa, tek eğlencemiz bu olacak demektir.

Eskiden RAKS marka teyp kasetleri vardı. Vefik abi bilmesi lazım. Şimdi RAKS kasetler tabii ki tek marka değildi. Maxwell markası da vardı ve daha kaliteydi. RAKS kasetler Türk malı olup daha ucuzdu.

Vefik abi sende Comddore 64 var mıydı abi? Onda kastlerle oyunlar yüklenirdi.

Acaba öte dünyada bi,lgisayar oyunları olacak mı? Acaba 80lerin mi yoksa 2010ların oyunları mı olacak? Arcade makineleri mi yoksa Playstation 4 falan mı olacak?

PES turnuvaları olacak mı?

Kutsal Kitab'ın ilgili ayetlerine beraberce bakalım:

"Aziz Pavlus'un Malatya Kilisesine yazdığı mektuptan: Ahirette tek tek değil iki sıra halinde kapıda bekleyeceğiz. Kaynak yapmak bize yakışmaz. Hep birlikte dalmayın medeni olun. İsa sizlerle beraber olsun."

Bu ayetlerde gördüğümüz gibi iki sıra alınıyor insanlar cennette. Bu demektir ki iki kişi yanyana bir ekran başına oturacak ve herhangi bir konsol oyunu oynayacak demektir. Haleluya.

Stepal Kepton
04-04-2015, 18:00
...sahte mimiklerle kvıırtmak bana göre değil, neysem oyum...

Bakalım bir örneğe...

...
Ben hayatımda kaç kişiyle münakaşaya girdiysem ve sonunda o kişiler atsist oldularsa, ilk başladığımda asla inançsız olduğumu söylemedim. Korktuğumdan mı hayır, çekindiğimden mi hayır, çünkü muhatabım inançsızlık diye bir şeyi tanımıyordu, baştan böyle girersem, fikir alışverişi de başlamadan biterdi....

*O kişileri neden ateist yapma gereği duydunuz?
*Neden sizin doğrularınızı insanlar kabullenmeli?
*Sizin doğrularınız size başkalarının beynini yıkama hakkı veriyor mu?
*Sizin beyin yıkayan dindarlardan farkınız nedir?
*Madem ki olduğunuz gibisiniz, neden olduğunuz gibi olmadığınıza dair mesajlar yazıyorsunuz?
*Takıntılı olduğunuzu ve sizle aynı fikirde olmayan kişilere öfkenizi kabul ediyor musunuz?
*Siz atesitlerin peygamberi misiniz? Neden ateistliği başkalarına kabul ettiriyor veya anlatıyorsunuz?
*Sizin hayatınızda yaşadığınız değişimleri neden başkalarına empoze etmeye çalışıyorsunuz?
*Başkalarının kendi aklı olabilir mi?
*Madem korkmuyorsunuz neden atesit olduğunuzu açıklayıp dindarın hakkından gelmiyorsunuz? Her şekilde açık dürüst olmanız gerekmez mi?
*Sizce dindarların aynı yolla başkalarının yani sinsice başkalarının hayatını zehirleme ihtimalleri var mı ve sizce bu mümkün mü?

Sevgiler...

Vefik Sami
04-04-2015, 18:07
sosyalmarx;

Anladığın perdeden cevap vermekte sıkıntı çekmem. Ama; MESİH'in "Herkes yanında bulunandan verir" düsturu gereği, ben senin kışkırtmalarına karşılık vermeyeceğim. Şahsımla ilgili söylediklerin/söyleyeceklerin umurumda değil. Fakat bu denli kindar ve saldırgan tutum takınıyor olman; yazılarımın yerine ulaştığını gösteriyor.

Selâmetle.

Aleph
04-04-2015, 18:13
Ateistleri rahatsız eden tek şey dinin pazarlanması ve toplumsal baskı aracı olarak kullanılması değildir. Aklın ve sağduyunun ayaklar altına alınmasına, kutsalları ahlaksız birçok menkıbe içermesine rağmen dindarların ateistleri ahlaki temele sahip olmamakla suçlamasına da öfkelenir ateistler.
https://www.youtube.com/watch?v=p6DnujiVCwo

Vefik Sami
04-04-2015, 18:19
Ateistleri rahatsız eden tek şey dinin pazarlanması ve toplumsal baskı aracı olarak kullanılması değildir. Aklın ve sağduyunun ayaklar altına alınmasına, kutsalları ahlaksız birçok menkıbe içermesine rağmen dindarların ateistleri ahlaki temele sahip olmamakla suçlamasına da öfkelenir ateistler.


Benim burada bulunma/yazma nedenim; kişilerin subjektif tavırları değil. "Ateist" ya da "dindar" denildiğinde insanları bu iki kategoride toplamak ve değerlendirmek mümkün olmuyor. "O, onu demiş, bu bunu demiş"ten ziyade, ilkesel bir tavır geliştirip, münâkaşaları bu ilkesel temeller üzerinde sürdürme taraftârıyım.

Aleph
04-04-2015, 18:55
Benim ileri sürdüğüm argümanlar da ilkesel argümanlar zaten. Yoksa kimsenin kişisel yaklaşımı ve tutumu beni ilgilendirmiyor..

spartacus
04-04-2015, 19:04
Bakalım bir örneğe...



*O kişileri neden ateist yapma gereği duydunuz?
*Neden sizin doğrularınızı insanlar kabullenmeli?
*Sizin doğrularınız size başkalarının beynini yıkama hakkı veriyor mu?
*Sizin beyin yıkayan dindarlardan farkınız nedir?
*Madem ki olduğunuz gibisiniz, neden olduğunuz gibi olmadığınıza dair mesajlar yazıyorsunuz?
*Takıntılı olduğunuzu ve sizle aynı fikirde olmayan kişilere öfkenizi kabul ediyor musunuz?
*Siz atesitlerin peygamberi misiniz? Neden ateistliği başkalarına kabul ettiriyor veya anlatıyorsunuz?
*Sizin hayatınızda yaşadığınız değişimleri neden başkalarına empoze etmeye çalışıyorsunuz?
*Başkalarının kendi aklı olabilir mi?
*Madem korkmuyorsunuz neden atesit olduğunuzu açıklayıp dindarın hakkından gelmiyorsunuz? Her şekilde açık dürüst olmanız gerekmez mi?
*Sizce dindarların aynı yolla başkalarının yani sinsice başkalarının hayatını zehirleme ihtimalleri var mı ve sizce bu mümkün mü?

Sevgiler...
Sevgili Stepal Kepton
Bu yaptığına demagoji deniyor bilmem bilir misin.

Mimiklerle kıvırtmakla, şu dediklerin arasında nasıl bir bağ kurabildin?

Neysem oyum ayı bir şeydir, bir insanla girdiğim diyalogda, önyargıları öncülden çekme/dahil etmeme, DÜŞÜNCE/YÖNTEM/İNCİTMEMEK temelli tuttuğum yol ayrı, birisi kişiliğimle ilgili, öteki İLİŞKİMLE ve konuya girerken direk kişinin önyargısından girmememin böylelikle fikir/alışverişi üzerine bağlantı kurmamın kişliğimle ilgisi nedir?! Kıvırtmaya gerek kalmadan da ben bunu başarıyorum... Teessüf ederim.. Dinciler gibi gelmeyin, bir şeyide ifade edildiği gibi anlayın dediğimde kızıyorsun, sonra da gocunuyorsun, bir daha teessüf ederim. Bak lafımı esirgemedim, anladıysanız ne ala :) Şu yazdıkalrına bak! başkalarının da aklı olabilir mi, empoze vssss..., fikir alışverişi, ilişki, istişare diyorum sen benim adıma da saçmalıyorsun, her zaman ki gibi, benle o kişi o ilişkide eşittir o bana ben ona görüşümü ifade ederim, bir sorun varsa herkes fikrini belirtir, böyle bakarım :)

Hem sonra da şu yanıtımı öfke olarak değerlendirebiliyorsunuz etmeyin, yanımda değilsin ki göresin, gülümsüyorum gerçekte..

Sevgiler.:boink:

Stepal Kepton
04-04-2015, 19:14
Sevgili Stepal Kepton
Bu yaptığına demagoji deniyor bilmem bilir misin.

Mimiklerle kıvırtmakla, şu dediklerin arasında nasıl bir bağ kurabildin?

Neysem oyum ayı bir şeydir, bir insanla girdiğim diyalogda, önyargıları öncülden çekme/dahil etmeme, DÜŞÜNCE/YÖNTEM/İNCİTMEMEK temelli tuttuğum yol ayrı, birisi kişiliğimle ilgili, öteki İLİŞKİMLE ve konuya girerken direk kişinin önyargısından girmememin böylelikle fikir/alışverişi üzerine bağlantı kurmamın kişliğimle ilgisi nedir?! Kıvırtmaya gerek kalmadan da ben bunu başarıyorum... Teessüf ederim.. Dinciler gibi gelmeyin, bir şeyide ifade edildiği gibi anlayın dediğimde kızıyorsun, sonra da gocunuyorsun, bir daha teessüf ederim. Bak lafımı esirgemedim, anladıysanız ne ala :) Şu yazdıkalrına bak! başkalarının da aklı olabilir mi, empoze vssss..., fikir alışverişi, ilişki, istişare diyorum sen benim adıma da saçmalıyorsun, her zaman ki gibi, benle o kişi o ilişkide eşittir o bana ben ona görüşümü ifade ederim, bir sorun varsa herkes fikrini belirtir, böyle bakarım :)

Hem sonra da şu yanıtımı öfke olarak değerlendirebiliyorsunuz etmeyin, yanımda değilsin ki göresin, gülümsüyorum gerçekte..

Sevgiler.:boink:

Evet haklısınız. İki konuyu (ortak noktaları olsa da) belki karıştırmamam gerekiyordu ama gerçekten çok sinirlenmiştim. Özür dilerim. Yazdıklarımın arkasındayım ama etik olmadı, tutumum yanlış oldu, yanlış yerde yanlış zamanda... Gerçekten özür dilerim.

Stepal Kepton
04-04-2015, 19:15
.... mesaj silinmiştir. Yok silinmiyor sanırım zaman aşımına uğramış. Neyse siz dikkate almayın o mesajı.

spartacus
04-04-2015, 19:22
Evet haklısınız. İki konuyu (ortak noktaları olsa da) belki karıştırmamam gerekiyordu ama gerçekten çok sinirlenmiştim. Özür dilerim. Yazdıklarımın arkasındayım ama tutumum yanlış oldu, yanlış yerde yanlış zamanda... Gerçekten özür dilerim.Özür dilenecek bir durum yok, dert de etmeyin, olabilir, gülün geçin ölmedik buradayız. Acele etmeyin, önyargılarımız olabilir... Başka konuda olsa orada da size söyledim, size karşı bir yönelimim olmaz(siz böyle alıyor/sanıyorsunuz, sizi olumsuzlaayan görüşte, olumlayan görüşte benim için szie göre seçilmemiştir, neye göreyse ona göredir, dayanak/kaynak yani), olamaz, beni konu ve fikirlerimi nesnel bir zemine dayanaklandırmak, ve ortaya serebilmişlik(gözlem ve yorumunuza açıklık, böyellikle ifade edebilmişlik) bağlar. Siz farklı yorumlayabilirsiniz, lakin bir eleştiri göreceksem, yorumladığım taban-zemin, dayanak, olgu, olay ne ise onun esas alınmasını beklerim.
:grouphug:

vartor
05-04-2015, 05:15
Sayin Vefik Sami,
Benim icin en onemlisi uyenin dinli dinsiz olmasi degil, insan olup olmamasidir. ofkeli oldugumu gosteren iletilerimde, muhakkak birileri bu yumusak damarima basmistir.
Ateistler; samimi inançlara değil, inancın pazarlanmasına ve din denen olgunun sömürü aracı haline dönüştürülmesine karşılar.

Evet, dogru cevap.