Felâsife
13-04-2015, 00:41
Bekle kayıkçı, bende bir gün geleceğim.
Nere götürürsen, bende ora gideceğim.
Zaten başka bir seçenekte yok değil mi?
Anladım sustun, bende susup bineceğim.
Hadi akıl sustu diyelim, gönül nasıl sussun.
Cevaba odaklandık, cevapsızlık nice olsun.
Bari adını söyle kayıkçı, yoksa o da mı yok.
Niye orada bekler, nere gelir, nere gidersin.
Niçün beklersin gönül kıyımda, var git yoluna.
Çöl sessizliğinden de sessiz durma karşıma.
Bir cevap ver, bir söz söyle, halden anlasana.
Belki gelmekte istemem, cevap yok mu buna.
Kime konuşuyorum ben, yoksa sen bir hayal misin?
Öyleyse hayalim bir cevap ver, hangi tür hayalsin?
Bana konuşmayan hayal, benim hayalim nasıl olur?
Hayalime ruh verebilirken, sen nasıl ruhsuz kaldın?
Yoksa gerçek misin? ondan mı ruh veremedim, bu imkansız!
Kimseler bilmiyor ki seni, adını söyleyende yok, ama nasıl?
Sen benim hayalimde gezen, o sessiz kayıkçı değil misin?
Yüzünüde görmedim ki kayık gördüm, senin suretin var mı?
Yoksa bir suretinde mi yok, ondan mı sessizliği seçersin.
Hoş bir tercihin olsaydı, sen genede sessizliği seçersin.
Ruhla kolayda, mesele ruhsuz yaşayabilmek mi dersin.
Öyleyse ruhsuz durabiliyorsan, zaten sessizliği seçersin.
Acaba bazen sessizliği istemek, ruhsuzluğa bir özlem mi?
Bir tenhanın ebediyetine, hiçliğin hiçliğe olan gözlemi mi?
Hiçliği gözlemek için ruhsuz olmak gerekiyorsa... anladım.
Sonsuzluğa soru cevap yok, yok yok, varlığı kim ne etsin mi?
Teşekkürler sessiz kayıkçı, bilsenki neler söyledin bana.
Bildiğini biliyorum evet bile diyemesende o evettir bana.
Sen benim gönül kıyımda, sonsuzluk nöbetini beklerken.
Gün gelecek o sükunet, bakalım neler söyleyecek bana.
Artık yeter, şairin şiarı, şiiriyle anca bu kadar olur.
Sessizlik yolcularına, hayaletler sırdaş yoldaş olur.
Yeter ki anlamak iste, taş bile dile gelir bülbül olur.
Sözde mana olsada, manada söz sessizlikle olur.
(Felasife 12 Nisan 2015)
Nere götürürsen, bende ora gideceğim.
Zaten başka bir seçenekte yok değil mi?
Anladım sustun, bende susup bineceğim.
Hadi akıl sustu diyelim, gönül nasıl sussun.
Cevaba odaklandık, cevapsızlık nice olsun.
Bari adını söyle kayıkçı, yoksa o da mı yok.
Niye orada bekler, nere gelir, nere gidersin.
Niçün beklersin gönül kıyımda, var git yoluna.
Çöl sessizliğinden de sessiz durma karşıma.
Bir cevap ver, bir söz söyle, halden anlasana.
Belki gelmekte istemem, cevap yok mu buna.
Kime konuşuyorum ben, yoksa sen bir hayal misin?
Öyleyse hayalim bir cevap ver, hangi tür hayalsin?
Bana konuşmayan hayal, benim hayalim nasıl olur?
Hayalime ruh verebilirken, sen nasıl ruhsuz kaldın?
Yoksa gerçek misin? ondan mı ruh veremedim, bu imkansız!
Kimseler bilmiyor ki seni, adını söyleyende yok, ama nasıl?
Sen benim hayalimde gezen, o sessiz kayıkçı değil misin?
Yüzünüde görmedim ki kayık gördüm, senin suretin var mı?
Yoksa bir suretinde mi yok, ondan mı sessizliği seçersin.
Hoş bir tercihin olsaydı, sen genede sessizliği seçersin.
Ruhla kolayda, mesele ruhsuz yaşayabilmek mi dersin.
Öyleyse ruhsuz durabiliyorsan, zaten sessizliği seçersin.
Acaba bazen sessizliği istemek, ruhsuzluğa bir özlem mi?
Bir tenhanın ebediyetine, hiçliğin hiçliğe olan gözlemi mi?
Hiçliği gözlemek için ruhsuz olmak gerekiyorsa... anladım.
Sonsuzluğa soru cevap yok, yok yok, varlığı kim ne etsin mi?
Teşekkürler sessiz kayıkçı, bilsenki neler söyledin bana.
Bildiğini biliyorum evet bile diyemesende o evettir bana.
Sen benim gönül kıyımda, sonsuzluk nöbetini beklerken.
Gün gelecek o sükunet, bakalım neler söyleyecek bana.
Artık yeter, şairin şiarı, şiiriyle anca bu kadar olur.
Sessizlik yolcularına, hayaletler sırdaş yoldaş olur.
Yeter ki anlamak iste, taş bile dile gelir bülbül olur.
Sözde mana olsada, manada söz sessizlikle olur.
(Felasife 12 Nisan 2015)